Latest News
Everything thats going on at Enfold is collected here
Hey there! We are Enfold and we make really beautiful and amazing stuff.
This can be used to describe what you do, how you do it, & who you do it for.
Enflasyondaki gerilemenin nedeni işlenmemiş gıda fiyatları
-Enflasyondaki gerilemenin nedeni işlenmemiş gıda fiyatları
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“Türk çiftçisi bol miktarda üreterek enflasyonun düşmesinde
çok büyük etki yapmıştır. Taze meyve ve sebze fiyatlarındaki
aylık yüzde 2,66, yıllık yüzde 5,61’lik düşüş enflasyondaki
gerilemenin temel nedenidir”
-“Tüketici fiyatlarında en belirgin düşüş 0,92 puanla gıda
fiyatlarında kaydedildi”
-“Alt grupların yıllık tüketici enflasyonuna katkısında
gıdanın payı 1,14 puana gerilerken, enflasyona en
yüksek katkıyı 2,11 puan ile enerji grubu yaptı”
Ankara – 04.12.2012 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, enflasyonu işlenmemiş gıda fiyatlarının düşürdüğünü bildirerek, “Türk çiftçisi bol miktarda üreterek enflasyonun düşmesinde çok büyük etki yapmıştır. Taze meyve ve sebze fiyatlarındaki aylık yüzde 2,66, yıllık yüzde 5,61’lik düşüş enflasyondaki gerilemenin temel nedenidir” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, alt grupların yıllık tüketici enflasyonuna katkısında gıdanın payının 0,92 puan gerilemeyle 1,14 puana düştüğünü, temel mal fiyatlarının katkısının 0,14 puan azalışla 1,20 puana, hizmet grubunun katkısının sınırlı bir düşüşle 1,88 puan indiğini, enflasyona en yüksek katkıyı ise 2,11 puanla enerji grubunun yaptığını belirtti. Şemsi Bayraktar, tüketici fiyatlarında en belirgin düşüşün 0,92 puanla gıda fiyatlarında kaydedildiğine dikkati çekti.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Merkez Bankası’nın Kasım Ayı Fiyat Gelişmeleri raporuna göre, Kasım ayında tüketici fiyatlarının yüzde 0,38 oranında arttığını ve yıllık enflasyonun yüzde 6,37’ye gerilediğini kaydetti.
-“Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık 3,55 puanlık azalış”-
Bu düşüşün daha çok işlenmemiş gıda fiyatlarından kaynaklandığını belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık enflasyon 3,55 puanlık azalışla yüzde 4,32’ye düştü. Bu gelişmede meyve ve sebze fiyatlarındaki düşüş ile yüzde 1,76 oranında gerileyen işlenmemiş gıda fiyatları belirleyici oldu. Mevsimsellikten arındırılmış işlenmemiş gıda fiyatları yılın üçüncü çeyreğindeki yükselişin ardından Ekim ve Kasım aylarında belirgin ölçüde azaldı. Kasım ayı itibarıyla eksi yüzde 1,87’ye gerileyen yıllık işlenmemiş gıda enflasyonu geçmiş yıllara kıyasla oldukça olumlu bir seyir izledi.
Son bir yıllık dönemde enerji fiyatları yüzde 14,48, işlenmiş gıda fiyatları yüzde 9,13, hizmetler yüzde 7 arttı. Yıllık düzeyde taze meyve sebze fiyatları yüzde 5,61 geriledi. Bu da enflasyonu düşürdü.”
Kasım ayında üretici fiyatlarının enerji fiyatlarındaki artışın etkisiyle yüzde 1,66 oranında arttığını ve yıllık enflasyonun 1 puan yükselerek yüzde 3,60 olduğunu bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:
“Üretici fiyatlarında tarımda enflasyon aylıkta yüzde 2,66, yıllıkta yüzde 0,73 gerilemiştir. Bitkisel, meyve ve sebze ürünlerinde aylık enflasyon yüzde 4,41, yıllık enflasyon yüzde 1,63 düşmüş, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde aylık enflasyon değişmezken, yıllık enflasyon yüzde 2,53 azalmıştır. Üretici fiyatlarında sanayideki aylık enflasyon yüzde 2,60, yıllık enflasyon yüzde 4,49 iken, elektrik, gaz ve suda aylık enflasyon yüzde 30,12, yıllık enflasyon yüzde 27,34’ü bulmuştur.
Bu dönemde mevsimsellikten arındırılmış tarım fiyatlarındaki gerileme meyve ve sebze fiyatlarındaki azalmaya bağlı olarak devam etmiştir. Bitkisel ürünlerden mısır ve ayçiçeği fiyatlarında düşüş gözlendi.”
-Süt, buğday, pamuk fiyatları-
Bayraktar, tüketici fiyatlarında meyve sebze fiyatlarındaki görünüme karşın, taze süt fiyatlarının son dört aylık dönemde yüzde 17,5 oranında arttığını, yalnız süt fiyatlarının çok düşük düzeyde olması nedeniyle böyle bir artışın normal olduğunu bildirdi.
Şemsi Bayraktar, üretici fiyatlarında Eylül-Ekim döneminde yüzde 11 oranında artan pamuk fiyatlarında Kasım ayında önemli bir değişim gözlenmediğini, artış hızı azalmakla birlikte buğday fiyatlarında son 6 aydaki birikimli artışın yüzde 14 seviyesine ulaştığını, Kasım ayında canlı hayvan fiyatlarında azalış kaydederken süt fiyatlarının yüzde 5,3 arttığını belirtti.
-Hizmet fiyatlarında artış, mal fiyatlarında düşüş-
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 2011 yılı Kasım ayında yüzde 9,48 olan yıllık tüketici fiyatları endeksinin bu yıl yüzde 6,37’ye gerilediğini, hizmetlerde ise yüzde 6,65’den yüzde 7’ye yükseldiğini, yıllık enflasyondaki düşüşü yüzde 10,52’den yüzde 6,13’e inen mal grubundan kaynaklandığını kaydetti. Bundaki en yüksek payın da işlenmemiş gıda ürünlerinden kaynaklandığını bildiren Bayraktar, “Türk çiftçisi üreterek enflasyonun düşmesinde çok büyük etki yapmıştır. Taze meyve ve sebze fiyatlarındaki aylık yüzde 2,66, yıllık yüzde 5,61’lik düşüş enflasyondaki gerilemenin temel nedenidir” dedi.
Tarım, Eylül’de bile 6,5 milyon istihdam sağladı
-Tarım, Eylül’de bile 6,5 milyon istihdam sağladı
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“Tarım istihdamı, Eylül ayında, geçen yılın aynı
ayına göre, 27 bin kişi artarak 6 milyon 502 bin
kişiye ulaştı”
-“25 milyon 472 bin olan toplam istihdamın
yüzde 25,5’ini karşılayan tarım, sanayiden 1 milyon
767 bin daha fazla kişiyi istihdam etti”
-“Yüzde 9,1’e yükselen işsizlik oranı tarım dışarıda
tutulursa yüzde 11,6’ya çıkıyor. Tarım işsizliği
2,5 puan düşürüyor”
-“Rakamlar da gösteriyor ki çiftçimizin istihdama,
ihracata, milli gelire katkısı göz ardı edilemez”
Ankara – 17.12.2012 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın Eylül ayında bile 6 milyon 502 bin kişiye istihdam sağladığını bildirerek, “Tarım istihdamı, Eylül ayında, geçen yılın aynı ayına göre, 27 bin kişi artarak 6 milyon 502 bin kişiye ulaştı” dedi.
Bayraktar yaptığı açıklamada, Eylül ayında toplam istihdamın, geçen yılın aynı ayına göre, 105 bin artarak, 25 milyon 472 bine çıktığını belirtti. Bu dönemde hizmetler sektöründe istihdamın 659 bin, sanayide 28 bin, inşaatta 8 bin, tarımda 27 bin arttığını bildiren Bayraktar, Ocak ayında 5 milyon 416 bine inen tarımdaki istihdamın Şubat ayında 5 milyon 427 bine, Mart ayında 5 milyon 613 bine, Nisan ayında 6 milyon 11 bine, Mayıs ayında 6 milyon 363 bine, Haziran ayında 6 milyon 555 bine, Temmuz ayında 6 milyon 638 bine yükseldiğini, Ağustos ayında 6 milyon 564 bine, Eylül ayında ise 6 milyon 502 bine indiğini kaydetti.
Eylül ayında hizmetler sektörünün 12 milyon 339 bin, tarımın 6 milyon 502 bin, sanayinin 4 milyon 735 bin, inşaat sektörünün ise 1 milyon 896 bin kişiye istihdam yarattığı bilgisini veren Bayraktar, “Tarım, sanayiden 1 milyon 767 bin kişi daha fazla istihdam sağladı. Sanayi ve inşaatın toplam istihdamı 6 milyon 631 bin kişiyle tarımdan sadece 129 bin fazla” dedi.
Bayraktar, Eylül ayında hizmetlerin payının 1,2 puan artarak yüzde 47,2’ye, inşaatın payının yüzde 7,6 ile aynı kaldığını, sanayinin payının 0,4 puan azalmayla yüzde 18,6’ya, tarımın payının ise 0,7 puan azalmayla yüzde 25,5’e indiğini bildirdi.
-Tarım işsizliği 2,5 puan düşürüyor-
Türkiye’de işsiz sayısını Eylül’de 2 milyon 539 bin kişi olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Tarım 6 milyon 502 bin kişiye iş sağlayarak işsizliğin daha yüzde seviyelere, çift hanelere çıkmasını önledi. En önemli istihdam kapılarından biri olmaya devam etti. Eylül ayı işsizlik oranı yüzde 9,1’e çıktı. Tarım dışı işsizlik ise yüzde 11,6. Tarımı dışarıda tutarsak Eylül ayı işsizlik rakamı yüzde 9,1 değil yüzde 11,6 oluyor. Tarım işsizliği 2,5 puan düşürüyor.”
-Son bir yıllık dönemde tarımın istihdamdaki payı-
Son bir yıllık dönemde mevsimsel oynamalar nedeniyle tarımın istihdamdaki payının yüzde 23,1 ile yüzde 26 arasında değiştiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Mart ayında, Ocak ayına göre 0,5 puan artışla yüzde 23,6’ya çıkan istihdamda tarımın payı, Nisan ayında 0,8 puan artışla yüzde 24,4’e, Mayıs ayında ise 0,8 artışla yüzde 25,2’ye, Haziran ayında 0,4 puan artışla yüzde 25,6’ya, Temmuz ayında 0,4 puan artışla yüzde 26’ya, Ağustos’ta 0,1 puan azalışla yüzde 25,9’a, Eylül’de ise 0,4 puan azalışla yüzde 25,5’e indi. Bu rakam geçen yıl Eylül ayında yüzde 26,2 düzeyindeydi.
Tarım, son bir yıllık dönemde, her ay sanayiden çok daha fazla istihdam sağladı. Geçen yıl tarım, Eylül ayında 1 milyon 768 bin, Ekim ayında 1 milyon 635 bin, Kasım ayında 1 milyon 289 bin daha fazla istihdam yarattı. Kış aylarında bile tarım, sanayiden yüz binlerce kişi daha fazla istihdam sağladı. 2011 Aralık ayında 899 bin, 2012 Ocak ayında 732 bin, Şubat’ta 743 bin, Mart’ta 893 bin, Nisan’da 1 milyon 219 bin, Mayıs’ta 1 milyon 603 bin kişi, Haziran’da 1 milyon 795 bin kişi, Temmuz’da 1 milyon 861 bin kişi, Ağustos’ta 1 milyon 818 bin kişi daha fazla istihdam yarattı. En son Eylül ayında da tarım, sanayiden 1 milyon 767 bin kişi daha fazla istihdam sağladı. Rakamlar da gösteriyor ki çiftçimizin istihdama, ihracata, milli gelire katkısı göz ardı edilemez.”
Dünya Çevre Günü
-TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar:
-“Günümüzde çevre sorunları artık küresel bir boyuta ulaştı ve
insanlığın en büyük ortak sorunu haline geldi”
-“Çözümlerin de küresel boyutta değerlendirilmesi ve
konuya bütünsel bir yaklaşımla bakılması gerekiyor”
-“Göllerimiz, akarsularımız kirleniyor. Tahribat büyük.
Kirletenlere karşı savaş açmalıyız”
-“Bazı yerlerde tarlalarımızı su kirlenmesi nedeniyle sulayamıyoruz”
-“Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile işbirliğini düşünüyoruz. Ziraat odası başkanlarımız çevre konusunda ombudsman olmalı, çevreyi denetlemeli, kirletenleri devlete bildirmeli”
-“Kirletmeyen, karbon ticareti yapma ihtiyacı olmayan, temiz, yeşil ve sorumlu davranan yeni bir dünya kurmaya öncülük etmeliyiz”
-“Tarımda en iyi tarım tekniklerinin kullanılması, orman arazilerinin ve biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir orman kaynakları yönetiminin sağlanması yönünde politikalar geliştirilmeli”
Ankara – 05.06.2012 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, günümüzde çevre sorunlarının artık küresel bir boyuta ulaştığını ve insanlığın en büyük ortak sorunu haline geldiğini bildirerek, çözümlerin de küresel boyutta değerlendirilmesi ve konuya bütünsel bir yaklaşımla bakılması gerektiğini bildirdi.
Bayraktar, “göllerimiz, akarsularımız kirleniyor. Tahribat büyük. Kirletenlere karşı savaş açmalıyız. Bazı yerlerde tarlalarımızı su kirlenmesi nedeniyle sulayamıyoruz” dedi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile işbirliği düşündüklerini bildiren Bayraktar, ziraat odası başkanlarının çevre konusunda ombudsman (denetçi, sözcü, koruyucu) olması, çevreyi denetlemesi, kirletenleri devlete bildirmesi gerektiğini belirtti.
Bayraktar, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, dünyada sanayileşme, buna bağlı olarak ortaya çıkan kentleşme ve bu olguyu besleyen hızlı nüfus artışının neden olduğu çevresel sorunların bugün insanlığı tehdit eder hale geldiğini belirtti.
Sanayileşmenin dünyamız üzerindeki olumsuz etkilerinin 20. yüzyılda ağırlığını hissettirmeye başladığını bildiren Bayraktar, atmosfere salınan sera gazlarının ozon tabakasının delinmesine yol açtığının ortaya çıkması sonucunda küresel ısınma, iklim değişikliği, ekolojik dengenin bozulması, su ve enerji kaynaklarının azalması gibi sorunların dünya gündeminin ilk sıralarında yer almaya başladığını vurguladı.
Bu sorunların bilim adamlarınca ortaya konulması üzerine, karşı tedbirler geliştirmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından 1972 tarihinde “İnsan ve Çevre Konferansı” düzenlendiğini hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Dünya liderlerini bir araya getiren bu konferansta, doğal kaynakların tahrip edilmeden gelecek nesillere intikal ettirilmesini esas alan kalkınma yolları arandı. Söz konusu konferansın başlama tarihi olan 5 Haziran, ‘Dünya Çevre Günü’ olarak ilan edildi.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Dünya Çevre Günü’nün bu yılki temasını, yeni bir yaklaşım tarzı olan ‘Yeşil Ekonomi’ olarak açıkladı. UNEP, düşük karbon salınımı, etkin kaynak kullanımı ve sosyal katılımı esas alan yeşil ekonomiyi, ekolojik kıtlık ve çevresel riskleri belirgin şekilde azaltarak, toplum refahını ve sosyal eşitliği artırmak olarak tanımlıyor.
Yeşil ekonomi, bir yandan gelir ve istihdam artışını kamu ve özel sektör yatırımlarıyla yürüterek karbon emisyonu ve kirliliğini, diğer yandan da enerji ve kaynak etkinliğini artırmak yoluyla biyolojik çeşitliliğe ve ekosisteme verilen zararı azaltmayı hedefliyor. Bu yatırımların, milli bütçelerden ayrılacak kaynaklar yanında politik reformlar ve mevzuat değişiklikleriyle de desteklenmesi gerektiği tavsiye ediliyor. Bu noktada bizim üzerinde düşünmemiz gereken şey, ülkemizin böyle bir sisteme ne derecede dahil olacağıdır.”
-“Yeşil ekonomi kavramını ilgili tüm taraflar iyi anlamalı ve uygulamalı”-
Yeşil ekonomi kavramını ilgili tüm tarafların iyi anlaması ve uygulamasının büyük önem taşıdığını bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:
“Kaynağı verimli bir ekonomi, geri dönüşümle daha iyi ürünler, daha az atıkla ve sürdürülebilir tüketime önem vererek üretebilen, kısacası; kirletmeyen, karbon ticareti yapma ihtiyacı olmayan, temiz, yeşil ve sorumlu davranan yeni bir dünya kurmaya öncülük etmeliyiz.
Bu manada, atmosfere sera gazı salınımını sınırlamak ve azaltmak amacıyla 1997’de Japonya’nın Kyoto kentinde Birleşmiş Milletler öncülüğünde görüşmeler başlatıldı. Bu görüşmeler, 16 Şubat 2005 tarihinde Kyoto Protokolü olarak sonuçlandı. Türkiye, bu protokolü Şubat 2009’da imzaladı. Kyoto Protokolü’nün amacı, atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun, iklime tehlikeli etki yapmayacak seviyelerde dengede kalmasını sağlamaktır. Bu protokolü imzalayan ülkeler, karbondioksit ve sera etkisine neden olan diğer gazların salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa salınım ticareti yoluyla haklarını artırmaya söz vermiş oldular. Protokol, ülkelerin ilk taahhüt periyodu olan 2008-2012 dönemi için kendi sera gazları emisyonlarını, 1990 yılındaki miktarlarının yüzde 5,2 oranında aşağı çekmelerini gerekli kılıyor.”
Sera gazları salınımında tarımsal faaliyetlerin payının yüzde 16-17 civarında olduğunu ve bunun çok büyük bir bölümünün hayvansal üretimden kaynaklandığını belirten Bayraktar, bu değerin azaltılması için biyogaz yatırımlarının dikkate alınması gerektiğini anlattı.
-“Su, toprak ve biyolojik çeşitlilik korunmalı”-
Tarımın, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden doğrudan olarak etkilenecek sektörlerden biri olduğu gibi, bu etkileri asgari düzeye indirecek çözümleri de içinde barındıran bir sektör konumunda bulunduğunu bildiren Bayraktar, “Sürdürülebilir üretim sistemlerinin kurulması için izleme, risk değerlendirme ve etkili önlemlerin alınması gerekiyor. Bu önlemler su, toprak ve biyolojik çeşitlilik gibi doğal kaynakların korunması, sürdürülebilirliği ve etkin kullanımına yönelik olmalıdır” dedi.
Ormanlık alanların azalmasının, toprağın bozulmasının, uygun olmayan tarım uygulamaları gibi arazi kullanımındaki değişikliklerin atmosfere karbon salınımını ve dolayısıyla küresel ısınmayı artırdığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Küresel ısınmanın önlenmesi yönünde olumlu adımlar atmak için enerji ve sanayi üretiminde fosil yakıtların kullanılması yerine daha temiz ve doğayla dost yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek gerekiyor. Tarımda en iyi tarım tekniklerinin kullanılması, orman arazilerinin ve biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir orman kaynakları yönetiminin sağlanması yönünde politikalar geliştirilmelidir.
Dünya Çevre Günü’nün ilan edilmesinin üzerinden tam 40 yıl geçti. Fakat çevre sorunları azalmadı, teknolojik gelişmeler ve artan dünya nüfusu, bu sorunlara her gün bir yenisini ekledi. Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen bilgi ve iletişim çağını yakalayan dünya, çevre sorunları karşısında daha duyarlı bir toplum olma, daha fazla sivil hareket, çevre dostu olarak da ifade edilebilecek yeşil ekonomik gelişmelerle iklim değişikliğine ve biyolojik çeşitliliğin yok oluşuna karşı mücadelesini artırmaya başladı.
Toplumda çevre bilincinin oluşturulması, çevre sorunlarına karşı duyarlı olunması ve gerekli önlemlerin alınmasının temelinde eğitim yatıyor. Üreticiden tüketiciye toplumun her kesiminin çevre konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi bu bakımdan büyük önem arz ediyor.”
Günümüzde çevre sorunlarının artık küresel bir boyuta ulaştığını ve hızla değişen dünyada insanlığın en büyük ortak sorunu haline geldiğini belirten Bayraktar, “Bu nedenle çözümlerin de küresel boyutta değerlendirilmesi ve konuya bütünsel bir yaklaşımla bakılması gerekiyor. Çevrenin korunması ve üretim sürecinin olumsuz etkilenmemesi açısından, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımının önemini bir kez daha vurgulayarak Dünya Çevre Günü’nü kutluyoruz” dedi.
Çiftimize müjde…
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“60 ilde tabii afetlere maruz kalan çiftçinin, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçlarının 1 yıl süreyle ertelenmesi çok yerinde bir karar olmuştur”
-“Afetlerden zarar gören ve çok güç durumda kalan çiftçilerimizin yüzde 5 faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle de olsa borçlarının ertelenmesi rahat bir nefes almalarını sağlayacaktır”
-“Yeni üretim döneminde de yıllık gelirinin önemli bir bölümünü kaybetmiş ve ödeme güçlüğü içine düşmüş çiftçilerimizin, tefecilerin eline bırakılmadan düşük faizli kredi kullanabilmesiyle ilgili gerekli tedbirler alınmalıdır”
-“Borçları vadesinden itibaren 90 günlük süre içinde olan veya tasfiye olunacak alacaklar hesaplarına aktarılmış bulunan gerçek ve tüzel kişi üreticiler, bugünden itibaren 1 ay içinde, kredi borçlarının vadesi/taksit vadesi/ hesap devresi bugünden itibaren 1 yıllık süre içinde dolacak olan gerçek veya tüzel kişi üreticiler ise vadesinden/taksit vadesinden/hesap devresinden itibaren 1 ay içinde Ziraat Bankası veya Tarım Kredi Kooperatiflerine müracaat etmeleri gerekiyor”
Ankara – 28.08.2012 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tabii afetlere maruz kalan, ekilişleri, ürünleri, hayvan varlıkları, tesisleri veya seraları en az yüzde 30 oranında zarar gören çiftçinin, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçlarının 1 yıl süreyle ertelenmesinin çok yerinde bir karar olduğunu vurguladı.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan düşük faizli kredi kullandırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararları kapsamındaki kredi borçlarının ertelenmesine ilişkin usul ve esasları belirleyen borç ertelemesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı’nın bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandığını kaydetti.
Şemsi Bayraktar, sel-su baskını, fırtına, aşırı yağış, aşırı kar yağışı, dolu, don, kuraklık, yıldırım düşmesi ve hortum afetleri ve benzeri risklerin tarım ürünlerine önemli zarar verdiğine dikkat çekti. Buğday üretimimizin yüzde 39’unu karşılayan İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerindeki hububat veriminde kuraklık nedeniyle yüzde 30-70 arasında değişen oranlarda verim düşüklüğü yaşandığını bildiren Bayraktar, “Aşırı yağışlar nedeniyle meydana gelen sel felaketlerinde Karadeniz bölgemizde tarımsal ürünlerin zarar görmesinin ve hayvanların telef olmasının yanı sıra can kayıpları da oldu. Ege bölgemizde pamuk ve üzüm zarar gören ürünler arasında yer aldı. Akdeniz bölgemizde seralar zarar gördü” dedi.
-Müracaat Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne yapılacak-
Hemen hemen ülke genelini kapsayan bu afetlerin ardından, TZOB’un çabalarıyla, 60 ilde, sel-su baskını, fırtına, aşırı yağış, aşırı kar yağışı, dolu, don, kuraklık, yıldırım düşmesi ve hortum afetlerine maruz kalan ve bu afetler nedeniyle ekilişleri, ürünleri, hayvan varlıkları, tesisleri ve seraları en az yüzde 30 oranında zarar gören çiftçi kayıt sistemine kayıtlı gerçek ve tüzel kişi üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan düşük faizli kredi borçlarının ertelendiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Söz konusu kararnameyle; 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren ekilişleri, ürünleri, hayvan varlıkları, tesisleri ve seraları en az yüzde 30 oranında zarar gören ve bu durumları İl veya İlçe Hasar Tespit Komisyonlarınca belirlenen gerçek veya tüzel kişi üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kullandırılan ve kararın yayım tarihi itibarıyla vadesi, taksit vadesi ve hesap devresi henüz gelmemiş olmakla birlikte vadesi 1 yıl içinde dolacak olan veya vadesinden itibaren 90 günlük süre içinde olan tarımsal kredi borçları, vadesinde/taksit vadesinde/hesap devresinde ilgili mevzuatına göre faiz tahakkuk edilmek suretiyle 1 yıl süre ile ertelendi.
Bugün itibarıyla borçları vadesinden itibaren 90 günlük süre içinde olan veya tasfiye olunacak alacaklar hesaplarına aktarılmış bulunan gerçek ve tüzel kişi üreticiler, bugünden itibaren 1 ay içinde, kredi borçlarının vadesi/taksit vadesi/ hesap devresi henüz gelmemiş olmakla birlikte bugünden itibaren 1 yıllık süre içinde dolacak olan gerçek veya tüzel kişi üreticiler ise vadesinden/taksit vadesinden/hesap devresinden itibaren 1 ay içinde Ziraat Bankası veya Tarım Kredi Kooperatiflerine müracaat etmeleri gerekmektedir.”
Söz konusu afetlerden zarar gören ve çok güç durumda kalan çiftçilerin yüzde 5 faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle de olsa borçlarının ertelenmesinin rahat bir nefes almalarını sağlayacağını vurgulayan Bayraktar, “Ancak yeni üretim döneminde de yıllık gelirinin önemli bir bölümünü kaybetmiş ve ödeme güçlüğü içine düşmüş çiftçilerimizin, tefecilerin eline bırakılmadan düşük faizli kredi kullanabilmesiyle ilgili gerekli tedbirler alınmalıdır” dedi.
-İller-
Kararname, Adana, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Aydın, Bartın, Bayburt, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gümüşhane, Hatay, Iğdır, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Sinop, Sivas, Tokat, Trabzon, Tunceli, Uşak, Van, Yalova, Yozgat ve Zonguldak illerindeki tabii afetleri kapsıyor.
TZOB’un Talepleri Dikkate Alındı
TZOB’un Talepleri Dikkate Alındı.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ile çiftçilerin
sosyal güvenlik konusundaki sıkıntılarını yapılan görüşmede dile getirmişti. TZOB konunun takipçisi oldu. Af Paketi içerisinde yapılacak değişiklik ile kanunda şu düzenlemeler yapılacak:
YAŞ SINIRI
2926 sayılı Tarımda Kendi Adına Ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunda sigorta kapsamına alınacak kişiler için yaş sınırı bulunmaktaydı. Kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaşını dolduranlar isterlerse sigortalılık kapsamına alınmaktaydı.
5510 sayılı Kanunda bu yaş sınırı ve muafiyeti kaldırılmıştır. Bu durumda yaşı 60’ın üzerinde olan çiftçilerimize sigortalılık tahsis ettirilerek, prim ödeme zorunluluğu getirilmiştir. Yaşı 60’ın üzerinde olan, çocuklarının bakımına muhtaç olan bu kişilerin üzerlerindeki araziler, çocukları tarafından işlense de bu kişilerin çiftçilik faaliyeti ile uğraştıkları kabul edilerek sigortalı olarak tescil edilmektedir.
Pakette yapılacak yeni düzenleme ile 65 yaşın üzerinde olan çiftçiler isterlerse zorunlu sigorta kapsamından çıkabileceklerdir.
KAYIT SİLDİRME
Tarımsal faaliyet süreklilik arz etmektedir. Tarım kesimi ülkemizdeki yoksul kesim grubu içerisinde yer almakta ve milli gelirden en az payı almaktadır. Tarım kesiminde gelirin düşük olması nedeniyle çiftçilerimiz ek iş yapmaktadır. Örneğin bir köy yolunun yapımında ya da inşaat işlerinde geçici olarak çalışmaktadırlar. Ancak bu işlerde çalışmaları gerektiğinde, ilgili Kanun gereği tarım sigortalılığını durdurmak ve Ziraat Odasından kaydını sildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ziraat Odasından kaydın silinebilmesi için, üyenin çiftçiliği tamamen bırakmış olması ya da arazisini işlemeyip bir başkasına kiraya vermiş olması gerekmektedir. Bu durum çok sık karşılaşılan mağduriyetlere neden olmaktadır.
Üzerinde arazisi bulunan tarım sigortalısı bir çiftçinin 4/a ya da 4/b’nin farklı dalında bir işe başlaması durumunda Ziraat Odasından kaydını sildirme zorunluluğu yakında yasalaşacak düzenleme ile ortadan kalkacaktır. Bu kişilerin diğer çalışması sona erdiğinde, çiftçi bağ kurları devam edecektir.
Bayraktar, “kredi borçları faizsiz ertelenmeli”
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar:
“Fırtına, hortum, aşırı yağış gibi afetler, Ege, Akdeniz,
İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinin bazı illerinde,
seralar başta olmak üzere, ekimi yeni yapılan tarla
ürünleri ile meyve ve sebzelere zarar verdi”
-“Yalova’daki zararın boyutu ilk gözlemlere göre
5 milyon liraya ulaştığı yönünde tahminler yapılıyor”
-“Cihanbeyli’deki kum fırtınası çıkış dönemindeki
buğdaya, ekimi yeni yapılan şekerpancarı ve ayçiçeğine
zarar verdi. Buğdayda zararın boyutunun bazı alanlarda
yüzde 40 oranlarına ulaştığı tahmin ediliyor”
-“Seralarda yer alan ürünlerde zararın artmaması için
acil olarak plastik temin edilerek seraların kapatılması gerekir”
-“Hasar tespit çalışmalarını takiben, çiftçilerin
bankalara olan kredi borçları faizsiz ertelenmeli”
Bayraktar, fırtına, hortum, aşırı yağış gibi afetlerin, Ege, Akdeniz, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinin bazı illerinde, seralar başta olmak üzere, ekimi yeni yapılan tarla ürünleri ile meyve ve sebzelere zarar verdiğini bildirdi.
Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, geçen yıl ekim ayından itibaren görülen yağışlar, mevsim normallerinin altında gerçekleşen hava sıcaklıkları nedeniyle don, dolu gibi afetler yaşandığını vurguladı.
Bu yılın ocak ayından itibaren yağan karın ürünleri soğuğa karşı koruduğunu, toprakta örtü görevi gördüğünü, toprağın yeterli nemi almasını sağladığını belirten Bayraktar, son günlerde gerçekleşen fırtına, hortum, aşırı yağış gibi afetlerin Ege, Akdeniz, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinin bazı illerinde, seralar başta olmak üzere, ekimi yeni yapılan tarla ürünleri ile meyve ve sebzelere zarar verdiğini kaydetti.
Özellikle Yalova ilinde fırtına nedeniyle 1000’e yakın sera ve seralarda ekili olan kesme çiçek, salatalık, semizotu gibi ürünlerin zarar gördüğünü bildiren Bayraktar, “Cihanbeyli’deki kum fırtınası çıkış dönemindeki buğdaya, ekimi yeni yapılan şekerpancarı ve ayçiçeğine zarar verdi. Buğdayda zararın boyutunun bazı alanlarda yüzde 40 oranlarına ulaştığı tahmin ediliyor” dedi.
-“Ziraat odalarından alınan ilk bilgilere göre zararın boyutu”-
Ziraat odaları tarafından tespitlere devam edildiğini ifade eden Bayraktar, zararlarla ilgili olarak ziraat odalarından alınan ilk bilgiler konusunda da şunları kaydetti:
“Yalova: Fırtınanın verdiği zarar en fazla Yalova ilinde görülmüştür. 1.000’e yakın sera ve seralarda ekili olan kesme çiçek, salatalık, semizotu gibi ürünler zarar görmüştür. Fırtına şiddetinin fazla olması nedeniyle plastik seraların örtüleri tamamen uçarken, demir aksamları da yerlerinden çıkmıştır. İlin çiftçilerinin önemli geçim kaynağı olan kesme çiçek üretiminin zarar görmesi çiftçilerin mağduriyetine neden olmuştur. İlk gözlemlere göre zararın boyutunun 5 milyon liraya ulaştığı yönünde tahminler yapılıyor. Açık alanda ise meyve ağaçlarında dallarda kırılmalar ve yatmalar meydana gelmiştir.
Konya: Cihanbeyli ilçesinde gerçekleşen kum fırtınası, çıkış döneminde olan buğdaylara, ekimi yeni yapılan şekerpancarı ve ayçiçeğine zarar vermiştir. Buğdayda zararın boyutunun bazı alanlarda yüzde 40 oranlarına ulaştığı tahmin edilmektedir. Yeni ekimi yapılan şekerpancarı ve ayçiçeğinde bazı yerlerde ekimin yenilenmesi zorunda kalınabilinecektir.
Aydın: Aydın ili merkez, Buharkent, İncirliova, Sultanhisar ilçelerinde gerçekleşen fırtına, erik, şeftali, kayısı gibi meyvelere zarar vermiştir. Aydın İli merkeze bağlı Umurlu beldesinin önemli bir ürünü olan erik ağaçları zarar görmüştür.
Kocaeli: Seracılığın yoğun olduğu Kocaeli’ye bağlı Gebze ilçesi Kadıllı köyünde zararın boyutu büyüktür. Yapılan ilk tespitlere göre, toplam 1.500 serada zarar vardır. Bu seraların 300’ünün demir aksamı zarar görmüş geri kalanının plastik örtüleri atmıştır. Seralarda üretimi yapılan kıvırcık, tere, roka, yeşil soğan gibi ürünlerde zarar olmuştur.
Bartın: Seracılığın yoğun yapıldığı 15 köyde 250 sera ve seralarda ekili olan çeşitli sebzeler fırtınadan zarar görmüştür.
Düzce: Fırtına ova ve köylerde etkili olmuştur. Bu köylerde seraların plastik örtüleri ve demir aksamları ile seralarda üretimi yapılan domates, salatalık, biber fideleri zarar görmüştür. Akçakoca ilçesinde fırtınanın hakim olduğu güneye bakan yamaçlarda fındıklarda meyve gözlerinde ve yapraklarda yanma olmuştur. Yüzde 30-35 oranlarında zarar beklenmektedir.
Antalya: Kaş ilçesinde 6 köyde yüzde 80 domates, yüzde 20 biber ekili cam ve plastik seralarda zarar görülmüştür. Cam seralarda kırılma olurken, plastik örtülerde atma olmuştur.
Giresun, Ordu: 2-9-19 Nisan 2012 tarihlerinde yaşanan fırtınadan fındık bahçeleri zarar görmüştür. Fındıkların çotanak taslaklarının oluştuğu bu nedenle fırtınaya karşı hassas olduğu bu dönemde gerçekleşen fırtına, yeni oluşan sürgünlerin kopmasına, dalların kırılmasına neden olmuştur.
Manisa: Gerçekleşen aşırı yağışlar nedeniyle baraj kapaklarının açılması, aynı zamanda yağışların devam etmesi Gediz nehrinin taşmasına yol açmıştır. Nehrin etrafında bulunan Turgutlu ilçesine bağlı tarım arazileri su altında kalmıştır. Oluşan su baskınından en fazla bağ alanları zarar görürken, aynı zamanda ekimi yapılacak, mısır, domates, biber alanlarının su altında kalması, ekimlerin gecikmesine neden olacaktır. Zararın boyutunun yağışların devam etmesi durumunda artacağı tahmin edilmektedir.
Muğla: Fethiye ilçesinde etkili olan fırtına, çoğunlukla domates ekili seralara zarar vermiştir.”
-“Özellikle sera üreticilerinin zararının fazla olduğu görülüyor”-
Bayraktar, hasar tespit çalışmalarına devam edildiğini, oluşan zararın boyutlarının önümüzdeki günlerde netleşeceğini kaydetti. Ancak tabloya bakıldığında özellikle sera üreticilerinin zararının fazla olduğunun görüldüğünü bildiren Bayraktar, bu nedenle seralarda yer alan ürünlerde zararın artmaması için acil olarak plastik temin edilerek seraların kapatılması gerektiğine dikkat çekti.
Hasar tespit çalışmalarını takiben çiftçilerin bankalara olan kredi borçlarının faizsiz ertelenmesinin yerinde olacağını belirten Bayraktar, “Çiftçilerimiz Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin dışında diğer bankalardan da kredi kullanmaktadırlar. Özel bankalar da bu durumu göz ardı etmemeli, kredi borçlarını faizsiz ertelemelidir” dedi