Tarım ve gıdada ithalata dikkat


Tarım ve gıdada ithalata dikkat…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Eylül ayında tarım ve gıdada ihracat yüzde 8,3 artarken, ithalattaki yükselme yüzde 15,8’i buldu”

-“Bu yılın 9 aylık döneminde ihracatta yüzde 4,2’lik artışa karşın, ithalat yüzde 12,5 arttı”

-“Geçen yıl 9 aylık dönemde 3,2 milyar dolar olan dış ticaret fazlası, bu yıl aynı dönemde 2,65 milyar dolara indi”

-“İthalat ile ihracat arasındaki makas kapanıyor. Önlem alınmalı, rekabet koşulları sağlanmalı, ihracat desteklenmelidir”

-“Tarımda, yerli üretim desteklenmeli, üretim açığı olan ürünlere ağırlık verilmeli, ithalat önlenmelidir”

 

Ankara – 31.10.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Eylül ayında tarım ve gıdada ihracatın yüzde 8,3 artarken, ithalattaki yükselmenin yüzde 15,8’i bulduğunu bildirerek, “bu yılın 9 aylık döneminde ihracatta yüzde 4,2’lik artışa karşın, ithalat yüzde 12,5 arttı. Geçen yıl 9 aylık dönemde 3,2 milyar dolar olan dış ticaret fazlası, bu yıl aynı dönemde 2,65 milyar dolara indi” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarım ve gıdada ihracatın Eylül ayında, geçen yılın aynı ayına göre, yüzde 8,3 artarak 1 milyar 233,3 milyon dolardan 1 milyar 335,4 milyon dolara, 9 aylık dönemde ise yüzde 4,2 artışla 11 milyar 304,7 milyon dolardan 11 milyar 774,6 milyon dolara yükseldiğini belirtti. Şemsi Bayraktar, tarım ve gıdada ithalatın ise Eylül ayında geçen yıl aynı ayına göre yüzde 15,8 artışla 794,7 milyon dolardan 920,1 milyon dolara, 9 aylık dönemde de 8 milyar 113,1 milyon dolardan 9 milyar 125,1 milyon dolara çıktığını vurguladı.

 

-“İhracatta artış üretimin desteklenmesi açısından çok önemli”-

İhracatta artışın üretimin desteklenmesi açısından çok önemli olduğunu, bazı ürünlerin üretimin büyük oranda ihracata bağlı bulunduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarım ve gıdada 2023 yılında 40 milyar dolarlık bir ihracat hedefimiz var. Bu hedefe ulaşmak için ihracattaki artış hızını yükseltmemiz gerekiyor. Aksi takdirde hedefi yakalayamayız. Türkiye, tarım ve gıdada olağanüstü bir potansiyeli barındırıyor. İhracatını hızla artırabilir. Rekabet koşulları sağlanırsa, tarım ve gıda ihracatını 40 milyar dolara çıkarmak hiç de zor olmaz.

İhracat desteklenirken, ithalata da dikkat etmek gerekir. Sattığınız ürün kadar ithalat yapıyorsanız döviz gelirleri açısından bunun anlamı yok. 2014 yılında 5,6 milyar dolara kadar çıkan tarım ve gıdada dış ticaret fazlası, 2016 yılında 5,2 milyar dolara düştü. 2016 yılının Ocak-Eylül döneminde tarım ve gıdada 3,2 milyar dolar olan dış ticaret fazlası, 2017 yılının aynı döneminde 2,65 milyar dolara indi. Bu yılın Ocak-Eylül döneminde dış ticaret fazlası, geçen yılın aynı dönemine göre gerileme yüzde 17,1’ye ulaştı. İthalat ile ihracat arasındaki makas kapanıyor. Önlem alınmalı, rekabet koşulları sağlanmalı, ihracat desteklenmelidir.”

Bayraktar, tarımda, yerli üretimin desteklenmesi, üretim açığı olan ürünlere ağırlık verilmesi, ithalatın önlenmesi gerektiğini vurguladı.

            =======================TZOB Basın Ofisi======================

Cep: 532 788 41 05 / 530 363 30 96 / 533 268 27 72

Kırsalda yatırım yapılmalı göç önlenmeli…

-Kırsalda yatırım yapılmalı göç önlenmeli…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “2007-2016 döneminde, Çorum, Zonguldak, Yozgat, Kırşehir, Kırıkkale’de kırsal nüfus üçte bir, Gümüşhane, Sivas, Amasya, Bilecik, Kütahya, Bolu’da dörtte bir oranında azaldı”

-“Nüfus yoğunluğu İstanbul’da 2 bin 849, Kocaeli’de 507, İzmir’de 352, Türkiye ortalaması 104 iken, Tunceli’de 11, Erzincan’da 19, Ardahan’da 20, Sivas’ta 22’ye kadar iniyor”

-“Kırsal nüfus dikkate alındığında kilometrekareye düşen nüfus, Tunceli’de 3,8’e, Sivas’ta 5,8’e kadar düşüyor”

 

Ankara –  30.10.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kırsalda yatırım yapılması ve göçün önlenmesi gerektiğini bildirerek, “2007-2016 döneminde, Çorum, Zonguldak, Yozgat, Kırşehir, Kırıkkale’de kırsal nüfus üçte bir, Gümüşhane, Sivas, Amasya, Bilecik, Kütahya, Bolu’da dörtte bir oranında azaldı” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, büyükşehir belediye kapsamı dışındaki 51 ilde köy ve beldelerde yaşayan nüfusun, 2007-2016 döneminde 7,2 milyondan 6,1 milyona gerilediğini belirtti. Bu dönemde kırsal nüfusun, Zonguldak’ta 112 bin, Yozgat’ta 74 bin, Çorum’da 70 bin, Sivas ve Kütahya’da 60 bin, Tokat’ta 54 bin, Afyonkarahisar’da 50 bin azaldığını vurgulayan Bayraktar, kırsal nüfustaki düşüşün Adıyaman’da 48 bin, Kastamonu’da 35 bin, Amasya’da 33 bin, Düzce’de 31 bin, Niğde’de 27 bin, Aksaray ve Bolu’da 26 bin, Edirne, Isparta ve Giresun’da 25 bin, Kırşehir’de 24 bin, Nevşehir’de 23 bin, Kars ve Muş’ta 21 bin olduğunu bildirdi.

 -Nüfus belli merkezlerde ve kıyılarda toplandı-

 Kırsaldan ve iç bölgelerden göç nedeniyle ülke nüfusunun dağılımındaki dengenin bozulduğunu, nüfusun belli merkezlerde ve kıyılarda toplandığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“2007-2016 döneminde, Çorum, Zonguldak, Yozgat, Kırşehir, Kırıkkale’de kırsal nüfus üçte bir, Gümüşhane, Sivas, Amasya, Bilecik, Kütahya, Bolu’da dörtte bir oranında azaldı. Ardahan, Tokat, Çankırı, Kastamonu, Adıyaman, Edirne, Düzce ise kırsal nüfusunun beşte birini kaybetti.

 -Kırsal nüfus azalmasında ilk üç: Çorum, Zonguldak, Yozgat-

 Bu dönemde Çorum, oransal olarak kırsal nüfus azalmasında ilk sırada yer aldı. 2007-2016 döneminde, Çorum’da kırsal nüfus yüzde 33,4, Zonguldak’ta yüzde 32,7, Yozgat’ta yüzde 32,6, Kırşehir’de yüzde 32,1, Kırıkkale’de yüzde 31,9 oranında azaldı. Kırsaldaki nüfus azalması Gümüşhane’de yüzde 27,9, Sivas’ta yüzde 26,9, Amasya’da yüzde 25,9, Bilecik’te yüzde 25,6, Kütahya’da yüzde 25,5, Bolu’da yüzde 23,2 oldu.

Kırsalda nüfus artışı 51 il içinde sadece Şırnak, Yalova, Hakkari ve Karabük’te görülürken, 47 ilde kırsal nüfus azaldı.”

 -Nüfus yoğunluğu İstanbul’da 2.849, Tunceli’de 11-

 Kilometrekare başına düşen nüfusu ifade eden nüfus yoğunluğu İstanbul’da 2 bin 849, Kocaeli’de 507, İzmir’de 352, Gaziantep’te 290, Yalova’da 285, Bursa’da 278, Hatay’da 267, Ankara’da 218, Sakarya’da 202, Türkiye ortalaması 104 iken, bu rakamın Tunceli’de 11, Erzincan’da 19, Ardahan’da 20, Sivas’ta 22’ye kadar indiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Nüfus yoğunluğu içinde kentlerde yaşayan nüfus da dahil durumda. Sadece kırsaldaki nüfus baz alındığında kırsaldaki ıssızlaşma çok daha net olarak görülüyor. Büyükşehir belediye kapsamı dışındaki 51 ilde köy ve beldelerde yaşayan nüfus dikkate alındığında Yalova’da 83,1, Zonguldak’ta 68,8, Düzce’de 54, Bartın’da 48, 51 il ortalamasında 16,1 olan kilometrekareye düşen nüfus, Tunceli’de 3,8’e, Sivas’ta 5,8’e kadar düşüyor. Bu rakam, Kırıkkale’de 7,1, Çankırı’da 7,2, Karaman’da 7,5, Gümüşhane’de 7,6, Kırşehir’de 7,8, Erzincan’da 8,1, Bayburt ve Artvin’de 9,2’de kalıyor.

 -Sivas, Belçika büyüklüğünde ama kırsal nüfusu 162 bin 568-

 Bayraktar, 28 bin 164 kilometrekare karasal yüzölçümüyle Konya’nın ardından ikinci sırada yer alan, Belçika’ya yakın bir alanı kaplayan Sivas’ta kırsalda 162 bin 568 kişi, 7 bin 582 kilometrekare karasal yüzölçümüyle Lüksemburg’un üç katı bir alana sahip Tunceli’de ise kırsalda sadece 28 bin 621 kişinin yaşadığını belirtti.

 -Yapılması gerekenler-

 Kırsalda nüfusun tutulması, kırsalın korunması gerektiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Kent ve kır arasındaki ekonomik ve sosyal farkların bir an önce giderilmesi, kırsalın ülke ortalamasının üçte birinde kalan gelir seviyesinin yükseltilmesi, kırsalda, öncelikle tarıma dayalı sanayilerin, kırsal turizmin geliştirilmesi gerekir. Tarımdan kopacak nüfus kırsalda tutulmalı, kırsal kaderine terk edilmemelidir. Nüfusu kırsalda tutacak projeler yürürlüğe konulmalıdır. Kırsal kalkınma desteklenmelidir. Kırsalda tarımsal girdi kullanan işletmelerin kurulması teşvik edilmelidir. Kırsala, kentlerde olan hizmetler götürülmelidir. Kır ve kent ayrımı ortadan kaldırılmalıdır. İnsanların doğdukları yerde doymaları sağlanmalıdır.”

Cumhuriyet 94 yaşında

-Cumhuriyet 94 yaşında…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Türk çiftçisi olarak, Atatürk’ün ‘muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma’ hedefini gerçekleştirmek için bütün gücümüzle çalışmaya gayret edecek, ülkenin gıda güvencesini sağlamayı sürdüreceğiz”

 

Ankara – 29.10.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Türk çiftçisi olarak, Atatürk’ün ‘muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma’ hedefini gerçekleştirmek için bütün gücümüzle çalışmaya gayret edecek, ülkemizin gıda güvencesini sağlamayı sürdüreceğiz” dedi.

Bayraktar, Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, 94. yılını kutlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgesinin ve İslam dünyasının en gelişmiş ülkesi haline geldiğini vurguladı.

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bugün Türkiye, içinde bulunduğu bölgenin en güçlü, cari fiyatlarla dünyanın 17’inci, satın alma gücü paritesiyle dünyanın 13’ncü büyük ekonomisi durumundadır. Bütün zorluklara rağmen, üretimden kopmayan, gecesini gündüzüne katarak çalışıp bunları başaran Türk çiftçisi olarak, Atatürk’ün ‘muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma’ hedefini gerçekleştirmek için bütün gücümüzle çalışmaya gayret edecek, 80 milyon nüfusu, 5 milyonun üzerinde mülteci, sığınmacı ve yabancıyı, 40 milyona yakın turisti doyurmayı, ülkemizin gıda güvencesini sağlamayı sürdüreceğiz.”

Narda sorunu tüketim ve ihracat çözer


Narda sorunu tüketim ve ihracat çözer…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Yetiştiricilik maliyeti yüksek olan narın buna uygun fiyattan alıcı bulamaması en büyük sorun”

-“Üretim planlaması yapılması, tüketim ve ihracatın artırılması, ürünün uygun şartlarda depolaması tek çıkar yol”

-“Kişi başına 3,1 kilogram tüketim yetersiz. Nar tüketimi artırılmalı, işlenmiş ürüne de ağırlık verilmeli, ihracata destek verilmeli”

 

Ankara –  29.10.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yetiştiricilik maliyeti yüksek olan narın buna uygun fiyattan alıcı bulamamasının en büyük sorun olduğunu bildirerek, “üretim planlaması yapılması, tüketim ve ihracatın artırılması, ürünün uygun şartlarda depolaması tek çıkar yol” dedi.

Bayraktar, hasadı devam eden nar konusunda yaptığı açıklamada, 1988’de 45 bin ton olan nar üretiminin 2006 yılında 91 bin, 2013’de 383 bin, 2016’da 465 bin tona yükseldiğini, 2017’de 492 bin tona ulaşmasının beklendiğini belirtti. Türkiye’de 2016’da üretilen narın dörtte bire yakını olan 111 bin tonunun Antalya’da üretildiğine dikkati çeken Bayraktar, Antalya’yı, 73 bin tonla Muğla’nın, 67 bin tonla Mersin’in, 45’er bin tonunun Adana ve Denizli’nin izlediğini vurguladı.

 

-“Tüketim ve ihracat üretim artışını desteklemiyor”-

Üretimdeki artışı, tüketim ve ihracatın desteklemediğini, narın yeterli fiyattan alıcı bulamamasının en büyük sorun olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

 “Tüketim 2013 yılından bu yana pek fazla değişmedi. 2000 yılında 0,8 kilogram olan üretim, 2013’de 2,7 kilograma çıktıktan sonra 2014’de 2,9, 2015’de 3,1 kilogramda kaldı. Kişi başına 3,1 kilogram tüketim yetersizdir. Nar tüketimi artırılmalıdır. Nar sağlık açısından önemli bir meyvedir. C vitamini açısından son derece zengin bir meyve olan nar, B1 ve B2 vitaminleri, potasyum, kalsiyum, fosfor ve demir de içermektedir. Nar, enfeksiyonlara karşı vücudun dirençli olmasını sağlıyor. Yorgunluğu gideriyor, enerji veriyor. Tansiyonu düzenlediği ve cildi güzelleştirdiği, kandaki şeker seviyesini dengelediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği söyleniyor. Nar, kanser riskini azaltan antioksidanlar açısından zengin bir meyvedir. Narın sadece meyvesi değil, meyve tanelerinin zarı, meyve kabukları, nar ağacı kökleri, kök kabukları ve nar ağacı dalları da sağlık açısından faydalıdır.

Bu kadar yararlı bir meyvenin çok daha fazla tüketilmesi gerekir. Tüketimin artırılması için narın faydaları konusunda tüketicilerin bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Narda, nar suyu, nar ekşisi, nar sosu gibi işlenmiş ürün tüketiminin de artırılması gerekir.”

 

-“İhracata da ağırlık verilmeli”-

Artan nar üretiminin arz fazlasına neden olmaması için iç tüketimin yanı sıra ihracata da ağırlık verilmesi zorunluluğu bulunduğunu vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Nar yetiştiriciliğinde girdi fiyatları, bahçe bakım ve işçilik maliyeti yüksektir. Sadece iç pazar, nardaki sorunu çözmeye yetmemektedir. İhracata da destek verilmelidir. 2006 yılında 11 milyon dolar olan nar ihracatı, 2013 yılında 111,6 milyon dolara çıktıktan sonra 2014’de 108,4, 2015’de 96,6 milyon dolara indikten sonra 2016’da 103,7 milyon dolara yükseldi ama 2013 rakamına ulaşılamadı. Mevcut pazarlar olan Irak, Belarus, Almanya, Ukrayna ve Rusya’ya ihracat artırılmalı, yeni pazarlar bulunmalıdır. Ülke potansiyeli çok daha fazla nar ihracatına olanak tanımaktadır. Nar gibi değerli bir ürünün iyi bir şekilde tanıtımı yapılırsa, standardizasyon da sağlanırsa, pazar bulmada sıkıntı yaşanmaz.”

 

-“Üretilen narın yüzde 6,5’i çöpe gidiyor”-

 Çok değerli bir ürün olmasına karşın, narda kayıpların da önemli boyutlarda olduğunu bildiren Bayraktar, “üretilen narın yüzde 6,5’i üretimde ve kullanımda kaybediliyor. 2015’de çoğu ülkenin üretim miktarın üzerinde, 28 bin 849 ton nar tüketilemeden çöpe gitti. Bu büyük bir israftır. Ürün iyi korunmalı, servet ziyan edilmemelidir. Narda hasat dönemi 20-25 günle sınırlıdır. Zamanında hasat edilmediğinde meyvede çatlamalar olmakta ve bu durum ürün fiyatını düşürmektedir. Soğuk hava depolarının yeterli olmaması da önemli bir sorundur” dedi.

Bayraktar, Maliye Bakanı Ağbal’ı ziyaret etti…


-Bayraktar, Maliye Bakanı Ağbal’ı ziyaret etti…

 Ankara – 27.10.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ı ziyaret etti.

Bayraktar ile Bakan Ağbal, görüşmede, tarımdaki sorunları ve çözüm önerilerini ele aldılar.

Tohum, fidan, fide desteğinde başvurular 31 Ekim’de bitiyor…


-Tohum, fidan, fide desteğinde başvurular 31 Ekim’de bitiyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:  “2017 yılı yurtiçi yazlık dönem sertifikalı tohum ile sertifikalı fidan/fide ve standart fidan kullanım ve sertifikalı tohum/fidan üretim desteği başvurularında süre, 31 Ekim Salı günü doluyor”

-“Çiftçilerimizin zarara uğramaması için yoğunluk olabileceğini de düşünerek son günü beklemeden müracaatlarında fayda vardır”

-“2017 güz döneminde sertifikalı tohum ekilen ve 2018 üretim yılında hasat edilecek ürünlere ait başvurular ise 1 Kasım 2017 itibarıyla başlayacak”

 Ankara – 27.10.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 17 Eylül 2017 tarihinde başlayan yurt içi sertifikalı tohum (yazlık dönem) kullanım ve yurt içi sertifikalı fidan/fide ve standart fidan kullanım desteği ve sertifikalı tohum/fidan üretim desteği başvuruları 31 Ekim 2017‘de bitecek.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, desteklenecek kapama bahçenin 2017 yılında tesis edilmiş, minimum dikim normlarına uygun, tek türde, örtaltı muz bahçesinde 1, çilek, mavi yemiş, kuşburnu, kivi, kızılcık ve açık alandaki muz bahçesinde 3, diğer bahçelerde 5 dekarın altında olmaması gerektiğini belirtti.

Destekten yararlanmak isteyen çiftçilerin, başvurularını Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl/İlçe Müdürlüklerine şahsen veya yasal temsilcisi aracılığıyla 31 Ekim 2017 Salı günü mesai saati bitimine kadar yapmaları gerektiğini vurgulayan Bayraktar, “gerekli belgelerle müracaatını zamanında yapamayan üreticilerimizin destekten faydalanmaları mümkün olamayacaktır. Çiftçilerimizin zarara uğramaması için yoğunluk olabileceğini de düşünerek son günü beklemeden müracaatlarında fayda vardır” dedi.

 -Destek miktarları-

 Bayraktar, şunları kaydetti:

“Yurt içi sertifikalı tohum kullanım desteği, dekarda, susam, kanola ve aspirde 4, tritikale, yulaf ve çavdarda 6, çeltikte 8, buğday ve arpada 8,5, korunga, fiğ, yem bezelyesinde 10, yerfıstığı ve yoncada 15, nohut, kuru fasulye, mercimek ve soyada 20, patateste 80 lira olacak.

Üretim desteği ise yurt içi sertifikalı tohumda, kilogramda, arpa, çavdar, tritikale, yulafta 8, buğday ve patateste 10, çeltikte 25, soyada 35, aspir, kuru fasulye, mercimek ve nohutta 50, susamda 60, fiğ, korunga, yem bezelyesinde 75, yer fıstığında 80 kuruş, kanolada 1 lira 20 kuruş, yoncada 2 lira olacak. Orijinal ve üstü tohumlarda desteğe yüzde 100 ilave yapılacak.

Yurt içi sertifikalı fidan/fide ve standart fidan kullanım desteği ise dekarda, bodur ve yarı bodur meyve türlerinde standart olanlarda 100, sertifikalı olanlarda 400, sertifikalı çilek fidesinde 400, bağ ve nar hariç diğer meyve fidanlarında standartta 100, sertifikalıda 280 lira olacak.

Sertifikalı fidan üretim desteği ise, aşılı fidan üretenlere fidan başına 1 lira, aşısız fidan üretenlere fidan başına 50 kuruş olarak uygulanacak.” 

Çiftçi kayıt sisteminde 2018 üretim yılına kayıtlı, 2017 güz döneminde sertifikalı tohum ekilen ve 2018 üretim yılında hasat edilecek ürünlere ait başvurular ise 1 Kasım 2017 itibarıyla başlayacak.

Bayraktar, Bayat Ziraat Odası yeni hizmet binasını açtı…

-Bayraktar, Bayat Ziraat Odası yeni hizmet binasını açtı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “İç Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerimizde, 17 ilimiz kuraklıktan mağdur. Muhakkak bu illerdeki üreticilerimizin borçlarının yapılandırılması lazım”

-“Borçlarının ertelenmesi lazım ama birkaç yıldan beri borcu ertelenmiş olan üreticilerimizin bir defada bunu ödeme şansları olmadığı için uzun vadeye yayılmasını ve yapılandırılmasını talep ettik. Takip ediyoruz”

-“Bu bölgede üretimini yapan üreticilerimiz, görevini yapmış, primini ödemiş. Şimdi görev TARSİM’e düşüyor. Muhakkak surette TARSİM’in çiftçilerimizin bu zararını karşılaması lazım”

-Açılışın ardından Ziraat Odası Başkanlarıyla toplantı yapan Bayraktar, il tarımını masaya yatırdı, sorunları dinledi.

 

Bayat – 26.10.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, İç Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde 17 ilin kuraklıktan mağdur olduğunu bildirerek, “muhakkak bu illerdeki üreticilerimizin borçlarının yapılandırılması lazım. Borçlarının ertelenmesi lazım ama birkaç yıldan beri borcu ertelenmiş olan üreticilerimizin bir defada bunu ödeme şansları olmadığı için uzun vadeye yayılmasını ve yapılandırılmasını talep ettik. Takip ediyoruz” dedi.

Bayraktar, Çorum’un Bayat İlçesi Ziraat Odası yeni hizmet binasının açılışını yaptı. Açılışa Bayat Kaymakamı Oğuzhan Ocak, Belediye Başkanı Ekrem Ünlü,  TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nejat Gamzeli, çevre ilçelerin Ziraat Odası Başkanları, üretici birliği başkanları, kamu kurumlarının temsilcileri de katıldı.

Şemsi Bayraktar, açılıştaki konuşmasında, Türkiye’de 800’e yakın Ziraat Odasının yüzde 75’inin kendi hizmet binasına kavuştuğunu, Odaların ciddi bir faaliyet içinde olduklarını söyledi.

Odalar tarafından bugüne kadar çiftçiler için 200 civarında Avrupa Birliği ile tarım ve kırsal kalkınma projesinin hayata geçirildiğini, alınan kaynakların çiftçilere hizmet olarak döndüğünü anlatan Bayraktar, “Fiziki şartları iyileştirmek yetmez. Önemli olan bu binaların çiftçiler için hayırlı hizmetlerde kullanılmasıdır. Bu konuda güzel işler yapılıyor. Odalarımız, girdi mağazaları oluşturuyorlar. Ürün işleme tesisleri oluşturuyorlar. Laboratuvarlar kuruyorlar. Hatta bazı bölgelerde fabrika kurmaya başladılar” diye konuştu.

 

-“Tarım en stratejik sektörlerden biri haline geldi”-

 

Tarımın dünyada enerji ile en stratejik ve en önemli sektörlerden biri haline geldiğine işaret eden Bayraktar, şöyle devam etti:

“Gelişmekte olan ülkelerin tüketim alışkanlıkları da değişti. Artık et yiyorlar, süt içiyorlar. Et demek, süt demek, ot demektir. Otunuz yoksa, yem bitkileri üretiminiz yeterli değilse, hububat üretiminiz yeterli değilse hayvancılık yapamazsınız. Hayvancılığı da geliştirmeniz çok önemli. Dünya nüfusu 2050 yılında 9,6 milyarı bulacak. Üretimimizi dünyada yüzde 60 artırmak zorundayız. Türkiye olarak böyle bir konjonktürü fırsata çevirmek zorundayız. Bulunduğumuz coğrafyada kim var? Ortadoğu var, Orta Asya, Kuzey Afrika, Rusya, Doğu Avrupa var. Bunların hepsi Türkiye’ye bakıyor. Türkiye’nin üreteceği gıdaya ihtiyaçları var. Türkiye bu açıdan fevkalade önemli bir ülkedir. Biz sadece ülkemizi değil, aslında bu coğrafyayı beslemeye adayız. Hedeflerimizi buna göre koymak zorundayız.”

 

-Çorum bir tarım ili-

 

Çorum’un bir tarım ili olduğunu belirten Bayraktar, şunları şöyle konuştu:

“Çorum, iller arasında buğday, arpa üretiminde ilk 10’da, ceviz üretiminde ilk 4’te. Yeşil mercimekte Yozgat’ın ardından ikinci sırada… Meyve, sebze, ayçiçeği üretiyor. Çorum’un da topraklarının yaklaşık yüzde 42’si tarım toprağı. Tarım topraklarının yüzde 37’sini sulayabiliyor. Yani sulanabilir arazisinin yarıdan fazlasını sulayamıyor. Demek ki sulama yatırımlarına önem vereceğiz. Barajları sulama kanallarıyla, sulama alt yapısını bitirmek zorundayız.

Bayat’ta ortalama işletme büyüklüğü 126 dekar. Parsel sayısı 11. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar parçalanmış araziler üzerinde üretim yapılamaz. Çiftçimiz, bugün 52,3 milyar dolarlık katma değer üretiyor. Bunun üretici fiyatlarıyla üretim değeri 88 milyar dolardır. Ve 16 milyar dolarlık ihracat yapıyoruz. Ülke nüfusunu besliyoruz 40 milyon turisti besliyoruz. 5 milyon mülteciyi de besliyor bu çiftçimiz. Allah sizden razı olsun. Bunu dünyanın hiçbir yerinde hiçbir çiftçi yapamaz. Bu çiftçimize destek verilmelidir. Burada bazı çevrelere sesleniyorum. Çiftçinin alın teriyle oynamayalım. Bu çiftçi bize lazım…”

 

-“Borçlarının uzun vadeye yayılmasını ve yapılandırılmasını talep ettik”-

 

Bayraktar, dün akşam bulundukları Çankırı’da havanın yağışlı olduğunu belirterek, “(Yarın Çorum’da da yağmur yağarsa açılış ne olacak?) dediler. Ben de ‘şu açılışı yapmayalım da yağmur yağsın’ dedim. Kuraklık var. Açılış mühim değil. Açılışı şemsiye altında da yaparız” ifadesini kullandı.

Çiftçilerin kuraklık nedeniyle büyük sıkıntı yaşadığının altını çizen Bayraktar, “Geçen günlerde Sayın Başbakan’a da bir vesileyle söyledim. İç Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde kuraklık var. Çorum’un, Yozgat’ın, Çankırı’nın, Kırıkkale’nin de dahil olduğu 17 ilimiz kuraklıktan mağdur. Borçların ertelenmesi lazım. Ama birkaç yıldan beri borcu ertelenmiş olan üreticilerimizin bir defada ödeme şansları olmadığı için borçlarının uzun vadeye yayılmasını ve yapılandırılmasını talep ettik. ‘Torba yasaya girecek’ dediler. Takip ediyoruz” dedi.

 

-“Şimdi görev TARSİM’e düşüyor”-

 

TARSİM’in kurulmasında Ziraat Odaları Birliği’nin büyük emeği olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu bölgede üretimini yapan üreticilerimiz, TARSİM sigortalarını yaptırmış ve görevlerini yapmışlar. Şimdi görev TARSİM’e düşüyor. Ben görevimi yapmışım,  primimi ödemişim. Zararla karşılaştığımda muradım nedir? Zararımın karşılanması. Muhakkak surette TARSİM’in çiftçilerimizin bu zararını karşılaması lazım. Tarım Bakanımıza da TARSİM Genel Müdürüne de söyledim. Bu bölgede verimi dekarda 304 kilogram olarak tespit etmişler. Verim bu kadarsa ‘kuraklık var’ diye niye bağırıyor üreticimiz. Oysa burada yüzde 30 ile yüzde 70 arasında verim kaybı var. Buradaki üretici 100-150 kilogram verim almış, bilemedin en fazla 200-250 kilogram almış. Tespitin doğru yapılması lazım. Biz uyardık. TARSİM yönetimi de toplandı. Şimdi, yeniden tespit yapacaklar. Çankırı’da da oldu. Müdahale ettik. İnşallah hatalarını düzeltirler, çiftçimizin hakkı olan parayı öderler.”

 

-“Çorum, kırsalda nüfus azalmasında Türkiye birincisi”-

 

Kırsalda nüfus azalmasının önemli bir sorun olduğunu belirten Bayraktar, şunları söyledi:

“Çorum bu manada Türkiye birincisi. Sizin 10 sene evvel kırsaldaki nüfusunuz ne kadardı? 209 bindi. Ne olmuş şimdi? 139 bine düşmüş. Gördünüz mü? Kırsalda insanları tutamıyoruz. Kırsala yatırım çekmemiz lazım. Neden bu fabrikaların hepsi büyük şehirlerde metropollerde? Kırsal nüfusla tarım nüfusunu birbirinden ayırmamız lazım. Avrupa’ya gidiyorsunuz kırsal nüfus yüzde 25-30. Tarım nüfusu yüzde 5. Adam yatırımını, fabrikayı kırsala getirmiş kurmuş. Çiftçiyi büyük şehirlere göndermemiş.”

 

-“Süt fiyatlarının artırılması lazım”-

 

Çiftçimiz gerçekten çok ulvi bir iş yaptığını bildiren Bayraktar, “Çorum’da 200 binin üzerinde sığır sayısı var. 250 bin ton civarında süt üretimi yapıyorsunuz. Hayvancılık sektöründe muhakkak surette üretimin önündeki engelleri kaldırmamız lazım. Kaldırırsak, bugün 1 milyon 174 bin ton olan kırmızı et üretimi 1,5 milyon tona çıkar. Sütte Türkiye ortalama fiyatı 1 lira 14 kuruş. Sanayicilere sesleniyorum, lütfen niyetlerinizi düzeltin, amelleriniz de düzelecek. Bakın ‘sütü 1 lira 40 kuruşa çıkardık’ dediniz. Ben marketleri dolaştırdım. Peynir, tereyağı hepsi ciddi manada pahalandı. Ama ben 2,5 senedir aynı süt fiyatlarından üretim yapmaya nasıl dayanacağım? Süt fiyatlarının artırılması lazım… Bir müdahale kurumu istedik. Bir buçuk sene uğraştık ve Et ve Balık Kurumu, Et ve Süt Kurumu haline getirildi. Bugün bu kurumu kurdurmasaydık süt 70-80 kuruştu. Ahırlarda bir tane hayvan kalmamıştı” dedi.

Bayraktar, binanın hayırlara vesile olmasını diledi, emeği geçenlere teşekkür etti.

Bayat Ziraat Odası Başkanı Mustafa Yıldırım, Bayat’ın tarım ve hayvancılıkla geçimini sağladığını, tarımsal faaliyetlerin çok önem taşıdığını bildirerek, açılışa katılanlara teşekkürlerini sundu.

Konuşmaların ardından TZOB Genel Başkanı Bayraktar, protokoldekilerle birlikte kurdela keserek binanın açılışını yaptı.

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ile TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nejat Gamzeli’ye plaket verildi.

Bayraktar, açılışın ardından Bayat’ta Kaymakamlığı, Belediye Başkanlığını, SGK İlçe merkezini ziyaret etti.

Açılışın ardından Bayat Ziraat Odası’nda Ziraat Odası Başkanlarıyla toplantı yapan Bayraktar, il tarımını masaya yatırdı, sorunları dinledi.

Narenciyede hasat zamanı…

-Narenciyede hasat zamanı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Narenciyede 4,3 milyon tonluk üretimin 1,7 milyon tonu, 880 milyon dolarlık döviz karşılığında ihraç ediliyor”

-“Üretimin korunması ihracata bağlıdır. İhracatın devam için ihracat iadeleri zamanında, sezon başında ve yeterli miktarda verilmeli, peşin olarak ödenmelidir” 

-“Maliyetler düşürülmeli, ilaçlama, depolama, ambalajlama, nakliye gibi unsurlara da destek verilmelidir”

 

Ankara – 25.10.2017– Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hasadı yapılan narenciye ile ilgili olarak, “narenciyede 4,3 milyon tonluk üretimin 1,7 milyon tonu, 880 milyon dolarlık döviz karşılığında ihraç ediliyor. Üretimin korunması ihracata bağlıdır. İhracatın devam için ihracat iadeleri zamanında, sezon başında ve yeterli miktarda verilmeli, peşin olarak ödenmelidir” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, portakal, mandalina, limon, greyfurt ve turunç gibi türlerden oluşan narenciye grubunda Türkiye’nin 4,3 milyon tonluk üretimi ve dünya üretimindeki yüzde 2,7 payıyla ve Çin, Brezilya, Hindistan, ABD, Meksika, İspanya, Mısır’ın ardından 8’nci sırada yer aldığını belirtti. Şemsi Bayraktar, narenciyenin yüzde 26,6’sının Adana, yüzde 24,5’inin Mersin, yüzde 21,1’inin Hatay, yüzde 13,9’unun Antalya, yüzde 7,4’ünün Muğla, yüzde 3,3’ünün İzmir, yüzde 2’sinin Aydın’da üretildiği bilgisini verdi.

Narenciyenin taze tüketiminin yanı sıra meyve suyu, konsantre, reçel, marmelat olarak çeşitli ürünlere işlenebildiği gibi kabuklarından da esans elde edilebildiğine dikkati çeken Bayraktar, “narenciye içerdiği organik asitler ve vitaminler (C ve B) bakımından zengin bir besindir. Özellikle kışa girmeye hazırlandığımız bu dönemlerde vücut direncinin artırılmasında büyük rol oynamaktadır” dedi.

 

-“Narenciye üretimi 2007-2016 döneminde yüzde 43,6 arttı”-

 

2007-2016 döneminde narenciye üretiminin yüzde 43,6 arttığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Narenciye üretimimiz, tüketimimizin yüzde 63,6 üzerindedir. 4,3 milyon tonluk üretimin 1,7 milyon tonunu ihraç ediyor ve 880 milyon dolarlık döviz geliri elde ediyoruz. 3,6 milyon tonluk yaş meyve sebze ihracatımızın yüzde 46,8’i narenciyeden oluşuyor. Narenciye ihracatımızın yüzde 29’u Rusya, yüzde 25’i Irak, yüzde 11’i Ukrayna, yüzde 6’sı Suudi Arabistan, yüzde 4’ü Romanya’ya yapılmaktadır. İhracatımızın dörtte üçünün 5 ülkeye yapılması, Rusya ve Irak’ın ihracatın yüzde 54’ünü karşılaması önemli bir sorundur. Belli pazarlara bağlı ihracatın riskli olduğu açıktır. Nitekim, Rusya’nın 2016 yılı Ocak ayından itibaren portakal ve mandalinaya koyduğu ambargo, pazar çeşitlemesinin ne denli önemli olduğunu göstermiştir.

 

-“Üretimin yaklaşık yüzde 40’ı ihracata gidiyor”-

 

Narenciyede üretimin yaklaşık yüzde 40’ı ihracata gitmektedir. Üretimin korunması ihracata bağlıdır. İhracatın devam için ihracat iadeleri zamanında, yeterli miktarda verilmelidir. İhracat iadeleri doğrudan üreticilerimize verilmemekle birlikte, piyasaya etkileri bakımından üreticilerimiz için oldukça önemlidir. Narenciye ihracatında verilen teşvik primleri olan ihracat iadeleri, ülkemizin ihracatta diğer ülkelerle rekabet edebilmesi, iç piyasada fiyat istikrarının sağlanması, üreticinin hak ettiği geliri elde edebilmesi bakımından hayatidir. İhracat iadelerinin amacına ulaşabilmesi, ihracatçının önünü görebilmesi ve ihracatın gelişmesi için zamanında verilmesinin yanında, yeterli miktarda verilmesi de büyük önem taşımaktadır. Sektörün önünü görebilmesi bakımından ihracat iadeleri sezon başında açıklanmalıdır. Ödemeler de peşin olarak yapılmalıdır.”

 

-Yapılması gerekenler-

 

Bayraktar, üreticilerin narenciye üretiminden gereği gibi istifade edilebilmesi ve sektörün daha da ileriye gitmesi bakımından yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:

“İhracat iadeleri zamanında, sezon başında ve yeterli miktarda verilmeli, peşin olarak ödenmelidir.

Tanıtım faaliyetleriyle iç tüketim artırılmalıdır.

Dış pazarda rekabet gücümüzün artırılması ve üreticilerimizin rekabet edebilmesi için maliyetler düşürülmelidir.

Desteklenen gübre, mazot gibi üretim girdilerinin yanı sıra,  ilaçlama, depolama, ambalajlama, nakliye gibi unsurlara da destek verilmelidir.

Marka oluşturulmalı, yeni pazarlar bulunarak ihracat artırılmalıdır.

Üretimden pazarlamaya kadar olan bütün aşamalarda eğitim ve yayım faaliyetlerine ağırlık verilmelidir.

Araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ağırlık verilerek pazar talebine uygun çeşitler geliştirilmeli, yapılan çalışmalara devam edilmelidir.

Ürün ve kalite kaybı olmaksızın daha uzun sürede ürün arzının sağlanması, üreticinin kayba uğramaması bakımından depolamaya özel önem verilmeli, soğuk hava depoları artırılmalıdır.

Üreticilerimizin pazarlama problemlerinin çözümü bakımından, üretici birlikleri finansman bakımından güçlendirilerek daha aktif hale gelmeleri sağlanmalıdır.

Bu üretim dalından menfaat elde eden tüm taraflar arasında işbirliği ve koordinasyona önem verilmelidir.”

Muzda hasat zamanı


Muzda hasat zamanı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Muzda uygulanan yüzde 145,8’lik gümrük vergisi korunmalıdır”

-“Gümrük vergisiyle koruduğumuz ve örtü altı üretimi desteklediğimiz için muz üretimi 30 bin tonlardan 306 bin tona çıktı”

-“2016 yılında 209 bin ton muz ithal ettik. 103,1 milyon dolar döviz ödedik. Talebin büyük bölümünü yerli üretimle karşılamamız gerekiyor”

 

Ankara – 23.10.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tropikal bir bitki olmasına karşın ülkemizde üretimi son yıllarda hızla artan muzda yüzde 145,8’lik gümrük vergisinin korunması gerektiğini bildirdi.

Bayraktar, “gümrük vergisiyle koruduğumuz ve örtü altı üretimi desteklediğimiz için muz üretimi 30 bin tonlardan 306 bin tona çıktı” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, kalp, damar hastalıklarına iyi geldiği, kolesterolü düşürdüğü, kemik gelişimini desteklediği öne sürülen, B1, B2, C, A ve E vitaminlerini içeren, potasyum, demir, kalsiyum, fosfor, sodyum ve iyot açısından da çok zengin olan muzun, sevilen meyveler arasında yer aldığını belirtti.

Muz üretiminin 1990’lı yıllarda 18 bin ton ile 36 bin ton arasında seyrettiğini, gümrük vergisiyle korunduğu ve örtü altı üretime geçildiği için 2016 yılında 306 bin tona kadar yükseldiğini bildiren Bayraktar, “1999 yılında 16 bin ton olan örtü altı üretim, 2016 yılında 252 bin tonu geçti. Bu yıl üretimin yüzde 3,9 artışla 318 bin tona ulaşacağı tahmin ediliyor” dedi.

 

-“Kişi başına tüketim 10 yılda 2 kilogramdan 5,6 kilograma çıktı”-

2016 yılında Mersin’in 221 bin 64 ton, Antalya’nın 82 bin 566 ton, Hatay’ın 2 bin 200 ton, Adana’nın 96 ton muz ürettiğini, iklim şartları nedeniyle Mersin ve Antalya illerinin mikro-klima özelliği gösteren bazı ilçelerinde çok sınırlı bir bölgede yetişen muzda ulaşılan toplam üretim rakamının Türkiye için önemli olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

Ülkemizde kişi başına muz tüketimi 10 yıl önce 2 kilogramken, 2015’te 5,6 kilograma çıktı. Bu rakam, Avrupa Birliği ülkeleri ile ABD’de 15-20 kilogramı buluyor. Şu anda üretimdeki büyük yükselişe rağmen muzda yeterlilik oranımız yüzde 55 düzeyinde kalıyor. 2016 yılında 209 bin ton muz ithal ettik. 103,1 milyon dolar döviz ödedik. Ülkemizde muz tüketimi çok daha fazla artacak. Bu talebin büyük bölümünü yerli üretimle karşılamamız gerekiyor.

Yerli üretimin desteklenmesi çok önemlidir. Çiftçimizin iklim koşulları nedeniyle çok avantajlı konumdaki muz üreticisi ve ihracatçısı ülkeler Ekvador, Panama veya Kosta Rika ile aynı koşullarda rekabet etmesi mümkün değildir. İthalatın azaltılması ve muzda üretimin artabilmesi için yerli üreticinin korunması şarttır. Muzda uygulanan yüzde 145,8’lik gümrük vergisi korunmalıdır. Aksi takdirde üretimi korumanın ve artırmanın imkanı yoktur.”

 

-Yapılması gerekenler-

Muzla ilgili diğer tedbirlerin yanı sıra, kaçakçılığa izin verilmemesi gerektiğini belirten Bayraktar, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

“Sınır ticareti denetim altına alınmalı, bu kapsamında yapılan ithalat iç piyasaya sürülmemelidir.

Sulama altyapısıyla ilgili sorunlar giderilmeli, sera yapımı teşvik edilmelidir.

Muz araştırma istasyonu açılmalıdır.

Yerli muzun raf ömrünün uzatılabilmesi için gerekli çalışmalar yapılmalı ve uygulanmalıdır.

Sera malzeme ve ekipmanlarından, demir, çimento, damla sulama hortumu, boya, cıvata, plastik örtü ve benzeri malzemelerde katma değer vergisi (KDV) oranı düşürülmelidir.

Muzda üretim planlaması yapılmalı, markalaşmaya gidilmelidir.

Muz paketleme ve sarartma tesisleri kayıt altına alınmalı ve standardizasyonu, paketlemede kullanılan ambalajların standartlara uygun hale gelmesi, izlenebilirliği sağlanmalıdır.”

Bayraktar, İçişleri Bakanı Soylu’yu ziyaret etti

Bayraktar, İçişleri Bakanı Soylu’yu ziyaret etti…

Ankara – 20.10.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya nezaket ziyaretinde bulundu. Şemsi Bayraktar ile Bakan Soylu, ülkenin değişik meseleleri hakkında görüş alışverişinde bulundular.