Genel Başkan Bayraktar’ın yeni yıl mesajı


Genel Başkan Bayraktar’ın yeni yıl mesajı 

Ankara – 31.12.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “2018’in, afetlerin tümünden uzak; bütün üreticilerin alın terinin karşılığının alındığı; ürünü bol, kazancı bol, bereketi bol bir yıl olmasını diliyorum” dedi.

Bayraktar, yayımladığı yeni yıl mesajında, 2017’nin tarımda üretimin arttığı bir yıl olarak geçse de bazı ürünlerde üretim düşüşleri de görüldüğünü belirterek, 2018’in, ülkemiz açısından huzurun, refahın arttığı, bereketli bir yıl olması temennisinde bulundu.

Dileklerin ve beklentilerin yerine gelebilmesi için çalışmak ve gayret göstermek gerektiğinin de altını çizen Bayraktar, “5 milyona yakın üyesiyle büyük bir aile olan Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin her bir üyesi 2018’de de bu bilinçle üretmeye, ülkesinin gıda güvencesini sağlamaya ve ülke ekonomisine omuz vermeye devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Üreticinin bütün zor şartlara rağmen, 81 milyonluk ülke nüfusunun yanı sıra, 5 milyonu aşkın mülteci, sığınmacı ve yabancıyı, 40 milyona yakın turisti duyurduğu gibi, ülke ekonomisine de 16-17 milyar dolar ihracat geliri ve 5 milyar dolar dolaylarında dış ticaret fazlası sağladığının altını çizen Bayraktar, şunları kaydetti:

 “Çiftçiler, üreticiler olarak önümüzdeki hedeflerimiz büyük. Türk çiftçisi olarak, her yıl daha da gelişen ülkemizde, ülkemiz insanını doyurmaya, ülkemizin gıda güvencesini sağlamaya, ihracatı daha da artıracak şekilde üretmeye, ekonomimize katkıyı artırarak sürdürmeye devam edeceğiz.

7 üründe dünya birincisi olan, 55 üründe dünyada ilk 10 sırada yer alan Türkiye’nin tarımda çok büyük bir potansiyeli vardır. Bu potansiyeli harekete geçirirsek, sadece ülkemizin değil, içinde bulunduğumuz tüm bölgenin gıda güvencesine de büyük katkı sağlarız. Yeter ki çiftçimiz desteklenmeye devam etsin. Biz çiftçiler, bunu sağlayacak güçteyiz.”

Et tüketimi koyun, keçi, hindi, kaz ve ördekle çeşitlendirilmelidir


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Et üretiminde ve tüketimde bütün ağırlığı kırmızı ette sığır, kanatlıda tavuk etine verdik”

-“Kırmızı ette koyun, keçi eti üretimi ve tüketimi, kanatlıda hindi, kaz ve ördek eti üretimi ve tüketimi artırılmalıdır”

-“Tavuk eti üretimi, bu yıl rekor kırarak 2 milyon tonu aşacak. Buna karşın, bu yıl hindi eti üretimi 50 bin tonda kalacak gibi görünüyor”

-“2016 yılında üretilen 1 milyon 173 bin 42 ton kırmızı etin yüzde 90,3’ünü sığır eti oluşturdu”

-“Anadolu, küçükbaş hayvancılığa son derece uygundur. Bu topraklarda rahatlıkla 1 milyonun üzerinde manda, 50-60 milyon koyun, 15-20 milyon keçi beslenebilir”

-“Islah çalışmalarıyla et üretimi de hayvan sayısındaki artıştan çok daha fazla artırılabilir”

Ankara – 29.12.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, et tüketiminin koyun, keçi, hindi, kaz ve ördekle çeşitlendirilmesi gerektiğini bildirerek, “et üretiminde ve tüketimde bütün ağırlığı kırmızı ette sığır, kanatlıda tavuk etine verdik. Kırmızı ette koyun, keçi eti üretimi ve tüketimi, kanatlıda hindi, kaz ve ördek eti üretimi ve tüketimi artırılmalıdır” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 1997 yılında hindide 5 milyon 328 bin, ördekte 1 milyon 829 bin, kazda 1 milyon 795 bin olan hayvan mevcudunun 2011’de hindide 2 milyon 563 bin, 2012’de kazda 676 bine, ördekte 357 bine gerilediğini, 2016’de hindi sayısının 3 milyon 183 bine, kaz sayısının 933 bine, ördek sayısının 414 bine yeniden yükseldiğini belirtti. Buna karşın 1997’de 61 milyon 402 bin olan yumurta tavuğu sayısının 2016’da 108 milyon 689 bine, et tavuğu sayısının 104 milyon 871 binden 2016’da 220 milyon 322 bine çıktığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“1997’de 471 bin 415 ton olan tavuk eti üretimi, 2016’da 1 milyon 879 bin ton oldu. Tavuk eti üretimi bu yıl rekor kırarak 2 milyon tonu aşacak. Buna karşın hindi eti üretimi 2016’da 46 bin 501 ton oldu. Bu yıl hindi eti üretimi 50 bin tonda kalacak gibi görünüyor. 2016’da 2 bin 117 ton kaz, 421 ton ördek eti üretildi. Bu rakamlar rahatlıkla 4-5 katına çıkarılabilir. Üstelik hindi, kaz gibi kanatlılardan tavuktan çok daha fazla et verimi elde edilebiliyor. Bir tavuktan elde edilen ortalama et 1,7 kilogramda kalırken, hindide bu rakam 10 kilograma çıkıyor. Tabii ki hindi, kaz, ördek gibi kanatlılardan elde edilecek et, tavuk etinin tüketimdeki yerini doldurmaları mümkün değildir. Yine de önemli bir kanatlı eti üretim kaynağı olabilirler.”

 

-“Kırmızı ette, koyun ve keçi etinin payı yüzde 25’i bulmalıdır”-

 

Kırmızı ette de benzer bir durum olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“2016’da üretilen 1 milyon 173 bin 42 ton kırmızı etin yüzde 90,3’ünü sığır eti oluşturdu. Sığır eti 1 milyon 59 bin 195 tonu bulurken, bu rakam, koyunda 82 bin 485, keçide 31 bin 11, mandada 351 tonda kaldı. Bu sürdürülebilir bir durum değildir. Kırmızı ette, koyun ve keçi etinin payı yüzde 25’i bulmalıdır. Halen, ülkemizde 14 milyon 659 bin sığır, 157 bin manda, 33 milyon 562 bin koyun, 11 milyon 11 bin keçi mevcudu vardır. Anadolu, küçükbaş hayvancılığa son derece uygundur. Bu topraklarda rahatlıkla 1 milyonun üzerinde manda, 50-60 milyon koyun, 15-20 milyon keçi beslenebilir. Islah çalışmalarıyla et üretimi de hayvan sayısındaki artıştan çok daha fazla artırılabilir.”

Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği’nden Bayraktar’a plaket…

-Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği’nden Bayraktar’a plaket…

-Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a, besicilere verdiği destek nedeniyle plaket verdi

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği’nin üyeleri aynı zamanda bizim mensubumuz. Besicilerin sorunları aynı zamanda bizim sorunumuz”

-“Et ve süt üreticilerimizin sorunlarını her platformda dile getiriyoruz”

-“Et ve sütte bir müdahale kurumu kurulmasına katkı sağladık”

-Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tunç: “TZOB Genel Başkanı Bayraktar, besicilerin her zaman yanında yer aldı. Sorunları dile getirdi. Besi hayvanına destek verilmesi zorunluluğunu kamuoyu gündemine taşıdı. Sorunları en üst makamlara kadar götürdü”

-Tunç, Bayraktar’a hitaben; “Sayın Genel Başkan, bize sahip çıktınız. Teşekkür ediyoruz. Bütün üreticilerimizin kalbi, yüreği sizinle beraber… Destekleriniz için Allah razı olsun” dedi

 

Ankara – 27.12.2017 – Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a, besi üreticilerine verdiği destek nedeniyle plaket verdi.

Bayraktar, Pazartesi günü TZOB Genel Merkezi’nde, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç ve Yönetim Kurulu üyelerini kabul etti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, kabulde yaptığı konuşmada, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği’nin üyelerinin aynı zamanda TZOB’un mensupları, besicilerin sorunlarının aynı zamanda TZOB’un sorunu olduğunu belirtti.

Bayraktar, “et ve süt üreticilerimizin sorunlarını her platformda dile getiriyoruz. Et ve sütte bir müdahale kurumu kurulmasına katkı sağladık. Et ve Balık Kurumu (EBK) bir müdahale kurumuna dönüştürüldü ve Et ve Süt Kurumu (ESK) kuruldu. Çiftçimizin menfaati için çalışıyoruz” dedi.

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç da konuşmasında, TZOB Genel Başkanı Bayraktar’ın besicilerin her zaman yanında yer aldığını, sorunları dile getirdiğini, besi hayvanına destek verilmesi zorunluluğunu kamuoyu gündemine taşıdığını, en üst makamlara kadar götürdüğünü bildirdi.

Tunç, TZOB Genel Başkanı Bayraktar’a hitaben, “Sayın Genel Başkan, bize sahip çıktınız. Teşekkür ediyoruz. Bütün üreticilerimizin kalbi, yüreği sizinle beraber… Destekleriniz için Allah razı olsun” dedi.

Bülent Tunç, kabulde, Bayraktar’a besicilere verdiği destekler nedeniyle teşekkür etti ve plaket takdim etti.

Kabule, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkan Yardımcısı Nazif Karabulut, Muhasip Üyesi Şaban Cetizli, Yönetim Kurulu Üyeleri Ferudun Şeker, Hüseyin Yılmaz, Mehmet Taneli, İdriz Yavuz ile Genel Sekreter Adnan Gültek katıldı.

ÇKS başvurusunu unutmayın!


-ÇKS başvurusunu unutmayın!

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Yoğun girişimlerimizle uzatılan ÇKS başvurusunda son haftaya girildi”

-“ÇKS kaydı olmayan çiftçilerimiz desteklerden yararlanması mümkün değildir. Bundan dolayı ÇKS başvurusu ihmal

edilmemelidir”

 

Ankara – 25.12.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptıkları yoğun girişimlerle 31 Aralık 2017 tarihine uzatılan Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvuru süresinde son haftaya girildiğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 30 Haziran 2017 tarihinde sona eren ÇKS başvuru süresinin TZOB’un yoğun girişimleri sonucu o tarihten geçerli olmak üzere 31 Aralık 2017 tarihine kadar uzatıldığını hatırlattı.

ÇKS kaydının desteklerden yararlanmak için bir ön şart olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“ÇKS kaydı olmayan çiftçilerimiz desteklerden yararlanması mümkün değildir. Bundan dolayı ÇKS başvurusu ihmal edilmemelidir. Çiftçilerimizin, 2017 yılı desteklerinden faydalanabilmeleri için, olası sıkışıklıkları düşünerek son günü beklenmeden, Odalarımızdan alacakları çiftçi belgesi ve diğer belgeler ile birlikte Tarım il ve ilçe müdürlüklerine başvuru yapmaları gerekiyor.”

30 ve 31 Aralık tarihlerinin tatil günleri olduğu ifade eden Bayraktar, “herhangi bir sorun yaşanmaması için 29 Aralık 2017 Cuma günü mesai bitimine kadar çiftçilerimiz başvurularını tamamlamaları yararlarına olacaktır” dedi.

Soyada ithalatı azaltmanın yolu daha fazla üretimden geçiyor…


-Soyada ithalatı azaltmanın yolu daha fazla üretimden geçiyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Soya ve ürünleri ithalatımız 10 ayda 1 milyar doları aştı. Ne yapıp edip soya üretimine ağırlık vermeliyiz. Her yıl soya ithalatı için milyar dolarları harcayamayız”

-“Soya fasulyesi, olağanüstü özellikleriyle sağlıklı beslenmedeki önemi dolayısıyla gıda sektörünün yanı sıra tutkal, mürekkep, sabun, benzin, böcek ilacı, alkol, plastik ve lastik gibi 400’ün üzerinde endüstriyel ürünün üretiminde de kullanılıyor”

-“Yağı alındıktan sonra geriye kalan küspe bol miktarda protein içerdiğinden, iyi bir hayvan yemi olarak özellikle kanatlı yem rasyonlarında yüksek oranda yer alıyor”

-“Dünya üretimi 350 milyon tonu aşan böyle bir üründe Türkiye’nin üretimi 140 bin tonda, dünya payı da binde 0,4’de kalmamalıdır”

-“Bu yılın Ocak-Ekim döneminde ithalat soyada 1 milyon 906 bin tonu, soya küspesi ithalatı 651 bin tonu bulmuştur

 

Ankara – 24.12.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bu ülkenin daha fazla soya üretmekten başka çaresinin olmadığını bildirerek, “soyada ithalatı azaltmanın yolu daha fazla üretimden geçiyor. Soya ve ürünleri ithalatımız 10 ayda 1 milyar doları aştı. Ne yapıp edip soya üretimine ağırlık vermeliyiz. Her yıl soya ithalatı için milyar dolarları harcayamayız” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, soya fasulyesinin, olağanüstü özellikleriyle sağlıklı beslenmedeki önemi dolayısıyla gıda sektörünün yanı sıra tutkal, mürekkep, sabun, benzin, böcek ilacı, alkol, plastik ve lastik gibi 400’ün üzerinde endüstriyel ürünün üretiminde de kullanıldığını, yağı alındıktan sonra geriye kalan küspesi bol miktarda protein içerdiğinden, iyi bir hayvan yemi olarak özellikle kanatlı yem rasyonlarında yüksek oranda yer aldığını belirtti.

Dünya üretimi 350 milyon tonu aşan böyle bir üründe Türkiye’nin üretiminin 140 bin tonda, dünya payının da binde 0,4’de kalmaması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“350 milyon tonu aşan dünya soya üretiminin yüzde 86’sını ABD, Brezilya, Arjantin ve Çin’den oluşan 4 ülke gerçekleştiriyor. Türkiye’nin soya fasulyesi üretimi bu yıl 140 bin ton dolaylarında kalacak. Bu, tüketimimiz göz önüne alındığında fevkalade yetersiz kalmaktadır. 1990 yılında 162 bin ton olan soya üretimi, 2005 yılında 29 bin tona kadar indi. 2013 yılında 180 bin tona kadar yükselen üretim, 2016 yılında 165 bin ton olarak gerçekleşti.

2016 yılında toplam 17 ilimizde üretimi yapılan soyada ilk sırayı yüzde 61 ile Adana almaktadır. Adana’yı, üretimde Mersin, Samsun, Osmaniye, Kahramanmaraş takip etmektedir. Bu 5 ilin soya üretiminden aldığı pay yüzde 97,4’ü bulmaktadır.”

 

-“İhtiyacın yüzde 93’ü ithalatla karşılanıyor”-

 

Türkiye’nin soya üretiminin, ihtiyacı karşılayamadığını, her yıl milyar dolarlık ithalat yapıldığına dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Soya üretiminin artırılması için uzun yıllar çalışmalar yapılsa da üretim artışı sağlanamamıştır. Bundan dolayı ithalat yapılmaktadır. 2016’da ülke ihtiyacının yüzde 93’ü ithalatla karşılanmıştır. 2016’da 2 milyon 175 bin ton soya ve 664 bin ton da soya küspesi ithalatı yapılmıştır. Bu yılın Ocak-Ekim döneminde ithalat soyada 1 milyon 906 bin tonu, soya küspesi ithalatı 651 bin tonu bulmuştur. Geçen yıl soya ve ürünlerine ödenen döviz 12 aylık dönemde 1 milyar 140 dolarken, bu yılın Ocak-Ekim döneminde, 10 ayda 1 milyar 15 milyon dolara ulaşmıştır.

Buna karşın ülkemiz, bu yılın 10 aylık döneminde, 81,5 bin ton soya, 50 bin ton soya yağı, 35 bin ton soya küspesi ihracatı yapmıştır.”

 

-Soya fasulyesinde gümrük vergisi alınmıyor-

 

Soya fasulyesinde gümrük vergisi alınmadığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“2017 yılı gümrük vergi oranları soya fasulyesinde yüzde 0, soya yağında yüzde 31,2, soya küspesinde yüzde 5 olarak tespit edilmiştir. Soya fasulyesi alıcılarının ithal ürüne alışkın olmaları nedeniyle, dünya fiyatlarının düşük gerçekleştiği yıllarda üreticiler ürünü pazarlayacak yer bulmakta zorlanmaktadır. Bu durum da üreticilerin daha kolay pazarlayacağı pamuk, mısır, buğday, yer fıstığı gibi ürünleri tercih etmelerine neden olmaktadır.

Ülkemizin dışa bağımlı soya üretimiyle hayvancılığa rekabetçi bir yapı kazandırması mümkün değildir.

Üretici için alım garantisi çok önemlidir. Soya alımı yapan tarım satış kooperatiflerinin etkin çalışabilmesi için finans kaynakları oluşturulmalıdır.

Ekonomik kayıplara neden olan depolama koşulları iyileştirilmelidir.

Soyaya verilen kilogramda 60 kuruş olan prim tutarı artırılmalıdır.

Soya ve ürünleri ithalatında uygulanan gümrük vergi oranlarının düşük kalması nedeniyle üreticimiz dış piyasa fiyatlarıyla rekabet edememektedir. Özellikle üreticinin ürün pazarlama döneminde (hasat ve sonrası) ithalat engellenmelidir.

Üreticinin soya üretimi yapması için alternatif ürüne göre soyadan daha fazla kazanması sağlanmalıdır.

Üreticilerimizi verimli bir şekilde üretim yapabilmeleri için girdi maliyetleri düşürülmelidir.

Soya gibi yağlı tohumlu bitkilerde münavebe durumu gözden geçirilmeli, ekim alanları artırılmalıdır.

Girdilerin verimli bir şekilde kullanımı için üretici eğitimine önem verilmeli, tarımda teknoloji yaygınlaştırılmalıdır.       

Sulu tarım yapılan yörelerde teşvikle soya ekim alanları artırılmalıdır. Sulamaya yönelik teşvikler artırılmalı ve bu tür uygulamalar desteklenmeli, sulamada kullanılan elektrik fiyatları makul bir seviyeye çekilmelidir.

Soya tohumluk üretimi son yıllarda artmış olsa, halen tohumluk ithalatı fazladır. Üretim artışına paralel olarak tohumluk üretimi de artırılmalıdır. Tohumlarda yabancı ot,  hastalık ve zararlılara dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesine ağırlık verilmelidir.

GAP bölgesinde, soya üretiminin artırılması için bölgede soya üretimi planlı bir şekilde teşvik edilmelidir.

Soya üretiminin artırılmasına paralel olarak soyanın işlenmesi ve depolanmasına yönelik eksiklikler giderilmelidir.”

Destek başvurularında son gün 29 Aralık


-Destek başvurularında son gün 29 Aralık…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Fındıkta alan bazlı gelir, küçük aile işletmesi ve bombus arı desteklerinde başvuru süresi 29 Aralık’ta sona erecek”

-“Başvurularını yapan çiftçilere, dekar başına 170 lira fındık alan bazlı gelir, 100 lira küçük aile işletmesi, koloni başına 60 lira bombus arı desteği verilecek”

-“Üreticilerimizin son günlerde yaşanabilecek yoğunlukları göz önüne alarak, başvurularını biran evvel yapmaları kendi yararlarına olacaktır”

-“Laboratuvarlar da analiz başına 40 lira toprak analiz desteği almak için 29 Aralık 2017 mesai saati bitimine kadar Tarım il ve ilçe müdürlüklerine başvuracaklar”

Ankara –  22.12.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2017 destekleri kapsamında, fındıkta alan bazlı gelir, küçük aile işletmesi ve bombus arı desteklerinde 17 Eylül 2017’de başlayan başvuru süresinin 29 Aralık 2017’de sona ereceğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, desteklerden yararlanmak isteyen çiftçilerin 29 Aralık 2017 Cuma günü mesai saati bitimine kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık il ve ilçe müdürlüklerine şahsen veya yasal temsilcileri aracılığıyla başvurmaları gerektiğini, aksi takdirde destek faydalanmalarının mümkün olamayacağını belirtti.

Şemsi Bayraktar, 29 Aralık mesai saati bitimine kadar başvurularını yapan çiftçilere, 2017 yılı tarımsal destekleri kapsamında, dekar başına 170 lira fındık alan bazlı gelir, 100 lira küçük aile işletmesi, koloni başına 60 lira bombus arı desteği verileceğini hatırlattı.

 

-Destekten yararlanma koşulları-

 

Bayraktar, destekleri almanın koşullarını şu şekilde sıraladı:

“Fındıkta alan bazlı gelir desteği; Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen ve ruhsat verilen alanlarda fındık üretimi yapan fındık kayıt sistemine kayıtlı gerçek ve tüzel kişilere yapılıyor. Fındık arazilerinin ruhsatlılık durumuna ilişkin sorunları ve ihtilafları il/ilçe fındık komisyonları çözüyor. Toplam alanı bir dekarın altında olan ruhsatlı fındık alanlarına fındık alan bazlı gelir desteği ödemesi yapılmıyor.

Küçük aile işletmesi desteği; Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı ve tarımsal faaliyet yapılan alan toplamı beş dekar veya altında olan çay ve fındık ürünleri hariç, açıkta ve/veya örtü altı ünitelerinde meyve, sebze, süs bitkisi ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği yapan gerçek ve tüzel kişilere yapılıyor. Örtü altı ünitelerinde meyve, sebze, süs bitkisi ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği yapan üreticilerin Örtüaltı Kayıt Sistemi’ne (ÖKS) kayıtlı olmaları gerekiyor.

Bombus arası desteği; ÖKS’de kayıtlı üreticilere, Bakanlıkça bombus arısı üretim izni verilmiş işletmelerden veya bu işletmelerin bayilerinden, o yıla ait üretim sezonu boyunca bombus arı kolonisi satın alarak kullanmaları halinde, koloni başına destekleme ödemesi yapılıyor.”

Bayraktar, üreticilerin son günlerde yaşanabilecek yoğunlukları göz önüne alarak, başvurularını biran evvel yapmalarının kendi yararlarına olacağını belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, laboratuvarların da her 50 dekar alana bir toprak analiz desteği aldıklarını ve bundan yararlanmak için başvuru yapmaları gerektiğini vurgulayarak, “laboratuvarlar da analiz başına 40 lira toprak analiz desteği almak için 29 Aralık 2017 mesai saati bitimine kadar Tarım il ve ilçe müdürlüklerine başvuracaklar” dedi.

21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Günü…

-21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Günü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarımda başarının sırrı kooperatifçilikte yatıyor”

-“Herkese açık ve halk odaklı olan kooperatifler kimsenin dışlanmasına izin vermez”

-“Gönüllü ortakların demokratik kontrolüyle faaliyetlerini yürüten kooperatifler etkin hale getirilir ve piyasada hakim kılınırsa üretici de tüketici de kazanır”

-“Kooperatiflerin tarımsal pazar payı ülkemizde yüzde 2’de kalmaktadır. Buna karşın kooperatiflerin tarımsal pazar payı Hollanda’da yüzde 83’e, Finlandiya’da yüzde 79’a, İtalya’da yüzde 55’e, Fransa’da yüzde 50’ye ulaşmaktadır”

-“210 milyar avro ciro yapan Avrupa Birliği Tarım Kooperatifleri Birliği COGECA, tarımsal girdilerin temininde yüzde 50’den, tarımsal ürünlerin işlenmesi ve pazarlanmasında ise yüzde 60’dan fazla pazar payına sahiptir”

-“Kooperatifler, ekonomik örgütlenmeler olarak ürün pazarlamasına odaklanmalıdır. Girdi ve kredi temini, depolama, ambalaj ve pazarlama safhalarında daha aktif rol almaları sağlanmalıdır”

 

Ankara – 20.12.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda başarının sırrının kooperatifçilikte yattığını bildirerek, “herkese açık ve halk odaklı olan kooperatifler kimsenin dışlanmasına izin vermez. Gönüllü ortakların demokratik kontrolüyle faaliyetlerini yürüten kooperatifler etkin hale getirilir ve piyasada hakim kılınırsa üretici de tüketici de kazanır” dedi.

Bayraktar, 21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler’in 2017 yılı Dünya Kooperatifçilik Günü’nün temasını “Kooperatifler kimsenin dışlanmasına izin vermez’’ olarak belirlediğini hatırlattı. Bu temanın kooperatifleri çok iyi bir şekilde tanımladığını bildiren Bayraktar, kooperatiflerin kapsayıcı olduğuna, ırk, cinsiyet, kültür, sosyal çevre veya ekonomik durumuna bakılmaksızın insanların bir araya gelmesiyle oluştuğuna ve ortak ihtiyaçların karşılanmasını sağladığına dikkati çekti.

 

-Avrupa’da çok güçlü bir kooperatifleşme görülüyor-

 

Dünyada kooperatiflerin üye sayısının 1 milyarı bulduğunu, sadece Avrupa Birliği ülkelerinde 250 bin kooperatif bulunduğunu, 5,4 milyon kişiye istihdam sağlayan bu kooperatiflerin üye sayısının 163 milyon kişiye ulaştığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ülkemizde çok sayıda kooperatif olsa da etkinlikleri sınırlıdır. Kooperatiflerin tarımsal pazar payı ülkemizde yüzde 2’de kalmaktadır. Buna karşın kooperatiflerin tarımsal pazar payı Hollanda’da yüzde 83’e, Finlandiya’da yüzde 79’a, İtalya’da yüzde 55’e, Fransa’da yüzde 50’ye ulaşmaktadır.   

30 bin kooperatifin üye olduğu Avrupa Birliği Tarım Kooperatifleri Birliği’nin (COGECA) yaklaşık 9 milyon çiftçi ortağı, 600 binden fazla çalışanı bulunmaktadır. 210 milyar avro ciro yapan COGECA’ya bağlı kooperatifler, genel olarak tarımsal girdilerin temininde yüzde 50’den fazla, tarımsal ürünlerin işlenmesi ve pazarlanmasında ise yüzde 60’dan fazla pazar payına sahiptir.

Kooperatiflerin tarımsal pazar payının yüksek olması hem üretici hem tüketici açısından fiyatlara bir istikrar getiriyor. Üreticinin mağduriyetini gideriyor. Üretici istikrarlı bir gelire kavuşuyor. Bu durum tarımda sürdürülebilir yapıyı destekliyor.”

 

-Kooperatifleşme teşvik edilmeli, mali yönden güçlendirilmeli ve desteklenmeli-

 

Kooperatiflerin ülkemizde istenilen seviyeye gelebilmesi için kooperatifleşme teşvik edilmeli, kooperatiflerin mali yönden güçlendirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Küçük işletmelerin çok yoğun olduğu tarımsal yapımızda ekonomik örgütlenme de yetersiz kalmıştır. Ülkemizdeki tarımsal örgütler pek çok sorunla karşı karşıyadır. Ülkemizde kooperatifçilik, en önemli sorunlarından birini yine örgütlenme konusunda yaşamaktadır. Kooperatiflerin büyük bir bölümü tek başına hareket etmekte ve bir üst yapıya bağlı bulunmamaktadır. Başta kooperatifler olmak üzere tarımsal örgütler arasında yeterli koordinasyon sağlanamamıştır.

Kooperatiflerin etkin bir çalışma düzenine sahip olmayışları Türk tarımının pazarlama sorunlarının başında gelmektedir. Kooperatifler, ekonomik örgütlenmeler olarak ürün pazarlamasına odaklanmalıdır. Girdi ve kredi temini, depolama, ambalaj ve pazarlama safhalarında daha aktif rol almaları sağlanmalıdır.

Kooperatifçilikte temel sorunlardan birini oluşturan eğitim eksikliğinin giderilmesi için eğitim ve Ar-Ge faaliyetlerini yürütecek bir kurumsal yapı oluşturulmalıdır. Bu çalışmalar mümkün olduğu kadar geniş tabana yayılarak yapılmalı ve üniversiteler dışındaki diğer sivil toplum örgütlerinin de eğitimle ilgili desteklerinin artırılması sağlanmalıdır.

Kooperatiflerde iç denetlemenin daha işlevsel bir yapıya kavuşturulması, dış denetlemenin ise bağımsız, yetkili özel şirketler tarafından yapılması önem taşımaktadır.”

Traktör başına en az tarım alanı Ardahan’da…

-Traktör başına en az tarım alanı Ardahan’da…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ülkemizde traktör başına 130 dekar tarım alanı düşerken, bu rakam Ardahan’da 27, İstanbul’da 32, Yalova’da 37, Sakarya’da 44, Bursa’da 48, Kocaeli’nde 49 dekara iniyor”

-“Traktör başına tarım alanı, coğrafi koşullar nedeniyle çok fazla traktör kullanılmayan Doğu Karadeniz illerinden Giresun’da 499, Ordu’da 1027, Trabzon’da 3 bin 383, Rize’de 6 bin 686 dekara kadar çıkıyor”

-“Çoğu ilimizde traktör açısından aşırı bir yoğunlaşma olduğunu görüyoruz. Traktörde sayıdan çok aracı verimli kullanmak önemlidir”

-“Örgütlenmeyle ekonomik ömrünü tamamlamamış tarım makineleri yenilenir, modern tarım makinelerinin ortak kullanımı sağlanabilir”

-“Çiftçimiz, daha az bir maliyetle modern tarım makinelerini kullanır, tarımda verimliliği artırır, maliyetlerini aşağı çeker. Bundan da sadece çiftçimiz değil tüm ülke kazançlı çıkar”

 

Ankara – 18.12.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, traktör başına en az tarım alanının Ardahan’da olduğunu bildirerek, “ülkemizde traktör başına 130 dekar tarım alanı düşerken, bu rakam Ardahan’da 27, İstanbul’da 32, Yalova’da 37, Sakarya’da 44, Bursa’da 48, Kocaeli’nde 49 dekara iniyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye’de 237 milyon 108,7 bin dekar tarım alanı, Ekim 2017 itibarıyla 1 milyon 823 bin 850 traktör bulunduğunu, traktör başına 130 dekar tarım alanı düştüğünü belirtti. Bu rakamın gayet iyi olduğuna fakat tarım alanları dikkate alındığında iller arasında traktör sayısının dengeli dağılmadığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ardahan, İstanbul, Yalova, Sakarya, Bursa ve Kocaeli’nden oluşan 6 ilimizde traktör başına düşen tarım alanı 50 dekardan az. Traktör başına İzmir ve Kastamonu’da 52, Zonguldak ve Bolu’da 56, 86 bin 255 traktörle toplam sayıda birinci olan Manisa’da 57, Düzce’de 64, Balıkesir’de 67, Burdur’da 69, Denizli, Osmaniye ve Bartın’da 73, Tokat ve Muğla’da 74, Samsun’da 75, Antalya’da 78, Bilecik ve Aydın’da 80, Çanakkale’de 88, Sinop’ta 90, Karabük ve Kütahya’da 91, Isparta’da 94, Adana’da 96 dekar tarım alanı düşüyor.

Bu illerin yanı sıra Edirne 102, Kars 103, Gaziantep 107, Hatay 110, Mersin, Amasya ve Afyonkarahisar 113, Kırklareli ve Uşak’ta 116, Malatya 122 dekarla traktör başına 130 dekarlık tarım alanı olan ülke ortalamasının üzerinde traktör sayılarına sahip bulunuyorlar.

Traktör başına tarım alanı Tekirdağ’da 133, Çorum’da 135, Adıyaman’da 143, Iğdır’da 149, Nevşehir ve Çankırı’da 158, Niğde’de 161, Kahramanmaraş’ta 166, Elazığ’da 171, Batman ve Kilis’te 174, Erzurum’da 179, Gümüşhane’de 184, Erzincan’da 185, Yozgat’ta 186 dekarı buluyor.”

 

-Traktör başına tarım alanı 200 dekarın üzerinde olan iller-

 

Kayseri’de 206, Muş’ta 212, Aksaray’da 218, Artvin’de 220, Ankara’da 223, toplam traktör sayısında 86 bin 93 adetle Manisa’nın ardından ikinci olan Konya’da 228, Diyarbakır’da 247, Eskişehir ve Sivas’ta 251, Bingöl’de 272, Şırnak’ta 274, Mardin’de 287, Karaman’da 293 dekar alana bir traktör düştüğünü belirten Bayraktar, “traktör başına tarım alanı Siirt’te 298, Şanlıurfa’da 312, Kırıkkale ve Kırşehir’de 335, Bayburt’ta 339, Hakkari’de 348, Bitlis ve Van’da 349, Tunceli’de 361, Ağrı’da 419 dekarı buluyor. Traktör başına tarım alanı, coğrafi koşullar nedeniyle çok fazla traktör kullanılmayan Doğu Karadeniz illerinden Giresun’da 499, Ordu’da 1027, Trabzon’da 3 bin 383, Rize’de 6 bin 686 dekara kadar çıkıyor” dedi.    

 

-“Tarımda verimliliğin en önemli unsurlarından biri de mekanizasyon”-

 

Hem dünyada hem de ülkemizde artık tarım alanlarını genişletme imkanının kalmadığını, sınıra gelindiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“2050’ye kadar dünya nüfusuna 2 milyar kişi daha eklenecek ve 7,6 milyardan 9,6 milyara ulaşılacak. Gıdaya olan talep yüzde 60-70 oranında artacak. Bu talebin karşılanması için yeni tarım alanları bulamayacağımıza göre, verimliliği artırmaktan başka çaremiz yok. Tarımda verimliliğin en önemli unsurlarından biri de mekanizasyon. Birim alanda en yüksek verimi tohum, gübre, iyi bakım, uygun iklim ve toprak şartlarının yanı sıra makineleşmeyle sağlarız. Rakamlara baktığımızda, çoğu ilimizde traktör açısından aşırı bir yoğunlaşma olduğunu görüyoruz. Traktörde sayıdan çok aracı verimli kullanmak önemlidir. Çiftçimiz, kaynakların büyük bölümünü traktör alımı için ayırmak zorunda kalıyor. Tarımımızın en önemli sorunlarından biri olan örgütlenme ve planlama burada da karşımıza çıkıyor. Örgütlenmeyle ekonomik ömrünü tamamlamamış tarım makineleri yenilenir, modern tarım makinelerinin ortak kullanımı sağlanabilir. Çiftçimiz, daha az bir maliyetle modern tarım makinelerini kullanır, tarımda verimliliği artırır, maliyetlerini aşağı çeker. Bundan da sadece çiftçimiz değil tüm ülke kazançlı çıkar.”

İller itibarıyla tarım alanı, Ekim ayı traktör sayısı ve traktör başına düşen tarım alanı büyüklüğü şöyle:

 

 

 

 

 

Traktör

 

 

 

2017

Başına

 

 

Tarım

Ekim

Tarım

 

 

Alanı

Traktör

Alanı

 

İller

(Dekar)

Sayısı

(Dekar)

1

Ardahan

281.824

10.503

27

2

İstanbul

729.773

23.158

32

3

Yalova

107.153

2.921

37

4

Sakarya

1.692.549

38.280

44

5

Bursa

3.005.318

62.720

48

6

Kocaeli

824.919

16.800

49

7

İzmir

3.274.383

63.394

52

8

Kastamonu

1.525.394

29.345

52

9

Zonguldak

532.435

9.546

56

10

Bolu

1.175.226

21.043

56

11

Manisa

4.931.399

86.255

57

12

Düzce

741.656

11.501

64

13

Balıkesir

4.132.560

62.134

67

14

Burdur

1.502.541

21.630

69

15

Denizli

3.606.075

49.709

73

16

Osmaniye

1.195.122

16.440

73

17

Bartın

395.189

5.398

73

18

Tokat

3.012.830

40.858

74

19

Muğla

2.334.189

31.423

74

20

Samsun

3.781.166

50.576

75

21

Antalya

3.652.475

46.559

78

22

Bilecik

852.326

10.652

80

23

Aydın

3.649.429

45.391

80

24

Çanakkale

2.906.859

33.040

88

25

Sinop

790.399

8.822

90

26

Karabük

513.581

5.659

91

27

Kütahya

3.032.053

33.202

91

28

Isparta

2.059.235

21.802

94

29

Adana

4.917.925

51.322

96

30

Edirne

3.201.203

31.431

102

31

Kars

2.013.312

19.560

103

32

Gaziantep

3.544.783

33.141

107

33

Hatay

2.435.124

22.162

110

34

Mersin

3.823.003

33.965

113

35

Amasya

2.308.266

20.402

113

36

Afyonkarahisar

4.736.791

41.824

113

37

Kırklareli

2.369.302

20.446

116

38

Uşak

2.176.276

18.694

116

39

Malatya

2.867.240

23.500

122

40

Tekirdağ

4.005.382

30.005

133

41

Çorum

5.342.238

39.504

135

42

Adıyaman

2.418.978

16.883

143

43

Iğdır

686.278

4.607

149

44

Nevşehir

3.328.098

21.070

158

45

Çankırı

2.151.750

13.602

158

46

Niğde

2.732.089

17.004

161

47

Kahramanmaraş

3.451.827

20.776

166

48

Elazığ

1.745.906

10.229

171

49

Batman

1.009.285

5.794

174

50

Kilis

1.046.018

6.001

174

51

Erzurum

3.460.758

19.379

179

52

Gümüşhane

667.744

3.627

184

53

Erzincan

1.322.940

7.147

185

54

Yozgat

6.056.114

32.485

186

55

Kayseri

5.940.939

28.831

206

56

Muş

2.609.646

12.302

212

57

Aksaray

4.107.473

18.847

218

58

Artvin

307.595

1.398

220

59

Ankara

12.056.242

53.973

223

60

Konya

19.600.279

86.093

228

61

Diyarbakır

5.894.229

23.865

247

62

Sivas

7.977.432

31.765

251

63

Eskişehir

5.717.208

22.756

251

64

Bingöl

319.828

1.175

272

65

Şırnak

778.838

2.841

274

66

Mardin

3.137.931

10.919

287

67

Karaman

3.352.941

11.442

293

68

Siirt

885.830

2.976

298

69

Şanlıurfa

11.543.201

36.960

312

70

Kırıkkale

3.079.804

9.193

335

71

Kırşehir

3.963.173

11.824

335

72

Bayburt

1.043.792

3.079

339

73

Hakkari

354.113

1.017

348

74

Bitlis

1.342.265

3.851

349

75

Van

3.180.716

9.119

349

76

Tunceli

592.137

1.639

361

77

Ağrı

3.605.555

8.608

419

78

Giresun

1.604.864

3.214

499

79

Ordu

2.537.890

2.472

1.027

80

Trabzon

981.213

290

3.383

81

Rize

534.865

80

6.686

 

Türkiye

237.108.697

1.823.850

130

 

Türkiye, üretimde, ayva üretmeyen Hollanda ihracatta şampiyon…

Türkiye, üretimde, ayva üretmeyen Hollanda ihracatta şampiyon…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ayva üretiminde dünya birincisi olan Türkiye, ihracatta birinciliği Hollanda’ya kaptırdı”

-“Hiç ayva üretmeyen, Türkiye dahil çeşitli ülkelerden ithal ettiği ayvayı, ambalajlayıp cazibe kazandırıp, pazarlama kanallarını da etkin olarak kullanarak yeniden ihraç eden Hollanda, ihracatta 5 yılın 4’ünde birinci oldu”

-“Hollanda 2012-2016 döneminde 72,8 milyon dolarlık ihracat yaparken, Türkiye 49,1 milyon dolarda kaldı”

-“Yine Hollanda gibi hiç ayva üretmeyen Avusturya, 2016’da ihracatta beşinci, Fransa altıncı sırada yer aldı”

-“Hollanda, 2012-2016 döneminde ayvanın kilogram birim fiyatını, Türkiye’den yüzde 31,9 daha fazla bir fiyata ihraç etti. Türkiye’nin kilogram ihraç fiyatı 90 cent, Hollanda’nınki 1 dolar 19 cent”

-“Sakarya’da yetişen ayvanın ayırt edici özelliğiyle ön plana çıkması ve bulunduğu bölgeyle özdeşleşmesi nedeniyle coğrafi işaret tescilinin yapılması gerekir. Bu bilinirliğini daha da artıracaktır”

 

Ankara – 17.12.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, dünyada artık pazarlamanın en az üretim kadar önemli olduğunu bildirerek, “pazarlamanın önemine güzel bir örnek ayvadaki durumdur. Ayva üretiminde dünya birincisi olan Türkiye, ihracatta birinciliği Hollanda’ya kaptırdı. Hiç ayva üretmeyen, Türkiye dahil çeşitli ülkelerden ithal ettiği ayvayı, ambalajlayıp cazibe kazandırıp, pazarlama kanallarını da etkin olarak kullanarak yeniden ihraç eden Hollanda, ihracatta 5 yılın 4’ünde birinci oldu” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, dünya ayva üretiminde Türkiye, Çin ve Özbekistan’ın ilk üç sırayı aldığını, üç ülkenin dünya üretiminin yarısından fazlasını karşıladığını, üretimde dördüncü ve beşinci sırayı alan İran ve Fas da dahil edildiğinde 5 ülkenin toplam üretimdeki payının yüzde 70’i aştığını belirtti. Buna karşın Türkiye hariç diğer üretici ülkelerin ayva ihracatında önemli bir pay elde edemediğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ayvanın cefasını Türk, Çin, Özbek, İran, Fas çiftçisi çekiyor, sefasını Hollanda sürüyor. Hiç ayva üretmeyen, Türkiye dahil çeşitli ülkelerden ithal ettiği ayvayı, ambalajlayıp cazibe kazandırıp, pazarlama kanallarını da etkin olarak kullanarak yeniden ihraç eden Hollanda, ihracatta 5 yılın 4’ünde birinci oldu.

2012-2016 döneminde sadece 2012 yılında Türkiye, ihracatta birinci sırayı aldı. Türkiye, 2012’de 8,7, 2013’te 11,7, 2014’te 10, 2015’te 10,7 milyon dolar ayva ihraç ederken, Hollanda’nın ihracatı, 2012’de 6,9, 2013’te 11,9, 2014’te 19,5, 2015’te 22,9, 2016’da 11,6 milyon doları buldu.

5 yıllık dönemde Türkiye, 54 bin 402 ton ayvayı 90 cent kilogram fiyatıyla ihraç edip 49 milyon 60 bin dolar ederken, Hollanda 61 bin 162 ton ayvayı 1 dolar 19 centte ihraç etti ve 72,8 milyon dolar kazandı.

 

-Hollanda, ayvayı daha pahalı sattı-

 

Hollanda, 2012-2016 döneminde ayvanın kilogram birim fiyatını, Türkiye’den yüzde 31,9 daha fazla bir fiyata ihraç etti. İki ülke ihraç birim fiyatları arasındaki fark, 2013’te yüzde 73,75’e kadar çıktı. O yıl Hollanda’nın kilogram ihraç fiyatı 1 dolar 55 cente kadar çıkarken, Türkiye’ninki 89 centte kaldı.

Yine Hollanda gibi hiç ayva üretmeyen Avusturya 2016’da ihracatta beşinci, Fransa altıncı sırada yer aldı.

2016 yılında Hollanda 11,6, Türkiye 10,7, Avusturya 3,3, İspanya 2, Yunanistan 1,25, Fransa 0,76 milyon dolarlık ihracatla ilk 5’i oluşturdular. Ayva ihracatında dünya toplamı da 32,8 milyon dolar oldu.”

Türkiye’nin 64 bin 579 dekar alanda 126 bin 400 ton ayva ürettiği bilgisini veren Bayraktar, “ayva ihracatımızda 3 bin 500 tonla Rusya ilk sırada yer alıyor. Bu ülkeyi 2 bin 263 tonla Almanya, 950 tonla Hollanda, 728 tonla Suudi Arabistan izliyor” dedi.

-Ayva üretimin yüzde 54’ü Geyve ve Pamukova’da-

 

Ayva üretiminin yüzde 57’sinin Sakarya ilinde yapıldığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Sakarya’nın ilçeleri olan Geyve ve Pamukova’nın Türkiye’nin toplam ayva üretimindeki payı yüzde 54 ile yarıyı geçiyor. Bu çok büyük bir potansiyeldir. Sakarya’da özellikle taban suyu yüksek arazilerde yetiştirilen ayva, kalite özellikleri ve lezzet açısından diğer ayva çeşitlerine göre çok daha üstündür.

Sakarya’da yetişen ayvanın ayırt edici özelliğiyle ön plana çıkması ve bulunduğu bölgeyle özdeşleşmesi nedeniyle coğrafi işaret tescilinin yapılması gerekir. Bu bilinirliğini daha da artıracaktır.

 Hollanda, Sakarya’da üretilen ayvanın kalitesini ve üstünlüğünü keşfetmiş ve son yıllarda ülkemizden ithal ettiği ayva miktarını artırmıştır.

 

-“İhracatta da liderlik için pazarlama kanalları etkin kullanılmalı”-

 

Üretimde dünya birincisi olan Türkiye’nin ihracatta da liderlik için pazarlama kanallarının etkin olarak kullanılması gerekir. Dünya pazarlarında daha fazla pay alabilmek için pazarın talep ettiği kalite ve standartta ürün üretilmelidir.

Modern kapama bahçelerinin sayısının artırılması gerekmektedir. Bunun için kapama bahçe tesis desteğiyle üretici teşvik edilmeli, üretim artırılmalıdır. Bu artışın paralelinde depolamaya önem verilmeli, soğuk hava deposu yatırımları teşvik edilmelidir.

İhracatta ürüne katma değer sağlayacak yatırımlara önem verilmelidir. Tasnif ve paketlemenin yanında reçel, jöle, marmelat ve meyve suyu olarak da değerlendirilerek ürüne katma değer kazandırılmalı ve ihracat payı ve değeri artırılmalıdır.” 

ÇKS başvuru süresi uzatıldı…


-ÇKS başvuru süresi uzatıldı…           

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Yaptığımız yoğun girişimler sonuç verdi. 30 Haziran’da sona eren ÇKS başvuru süresi, 31 Aralık tarihine uzatıldı”

-“Üreticilerimiz olası sıkışıklıkları da düşünerek son günü beklemeden bir an önce Tarım il ve ilçe müdürlüklerine başvurmaları kendi yararlarına olacaktır”

 

Ankara – 16.12.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptıkları yoğun girişimlerin sonuç verdiğini, 30 Haziran 2017 tarihinde sona eren Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvuru süresinin, 31 Aralık 2017 tarihine uzatıldığını bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, ÇKS Yönetmeliğine göre 2017 yılı ÇKS başvuru süresinin 30 Haziran 2017 tarihinde sona erdiğini, ancak, bu yıl son başvuru tarihinin Ramazan Bayramı’na denk gelmesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle çok sayıda çiftçinin belirlenen sürede başvurusunu yapamadığını ve verilen desteklerden faydalanma hakkını kaybetmekle karşı karşıya kaldığını belirtti.

Çiftçilerimizin mağdur olmamaları için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına süre uzatımı için gerekli başvuruların TZOB tarafından yapıldığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Birliğimizin yaptığı yoğun girişimler sonuç vermiştir. Bugünkü Resmi Gazete’de yayınlanan Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1’nci maddesi olan ÇKS’ye başvuru zamanı değiştirilmiştir. Yapılan değişiklikle 30 Haziran 2017 tarihinde sona eren 2017 yılı ÇKS başvuru süresi, 31 Aralık 2017 tarihine kadar uzatılmıştır.

Çiftçilerimizin, 2017 yılı desteklerinden faydalanabilmeleri için, olası sıkışıklıkları düşünerek son günü beklenmeden Odalarımızdan alacakları çiftçi belgesi ve diğer belgeler ile birlikte 31 Aralık 2017 tarihine kadar Tarım il ve ilçe müdürlüklerine başvuru yapmaları kendi yararlarına olacaktır. Bilindiği gibi ÇKS kaydı olmayan çiftçilerin desteklerden yararlanmaları mümkün değildir.”

Bayraktar, açıklamasında, Eylül ayı itibariyle başlayan 2018 yılı ÇKS başvurularının ise 30 Haziran 2018 tarihine kadar devam edeceğini hatırlattı.