Latest News
Everything thats going on at Enfold is collected here
Hey there! We are Enfold and we make really beautiful and amazing stuff.
This can be used to describe what you do, how you do it, & who you do it for.
Toprak Bayramı
Toprak Bayramı
“Gıda güvenliğinin temeli tarım, tarımın temeli ise topraktır”
ANKARA- 14.06.2026- Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Bayramı dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.
Her yıl 11 Haziran’ı takip eden ilk pazar gününün ülkemizde Toprak Bayramı olarak kutlandığını hatırlatan Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü;
“Toprağın insanlık için taşıdığı hayati öneme dikkat çekmek amacıyla kabul edilen Toprak Bayramı, günümüzde her zamankinden daha büyük bir anlam taşıyor.
Toprak sınırlı bir doğal kaynaktır ve kaybedildiğinde yerine konulması son derece zordur. Nitekim yalnızca 1 santimetrelik verimli toprağın oluşumu yüzlerce yıl alıyor.
Gıda güvenliğinin temeli tarım, tarımın temeli ise topraktır. Bitkisel ve hayvansal üretimin olmazsa olmazı olan tarım topraklarının korunması; ekonomik kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik ve gelecek nesillerin refahı açısından stratejik bir zorunluluktur.
Verimli, sağlıklı ve sürdürülebilir topraklar; bilinçli tarım uygulamaları, dengeli gübreleme ve etkin su yönetimiyle mümkündür. Ancak artan nüfus, plansız kentleşme, sanayileşme ve altyapı yatırımları nedeniyle verimli tarım arazileri her geçen yıl azalıyor. Erozyon, yanlış toprak işleme yöntemleri, aşırı kimyasal kullanımı ve hatalı sulama uygulamaları da topraklarımızın verimliliğini ciddi şekilde tehdit ediyor.
Ülkemizde son 30 yılda tarım alanları yaklaşık 27 milyon hektardan 24 milyon hektara geriledi. İklim krizi ve küresel ısınmanın yıkıcı etkileri, son yıllarda Türkiye topraklarında da derinden hissediliyor. Bu konuda uzmanların ortaya koyduğu tablo, geleceğimiz adına ciddi bir uyarı niteliğindedir. Bugün topraklarımızın önemli bir kısmı, kriz boyutuna ulaşan bir erozyon tehdidiyle eriyip gidiyor. Bununla birlikte, son 30 yılda betonlaşma ve yanlış kullanım gibi insan eliyle yaratılan tahribatlar sonucunda 3 milyon hektar tarım arazimizi kaybetmiş durumdayız. Madalyonun diğer yüzünde ise iklim krizi ve aşırı yeraltı suyu tüketimi yer alıyor. Bu iki etken özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizi adım adım yüksek bir çölleşme riskine mahkûm ediyor.
Birliğimiz, tarımın en temel sermayesi olan verimli arazilerin korunmasını hayati bir sorumluluk olarak görüyor. Bu doğrultuda, krizden çıkış için küresel gıda güvenliğini sağlamak adına öncelikle toprağın doğrudan sürülmesini azaltarak yapısını koruyan ve organik madde miktarını artıran koruyucu tarım uygulamalarına geçilmesi gerekiyor. Bununla birlikte, damla ve yağmurlama sulama gibi akıllı tekniklerle su israfının önlenmesi ve toprağın tuzlanmasının engellenmesi hayati önem taşıyor. Kimyasal gübre kullanımını optimize ederek organik gübrelerle toprağın mikrobiyolojik sağlığını geri kazandıran entegre besin yönetimi modelleri yaygınlaştırılmalı, tüm bu süreçler toprak analizlerini yapay zekâ ve uydu teknolojileriyle izleyerek nokta atışı müdahaleler geliştiren dijital tarım araçlarıyla desteklenmelidir.
Öte yandan, tarımsal işletme yapısını bozarak arazilerin parçalanmasına yol açan hobi bahçesi faaliyetlerine yönelik idari denetimlerin artırılması ve yasal mevzuatın tavizsiz şekilde uygulanması elzemdir. Konut, sanayi, turizm, madencilik ve altyapı yatırımlarının planlama süreçlerinde öncelik, tarımsal verimliliği düşük alanlara verilmelidir.
Bu doğrultuda, arazi toplulaştırma çalışmalarının hızlandırılması da tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önem arz ediyor. Birinci sınıf sulanabilir tarım arazileri, meyve bahçeleri ve zeytinlikler gelecek nesiller adına titizlikle korunmalıdır.
Unutulmamalıdır ki toprak; geçmişten devraldığımız ve gelecek kuşaklara eksiksiz aktarmakla yükümlü olduğumuz en değerli mirastır. Toprağın korunması yalnızca üreticilerin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Verimli topraklarımızın muhafazası; gıda güvencemizin, ekonomik bağımsızlığımızın ve geleceğimizin en güçlü teminatıdır.”
Diyarbakır Ziraat Odaları Başkanlarından Bayraktar’a ziyaret
ANKARA – 04.06.2026 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Diyarbakır Ziraat Odaları Başkanlarını kabul etti. TZOB Genel Merkezi’nde gerçekleşen görüşmede, Diyarbakır’da tarımsal üretimde yaşanan sorunlar, çiftçilerin beklentileri ve çözüm önerileri ele alındı. Bayraktar, ziyaretlerinden dolayı Oda Başkanlarına teşekkür etti.
Mayıs ayında üretici market ile girdi fiyatlarında yaşanan değişimler
ANKARA- 04.06.2026- Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mayıs ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla, girdi maliyetlerinde yaşanan değişimleri değerlendirdi.
“Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 388,5 ile elmada görüldü” diyen Bayraktar, açıklamasına şöyle devam etti:
“Elmadaki fiyat farkını yüzde 278,6 ile havuç, yüzde 215,3 ile kabak, yüzde 206,5 ile fındık ve yüzde 195,7 ile marul takip etti. Elma 4,9 kat, havuç 3,8 kat, kabak 3,2 kat, fındık 3,1 kat ve marul 3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 18 lira 75 kuruş olan elma markette 91 lira 59 kuruşa, 15 lira olan havuç 56 lira 79 kuruşa, 14 lira 75 kuruş olan kabak 46 lira 51 kuruşa, 410 lira olan fındık 1256 liraya ve 18 lira olan marul 53 lira 23 kuruşa satıldı.
Mayıs ayında hem markette hem de üreticide fiyatı en fazla artan ürün kuru soğan olurken fiyatı en fazla düşen ürün markette sivri biber, üreticide ise domates oldu.”
Market fiyatları
“Mayıs ayında markette 36 ürünün 22’sinde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görülürken 1 üründe ise değişim olmadı.
Mayıs ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 44,7 ile kuru soğan oldu. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 32,7 ile patates, yüzde 27,3 ile limon, yüzde 20,1 ile havuç ve yüzde 19,1 ile yumurta takip etti.
Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 54,3 ile sivri biber oldu. Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 34,7 ile çilek, yüzde 33,5 ile marul, yüzde 32,7 ile domates ve yüzde 13,8 ile yeşil soğan izledi.”
Üretici fiyatları
“Mayıs ayında üreticide 28 ürünün 9’unda fiyat artışı olurken 9 üründe fiyat düşüşü görüldü. 10 üründe ise fiyat değişimi olmadı.
Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 77,2 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 45,5 ile patates, yüzde 43,8 ile limon, yüzde 36,4 ile havuç ve yüzde 24,8 ile maydanoz izledi.
Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 54,7 ile domateste görüldü. Domatesteki fiyat düşüşünü yüzde 50,8 ile kabak, yüzde 47,4 ile sivri biber, yüzde 38,1 ile salatalık ve yüzde 27,8 ile patlıcan izledi.”
Üretici fiyat değişimlerinin nedenleri
“İç Anadolu Bölgesinde depolarda kuru soğan ve patates kalmaması ve Çukurova ile İzmir’de hasadın yeni başlaması sebebiyle arz düşük seyretti, buna bağlı olarak fiyatlar arttı.
Limon depoya girdiği için depo maliyetleri sebebiyle fiyatlar yükseldi.
Havuçta ise tarla ürünü azaldığı için arz düştü bu da fiyatları yükseltti.
Havaların iyi gitmesi sebebiyle verim arttı, bu durum domates, kabak, sivri biber, salatalık ve patlıcanda üretici fiyatlarının düşmesine neden oldu.”
Girdi fiyatlarında yaşanan değişimler
“Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Mayıs ayında, Nisan ayına göre 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 2,3, DAP gübresi yüzde 0,9 ve amonyum sülfat gübresi yüzde 0,8 oranında artış gösterdi. Buna karşın amonyum nitrat gübresinin fiyatında yüzde 1,6 ve ÜRE gübresinin fiyatında yüzde 0,8 oranında düşüş görüldü.
Geçen yılın Mayıs ayına göre son bir yılda amonyum sülfat gübresi yüzde 85,4, amonyum nitrat gübresi yüzde 82,2, ÜRE gübresi yüzde 70,8, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 60,7 ve DAP gübresi yüzde 57 oranında arttı.
Mayıs ayında Nisan ayına göre besi yemi ve süt yemi fiyatları yüzde 1,4 arttı. Son bir yılda ise besi yemi yüzde 35,4, süt yemi yüzde 32,9 oranında arttı.
Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 25,1, tarım ilacı fiyatları yüzde 27,8 oranında arttı. Mayıs ayında mazot fiyatı aylık olarak 7,3 oranında düşerken yıllık yüzde 43,6 oranında arttı.”
2026 yılı hububat müdahale alım fiyatları üreticilerimizin beklentilerini karşılamadı
“Ürün bedellerinin 45 gün içerisinde ödeneceğinin açıklanması da kabul edilebilir bir uygulama değildir”
ANKARA- 02.06.2026- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Bayraktar’ın açıklaması şöyle;
“Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatları açıklandı. Açıklanan fiyatlara göre, 2025 yılında prim hariç ton başına 13 bin 500 lira olarak belirlenen kırmızı/beyaz sert ekmeklik buğday ile makarnalık buğday alım fiyatı, 2026 yılında yüzde 22,22 oranında artırılarak ton başına 16 bin 500 liraya yükseltildi.
Arpa alım fiyatı ise 2025 yılında prim hariç ton başına 11 bin lira iken, 2026 yılında yüzde 15,9 oranında artırılarak ton başına 12 bin 750 lira olarak açıklandı.
Ancak açıklanan alım fiyatlarındaki artış oranları, 2026 yılı Nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşen enflasyon oranının altında kaldı. Bu durum, üreticilerimizin artan girdi maliyetleri karşısında gelir kaybı yaşayacağını ortaya koyuyor.
Ayrıca Birliğimize ve Ziraat Odalarımıza iletilen taleplerde de açıklanan fiyatın çiftçilerimizin beklentisini karşılamadığı görülüyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında üreticilere toplam dekara 979 lira 60 kuruş destek ödemesi yapılacağı belirtildi. Ortalama verim dikkate alındığında bu desteklerin ton başına yaklaşık 3 bin 14 lira olarak hesaplandığı görülüyor.
2026 yılında destek kalemleri şu şekilde belirlendi:
Bununla birlikte, tarla bitkilerinde verim kaybını önlemek amacıyla sertifikalı tohumun en az üç yılda bir yenilenmesi tavsiye ediliyor. Dolayısıyla her üretici her yıl sertifikalı tohum kullanmıyor ve sertifikalı tohum desteğinden düzenli olarak yararlanmıyor. Buğday ve arpa üreticisinin aldığı destek dekar başına temel ve planlı üretim desteği 806 liradır. Bu nedenle, açıklanan toplam destek tutarının tüm üreticiler açısından fiilen elde edilebilen bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Üretimin sürdürülebilirliği, çiftçilerimizinn gelir güvencesinin sağlanması ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin korunabilmesi için müdahale alım fiyatlarının üretim maliyetleri, enflasyon oranları ve çiftçilerimizin makul gelir beklentileri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, kilogram başına 3 lira prim desteğinin verilmesi büyük önem taşıyor. Bu talebimizi de Tarım ve Orman Bakanlığına ilettik.
Ayrıca, ürün bedellerinin 45 gün içerisinde ödeneceğinin açıklanması kabul edilebilir bir uygulama değildir. Çiftçilerimizin mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve kredi borçları hasatla birlikte kapıya dayanırken, üreticilerimizden parasını 45 gün beklemesi isteniyor ve üreticilerimiz emeğinin karşılığını zamanında alamıyor.
Bu nedenle ürün bedelinin en az yüzde 50’si teslimat anında, kalan kısmı ise en geç 15 gün içerisinde üreticilerimizin hesabına yatırılmalıdır. Aksi halde yüksek enflasyon koşullarında 45 günlük bekleme süresi, açıklanan alım fiyatlarının reel değerini önemli ölçüde aşındıracak ve üreticilerimizin gelir kaybını daha da artıracaktır. Çiftçilerimiz sadece düşük fiyatla değil, geç ödeme nedeniyle de mağdur edilmemelidir.”
Bayraktar, Borçka Ziraat Odası’nı ziyaret etti
Bayraktar, Rize’de Meci Tarım Parkı’nda incelemelerde bulundu