Balıkçılar ‘Vira Bismillah’ diyerek denize açılacak…


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Balıkçılık sektörünün geleceği açısından sürdürülebilir avcılığın sağlanması şarttır”

-“Kıyılarımızda av baskısı sona erdirilmeli, açık deniz balıkçılığı desteklenmelidir”

-“Kişi başına yıllık balık tüketimi Japonya, Norveç gibi ülkelerde 80, İspanya’da 40, Yunanistan’da 23, Avrupa Birliği’nde 25, dünyada 19 kilogramı iken, Türkiye’de 8 kilogramı bulmamaktadır”

-“Balık tüketiminin artırılması için tedbirler alınmalıdır”

 

Ankara – 31.08.2019 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sürdürülebilir balıkçılığın önemine dikkati çekerek, “2011 yılında 514 bin 755 ton olan su ürünleri avcılığımız, 2018 yılında 314 bin 94 tona inmiştir. Balıkçılık sektörünün geleceği açısından sürdürülebilir avcılığın sağlanması şarttır” diye konuştu. 

Bayraktar, yaptığı açıklamada, denizlerde av yasağının 1 Eylül itibarıyla sona ereceğini bildirerek, ürünü bol ve bereketli bir sezon diledi.

Üç tarafı denizlerle çevrili, 8 bin 333 kilometre kıyı şeridine sahip olan Türkiye’nin büyük su ürünleri potansiyeli bulunduğunu belirten Bayraktar, var olan potansiyelin tam olarak değerlendirilemediğini ifade etti.

Su ürünleri avcılığının son yıllarda önemli ölçüde azaldığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“2011 yılında 514 bin 755 ton olan avcılık yoluyla elde edilen su ürünleri miktarı, 2014 yılında 302 bin 212 tona düşmüştür. 2015 yılında ise bir önceki yıla göre yüzde 42,9’luk artışla 431 bin 907 tona yükselen avcılık miktarı, 2016 yılında ise bir önceki yıla göre yüzde 22,4 oranında azalmış ve 335 bin 320 ton olarak gerçekleşmiştir. 2017 yılında yüzde 5,7’lik artışla 354 bin 318 ton olan su ürünleri avcılığımız, 2018 yılında da yüzde 11,4 azalmış ve 314 bin 94 tona inmiştir. 2018 yılı deniz ürünleri avcılığı bir önceki yıla göre yüzde 11,9, iç su ürünleri avcılığı da yüzde 6,2 azalmıştır.

Sektörün geleceği için sürdürülebilir avcılığı sağlamamız şarttır. Bu amaçla stokları koruyucu ve geliştirici yönde gerekli çalışmaların ve araştırmaların yapılması ve koruma kontrol çalışmalarının arttırılmasına öncelik verilmesi gerekmektedir.”

Su ürünleri üretiminin ise 2013 yılında 607 bin 515 ton olduğunu belirten Bayraktar, “Su ürünleri üretimimiz 2014 yılında 537 bin 345 tona gerilemiştir. 2015 yılında bir önceki yıla göre yüzde 25,1 oranında artarak, 672 bin 241 ton olarak gerçekleşmiş, 2016 yılında ise yüzde 12,4 oranında azalmış ve 588 bin 715 ton olmuştur. 2017 yılı üretimimiz yüzde 7,2 artarak 630 bin 820 ton olarak gerçekleşmiştir. 2018 yılı su ürünleri üretimimiz ise yüzde 0,3 oranında azalarak, 628 bin 631 ton olmuştur. Bu üretimin yüzde 35,3’ünü deniz balıkları, yüzde 9,9’unu diğer deniz ürünleri, yüzde 4,8’ini iç su ürünleri ve yüzde 50’sini yetiştiricilik ürünleri oluşturmaktadır” diye konuştu.

 

-“Kıyılar aşırı av baskısı altında”-

 Avcılıktaki sorunun kıyı avcılığına dayanması olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “kıyılar aşırı av baskısı altındadır. Yeterli altyapı oluşturulamadığı için açık deniz balıkçılığı yeterince yapılamamaktadır. Oysa balıkçılığımızın geleceği açık denizlerdedir. Kıyılarımızda av baskısı sona erdirilmeli, açık deniz balıkçılığı desteklenmelidir” dedi.

 

-Yapılması gerekenler-

 Bayraktar, balıkçılık sektörünün gelişimi için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

  “Ülkemizdeki su ürünleri avcılığı kıyı balıkçılığına dayanmaktadır. Yeterli altyapı oluşturulamadığı için açık deniz balıkçılığı yapılamamakta bu nedenle de av baskısı kıyı sularımızda yoğunlaşmaktadır.

Hayvansal protein temininde önemli yeri olan su ürünlerini sofralarımıza taşıyan balıkçılarımızın av yasaklarına titizlikle uyması büyük önem taşımaktadır.

Sürdürülebilir su ürünleri üretimi ülkemizde ana politika olmalı ve bu politika çerçevesinde gerekli stratejiler ile kısa, orta ve uzun vadeli eylem planları ve hedefler belirlenmelidir.

Kaynakların rasyonel kullanılabilmesi için su ürünleri eğitim merkezleri kurularak, eğitimler yapılmalı ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmelidir.

Su ürünleri sektöründe örgütlenme yapısı mutlaka güçlendirilmelidir.

Balıkçılıkta arz-talep dengesi oluşturularak, sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması gereklidir. Ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketimi dünya ortalamasının altındadır. Kişi başına yıllık balık tüketimi Japonya, Norveç gibi ülkelerde 80, İspanya’da 40, Yunanistan’da 23, dünyada 19 kilogram, Avrupa Birliği’nde 25 kilogram iken Türkiye’de 8 kilogramı bulmamaktadır. Tüketimin artırılması için tedbirlerin alınması gerekmektedir. Balık tüketimi teşvik edilmelidir. Balıkçılık sektöründeki ürünlere yönelik dondurma, tuzlama, konserve ve paketleme ünitesi içeren işleme tesislerinin kurulması ekonomik anlamda sektöre katkı sağlayacaktır.”

30 Ağustos Zafer Bayramı


İstiklal Mücadelemizin zaferle taçlanmasının 97. yıl dönümünü kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşımızın kahramanlarını, aziz vatanımız için canını feda eden bütün şehitlerimizi rahmetle ve şükranla anıyorum.

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar

Gaziantep Ziraat Odaları Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti


-Gaziantep Ziraat Odaları Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti

Ankara- 29.08.2019- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyaretleri sürüyor.

Gaziantep Ziraat Odalarının Başkanları, TZOB Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden Genel Başkanlığa seçilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek hayırlı olsun temennisinde bulundular.

Görüşmede Gaziantep Adana tarımı ve sorunları da ele alındı.

Adana Ziraat Odaları Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti


-Adana Ziraat Odaları Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti

Ankara- 29.08.2019- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyaretleri sürüyor.

Adana Ziraat Odalarının Başkanları, TZOB Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden Genel Başkanlığa seçilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek hayırlı olsun temennisinde bulundular.

Görüşmede Adana tarımı ve sorunları da ele alındı.

Güneydoğu Anadolu Ziraat Odaları pamuk için toplandı

Güneydoğu Anadolu’da pamuk üretimi yapılan Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak ve Adıyaman Ziraat Odalarının başkanları, yöneticileri ve çiftçilerin katılımıyla Şanlıurfa’daki bir pamuk tarlasında basın toplantısı düzenlendi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Diyarbakır Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Mehmet Cevat Delil tarafından yapılan basın açıklamasında, pamukta üretiminin tüketimi karşılama oranının yüzde 60’larda kaldığına, ithalatın önüne geçilmesinin tek yolunun ise pamuk üreticisinin desteklemesi olduğuna dikkat çekildi.

 

Basın açıklamasının metni şu şekildedir:

 

Değerli Basın Mensupları,

Bölgemiz ve ülkemiz açısından vazgeçilmez bir ürün olan pamukla ilgili sorunlarımızı dile getireceğimiz toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

 

Sizlere, Güneydoğu Anadolu Bölgemizdeki pamuk üreticilerimizi temsilen, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak, Adıyaman Ziraat Odalarımızın Başkanları ve çiftçilerimizle birlikte sesleniyoruz.

 

Tekstil ve konfeksiyon sanayimize sağladığı katma değerle vazgeçilmez bir ürün olan pamuk, hammaddesi olduğu tekstil ve konfeksiyon sektörünün yaptığı ihracatla da ekonomimizde önemli bir paya sahiptir.

Pamuk ayrıca, emek yoğun bir iş gücü olması nedeniyle istihdama ciddi oranda katkı sunmaktadır.

 

Bir endüstri bitkisi olan pamuk lifiyle tekstil, çiğidiyle yağ sanayi, linteri ile de kağıt sanayinin ham maddesi durumundadır.

Bunların yanı sıra pamuk çekirdeğinden elde edilen yağ biyodizel üretiminde hammadde olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Ayrıca küspesiyle de hayvancılığın gelişmesine önemli bir katkıda bulunan pamuğun ülke ekonomisindeki yeri büyüktür.

 

Ülkemizde 5,2 milyon dekar alanda,

2,6 milyon ton kütlü pamuk üretimi yapılmaktadır.

Son 2 yılda üretim artışlarına rağmen üretimin tüketimi karşılama oranı yüzde 60’larda kalmıştır.

Ne yazık ki aradaki fark ithalatla karşılanmakta, ithalata da milyarlarca dolar ödenmektedir.

Bu nedenle pamuk üretimimizin artırılması önem arz etmektedir.

İthalatın önüne geçilmesinin tek yolu pamuk üreticimizi desteklemektir.

 

Değerli Basın Mensupları,

Pamukta gümrük vergilerini artıramadığımız için iç piyasa pamuk fiyatları dünya fiyatlarından doğrudan etkilenmektedir.

Diğer taraftan ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının konuları arasında pamuk ilk sıralarda yer almaktadır.

Gerçekleşen bu ticari savaş, büyük bir algı bozukluğuna neden olmuştur.

Ülkemizde olduğu gibi diğer bazı ülke çiftçilerinin de beklenmeyen bu fiyat düşüşüne hazırlıksız yakalandığı

ve artış bekledikleri belirtilmektedir.

Alıcılar da fiyatların dengelenmesi için bekleyiştedir.

Açıklanmayan ancak yüksek olacağı beklenen devir stoklarının, pamuk fiyatlarının artışını olumsuz etkileyeceği düşünülmektedir.

Ayrıca bu yıl iklim koşullarının birçok ülkede iyi gitmesinin pamukta rekolte artışına sebep olacağı beklentisi de fiyatlar üzerinde baskı oluşturmaktadır.

Tüm bu sebepler pamuk fiyatlarının düşmesine, fiyat belirsizliğinin yaşanmasına neden olmaktadır.

Henüz ülkemizde hasadın başlamamasına rağmen

kütlü pamuğun kilogramının Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 2 70 kuruş ile 3 lira, Ege Bölgesinde 3 lira 40 kuruş ile 3 lira 70 kuruş, Çukurova Bölgesi’nde ise 2 lira 90 kuruş ile 3 lira 10 kuruş arasında olacağı görülmektedir.

 

Değerli Basın Mensupları,

Bildiğiniz üzere, bu yıl ekimin gerçekleştirildiği Nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre gübre, mazot, elektrik, zirai ilaç gibi girdilerde önemli oranlarda artışlar yaşanmıştır.

Gübrede yaklaşık yüzde 60, elektrikte yüzde 70’in üzerinde artış olmuş, zirai ilaçta ise artış oranı yüzde 100’ü aşmıştır.

Üreticilerimizin birim maliyetleri oldukça yüksektir.

Pamuk hasadına çok az bir süre kala bu dönemde, dünya pamuk fiyatlarındaki ciddi düşüş üreticilerimizi endişelendirmektedir.

Maliyetler bu denli yüksekken çiftçimizin alın teri olan pamuğun satışı 4 lira 50 kuruş üzerinden gerçekleştirilmelidir.

 

Bu nedenle;

 

•          Tarım girdileri acilen düşürülmelidir.

•          DEDAŞ çiftçiyi bezdiren keyfi uygulamalarından vaz geçmelidir.     

•          2019 yılı Destekleme Tebliği bir an evvel açıklanmalıdır.

•          Pamuk primlerinde gerekli düzenleme biran evvel yapılmalı, prim kilogramda en az 1 lira 20 kuruş olacak şekilde belirlenmeli ve pamuğunu satan üreticinin primi hemen ödenmelidir.

•          Üreticimizin mağduriyetinin giderilmesi ve üretimde kalabilmesi için prim desteğinde dekara üst sınır olarak 500 kilogram kota getirilmesi uygulamasından vazgeçilmelidir.

•          Pamukta sürdürülebilirlik için sanayicinin pamuğunu iç piyasadan temin etmesi teşvik edilmelidir.

•          Üreticilerimizin hasat ettiği pamuğun tatminkar bir fiyatla alınması için Çukobirlik, TARİŞ, Antbirlik gibi tarım satış kooperatiflerinin devreye girmesi üreticimizin pamuk fiyatında önünü görebilmesi ve piyasanın düzenlenmesi açısından önem arz etmektedir.

•          İthal ürünün ucuzlaması, yerli pamuğun kullanılmasının tamamen önüne geçmiştir. Bu nedenle pamuk ithal eden kullanıcılara ithal ettiği pamuk miktarının yüzde 25’i kadar yerli üretim kullanma zorunluluğu getirilmelidir.

•          Borsada korbeylerde fiyat oluşmamakta, üretici ürününü satacağı fiyat hakkında bilgi sahibi olamamaktadır. Bu nedenle gerekli mevzuat değişikliği yapılmalı, ticaret borsalarında denetimler artırılmalıdır.

•          Ham bez ithalatı önlenmelidir.

 

Değerli Basın Mensupları,

Pamukta üreticimiz, tüccarımız, sanayicimiz, esnafımız hemen bütün taraflar çok daha fazla gelir elde edebilir.

Yeter ki hakça bir düzen kurulsun, sorunlarımız çözülsün.

Bu duygu ve düşüncelerle yaklaşan pamuk hasadının başta üreticimiz olmak üzere bütün taraflar açısından bereketli geçmesini diliyor,

İlginiz için teşekkür ediyoruz.

Bayraktar’ın basın toplantısı…

-Bayraktar’ın basın toplantısı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Ağustos ayında üretici ve market fiyatları arasındaki fark, yüzde 342,08 ile en fazla patlıcanda görüldü. Üreticide 61 kuruş olan patlıcan, markette 2 lira 70 kuruşa satıldı”

-“Markette, Ağustos ayında, 6 üründe fiyat değişimi olmazken, 14 üründe azalma, 18 üründe ise fiyat artışı, üreticide; 7 üründe fiyat değişimi yaşanmazken, 11 üründe azalma, 12 üründe ise fiyat artışı meydana geldi”

-“Tabii afetlerin üst üste her yıl yaşanması ertelenen borçların ödenmesini imkansız hale getirmiştir. Özellikle doğal afetten etkilenen üreticilerimizin kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasını talep ediyoruz”

-“Pamukta fiyat düşmeye başladı. Acilen hasada girmeden tedbir alınmalı. Pamuk primi kilogramda 80 kuruştan 120 kuruşa çıkarılmalı, dekara 500 kilogram kota uygulamasından vazgeçilmeli”

-“Son 10 yılda 14,8 milyar dolar döviz ödedik. Tedbir almazsak seneye pamuk üretecek üretici bulamayız”

-“Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 76,4 oranında arttı. Meskende elektrik 60 kuruşken, bizim 70 kuruşa elektrik almamızın izahı yoktur. Tarımda elektrik fiyatları makul düzeye indirilmeli, yüzde 18’lik KDV, Enerji Fonu ve TRT payı kaldırılmalıdır”

-“Halen litrede 1 lira 83 kuruş olan çiğ süt fiyatları acilen yükseltilmeli”

-“Süt üreticimiz sıkıntı içinde. Önümüzdeki süreçte süt hayvanları kesime gidebilir. Sütte kazan kazan olmalı. Üretici de kazanmalı, sanayici de”

-“Üreticilerimiz, çeltik hasadı yaklaşırken çeltik maliyetini dikkate alan bir fiyatla TMO’nun piyasaya girmesini talep etmektedir”

 

Ankara – 29.08.2019 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ağustos ayında üretici ve market fiyatları arasındaki farkın yüzde 342,08 ile en fazla patlıcanda görüldüğünü, üreticide 61 kuruş olan patlıcanın, markette 2 lira 70 kuruşa satıldığını bildirdi.

Bayraktar, Ağustos ayı itibarıyla üretici, hal, pazar ve market fiyatlarını, üretici-market fiyat farklarını, fiyatlardaki değişimlerin nedenlerini açıkladı, üreticinin beklentilerini dile getirdi, yaklaşan pamuk hasadını değerlendirdi.

Market fiyatlarında Ağustos ayında, 6 üründe fiyat değişimi görülmezken, 14 üründe azalma, 18 üründe ise fiyat artışı gerçekleştiğini belirten Bayraktar, şunları söyledi:

“Markette, marul, kuru fasulye, nohut, kuru üzüm, kuru incir ve zeytinyağı fiyatında değişim olmadı. Fiyat düşüşü markette yüzde 27,40 ile en fazla kuru soğanda meydana geldi. Kuru soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 16,47 ile şeftali, yüzde 15,16 ile domates izledi. Fiyat düşüşü sivri biberde yüzde 14,15, patateste yüzde 12,33 oldu.

Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 47,13 ile kabakta oldu. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 43,34 ile salatalık, yüzde 16,67 ile yeşil fasulye takip etti. Fiyat artışı Antep fıstığında yüzde 12,38, limonda yüzde 11,27 düzeyinde gerçekleşti.”

 

 

-Üretici fiyatları-

 

Üretici fiyatlarında ise; Ağustos ayında 7 üründe fiyat değişimi görülmediğini, 11 üründe azalma, 12 üründe ise fiyat artışı meydana geldiğini bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Üreticide maydanoz, yeşil soğan, limon, elma, pirinç, kuru kayısı ve zeytinyağı fiyatında değişim olmadı. Fiyat düşüşü üreticide yüzde 64,29 ile en fazla kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 45,49 ile domates, yüzde 40 ile sivri biber izledi. Fiyatlar patateste yüzde 39,73, havuçta yüzde 33,33, yeşil mercimekte yüzde 30,20, şeftalide yüzde 28,57, patlıcanda yüzde 23,75, kuru üzümde yüzde 16,67, nohutta yüzde 14,56, marulda yüzde 11,54 geriledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 89,47 ile salatalıkta meydana geldi. Salatalıktaki fiyat artışını yüzde 33,33 ile kuru incir, yüzde 25 ile fındık izledi. Fiyat artışında bu ürünleri yüzde 24,68 ile yumurta, yüzde 24,32 ile Antep fıstığı, yüzde 21,20 ile kuru fasulye, yüzde 14,47 ile yeşil fasulye takip etti.”

 

-Üretici fiyatlarındaki değişimin nedenleri-

 

Üretici fiyatlarındaki artış ve düşüşlerin nedenlerini değerlendiren Bayraktar, şunları söyledi:

“Salatalıkta ve kabakta üretim maliyetlerini kurtarmayan fiyatlar, sökümlere neden oldu. Bu durum da arzı düşürdüğü için fiyatları artırdı. Kalite ve verimin iyi olduğu kuru incirde yeni sezon ürün fiyatı devreye girince, fiyatlarda artış görüldü. Fındıkta Toprak Mahsulleri Ofisi’nin fiyat açıklayarak piyasaya girmesi üretici fiyatlarını artırdı. Antep fıstığında ise yok yılı olması nedeniyle rekoltede yaşanan düşüş, fiyatlarını bir miktar yukarıya çekti. Kuru fasulyede yeni başlayan hasat nedeniyle tam oturmayan piyasa fiyatları, geçen sezona göre artış gösterdi. Yeşil fasulyede yağışların ürünü olumsuz etkilemesi fiyatları artırdı. Kuru soğanda geçen yıla göre artan ekim alanları ve hasat edilen ürün miktarındaki artış, fiyatları düşürdü. Domateste hasat edilen ürün miktarındaki artışa karşın alımların yavaş olması, ihracattaki durgunluk fiyatlarda düşüşe yol açtı. Sebzelerde hasadın yoğun olduğu bir dönem olmasının yanı sıra tüccarın alımlarda yavaş davranması sivri biber, patlıcan, patates gibi ürünlerde fiyatlarda düşüşe neden oldu. Havuçta talepteki daralma, fiyatları aşağı çekerken, şeftalide hasat edilen ürün miktarındaki artış fiyatlarda gerilemeye yol açtı. Aşırı yağışların kaliteyi olumsuz etkilemesi nedeniyle yeşil mercimek fiyatlarında da düşüş meydana geldi. Nohutta ise geçen yıla göre ekim alanlarındaki artışa bağlı olarak yeni sezon fiyatlarında düşüş yaşandı. Kuru üzümde, yeni sezonla birlikte fiyatlarda gerileme oldu.”

 

-Üretici-market fiyat farkı-

 

Ağustos ayında üretici ve market fiyatları arasındaki farkın, yüzde 342,08 ile en fazla patlıcanda görüldüğünü vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Patlıcandan sonra fiyat farkı sırasıyla, elmada yüzde 308,33, kuru kayısıda yüzde 307,25 oldu. Bu ürünleri, yüzde 291,85 ile nohut, yüzde 283,20 ile kuru soğan, yüzde 274,94 ile domates, yüzde 268,60 ile sivri biber takip etti.

Patlıcan 4,4 kat, elma ve kuru kayısı 4,1 kat fazlaya tüketiciye ulaşmaktadır. Bu oran, nohutta 3,9, kuru soğanda 3,8, domateste ve sivri biberde 3,7 kattır.

Üreticide, 61 kuruş olan patlıcan 2 lira 70 kuruşa, 1 lira 52 kuruş olan elma 6 lira 21 kuruşa, 10 lira olan kuru kayısı 40 lira 73 kuruşa tüketiciye satılmaktadır.

Yine üreticide, 2 lira 70 kuruş olan nohut 10 lira 58 kuruşa, 50 kuruş olan kuru soğan 1 lira 92 kuruşa, 73 kuruş olan domates 2 lira 72 kuruşa, 98 kuruş olan sivri biber 3 lira 59 kuruşa tüketiciye sunulmaktadır.”

Görüldüğü gibi üretici market fiyatları arasındaki makasta sorun devam ettiğine dikkati çeken Bayraktar, “tarladan markete olan zincirin kısalması, çiftçimizin emeğinin karşılığını alabilmesi,  tüketicilerimizin de uygun fiyatla ürün tüketebilmelerinin sağlanmasının yolu kuşkusuz ekonomik örgütlenmeden ve planlı üretimden geçiyor. Üretim planlaması yapılamamasının sıkıntısını düşen fiyatlar nedeniyle üreticilerimiz yaşamaktadır. Her zaman her basın toplantımızda söylüyoruz. Özellikle hem bizim emeğimizin karşılığını alabileceğimiz bir fiyattan üretim yapabilmemiz hem de tüketicinin uygun fiyattan tüketebilmesi planlı üretimden ve ekonomik örgütlerin güçlü olmasından geçiyor. Maalesef bunu yapamıyoruz uzun yıllardır planlamayı da beceremedik. Dolayısıyla üretici örgütlerini de ekonomik manada güçlü hale getiremedik. Bu sorunları da yaşamaya devam ediyoruz” dedi. 

 

-“Doğal afetler üretimi fevkalade olumsuz etkiledi”-

 

Yine de üreticinin, her türlü zorluğa rağmen bu yıl da üretimini sürdürdüğünü vurgulayan Bayraktar, şöyle konuştu:

“Özellikle bu yıl, doğal afetler, çok sayıda çiftçimizi olumsuz etkilemiştir. Üreticimizin başına gelmeyen kalmadı. Çiftçimiz, aşırı yağıştan, kuraklığa, selden doluya, don afetinden fırtınaya, hortuma, su baskınına kadar ardı arkası kesilmeyen afetlere maruz kaldı. Doğal afetler üretimi fevkalade olumsuz etkiledi. Meydana gelen yağışlar özellikle tarla ürünlerinde ve açıkta yetiştirilen sebze ve meyvelerde hastalık ve zararlıların çoğalmasına, ürün kayıplarına yol açtı.

Doğal afetlerden çok sayıda ilimizde, buğday, arpa, fındık, kırmızı ve yeşil mercimek, nohut, kuru ve yeşil fasulye, zeytin, kayısı, üzüm, elma, armut, Antep fıstığı ve ceviz gibi ürünler olumsuz etkilendi.

Son bir yılda olay bununla da kalmadı. Geçen yıl Nisan ayından itibaren döviz kurlarında yaşanan dalgalanma ve kura bağlı olarak enflasyonda görülen yükselme, çiftçimizi olumsuz etkiledi. 

Çiftçimizin kullandığı bütün girdilerde, gübresinden, mazotuna, elektriğinden zirai ilacına, sulama ücretlerinden, tohum, yem fiyatlarına kadar hepsinde yüksek fiyat artışları görüldü.

Fiyatlardaki yıllık artış, gübrede yaklaşık yüzde 60’ın, elektrikte yüzde 76’nın, zirai ilaçta ise yüzde 100’ün üzerinde gerçekleşti.”

 

-“Üreticimiz mağdur durumdadır”-

 

Ayrıca tarımsal kredilerde cari faiz oranlarının yükseldiğini çiftçinin finansman maliyetlerinin de arttığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Tabii afetlerin üst üste her yıl yaşanması da ertelenen borçların ödenmesini imkansız hale getirmiştir.

Üreticimiz mağdur durumdadır. Borçlu durumdadır.

Dolayısıyla biz bu yıl üreticilerimizin, özellikle doğal afetten etkilenen üreticilerimizin kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasını talep ediyoruz. Çünkü vade süreleri de geldi. Bankalar da alacaklarını tahsil etmeye çalışıyorlar. Üreticilerimizden bize çok yoğun talep var. Borçlarının bir kararname ile tekrar yapılandırılmasını talep ediyorlar.

Üstelik, 31 Aralık 2018 tarihi itibarıyla takip hesaplarında izlenen tarımsal kredi borçları ile çeşitli afetlerden yüzde 30’un üzerinde zarar gören çiftçilerimizin yapılandırılan borçlarının ilk taksit ödemelerinin Ekim ayında yapılacak olması çiftçimizi zorlayacaktır.

2019 yılı içinde yaşanan afetlerden etkilenen çiftçilerimizin kredi borçlarının ertelenmesini sağlayacak kararname çıkarılmalıdır. Çiftçimize yeni finansman imkanı verilmelidir.

Girdi fiyatları makul seviyelere çekilmelidir.

Destekler artırılmalıdır.”

 

-“Sütte kazan kazan olmalı”-

 

Yine süt fiyatları ile alakalı sıkıntıların devam ettiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:

“Süt üreticimiz sıkıntı içinde. Sütte kazan kazan olmalı. Üretici de kazanmalı, sanayici de. Halen litrede 1 lira 83 kuruş olan çiğ süt fiyatları acilen yükseltilmeli. Piyasa fiyatları bu durumda. Tabii bu sürdürülebilir bir durum değil. Her zaman söylüyoruz süt/yem paritesinin 1,5 olması lazım. Yani üreticimiz 1 kilo sütle 1,5 kilo yemi rahatlıkla alabilmelisiniz. Ama şuan parite 1 civarında görünüyor. 1,5 paritenin karşılığı olan fiyat da 2 lira 53 kuruştur. 2 lira 53 kuruşa süt fiyatlarını acilen çıkarmamız lazım.

Süt hayvanlarının kesime gitmemesi için süt hayvancılığının sürdürülebilir olması için bu fiyat olması gereken fiyattır. Süt hayvanlarının bir kısmı kesilmiştir. Önümüzdeki süreçte süt hayvanları kesime gidebilir. Acilen süt fiyatlarının yukarıya çekilmesi gerekiyor.”

 

-Elektrik-

 

Elektrikle alakalı sorunları olduğunu, son 1 yılda elektrik fiyatlarının yüzde 76,4 civarında arttığını bildiren Bayraktar, şöyle dedi:

“Son bir yılda yüzde 76,4 artan elektrik fiyatları çiftçimizi oldukça zorlamaktadır. Şunu anlamakta güçlük çekiyoruz Mesken abone grubu, fon, pay ve vergi dahil elektriğin kilovatsaatine 60,3 kuruş öderken, ülkenin gıda güvencesini sağlayan çiftçimizin 70,17 kuruşa elektrik almasının izahı yoktur. Bu izaha muhtaç bir durumdur. Bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Elektrik maliyetlerimiz muhakkak suretle aşağı çekilmelidir. Türkiye’yi gezdiğimizde şunu görüyoruz. Üreticimiz cazibe suya kavuşmuş değil. Halen yer altından motorlarla su çekiliyor. Geçenlerde Manisa’da Sarıgöl’de idim. Toplantı yaptım. Müthiş, harika üzüm bağları var.

‘En önemli probleminiz nedir’ diye sordum, dediler ki ‘suya ulaşamıyoruz. 300 metreden, 500 metreden suyu çekiyoruz. Bunun da bize elektrik maliyeti fevkalade yüksek’ dediler. Yaklaşık 2 milyon hektar araziyi daha sulamaya açamadık ve çiftçimizi de bu alanlarda cazibe suyla tanıştıramadık.

Dolayısıyla 300 metreden 500 metreden su çektiğimizde bunun çok ciddi bir elektrik maliyeti var ve üreticimiz buna dayanamıyor.

Öyle zaman geliyor ki sattığı ürün elektrik borcunu karşılamıyor. Muhakkak suretle elektrik fiyatlarında bir indirim bekliyoruz.

Tarımın tamamında elektrik fiyatları makul düzeylere indirilmeli, yüzde 18 olan KDV sıfırlanmalı, yüzde 1 Enerji Fonu ve yüzde 2 TRT payı kaldırılmalıdır.

Bunları talep ediyoruz. Sahada üreticimiz acil olarak elektrik fiyatlarına indirim istiyor. Biz de bunu hükümetimizden talep ediyoruz.

Üreticilerimizin her ay elektrik faturası ödemesine imkan yoktur.

Ürünlerin hasat dönemi dikkate alınarak yılda bir ya da iki defada tahsilat yapılmalı, teminat isteme uygulamasından vazgeçilmelidir.”

 

-“Pamukta acilen hasada girmeden tedbir alınmalı”-

 

Lifiyle, çiğidiyle, linteriyle, küspesiyle ülkemiz ekonomisine büyük katkı sağlayan, hasadın başlamak üzere olduğu pamuk konusuna da toplantıda değinen Bayraktar, şunları söyledi:

“Pamuk niçin önemli, tekstil sanayinin kullandığı bir ürün. Bunun ötesinde çok fazla ithalat yaptığımız bir ürün. Son 10 yıla (2009-2018 dönemi) baktığımızda 14,8 milyar dolarlık pamuk ithalatı yapmışız. Son 1 yılda da yaklaşık 750 bin ton civarında pamuk ithal etmişiz ona da 1,4 milyar dolar ödemişiz.

Biz bunu içeriden karşılamak istiyoruz. Hala üretimin tüketimi karşılama oranı yüzde 60’lar seviyesindedir. Üreticimizin imkanları artırıldığında gerekli destekler verildiğinde çok rahatlıkla Türkiye’nin pamuk üretimini bizim çiftçimiz sağlayabilir.

Pamuk üreticilerimizin ciddi sıkıntıları başlamıştır. Pamukta fiyat düşmeye başladı.

ABD ile Çin’in ticaret savaşları var. Bunun dışında dünyada pamuk stokları fevkalade fazla. Üretimde artış bekleniyor. Bu durum, dünyadaki pamuk fiyatlarını aşağı çekmiştir. Uluslararası piyasada yaklaşık 5 aylık sürede pamuk fiyatlarında yüzde 26’ların üzerinde düşüş var. Bu Türkiye’deki piyasalarda pamuk fiyatlarında yansımıştır fiyatlar aşağı düşmeye başlamıştır. Hasatla birlikte fiyatların daha da düşmesi bekleniyor.

Hasat da aşağı yukarı 10-15 gün sonra başlayacak. Üreticimiz fiyatların daha aşağı düşmesinden fevkalade tedirgindir. Pamuk hasadına çok az bir süre kala dünya pamuk fiyatlarındaki ciddi düşüş, maliyetleri oldukça yüksek olan üreticilerimizi endişelendirmektedir. Bu şartlarda seneye kimse pamuk ekemez.

Bununla ilgili de hükümetimizin tedbir almasını istemektedir. Acilen hasada girmeden tedbir alınmalı.

Aksi takdirde ne olur? Bu tedbiri almazsak geçen yıl bir miktar artmış olan pamuk üretimi önümüzdeki yıl daha çok düşecektir. Daha aşağılara inecektir. Üreticimizin talebi şudur, 80 kuruş olan primlerin 1 lira 20 kuruşa çıkarılmasını istemektedir. Pamuğunu satan üreticinin primi hemen ödenmelidir. Bunun dışında primleri esas alan 500 kilogram civarında bir kota pamukta uygulanıyor. Bu kotanın da kaldırılmasını üreticimiz talep etmektedir. Bu uygulamadan vazgeçilmelidir. Ülke ihtiyacını olan pamuğun çiftçimiz tarafından üretilmesini sağlamalıyız. Bunun için de üreticilerimizin taleplerini dikkate almak durumundayız.”

Bayraktar, pamukta sıfır gümrüğün önemli bir sorun olduğunu, Dünya Ticaret Örgütü uygulamaları nedeniyle gümrük vergilerinin artırılmadığını, bu nedenle sanayicilerin Yunanistan’dan çok ucuza pamuk almak için bağlantı yaptıklarının öne sürüldüğünü belirtti.

Hasadı yaklaşan çeltikle ilgili de “üreticilerimiz, çeltik hasadı yaklaşırken çeltik maliyetini dikkate alan bir fiyatla TMO’nun piyasaya girmesini talep etmektedir. Biz de bunu hükümetimizden talep ediyoruz. İnşallah iyi bir fiyatla TMO çeltik alımlarına başlar” dedi.

 

-Sorulara yanıtlar-

 

Bayraktar, toplantıda, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.

Şemsi Bayraktar, bir gazetecinin, “Makas açılır dediniz bu makasta spekülatörlerin rolü nedir? Spekülatörlerin rolü büyük müdür?” şeklindeki bir soru üzerine şunları söyledi:

“Spekülatörlerin rolü her zaman olmuştur. Arz talebe bağlı olarak, arzın azaldığı dönemlerde spekülatif faaliyetleri her zaman yaşıyoruz. Bizim söylemeye çalıştığımız, bu spekülatif faaliyetlere de meydan vermeyecek şekilde muhakkak suretle bir üretim planlaması ve üretici örgütlerinin güçlü hale gelmesi ve piyasaya girmesidir. Bu önem arz ediyor. Bütün bunlar aynı zamanda belli üretim alanlarında bir üretim artışı da meydana getirecek. Ve her alanda her ürün yetişmeyecektir. Bıraktığınız zaman çiftçiyi ekonomik şartlar müsait olsun olmasın her alanda üretim yapıyor. Her alanda üretim olmaz. Bazı alanlarda bazı ürünler çok verimli sonuç veriyor. O alanlarda o ürünleri desteklemek ve o ürünlerde verimli sonuç almak lazım.  Ama her hâlükârda şunu görüyoruz. Biz planlamayı başaramazsak mesela domates bu sene para etmez seneye para eder. Sivri biber bu sene para eder. Seneye etmez. Niye çünkü geçen sene üretim azdır bu sene para etmiştir. Bu sene para etse seneye düşer. Dolayısıyla birçok üründe bu sorunu, arz talep dengesizliği yaşıyoruz. Bunun önüne geçmenin yolu da planlamadır. Özellikle meyve ve sebze üretiminde de ve hayvancılık sektöründe de hayvansal üretimde üretici örgütlerinin fonksiyonel olması ve devreye girmesi fevkalade önem taşıyor.”

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, çiğ sütle ilgili bir soru üzerine şöyle dedi:

“Son rakamlarda süt ürünlerinde tüketim bir miktar düşmüş görünüyor. Süt fiyatları düşüyor ama market fiyatlarında süt ürünlerinde bir düşme yok. Burası önemli. Madem talepte bir yavaşlama var, bunun tüketici fiyatlarını aşağıya doğru indirmesi lazım. Zaten sektördeki problemimiz bu. Bizim hep anlatmaya çalıştığımız bu. Sektörde kazan kazan yok. Sütte kazan kazan olmalı. Yani üretici de kazanmalı, süt alımlarını değerlendiren ve tüketiciye ulaştıran sanayici de kazanmalı. Biz üretici ve sanayici entegrasyonunun sağlanması ve bir talep yaratması açısından süt sanayinin gelişmesini her zaman olumlu gördük ve destekledik. Ama sanayicimiz tesis üzerine tesis yaparken ben de 5 yıl da bir süt hayvanlarımı kesime götürüyorsam o zaman burada kazan kazan yok demektir. Yani bir taraf kazanıyor bir taraf kazanamıyor demektir.

Bizim geçmişte süte bir müdahale kurumu kurulmasını talep etmemiz bununla alakalı. Talebimiz üzerine Et ve Balık Kurumu, Et ve Süt Kurumu haline getirildi. Bir müdahale kurumu olarak devreye girdi. Bundan 1-2 sene evvel süt fiyatları 70 kuruşa düştüğünde sanayicimiz süt fiyatlarını artıracağız demişti. Sanayiciye destek verilmesine rağmen süt fiyatları yukarıya çıkmamıştı. Dönemin bakanı Et ve Süt Kurumu’nu devreye sokmuş, süt fiyatları 1 lira seviyesine çıkmıştı. Süt hayvanlarının bir kısmını o sebepten kesilmekten kurtardık. Ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı.

Bugün geldiğimiz noktada yine ben sanayicimize sesleniyorum. Bu sektörde muhakkak suretle taraflar kazanmalıdır. Sektörün sürdürülebilirliği bununla alakalıdır. Yani üretimi yok ederseniz, yarın sanayicimiz ham maddeye ulaşmakta zorluk çeker. Artık her şeyi yurt dışında çok rahat bir şekilde bulurum, çok ucuza getiririm deme imkanı, şansı kalmamıştır.

 

-“Üretimi artırmaktan başka çaremiz yoktur”-

 

Dolayısıyla üretimi artırmaktan başka çaremiz yoktur.

O zaman ne yapacağız? Ben buradan Et Süt Konseyi’ne de sesleniyorum. Parite 1’ler seviyesinde. Bu sürdürülebilir bir şey değil. Süt hayvanlarının bir kısmı kesime gidiyor. Acil olarak süt fiyatlarına zam yapılması gerekiyor. Sanayicimiz bunu yapmıyorsa o zaman Et ve Süt Kurumu devreye girmelidir. Üreticimize yardımcı olmalıdır. Piyasayı rahatlatmalıdır. Üretici fiyatlarının yukarıya çekilmesini muhakkak suretle sağlamalıyız. Aksi takdirde ben önümüzdeki aylarda süt sektörünü çok sıkıntılı görüyorum. Bu tedbirlerin alınması için de sürekli sesleniyorum. Seslenmeye de devam edeceğim.

 

-“Bu ülkenin her alanda üretime ihtiyacı var”-

 

Biz üretimden vazgeçersek bu fiyatlar aranır. Şimdi tereyağı 50 liraysa, o zaman tereyağı 70 liraya bulunamaz. Üretimi artırmak durumundayız. Bizim bütün gayemiz bu. Üretimi artırdığımızda zaten fiyatların da bir miktar aşağıya indiğini göreceksiniz. Her alanda böyledir. Bu ülkenin her alanda üretime ihtiyacı var. Sadece tarım alanında değil. Üretim, üretim, üretim. Bu ülkeyi sorunlardan problemlerden arındıracak ve çıkışa götürecek olan anahtar kelimedir üretim. Bunu sağlamak lazım. Tarım sektöründe ve diğer sektörlerde üretimin önündeki bütün engelleri kaldırmamız gerekiyor.”

Bir gazetecinin “ham madde girdisi artmamasına rağmen süt üreticisi büyük firmalar üreticiyi kazıklıyorlar mı?” şeklindeki sorusu üzerine Bayraktar, “kazıklıyor dersek çok ağır bir ifade olur. Ama burada bir haksızlık var diyorum ben. Haksızlık şu: biz kazanamazsak, sanayicinin de kazanmaması lazım. Sanayici kazanıyor, biz kazanamıyorsak burada haksız kazanç vardır. Burada üreticinin emeğine yazık ediliyor. Üreticinin emeği değerlendirilmiyor. Herkes kazansın, sanayicide kazansın. Bize lazım zaten. Sanayici olmazsa ürünümüzü nerede değerlendireceğiz. Ama iki taraf da kazanmalı. Söylemeye çalıştığımız bu. Orada bir haksız kazanç var bana göre” dedi.


 

Seçilmiş ürünlerde 27 Ağustos 2019 tarihi itibarıyla ortalama üretici, hal, pazar ve market fiyatları ve fiyat farkları:

Üretici-Market

Üretici

Hal

Pazar

Market

Hal/ Üretici

Pazar/ Üretici

Market/ Üretici

Ürünler 

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Patlıcan

0,61

1,24

1,78

2,70

103,28

192,35

342,08

Elma

1,52

3,00

3,23

6,21

97,37

112,17

308,33

Kuru kayısı

10,00

26,33

40,73

163,33

307,25

Nohut

2,70

5,00

10,33

10,58

85,19

282,72

291,85

Kuru soğan

0,50

0,90

1,96

1,92

80,00

292,00

283,20

Domates

0,73

1,38

2,05

2,72

90,34

182,76

274,94

Sivri biber

0,98

1,85

3,26

3,59

89,74

234,19

268,60

Yeşil mercimek

2,45

4,50

8,75

8,87

83,67

257,14

261,90

Kabak

0,92

1,72

2,17

3,29

86,96

135,51

257,61

Süt (litre)

1,83

6,53

256,83

Yeşil fasulye

2,18

4,20

5,90

7,14

93,10

171,26

228,49

Havuç

1,00

2,00

2,76

3,26

100,00

176,00

225,67

Salatalık

1,08

1,84

2,21

3,47

70,37

104,48

221,19

Kuru incir

20,00

50,00

61,63

150,00

208,17

Patates

0,73

1,24

2,16

2,25

69,09

194,32

207,12

Limon

4,10

6,40

8,13

11,60

56,10

98,17

182,80

Fındık (iç)

32,50

55,00

90,77

69,23

179,28

Antep fıstığı

46,00

80,00

115,32

73,91

150,69

Zeytinyağı

14,50

 

35,51

144,90

Marul (adet)

1,15

1,53

1,83

2,68

32,61

59,42

133,04

Maydanoz (adet)

0,60

0,70

1,11

1,37

16,67

85,42

128,61

Kuru fasulye

5,66

8,50

10,50

12,49

50,18

85,51

120,67

Kırmızı mercimek

3,28

4,40

6,33

6,96

34,15

93,09

112,09

Yeşil soğan (kg)

2,38

3,20

4,00

4,98

34,74

68,42

109,68

Kuru üzüm

10,00

18,00

20,30

80,00

102,98

Şeftali

2,50

3,40

4,50

4,69

36,00

80,00

87,57

Pirinç

4,00

6,50

6,25

7,14

62,50

56,25

78,48

Yumurta

0,29

0,75

0,50

155,97

69,51

Dana eti

30,92

50,84

64,42

Kuzu eti

41,05

67,30

63,95

Beyaz peynir (kg)

 

 

 

29,87

 

 

 

Kaşar peyniri (kg)

 

 

 

37,70

 

 

 

Yoğurt (kg)

 

 

 

7,23

 

 

 

Tereyağı (kg)

 

 

 

50,36

 

 

 

Mısırözü yağı

11,89

Ayçiçeği yağı

11,07

Tavuk eti

14,49

Toz şeker

5,33

 

Not: Hal, pazar ve market verileri İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya ve Mersin illerinden derlenen ortalama fiyatlardır. Üretici fiyatları ise ürünlere göre önemli üretim merkezlerinden derlenmektedir. Pirinç (Osmancık), kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek için belirtilen hal fiyatları toptan satış fiyatlarıdır. Antep fıstığı, fındık, dana eti, kuzu eti fiyatı serbest piyasa fiyatıdır. Dana eti ve kuz eti market fiyatları kuşbaşı fiyatıdır.

Seçilmiş ürünlerde market fiyatlarındaki aylık değişim oranları:

Market

29 Temmuz 2019

27 Ağustos 2019

27 Ağustos 2019/ 29 Temmuz 2019

Ürünler

Ay Sonu Market Fiyatı (TL/Kg)

Ay Sonu Market Fiyatı (TL/Kg)

Değişim

(Yüzde)

Kabak

2,24

3,29

47,13

Salatalık

2,42

3,47

43,34

Yeşil fasulye

6,12

7,14

16,67

Antep fıstığı

102,62

115,32

12,38

Limon

10,42

11,60

11,27

Elma

5,73

6,21

8,31

Mısırözü yağı

11,16

11,89

6,57

Yumurta

0,47

0,50

6,43

Yeşil soğan (kg)

4,74

4,98

5,17

Fındık (iç)

86,60

90,77

4,81

Patlıcan

2,62

2,70

2,80

Ayçiçeği yağı

10,78

11,07

2,71

Yeşil mercimek

8,65

8,87

2,54

Süt (litre)

6,37

6,53

2,51

Beyaz peynir

29,23

29,87

2,21

Maydanoz (adet)

1,35

1,37

1,96

Dana eti

50,12

50,84

1,44

Toz şeker

5,27

5,33

1,19

Marul (adet)

2,68

2,68

0,00

Kuru fasulye

12,49

12,49

0,00

Nohut

10,58

10,58

0,00

Kuru üzüm

20,30

20,30

0,00

Kuru incir

61,63

61,63

0,00

Zeytinyağı

35,51

35,51

0,00

Kuzu eti

67,44

67,30

-0,21

Tereyağı

50,52

50,36

-0,30

Kuru kayısı

40,90

40,73

-0,43

Yoğurt

7,27

7,23

-0,58

Kırmızı mercimek

7,06

6,96

-1,44

Pirinç

7,27

7,14

-1,82

Kaşar peyniri

38,55

37,70

-2,21

Tavuk eti

14,97

14,49

-3,23

Havuç

3,54

3,26

-7,95

Patates

2,57

2,25

-12,33

Sivri Biber

4,19

3,59

-14,15

Domates

3,20

2,72

-15,16

Şeftali

5,61

4,69

-16,47

Kuru soğan

2,64

1,92

-27,40

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Seçilmiş ürünlerde üretici fiyatlarındaki aylık değişim oranları:

Üretici

29 Temmuz 2019

27 Ağustos 2019

27 Ağustos 2019/ 29 Temmuz 2019

Ürünler

Ay Sonu Üretici Fiyatı (TL/Kg)

Ay Sonu Üretici

Fiyatı

(TL/Kg)

Değişim

(Yüzde)

Salatalık

0,57

1,08

89,47

Kuru incir

15,00

20,00

33,33

Fındık (iç)

26,00

32,50

25,00

Yumurta

0,24

0,29

24,68

Antep fıstığı

37,00

46,00

24,32

Kuru fasulye

4,67

5,66

21,20

Yeşil fasulye

1,90

2,18

14,47

Kabak

0,88

0,92

4,15

Kırmızı mercimek

3,22

3,28

1,86

Süt (litre)

1,81

1,83

1,10

Dana eti

30,69

30,92

0,75

Kuzu eti

40,82

41,05

0,56

Maydanoz (adet)

0,60

0,60

0,00

Yeşil soğan (kg)

2,38

2,38

0,00

Limon

4,10

4,10

0,00

Elma

1,52

1,52

0,00

Pirinç

4,00

4,00

0,00

Kuru kayısı

10,00

10,00

0,00

Zeytinyağı

14,50

14,50

0,00

Marul (adet)

1,30

1,15

-11,54

Nohut

3,16

2,70

-14,56

Kuru üzüm

12,00

10,00

-16,67

Patlıcan

0,80

0,61

-23,75

Şeftali

3,50

2,50

-28,57

Yeşil mercimek

3,51

2,45

-30,20

Havuç

1,50

1,00

-33,33

Patates

1,22

0,73

-39,73

Sivri biber

1,63

0,98

-40,00

Domates

1,33

0,73

-45,49

Kuru soğan

1,40

0,50

-64,29

TZOB heyeti sel bölgesinde…

-TZOB heyeti sel bölgesinde…

-Türkiye Ziraat Odaları Birliği heyeti, selin etkili olduğu Samsun’un Çarşamba, Terme ve Salıpazarı ilçelerini ziyaret ederek, tarım arazilerinde incelemelerde bulundu

 

Ankara – 26.08.2019 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) heyeti, selin etkili olduğu Samsun’un Çarşamba, Terme ve Salıpazarı ilçelerini ziyaret ederek, tarım arazilerinde incelemelerde bulundu.

Hasarın boyutunu tespit için tarım arazilerini inceleyen TZOB Yönetim Kurulu Üyeleri, Ordu Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı, Perşembe Ziraat Odası Başkanı Arslan Soydan ile Trabzon Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı, Arsin Ziraat Odası Başkanı Hasan Kozoğlu, bahçeleri zarar gören çiftçilerle birebir görüşerek durum değerlendirmesi yaptılar.

TZOB heyeti, Terme Kaymakamı Mehmet Parlak ve Terme Belediye Başkanı Ali Kılıç ile de bir araya gelerek, gerçekleşen yağışın bölgeye etkisi hakkında bilgi aldı.

İnceleme sonrasında açıklama yapan Kozoğlu, taşkın suyunun tarım arazilerine zarar verdiğini söyledi. Üreticilerin zararının sigortalı olsun olmasın karşılanması gerektiğini dile getiren Kozoğlu, sürecin takipçisi olacaklarını belirtti.

Bölgedeki fındık üreticisinin yağıştan zarar gördüğünü belirten Kozoğlu, üreticinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini kaydetti.

Soydan ise sel nedeniyle eğimli arazilerdeki fındık bahçelerindeki fındıkların derelere aktığını anlatarak, “Devletimizin üreticinin yaralarını sarması, yaralara merhem olması gerekiyor. Bunun için gerekli çalışmaların en kısa sürede başlamasını temenni ediyoruz” diye konuştu.

TZOB Yönetim Kurulu üyeleri Soydan ve Kozoğlu’na incelemeleri sırasında Samsun Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu ve İlkadım Ziraat Odası Başkanı Hasan Tütüncü, Salıpazarı Ziraat Odası Başkanı Zafer Ersoy, Terme Ziraat Odası Başkanı Ferda Ergün, Çarşamba Ziraat Odası Başkanı Muammer Aydemir, Ayvacık Ziraat Odası Başkanı Erdal Avcı ve Akçaabat Ziraat Odası Başkanı Mustafa Hikmet Eyüpoğlu da eşlik etti.

Kayseri Ziraat Odaları Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti


-Kayseri Ziraat Odaları Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti

Ankara- 22.08.2019- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyaretleri sürüyor.

Kayseri Ziraat Odalarının Başkanları, TZOB Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden Genel Başkanlığa seçilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek hayırlı olsun temennisinde bulundular.

Görüşmede Kayseri tarımı ve sorunları da ele alındı.

Konya Ziraat Odaları Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti


-Konya Ziraat Odaları Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti

Ankara- 22.08.2019- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyaretleri sürüyor.

Konya Ziraat Odalarının Başkanları, TZOB Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden Genel Başkanlığa seçilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek hayırlı olsun temennisinde bulundular.

Görüşmede Konya tarımı ve sorunları da ele alındı.

Ankara Ziraat Odaları Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti


-Ankara Ziraat Odaları Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti

Ankara- 21.08.2019- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyaretleri sürüyor.

Ankara Ziraat Odalarının Başkanları, TZOB Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden Genel Başkanlığa seçilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek hayırlı olsun temennisinde bulundular.

Görüşmede Ankara tarımı ve sorunları da ele alındı.