Bayraktar, programı kapsamında Kars’a geldi
KARS – 20.10.2025 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, programı kapsamında geldiği Kars’ta, Ziraat Odaları Başkanları tarafından havalimanında karşılandı.
KARS – 20.10.2025 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, programı kapsamında geldiği Kars’ta, Ziraat Odaları Başkanları tarafından havalimanında karşılandı.





“733 milyon insan açlıkla mücadele ediyor”
ANKARA- 16.10.2025- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nü yaptığı yazılı açıklamayla kutladı.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) kurulduğu 16 Ekim’in Dünya Gıda Günü olarak tüm dünyada kutlanan günlerden biri olduğunu kaydeden Bayraktar, bu yıl FAO’nun 80’inci kuruluş yıldönümü olduğunu anımsattı.
Gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim ve adil dağıtımın önemine değinen ve bu yıl Dünya Gıda Günü’nün ‘daha iyi gıdalar ve daha iyi bir gelecek için el ele’ teması ile kutlandığını belirten Bayraktar, açıklamasına şöyle devam etti:
“Daha güçlü ve adil bir gıda sistemi oluşturmalı”
“İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ‘yeterli gıdaya ulaşabilme hakkı’ şeklinde ifade edilen gıda hakkı en temel ihtiyaçtır. Ancak açlığın yaşandığı bir dünyadayız.
FAO verilerine göre yaklaşık 733 milyon insan açlıkla mücadele ediyor. 2,8 milyardan fazla insan sağlıklı beslenemiyor. Beş yaş altı çocukların yaklaşık yüzde 22’si yaşına göre çok kısa boylu, yüzde 7’sinin de boyuna göre kilosu çok düşük durumdadır. Bu veriler tüm bireylerin sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişim hakkına sahip olmadığını, küresel boyutta gıda sistemlerinin kırılgan bir yapıda olduğunu ve dayanışmaya ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.
Küresel boyutta yaşanan açlık sorununu çözebilmemiz için el ele, hep birlikte, dayanışma ve işbirliği yapmamız gerekiyor. Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör el ele vererek daha güçlü ve adil bir gıda sistemi oluşturmalıdır.”
“Tüketicilere sunulan tüm gıdanın yüzde 19’u israf ediliyor”
“Açlıkla mücadele için gıda sistemlerinin dönüştürülmesi ve güçlendirilmesi, eşitsizliklerin ele alınması ve herkes için uygun fiyatlı ve erişilebilir sağlıklı beslenmenin sağlanması gibi çok yönlü bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor. Dünyada gıda güvenliği ancak devletlerin, uluslararası kuruluşların, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm diğer aktörlerin de aktif katılım ve diyaloğuyla mümkün olabilir. Üretilen gıdanın dengeli dağıtılması, gıda kayıp ve israfın en aza indirilmesi de büyük önem taşıyor.
Dünya çapında tüketicilere sunulan tüm gıdanın yüzde 19’u israf ediliyor. Gıdaların yüzde 13’ü hasat ve lojistik aşamasında kaybediliyor. Çöpe atılan gıda aynı zamanda su kaynaklarının da kaybıdır. Gıda israfının önlenmesi sürdürülebilir bir gelecek için kritik önem taşıyor. Ülkemizde günde 12 milyon ekmeğin çöpe gitmesinin ve dünyada üretilen gıdanın yüzde 30’unun henüz rafa çıkmadan kaybolması büyük bir sorundur. Gıdayı israf edecek lüksümüz yoktur.”
“Her yıl kontamine gıdalar nedeniyle 420 bin kişi hayatını kaybediyor”
“Sağlıksız beslenme, gıda dağıtımındaki adaletsizlik, aşırı ve dengesiz gıda tüketimi nedeniyle 2,5 milyar yetişkin ve 37 milyon 5 yaş altı çocuk aşırı kilolu durumdadır. Her yıl 600 milyon kişi kontamine gıdalar nedeniyle hastalanıyor, 420 bin kişi hayatını kaybediyor.
Beslenme konusunda yaşanan bu çelişki, dünyada yeterli gıda maddesi bulunmasına rağmen gıdaya ulaşılabilirlikteki güçlüğü açıkça ortaya koyuyor. Sağlıklı ve yeterli beslenmeyi sağlamak için yeterli ve sürdürülebilir tarım sektörüne ihtiyaç vardır.
Çiftçisi üretmeyen ülkelerin açlık ve yetersiz beslenme sorunu yaşaması kaçınılmazdır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, üreticinin emeğinin karşılığını almasıyla mümkündür.”
“Genç nüfusun tarıma teşviki sektörün geleceği için hayati öneme sahip”
“Çiftçilerimiz, gıda zincirinin ilk halkasını oluşturan en kritik aktörlerdir. Üreticilerin emeğinin karşılığını alması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, destekleme politikalarının güçlendirilmesi ve genç nüfusun tarıma teşviki, sektörün geleceği açısından hayati öneme sahiptir.
Tarımsal gelirlerin istikrara kavuşması, hem kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini hem de ülke ekonomisinin direncini artıracaktır.
Tarımsal üretim üstü açık bir fabrika gibi iklim şartlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu sene yaşanan doğal afetler birçok ürünü büyük ölçüde etkiledi ve sektördeki koşulları ağırlaştırdı.
2025 yılı, ülke tarımı açısından tam anlamıyla bir doğal afet yılı oldu. Çiftçilerimiz verilecek desteklerle ayakta kalacak, gelecek yılki üretimini planlayabilecektir.
Tarım sektörü, bir ülkenin ekonomik bağımsızlığının ve gıda güvencesinin temel dayanağıdır. Üretimin sürekliliği, doğal kaynakların korunması ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesiyle mümkündür.
Tarımsal üretim sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve toplumsal istikrar meselesidir.
Üreticilerimizin alın teri dökerek elde ettikleri ürünlerinin değerini bulduğu, refah seviyesinin yükseldiği, gıda güvencesinin sağlandığı, açlık sorunun olmadığı bir Türkiye ve Dünya dileğiyle, Dünya Gıda Günü’nü kutluyorum.”
15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü
“Kadın çiftçilerimiz kırsalın umudu, tarımın güvencesidir”
ANKARA- 15.10.2025- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla yazılı basın açıklaması yaptı.
“Dünyada ve ülkemizde tarımsal üretimde, beslenmede, gelecek nesillere bilgiyi aktarmada, çocuk eğitiminde, hasta ve yaşlı bakımında kadınlar en önemli katkıyı sağlıyor” diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Kırsaldaki kadınların güçlendirilmesi, tarımsal kalkınma ve toplumsal refahın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.
Ancak kadın çiftçilerimiz, üretimin merkezinde olmalarına rağmen sosyal güvenlikten yeterince yararlanamıyor; ekonomik ve toplumsal olarak ikinci planda kalıyor.”
Kadın çiftçilerin tarımdaki yeri
“Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Ziraat Odaları Bilgi Sistemi (ZOBİS) verilerine göre, 2024 yılı itibarıyla Türkiye genelinde 754 Ziraat Odamıza kayıtlı 956 bin 643 kadın çiftçi bulunuyor. Bu rakam, tüm üyelerin yüzde 18,14’ünü oluşturuyor.
Çiftçilerin yaş ortalaması 59’a yükseldi. Erkek çiftçilerin yaş ortalaması 58, kadın çiftçilerimizin yaş ortalaması 61’dir. Yaş dağılımı tarımsal nüfusun hızla yaşlandığını gösteriyor.
Çiftçilerimizin; yüzde 35’i 65 yaş ve üzerinde, yüzde 35’i 50–64 yaş aralığındadır. Yalnızca yüzde 5’lik bir oran 18–32 yaş grubundadır. Bu tablo, tarım sektöründe genç nüfusun hızla azaldığını ve üretimin geleceği açısından ciddi bir sorun oluştuğunu gözler önüne seriyor.
Son 30 yıldır hiç doğum gerçekleşmeyen köylerimiz bulunuyor; kış aylarında tamamen boşalan köylerin sayısı artıyor. Bu durum yalnızca üretimi değil, kırsal yaşamın sosyal dokusunu da tehdit ediyor.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 2024 yılı verilerine göre; Türkiye’de 4/B kapsamındaki 427 bin 298 zorunlu tarım BAĞ-KUR’lu çiftçinin yüzde 24,69’unu yani 105 bin 478’ini kadın çiftçilerimiz oluşturuyor.
Veriler karşılaştırıldığında kadın çiftçilerin yalnızca yüzde 11’i Tarım BAĞ-KUR primini ödeyebiliyor, geri kalan büyük çoğunluğu gelir yetersizliği nedeniyle sistem dışında kalıyor.
2024 yılı itibarıyla Tarım BAĞ-KUR prim tutarı aylık 8 bin 971,90 lira, indirimli olarak 7 bin 671,60 liradır. Bu prim tutarları, düşük gelirli çiftçilerimiz için büyük bir mali yük oluşturuyor. Özellikle de kadın çiftçilerin sosyal güvenlik sistemine dahil olmasını zorlaştırıyor.”
Kadın çiftçilerin sosyal güvence sorunu
“Kadın çiftçilerin büyük bölümü aile işletmelerinde ücretsiz aile işçisi statüsünde çalışıyor. Emekleri çoğu zaman ‘aile içi katkı’ olarak görülüyor, bu da onların üretici kimliğini gölgeliyor.
Kadın çiftçilerimizin ekonomik ve sosyal statülerinin güçlendirilmesi, kırsalda göçün önlenmesi ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından hayati önemdedir.
Anayasa’nın 10. maddesi kadın-erkek eşitliğini, 60. maddesi ise sosyal güvenlik hakkını güvence altına alıyor. Buna rağmen, kırsaldaki kadınlarımızın büyük çoğunluğu hâlâ sosyal güvenceye sahip değil.
Bu tablo, sadece bir tarım meselesi değil, aynı zamanda kırsal sosyo-ekonomik bir sorundur. Sorunun çözümü, kapsamlı ve sürdürülebilir politikaların geliştirilmesini gerektiriyor.
Gençlerin tarıma kazandırılması için
Kadın çiftçilerin güçlendirilmesi için
Kırsal altyapının güçlendirilmesi için
Tarımın saygınlığının artırılması için
TZOB’un kadın çiftçiler için kazanımları
“6270 Sayılı Kanun (2012) ile geçmişte aile reisi olmayan kadın çiftçilerimize borçlanma hakkı tanınarak mağduriyetleri giderildi. Doğum borçlanması hakkı üç çocuğa kadar genişletilerek kadın çiftçilere altı yıla kadar borçlanma imkânı sağlandı.
Kadın çiftçilerimize yönelik Tarım BAĞ-KUR prim desteği sağlanması, kırsalda yapılacak en büyük reform olacaktır. Kadın çiftçilerimiz, yalnızca kendi evlatlarını değil, tüm ülkemizi doyuran; üretimin, emeğin ve direncin simgesidir. Onların emeği olmadan kırsalın geleceği inşa edilemez.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, kadın çiftçilerimizin sosyal güvenlik sistemine erişiminin kolaylaştırılmasını, gelir düzeylerine uygun prim desteği sağlanmasını ve kırsalda yaşam koşullarının iyileştirilmesini acil öncelik olarak görüyoruz.
Kadınlara fırsat verildiğinde, liderliğin, üretimin ve değişimin öncüleri olurlar.
Tüm kadın çiftçilerimizin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü kutluyor; alın teriyle toprağa can veren tüm kadın emekçilerimizi saygı ve minnetle selamlıyorum.”
ANKARA- 13.10.2025- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Akyazı Kaymakamı Mustafa İkbal Eşki ile Akyazı Ziraat Odası Başkanı Ali Şener Bayraktar’ı kabul etti. Bayraktar, TZOB Genel Merkezi’nde gerçekleşen kabulde ziyaretleri için misafirlerine teşekkür etti.
