Bayraktar nar hasadına katıldı

Selçuk – 31.08.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Selçuk’ta nar hasadına katıldı.

Bayraktar, İzmir’de, bölge Oda başkanları ve yöneticiler ile Selçuk Ziraat Odası’nda bir araya geldi. Bayraktar, toplantıda, bölgedeki tarım ve hayvancılık sorunları hakkında bilgi aldı. Toplantının ardından Selçuk Ziraat Odası Başkanı İbrahim Erdallı’nın bahçesinde gerçekleşen nar hasadına katılan Bayraktar, tarım işçileriyle yakından ilgilenerek bereketli bir sezon olmasını diledi.

 

-“Nar tüketimi yetersiz”-

 

Kendisi de nar keserek tarım işçilerine yardım eden Bayraktar, narın sağlık açısından önemli bir meyve olduğunu ve tüketiminin artması gerektiğini belirtti.

Bayraktar şunları söyledi:

“Nar tüketimi 2013 yılından bu yana pek fazla değişmedi. 2000 yılında 0,8 kilogram olan üretim, 2013’de 2,7 kilograma çıktıktan sonra 2014’de 2,9, 2015’de 3,1 kilogramda kaldı. Kişi başına 3,1 kilogram tüketim yetersizdir. Nar tüketimi artırılmalıdır.

Nar sağlık açısından önemli bir meyvedir. C vitamini açısından son derece zengin bir meyve olan nar, B1 ve B2 vitaminleri, potasyum, kalsiyum, fosfor ve demir de içermektedir. Enfeksiyonlara karşı vücudun dirençli olmasını sağlayan nar, yorgunluğu gideriyor, enerji veriyor. Tansiyonu düzenlediği ve cildi güzelleştirdiği, kandaki şeker seviyesini dengelediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği söylenen narın, kanser riskini azaltan antioksidanlar açısından zengin bir meyve olduğu biliniyor. Narın sadece meyvesi değil, meyve tanelerinin zarı, meyve kabukları, nar ağacı kökleri, kök kabukları ve nar ağacı dalları da sağlık açısından faydalıdır.

Bu kadar yararlı bir meyvenin çok daha fazla tüketilmesi gerekir. Tüketimin artırılması için narın faydaları konusunda tüketicilerin bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Narda, nar suyu, nar ekşisi, nar sosu gibi işlenmiş ürün tüketiminin de artırılması gerekir.”

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun


TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar: “İstiklal Mücadelemizin zaferle taçlanmasının 96. yıl dönümünü kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşımızın kahramanlarını, aziz vatanımız için canını feda eden bütün şehitlerimizi rahmetle ve şükranla anıyorum.”

Denizlerde av yasağı yarın gece sona erecek


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Yarın gece balıkçılarımız ‘vira bismillah’ diyerek denize açılacaklar. Bütün balıkçılarımıza ürünü bol, bereketli bir sezon diliyorum”

-“Balıkçılığımızın geleceği açık denizlerdedir. Kıyılarımızda av baskısı sona erdirilmeli, açık deniz balıkçılığı desteklenmelidir”

-“2017 yılında 5,6 milyar liralık üretim değerine ulaşan su ürünleri sektörümüz, ülke potansiyeli göz önüne alındığında çok daha büyük seviyelere çıkabilir”

-“Balıkçılığımızın geleceğinin kararmaması için sürdürülebilir avcılık yapılmalıdır”

“Sektörde katma değeri artırmanın yolu, ürünlere yönelik dondurma, tuzlama, konserve ve paketleme ünitesi içeren işleme tesislerinin kurulmasından geçer”

 

Ankara – 30.08.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, denizlerde av yasağının yarın gece (1 Eylül) itibarıyla sona ereceğini bildirerek, “yarın gece balıkçılarımız ‘vira bismillah’ diyerek denize açılacaklar. Bütün balıkçılarımıza ürünü bol, bereketli bir sezon diliyorum” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, üç tarafı denizlerle çevrili, 8 bin 333 kilometre kıyı şeridine sahip olan Türkiye’nin büyük su ürünleri potansiyeli bulunduğunu belirtti. Su ürünleri avcılığında 2017’de ilk sırayı yüzde 49’luk payla Doğu Karadeniz Bölgesinin aldığı, bu bölgeyi yüzde 24,2 ile Batı Karadeniz, yüzde 14,8 ile Ege, yüzde 7,7 ile Marmara ve yüzde 4,3 ile Akdeniz bölgelerinin izlediği bilgisini veren Bayraktar, ülkenin Karadeniz, Akdeniz, Ege denizlerine kıyısı bulunduğunu,  Marmara gibi bir iç denizi olduğunu, bu potansiyelin iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

 

-“Kıyılar aşırı av baskısı altında”-

 

Avcılıktaki sorunun kıyı avcılığına dayanması olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “kıyılar aşırı av baskısı altındadır. Yeterli altyapı oluşturulamadığı için açık deniz balıkçılığı yeterince yapılamamaktadır. Oysa balıkçılığımızın geleceği açık denizlerdedir. Kıyılarımızda av baskısı sona erdirilmeli, açık deniz balıkçılığı desteklenmelidir” dedi.

 

-Üretim ve sürdürülebilir avcılık-

 

Su ürünleri üretiminin 2017’de yüzde 7,2 büyümeyle 589 bin tondan 631 bin tona yükseldiği bilgisini veren Bayraktar, yine de 2015’deki 672 bin tonluk üretim rakamına ulaşılamadığına dikkati çekti. Üretimin yüzde 42,8’ini deniz balıkları, yüzde 8,3’ünü diğer deniz ürünleri, yüzde 5,1’ini iç su ürünleri ve yüzde 43,8’ini ise yetiştiricilik ürünlerinin oluşturduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“2017 yılında 5,6 milyar liralık üretim değerine ulaşan su ürünleri sektörümüz, ülke potansiyeli göz önüne alındığında çok daha büyük seviyelere çıkabilir.

Balıkçılığımızın geleceğinin kararmaması için sürdürülebilir avcılık yapılmalıdır.

Sürdürülebilir su ürünleri üretimi, ülkemizde ana politika olmalı ve bu politika çerçevesinde gerekli stratejiler ile kısa, orta ve uzun vadeli eylem planları ve hedefler belirlenmelidir.

Stokları koruyucu ve geliştirici yönde gerekli çalışmaların ve araştırmaların yapılması ve koruma kontrol çalışmalarının artırılmasına öncelik verilmelidir.

 

-“Balıkçılıkta arz-talep dengesi oluşturulmalı”-

 

Balıkçılıkta arz-talep dengesi oluşturulmalıdır.

Ülkemizde, dünya ortalamasının altında kalan kişi başı su ürünleri tüketiminin artırılması için çalışmalar yapılmalıdır.

Kaynakların rasyonel kullanılabilmesi için su ürünleri eğitim merkezleri kurulmalı, Ar-Ge çalışmaları desteklenmelidir.

Su ürünleri sektöründe örgütlenme yapısı güçlendirilmelidir.

Sektörde katma değeri artırmanın yolu, ürünlere yönelik dondurma, tuzlama, konserve ve paketleme ünitesi içeren işleme tesislerinin kurulmasından geçer. Bu tesislerin kurulması desteklenmelidir.”

Bayraktar, hayvansal protein temininde önemli yeri olan su ürünlerini sofralarımıza taşıyan balıkçıların avla ilgili kurallara titizlikle uymasının büyük önem taşıdığını, Tarım ve Orman Bakanlığımızın su ürünleri avcılığı konusunda yaptığı denetim çalışmaları, avlanma zaman ve yer yasakları, avlanacak balık boylarıyla ilgili uygulanan standartların sektör için faydalı olduğunu bildirdi.

TMO piyasaya girecek, fındığı emanete bırakmayın


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Üreticimize sesleniyorum; TMO’yu bekleyin. Fiyat TMO’da yüksekse fındığınızı TMO’ya, piyasada yüksekse piyasaya verin, kesinlikle emanete bırakmayın”

-“Külleme hastalığı, fındık kokarcası ve doğal afetler nedeniyle rekolte geçen yılın çok altında kalacak”

-“Fiyatlar 15 liranın üzerine çıkabilir. Üreticimiz acele davranmamalı, fındığı ihtiyacı kadar satmalıdır”

-“Çiftçimiz ile devletimiz el ele vermeli birlikte hareket etmeli, fiyatı düşürmemeli ve dövize ihtiyaç bulunan böyle bir ortamda fındıktaki döviz geliri kaybını önlemelidir”

-“Son bir yılda dolar fiyatı yüzde 80,5 artarken, yabancı bir firma haddini aşarak, kurdaki artışı dikkate almayarak, hemen hemen geçen yılki fiyata yakın 11 lira 25 kuruş alım fiyatı açıkladı”

-“Bu yabancı firma, dövizdeki artış nedeniyle dolar bazında çok daha düşük fiyata alacağı fındıkla kârını mı katlayacak? Yoksa üretip ihraç ettiği fındıklı çikolata ve fındık ürünlerinin fiyatlarını dolar bazında aşağı mı çekecek? Bu firmaya fırsat verilmemeli, fiyatın aşağı düşmesi önlenmelidir”

 

Ankara – 29.08.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Tarım ve Orman Bakanlığı ile yaptığı görüşmelerde Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) piyasaya kısa bir süre sonra gireceğini öğrendiklerini bildirerek, “üreticimize sesleniyorum; TMO’yu bekleyin. Fiyat TMO’da yüksekse fındığınızı TMO’ya, piyasada yüksekse piyasaya verin, kesinlikle emanete fındık bırakmayın” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, ülke ekonomisine her yıl yaklaşık 2 milyar dolar döviz getirisi sağlayan, Karadeniz Bölgesi’nin ana geçim kaynağı olan fındıkta hasadın çok büyük bölümünün tamamlandığını, kurutulan fındıkların yavaş yavaş piyasaya girdiğini belirtti. Karadeniz çiftçisinin gözü kulağının alım fiyatlarında olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Fındık üretimimizin yüzde 75’i ihracata gitmektedir. Dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini, dünya ihracatının yüzde 75’ini ülkemiz karşılamaktadır. Bundan dolayı ülkemizdeki fındık fiyatı dünya piyasalarını da belirlemektedir. Şu anda serbest piyasa fiyatlarına baktığımız da fındık fiyatları kilogramda 10 lira 50 kuruş ile 13 lira 50 kuruş değişmektedir. Bu fiyatlar üreticilerimiz tarafından kabul görülen bir fiyat değildir. Zaten külleme hastalığı, fındık kokarcası ve doğal afetler nedeniyle rekolte geçen yılın çok altında kalacaktır. Çiftçimiz bir yıl boyunca bahçesine her türlü bakımı yaptı, gübresini, ilacını kullandı. Yaşanan verim düşüklüğü fındık maliyetini daha da artırdı. Artan girdi ve işçilik maliyetleri de işin cabası oldu. Zor durumda olan üreticimiz, bir de kendince fiyat açıklayarak piyasaları alt üst eden yabancı firma tarafından daha da zora sokuldu.”

 

-Dolar fiyatı bir yılda yüzde 80,5 arttı- 

Dün itibarıyla ABD Doları döviz satış kurunun geçen yılın aynı gününe göre yüzde 80,5 artışla 3,4508 liradan 6,2298 liraya çıktığını ama Türkiye’de faaliyet gösteren ve Türk fındığının önemli bir bölümünü satın alan yabancı bir firmanın haddini aşarak, kurdaki artışı dikkate almayarak, hemen hemen geçen yılki fiyata yakın 11 lira 25 kuruş alım fiyatı açıkladığını bildiren Bayraktar, şunları söyledi:

“Çiftçimiz alın terinin karşılığını almalıdır. Devletimiz de fındıkta döviz geliri kaybına uğramamalıdır. Çiftçimiz ile devletimiz el ele vermeli birlikte hareket etmeli, fiyatı düşürmemeli ve dövize ihtiyaç bulunan böyle bir ortamda fındıktaki döviz geliri kaybını önlemelidir.

Geçen yılın fiyatı kadar fiyat açıklayan bu yabancı firma, dövizdeki artış nedeniyle dolar bazında çok daha düşük fiyata alacağı fındıkla kârını mı katlayacak? Yoksa üretip ihraç ettiği fındıklı çikolata ve fındık ürünlerinin fiyatlarını dolar bazında aşağı mı çekecek? Bu firmaya fırsat verilmemeli, fiyatın aşağı düşmesi önlenmelidir.”

 

-TMO piyasaya en az 15 liradan girmeli- 

Bayraktar, “TMO piyasaya girecek. Fakat, TMO’nun, üretici maliyetleri, enflasyon ve üretici refahı göz önünde bulundurularak piyasaya en az kilogram başına 15 liradan girmesi gerekir” dedi.

Üreticinin piyasa fiyatlarını takip etmesi, kendisi için hangi fiyat karlı ise ürününü oraya satması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Piyasadaki fındık fiyatının üzerinde bir fiyat vererek ödemesini bir ya da iki hafta içinde yapacağını söyleyip, çiftçinin elinden fındığını alanlar olduğu duyumları da kulağımıza geliyor. Ortada ne sözleşme var ne para takası var. Üreticinin bir yıl boyunca emek harcadığı ürününü alarak kayıplara karışıyorlar. Üreticilerimize sesleniyorum, tanımadığınız insanlara fındığınızı vermeyin.”

Bayraktar, fiyatların 15 liranın üzerine çıkabileceğini, üreticinin acele davranmaması gerektiğini, fındığı ihtiyacı kadar satmasının kendi çıkarına olacağını da belirtti.

Tarımda ithalat yapmak artık cesaret ister…


-Tarımda ithalat yapmak artık cesaret ister…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Daha fazla üretmek zorundayız. Bunun içinde mazot, gübre, ilaç, tohum ve yem gibi girdilerde çiftçiye verilen destek artırılmalı”

-“Döviz kurları bu seviyedeyken, ülkemiz dış ticaret açığı kaynaklı bir cari açık problemi yaşıyorken, iç üretim artırılmalı, ithalattan kaçınılmalıdır”

-“Her zaman yerli üretimin desteklenmesi, ithalata prim verilmemesini savunduk. İthalatın TL karşılığı artık ateş pahası oldu. Çiftçimiz daha fazla desteklenirse, birkaç istisna hariç ithalata gerek kalmaz”

-“Tarım, hayvancılık ve balıkçılıkta, 2017’de yapılan 9 milyar 50,5 milyon dolarlık ithalatın TL karşılığı 33 milyar liraydı. Bu ithalatın 17 Ağustos 2018 kuruyla karşılığı 54,4 milyar liraya yaklaşıyor”

-“Dünya fiyatları aynı kalsa ve aynı miktarda ithalat yapsak bile ithalatımızın TL karşılığı 21,4 milyar lira artacak”

-“Türkiye, Mart ayında kilogram olarak ithal pamuğu 7 lira 7 kuruştan, buğdayı 88 kuruştan, ayçiçeğini 1 lira 99 kuruştan, pirinci 1 lira 40 kuruştan, mısırı 86 kuruştan, kırmızı mercimeği 2 lira 62 kuruştan, nohudu 5 lira 18 kuruştan ithal edebiliyordu”

-“Aynı ürünler Ağustos ayında ithal edilmeye kalkılsa, uluslararası fiyatlar dolar bazında aynı kalsa bile, döviz kurlarındaki artış nedeniyle kilogram başına pamuğa 10 lira 94 kuruş, buğdaya 1 lira 36 kuruş, ayçiçeğine 3 lira 8 kuruş, pirince 2 lira 17 kuruş, mısıra 1 lira 33 kuruş, kırmızı mercimeğe 4 lira 5 kuruş, nohuda 8 lira 2 kuruş kuruş ödemek zorunda kalınacak”

 

Ankara – 27.08.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, döviz kurlarının geldiği bu noktada tarımda ithalat yapmanın artık cesaret isteyeceğini bildirerek, “daha fazla üretmek zorundayız. Bunun içinde mazot, gübre, ilaç, tohum ve yem gibi girdilerde çiftçiye verilen destek artırılmalıdır. Döviz kurları bu seviyedeyken, ülkemiz dış ticaret açığı kaynaklı bir cari açık problemi yaşıyorken, iç üretim artırılmalı, ithalattan kaçınılmalıdır” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarım, hayvancılık ve balıkçılıkta, 2017’de yapılan 9 milyar 50,5 milyon dolarlık ithalatın TL karşılığı 32 milyar 984,6 milyon lira olduğunu, bu ithalatın 17 Ağustos 2018 kuruyla karşılığı 54 milyar 350,1 milyon lirayı bulduğunu, dünya fiyatları aynı kalsa ve aynı miktarda ithalat yapsak bile ithalatımızın TL karşılığının 21 milyar 365,5 milyon lira artacağını belirtti.

Şemsi Bayraktar, döviz kurlarının yükselmesiyle dışarıdan ithalatın daha pahalı hale geldiğini, bunun yapılan ithalatı düşüreceğini, hatta birçok üründe durma noktasına getireceğini belirtti.

 

-“İthalata devam etmek enflasyonu da artıracaktır”-

 

Her zaman yerli üretimin desteklenmesi, ithalata prim verilmemesini savunduklarını, ithalatın TL karşılığının artık ateş pahası olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Döviz kurları bu seviyedeyken, ülkemiz dış ticaret açığı kaynaklı bir cari açık problemi yaşıyorken, ithalattan kaçınılmalı, iç üretim artırılmalıdır. Ülkemiz, ithalata gerekenin çok üzerinde bir kaynak aktarmamalıdır. Ayrıca bu döviz kuru seviyelerinden tarımda ithalata devam etmek enflasyonu da artıracaktır. İthal edip katma değer yaratarak dışarıya sattığımız pamuk, buğday, ayçiçeğinden elde edilen gıda ve giyim ürünlerinde ithalat fiyatlarından kaynaklı maliyetler artacaktır. Bu durum ihracatta da rakiplerimizle rekabet etmemizi olumsuz yönde etkileyecektir. Bu ortamda üretimi artırmaktan, ithal edilen ürünlerde iç piyasaya yönelmekten başka çare yoktur. İthal ettiğimiz pek çok ürünü kendimiz üretebiliriz. Bu noktada çiftçimizi üretime teşvik edecek politikaların daha çok benimsenmesi gerekiyor. Ülkemiz, tarımda olağanüstü çeşitlilik, zenginlik sunan bir coğrafyaya sahiptir. Kahve, kakao, palm yağı gibi tropikal bölgelerde üretilen birkaç istisnai ürün hariç hemen her ürünü üretebilecek potansiyelimiz vardır. Çiftçimiz daha fazla desteklenirse, arazi parçalanması, sulama başta olmak üzere yapısal sorunlarımız çözülürse, birkaç istisna hariç ithalata gerek kalmaz.”

Bayraktar, Türkiye’nin tarımsal ürünlerde dışa bağımlı durumdan kurtulması için mazot, gübre, ilaç, tohum ve yem gibi ithal girdiler konusunda çiftçiye sağlanan desteğin artırılması gerektiğinin altını çizerek, “Çiftçinin temel girdileri arasında olan mazot, gübre, ilaç, tohum ve yem ithalat ürünlerinin döviz kurlarının yükselmesiyle birlikte fiyatları da yükseliyor. Çiftçimize destek verilmesi durumunda, çiftçimiz ithal ettiğimiz tarım ürünlerin pek çoğunu üretebilecek seviyededir” ifadelerini kullandı.

 

-İthalat fiyatları yükseldi-

 

Döviz kurunun artmasıyla birlikte, 2018 Mart-Ağustos döneminde, ithalat fiyatlarının hızla yükseldiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu yılın Mart ayında ortalama dolar kuru 3,8806 liraydı. Bu rakam 17 Ağustos 2018 itibarıyla 6,0052 liraya çıktı. Türkiye, Mart ayında kilogram olarak ithal pamuğu 7 lira 7 kuruştan, buğdayı 88 kuruştan, ayçiçeğini 1 lira 99 kuruştan, pirinci 1 lira 40 kuruştan, mısırı 86 kuruştan, soya fasulyesini 1 lira 68 kuruştan, ayçiçeği yağını 3 lira 90 kuruştan, kırmızı mercimeği 2 lira 62 kuruştan, nohudu 5 lira 18 kuruştan, bademi 18 lira 81 kuruştan, cevizi 9 lira 82 kuruştan, muzu 1 lira 97 kuruştan, soya fasulyesi küspesini 1 lira 53 kuruştan, ayçiçeği küspesini 78 kuruştan ithal edebiliyordu. Aynı ürünler Ağustos ayında ithal edilmeye kalkılsa, uluslararası fiyatlar dolar bazında aynı kalsa bile, döviz kurlarındaki artış nedeniyle kilogram başına pamuğa 10 lira 94 kuruş, buğdaya 1 lira 36 kuruş, ayçiçeğine 3 lira 8 kuruş, pirince 2 lira 17 kuruş, mısıra 1 lira 33 kuruş, soya fasulyesine 2 lira 60 kuruş, ayçiçeği yağına 6 lira 4 kuruş, kırmızı mercimeğe 4 lira 5 kuruş, nohuda 8 lira 2 kuruş, bademe 29 lira 11 kuruş, cevize 15 lira 20 kuruş, muza 3 lira 5 kuruş, soya fasulyesi küspesine 2 lira 37 kuruş, ayçiçeği küspesine 1 lira 21 kuruş ödemek zorunda kalınacak.”

Türkiye’nin artık tarımsal üretimi artırma politikalarına yönlenmesi gerektiğini belirten Bayraktar, “Tarımın her zaman stratejik bir sektör olduğunu vurguluyoruz. Özellikle kriz zamanlarında istihdam artı katkı sağlayarak ekonominin ayakta kalmasını sağladığı gerçeğini unutmamak gerekmektedir. İthalat bağımlısı olmanın zararları bugün bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Bunun için üretmek gerekir. Üretmek için de tarıma her türlü destek verilmelidir” dedi.

Bayraktar, daha fazla desteklemeyle, ithal edilen badem, ceviz, muz gibi meyveler hariç tarla ürünlerinin hemen hepsinde iç üretimin hızla artırılabileceğini, ihtiyacın kısa zamanda, meyvelerde ise yapılacak yatırımla en fazla 5-7 yılda ülke ihtiyacının tamamının karşılanabileceğini belirtti.

Kurban Bayramı mesajı


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Birliğimizin, beraberliğimizin, bütünlüğümüzün simgesi olan Bayramı anlamına yakışır bir şekilde yaşamalıyız”

-“Kurbanda hayvan kesim işlemi mutlaka tecrübeli kişilerce yapılmalıdır. Ancak bu yolla kesim hataları, hayvanların strese sokulması sonucu et kalitesinin düşmesi, acemi kasapların kendilerine ve çevrelerine vereceği zarar önlenebilir”

-“Hayvan kesimi yapılan alanlarda oluşacak atıkların yol açacağı çevre kirliliğine yönelik sıkı tedbirler alınmasıyla halk sağlığına yönelik olası riskler bertaraf edilebilir”

 

Ankara – 20.08.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, birliğimizin, beraberliğimizin, bütünlüğümüzün simgesi olan Bayramı anlamına yakışır şekilde yaşamamız gerektiğini bildirerek, “Bayram günleri, maddi ve manevi dayanışmanın; sevgi, saygı, hoşgörü ve barışın da doruğa ulaştığı günler olsun” dileğinde bulundu.

Bayraktar, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, bayramların aynı zamanda “hatırlama” ve “hatırlanma” günleri olduğunun altını çizerek. “Bayramlar, büyükleri ve küçükleri sevindirme, küskünleri barıştırma, hataları affetme, muhtaçlara el uzatma, yardımda bulunma günleridir. Bayramlar, tatil günü gibi değerlendirilmemelidir” dedi.

 

-“Kesim işlemi mutlaka tecrübeli kişilerce yapılmalıdır”- 

Bayraktar, kurbanda hayvan kesim işleminin mutlaka tecrübeli kişilerce yapılması gerektiğini vurgulayarak, ancak bu yolla, kesim hataları, hayvanların strese sokulması sonucu et kalitesinin düşmesi, acemi kasapların kendilerine ve çevrelerine vereceği zararın önlenebileceğini bildirdi.

Hayvan kesimi yapılan alanlarda oluşacak atıkların yol açacağı çevre kirliliğine yönelik sıkı tedbirler alınması gerektiğini de kaydeden Bayraktar, halk sağlığına yönelik olası risklerin ancak bu şekilde bertaraf edilebileceğini anımsattı.

Kurban etlerinin muhafazası konusunda da uyarılarda bulunan Bayraktar şunları söyledi:

“Etler, parçalar halinde temiz kaplara konulmalı ve güneş görmeyen serin bir yerde hava alması sağlanarak kesim sıcaklığının oda ısısına düşmesi beklenmeli, 5-6 saat sonra ise buzdolabına kaldırılmalıdır. Etler henüz kesim sıcaklığında iken buzdolabına poşetler içinde veya hava alamayacak bir durumda üst üste konulmamalıdır.”

Şemsi Bayraktar, tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı kutlayarak, bayramın milletimize, İslam alemine ve bütün insanlığa huzur, barış ve mutluluk getirmesi dileğinde bulundu.

Fındıkta fiyat 15 liranın altında olmamalı…


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Rekoltedeki düşüş, fındıkta üretici maliyetini daha da yükseltecek.

TMO, gecikmeden, yükselen enflasyon, maliyetler, döviz kurları

ve üretici refahını da göz önünde bulundurarak 15 liranın altında

kalmamak üzere bir fiyat açıklamalıdır”

-“Bu yıl rekoltenin külleme hastalığı, fındık kokarcası ve doğal

afetler nedeniyle geçen yılın çok altında olacağı görülüyor”

-“Dünyanın en büyük fındık üreticisi ülkesi olmamıza rağmen TMO’nun

fındık alım fiyatını açıklamaması, dış alıcıların ucuz fiyattan fındık

bağlantısı yapmalarını sağlıyor. Bu gecikme ülkemizin her dakika gelir

kaybetmesine neden oluyor”

-“Hasadın başladığı fındığın yavaş yavaş piyasaya girdiği şu günlerde,

üreticilerimizin gözü kulağı TMO’nun açıklayacağı fındık fiyatında”

-“Fındığın büyük bölümü ihracata gidiyor. Geçen yıldan bu yana dolar

kuru yüzde 70,4 arttı. Fiyat 15 lira açıklansa da dolar bazında kabuklu

fındık fiyatı sadece 2,5 doları, iç fındık fiyatı bütün maliyetler eklense

5 ,5 doları bulmaz”

-“2014/2015 sezonunda iç fındığın kilogramını 12,87 dolardan,

bu sezon 6,23 dolardan satan Türkiye, fındık fiyatını düşük tutarak

ihracat gelirlerini düşürmemelidir”

-“Ülke ekonomisi açısından fındıkta ihraç fiyatı ihracat miktarından

daha önemli. 2014/2015 sezonunda sadece 217 bin 427 ton iç fındık

ihraç edilmesine rağmen 2,8 milyar dolarlık ihracat geliri kazanıldı.

1 Eylül-8 Ağustos döneminde bu sezon 277 bin 747 ton iç fındık

ihraç edilmesine rağmen, ihracat geliri 1,73 milyar dolarda kaldı”

-“Fındık, hem ülkemiz hem de Karadeniz bölgemiz açısından 

vazgeçilmez bir ürün”

-“400 bin aile, 706 bin hektar alanda, dünya fındık üretiminin

yüzde 70’ini, dünya fındık ihracatının yüzde 75’ini karşılıyor”

 

Ankara – 19.08.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) fındıkta piyasaya girmekte gecikmesi ve makul bir fiyat açıklamamasının fındıkta ihraç fiyatını düşüreceğini, ülke ekonomisine yapılan katkının azalmasına yol açacağını bildirerek, “rekoltedeki düşüş, fındıkta üretici maliyetini daha da yükseltecek. TMO, gecikmeden, yükselen enflasyon, maliyetler, döviz kurları ve üretici refahını da göz önünde bulundurarak 15 liranın altında kalmamak üzere bir fiyat açıklamalıdır” dedi.

Bayraktar, fındığın büyük bölümünün ihracata gittiğini, geçen yıldan bu yana dolar kurunun yüzde 70,4 arttığını, fiyat 15 lira açıklansa da dolar bazında kabuklu fındık fiyatının sadece 2,5 doları, iç fındık fiyatının bütün maliyetler eklense 5,5 doları bulmayacağını bildirdi.

Şemsi Bayraktar, 2014/2015 sezonunda fındığın kilogramını 12,87 dolardan, geçen sezon 6,23 dolardan satan Türkiye’nin, ihracat gelirlerini düşürmemesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin 2014/2015 sezonunda kilogramı 12,87 dolardan fındık sattığını, 8 Ağustos tarihine kadar olan bu sezonda da 6,23 dolardan fındık satabildiğini belirtti. Ülke ekonomisi açısından fındıkta ihraç fiyatının ihracat miktarından daha önemli olduğunu vurgulayan Bayraktar, 2014/2015 sezonunda sadece 217 bin 427 ton iç fındık ihraç edilmesine rağmen 2,8 milyar dolarlık ihracat geliri kazanıldığı, 1 Eylül-8 Ağustos döneminde bu sezon 277 bin 747 ton i fındık ihraç edilmesine rağmen, ihracat gelirinin 1,73 milyar dolarda kaldığı bilgisini verdi.

 

-“Rekolte geçen yılın çok altında kalacak”-

 

Gıda ve Orman Bakanlığı tarafından rekolte açıklaması henüz yapılmamakla birlikte, bu yıl rekoltenin külleme hastalığı, fındık kokarcası ve doğal afetler nedeniyle geçen yılın çok altında olacağı görüldüğüne dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Hasat tüm hızıyla sürüyor ama çiftçimiz fındıkta yeterli fiyatın bulunamayacağından endişeli. Artan girdi fiyatları nedeniyle başta mazot olmak üzere girdilere erişimi zorlaştı. Maliyetler arttı. Rekoltedeki düşüş, fındıkta üretici maliyetini daha da yükseltecek.

Dünyanın en büyük fındık üreticisi ülkesi olmamıza rağmen TMO’nun fındık alım fiyatını açıklamaması, dış alıcıların ucuz fiyattan fındık bağlantısı yapmalarını sağlıyor. Bu gecikme ülkemizin her dakika gelir kaybetmesine neden oluyor. Hasadın başladığı fındığın yavaş yavaş piyasaya girdiği şu günlerde, üreticilerimizin gözü kulağı TMO’nun açıklayacağı fındık fiyatındadır.

 

-“Yabancı bir firmanın TMO’dan önce fiyat açıklaması üreticilerimizi

üzmüştür”-

 

Yabancı bir firmanın TMO’dan önce fiyat açıklayarak piyasayı belirlemesi en başta üreticilerimizi üzmüştür.

 Tarım ve Orman Bakanlığımız yapmış olduğu fındık rekolte çalışmasının sonucunu henüz açıklamadan bir firma kendince bir fiyat açıklıyor. Buna müdahale edilmelidir. Artan girdi ve işçilik maliyetleri üreticimizi zora sokmuştur. Üreticilerimiz bu yıl en az kilogram başına en az 15 lira fiyat beklemektedir.”

 

-“Fındık Karadeniz bölgemiz açısından vazgeçilmez bir üründür”-

 

Fındık, hem ülkemiz hem de Karadeniz bölgemiz açısından vazgeçilmez bir üründür. 400 bin aile, 706 bin hektar alanda, dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini, dünya fındık ihracatının yüzde 75’ini karşılıyor.

400 bin aile doğrudan üretici olarak, onbinlerce aile fındık nakliyesi, işlenmesi, ticareti, işçiliğinden, yüzbinlerce esnaf ailesi de fındığın yarattığı ekonomik değerden faydalanarak geçimini sağlıyor. Karadeniz Bölgemizin ekonomisinin büyük bölümü fındığa dayalıdır.

Borçları nedeniyle üreticimiz, fındığını arz talebe göre değil, hasattan hemen sonra satmak zorunda kalıyor. Fındıkta fiyat sorununun çözülmesi için TMO’nun piyasada olmasından başka çare yok. Fındıkta fiyat, dolayısıyla üretici gelirinde istikrar sağlanması için TMO piyasada iyi bir fiyatla yer almalıdır.” 

 

-“Üreticimiz daha fazla desteklenmeli”-

 

Bayraktar, “TMO gecikmeden, yükselen enflasyon, maliyetler, döviz kurları ve üretici refahını da göz önünde bulundurarak 15 liranın altında kalmamak üzere bir fiyat açıklamalıdır. Üreticimiz daha fazla desteklenmelidir. TMO, yüksek kesimlerde de fındık alımı için geçici alım merkezi oluşturmalı, müdahil kurum olarak piyasada etkin ve hızlı alım gerçekleştirmelidir” dedi.

Karadeniz İhracatçılar Birliği verilerine göre Türkiye’nin fındık ihracatı:

 

 

 

 

Ortalama

 

 

 

İhraç

 

 

 

Fiyatı

 

İç Fındık

Değer

(FOB)

Dönem

(Ton)

(Bin Dolar)

(Dolar/Kg)

2013/2014

267.643

1.981.441

7,40

2014/2015

217.427

2.799.529

12,87

2015-2016

249.681

2.280.113

9,13

2016-2017

235.796

1.882.254

7,98

2017-2018*

277.747

1.731.427

6,23

 

(*): 1 Eylül 2017-8 Ağustos 2018 dönemi.

Not: Fındıkta dönem 1 Eylül’de başlar, 31 Ağustos’ta sona erer.

Kurbanın sayısal boyutu…


-Kurbanın sayısal boyutu…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ülkemizde 4 günlük bayram döneminde kesilecek büyükbaş hayvan sayısı 101 ülkenin sığır, küçükbaş hayvan sayısı ise 135 ülkenin koyun varlığından daha fazla olacak”

-“Bayramda Yunanistan’ın toplam sığır varlığından 220 bin, Bulgaristan’ın sığır varlığından 300 bin daha fazla büyükbaş hayvan kesilecek”

-“Kesilecek küçükbaş sayısı ise Almanya’nın koyun varlığından 1,2 milyon daha fazla olacak”

 

Ankara – 16.08.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Kurban Bayramı’nda ülke içinde kesilecek kurban sayısının çok büyük rakamlara ulaştığını bildirerek, “4 günlük bayram döneminde kesilecek büyükbaş hayvan sayısı 101 ülkenin sığır, küçükbaş hayvan sayısı ise 135 ülkenin koyun varlığından daha fazla olacak” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye’de Kurban Bayramlarında, 2014’te 880 bin büyükbaş, 2 milyon 500 bin küçükbaş, 2015’te 867 bin büyükbaş, 2 milyon 700 bin küçükbaş, 2016’da 920 bin büyükbaş, 2 milyon 950 bin küçükbaş, 2017’de 817 bin 805 büyükbaş, 2 milyon 720 bin 271 küçükbaş hayvanın kurban olarak kesildiğini hatırlattı.

Bu Kurban Bayramı’nda da yaklaşık 850 bini büyükbaş, 2 milyon 800 bini küçükbaş olmak üzere 3 milyon 650 bin baş hayvan kesileceğini tahmin ettikleri bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Türkiye, 2016 yılı verilerine göre 14 milyon başla sığır varlığında dünyada 22’nci sırada. Ülkemizde 4 günlük bayram döneminde kesilecek 850 bin büyükbaş hayvanın sayısı, dünyadaki 101 ülkenin her birinin sığır sayısından daha fazladır.

Bayramda kesilmesi beklenen 850 bin büyükbaş hayvan sayısından fazla sığır sayısı bulunan ülke sayısı 110’u ancak buluyor.

 

-Türkiye’de Kurban Bayramı’nda kesilecek büyükbaş hayvan sayısından daha az sığır varlığı olan ülkeler- 

Kurban Bayramı’nda Yunanistan’ın toplam sığır varlığından 220 bin, Bulgaristan’ın sığır varlığından 300 bin daha fazla büyükbaş hayvan kesilecek. Verilere göre, bayramda 850 bin büyükbaş hayvan kesilecekken, Macaristan’ın 821 bin, Malezya’nın 748 bin, Litvanya’nın 723 bin, Ermenistan’ın 702 bin, Tunus’un 646 bin, Yunanistan’ın 630 bin, Kuzey Kore’nin 568 bin, Bulgaristan’ın 550 bin, İsrail’in 507 bin, Arnavutluk’un 497 bin, Slovenya’nın 484 bin, Hırvatistan’ın 463 bin, Slovakya’nın 458 bin, Bosna Hersek’in 455 bin, Letonya’nın 412 bin, Umman’ın 382 bin, Suudi Arabistan’ın 361 bin, Estonya’nın 256 bin, Makedonya’nın 255 bin sığır varlığı bulunuyor.”

Türkiye’nin, 2016 yılı verilerine göre 31,5 milyon baş koyun varlığıyla 8’nci sırada olduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Ülkemizde 4 günlük bayram döneminde kesilecek 2 milyon 800 bin küçükbaş hayvanın sayısı, dünyadaki 135 ülkenin her birinin koyun sayısından daha fazladır.

Bayramda kesilmesi beklenen küçükbaş hayvan sayısından fazla koyun sayısı bulunan ülke sayısı 58’de kalıyor.

 

-Türkiye’de Kurban Bayramı’nda kesilecek küçükbaş hayvan sayısından daha az koyun varlığı olan ülkeler- 

Kesilecek küçükbaş sayısı Almanya’nın koyun varlığından 1,2 milyon daha fazla olacak.  

Norveç’in 2 milyon 476 bin, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 2 milyon 227 bin, Bangladeş’te 2 milyon 174 bin, Portekiz’de 2 milyon 68 bin, Arnavutluk’ta 1 milyon 972 bin, Sırbistan’da 1 milyon 665 bin, Küba’da 1 milyon 653 bin, Almanya’da 1 milyon 574 bin, Bulgaristan’da 1 milyon 332 bin, Macaristan’da 1 milyon 190 bin, Hollanda’da 1 milyon 40 bin, Bosna Hersek’te 1 milyon 16 bin, Gürcistan’da 842 bin, Kanada’da 826 bin, Ermenistan’da 747 bin, Ukrayna’da 744 bin, Hırvatistan’da 619 bin, İsveç’te 578 bin, İsrail’de 489 bin koyun varlığı bulunuyor.”

Kurbanlık vasfı taşıyan hayvan varlığı Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 1 milyon 200 bini büyükbaş, 3 milyon 800 bini küçükbaş olmak üzere 5 milyonu bulduğunu belirten Bayraktar, “bu rakamlar baz alındığında kurbanlık büyükbaş hayvan varlığı 109 ülkenin, kurbanlık küçükbaş hayvan varlığı ise 140 ülkenin koyun varlığını geçiyor” dedi.

Bayraktar, satış bedeli olarak 850 bin büyükbaş hayvanın 6 milyar 987 milyon lirayı, 2 milyon 800 bin küçükbaş hayvanın 3 milyar 80 milyon lirayı, toplam satış bedelinin ise 10 milyar 67 milyon lirayı, kasap ücretinin de 176 milyon 250 bin lirayı bulacağını hatırlattı.

Doğal afetler çiftçinin peşini bırakmıyor.


-Doğal afetler çiftçinin peşini bırakmıyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “İklim değişikliğinin etkisiyle yağış rejimi değişti. Artık daha fazla düzensiz yağış yaşıyor, çiftçi olarak daha fazla zarar görüyoruz”

-“Tarımda afet yönetimi ve tarım sigortaları uygulamaları gözden geçirilmelidir”

-“Kısa vadede, afet yaşayan çiftçilerimizin kredi borçlarının ertelenmesinin yanı sıra, zarar gören çiftçilere maddi destek de sağlanmalıdır”

-“Temmuz ayı yağışlarında normale göre yüzde 17’den, geçen yıl yağışlarına göre yüzde 113’den fazla arttı

-“Bu üretim sezonunda yaşanan afetlerden başta kayısı, buğday, arpa olmak üzere şekerpancarı, mısır, elma, armut, erik, kiraz, şeftali, fındık, çilek, üzüm, incir gibi ürünlerimiz etkilendi”

-“Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Ordu İli normal yıllarda Ağustos ayında ortalama 67,7 mm yağış alırken, 9 Ağustos 2018’de bir günde Çaybaşı ilçesinde 108,1 mm, İkizce ilçesinde 58,2, Ünye ilçesinde 55,2, Fatsa ilçesinde ise 51 mm yağış alındı”

-“Ordu’nun afet yaşayan ilçelerinde bir ayda alınan yağış bir günde düştü”

 

Ankara – 15.08.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, küresel iklim değişikliğinin etkisiyle yağış rejiminin de değiştiğini bildirerek, “artık daha fazla düzensiz yağış yaşanıyor, çiftçi olarak daha fazla zarar görüyoruz” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, doğal afetlerin Ocak ayından bu yana çiftçinin peşini bırakmadığını belirtti. Yağışların normalinde gerçekleşmesine rağmen düzensiz bir şekilde yağması nedeniyle afetler yaşandığını ifade eden Bayraktar, “Afetler, tarım ürünleri rekoltesi bakımından ülke genelini etkilememekle birlikte afetin yaşandığı ilçe veya köyde çiftçiye büyük zarar vermektedir” diye konuştu. 

Şemsi Bayraktar, 2017-2018 yılı tarımsal üretim ve pazarlama döneminin 2017 yılı Ekim ayı itibariyle başladığını ve önümüzdeki Eylül ayında son bulacağını hatırlattı. İçinde bulunduğumuz tarımsal üretim sezonunda çok sayıda düzensiz yağış yaşandığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Bu üretim sezonunun başladığı Ekim ayından itibaren 10 aylık birikimli yağışlara bakıldığında, genel olarak yağışlar normali civarında gerçekleşirken, geçen yıl yağışlarına göre yüzde 18 oranında artmıştır.

Ocak ayından bu yana, başta dolu olmak üzere, aşırı yağış, sel, don, fırtına afetleri ürünlere zarar vermiştir. Sezon başından itibaren değerlendirme yapıldığında, hububat üretimi için önem taşıyan Ekim-Kasım aylarında beklenen yağış gerçekleşmemiş, Ocak ayından itibaren yaşanan afetler çiftçinin peşini bırakmamıştır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Mart-Nisan aylarında beklenen yağışın gerçekleşmemesi kuraklığa neden olurken, Mayıs ayında yağışlar adeta toplu olarak yağmıştır.”

 

-“Afetler çiftçinin gelir kaybını artırıyor”-

 

Bayraktar, yağış rejiminde yaşanan değişikliğin küresel iklim değişikliğinin bir etkisi olduğunu ifade etti. Küresel iklim değişikliğinin tarım sektörünü doğrudan etkilediğine dikkati çeken Bayraktar, “Son yıllarda arka arkaya gerçekleşen afetler çiftçilerimizin gelir kayıplarını her geçen yıl daha fazla artırmaktadır. Bu süreç çok iyi gözlenmeli, tarımda afet yönetimi ve tarım sigortaları uygulamaları gözden geçirilmelidir. Kısa vadede, afet yaşayan çiftçilerimizin kredi borçlarının ertelenmesinin yanı sıra, zarar gören çiftçilere maddi destek de sağlanmalıdır” dedi.

 

-Zarar gören ürünler-

 

Bayraktar, Ocak-Temmuz ayları arasında doğal afetlerin yaşandığı iller ve zarar gören ürünleri şöyle sıraladı:

“Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Bilecik, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, İzmir, Kahramanmaraş, Karaman, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Siirt Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Uşak ve Yozgat illerinin bazı ilçelerinde başta dolu olmak üzere, aşırı yağış, sel, fırtına, don afetleri ürünlere zarar vermiştir.

Yaşanan afetlerden başta kayısı, buğday, arpa olmak üzere şekerpancarı, mısır, elma, armut, erik, kiraz, şeftali, fındık, çilek, üzüm, incir gibi ürünlerimiz etkilenmiştir. Bu ürünlerin yanı sıra domates, biber, fasulye, soğan, sarımsak gibi sebzelerde de zarar meydana gelmiştir. Özellikle Antalya İlinin bazı ilçelerinde belirli dönemlerde gerçekleşen afetler seralara ve seralarda bulunan ürünlere zarar vermiştir. Antalya Elmalı’da yaşanan afet, 500-600 dekar sera alanında yüzde 100’e varan oranlarda zarara yol açtı. Hayvan telefleri de oldu.”

 

-Temmuz’da yağışlar geçen yıla kıyasla yüzde 113’den fazla arttı-

 

Temmuz ayında mevsim normallerinin üzerinde yağış gerçekleştiğini belirten Bayraktar, Temmuz ayı yağış normalinin 16,4 mm olduğunu, geride bıraktığımız Temmuz ayında ise 19,2 mm yağış düştüğünü söyledi. Geçen yılın aynı döneminde 9,00 mm yağış gerçekleştiğini hatırlatan Bayraktar, “Temmuz ayı yağışlarında normale göre yüzde 17,1, geçen yıl yağışlarına göre yüzde 113,3 artış görülmüştür” dedi

Meteoroloji verilerine göre, Temmuz ayı yağışlarında Marmara, Ege ve Karadeniz bölgelerinde artış gerçekleşirken, diğer bölgelerde azalma olduğunu ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti:

“Normal yıllara göre Edirne’nin güney kesimleri hariç Trakya’nın tamamında, Manisa, Balıkesir, Kütahya, Eskişehir, Kocaeli, Yalova ve Çorum çevrelerinde gerçekleşen yağışta yüzde 100’den fazla artış gözlenmiştir. Nevşehir, Mersin, Güney Ege Kıyı kesimleri, Doğu Anadolu’nun Güneyi ve Mardin civarlarında ise yağışlar normallerine göre yüzde 75’ten fazla azalmıştır. Normale göre en fazla artış yüzde 100 ile Marmara Bölgesi görülürken, bu bölgeyi yüzde 91 ile Ege Bölgesi, yüzde 18 ile Karadeniz Bölgesi izlemektedir. Yağış azalmasında yüzde 31 ile Doğu Anadolu Bölgesi ilk sırada yer alırken, bu bölgeyi yüzde 21 ile Akdeniz Bölgesi, yüzde 19 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 17 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi izlemektedir.”

 

-Bir aylık yağış bir günde düştü-

 

Temmuz ayında devam eden yağışların Ağustos ayında Karadeniz Bölgesi’nde artış gösterdiğini söyleyen Bayraktar, “Son olarak 9 Ağustos 2018’de Ordu’nun Ünye, Fatsa, Çaybaşı ve İkizce ilçelerinde aşırı yağış sele dönüşerek afete neden olmuştur. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Ordu İli normal yıllarda Ağustos ayında ortalama 67,7 mm yağış alırken, 9 Ağustos 2018’de bir günde Çaybaşı ilçesinde 108,1 mm, İkizce ilçesinde 58,2, Ünye ilçesinde 55,2, Fatsa ilçesinde ise 51 mm yağış alındı. Ordu’nun afet yaşayan ilçelerinde bir ayda alınan yağış bir günde düştü” dedi. 

Gerçekleşen afetin ilçenin en önemli geçim kaynağı olan fındıkta zarara neden olduğunu belirten Bayraktar, “Dere kenarlarında bulunan harmanlarda kurumaya bırakılan fındıklarda, bahçelerde çuvallanmış fındıklarda, fındık ağaçlarında, fındık işçilerinin kaldıkları çadırlarda önemli zararlar meydana gelmiştir” ifadelerini kullandı.

Yağışların yanı sıra meydana gelen yangınların da çiftçiyi zarara uğrattığına dikkati çeken Bayraktar, 13 Ağustos günü Çanakkale’nin Ezine İlçesine bağlı Geyikli Bölgesinde tarım arazileri ve ormanlık alanda yangın çıktığını, 130 dekar zeytinlik alanı, 274 dekar çam ve makilik orman alanı, 150 adet organik arı kovanı ve 80 adet boş kovanın yandığını belirtti.

Bayraktar’dan spekülasyonlara tepki…


-Bayraktar’dan spekülasyonlara tepki…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Bu toprakların değerini, kıymetini bilmeli, ülkemize sahip çıkmalıyız. Gidebileceğimiz başka ülke yok”

-“Her kesim Türk çiftçisi gibi davranmalı, işine gücüne odaklanmalı, spekülasyonlardan uzak durmalıdır”

-“Milli ekonomimizi hedef alan tüm saldırılara karşı devletimizin yanındayız”

-“Milli paramız Türk Lirasıdır. Her Türk vatandaşı parasının arkasında durmalıdır”

-“Biz dünkü değil, kökü binlerce yıl geriye dayanan koca bir medeniyetiz. ABD bunun bilinciyle hareket etmeli, bizim düşmanlığımızı değil dostluğumuzu kazanmalıdır”

-“ABD’nin uluslararası hukuka sığmayan tavırlarını şahsım ve 5 milyon üyemiz adına şiddetle kınıyorum”

 

Ankara – 13.08.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye ekonomisini hedef alan spekülatif ataklara tepki gösterdi.

5 milyona yakın sığınmacı, mülteci ve yabancı uyruklunun Türkiye topraklarında yaşadığını belirten Bayraktar, “Bizim başımıza bir şey gelse sığınacağımız toprak, gidebileceğimiz başka bir ülke yok. Bu toprakların değerini, kıymetini bilmeli, ülkemize sahip çıkmalıyız” diye konuştu. 

Bayraktar, kurdaki artışın siyasi hesaplar sonucunda gerçekleştiğini ifade etti. ABD tarafından ülkemize yönelik tehdit mesajları ve yaptırımların kabul edilemez olduğunu ifade eden Bayraktar, “ABD yanlış tavırlarından geri adım atmalı, Türkiye gibi bir ülkeyi kaybetmemelidir” diye konuştu.

Yaşanan olumsuz tablonun geride kalacağını söyleyen Bayraktar, Türk çiftçisinin devletinin ve milletinin yanında olduğunu belirtti. Güçlü bir ekonominin temel dayanağının üretim olduğuna dikkati çeken Bayraktar şunları söyledi:

“Her kesim Türk çiftçisi gibi davranmalı, işine gücüne odaklanmalı, spekülasyonlardan uzak durmalıdır. Kişisel hesaplar bir kenara bırakılmalı, atacağımız her adımda ülke menfaatini göz önünde bulundurmalıyız. Ekonomik taaruza üreterek karşı duracağız.”

 

-“Milli ekonomimizi hedef alan tüm saldırılara karşı devletimizin yanındayız”

           

Türkiye ekonomisini hedef alan spekülatif atakların, Türkiye’nin milli birlik ve beraberliğini zedelemeye yönelik olduğunu ifade eden Bayraktar şunları söyledi:

“Biz dünkü değil, kökü binlerce yıl geriye dayanan koca bir medeniyetiz. ABD bunun bilinciyle hareket etmeli, bizim düşmanlığımızı değil dostluğumuzu kazanmalıdır.  Sadece kendi coğrafyasında değil dünyanın her köşesinde söz sahibi olabilecek güçlü ve saygın bir ülkeyiz. ABD’nin uluslararası hukuka sığmayan tavırlarını şahsım ve 5 milyon üyemiz adına şiddetle kınıyorum. Milli ekonomimizi hedef alan tüm saldırılara karşı devletimizin yanındayız.”

Bayraktar, “Gün birlik olma günüdür. Milli paramız Türk Lirasıdır. Her Türk vatandaşı parasının arkasında durmalıdır” ifadelerini kullandı.