Muafiyet geçen sürelere borçlanma imkanı getirilsin…


-Muafiyet geçen sürelere borçlanma imkanı getirilsin…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Çiftçilerimizin mağduriyetinin önlenmesi için, muafiyette geçen süreler çiftçilerimizin çalışma gün sayılarına ilave edilmeli, bu süreler için borçlanma imkanı sağlanmalıdır”

-“Çiftçilerimiz, muafiyet dönemlerinde çalışmaya devam ediyor. Sadece geliri prim ödeyecek güçte olmadığı için muafiyet belgesiyle tarım Bağ-Kur sigortalılıklarını durduruyorlar”

-“Bu durumdaki çiftçilerimiz, borçların yapılandırılmasıyla ilgili 7143 sayılı kanunundan yararlanamadılar”

-“Çiftçilerimizin muafiyette geçen sürelerde ödemedikleri prim borçları yapılandırılmalıdır. Bu düzenleme çıkana kadar da 31 Temmuz’da sona erecek borç yapılandırmayla ilgili 7143 sayılı kanunun başvuru süresi uzatılmalıdır”

 

Ankara – 29.07.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçilerin, muafiyet dönemlerinde çalışmaya devam ettiklerini, sadece geliri prim ödeyecek güçte olmadığı için muafiyet belgesiyle tarım Bağ-Kur sigortalılıklarını durdurduklarını bildirerek, “Çiftçilerimizin mağduriyetinin önlenmesi için, muafiyette geçen süreler çiftçilerimizin çalışma gün sayılarına ilave edilmeli, bu süreler için borçlanma imkanı sağlanmalıdır” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, muafiyetin, yeterli tarımsal gelir sağlamayan çiftçiler için önemli bir hak olduğunu, bu hakla çiftçinin sigortalı kalma imkanını tamamıyla sona erdirmediğini, geçici bir süre dondurduğunu belirtti.

Şemsi Bayraktar, prim ödeyebilecek tarımsal geliri sağlayamayan çiftçilerin, tarım Bağ-Kur sigortalarını, Ziraat Odalarından aldıkları muafiyet belgesiyle durdurduklarını, yeterli tarımsal geliri sağladıklarında tarım Bağ-Kur sigortalarını yeniden başlattıklarını bildirdi.

 

-Muafiyet alt sınırı 1691 lira 25 kuruş-

 

Belirlenen sınırlara göre, aylık olarak, 2016’da 1262 lira 70 kuruş, 2017’de 1422 lira, 2018 için 1691 lira 25 kuruş tarımsal gelir elde etmeyen çiftçinin, üyesi bulunduğu Ziraat Odası’ndan muafiyet belgesi alarak, sigorta prim ödemelerini durdurabildiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“2008 için tarım Bağ-Kur’lularda aylık prim gün sayısı 15 idi. Bu sayı her yıl 1’er puan artırıldı ve 2016’de 23, 2017’de 24, 2018’de 25’e çıktı. Muafiyet için aylık tarımsal gelir alt sınırı, prim gün sayılarının günlük asgari ücrete çarpılmasıyla bulunuyor. Bu rakam, 2008 için 304 lira 20 kuruştu. 2018’de bu rakam 1691 lira 25 kuruşa çıktı. Bu kadar tarımsal geliri sağlayamayan çiftçilerimiz talepleri halinde Ziraat Odası’ndan muafiyet belgesi alıp prim ödemesini durdurabiliyor. Bu geliri aşmaları veya istekleri halinde, üyesi olduğu Ziraat Odası’na başvurup muafiyet halinin kalktığını gösterir belge alıp yeniden tarım Bağ-Kur sigortalılığını başlatabiliyorlar. Halen aylık sigorta primini düzenli ödediği için 5 puanlık sigorta indirimden yararlanan çiftçilerimiz için 498 lira 92 kuruş, yararlanamayan çiftçilerimiz için 583 lira 48 kuruş. Aylık 1691 lira 25 kuruş tarımsal gelir sağlamayan çiftçilerimiz, bu tutarlardaki primi ödeyemediklerinden muafiyet için başvuruyorlar.”

 

-“Çiftçilerimiz muafiyet dönemi için de yapılandırmadan yararlanmalı”-

 

Bu durumdaki çiftçilerin borçların yapılandırılmasıyla ilgili 7143 sayılı kanun çıkınca mağdur duruma düştüklerine, herhangi bir yapılandırmadan da faydalanamadıklarına dikkati çeken Bayraktar, “çiftçilerimizin muafiyette geçen sürelerde ödemedikleri prim borçları yapılandırılmalıdır. Bu düzenleme çıkana kadar da 31 Temmuz’da sona erecek borç yapılandırmayla ilgili 7143 sayılı kanunun başvuru süresi uzatılmalıdır. Çiftçilerimizin mağduriyetinin önlenmesi için, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 41. maddesine bir fıkra eklenmeli, muafiyette geçen süreler de çiftçilerimizin çalışma gün sayılarına ilave edilmeli, bu süreler için borçlanma imkanı sağlanmalıdır” dedi.

Ayçiçeğinde fiyat ayçiçeği/buğday paritesine göre belirlenmeli…


-Ayçiçeğinde fiyat ayçiçeği/buğday paritesine göre belirlenmeli…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Birlikler, üretici maliyetlerini göz önünde bulundurmalı ve piyasayı düzenleyici bir fiyat açıklamalıdır”

-“Sıvı yağ tüketiminin dörtte üçünü karşılayan ayçiçeğinde, üretimin artması ve yağ açığının kapanması için fiyat açıklanırken, ayçiçeği/buğday paritesinin 2’nin altına düşmemesine dikkat edilmelidir”

-“Parite 2’nin altına düştüğünde üretici, ayçiçeğinden buğdaya kayıyor”

 

Ankara – 29.07.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülke açısından çok önemli bir ürün olan ayçiçeğinde hasadın başladığını bildirerek, “Birlikler, üretici maliyetlerini göz önünde bulundurmalı ve piyasayı düzenleyici bir fiyat açıklamalıdır” dedi.

Bayraktar, sıvı yağ tüketiminin dörtte üçünü karşılayan ayçiçeğinde, üretimin artması ve yağ açığının kapanması için fiyat açıklanırken, ayçiçeği/buğday paritesinin 2’nin altına düşmemesine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, tohumlarında yüzde 40-45 yağ bulunan ayçiçeğinin, küspesinin de yüzde 30-40 protein içermesi nedeniyle hayvancılık açısından değerli bir yem maddesi olduğunu belirtti. Yemeklik yağ dışındaki ayçiçeği yağlarının, sabun ve boya sanayinde değerlendirildiğini, saplarının da yakacak olarak kullanıldığını vurgulayan Bayraktar, saplarının yakılmasından sonra oluşan külün yüzde 36-40 oranında potasyum içeriği nedeniyle gübre olarak değerlendirildiğine dikkati çekti.

Bu yıl dünyada ayçiçeği ekim alanlarının yüzde 2,6 artmasına karşın, verimdeki azalma nedeniyle üretimde yüzde 0,8’lik gerileme yaşanacağı bilgisini veren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Dünya ayçiçeği üretiminin yüzde 28,7’sini Ukrayna, yüzde 22,3’ünü Rusya, yüzde 19,4’ünü Avrupa Birliği ülkeleri, yüzde 7,5’ini ise Arjantin gerçekleştiriyor. Ülkemizin dünya üretiminden aldığı pay yüzde 4,2’yi buluyor.

Son yıllarda, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde ekim alanlarının artması, yağ açığının kapatılması amacıyla yapılan destekler, verim artışı, ÇUKOBİRLİK’in de ayçiçeği alımına başlaması gibi sebeplerle ayçiçeği üretimi artsa da yine ihtiyacımızı karşılayamıyoruz. Geçen yıl 1 milyon 800 bin tonu yağlık, 164 bin tonu çerezlik olmak üzere 1 milyon 964 bin ton ayçiçeği üretimi gerçekleştirdik. Bu yıl 1 milyon 952 bin tonluk bir üretim bekliyoruz.”

 

-“Birliklerin açıklayacağı fiyat üreticimiz açısından çok önemli”-

 

Yağlık ayçiçeği alımı yapan Trakyabirlik, Karadenizbirlik ve Çukobirlik’in açıklayacağı fiyatın üreticiler açısından çok önemli olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Birlikler, üretici maliyetlerini göz önünde bulundurmalı ve piyasayı düzenleyici bir fiyat açıklamalıdır.

Hasat döneminde ayçiçeği veya ayçiçeği yağı ithalatı yapılmamalıdır.

Üretimin cazip hale gelmesi için hasadın yoğunlaştığı dönemlerde fiyat düşüşleri önlenmelidir.

Ayçiçeği üretim alanlarının başka ürünlere kaymasını önlemek bakımından, üretimi teşvik edici bir parite sistemi uygulanmalıdır.

Fiyat bakımından, ayçiçeği/buğday paritesinin 2’nin altına düşmemesine dikkat edilmelidir. Parite 2’nin altına düştüğünde üretici, ayçiçeğinden buğdaya kayıyor.

Ayçiçeği tarımı, ülkemizde, bazı bölgeler hariç genelde kuru koşullarda yapılmaktadır. Özelikle buğday-ayçiçeği münavebesinde ayçiçeğinden sonra ekilen buğdayın verimi üçte bir, bazı yıllarda yarı yarıya artmakta, buğday kalitesi de olumlu yönde etkilenmektedir.

Ayçiçeğinde sulamaya yönelik teşvikler artırılmalı, sulamada kullanılan elektrik fiyatları makul bir seviyeye çekilmelidir.”

Bayraktar, ayçiçeği üreticilerinin bu hasat ve pazarlama sezonunda alın terinin karşılığını almasını ve bereketli bir hasat geçirmelerini diledi.

Bayraktar, Denizli’de…

-Bayraktar, Denizli’de…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Denizli’de Ziraat Odası Başkanlarıyla toplantı yaptı

-“Yemde ya ciddi manada destek sağlayacağız, maliyetimizi aşağıya çekeceğiz ya da süt fiyatlarını yukarıya çekmek durumundayız”

-“Buradan Ulusal Süt Konseyi’ne sesleniyorum. Muhakkak suretle süt fiyatlarına zam yapsınlar. Asıl olması gereken süt fiyatı 2 lira civarıdır”

-“Sanayicimize de sesleniyorum; kaynağı kurutmayalım, bu kaynak sizlere lazım”

-“Ekolojiye uygun üretim yapmak, kuraklığa dayanıklı bitki çeşitlerine yönelmek, sulama yatırımlarını bitirmek çok önemli”

-“Sulama yatırımlarını tamamlayamazsak ya pamukta ya ayçiçeğinde ya da mısırda açık veririz”

 

Denizli – 26.07.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Denizli merkezde Merkezefendi Ziraat Odası’nda ildeki Ziraat Odası Başkanlarıyla toplantı yaptı.

Şemsi Bayraktar, Denizli tarımının sorunları ve çözüm önerilerinin ele alındığı toplantı öncesinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Ziraat Odası başkanlarıyla tarım ve hayvancılığı masaya yatıracaklarını, görüşleri alacaklarını, çözüm yolları bulmaya çalışacaklarını, sorunları ilgili bakanlara taşıyacaklarını bildirdi. Kur artışı ve enflasyonun üreticilerin maliyetlerini yükselttiğini, Türkiye’nin her yerinde “maliyetler arttı, desteklerin artması gerekir” şeklinde taleplerin olduğunu, başta mazot olmak üzere gübre ve yemde ciddi manada maliyet sorunları yaşandığını belirtti.

Bayraktar, “Hem gübrede hem mazotta hem de yemde desteklerin artmasını bekliyoruz. 2018 bütçesine bunu koydurabilirsek, 2019’da ödenmiş olacak. Zaten mazotta ilave destek verilecek. Özellikle gübre zamlarını takip ediyoruz, destek bekliyoruz. 4,5 milyon üyemiz var. 20-25 milyon aileye hitap ediyoruz” dedi.

 

-“Sütte 2 lirayı yakaladığımızda süt hayvancılığının şahlandığı

görülecektir”-

 

Ulusal Süt Konseyi’nin yarın toplantı yaparak yeni fiyatları belirleyeceğini ifade eden Bayraktar, şunları söyledi:

“Şu anda üreticinin eline geçen çiğ süt fiyatı Türkiye ortalaması olarak 1 lira 39 kuruş civarında. Bazı yerlerde 1,5 lira. Her zaman şunu iddia ediyoruz; sütte sürdürebilir üretim noktasında olabilmemiz, hayvanları kesime göndermememiz açısından muhakkak surette süt/yem paritesinin 1,5 olması gerekiyor. Yani 1 kilogram sütle 1,5 kilogram yem alabilmeliyiz. Şimdi bu 1 civarındadır. Bunu yukarıya taşımamız lazım. Yemde ya ciddi manada destek sağlayacağız, maliyetimizi aşağıya çekeceğiz ya da süt fiyatlarını yukarıya çekmek durumundayız. Buradan Ulusal Süt Konseyi’ne sesleniyorum. Muhakkak suretle süt fiyatlarına zam yapsınlar. Sanayicimize de sesleniyorum; kaynağı kurutmayalım, bu kaynak sizlere lazım. Sütümüzü alıyorlar, işliyorlar, ürün haline getiriyorlar. Katma değer katıyorlar. Hiçbir itirazım yok ama onlar ürünlerine zam koyarken, bizim fiyatlar aylarca sabit gidiyor. Benim fiyatlarım sabit gidiyor, o zaman yem fiyatlarını da sabitleyelim. Onları sabitleyemiyoruz, problem orada. Dolayısıyla muhakkak suretle süt fiyatlarına zam bekliyoruz. Asıl olması gereken süt fiyatı 2 lira civarıdır. Sütte 2 lirayı yakaladığımızda süt hayvancılığının bu ülkede şahlandığı görülecektir.”

Bayraktar, doğal afetlerin tüm dünyada yaşandığını ve bunun arz talep dengesini bozduğunu ifade ederek, tarım sektöründe tarım ürünleriyle alakalı fiyatların manipüle edildiğini ve spekülasyonların yaşandığını belirtti.

 

-“Ekolojiye uygun üretim yapmak çok önemli”-

 

Her ilin ekolojik üstünlüğü olduğunu belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Ekolojiye uygun üretim yapmak, kuraklığa dayanıklı bitki çeşitlerine yönelmek, sulama yatırımlarını bitirmek çok önemlidir. Sulama yatırımlarını tamamlayamazsak ya pamukta ya ayçiçeğinde ya da mısırda açık veririz. Muhakkak surette sulama yatırımlarını bitirmemiz lazım. Üreticinin de alanda kalması adına ürün sigortası yaptırması önemli. Doğal afetlerin tedbirini almamız lazım.”

Tarımın reel sektör olduğunu ve Türkiye’de bunun bilinmediğini dile getiren Bayraktar, gayri safi milli hasılaya ciddi manada kaynak sağladıklarını, 81 milyonluk ülke nüfusunu doyurduklarını, bunun yarı sıra 45 milyon turisti ve 5 milyon sığınmacı, mülteci ve yabancıyı beslediklerini söyledi.

Bayraktar, ekmeğe gelen fiyat artışıyla ilgili bir soruyu ise, “Biz ekmek maliyetlerini hesaplamıyoruz. Ama ‘şuan Türkiye’de buğday üretiminde açık var mı?’ diye sorarsanız. Bana göre yok. Doğal afetler ve diğer unsurlar üretimi bir miktar aşağı çekse de buğdayda yeterli üretim var. Buğday üretimi yeterli ama fırınların maliyetini ben yapmıyorum. Fırıncılar Federasyonu var. Fazla fiyat artışı istiyorlarsa onları da denetleyen ilgili kamu kuruluşları müdahale eder. Ama biz buğday üretiyoruz. Şuan 20 milyon ton üzerinde, 20-22 milyon ton civarında buğday üretiyoruz. Bu da Türkiye’nin ihtiyacını zaten karşılıyor” şeklinde yanıtladı.

Toplantıya Denizli Tarım ve Orman İl Müdür Vekili Yılmaz Erkaya da katıldı.

Bayraktar, ESK Denizli Et Kombinası’nı ziyaret etti…

-Bayraktar, ESK Denizli Et Kombinası’nı ziyaret etti…

 

Denizli – 26.07.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Et ve Süt Kurumu (ESK) Denizli Et Kombinası’nı ziyaret etti.

Bayraktar, kombinada incelemelerde bulundu, Denizli Tarım ve Orman İl Müdür Vekili Yılmaz Erkaya ve Kombina Müdür Yardımcısı Seyfi Altun’dan bilgi aldı. 

Erkaya ve Altun, Bayraktar’a, 14 Mart 2014’de açılan ve bölgedeki 10 ile hitap eden kombinada günlük ortalama 160 büyükbaş, 350 küçükbaş hayvan kesildiği bilgisini verdi.

Kombina ziyaretine Denizli Merkezefendi Ziraat Odası Başkanı Hamdi Gemici de katıldı.

 

Vali Karahan ve Bayraktar, Denizli’deki antik kentleri gezdiler

-Vali Karahan ve Bayraktar, Denizli’deki antik kentleri gezdiler

 

Denizli – 26.07.2018 – Denizli Valisi Hasan Karahan, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a, Denizli’deki Laodikeia ve Hierapolis antik kentleri gezisinde eşlik etti.

Karahan ve Bayraktar, Denizli’nin 6 kilometre kuzeyinde yer alan 2100 yıllık Laodikeia antik kenti, Denizli’nin 18 kilometre kuzeyindeki Pamukkale, Pamukkale’deki 2200 yıllık Hierapolis antik kentindeki agora, antik tiyatro ve antik havuzda incelemelerde bulundular.

Bayraktar ve Vali Karahan’a Laodikeia antik kenti hakkında, Laodikeia kazı heyeti Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek ve kazı ekibi bilgi verdi.

Geziye Denizli Tarım ve Orman İl Müdür Vekili Yılmaz Erkaya ile Denizli Merkezefendi Ziraat Odası Başkanı Hamdi Gemici de katıldı.  

Bayraktar, Denizli Valisi Karahan’ı ziyaret etti…

-Bayraktar, Denizli Valisi Karahan’ı ziyaret etti…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Denizli, sanayi, turizm, tarım ve hayvancılık açısından Türkiye’de çok önemli bir yere sahip. 125 çeşit tarım ürünü yetiştiriyor. Gerçek bir tarım kenti”

 

Denizli – 26.07.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çeşitli programlara katılmak üzere geldiği Denizli’de, Vali Hasan Karahan’ı ziyaret etti.

Görüşmede, Denizli’nin, sanayi, turizm, tarım ve hayvancılık açısından Türkiye’de çok önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Bayraktar, şunları kaydetti:

“Denizli topraklarının yüzde 32’si tarıma elverişli. Burada tarla ürünleri, mevye, sebze, bağcılık, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık, jeotermal seracılık çok ön planda görünüyor. Çok başarılı üretimler gerçekleştiriyor üreticilerimiz. Fevkalade önemli bir kentimiz. İhraç ettiğimiz havlu ve bornozların yüzde 80’ni, tek başına Denizli’den gidiyor. Bu da büyük başarı. Tabii 7,5 milyar liraya yakın bir tarımsal hasılası var. 125 çeşit tarım ürünü yetiştiriyor. Bu bakımdan Denizli, gerçek bir tarım kenti olduğunu gösteriyor.”

Bayraktar, çiftçilerin sorunlarını yerinde dinlemek için il il gezdiklerini de dile getirerek, çiftçinin verimli üretim yapması için gerekli çalışmaları en hızlı bir şekilde yapma gayreti içinde olduklarını söyledi.

 

-Vali Karahan-

 

Vali Karahan da TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a ziyareti dolayısıyla teşekkür etti. Karahan, “Denizli önemli bir tarım şehri. İhracata yönelik kaliteli ürünler yetiştiriyor. Çiftçilerimiz yeniliklere açık ve başarılı. Yatırım yapmaktan çekinmiyor. Arazilerimiz verimli. Son yıllarda sulamada da çok iyi durumdayız. Su tasarrufunu sağlayan modern sulama sistemlerine de geçiyoruz. Türkiye’nin en büyük canlı hayvan ve süt üretim merkezleri ilimizde. Jeotermal seralar hayata geçiyor. Organize sanayi tarım seraları kuruluyor. İlimizde ciddi bir potansiyel var ve bu potansiyel kullanılıyor. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Türk çiftçisinin hizmetinde gecesini gündüzüne katarak özverili bir şekilde çalışıyor. Bayraktar’ın önderliğinde daha güzel yerlere geleceğimize inanıyorum” dedi.

Ziyarette Bayraktar, Vali Karahan’a plaket, Vali Karahan da Bayraktar’a vazo hediye etti.

Bayraktar’a ziyaretinde, Denizli Ziraat Odası Başkanı Hamdi Gemici eşlik etti.

 

 

 

Bayraktar, Aydın’da

-Bayraktar, Aydın’da…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Aydın’da Ziraat Odası Başkanlarıyla toplantı yaptı

-Bayraktar; “Gerek kur artışı gerek enflasyondaki yükselme üreticilerimizin maliyetlerini artırdı. Çiftçimiz, başta mazot olmak üzere gübrede, yemde ve diğer girdilerde desteklerin artırılmasını talep ediyor”

-“Buğday rekoltesinde ciddi bir düşme yok. Biraz tahminlerimizin altında kalacak. Türkiye’nin ihtiyacı olan buğdayı üretiyoruz”

-“Tekstil sektörünün pamuk talebini karşılayamıyoruz. Şu anda pamukta prim kilogramda 80 kuruş. Üreticilerimiz bu rakamın 1 liraya çıkarılmasını istiyor. Bu primi artırır, yeni alanları sulamaya açarsak pamuk üretimini artırırız”

-“Geçen ay görüştüğümüz dönemin Başbakanı’nın talimatıyla 15 yıldır çözmeye çalıştığımız ecrimisil sorunu çözüldü. Sözleşme yapan çiftçilerimiz, ÇKS kayıtlarını yapabilecek, desteklerden yararlanacaklar”

 

Aydın – 25.07.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Aydın merkezde Efeler Ziraat Odası’nda ildeki Ziraat Odası Başkanlarıyla toplantı yaptı.

Bayraktar, Aydın tarımının sorunları ve çözüm önerilerinin ele alındığı toplantı öncesinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Aydın’ın tarım açısından Türkiye’nin ender illerinden biri olduğunu, nüfusunun yüzde 55’inin tarımdan geçimini sağladığını, birçok üründe Türkiye’de ilk sıralarda yer aldığını, birincilikleri, ikincilikleri olduğunu belirtti.

Üreticilerin ülkenin her yöresinde sorunları kendilerine intikal ettirdiklerini bildiren Bayraktar, şunları söyledi:

“Sorunları yetkili mercilere götürüyor, çözümüne katkı sağlamaya çalışıyoruz. Gerek kur artışı gerek enflasyondaki yükselme üreticilerimizin maliyetlerini artırdı. Çiftçimiz, başta mazot olmak üzere gübrede, yemde ve diğer girdilerde desteklerin artırılmasını talep ediyor. Bu, çiftçimizin üretimini sürdürebilmesi açısından fevkalade önemlidir. Önümüzdeki yıl, fiyat artışlarından dolayı mazot destekleri artacak. Çiftçimiz, diğer girdilerde de daha fazla destek bekliyor.”

 

-“Pamuk üretimini artırmalıyız”-

 

Ege Bölgesi için pamuk üretiminin önemli olduğunu vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Maalesef tekstil sektörünün pamuk talebini karşılayamıyoruz. Pamuk üretimini artırmalıyız. Primin artması bazı bölgelerde çiftçiyi pamuk üretimine yönlendirdi. Bu yıl, 2 milyon 600 bin ton kütlü, 900 bin ton civarında lif pamuk üretimi bekliyoruz. Pamuk üretiminde, geçen yıla göre yüzde 6 civarında bir artış söz konusu olacak. Pamukta üretimin, tüketimi karşılama oranı yüzde 52’lerden yüzde 59,6’lara çıktı. Tüketimin yarıya yakın kısmını karşılayamıyoruz. Daha fazla pamuk üretimi yapmalıyız. Bunun yolu sulama yatırımlarının tamamlanmasında ve pamuğa desteğin bir miktar artmasından geçiyor. Şu anda pamukta prim, kilogramda 80 kuruş. Üreticilerimiz bu rakamın 1 liraya çıkarılmasını istiyor. Bu primi 1 liraya çıkarır, yeni alanları sulamaya açarsak pamuk üretimini artırırız.”

 

-15 yıldır çözmeye çalıştığımız ecrimisil sorununun

çözülmesini sağladık”-

 

Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin son yıllarda büyük aşamalar kaydettiğini, 200’e yakın Avrupa Birliği projesini hayata geçirdiğini, hizmet binaları inşa ettiğini, makine parkları, girdi satış mağazaları, ürün işleme tesisleri kurduğunu, çiftçinin menfaatine yönelik girişimlerin sonuçlarının alındığını belirten Bayraktar, şöyle konuştu:

“Geçen ay görüştüğümüz dönemin Başbakanı’nın talimatıyla 15 yıldır çözmeye çalıştığımız ecrimisil sorunu çözüldü. Bu sorun nedeniyle 1 milyon çiftçimiz, üretim yaptığı halde ÇKS kaydı yaptıramıyor, desteklerden yararlanamıyor, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne mal veremiyor, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden aynı ve nakdi kredi kullanamıyorlardı. Gerçekten büyük bir problemdi. 18 Kasım 2018’e kadar müracaat süresi var. Ziraat Odalarımız, o zamana kadar çiftçilerimizi yönlendirmeli, çiftçilerimizin mal müdürlüklerine müracaatlarını yapmalarını sağlamalıdır. Sözleşme yapan çiftçilerimiz, ÇKS kayıtlarını yapabilecek, desteklerden yararlanacaklar.

Bunun dışında Çalışma Bakanlığımız, Ziraat Bankası Genel Müdürümüz ve Sosyal Güvenlik Kurulu Başkanımız ile protokol imzaladık. Emekliliği gelmiş ama SGK’ya prim borcu olduğu için emekli olamayan çiftçilerimize Ziraat Bankası’ndan kredi alıp, emekli olabilmeleri için imkan sağlandı. Halen 25 gün olan prim gün sayısını da 15 güne çekmeye çalışıyoruz. Bu kayıt dışılığı da azaltacak.”

 

-“411 mühendise eğitim verdik”-

 

Tarım Bakanlığı ile işbirliği yaparak Ziraat Odaları’nda çalışan 411 Ziraat Mühendisine eğitim verdiklerini, bütün mühendislerin proje yapmayı öğrendiklerini bildiren Bayraktar, “şimdi Odalarımız, proje yapacaklar. Muhasebe eğitimi verdik. Genel sekreterlerimiz eğitimden geçti. Tarım Bakanlığımızla beraber çalışıyoruz. Tarım İl Müdürlüklerimiz ile Odalarımızın gerçekten çok başarılı çalışmalar yürüttüler. Her yükü onlara vermek gibi bir lüksümüz yok. ‘Her şeyi Tarım Bakanlığı, Tarım İl Müdürlüğü yapsın’ demek olmaz. 4 milyon 800 bin kayıtlı üyemiz var. Türkiye’nin en çok üyeli meslek kuruluşuyuz. Bize yakışır bir şekilde hareket etmemiz, misyonumuza uygun vizyon geliştirmemiz lazım. Sürekli kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Değişen şartlara ayak uydurmasını bileceğiz” dedi.

 

-“Odalarımızı ÇKS’yi yapar hale getireceğiz”-

 

Çiftçi Kayıt Sistemi’nin (ÇKS) Tarım ve Orman Bakanlığı’na yük getirdiğini, bakanlığın bazı yüklerini Ziraat Odaları olarak almak istediklerini belirten Bayraktar, “Odalarımızı ÇKS’yi yapar hale getireceğiz. Ziraat Odaları Bilgi Sistemi olan ZOBİS’i bu maksatla kurduk. Eğitim çalışmalarımız devam ediyor. Bakanlık, ‘ÇKS’yi size veriyorum’ dediği noktada, bütün Odalarımız buna hazır olacak” diye konuştu.

 

-Buğday rekoltesi-

 

Bayraktar, ekmek fiyatlarıyla ilgili bir soru üzerine, “buğday rekoltesinde ciddi bir düşme yok. Doğal afetler diğer ürünlerde olduğu gibi zaman zaman buğday üretimini etkiliyor. Biraz tahminlerimizin altında kalacak. Ama Türkiye’nin ihtiyacı olan buğdayı üretiyoruz. Ciddi bir problem yok. Ama ekmek maliyetlerini fırıncılar tespit eder. İlgili kurumlar da denetlemesini yapar. Uygun görürlerse ekmek zammı verirler, uygun görmezlerse, vermezler. Doğal afetler, aşırı yağışlar, kuraklık, hortum, dolu, don olacak. İklim değişikliğiyle bunlar daha sık görülüyor. Gerekli tedbirleri almamız, sulama yatırımlarını yapmamız, üreticilerimizin ürün sigortalarını muhakkak yaptırmaları lazım” dedi.

Toplantıya Aydın Tarım ve Orman İl Müdürü Fuat Fikret Aktaş da katıldı.    

Yapılandırmada son başvuru 31 Temmuz


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Vergi, SGK prim ve diğer bazı alacakların yeniden yapılandırılmasından yararlanmak için başvuru yapılması bir zorunluluk”

-“Çiftçilerimizin borç yapılandırmalarından faydalanabilmeleri için 31 Temmuz 2018’e kadar başvurmaları gerekiyor”

-“Borçlar, peşin veya 2, 6, 9, 12 ve 18 taksitte ödenebilecek”

-“Taksitler eşit olacak ve ikişer aylık dönemlerde yatırılacak”

-“Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarda ilk taksit ödemesi, Ağustos 2018’de yapılacak”

-“Vergi ve vergi cezaları, ecrimisil, idari para cezaları gibi bazı kamu alacaklarına ilişkin faiz, zam, gecikme zammı ve faizi gibi fer’i borçlarda ilk taksit, Eylül 2018’de ödenecek”

-“Başvuru ve ödemeler, borçlu olunan kurumun tahsil dairelerine yapılacak”

 

Ankara – 25.07.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, vergi, SGK prim ve diğer bazı alacakların yeniden yapılandırılmasından yararlanmak için başvuru yapılmasının bir zorunluluk olduğunu bildirerek, “yapılandırmada son başvuru tarihi 31 Temmuz. Çiftçilerimizin, borç yapılandırmalarından faydalanabilmeleri için 31 Temmuz 2018’e kadar başvurmaları gerekiyor” dedi.

Bayraktar, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 18 Mayıs 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini belirtti.

Yapılandırmanın 31 Mart 2018 tarihine kadar olan borçları içerdiğini hatırlatan Bayraktar, kanun kapsamındaki kamu alacaklarını yapılandırabilmek için 31 Temmuz 2018’e kadar başvuruda bulunulması gerektiğini vurguladı. Bayraktar, başvuruların, borçlu olunan kurumun tahsil dairelerine yapılacağını bildirdi.

 

-Ödeme esasları- 

Kanunun çiftçileri de ilgilendiren hükümler içerdiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tahakkuk ettiği halde ödenmemiş sosyal sigorta primi, emeklilik keseneği, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi, isteğe bağlı sigorta primi, topluluk sigortası primi, damga vergisi, özel işlem vergisi, eğitime katkı payı belirtilen süre ve şekilde ödenirse, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammının tamamının tahsilinden vazgeçilecek. Hesaplanan tutarlar peşin veya taksitler halinde ödenebilecek.

Borçlular, ödeme seçeneklerinden (peşin, 2, 6, 9, 12 ve 18 taksit) birini başvuru esnasında tercih edecek.

Yapılandırılan borçların taksitler halinde ödenmesi halinde, söz konusu borçlar, belirlenen katsayılara göre artırılmış olarak ödenecek.

Taksitler, eşit olacak ve ikişer aylık dönemler halinde yatırılacak. Azami süreler aşılmamak kaydıyla yapılandırılan borçların 2, 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitte de ödenmesi mümkün olacak.

Taksitlerin ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması halinde bu süre, tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonunda bitecek.

Hesaplanan tutarın tamamının ilk taksit ödeme süresi içinde peşin olarak ödenmesi halinde katsayı uygulanmayacak.

 

-SGK’da ilk taksit Ağustos, diğer borçlarda Eylül aylarında ödenecek- 

Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlar, SGK tahsil dairelerine ödenecek. Ödemelerin ilk taksiti, Ağustos 2018’de yapılacak.

Vergi ve vergi cezaları, ecrimisil, idari para cezaları gibi bazı kamu alacaklarına ilişkin faiz, zam, gecikme zammı ve faizi gibi fer’i alacaklar da yeniden yapılandırılacak. Bu borçlarda ilk taksidin ödemesi, Eylül 2018’de yapılacak.”

Bayraktar, çiftçilerin borçlu bulundukları kurum esas alınarak, Maliye Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, İl özel idareleri, belediyeler ve Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarına bağlı tahsil dairelerine ödeyeceğini belirtti.

Anızın ateşi toprağı öldürüyor


-TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar:

“Anız yakma, çevreye, biyoçeşitliliğe ve tarımsal üretime zarar veren ilkel bir yöntemdir”

-“Doğal dengeyi bozan anız yakma, birçok canlının beslenme, barınma ve korunma ortamını da yok eder”

-“Anızın yakılması tarımsal üretimde döngünün bozulmasına ve toprakta verimliliğin azalmasına neden olmaktadır”

-“Üreticilerimiz, sürüm maliyetini en aza indiren, anıza ekim yapılan toprak işlemesiz tarıma yönlendirilmelidir”

-“Anıza ekim, hem maliyetleri düşürüyor hem de anızın organik madde olarak toprakta kalmasını sağlıyor”

 

    Ankara – 23.07.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, anız yakmanın, çevreye, biyoçeşitliliğe ve tarımsal üretime zarar veren ilkel bir yöntem olduğunu bildirdi.

    Bayraktar, yaptığı açıklamada, özellikle hububat ekili alanlarda hasattan sonra kalan anızın rutin bir tarımsal uygulama gibi yakıldığını belirtti. Şemsi Bayraktar, “Yaşanacak sorunları yeterince kavrayamayan çiftçilerimiz ne yazık ki anız yakmaktadır. Özellikle organik maddesi çok düşük ve erozyona çok açık olan topraklarda anız yakılmamalı, bilakis sürülerek veya parçalanarak toprağa yeniden kazandırılmalıdır” dedi.

    Anız yakmanın beklenen faydanın aksine toprağa ve çevreye çok ciddi zararlar verdiğini anlatan Bayraktar, şöyle devam etti:

    “Anızın yakılması; bitki artıklarının masrafsız bir şekilde ve kısa zamanda ortadan kaldırılması, sürümün kolaylaştırarak ikinci ürün yetiştirmek için zaman tasarrufu sağlaması, toprak üzerine düşen yabancı ot tohumlarının yok edilmesi gibi nedenlerden dolayı üreticilerimiz için cazip hale gelmektedir.

    Ancak beklenen bu faydanın aksine anız yakmak toprağa ve çevreye çok ciddi zararlar vermektedir. Anızın yakılmasıyla, toprağın en üst katmanında fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri ile toprak verimliliğini ve biyolojik dengeyi olumsuz yönde etkilemektedir.

    Özellikle rüzgar ve su erozyonunun olduğu yerlerde, nadasın uygulandığı alanlarda ve ayrışmanın hızlı olduğu durumlarda anız yakmanın verdiği zarar daha da artmaktadır. Ayrıca, hasat sonrası tarla yüzeyinde kalan bitkisel artıklar toprağı tavında tutmakta ve meyilli arazilerde verimli toprağın su ve rüzgâr erozyonuyla kaybolmasına engel olmaktadır. Çünkü anız, yağışların şiddetle toprağa düşmesini engeller, yüzey akış hızını azaltır, yağışın toprağa sızmasını sağlar.”

 

    -“Anız yakma sonucu çıkan yangınlar, milyarlarca liralık zarara yol açıyor”-

    Anız yangınlarının toprakta yaşayan birçok canlının zarar görmesine neden olduğunu ifade eden Bayraktar, “Doğal dengeyi bozan anız yakma, birçok canlının beslenme, barınma ve korunma ortamını da yok eder” diye konuştu.

    Anız yakan üreticinin istemeden kendi ekonomisine ve çevreye zarar verdiğini, hava kirliliğine neden olduğunu anlatan Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Toprakta bulunup gözle görülmeyen mikroorganizmaların faaliyetleri sonucunda organik madde parçalanır, ayrışır ve humus dediğimiz şekle dönüşür. Bu da toprakta bitki besin elementlerinin çoğalmasına, toprağın su tutma kapasitesinin artmasına, bu nedenle tarımsal üretimde verimliliğin artmasına sebep olur. Anız yakılması bu mikroorganizmalara zarar vermektedir.

    Hasat sonrasında geriye kalan anızın yakılması orman yangınları, telefon ve enerji iletim hatlarının yanması, sis oluşumu nedeniyle çeşitli trafik kazalarına yol açması, hasat edilmemiş komşu tarlalara yangın sıçraması, yakın köylerdeki hayvan barınaklarının ve yerleşim birimlerinin yanması gibi birçok riskleri ortaya çıkarmaktadır. Anız yakma sonucunda çıkan yangınlar, her yıl milyarlarca liralık maddi zararlara neden olmaktadır. İşin ekonomik boyutu verilen zararın görünmeyen yönüdür. Çünkü hayvan yemi olarak kullanılmasının yanında birçok yararı olan sap-saman yok edilmektedir. Bu ülkemiz ekonomisi için büyük bir kayıptır.”

 

    -“Anızın yakılması toprakta verimliliğin azalmasına neden olmaktadır”- 

    Bayraktar, verimli hasat alabilmek için doğal kaynakların korunması gerektiğine işaret etti. Toprakta bulunan makro ve mikroorganizmaların, topraktaki organik maddelerin parçalanması, besin maddelerinin tekrar toprağa kazandırılması ve havadaki azotun bitkilerce alınabilir formlara dönüşmesi için önemli olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Anızın yakılması tarımsal üretimde döngünün bozulmasına ve toprakta verimliliğin azalmasına neden olmaktadır. Bu nedenlerle topraktaki organik maddenin kaynağını oluşturan bitki artıklarının yakılmadan özel toprak işleme aletleri ile işlenerek, sürdürülebilir toprak verimliliği ve topraklarda sürdürülebilir biyolojik ve fiziksel koşulların oluşturulması için esastır” ifadelerini kullandı.

 

    -“Üreticilerimiz toprak işlemesiz tarıma yönlendirilmelidir”- 

    Doğrudan ekim sistemlerinin dünya genelinde yaygınlaştığını ifade eden Bayraktar, “Ülkemizde de uygulanan ancak henüz yaygın olmayan bu sistemle hiç toprağı işlemeden anız üzerine ekim yapılabilmektedir. Bu sistemle hem maliyetler düşmekte hem de anızın organik madde olarak tekrar toprakta kalması sağlanmaktadır. Üreticilerimiz, sürüm maliyetini en aza indiren, anıza ekim yapılan toprak işlemesiz tarım tekniğine yönlendirilmelidir. Hasat sonrası ürün artıklarının özellikle erozyon riski yüksek olan bölgelerde, tamamen veya kısmen toprak yüzeyinde bırakılması gereklidir” diye konuştu.

Fındıkta hasada doğru


-Fındıkta hasada doğru…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Külleme hastalığı, fındık kokarcası nedeniyle fındık rekoltesinde düşüş bekliyoruz”

           -“Rekoltedeki düşüşün fındıkta maliyeti daha da yükselteceğini tahmin ediyoruz”

-“Fındık, hem ülkemiz hem de Karadeniz bölgemiz açısından vazgeçilmez bir ürün”

-“400 bin aile, 706 bin hektar alanda, dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini, dünya fındık ihracatının yüzde 75’ini karşılıyor”

-“Buna rağmen fındık fiyatını ülkemiz belirleyemiyor, üreticimizin kaderi alıcıya ve ithalatçıya bağlı kalıyor”

-“TMO’nun piyasada olmasından başta çare yok. Fındıkta fiyat, dolayısıyla üretici gelirinde istikrar sağlanması için TMO piyasada yer almalı, ürün ihtisas borsaları ve bu kapsamda fiyatın ülkemizde belirlenmesi için fındık borsası kurulmalı, lisanslı depolar yaygınlaştırılmalıdır”

-“Fındıkta ürün ihtisas borsalarıyla çiftçilerimizin ürün senedine karşılık sıfır faizli kredi alması sağlanmalıdır”

-“TMO, yükselen enflasyon, maliyetler ve üretici refahını göz önünde bulundurarak fiyat açıklamalıdır”

 

Ankara – 22.07.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gıda ve Orman Bakanlığı tarafından rekolte açıklaması henüz yapılmamakla birlikte, külleme hastalığı, fındık kokarcası nedeniyle fındık rekoltesinde düşüş beklediklerini bildirdi.

Bayraktar, Ağustos ayının ilk günlerinde başlayacak fındık hasadıyla ilgili yaptığı açıklamada, çiftçinin artan girdi fiyatları nedeniyle başta mazot olmak üzere girdilere erişimlerinin zorlaştığını belirterek, “maliyetler arttı. Rekoltedeki düşüşün fındıkta maliyeti daha da yükselteceğini tahmin ediyoruz” dedi.

Şemsi Bayraktar, fındığın, hem ülke hem de Karadeniz bölgesi açısından vazgeçilmez, ülkeye çok büyük miktarlarda döviz kazandıran bir ürün olduğunu, 400 bin ailenin, 706 bin hektar alanda, dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini, dünya fındık ihracatının yüzde 75’ini karşıladığını bildirdi.

2015-2016 sezonunda 2,3 milyar dolar, 2016-2017 sezonunda 1,9 milyar, 2017-2018 sezonunun 1 Eylül-15 Temmuz arası döneminde 1,65 milyar dolar fındık ihraç edildiğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“400 bin aile doğrudan üretici olarak, onbinlerce aile fındık nakliyesi, işlenmesi, ticareti, işçiliğinden, yüzbinlerce esnaf ailesi de fındığın yarattığı ekonomik değerden faydalanarak geçimini sağlıyor. Karadeniz Bölgemizin ekonomisinin büyük bölümü fındığa dayalıdır. Ülkemiz de fındık üretimi ve ihracatında dünyada bir tekeldir. Yıllara göre değişmekle birlikte dünya üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini, ihracatının ise yüzde 75’ini ülkemiz karşılıyor.

 Buna rağmen, fındıkta, satıcısı çok, alıcısı çok az olan oligopol piyasa yapısı yüzünden fındık fiyatını ülkemiz belirleyemiyor. Arz talep kuralı fındık piyasasında işlemiyor. Ürün az olduğunda bile fiyatların yükselmediğini geçtiğimiz yıllarda gördük. 400 bin üreticimizin fındık fiyatında söz hakkı yok. Çünkü alivre satış var, lisanslı depolar yaygın olmadığı için emanet usulü var, ürün ihtisas borsaları yok. Alivre satış yoluyla daha fındığın rekoltesi ve maliyeti belli olmadan ihraç fiyatlarının belirlenmesi sürekli sorun oluşturuyor. Piyasada haksız rekabet ve tekelci bir ortam mevcut. Lisanslı depolar yaygın değil. Üreticimiz fındığını depolayamıyor emanete veriyor. Emanete verilen fındık, emanette kalmıyor iç ve dış piyasaya sunuluyor. Ürün ihtisas borsaları olmadığı için ürün senedine karşılık kredi kullanamıyor. Borçları nedeniyle üreticimiz, fındığını arz talebe göre değil, hasattan hemen sonra satmak zorunda kalıyor.”

 

-“TMO piyasada yer almalı”-

Üreticinin kaderinin alıcıya ve ithalatçıya bağlı kaldığına dikkati çeken Bayraktar, çözüme yönelik olarak şunları kaydetti:

“Fındıkta fiyat sorununun çözülmesi için Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) piyasada olmasından başta çare yok. Fındıkta fiyat, dolayısıyla üretici gelirinde istikrar sağlanması için TMO piyasada yer almalı, ürün ihtisas borsaları ve bu kapsamda fiyatın ülkemizde belirlenmesi için fındık borsası kurulmalı, lisanslı depolar yaygınlaştırılmalıdır.

Fındıkta ürün ihtisas borsalarıyla çiftçilerimizin ürün senedine karşılık sıfır faizli kredi alması sağlanmalıdır.

Alivre satışlara ve emanet usulüne bir son verilmelidir.”

Bayraktar, “Toprak Mahsulleri Ofisi’nin, yükselen enflasyon, maliyetler ve üretici refahını göz önünde bulundurarak fiyat açıklaması gerekiyor. Üreticimiz daha fazla desteklenmelidir. TMO, yüksek kesimlerde de fındık alımı için geçici alım merkezi oluşturmalı, müdahil kurum olarak piyasada etkin ve hızlı alım gerçekleştirmelidir” dedi.

Özellikle Doğu Karadeniz’de fındıkta verim düşüklüğünün önemli bir sorun halini aldığını vurgulayan Bayraktar, verimin artırılması için, ekonomik ömrünü tamamlamış bahçelerin sökülerek yerlerine yeni bahçelerin oluşturulmasının Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından proje dâhilinde desteklenmesi zorunluluğu bulunduğunu bildirdi.