Latest News
Everything thats going on at Enfold is collected here
Hey there! We are Enfold and we make really beautiful and amazing stuff.
This can be used to describe what you do, how you do it, & who you do it for.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Çiftçinin adı başka olaylara dahil edilmesin”
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“Dünya küresel bir gıda krizine giderken Türk çiftçisi hem ülkenin gıda güvencesini sağlıyor, hem istihdam yaratıyor, hem üretimde, hem ihracatta rekor kırıyor, hem de en az herkes kadar vergisini veriyor”
-“Çiftçinin adı başka olaylara dahil edilmesin”
-“Küçük işletme sahibi çiftçi ürününü satarken yüzde 1 ile yüzde 4 arasında değişen oranlarda stopaj, belirli işletme büyüklüğünün üzerindeki çiftçi ise artan oranlı, gerçek usulde gelir vergisine (yüzde 15-20-27-35) tabidir”
-“Hatta karşılıksız olduğu belirtilen tarımsal desteklerden de yüzde 4 stopaj kesintisi yapılmaktadır”
-“Çiftçi sadece tarımsal üretimde kullandığı motorinde, bütçeden bir yılda aldığı toplam desteğe yakın, 6,5 milyar lira vergi ödüyor”
-“Dünyada büyük bir kriz yaşandığı bir ortamda bunları başaran çiftçi konusunda herkes durup düşünmeli, bir destur demeli, aklını başına almalı”
Ankara – 26.07.2012 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, son günlerde medyadaki tartışmalarda “çiftçi”, “tarla”, “hasat” gibi atıflarda bulunulduğunu bildirerek, “dünya küresel bir gıda krizine giderken Türk çiftçisi hem ülkenin gıda güvencesini sağlıyor, hem istihdam yaratıyor, hem üretimde, hem ihracatta rekor kırıyor hem de en az herkes kadar vergisini veriyor. Çiftçinin adı başka olaylara dahil edilmesin” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarımın üretim açısından riskli bir sektör olmasına rağmen bu ülkenin çiftçilerinin, her türlü olumsuz hava koşullarının zorluğuna, sermaye eksikliğine, teknolojik yetersizliklere rağmen, az bir kazanca kanaat etmek suretiyle üreterek, öncelikle Türk insanının sağlıklı bireyler olarak topluma kazandırılmasına hizmet ettiğini vurguladı. Tarımın bunlarla da kalmayıp, Türkiye’nin istihdamının dörtte birini sağladığını bildiren Bayraktar, insanlara iş ve aş sağladığına dikkat çekti.
Tarımın devlete karşı olan görevlerini de eksiksiz yerine getirdiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Devletine bağlı olan çiftçimiz sessiz ama vakarlı bir şekilde vergi yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Küçük işletme sahibi çiftçi, ürününü satarken yüzde 1 ile yüzde 4 arasında değişen oranlarda stopaj vergisi (gelir vergisi) vermektedir. Belirli bir işletme büyüklüğünün üzerindeki işletmeye sahip çiftçi ise artan oranlı, gerçek usulde gelir vergisine (yüzde 15, yüzde 20, yüzde 27 ve yüzde 35) tabidir. Hatta karşılıksız olduğu belirtilen tarımsal desteklerden de yüzde 4 stopaj kesintisi yapılmaktadır. Yani daha destek eline geçmeden yüzde 4 vergi vermektedir.
Sektör, tarımsal üretimde temel girdi olarak kullandığı elektrik, gübre, mazot, ilaç ile makine ekipmanın vergisini, tüketici seviyesinde ödüyor. Ayrıca motorine yüzde 30 özel tüketim vergisi (ÖTV), yüzde 18 katma değer vergisi (KDV) veriyor. Ülkemizde tüketilen motorinin dörtte birini (3,5 milyar litre) kullanıyor ve sadece bu üründe, bütçeden bir yılda aldığı toplam desteğe yakın, 6,5 milyar lira vergi ödüyor. Gübre ve elektrikte de yüzde 18 vergi veriyor. Bütün tarımsal girdilerde çiftçi için hiçbir özel oran uygulanmıyor.”
Türk çiftçisinin, mali açıdan kendini çevirmekte zorlandığı için özel bankalardan yüksek faizli kredi kullandığını, bunun yanı sıra yüksek vergiler uygulanan gübre, mazot, elektrik gibi girdileri yeterince kullanamadığını belirten Bayraktar, bunun da tarımda verimliliği çok olumsuz bir şekilde etkileyerek, hem çiftçiye hem de ülkeye büyük zarar verdiğine dikkat çekti.
-Zarar etse bile çiftçi vergisini ödüyor-
Çiftçinin aldığı destekten çok daha fazlasını bu ülkeye verdiğini, vergisini vermeyen bir sosyal kesim olmadıklarını, tam tersi hem üreten, hem toplumu besleyen, vergisini veren, istihdam sağlayan, ihracat yapan bir kesim olduklarını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Gelirinden fazla vergi veren çiftçi var. Zarar etse bile çiftçi vergisini ödüyor. Zaten malını satarken vergisi peşin kesildiği için karına zararına bakılmıyor. Vergiyi peşin veriyor. Sosyal Güvenlik Kurumu, yüzbinlerce, milyonlarca lira para kazanan futbolcuların, antrenörlerin sigortasının asgari ücretten gösterildiğini, bu tutarların tavan seviyeye çıkarılması sonucu kurumun 38 milyon lira ek gelir kazandığını daha yeni açıkladı. Basketbolculara da aynı uygulamanın yapılacağını söyledi. Asgari ücretten bile daha az vergi veren ama milyonlarca lira para kazandığını bildiğimiz serbest meslek mensuplarını her yıl gazetelerden okuyoruz.”
-Tarım vazgeçilmez ve stratejik bir sektör-
Bayraktar, her ülke için vazgeçilmez, stratejik bir sektör olan tarımda önümüzdeki 10 yıl içinde fiyatların şimdikinden yüzde 10-30 oranında daha yüksek seyredeceğini, yağlı tohumların fiyatlarının buğday ve diğer hububat fiyatlarından daha fazla artacağının tahmin edildiğini belirtti. Dünyada gıda fiyatlarında ani artışlar olması ihtimalinin önümüzdeki yıllarda daha da fazla görüleceğini bildiren Bayraktar, “tarımsal üretimde, geçtiğimiz 20 yılda yüzde 2 olan yıllık ortalama büyüme oranının önümüzdeki 10 yıl içinde yıllık ortalama yüzde 1,7’ye gerileyeceği tahmin ediliyor. Oysa 2050 yılına kadar nüfus artışı ve gelişen ekonomilerde tüketici taleplerindeki değişimle artan gıda talebinin karşılanması için tarımsal üretimin yüzde 60 oranında artması gerekiyor” dedi.
Şemsi Bayraktar, bunları yanı sıra, 2021 yılına kadar biyoetanol ve biyodizel üretiminin ikiye katlanacağının; biyoyakıt üretimi için dünya yağlı tohumlar üretiminin yüzde 14’ünün, bitkisel yağ üretiminin yüzde 16’sının ve şekerkamışı üretiminin yüzde 34’ünün kullanacağının tahmin edildiğini bildirdi.
-Üretim-
Bayraktar, Türk tarımının, 2011’de balıkçılıkla beraber, 105,1 milyar liralık, dolar bazında ise 62,7 milyar dolarlık gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) ulaştığını kaydetti. 2011 yılında gerçekleşen yüzde 5,25’lik büyümeyle tarım, avcılık, ormancılık ve balıkçılığın, 2007’deki yüzde 6,74’lük gerilemesinden sonra üst üste 4 yıldır büyüdüğü (2008 yüzde 4,39, 2009 yüzde 3,44, 2010 yüzde 2,36, 2011 yüzde 5,25) belirten Bayraktar, 2002-2011 döneminde tarım ve balıkçılıktaki yıllık ortalama büyümenin yüzde 2,6, 2008-2011 dönemindeki yıllık ortalama büyümenin ise yüzde 3,86 olduğunu bildirdi.
Tarım, avcılık ve ormancılık ile balıkçılığın, 2012’nin ilk 3 ayında ise yüzde 4,56 ile imalat sanayinden, ticaretten, inşaat ve madencilik sektörlerinden daha fazla büyüyerek ülke ekonomisine büyük katkı sağladığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“İlk üç ayda (Ocak-Şubat-Mart 2012) tarım, avcılık ve ormancılıkta yüzde 4,5, balıkçılıkta yüzde 4,8 büyüme olurken, imalat sanayinde yüzde 2,7, toptan ve perakende ticarette yüzde 0,9, inşaatta yüzde 2,8 büyüme, madencilik ve taşocakçılığında yüzde 0,6 gerileme meydana geldi.
Yurtiçi hasılada yüzde 3,2 büyümeye karşın, tarımdaki büyümenin yüzde 4,5’i aşması, tarımın ekonomiye olumlu desteğinin devam ettiğini gösteriyor.
Tarım, avcılık, ormancılık ve balıkçılığın milli gelirdeki payı ise 2011 yılında yüzde 8,12 oldu.
2011 yılında bir önceki yıla göre üretim miktarları, tahıl ürünlerinde yüzde 7,4, sebzelerde yüzde 6 ve meyvelerde yüzde 3,5 oranında artış gösterdi. 2011 yılında üretim miktarları yaklaşık olarak tahıl ürünlerinde 35,2 milyon ton, sebzelerde 27,5 milyon ton ve meyvelerde 17,2 milyon ton olarak gerçekleşti.”
-İhracat-
Tarım sektörünün, en son Haziran ayında da ihracatın yüz akı olduğunu, genel ihracatta Haziran ayında yüzde 3,59 artış olmasına karşın, tarımın ihracat artışında yüzde 12,12 ile yine birinciliği aldığı bilgisini veren Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bu rakam madencilikte yüzde 11,69, sanayide yüzde 2,08 düzeyinde kaldı.
İlk 6 aylık ihracat tarımda 9 milyar 303 milyon 644 bin dolara, son 12 aylık ihracat 18 milyar 891 milyon 639 bin dolara yükseldi. Bu rakam, geçen yılın ilk 6 ayında 8 milyar 284 milyon 271 bin dolar, son 12 aylık döneme bakıldığında ise 2011 Haziran ayı itibarıyla 16 milyar 453 milyon 537 bin dolar düzeyindeydi.
Son 12 aylık rakamlarda tarım yüzde 14,82 ihracat artışı sağlarken, sanayi yüzde 9,43, madencilik yüzde 5,6’da kaldı.
Tarım, hem Haziran, hem Ocak-Haziran, hem de yıllık bazda ihracat artışında sanayi ve madenciliği kat be kat geçti. Haziran ayında tarım sektörü, ihracat artışında sanayinin 6 katından fazla bir rakama ulaştı.
Veriler, 2011 yılında 17,9 milyar dolar olan gıda ve tarım ihracatının 2012 yılında 20 milyar doları geçeceğini gösteriyor.”
-İstihdam-
Bayraktar, Türk tarımının, sanayi sektöründen, kış aylarında yaklaşık 732 bin, yaz aylarında 2 milyon 22 bin üzerinde istihdam sağladığını, genelde de aylar itibarıyla 5 milyon 416 bin ile 6 milyon 705 arasında değişen sayıda kişiye istihdam sağladığını bildirdi. En son verilere göre Nisan ayında 6 milyon 11 bin kişiyi istihdam ettiğini vurgulayan Bayraktar, en son Nisan ayında, istihdamın yarıya yakınını yaratan hizmetler sektöründe 113 bin, inşaat sektöründe 231 bin, sanayide sadece 72 bin kişilik bir istihdam artışı olmasına karşın tarımdaki istihdam artışının 398 bin kişiyi bulduğunu belirtti.
Son 1 yıllık dönemde mevsimsel oynamalar nedeniyle tarımın istihdamdaki payının aylar itibarıyla yüzde 23,1 ile yüzde 26,9 arasında değiştiğini anlatan Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Tarımda 2012 Nisan ayı rakamlarına göre hala 6 milyondan fazla istihdam yaratılması, tarımın bu ülkeye yaptığı en iyi hizmettir. Tarım, son 1 yıllık dönemde, her ay sanayiden çok daha fazla istihdam sağlamıştır. Geçen yıl tarım, sanayiden Nisan ayında 1 milyon 202 bin, Mayıs ayında 1 milyon 496 bin, Haziran ayında 1 milyon 903 bin, Temmuz ayında 1 milyon 995 bin, Ağustos ayında 2 milyon 22 bin, Eylül ayında 1 milyon 768 bin, Ekim ayında 1 milyon 635 bin, Kasım ayında 1 milyon 289 bin daha fazla istihdam yarattı. Kış aylarında bile tarım, sanayiden yüz binlerce kişi daha fazla istihdam sağladı. 2011 Aralık ayında 899 bin, 2012 Ocak ayında 732 bin, Şubat ayında 743 bin, Mart ayında ise 893 bin daha fazla istihdam yarattı. En son Nisan ayında da sanayiden 1 milyon 219 bin kişi daha fazla istihdam sağladı.”
Bayraktar, tarımın özellikle yaz aylarında 1,3 milyon ek istihdam sağlayarak istihdamdaki sorunu büyük ölçüde çözdüğünü de belirtti.
-Gıda güvencesi-
Dünyayı yeni bir gıda krizinin beklediğini, başta ABD olmak üzere, Avrupa ve Asya’da yaşanan kuraklığın, uluslararası piyasada mısır, buğday ve soyada fiyat artışlarına neden olduğunu, bu durumun gelişmekte olan ülkelerde gıdaya ulaşımı zorlaştıracağını, sosyal patlamalara ve ayaklanmalara bile neden olacağını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Türk çiftçisi bu ülkeye gıda güvencesi sağlıyor. Birçok ülkede gıdada kriz beklenirken, Türkiye’de bir tehlike görünmemesinin nedeni çiftçinin her şeye rağmen üretimi devam ettirmesidir. Çiftçinin üretim için çabalaması sonucu Türkiye, birçok gıda ürününde kendine yeter bir ülke konumundadır. Yeterlilik derecesi, meyvelerde yüzde 138,49, sebzelerde yüzde 106,75, buğdayda yüzde 102,23’ü, arpada yüzde 104,68, pirinçte yüzde 90,7, mısırda yüzde 79,58, kuru baklagillerde yüzde 95,76, patateste yüzde 102,28, şekerde yüzde 115,38, pamukta yüzde 100,68 düzeyinde. Türkiye, 32,4 milyon ton tahıl, 24 milyon ton sebze, 17,9 milyon ton şeker pancarı, 15 milyon ton sebze üretiyor. Süt üretimi 15 milyon tonu aştı. Yani Türkiye, mısır, yağlı tohumlar, muz, kırmızı et gibi sınırlı sayıda ürün dışında kendine yeter üretimi yapıyor, halkın gıda güvencesini sağlıyor.”
Bayraktar, çiftçinin bütün bunları yaparken, doğal afetlerle de uğraştığını kaydetti. 2011–2012 üretim dönemi başlangıcından itibaren gerçekleşen aşırı yağışlar, mevsim normallerinin altında gerçekleşen hava sıcaklıkları, don, dolu, fırtına ve benzeri risklerin tarım ürünlerine önemli zararlar verdiğini bildiren Bayraktar, “tabii afetlerde ağır bilanço yaşandı. 41 ilde 139 bin çiftçiye ait 8 milyon 172 bin dekar alan tabii afetlerden zarar gördü” dedi.
Şemsi Bayraktar, dünyada büyük bir kriz yaşandığı bir ortamda bunları başaran, evlerde, klimalı bürolarda yüksek hava sıcaklıklarından şikayet edilirken güneşin altında tarlada çalışan çiftçi konusunda herkesin durup düşünmesi, bir “destur” demesi, aklını başına alması gerektiğini bildirdi. Bayraktar, Atatürk’ün, çiftçinin toplum için vazgeçilmez olduğunu, o üretemezse Türkiye’nin aç kalacağını bildiği için ‘köylü milletin efendisidir’ dediğini açıklamasına ekledi.
Gıdada AB standartları dönemi başladı
-Gıdada AB standartları dönemi başladı
-Bakan Eker “gıda güvenilirliği sistemi”ni Genel Başkan Bayraktar’ın da katıldığı basın toplantısıyla açıkladı
İstanbul – 12.01.2012 – Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Türkiye’yi gıda konusunda AB standartlarına ulaştıracak, “gıda güvenilirliği sistemi”nin detaylarını, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda sektör temsilcisinin de katıldığı toplantıda konuşan Eker, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında, bugünden itibaren uygulanacak mevzuata ilişkin, ”Yediğimiz içtiğimiz her şeyin, her aşamasıyla ilgili çağdaş standartları belirlemek ve zincirin her aşamasında denetlemek gerekiyor, biz bu mevzuatı bunun için yaptık” dedi.
Eker, AB standartlarında bir gıda denetim sisteminin yeniden tesis edildiğini ve 100’ün üzerinde düzenlemenin yürürlüğe girdiğini belirtti.
Türkiye’nin AB ile tam üyelik müzakerelerinin sürdüğüne işaret eden Eker, bu konuda Türkiye’nin yaşayabileceği en büyük problemin, gıda konusunda olacağını söyleyenler olduğunu hatırlatarak, ”Bu haksızlıktır. Doğru değildir. Ve bu gıda kanunuyla bu mevzuatla aslında Türkiye’nin AB standartlarını çok rahat bir şekilde yakaladığını, yakalayabileceğini ve uygulama kabiliyetine sahip olduğunu göstermiş oluyoruz. Diğer birçok fasıl, henüz müzakereye açılmamışken, biz gıda faslını müzakereye açtık ve bu kanunla uygulamaya şimdi koyduğumuz 102 yönetmelik, aslında AB’yle uyumun ve entegrasyonun da gıda ve gıda sektörüyle ilişkili olarak daha kolay olacağını, Türkiye’nin bunu yerine getirdiğini göstermesi bakımından önemli” dedi.
Mehdi Eker, ticari olarak da Türkiye’nin marka alanını gıdanın oluşturduğunu, Türkiye kelimesinin yurt dışında gıda ile olduğu kadar başka hiçbir endüstriyel ya da teknoloji ürünüyle anılmadığını vurgulayarak, çıkarılan mevzuatın bu açıdan da büyük önemi bulunduğunu kaydetti.
5996 sayılı kanunun ve bu kapsamda çıkarılan yeni mevzuatın ayrıntılarından da örnekler veren Bakan Eker, “Gıda, toprağa atılan tohumdan, çatalınızın ucuna, tabağınıza gelinceye kadar bütün safhaları kontrol ediliyor” dedi.
Gıdanın standartlara uygunluğu yetkisinin de yapısı değişen kendi bakanlığı bünyesine verildiğini dile getiren Eker şöyle devam etti:
”Gıda güvenliği için oluşturulan stratejik plan çerçevesinde 12 ayrı eylem planı hazırlandı. Bunlar, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, alkollü ve alkolsüz içecekler, takviyeli gıdalar vb. ile ilgili eylem planı hazırlandı.
Bir başka husus işletme kaydı ve onayı. Daha önce sadece gıda üretim yerleri kayıt altına alınırken, bundan sonra sadece üretim yapan değil, toplu tüketim ve satış yerleri de kayıt altına alınacak.
İzleme güvenliği olacak. Yumurta hangi çiftlikten, ilden geldi bileceğiz. Et ve et ürünleri nerede imal edilmiş, hangi bölge, hangi çiftlikte imal edilmiş, bunu geriye doğru izleyebileceğiz. Ancak, sebze ve meyvede zaman alacak bunun başlaması.
Tüketici sağlığının korunması amacıyla taklit ve hileli ürün üreten firmalar artık Bakanlıkça kamuoyuna açıklanacak. Eskiden bu yasa olarak mümkün değildi. Sadece ceza hak edenleri teşhir etmek maksadıyla değil, bir şey daha getireceğiz, toplum sağlığına katkı amacıyla da uygun ürün satan firmalara da ödül vereceğiz. Böylece iyi ve kötüyü birbirinden ayıracağız. Yem fabrikaları ve çiftlikler ürettikleri ve hayvanlara yedirdikleri yemlerin kaydını tutacaklar. Kendisi için de üretiyorsa, başkasına da satacaksa bunların kaydını tutacaklar.
Hayvanlara kötü muamele yapılamayacak, gerek çiftlikte, gerek taşınırken, gerek kesilirken eziyet olmaması esas. Hayvanlara ayrılan alanın belli standardı olacak. Hayvanlar 8 saatten fazla yolculuk yaptırılmayacak. Belli aralıklarla dinlendirilecek. Evde hayvan satılan üretilen yerlerde de hayvan haklarıyla ilgili standartlar geliştirildi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar’dan Hatay Ziraat Odası’na ziyaret
TZOB Genel Başkanı Bayraktar’dan Hatay Ziraat Odası’na ziyaret
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanı Eker, Adalet Bakanı Ergin, Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz, Antakya Belediye Başkan Vekili Aytaç Kınay, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Sezgin, bölge oda başkanları ve bakanlık bürokratları Hatay Ziraat Odası’nı ziyaret etti.
Hataylı çiftçilerle bir araya gelen heyet, çiftçilerin sorunlarını dinledikten sonra, çözüm arayışlarının en kısa sürede neticelendirileceğini söylediler.
Bayraktar Hatay oda ziyareti sonrası Adana’ya dönerken Belen Ziraat Odası’nı da ziyaret etti.
Fındık hasadı
-Fındık hasadı
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“Fındıkta mevcut durum sürerse sorun olur. Ya
TMO piyasayı regüle etmeli ya da alan bazlı destek
verilmeli”
-“Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın alan bazlı
destekle ilgili çalıştığını biliyoruz. Bakanlıktan
çalışmaları hızlandırmasını istiyoruz”
-“TMO’nun bu üretim sezonunda da fındık fiyatlarının
tahmin edilen yüksek rekolteden dolayı düşmemesini
temin etmek amacıyla, piyasayı regüle etmesi, piyasada
fiyat istikrarının oluşması için müdahale alım fiyatlarını
belirlemesi büyük önem arz ediyor”
-“TMO’nun piyasaya müdahale etmemesi durumunda
fındıkta dekar başına 150 lira olarak belirlenen ve 3 yıldır
hiçbir artış yapılmadan devam eden, fındık üreticilerimizin
yaklaşık yüzde 84’ünün faydalandığı alan bazlı desteklerin
sürdürülmesi gerekir”
Ankara – 06.08.2012 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım sektöründe, ihracatta ön planda yer alan fındık hasadı ile ilgili olarak , “fındıkta mevcut durum sürerse sorun olur. Ya TMO piyasayı regüle etmeli ya da alan bazlı destek verilmeli” dedi.
Bayraktar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın alan bazlı destekle ilgili çalıştığını bildiklerini, bakanlıktan bu konudaki çalışmaları hızlandırmasını istediklerini belirtti.
Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, ekonomide önemli yeri olan fındıkta Türkiye’nin, dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 75’ini karşıladığını, 2011-2012 sezonunun 11 aylık döneminde 216 bin 595 ton iç fındık ihracatından 1 milyar 722 milyon 283 bin 53 dolar gelir elde edildiğini bildirdi.
Genel olarak fındık tarımı yapılan Karadeniz Bölgesi’nde yaklaşık 2 milyon üreticinin geçim kaynağı olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Fındık üretiminin aynı zamanda bölgede doğrudan ya da dolaylı olarak pek çok insanın geçimini temin etmesi, birçok firmanın fındık ticaretiyle uğraşması, emek yoğun iş kolu olması nedeniyle de işsizliğin önlenmesinde önemli rol oynuyor. Fındığa katma değer sağlayan sanayi sektöründeki istihdamı ve ticareti nedeniyle de fındık, bu bölgemizde sosyo-ekonomik yapının lokomotifi durumunda. Diğer taraftan topoğrafik yapısı itibarıyla tarıma elverişsiz eğimli arazilere sahip zor coğrafyada üreticilerimizin fındık üretimi yapması, erozyonu ve olabilecek heyelanları önleyerek topraklarımızın muhafazasında rol oynaması bakımından da büyük önem arz ediyor.”
-Yıllar itibarıyla fındık veriminde önemli dalgalanmalar görülüyor-
Bölgede fındık veriminde yıllara göre önemli dalgalanmalar görüldüğünü, iklim şartları, gerekli kültürel işlemlerin yeterince yapılmaması ve fındık bitkisinde görülen periyodisite (var yılı-yok yılı), fındık bahçelerinin yaşlı olması gibi etkenlerin verimde değişikliklere neden olduğunu bildiren Bayraktar, açıklamasında şu bilgileri verdi:
“Bölgeden alınan veriler, 2012/2013 üretim döneminde gerek iklim şartlarının uygun gitmesi, gerekse de üründe ‘var yılı’ olması gibi nedenlerle rekoltenin bir miktar yüksek olacağı yönündedir. Buna karşılık sınırlı sayıda alıcının olması, henüz hasat sezonu tamamlanmamasına karşılık yüksek rekolte açıklamaları nedeniyle tüccarın fındığı çok düşük fiyatlarla almak istemesi, üreticinin mağduriyetine neden olacaktır. Nitekim şu anda oluşan piyasa fiyatlarında az da olsa düşüşler olduğu, alıcıların bir kısmının fiyatların daha da düşeceği beklentisiyle fiyat vermediği gözleniyor. Zaten serbest piyasa ekonomisi kurallarına aykırı durum gösteren ‘400 bin fındık üreticisine karşılık çok az sayıdaki alıcı’ tablosu piyasayı olumsuz etkileyecek ve üreticinin daha da zor durumda kalmasına neden olacak.”
-Verim düşüklüğü ve çok parçalı arazi maliyetleri artırıyor-
Bayraktar, üreticinin verimli ve kaliteli ürün için, fındık üretiminin başlangıcından hasat dönemine kadar geçen devrede mazot, gübre, ilaç gibi gerekli temel girdileri kullandığını, Türkiye’de özellikle mazot, gübre gibi girdilerin fiyatlarının oldukça yüksek olduğunu vurguladı. Diğer taraftan özellikle Doğu Karadeniz bölümünde yer alan kaliteli fındığın üretildiği ekonomik ömrünü tamamlamış fındık bahçelerindeki verim düşüklüğü ve işletmelerin küçük ve çok parçalı olmasının maliyetleri daha da artırdığına dikkat çeken Bayraktar, “Buna fındık toplama işçilik maliyetlerinin de eklenmesiyle maliyetler daha da yükselmektedir. Üreticimizin ürününü maliyetinin altında bir fiyata satması, zor durumda olan üreticimizin daha da mağdur olması demektir” dedi.
-TMO’nun alım fiyatlarını belirlemesi önem arz ediyor-
TZOB Genel Başkanı, belirtilen nedenlerle çiftçinin zor anlarında yanında olan Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO), daha önceki yıllarda olduğu gibi üreticinin fiyatlarla ilgili beklentilerine olumlu katkı sağlaması gerektiğine dikkat çekti. Bayraktar, TMO’nun bu üretim sezonunda da fındık fiyatlarının tahmin edilen yüksek rekolteden dolayı düşmemesini temin etmek amacıyla, piyasayı regüle etmesi, piyasada fiyat istikrarının oluşması için müdahale alım fiyatlarını belirlemesinin büyük önem arz ettiğini bildirdi.
-TMO müdahale etmezse alan bazlı destek gerekli-
TMO’nun piyasaya müdahale etmesinin mümkün olmaması halinde alan bazlı desteğin devam etmesi gerektiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bilindiği üzere fındık üretim maliyetlerini düşürmek amacıyla 2009 yılının Haziran ayında açıklanan Fındık Stratejisi kapsamında; fındığın taban arazilerden sökülmesi, daha ziyade yamaç arazilerde üretimin desteklenmesi amacıyla fındık üreticilerine dekara 150 lira destek prim olarak ödenmeye başlanmıştı. Üretim maliyetlerini aşağıya çeken ve 3 yıldır uygulanan alan bazlı destekler, 2011 yılında sona ermiş, bu dönemde fındık üreticilerine toplam 1,8 milyar lira ödeme yapılmıştı.
Bölgemizde kaliteli fındık üretiminin sürdürülebilirliği, ihracat açısından önem arz eden piyasadaki fiyat istikrarı ile yeterli miktarda kaliteli ürünün piyasada bulunabilmesi, ancak, yüksek üretim maliyeti nedeniyle zor durumda olan üreticinin desteklenmesiyle mümkün olabilecektir. Bu nedenle TMO’nun piyasaya müdahale etmemesi durumunda fındıkta dekar başına 150 lira olarak belirlenen ve 3 yıldır hiçbir artış yapılmadan devam eden, fındık üreticilerimizin yaklaşık yüzde 84’ünün faydalandığı alan bazlı desteklerin sürdürülmesi gerekir.”
Bayraktar, bu hususun, Türkiye için ekonomik önemi büyük olan fındığın hak ettiği değeri bulabilmesi, ihracatta bulunduğu yeri koruyabilmesi ve dış dünyada kaliteli Türk fındık imajının zedelenmemesi açısından büyük önem arz ettiğini vurguladı.
Bayraktar, Gül’ün Nazarbayev onuruna verdiği yemeğe katıldı
-Bayraktar, Gül’ün Nazarbayev onuruna verdiği yemeğe katıldı
-Çankaya Köşkü’nde verilen yemeğe TBMM Başkanı Çiçek,
Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, MHP
Genel Başkanı Bahçeli’nin de olduğu üst düzey katılım oldu
Ankara – 11.10.2012 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev onuruna verdiği yemeğe katıldı.
Bayraktar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dün akşam Çankaya Köşkü’nde Nazarbayev onuruna verdiği yemekte hazır bulundu. Gül ve Nazarbayev, yemeğe katılan konukları Büyük Resepsiyon Salonu’nun girişinde karşıladı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yemekte yaptığı konuşmada, Türkiye ile Kazakistan arasında siyasi, ekonomik, savunma ve kültürel alanlardaki ilişkilerin giderek daha da derinleşeceğine olan inancını dile getirerek, ”İlişkilerimizin daha da yoğunlaştırılması için hava, kara ve demiryollarından etkin, kesintisiz ve entegre olarak istifade edilmesi elzemdir” dedi. İki ülke arasında 4 milyar dolar seviyesinde bulunan ticaret hacminin gerçek potansiyeli yansıtmaktan uzak olduğuna işaret eden Gül, 10 milyar dolar ticaret hacmi hedefine kısa sürede ulaşmak için elbirliğiyle çalışılacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Gül’e sağlık ve başarı dileyen Nazarbayev, konuşmasını, ”Kökleri ezele dayanan ülkelerimiz arasındaki güçlü dostluğumuz ebedi olsun. Türk dili konuşan halklar beraber olalım. Türk dünyasının birliği tüm toplumlara örnek olsun” dilekleriyle bitirdi.
Konuşmaların ardından Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Cumhurbaşkanı Gül’e, ülkesinin en yüksek devlet nişanı olan ”Altın Kartal” nişanını takdim etti.
-Yemeğe üst düzey katılım-
Yemeğe, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ekonomi Bakanı Zafet Çağlayan, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bazı milletvekilleri, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Bekir Okan, Ali Sabancı, Ahmet Çalık, Akın İpek ve Fettah Tamince’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda iş adamı, akademisyenler ve diğer davetliler katıldı.
Başbakan Erdoğan yemeğe, Nazarbayev’in kendisine takdim ettiği devlet nişanını takarak geldi.
Bu arada, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Çankaya Köşkü’nde yabancı bir devlet başkanı onuruna verilen akşam yemeğine ilk kez katıldı.
Yemeğin ardından gerçekleştirilen kültürel programda, Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının güftesi Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev’e ait ”Üş Konır” adlı eseri icra ettikleri öğrenildi.
Şemsi Bayraktar, DEİK Yönetim Kurulu’na girdi
Şemsi Bayraktar, DEİK Yönetim Kurulu’na girdi
-Başbakan Erdoğan:
-“Hükümetin aktif politikaları çerçevesinde başta
DEİK olmak üzere uluslararası iş kuruluşları,
dünyayı karış karış dolaşıyor ve tüm dünyada iş
imkanlarını kovalıyor”
-TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu:
-“2023 yılında yurt dışında 100 milyar dolar yatırıma
sahip bir ülke olmayı hedefliyoruz”
İstanbul – 24.12.2012 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Üyesi oldu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstanbul’da Swissotel’de 22 Aralık Cumartesi günü düzenlenen DEİK Olağan Genel Kurulu’nda, yeni yönetim kurulu seçildi.
Seçim sonucu belirlenen yeni yönetim kurulu, Yönetim Kurulu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu olmak üzere, Şemsi Bayraktar, Rona Yırcalı, Bendevi Palandöken, Hasan Sert, Murat Ülker, Halim Mete, Murat Yalçıntaş, Mustafa Boydak, Ayhan Zeytinoğlu, Şerafettin Aşut, Cem Kozlu, Remzi Gür, Nail Olpak, Başaran Ulusoy, Tuncay Özilhan, Ahmet Akbalık, Erdal Eren, Ferit Şahenk, Tuğrul Erkin, Zeynel Abidin Erdem, Zeynep Bodur Okyay, Mithat Yenigün, Mehmet Habbab, Aykut Eken ve Bahri Can Çalıcıoğlu’dan oluştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, genel kurulda yaptığı konuşmada, hükümetin aktif politikaları çerçevesinde başta DEİK olmak üzere uluslararası iş kuruluşlarının dünyayı karış karış dolaştıklarını ve tüm dünyada iş imkanlarını kovaladıklarını ifade ederek, DEİK’in iş konseyi sayısının 109’a ulaştığını bildirdi.
Sadece bu yıl 11 ülkeyle Türkiye arasındaki vizeleri kaldırdıklarını, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vizesiz gidebileceği ülke sayısını 64’e, sınırda vize alabildiği ülke sayısını 11’e yükselttiklerini hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:
”Şu anda küresel finans krizi nedeniyle birçok ülke yurt dışı temsilciliklerini kapatıyor, yurt dışı operasyonlarını askıya alıyor, bu yolla tasarruf sağlamaya çalışıyor. Böyle bir süreçte biz, yurt dışı temsilciliklerimizi çoğaltmaya ve güçlendirmeye devam ediyoruz. 2002 yılında Türkiye’nin dünya genelinde 93 büyükelçiliği vardı. Biz, 10 yılda 27 yeni büyükelçilik açtık ve toplam sayıyı 120’ye çıkardık. Afrika kıtasında sadece 12 büyükelçiliğimiz vardı. Bu sayıyı şimdi 34’e ulaştırıyoruz. 2002’de 163 olan dış temsilcilik sayımız, şu anda 204’e ulaştı. Bunu en kısa zamanda 231’e çıkaracak ve dünyanın en yaygın örgütlenmiş 5 ülkesinden biri olacağız. Bu yaygın örgütlenme içinde ekonomi özellikle öne çıkıyor. Sadece 2012 yılında 23 yeni merkezde ticaret müşavirlikleri tesis ettik. Ticaret müşavirlerimizin görev yaptığı merkez sayısı 2002’de 62 iken, rekor bir sayı 160’a ulaştı. 2002’de 84 müşavir görev yaparken, şu anda 238 müşavir bu merkezlerde görev yapıyor.”
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, genel kurulda, 2023 yılında yurt dışında 100 milyar dolar yatırıma sahip bir ülke olmayı hedeflediklerini söyledi.
Türkiye’de, Avrupa’da tüketilen her dört televizyondan ve beyaz eşyadan birini üreten, otomotivin anavatanına araba satan sanayicilerin bulunduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
”Sibirya’nın eksi 40 derece soğuğunda toplu konut, Fas’ın 40 derece sıcağında rafineri yapan müteahhitlerimiz var, Bombay’da, Macaristan’da havaalanı işleten, Katar’da, Tunus’ta, Makedonya’da havalananı inşa eden müteşebbislerimiz var, küresel piyasalarda milyar dolarlık satın almalar yapan Türk şirketlerinin yöneticileri var, Türkiye’nin ürettiklerini karada, denizde, havada dünyanın dört bir köşesine taşıyan lojistikçiler var. Sağlık turizmiyle, eğitim hizmetleriyle, yazılımla-bilişimle, Türkiye’yi cazibe merkezi haline getirmeye azmetmiş hizmet ihracatçıları var. Dünyada gücünü hissettirmeye başlayan Türk diasporasının üyeleri var.
Türk iş dünyasının küresel düşünen 40 kuruluşu, DEİK çatısı altında bir araya geldi. Birincisi, 50 bin olan ihracatçı sayısının, 2023 yılına kadar 70 bine çıkarılmasına katkı sağlayacağız.”