Tarım ve gıdada hedef 40 milyar dolar ihracat…


-Tarım ve gıdada hedef 40 milyar dolar ihracat…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım ve gıda ihracatında hedefimiz, en kısa zamanda 40 milyar dolara ulaşmak olmalıdır”

-“Bu hedef için de çiftçimiz ve üretim daha fazla desteklenmeli, yapısal sorunlar çözülmelidir”

-“Daha fazla ihracat yapmanın yolu daha fazla üretmekten, daha fazla üretmek de daha fazla ihracattan geçer”

-“Sadece iç pazara yönelik üretimle tarımda istikrarı sağlayamayız. İhracata odaklı çalışmalı, verimliliği, kalite ve standardı yakalamalıyız”

 

Ankara – 30.06.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım ve gıdada ihracatın, günümüzde, çiftçimiz açısından daha da vazgeçilmez hale geldiğini bildirerek, “tarım ve gıda ihracatında hedefimiz, en kısa zamanda 40 milyar dolara ulaşmak olmalıdır” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarım ve gıdada Mayıs ayında ihracatın yüzde 14,1 artarken, ithalatın yüzde 3,5 gerilediğini, ihracatın Mayıs ayında 1 milyar 475,9 milyon dolara Ocak-Mayıs döneminde ise 7 milyar 388,5 milyon dolara yükseldiğini belirtti. Geçen yıl Mayıs ayında gıda ve tarımda, ihracatın 1 milyar 293,3 milyon dolarda, Ocak-Mayıs döneminde ise 6 milyar 767 milyon dolarda kaldığını hatırlatan Bayraktar, geçen yılın aynı dönemine göre Mayıs ayında ihracatın yüzde 14,1, Ocak-Mayıs döneminde yüzde 9,2 arttığını vurguladı.

Şemsi Bayraktar, Mayıs ayında tarım ve gıdada ithalatın yüzde 3,5 düşüşle 1 milyar 305,8 milyon dolara inerken, Ocak-Mayıs döneminde yüzde 15 artışla 6 milyar 238,8 milyon dolara çıktığını belirten Bayraktar, geçen yıl Mayıs ayında 1 milyar 353,1, Ocak-Mayıs döneminde ise 5 milyar 425,7 dolar ithalat yapıldığını hatırlattı.

 

-“Tarım ve gıdada ihracat odaklı politikalar uygulanmalıdır”-

 

Gıda ve tarımda dış ticaret fazlasının Mayıs ayında 170,1 milyon dolar, Ocak-Mayıs döneminde ise 1 milyar 149,7 milyon dolara ulaştığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarım ve gıdada ihracat, günümüzde, çiftçimiz açısından daha da vazgeçilmez bir hale gelmiştir. Halen 17-18 milyar doları bulan tarım ve gıda ihracatında hedefimiz, en kısa zamanda 40 milyar dolara ulaşmak olmalıdır. Bu hedef için de çiftçimiz ve üretim daha fazla desteklenmeli, yapısal sorunlar çözülmelidir. Sadece iç pazara yönelik üretimle tarımda istikrarı sağlayamayız. Daha fazla ihracat yapmanın yolu daha fazla üretmekten, daha fazla üretmek de daha fazla ihracattan geçer.

İhracata odaklı çalışmalı, verimliliği, kalite ve standardı yakalamalıyız.

Tarım ve gıda, sürekli bir dış ticaret fazlası vererek, dış ticaret açığı bulunan ülkemize büyük katkıda bulunmaktadır. İhracatın sekteye uğraması durumunda oluşacak gelir kaybı da çiftçimizi olağanüstü sıkıntıya sokmaktadır. İhracat yetersiz kalınca arz sorunu da önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

Bunlardan dolayı, tarım ve gıdada rahatlıkla ulaşabileceğimiz yıllık 40 milyar dolarlık ihracatı yakalamamız için ihracat odaklı politikalar uygulamalıdır.”

Ziraat Odaları Meclis’e 3 vekil gönderdi…


Ziraat Odaları Meclis’e 3 vekil gönderdi…

-Ziraat Odası Başkanları Gökçel, Posacı ve Taş milletvekili seçildi

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: -“Vekil seçilen Oda Başkanlarımızın çiftçilerimizi Meclis’te de

yalnız bırakmayacağına, onların sorun ve talepleri için gayret göstereceğine inancımız tamdır”

 

Ankara – 29.06.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 24 Haziran seçimleri sonucunda, Akdeniz Ziraat Odası Başkanı Cengiz Gökçel’in Mersin, Efeler Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı’nın Aydın ve Adıyaman Ziraat Odası eski başkanı Yakup Taş’ın ise Adıyaman’dan milletvekili seçildiğini bildirdi. 

Bayraktar, yaptığı açıklamada, çiftçinin temsilcisi Ziraat Odası Başkanlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yer almasının TBMM’de ve diğer platformlarda çiftçinin sorunlarının takibi ve çözümü, çiftçinin haklarının savunulması bakımından önemli olduğunu belirtti.

Milletvekili seçilen Gökçel, Posacı ve Taş’a başarılar dileyen Bayraktar, şunları kaydetti:

“Çiftçilerimizi Ziraat Odaları çatısı altında başarıyla temsil eden Oda Başkanlarımız, milletvekilliği görevini de layıkıyla yerine getirecektir. Vekil seçilen Oda Başkanlarımızın çiftçilerimizi TBMM’de de yalnız bırakmayacağına, onların sorun ve talepleri için gayret göstereceğine inancımız tamdır. Kendilerini tebrik ediyor, yeni görevlerinin ülkemize, milletimize ve çiftçilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”

Balda ihracat artırılmalı…


-Balda ihracat artırılmalı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Zengin doğal kaynaklarıyla arıcılık cenneti olan, üretimde 115 bin tonla dünya ikinciliğini alan Türkiye, 6 bin 500 tondan çok daha fazla bal ihraç edebilir”

-“Ülkemizde 84 bine yakın işletmede, 8 milyonu aşkın kovanda bal üretiliyor, 23,4 milyon dolarlık ihracat yapılıyor”

 

Ankara – 28.06.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, balda ihracatın artırılması gerektiğini bildirerek, “Zengin doğal kaynaklarıyla arıcılık cenneti olan, üretimde 115 bin tonla dünya ikinciliğini alan Türkiye, 6 bin 500 tondan çok daha fazla bal ihraç edebilir” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, doğal flora ve nektar kaynakları bakımından çok zengin olan Türkiye’nin arıcılıkta olağanüstü potansiyele sahip olduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünya genelinde üretilen 1,66 milyon ton balın yüzde 27,1’sini Çin’in, yüzde 5,7’sini ise Türkiye’nin karşıladığını vurguladı.

Türkiye’de 2017 yılında, 84 bin işletmede 8 milyona yakın kovanda 115 bin ton bal üretildiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ülkemizde bal olağanüstü bir potansiyele sahiptir. Balın geleceği ihracata bağlıdır. Türkiye, 2017 yılında 23,4 milyon dolarlık 6 bin 500 ton bal ihraç etmiştir. Çok daha fazla bal ihraç edilebilir. Balın yanı sıra polen, arı sütü, propolis gibi ürünlerin üretim ve ihracatına da önem verilmelidir. Kovan başına bal verimi artırılmalıdır. Çin kovan başına 50,1 kilogram bal alırken, bizde bu rakam 14,3 kilogramda kalmaktadır.”

 

-Yapılması gerekenler-

 

Bayraktar, Türkiye’nin arıcılıktan çok daha fazla gelir elde edebilmesi için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:

“Arı üreticilerinin birlikler ya da kooperatifler şeklinde gelişmiş ülkelerdeki gibi güçlü bir şekilde örgütlenmesi sağlanmalıdır.

Özellikle ihracatta önem arz eden ballarda, arıların nektar aldığı bitkiye göre sınıflandırılması ve belli bir standardı yapılmalıdır.

Balda kalıntıya neden olan hastalık ve zararlılara karşı bilinçsizce ilaç kullanımı önlenmelidir.

Merdiven altı üretilen sahte ballara yönelik denetimler artırılmalıdır.

Kaçak bal girişleri önlenmelidir.

Arıcılar, balın yanı sıra yüksek katma değer sağlayan polen, arı sütü, propolis gibi diğer ürünleri de üretebilmesi için teşvik edilmelidir.

Arıcıların modern arıcılık konusunda eğitilmeli, genç çiftçiler desteklenmelidir.

Bölge şartlarına uygun ana arılar üretilerek arıcılara dağıtılmalıdır.

Organik bal üretiminin artırılmalıdır.

Kovanlarda standartlaşma sağlanmalı, verim ve kalite artırılmalıdır.

Tohum ve fide-fidan desteğinde son gün 3 gün…


-Tohum ve fide-fidan desteğinde son gün 3 gün…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: -“Destekten yararlanmak isteyen çiftçilerimizin, 29 Haziran Cuma günü mesai saati bitimine kadar başvurmaları gerekiyor”

-“Çiftçilerimizin yaşanabilecek yoğunluğu göz önünde bulundurarak kayıtlarını son güne bırakmadan bir an önce yaptırmalarında fayda var”

 

Ankara – 26.06.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tohum ve fide-fidan desteğinde son 3 güne girildiğini bildirdi.

Destekten yararlanmak isteyen çiftçilerin, 29 Haziran Cuma günü mesai saati bitimine kadar başvurmaları gerektiğini belirten Bayraktar, “Çiftçilerimizin yaşanabilecek yoğunluğu göz önünde bulundurarak kayıtlarını son güne bırakmadan bir an önce yaptırmalarında fayda var” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2018 yılı “Yurt İçi Sertifikalı Tohum Kullanım ve Yurt İçi Sertifikalı Fidan/Fide ve Standart Fidan Kullanım Desteği” başvurularının 29 Haziran’da biteceğini, gerekli belgelerle müracaatını zamanında yapamayan çiftçilerin destekten faydalanamayacağını belirtti.

 

-Destek miktarları-

 

Şemsi Bayraktar, yurt içi sertifikalı tohum kullanım desteğini dekarda, susam, kanola ve aspirde 4, tritikale, yulaf ve çavdarda 6, çeltikte 8, buğday ve arpada 8,5, yerfıstığı 15, nohut, kuru fasulye, mercimek ve soyada 20, korunga, fiğ, yem bezelyesinde 20, yoncada 30, patateste 80 lira olacağını bildirdi.

Bayraktar, yurt içi sertifikalı fidan/fide ve standart fidan kullanım desteğinin ise dekarda, bodur ve yarı bodur meyve türlerinde standart olanlarda 100, sertifikalı olanlarda 400, sertifikalı çilek fidesinde 400, bağ ve nar hariç diğer meyve fidanlarında standartta 100, sertifikalıda 280 lira olacağını kaydetti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar,  tohum ve fide-fidan desteği  başvurularının, Ziraat Odalarından alınan çiftçi belgeleri ve diğer istenen belgeler ile tarım il ve ilçe müdürlüklerine yapılabileceğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Seçimi…


-Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Seçimi…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Millet iradesi, büyük bir katılımla sandığa yansımış, örnek bir demokratik olgunlukla seçimler gerçekleştirilmiştir”

-“Şimdi hızla seçim süreci geride bırakılmalı, toplumun bütün kesim ve sektörleri topyekun olarak ülke menfaatlerine odaklanmalıdır”

-“İlk turda çoğunluğun oyunu alarak yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ı ve meclise girme başarısı gösteren 600 milletvekilini tebrik ediyorum”

 

Ankara – 25.06.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde millet iradesinin büyük bir katılımla sandığa yansıdığını ve seçimlerin örnek bir demokratik olgunlukla gerçekleştirildiğini belirterek, sonuçların ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diledi.

Bayraktar, seçimle ilgili yaptığı açıklamasında, şunları kaydetti:

“Seçimlerin milletimize yakışır şekilde, huzur içinde, yüksek katılım ve olgunlukla gerçekleştirilmiş olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Milletimiz görevini yerine getirmiş ve ülke yönetimini belirleyen iradesini, yüksek katılımlı bir seçimle sandığa yansıtmıştır. Şimdi hızla seçim süreci geride bırakılmalı, toplumun bütün kesim ve sektörleri topyekûn olarak ülke sorunlarına ve menfaatlerine odaklanmalıdır.”

Bayraktar, ilk turda çoğunluğun oyunu alarak yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ı ve meclise girme başarısı gösteren 600 milletvekillini tebrik ederek, seçim sonuçlarının ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diledi.

ÇKS kaydı için son gün 30 Haziran 2018


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “ÇKS kaydı yaptırmayan çiftçiler desteklerden yararlanamıyor, tarım sigortası yaptıramıyor, düşük faizli kredi kullanamıyor”

-“Tarım alanlarının ÇKS kayıtlarının yapılması, çiftçilerimizin tarımsal faaliyetlerini sürdürmesine katkı sağlayan desteklerden yararlanabilmeleri için elzemdir”

-“Çiftçilerimizin yaşanması muhtemel herhangi bir doğal afet sonucu meydana gelebilecek zararları doğrultusunda, kredi borçlarının ertelenmesi veya afet sonrası yapılacak her türlü tarımsal desteklerden yararlanabilmesi için ÇKS kayıtlarını yaptırmaları gerekmektedir”

-“Çiftçilerimizin son haftada yaşanabilecek yoğunluğu göz önünde bulundurarak kayıtlarını bir an önce yaptırmalarında fayda var”

 

Ankara – 21.06.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvurularının 30 Haziran 2018 günü sona ereceğini bildirerek, “Çiftçilerimizin son haftada yaşanabilecek yoğunluğu göz önünde bulundurarak kayıtlarını bir an önce yaptırmalarında fayda var” diye konuştu.

Bayraktar, ülkemizde ÇKS’ye kayıt yapılabilecek 23 milyon 375 bin hektar tarım alanı bulunmasına rağmen, 2017 yılında ÇKS kaydı yapılan alanın 14 milyon 805 bin hektarla sınırlı kaldığını ifade etti.

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“2017 yılında 8 milyon 570 bin hektar arazi, tarım yapılabildiği halde ÇKS dışında kalmıştır. Bu rakam 1 milyon 837 bin hektar olan Hollanda tarım alanının yaklaşık 4,5 katı büyüklüğündedir. Tarım alanlarının ÇKS kayıtlarının yapılması, çiftçilerimizin tarımsal faaliyetlerini sürdürmesine katkı sağlayan desteklerden yararlanabilmeleri için elzemdir. Tarım yapıldığı halde çeşitli gerekçelerle ÇKS kaydına engel teşkil eden sorunların çözümlenmesi de oldukça önemlidir.”

 

-“ÇKS yaptırmayan üretici desteklerden yararlanamıyor”-

 

Bayraktar, ÇKS başvurusu yaptırmayan üreticilerin yıl içinde verilen mazot, kimyevi gübre, yem bitkileri ve prim uygulamaları başta olmak üzere çiftçiye verilen desteklerden yararlanamadığını hatırlattı. ÇKS başvurusu bulunmayan üreticilerin düşük faizli kredi kullanamadığını, tarım sigortasına başvuramadığını belirten Bayraktar, “Çiftçilerimizin yaşanması muhtemel herhangi bir doğal afet sonucu meydana gelebilecek zararları doğrultusunda kredi borçlarının ertelenmesi veya afet sonrası yapılacak her türlü tarımsal desteklerden yararlanabilmesi için ÇKS kayıtlarını yaptırmaları gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

 

-Son gün 30 Haziran-

 

ÇKS başvuruları için son günün 30 Haziran 2018 olduğunu hatırlatan Bayraktar, üreticilere, olası sıkıntıları göz önünde bulundurmalarını ve kayıt için son günü beklememelerini önerdi. ÇKS kaydını yaptırmayanların 2018 yılı desteklerinden faydalanamayacağını bildiren Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Çiftçilerimiz, 30 Haziran 2018 tarihinden sonra sahip oldukları veya kiraladıkları tarım arazileri dışında yeni bir çiftçi ve arazi kaydı yapamayacak. Ancak çiftçiler, içinde bulunulan üretim yılında ÇKS’ye kayıtlı tarım arazileri üzerindeki üretim bilgilerinin güncellenmesi işlemini, üretim yılının 15 Temmuz-15 Ağustos 2018 tarihleri arasında yapabilecek. Mücbir sebeplerden kaynaklanan üretim bilgisi değişiklikleri de üretim yılı içinde yapılabilecek.”

Bayraktar, ÇKS başvurularının, Ziraat Odalarından alınan çiftçi belgeleri ve diğer istenen belgeler ile tarım il ve ilçe müdürlüklerine yapılabileceğini hatırlattı.

Doğal afet yaşayan çiftçinin borçları ertelenmeli…


-Doğal afet yaşayan çiftçinin borçları ertelenmeli…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Ocak ayından bu yana başta dolu olmak üzere, don, sel, fırtına afetleri ürünlere zarar verdi”

-“Mayıs ayı yağışı, önceki yılların ortalamasının yüzde 79,7, geçen yıl yağışlarından da yüzde 47,4 üzerinde gerçekleşti”

-“Üreticilerimiz yaşadıkları afetlerden dolayı yeterli gelir elde etmekten mahrum kalıyor. Bu durumdaki çiftçilerimizin üretime devam edebilmeleri için zararlarının karşılanması ve yeni finansman olanağı sağlanması

zorunluluğu bulunuyor”

-“Bu yıl yaşanan afetler nedeniyle kredi borçlarını ödeyemeyen çiftçilerin borçlarının ertelenmesi gerekiyor”

-“Arka arkaya afet yaşayan üreticilerimizin biriken borçlarını erteleme sonrasında bir defada ödemesi mümkün değildir. Bu durumdaki çiftçilerimizin biriken kredi borçlarının tamamı faizsiz olarak uzun vadeye yayılarak yapılandırılmalıdır”

-“Afet yaşayan çiftçilerimizin borçlarının ertelenmesi ve yapılandırılması konusunu hükümetimizden talep etmiştik”

-“7143 sayılı kanunla 31 Mart 2018 tarihine kadar olan sosyal güvenlik prim borçları yapılandırıldı. Ancak, Nisan, Mayıs, Haziran aylarında afet yaşayan çiftçimizin bu aylara ait sosyal güvenlik prim borçları da faizsiz olarak ertelenmelidir”

-“Afetlerden zarar gören üreticilerimizin tarımda kullandıkları elektrik borçları ile sulama borçları faizsiz olarak ertelenmelidir”

-“Başbakanlık Afet Fonu ve valilikler tarafından afet yaşayan çiftçilerimize acil maddi destek yapılmalıdır”

-“Tarımda bir an önce verim sigortasına geçilmeli, sigorta primleri makul düzeylere çekilmelidir”

-“Çiftçimizin yeni sezona rahat girebilmesi ve üretimini sürdürebilmesi için gübre, tohum, ilaç gibi girdi yardımı verilmelidir”

-“Afetlerden başta kayısı, buğday, arpa olmak üzere şekerpancarı, mısır, elma, armut, erik, kiraz, şeftali, fındık, çilek, üzüm, incir, narenciye, zeytin, ceviz, badem, Antep fıstığı, nohut, mercimek, kimyon, tütün, ahududu, böğürtlen gibi ürünlerimiz etkilendi”

-“Biber, fasulye, kabak, soğan, sarımsak gibi sebzelerde de zarar meydana geldi”

-“Mayıs ayı yağışları ile ülke genelinde beklenen kuraklık riski ortadan kalktı”

-“Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bazı alanlarında bölge için geç gelen yağışlar, hububatta kuraklık yaşanmasına neden oldu”

 

Ankara – 19.06.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, iklim değişikliğinin etkisiyle yağış düzeninin bozulduğunu bildirerek, “doğal afetler çiftçinin peşini bırakmıyor. Ocak ayından bu yana başta dolu olmak üzere, don, sel, fırtına afetleri ürünlere zarar vermiştir. Mayıs ayında mevsim normallerinin üzerinde bir yağış görüldü” dedi.

Üreticilerin yaşadıkları afetlerden dolayı yeterli gelir elde etmekten mahrum kaldığını, bu durumdaki çiftçilerin üretime devam edebilmeleri için zararlarının karşılanması ve yeni finansman olanağı sağlanması zorunluluğu bulunduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu yıl yaşanan afetler nedeniyle kredi borçlarını ödeyemeyen çiftçimizin borçlarının ertelenmesi gerekiyor.

Son yıllarda üst üste doğal afetler meydana gelmesi nedeniyle çok sayıda çiftçimizin sıkıntıya girdiğini de görüyoruz. Arka arkaya afet yaşayan üreticilerimizin biriken borçlarını erteleme sonrasında bir defada ödemesi mümkün değildir. Bunu gördüğümüz için afet yaşayan çiftçilerimizin borçlarının ertelenmesi ve yapılandırılması konusunu hükümetimizden talep etmiştik.

Bu durumdaki çiftçilerimizin biriken kredi borçlarının tamamı faizsiz olarak uzun vadeye yayılarak yapılandırılmalıdır.

Yapılandırmaya diğer kamu bankalarına olan borçlar da dahil edilmelidir. Ayrıca özel bankaların yapılandırmaya katılımı da sağlanmalıdır.

7143 sayılı kanunla 31 Mart 2018 tarihine kadar olan sosyal güvenlik prim borçları yapılandırıldı. Ancak, Nisan, Mayıs, Haziran aylarında afet yaşayan çiftçimizin bu aylara ait sosyal güvenlik prim borçları da faizsiz olarak ertelenmelidir.

Afetlerden zarar gören üreticilerimizin tarımda kullandıkları elektrik borçları ile sulama borçları faizsiz olarak ertelenmelidir.

Başbakanlık Afet Fonu ve valilikler tarafından afet yaşayan çiftçilerimize acil maddi destek yapılmalıdır.

Tarımda bir an önce verim sigortasına geçilmeli, sigorta primleri makul düzeylere çekilmelidir.

Çiftçimizin yeni sezona rahat girebilmesi ve üretimini sürdürebilmesi için gübre, tohum, ilaç gibi girdi yardımı verilmelidir.”

Şemsi Bayraktar yaptığı açıklamada, Mayıs ayında ülke genelinde yağışlı bir havanın hakim olduğunu belirtti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Mayıs ayında mevsim normallerinin üzerinde yağış görüldüğünü söyleyen Bayraktar, “Mayıs ayı uzun yıllar yağış ortalaması 49,3 milimetredir. Bu yılki Mayıs ayı yağış ortalaması 88,6 mm olarak gerçekleşti. Geçen yılki Mayıs ayı yağışı 60,1 mm idi. Mayıs ayı yağışı, önceki yılların ortalamasının yüzde 79,7, geçen yıl yağışlarından da yüzde 47,4 üzerinde gerçekleşti” diye konuştu.

 

-Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde normalin 3 katı yağış-

 

Mayıs ayı yağışlarında tüm bölgelerde artış görüldüğüne dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yağış miktarı, normalin 3 katına yaklaştı. Nisan ayında son 38 yılın en düşük ikinci yağışını alan bölge, Mayıs ayında ise son 38 yılın en yüksek ikinci yağışını aldı.

Normale göre en fazla artış yüzde 100 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Ege Bölgesinde görülürken, bu bölgeyi yüzde 76 ile Doğu Anadolu Bölgesi, yüzde 74 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 69 ile Marmara Bölgesi, yüzde 61 ile Karadeniz Bölgesi ve yüzde 53 ile Akdeniz Bölgesi izledi.

Yeni üretim sezonunun başladığı Ekim ayından itibaren 8 aylık birikimli yağışlara bakıldığında, genel olarak yağışlarda normaline göre azalma, geçen yıl yağışlarına göre ise artış görüldü. 

Ekim, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ayları birikimli yağış 470,5 mm, normali 491,2 mm, geçen yılın aynı dönem ortalaması ise 415,9 mm’dir. 8 aylık yağışlarda normale göre yüzde 4,2 azalma; geçen yıla göre ise yüzde 13,1 artış gözlendi. Mayıs ayının ülke genelinde fazla yağışlı geçmesi ile yüzde 13 olan yağış yetersizliği yüzde 4,2’ye geriledi.

Birikimli yağışlar Marmara ve Karadeniz Bölgesinde normallerinin üzerinde iken diğer bölgelerde azaldı. Normale göre en fazla yağış azalması yüzde 17 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görülürken, bu bölgeyi yüzde 10 ile Ege ve Doğu Anadolu Bölgesi, yüzde 3 ile İç Anadolu ve Akdeniz Bölgesi izledi. Normale göre yağış artışı Marmara Bölgesinde yüzde 9 iken, Karadeniz Bölgesinde yüzde 2 oldu.”

 

-Zarar gören ürünler-

 

Ocak ayından bu yana gerçekleşen afetlerinin ülke genelini etkilemese de afetin yaşandığı ilçe veya köylerde çiftçiye önemli zararlar verdiğine dikkati çeken Bayraktar, “Yaşanan afetlerden başta kayısı, buğday, arpa olmak üzere şekerpancarı, mısır, elma, armut, erik, kiraz, şeftali, fındık, çilek, üzüm, incir, narenciye, zeytin, ceviz, badem, Antep fıstığı, nohut, mercimek, kimyon, tütün, ahududu, böğürtlen, gibi ürünlerimiz etkilenmiştir. Bu ürünlerin yanı sıra biber, fasulye, kabak, soğan, sarımsak gibi sebzelerde de zarar meydana geldi” dedi.

Şemsi Bayraktar, Ocak-Mayıs ayları arasında bazı ilçelerinde başta dolu olmak üzere don, sel ve fırtına afetleri nedeniyle ürünlerin zarar gördüğü illeri şöyle sıraladı:

“Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Bilecik, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, İzmir, Kahramanmaraş, Kastamonu, Karaman, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Siirt, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Uşak ve Yozgat.”

 

-Kuraklık riski ortadan kalktı-

 

Ülke genelinde birinci ürün kışlık hububat ekiminin genel olarak Kasım ayı itibariyle tamamlandığını ve bitki gelişiminin devam ettiğini belirten Bayraktar, “Aralık ayına kadar bitkinin ihtiyacı olan yağmurun ve özellikle kar yağışlarının yeterli düzeyde olmaması, Mart ve Nisan ayı yağışlarının hububat üretimi için yetersiz kalması bazı alanlarda ürün gelişimin olumsuz etkiledi. Mayıs ayı yağışlarıyla ülke genelinde beklenen kuraklık riski ortadan kalktı. Ancak, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin bazı alanlarında bölge için geç gelen yağışlar hububatta kuraklık yaşanmasına neden oldu” dedi.  

 

-İl ve ilçelerde meydana gelen hasarlar-

 

Mayıs ve Haziran ayında afet yaşanan il ve ilçelerde meydana gelen hasarlar şöyle:

Antalya/Demre: Yaşanan dolu afeti 350-400 dekar alanda bulunan cam ve plastik seralara zarar verdi. Cam seralarda camlar kırılırken, plastik seraların örtüleri yırtıldı. Sera içinde ürün bulunmaması zararın boyutunu azalttı.

Antalya/Kumluca: Dolu yağışından çoğunluğu narenciye olmakla birlikte, seraların da içinde yer aldığı yaklaşık 10-12 bin dekar alanda zarar oluştu. Cam seralarda camlar kırılırken, plastik seraların örtüleri yırtıldı. Sera içinde ürün bulunmaması zararın boyutunu azalttı. Dalında ürün bulunan narenciye bahçelerinde ürünler önemli düzeyde zarar gördü.

Antalya/Finike: Dolu afetinden yaklaşık 20 bin dekar alanda bulunan narenciye bahçeleri ile yaklaşık 250 dekar alanda seralar zarar gördü. Cam seralarda camlar kırılırken, plastik seraların örtüleri yırtıldı. Sera içinde ürün bulunmaması zararın boyutunu azalttı. Dalında ürün bulunan narenciye bahçelerindeki ürünlerde önemli zarar meydana geldi.

Ankara/Polatlı: Gerçekleşen dolu yağışı yaklaşık 100-120 bin dekar alanda buğday, arpa, soğan, şekerpancarı ürünlerine zarar verdi.

Ankara/Şereflikoçhisar: İlçede görülen dolu yağışı, Çalören, Karabük, Kadıncık, Yeşilyurt, Büyükkışla, Bağobası, Fadıllı, Doğankaya, Çayırönü ve Akın mahallelerinde 20 bin dekar alanda arpa, 10 bin dekar alanda buğday, 7 bin dekar alanda nohut, 3 bin dekar alanda kimyon ve 4 bin dekar alanda mercimek olmak üzere toplam 44 bin dekar ekili alana zarar verdi. Dolu yağışı ürünlere yüzde 40 ile yüzde 80 arasında değişen oranlarda zarar verdi.

Ankara/Bala: İlçede Ahmetçayır, Yeniyapançarsak, Yöreli, Yeniköy, Koçyayla, Afşar, Derekışla, Sırapınar, Yeniyapanşeyhli ve Abazlı mahallelerinde etkili olan dolu ve selden etkilenen ekili arazinin 200 bin dönüm olduğu tahmin ediliyor. İlçede genel olarak hububat zarar gördü.

Ankara/Gölbaşı: İlçede yaklaşık 22 mahallede etkili olan dolu ve selden etkilenen ekili arazinin 100 bin dönüm olduğu tahmin ediliyor. Buğday ve arpada yüzde 40’dan yüzde 100’e varan oranlarda zarar tahmin ediliyor.

Ankara/Haymana: Mayıs ayında gerçekleşen aşırı yağış ve selden dolayı 50-55 bin dekar alanda ekili buğday, 10-15 bin dekar alanda arpa, 1000 dekar alanda nohut ve kimyon ürünlerine zarar verdi. İlçede ayrıca yağışların beklenen dönemlerde gerçekleşmemesiyle hububatta kuraklıktan dolayı da zarar oluştu.

Sakarya/Merkez-Serdivan: Merkez ve Serdivan ilçesinde gerçekleşen aşırı yağış yaklaşık yüzde 70’i mısır olmak üzere ekili sebzelere zarar verdi. Gökçeören gölü etrafında yaklaşık 10 bin merkezde 5 bin dekar alanda zarar oldu. Ekili olan alanlar bozulup yeniden ekim yapıldı.

Sakarya/Erenler: Gerçekleşen aşırı yağıştan dolayı mısır, fasulye, kabak, şekerpancarı gibi ürünlerin ekili olduğu alanlarda zarar meydana geldi.

Sakarya/Ferizli: Mayıs ayında yağışların arka arkaya yağması sonucu özellikle mısır ekili bazı alanlar bozularak yeniden ekim yapıldı.

Sakarya/Karapürçek: İlçede yüzde 90 oranında fındık tarımı yapılmaktadır. Mayıs ayında gerçekleşen fırtınadan dolayı fındıkta yüzde 30-40 oranında zarar meydana geldi. Sigortası olanlar başvurularını yaptı.

Sakarya/Kocaali: Mayıs ayında gerçekleşen fırtınadan dolayı fındıklarda zarar görüldü. Hasar tespit çalışmaları devam ediyor. 

Sakarya/Pamukova: Mayıs ve Haziran ayında gerçekleşen dolu ürünlere zarar verdi. İlk tespitlere göre, 19 Mayıs 2018 tarihinde gerçekleşen dolu yağışı, 1000 dekar alanda sebzeye, 50 dekar alanda kiraza zarar verdi. 6 Haziran 2018 tarihinde gerçekleşen dolu ise 6 bin 500 dekar alanda üzümde, 2 bin dekar alanda zeytinde, 200 dekar alanda kabakta ürün zarar gördü.

Aydın/Karacasu: İlçede Haziran ayında iki ayrı tarihte gerçekleşen dolu tarım ürünlerine zarar verdi. Yaklaşık 34 bin dekar alanda özellikle zeytin, tütün, incir ve biberlerde yüzde 60 ile yüzde 90 arasında değişen oranlarda zarara neden oldu. 

Bursa/Kestel: Kestel İlçesi’nin Aksu ve Seğmen mahallelerinde dolu afetinden armut ve şeftali ürünlerinde zarar meydana geldi. Ürünler pazar değerini kaybetti.

Bursa/İznik: Erik, kiraz ve şeftalide doludan zarar meydana geldi.

Bursa/Yenişehir: 61 mahallenin 4’ünde tohumluk mısır, biber, fasulye, elma ve şeftalide dolu zararı görüldü.

Bursa/Osmangazi: Gerçekleşen yağış ve dolu bazı köylerde tarım alanlarını olumsuz etkiledi. Armut, üzüm, incir, ahududu, böğürtlen, çilek, kiraz ürünlerinde zarar meydana geldi. Doğanca köyünde Cuma günü gerçekleşen aşırı yağış köyde sele dönüşerek armut, üzüm ve incir ürünlerine zarar verdi.

Malatya/Hekimhan: Kayısıda doludan yüzde 60 hasar meydana geldi. Meyve dökümlerinin yanı sıra kalite kaybı görüldü.

Malatya/Yeşilyurt: Malatya’da etkili olan dolu yağışının kayısıda genel olarak yaklaşık yüzde 30-40 rekolte, yüzde 80 de kalite kaybına yol açtı.

Malatya/Darende: Dolu yağışı Darende’de de yüzde 25 düzeyinde hasara neden oldu. Malatya genelinde bu oranın yüzde 25-30 oldu.

Malatya/Battalgazi: Battalgazi’de de meydana gelen dolu yağışı kayısıda yüzde 30 kayba yol açtı.

Mersin/Mut: Mayıs ayında gerçekleşen aşırı yağış ve dolu ilçede 15 bin dekara alanda Antep fıstığı, elma, zeytin, ceviz, badem, üzüm ve kayısı bahçelerine zarar verdi. Kayısının yüzde 50’sinin hasat edilmiş olması ve kalanının da bir kısmında etkili olması kayısı da zararın boyutunu azalttı. 1 köyde 4 bin dekar alanda Antep fıstığı ve zeytinlerde zarar görüldü. Diğer yayla köylerinde ise 11 bin dekar alanda elma, ceviz, badem ve üzümlere zarar verdi.

Eskişehir: Dolu yağışı Tepebaşı ilçesinde Zincirlikuyu, Aşağısöğütönü ve Sakintepe mahallelerinde 20 bin dekar arazide ekili ve hasada gelmiş yeşilliklerin bir kısmına zarar verdi.

Kırşehir/Kaman-Çiçekdağı-Boztepe: Kaman, Boztepe, Çiçekdağı ilçelerinde gerçekleşen aşırı yağış ve dolu yağışı buğday, arpa ve şekerpancarına zarar verdi.

Kastamonu/Taşköprü: Taşköprü’de meydana gelen dolu yağışı sarımsaklarda zarara yol açtı.

Muş/Korkut: İlçede yaşanan aşırı yağış ve dolu afetinden 690 adet arı kovanı, 1 büyükbaş, 10 küçükbaş hayvanın telef olmuş, 1500 dekar alanda ekili olan buğday zarar görmüştür.

Sivas/Gürün: Dolu yağışı buğday başaklarında zarar yol açtı.

Bayraktar, doğal afet yaşanan Kahmanmaraş’ta 3, Muş’ta 2, Ankara’da 1, Balıkesir’de 1 kişi olmak üzere 7 vatandaşın sel nedeniyle hayatını kaybettiğine dikkati çekerek, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.

Tarımda istihdam Mart ayında 5 milyonu aştı…


-Tarımda istihdam Mart ayında 5 milyonu aştı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım, Mart ayında 5 milyon 58 bin kişiye istihdam sağladı, işsizliği 1,8 puan düşürdü”

-“Tarımda istihdam geçen yılın aynı ayına göre, 27 bin kişi azaldı”

-“İstihdamda yüzde 17,7 pay alan tarım, Mart’ta işsizliği yüzde 11,9’dan yüzde 10,1’e çekti”

 

Ankara – 18.06.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın istihdama olan katkısının sürdüğünü bildirerek, “Tarım, Mart ayında 5 milyon 58 bin kişiye istihdam sağladı, işsizliği 1,8 puan düşürdü” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Mart ayında tarımda istidamın, geçen yıl Mart ayına göre 27 bin kişi azalmasına rağmen, istihdamdaki payının hala çok önemli olduğunu belirtti. Şemsi Bayraktar, 2018 yılı Mart ayında 5 milyon 85 bin olan tarımda istihdamın, bu yıl Mart ayında 5 milyon 58 bine gerilediğini söyledi. Bayraktar, Mart ayında tarımdaki istihdamın, Şubat ayına göre 75 bin kişi arttığını belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, tarımın Mayıs ayında 5 milyon 577 bin, Haziran ayında 5 milyon 757 bin, Temmuz ayında 6 milyon 21 bin, Ağustos ayında 5 milyon 953 bin, Eylül ayında 5 milyon 854 bin, Ekim ayında 5 milyon 534 bin, Kasım ayında 5 milyon 297 bin, Aralık ayında 5 milyon 170 bin, Ocak ayında 4 milyon 963 bin, Şubat ayında 4 milyon 983 bin kişiye istihdam sağladığını hatırlattı.

 

-Tarımın istihdamdaki payı yüzde 17,7-

 

Mart ayında 28 milyon 499 bin kişi olan toplam istihdamın yüzde 17,7’sini tarımın karşıladığına, bu rakamın geçen geçen yılın Temmuz, Ağustos aylarında yüzde 20,7, Eylül ayında yüzde 20,3, Ekim ayında yüzde 19,3, Kasım ayında yüzde 18,6, Aralık ayında yüzde 18,3, bu yılın Ocak, Şubat, Mart aylarında yüzde 17,7 olduğunu bildiren Bayraktar, 2017 Mart ayında 27 milyon 489 olan toplam istihdamın da bir yıllık sürede 1 milyon 10 bin kişi arttığına dikkati çekti.

Bayraktar, tarımın istihdamda yüzde 17,7, sanayinin yüzde 19,7 pay aldığını, inşaatın payının yüzde 7,3’de kaldığını, istihdamda en büyük payın yüzde 55,3 ile hizmetlerde olduğunu belirtti.

 

-Tarım kadınlarda işsizliği 3,4 puan düşürdü-

 

Şemsi Bayraktar, Mart ayında tarımda 2 milyon 864 bin erkek, 2 milyon 194 bin kadının istihdam edildiğini bildirdi. Erkeklerin yüzde 14,6’sının, kadınların yüzde 24,7’sinin tarımda çalıştığını, tarımın işsizliğin geri çektiğini belirten Bayraktar, Mart ayında tarımın kadınlarda işsizliği 3,4 puan düşürerek yüzde 16,3’den yüzde 12,9’a, erkeklerde 1,1 puan düşürerek yüzde 9,9’dan yüzde 8,8’e, toplamda işsizliği 1,8 puan düşürerek yüzde 11,9’dan yüzde 10,1’e indirdiğini belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, tarımda istihdamın her yıl Temmuz ve Ağustos aylarında zirveye ulaştığını, Eylül ayından itibaren tarımsal faaliyetlerdeki azalmayla birlikte istihdamın da gerilemeye başladığını, Ocak-Şubat aylarında en alt düzeye indiğini hatırlattı.

Toprak Bayramı, Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü…


-Toprak Bayramı, Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Binlerce yılda oluşan toprağın gelecek nesillere sağlıklı ve  temiz bir şekilde bırakılması herkesin görevidir”

-“Toprağa ve tarıma hizmet kutsaldır. Toprak için yapılan her mesai, insanlık adına faydalı bir iştir”

-“Türkiye topraklarının yüzde 76’sı organik madde bakımından yetersizdir”

-“Tarımda sorun yaşamamak için topraktaki organik madde seviyesi yükseltilmelidir”

-“Kullanılan kimyasal miktarının artması biyolojik dengenin bozulmasına ve tarım alanlarının kirlenmesine neden oluyor”

-“Organik gübre kullanımı özendirilerek, kimyasal gübrelerin kullanımının azaltılması olumsuzlukların oluşmasını kısmen engelleyecektir”

-“Her geçen gün çoğalan nüfusun tabii kaynaklara gittikçe artan talebi ve baskısı, yanlış uygulamalar çölleşmenin en önemli sebebidir”

-“Ülkemizde, çölleşme ile mücadele ve kuraklığın etkilerini azaltma konusunda acil tedbirlerin alınması zorunludur”

-“Tarım arazilerinin daha verimli kullanımı için parçalanmış arazilerin birleştirilmesi, ekonomik kazanç elde edilecek büyüklüğe ulaştırılması gereklidir”

 

Ankara – 16.06.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın yüzde 98’inin toprakta yapıldığına işaret ederek, “Binlerce yılda oluşan toprağın gelecek nesillere sağlıklı ve temiz bir şekilde bırakılması herkesin görevidir” dedi.

Bayraktar, bu yıl aynı güne denk gelen Toprak Bayramı ile Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü dolasıyla yaptığı açıklamada, bitkilere durak yeri ve besin kaynağı olan toprağın önemine işaret etti. Yaşamın kaynağı olan toprağın tükenebildiğini ancak yeniden üretilemeyeceğini belirten Bayraktar, “Bir Afrika atasözünde denildiği gibi bu topraklar atalarımızdan miras değil, gelecek nesillerin bize emanetidir. Gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmak istiyorsak, toprağa ve çevreye özen göstermeliyiz” diye konuştu. Tüm ülkelerin toprağı koruyan politikalar izlemesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, “Toprağa ve tarıma hizmet kutsaldır. Toprak için yapılan her mesai, insanlık adına faydalı bir iştir” ifadelerini kullandı. 

 

-Topraktaki organik madde azlığı sorunu-

 

Topraktaki organik madde düzeyinin tarımsal üretimi etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğunu belirten Bayraktar, Türkiye topraklarının yüzde 76’sının organik madde bakımından yetersiz olduğunu bildirdi. Toprağa can veren organik maddelerin her geçen gün azaldığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Toprak hassas bir terazi gibidir. Aldığınızın karşılığını tekrar toprağa vermeniz gerekir. Organik madde çoğalırsa toprakta canlılık ve buna bağlı olarak verimlilik artar. Organik madde azalırsa verimlilik azalır. Organik maddelerin yok olduğu topraklar, zaman içinde kullanılmaz hale gelecektir. Organik madde yok olursa, topraktaki canlılar da yok olur. Bu şartlarda toprak ölür. Ölü bir toprakta, bitkiler ve ölen tüm canlılar mikroorganizma faaliyeti olmadığı için çürümez, parçalanma olmaz. Neticede doğanın dengesi bozulur. Türkiye’nin toprak yönetimi açısından en önemli sorunlarının başında topraktaki organik madde seviyesinin yetersizliği gelmektedir. Tarımda sorun yaşamamak için topraktaki organik madde seviyesi yükseltilmelidir.”

 

-“Kimyasal gübrelerin kullanımının azaltılması olumsuzlukların
oluşmasını kısmen engelleyecektir”-

 

Nüfus artışına paralel olarak tarımsal ürünlere olan talep artışının entansif (tarımda verimi artıracak sulama, gübreleme, kaliteli tohum, ilaç, makine gibi tüm olanakların kullanıldığı yöntem) üretimi zorunlu kıldığını anlatan Bayraktar, yüksek verimin öncelik olduğunu bu üretim sisteminin bazı sorunlara neden olduğuna dikkat çekti. Gıda üretiminde kullanılan kimyasal miktarının artmasının biyolojik dengenin bozulmasına ve tarım alanlarının kirlenmesine neden olduğunu belirten Bayraktar, şunları söyledi:

“Bu durum, tarımda sürdürülebilir bir üretim anlayışını ve toprak dostu bir programın yürürlüğe konulmasını zorunlu kılmaktadır. Özellikle entansif tarımın yapıldığı alanlarda oluşan kirliliğe; yanlış ve yoğun kullanılan tarım ilaçları, kimyasal gübreler, dengesiz yapılan sulama gibi faktörler sebep olmaktadır. Üstelik entansif tarım yöntemi, yalnızca çevre kirliliği ve doğal dengenin bozulmasına neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda besin zinciriyle tüm canlılara ulaşarak yaşamlarını olumsuz etkiliyor. Entansif tarımsal üretimde, gübrelemeden kaçınmanın söz konusu olamayacağı gerçeği dikkate alındığında, organik gübre kullanımı özendirilerek, kimyasal gübrelerin kullanımının azaltılması olumsuzlukların oluşmasını kısmen engelleyecektir.

 

-“Toprak ve su kaynakları artan rekabetle birlikte risk altına girecektir”-

 

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yapılan açıklamaya göre 2050 yılına gelindiğinde, dünya genelinde gıda talebinin yüzde 70, gelişmekte olan ülkelerde ise bu talebin yüzde 100 oranında artması bekleniyor. Artan gıda talebi, tarımsal üretim sistemleri üzerinde eşi görülmemiş bir baskıya neden olacaktır. Toprak ve su kaynakları artan rekabetle birlikte risk altına girecektir. Bu nedenle toprak ve su kaynakları için sürdürülebilir tarım uygulamaları, özel ilgi ve iyileştirme eylemleri son derece önemlidir. Kısıtlılıkların üstesinden gelmek ve yüksek risk alanlarındaki kaynak yönetimini geliştirmek için çeşitli seçenekleri analiz etmek gereklidir. Uluslararası iş birliği ve kalkınma politikalarına ülke olarak dâhil olmamız bu kısıtlamaların üstesinden gelmemize yardımcı olacaktır.”

 

-“Ülkemiz, dünyada toprak rezervi azalan 20 ülkeden biridir”-

 

Dünyada 250 milyondan fazla insanın doğrudan çölleşme ve kuraklıktan etkilendiğini belirten Bayraktar, 4 milyar hektardan fazla arazinin ise çölleşme tehdidi altında olduğunu bildirdi. Dünya üzerindeki toprakları genişletmenin ve su kaynaklarını artırmanın mümkün olmadığına dikkat çeken Bayraktar, “Bize düşen görev, bu kaynakları kirletmeden, yok etmeden, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde kullanarak gelecek nesillere, en temiz ve verimli haliyle bırakmaktır” dedi.

Ülkemizin dünyada toprak rezervi azalan 20 ülkeden biri olduğunu söyleyen Bayraktar, şöyle devam etti:

“Yüzölçümü 78,06 milyon hektar olan ülkemizin, 37,9 milyon hektar toplam tarım alanı varken, işlenen tarım arazisi 23,4 milyon hektardır. Ülkemizde tabii çöl bulunmamaktadır. Ancak coğrafi konumu, iklimi, topografyası ve toprak şartları arazi tahribatına ve kuraklığa karşı hassasiyeti artırmakta, bu durum çölleşme ve kuraklıktan en fazla etkilenen ülkeler arasında yer almasına sebep olmaktadır. Topraklarımızın korunmasının ne denli önemli olduğu açıkça görülmektedir.

 

-“Ülkemiz, ‘çölleşmeye fazla duyarlı’ ülkeler arasında yer alıyor”-

 

Ülkemizdeki çölleşmenin başlıca sebepleri; toprak erozyonu, hatalı tarım uygulamaları ve arazi kullanımı, kimyasal gübre ve ilaçların bilinçsiz kullanımı, hatalı sulama teknikleri sonucu tuzlanma, ormansızlaşma, aşırı otlatma ve üst toprağın kirlenmesi sayılabilir. Bunların yanında her geçen gün çoğalan nüfusun tabii kaynaklara gittikçe artan talebi ve baskısı çölleşmenin en önemli sebebidir.

Kentsel yapılaşmanın, iyi nitelikli araziler üzerinde yoğunlaşması, tarım yapılan alanların daha düşük nitelikli arazilere doğru kaymasına yol açmıştır. İyi nitelikli üretken araziler üzerinde kurulan sanayinin, tarıma göre ekonomiye katkısının daha fazla olması, istihdam edilen kişi sayısının yüksekliği düşünülerek oluşturulan politikalar, maalesef verimli tarım arazilerinin de elden çıkmasına sebep olmuştur.

Ekolojik olarak hassas olan alanlarımızda başta bitki örtüsünün tahribi ile tabii dengenin bozulması, toprak ve ana materyalin aşınmasına yol açmaktadır. Bu durum Konya, Iğdır illeri ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere Türkiye’nin bütün bölgelerinde arazi bozulumuna ve çölleşmeye sebep olmaktadır.

Ülkemiz, iklim koşulları, yer şekilleri, toprak özellikleri, bitki örtüsü ve insan etkileşimi gibi nedenlerle ‘Dünya Çölleşme Tehlikesi Haritasında’, ‘çölleşmeye fazla duyarlı’ ülkeler arasında yer alıyor. Bu nedenle ülkemizde çölleşme ile mücadele ve kuraklığın etkilerini azaltmada acil tedbirlerin alınması zorunludur.

Ayrıca miras yoluyla küçülerek parçalı halde olması ekonomik olarak tarımsal faaliyet yapılmasını güçleştirmekte ve önemli miktarda tarım arazisinin tarımsal faaliyetlerinin dışında kalmasına sebep olmaktadır. Tarım arazilerinin daha verimli kullanımı için sadece parçalanmanın önüne geçilmesi değil parçalanmış arazinin birleştirilmesi, ekonomik kazanç elde edilecek büyüklüğe ulaştırılması da gereklidir. Bu konuya özen gösterilmeli ve toplulaştırmanın hızlanarak devam ettirilmesi sağlanmalıdır.” 

Tarım ÜFE, Nisan’ın ardından Mayıs’ta da geriledi…


-Tarım ÜFE, Nisan’ın ardından Mayıs’ta da geriledi…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:  “Kasım ayında yüzde 17,95’e kadar yükselen tarımda üretici fiyatları endeksi artışı, Mayıs ayında yüzde 8,47 oldu”

-“Ocak ayında yüzde 1,62, Şubat’ta yüzde 0,86, Mart’ta yüzde 0,52 artan tarım ÜFE, Nisan’daki yüzde 1,56 gerilemenin ardından Mayıs’ta da yüzde 0,55 indi”

-“Mayıs ayı itibarıyla gıda ve alkolsüz içeceklerdeki yıllık artış yüzde 11’i, TÜFE’de yüzde 12,15’i, yurtiçi ÜFE’de yüzde 20,16’yı bulurken tarım ÜFE’de yüzde 8,47’de kaldı”

-“Yıllık artışlar bazında tarım ÜFE ile gıda ve alkolsüz içecekler arasındaki fark 2,53’e, TÜFE ile 3,68’e, yurtiçi ÜFE ile 11,69’a ulaşıyor”

-“Çiftçimiz, gecesini gündüzüne katarak makul fiyatlarla üretmeye devam ediyor. Yalnız tarladan markete ürün fiyatları katlanarak artıyor. Bugün karpuz 4,8 kat, elma 4,4 kat, kabak 4,2 kat, maydanoz 3,8 kat, kırmızı mercimek ve kuru kayısı 3,6 kat fazlaya tüketiciye satılıyor”

-“Çiftçimiz, emeğinin karşılığını almak, tüketicinin de makul fiyatlarla ürün tüketebilmesini istiyor”

 

Ankara – 14.06.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda üretici fiyatları endeksinin, Nisan ayının ardından Mayıs ayında da gerilediğini bildirerek, “Ocak ayında yüzde 1,62, Şubat’ta yüzde 0,86, Mart’ta yüzde 0,52 artan tarım ÜFE, Nisan’daki yüzde 1,56 gerilemenin ardından Mayıs’ta da yüzde 0,55 indi. Kasım ayında yüzde 17,95’e kadar yükselen tarımda üretici fiyatları endeksi artışı, Mayıs ayında yüzde 8,47 oldu” dedi.  

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2017 yılının Ocak ayında yüzde 6,03 olan tarım ÜFE’nin, Şubat’ta yüzde 8,60’a, Mart’ta yüzde 14.05’e, Nisan’da yüzde 16,94’e çıktığını, Temmuz ayında yüzde 8,67’e kadar geriledikten sonra Kasım ayında yüzde 17,95’e kadar yükseldiğini, bu yıl Ocak ayında yüzde 9,69, Şubat ayında yüzde 8,98, Mart’ta yüzde 7,70, Nisan’da yüzde 6,39, Mayıs’ta ise yüzde 8,47 olduğunu vurguladı.

4 Haziran 2018 tarihinde açıklanan tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) verilerine göre gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık artış oranının yüzde 1,45 olduğuna, genel TÜFE’nin yüzde 1,56 arttığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Mayıs ayı itibarıyla TÜFE’de genel enflasyon yıllık bazda yüzde 12,15, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 11 ile çift hanelerde olmasına karşın, tarım ÜFE’de enflasyon tek hanelerde devam ediyor. Aynı ay yurtiçi ÜFE ise aylık bazda yüzde 3,79, yıllık bazda yüzde 20,16 düzeyinde.

Ocak ayında yüzde 1,62, Şubat’ta yüzde 0,86, Mart’ta yüzde 0,52 artan tarım ÜFE, Nisan’daki yüzde 1,56 gerilemenin ardından Mayıs’ta da yüzde 0,55 indi.”

 

-“Tarladan markete ürün fiyatları katlanarak artıyor”-

 

Mayıs ayı itibarıyla gıda ve alkolsüz içeceklerdeki yıllık artış yüzde 11’i, TÜFE’de yüzde 12,15’i, yurtiçi ÜFE’de yüzde 20,16’yı bulurken tarım ÜFE’de yüzde 8,47’de kaldığını, yıllık artışlar bazında tarım ÜFE ile gıda ve alkolsüz içecekler arasındaki fark 2,53’e, TÜFE ile 3,68’e, yurtiçi ÜFE ile 11,69’a ulaştığını belirten Bayraktar, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Çiftçimiz, gecesini gündüzüne katarak makul fiyatlarla üretmeye devam ediyor. Yalnız tarladan markete ürün fiyatları katlanarak artıyor. Bugün karpuz 4,8 kat, elma 4,4 kat, kabak 4,2 kat, maydanoz 3,8 kat, kırmızı mercimek ve kuru kayısı 3,6 kat fazlaya tüketiciye satılıyor.

Üreticiden 42 kuruşa alınan karpuz 2 lira 1 kuruşa, 1 lira 23 kuruş olan elma 5 lira 41 kuruşa, 70 kuruş olan kabak 2 lira 94 kuruşa, 33 kuruş olan maydanoz 1 lira 25 kuruşa, 2 lira 3 kuruş olan kırmızı mercimek 7 lira 30 kuruşa, 9 lira olan kuru kayısı 31 lira 97 kuruşa tüketiciye ulaşıyor.

Çiftçimiz, emeğinin karşılığını almak, tüketicinin de makul fiyatlarla ürün tüketebilmesini istiyor.”