Mayıs 2021 Kuraklık Raporu


TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar:

-“Mayıs başında 22 olarak tespit edilen kuraklıktan etkilenen il sayısı 41’e çıktı”

-“Mayıs ayında kuraklıktan en fazla zarar gören ürünler arpa, buğday ve kırmızı mercimek oldu”

“Mayıs ayında yeterli yağış alınabilseydi buğday rekoltesi 18 milyon tonun üzerinde, arpa rekoltesi de 7,5 milyon ton civarında olabilirdi”

-“Buğdayda 18 milyon tonun, arpada 7 milyon tonun ve mercimekte ise 250 bin tonun altında bir rekolte tahmin ediliyor”

-“Kuraklıktan zarar gören çiftçilere dekar başına nakdi hibe kuraklık desteği verilmelidir

-“1-2 yıl içinde basınçlı sulama sistemine geçmeyen çiftçi kalmamalıdır”

-“Doğal afetler önemli zararlara neden oldu”

-“Kuraklık, hayvancılıkta yükselen maliyetleri daha da artıracak”

-“Kuraklıktan zarar gören üreticilerden sulama ücreti alınmamalıdır”

 

Ankara- 30.05.2021- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Mayıs ayı başında kuraklıktan etkilenen il sayısını 22 olarak açıklamıştık. Mayıs yağışları yetersiz olunca kuraklıktan etkilenen il sayısı 41’e çıktı. Haziran yağışları da yetersiz olursa bu sayı daha da artacak” dedi.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 2020-2021 üretim sezonunda kuraklığın ciddi oranlarda baş gösterdiğini vurguladığı “Mayıs 2021 Kuraklık Raporu” açıklamasında, “Kuraklık, üretimi ciddi oranda etkileyen afetlerin başında geliyor. Ne yazık ki pandemiyle mücadele ettiğimiz 2020-2021 yılı üretim sezonunda bir de kuraklığın yol açtığı kayıplarla karşı karşıya kaldık. Bu dönemde çiftçilerimizin yoğun emek vererek ürettikleri ürünler, kuraklıktan büyük zarar gördü. Kayıpların etkisi sürmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Bayraktar, TZOB olarak üreticilerin afetlerden en az seviyede etkilenmesi ve kayıpların asgari düzeyde olması için her tarım yılı başında olduğu gibi bu yılın başından itibaren de iklim koşulları ve bitki gelişimlerinin yakından takip edildiğini hatırlatarak, “Ayrıca bölgelerde alan çalışmasını aralıksız sürdüren Ziraat Odalarımızla video konferans yöntemiyle toplantılar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Toplantılarımız sonucunda alınması gereken tedbirlere yönelik teknik heyetimizin hazırladığı raporları çözüm önerileriyle sürekli kamuoyuyla paylaşıyoruz ve ilgili Bakanlıklara iletiyoruz” dedi.

 

Kuraklıktan zarar gören çiftçilere dekar başına nakdi hibe kuraklık desteği verilmelidir

“Ülkemizde son yıllarda kış yağışları yetersiz. Bu yılda sezonun başından itibaren ülke genelinde beklenen yağışlar gerçekleşmedi. Bunun sonucunda meteorolojik ve tarımsal kuraklığın yanı sıra bir de hidrolojik kuraklıkla karşı karşıya kaldık” diyen Bayraktar şöyle devam etti:

“Mayıs başında kuraklıktan etkilenen il sayısını 22 olarak açıklamıştık. Mayıs yağışları yetersiz olunca kuraklıktan etkilenen il sayısı 41’e çıktı. Haziran yağışları da yetersiz olursa bu sayı daha da artacak. Yaşanan kuraklık; üretim sezonunda harcanan emeğin, kullanılan tohumun, atılan gübrenin ve ilacın karşılıksız kalmasına neden oldu. Bu durum üretim maliyetlerini de artırdı. Bu sezon maliyetlerin artmasında özellikle gübre fiyatlarında yüzde 90’a varan artışlar da etkili oldu.

Açıklanan buğday, arpa ve mercimek alım fiyatları kuraklık yaşamayan iller için makul seviyede kabul edilebilir ancak kuraklıktan zarar gören illerde yaşanacak verim kayıpları maliyeti daha da artıracak, üreticilerin daha fazla zarara uğramasına neden olacak.

Kuraklıktan zarar gören üreticilerin elinde yeterli ürün olmayacağı için fiyat artışlarından da yeterince faydalanılması mümkün olmayacak. Bu mağduriyetin telafi edilmesi için 2008 yılında olduğu gibi, bu yılda da kuraklıktan zarar gören çiftçilere dekar başına nakdi hibe kuraklık desteği verilmelidir.”

 

“Doğal afetler önemli zararlara neden oldu”

2010 yılında 556 aşırı hava olayı gerçekleştiğini, 2020 yılında ise bu sayının 984’e yükseldiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:

“Nisan ve mayıs ayında aşırı sıcak esen rüzgâr, toprak yüzeyini kuruttu ve başta Konya olmak üzere Çankırı, Aksaray, Ankara, Afyonkarahisar, Çorum, Denizli, Nevşehir, Niğde, Kayseri, Kütahya, Eskişehir, Kırıkkale gibi illerde kuraklık zararını artırdı. Bir yandan kuraklık diğer yandan nisan ve mayıs aylarında görülen don olayı hububata ve meyve ağaçlarına zarar verdi.

Ordu ve Giresun’da fındıkta, Aydın’da çilekte, Manisa’da bağlarda, Niğde’de elma, kiraz ve kayısıda, Elazığ ve Malatya’da kayısıda, Afyonkarahisar’da kiraz ve vişnede hasara neden oldu.

Ayrıca Kayseri, Kilis, Tokat, Denizli, Kahramanmaraş ve Sivas’ta meyve ağaçlarında zarar meydana getirdi.

Yine mayısın son haftasında Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve İzmir’in bazı ilçelerinde aşırı yağış, fırtına ve sel balıkçı teknelerini zarara uğrattı ve birçok ürüne zarar verdi.

Üretim döneminin başladığı 1 Ekim 2020–30 Nisan 2021 döneminde yağışlar normale göre yüzde 23,6, geçen yıla oranla ise yüzde 18,6 azaldı. Mayıs ayında da beklenen yağışlar gelmeyince kuraklığın sebep olduğu zarar iyice arttı. Bazı bölgelerimizde haziran ayında yeterli yağış görülmediği takdirde kuraklığın boyutu ciddi oranlara ulaşacak.

Marmara, Karadeniz, Akdeniz Bölgeleri ve Ege Bölgesi’nin birkaç ili hariç, azalan yağışlar özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve İç Anadolu Bölgesi’nin tüm illerinde ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin bazı illerinde kuraklığın boyutunu daha da artırdı.

Mayıs ayında kuraklıktan en fazla zarar gören ürünler arpa, buğday ve kırmızı mercimek oldu. Yeni ekilen mısır, şekerpancarı, patates, nohut, yeşil mercimek, çeltik ve yem bitkileri gibi ürünler de kuraklıktan etkilendi. İkinci ürün ekilişlerinde de sıkıntı olması bekleniyor.

Yine mayıs ayında beklenen yağışların gelmemesi sonucu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Diyarbakır, Batman, Şanlıurfa, Mardin, Kilis, Siirt, Şırnak, Gaziantep illerinde kıraç şartlardaki buğday, arpa ve kırmızı mercimek kuraklıktan ciddi olarak zarar gördü.

Buğday ve arpada ise İç Anadolu Bölgesi’nin Konya, Ankara, Aksaray, Eskişehir, Niğde, Nevşehir, Yozgat, Çankırı, Sivas ve Kırıkkale illerinde, Ege Bölgesi’nin Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak, Denizli, Muğla ve Aydın illerinde, Akdeniz Bölgesi’nin Isparta ve Burdur illerinde, Karadeniz Bölgesi’nin Amasya ve Çorum illerinde ciddi oranda rekolte kayıpları yaşandı.”

 

“Kuraklık ve gıda güvencesi”

“Pandemi sürecini yaşamaya başladığımız 2020 yılından bu yana, gıda güvenliği endişesi, iklim değişikliği gibi nedenlerle ithalatçı ülkelerin fazla alım yapmaları, ihracatçı ülkelerin ise ihracatlarını kısıtlamaları, durdurmaları veya stoklarını artırmak istemeleri gibi nedenlerle talep yönünde sıkıntılar yaşanıyor. Bu durum, dünya fiyatlarında yukarı yönlü bir hareketlenmeye sebep oldu ve olmaya devam ediyor” diye Bayraktar şöyle devam etti:

“Bu yıl buğday, arpa ve mercimekte dünya fiyatları yüksek seyrediyor. Diğer taraftan buğday, kırmızı mercimek, ayçiçeği, soya, mısır gibi ithal etmek zorunda kaldığımız birçok ürün dikkate alındığında uluslararası piyasalarda yaşanan fiyat hareketlerinin ülkemiz piyasalarını doğrudan etkilediğini söyleyebiliriz. Buna kurdaki olası hareketlenme de eklenince ithal ettiğimiz ürünlerin maliyetleri iç piyasa fiyatlarını artıracaktır ve gıda enflasyon riski devam edecektir. Şurası da bir gerçektir ki artan fiyatlardan çoğu zaman yararlanamayan üreticiler, aşırı fiyat dalgalanmalarından da olumsuz etkilenecektir.

 

“Buğdayda 18 milyon, arpada 7 milyon tonun altında rekolte tahmin ediliyor”

Bayraktar, “Şayet mayıs ayında yeterli yağış alınabilseydi buğday rekoltesi 18 milyon tonun üzerinde, arpa rekoltesi de 7,5 milyon ton civarında olabilirdi” diyerek şöyle devam etti:

“Yeterli yağış gelmediği için rekolte beklentisi de değişti. Buğdayda 18 milyon tonun, arpada 7 milyon tonun ve mercimekte ise 250 bin tonun altında bir rekolte tahmin ediliyor. Özellikle buğday, arpa ve mercimekte nisan ve mayıs yağışları çok etkilidir. Bu nedenle bu ürünlerin üretiminde Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgeleri başta olmak üzere diğer bölgelerde büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Hasat zamanı yaklaşan bölgelerde mayıs ayının sonuna kadar yeterli yağış olmadığı için hububat tarlalarına genellikle biçerdöverler giremedi.

 

“Sulanabilir alanlardaki kayıplar ve desen değişikliği”

Son yıllarda kış yağışlarının yetersiz olması ve bu yıl da sezonun başından itibaren ülke genelinde beklenen yağışların gelmemesinin, göl ve akarsularda kurumalara yol açtığını belirten Şemsi Bayraktar, “Barajlarda su seviyeleri azaldı, yeraltı su seviyeleri geriledi. Ayrıca zaman zaman içme suyu konusunda da endişeler arttı. Yaşanan verim kayıplarının birçok sonucu var. Barajlardan yeterli su verilememesi nedeniyle, yeterli sulama yapılamayan ürünlerde verim kaybı yaşanıyor” dedi.

Sebze, yem bitkileri ve meyveler de dâhil olmak üzere birçok üründe verim kaybı beklendiğini ifade eden Bayraktar, şunları söyledi:

“Ege Bölgesi’nde pamuk yerine kuru şartlarda üretimi yapılabilen ayçiçeğine yönelme oldu. Su sıkıntısından dolayı yonca, silajlık mısır gibi yem bitkilerinin ekim alanları daraldı. Son zamanlarda taban arazilerde üreticiler, fazla su tüketen ve ekolojisinden uzak yerlerde yetiştirilebilen çok yıllık bitkilere geçmeye başladılar. Bunun önlenmesi için tek yıllık bitkilere verilen desteklerin artırılması gerekiyor.

Önümüzdeki aylarda yağışların yetersiz olması ve sulamanın yeterli düzeyde yapılamamasıyla mısır, pamuk, çeltik, şekerpancarı ve yonca gibi çok su tüketilen ürünlerde sorunlar yaşanacağı tahmin ediliyor.

Aydın’da Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü tarafından ürünlere 2 defa su verilmesiyle ilgili alınan karar; pamuk, yem bitkisi ve meyvelik alanlarda üretim yapan çiftçiler için ciddi sıkıntılara yol açacaktır. DSİ sulama konusunda çiftçilerimize destek olmalıdır.”

 

“1-2 yıl içinde basınçlı sulama sistemine geçmeyen çiftçi kalmamalıdır”

Kuraklık döneminde bireysel basınçlı sulama sisteminin öneminin bir kez daha anlaşıldığını vurgulayan Bayraktar, “Türkiye’de suyun yüzde 77’sini kullanan tarım sektöründe en kısa zamanda basınçlı sulama sistemine geçilmesi için verilen hibe desteği artırılmalı, 1-2 yıl içinde basınçlı sulama sistemine geçmeyen çiftçi kalmamalıdır. Bireysel basınçlı sulama sistemlerinin desteklenmesinde başvuru süreleri kaldırılmalı ve bu sisteme geçiş için yıl boyunca müracaat edebilme imkânı sağlanmalıdır” dedi.

 

“Kuraklıktan hayvancılık da zarar görüyor”

Bayraktar, “Kuraklıktan dolayı yem bitkileri ve hububatta yaşanan kayıpların bu ürünlerin fiyatlarının artmasına neden olacağı açıktır. Bu artışlar hayvancılık sektörünü de olumsuz etkileyecektir. Özellikle arpa, hayvancılık için en önemli hububat ürünüdür” diyen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Saman hayvancılıkta en fazla kullanılan kaba yem kaynağıdır. Hububatta yaşanan kayıp ve bitki boylarının kısa kalması saman arzında sıkıntı yaşanmasına neden olabilecektir. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde görülen kuraklık bu bölgeden saman temin eden iller için sıkıntı oluşturacaktır. Saman fiyatlarının fahiş oranlarda yükselmemesi için saman arzına yönelik tedbirler alınmalı, özellikle stoklamaya yönelik girişimler önlenmelidir. Hububat yan ürünü olan kepekte de ton fiyatının şimdiden artmaya başladığı görüldüğünden gerekli tedbirlerin biran önce alınması gerekmektedir.”

 

“Kuraklık, hayvancılıkta yükselen maliyetleri daha da artıracak”

Hayvancılığın en önemli kaliteli kaba yem kaynaklarından birinin de yem bitkileri olduğunu vurgulayan Bayraktar, kuraklığın etkili olduğu illerde bu ürünlerde verimin de olumsuz etkilendiğini söyledi. Bayraktar, şu bilgileri paylaştı:

“Hayvancılığın en önemli kaliteli kaba yem kaynaklarından biri de yem bitkileridir. Kuraklığın etkili olduğu illerde bu ürünlerde verimin de olumsuz etkilendiği görülmektedir. İç Anadolu Bölgesi başta olmak üzere meralarda yağış yetersizliğinden dolayı önemli ölçüde ot kaybı yaşanmış ve bitki boyları çok kısa kalmıştır.

Bu zarar, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık kadar arıcıları da etkilemektedir. Arıcılarımız mera ve çayırlarda yeterli çiçek olmadığı için mağdur olmaktadır. Kuraklığın hayvancılıkta da yükselen maliyetlerin daha da artmasına neden olabileceği görülmektedir. Üreticilerimizi bu dönemde üretimde tutmak için maliyetleri düşürücü, arz açığı olan ürünlerde arzı dengeleyici, ürün satış fiyatlarının sürdürülebilir olmasını sağlayıcı tedbirler alınmalıdır. Geçimini hayvancılıkla sağlayanlar, yem fiyatlarını karşılayamadıkları için hayvanlarını satarak veya kestirerek sektörden çıkmakta, ahırlar boşalmaktadır.”

 

“Kuraklıktan etkilenen üreticilerin beklentileri”

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kuraklıktan etkilenen üreticilere yönelik alınması gereken tedbir ve talepleri şöyle sıraladı:

“Kuraklıktan zarar gören çiftçilere dekar başına 200 TL nakdi hibe kuraklık desteği verilmelidir.

Üreticilerimizin Tarım Kredi Kooperatifleri, Ziraat Bankası ve özel bankalara olan kredi borçları uzun vadeli ve faizsiz ertelenmelidir.

Kuraklık yaşanan illerde üreticilerimizin elektrik ve sulama maliyetleri artmıştır. Elektrikle sulama yapan çiftçilerimizin borçlarından dolayı elektrikleri kesilmemeli ve sulama ücretleri ile elektrik fiyatlarında indirime gidilmeli, tarımsal abone grubunda elektrikte uygulanmakta olan yüzde 18 KDV yüzde 1’e indirilmelidir.

Kuraklıktan zarar gören çiftçilere hibe tohumluk dağıtımı yapılmalı, fide ve fidan desteği verilmelidir.

Kuraklıktan zarar gören üreticilerden bu yıl için sulama ücreti alınmamalıdır.

Elektrik ve sulama borçları nedeniyle desteklere bloke konulmasına son verilmeli, borçlar uzun vadeli ve faizsiz ertelenmelidir.

Yapılandırılan üretici borçları faizsiz ertelemeye dâhil edilmelidir.

Kuraklık yaşayan çiftçilere faizsiz kredi kullandırılmalıdır.

Gübre başta olmak üzere girdilere verilen destek artırılmalıdır.

2021 yılı destek ödemeleri bir an önce verilerek kuraklıktan zarar gören üreticilere bunların can suyu olması sağlanmalıdır.

Üreticilerimizin BAĞ-KUR prim borçları uzun vadeyle faizsiz ertelenmeli ve yüksek olan BAĞ-KUR primleri düşürülmelidir.

Yüksek olan TARSİM sigorta primleri düşürülmeli, devlet desteği artırılmalıdır.

Hazine arazilerini eken ve Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı olmayan üreticilerinde desteklerden yararlanması sağlanmalıdır.

Yeni gölet, baraj, yeraltı baraj yatırımları artırılmalı ve devam edenler biran önce tamamlanmalıdır.

Kurak şartlara uygun çeşitlerin yaygınlaştırılması daha fazla desteklenmelidir.

Güneydoğu Anadolu Projesi, Konya Ovası Projesi, Doğu Anadolu Projesi gibi büyük sulama yatırımlarını içeren projeler biran önce tamamlanmalıdır.

Acilen eski ve atıl vaziyette olan sulama sistemleri yenilenmeli, kapalı sistemlere geçilmelidir.”

Kuraklıktan Zarar Gören İller;

1. Diyarbakır, 

2. Şanlıurfa,

3. Batman,

4. Adıyaman,

5. Şırnak,

6. Siirt,

7. Mardin,

8. Gaziantep,

9. Kilis,

10. Erzurum,

11. Erzincan,

12. Elazığ,

13. Malatya

14.Tunceli,

15. Van,

16. Konya,

17. Aksaray,

18. Sivas,

19. Kütahya,

20. Burdur,

21. Amasya,

22. Denizli,

23. Nevşehir,

24. Kırıkkale,

25. Afyonkarahisar,

26. Çankırı,

27. Kayseri,

28. Yozgat,

29. Çorum,

30. Niğde,

31. Isparta,

32. Kırşehir,

33. Uşak,

34. Karaman,

35. Ankara,

36. Eskişehir,

37. Muğla,

38. Muş,

39. Aydın,

40. Hakkâri,

41. Kahramanmaraş.

 

Bayraktar, İl Koordinasyon Kurulu Başkanlarıyla kuraklığı görüştü


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kuraklığın görüldüğü bölgelerdeki İl Koordinasyon Kurulu Başkanlarıyla yapılan toplantıların üçüncüsünü gerçekleştirildi.

Bayraktar, Adıyaman, Aydın, Batman, Çorum, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Hakkari, Isparta, Kahramanmaraş, Karaman, Kırşehir, Malatya, Mardin, Muğla, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli, Uşak, Van, Yozgat İl Koordinasyon Kurulu Başkanlarıyla, ülkemizi etkisi altına alan kuraklığın üretime etkisi ve zarar gören çiftçilerin taleplerini ilgili bakanlıklara iletmek üzere görüştü, geçmiş olsun dileklerini iletti. 

Video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen toplantıya Adıyaman, Efeler, Gercüş, Çorum, Çınar, Baskil, Erzincan, Karayazı, Odunpazarı, Hakkari, Isparta, Elbistan, Karaman, Kırşehir, Yazıhan, Nusaybin, Menteşe, Malazgirt, Kurtalan, Hilvan, Şırnak, Tunceli, Uşak, Tuşba, Akdağmadeni Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanları katıldı.

Bayraktar, Ziraat Odası Başkanlarıyla doğal afetler toplantısı yaptı


Bayraktar, Ziraat Odası Başkanlarıyla doğal afetler toplantısı yaptı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, başta fırtına, sel, dolu ve don gibi doğal afetlerden zarar gören Balıkesir, Bursa, Çanakkale, İzmir il ve ilçe Ziraat Odası Başkanlarıyla toplantı yaptı. Ziraat Odası Başkanlarından doğal afetlerin tarım alanlarına verdiği zararlar hakkında bilgi alan Bayraktar, geçmiş olsun dileklerini iletti.

Video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen toplantıya Ayvalık, Bandırma, Manyas, Karacabey, Osmangazi, Ayvacık, Bayramiç, Biga, Ezine ve Dikili Ziraat Odası Başkanları katıldı.

Bayraktar, İl Koordinasyon Kurulu Başkanlarıyla kuraklığı görüştü


Bayraktar, İl Koordinasyon Kurulu Başkanlarıyla kuraklığı görüştü

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkemizi etkisi altına alan kuraklığın üretime etkisi ve alınması gereken tedbirlerle ilgili kuraklığın görüldüğü bölgelerdeki İl Koordinasyon Kurulu Başkanlarıyla görüştü.

Video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen toplantıya Afyonkarahisar, Aksaray, Amasya, Ankara, Burdur, Çankırı, Denizli, Gaziantep, Kayseri, Kırıkkale, Konya, Kütahya, Nevşehir, Niğde ve Sivas Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanları ve Polateli Ziraat Odası Başkanı katıldı.

Bayraktar, çay üreten bölgelerdeki Ziraat Odası Başkanları ile görüştü


Bayraktar, çay üreten bölgelerdeki Ziraat Odası Başkanları ile görüştü

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hasadına başlanan ve müdahale alım fiyatı açıklanan bölgelerin Ziraat Odası Başkanlarıyla değerlendirme toplantısı yaptı. Toplantıda Artvin, Rize, Trabzon il, ilçe Ziraat Odası Başkanlarımız sürece ilişkin talep ve beklentilerini dile getirdi.

Video konferans yöntemiyle gerçekleştirdiğimiz toplantıya Arhavi, Borçka, Hopa, Rize merkez, Ardeşen, Çamlıhemşin, Çayeli, Derepazarı, Fındıklı, Güneysu, İkizdere, Pazar, Hayrat, Of, Sürmene Ziraat Odası Başkanlarımız katıldı.

Bayraktar, kırmızı ve yeşil mercimek ile nohut üreten bölgelerdeki Ziraat Odası Başkanları ile görüştü


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hasadı başlayan kırmızı mercimeğin yanı sıra yeşil mercimek ile nohut ekimi yapan bölgelerin Ziraat Odası Başkanlarıyla müdahale alım fiyatları hakkında değerlendirme toplantısı yaptı.

Toplantıda Ziraat Odası Başkanları sürece ilişkin talep ve beklentilerini dile getirdi.

Video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen toplantıya Kırşehir-Boztepe, Mardin-Derik, Kırıkkale-Delice, Şanlıurfa-Hilvan, Kırşehir-Kaman, Konya-Kulu, Mardin-Midyat, Yozgat-Sarıkaya, Diyarbakır-Sur ve Ankara-Şereflikoçhisar Ziraat Odası Başkanları katıldı.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı


102 yıl önce bağımsızlık mücadelesi için yakılan meşale bugün de aynı coşkuyla yanmaya devam ediyor. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele’nin tüm kahramanlarını saygı ve rahmetle anıyorum. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.

 

Ş. Şemsi Bayraktar
TZOB Genel Başkanı

TMO 2021 yılı müdahale alım fiyatlarını duyurdu


TMO 2021 yılı müdahale alım fiyatlarını duyurdu

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), resmi internet sitesinden 2021 yılı hububat ve bakliyat müdahale alım fiyatlarını açıkladı.

TMO, 2020 yılında ton başına 1.650 TL olarak açıklanan kırmızı/beyaz sert ekmeklik buğdayın fiyatını 2021 yılı için yüzde 36,4 oranında artırılarak ton başına 2 bin 250 TL, 2020 yılında ton başına 1.275 TL olarak açıklanan arpa fiyatı 2021 yılı için yüzde 37,2 oranında artırılarak ton başına 1750 TL olarak açıkladı.

TMO, çavdar-tritikalenin 1750 TL/Ton, yulafın 1900 TL/Ton, kırmızı mercimeğin 5 bin TL/Ton, yeşil mercimeğin 4 bin 150 TL/Ton, nohutun 4 bin 50 TL/Ton olarak alım fiyatının belirlendiğini duyurdu.  

 TMO’nun müdahale alım fiyatlarıyla ilgili yaptığı açıklamada özetle şu bilgilere yer verilmiştir:

·         Ülkemizde hububat ve bakliyatta 2021 yılı hasadı lokal olarak Mayıs ayı başlarında başlamıştır.

·         TMO, Türkiye genelinde bulunan yaklaşık 200 işyerinde ve protokol imzalanan lisanslı depolarda (yaklaşık ilave 170 nokta) alım faaliyeti gösterecektir.

·         TMO, üreticilerimizin iş yerleri önünde uzun süre beklemelerini önlemek amacıyla uyguladığı randevulu alım sistemine devam edecektir.

·         TMO ile protokol imzalayan lisanslı depoculuk şirketleri www.tmo.gov.tr internet adresinde yayınlanmakta olup lisanslı depolara ürün teslim eden üreticiler bu depolar üzerinden ürününü elektronik ürün senedi (ELÜS) olarak TMO’ya satabileceklerdir.

·         TMO iş yerlerinde pazar günleri hariç haftanın 6 günü, lisanslı depolar üzerinden ise haftanın tüm günlerinde alım yapılacaktır.

·         Üreticilerden bu yıl da boşaltma ücreti alınmayacaktır. Böylece üreticinin ton başına ilave 11,80 TL kazancı olacaktır.

·         Ürün bedeli ödemeleri, ürünün TMO’ya teslim edildiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde üreticilerin banka hesaplarına aktarılacaktır.

·         Ürününü lisanslı depolar üzerinden Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) olarak TMO’ya satanlara ödemeler ise en geç üç gün içerisinde yapılacaktır.

·         Nitekim lisanslı depolara ürün teslim edilmesi halinde; %2 stopaj, %2 SGK prim kesintisi muafiyeti, 25 TL/Ton nakliye desteği (750 TL’ye kadar), araç başına 25 TL analiz desteği, depo kira ücreti desteğinin yanında T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden ürün bedelinin %75’ine kadar sıfır (%0) faizli 9 ay vadeli kredi kullanma imkânı (5 milyon TL’ye kadar) ile peşin ödeme gibi avantajlar mevcuttur.

·         Ayrıca 2021 yılı hasat dönemi hububat alımlarında;

·         Buğdayın kalitesine göre açıklanan fiyatlar üzerine ayrıca % 2 ilave fiyatlar uygulanacaktır. Bu şekilde ürün fiyatı ton başına 2.300 TL ye kadar çıkabilecektir.

·         2020 yılı hasat döneminde olduğu gibi Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilerden belgelerindeki üretim miktarı üzerindeki %50 fazlasına kadar ürünün tamamı satın alınacaktır.

·         TMO, altyapısı uygun olan ticaret borsalarında hububat alımı yapacaktır. Ticaret borsası üzerinden alım yapan iş yerlerinde üreticiler, randevu almak suretiyle hem borsalar üzerinden hem de doğrudan iş yerlerine gelerek ürünlerini TMO’ya satabileceklerdir. Borsa üzerinden lisanslı depoya ürün teslim etmek isteyen üreticilerimizin randevu almasına gerek duyulmadan ürününü istedikleri zaman ELÜS yoluyla TMO’ya satabilecektir.

Bayraktar, soğan, patates, çilek ve kiraz hasadına başlanan bölge Ziraat Odası Başkanları ile görüştü

Bayraktar, soğan, patates, çilek ve kiraz hasadına başlanan bölge Ziraat Odası Başkanları ile görüştü

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, soğan, patates, çilek ve kiraz hasadına başlanan bölgelerdeki Ziraat Odası Başkanları ile toplantı yaptı.

Toplantıda, soğan, patates, çilek ve kiraz hasadına başlanan bölgelerdeki Ziraat Odası Başkanları, üreticilerin sürece ilişkin talep ve beklentilerini dile getirdi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Ziraat Odası Başkanlarına emek ve çalışmalarından dolayı teşekkür etti, bol ve bereketli bir hasat dönemi olmasını diledi.

Video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen toplantıya Yüreğir, Reyhanlı, Sultanhisar, Silifke, Gazipaşa, Salihli, Honaz ve Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanları katıldı.

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü…

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü…

TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Koronavirüsle mücadelenin kahramanlarından biri de Türk çiftçisidir”

-“Biz üretemezsek Türkiye aç kalır. Çiftçimiz pandemi sürecinde, fedakarlık göstererek üretmeye devam etti ve gıda arzında kesinti yaşanmasına müsaade etmedi”

-“Tarım demek gıda güvencesi demektir. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız”

-“TMO, üreticimizi mağdur etmeyecek seviyede hububat fiyatı açıklamalıdır”

-“Süt ve et üreticileri sıkıntı yaşıyor”

 

Ankara- 14.05.2021- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Koronavirüs sürecinde çiftçilerimiz tüm zorluklara rağmen hiç yılmadan üretmeye devam ediyor. Pandeminin başından bu yana sofralarımızda gıda eksik olmuyorsa bu onların sayesinde. O nedenle her zaman tekrarlamaktan gurur duyuyorum; ‘Koronavirüsle mücadelenin kahramanlarından biri de Türk çiftçisidir.’ Bir alkışı da emektar çiftçilerimiz hak ediyor” dedi.

Bayraktar, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından alınan kararla 1984 yılından bu yana her yıl tüm dünyada kutlanan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Ülkemizdeki çiftçilerin yaşadığı zorlukları, gelecek kaygılarını ve çözüm önerilerini aktaran Bayraktar, “Tarım demek gıda güvencesi demektir. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız. Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır” dedi.

“Biz üretemezsek Türkiye aç kalır”

Şemsi Bayraktar, salgın sürecinde tüm kesimlere “evde kal” çağrısı yapılırken çiftçilerin sofralar gıdasız kalmasın diye canla başla üretmeye devam ettiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Bu süreçte tarımın ve çiftçilerimizin önemi çok daha iyi anlaşıldı. Hepimiz biliyoruz, hastalıklarla mücadelede yeterli ve dengeli beslenme, en az ilaç kadar önemli. O nedenle, tarım ve gıda sektörü durursa hayat durur. Biz üretemezsek Türkiye aç kalır. Fedakâr çiftçilerimiz hayat durmasın diye uğraştı, didindi ve gıda arzında kesinti yaşanmasına müsaade etmedi.

Tarımın gıda güvencesi anlamına geldiğini biliyoruz. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız çünkü çiftçimiz kazanırsa ülkemiz kazanır! Tarlada kalmak, üretmek, insanlarımızı doyurmak istiyoruz.

Yaşadığımız tecrübeler gösteriyor ki tarım potansiyelimizin tamamını kullanmak, arz açığımız olan ürünlerimizin üretimini doğru planlamak zorundayız. Arz açığı veren ürünlerin üretiminin artırılması için iyi bir üretim planlaması yapılmalı, destek politikaları artırılmalı ve verim artışı sağlanmalıdır.”

“İthalata bağımlı ülkeler bu süreçte yara alıyor”

“Koronavirüs salgını tüm dünyaya çok önemli bir şey öğretti ve tarımda kendine yeten ülke olmanın önemi bu süreçte daha iyi anlaşıldı” diyen Bayraktar, şöyle devam etti:

“Kendi kendine yeten ülkeler, zor dönemleri daha başarılı bir şekilde atlatıyor. İthalata bağımlı ülkeler ise bu süreçte yara alıyor. ‘Gıda milliyetçiliği’ kavramı bu dönemde daha fazla önem kazandı. Ülkeler uyguladıkları korumacılık tedbirleri kapsamında ihracata kısıtlamalar getiriyor. Bu şartlarda ithalat yapılsa bile ürünün çok daha pahalıya geleceği bilinen bir gerçek!”

“Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak çiftçimizin hizmetinde ve yanındayız”

763 Ziraat Odasıyla birlikte Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin çiftçinin hizmetinde kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğunu hatırlatan Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz, Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak çiftçimizin her zaman hizmetindeyiz, her koşulda yanındayız. Çiftçilerimiz üretmeye devam etsinler diye onlara her türlü desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Her zaman olduğu gibi koronavirüsle mücadele ettiğimiz bu süreçte de çiftçilerimizin karşılaştıkları her sorunda yanlarında olduk. Tarlada çalışmaya devam edebilsinler diye önemli adımlar attık. Pandemi dönemindeki yasaklardan çiftçilerimizin muaf tutulmalarını sağladık.

Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu ve Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli ile ayrı ayrı birer görüşme gerçekleştirdim. Bakanlarımıza tam kapanma döneminde çiftçilerimizin ve Ziraat Odalarımızın karşılaştıkları sorunlarla ilgili taleplerimizi ilettim.

Tam kapanmada üretim gücümüzün azalmaması için çiftçilerimizin desteklemesi konusunda görüşlerimi sundum. Akabinde İçişleri Bakanlığı ek bir genelge yayımladı.

Genelgede, çiftçilerimizin tarımsal faaliyetlerde bulunduğu Tarım ve Orman Müdürlüklerinden alınan ‘Çiftçi Kayıt Sistemi Belgesi’ veya Ziraat Odalarınca verilen ve verildiği yılın tasdikini taşıyan ‘Çiftçi Belgesi’ni ibraz etmeleri durumunda sokağa çıkma yasaklarından muaf tutulacakları açıklandı.

Ayrıca çiftçilerimizin e-Devlet sistemi üzerinden “Çalışma İzni Görev Belgesi” almalarına gerek olmadığı da belirtildi.

Bir de üreticilerimizin gündeminde olan çok önemli bir konu var: Semt pazarları. Genelgede semt pazarlarının tam kapanma döneminde cumartesi günleri açılacağı duyuruldu ancak üreticilerimizin ellerindeki malların zayi olacağı gerçeğiyle bu izni yeterli bulmadığımızı da belirtmek isterim.

Bu dönemde tarım aletleri ve traktör tamircileri kapalı. Çiftçimiz bu konuda da mağduriyet yaşıyor. Sayın İçişleri Bakanımız çiftçilerimizin yaşadığı bu sorunu da çözeceklerini belirtti.”

Bayraktar, Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin bu süreçte Ziraat Odası İl Koordinasyon Kurulu Başkanlarıyla gerçekleştirdiği toplantılarda, salgın sürecinde üreticilerin bitkisel ve hayvansal üretimde karşılaştıkları sorunlar, çözüm önerileri ve beklentilerin görüşüldüğünü, toplantıların ardından hazırlanan raporların Sayın Cumhurbaşkanı’na ve ilgili Bakanlara iletildiğini de sözlerine ekledi.

“Çözüm önerileri ve talepler”

Şemsi Bayraktar, çiftçilerin diğer kesimlerin üçte biri oranında gelir elde ettiğini, bu durumun sürdürülebilir olmadığını söyledi.

Yoksulluk, kıtlık ve açlıkla mücadele etmek için üretimi artırmanın şart olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Üretimin artarak devam etmesi için çiftçilerimizin yeterli gelir elde etmesi önemlidir. Bunu sağlamak için sektörün başlıca sorunlarının çözüme kavuşturulması gerekmektedir” dedi.

Bayraktar, üretimin artması için çözüme kavuşturulması gereken başlıca sorunları da şöyle sıraladı:

“Gübre, elektrik, ilaç, yem gibi girdiler ile sulama ücretlerindeki artış tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Gübre fiyatları üretimde önemli bir kriterdir. Fiyatlar arttığında kullanım azalmakta, yeterli ve kaliteli bir üretim sağlamak güçleşmektedir. Girdi fiyatları makul seviyelere çekilmelidir.

Çiftçilerimizin sulama birlikleri ve elektrik şirketlerine olan borçları nedeniyle tarımsal desteklere konulan blokeler kaldırılmalıdır.

Üreticilerimiz, yapılandırma sonrasında bile kredi borçlarının ödenmesi konusunda büyük sıkıntı yaşamaktadır. Beklentimiz çiftçilerimizin bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan kredi borçları ile elektrik, sulama, BAĞ-KUR primleri gibi borçlarının faizsiz olarak uzun vadeli yapılandırılmasıdır. Ayrıca BAĞ-KUR primlerinde indirime gidilmelidir.

Destek miktarları girdi fiyatlarında yaşanan artışlar göz önünde bulundurularak artırılmalıdır. Çiftçilerimize ek destek verilmelidir.

Dünyada gıda güvencesinin sağlanması için küçük aile işletmeleri destekleniyor. Ülkemizde de adeta tarımımızın sigortası olan küçük aile işletmelerine pozitif ayrımcılık sağlanmalıdır. Sayın Tarım ve Orman Bakanımızın bu konudaki ‘Aile işletmelerine daha fazla destek vereceğiz’ şeklindeki açıklamaları memnuniyet vericidir. Ayrıca genç çiftçiler de daha fazla desteklenmelidir.

Et ve süt fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önleyecek tedbirler alınmalı, sektör desteklenmelidir. Gerektiğinde Et ve Süt Kurumu piyasaya müdahale etmelidir.

Bazı gıda ürünlerinde spekülatif olarak yaşanan fiyat artışları, üretici-tüketici makasının açılmasına neden olmaktadır. Bu durum hem üreticilerimizi hem de tüketicileri olumsuz etkilemektedir. Üreticilerimiz ürününü düşük fiyatla satarken tüketici pahalıya almaktadır. Bu spekülatif hareketlerin denetimlerle kontrol altına alınması gerekmektedir.

Bilindiği üzere son yıllarda iklim değişikliği nedeniyle yaşanan doğal afetler tarım alanlarımıza zarar vermekte, ürünlerde verim ve kalite kayıplarına neden olmaktadır. Nitekim kışlık ekilişlerin yapıldığı bu dönemde yaşanan kuraklıkla üretim olumsuz etkilenmektedir, bu nedenle tedbirlerin alınması gerekmektedir.”

“TMO tarafından patates soğanın alınması üreticiyi memnun etmiştir”

Bayraktar, üreticinin elinde kalan patates ve soğanın TMO tarafından alınmasının olumlu bir karar olduğunu belirterek bu kararı şöyle değerlendirdi:

“Karar ayını zamanda piyasada patates ve soğan fiyatlarının yükselmesini sağlamış, üreticilerimiz tarafından memnuniyetle karşılanmıştır ancak üreticimizin ürettiği ürünlerde fiyat istikrarının sağlanması için üretim planlaması yapılmalı, sözleşmeli üretim yaygınlaştırılmalı, ürün ihtisas havzaları ve piyasa düzenleyici kuruluşlar oluşturulmalı, üretim doğru yerde, doğru zamanda ve doğru miktarlarda ekonomik olarak iç ve dış talebe göre planlanmalıdır. Üretici örgütlenmesine önem verilmeli, üretim maliyetleri düşürülmeli, tarımsal ürünler üreticiden tüketiciye örgütlü bir yapıyla ulaştırılmalı, pazarlama sorunlarına çözüm getirilmesi için tüm ilgili kurum ve kuruluşlar iş birliği içinde çalışmalıdır.

“TMO, üreticimizi mağdur etmeyecek seviyede hububat fiyatı açıklamalıdır”

“Hasat sezonuna girdiğimiz bugünlerde ekiliş ve piyasa öngörülerini değerlendirmekte fayda vardır” diyen Bayraktar, tarımsal emtia fiyatının kasım ayından beri son sekiz yılın zirvesini gördüğünü de hatırlattı. Bayraktar, “Bayramdan sonra buğday ve arpada müdahale alım fiyatlarının açıklanması beklenmektedir. Maliyetlerdeki ve girdi fiyatlarındaki artış, döviz kurundaki değişim, yurt dışı fiyatlarındaki hareketlilik, enflasyon, refah payı gibi nedenlerle TMO’nun açıklayacağı fiyatlar dünyada belirlenen hububat fiyatlarının altında kalmamalıdır ve çiftçilerimizi memnun edecek seviyede olmalıdır.”

“Kuraklıktan zarar gören üreticilerimize dekar başına 150-200 TL ‘Kuraklık Desteği’ verilmelidir”

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, “21 Mart 2020 tarihinde, Aralık ayı ortalarına kadar yağış alamazsak risk daha çok artacak. 2021 yılı 2020 yılından daha riskli çünkü bu risk kuraklığa yol açacaktır. Ülkemizdeki kuraklık, üretimi olumsuz etkileyecektir sözleriyle yaptığım açıklamadaki öngörümüz maalesef gerçek oldu ve bugün ülkemiz genelinde 22 ilimizde kuraklık yaşıyoruz” dedi.

Bayraktar, geçtiğimiz günlerde yaptığı “Türkiye Ziraat Odaları Birliği 2020-2021 Tarımsal Üretim Dönemi Kuraklık Risk Tahmin Raporu”nu da hatırlatarak, “Ülkemizde şu an 22 ilde tarımsal kuraklık yaşanıyor. Geçen yıl 20 milyon 500 bin ton olan rekoltenin yüzde 9,75’inin kuraklığa bağlı olarak azalacağı ve 2021 yılında yaklaşık 18 milyon 500 bin ton olacağı tahmin edilmektedir. Bu da geçen yılın buğday rekoltesine göre yaklaşık 2 milyon ton kayıp demektirdiye konuştu.

Kuraklığa bağlı rekolte düşüşünün daha da artabileceğine dikkati çeken Bayraktar, “Kuraklıktan zarar gören üreticilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi için üreticilere dekar başına 150-200 TL ‘Kuraklık Desteği’ verilmelidir” dedi

“Süt ve et üreticileri sıkıntı yaşıyor”

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, kırmızı et ve sütte yaşanan krizin üretici fiyatlarındaki düşüklük, maliyetlerin sürekli artması ve üreticilerin alım gücünün düşmesinden kaynaklandığını belirterek, bu konudaki çözüm önerilerini şöyle sıraladı:

“Et ve Süt Kurumu üretici maliyetlerini dikkate alarak ette alım fiyatlarını artırmalıdır ve et piyasasına etkin girerek rekabet oluşturacak yeterlilikte alım yapmalıdır. Sütte ise fiyatlar artırılmalı ve fiyatlar süt/yem paritesi 1,5 olacak şekilde yeniden revize edilmelidir. Yem fiyatlarında tavan fiyat uygulanmalıdır. Ayrıca, tavan fiyatın üzerindeki fiyat, çuval başına destek olarak üreticiye verilmelidir.”

“Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır”

Türkiye’nin tarım potansiyeli açısından en şanslı ülkeler arasında bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

“İçinde bulunduğumuz süreç gösterdi ki her zaman önemini koruyan tarım sektörü daha da önem kazanacak. Üreticilerimizi daha fazla destekler, sektörün yapısal sorunlarını çözersek tüm ülkelerin zarara uğradığı bu süreçte durumu avantajlı hale getirebilir, içinde bulunduğumuz coğrafyanın gıda ambarı olabiliriz.

Cumhuriyetimizin 100. yılında yaklaşık 90 milyonluk Türkiye nüfusuyla birlikte 60 milyon turisti besleyecek, tarım ve gıdada 40 milyar dolarlık ihracat geliri, gıda sanayi ile birlikte 200 milyar doların üzerinde üretim değeri sağlayacak kapasiteye sahibiz. Ülkemizin zenginleşmesine katkı sağlamak istiyoruz.

Hedefimiz; bütün sorunlarını çözmüş, örgütlenmesini tamamlamış, üretimde yüksek verim ve kaliteyi yakalamış, dünya ile rekabet eden, üreticisine istikrarlı gelir sağlayan, tüketicisine bol ve makul fiyatlarla ürün sunan, başta Orta Doğu ülkeleri olmak üzere çevre ülkelerin gıda açığını kapatan bir tarım sektörü oluşturulmasıdır.

Bunun için üreticiyi merkez almış, istikrarlı, sorun çözen, geleceği planlayan politikalara ihtiyacımız vardır.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Ziraat Odaları olarak bu hedeflerin peşindeyiz. Gece gündüz bu amaçlar için çalışıyoruz. Tarımda gelişmiş ülkeler arasında yer alma mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz.

Tarımda ülkemizin içinde bulunduğu bölgenin yıldızı olacağına yürekten inanıyoruz. Yeter ki ülkemizin tarımdaki potansiyeli harekete geçirilsin.

‘Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır.’

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günümüzü kutluyor, gece gündüz üretimini sürdüren bütün çiftçilerimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.”