Organik ürün pazar büyüklüğü 90 milyar dolara ulaştı…


-Organik ürün pazar büyüklüğü 90 milyar dolara ulaştı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Dünyada organik ürün pazarı hızla büyüyor. 1999 yılında 15,2 milyar dolar olan organik ürün pazar büyüklüğü, 2016 yılında 89,7 milyar dolara çıktı. Türkiye de bundan gereği gibi yararlanmalı”

-“Bugün 178 ülkede 57,8 milyon hektar alanda 2,7 milyon üretici organik tarım yapıyor”

-“Organik tarım alanlarını, 1996-2016 döneminde, 77 kat artırarak, 6,8 bin hektardan 524 bin hektara çıkaran ülkemiz, 17’nci sırayı aldı”

-“Başta Doğu Anadolu olmak üzere ülkemiz organik tarım açısından tam bir cennettir”

-“Dünyada çevre koruma, hayvan ve bitki sağlığına dönük kırsal kalkınma politikaları ile gıda güvenliğini sağlamaya yönelik yaklaşımların öne çıktığı bir  dönemde, organik tarım, ülkemiz için bir avantajdır”

 

Ankara – 25.02.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, dünyada organik ürün pazarının hızla büyüdüğünü bildirerek, “1999 yılında 15,2 milyar dolar olan organik ürün pazar büyüklüğü, 2016 yılında 89,7 milyar dolara çıktı. Türkiye de bundan gereği gibi yararlanmalıdır” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, konvansiyonel üretimde yaşanan sorunlar nedeniyle özellikle gelir ve eğitim seviyesi yüksek olan gelişmiş ülkelerin, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığına zarar vermeyen bir üretim modeli arayışı neticesinde kimyasal maddelerin kullanılmadığı, kontrollü bir üretimi öngören “organik tarımsal üretim” faaliyetinin ortaya çıktığını belirtti.

 

-Alanda Avustralya, pazarda ABD lider-

 

 Dünyada 1980’li yıllardan itibaren ticari boyut kazanan organik tarımın, günümüze kadar hızlı bir gelişim gösterdiği bilgisini veren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Organik Tarım Araştırmaları ve Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu verilerine göre, bugün 178 ülkede, 57,8 milyon hektar alanda,  2,7 milyon üretici organik tarım yapıyor. Organik tarımsal alanlarının ülkeler bazında dağılımına baktığımızda 27,1 milyon hektar alanla Avusturalya ilk sırada yer alırken, bu ülkeyi 3 milyon hektar alanla Arjantin, 2,3 milyon hektar alanla Çin, 2’şer milyon hektar alanla ABD ve İspanya izliyor. Organik tarım alanlarını, 1996-2016 döneminde, 77 kat artırarak, 6,8 bin hektardan 524 bin hektara çıkaran ülkemiz, 17’nci sırayı aldı. Ülkemizde organik tarım yapan çiftçi sayımız 69 bine çıktı.

Bugün dünyada mera ve otlaklar dahil tarım alanlarının yüzde 1’i, ülkemizde yüzde 1,4’ü organik tarıma ayrılmışken, Liechtenstein toplam tarım alanlarının üçte birinde, Avusturya’da beşte birinde, İsveç’te altıda birinde organik tarım yapılmaktadır. Danimarka’da organik pazar payı, toplam gıda pazarının yüzde 9’una yaklaşmaktadır.

2016 yılında 89,7 milyar dolara çıkan organik ürün pazarında ABD 43,1 milyar dolarla ilk sırayı alırken, bu ülkeyi 10,5 milyar dolarla Almanya, 7,5 milyar dolarla Fransa takip etti. Ülkemizde organik ürün ihracat değeri kayıtlı verilere göre 79 milyon dolar görünse de sektör temsilcileri ihracat değerinin yaklaşık 500 milyon doları bulduğunu belirtiyorlar. Organik üründe ham üründen çok işlenmiş ürünlerin ticaret hacmi sürekli genişliyor.”

 

-Türkiye’de 238 organik ürün üretiliyor-

 

1996 yılında sadece 8 ürünün organik olarak üretildiği Türkiye’de bugün ürün sayısının 238’e ulaştığına dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Başlangıçta sözleşmeli yetiştiricilik şeklinde Ege Bölgesi’nde yoğunlaşan üretim, daha sonra ülke genelinde yaygınlaşmıştır. İlk etapta oldukça küçük alanlarda ve çok az sayıdaki işletmede sürdürülen organik tarımsal üretim faaliyeti giderek gelişme göstermiştir. Başta Doğu Anadolu olmak üzere ülkemiz organik tarım açısından tam bir cennettir. Doğu Anadolu’nun yanı sıra Ege, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu, Karadeniz, Akdeniz ve Marmara bölgelerimizde organik tarım yapılan ve yapılabilecek büyük alanlar mevcuttur. Organik hayvancılıkta da önemli bir gelişme yaşanmıştır. Bugün 8 bin 340 büyükbaş, 26 bin 329 küçükbaş, 1 milyon 212 bin 542 kanatlı hayvan 207 çiftçimiz tarafından organik hayvancılıkla yetiştirilmektedir. 640 arıcımız, 76 bin 242 kovanda 349 ton organik bal üretmiştir.”

 

-“Organik tarımın gelişmesinde verilen desteklerin önemli katkısı oldu”-

 

Organik tarımın gelişmesinde verilen desteklerin önemli katkısı olduğunu belirten Bayraktar, “organik tarıma verilen destekler, üreticilerimizin organik tarıma yönlendirilmesi, bu üretim dalının benimsenmesini ve organik tarımın gelişmesini sağlamıştır. Dünyada çevre koruma, hayvan ve bitki sağlığına dönük kırsal kalkınma politikaları ile gıda güvenliğini sağlamaya yönelik yaklaşımların öne çıktığı bir dönemde, organik tarım, ülkemiz için bir avantajdır. Organik tarımda görülen büyümenin sürdürülebilir kılınması bakımından organik tarımın desteklenmesine devam edilmeli, maliyetler düşürülmelidir” dedi.

 

-“Katma değeri yüksek işlenmiş ürünlerin ihraç edilmesi sağlanmalıdır”-

 

Hali hazırda ülkemizde organik tarım faaliyetlerinin ihracat ağırlıklı olarak yürütüldüğünü vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“İhraç edilen ürünlere baktığımızda kurutulmuş ürünler hala lider konumdadır. Nitekim, kuru üzüm, incir ve incir ürünleri, pamuk ve tekstil ürünleri, kayısı ve ürünleri, fındık ve fındık ürünleri, meyve suları ve dondurulmuş meyveler, tıbbi aromatik bitkiler ve bakliyat organik ihracatta ilk sıralarda yer almaktadır. İhraç edilen ürünlerin büyük çoğunluğu hammadde niteliğindedir. İhracatımızın miktar bazında artırılmasının yanı sıra değer bazında da artırılması için, katma değeri yüksek işlenmiş ürünlerin ihraç edilmesi sağlanmalıdır. Tanıtım faaliyetleriyle ihracatımız artırılmalıdır.”

Çocuk İşçiliği ile Mücadele Deklarasyonu imzalandı…

-Çocuk İşçiliği ile Mücadele Deklarasyonu imzalandı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) işbirliğiyle düzenlenen “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Deklarasyonu” imza törenine katıldı

-Deklarasyon, TZOB Genel Başkanı Bayraktar, bakanlar, meslek örgütlerinin genel başkanları tarafından imza altına alındı

-Bayraktar: -“Kamu kurum ve kuruluşları, diğer ulusal ve uluslararası kuruluşlarla çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik aktivitelerde işbirliği yapacağız”

-“Her şeyin başı toplumsal duyarlılıktır. Toplumsal bilinç yaratmamız lazım. Toplumsal duyarlılığı artırıcı çalışmaların yürütülmesi için çalışacağız”

-Emine Erdoğan: -“Allah’ın bize emanet olarak verdiği çocuklar bir iş gücü değildir. Beşeri sermaye hiç değildir. Çocuk, işlenmeyi bekleyen bir mücevherdir. Tertemiz bembeyaz bir sayfadır. Çocuğun yeri ne sokak ne tarla ne fabrikadır. Çocuğun yeri okuldur”

 

Ankara – 23.02.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) işbirliğiyle düzenlenen “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Deklarasyonu” imza törenine katıldı.

Bayraktar, imza töreninde yaptığı konuşmada, çocuk işçiliğinin en fazla görüldüğü sektörün tarım sektörü olduğunu, çalışan çocukların yarıya yakının tarımda istihdam edildiğini belirtti. Kamu kurum ve kuruluşları, diğer ulusal ve uluslararası kuruluşlarla çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik aktivitelerde işbirliği yapacaklarını bildiren Bayraktar, şunları söyledi:

“Her şeyin başı toplumsal duyarlılıktır. Toplumsal bilinç yaratmamız lazım. Toplumsal duyarlılığı artırıcı çalışmaların yürütülmesi için çalışacağız. Çiftçilerimize verdiğimiz eğitimlerde çocuk işçiliğini önlemeye dönük gayretlerimiz devam edecek. Çocuk işçiliği ile mücadelede yapılan bu protokolün, tüm taraflara ve ülkemize ve gelecek nesillerimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.”

 

-Emine Erdoğan-

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, törendeki konuşmasında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinliğin, hükümetin çocuk işliğiyle mücadele kararlılığının bir ürünü olduğunu bildirdi.

Bu yılın “Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı” olarak ilan edildiğini hatırlatan Emine Erdoğan, şunları söyledi:

“Allah’ın bize emanet olarak verdiği çocuklar bir iş gücü değildir. Beşeri sermaye hiç değildir. Çocuk, işlenmeyi bekleyen bir mücevherdir. Tertemiz bembeyaz bir sayfadır. Çocuğun yeri ne sokak ne tarla ne fabrikadır. Çocuğun yeri okuldur. Çocuğun eline ne boya sandığı ne kağıt mendil ne tartı yakışır, çocuğun eline en çok kalem, defter, kitap yakışır. Çocukluğunda iyi eğitim almayan, şefkatten, sevgiden uzak kalan bireyler, gelecekte çeşitli sorunların da kaynağıdır. Küçücük yaşta tarlada, sokakta çalışmak zorunda kalan çocuklar tüm toplumu ilgilendiren bir ayıptır.

Çocuk işçiliğinin panzehri erken yaşta okul ve eğitimdir. Çocuk bir mücevherdir. Bu mücevher nasıl işlenirse ona göre bir mücevher ortaya çıkar. 

Tüm sorunlarda sivrisinekleri öldürmekten çok, bataklıkları kurutmak için çabalamak gerekir. Mevsimlik tarım işçiliği, mültecilik gibi, çocukları eğitimden mahrum bırakan sorunlar temelinden çözülmelidir. Önce bataklığı kurutmalı, eğitim imkanları ve kalitesini daha da artırmalıyız. Mevsimlik tarım işlerinde çocukların çalışmasının çözümü, aileleri bilinçlendirmek ve eğitime ulaşım imkanını artırmaktır. Bakanlıklarımızın bu ortak işbirliği ülkemizdeki çocuk işçilik oranını yüzde 2’nin altına düşürmek amaçlıdır. 1994’teki yüzde 15’lik oranı, 2000’li yıllarda yüzde 5’lere düşüren bir siyasi irade inanıyorum ki bunu da başaracak, hatta sıfırlayacaktır.”

 

-İmza törenine katılan bakanlıklar ve meslek örgütleri-

 

Konuşmaların ardından Emine Erdoğan, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, DİSK Genel Başkanı Kani Beko, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, TİSK Genel Başkanı Kudret Önen’in katılımıyla deklarasyon imzalandı. İmza töreninin ardından toplu fotoğraf çekimi yapıldı.

Bayraktar, tören öncesi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile bir süre sohbet etti. 

 

 

Sigorta prim borcu olan çiftçiye emeklilik imkanı…

-Sigorta prim borcu olan çiftçiye emeklilik imkanı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım Bağkur sigortalısı olan çiftçilerimizin, birikmiş sigorta prim borçlarının tasfiye edilmesi için kredi kullandırılması ve böylelikle emeklilik hakkı kazanmalarının sağlanması büyük bir mağduriyeti giderecektir”

-“Tasfiye edilecek borçların, sigorta primlerinin yanı sıra, genel sağlık sigortası borcu, durdurulan sürelerin ihyası, doğum ve askerlik kapsamındaki hizmet borçlanmalarını da kapsaması son derece isabetli bir karar olmuştur”

-“4/A sigortalı olarak tarımda çalışan ve kendi primini ödeyen mevsimlik işçilerimiz ile Tarım Bağkurlu olup da daha sonra 4/A sigortalı olarak bir işe girip çalışan çiftçilerimiz de bu protokolden yararlandırılmalıdır”

-“Tarımda kayıt dışı çalışmayı azaltmamız, sigortalı nüfusu artırmamız için; tarımda sigorta prim yükünü hafifletmemiz şarttır”

-“2018’de 25 olan prim ödeme gün sayısı yeniden 2008’deki rakama, 15 güne indirilmelidir”

-“Tarım sektöründe çalışan kadınlara da pozitif ayrımcılık istiyoruz. Bu kapsamda çalışan kadınların sosyal güvenlik primlerinin yüzde 50’si devlet tarafından karşılanmalıdır”

-“Çalışma şartlarının zorluğu dikkate alınarak, çiftçilerimize çalıştıkları her yıl için 90 gün (4 yıla 1 yıl hesabıyla) yıpranma payı ilave edilmelidir”

-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sarıeroğlu: -“Protokol, Tarım Bağkurlulardan, yaşını, prim gün sayısını doldurmuş ancak prim borçlarını ödeyemediği için emekli olamamış kişileri kapsıyor”

 

Ankara – 23.02.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, birçok çiftçinin birikmiş sigorta prim borçlarını ödeyemedikleri için emekli aylığına hak kazanamadıklarını bildirerek, “Tarım Bağkur sigortalısı olan çiftçilerimizin, birikmiş sigorta prim borçlarının tasfiye edilmesi için kredi kullandırılması ve böylelikle emeklilik hakkı kazanmalarının sağlanması büyük bir mağduriyeti giderecektir” dedi.

Bayraktar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Mehmet Selim Bağlı, Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın ile birlikte “Prim Borçlarını Ödeyerek Emekli Olabilecek Tarım Bağkurlu Sigortalılara Kredi Sağlanması Protokolü’nü imzaladı.

Şemsi Bayraktar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapılan protokol imza töreninde yaptığı konuşmada, imzalanacak protokolü çok önemsediğini, çünkü birçok çiftçinin, birikmiş sigorta prim borçlarını ödeyemedikleri için emekli aylığına hak kazanamadıklarını belirtti.

 

-Protokolün kapsadığı borçlar, faiz oranı ve vadesi-

 

5510 sayılı Kanunun 4/B kapsamında yaşlılık aylığı bağlanacak Tarım Bağkur sigortalısı olan çiftçilerimizin, birikmiş sigorta prim borçlarının tasfiye edilmesi için kredi kullandırılması ve böylelikle emeklilik hakkı kazanmalarının sağlanmasının büyük bir mağduriyeti gidereceğine dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:

“Tasfiye edilecek borçların, sigorta primlerinin yanı sıra, genel sağlık sigortası borcu, durdurulan sürelerin ihyası, doğum ve askerlik kapsamındaki hizmet borçlanmalarını da kapsaması son derece isabetli bir karar olmuştur.

Bu durumdaki çiftçilerimiz, imzalanan bu protokol hükümleri çerçevesinde, aylık yüzde 1,28 faiz oranıyla 48 ay vade imkanıyla Ziraat Bankası’ndan kredi çekip, birikmiş prim borcunu ödeyip emekli olabilecektir.

 

-“Süre bizim için önemli”-

 

Üç ay süreyle geçerli olacak protokol, iki kez daha uzatılabilecek. Takdir edersiniz ki bizim için, süre önemlidir. Protokolden, kapsamdaki tüm çiftçilerimizin yararlanması için yeterince bir süre olmalıdır.”

 

-“Protokol, mevsimlik işçiler ile 4/A sigortalılığa geçenleri de kapsamalı”-

 

4/A sigortalı olarak tarımda çalışan ve kendi primini ödeyen mevsimlik işçiler ile Tarım Bağkurlu olup da daha sonra 4/A sigortalı olarak bir işe girip çalışan çiftçilerin de bu protokolden yararlandırılması gerektiğini bildiren Bayraktar, “bu protokol kapsamına, bu durumdaki çiftçilerimiz de alınırsa çok sayıda çiftçimizin mağduriyeti giderilmiş olur” dedi.

 

-Tarımda kayıt dışılık-

 

Ziraat Odaları olarak üye sayılarının 5 milyona yaklaştığını vurgulayan Bayraktar, buna karşın tarımda, Kasım 2017 verilerine göre, toplam sigortalı çalışan sayısının 837 binde kaldığını, tarımda sigortalı nüfusu hızla artırmak gerektiğini kaydetti.

Bayraktar, şunları söyledi:

“Hükümetimizden bir talebimiz daha olacak. Tarımda kayıt dışı çalışmayı azaltmamız, sigortalı nüfusu artırmamız için; tarımda sigorta prim yükünü hafifletmemiz şarttır.

2018’de 25 olan prim ödeme gün sayısı yeniden 2008’deki rakama, 15 güne indirilmelidir.

Tarım sektöründe çalışan kadınlara da pozitif ayrımcılık istiyoruz. Bu kapsamda çalışan kadınların sosyal güvenlik primlerinin yüzde 50’si devlet tarafından karşılanmalıdır.

Böyle bir uygulama, tarımda istihdam edilen kadınlarımızın sosyal güvenlik kapsamına girmesini kolaylaştıracaktır.

Zor şartlarda çalışanlara kamuoyunda yıpranma payı olarak bilinen fiili hizmet tazminatı verilmektedir. Çalışma şartlarının zorluğu dikkate alınarak, çiftçilerimize çalıştıkları her yıl için 90 gün (4 yıla 1 yıl hesabıyla) yıpranma payı ilave edilmelidir.”

Bayraktar, bu protokolle kapsamdaki tüm çiftçilere emekli olma imkanı sağladıkları için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sarıeroğlu, SGK Başkanı Bağlı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Aydın’a teşekkür etti.

 

-Bakan Sarıeroğlu-

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, törende yaptığı konuşmada, Sosyal Güvenlik Kurumu olarak, şehit ailelerinin yanında olduklarını, onları emanet olarak gördüklerini ve her türlü işlemlerini kolaylaştırdıklarını söyledi.

Türkiye’nin bir yandan terörle mücadelesini sürdürürken diğer yandan yatırım ve reformlarına hız kesmeden devam ettiğini dile getiren Sarıeroğlu, ihtiyaçların karşılanması konusunda milletin yanında olmaya devam ettiklerini ifade etti.

Sarıeroğlu, bugün imzalanan protokolün ve düzenlemelerin çiftlere kolaylık sağlamasını diledi.

Göreve geldiği ilk andan itibaren hiçbir konuyu kenara itmediklerini anlatan Sarıeroğlu, şöyle devam etti:

“Her konuyla ilgili ortak akla inanarak, diyalogla istişareyle çözüm odaklı bir bakış açısıyla çalışmalarımızı sürdürdük. Ücretsiz aile işçiliği bizim için önemli. Bu bağlamda kadınlarla özellikle çiftçi kadınlarımızla ilgili Tarım Bakanlığımızla geçmişten beri yürüttüğümüz çalışmalarımız var. Bu dönemde de inşallah İŞKUR aracılığıyla kadın çiftçilerimize destek olmaya devam edeceğiz. Geçtiğimiz sene çok başarılı, kadın girişimciliğinin desteklenmesiyle ilgili bir projeyi hayata geçirmiştik. Diğer taraftan uygulamaya koyduğumuz hem geçmiş dönemdeki teşviklerimiz hem bu dönemdeki istihdam teşviklerimiz, 5 puanlık prim indirimlerimiz çiftçilerimizi kapsıyor.”

Sosyal Güvenlik anlamında önemli atılımlar yaptıklarını aktaran Sarıeroğlu, “şuan tarım Bağkurlu 708 bin sigortalımız, 682 bin de emeklimiz var. Biz, inşallah önümüzdeki dönemlerde de bu kesimlerin tamamına dokunacak çalışmalarımızı gerçekleştirmek için çabalarımızı ortaya koymaya devam edeceğiz” dedi.

Tüm kesimlerle ilgili çalışmaları sürdüreceklerini bildiren Sarıeroğlu, tüm vatandaşların geçmişinin, bugününün, geleceğinin Sosyal Güvenlik şemsiyesinin teminatı altında olduğunu kaydetti.

İmzalanan protokolün içeriğine ilişkin bilgi veren Sarıeroğlu, şunları söyledi:

“Protokol, Tarım Bağkurlulardan, yaşını, prim gün sayısını doldurmuş ancak prim borçlarını ödeyemediği için emekli olamamış kişileri kapsıyor.

 Bu borçları ödediği takdirde emekliliğe hak kazanma şartına sahip olması gerekiyor. Yine doğum ve askerlik borçlanması yaparak emekliliğe hak kazanma şartlarına sahip olması gerekiyor. Hizmetlerini dondurmuş olup, emekliliğe hak kazanma şartlarını sağlayan tarım Bağkur’lu sigortalılarımızı kapsama alıyoruz. Ziraat Bankası’ndan alınacak krediler, burada önemli bir ayrıntı, emekli maaşlarından taksitleri ödenecek. Bunun da önemli bir kolaylık olacağını düşünüyoruz.”

 

-SGK Başkanı Bağlı-Ziraat Bankası Genel Müdürü Aydın-

 

SGK Başkanı Bağlı da bugün imzalanan protokolün daha önce imzaladıkları “Emeklilik Hakkı Doğmuş Bağkur’lu Esnafa Kredi Sağlanması Protokolü” ile aynı şartlara sahip olduğunu belirtti.

Bağlı, protokolün 1,28 faiz oranı, 48 ay vade ve 3’er ay süre uzatma imkanı verdiğini kaydederek, “talimatımız doğrultusunda, herhangi bir kredi, sicil sorgulanması yapılmayacak ve komisyon söz konusu olmayacak” dedi.

Ziraat Bankası Genel Müdürü Aydın ise protokolün hayırlı olmasını diledi.

Konuşmaların ardından, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı (SGK) Mehmet Selim Bağlı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın tarafından emeklilik hakkı doğmuş Bağkur’lu çiftçiye kredi sağlanmasını içeren işbirliği protokolü imzalandı.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Yüreğir Ziraat Odası’nın konuğu oldu

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Yüreğir Ziraat Odası’nın konuğu oldu

-Bayraktar: “Tarım, göz ardı edilemez. Küresel ısınma, nüfus artışı ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi birçok nedenle gıda gelecekte daha pahalı hale gelecek”

-“Verimliliği artırmak gerekiyor. Bunun için de tarımda yapısal sorunları çözmek zorundayız”

 

Adana – 20.02.2018 -Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın göz ardı edilemeyeceğini, küresel ısınma, nüfus artışı ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi birçok nedenle gıdanın gelecekte daha pahalı hale geleceğini bildirerek, “verimliliği artırmak gerekiyor. Bunun için de tarımda yapısal sorunları çözmek zorundayız” dedi.

Bayraktar, Türkiye-Avrupa Birliği Karma İstişare Komitesi’nin 37. toplantısına katılmak üzere geldiği Adana’da, Yüreğir Ziraat Odası’nı ziyaret etti, bölge Ziraat Odalarının başkan ve yönetim kurulu üyeleri, Meclis üyeleri ve çiftçilerle bir araya geldi.

Odanın hizmet binasını gezerek, Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan’dan çalışmalar hakkında bilgi alan Bayraktar, bölge tarımında yaşanan sorunları ve çiftçilerin beklentileri dinledi.

Bayraktar, yaptığı konuşmada, tarımın önemine dikkati çekti. Tarımın istihdamın beşte birini sağladığını, işsizliği 2 puan düşürdüğünü vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

“Tarım göz ardı edilemez. Çünkü, küresel ısınma, nüfus artışı ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi birçok nedenle gıda, gelecekte daha pahalı hale gelecek. Bu nedenle verimliliği artırmak gerekiyor. Verimliliği artırmak için de tarımda yapısal sorunları çözmek zorundayız. Mazot, gübre, tohum, ilaç, elektrik gibi girdiler çiftçilerimizi zorlayan, önemli maliyet unsurlarıdır. Ama hepsinin başı tarımda yapısal sorunların çözülmesi geliyor.”

Türk çiftçisinin üretmeye devam ettiğini, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir çiftçinin olmadığını vurgulayan Bayraktar, desteklemelerde küçük çiftçilere ağırlık verilmesi gerektiğini belirtti.

Bayraktar, çiftçinin parasını çiftçiye hizmet olarak kullanmak gerektiğini de belirterek, “çiftçiden aldığımızı çiftçimize vermek, bu dengeyi kurmak zorundayız. Bizim görevimiz çiftçinin hak ve menfaatlerini korumaktır” dedi.

Türkiye-AB KİK 37. Toplantısı…

-Türkiye-AB KİK 37. Toplantısı…

-TZOB Genel Başkanı, Türkiye-AB KİK Üyesi Bayraktar: “Tam üye olmadan tarımda gümrük birliğine girilirse, hem ortak tarım politikası belirlenirken masada olmayacak, müzakere edemeyecek hem AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına (STA) uymak zorunda kalacak, AB üyelerinin yanı sıra üçüncü ülkelere karşı da tarımını koruyamayacaktır”

-“Üretim maliyetleri düşürüldükten, yapısal sorunlar çözüldükten, verimlilik düzeyi AB ortalamasına yaklaştırıldıktan, temel gıda maddeleri ve bazı stratejik ürünlerde kendine yeterlilik sağlandıktan, AB standartlarında üretime ulaşıldıktan sonra tarım sektörü gümrük birliğine girebilir”

-“Ticarete konu olan bütün tarım ürünlerinde etki analizleri bundan sonra da düzenli olarak yapılmalıdır”

-“Sorunlarımızı çözmüş bir şekilde tarımda gümrük birliğine girersek, AB’nin ithalatçı olduğu ürünlerde açığı kapatabilir, AB ihtiyacını karşılayabiliriz. Bu durum, AB’nin de menfaatine olacaktır”

-KİK 37. toplantısı, TZOB Genel Başkanı ve Türkiye-AB KİK Üyesi Şemsi Bayraktar, AB KİK Üyesi STK’ların Başkanları, AB temsilcileri ve AB Bakanı Başmüzakereci Ömer Çelik’in katılımıyla Adana’da yapıldı 

-Bakan Çelik; “Türkiye-AB ilişkilerinin temeli katılım müzakereleridir. Tam üyelik perspektifidir. Bunun dışında ikinci bir model ya da imtiyazlı ortaklık gibi modeller kesinlikle söz konusu olmayacaktır”

 

Adana – 20.02.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı, Türkiye-Avrupa Birliği (AB) Karma İstişare Komitesi (KİK) Üyesi Şemsi Bayraktar, “tam üye olmadan tarımda gümrük birliğine girilirse, hem ortak tarım politikası belirlenirken masada olmayacak, müzakere edemeyecek hem AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına (STA) uymak zorunda kalacak, AB üyelerinin yanı sıra üçüncü ülkelere karşı da tarımını koruyamayacak” dedi.

Türkiye-Avrupa Birliği (AB) Karma İstişare Komitesi (KİK) 37. toplantısı, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı ve Türkiye-AB KİK Üyesi Şemsi Bayraktar, AB KİK Üyesi STK’ların Başkanları, AB temsilcileri ve AB Bakanı Başmüzakereci Ömer Çelik’in katılımıyla Adana’da yapıldı.

Bayraktar, toplantıda, “Genişletilecek Gümrük Birliğinde Tarımda İzlenmesi Gereken Politikalar” konulu bir konuşma yaptı. Müzakerelerin sürmesinde, Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirme konusunda gösterdiği büyük çabaya rağmen, bazı üye ülkelerin siyasi nedenlerle Türkiye’ye sürekli engel çıkarmasını kabul edilemez bulduklarını ifade eden Bayraktar, “Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinin en büyük siyasi, ekonomik gücü olan Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin, hem siyasi hem ekonomik olarak her iki tarafa da çok büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

 

-“Türkiye, dünyanın 13’ncü, Avrupa’nın 6’ncı büyük ekonomisi”-

 

Türkiye olmadan Avrupa Birliği’nin eksik kalacağı, dünya liderliğine de oynayamayacağının açıkça görüldüğünü dikkati çeken Bayraklar, şunları söyledi:

“Özellikle İngiltere gibi önemli bir ülkenin ayrılma kararından sonra, Avrupa Birliği’nin, satın alma gücü paritesiyle gayri safi yurtiçi hasıla bazında İtalya’nın hemen ardından dünyanın 13’ncü, Avrupa kıtasının Almanya, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın ardından 6’ncı büyük ekonomisi olan Türkiye’yi görmemek, göz ardı etmek Avrupa Birliği’ne bir şey kazandırmaz. Aksine çok şey kaybettirir.

 

-2050’nin Türkiye’si-

 

Üstelik, çeşitli kuruluşların araştırmalarına göre, Türkiye, 2050 yılına kadar dünya ekonomi sıralamasında kimine göre 9’ncu, kimine göre ise 11’nci sıraya kadar çıkacak ve önümüzdeki süreçte Fransa ve İtalya’yı da geride bırakacak.

Türkiye, 2016 yılı verilerine göre, AB üyesi olmamasına, AB’nin olağanüstü desteklerinden yıllardır yararlanan Romanya, Hırvatistan ve Bulgaristan’dan daha fazla, Polonya, Yunanistan, Macaristan, Letonya’nın ise çok az altında satın alma gücü paritesiyle kişi başına gayri safi yurtiçi hasılaya sahiptir.

1963 yılından bu yana, AB’ye girmek için mücadele eden Türkiye’ye yapılan büyük haksızlığa rağmen, ülkemiz ekonomide, Avrupa Birliği üyeleriyle arasındaki farkı hızlı bir şekilde kapatmaktadır. Öyle ki Türkiye, 2010’da satın alma gücü paritesiyle kişi başına gayri safi hasılada, Avrupa Birliği ortalamasının yüzde 48’inde iken, bu rakamı 2016 yılında 14 puanlık artışla yüzde 62’ye çıkarmıştır.”

 

-“AB süreci bıktırıcı bir şekilde yavaş işliyor”-

 

Türkiye’nin, asıl olarak halkının ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda demokrasi, hukuk ve insan hakları alanlarında önemli reformlar gerçekleştirmesine, ekonomide büyük atılımlar kaydetmesine rağmen AB sürecinin bıktırıcı bir şekilde yavaş işlediğini belirten Bayraktar, “zaman zaman dile getirilen ve hukuki bir altyapısı bulunmayan ‘imtiyazlı ortaklık’ gibi seçenekler de sürece zarar vermektedir. Türkiye’ye tam üyelik verilmesi Avrupa Birliği açısından bakıldığında geleceğe yatırımdır. Avrupa Birliği, Türkiye ile dünya liderliğine oynama fırsatını kaçırmamalıdır” dedi.

 

-Gümrük birliğinin genişletilmesi-

 

Tarım ve hizmetler sektörünü kapsayacak şekilde gümrük birliğinin genişletilmesi konusunun, müzakerelerde en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biri olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şöyle konuştu:  

“Gümrük birliğinin tarım ürünlerini içine alacak biçimde genişletilmesi; işlenmemiş tarım ürünleri ve işlenmiş tarım ürünlerinde AB ve Türkiye’nin birbirine karşı gümrük vergilerini kaldırması, üçüncü ülkelere karşı ise Türkiye’nin, AB Ortak Gümrük Tarifesini kabul etmesi demektir.

Ancak, tam üyelikten farklı olarak Türkiye, gümrük birliğine girerek Ortak Tarım Politikasına uyum sağlasa dahi tarımsal fonlardan yararlanamayacak ve AB’nin tarıma ilişkin karar alma süreçlerine de katılamayacaktır.

Bilindiği gibi AB’nin bütçesinden en büyük payı, Ortak Tarım Politikası nedeniyle tarım almaktadır. AB, 2017 yılında 142,9 milyar avroluk toplam bütçesinin 57,7 milyar avrosunu tarıma ayırmıştır. Türkiye, tarımda, tam üye olmadan gümrük birliğine girerse, Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı’nın (IPA) bileşeni Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) hariç bu bütçeden yararlanamayacak, tarım sektörünü kendi bütçesiyle finanse edilecektir. 

Tam üye olmadan tarımda gümrük birliğine girilirse, hem ortak tarım politikası belirlenirken masada olmayacak, müzakere edemeyecek hem AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına (STA) uymak zorunda kalacak, AB üyelerinin yanı sıra üçüncü ülkelere karşı da tarımını koruyamayacaktır.

Bugün AB, kendi üretiminin yetersiz olduğu çoğu üründe STA’larla gümrük vergilerini düşük tutmaktadır. Bu ürünlerden cevizde, yeterli üretimi olmayan AB; ABD, Meksika, Şili gibi ülkelere yüzde 4 gümrük vergisi uygulamaktadır. Ülkemiz ise cevizden yüzde 43,2 gümrük vergisi almaktadır. Türkiye, buna göre, ABD, Meksika, Şili gibi ülkelere yüzde 4 gümrük vergisi uygulamak zorunda kalacağı için ceviz üretimini sürdürmesi imkansız hale gelecektir. Benzer şekilde muzda AB yüzde 16, Türkiye yüzde 145,8, çayda AB yüzde 0, Türkiye yüzde 145, Antep fıstığında AB yüzde 1,6, Türkiye yüzde 43,2 gümrük uygulamaktadır. Diğer bazı ürünlerde de aynı durum söz konusudur. Bu sorunun çözülmesi için, AB’nin STA imzaladığı ülkeleri Türkiye ile de anlaşma yapmaya zorlaması, ortak tarım politikasını belirlerken Türkiye’yi de göz önünde tutması gerekir.”

 

-“Türkiye ve AB tarımsal yapısında farklılıklar bulunuyor”-

 

Türkiye’nin ile AB’nin tarımsal yapısında; kırsal nüfus ve tarımsal işletme yapısı, örgütlenme, destekleme politikası, teknoloji kullanımı, verimlilik, kalite ve standartlar açısından farklılıklar bulunduğunu vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Ülkemizde mevcut tarım işletmelerinin büyük çoğunluğu ekonomik ölçeklere göre küçük ve çok parçalı araziye sahip, verimli üretim koşulları olmayan işletmelerdir. İşletmelerde görülen küçük ve çok parçalı arazi yapısını düzeltmek için 2014 yılında Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu çıkarılmış, uygulama başlamıştır. Arazi toplulaştırma çalışmaları devam etmektedir.

Bunun yanı sıra, sulama yatırımları tamamlanmaya çalışırken, sulama altyapısı yenilemekte, basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırılmaktadır.

Tarımda tekniğine uygun girdi ve yeni üretim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, modern bilgi ve teknoloji kullanımıyla birlikte verimlilik rakamları artmaktadır.

 

-“Yapısal sorunlar çözüldükten, verimlilik düzeyi AB ortalamasına

yaklaştırıldıktan sonra gümrük birliği”-

 

Telafisi mümkün olmayan sorunlar çıkmaması için, üretim maliyetleri düşürüldükten, yapısal sorunlar çözüldükten, verimlilik düzeyi AB ortalamasına yaklaştırıldıktan, temel gıda maddeleri ve bazı stratejik ürünlerde kendine yeterlilik sağlandıktan, AB standartlarında üretime ulaşıldıktan sonra tarım sektörü gümrük birliğine girebilir. Bu sorunların çözümü için, hem zamana hem de büyük miktarlarda mali kaynağa ihtiyaç bulunmaktadır.

Mevcut durumda, yaş meyve ve sebze, tütün, pamuk, fındık, incir, kayısı, çekirdeksiz kuru üzüm, koyun ve keçi eti gibi bir kısmı AB tarımını tamamlayıcı durumda olan ürünlerde, AB ülkeleri karşısında rekabet üstünlüğümüz vardır.

2015 yılında tamamlanan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Avrupa Birliği uzmanlık tezinde yer alan etki analizi çalışmalarına göre, tarımın gümrük birliğine dahil edilmesiyle, buğday, mısır, arpa, pirinç, süt ve tereyağı, sığır eti, ceviz, ayçiçeği ve palm yağı, karma yem, tamamen/kısmen sapları koparılmış, damarı çıkarılmış tütün, mercimek ve nohut ithalatımızda artış olacağı öngörülmektedir.

Ülkemizin ekili alanlarının yüzde 70’ini oluşturan buğday, arpa ve mısırda üretici maliyetleri, dolayısıyla fiyatları Avrupa Birliği’nin üzerindedir. Trakya, Çukurova gibi bazı bölgelerimiz hariç, bu ürünlerde ortalama verim de Avrupa Birliği ortalamalarının altındadır. Buğday, arpa ve mısırda dünyanın önemli üretici ve ihracatçı bölgesi olan Avrupa Birliği ile bu alanda rekabet, tarımımızın aleyhinde olacaktır. Bu ürünleri üreten çok sayıda çiftçimizin üretim dışına çıkmasının ekonomik ve sosyal yükü önemli boyutlara ulaşacaktır.”

 

-“Tarım sektörü sadece AB’nin değil, üçüncü ülkelerin sıkı rekabetiyle

karşı karşıya kalacak”-

 

Diğer yandan Ortak Tarım Politikası’na geçileceği için tarım sektörünün sadece Avrupa Birliği’nin değil, üçüncü ülkelerin sıkı rekabetiyle de karşı karşıya kalacağına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu duruma en iyi örnekler, ithalat da yaptığımız, pirinç, nohut, mercimek, tütün, muz, ceviz, sığır eti ve süttür. Bu ürünlerde başlıca üretici ve ihracatçı ülkeler, şu anda uygulanan gümrüklerin çok altında gümrük vergileriyle ülkemize ihracat yapacaklardır.

Ayçiçeği tohumu, şark tipi tütün, kuru kayısı, üzüm, tavuk eti, incir, portakal, zeytin, patates, kuru soğan, domates, hıyar ve kornişon ticaretinde ise önemli bir değişiklik beklenmemektedir.

Buna karşın, fındık, kiraz, limon, yumurta ve elmada AB’ye ihracatımızın artacağı tahmin edilmektedir.

Dünya Bankası’nın 2014 raporuna göre, tarımın gümrük birliğine dahil edilmesiyle, buğdayda yüzde 97,4, tahıllarda yüzde 61,2, bitkisel yağlarda yüzde 49,5, kırmızı ette yüzde 27,1, süt ürünlerinde ise yüzde 1169,9 ithalat artışı olacaktır. Görüldüğü gibi çoğu üründe ithalatımız artacaktır. Ticarete konu olan bütün tarım ürünlerinde etki analizleri bundan sonra da düzenli olarak yapılmalıdır.

AB’nin gıdada dışa bağımlı olduğu çok sayıda ürün vardır. Sebze, meyvede önemli miktarda ithalat yapılmaktadır. Sorunlarımızı çözmüş bir şekilde tarımda gümrük birliğine girersek, AB’nin ithalatçı olduğu ürünlerde açığı kapatabilir, AB ihtiyacını karşılayabiliriz. Bu durum, AB’nin de menfaatine olacaktır. Türkiye, sebze meyve cenneti olan bir ülkedir. Tek başına AB’nin sebze üretiminin yüzde 40’ı kadar sebze üretmektedir. Türkiye, tarımda önemli bir ülkedir, tarımsal hasılada da Avrupa birincisidir.

 

-“Sorunlarını çözmeden, hazırlıklarını bitirmeden AB’ye üye olan

ülkelerin gördükleri zarar ve yıkımı biliyoruz”-

 

Sorunlarını çözmeden, hazırlıklarını bitirmeden AB’ye üye olan, gümrük birliğine giren ülkelerin gördükleri zarar ve yıkımı biliyoruz.

Özellikle Doğu Avrupa’daki kimi ülkelerin aradan geçen bu kadar zamana rağmen, ekonomilerini bir türlü Avrupa Birliği ortalamalarına yaklaştırmadığı görüldü.

Bu ülkelerde sorunlu sektörler olağanüstü yardımlara rağmen ayakta kalamadı, üretimini sürdüremedi, yüzbinlerce kişi de işinden oldu.

Nitekim Dünya Bankası’nın 2014 raporunda, tarımın gümrük birliğine dahil edilmesinin Türkiye’de tarımsal nüfusta yüzde 3,25 ile yüzde 5 arasında istihdam kaybına neden olacağı vurgulanmıştır.”

 

-“AB’nin gıda güvencesine büyük katkı sağlarız”-

 

Bu durumun yaşanmaması, yüzbinlerce kişinin işsiz kalmaması için her türlü önlemin alınması gerektiğine değinen Bayraktar, “Günümüzde 1 milyara yakın insan yetersiz besleniyor. Önümüzdeki yıllarda daha zor ve pahalı hale gelecek. Dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 2 milyar artarak 9,6 milyara ulaşması beklenmektedir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, 2050 yılına kadar mevcut gıda tüketiminin yüzde 60 oranında artacağını tahmin ediyor.

Yedi iklimi, dört mevsimi, faunası, florası, suyu, havasıyla çok özel bir yer olan Anadolu’da tarım sektörünü hızlı bir şekilde geliştirmemiz gerekiyor.

Tarımı hızlı bir şekilde geliştirirsek, meyve ve sebze başta olmak üzere Avrupa’nın gıda güvencesine büyük katkı sağlarız. Daha fazla ve daha kaliteli üretmek zorundayız. Unutmayalım ki bilgi toplumu olsak da insanlar acıkacak ve torunlarımızın iştahı, bizden daha az olmayacaktır” dedi. 

 

-AB Bakanı ve Başmüzakereci Çelik-

 

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik ise konuşmasında, Avrupa Birliği’nin (AB) halklara doğru derinleşmedikçe, yayılmadıkça Avrupa halkları ve değerlerini tehdit eden aşırı sağın, göçmen düşmanlığının ve yabancı düşmanlığının yükselmesi gibi bir takım tehditlerle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Çelik, “biz DEAŞ’la mücadele ederken bizi destekleyen ve desteğini beyan eden bazı dostlarımız yine bir terör örgütü olan PKK’nın Suriye’deki şubesi PYD ve YPG ile mücadele ederken bu desteği göstermiyorlar. Terör örgütleri konusunda tutarlı olmak gerekir” dedi.

Türkiye’nin AB’ye tam üyelik süreciyle ilgili olarak “buradan meydan okuyorum, desinler ki bize, ‘2019’da üyelik perspektifi veriyoruz’ ya da ‘2020’de üyelik perspektifi veriyoruz’ bütün fasılları açmaya ve kapatmaya, bütün hazırlıkları yapmaya hazırız” diyen Çelik, “zaman zaman ‘Türkiye ile biz terörle mücadele konusunda ya da göç konusunda işbirliği yapalım ama Türkiye-AB ilişkileri katılım müzakereleri konusunda ilerlemeyelim’ gibi sözler duyuyoruz. Türkiye-AB ilişkilerinin temeli katılım müzakereleridir. Tam üyelik perspektifidir. Bunun dışında ikinci bir model ya da imtiyazlı ortaklık gibi modeller kesinlikle söz konusu olmayacaktır” diye konuştu.

 

-Türkiye-AB KİK Eş Başkanları-

 

Türkiye-AB KİK Eş Başkanı ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, vize konusunun, Türkiye-AB KİK olarak, her zaman öncelikleri arasında yer aldığını, vize serbestisi diyaloğunun bir an önce tamamlanması gerektiğini bildirdi.

Hisarcıklıoğlu, Türkiye-AB ilişkilerin en öncelikli konusunun katılım müzakerelerinde ilerleme sağlanması olduğunu, bu sürecin Türkiye-AB ilişkilerinin de temelini oluşturduğunu, Türkiye ve Avrupa arasındaki ekonomik, iktisadi ilişkilerin son derece derinleştiğini, AB ile ilişkilerin Türkiye’nin dönüşüm sürecinin pusulası olduğunu belirtti.

Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi Üyesi, Türkiye–AB KİK Eş Başkanı Annie Van Wezel de konuşmasında, AB’deki sivil toplum ile Türkiye’deki sivil toplum arasındaki ilişkileri daha çok geliştirmek için burada bulunduklarını bildirdi. Türkiye’nin son yıllardaki ekonomik dönüşümünün kendilerini çok memnun ettiğini belirten Wezel, “gerçekten de bu ekonomik zenginlik, burada yoğun bir çalışma ve Türk halkının yaratıcılığının sonucunda ortaya çıkan bir durumdur. Bu faydaların herkes tarafından paylaşılabilmesi gerçekten de önemlidir. O çerçevede sosyal kalkınmayı da tartışmamız bizim açımızdan önemlidir. Çünkü refahın dağıtımının gerçekleştirilebilmesi bizim için çok önemlidir” dedi.

 

-AB Türkiye Delagasyonu Başkan Yardımcısı Vinals-

 

AB Türkiye Delagasyonu Başkan Yardımcısı Gabriel Munuera Vinals ise konuşmasında, Türkiye ile AB’nin stratejik ortaklar olarak ilişkilerini normal bir konuma getirmeleri gerektiğini belirtti. Türkiye’nin Avrupa’dan uzaklaşmamasını, tam tersine Avrupa’ya yakınlaşmasını istediklerini belirten Vinals, “Türkiye, AB için bölgede bir anahtar aktör, Avrupa’nın stratejik menfaatleri için önemli bir ülkedir. Türkiye, 3 milyondan fazla Suriyeli mülteci barındırmaktadır. Türkiye örnek bir konukseverlik göstermektedir. Türkiye ve AB arasında ortak bir anlaşma 18 Mart 2016 tarihinde başlatılmış ve bu çok köklü bir işbirliğiyle sonuçlanmıştır. Uluslararası hukuka tamamen saygılı bir şekilde yüzlerce kişinin hayatı kurtarılmış ve Ege Denizi’nde düzensiz ve tehlikeli geçişler dolayısıyla can kayıpları önlenmiştir” diye konuştu.

Ocak yağışları çiftçiyi umutlandırdı… –


-Ocak yağışları çiftçiyi umutlandırdı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Kurak geçen Kasım ve Aralık aylarının ardından Ocak ayı yağışlarının normalin yüzde 23,7 üzerinde olması çiftçimizi umutlandırmıştır”

-“Özellikle Akdeniz, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Doğu Anadolu, Ocak ayında genel olarak iyi yağış aldı”

-“Buna karşın yağışlar, normale göre, Ege Bölgesinde yüzde 6,3, Marmara Bölgesinde yüzde 6 oranında azaldı”     

-“4 aylık birikimli yağışlar, Marmara ve Akdeniz Bölgesinde normalleri civarında iken diğer bölgelerde normalin altında kaldı”

-“Beklenen yağışların olması ve hububatta verimi etkileyen bahar yağışlarının da normalleri civarında gerçekleşmesi durumunda bu yıl ülke genelini etkileyecek kuraklık beklenmemektedir”

 

Ankara – 18.02.2018 –  Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kurak geçen Kasım ve Aralık aylarının ardından Ocak ayı yağışlarının normalin yüzde 23,7 üzerinde olmasının çiftçiyi umutlandırdığını bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Ocak ayındaki yağışların genel olarak normalinden ve geçen yıl yağışından fazla olduğunu belirtti. Geçen yıl 72,5 milimetre (mm), normali 65,8 mm olan Ocak ayı yağış ortalamasının bu yıl 81,4 mm’ye çıktığı, yağışların Ocak ayında, normale göre yüzde 23,7, geçen yıla göre yüzde 12,3 arttığı bilgisini veren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ocak ayı yağışlarında Ege ve Marmara Bölgelerinde normale göre azalma, diğer bölgelerde normale göre artış gerçekleşmiştir. Özellikle Akdeniz, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Doğu Anadolu, Ocak ayında genel olarak iyi yağış aldı. Normale göre en fazla yağış artışı yüzde 48,6 ile Akdeniz Bölgesinde görülürken, bu bölgeyi yüzde 38,5 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi, yüzde 34,3 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 30,2 ile Doğu Anadolu Bölgesi, yüzde 4,8 ile Karadeniz Bölgesi izledi. Buna karşın yağışlar, normale göre, Ege Bölgesinde yüzde 6,3, Marmara Bölgesinde yüzde 6 oranında azaldı.”

 

-Birikimli yağışlar Marmara ve Akdeniz bölgeleri hariç normalin altında-

 

Ekim ayı ile başlayan 2017-2018 yılı tarımsal üretim ve pazarlama döneminin Kasım, Aralık aylarında yaşanan kuraklık nedeniyle Ekim-Ocak dönemini kapsayan 4 aylık süredeki birikimli yağışların geçen yılın yüzde 15 üzerinde gerçekleşse de normale göre yüzde 6,4 azaldığına dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

“Ülke geneli itibarıyla düşünülürse 4 aylık dönemde yağışlarda Ocak ayı yağışlarındaki artışa rağmen birikimli olarak bakıldığında normaller yakalanamamıştır. Ekim-Ocak döneminde birikimli yağışlar 244,6 mm olarak gerçekleşmiştir. Bu dönem için normal yağış 261,4 mm, geçen yıl yağışları ise 212,7 mm’dir. 4 aylık birikimli yağışlar Marmara ve Akdeniz Bölgesinde normalleri civarında iken diğer bölgelerde normalin altında kaldı. Normale göre en fazla yağış azalması yüzde 26 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görülürken, bu bölgeyi yüzde 15 ile Ege Bölgesi, yüzde 9 ile Doğu Anadolu Bölgesi, yüzde 6 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 4 ile Karadeniz Bölgesi izlemektedir.”

 

-“Ocak ayı yağışları tarımsal kuraklık riskini azalttı”-

 

Ülke genelinde birinci ürün kışlık hububat ekiminin Kasım ayı itibariyle tamamlandığını, erken ekim yapılan alanlarda çıkışların gerçekleştiğini bildiren Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Aralık ayında bitkinin ihtiyacı olan yağmurun ve özellikle kar yağışlarının olmaması nedeniyle ekili alanlarda stres yaşanmakla birlikte Ocak ayı yağışları tarımsal kuraklık riskini azaltmıştır. Beklenen yağışların olması ve hububatta verimi etkileyen bahar yağışlarının da normalleri civarında gerçekleşmesi durumunda bu yıl ülke genelini etkileyecek kuraklık beklenmemektedir.

Bilindiği üzere özellikle hububat verimi için bahar yağışları oldukça önemlidir. Önümüzdeki aylarda beklenen yağışların olması ve sıcaklıkların normalleri düzeyinde gerçekleşmesi durumunda verim ve kalitede olumsuzluklar yaşanmaz.”

 Aylar itibarıyla ve birikimli olarak ülke geneli birim alana ortalama yağış miktarı ve normali, değişim oranları şöyle:

 

 

 

 

 

 

 

Birikimli

 

 

 

Yağış

Birikimli

 

Yağış

 

Yağış

 

Miktarı/

Yağış

Birikimli

Miktarı/

 

Miktarı

Normali

Normali

Miktarı

Normali

Normali

Aylar

(mm)

(mm)

(Yüzde)

(mm)

(mm)

(Yüzde)

Ekim

49,6

49,2

0,8

49,6

49,2

0,8

Kasım

58,2

70,0

-16,9

107,8

121,3

-11,1

Aralık

55,4

78,3

-29,2

163,2

199,4

-18,2

Ocak

81,4

65,8

23,7

244,6

261,4

-6,4

Kaynak: Meteoroloji Genel Müdürlüğü.

Kasım ayında tarımda istihdam 5,3 milyonu buldu…


-Kasım ayında tarımda istihdam 5,3 milyonu buldu…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım, Kasım ayına rağmen 5 milyon 297 bin kişiye istihdam sağladı, işsizliği 1,9 puan düşürdü”

-“Tarımsal istihdam geçen yılın aynı ayına göre, 244 bin kişi arttı”

-“İstihdamda yüzde 18,6 pay alan tarım, Kasım’da işsizliği yüzde 12,2’den yüzde 10,3’e çekti”

 

Ankara – 15.02.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın sadece yaz aylarında değil, yılın her ayında istihdamdaki önemini koruduğunu bildirerek, “tarım, Kasım ayına rağmen 5 milyon 297 bin kişiye istihdam sağladı, işsizliği 1,9 puan düşürdü” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2017 yılının Kasım ayında tarımda istidamın, 2016 yılının Kasım ayına göre 244 bin kişi arttığını belirtti. Şemsi Bayraktar, 2016 yılı Kasım ayında 5 milyon 53 bin olan tarımda istihdamın, 2017 yılı Kasım ayında 5 milyon 297 bine yükseldiğine dikkati çekti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, tarımın Mayıs ayında 5 milyon 577 bin, Haziran ayında 5 milyon 757 bin, Temmuz ayında 6 milyon 21 bin, Ağustos ayında 5 milyon 953 bin, Eylül ayında 5 milyon 854 bin, Ekim ayında 5 milyon 534 bin kişiye istihdam sağladığını hatırlattı.

 

-Tarımın istihdamdaki payı yüzde 18,6-

 

Kasım ayında 28 milyon 515 bin olan toplam istihdamın yüzde 18,6’sını tarımın karşıladığına, bu rakamın 2016 yılının Kasım ayında yüzde 18,7, bu yılın Temmuz, Ağustos aylarında yüzde 20,7, Eylül ayında yüzde 20,3, Ekim ayında yüzde 19,3 olduğunu bildiren Bayraktar, 2016 Kasım ayında 27 milyon 67 bin olan toplam istihdamın da bir yıllık sürede 1 milyon 448 bin kişi arttığına dikkati çekti.

Bayraktar, tarımın istihdamda yüzde 18,6, sanayinin yüzde 19,2 pay aldığını, inşaatın payının yüzde 7,6’da kaldığını, istihdamda en büyük payın yüzde 54,6 payla hizmetlerde olduğunu belirtti.

 

-Tarım kadınlarda işsizliği 4 puan düşürdü-

 

Şemsi Bayraktar, 2017 Kasım ayında tarımda 2 milyon 915 bin erkek ve 2 milyon 382 bin kadının istihdam edildiğini bildirdi. Erkeklerin yüzde 14,9’unun, kadınların yüzde 26,8’inin tarımda çalıştığını, tarımın işsizliğin yükselmesinin önüne geçtiğini vurgulayan Bayraktar, Kasım ayında tarımın kadınlarda işsizliği 4 puan düşürerek yüzde 17,4’den yüzde 13,4’e, erkeklerde 1,2 puan düşürerek yüzde 10’dan yüzde 8,8’e, toplamda işsizliği 1,9 puan düşürerek yüzde 12,2’den yüzde 10,3’e indirdiğini belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, tarımda istihdamın her yıl Temmuz ve Ağustos aylarında zirveye ulaştığını, Eylül ayından itibaren tarımsal faaliyetlerdeki azalmayla birlikte istihdamın da gerilemeye başladığını hatırlattı.

-Tarımda enflasyon tek haneye düştü…


-Tarımda enflasyon tek haneye düştü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım ÜFE’de enflasyon Aralık ayına göre, 6,78 puan azalmayla yüzde 16,47’den yüzde 9,69’a indi”

-“Hesaptan 2017 yılı Ocak ayında görülen aylık yüzde 9,51’lik tarım ÜFE enflasyonun çıkması nedeniyle keskin bir düşüş yaşandı”

-“Hem tarım ÜFE’de hem gıda ve alkolsüz içeceklerde 2018 yılına tek haneyle girildi”

-“Genel TÜFE enflasyonunun yüzde 10,35 olmasının sebebi sadece tarım ve gıda değildir”

-“Başta ulaştırma olmak üzere, ev eşyası, giyim ve ayakkabı, lokanta ve oteller, çeşitli mal ve hizmetler, eğitim ana harcama gruplarında genel TÜFE’nin üzerinde yıllık artış yaşanırken, gıdada enflasyon genel TÜFE’nin altında kalmıştır”

 

Ankara – 14.02.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, gıda ve alkolsüz içeceklerin ardından tarım üretici fiyatları endeksinde (Tarım ÜFE) de enflasyonun tek haneye düştüğünü bildirerek, “tarım ÜFE’de enflasyon Aralık ayına göre, 6,78 puan azalmayla yüzde 16,47’den yüzde 9,69’a indi. Hesaptan 2017 yılı Ocak ayında yaşanan aylık yüzde 9,51’lik tarım ÜFE enflasyonun çıkması nedeniyle böyle keskin bir düşüş oldu” dedi.

Bayraktar yaptığı açıklamada gıda ve alkolsüz içeceklerin ardından tarım ÜFE’de de enflasyonun normal seyre girdiğini ve genel TÜFE’nin ardında kaldığını belirtti. Ocak ayında, 2017 Aralık ayına göre, tarım ve avcılık ürünlerinde yüzde 1,04, ormancılık ürünlerinde yüzde 17,34, balıkçılıkta yüzde 11,37 artış olduğunu bildiren Bayraktar, ana gruplardan çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 6,05, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,32 artış, tek yıllık bitkisel ürünlerde ise yüzde 1,71 azalış görüldüğünü vurguladı. Bayraktar, alt tarım gruplarından turunçgillerin yüzde 8,53, canlı sığırlar ve  bunlardan elde edilen işlenmemiş sütün yüzde 1,65 azalış, çeltiğin yüzde 9,31, diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyvelerin yüzde 5,35, lifli bitkilerin yüzde 2,60, yağlı meyvelerin yüzde 1,49 artış gösterdiğini belirtti. 

 

-2017 Ocak enflasyonu devre dışı kalınca-

 

Ocak ayında gıda ve alkolsüz içecekler grubunda aylık yüzde 6,37, tarım ÜFE’de yüzde 9,51’lik enflasyon rakamın devre dışı kaldığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Yıllık enflasyonda hesaptan 2017 yılı Ocak enflasyonu çıkınca, gıdada enflasyonu 5,03 puan azalmayla yüzde 13,79’dan yüzde 8,76’ya inmişti. Aynı şekilde hesaptan 2017 yılı Ocak ayında görülen aylık yüzde 9,51’lik tarım ÜFE enflasyonun çıkması nedeniyle tarım ÜFE’de de enflasyon Aralık ayına göre 6,78 puan azalmayla yüzde 16,47’den yüzde 9,69’a inildi ve keskin bir düşüş yaşandı.

Hem tarım ÜFE’de hem gıda ve alkolsüz içeceklerde 2018 yılına tek haneyle girildi.”

 

-“Enflasyonun sebebi sadece tarım ve gıda değildir”-

 

Genel TÜFE enflasyonunun yüzde 10,35 olmasının sebebinin sadece tarım ve gıda olmadığını belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Tarım ÜFE’de aylık enflasyon yüzde 1,62, yıllık enflasyon yüzde 9,69 oldu. Sadece tarım ve avcılık ürünlerini dikkate aldığımızda aylık enflasyon yüzde 1,04, yıllık enflasyon yüzde 9,08’e kadar iniyor. Ormancılık ve balıkçılık ürünleri tarım ÜFE enflasyonunu yüzde 9,08’den yüzde 9,69’a yükseltiyor. Gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık enflasyon yüzde 1,67 iken, yıllıkta yüzde 8,76’ya inmiş durumda. Hal böyle olunca genel TÜFE enflasyonunun yüzde 10,35 olmasının sebebi sadece tarım ve gıda değildir. Başta ulaştırma olmak üzere, ev eşyası, giyim ve ayakkabı, lokanta ve oteller, çeşitli mal ve hizmetler, eğitim ana harcama gruplarında genel TÜFE’nin üzerinde yıllık artış yaşanırken, gıdada enflasyon genel TÜFE’nin altında kalmıştır.”

Kanatlı örnek sektör oldu…


-Kanatlı örnek sektör oldu…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tavuk sayısı, 1995-2017 döneminde, 129 milyondan 342,8 milyona, hindi sayısı ise 1996-2017 döneminde 3,3 milyondan 3,9 milyona çıktı”

-“Tavuk eti üretimi, 282 bin tondan 2 milyon 137 bin tona, hindi eti üretimi 1027 tondan 52 bin 363 tona, yumurta üretimi 10,27 milyar adetten 19,28 milyar adede yükseldi”

-“Bu dönemlerde hindi sayısı 1,2, tavuk sayısı 2,65 katına ulaşırken, 2017 yılında kesilen tavuk sayısı, 1995 seviyesinin 5,7, tavuk eti üretimi 7,6, kesilen hindi sayısı, 1996 seviyesinin 23, hindi eti üretimi 51, tavuk yumurtası üretimi 1,9 katına çıktı”

-“Aynı dönemlerde tavuk eti veriminde yüzde 33, hindi eti veriminde yüzde 120 artış görüldü”

-“İhracat, 2017 yılında, kanatlı eti ve ürünlerinde 361,4 milyon dolardan 526,6 milyon dolara, yumurta ve ürünlerinde ise 289,5 milyon dolardan 376,2 milyon dolara yükseldi”

-“Mevcut kar marjlarıyla üretici, yatırım karşılığını 30 yılda ancak alabilmektedir. Bu sürdürülebilir bir durum değildir”

 

Ankara – 13.02.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kanatlı sektörünün ülke için örnek bir sektör olduğunu bildirerek, “tavuk sayısı, 1995-2017 döneminde, 129 milyondan 342,8 milyona, hindi sayısı ise 1996-2017 döneminde 3,3 milyondan 3,9 milyona çıktı. Tavuk eti üretimi, 282 bin tondan 2 milyon 137 bin tona, hindi eti üretimi 1027 tondan 52 bin 363 tona, yumurta üretimi 10,27 milyar adetten 19,28 milyar adede yükseldi” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, kümes hayvanları sektörünün hem üretim hem teknoloji açısından önemli bir aşamaya geldiğini belirtti. 1995 yılında 57,3 milyon olan yumurta tavuğu sayısının 2017 yılında 121,6 milyona, 71,7 milyon olan et tavuğu sayısının 221,2 milyona, 3,3 milyon olan hindi sayısının ise 3,9 milyona yükseldiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“1995 yılında 215,3 milyon tavuk kesiliyordu. Elde edilen tavuk eti miktarı ise 282 bin tonda kalıyordu. 1996 yılında kesilen hindi sayısı 227 bini, elde edilen hindi eti miktarı ise 1027 tonu ancak buluyordu. 2017 yılında 5,22 milyon hindi, 1 milyar 228 milyon tavuk kesildi. 52 bin 363 ton hindi eti ve 2 milyon 137 bin ton tavuk eti üretildi.

Yine 1995 yılında 10,27 milyar tavuk yumurtası üretiliyordu. Bu rakam 2017 yılında 19,28 milyar adede yükseldi.

Bu dönemlerde hindi sayısı 1,2, tavuk sayısı 2,65 katına ulaşırken, 2017 yılında kesilen tavuk sayısı, 1995 seviyesinin 5,7, tavuk eti üretimi 7,6, kesilen hindi sayısı, 1996 seviyesinin 23, hindi eti üretimi 51, tavuk yumurtası üretimi 1,9 katına çıktı.

 

-“Ortalama tavuk eti verimliliği 1,3 kilogramdan 1,74 kilograma çıktı”-

 

Aynı dönemlerde tavuk eti veriminde yüzde 33, hindi eti veriminde yüzde 120 artış görüldü. Ortalama tavuk eti verimi 1,3 kilogramdan 1,74 kilogramın üzerine, ortalama hindi eti verimi ise 4,5 kilogramdan 10 kilogramın üzerine çıktı.

2017 yılında, 2016 yılına göre, kesilen tavuk sayısı yüzde 11,5 artışla 1,1 milyardan 1,23 milyara, yumurta üretimi yüzde 6,5 artışla 18,1 milyar adetten 19,28 milyar adede, tavuk eti üretimi yüzde 13,7 artışla 1,88 milyon tondan 2 milyon 137 bin tona, kesilen hindi sayısı yüzde 11,9 artışla 4,7 milyondan 5,22 milyona, hindi eti üretimi yüzde 12,6 artışla 46,5 bin tondan 52,4 bin tona yükseldi.”

 

-İhracat artışı yumurtada yüzde 29,9, kanatlı etinde yüzde 45,6’yı buldu-

 

Kanatlı eti ve ürünleri ihracatının 2014 yılında 651 milyon dolar, yumurta ve yumurta ürünleri ihracatı 401,9 milyon dolar düzeyine çıktığını hatırlatan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“başta Irak olmak üzere yakın pazarlardaki sıkıntılar, Ortadoğu ülkelerinde yaşanan ekonomik sorunlar, Suriye ve Irak’ın neden olduğu ulaşım zorlukları ihracatı olumsuz etkilemiş ve gerilemesine sebep olmuştu. 2017 yılı ihracat açısından iyi geçti. Geçen yıl ihracat artışı, 2017 yılına göre kanatlı eti ve ürünlerinde yüzde 45,6, yumurta ve ürünlerinde yüzde 29,9’u buldu. İhracat, kanatlı eti ve ürünlerinde 361,4 milyon dolardan 526,6 milyon dolara, yumurta ve ürünlerinde ise 289,5 milyon dolardan 376,2 milyon dolara yükseldi. Ülke içi tüketim belli noktalara ulaşmıştır. Sektörün kapasitesi ülke ihtiyacının çok üzerindedir. İhracat yapmak ve bu ihracatı sürekli artırmak zorundayız. Dünyada çok büyük miktarlarda kanatlı eti ve kanatlı ürünleri, yumurta ve yumurta ürünleri, süt ürünleri talebi var. Bu talep değerlendirilmeli, başta Ortadoğu olmak üzere yakın pazarlara yoğunlaşılmalı, mevcut pazarlarda pazar payını artırıcı tedbirler alınmalıdır.”

 

-“Üreticinin kar marjı düşük”-

 

Üretim ve ihracat rakamları artmasına rağmen üreticinin para kazanmakta zorlandığını da ifade eden Bayraktar, şunları kaydetti:

“Hem teknoloji hem altyapı hem de potansiyel olarak rahatlıkla dünya ülkeleriyle rekabet edebilecek seviyede olan kanatlı sektörümüz, başta Ortadoğu olmak üzere çok sayıda ülkenin kanatlı eti ve yumurta ihtiyacını karşılayabilir. Yalnız, sektörde üretim de ihracat da artarken, üreticinin kar marjındaki sorunun devam etmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Mevcut kar marjlarıyla üretici, yatırım karşılığını 30 yılda ancak alabilmektedir. Bu sürdürülebilir bir durum değildir. Bu sorun çözülmelidir.”

Traktörde artış oranında Güneydoğu, Doğu, sayıda Ege, İç Anadolu, Marmara…


-Traktörde artış oranında Güneydoğu, Doğu, sayıda Ege, İç Anadolu, Marmara…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “2017 yılında traktör sayısı artış oranında Güneydoğu Anadolu

yüzde 6,2 ile birinci, Doğu Anadolu yüzde 5,3 ile ikinci oldu”

-“Traktör sayısında aslan payını Ege, İç Anadolu, Marmara bölgelerimiz alıyor. 1,8 milyon 1,1 milyona yakını üç bölgede

bulunuyor”

-“Traktör sayısında 86 bin 985 adetle Manisa birinciliğini korudu. Bu ili 86 bin 743 adetle Konya takip etti”

-“Toprağın işlenmesi, tohumun ekilmesi, gübreleme, ilaçlama, sulama gibi kültürel işlemlerin ve hasadın uygun bir biçimde,

rasyonel yapılması ancak traktör başta olmak üzere tarımsal mekanizasyonla gerçekleştirilebilir”

-“Traktör parkımızın yenilenmesi, traktör ortalama yaşının uluslararası standartlara getirilmesi gerekiyor”

 

Ankara – 07.02.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, traktörde artış oranında Güneydoğu ve Doğu Anadolu, sayıda Ege, İç Anadolu ve Marmara bölgelerinin ilk sıraları paylaştığını bildirerek, “2017 yılında traktör sayısı artış oranında Güneydoğu Anadolu yüzde 6,2 ile birinci, Doğu Anadolu yüzde 5,3 ile ikinci oldu. Traktör sayısında aslan payı Ege, İç Anadolu, Marmara bölgelerimizde. 1,8 milyon 1,1 milyona yakını üç bölgede bulunuyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, traktör sayısının 2017 yılında yüzde 4,1 oranında ve 72 bin 458 adet artışla 1 milyon 765 bin 764 adetten 1 milyon 838 bin 222’ye yükseldiğini belirtti. Traktör sayısının Güneydoğu Anadolu’da yüzde 6,2 artışla 132 bin 75’e, Doğu Anadolu’da yüzde 5,3 artışla 139 bin 671’e, Ege Bölgesi’nde yüzde 4,3 artışla 372 bin 987’ye, İç Anadolu Bölgesi’nde yüzde 3,9 artışla 361 bin 448’e, Akdeniz Bölgesi’nde yüzde 3,8 artışla 242 bin 771’e, Karadeniz Bölgesi’nde yüzde 3,5 artışla 255 bin 516’ya çıktığına dikkati çeken Bayraktar, oransal olarak en az artışın yüzde 3,4 ile Marmara Bölgesi’nde olduğunu, bölgede traktör sayısının 333 bin 754’e yükseldiğini vurguladı.

 

-Ege 15 bin 360 artışla ilk sırada-

 

Traktör sayısının Ege Bölgesi’nde 15 bin 360, İç Anadolu’da 13 bin 725, Marmara Bölgesi’nde 11 bin 22, Akdeniz Bölgesi’nde 8 bin 930, Karadeniz Bölgesi’nde 8 bin 722, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 7 bin 702, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 6 bin 997 adet arttığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Her ne kadar Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimiz artış oranında ilk iki sırayı alsalarda traktör sayısında aslan payını Ege, İç Anadolu, Marmara bölgelerimiz alıyor. 1,8 milyon 1,1 milyona yakını üç bölgede bulunuyor. Toplam 1 milyon 838 bin 222 traktörün yüzde 58,1’i olan 1 milyon 68 bin 189’u Ege, İç Anadolu ve Marmara bölgelerimizde yer alıyor.

 

-Oransal artışta Rize birinci, Trabzon ikinci, Şırnak üçüncü-

 

İller içinde oransal olarak en fazla artış, en az traktörü olan Rize’de. Rize, 2016 yılı sonunda 65 olan traktör sayısı yüzde 24,6 artışla 2017 yıl sonunda 81’e çıktı. Bu ili en az traktöre sahip ikinci il Trabzon takip etti. Aynı dönemde Trabzon’da traktör sayısı yüzde 21,5 artışla 246’dan 299’a yükseldi. Traktör sayısı 2 bin 650’den 2 bin 917’ye çıkan Şırnak, yüzde 10,1 artışla çift haneli artış gösteren üçüncü il oldu. Bu illeri Artvin, Siirt, Adıyaman, Yalova, Tunceli, Iğdır ve Gaziantep takip etti.

 

-En az artış oranı İstanbul’da-

 

İstanbul, Zonguldak, Edirne, Tekirdağ, Nevşehir, Kırklareli, Samsun, Balıkesir, Gümüşhane traktör sayısı artışı yüzde 3’ün altında kalan iller oldular. Artış oranında İstanbul, yüzde 2,3 artışla son sırayı aldı. 2017 yılında İstanbul’da traktör sayısı 529 artışla 22 bin 682’den 23 bin 211’e çıktı.

 

-Traktör sayısı ve artış miktarında Manisa, Konya ve İzmir ilk üçte-

 

Traktör sayısı, 2017 yılında Manisa’da 3 bin 343, Konya’da 3 bin 139, İzmir’de 2 bin 633, Aydın’da 2 bin 495, Bursa’da 2 bin 255, Gaziantep’te 2 bin 208, Ankara’da 2 bin 140, Denizli’de 2 bin 112, Sakarya’da 1850, Antalya’da 1839 adet arttı.

Buna karşın traktör sayısı artışı, 2017 yılında Rize’de 16, Bingöl’de 50, Trabzon’da 53, Hakkari’de 58 adetle 100’ün altında kaldı.

Traktör sayısında 86 bin 985 adetle Manisa birinciliğini korudu. Bu ili 86 bin 743 adetle Konya, 63 bin 934 adetle İzmir, 63 bin 143 adetle Bursa, 62 bin 502 adetle Balıkesir, 54 bin 380 adetle Ankara, 51 bin 742 adetle Adana, 50 bin 887 adetle Samsun, 50 bin 130 adetle Denizli takip etti.

En az traktör 81 adetle Rize’de bulunuyor. Bu ili 299 adetle Trabzon, 1017 adetle Hakkari, 1181 adetle Bingöl, 1419 adetle Artvin ve 1657 adetle Tunceli izliyor.”

 

-Modern tarımsal mekanizasyonun lokomotifi traktör-

 

Modern tarımsal mekanizasyonun lokomotif görevini traktörün yaptığını bildiren Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Mekanizasyon, tarımda verimliliği artıran önemli bir unsurdur. Toprağın işlenmesi, tohumun ekilmesi, gübreleme, ilaçlama, sulama gibi kültürel işlemlerin ve hasadın uygun bir biçimde, rasyonel yapılması ancak traktör başta olmak üzere tarımsal mekanizasyonla gerçekleştirilebilir.

Uluslararası standartlara göre 11-12 olması gereken ortalama traktör yaşı, ülkemizde 22-23’ü buluyor. Traktör parkımızın yenilenmesi, traktör ortalama yaşının uluslararası standartlara getirilmesi gerekiyor. Bundan dolayı yeni traktör satışları önemli. Ekonomik ömrünü tamamlamış traktörlerin kullanılmaya devam etmesi, teknik ve ekonomik kayıpların yanı sıra, ekolojik zarara yol açmakta ve can güvenliğini riske atmaktadır.”

2016-2017 döneminde iller ve bölgeler itibarıyla traktör sayıları, miktar ve yüzde olarak artış oranları ve toplam içindeki payları şöyle:

 

 

 

 

2016-2017

2017/2016

2016

2017

 

2016

2017

Değişim

Değişim

Payı

Payı

 

Aralık

Aralık

(Miktar)

(Yüzde)

(Yüzde)

(Yüzde)

Ege Bölgesi

 

 

 

 

 

 

Manisa

83.642

86.985

3.343

4,0

4,7

4,7

İzmir

61.301

63.934

2.633

4,3

3,5

3,5

Denizli

48.018

50.130

2.112

4,4

2,7

2,7

Aydın

43.431

45.926

2.495

5,7

2,5

2,5

Afyonkarahisar

40.555

42.082

1.527

3,8

2,3

2,3

Kütahya

32.415

33.373

958

3,0

1,8

1,8

Muğla

30.185

31.720

1.535

5,1

1,7

1,7

Uşak

18.080

18.837

757

4,2

1,0

1,0

Bölge Toplamı

357.627

372.987

15.360

4,3

20,3

20,3

 

 

 

 

 

 

 

İç Anadolu Bölgesi

 

 

 

 

 

 

Konya

83.604

86.743

3.139

3,8

4,7

4,7

Ankara

52.240

54.380

2.140

4,1

3,0

3,0

Yozgat

31.438

32.698

1.260

4,0

1,8

1,8

Sivas

30.693

31.933

1.240

4,0

1,7

1,7

Kayseri

27.812

29.035

1.223

4,4

1,6

1,6

Eskişehir

22.053

22.902

849

3,8

1,2

1,2

Nevşehir

20.610

21.170

560

2,7

1,2

1,2

Aksaray

18.214

18.986

772

4,2

1,0

1,0

Niğde

16.621

17.139

518

3,1

0,9

0,9

Çankırı

13.188

13.707

519

3,9

0,7

0,7

Karaman

11.026

11.556

530

4,8

0,6

0,6

Kırşehir

11.313

11.922

609

5,4

0,6

0,6

Kırıkkale

8.911

9.277

366

4,1

0,5

0,5

Bölge Toplamı

347.723

361.448

13.725

3,9

19,7

19,7

 

 

 

 

 

 

 

Marmara Bölgesi

 

 

 

 

 

 

Balıkesir

60.761

62.502

1.741

2,9

3,4

3,4

Bursa

60.888

63.143

2.255

3,7

3,4

3,4

Sakarya

36.813

38.663

1.850

5,0

2,1

2,1

Çanakkale

32.119

33.253

1.134

3,5

1,8

1,8

Edirne

30.803

31.618

815

2,6

1,7

1,7

Tekirdağ

29.374

30.170

796

2,7

1,7

1,6

İstanbul

22.682

23.211

529

2,3

1,3

1,3

Kırklareli

19.988

20.536

548

2,7

1,1

1,1

Kocaeli

16.142

16.979

837

5,2

0,9

0,9

Bilecik

10.411

10.722

311

3,0

0,6

0,6

Yalova

2.751

2.957

206

7,5

0,2

0,2

Bölge Toplamı

322.732

333.754

11.022

3,4

18,3

18,2

 

 

 

 

 

 

 

Karadeniz Bölgesi

 

 

 

 

 

 

Samsun

49.520

50.887

1.367

2,8

2,8

2,8

Tokat

39.885

41.130

1.245

3,1

2,3

2,2

Çorum

38.551

39.822

1.271

3,3

2,2

2,2

Kastamonu

28.391

29.523

1.132

4,0

1,6

1,6

Bolu

20.467

21.223

756

3,7

1,2

1,2

Amasya

19.711

20.595

884

4,5

1,1

1,1

Düzce

11.022

11.597

575

5,2

0,6

0,6

Zonguldak

9.355

9.593

238

2,5

0,5

0,5

Sinop

8.571

8.863

292

3,4

0,5

0,5

Karabük

5.465

5.689

224

4,1

0,3

0,3

Bartın

5.264

5.427

163

3,1

0,3

0,3

Gümüşhane

3.541

3.645

104

2,9

0,2

0,2

Giresun

3.087

3.221

134

4,3

0,2

0,2

Ordu

2.352

2.502

150

6,4

0,1

0,1

Artvin

1301

1.419

118

9,1

0,1

0,1

Trabzon

246

299

53

21,5

0,0

0,0

Rize

65

81

16

24,6

0,0

0,0

Bölge Toplamı

246.794

255.516

8.722

3,5

14,0

13,9

 

 

 

 

 

 

 

Akdeniz Bölgesi

 

 

 

 

 

 

Adana

50.250

51.742

1.492

3,0

2,8

2,8

Antalya

45.077

46.916

1.839

4,1

2,6

2,6

Mersin

33.104

34.218

1.114

3,4

1,9

1,9

Burdur

21.060

21.781

721

3,4

1,2

1,2

Hatay

21.410

22.404

994

4,6

1,2

1,2

Isparta

21.234

22.030

796

3,7

1,2

1,2

Kahramanmaraş

19.909

21.018

1.109

5,6

1,1

1,1

Osmaniye

16.075

16.573

498

3,1

0,9

0,9

Kilis

5.722

6.089

367

6,4

0,3

0,3

Bölge Toplamı

233.841

242.771

8.930

3,8

13,2

13,2

 

 

 

 

 

 

 

Doğu Anadolu Bölgesi

 

 

 

 

 

 

Malatya

22.521

23.680

1.159

5,1

1,3

1,3

Kars

19.057

19.672

615

3,2

1,1

1,1

Erzurum

18.487

19.573

1.086

5,9

1,0

1,1

Muş

11.619

12.392

773

6,7

0,7

0,7

Ardahan

10.114

10.582

468

4,6

0,6

0,6

Elazığ

9.666

10.329

663

6,9

0,5

0,6

Van

8.840

9.144

304

3,4

0,5

0,5

Ağrı

8.259

8.678

419

5,1

0,5

0,5

Erzincan

6.876

7.199

323

4,7

0,4

0,4

Iğdır

4.347

4.662

315

7,2

0,2

0,3

Bitlis

3.640

3.884

244

6,7

0,2

0,2

Bayburt

2.965

3.104

139

4,7

0,2

0,2

Şırnak

2.650

2.917

267

10,1

0,2

0,2

Tunceli

1.543

1.657

114

7,4

0,1

0,1

Bingöl

1.131

1.181

50

4,4

0,1

0,1

Hakkari

959

1.017

58

6,0

0,1

0,1

Bölge Toplamı

132.674

139.671

6.997

5,3

7,5

7,6

 

 

 

 

 

 

 

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

 

 

 

 

 

 

Şanlıurfa

35.759

37.453

1.694

4,7

2,0

2,0

Gaziantep

31.282

33.490

2.208

7,1

1,8

1,8

Diyarbakır

22.759

24.153

1.394

6,1

1,3

1,3

Adıyaman

15.803

17.097

1.294

8,2

0,9

0,9

Mardin

10.425

11.010

585

5,6

0,6

0,6

Batman

5.564

5.846

282

5,1

0,3

0,3

Siirt

2.781

3.026

245

8,8

0,2

0,2

Bölge Toplamı

124.373

132.075

7.702

6,2

7,0

7,2

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye Toplamı

1.765.764

1.838.222

72.458

4,1

100,0

100