Sakarya Tarım Raporu açıklandı…

-Sakarya Tarım Raporu açıklandı…

-Sakarya İli Tarım Sektör Raporu, Tarım Bakanı Fakıbaba, TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Sakarya Valisi Balkanlıoğlu, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Toçoğlu, Sakarya Milletvekilleri, Tarım Bakanlığı bürokratları, kaymakamlar,

belediye başkanları, Sivil Toplum Örgütlerinin başkanları, Ziraat Odası başkanları ve çitçilerin geniş katılımıyla Sapanca’da kamuoyuna açıklandı

-Düzenlenen törende 2017 yılında çiftçi eğitimi alan çiftçilere sertifikaları, Bakan Fakıbaba, Genel Başkan Bayraktar, Vali Balkanlıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Toçoğlu, Sakarya AK Parti Milletvekili Üstün, Sakarya MHP Milletvekili Açba

tarafından verildi

-Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba: -“Sofrada tüketilen her lokmada çiftçilerin emeği ve alın teri var. Her koşulda üretim yapan Türk çiftçisi bu toprakların gerçek sahibidir”

-“Anadolu coğrafyası, birçok ürünün ilk defa toprakla buluştuğu yer. Bu nedenle çiftçi daima farklı ve özeldir. Türkiye Ziraat Odaları Birliği de bu kitlenin Türkiye’de en önemli ve en büyük temsilcisidir”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Her şeyin modası geçer. Bir şeyi kullanırsınız, modası geçti diye atarsınız. Ama gıda öyle değil. Gıdayı almazsanız, yemezseniz hayatta kalamazsınız. Modası geçmeyen tek sektör gıdadır. Dolayısıyla hem ülkemizde hem de

dünyada fevkalade önemlidir”

-“Bizim amacımız sadece ülkemizin gıda güvencesini sağlamak olmamalıdır. Dünya bizim potansiyelimize ihtiyaç duyuyor”

-“Bakanlıklarımızla, sivil toplum örgütlerimizle, meslek kuruluşlarımızla, paydaşlarımızla birlikte çalışarak, birlikte gayret göstererek sektörle alakalı bir sinerji bir ortak akıl yaratmak zorundayız”

-“Bu Türkiye’de pilot bir rapor ve çok önemli bir rapor. Sakarya ilimize fayda getireceği kanaatindeyim”

-“Gerek kamu gerekse özel sektör yatırımcıları açısından da fevkalade önemli bir rapor. Bir rehber niteliğinde. Sakarya’nın tanıtımı açısından da fevkalade önemli”

 

Sakarya – 29.03.2018 – Sakarya İli Tarım Sektör Raporu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Sakarya AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, MHP Sakarya Milletvekili Zihni Açba, Tarım Bakanlığı bürokratları, kaymakamlar, belediye başkanları, Sivil Toplum Örgütlerinin başkanları, Ziraat Odası başkanları ve çitçilerin geniş katılımıyla Sapanca’da kamuoyuna açıklandı.

Düzenlenen törende 2017 yılında çiftçi eğitimi alan çiftçilere sertifikaları, Bakan Fakıbaba, Genel Başkan Bayraktar, Vali Balkanlıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Toçoğlu, Sakarya AK Parti Milletvekili Üstün, Sakarya MHP Milletvekili Açba tarafından verildi.

Bakan Fakıbaba, Sakarya İli Tarım Sektör Raporu Sunumu ve Çiftçi Eğitimi Sertifika Dağıtım Töreni’nde yaptığı konuşmada, kırsalda kalkınma olmadan Türkiye’nin kalkınamayacağını belirterek, “Kalkınma yerelden başlar, yerel her şeyi bilir. Önce kırsalı kalkındırmalıyız. İyi yaşam şartlarını ortaya koymalıyız. Şehre göçü önleyeceğiz” dedi. 

Sofrada tüketilen her lokmada çiftçilerin emeği ve alın terinin olduğunu söyleyen Fakıbaba, şöyle konuştu:

“Her koşulda üretim yapan Türk çiftçisi bu toprakların gerçek sahibidir. Avrupa’nın en büyük, dünyanın yedinci büyük tarımsal gücü haline çiftçiler sayesinde gelindi. Anadolu coğrafyası, birçok ürünün ilk defa toprakla buluştuğu yer. Bu nedenle çiftçi daima farklı ve özeldir. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) de bu kitlenin Türkiye’de en önemli ve en büyük temsilcisidir. Ziraat Odalarımızın görüşleri, istekleri ve önerileri bizim için önem ifade ediyor. Türk çiftçisine hak ettiği değeri ve desteği her zaman el birliğiyle sağladık ve sağlamaya devam edeceğiz. Kırsalda yaşayan 20 milyon insanımızın, tarımda istihdam edilen 5 milyon vatandaşımızın daha iyi şartlarda üretmesi ve daha çok kazanması için büyük reformlar yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Tarımı, stratejik ve iktisadi bir sektör olarak ele aldık. Çiftçilerimizi de stratejilerimizin merkezine alarak projelerimizi belirledik. Çiftçimizi gerçekten bu stratejinin merkezine aldık. Kırsalda kalkınma olmadan Türkiye kalkınamaz. Kalkınma yerelden başlar, yerel her şeyi bilir. Önce kırsalı kalkındırmalıyız. İyi yaşam şartlarını ortaya koymalıyız. Şehre göçü önleyeceğiz.”

İlk basamak olan üretici kazanmazsa kimsenin kazanamayacağının altını çizen Fakıbaba, şöyle devam etti:

“İktidarımızda bu zamana kadar 110 milyar lira nakit hibe verdik. Bu yıl sadece 14,5 milyar lira destekleme bütçemiz mevcut. 2019 yılında 17,5 milyar lira olması konusunda Başbakanımıza teklifte bulundum. Arkadaşlarımız bu konuda çalışıyor. Girdileri azaltmamız gerekiyor. Hayvancılığa 25 milyar lira hibe destek verdik. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) varken hayvan ithal etmemiz bizi üzüyor. TİGEM gibi, elimizde çok değerli 3 milyon dönüm arazimiz var. Biz bu bereketli toprakları, çok farklı şekilde Batı nasıl kullanıyorsa, ondan daha iyi şekilde kullanacağız. Et açığımızın sebebi düve üretimimizdir. Bir milyon düve açığımız var. Birisi ‘düve üretiyoruz’ dediğinde hayranlıkla bakıyorum.” 

Bakan Fakıbaba, çiftçilerin bilgi ihtiyacını karşılamak için var güçleriyle çalıştıklarını anlatarak, “Bu kapsamda ilgili sektör paydaşlarıyla işbirliği yapıyoruz. Toprağı suyla, çiftçiyi bilgiyle buluşturmamız gerektiğini söylüyorum. Geleceğin tarımda, tarımın geleceğinin de özellikle kadın ve gençlerde olduğuna inanıyoruz. 2013’ten bu yana 27 bin gencimiz projelerden yararlandı” dedi.

 

-Bayraktar; “Dünya bizim potansiyelimize ihtiyaç duyuyor”-

 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, törende yaptığı konuşmada, gıdanın fevkalade önemli, modası geçmeyen tek sektör olduğunu bildirerek, “her şeyin modası geçer. Bir şeyi kullanırsınız modası geçti diye atarsınız. Ama gıda öyle değil. Gıdayı almazsanız, yemezseniz hayatta kalamazsınız. Modası geçmeyen tek sektör gıdadır. Dolayısıyla hem ülkemizde hem de dünyada fevkalade önemlidir” dedi.

Dünya Bankası’nın yaptığı tespitlere göre, 2050 yılında dünya nüfusunun 9,6 milyara çıkacağını, 2 milyar artacağını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tüketim talebi yani gıdaya olan talep bu süre içinde yüzde 60 civarında artacak. Bu önemli bir rakamdır. Biz böyle bir konjektörü Türkiye olarak fırsata çevirmek zorundayız. Bizim amacımız sadece ülkemizin gıda güvencesini sağlamak olmamalıdır. 30 milyon 40 milyon turisti, 5 milyon mülteciyi bugün doyuruyoruz. Bu olmamalıdır. İnanın bana dünya bizim potansiyelimize ihtiyaç duyuyor. Bulunduğumuz coğrafyada Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya, Doğu Avrupa, Rusya’nın olduğu bu coğrafyada 700-800 milyon insan yaşıyor. Ve bunların gıda güvencesi noktasında problemleri var. Ve bunlar inanın Türkiye’ye muhtaç. Türkiye bu bölgeyi beslemeye aday bir ülke. Bu çok önemlidir. Bizim hedeflerimiz bu manada fevkalade büyüktür. Biz sektörün önünü açtığımızda, çiftçimizin önünü açtığımızda ben inanıyorum ki bu hedeflere ulaşacağız. Yani bugün 53-54 milyar dolarlık hasılayla yetinmemiz mümkün değil. Bu çok ciddi bir rakamdır. Avrupa’da bu manada birinciyiz. Ama Türkiye’nin 150 milyar dolarlık bir potansiyeli olduğu unutulmamalıdır.

Sabah, öğlen, akşam yediklerimizi çiftçilerimiz üretiyor. Hiçbir şeyi eksik, insanlarımızı aç bırakmadık. Bu coğrafyada birçok ülke açlıkla imtihan oluyor. Ama biz daha açlıkla imtihan olmadık. Allah açlıkla imtihan etmesin.”

 

-“Yapısal sorunların çözülmesi fevkalade önemlidir”-

 

Ciddi hedeflere ulaşma sektörün önünü açma adına yapısal sorunların çözülmesinin fevkalade önemli olduğunu belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Çiftçimiz hangi koşullarda üretim yaptığını da anlamak lazım. Aslında bu manada, tarım sektörünün öneminin kavranması adına bir toplumsal bilinç de oluşturmamız gerekiyor. Hangi koşullarda üretim yapıyoruz? Bir taraftan Türkiye’de sulama problemleri, parçalanmış arazi, ekonomik manada örgütlenme problemleri, pazarlama problemleri gibi çeşitli problemler var. Bu şartlarda üreticimiz bunları yapıyor. İşte bizim de bakanlıklarımızla tarım sektörünün çatı örgütü olarak, Ziraat Odaları Birliği olarak yapmaya çalıştığımız budur. Bu sorunları ortadan kaldırmak… Sektörün ve üreticinin önünü açmak ve hedefimize ulaşmak… Bunun için büyük bir gayretin içindeyiz. Ancak her şeye rağmen tarımı gelişmiş ülkelerin yaptığı gibi bakanlıklarımızla, sivil toplum örgütlerimizle, meslek kuruluşlarımızla, paydaşlarımızla birlikte çalışarak, birlikte gayret göstererek sektörle alakalı bir sinerji bir ortak akıl yaratmak zorundayız. İşte bütün gayretimiz bununla alakalı.”

 

-“Rapor, Sakarya iline fayda getirecek”-

 

Sorunların çözümü noktasında iller bazında her ilin tarım potansiyelini çok iyi değerlendirmek gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle konuştu:

“Her ilin kendine özgü tarım potansiyeli var. Farklı sorunları var farklı çözüm yolları var. İşte Sakarya’dayız. Sakarya’nın da farklı tarım potansiyeli var. Ve sorunlarının farklı çözüm yolları var. Sorunların çözümü adına bugün hocamızın sunacağı tarım raporu, strateji raporu çok önemli. Bu raporlara Türkiye’nin her tarafında, her ilinde ihtiyaç var. Çünkü eğer biz üniversitelerle çiftçilerimizle tarım kurum ve kuruluşlarıyla iller bazında bu raporları oluşturamazsak bir hedefe ulaşma şansımızın olmadığını söyleyebilirim. Değerli hocalarımız Prof. Dr. İlkay Dellal, Prof. Dr. Gürsel Dellal, Araştırma Görevlisi İlknur Ünüvar, 4-5 ay Sakarya’da kaldılar. İlçe ilçe gezdiler. Bütün kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde oldular. Tarım müdürlüklerimizle, Ziraat Odası başkanlarıyla, üretici birlikleriyle, çiftçilerimizle görüş alışverişinde bulundular. 232 sayfalık böyle bir rapor hazırladılar. Bu Türkiye’de pilot bir rapor ve çok önemli bir rapor. Sakarya ilimize fayda getireceği kanaatindeyim.

Sakarya ilinin avantajları, büyük bir tarım potansiyeli var. Fırsatlar ama Sakarya iliyle alakalı tehditler de var. Güçlü yanları, zayıf yanları var. Bütün bunlar geniş manada bu raporun muhtevasında bulunuyor. Sakarya ilimiz çok önemli bir il. Türkiye bitkisel üretimin yüzde 1,8’ini, hayvansal üretimin yüzde 1,5’ini karşılıyor. Bu ciddi bir rakamdır. Aşağı yukarı 4,5 milyar liralık bir hasılası var. Bu da ciddi bir rakamdır. Türkiye nüfusundaki payı yüzde 1,2. Yani nüfustaki payının üzerinde üretim yapıyor. Yeterli mi? Yeterli göremiyoruz. Sakarya’nın yağış rejimi Hollanda’nın yağış rejimiyle aynı… Mısırda dekara 1,5 tonu böyle sağlıyoruz.

 

-“Rapor yatırımcılar açısından da fevkalade önemli”-

 

İnanıyorum ki bu raporun yatırımcılar açısından da önemi var. Yatırımcılar burada böyle bir rapora ihtiyaç duyacaklar. Gerek kamu gerekse özel sektör yatırımcıları açısından da fevkalade önemli bir rapor. Bir rehber niteliğinde… Sakarya’nın tanıtımı açısından da fevkalade önemli… Bu raporun hayırlı olmasını diliyorum. Ve Türkiye’de ilk olduğunu düşünüyorum. İnşallah bunu bütün vilayetlerimize yayarız diye umut ediyorum.”

 

-“Rekabet şansı için anahtar kelime verimlilik,

verimliliğin anahtar kelimesi eğitimdir”-

 

Türkiye’nin gıda güvencesini sağlama ve dünya ticaretinde rekabet şansımızın artması açısından anahtar kelimenin verimlilik olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

“Türkiye, AB ortak tarım politikalarına uyum sağlama açısından hatta onun ötesinde Dünya Ticaret Örgütü kararlarına uyum sağlayabilmesi açısından anahtar kelime nedir? Verimliliktir. Verimlilik nasıl sağlanır derseniz? Kimi ‘sulama yatırımları’ der. Doğrudur. Kimi der ki ‘arazi parçalanmasının önlenmesi’. Doğrudur. Kimi der ki ‘destekleme politikaları’ o da doğru. Ama en kestirme yol nedir? Eğitim. Çiftçinin bilgiye ulaşmasıdır. Siz ne yaparsanız yapın çiftçiyi bilgiyle buluşturamadığınız takdirde hedeflere ulaşamazsınız. İşte bizde bunun bilinci içinde gerek Ziraat Odaları Birliği gerekse Odalarımız tabi en başta Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız ve diğer bakanlıklarımızla yaptığımız eğitim çalışmaları sonucunda 427 bin civarında çiftçimize eğitim verdik. Bunun 174 bini kadın çiftçimiz. Bu rakam ciddi bir rakamdır. Yeterli mi? Değil. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin 4,5 milyon üyesi var. Biz milyonlara ulaşmak zorundayız. Bu manada bakanlığımızla da işbirliğimiz devam ediyor.

Daha önce Sakarya’ya bakanlarımızla birlikte geldik. Eğitim çalışmalarının sertifikalarını dağıttık. Türkiye’nin her tarafında bu çalışmalar devam ediyor. Ben bu çalışmada İl Tarım Müdürümüzü, personelini, Ziraat Odası Başkanlarımı kutluyorum. Çok değerli çalışmalar yapıyorlar. İnşallah bundan sonra da devam edecek.

Fuarlar da çok önemlidir. Geçen Tarım Bakanımız Fakıbaba’nın davetlisi olarak fuara gittik. Orada fuar açılışı yaptık. Fuarları da dolaşıyoruz. Ziraat Odalarımız 700 bine yakın çiftçimizi fuarlara taşıdı. Bunu milyonlara ulaştırmayı hedefliyoruz. Bu, çiftçilerimizin yeni teknoloji ve bilgilerle buluşmaları adına bu çok önemlidir.

Ben bu raporun hazırlanmasında Valimize, milletvekillerimize özellikle teşekkür etmek istiyorum. Onlar bu raporu daha önce görmek istediler. Ankara’da bir toplantı yaptık. Kendilerine hocamız sunum yaptı. Görüşlerini aldık. İlgi ve alakaları için kendilerine teşekkür ediyorum. Yine İl Tarım Müdürlüğümüze, değerli Ziraat Odası Başkanlarımıza, sivil toplum örgütlerine ve görüşünü aldığımız değerli çiftçilerimize çok teşekkür ediyorum. Bu rapor toplantımızın ve çiftçi eğitimi sertifika dağıtım töreninin bölge, ülke çiftçimize hayırlar getirmesini niyaz ediyorum.”

 

-Sakarya Valisi Balkanlıoğlu-

 

Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu da Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın faaliyetlerinin insan yaşamı adına çok önemli olduğunu söyledi.

Gıdanın, üretiminden sofralara gelinceye kadar ilerleyen tüm süreçlerin bakanlığın sorumluluğunda olduğunu ifade eden Balkanlıoğlu, “Tarım alanlarını daha fazla genişletmek mümkün değil. Bu nedenle verimi artırmak, bilinçli tarım yapmak ve çiftçilerin eğitimi son derece önemli” şeklinde konuştu.

Tarımın bilinçli yapılması, ucuza mal edilmesi, çok ürün alınması ve bunları yaparken bu gıdaların sağlıklı olmasının önemine vurgu yapan Balkanlıoğlu, “İnsan kendi mezarını dişleriyle kazar, diye bir laf var. Yediğimiz gıdalar bize şifa olmak yerine bazen sağlığı ve genetik yapıyı bozan riskler de taşıyor. Bu nedenle Bakanlığımız son derece önemli görevler yapıyor” dedi.

 

-Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Toçoğlu-

 

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Zeki Toçoğlu, yaptığı konuşmada, TZOB tarafından Türkiye’de pilot çalışma sayılacak, Sakarya’daki mevcut durumu analiz eden, strateji belirleyen ve eylem planı içeren bir rapor hazırladığını belirtti. Ülkenin tarım ve yapılaşma konularında yoğun bir çalışma yürüttüğünü bildiren Toçoğlu, “raporları önemsiyoruz ancak bu raporların uygulanmasında ve imarlaşma konusundaki çalışmaların bir disiplin altına alınmasına çok büyük önem vermek gerekiyor. İhtiyaçlar belirlenmeli ve ihtiyaçlara göre planlamalar yapılmalı. Yoksa birtakım gelir düşüncesiyle yapılan çalışmalarla birçok güzelliğimizi ve bağlılığımızı kaybedeceğiz. Şehrimizin tarımına katkı sağlayan bu araştırma için Şemsi Bayraktar’a teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.

 

-Sakarya İli Tarım Sektör Raporu-

 

Konuşmaların ardından Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Dellal, “Sakarya İli Tarım Sektör Raporu”nu sundu. 

TZOB tarafından Prof. Dr. İlkay Dellal başkanlığında Ankara Üniversitesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Gürsel Dellal, Araştırma Görevlisi İlknur Ünüvar’a hazırlatılan rapor, bütün yönleriyle Sakarya tarımını ele alıyor. Rapor, Sakarya’nın tanıtımı için bir kaynak, Türkiye tarımı için bir pilot çalışma niteliği taşıyor.

Rapor, mevcut durum, strateji, hedef ve eylem planını içeriyor.

 

-Rapor, kaynakları, sorunları, fırsatları, güçlü ve zayıf yönleri

tespit ediyor-

 

Sakarya Tarım Sektör Raporuyla, ildeki mevcut kaynakları, sorunları, fırsatları, güçlü ve zayıf yönleri tespit eden raporla, varsa engellerin analiz edilerek ortadan kaldırılması, ihtiyaçların belirlenmesi ve potansiyel kaynakların daha etkin kullanılmasına yönelik stratejilerin geliştirilmesi amaçlanıyor.

Sakarya’da tarım sektörünün, diğer kurum, kuruluşların, özel sektör dâhil tüm paydaşların da görüşleri alınarak, katılımcı ve paylaşımcı bir anlayışla hazırlanan raporla, tarım sektörünün Sakarya iline ve ülke ekonomisine katkısının artırılması amaçlıyor.

Raporun sunumunun ardından, Bakan Fakıbaba, Genel Başkan Bayraktar, Vali Balkanlıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Toçoğlu, Sakarya AK Parti Milletvekili Üstün, Sakarya MHP Milletvekili Açba tarafından, Sakarya’da 2017 yılında çiftçi eğitimi alan çiftçilere sertifikaları verildi.

Törende, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba’ya Sakarya yöresine ait çeşitli ürünler takdim edildi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar da Bakan Fakıbaba’ya plaket verdi.

 

Bakan Fakıbaba ve Genel Başkan Bayraktar, Akyazı SGK binasını açtı…

-Bakan Fakıbaba ve Genel Başkan Bayraktar, Akyazı SGK binasını açtı…

-Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba: “Gerçekten önümüz, yolumuz çok açık, geleceğimiz çok parlak. İnşallah hiç ithalatımız olmayan, kimseye muhtaç olmayan, silahından

tarımına, tekstiline ihracat yapan, insanlara yardım eden bir ülkede yaşayacağız”

-“Özellikle ümmetin lideri olan bir Türkiye özlemi içinde olan vatandaşlarımız bu geleceği görecektir”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Tarımda 5 milyon 170 bin kişi istihdam ediliyor. Bu çiftçilerin sadece 864 bini sosyal güvenliğe kayıtlı durumda. En fazla kayıt dışılık tarım sektöründe bulunuyor”

-“Bu konuda toplumsal bilinç yaratamazsak, bu kayıt dışılığı önlememiz mümkün değil”

-“Primler yüksek, çiftçilerimiz 2008 yılında olduğu gibi 15 gün prim ödeyelim diyorlar. 25 gün prim ağır geliyor, ödeyemiyorlar. Bu da kayıt dışılığı artırıyor”

 

Akyazı-Sakarya – 29.03.2018 – Sakarya’nın Akyazı İlçesi’nde yapımı tamamlanan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) yeni hizmet binası, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı ve SGK Yönetim Kurulu Üyesi Şemsi Bayraktar, Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün tarafından açıldı.

Tarım Bakanı Fakıbaba, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin önünün, yolunun açık, geleceğinin parlak olduğunu belirtti. “İnşallah hiç ithalatımız olmayan, kimseye muhtaç olmayan, silahından tarımına, tekstiline ihracat yapan, insanlara yardım eden bir ülkede yaşayacağız. Özellikle ümmetin lideri olan bir Türkiye özlemi içinde olan vatandaşlarımız bu geleceği görecektir. Buna yürekten inanıyorum” diyen Fakıbaba, şunları söyledi:

“Türkiye’de yaşamak dünyadaki en güzel şeylerden biridir. Türkiye’de şehirlerin, valiliklerin, belediyelerin müthiş bir hizmet yarışı içinde olduğunu görüyorum. Tarımın geleceği çok iyi… Üniversitelerde yeni yeni güzel keşifler yapılıyor. Bunları duydukça, bir bakan olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir evladı olarak çok mutlu oluyorum. Buna yürekten inanıyorum.”   

Fakıbaba, hizmet binasının kurulmasında emeği geçenlere teşekkür ederek, tesisin hayırlı olmasını diledi.

 

-Bayraktar; “Çiftçiler adına önemli kanunların çıkarılmasına

vesile olduk”-

 

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı, SGK Yönetim Kurulu Üyesi Şemsi Bayraktar, Türkiye genelinde toplam 406 sosyal güvenlik merkezi kurulduğunu söyledi. 

TZOB’daki göreve dolayısıyla SGK Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildiğini, görev süresince çiftçiler adına da önemli kanunlar çıkarılmasına vesile olduklarını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Çiftçilerin geriye dönük borçlarını yapılandırarak, birçok çiftçinin emekli olmasını sağladık. Kadın çiftçilerimiz 2003 yılından önce aile reisi olamadıkları için sosyal güvenliğe kayıt yaptıramıyorlardı. Geriye dönük sıfır faizle yapılandırma yaparak birçok kadın çiftçinin emekli olmasını sağladık. 

Tarımda 5 milyon 170 bin kişi istihdam ediliyor. Bu çiftçilerin sadece 864 bini sosyal güvenliğe kayıtlı durumda. En fazla kayıt dışılık tarım sektöründe bulunuyor. Bizim bu manada Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak Sosyal Güvenlik Kurumu ile bilinçlendirme çalışmamız var. Tarımda kayıt dışılığı toplumsal bilinçle önleyebiliriz. Bu konuda toplumsal bilinç yaratamazsak, bu kayıt dışılığı önlememiz mümkün değil. Primler yüksek, çiftçilerimiz 2008 yılında olduğu gibi 15 gün prim ödeyelim diyorlar. 25 gün prim ağır geliyor, ödeyemiyorlar. Bu da kayıt dışılığı artırıyor. İnşallah bunu da sağladığımızda birçok çiftçimiz sosyal güvenlik sistemine kaydolmuş olur.” 

 

-Vali Balkanlıoğlu-

 

Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu da eskiden memurların Emekli Sandığı’na, çiftçilerin, esnafın Bağ-Kur’a ve işçilerin SSK’ya kayıtlı olduğunu hatırlatarak, üç ayrı kurumun birbirinden habersiz olmalarından kaynaklı olarak işlerin ve işlemlerin çok uzun sürdüğünü ancak şimdi işlemlerin hızlandığını, hizmetlerin birleştiğini ve vatandaşın ayağına geldiğini anlattı. 

 

-AK Parti Sakarya Milletvekili Üstün-

 

AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, yaptığı konuşmada, Sakarya’nın bir kardeşlik şehri, bereketli bir yer olduğunu, tarımın güzel örneklerini sergilediğini, mısırın en iyisini, fındığın en kalitelisini yetiştirdiğini, tarımı yaparken diğer sektörleri de ihmal etmediğini, tarımı da sanayiyi de geliştirdiğini belirtti.

Konuşmaların ardından hizmet binasının açılışı gerçekleştirildi.

Açılışa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, kaymakamlar, belediye başkanları ve Tarım Bakanlığı bürokratları da katıldı.

Bakan Fakıba, TZOB Genel Başkanı Bayraktar ve diğer protokol üyeleri, daha sonra ilçede faaliyet gösteren bir mantar üretim tesisini gezdiler. 

 

Yağlı tohumlu bitkiler desteğinde son gün 2 Nisan…


-Yağlı tohumlu bitkiler desteğinde son gün 2 Nisan…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “2 Ekim 2017 tarihinde başlayan yağlı tohumlu bitkiler fark

ödemesi desteği başvuruları 2 Nisan 2018’de sona erecek”

-“2017 yılı tarımsal destekleri kapsamında verilecek olan yağlı tohumlu bitkiler fark ödemesi desteği olarak; kilogramda,

yağlık ayçiçeği için 40, kanola için 50, soya için 60, aspir için 55 kuruş ödenecek”

 

Ankara – 28.03.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2 Ekim 2017 tarihinde başlayan yağlı tohumlu bitkiler fark ödemesi desteği başvurularının 2 Nisan 2018 Pazartesi günü mesai saati bitiminde sona ereceğini bildirerek, “destekten yararlanmak isteyen çiftçilerimizin bu tarihe kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık il ve ilçe müdürlüklerine başvurularını tamamlamaları gerekir. Aksi takdirde destekten mahrum kalacaklar” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2017 yılı tarımsal destekleri kapsamında verilecek olan yağlı tohumlu bitkiler fark ödemesi desteği olarak; kilogramda, yağlık ayçiçeği için 40, kanola için 50, soya için 60, aspir için 55 kuruş ödeneceğini belirtti.

Tarım havzalarında yağlı tohumlu bitkileri yetiştiren ve 2017 yılına dair çiftçi kayıt sistemi (ÇKS) kayıtlarını hasat dönemi öncesinde yaptıranların destekten faydalanabileceğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Alım satım, ürün işleme, değerlendirme, depolama işlemlerinin belirlenen usul ve esaslara uygun gerçekleşmesi koşuluyla, 2017 yılında fark ödemesi desteğine esas ürünleri üreten çiftçiler, fark ödemesi desteğinden yararlanıyor.

2017 yılında üretilerek satışı yapılan; fark ödemesi desteğine esas ürünlere, Bakanlığın Uydu Tabanlı Parsel Tanımlama Modeli’ne göre destekleme ödemesi veriliyor.”

Organik tarım ve iyi tarım desteği başvurularında son gün 30 Mart…


-Organik tarım ve iyi tarım desteği başvurularında son gün 30 Mart…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “17 Eylül 2017 tarihinde başlayan organik tarım ve iyi tarım uygulamaları desteği başvuruları, 30 Mart 2018 Cuma günü mesai saati sonunda tamamlanacak”

-“Organik Tarım Desteği olarak dekarda, birinci kategori ürünlerde 100 lira, ikinci kategori ürünlerde 70 lira, üçüncü kategori ürünlerde 30 lira, dördüncü  kategori ürünlerde 10 lira olarak ödenecek”

-“İyi tarım uygulamaları desteği, dekara, meyve ve sebzede bireysel sertifikasyona 50 lira, grup sertifikasyonuna 40 lira, süs bitkileri ve tıbbi aromatik bitkilerde bireysel sertifikasyonuna 100 lira, grup sertifikasyonuna 80 lira, çeltikte 10 lira, örtü altı üretimde 150 lira olarak ödenecek”

-“Son günlerde yaşanabilecek yoğunlukları göz önüne alarak, üreticilerimizin başvurularını biran evvel yapmaları kendi yararlarına olacaktır”

 

Ankara – 25.03.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB)  Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 17 Eylül 2017 tarihinde başlayan organik tarım ve iyi tarım uygulamaları desteği başvurularının, 30 Mart 2018 Cuma günü mesai saati sonunda tamamlanacağını bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2017 yılı tarımsal destekleri kapsamında verilecek olan Organik Tarım Desteği olarak dekarda, birinci kategori ürünlerde 100 lira, ikinci kategori ürünlerde 70 lira, üçüncü kategori ürünlerde 30 lira, dördüncü kategori ürünlerde 10 lira olarak ödeneceğini belirtti.

Organik Tarım Desteği ödemesinin, Organik Tarım Yönetmeliğine göre organik tarım yapan, Organik Tarım Bilgi Sistemi (OTBİS) ve Çiftçi Kayıt Sisteminde (ÇKS) 2017 üretim yılında kayıtlı, 2017 yılı hasadını gerçekleştirmiş, ürettiği ürüne ürün sertifikası düzenlenmiş olan ve destekleme tebliğinde belirtilen usul ve esaslara göre başvurusunu yapan çiftçilere ödeneceğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“2017 yılı hasadı yapılmış ürün için OTBİS’te yetkilendirilmiş kuruluşça kontrolü yapılmış ve Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre uygun bulunmuş Geçiş süreci-2, Geçiş süreci-3 ve organik statüde yer alan tarım arazileri ve bu arazilerde kayıtlı ürünlerden desteklemeye uygun bulunan arazilere destekleme ödemesi yapılacak.

Üreticilerin başvurularını bağlı oldukları Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl/İlçe Müdürlüklerine 30 Mart 2018 mesai bitimine kadar yapmaları gerekmektedir. Aksi takdirde üreticilerin destekten faydalanmaları mümkün olamayacak.

Son günlerde yaşanabilecek yoğunlukları göz önüne alarak, üreticilerimizin başvurularını biran evvel yapmaları kendi yararlarına olacaktır.”

Kategorilerine göre Organik Tarım Desteği ödenecek belli başlı ürünler şöyle:

“1. Kategori Ürünler: Acur, Ahududu, Alıç, Altınçilek, Altıntop, Armut, Avokado, Ayva, Badem, Bakla, Balkabağı, Bamya, Barbunya Fasulye, Barbunya Fasulye (kuru), Bergamot, Biber, Böğürtlen, Brokoli, Ceviz, Çay, Çilek, Dereotu, Domates, Dut, Elma, Enginar, Erik, Fasulye (kuru), Fasulye, Fındık, Gilaburu, Hıyar, Ispanak, İğde, İncir, Kabak, Kuşüzümü, Karnabahar, Karpuz, Kavun, Kayısı, Kereviz, Kestane, Kızılcık, Kiraz, Kivi, Kuşkonmaz, Kuzukulağı, Lahana, Limon, Mandalina, Mantar, Marul, Maydanoz, Meyve Fidanı, Sebze Fideleri, Muşmula, Muz, Nane, Nar, Nektarin, Örtü Altı Fidecilik, Palamut, Patlıcan, Pazı, Pepino, Pırasa, Portakal, Roka, Sarımsak, Semizotu, Soğan, Şalgam, Şeftali, Tere, Trabzon Hurması, Turp, Turunç, Üvez, Üzüm, Üzüm Kurutmalık, Üzüm Sofralık, Vişne, Yenidünya, Yerelması, Zerdali.

2. Kategori Ürünler: Adaçayı, Anason, Antep Fıstığı, Biberiye, Civanperçemi, Çemen, Çörekotu, Defne, Ebegümeci, Fesleğen (reyhan), Hünnap, Kekik, Isırganotu, Kantaron, Kimyon, Kişniş, Kuşburnu, Melissa, Mercanköşk, Rezene, Safran, Şerbetçiotu, Tarçın, Zahter, Zencefil, Zeytin.

3. Kategori Ürünler: Ayçiçeği, Bakla (kuru), Bezelye, Börülce, Çeltik, Gül, Kenevir Lif, Keten Lif, Mercimek, Mürdümük, Nohut, Pamuk, Sarımsak (kuru), Soğan (kuru), Soya, Susam, Tütün, Yerfıstığı.

4. Kategori Ürünler: Diğer ürünler (1., 2., 3. Kategori haricindeki ürünler ve nadas).”

 

-İyi tarım uygulamaları desteği-

 

Bayraktar, iyi tarım uygulamaları desteğinin, dekara, meyve ve sebzede bireysel sertifikasyona 50 lira, grup sertifikasyonuna 40 lira, süs bitkileri ve tıbbi aromatik bitkilerde desteğin ise bireysel sertifikasyonuna 100 lira, grup sertifikasyonuna 80 lira, çeltikte 10 lira, örtü altı üretimde 150 lira olarak ödeneceğini belirtti.

İyi tarım uygulamaları desteği ödemesinin, İyi Tarım Uygulamaları Hakkında Yönetmeliğine (İTUD) göre meyve, sebze, çeltik, süt bitkileri, tıbbi aromatik bitki ürünlerinde iyi tarım uygulamaları faaliyetleri sonucu 2017 yılında üretim yapmış, hasadını gerçekleştirmiş ve yetkilendirilmiş kuruluşlarca 2017 üretim yılında düzenlenmiş İyi Tarım Uygulamaları Sertifikasına sahip olanlara ve örtüaltında iyi tarım uygulamaları yapan çiftçilerden Örtü Altı Kayıt Sistemi’nde (ÖKS) kayıtlı olanlara desteğe tabi alan hesaplanarak ödenecek.

Organik tarımda olduğu gibi 17 Eylül 2017 tarihinde başlayan iyi tarım uygulamaları desteği başvuruları da 30 Mart 2018 Cuma günü mesai saati sonunda tamamlanıyor.

Bayraktar, Belarus’un Ankara Büyükelçisi Savinkyh’yi kabul etti

-Bayraktar, Belarus’un Ankara Büyükelçisi Savinkyh’yi kabul etti

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Belarus ile ticaret hacmimiz 400-450 milyon doları buluyor. Bu ticaret hacmini daha da artırmalıyız. TZOB olarak iki ülke arasındaki işbirliğine destek vermeye hazırız”

-“Üyelerimizden Belarus’a yatırım yapmak isteyenler olabilir; gerekli bilgilendirmeleri yaparız”

-Büyükelçi Savinkyh: -“Türkiye ile Belarus arasında işbirliği yapılabilecek birçok alan var. İşbirliği alanlarını belirlemek ve iki ülke arasındaki ticareti daha da geliştirmek istiyoruz. Tarıma yoğunlaşmak istiyoruz”

-“Türkiye modern tarım yapmasına karşın geleneksel tarımı da yaşatıyor. Biz de aynısını yapmaya çalışıyoruz”

 

Ankara – 22.03.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Belarus’un Ankara Büyükelçisi Andrei Savinykh’yi makamında kabul etti.

Bayraktar, kabulde yaptığı konuşmada, hububat, sebze, meyve ve hayvancılık üretimde önemli artışlar gösteren Türkiye’nin tarımsal üretimde Avrupa birincisi olduğunu, sebze ve meyvede adeta Avrupa’da rakipsiz durumda bulunduğunu, 53 milyar dolarlık tarımsal hasılaya ulaştığını, 17 milyar dolarlık gıda ve tarım ihracatı yaptığını belirtti. Türkiye’nin 15-20 yıl içinde Avrupa, Rusya, Orta Asya, Kafkasya, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun gıda talebini karşılamaya aday bir ülke olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

“Bu bölgelerin bize ihtiyacı var. Belarus ile ticaret hacmimiz 400-450 milyon doları buluyor. Özellikle Belarus’a domates gibi sebze ürünleri ve meyve ihraç ediyoruz. Bu ticaret hacmini daha da artırmalıyız. TZOB olarak iki ülke arasındaki işbirliğine destek vermeye hazırız. Üyelerimizden Belarus’a yatırım yapmak isteyenler olabilir; gerekli bilgilendirmeleri yaparız.”

 

-“Tarım daha da önemli hale gelecek”-

 

Dünyada tarım ve enerjinin, iki sektör olarak baş başa gittiğini, gelecekte tarımın daha da önemli hale geleceğine dikkati çeken Bayraktar, “dünya nüfusu 2050 yılında 9,6 milyara çıkacak. Çin ve Hindistan gibi büyük nüfuslu ülkelerde tüketim eğilimleri hızla değişiyor. Güney Amerika’da biyoyakıt üretimi artıyor. Küresel ısınma yaşanıyor. Su kaynakları sürekli kirleniyor. Bütün bunlar gıda arzını azaltıyor. Buna karşın gıdaya talep artıyor” dedi. 

 

-“Etki analizleri yapılmadan tarım gümrük birliğine girilirse, faydadan çok zarar getirir”-

 

Türkiye’de çiftçinin, ürettiği ürünlerle, 81 milyonluk ülke nüfusunu, 40 milyona yakın turisti, 5 milyonun üzerinde sığınmacı, mülteci ve yabancıyı beslediğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Türkiye, Avrupa Birliği’ne tam üye değil ama aday ülke. Tam üye olmadığı için ortak tarım politikasında söz sahibi değil. Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmalara da taraf değil. Geçen yıl, Avrupa Birliği temsilcilerine Brüksel’de sunum yaptım. Etki analizlerinin iyi bir şekilde yapılması gerektiğini izah ettim. Etki analizleri yapılmadan tarım gümrük birliğine girilirse, faydadan çok zarar getirir. Tam üye olmadığımız için ortak tarım bütçesinden yararlanamıyoruz. Tarım gümrük birliğine girerse, ortak gümrük vergisine dahil olacağız. Örneğin çayı gümrük vergileriyle koruyoruz. Gümrük birliğine tarım dahil olursa çayı nasıl koruyacağız? Bundan dolayı, tarımın gümrük birliğine dahil edilmesi konusunda ihtiyatlı ve tedbirli hareket ediyoruz.”

 

-Büyükelçi Savinykh-

 

Büyükelçi Savinykh ise, kabulde, iki ülkenin de birer tarım ülkesi olarak gelişmeye başladığını, daha sonra tarıma dayalı sanayi ve tarım makineleri alanında ilerlediklerini belirtti. Savinykh, Türkiye’nin modern tarım yapmasına karşın geleneksel tarımı da yaşattığına dikkati çekerek, “biz de aynısını yapmaya çalışıyoruz” dedi.

Belarus’un gübre hammaddesi potasyumda zengin kaynaklara sahip olduğunu, 10 milyon nüfuslu küçük bir ülke olmalarına rağmen, keten, süt ve süt ürünlerinde ön sıralarda yer aldıklarını vurgulayan Savinykh, şunları kaydetti:

“Türkiye ile Belarus arasında işbirliği yapılabilecek birçok alan var. Belarus,  gümrük birliği üyesi olduğu için ortak gümrük politikası nedeniyle Türkiye’ye ihracat yapmakta zorlanıyor. İki ülkenin iklim şartları çok farklı. Belarus, yağmurlu ve kış ayları çok sert geçiyor. Hayvancılık için altyapı mevcut. Türkiye’den taze sebze, meyve, kuruyemiş gibi ürünler alıyoruz. İşbirliği alanlarını belirlemek ve iki ülke arasındaki ticareti daha da geliştirmek istiyoruz. Tarımın geleceği çok parlak. Türkiye, kendi imkanlarıyla, Avrupa Birliği’nden destek almadan tarımını geliştiriyor. Bu işten kazançlı çıkacak. Biz de tarıma yoğunlaşmak istiyoruz.”

Savinykh, TZOB Genel Başkanı Bayraktar’ı 5-8 Haziran 2018 tarihinde Belarus’ta düzenlenecek tarım fuarına davet etti.

Görüşmeye Belarus’un Büyükelçilik Müsteşarı Ruslan Kizelevich de katıldı.

23 Mart Dünya Meteoroloji Günü


-23 Mart Dünya Meteoroloji Günü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Üstü açık fabrika olan tarım için meteoroloji hayati önemdedir”

-“İklim değişikliği, ozon tabakasının incelmesi, sıcaklık, yağış, dolu, fırtına, hortum her türlü meteorolojik olay ilkin tarımı

etkiliyor”

-“Gerekli tüm tedbirler alınıp en son teknoloji kullanılsa bile tarımda üretim, verimlilik ve kalite iklimden bağımsız olamaz”

-“Son yıllarda iklim değişikliğinin etkileri sonucu meteorolojik afetler artmış, artan afetlerden en fazla etkilenen sektör tarım

olmuştur”

-“2017’de zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olayların yüzde 36’sını fırtına ve hortum, yüzde 31’ini şiddetli yağış ve sel,

yüzde 16’sını dolu, yüzde 7’sini kuvvetli kar, yüzde 4’ünü yıldırım, yüzde 1,5’ini çığdan, kalan yüzde 1’i ise diğer afetlerden oluştu”

 

Ankara – 22.03.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üstü açık fabrika olan tarım için meteorolojinin hayati önemde olduğunu bildirerek, “İklim değişikliği, ozon tabakasının incelmesi, sıcaklık, yağış, dolu, fırtına, hortum her türlü meteorolojik olay ilkin tarımı etkiliyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, meteorolojinin, başta tarım olmak üzere, ulaşım, çevre, şehircilik gibi pek çok faaliyet alanını yakından ilgilendirdiğini belirtti. Planlamalar yapılırken meteorolojik olayların olası etkileri üzerinde titizlikle durulması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, insanoğlunun tarih boyunca gökyüzünde olan yağmur, kar, fırtına, şimşek gibi olaylara ilgi duyduğunu bildirdi.

Üstü açık fabrika olan tarım için meteorolojinin hayati önemde olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Meteoroloji biliminin takip ettiği iklim değişikliği, ozon tabakasının incelmesi, sıcaklık, yağış, dolu, fırtına, hortum gibi meteorolojik olaylar üstü açık fabrika olarak tanımladığımız tarım sektörü için de oldukça önemlidir. Hava olaylarının üreticilerimiz için taşıdığı önem dikkate alındığında Meteoroloji Günü farkındalık oluşturması bakımından önemli bir gün olarak karşımıza çıkmaktadır.

Gerekli tüm tedbirler alınıp en son teknoloji kullanılsa bile tarımda üretim, verimlilik ve kalite iklimden bağımsız olamaz. Son yıllarda iklim değişikliğinin etkileri sonucu meteorolojik afetler artmış, artan afetlerden en fazla etkilenen sektör tarım olmuştur. Tamamen önlenmesi mümkün olmayan afetler son yıllarda sık sık görülmekte çiftçilerimiz için zaman zaman büyük felaketlere neden olmaktadır. Üretimde meydana gelebilecek miktar kayıpları ve kalitenin düşmesi, üretici gelirlerini azalttığı gibi ulusal ekonomiyi de olumsuz etkilemektedir.”

 

-“2014’den bu yana yıllık olağanüstü olay sayısı 500’ün altına inmedi”-

 

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, 1963 yılındaki 329 zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olay dışında 1940-2008 döneminde hiçbir zaman yıllık 300’ü geçmeyen zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olay sayısının, 2009’da 461, 2010’da 555, 2011’de 324, 2012’de 538, 2013’de 461, 2014’te 500, 2015’de 781, 2016’da 654, 2017’de 598 olduğu bilgisini veren Bayraktar, şöyle devam etti:

“2014 yılından bu yana yıllık zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olay sayısı 500’ün altına inmedi. 2017’de zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olayların yüzde 36’sını fırtına ve hortum, yüzde 31’ini şiddetli yağış ve sel, yüzde 16’sını dolu, yüzde 7’sini kuvvetli kar, yüzde 4’ünü yıldırım, yüzde 1,5’ini çığdan, kalan yüzde 1’i ise diğer afetlerden oluştu.

Artan bu afetler tarım ürünlerine oldukça fazla zarar vermekte, tarımsal faaliyet bir üretim sezonunda çoğu zaman hemen hemen her türlü riskle karşı karşıya kalmaktadır.

  Meteorolojik karakterli doğal afetlerin artmasının tarım sektörüne verdiği zararların azaltılması, beklenen afetlere karşı önceden önlem alınabilmesi, meteorolojik veri ve tahminlerin tarımda daha etkin kullanımının sağlanması gittikçe daha fazla önem kazanmaktadır.”

 

-“Üreticiler zirai meteoroloji hakkında daha fazla bilgilendirilmeli”-

 

Bayraktar, üreticilerin, zirai meteoroloji hakkında daha fazla bilgilendirilmesi, doğru kaynaktan alınan meteorolojik bilgi ve verinin kullanımının sağlanarak tarımsal faaliyetlerin planlanmasında ve yapılmasında, erken uyarı sistemlerinin ve duyuruların takip edilerek afetlerin olası etkilerinin en aza indirmeleri konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Şemsi Bayraktar, “özellikle son yıllardaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler sonucu, uydu ve bilgisayarların meteorolojik çalışmalarda kullanılması, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi yaşanan afetlerden zarar görme oranını azaltabilmektedir” dedi. 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, afetlerin önlenmesinde ve zararların azaltılmasında isabetli tahminler ve zamanında yapılan uyarılarla yerinde ve zamanında erken tedbirleri alınmasında önemli rol oynayan Meteoroloji Genel Müdürlüğünün ve meteoroloji çalışanlarının 23 Mart Dünya Meteoroloji Günü’nü kutladı.

22 Mart Dünya Su Günü…


-22 Mart Dünya Su Günü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Su fakiri olmamıza çok az zaman kaldı. Suyun damlasını bile ziyan edemeyiz”

-“Su israfının önüne geçmek için tüm vatandaşlarımız elini taşın altına koymalı ve su tasarrufuna yönelmelidir”

-“Teknik ve ekonomik olarak sulanabilir bütün arazilerimizi sulamak ve en kısa zamanda yüzde 60’a varan oranlarda su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerine geçmek zorundayız”

-“Acil önlem almazsak, yer altı sularının seviyeleri düşmeye, göller küçülmeye, sulak alanlar yok olmaya devam edecek”

 

Ankara – 21.03.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpten daha az olan ülkelerin su fakiri olarak kabul edildiğini bildirerek, “ülkemizde kullanılabilir su miktarı 112 milyar metreküp düzeyinde bulunuyor. Halen 81 milyon olan ülke nüfusumuza göre kullanılabilir su miktarı 1382 metreküpe kadar inmiş durumda. Önümüzdeki 30-40 yıl içinde kişi başına kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpler düzeyine inecek. Su fakiri olmamıza çok az zaman kaldı. Suyun damlasını bile ziyan edemeyiz” dedi.

Bayraktar, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, yaşam için olmazsa olmaz bir madde olan suyun, dünyada dengeli dağılmadığını, kimi bölgelerde kişi başına onbinlerce metreküp kullanılabilir su düşerken, kimi bölgelerde temiz suya ulaşımının neredeyse imkansız bir hal aldığını belirtti. Gıda güvenliğinin, kullanılabilir temiz suya ulaşımın gün geçtikçe daha zor bir hal aldığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Dünya Bankası, Eylül 2016’da yayınladığı raporunda, su güvenliğinin gelişmede en önemli küresel risklerden biri olduğunu belirtiyor. Bankanın verilerinde, bir an önce önlem alınmazsa Orta Afrika ve Doğu Asya gibi suyun bol olduğu yerlerde kıtlık yaşanmaya başlanacağı, kıtlığın güçlü olduğu Ortadoğu ile Afrika’nın tropikal bölgesi ile sahra arasında kalan Sahel bölgesinde ise durumun kötüleşeceğini vurgulanıyor. Su kıtlığının küresel iklim kriziyle arttığına, bu bölgelerde 2050’ye kadar gayri safi yurtiçi hasılaların yüzde 6 azalabileceğine dikkat çekiliyor. Su kıtlığında gözlenen artışın göçe yol açacağı, dünyada yaklaşık 2,4 milyar insanın gerekli hijyen koşullarına sahip olamayacağı, 663 milyon insanın ise temiz içme suyuna erişemeyeceği, hijyen eksikliği nedeniyle yılda 675 bin insanın hayatını kaybedeceği ifade ediyor.

 

-“Su açısından gelecek parlak görünmüyor”-

 

Su açısından gelecek parlak görünmüyor. Sürdürülebilir su politikası izlememiz, akılcı ve kalıcı çözümler üretmemiz şart. Tarımsal üretimi artıramazsak gıda güvencesini sağlayamayacağımız gibi, sanayinin hammadde ihtiyacını da karşılayamayız. Dünyada tarım alanlarının hemen hemen tamamını kullanıyoruz. Yeni bir kıta bulmamız da söz konusu değil. Üretimi artırmanın tek yolu var o da verimliliği artırmak. Verim artışını sağlamak için kullanacağımız en önemli unsur da sudan başka bir şey değil.

Tarımsal sulamayı yaygınlaştırmak, yüzde 60’a varan su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerini kurmak, su kayıplarını azaltmak, aşırı ve yanlış sulamanın topraklarımıza ve çevreye verdiği zararlı etkileri en aza indirmek zorundayız.”

 

-“Hızla su fakiri olmaya doğru gidiyoruz”-

 

Bilinenin aksine, Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını, hızla su fakiri bir ülke olmaya doğru gittiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpten daha az olan ülkeler su fakiri, 1000-2000 metreküp arasında kişi başına kullanılabilir suyu olan ülkeler su azlığı olan ülkeler, 8000-10000 metreküpten daha fazla kişi başına kullanılabilir suyu olan ülkeler ise su zengini olarak sınıflandırılıyor.

Ülkemizde kullanılabilir su miktarı, 95 milyar metreküpü yurtiçi akarsu, 3 milyar metreküpü komşu ülkelerden gelen akarsular, 14 milyar metreküpü ise yeraltı suyu potansiyeli olmak üzere 112 milyar metreküp düzeyinde bulunuyor. Halen 81 milyon olan ülke nüfusumuza göre kullanılabilir su miktarı 1382 metreküpe kadar inmiş durumda. Önümüzdeki 30-40 yıl içinde kişi başına kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpler düzeyine inecek. Su fakiri olmamıza çok az zaman kaldı. Suyun damlasını bile ziyan edemeyiz. Herkes bunun bilincinde olmalı ve bu bilinçle hareket etmelidir. Su israfının önüne geçmek için tüm vatandaşlarımız elini taşın altına koymalı ve su tasarrufuna yönelmelidir.

Acil önlem almazsak, yer altı sularının seviyeleri düşmeye, göller küçülmeye, sulak alanlar yok olmaya devam edecek.”

 

-“Vahşi sulamaya son vermemiz şart”-

 

Türkiye’de kullanılan suyun yüzde 74’ünün tarımda kullanıldığını, iklim şartları nedeniyle ülkenin büyük bölümünde sulamayla tarımda verimliliğin artırılabildiğini bildiren Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Tarımdaki potansiyelimizi tam olarak kullanmak için teknik ve ekonomik olarak sulanabilir bütün arazilerimizi sulamak ve en kısa zamanda yüzde 60’a varan oranlarda su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerine geçmek zorundayız. Vahşi sulamaya son vermemiz şart.

Ayrıca, ülkemizde tarım arazilerimizin iklim şartları, topoğrafik yapısı, toprak yapısı gibi hususlar göz önüne alınarak seçilecek bitki deseni için en uygun sulama yönteminin seçilmesi, projelendirilmesi ve uygun bir sulama programının uygulanması gerekmektedir.

 Tarımsal alt yapı hizmetleri başta olmak üzere özellikle sulama ve drenaj uygulamalarıyla, yani tarımda verimi artıracak tüm olanakların (sulama, güb­releme, kaliteli tohum kullanma ve makineleşme) kulla­nıldığı yöntem olan entansif tarımın teşvik edildiği, ayrıca kırsalda ekonomik, sosyal ve çevresel boyutta bütüncül bir yaklaşımla hareket etmeyi hedefleyen kırsal kalkınma projeleri biran önce tamamlanmalıdır.

  Teknik ve ekonomik olarak sulanabilir arazi olan 8,5 milyon hektarlık arazinin hala 2,15 milyon hektarını sulama altyapısı tamamlanamadığı için sulayamıyoruz. 2,15 milyon hektar tarım arazisinin suya kavuşturulması, gıda talebinin karşılanması tarımda çalışan nüfusun işsizlik sorunlarının çözülmesi ve üreticilerimizin hayat standartlarının yükseltilmesi açısından oldukça önemlidir. Bu açıdan, büyük sulama projeleri içeren GAP, KOP ve DAP gibi projelerinin de bir an önce bitirilmesi gerekir.”

Kullanılan suyun büyük bir çoğunluğu tarımsal sulamada kullanılmasına rağmen Devlet Su İşleri (DSİ) sulamalarında sulama oranı yüzde 62, sulama randımanı ise yüzde 42 seviyelerinde olduğuna dikkati çeken Bayraktar, bu oranların hızla artırılması gerektiğini vurguladı.

Bayraktar, suyun değerini en çok çiftçilerin bildiğini belirterek, dünyada yaşayan her kişinin bu bilince ulaşması temennisiyle 22 Mart Dünya Su Günü’nü kutladı.

21 Mart Dünya Ormancılık Günü…


-21 Mart Dünya Ormancılık Günü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “İklim ve su rejimini düzenleyen, erozyonu ve çevre kirliliğini önleyen, ekolojik dengeyi koruyan ormanlar, yaşam için vazgeçilmezdir”

-“Orman içi ve orman kenarında bulunan 22 bin 661 köyde yaşayan 7,1 milyon orman köylümüzün sorunları çözülürse, ormanlardan çok daha büyük gelir elde edilir”   

-“Sadece ABD’nin odun dışı orman ürünleri ithalatı 1,5 milyar doları bulmaktadır. İhracatta da Çin, Hindistan ve ABD ilk üçü paylaşırken, Türkiye bu alanda yaklaşık 150 milyon dolarlık ihracatıyla 21. sırada bulunuyor”

-“İhracat çok daha fazla artırılabilir. Bunun için orman köylüsü harekete geçirilmelidir”

-“Köylümüz ormandan geçimini sağlayabileceği bir geliri elde ederse, hem ormanı korur, geliştirir hem de yaşamını sürdürecek üretimi yapar”

 

Ankara – 20.03.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, iklim ve su rejimini düzenleyen, erozyonu ve çevre kirliliğini önleyen, ekolojik dengeyi koruyan ormanların yaşam için vazgeçilmez olduğunu bildirdi.

Bayraktar, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ülke topraklarının yüzde 28,6’sı, 22,3 milyon hektarının orman arazisinden oluştuğunu, bu alanın 19,6 milyon hektarının koru, 2,7 milyon hektarının ise baltalık orman niteliği taşıdığını belirtti. Şemsi Bayraktar, toplam orman alanının üçte birine yakının Antalya, Kastamonu, Mersin, Muğla, Balıkesir, Kütahya, Denizli, Adana, Manisa ve Bolu illerinde yer aldığını vurguladı.

Ormanların, sahip oldukları biyolojik çeşitlilik dolayısıyla dünyadaki en değerli ekosistem olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Su rejimini düzenleyen, erozyonu ve çevre kirliliğini önleyen, ekolojik dengeyi koruyan ormanların yaşam için vazgeçilmezdir. Ülkemiz topraklarının büyük bir kısmı erozyon tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ayıca tarım arazilerimiz ile çayır mera alanlarımız sellerden büyük zarar görmektedir. Ormanlar toprak erozyonunu önlediği gibi tarım arazilerinin, çayır ve meraların sellerden zarar görmesine mani olmaktadır. Orman varlığımızın artırılması, orman tahribatlarının önüne geçilmesi şüphesiz çok önem arz etmektedir. Erozyonla biriken toprak da baraj rezervuar hacminde önemli kayıplara neden olmakta, barajların ekonomik ömrünü kısaltmaktadır. Barajların ömürlerinin uzaması havza içindeki orman, çayır ve meraların gelişmesiyle mümkündür.”

 

-“Ziraat Odalarımız ağaçlandırma çalışmaları yapıyor”-

 

Ülkemizde ağaçlandırma çalışmaları ve ormanların korunmasının çok önemli bir konu olduğunu belirten Bayraktar, “Ziraat Odaları olarak biz de üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz ve yapacağız. 2012 yılında Ağaçlandırma Seferberliği kapsamında Orman ve Su İşleri Bakanlığımız ile protokol imzaladık. Söz konusu protokol kapsamında 81 ilde Ziraat Odalarımız ağaçlandırma çalışmaları yapmaktadır” dedi.

 

-“Ormancılık sadece odun, kereste olarak görülemez”-

 

Ormancılığın sadece odun, kereste olarak görülemeyeceğini, hem orman ağaçlarının, ağaççıkların, ormanda yetişen çalı ve çalımsı bitkilerin hem de orman tabanının bitkisel üretim açısından da çok önem taşıdığını, çok sayıda ürün yetiştirilmesine imkan tanıdığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Reçine, sığla yağı, mazı, palamut, sumak, mahlep, menengiç, çam fıstığı, ceviz, badem, kestane, keçiboynuzu, defne, ıhlamur, kekik, adaçayı, eğrelti otu, nane, oğul otu, pelin otu, biberiye, meyan kökü, kimyon, kişniş, hardal, safran, ebegümeci, sütleğen, mantar gibi çok sayıda ürün ormanlarda yabani olarak yetişmektedir. Bütün bu ürünlerde ülkemiz olağanüstü bir potansiyele sahiptir. Bu ürünlerden çok büyük miktarlarda gelir elde etmek mümkündür.

 

-“Dünya tıbbi ve aromatik bitkiler pazarı 110 milyar dolara ulaştı”-

 

Dünyada tıbbi ve aromatik bitkiler pazarı 110 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye’nin bu alandaki ihracatı ise 230 milyon dolar düzeyindedir. Sadece ABD’nin odun dışı orman ürünleri ithalatı 1,5 milyar doları bulmaktadır. İhracatta da Çin, Hindistan ve ABD ilk üçü paylaşırken, Türkiye bu alanda yaklaşık 150 milyon dolarlık ihracatıyla 21. sırada bulunuyor. Bu rakam çok daha fazla artırılabilir. Bunun için orman köylüsü harekete geçirilmelidir. Orman köylümüzün sosyo-ekonomik sorunları bugün de önemini korumaktadır.  Bu bölgelerdeki insanlarımız mevcut geçim kaynaklarının yetersiz oluşu nedeniyle büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmaktadırlar.

 

-7,1 milyon orman köylümüzün sorunları çözülürse…-

 

Orman içi ve orman kenarında bulunan 22 bin 661 köyde yaşayan 7,1 milyon orman köylümüzün sorunları çözülürse, ormanlardan çok daha büyük gelir elde edilir. Köylümüz ormandan geçimini sağlayabileceği bir geliri elde ederse, hem ormanı korur, geliştirir hem de yaşamını sürdürecek üretimi yapar.”

Orman köylülerinin gelirlerini artırmak için yapılan çabaların çok önemli olduğuna dikkati çeken Bayraktar, orman köylüsüne verilen desteğin artmasının köyden kente göçü önleyeceğini belirtti.

Bayraktar, ormanların öneminin, orman sevgisinin ilgili ilgisiz bütün insanlara duyurulması ve  daha yeşil bir Türkiye özlemi ve temennisiyle 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nü kutladı.

 

TZOB’dan “patates tüketelim” çağrısı…


-TZOB’dan “patates tüketelim” çağrısı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Niğde ve Nevşehir’de depolarda 350-400 bin ton patates alıcı bekliyor”

-“Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları depoda alıcı bekleyen patates için büyük bir risk teşkil ediyor”

-“Patatesin filizlenmeden, kilo ve kalite kaybı yaşanmadan pazarlanması gerekiyor”

-“Başta askeri birlikler, bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, hastaneler, yatılı okul ve yurtlar, yemek firmaları gibi toplu tüketim yerlerinde alımlar yapılmalı, patateste iç tüketim hızlı bir şekilde artırılmalıdır”

-“Depolardaki patates zamanında tüketilmezse üreticinin emeği zayi olacağı gibi çürüyen ürünün atılması da üreticilerimize ayrıca bir yük getirecektir”

-“Patates üretimi, 2017 yılında 4,8 milyon tona çıktı. Yalnız bu üretimin sadece yüzde 5 kadarı ihracata gidiyor. İç piyasada da tüketim yeterli değil. Bazı Avrupa ülkelerinde kişi başına patates tüketimi ülkemizdekinin 3-4 katını buluyor”

-“Patates son derece yararlı bir besin. Çok değişik şekillerde tüketimi de mümkün. Daha fazla patates tüketebiliriz. Kişi başına 4-5 kilogram daha patates tüketsek, depolarda patates kalmaz”

 

Ankara – 19.03.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Niğde ve Nevşehir’de depolarda 350-400 bin ton patatesin alıcı beklediğini bildirerek, “patates tüketelim” çağrısında bulundu.

Bayraktar, “mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları depoda alıcı bekleyen patates için büyük bir risk teşkil ediyor. Patatesin filizlenmeden, kilo ve kalite kaybı yaşanmadan pazarlanması gerekiyor. Başta askeri birlikler, bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, hastaneler, yatılı okul ve yurtlar, yemek firmaları gibi toplu tüketim yerlerinde alımlar yapılmalı, patateste iç tüketim hızlı bir şekilde artırılmalıdır. Depolardaki patates zamanında tüketilmezse üreticinin emeği zayi olacağı gibi çürüyen ürünün atılması da üreticilerimize ayrıca bir yük getirecektir” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, ucuzluğu, birim alandan fazla verim sağlanması, besin değerinin yüksek oluşu, sindirim kolaylığı, endüstride farklı şekillerde kullanılması ve her çeşit iklimde yetişmesi nedeniyle bugün hemen hemen bütün dünyada yetiştirildiğini ve tüketildiğini belirtti. Dünya nüfusunun giderek arttığı dikkate alındığında, doğal kaynakların korunarak, bugünkü ve gelecek kuşakların gıda güvencesinin sağlanmasında patatesin önemli bir ürün olarak ortaya çıktığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Çin’in yüzde 26,3 payla ilk sırada, Hindistan’ın yüzde 11,6 payla ikinci, Rusya’nın yüzde 8,3 ile üçüncü, Ukrayna’nın yüzde 5,8 payla dördüncü, ABD’nin yüzde 5,3 payla beşinci olduğu patateste dünya üretiminin yüzde 1,3’ü ülkemiz tarafından gerçekleştirilmektedir. Dünya patates verimi 2016 yılında dekara 1958 kilogramken ülkemizde bu rakam 3 bin 283 kilograma kadar çıkmaktadır.

Ülkemizde üretimin yoğun olarak yapıldığı iller sırasıyla Niğde, Konya, Afyonkarahisar, İzmir, Kayseri, Nevşehir, Adana’dır. Bu illerimizi sırasıyla Aksaray, Sivas, Bolu, Bitlis ve Hatay illerimiz takip etmektedir. Ülkemiz üretiminin yaklaşık yüzde 82,7’si bu illerimiz tarafından yapılmaktadır.”

Patateste bir türlü üretim planlaması yapılamadığına, son 10 yılda üretimin 3,9 milyon ton ile 4,8 milyon ton arasında seyrettiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

“Son 10 yıldır patates üretim alanları da 1,25 ile 1,72 milyon dekar arasında değişiyor. 2012 yılında 1,72 milyon dekara çıkan üretim alanı, 2013 yılında 1,25 milyon dekara kadar düştü, 2015-2017 döneminde 1,43-1,54 milyon dekar arasında seyretti. 2013 yılında 3,95 milyon tonla 4 milyon tonun altına inen üretim, 2017 yılında 4,8 milyon tona çıktı. Yalnız bu üretimin sadece yüzde 5 kadarı ihracata gidiyor. İç piyasada da tüketim yeterli değil. Bazı Avrupa ülkelerinde kişi başına patates tüketimi ülkemizdekinin 3-4 katını buluyor. Patates son derece yararlı bir besin. Çok değişik şekillerde tüketimi de mümkün. Daha fazla patates tüketebiliriz. Kişi başına 4-5 kilogram daha patates tüketsek, depolarda patates kalmaz.”  

 

-“Fiyat istikrarsızlığı üreticiyi de tüketiciyi de mağdur ediyor”-

 

Türkiye’de bitkisel üretimde önemli bir yeri olan patateste yaşanan fiyat istikrarsızlıklarının üreticiyi de tüketiciyi de etkilediğini, patates fiyatların arttığı dönemde tüketicilerin, fiyatların düştüğü dönemde de üreticilerin mağdur olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu yıl da patates üreticilerimiz pazarlama problemiyle karşı karşıya kalmışlardır. Pazarlama problemlerinin çözümüne katkı sağlaması bakımından ihracat iadesi talebimiz başta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız olmak üzere hükümet yetkililerine iletilmiştir. İhracatta ton başına 50 lira ödeme kararı alınmıştır. Söz konusu karar, piyasaları bir miktar olumlu etkilese de hali hazırda üreticilerimiz kilogramını ortalama 50 kuruşa mal ettiği patatesi, 30-35 kuruşa satmakta zorlanmaktadır. İhracat desteğine rağmen fiyatlar ortadadır.

Hava sıcaklıkları bu yıl mevsim normallerinin üzerinde seyretmektedir. Niğde ve Nevşehir’de 350-400 bin ton patates alıcı bekliyor. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, depoda alıcı bekleyen patates için büyük bir risk oluşturuyor. Ürün depoda kaldığı sürece patateste filizlenme, kilo ve kalite kaybı yaşanabilir. Havaların da giderek ısındığı dikkate alındığında eldeki ürünün en kısa sürede pazarlanması gerekmektedir. Sıcak giden havalar, patateste yeni ürünü de mevsiminden önce çıkmasına neden olacaktır.”

 

-Pazarlama sorununun kalıcı olarak çözümlenebilmesi için…-

 

Bayraktar, patateste yaşanan pazarlama sorununun kalıcı olarak çözümlenebilmesi, üretim ve fiyatta istikrarın sağlanabilmesi bakımından;

Üretim planlaması yapılması,

İhracat desteğinin düzenli ve zamanında verilmesi,

İç talebin artırılması,

Münavebe süresine titizlikle uyulması,

Başta elektrik olmak üzere üretim maliyetlerinin düşürülmesi,

Patatesin sanayiye entegrasyonunun, üretim ve işleme çeşitliliğinin sağlanması gerektiğini belirtti.

Bayraktar, üreticilerin alın terinin karşılığını alması ve bin bir emekle ürettikleri ürünün zayi edilmeden değerlendirilmesinin en büyük temennileri olduğunu bildirdi.

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıl dönümü…


-18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıl dönümü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Kahramanlık destanı olan Çanakkale Zaferi, dayanışma, kardeşlik, milli birlik ve beraberlik şuurudur”

-“Çanakkale’yi ‘geçilmez’ kılan ecdadımızın kararlılığı, bugün için de bu milletin, gerektiğinde vatan için yapabileceklerinin güvencesidir”

-“Bu toprakları vatan kılmak uğruna gerektiğinde gözünü kırpmadan canını feda ederek Hakk’a yürüyen bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum”

 

Ankara – 17.03.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Çanakkale Zaferi’nin, bir milletin gerektiğinde neleri başarabileceğini dünyaya kanıtladığı an olduğunu belirterek, “kahramanlık destanı olan Çanakkale Zaferi, dayanışma, kardeşlik, milli birlik ve beraberlik şuurudur. Çanakkale’yi ‘geçilmez’ kılan ecdadımızın kararlılığı, bugün için de bu milletin, gerektiğinde vatan için yapabileceklerinin güvencesidir” dedi.

Bayraktar, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 103. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, vatan topraklarını korurken can veren 250 bini aşkın şehidin, neye mal olursa olsun, Çanakkale’nin asla geçilemeyeceğini bütün dünyaya gösterdiğini belirtti.

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“Çanakkale bir kahramanlık destanıdır. Bir dayanışma, kardeşlik, milli birlik ve beraberlik örneğidir. Çanakkale, vatan söz konusu olduğunda, tüm zorluklara ve yokluğa rağmen bu milletin topyekûn hareket ederek neleri başarabileceğini tüm dünyaya gösterdiği yerdir. Ecdadımız, Çanakkale’de dünya var oldukça anlatılacak bir zafer kazanmıştır. Çanakkale’yi ‘geçilmez’ kılan ecdadımızın kararlılığı, bugün için de bu milletin, gerektiğinde vatan için yapacaklarının güvencesidir.

Bugün bu güzel ülkede, şehit kanlarıyla sulanmış bu topraklarda yaşıyorsak bunu Çanakkale başta olmak üzere kanları pahasına vatanı koruyan kahramanlarımıza borçluyuz. Bunu asla unutmamalı ve millet olarak hep bu idrak içinde olmalıyız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale’de savaşan kahramanlarımız, bütün şehit ve gazilerimiz, kalplerimizde sonsuza kadar yaşayacaklardır.

Bu düşüncelerle, bu toprakları vatan kılmak uğruna, gerektiğinde gözünü kırpmadan canını feda ederek Hakk’a yürüyen bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun.”