Balıkçılıkta av yasağı bitiyor


Balıkçılıkta av yasağı bitiyor

 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Balıkçılar ‘Vira Bismillah’ diyerek 1 Eylül’de denize açılacak”

-“Su ürünleri avcılık üretimi son 10 yılda yüzde 25 azaldı”

-“Kişi başına tüketim dünya ortalamasının üzerine çıkarılmalı”

-“Kurallara mutlaka uyulmalı”

-“Balıkçılık ve modern tesisler daha fazla desteklenmeli”

 

Ankara- 30.08.2021- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 1 Eylül’de başlayacak av sezonuna ilişkin açıklama yaptı. Bayraktar, “Balıkçılar 1 Eylül’de ‘Vira Bismillah’ diyerek denize açılacaklar, bereketli bir sezon geçirmelerini diliyorum” dedi.

Balığın insan sağlığı ve dengeli beslenme için çok gerekli bir gıda olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Balık avcılığı önemli bir gıda temin yöntemi olup aynı zamanda iyi bir geçim kaynağıdır” diyerek şöyle devam etti:

“Gırgır ve trol ağları ile avcılık faaliyetinde bulunan balıkçılar için 15 Nisan 2021’de kapanan genel av sezonu, 1 Eylül 2021’de açılıyor. Ülkemiz, uzun sahil şeridi, yaygın iç suları ve nehirleriyle önemli balıkçılık kaynaklarına sahiptir. Ancak üç tarafı denizlerle çevrili, 8 bin 333 kilometrelik kıyı şeridine sahip olan ülkemizde su ürünleri sektöründe mevcut potansiyelin tam olarak değerlendirdiğini söylemek mümkün değildir.

Su ürünleri üretiminde TÜİK verilerine göre son beş yıla baktığımızda; 2015 yılında 672 bin 241 ton olan üretimimiz, 2016 yılında yüzde 12,4 azalarak 588 bin 715 tona geriledi. 2017 yılında yüzde 7,2 artarak 630 bin 820 tona, 2019 yılında yüzde 33,1 artarak 836 bin 524 tona yükseldi. 2020 yılında ise bir önceki yıla göre yüzde 6,1 azalarak 785 bin 811 ton olarak gerçekleşti. Toplam üretimin yüzde 46,3’ün avcılık yoluyla ve yüzde 53,6’sı yetiştiricilik yoluyla elde edilmektedir.”

 

“Su ürünleri avcılık üretimi son 10 yılda yüzde 25 azaldı”

Bayraktar, 2010 yılında 485 bin 939 ton olan toplam su ürünleri avcılığımızın 2020 yılında yüzde 25 azalarak 364 bin 400 tona gerilediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avcılık yoluyla yapılan toplam üretim 364 bin 400 ton, yetiştiricilik üretimi de 421 bin 411 ton olarak gerçekleşti. Su ürünleri avcılık üretimi 2020 yılında bir önceki yıla göre yüzde 23,2 azalırken, yetiştiricilik yüzde 4,8 artış gösterdi.

2020 yılında deniz balıklarının türlerine göre dağılımı incelendiğinde, hamsi balığı 171 bin 253 ton ve yüzde 58,6 payla en yüksek miktarda avlanan balık olmuştur. Hamsi balığını 26 bin 804 ton ile çaça ve 22 bin 743 ton ile sardalya takip etmektedir.”

 

“Kişi başına tüketim dünya ortalamasının üzerine çıkarılmalı”

Ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketiminin dünya ortalamasının altında olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “2020 yılında hamsi avcılığı da bir önceki yıla göre yüzde 37,7 azaldı. Aynı yıl kişi başına balık tüketimimiz 6,2 kilogramdan 6,7 kilograma çıkarak yüzde 8 arttı ancak ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketimi dünya ortalamasının altındadır. Balıkçılıkta arz-talep dengesi oluşturularak, sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması gerekir. Tüketimin artırılması için başta fiyat istikrarı sağlanmalı, eğitim ve tanıtım çalışmaları yaygınlaştırılmalıdır. Hayvansal protein temininde önemli yeri olan balık avcılığının çevreye olumsuz etkilerinin en düşük seviyelerde tutulması önemlidir. Çünkü ekosistemdeki tahribatlar gelecek nesillerin refahını tehlikeye sokmaktadır” dedi.

 

“Ülkemizdeki su ürünleri avcılığı kıyı balıkçılığına dayanır”

Ülkemizdeki su ürünleri avcılığının kıyı balıkçılığına dayandığını hatırlatan TZOB Genel Başkanı Bayraktar, “Yeterli altyapı oluşturulamadığı için açık deniz balıkçılığı yapılamamakta bu nedenle de av baskısı kıyı sularımızda yoğunlaşmaktadır. Son yıllarda avcılık üretim miktarı azalıyor. Sektörün geleceği açısından sürdürülebilir avcılığın sağlanması şarttır. Bu amaçla stokları koruyucu ve geliştirici yönde çalışmaların ve araştırmaların yapılması ve koruma kontrol çalışmalarına öncelik verilmesi gerekir” diye konuştu.

 

“Kurallara mutlaka uyulmalı”

Su ürünleri üretiminin sürdürülebilirliği için avcıların kurallara uyması gerektiğinin de altını çizen Bayraktar, uyulması gereken kuralları şöyle aktardı:

“Denizlerde ve iç sularda yapılacak ticari ve amatör amaçlı su ürünleri avcılığına yönelik düzenlemeleri içeren tebliğlerle Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuda önemli çalışmalar yapmıştır. Su ürünleri avcılığında yer, zaman, tür, boy, ışık kullanımı ve avlanma mesafesi gibi getirilen yasaklar ve kontroller su ürünleri üretiminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.

1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’nda yer alan zapt ve müsadere (El Koyma ve Mülkiyetin Kamuya Geçirilmesi) yaptırımlarının, cezanın kanunun mülkiyetin kamuya geçirilmesi sathında değerlendirilememesi nedeniyle uygulanabilirliğini/caydırıcılığını yitirmesi söz konusudur. Su Ürünleri Kanunu ile Kabahatler Kanunu’nun uyumlulaştırılmasına ihtiyaç olduğu her fırsatta açıkça belirtmektedir. Su Ürünleri Kanunu’nda ‘Zapt ve Müsadere Edilme’ terimlerinin Kabahatler Kanunu’na uyum için ‘El Koyma’ ve ‘Mülkiyetin Kamuya Geçirilmesi’ şeklinde değiştirilmesi yasalar arasındaki uyumsuzluğu giderecektir.

Hayvansal protein temininde önemli yeri olan su ürünlerini sofralarımıza taşıyan balıkçılarımızın av yasaklarına ve tebliğ ile getirilen düzenlemelere titizlikle uyması sağlanmalıdır.”

 

“Balıkçılık ve modern tesisler daha fazla desteklenmeli”

“Sürdürülebilir su ürünleri üretimi için gerekli stratejiler ile kısa, orta, uzun vadeli eylem planları ve hedefler belirlenmelidir” diyen Bayraktar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kaynakların verimli kullanılabilmesi için su ürünleri eğitim merkezleri kurulmalı, yetiştiricilik, avcılık ve Ar-Ge çalışmaları daha fazla desteklenmeli, sektörde örgütlenme yapısı mutlaka güçlendirilmelidir.

Balıkçılık sektöründe ürünlere yönelik dondurma, tuzlama, konserve, paketleme ve işleme tesislerinin sayılarının artırılması sektöre ekonomik katkı sağlayacaktır. Yeni avlanma döneminin bol ve bereketli kazançlar getirmesini diliyorum.”

 

 

Avcılık Yoluyla Elde Edilen Su Ürünleri Miktarları (Ton)

Yıllar

Avlanan deniz balıkları

Avlanan tatlı

su ürünleri

Avlanan diğer

deniz ürünleri

Toplam

2010

399.656

40.259

46.024

485.939

2011

432.246

37.096

45.412

514.755

2012

315.636

36.120

80.685

432.442

2013

295.167

35.074

43.879

374.121

2014

231.059

36 134

35 019

302.212

2015

345.765

34.176

51.966

431.907

2016

263.725

33.856

37.739

335.320

2017

269.676

32.145

52.496

354.318

2018

222.024

30.139

61.931

314.094

2019

374.726

31.596

56.846

463.168

2020

291.910

33.119

39.371

364.400

Kaynak: TÜİK

 

                   Su Ürünleri Üretimi (Ton)

Yıllar

Avcılık

Yetiştiricilik

Toplam

Deniz Ürünleri

%

Tatlısu Ürünleri

%

Miktar

%

2002

522 744

83.3

43 938

7.0

61 165

9.7

627.847

2003

463 074

78.8

44 698

7.6

79 943

13.6

587.715

2004

504 897

78.3

45 585

7.1

94 010

14.6

644.492

2005

380 381

69.8

46 115

8.5

118 277

21.7

544.773

2006

488 966

73.9

44 082

6.7

128 943

19.5

662.103

2007

589 129

76.3

43 321

5.6

139 873

18.1

772.323

2008

453 113

70.1

41 011

6.3

152 186

23.5

646.310

2009

425 046

68.2

39 187

6.3

158 729

25.5

623.191

2010

445 680

68.2

40 259

6.2

167 141

25.6

653.080

2011

477 658

67.9

37 097

5.3

188 790

26.8

703.545

2012

396 322

61.5

36 120

5.6

212 410

32.9

644.852

2013

339 047

55.8

35 074

5.7

233 394

38.4

607.515

2014

266 078

49.5

36 134

6.7

235 133

43.7

537.345

2015

397 731

59.1

34 176

5.0

240 334

35.8

672.241

2016

301 464

51,2

33 856

5,7

253 395

43,0

588.715

2017

322.173

51,1

32.145

5,1

276 502

43,8

630.820

2018

283.955

45,2

30.139

4,8

314.537

50,0

628.631

2019

431.572

51,6

31.596

3,8

373.356

44,6

836.524

2020

331.281

42,2

33.119

4,2

421.411

53,6

785.811

Kaynak: TÜİK

30 Ağustos Zafer Bayramı


99 yıl önce, istiklal yolunda inanç ve cesaretle tarih yazan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşımızın tüm kahramanlarını saygı ve rahmetle anıyoruz.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

 

Ş. Şemsi Bayraktar

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı

Sel Felaketi, Çay Fiyatları, Süt Üreticisi Mağdur, Kuraklığın Üreticiye Etkileri, Şanlıurfa’da Elektrik Kesintisi


Sel Felaketi

Çay Fiyatları

Süt Üreticisi Mağdur

Kuraklığın Üreticiye Etkileri

Şanlıurfa’da Elektrik Kesintisi

 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Yangının yaralarını saramadan sel felaketiyle sarsıldık”

-“Çay hasadının devam ettiği ilçelerde özel sektörün alım fiyatları kiloda 2 buçuk liraya gerilemiştir”

-“Çay üreticisinin ana güvencesi ÇAYKUR’dur”

-“Çay üreticisi kanunun bir an evvel çıkarılmasını beklemektedir”

 –“Çiğ süt üreticisinin alım gücü, üretimi devam ettirecek seviyede değildir”

-“Son yedi aydır çiğ süt destekleri ödenmiyor”

-“Kuraklıktan zarar gören üreticilerin destekleri bir an önce ödenmelidir”

-“Şanlıurfa’da elektrik kesintilerine bir an önce son verilmelidir”

    Ankara- 16.08.2021- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkemizde üretilen ve Doğu Karadeniz Bölgesinin en önemli geçim kaynaklarından olan çay, son dönemlerde fiyatlarıyla üreticiyi mağdur eden çiğ süt, ülkemizde üreticimizi ciddi zararlara uğratan kuraklık ve Şanlıurfa’da yaşanan elektrik kesintileri hakkında açıklama yaptı.

    Açıklama öncesi ülkemizde ardı ardına yaşanan felaketlere değinen Bayraktar, tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti:

    “Temmuz ayında ardı ardına çıkan yangınlarda ciğerimiz yandı. Daha yangının yaralarını saramadan Karadeniz Bölgesindeki sel felaketiyle sarsıldık, onlarca canımızı kaybettik. Yüzlerce tarım arazisi, ev, işyerleri ve araçlar sel suları altında kaldı. Felaketlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, acılı ailelerine sabırlar dilerim. Yaralanan vatandaşlarımıza da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah ülkemizi ve vatandaşlarımızı tüm felaketlerden korusun.”

    “Çay üretimi ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtardı”

    TZOB Genel Başkanı Bayraktar, ülkemizde çay tarımının, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Artvin, Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu illerinde yapıldığını belirterek çay konusunda yaşanan son gelişmelere değindi:

    “Bölgede bulunan küçük arazilerde 200 bin çiftçi ailesi tarafından yaklaşık 834 bin dekar alanda 1 milyon 420 bin ton civarında yaş çay üretilmektedir.

    Toplulaştırmanın henüz yapılmaması nedeniyle işletme ölçeğinin küçük olması önemli sorunlardan biridir. İşletme ölçeğinin büyütülmesi için mutlaka toplulaştırma yapılmalıdır. İşletmelerin küçük ölçekli olması yanında çay bahçelerinin giderek yaşlanması ve aşırı yağışlar nedeniyle toprak yapısının bozulması gibi sorunlara da acil çözüm üretilmesi gerekmektedir.

    Bu bağlamda, yaşlanmış çay bahçelerinin yenilenmesi, gençleştirilmesi ve toprak yapısının iyileştirilmesi aşamasında çay üreticilerimiz devlet tarafından daha fazla desteklenmelidir. 2016 yılından bu yana kiloda 13 kuruş olarak ödenen destek miktarı da artırılmalıdır.”

    “Çay hasadının devam ettiği ilçelerde özel sektörün alım fiyatları kiloda 2 buçuk liraya gerilemiştir”

    Bayraktar, Doğu Karadeniz Bölgemizde çay hasadının mayıs ayında başladığını belirterek, bölgenin iklimi ve coğrafi yapısı nedeniyle üreticilerimiz oldukça zor şartlar altında çay yetiştiriciliği yapmaktadır” diyerek şu açıklamaları yaptı:

    “Üreticilerimizin bin bir zorlukla üreterek hasat ettiği yaş çayın bekletilmeden en kısa sürede işlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle yaş çay alımlarının, ürün kalite kaybına uğramadan ve üreticilerimiz mağdur edilmeden yapılması üreticilerimizin en büyük isteğidir. Çayın bölge ve ülke ekonomisi üzerine katkıları dikkate alındığında yaş çay alım fiyatı üreticilerimiz açısından hayati öneme sahiptir.

    Özel sektörümüz çay alım fiyatlarında üreticilerimizin emeğini ve alın terini dikkate almalıdır. ÇAYKUR ile özel sektör arasındaki yaş çay alım fiyatının farklılığı ve ÇAYKUR kotalarının yetersizliğinden kaynaklanan sorunlar üreticilerin her sezon daha fazla mağduriyetine sebep olmaktadır.

    Yaş çayın hasat edildikten sonra bekletilme süresinin az olması ve ÇAYKUR’un alım kapasitesinin sınırlı olması gibi nedenlerle üreticiler ürünlerinin önemli bir kısmını da özel sektöre satmaktadır.

    Bölgede yaş çay alımlarının yüzde 53,3’ü ÇAYKUR, yüzde 46,7’si özel sektör tarafından yapılmaktadır.

    ÇAYKUR’ un kotalarının dışında kalan çay alımlarını fırsat olarak gören özel sektörümüz açıklanan fiyatın altında alım yaparak üreticileri mağdur etmektedir. Özel sektörün açıklanan fiyatlar doğrultusunda alım yapması için gerekli tedbirler alınmalıdır. ÇAYKUR kotaları artırılarak fiyat istikrarı sağlanmalıdır.

    Bu yıl ÇAYKUR tarafından açıklanan taban fiyat kiloda 3,87 lira iken, çay hasadının devam ettiği ilçelerde özel sektörün alım fiyatları kiloda 2 buçuk liraya kadar gerilemiştir. Bu durumda üretilen çayın yarıya yakını düşük fiyattan pazarlanmaktadır.

    Özel sektör, ÇAYKUR’un işleme kapasitesi ve alım miktarının yetersizliğini ve çiftçimizin bir an önce ürününü hasat ederek borçlarını kapatma isteğini fırsat olarak görmemelidir.

    Diğer taraftan özel sektör; üreticilerimize bazen teslim edilen yaş çay karşılığında, para yerine yüzde 25 ila 50 arasında değişen oranda kuru çay vermeyi teklif etmektedir. Böylece pazarlama işini üreticiye yaptırmakta ve kuru çayı da piyasa satış fiyatından üreticiye satmaktadır. Üreticilerimizi zararına da olsa ürün teslim etmek zorunda bırakmaktadır.

    Bugün bölgede ÇAYKUR olmasa çay fiyatlarının daha da gerileyeceği ortadadır. Çay üretim havzası haline gelen bölgenin istikrarlı bir şekilde üretime devam edebilmesi için özel sektörümüzün de fiyat konusunda en az ÇAYKUR kadar gayret göstermesi gerekmektedir.

    Coğrafi konumu nedeniyle çayın dışında yetiştirilecek ürünleri çok fazla seçme şansı bulunmayan üreticilerimiz mağdur edilmemelidir.

    Özel sektörümüzü yaş çay alımlarında üreticilerimize haklarını vermede daha dikkatli ve adaletli olmaya davet ediyoruz.”

    “Çay üreticisinin ana güvencesi ÇAYKUR’dur”

    Bayraktar üreticilerin en önemli güvencelerinden birinin ÇAYKUR olduğunu belirtti, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “ÇAYKUR’un yapısal iyileştirmelerle birlikte alım kapasitesi ve sektördeki gücü artırılarak yeri korunmalıdır. Özellikle özel sektörde fiyatların fazla gerilediği dönemlerde ÇAYKUR’un fabrika kiralaması sağlanmalı ve özel sektörün düşük fiyatlarına çiftçi mecbur bırakılmamalıdır.

    Bu sezon ÇAYKUR’ un birinci sürgün dönemi yaş çay alım kotası dekara 600 kg olarak, ikinci sürgün de ise 450 kg olarak belirlendi. Üreticilerin değeri fiyattan daha fazla ürün satabilmeleri için ÇAYKUR, ikinci sürgün çay alım kotasını dekarda 550 kilograma yükseltmelidir.”

    “Çay üreticisi kanunun bir an evvel çıkarılmasını beklemektedir”

    Yıllardır çay alımı ve pazarlama konusunda üreticilerin karşılaştığı sorunların çözümünün Çay Kanunu’nun çıkarılmasından geçmekte olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Çay Kanunu’ taslak çalışmaları Ziraat Odalarımızın da içinde olduğu tüm ilgili kurum ve kuruluşların çalışmaları ile tamamlanarak Tarım ve Orman Bakanlığına iletilmiştir” dedi ve üreticinin kanundan beklentilerini açıkladı:

    “-Çay yetiştirilen alanların coğrafi durumunun dikkate alınması,

    -Çay işletmelerinin yapısı ve çiftçilerin sosyal şartlarının göz ardı edilmemesi,

    -Açıklanan taban fiyatın altında ürün pazarlanmasını azaltarak üreticinin istismarını önleyen, emeğini koruyan ÇAYKUR’ un daha fazla güçlendirilerek varlığını koruması,

    -Gereksiz harcamaların engellenerek çay üreticisine ve kuru çay üretimine odaklanması,

    -ÇAYKUR’un çay kota miktarı ile işleme kapasitesinin artırılması,

    -Kaçak çay girişlerinin önlenmesi,

    -ÇKS’ye kayıtlılık oranının artırılması

    -Çay bahçelerinin yenilenmesi, gençleştirilmesi ve desteklerin artırılarak devam ettirilmesi,

    -Özel sektörün açıklanan fiyatlardan alım yapması için gerekli tedbirlerin alınması gibi konular hazırlıkları devam eden Çay Kanunu’ndan üreticilerin olmazsa olmaz öncelikli beklentileridir. Bu konuların yasal bir dayanağa kavuşturulması çay sektöründe sık görülen keyfî uygulamalara engel olacaktır.

    Çay üreticisi kanunun bir önce çıkarılmasını beklemektedir. Kanun taslağının Meclisten bir an önce geçirilmesi ve yayımlanması konusunda TZOB olarak Bakanlığımıza her türlü desteği vermeye hazırız.”

     “Çiftçi doğduğu yerden göç etmek zorunda bırakılmamalıdır”

    Bayraktar, küçük ve sınırlı arazilerde üretim yapan üreticimize bölgenin en önemli ürünü olan çaydan geçimlerini temin etmeleri için gerekli desteklerin verilmesi gerektiğinin altını çizerek sözlerine şöyle devam etti:

    “Doğu Karadeniz Bölgesini çay üretim havzası haline getiren, zor şartlar altında üretim yapan ve zaman zaman doğal afetlerle karşı karşıya kalan üreticilerimiz doğdukları yerde istihdam edilmeli ve bu coğrafyadan göç etmek zorunda bırakılmamalıdır.

    Artan girdi maliyetleri ve pandemi süreci ile zor bir üretim sezonu yaşayan üreticiler aynı zamanda doğal afetlerle de karşı karşıya kaldı.

    Yaz aylarını yaşadığımız bu günlerde çay üretiminin yapıldığı ve hasadın devam ettiği Rize’nin Merkez, Çayeli, Ardeşen, Fındıklı, Pazar ve Güneysu ilçeleri ile Artvin ilinin Arhavi ve Murgul ilçelerinde sel ve heyelan afeti meydana geldi.

    Gerçekleşen aşırı yağış sonucu oluşan sel ile dereler taşmış, heyelan olmuş, yollarla birlikte çiftçilerin evleri de sular altında kalmış ve çaylıklar zarar görmüştür. Zamanında çayını toplayamayan, heyelan sonucu çay bahçesini kaybeden çiftçiler zor durumdadır.

    Afetlerden zarar gören çay üreticilerine ve yine bu üretim sezonunda başta kuraklık olmak üzere doğal afet yaşayan tüm çiftçilerimize dekar başına nakdi destek yardımı yapılmalı, Tarım Kredi kooperatifleri ve bankalara olan kredi borçları faizsiz olarak uzun vadeli yapılandırılmalıdır.”

    “Yerli üretim çayımızdan vazgeçemeyiz”

    “Türkiye kişi başına çay tüketiminde dünyada birinci sıradadır” vurgusunu yapan Bayraktar, Türk toplumunun yerli üretimden demlenen çayı çok sevdiğini belirtti:

    “Türk toplumunun kolay kolay da yerli çay tiryakiliğinden vazgeçmesi beklenmemelidir. Bu nedenle, bazı tarım ürünlerinde olduğu gibi çayda da ithalat yoluyla talebe cevap verme yaklaşımı ülkemize çok pahalıya mal olur.

    Ancak, çay üreticilerimizin emeğinin hakkı tam olarak verilirse Karadeniz bölgemizde üretim devam eder. Şayet bu sağlanmazsa ithalat yoluyla çay ihtiyacımızı karşılamak sürdürülebilir bir yol olmayacaktır.”

     “Çiğ süt üreticisinin alım gücü, üretimi devam ettirecek seviyede değildir”

    Bayraktar, Ulusal Süt Konseyi’nin en son toplantısında çiğ süt tavsiye fiyatını 1 Temmuz-31 Aralık 2021 döneminde altı ay süreyle brüt 3 lira 20 kuruş olarak sabitlediğini hatırlatarak, “Bu fiyat süt üreticilerinin zarar etmesine neden olacaktır. Önümüzdeki dönemde döviz kur artışlarının yem başta olmak üzere diğer maliyetlere olası etkileri de dikkate alınarak fiyatlar yeniden belirlenmelidir” dedi.

    “Çiğ süt üreticisinin alım gücü üretimi devam ettirecek seviyede değildir” diyen Bayraktar, süte ilişkin gelişmeleri şöyle değerlendirdi:

    “Üreticilerimiz ocak ayında bir litre süt sattığında 1,1 kilo yem alabilirken, temmuz ayında ancak 0,97 kilo yem alabilmiştir. Yani bir kilo sütle bir kilo bile yem alamamıştır.

    Bilim insanlarımız sürdürülebilir üretim için paritenin 1,5 olması gerektiğini söylemektedirler. Mevcut yem fiyatlarına göre olması gereken çiğ süt fiyatı 4 lira 57 kuruştur. Hâlbuki süt fiyatları 1 Temmuz-31 Aralık 2021 döneminde altı ay süreyle brüt 3 lira 20 kuruş olarak sabitlenmiştir. Ama üreticinin eline geçen net fiyat ise 2 lira 94 kuruştur. Aradaki fark çiğ süt fiyatlarını artırarak, yem fiyatlarını düşürerek ya da çiğ süt primini artırarak ve destekleri zamanında ödeyerek kapatılabilir.

    Çiğ süt fiyatları önümüzdeki dönem için bu şekilde uygulanmaya devam ederse daha önceki açıklamalarımızda da sürekli vurguladığımız gibi ne yazık ki hayvanlar kesime gidecek, yeni bir kriz kaçınılmaz olacaktır.”

     “Yem fiyatları geçen yıla göre ciddi oranda artmıştır”

    Bayraktar, “Fabrika yemi fiyatlarının Temmuz ayında döviz kurunda yaşanan gerilemeler ve TMO’nun piyasaya ucuz hammadde vermesiyle ancak yüzde 2 civarında gerilemiştir. Bu düşüş yeterli değildir. Üreticilerimiz daha büyük düşüşler sağlayacak müdahaleler beklemektedir” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Süt yemi fiyatlarına son yedi ayda yüzde 27,9, son bir yılda ise yüzde 62,7 oranında zam geldi. Çiğ süt fiyatları yılsonuna kadar sabitlendi, ama yem fiyatlarının ne kadar yükseleceğini kimse bilmiyor. Merkez Bankası piyasa katılımcıları 2021 Ağustos anketine göre yılsonu dolar kuru beklentisi 8,94 olarak tahmin edilmektedir. Yani yılsonuna kadar döviz kurunun artacağı, kendisine bağlı yem fiyat artışını da tetikleyeceği görünmektedir. Yılsonuna kadar sabitlenen çiğ süt fiyatlarının bu öngörü dikkate alınarak yukarı yönlü revize edilmesi elzemdir.”

    “Son yedi aydır çiğ süt destekleri ödenmiyor”

    “Çiğ süt fiyatları belirlenirken devletin verdiği desteklerde dikkate alınmakta, teşviklerle üreticinin eline geçecek para üzerinden hesaplar yapılmaktadır. Bu şekilde yapılan hesaplamanın doğru olmadığını yedi aydan beri ödenmeyen desteklerle daha iyi görüyoruz” vurgusu yapan Bayraktar, şöyle devam etti:

    “2021 yılı içerisinde üreticilerimize hak ettikleri primler henüz ödenmedi. Paranın da bir değerinin olduğunu anlamak lazım. Ocak ayında verilecek para ağustos ayında verilince ne yazık ki yeterli etkiyi yapmıyor. İstediğimiz sonucu almak için destekler sanayicinin üreticiye ödeme yaptığı dönemle yani sütün teslimini takiben aynı zamanda yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, zamanında ödenmeyen desteklerin üreticilerimize katkısı yeterli değildir.

    Çiğ süt piyasasında fedakârlık bugüne kadar hep çiğ süt üreticisinden beklendi. Üreticimiz de bu beklentiyi yıllardan beri fazlasıyla yerine getirdi. Çok küçük kâr paylarıyla hatta çoğu zaman zararına sütünü satmayı kabul etti. Ancak, artık fedakârlık yapacak bir gücü kalmamıştır. Adil işleyen bir süt piyasası için bu sektöre hizmet eden, girdi sağlayan herkesin özveriyle elini taşın altına koymasının zamanı gelmiştir. Üretici biterse, süt de biter.”

    “Kuraklıktan zarar gören üreticilere kuraklık yardımı bir an önce ödenmelidir”

    Bayraktar, kuraklık ile ilgili yaşanan son gelişmeleri de değerlendirdi:

    “Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin mayıs başında hazırladığı Kuraklık Raporu’nda kuraklıktan zarar gören il sayısı 22 iken mayıs ayı sonunda 41’e yükseldi. Ancak mayıs ayı yağışlarının Türkiye genelinde geçen yılın mayıs ayına göre yüzde 66 düşük olması, Marmara bölgesi hariç tüm bölgelerde yağışların azalması nedeniyle kuraklıktan etkilenen il sayısı artarak haziran başında 52’ye çıktı. Yağışlarda görülen anormal düşüşler rekolte tahminlerinde de ciddi sapmalara neden olmuştur. Hububat ve baklagiller kuraklıktan en fazla etkilenen ürünlerdir.

    Arpa, buğday ve kırmızı mercimekte önemli üretim kayıpları olmuştur. Ayrıca kuraklık, yeni ekilen mısır, şekerpancarı, patates, yeşil mercimek ve sebzeleri de olumsuz etkilemiştir. Meyveler, yem bitkileri ve meralar da susuzluktan zarar gören tarım alanlarıdır. Bunun sonucunda piyasada yaşanan arz-talep dengesizliği sadece üreticileri değil tüketiciyi de olumsuz etkilemekte ve tarım ürünleri fiyatları istikrarsız hale gelmektedir. Tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamanın ve gıda tedarik zincirini zaafa uğratmamanın birinci ve vazgeçilemez yolu desteklerdir. Dolayısıyla, kuraklık destek ödemelerinin kuraklık şartlarına göre güncellenmesi ve mutlaka vakit kaybedilmeden ödenmesi gerekir.

    Hem Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz hem de kuraklık konusunda çalışmalar yapan uluslararası kuruluşlar bu yıl ülkemizde son 50 yılın en kurak aylarının yaşandığını açıklamışlardır.

    Türkiye tarımının adeta ateşten gömleği olan döviz kuruna bağlı girdilerdeki enflasyon üstü fiyat artışları, tarımsal desteklerdeki yetersizlik gibi üretim yapmayı olumsuz etkileyen sorunlara bir de aşırı kuraklığın eklenmesi üreticilerimizi fazlasıyla mağdur etmektedir. Dekar başına en fazla 100 lira olarak belirlenen desteklemelerin ödenmesinde yaşanan belirsizliklerin ilgili kurumlarca bir türlü bertaraf edilememesi sonucunda üreticilerimizin büyük bir bölümü maalesef tarıma küsmek üzeredirler. Onların tarımsal üretimi terk etmesi beraberinde başka sosyal ve ekonomik sorunları da getirecektir. Yaşanan küskünlüğü bir nebze azaltacağına inandığımız kuraklık desteğinin küçük miktarda olmasına rağmen en kısa zamanda çiftçilerimizin hesaplarına yatırılmasını bekliyoruz. Ancak, şimdiye kadar yetkililer tarafından desteklerin ne zaman ödeneceği net olarak açıklanmadı.

    Kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki yok edici etkilerine en yakından tanık olan toplum kesimi üreticilerimizdir. Bu nedenle üreticilerin sesine mutlaka kulak vermemiz gerekir.

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak yayınladığımız kuraklık konulu raporlardaki öngörülerimizin neredeyse tamamı gerçekleşmiştir. Bu nedenle, kuraklığın yakıcı etkilerini en aza indirmek amacıyla hazırladığımız ve kamuoyuyla, ilgili kurum ve kuruluşlarla sürekli paylaştığımız taleplerimizin bir an önce gerçekleştirilmesini bekliyoruz.

     “Şanlıurfa’da elektrik kesintilerine bir an önce son verilmelidir”

    Bayraktar, geçtiğimiz hafta yaptığı basın açıklamasında ele aldığı tarımsal sulamada kullanılan elektrik kesintileriyle ilgili olarak da değerlendirme yaptı:

    “Ortaya koyduğumuz haklı gerekçelere rağmen talebimiz ilgili elektrik dağıtım kurumları tarafından yeterince dikkate alınmamış olup kesintiler sürmektedir.

    Elektrik kesintisi nedeniyle sulamada yaşanacak kayıplar beraberinde bitkisel üretimde ciddi miktarda azalmalara neden olacağından gerek Birliğimiz gerekse üyemiz Ziraat Odaları tarafından tarımsal sulamayı engelleyecek elektrik kesintilerinin yapılmamasına ilişkin taleplerimizin yerine getirilmesi gerekmektedir.

    Plansız, programsız ve sulama zamanları dikkate alınmadan yapılan bu kesintilerden ürün kaybına uğrayacak üreticilerimizin zararlarını kim karşılayacaktır? Elektrik dağıtım şirketlerinin sulama kesintisine sebebiyet verdikleri için üreticiler adına doğacak tazminat haklarıyla ilgili birinci derecede sorumlu olacakları unutulmamalıdır.

    Haklı taleplerimizin dikkate alınmasını bekliyoruz. Bu yıl tarım sektörü kuraklık, sel ve diğer doğal afetler nedeniyle zaten ciddi kayıplar yaşamış ve üreticilerimiz zarar görmüştür. Bu afetler kontrolü kolay olmayan doğal felaketlerdir. Fakat elektrik kesintilerine bağlı ürün kaybının mantıklı açıklamasını yapmak zordur. Bu durum üreticiye, Türk tarımına ve tüketiciye telafisi güç zararlar verir. TZOB olarak bu zararın kim tarafından sahiplenileceğini ve karşılanacağını bilmek istiyoruz ve bunun da takipçisi olacağız.”

TZOB yangın afetinden zarar gören çiftçilerin yanında…

TZOB yangın afetinden zarar gören çiftçilerin yanında…

“TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Darcan, bölge Ziraat Odası Başkanları ile yangın felaketinin etkili olduğu bölgelerde incelemeler yaptı” 

Muğla, İzmir, Manisa, Sakarya-13.08.2021 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Darcan, orman yangınının etkili olduğu Muğla’nın ilçe ve köylerinde Ziraat Odası Başkanları ile birlikte incelemelerde bulundu.

TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Darcan, orman yangınlarının yaşandığı Muğla ili bölgesine yaptığı ziyaretlerde üreticilerin yangınlardan etkilenen hayvan varlıkları, evleri, müştemilatları, ekili ve dikili alanları, seraları, traktörleri, tarım alet ve makinelerinin zararlarıyla ilgili incelemelerde bulunarak Ziraat Odaları tarafından gönderilen yardımları dağıttı.

Darcan, “Yangın afetinin yaşandığı bölgelere yaptığımız ziyaretlerimizde TZOB Genel Başkanımız Sayın Şemsi Bayraktar’ın geçmiş olsun dileklerini ilettik. Birliğimiz çatısı altındaki tüm Ziraat Odalarımız afet bölgelerindeki çiftçilerimizin yanındadır ve afetzedelerimizin yaralarını birlikte sarmaya çalışacağız” dedi.

Ziyaretlere Muğla Milas Ziraat Odası Başkanı İsmail Atıcı ve Fethiye Ziraat Odası Başkanı Kenan Karayiğit, Sakarya Adapazarı Ziraat Odası Başkanı Ercan Ateş, Manisa Saruhanlı Ziraat Odası Başkanı Aydoğan Okur, İzmir Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray, yönetim kurulu üyeleri ve ziraat odalarında görevli ziraat mühendisleri eşlik etti. 

TZOB yangın afetinden zarar gören çiftçilerin yanında…

TZOB yangın afetinden zarar gören çiftçilerin yanında…

“TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Hepokur, bölge Ziraat Odası Başkanları ile yangın felaketinin etkili olduğu bölgelerde incelemelerde bulundu” 

AYDIN, DENİZLİ, ISPARTA- 10.08.2021 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Hepokur, orman yangınının etkili olduğu bölgelerde Ziraat Odası Başkanları ile birlikte incelemeler yaptı.

TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Hepokur, orman yangınlarının yaşandığı Denizli Buldan ve Tavas, Isparta Sütçüler ile Aydın Karacasu bölgelerini ziyaret etti. Hepokur, bölge ziyaretlerinde üreticilerin yangınlardan etkilenen hayvan varlıkları, evleri, müştemilatları, ekili ve dikili alanları, seraları, traktörleri, tarım alet ve makinelerinin zararlarıyla ilgili incelemelerde bulundu.

Hepokur, “Ziyaret kapsamında afetin yaşandığı bölgelerdeki Kaymakamlarımız, tarım il ve ilçe müdürleri ve çiftçilerimizle görüştük, TZOB Genel Başkanımız Sayın Şemsi Bayraktar’ın geçmiş olsun dileklerini ilettik” dedi.

Ziyaretlere Denizli Buldan Ziraat Odası Başkanı Muammer Al, Tavas Ziraat Odası Başkanı Süleyman Tozlukoğlu, Sarayköy Ziraat Odası Başkanı Halil Aktım, Isparta Ziraat Odası Başkanı Mustahattin Can Selçuk, Eğirdir Ziraat Odası Başkanı Osman Sarıdoğan, Burdur Bucak Ziraat Odası Başkanı Bilal Özel ve Aydın Karacasu Ziraat Odası Başkanı İsa Sevinç eşlik etti. 

TZOB yangın afetinden zarar gören çiftçilerin yanında…

TZOB yangın afetinden zarar gören çiftçilerin yanında…

“TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sezgin, Ziraat Odası Başkanlarıyla orman yangınlarından etkilenen çiftçileri ziyaret ederek tarım arazilerinde incelemeler yaptı”

Adana, Antalya, Mersin, Osmaniye- 10.08.2020- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Bahadır Sezgin, Temmuz ayında meydana gelen orman yangınlarından etkilenen çiftçileri bölgelerinde ziyaret ederek incelemelerde bulundu.

Sezgin, orman yangını felaketinin yaşandığı Antalya Manavgat, Alanya ve Gündoğmuş, Adana Aladağ, Mersin Silifke ve Aydıncık bölgelerindeki ziyaretlerinde yangınlardan etkilenen üreticilerin hayvan varlıkları, evleri, müştemilatları, ekili ve dikili alanları, seraları, traktörleri, tarım alet ve makinelerinin zararlarıyla ilgili incelemeler yaptı.

Sezgin, “Yangınlardan etkilenen ve büyük zarar gören üreticilerimizin beklentilerini ve sorunlarını dinledik. Bu bölgelerimizdeki zararların boyutu çok büyük. Çiftçilerimizden aldığımız bilgileri ve talepleri Genel Başkanımız Sayın Şemsi Bayraktar’a iletiyoruz” dedi.

Ziyaretlere Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, Alanya Ziraat Odası Başkanı Tahir Göktepe, Demre Ziraat Odası Başkanı İbrahim Oğuz, Finike Ziraat Odası Başkanı Halil Sarıçobanoğlu, Gazipaşa Ziraat Odası Başkanı Yusuf Çelik, Kaş Ziraat Odası Başkanı Ramazan Süer, Korkuteli Ziraat Odası Başkanı Musa Fikri Büyükçetin, Kumluca Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökce, Muratpaşa Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Serik Ziraat Odası Başkanı Mustafa Yavuz, Adana Aladağ Ziraat Odası Başkanı Bahri Ceren, Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Mersin Silifke Ziraat Odası Başkanı Cafer Doygun ve Aydıncık Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Akdeniz eşlik etti.

TZOB Yönetim Kurulu Toplantısı

TZOB Yönetim Kurulu Toplantısı

Ankara- 09.08.2021- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda Yönetim Kurulu Üyeleri TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a, bölgelerindeki çiftçilerin sorunlarını iletti, yapılması gerekenler görüşüldü.

Toplantıda ayrıca Türkiye’de yaşanan yangın afetiyle ilgili yaşanan son gelişmeler ve yangından etkilenen çiftçilere yapılacak destekler de ele alındı.

TZOB Yardım Kampanyası Başlattı


TZOB Yardım Kampanyası Başlattı

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar:

-“TZOB olarak yangınlardan zarar gören çiftçilerin yaralarını sarmak ve yanan alanların ağaçlandırılması için yardım kampanyası başlattık”

Ankara- 09.08.2021- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye genelindeki il ve ilçelerde hizmet veren 763 Ziraat Odasının da katılımıyla yangın afetinde zarar gören çiftçiler ve yanan alanların ağaçlandırılması için yardım kampanyası başlattıklarını açıkladı.

 Türkiye’nin birçok bölgesinde birbiri ardına çıkan orman yangınlarıyla sarsıldığını belirten Bayraktar, “Öncelikle yangınlarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve baş sağlığı diliyorum. Yangından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Orman yangınlarında ciğerlerimiz yandı. Bundan önceki felaketlerde olduğu gibi devlet-millet iş birliğiyle bugün de yaralarımızı birlikte saracağız. Allah ülkemizi her türlü felaketten korusun” dedi.

“Zarar Gören Çiftçilerimize Yardım Elimizi Uzatacağız”

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yangında zarar gören çiftçilere yapılacak yardım ve ağaçlandırma çalışmalarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Birliğimiz koordinasyonunda Türkiye’nin dört bir yanındaki il ve ilçelerde faaliyet gösteren 763 Ziraat Odamızın da katılımıyla yangın afetinde zarar gören çiftçilerimiz ve yanan orman alanlarının ağaçlandırılması için yardım kampanyası başlattık. Ziraat Odası Başkanlarımızın da katıldığı hasar tespit heyetleri, yangınlardan etkilenen çiftçilerimizin, en başta hayvan varlıkları olmak üzere evleri, müştemilatları, ekili ve dikili alanları, seraları, traktörleri, tarım alet ve makinelerinin zararlarıyla ilgili tespitlerini sürdürüyorlar.

Ayrıca yangının çıktığı günden itibaren Türkiye’nin dört bir yanındaki Ziraat Odalarımız da, yangından etkilenen bölgelerimizdeki Ziraat Odalarımız vasıtasıyla, afetten zarar gören çiftçilerimizin acil ihtiyaçlarını gidermek üzere seferber oldular.

Çiftçilerimizin temel ihtiyaçları ile birlikte özellikle hayvancılık yapan çiftçilerimizin hayvanları için gerekli olan yem, saman ve ot gibi ihtiyaçlarını da karşılamaya devam ediyorlar.

Yangın afetinde zarar gören çiftçilerimizin zararlarının karşılanmasına yönelik olarak 763 Ziraat Odamızın katılımıyla başlattığımız yardım kampanyasından elde edilecek gelirle çiftçilerimizin yaralarını sarmaya ve ağaçlandırmaya da katkı sağlamaya çalışacağız.

TZOB ve Ziraat Odalarımız olarak imkânlarımız ölçüsünde her daim desteklerimizi sürdüreceğiz.”

Türkiye’de Yaşanan Yangın Felaketleri, Temmuz Ayı Üretici Market Fiyatları, Kuraklık Değerlendirmesi ve Girdilerdeki Fiyat Artışları


Türkiye’de Yaşanan Yangın Felaketleri Ciğerlerimizi Yaktı

Temmuz Ayı Üretici Market Fiyatları

Temmuz Ayı Kuraklık Değerlendirmesi

Girdilerdeki Fiyat Artışları

 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

 -“Orman yangınlarında ciğerlerimiz yandı. Telafisi zor olsa da el birliğiyle güçlü bir Türkiye olarak yaralarımızı saracağız. Allah ülkemizi her türlü felaketten korusun”

-“Desteklerle yaraların en kısa sürede sarılacağına inanıyoruz. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak da bizde bu konuda gerekli yardımları yapacağız”

-“Türkiye’nin dört bir yanındaki Ziraat Odalarımız, yangından etkilenen bölgelerimizdeki Ziraat Odalarımız vasıtasıyla, afetten zarar gören çiftçilerimizin acil ihtiyaçlarını gidermek üzere seferber oldular”

-“Çiftçilerimizin temel ihtiyaçları ile birlikte özellikle hayvancılık yapan çiftçilerimizin hayvanları için gerekli olan yem saman ve ot gibi ihtiyaçlarını da karşılıyorlar. Her zaman olduğu gibi bu dayanışma ruhunu gösteren Oda Başkanlarımızı ve çiftçilerimizi tebrik ediyorum”

 -“Temmuz ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkı 4 kata yaklaştı”

 -“Temmuz ayında markette 26, üreticide 17 üründe fiyat artışı; markette 9, üreticide 9 üründe fiyat düşüşü; markette ve üreticide 7 üründe fiyat değişmedi.

-“Hasat edilen ürün miktarındaki artışlar fiyatların düşmesine neden oldu”

-“Birliğimizin kuraklıkla ilgili bütün tahminleri doğru çıkıyor”

-“Kuraklığa karşı ciddi önlemler alınmazsa etkileri yıllarca sürer”

-“Üreticilerimiz kazanırsa, ülkemiz kazanır, toplum kazanır”

-“Basınçlı sulamanın yaygınlaşması için bütün imkânlar seferber edilmeli”

-“Kredi borçlarının yapılandırılması sahadaki gerçeklerle örtüşmeli”

-“Girdilerdeki fiyat artışları rekor seviyeleri gördü”

-“Elektrik kesintisi üretimi kesintiye uğratır”

 

Ankara- 02.08.2021-Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, temmuz ayı üretici market fiyatları, kuraklık ve girdi fiyatları konusunda yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmeler yaptı.

Bayraktar açıklamasına Türkiye’de son günlerde yaşanan yangınlar için geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı:

“Türkiye birbiri ardına çıkan orman yangınlarıyla sarsıldı. Ülkemizin çeşitli yerlerinde 28 Temmuz tarihinde başlayan yangınlarda ciğerlerimiz yandı. Bugüne kadar çıkan yangınların bir kısmı kontrol altına alınırken, bir kısmı ise maalesef halen devam ediyor.

Yangının çıktığı ilk andan itibaren hem devlet yetkililerimiz hem görevli personellerimiz hem de yangın bölgesinde yaşayan vatandaşlar var gücüyle yangınlara müdahale ediyor.

Yangınlarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve baş sağlığı diliyorum. Yangından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Orman yangınlarında ciğerlerimiz yandı. Telafisi zor olsa da el birliğiyle güçlü bir Türkiye olarak yaralarımızı saracağız. Allah ülkemizi her türlü felaketten korusun.

Yangından etkilenen bölgeler hükümetimizce afet bölgesi ilan edildi. Afet bölgesi ilan edilen bölgelere yapılacak olan destekler zarar gören vatandaşlarımızın hayata tutunması için önemli adımlardır. Desteklerle yaraların en kısa sürede sarılacağına inanıyoruz. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak da bizde bu konuda gerekli yardımları yapacağız.

Türkiye’nin dört bir yanındaki Ziraat Odalarımız, yangından etkilenen bölgelerimizdeki Ziraat Odalarımız vasıtasıyla, afetten zarar gören çiftçilerimizin acil ihtiyaçlarını gidermek üzere seferber oldular.

Çiftçilerimizin temel ihtiyaçları ile birlikte özellikle hayvancılık yapan çiftçilerimizin hayvanları için gerekli olan yem saman ve ot gibi ihtiyaçlarını da karşılıyorlar. Her zaman olduğu gibi bu dayanışma ruhunu gösteren Oda Başkanlarımızı ve çiftçilerimizi tebrik ediyorum.”

Bayraktar, temmuz ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının 4 kata yaklaştığını belirterek şöyle devam etti:

“Patlıcan 3,6 kat, salatalık 3,2 kat, kabak 3,1 kat, nohut ve maydanoz 3 kat fazlaya tüketiciye satılmaktadır.”

Üreticide 1 lira 22 kuruş olan patlıcan markette 4 lira 38 kuruşa, 1 lira 40 kuruş olan salatalık 4 lira 43 kuruşa, 1 lira 41 kuruş olan kabak 4 lira 31 kuruşa, 4 lira 35 kuruş olan nohut 13 lira 7 kuruşa ve 60 kuruş olan maydanoz 1 lira 80 kuruşa satılmaktadır.

Üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 259,02 ile patlıcanda görülmektedir. Patlıcanı, yüzde 216,43 ile salatalık, yüzde 205,67 ile kabak, yüzde 200,46 ile nohut ve yüzde 200 maydanoz ile takip etmektedir.

Temmuz ayında markette 26, üreticide 17 üründe fiyat artışı; markette 9, üreticide 9 üründe fiyat düşüşü; markette ve üreticide 7 üründe fiyat değişmedi.

Fiyatı en fazla artan ürün markette karpuz, üreticide kuru soğan; fiyatı en fazla düşen ürün markette çilek ve üreticide patates oldu.”

 

“Markette en fazla fiyat artışı karpuzda, en fazla fiyat düşüşü ise çilekte görüldü”

Temmuz ayında markette en fazla fiyat artışının yüzde 57,33 ile karpuzda görüldüğünü bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Karpuzdaki fiyat artışını yüzde 46,63 ile kuru soğan, yüzde 26,57 ile salatalık, yüzde 20,76 ile taze fasulye, yüzde 20,34 ile şeftali, yüzde 16,41 ile domates, yüzde 15,87 ile nohut, yüzde 15,73 ile kırmızı mercimek, yüzde 14,68 ile patates takip etti.

Temmuz ayında markette kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm, fındık içi, Antep fıstığı, yumurta ve toz şeker fiyatında bir değişim meydana gelmedi.

Markette en fazla fiyat düşüşü yüzde 16,61 ile çilekte yaşandı. Çilekteki fiyat düşüşünü yüzde 16,37 ile kiraz, yüzde 8,33 ile marul, yüzde 3,52 ile patlıcan, yüzde 2,60 ile yeşil soğan, yüzde 2,45 ile pirinç, yüzde 2,05 ile zeytinyağı izledi.”

 

“Üreticide en fazla fiyat düşüşü patateste, en fazla fiyat artışı ise kuru soğanda oldu”

Temmuz ayında üreticide fiyatı en fazla düşen ürünün yüzde 32,90 oranında patateste olduğunu söyleyen Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Patatesteki fiyat düşüşünü yüzde 11,76 ile maydanoz, yüzde 7,14 ile şeftali, yüzde 6,67 ile kuru kayısı, yüzde 3,57 ile havuç ve yumurta, yüzde 1,61 ile patlıcan izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 290,24 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 150 ile karpuz, yüzde 40,69 ile nohut, yüzde 35,78 ile limon, yüzde 35,90 ile yeşil mercimek, yüzde 35,06 ile sivri biber, yüzde 31,71 ile ıspanak, yüzde 27,55 taze soğan, yüzde 22,81 ile salatalık, yüzde 18,75 ile çilek, yüzde 13,81 ile Antep fıstığı ve 9,81 ile domates takip etti.

Temmuz ayında üreticide, elma, pirinç, kuru fasulye, kuru üzüm, kuru incir fındık içi ve zeytinyağında fiyatında bir değişim meydana gelmedi.

 

“Hasat edilen ürün miktarındaki artışlar fiyatların düşmesine neden oldu”

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar fiyat değişimlerinin gerekçelerini ise şöyle açıkladı:

“Patates, maydanoz, şeftalide fiyat düşüşünün nedeni hasadın yoğunlaşmasından kaynaklanıyor.

Temmuz ayında fiyatı en fazla artan ürün kuru soğandır. Kuru soğanda fiyat yeni sezona ait olup, fiyat artışı sezon sonu olmasından kuraklıktan dolayı yeterli ürün olmaması ve talepteki artıştan kaynaklanmaktadır.

Karpuzda ise Adana ve bazı bölgelerde hasadın bitmesi nedeniyle arzdaki yavaşlama ve yaz aylarındaki talep artışı etkili olmuştur.

Limonda ihracattaki artış ve depolardaki ürünün azalması fiyat artışına yol açtı.

Sivri biber, taze soğan, salatalık, çilek ve domateste fiyat artışı ihracat ve yurtiçi talep artışından meydana geldi.

Kırmızı mercimek ve yeşil mercimekte kuraklıktan dolayı ürün arzının düşmesi fiyat artışında rol oynadı.”

 

 “Birliğimizin kuraklıkla ilgili bütün tahminleri doğru çıkıyor”

Bayraktar, yıllardır ülkemizi etkisi altına alan kuraklığın 2021 yılında gündemin birinci maddesi olduğunu belirterek, bu afetin daha uzun bir süre de önemini artırarak yerini koruyacağının altını çizdi ve şöyle devam etti:

“Sadece birkaç bölgeyi değil neredeyse bütün ülkeyi etkisi altına alan kuraklıkla beraber birçok ilimizde görülen don, dolu, fırtına, sel, heyelan, tropikal rüzgâr gibi sıra dışı meteorolojik olayların tarımsal üretimde meydana getirdiği ürün kayıpları tahminlerin oldukça üstünde seyretmektedir. Tarımsal ürün kaybının gıda sektörünün tedarik zincirinde oluşturduğu aksaklıklar ise hızlı fiyat artışlarına neden olmakta, böylece fırsatçılara da gün doğmaktadır.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak 10 Aralık 2020 tarihinde yaptığımız basın açıklamasında; 2021 yılının 2020 yılından daha riskli olduğunu ifade etmiş ve bu riski kuraklığın oluşturduğunu net olarak kamuoyuna duyurmuştuk.  Ayrıca aynı açıklamada, Aralık 2020 ortalarına kadar yağış alamazsak, riskin daha çok artacağını da vurgulamıştık.

Kuraklık felaketiyle ilgili olarak 2021 yılının nisan, mayıs ve haziran aylarında yaptığımız kapsamlı açıklamalarda ve kamuoyuyla paylaştığımız “TZOB 2020-2021 Tarımsal Üretim Dönemi Kuraklık Risk Tahmin Raporu”nda da ayrıntılı şekilde öngörü ve taleplerimizi açıkladık.

Ülkemizdeki kuraklığın tarımsal üretimi ne denli olumsuz etkilediğini en yakından müşahede eden toplum kesimi üreticilerimizdir. Gıda arzımızın yegâne güvencesi olan üreticilerin sesine mutlaka kulak verilmesi gerekir.

Yayınladığımız raporlardaki öngörülerimizin maalesef tamamı doğru çıktı. Bu nedenle, kuraklığın yakıcı etkilerini en aza indirmek amacıyla hazırladığımız ve kamuoyuyla, ilgili kurum ve kuruluşlarla sürekli paylaştığımız taleplerimizin bir an önce gerçekleştirilmesini beklemekteyiz.”

 

“Kuraklığa karşı ciddi önlemler alınmazsa etkileri yıllarca sürer”

Dünyada ve ülkemizde kuraklık riskine karşı bilimsel, ciddi ve kalıcı önlemleri şimdiden almazsak ve yeterli üretimi sağlayamazsak kısa zamanda gıda güvencesinden de bahsedemez bir duruma geleceğimizin vurgusunu yapan TZOB Genel Başkanı Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Üretici ülkelerden ucuz buğday, et, süt ve diğer ürünleri temin etme imkânımız bir süre sonra ya kalmayacak ya da yüksek maliyetlere almak zorunda kalacağız. Bu ülkelerden alım yaptığımızda sadece ürün ithalatı yapmış olmayacağız, ‘gıda enflasyonu’ da ithal etmiş olacağız.

Gerçekleşme ihtimali çok fazla olan bu durum ülkemizdeki birçok insanımızın gıdaya ulaşamaması demektir. Kaldı ki, paramız olsa da bazı ürünlerin ithalatı maalesef mümkün olmayacaktır.

Gündemin ilk sırasına oturan kuraklık bize asla unutmamamız gereken bir gerçeği öğretti; ‘Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz’.

Devam eden pandemi riski sürecine bir de kuraklık riskini eklediğimizde; gelecek yıllarda gıda riskinin çok daha büyük boyutlarda olacağını söyleyebiliriz. Gerekli tedbirleri zamanında almayan ülkeleri önümüzde yıllarda zor günler bekliyor.

Ülkemizde daha önceki yıllarda duyduğumuz “kıtlık” ve “erzak karnesi” gibi kelimeleri kesinlikle unutmamalıyız ve kuraklık yüzünden bunlarla karşılaşmamak için en köklü tedbirleri almakta da asla gecikmemeliyiz.

Pandemi sürecini yaşamaya başladığımız 2020 yılından bu yana, gıda güvenliği endişesi, iklim değişikliği gibi nedenlerle ithalatçı ülkelerin fazla alım yapmaları, ihracatçı ülkelerin ise ihracatlarını kısıtlamaları, durdurmaları veya stoklarını artırmak istemeleri gibi nedenlerle talep yönünde sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu durum dünya fiyatlarında yukarı yönlü bir hareketlenmeye sebep olmuş, olmaya da devam etmektedir.

Diğer yandan buğday, kırmızı mercimek, ayçiçeği, soya, mısır gibi ithal etmek zorunda kaldığımız birçok ürün dikkate alındığında uluslararası piyasalarda yaşanan fiyat hareketlerinin ülkemiz piyasalarını doğrudan etkilediğini söyleyebiliriz. Buna kurdaki olası hareketlenme de eklenince ithal ettiğimiz ürünlerin maliyetleri tüketici fiyatlarını artıracaktır ve yüksek gıda enflasyonu riski devam edecektir.

Şurası da bir gerçektir ki, artan fiyatlardan çoğu zaman yararlanamayan üreticiler aşırı fiyat dalgalanmalarından da olumsuz etkilenecektir. Kuraklığın giderek büyük kayıplara neden olduğu tarımsal üretimde ülkemizin kendi potansiyeline odaklanarak kuraklık riskini avantaja dönüştürme imkânı vardır.”

 

“Üreticilerimiz kazanırsa, ülkemiz kazanır, toplum kazanır”

“Tarafsız ve uzman bir kuruluş tarafından ülkesel ölçekte yapılacak olan bir çalışmayla tarım ürünleri ithalatına harcanan parayla tarımsal üretimimizi daha fazla desteklemenin sağlayacağı üretim artışının kazancı karşılaştırıldığında, elde edilecek sonuçlar tarım ürünleri tedarikinde izlenmesi gereken yolu gösterecektir” bilgisini paylaşan Bayraktar, önemli olanın yabancı ülkelerin üreticileri ile ithalatçı tüccarların gözetilmesi değil ülkemizin fedakâr üreticilerinin gerçekten desteklenmesidir” diyerek sözlerini şöyle devam ettirdi:

“Üreticilerimiz kazanırsa, ülkemiz kazanır ve toplumumuz makul fiyatlarla satılan gıda ürünlerine her zaman kolayca erişebilir. Kuraklıktan fazlasıyla olumsuz etkilenen tarımsal üretimin daha çok desteklenmesinden sağlanacak ülkesel kazanç, ithalata dayalı tedarikten sağlanacak olan ve belli bir kesime yönelik kazançtan daha hakkaniyetli olacaktır. Kuraklık riskinin neredeyse kesintisiz bir doğal afete dönüştüğüne dair bütün işaretleri aldığımız bir dönemde tarımsal üretimi artırmak için acil olarak tedbirler almalıyız.”

 

“Basınçlı sulamanın yaygınlaşması için bütün imkânlar seferber edilmeli”

Kuraklık sebebiyle yaşanan su sorunlarına dikkat çeken Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sulanmayan alanların sulamaya açılması başta olmak üzere yapısal sorunlara odaklanmalı, eskiyen sulama kanalları yenilenmeli, basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı, kuraklığa dayanıklı tür ve çeşitler desteklenerek bölgelere göre ürün desenleri oluşturulmalıdır.

Ayrıca üreticilerimizin bu dönemde zaten yüksek olan elektrik ve su maliyetleri daha da artacağı için ivedi olarak elektrik ve sulama ücretlerinde indirime gidilmeli, üreticilerimize de verilen destekler artırılmalıdır.

Bu tedbirler sayesinde ülkemizi başkalarına muhtaç etmeyen üreticilerimizin, toprağı terk etmelerinin önüne geçmeliyiz.

Kuraklığa bağlı yaşanan su kıtlığı sonucunda ihtiyaçlarımızı karşılamayan üretimle karşı karşıya kalırız. Bu yüzden suyu tarımda en tasarruflu şekilde kullanmanın yollarından biri olan modern sulama sistemlerine üreticilerimiz daha fazla teşvik edilmelidir.

Sulama sistemi kamu kesimi tarafından kurulup üreticinin kullanımına verilerek kredi borçlanması yapılabilir ve belli bir süreden sonra makul taksitlerle tesisin geri ödemesi başlatılabilir.

Devletimiz kuraklığın olumsuzluklarını azaltacak olan böyle yatırımları üreticinin yapmasını beklemeden yapabilecek güçtedir. Aksi halde, çiftçilerimiz sulama sistemi pazarlayan şirketlerin ve buna kredi sağlayan kurumların pek çok şartını kabul etmek durumunda kalmakta ve kısa vadeli aşırı borçlanmaya katlanamayacaklarını görünce de bu sulama sistemlerini kurmaktan vazgeçmektedir.

Tarımsal üretim için kullanılan kredi borçlarını, kuraklıktan dolayı mahsul alamadıkları için ödeyemeyen üreticilerin de mağduriyetleri giderilmelidir.”

 

“Kredi borçlarının yapılandırılması sahadaki gerçeklerle örtüşmeli”

Doğal afetler nedeniyle kredi borçlarının ertelenmesi ve yapılandırılmaları 03 Ocak 2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2015 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Karar) hükümlerine göre yürütüldüğünü hatırlatan Bayraktar, konuya ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kuraklıktan dolayı zaten önemli verim kayıpları nedeniyle büyük zararlarla sezonu sonlandırmış olan üreticilerimize bu mevzuat ile sağlanan borç yapılandırmasına yönelik sağlanan ‘kolaylıklar’ maalesef yeterince yardımcı olmamaktadır. Dolayısıyla, bu kararın yeniden düzenlenmesi ve kuraklıktan etkilenen üreticilerimize yardımcı olacak finansal kolaylıklar yapılarak bir süre de olsa sıkıntılarının giderilmesi sağlanmalıdır.”

 

 “Girdilerdeki fiyat artışları rekor seviyeleri gördü”

Geçtiğimiz hasat döneminde üreticilerimizi en çok zorlayan konuların başında gelen girdi fiyatlarına ilişkin, “Büyük ölçüde dışa bağımlı olduğumuz mazot, gübre, tohum, yem hammaddesi ve bitki koruma ürünleri fiyatları dünya fiyatları ve döviz kurlarının artmasıyla rekor seviyelere yükseldi” bilgisini paylaşan Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Girdi kullanımında düşüşe sebep olacak bu durum tarımsal üretimde azalmayı beraberinde getirecek, ülkemiz gıda güvencesini olumsuz etkileyecektir. Son bir yılda, üretici maliyetlerinde önemli ağırlığı olan üre gübresi yüzde 123, DAP gübresi yüzde 158, bazı tarımsal ilaçlar yüzde 75, besi yemi yüzde 60, süt yemi yüzde 63, elektrik fiyatları ise yüzde 56 artmıştır.

Üreticileri üretime küstürmemek için tarımsal girdi fiyatlarını düşürecek tedbirler alınması, devletimizin yapması gereken en önemli konuların başında gelmektedir.

Gübrede verilen destekleri artırarak mazotta olduğu gibi gübre fiyatının yüzde 50’si destek olarak verilmeli, destek verilmeyen karma yem ve bitki koruma ürünlerine destek getirilmeli, tarımsal sulamada kullanılan elektrikte vergi ve fonlar kaldırılmalı fiyatta düşüş sağlanmalıdır.”

   

“Elektrik kesintisi üretimi kesintiye uğratır”

Son günlerde Güneydoğu Anadolu Bölgesinde gündeme gelen elektrik kesintisi uygulaması konusuna da değinen Bayraktar, şu açıklamayı yaptı:

“Elektrik kesintileri bölgedeki üreticilerimizi zor durumda bırakmıştır. Karşılaşılan bu yanlış uygulamayla ilgili olarak Şanlıurfa Ziraat Odaları Başkanları ortak bir basın açıklamasıyla mağduriyetlerini kamuoyuna duyurdular. Kesintilerin devam etmesi durumunda hem Şanlıurfa ekonomisi hem de kuraklıktan daha sırtını doğrultamayan çiftçi büyük bir darbe alacaktır diyen Oda Başkanları, ‘DEPSAŞ elektrik şirketinin yaşanan kuraklıktan dolayı enerji sarfiyatının artacağını bilmesi gerekirdi ve planlamasını ona göre yapmalıydı’ diyerek şikâyetlerini dile getirmişlerdir.

Konuyla ilgili olarak Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanlarımız tarafından Birliğimize gönderilen açıklamada da; çiftçilerimizin sağlıklı elektrik alacakları şekilde ekim planlamalarını yaptıklarını belirtilerek, elektrik kurumunun bu kesintilere derhal son vermesi ve çiftçilerimize sağlıklı elektrik vermesi gerektiği vurgulanmıştır. Aksi halde üreticilerimizin zarar edeceği ifade edilmiştir.”

 Seçilmiş ürünlerde 26 Temmuz 2021 tarihli ortalama üretici, hal, pazar ve market fiyatları

ÜRÜNLER

Üretici

Hal

Pazar

Market

Hal/Üretici

Pazar/Üretici

Market/Üretici

 

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Patlıcan

1,22

1,93

3,75

4,38

58,20

207,38

259,02

Salatalık

1,40

1,88

3,33

4,43

34,29

137,86

216,43

Kabak

1,41

2,43

3,17

4,31

72,34

124,82

205,67

Nohut

4,35

7,20

13,00

13,07

65,52

198,85

200,46

Maydanoz (adet)

0,60

0,96

1,58

1,80

60,00

163,33

200,00

Kiraz

4,50

10,7

11,58

12,67

137,78

157,33

181,56

Karpuz

0,85

1,49

1,74

2,36

75,29

104,71

177,65

Elma

2,20

4,25

4,50

6,08

93,18

104,55

176,36

Marul (adet)

1,36

1,89

3,08

3,74

38,97

126,47

175,00

1 litre süt

2,94

 

 

7,66

 

160,54

Domates

2,35

3,06

4,75

6,03

30,21

102,13

156,60

Kuru İncir

24,50

 

52,5

62,48

 

114,29

155,02

Yeşil Fasulye

3,49

4,81

7,75

8,55

37,82

122,06

144,99

Patates

1,04

1,88

1,93

2,50

80,77

85,58

140,38

Sivri Biber

2,35

4,04

4,5

5,53

71,91

91,49

135,32

Şeftali

6,50

10,19

10,5

14,08

56,77

61,54

116,62

Kuru Üzüm

12,00

 

18

25,53

 

50,00

112,75

Antep Fıstığı

47,8

 

90

99,32

 

88,28

107,78

Yeşil Mercimek

7,23

9,50

11,25

14,44

31,40

55,60

99,72

Yeşil Soğan (kg)

2,50

3,16

4,08

4,87

26,40

63,20

94,80

Ispanak

2,70

2,73

4,80

5,23

1,11

77,78

93,70

Zeytinyağı

26,91

 

 

51,70

 

 

92,12

Havuç

2,70

2,95

3,75

5,13

9,26

38,89

90,00

Kuru Fasulye

7,93

9,50

13,25

14,91

19,80

67,09

88,02

Limon

4,25

6,06

5,39

7,21

42,59

26,82

69,65

Yumurta

0,54

 

1,00

0,90

 

85,19

66,67

Kuzu Karkas

56,8

 

 

94,03

 

 

65,55

Fındık (iç)

49,00

 

55,00

80,87

 

12,24

65,04

Dana Karkas

43,72

 

 

69,23

 

 

58,35

Kırmızı Mercimek

8,68

11,00

11,25

13,34

26,73

29,61

53,69

Kuru Kayısı

28,00

 

35,00

42,35

 

25,00

51,25

Kuru Soğan

1,60

1,74

1,83

2,39

8,75

14,38

49,38

Pirinç

6,68

7,50

8,25

9,95

12,28

23,50

48,95

Çilek

9,50

9,60

10,50

12,30

1,05

10,53

29,47

Beyaz peynir

 

 

 

42,37

 

 

 

Kaşar peyniri

 

 

 

55,70

 

 

 

Yoğurt

 

 

 

10,52

 

 

 

Tereyağı

 

 

 

66,78

 

 

 

Mısırözü yağı

 

 

 

22,30

 

 

 

Ayçiçek yağı

 

 

 

23,09

 

 

 

Not: Hal, pazar ve market verileri Ankara, İzmir, İstanbul, Mersin, Antalya ve Bursa illerinden derlenen ortalama fiyatlardır. Üretici fiyatları ise ürünlere göre önemli üretim merkezlerinden derlenmektedir. Pirinç (Osmancık), kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek için belirtilen hal fiyatları toptan satış fiyatlarıdır.  Dana eti, kuzu eti, Antep fıstığı ve fındık fiyatı serbest piyasa fiyatıdır. İçme sütü fiyatı pastörize süt ve UHT kutu sütü ortalamasıdır.

    

Seçilmiş ürünlerde ay sonu market fiyatlar ve değişim oranları

MARKET

26 Haziran 2021

26 Temmuz 2021

25 Temmuz2021/

26 Haziran 2021

ÜRÜNLER

Ay Sonu Market Fiyatı (TL/kg)

Ay Sonu Market Fiyatı (TL/kg)

Değişim (Yüzde)

Karpuz

1,50

2,36

57,33

Kuru soğan

1,63

2,39

46,63

Salatalık

3,50

4,43

26,57

Taze fasulye

7,08

8,55

20,76

Şeftali

11,70

14,08

20,34

Domates

5,18

6,03

16,41

Nohut

11,28

13,07

15,87

Kırmızı Mercimek

12,27

14,20

15,73

Tavuk Eti

18,93

21,90

15,69

Patates

2,18

2,50

14,68

Sivri Biber

4,93

5,53

12,17

Maydanoz (adet)

1,62

1,80

11,11

Ayçiçek yağı

21,09

23,09

9,48

Kabak

3,98

4,31

8,29

Yoğurt

9,74

10,52

8,01

Mısırözü yağı

20,70

22,30

7,73

Limon

6,72

7,21

7,29

Elma

5,69

6,08

6,85

Havuç

4,83

5,13

6,21

Kaşar peyniri

52,77

55,70

5,55

1 litre süt

7,33

7,66

4,50

Beyaz peynir

41,16

42,37

3,13

Kuru Fasulye

17,98

18,39

2,28

Yeşil mercimek

13,75

14,06

2,25

Tereyağı

65,88

66,78

1,37

Dana Eti

69,13

69,23

0,14

Kuru Kayısı

42,35

42,35

0,00

Kuru Üzüm

25,53

25,53

0,00

Kuru İncir

62,48

62,48

0,00

Fındık (iç)

80,87

80,87

0,00

Antep Fıstığı

99,32

99,32

0,00

Yumurta

0,90

0,90

0,00

Toz şeker

6,45

6,45

0,00

Kuzu Eti

94,28

94,03

-0,27

Ispanak

5,29

5,23

-1,13

Zeytinyağı

52,78

51,70

-2,05

Pirinç

13,48

13,15

-2,45

Yeşil soğan (kg)

5,00

4,87

-2,60

Patlıcan

4,54

4,38

-3,52

Marul (adet)

4,08

3,74

-8,33

Kiraz

15,15

12,67

-16,37

Çilek

14,75

12,30

-16,61

  

Seçilmiş ürünlerde ay sonu üretici fiyatları ve değişim oranları:

ÜRETİCİ

26 Haziran 2021

25 Temmuz 2021

25 Temmuz 2020/

26 Haziran 2021

ÜRÜNLER

Ay Sonu

Üretici Fiyatı

(TL/Kg)

Ay Sonu

 Üretici Fiyatı

 (TL/Kg)

Değişim

 (Yüzde)

Kuru soğan

0,41

1,60

290,24

Karpuz

0,34

0,85

150,00

Nohut

4,35

6,12

40,69

Limon

3,13

4,25

35,78

Yeşil mercimek

5,32

7,23

35,90

Sivri Biber

1,74

2,35

35,06

Ispanak

2,05

2,70

31,71

Yeşil soğan (kg)

1,96

2,50

27,55

Salatalık

1,14

1,40

22,81

Çilek

8,00

9,50

18,75

Antep Fıstığı

42,00

47,80

13,81

Domates

2,14

2,35

9,81

K Mercimek

7,99

8,68

8,64

Kabak

1,30

1,41

8,46

1 Litre Süt

2,74

2,94

7,30

Yeşil fasulye

3,35

3,49

4,18

Marul (adet)

1,35

1,36

0,74

Elma

2,20

2,20

0,00

Kuru Fasulye

7,93

7,93

0,00

Pirinç

6,68

6,68

0,00

Kuru Üzüm

12,00

12,00

0,00

Kuru İncir

24,50

24,50

0,00

Fındık (İç)

49,00

49,00

0,00

Zeytinyağı

26,91

26,91

0,00

Dana Karkas

43,81

43,72

-0,21

Kuzu Karkas

57,50

56,80

-1,22

Patlıcan

1,24

1,22

-1,61

Havuç

2,80

2,70

-3,57

Yumurta

0,56

0,54

-3,57

Kuru Kayısı

30,00

28,00

-6,67

Şeftali

7,00

6,50

-7,14

Maydanoz (adet)

0,68

0,60

-11,76

Patates

1,55

1,04

-32,90