Tarımın ücretsiz çalışanı kadınlar…


-Tarımın ücretsiz çalışanı kadınlar…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “2 milyonun üzerinde kadın, 550 bine yakın erkek tarımda ücretsiz aile işçisi olarak emek veriyor”

-“Tarımın yükünü kadınlar çekiyor. Üstelik ücret almıyorlar, gelir elde etmiyorlar, yüzde 94’ü de kayıt dışı çalışıyor”

-“Bu oranının düşürülmesi gerekiyor. Bunun yolu, kadın çiftçilere pozitif ayrımcılıktan geçer. Kadın çiftçilerin sosyal güvenlik primlerinin yüzde 50’si devlet tarafından karşılanmalı, her yıl için 90 gün, 4 yıla 1 yıl hesabıyla yıpranma payı getirilmelidir”

 

Ankara – 29.01.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülke genelinde sayıları 3,1 milyonu geçen ücretsiz aile işçisinin yaklaşık 2,6 milyonunun tarımda çalıştığını bildirerek, “2 milyonun üzerinde kadın, 550 bine yakın erkek tarımda ücretsiz aile işçisi olarak emek veriyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Ekim ayı itibarıyla 28,6 milyon olan istihdamın 19,5 milyonunun ücretli ve yevmiyeli, 4,8 milyonunun kendi hesabına çalışan, 3,1 milyonunun ücretsiz aile işçisi, 1,3 milyonunun ise işverenlerden oluştuğunu belirtti. Tarımda istihdam edilen 5 milyon 534 bin kişinin ise en büyük bölümünü 2 milyon 572 bin kişiyle ücretsiz aile işçilerinden meydana geldiğine dikkati çeken Bayraktar, tarımda 2 milyon 206 bin kişinin kendi hesabına, 693 bin kişinin ücretli ve yevmiyeli, 63 bin kişinin ise işveren olarak yer aldığı bilgisini verdi.

Tarımda istihdam edilen 2 milyon 981 bin erkekten, 1 milyon 966 bininin kendi hesabına, 414 bin kişinin ücretli ve yevmiyeli, 57 bin kişinin işveren olarak çalıştığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarımda istihdam edilen 2 milyon 572 bin ücretsiz aile işçisinin 544 bini erkeklerden oluşurken, kadınların sayısı 2 milyon 28 bini buluyor. Buna karşın tarımda kendi hesabına çalışan kadın sayısı 240 bin, ücretli veya yevmiyeli çalışan kadın sayısı 279 binde kalıyor. İşveren olarak tarımda istihdam edilen kadın sayısı 7 bini ancak buluyor.

Ekim ayı verilerine göre, tarım istihdamında yüzde 84,5 olan kayıt dışılık oranı, erkeklerde yüzde 76,3’de kalırken, kadınlarda yüzde 94’e ulaşıyor.  

Tarımın yükünü kadınlar çekiyor. Üstelik ücret almıyorlar, gelir elde etmiyorlar, yüzde 94’ü de kayıt dışı çalışıyor. Bu oranının düşürülmesi gerekiyor. Bunun yolu, kadın çiftçilere pozitif ayrımcılıktan geçer. Kadın çiftçilerin sosyal güvenlik primlerinin yüzde 50’si devlet tarafından karşılanmalı, her yıl için 90 gün, 4 yıla 1 yıl hesabıyla yıpranma payı getirilmelidir.”

Kıymetini bilelim, 7 bin yıllık bağcılık geleneği başka yerde yok…


Kıymetini bilelim, 7 bin yıllık bağcılık geleneği başka yerde yok…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “7 bin yıllık köklü bir bağcılık kültürüne sahip olan Türkiye, Dünyada, bağ alanlarında 5., üzüm üretiminde 6., ihracatta ise 7. sırada”

-“Dünyadaki 7,1 milyon hektar bağ alanının 435 bin hektarı, 77,5 milyon tonluk üretimin 4 milyon tonu, 9 milyar dolarlık ihracatın 531 milyon doları Türkiye’den sağlanıyor”

-“Üzüm, A ve C vitamini bakımından oldukça zengin. 100 gram üzüm vücudumuzun günlük C vitamini ihtiyacının tam 3 katını, demir ihtiyacının 3’te 1’ini, kalsiyum ihtiyacının 5’te 1’ini karşılıyor”

 

Ankara -28.01.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, asmanın dünya üzerinde kültürü yapılan en eski meyve türlerinden birisi olduğunu, “bu topraklarda yaşayan bizler üzümün kıymetini özellikle bilelim, 7 bin yıllık bağcılık geleneği başka yerde yok” dedi.

Şemsi Bayraktar, 7 bin yıllık köklü bir bağcılık kültürüne sahip olan Türkiye’nin, dünyada, bağ alanlarında 5., üzüm üretiminde 6., ihracatta ise 7. sırada bulunduğunu, dünyadaki 7,1 milyon hektar bağ alanının 435 bin hektarının, 77,5 milyon tonluk üretimin 4 milyon tonunun, 9 milyar dolarlık ihracatın 531 milyon dolarının Türkiye’den sağlandığına dikkati çekti.

 

-Anadolu zengin gen potansiyeline sahip-

 

Bayraktar, yaptığı açıklamada, asmanın anavatanının Anadolu’yu içine alan, Kafkasya’yı da kapsayan ön Asya olduğunu belirtti. Anadolu’nun hem yabani asma hem de kültür asması yönünden çok zengin bir gen potansiyeline sahip bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Dünya üzüm üretimi 2016 yılında 77,5 milyon ton olarak gerçekleşti. Üzümde 14,8 milyon tonluk üretimiyle Çin ilk sırayı alıyor. Üretimde Çin’i 8,2 milyon tonla İtalya, 7,1 milyon tonla ABD, 6,2 milyon tonla Fransa, 5,9 milyon tonla İspanya, 4 milyon tonla Türkiye, 2,6 milyon tonla Hindistan, 2,5 milyon tonla Şili, 2,4 milyon tonla İran ve 2 milyon tonla Güney Afrika izledi. Üzüm üretiminde dünyada 6. sırada yer alan Türkiye, dünya üretiminin yüzde 5,2’sini karşıladı.

Üzüm üretim alanları dünyada 7,1 milyon hektarı buluyor. Bu alanın 920 bin hektarı İspanya’da, 843 bin hektarı Çin’de, 757 bin hektarı Fransa’da, 668 bin hektarı İtalya’da, 435 bin hektarı Türkiye’de, 410 bin hektarı ABD’de, 224 bin hektarı Arjantin’de, 207 bin hektarı İran’da, 203 bin hektarı Şili’de ve 175 bin hektarı Romanya’da yer alıyor. Dünyadaki bağ alanlarının yüzde 6,1’ine sahip olan Türkiye, sıralamada 5’nciliği alıyor.”

 

-“İhracatın yüzde 80’i kurutulmuş sultani üzüm”-

 

Dünyada 9 milyar dolarlık üzüm ihracatı yapıldığını vurgulayan Bayraktar, Türkiye’nin 2016 yılında 531 milyon dolarlık üzüm ihracatı ile Şili, ABD, İtalya Çin, Peru ve Hollanda’nın ardından Güney Afrika ile birlikte 7’nci sırada yer aldığını belirtti. Bayraktar, Türkiye’nin üzüm ihracatında yüzde 5,9 pay aldığını, buna karşın pay olarak Şili’nin yüzde 16,7’yi, ABD’nin yüzde 13,8’i, İtalya’nın yüzde 8,3’ü, Çin’in yüzde 8,1’i, Peru’nun yüzde 7,2’yi, üzüm üretmeyen, ithal ettiği üzümü değer katarak ihraç eden Hollanda’nın yüzde 6,9’u bulduğunu, Güney Afrika’nın da yüzde 5,9 ile dünya ihracatında Türkiye kadar pay aldığını belirtti. 2016’da yüzde 80’i kurutulmuş sultani üzüm, yüzde 19,7’sini ise taze sofralık üzümden oluşan ihracatın, 2014 yılında 679, 2015 yılında 570 milyon doları bulduğunu vurgulayan Bayraktar, “Türkiye dünyanın 102 ülkesine üzüm ihracatı yapıyor. İhracatta Avrupa Birliği ülkeleri yüzde 54,6 pay alıyor. Özellikle kuru üzümde ihracat imkanları artırılır, mevcut pazarlar korunur, yeni pazarlar bulunursa ihracat çok daha fazla artırılabilir. Üzümde ürün temizliğine ve ambalajlamaya da önem verilmelidir. Üzümde katma değeri artırıcı çalışmalar da yapılmalıdır” dedi.

 

-“Okul üzümü programı devam etmeli”-

 

Üzümün, A ve C vitamini bakımından oldukça zengin olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“100 gram üzüm, vücudun günlük C vitamini ihtiyacının tam 3 katını, demir ihtiyacının 3’te 1’ini, kalsiyum ihtiyacının 5’te 1’ini karşılıyor. A ve C’nin yanı sıra B1, B2, B6, E vitaminleri içerir. Potasyum, fosfat, fosforik asit mineralleri ile protein ve karbonhidrat açısından da oldukça zengindir.

Bu kadar sağlıklı bir besin maddesinin tüketiminin artırılması için gayret sarf edilmelidir. Özellikle okul üzümü programı devam etmeli, çocukların bu faydalı besinden azami faydalanmasına dikkat edilmeli, her yıl rekoltenin belirli miktarı bu program kapsamında değerlendirilmelidir.” 

STK’lardan Zeytin Dalı Harekatı’na tam destek

-STK’lardan Zeytin Dalı Harekatı’na tam destek

-Ortak açıklamadan: 

“ Bizler ulusal güvenliğimizi korumak amacıyla devletimizin aldığı

bu kararın arkasındayız ve destekliyoruz. Zira Türkiye, uluslararası

kurallardan doğan hakkını kullanmıştır”

 

Ankara – 23.01.2018 – Sivil toplum ve iş dünyasını temsil eden 16 kuruluş ortak bir açıklama ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin bölgesinde başlattığı Zeytin Dalı Harekatı’na tam destek verdi.

ASKON, HAK-İŞ, MEMUR-SEN, MÜSİAD, KAMU-SEN, TESK, TİM, TİSK, TOBB, TÜGİAD, TÜGİK, TÜMSİAD, TÜRK-İŞ, TÜRKONFED, TÜSİAD ve TZOB adına açıklamayı TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu okudu.​

Ortak açıklama şöyle:

“Türkiye’nin sivil toplumunu ve iş dünyasını temsil eden ülkemizin önde gelen örgütleri olan: ASKON, HAK-İŞ, MEMUR-SEN, MÜSİAD, KAMU-SEN, TESK, TİM, TİSK, TOBB, TÜGİAD, TÜGİK, TÜMSİAD, TÜRK-İŞ, TÜRKONFED, TÜSİAD, TZOB olarak bugün buradayız ve sizler aracılığıyla hem ülkemiz hem de dünya kamuoyuna sesleniyoruz. 

Türkiye, sınır güvenliğini sağlamak, hem kendisi hem de bölge ülkeleri için tehdit oluşturan terör koridorunu ortadan kaldırmak için adım atmıştır. Bölgeyi terör örgütlerinden temizleyerek huzur, güven ve barış ortamını yeniden tesis etmek amacıyla Afrin’de sınır ötesi harekât başlamıştır.

Bizler ulusal güvenliğimizi korumak amacıyla devletimizin aldığı bu kararın arkasındayız ve destekliyoruz. Zira Türkiye, uluslararası kurallardan doğan hakkını kullanmıştır.

Zeytin Dalı Harekâtı, evrensel hukuk ve BMGK terörle mücadele kararları ile BM Sözleşmesi’nde yer alan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde başlatılmıştır.

Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve siyasi birliğine saygı gösterilmektedir.

Dolayısıyla bu harekât, meşrudur ve uluslararası hukuka uygundur.

Herkes şunu artık görmelidir ki; masum insanları katleden ve ülkemizin güvenliğine de açık tehdit oluşturan terör gruplarına sessiz kalmamız beklenemez.

Fırat Kalkanı ile başlayan ve Zeytin Dalı Harekâtıyla devam eden operasyonlarıyla Türkiye, terör örgütlerine ve destekçilerine gereken cevabı en güçlü şekilde vermektedir.

Aynı zamanda da sivillerin ve masumların korunmasına azami dikkat gösterilmektedir.

Zaten bunu Fırat Kalkanı operasyonunda da gösterdik.

Önceden terörün hâkim olduğu bölgede hayat normale döndü, barış ve huzur geldi.

Yurtlarını terk etmek zorunda kalmış Suriyelilerin geri dönüşüne de zemin hazırlamış olduk.

Bu nedenle Türkiye’nin başlattığı her iki harekât da, Suriyeli göçmenler ve mazlum durumdaki yerel halk tarafından desteklenmektedir.

Tüm uluslararası camiayı da, teröre karşı ortak duruş sergileme ve evrensel insan haklarını bu bölgede hâkim kılma yönünde niyetlerini açık bir şekilde göstererek, ülkemize destek vermeye davet ediyoruz.

Öte yandan bütün vatandaşlarımızı, özellikle sosyal medyada oluşturulabilecek bilgi kirliliği ve provokasyonlara karşı dikkatli olmaya çağırıyoruz.

Bu bölgede yaşayanlar bizim komşumuzdur, kardeşimizdir.

Aynı medeniyetin, kültürün, inancın mensupları olan bizler arasındaki kardeşlik ve komşuluk hukukunu kimse yok edemez.

Aramıza kimse fitne ve fesat sokamaz, bizi birbirimize düşman edemez.

Her 3 büyük siyasi partimize de, aynen 15 Temmuz’da olduğu gibi, ülke menfaati için gösterdikleri ortak ve kararlı duruşları için ayrıca teşekkür ediyoruz.

Türkiye sivil toplumu ve iş dünyası olarak dualarımızla ve bütün gönlümüzle devletimizin ve kahraman askerlerimizin yanındayız.

Dün şehit verdiğimiz askerimize ve tüm şehitlerimize rahmet diliyoruz, mekânları cennet olsun.

Allah, Mehmetçiğimizi korusun, Ordumuzu muzaffer kılsın. Yar ve yardımcımız olsun.”

Örtü altıyla tarımda üretim kesintisiz sürüyor…


Örtü altıyla tarımda üretim kesintisiz sürüyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Örtü altı, tarımda üretimi kesintisiz 365 güne çıkardı”

-“2007’de 5 milyon ton olan örtü altı üretim 2016’da 7,2 milyon tona yaklaştı”

-“Gerek alan gerek üretim artışında modern seraların kurulması, yayla seracılığının yaygınlaşması, tarımda teknoloji kullanımının yaygınlaşmaya başlaması, üzüm, kayısı, şeftali, erik gibi türlerin de örtü altında yetiştirilmeye başlanması etkili oldu”

-“Sofralık domatesin yüzde 42,1’i, hıyarın yüzde 59,5’i, karpuzun yüzde 17,9, biberin yüzde 24,5’i örtü altından”

 

Ankara – 21.01.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, örtü altının tarımda üretimi kesintisiz 365 güne çıkardığını bildirerek, “2007 yılında 5 milyon ton olan örtü altı üretim 2016’da 7,2 milyon tona yaklaştı” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye’de örtü altı yetiştiriciliğinin, ekolojik koşulların kısmen veya tamamen kontrol altına alınarak ürünlerin yetişme döneminin uzatılmasına ya da mevsimleri dışında yetiştirilmesine olanak sağladığını belirtti. Şemsi Bayraktar, birim alandan yüksek verim alınabilmesi, küçük alanların ekonomik olarak daha iyi değerlendirilmesini mümkün kılması, istihdama olan katkısı, yıl içinde düzenli bir işgücü kullanımı sağlaması, diğer sektörlerdeki gelişmeye olan katkıları nedeniyle önemli bir üretim kolu olduğunu bildirdi.

 

-692 bin dekar alanda üretim yapılıyor-

 

Örtü altı yetiştiriciliğinin 1940’lı yıllarda Antalya’da kurulan seralarla başladığı bilgisini veren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Seracılık 1960’lı yıllardan itibaren plastiğin örtü malzemesi olarak kullanılmaya başlanmasıyla hızlı bir gelişme dönemine girdi. 1960’da 15 bin dekarı biraz üzerinde olan örtü altı tarım alanı, 1985’te yaklaşık 200 bin dekara, 2007’de 494 bin dekara, 2016’da 692 bin dekara ulaşmıştır. 2007’de 5 milyonu çok az geçen üretim, 2016’da yüzde 41,8 artışla 7 milyon 165 bin tona ulaştı. Gerek alan gerek üretim artışında modern seraların kurulması, yayla seracılığının yaygınlaşması, tarımda teknoloji kullanımının yaygınlaşmaya başlaması, üzüm, kayısı, şeftali, erik gibi türlerin de örtü altında yetiştirilmeye başlanması etkili oldu.

 

-Örtü altı tarım alanlarının yüzde 78,5’i Antalya, Mersin ve Adana’da-

 

İklim koşullarının uygun olması nedeniyle örtü altı yetiştiriciliği daha çok Akdeniz, Ege ve Marmara kıyı şeridinde yoğunlaşmıştır. Toplam 692 bin dekar örtü altı tarım alanının yüzde 38,8’i Antalya ilimizde bulunmaktadır. Antalya’yı yüzde 24,2 ile Mersin, yüzde 15,5 ile Adana izlemektedir. Toplam örtü altı tarım alanının yüzde 78,5’i bu üç ilimize aittir.

Toplam örtü altı yetiştiriciliği yapılan alanın yüzde 11,6’sında cam sera, yüzde 47,5’inde plastik sera, yüzde 24,6’sında alçak tünel, yüzde 16,3’ünde ise yüksek tünel şeklindedir.”

 

-Örtü altında 35 çeşit sebze üretiliyor-

 

Örtü altında yetiştirilen ürünün yüzde 94,1’ini sebzelerin, yüzde 5,9’unu meyvelerin oluşturduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“35 tür, çeşit sebzenin yetiştirildiği örtü altında 6 milyon 743 bin ton sebze, 422 bin ton meyve üretilmiştir. Sebze üretimin yüzde 53,6’sını domates, yüzde 16’sını hıyar, yüzde 10,4’ünü karpuz, yüzde 8,9’unu biber, yüzde 4,3’ünü de patlıcan oluşturmaktadır. Meyve üretiminin ise yüzde 59,7’si muz, yüzde 39,8’ini çilektir. Ayrıca, üzüm, kayısı, erik ve şeftali üretimi de yapılmaktadır.

Üreticilerimiz ve ülke ekonomisi açısından örtü altı yetiştiriciliği önemli bir tarımsal faaliyet alanıdır. Bugün ülkemizde üretilen 8 milyon 581 bin ton sofralık domatesin yüzde 42,1’i, 1 milyon 812 bin ton hıyarın yüzde 59,5’i, 3 milyon 929 bin ton karpuzun yüzde 17,9’u, 2 milyon 458 bin ton biberin yüzde 24,5’i örtü altında üretilmektedir.”

Sektöre verilen teşviklerle üretimdeki artışın yanı sıra, kayıt altına alma ve izlenebilir bir üretim modeliyle kaliteli ve güvenilir ürünler elde edildiğini bildiren Bayraktar, “işletme ve yatırım desteklerinin yanı sıra, örtü altında iyi tarım uygulamaları, biyolojik ve biyoteknolojik mücadelenin desteklenmesi, bombus arası desteği gibi verilen teşvikler ile bugün örtü altı tarımı ülkemizde önemli bir yere gelmiştir” dedi.

 

-Yapılması gerekenler-

 

Bayraktar, örtü altı yetiştiriciliğinin ülkemiz ve üreticilerimize olan katkısının daha da artırılabilmesi bakımından yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:

“Maliyetler düşürülerek işletmelerin rekabet gücü artırılmalıdır.

Her ne kadar Hazine ve 2/B arazilerinin satışıyla ilgili mevzuat çıkmış olsa da hala mülkiyet sorunu devam etmektedir. Mülkiyet sorunu nedeniyle Örtü Altı Kayıt Sistemine kayıt yaptıramayan üreticilerimiz, desteklerden yararlanamamaktadır. Mülkiyet sorunu çözülmelidir.

Aile tipi küçük işletmelerin yaygınlığı nedeniyle, üretici serasına gereken yatırımı yapamamaktadır. Teknik şatların sağlanamaması üreticilerimizin tarım sigortası yaptırmasına da engel teşkil etmektedir. Her ne kadar Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerince düşük faizli işletme ve yatırım kredisi kullandırılsa da işletmelerin yenilenmesinde ve modernizasyonunda arzu edilen seviyeye gelinememiştir. Mevcut seraların modernizasyonunun sağlanması için üreticiler daha fazla desteklenmelidir.

Özellikle son yıllarda örtü altı yetiştiriciliğim yoğun olarak yapıldığı Antalya ve Mersin illerimizde arka arkaya yaşanan fırtına, sel, dolu gibi doğal afetler üretimi daha da zor bir hale getirmiştir. Üreticilerimizin uğradığı kaybın telafi edilebilmesi bakımından seracılıkta sigortalanma oranının artırılması için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Ülkemiz örtü altı yetiştiriciliği iklim koşulları, mevcut pazarlara olan yakınlığımız, jeotermal enerji potansiyelimiz gibi önemli imkanlara sahiptir. Bu imkanların eğitim, yayım ve denetim faaliyetleriyle birleştirilmesiyle, gıda güvenliği ve izlenebilirliğin sağlanmasına yönelik üretim sistemleri ve tarım teknolojileriyle, entegrasyonunun artırılmasıyla potansiyel değerlendirilmelidir.

Ekim ayında bile tarımda istihdam 5,5 milyonu geçti…


-Ekim ayında bile tarımda istihdam 5,5 milyonu geçti…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım, Ekim ayında bile 5 milyon 534 bin kişiye istihdam sağladı, işsizliği 2 puan düşürdü”

-“Tarımsal faaliyetlerin azaldığı Ekim ayında da tarım, sanayiden 64 bin kişi daha fazla istihdam yarattı”

-“İstihdamda tarım yüzde 19,3, sanayi yüzde 19,1 pay aldı”

-“Tarım, Ekim’de işsizliği yüzde 12,3’den yüzde 10,3’e çekti”

 

Ankara – 15.01.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın, istihdam açısından da vazgeçilmezliğini koruduğunu bildirerek, “tarım, Ekim ayında bile 5 milyon 534 bin kişiye istihdam sağladı, işsizliği 2 puan düşürdü” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2017 yılının Ekim ayında tarımda istidamın, 2016 yılının Ekim ayına göre 229 bin kişi arttığını, 2016 yılı Ekim ayında 5 milyon 305 bin olan tarımda istihdamın, 2017 yılı Ekim ayında 5 milyon 534 bine yükseldiğini belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, tarımın Mayıs ayında 5 milyon 577 bin, Haziran ayında 5 milyon 757 bin, Temmuz ayında 6 milyon 21 bin, Ağustos ayında 5 milyon 953 bin, Eylül ayında 5 milyon 854 bin istihdam sağladığını hatırlattı.

Şemsi Bayraktar, sanayiden Temmuz ayında 658 bin, Ağustos ayında 516 bin, Eylül ayında 433 bin kişi daha fazla istihdam sağlayan tarımın, tarımsal faaliyetlerin azaldığı Ekim ayında da sanayiden 64 bin kişi daha fazla istihdam yarattığını, saniyedeki istihdamın 5 milyon 470 bin kişide kaldığını vurguladı.

 -Tarımın istihdamdaki payı yüzde 19,3-

 Ekim ayında 28 milyon 645 bin olan toplam istihdamın yüzde 19,3’ünü tarımın karşıladığına, bu rakamın 2016 yılının Ekim ayında yüzde 19,5, bu yılın Temmuz, Ağustos aylarında yüzde 20,7, Eylül ayında yüzde 20,3 olduğunu bildiren Bayraktar, 2016 Ekim ayında 27 milyon 267 bin olan toplam istihdamın da bir yıllık sürede 1 milyon 378 bin kişi arttığına dikkati çekti.

Bayraktar, tarımın istihdamda yüzde 19,3, sanayinin yüzde 19,1 pay aldığını, inşaatın payının yüzde 7,6’da kaldığını, istihdamda en büyük payın yüzde 54 payla hizmetlerde olduğunu belirtti.

 

-Tarım kadınlarda işsizliği 4,4 puan düşürdü-

 Şemsi Bayraktar, 2017 Ekim ayında tarımda 2 milyon 981 bin erkek ve 2 milyon 554 bin kadının istihdam edildiğini bildirdi. Erkeklerin yüzde 15,1’inin, kadınların yüzde 28,6’sının tarımda çalıştığını, tarımın işsizliği aşağıya çeken en önemli sektörlerden biri olduğunu vurgulayan Bayraktar, Ekim ayında tarımın kadınlarda işsizliği 4,4 puan düşürerek yüzde 18,4’den yüzde 14’e, erkeklerde 1,2 puan düşürerek yüzde 9,7’den yüzde 8,5’e, toplamda işsizliği 2 puan düşürerek yüzde 12,3’den yüzde 10,3’e indirdiğini belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, tarımda istihdamın her yıl Temmuz ve Ağustos aylarında zirveye ulaştığını, Eylül ayından itibaren tarımsal faaliyetlerdeki azalmayla birlikte istihdamın da gerilemeye başladığını hatırlattı.

-Sütte herkesin kazanacağı ve memnun olacağı bir ortam şart…


Sütte herkesin kazanacağı ve memnun olacağı bir ortam şart…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “2017 yılının 8 ayında gerileyen sanayiye aktarılan inek sütü miktarı son 3 aydaki artışa rağmen, 11 aylık dönemde, 2016 yılının altında kaldı. Çünkü üretici fiyattan memnun değil”

-“Bir önceki yılın aynı ayı ve dönemine göre sanayiye aktarılan inek sütü miktarı, Kasım ayında yüzde 4,6 artışla 717 bin tondan 750 bin tona  yükselirken, Ocak-Kasım döneminde yüzde 2,1 azalmayla 8 milyon 475 bin tondan 8 milyon 299 bin tona geriledi”

-“Çiğ süt fiyatı Avusturya, Hollanda ve İrlanda’da 1 lira 92 kuruş, Almanya ve Yunanistan’da 1 lira 82 kuruş, Danimarka, Finlandiya, İsveç ve Lüksemburg’da 1 lira 78 kuruş, İtalya’da 1 lira 73 kuruş, Belçika ve Fransa’da 1 lira 64 kuruş, Çekya, İngiltere ve Polonya’da 1 lira 60 kuruştur”

-“Kasım ayında ortalama fiyat, Bulgaristan’da 1 lira 41 kuruş, Kasım’da Romanya’da, Ekim’de Portekiz’de ay içindeki en düşük fiyat 1 lira 41 kuruştur. AB’nin en düşüğü olan bu fiyatlar bile ülkemizdeki süt fiyatından bir hayli yüksektir”

-“Bugün itibariyle, üreticinin eline geçen çiğ süt fiyatı ortalama olarak 14 kuruş artarak 1 lira 28 kuruşa çıkmıştır. Fakat hala 1 liradan süt satan üreticilerimiz de bulunmaktadır”

-“Kasım ayında gerilese de ihracatın artıyor olması tabii ki sevindirici bir durum ama ülke için fiyatlar üreticiyi tatmin edemiyorsa, bu memnuniyet sanayiye aktarılan sütü sekteye uğratıyorsa sürdürülebilir değildir”

-“Soğutulmuş süte litre başına verilen 8 kuruşluk destek, 4 kuruşa, çiftlik sütüne verilen 4 kuruşluk destek ise 3 kuruşa indirilmiştir. Üreticinin en çok desteğe ihtiyaç duyduğu bu dönemde, bu karar yeniden gözden geçirilmelidir”

 

Ankara – 14.01.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2017 yılının 8 ayında gerileyen sanayiye aktarılan inek sütü miktarının son 3 aydaki artışa rağmen, 11 aylık dönemde 2016 yılının altında kaldığını bildirerek, “çünkü üretici fiyattan memnun değil. Çiğ sütte herkesin kazanacağı ve memnun olacağı bir ortam şart… Buna yönelik tedbirler alınmalı” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, bir önceki yılın aynı ayı ve dönemine göre sanayiye aktarılan inek sütü miktarının, Kasım ayında yüzde 4,6 artışla 717 bin tondan 750 bin tona yükselirken, Ocak-Kasım döneminde yüzde 2,1 azalmayla 8 milyon 475 bin tondan 8 milyon 299 bin tona gerilediğini belirtti. Şemsi Bayraktar, 2016 yılında 9 milyon 214 bin ton olan sanayiye aktarılan inek sütü miktarının, Kasım ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde, 9 milyon 38 bin tona indiğine dikkati çekti.

Sanayiye aktarılan inek sütü miktarının 2017 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında azaldığını, Eylül, Ekim ve Kasım aylarında arttığını hatırlatan Bayraktar, Eylül, Ekim ve Kasım aylarında sanayiye aktarılan süt miktarındaki artışın yeterli olmadığını, Ocak-Kasım döneminde sanayiye 175 bin 900 ton daha az süt verildiğini vurguladı.

Bayraktar, sütte istikrarın acil olarak çözüm bekleyen bir sorun olduğunu, sütte istikrarın ette istikrar anlamına geldiğini, besi materyalinin süt hayvanlarından yani süt sektöründen sağlandığını ifade etti.

 

-“İhracat Kasım’da yüzde 8,2 geriledi, Ocak-Kasım’da yüzde 4,3 arttı”-

 

Haziran’dan bu yana artışını sürdüren süt ve süt ürünleri ihracatının Kasım ayında yüzde 8,2 azalarak 23,4 milyon dolardan 21,5 milyon dolara gerilediğine dikkati çeken Bayraktar, “buna rağmen Ocak-Kasım döneminde süt ve süt ürünleri ihracatı yüzde 4,3 artarak 295,5 milyon dolardan 308,3 milyon dolara çıktı” dedi.           Bayraktar, eğer Aralık ayı ihracatı 2016 yılı seviyelerinde gerçekleşecek olursa yıllık bazda ihracatın 336 milyon dolarlar seviyesine ulaşarak 2016 yılındaki 323,2 milyon dolarlık ihracatı geçeceğini, son yılların en yüksek ihracatının yapıldığı yıl olan 2014 yılındaki 347,5 milyon dolarlık seviyelere de yaklaşılacağını belirtti.

Şemsi Bayraktar; “Kasım ayında gerilese de ihracatın artıyor olması tabii ki sevindirici bir durum ama ülke için fiyatlar üreticiyi tatmin edemiyorsa, bu memnuniyet sanayiye aktarılan sütü sekteye uğratıyorsa sürdürülebilir değildir” dedi.

 

-Bulgaristan, Portekiz ve Romanya’da bile çiğ süt fiyatı bizden yüksek-

 

Avrupa Birliği’nde çiftlik çıkışı çiğ süt fiyatının 100 kilogramda 38 Avro bulduğunu, bunun litre karşılığının, 12 Ocak 2017 tarihli Merkez Bankası satış kuruyla 1 lira 73 kuruş olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Çiğ süt fiyatı Güney Kıbrıs ve Malta’da çok yüksek düzeyde… Kasım 2017’de Güney Kıbrıs’ta çiğ süt 100 kilogramı en yüksek 57 avrodan fiyat bulmuş. Bunun TL karşılığı kilogramda 2 lira 60 kuruş. Malta’da yine aynı ay ortalama 53 avrodan satılmış. Bunun TL karşılığı ise 2 lira 42 kuruş. Bu iki ülke küçük ülkeler ve süt üretimleri son derece az.

Süt fiyatı 100 kilogramda Avusturya, Hollanda ve İrlanda’da 42 Avro, litrede 1 lira 92 kuruş, Almanya ve Yunanistan’da 40 Avro, litrede 1 lira 82 kuruş, Danimarka, Finlandiya, İsveç ve Lüksemburg’da 39 Avro, litrede 1 lira 78 kuruş, İtalya’da 38 Avro, litrede 1 lira 73 kuruş, Belçika ve Fransa’da 36 Avro, 1 lira 64 kuruş, Çekya, İngiltere ve Polonya’da 35 Avro, litrede 1 lira 60 kuruş. Kasım ayında ortalama fiyat, Bulgaristan’da 31 Avro, litrede 1 lira 41 kuruş, Kasım’da Romanya’da, Ekim’de Portekiz’de ay içindeki en düşük fiyat 31 Avro, litrede 1 lira 41 kuruştur. AB’nin en düşüğü olan bu fiyatlar bile ülkemizdeki süt fiyatından bir hayli yüksektir.

Çiğ sütten üreticinin eline 2014 Temmuz ayında 1 lira 15 kuruş geçerken, fiyat, kimi aylarda bazı yerlerde 70-80 kuruşlara kadar inmiş, Eylül 2017’ye kadar da hiçbir zaman bu seviyeye ulaşmamıştır. Eylül ayında ortalama 1 lira 14 kuruş olan çiftçinin eline geçen çiğ süt fiyatı, bugün itibariyle ortalama olarak 14 kuruş artarak 1 lira 28 kuruşa çıkmıştır. Fakat hala 1 liradan süt satan üreticilerimiz de bulunmaktadır.”

 

-“Üreticinin eline geçen çiğ süt fiyatı 1 lira 69 kuruş olmalı”-

 

Son zamanlarda yem fiyatlarının sürekli arttığını, bugün itibariyle süt yemi fiyatının ortalama 1 lira 13 kuruş olduğuna dikkatin çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Süt/yem paritesinin 1,5 olması gerektiğini uzmanlar da dile getiriyor. Bu durumda, üreticinin eline geçen çiğ süt fiyatı 1 lira 28 kuruş değil, 1 lira 69 kuruş olmalıdır. 16 Ocak 2018 tarihinde yapılacak fiyat belirleme toplantısında bu yönde bir fiyat belirlenmelidir.

Bunun yanı sıra süte verilen teşvik priminde de indirim yapılmıştır. Soğutulmuş süte litre başına verilen 8 kuruşluk destek, 4 kuruşa, çiftlik sütüne verilen 4 kuruşluk destek ise 3 kuruşa indirilmiştir. Üreticinin en çok desteğe ihtiyaç duyduğu bu dönemde, bu karar yeniden gözden geçirilmelidir.”

Üreticinin bu şartlarda üretimde kalmasının zor olacağını belirten Bayraktar, sorunun çözümü için derhal çiğ süt fiyatlarının tekrar gözden geçirilmesi ve bu çerçevede makul düzeylere çıkarılması zorunluluğu bulunduğunu bildirdi.

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde çiftlik çıkışı çiğ süt fiyatı, 100 kilogramı avro, kilogramı TL karşılığı olarak şöyle:

 

Çiftlik

Çiftlik

 

Çıkışı

Çıkışı

 

100 kg

Çiğ Süt

 

Çiğ Süt

Kilogram

 

Fiyatı

Fiyatı

Ülkeler

Avro

(TL)

Güney Kıbrıs (x)

57

2,60

Malta

53

2,42

Avusturya

42

1,92

Hollanda

42

1,92

İrlanda

42

1,92

Almanya

40

1,82

Yunanistan

40

1,82

Danimarka

39

1,78

Finlandiya

39

1,78

İsveç

39

1,78

Lüksemburg

39

1,78

İtalya

38

1,73

Belçika

36

1,64

Fransa

36

1,64

Çekya

35

1,60

İngiltere

35

1,60

Polonya

35

1,60

Estonya

34

1,55

Slovakya

34

1,55

Hırvatistan

33

1,50

İspanya

32

1,46

Letonya

32

1,46

Litvanya

32

1,46

Macaristan

32

1,46

Slovenya

32

1,46

Bulgaristan

31

1,41

Portekiz (xx) (xxx)

31

1,41

Romanya (xx)

31

1,41

AB Ortalaması

38

1,73

Türkiye (xxxx)

28

1,28

 

(x): Ay içindeki en yüksek fiyat.

(xx): Ay içindeki en düşük fiyat.

(xxx): Portekiz rakamı Ekim ayı verisidir.

(xxxx): Üreticinin eline geçen ortalama fiyat.

Kanatlı sektöründe üretim ve ihracattaki hızlı artış sürüyor…

-Kanatlı sektöründe üretim ve ihracattaki hızlı artış sürüyor… 

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Kasım ayı itibarıyla son bir yılda, tavuk eti üretimi 2 milyon 114 bin tonu, tavuk yumurtası üretimi ise 19 milyar 179 milyon adedi aştı”

-“Ocak-Kasım döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre tavuk etinde yüzde 13,7, tavuk yumurtasında yüzde 6,6 üretim artışı görüldü”

-“Tavuk etinde, 2016 yılı üretimi 2017 yılının 11 ayında geçildi”

-“İhracat artışı ise Ocak-Kasım döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre kanatlı eti ve ürünlerinde yüzde 48,8’i, yumurta ve ürünlerinde yüzde 37’yi buldu”

-“Kasım ayında tavuk eti üretiminde yüzde 20,2, yumurta üretiminde yüzde 5,7, kanatlı eti ihracatında yüzde 62,9, yumurta ve ürünleri ihracatında yüzde 13,5 artış görüldü”

-“Sektör daha fazla desteklenmeli, başta yem ve elektrik olmak üzere girdi maliyetleri makul düzeylere çekilmelidir. Kanatlı sektörünün, Brezilya, Tayland gibi rakip ülkelerle rekabet edebilmesi sağlanmalıdır”

-“Kanatlı sektöründe faaliyet gösteren firmalar üreticinin karındaki sorunu çözmelidir. Üretici, üretimini sürdüremezse bu firmalar nasıl üretim, ihracat yapacak”

-“Kazan kazan mantığına dayanmayan bir üretim şekli sürdürülemez”

 

Ankara – 12.01.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kanatlı sektöründe üretim ve ihracattaki hızlı artışın sürdüğünü bildirerek, “Kasım ayı itibarıyla son bir yılda, tavuk eti üretimi 2 milyon 114 bin tonu, tavuk yumurtası üretimi ise 19 milyar 179 milyon adedi aştı” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada,  2017 yılının Kasım ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre, tavuk eti üretiminin ise yüzde 20,2 artışla 148 bin 817 tondan 178 bin 898 tona, tavuk yumurtası üretiminin yüzde 5,7 artışla 1 milyar 578 milyon adetten 1 milyar 667 milyon adede yükseldiğini belirtti. 

Şemsi Bayraktar, Ocak-Kasım döneminde, geçen aynı dönemine göre, tavuk eti üretiminin yüzde 13,7 artışla 1 milyon 716 bin tondan 1 milyon 951 bin tona, tavuk yumurtası üretimin yüzde 6,6 artışla 16 milyar 457 milyon adetten 17 milyar 539 milyon adede çıktığını bildirdi.

 

-Üretim tavuk etinde 235 bin ton, yumurtada 1 milyar 82 milyon adet arttı-

 

Bayraktar, Ocak-Kasım döneminde, 2016 yılının aynı dönemine göre, üretim artışının, yumurtada 992 milyon adedi, tavuk etinde 205 bin tonu bulduğunu belirtti.

Ekim ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde tavuk eti üretiminin 2 milyon 114 bin tonu, tavuk yumurtası üretiminin ise 19 milyar 179 milyon adedi aştığını bildiren Bayraktar, “2016 yılının tamamında tavuk eti üretimi 1 milyon 879 bin ton, tavuk yumurtası üretimi ise 18 milyar 98 milyon adetti. Tavuk etinde, 2016 yılı üretimi 2017 yılının 11 ayında geçildi” dedi.

 

-Yıllık ihracat, kanatlı etinde 518, yumurtada 380 milyon doları aştı-

 

Yumurta ve ürünleri ihracatında 2016 yılı Mayıs, kanatlı eti ve ürünleri ihracatında ise 2016 yılı Aralık ayından bu yana ihracat artışının sürdüğünü, bunun üretime de olumlu yansıdığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Kasım ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre, yumurta ve ürünleri ihracatı yüzde 13,5 artışla 31,4 milyon dolardan 35,7 milyon dolara, kanatlı eti ve ürünleri ihracatı ise yüzde 62,9 artışla 30,8 milyon dolardan 50,2 milyon dolara çıktı. Ocak-Kasım döneminde, yüzde 48,8 artan kanatlı eti ve ürünleri ihracatı 320,4 milyon dolardan, 476,8 milyon dolara, yüzde 37 artan yumurta ve ürünleri ihracatı ise 245,4 milyon dolardan 336,1 milyon dolara yükseldi. Kanatlı eti ve ürünlerinde, yumurta ve yumurta ürünlerinde11 aylık ihracat, geçen yılın tamamını geçti.

Kasım itibarıyla yıllık ihracat, kanatlı eti ve ürünlerinde 518 milyon doları, yumurta ve ürünlerinde 380,2 milyon doları aştı. Türkiye, 2016 yılında 361,6 milyon dolarlık kanatlı eti ve ürünleri, 289,6 milyon dolarlık da yumurta ve ürünleri ihraç etmişti.”

 

-“İhracattaki hızlı artış üretimi destekliyor”-

 

Sektörde üretim ve ihracatta bir sorun olmadığına, ihracattaki hızlı artışın üretimi desteklediğine dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Kanatlı sektörümüz dünyadaki modern teknolojiyi takip eden, kapasitesi çok yüksek bir sektördür. İç piyasada da kırmızı ete alternatif olarak tüketimi artmaktadır. Sektördeki yüksek kapasite halen tam olarak değerlendirilebilmiş değildir. Kanatlı sektörü çok daha fazla üretim ve ihracat yapabilecek durumdadır. Milyarlarca dolarlık ithalat yapan Ortadoğu pazarına en yakın ülkeyiz. Bunu değerlendirmemiz, çok fazla ithalat yapan Körfez ülkeleri başta olmak üzere mevcut pazarları daha fazla zorlamamız, yeni pazarlar bulmamız sektörün geleceği açısından çok önemlidir. Kanatlı sektörü ülkemize çok daha fazla döviz kazandıracak bir üretim alanıdır. Sektör daha fazla desteklenmeli, başta yem ve elektrik olmak üzere girdi maliyetleri makul düzeylere çekilmelidir. Kanatlı sektörünün, Brezilya, Tayland gibi rakip ülkelerle rekabet edebilmesi sağlanmalıdır.”

 

-Üretici karındaki sıkıntı sürüyor-

 

Kanatlı sektöründe üretim ve ihracatın son sürat arterken, üretici karındaki sıkıntıların sürdüğünü bildiren Bayraktar, “üretici fiyatlarında çok az artış oldu. Bu artış maliyet artışlarını karşılamadı. Üreticimiz, geçimini sürdüremez halde. Yaptığı yatırımın karşılığını 30 yılda alamıyor. Kanatlı sektöründe faaliyet gösteren firmalar üretici karındaki sorunu çözmelidir. Üretici, üretimini sürdüremezse bu firmalar nasıl üretim, ihracat yapacak. Kazan kazan mantığına dayanmayan bir üretim şekli sürdürülemez” dedi.

Çiftçi yağış bekliyor…


-Çiftçi yağış bekliyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Noktasal olarak yapılan kuraklık analizlerine göre, meteorolojik olarak, 2016-2017 tarım yılı, son 44 yılın en kurak yılı oldu”

-“Ekim, Kasım, Aralık 2017’de Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep illerinin bir bölümünde son 67 yılın en kurak dönemi yaşanıyor”

-“2017 Aralık ayı yağışlarında normale göre yüzde 29,2, 2016’nın Aralık ayına göre yüzde 31,7 azalma gözlendi”

-“Aralık 2017’de yağışlarda Marmara ve Karadeniz Bölgesinde normale göre artış, Doğu Anadolu Bölgesinde normali civarında, diğer bölgelerde normale göre azalma görüldü”

-“2017 yılı Aralık ayında beklenen yağışın gerçekleşmemesi çıkışların ve hububatta gelişimin yavaşlamasına yol açtı”

-“Bu aydan itibaren beklenen kar yağışlarının olması ve hububatta verimi etkileyen bahar yağışlarının da normalleri civarında gerçekleşmesi durumunda bu yıl tarımsal kuraklık bazı alanlarda görülse de ülke genelini etkilemeyecektir”

-“Bu aylarda ve ilkbaharda yeterli yağış alınamaması durumunda özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde sıkıntı görülebilir. Kuraklık nedeniyle bu bölgede, başta buğday olmak üzere hububat ile kırmızı mercimek üretiminde rekolte kayıpları yaşanmasından endişe duyuyoruz”

-“Her ne kadar halen tarımsal kuraklık boyutuna gelmese de önümüzdeki aylarda beklenen yağışların olmaması ve sıcaklıkların normallerin üzerinde gerçekleşmesi durumunda meteorolojik kuraklığın yanı sıra tarımsal kuraklık riski de artacaktır”

-“Bugünden planlamalar buna göre yapılmalı, arka arkaya kuraklık yaşayan çiftçilerimizin tarımsal faaliyetten kopmaması için gerekli önlemler alınmalı, olası bir kuraklık durumunda çiftçi kayıpları telafi edilmelidir”

 

Ankara – 10.01.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, noktasal olarak yapılan kuraklık analizlerine göre, meteorolojik olarak, 2016-2017 tarım yılının son 44 yılın en kurak yılı olduğunu bildirerek, “barajlarda doluluk seviyesi azaldı. Her ne kadar halen tarımsal kuraklık boyutuna gelmese de önümüzdeki aylarda beklenen yağışların olmaması ve sıcaklıkların normallerin üzerinde gerçekleşmesi durumunda meteorolojik kuraklığın yanı sıra tarımsal kuraklık riski de artacaktır” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün pek çok noktada yaptığı kuraklık analizlerine göre, 1 Ekim 2016’da başlayan ve 30 Eylül 2017’de sona eren 2016-2017 tarım yılının, analiz noktalarında, meteorolojik olarak son 44 yılın en kurak dönemi olduğunu belirtti. Şemsi Bayraktar, Ekim, Kasım, Aralık 2017’de Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep illerinin bir bölümünde son 67 yılın en kurak döneminin yaşandığını vurguladı. Bayraktar, bu bölgelerin Mardin’in batısı, Şanlıurfa’nın güney batısı, Gaziantep’in güneydoğusu olduğunu, Şanlıurfa’nın hemen tamamında, Mardin’in büyük bölümünde, Diyarbakır’ın güneyinde, Gaziantep’in güneyi ve doğusunda da şiddetli kuraklık görüldüğüne dikkati çekti.

 

-Aralık’ta normalin üzerinde yağış Marmara ve Karadeniz’de-

 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Aralık ayında yağışların genel olarak normalinden ve 2016 yılı Aralık ayı yağışından az olduğunu belirtti. Ülke genelinde Aralık aylarında yağış normalinin 78,3 milimetre (mm), 2016 yılı Aralık ayı yağış miktarının ise 81,1 mm’yi bulduğunu vurgulayan Bayraktar, 2017 Aralık ayı yağış miktarının 55,4 mm’de kaldığına dikkati çekti. Bayraktar, 2017 Aralık ayı yağışlarında normale göre yüzde 29,2, 2016’nın Aralık ayına göre ise yüzde 31,7 azalma gözlendiğini bildirdi.

Aralık 2017’de yağışlarda Marmara ve Karadeniz Bölgesinde normale göre artış, Doğu Anadolu Bölgesinde normali civarında, diğer bölgelerde normale göre azalma görüldüğünü belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Normale göre en fazla azalma yüzde 73,7 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinde meydana gelirken, bu bölgeyi yüzde 47,6 ile Akdeniz Bölgesi, yüzde 33,5 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 30,3 ile Ege Bölgesi izledi. Marmara Bölgesinde yağışlarda normale göre yüzde 8 oranında, Karadeniz Bölgesinde yüzde 7,9 oranında artış oldu.

2016 yılında kış kuraklığının yaşandığı İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, hem 2016 hem de 2017 yılında iki yıl arka arkaya Aralık ayı yağışlarının normalinin altında olması, hububatta kış kuraklığı riskini artırmaktadır.

2017-2018 yılı tarımsal üretim ve pazarlama dönemi Ekim ayı itibariyle başlamıştır. Yeni üretim sezonunun başladığı Ekim ayından itibaren 3 aylık kümülatif yağışlara bakıldığında genel olarak yağışlarda normaline göre azalma görülürken, yağışlar, 2016 yılı Ekim, Kasım, Aralık yağışlarının üzerinde gerçekleşti.  

Ekim, Kasım ve Aralık ayları kümülatif yağış 163,2 mm, normali 199,4 mm, 2016 yılı aynı dönem ortalaması ise 148,4 mm’dir. Üç aylık yağışlarda normale göre yüzde 18,2 azalma, 2016 yılına göre ise yüzde 10 artış gözlendi.

Kümülatif yağışlarda Ekim, Kasım, Aralık aylarında, Marmara Bölgesinde normalleri civarında yağış görülürken, diğer bölgelerde azalma gerçekleşti. Normale göre en fazla yağış azalması yüzde 57,8 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görülürken, bu bölgeyi yüzde 23,4 ile Doğu Anadolu Bölgesi, yüzde 19,8 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 19,6 ile Ege Bölgesi, yüzde 14,8 ile Akdeniz Bölgesi, yüzde 8,2 ile Karadeniz Bölgesi izledi.”

 

-“Aralık’ta beklenen yağış gerçekleşmedi”-

 

Bilindiği üzere 2016 yılı Ekim ve Kasım ayları kümülatif yağış azalmasının 1980 yılından buyana görülmemiş düzeyde gerçekleştiğini hatırlatan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“1980 yılından itibaren en fazla yağış azalması 1982 ve 1999 yıllarında 72 mm olarak gerçekleşirken, 2016 yılı Ekim, Kasım kümülatif yağışları 66,7 mm ile bu yılların da gerisinde kalmıştı. 2016 yılının kış kuraklığının ardından 2017 yılında tüm bölgelerde Ekim, Kasım ayları yağışları, 2016 yılının üzerinde olmuştur. Özellikle 2016 yılı kış kuraklığının hububatta hasada da yansıdığı İç Anadolu Bölgesinde bu yıl yağışların 2016 yılına göre yüzde 100’ün üzerinde artması ekim sonrası hububat için iyi olmuştur. Ancak, Aralık ayında beklenen yağışın gerçekleşmemesi çıkışların ve hububatta gelişimin yavaşlamasına yol açtı.

Ülke genelinde birinci ürün kışlık hububat ekimi genel olarak Kasım ayı itibariyle tamamlandı. Erken ekim yapılan alanlarda çıkışlar gerçekleşti. Aralık ayında bitkinin ihtiyacı olan yağmurun ve özellikle kar yağışlarının olmamasıyla ekili alanlarda stres yaşanmakla birlikte bu aylarda gerçekleşecek yağışlar tarımsal kuraklık riskini azaltacaktır. Bu aydan itibaren beklenen kar yağışlarının olması ve hububatta verimi etkileyen bahar yağışlarının da normalleri civarında gerçekleşmesi durumunda tarımsal üretimde ülke genelinde kuraklığa bağlı bir azalma olmayacaktır.

Bu aylarda ve ilkbaharda yeterli yağış alınamaması durumunda özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde sıkıntı görülebilir. Kuraklık nedeniyle bu bölgede, başta buğday olmak üzere hububat ile kırmızı mercimek üretiminde rekolte kayıpları yaşanmasından endişe duyuyoruz.”

Barajlarda doluluk seviyesinin de azaldığını belirten Bayraktar, “her ne kadar halen tarımsal kuraklık boyutuna gelmese de önümüzdeki aylarda beklenen yağışların olmaması ve sıcaklıkların normallerin üzerinde gerçekleşmesi durumunda meteorolojik kuraklığın yanı sıra tarımsal kuraklık riski de artacaktır. Bugünden planlamalar buna göre yapılmalı, arka arkaya kuraklık yaşayan çiftçilerin tarımsal faaliyetten kopmaması için gerekli önlemler alınmalı, olası bir kuraklık durumunda çiftçi kayıpları telafi edilmelidir” dedi.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü…


-10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Halkın doğru haberlerle bilgilendirilmesi, demokrasi için olmazsa olmaz unsurlardan biridir”

-“Basın mensuplarımız, kimi zaman canlarını tehlikeye atarak, her türlü zorlukla mücadele ederek haber yapıyor, kamuoyunu bilgilendiriyor. Yaptıkları bu görevin yeri doldurulamaz”

 

Ankara – 10.01.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, basın çalışanlarının çok önemli bir işlevi yerine getirdiğini, kamuoyunu habersiz bırakmadığını bildirerek, “halkın doğru haberlerle bilgilendirilmesi, demokrasi için olmazsa olmaz unsurlardan biridir” dedi.

Bayraktar, gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarını güvence altına alan 212 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 10 Ocak 1961 tarihinden bu yana kutlanan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, çağdaş demokrasilerde basının haklı olarak, yasama, yürütme ve yargının yanında dördüncü kuvvet olarak görüldüğünü belirtti.

Halkın, doğru bilgiye ulaşmasının çağdaş demokrasinin işlemesinde en önemli unsurlardan biri olduğuna, bunun yolunun da ilkeli, bağımsız ve güçlü bir medyadan geçtiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Basın özgürlüğü ve ifade hürriyetinin korunması ve geliştirilmesi, demokratik toplum düzeninin en önemli gereklerinden biridir. Basın mensuplarımız, kimi zaman canlarını tehlikeye atarak, her türlü zorlukla mücadele ederek haber yapıyor, kamuoyunu bilgilendiriyor. Yaptıkları bu görevin yeri doldurulamaz.

Yönetici, muhabir, foto muhabiri, kameraman ve haber mutfağında görevli bütün basın çalışanlarının, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum. Görevlerini yaparken hayatlarını kaybeden basın çalışanlarını rahmetle anıyorum.”

Türkiye’de tarım öğreniminin 172’nci yıldönümü…


-Türkiye’de tarım öğreniminin 172’nci yıldönümü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Onbinlerce ziraat mühendisinin mesleklerini icra edememesi, başka alanlarda çalışması, işsiz olması ülkemiz için bir kayıptır”

-“İhtiyaç kadar ziraat mühendisi yetiştirilmeli ve bunların mesleklerini icra etmesi sağlanmalıdır”

-“Bakanlık, kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak, toplam 78 bin 199 çiftçiye eğitim verdik”

 

Ankara – 09.01.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sayıları 35’i bulan ziraat fakültelerinden her yıl yaklaşık 5 bin ziraat mühendisinin mezun olduğunu bildirerek, “onbinlerce ziraat mühendisinin mesleklerini icra edememesi, başka alanlarda çalışması, işsiz olması ülkemiz için bir kayıptır” dedi.

Bayraktar, 10 Ocak 1846 tarihinde Mekteb-i Zirai Şahane’nin kurulmasıyla başlayan tarım öğreniminin 172’nci yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, 1980 yılında 5 olan ziraat fakültesi sayısının günümüzde 35’e yükseldiğini belirtti. Bu okullardan her yıl 5 bine yakın ziraat mühendisi mezun olduğunu ancak bu genç mühendislerin mesleklerini icra etmekte zorlandığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“On binlerce ziraat mühendisinin mesleklerini icra edememesi, başka alanlarda çalışması, işsiz olması ülkemiz için bir kayıptır. Bunun planlaması iyi yapılmalı, ihtiyaç kadar ziraat mühendisi yetiştirilmeli ve bunların mesleklerini icra etmesi sağlanmalıdır. 

 

-“Tarım danışmanlarına kadro verilmeli, destek ve sayıları artırılmalı”-

 

Bu bağlamda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, ziraat odalarında ve üretici birliklerinde çalışan teknik personeli, ‘Tarımsal Yayın ve Danışmanlık Hizmetleri’ kapsamında desteklemesi çok yerinde bir karardır. Bu kapsamda sadece ziraat odalarında 450 tarım danışmanı istihdam edilmektedir. Geçmişte Ziraat Odalarında 8’e kadar tarım danışmanı istihdam edilebiliyordu. Bu rakam 5’e indirildi. Ziraat odalarında ve üretici birliklerinde istihdam edilen tarım danışmanı sayısı artırılmalıdır. Böylece daha fazla tarım danışmanı istihdam edilir. Her tarım danışmanı için verilen desteğin artırılması, üretici birlikleri ve ziraat odalarında istihdam edilen tarım danışmanlarına kadro verilmesi danışmanlık hizmetlerini daha verimli hale getirecektir.”

Tarımda kırsal kalkınmayı gerçekleştirecek, tarımsal geliri istikrarlı bir şekilde artırarak hayat standardını yükseltecek, kaynakların daha etkin, ekonomik ve verimli kullanılmasına imkân sağlayacak tarım politikalarının başarıyla uygulanması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, “bunun için de iyi yetişmiş akademik kadro ile dünyanın ve ülkemizin geleceğine yön verecek, sektörün talebini karşılayacak, bilgilerini sahaya ve çiftçilerimize aktarabilecek donanımdaki ziraat mühendislerine ihtiyaç vardır” dedi.

 

-“Eğitim tarımda verimliliği artıran başta gelen unsurlardan biri”-

 

Tarımsal eğitimin tarımda verimliliği artıran en başta gelen unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Hızla gelişen teknoloji tarımı da etkilemektedir. Bu tür yenilikleri takip etmek ve çiftçiye aktarmak gereklidir. Bitkisel üretimde, toprağın yapısı, iklim, yağış, tohum, gübre, hastalık ve zararlı ile mücadele, hayvansal üretimde ise hayvanın damızlık değeri, yemin kalitesi, hayvan barınaklarının teknik ve hijyenik özellikleri gibi pek çok faktör verimliliği ve kaliteyi etkilemektedir. En önemli konuda bilgidir. Alanında yeterli bilgiye sahip çiftçi, her zaman diğer çiftçilere göre daha avantajlıdır. Bilgiye ulaşmanın yolu ise eğitimden geçer.

Birliğimiz için eğitim en önemli konudur ve faaliyetlerin önemli bir bölümünü eğitime ayırmaktadır. Ziraat odalarımızdaki teknik elemanlar ile çiftçilerimizin eğitimlerini her şeyin üzerinde tutuyor ve bu bilinçle çalışıyoruz. Türkiye genelinde, ziraat odalarımızda çalışan teknik elemanlar ve tarım danışmanları çiftçilerimize bire bir danışmanlık hizmeti vermektedir.”

 

-Eğitim çalışmaları-

 

Bayraktar, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, bu amaçla Gıda, Tarım ve Hayvancılık, Aile ve Sosyal Politikalar, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İş Kurumu gibi kurumlar olmak üzere ilgili Bakanlık, kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak eğitim projeleri hayata geçirdiklerini bildirdi.

Bu kapsamda  ‘Kadın Çiftçi’, ‘Genç Çiftçi’, ‘Sürü Yönetimi Elemanı Benim’, ‘SGK Bilgilendirme’, ‘Güvenli Traktör Kullanımı’, ‘Tarım Danışmanları’, ‘Zirai Mücadele İlaçlarının Güvenli ve Sürdürülebilir Kullanımı’, ‘Bitki Sağlığı ile ilgili çiftçi eğitimleri’, ‘Ceviz Budama’, ‘Ziraat Odaları Otomasyon Sistemi’, ‘Mevzuat’, ‘Sulama’ eğitimleri kapsamında toplam 78 bin 199 çiftçiye eğitim verildiğini belirten Bayraktar, “bu eğitimlerden ‘Kadın Çiftçi’, ‘Genç Çiftçi’, ‘Sürü Yönetimi Elemanı Benim’, ‘Zirai Mücadele İlaçlarının Güvenli ve Sürdürülebilir Kullanımı’, ‘Bitki Sağlığı’ ile ilgili çiftçi eğitimleri devam etmektedir” dedi.

Çiftçilerimizin büyük ilgisi nedeniyle eğitimlerin, 2018 yılında da 81 ilde tüm hızıyla devam edeceğine dikkati çeken Bayraktar, tarımsal öğretimin 172. yıl dönümünü kutlarken, çağın koşullarına ve ülke gerçeklerine uygun olarak yetişen ve yetişecek, tarımsal teknolojiye hakim ziraat mühendislerinin, çiftçi ile yan yana çalışarak Türk tarımına büyük katkı sağlayacağına inandığını belirtti.