Bayraktar’ın basın toplantısı…

-Bayraktar’ın basın toplantısı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“14 Mayıs 2017’de Ankara’da düzenlediğimiz mitingde, bütün mesajlarımızı verdik. Görüyoruz ki mesajlarımız yeterince anlaşılmamış”

-“Çiftçimiz, sorunların bir an önce çözülmesini istiyor. Uyarıyoruz. Kimse bizi tekrar meydanlara çıkmak zorunda bırakmasın”

-“Bu ülkeyi doyuran insanların kıymetini herkes bilmek zorundadır. Bu anlaşılıncaya kadar mücadelemiz devam edecek”

-“Meydanlara çıkarız, herkesi uyarıyorum. Meydanlara bir çıkmaya başlarsak arka arkaya gelir. Kimse bizi durduramaz. Herkes aklını başına alsın”

-“Gıdanın enflasyondaki payı yüzde 3 civarında. Gıda dışında yüzde 8’e yakın bir enflasyon var. Enflasyonu oluşturan diğer unsurlara neden bakılmıyor? Başka tarafın üzerine niçin gidilmiyor”

-“Çiftçiye cesaretiniz yetiyor da onlara yetmiyor mu? Neden sadece bizim üzerimize geliniyor? Günah keçisi biz miyiz?”

-“Ekonomi Bakanının tarım, tarım sektöründeki üretim umurunda değil. Burada dikkatli olması gereken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanıdır. Bu gibi kararnamelere imza koymasın”

-“Buğday üreticisi ne üretiyormuş, hangi koşullarda üretim yapıyormuş. Hiç umurunda değil. Büyükşehirler yaşanmaz hale geldi. Kırsalda müthiş göç var. Bunu görmüyor musunuz? Gözünüz kör mü sizin”

-“Hasadın devam ettiği, üreticinin fiyattan aşırı derecede mağduriyet yaşadığı bu ortamda, TMO’ya ithalat yetkisi verilmesi, ithalat yapılmasa bile piyasayı yine psikolojik olarak etkileyecek ve fiyatları daha da düşürecektir”

-“ESK’ya verilen ithalat yetkisini de doğru bulmuyoruz. Et fiyatlarını düşürmenin yolu ithalat değil, daha fazla destek vererek üretimi artırmaktan, buna yönelik politikalar izlemekten geçer”

-“Çukurova’da mısır hasadı başlamıştır. Yine bu ortamda TMO’ya 700 bin ton mısır ithalat yetkisi tanınmıştır. Zamanlama manidar. Buğdayda yaşananlar mısırda yaşanmasın. TMO, hızlı hareket etsin. Çiftçimizi mağdur etmeyecek bir müdahale alım fiyatını bir an önce açıklasın”

-“Algıyı oluşturmama adına hasat zamanlarında kararname yayınlanmaz. Fevkalade yanlış. Üreticiye darbe vuran bir kararname bunlar”

-“Kendi üreticisini besleyemeyen hükümetler başka ülkelerin çiftçisini besler”

-“Karadeniz için çok önemli bir ürünümüz olan fındıkta önümüzdeki günlerde hasada başlanacak. TMO, Nisan ayında başladığı alımlara yeni sezonda da etkin olarak devam etmeli, fındık üreticisini mağdur etmemelidir”

-“Doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimizin tarımsal kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi ve uzun vadeye yayılması için Tarım Bakanlığına başvurduk. Süreci takip ediyoruz”

-“Üretici ve market fiyatları arasında en fazla fiyat farkı yüzde 461,19 ile elmada görüldü”

-“Market fiyatlarında; Temmuz ayında, 6 üründe fiyat değişimi olmadı, 14 üründe azalma, 16 üründe ise fiyat artışı meydana geldi”

-“Üretici fiyatlarında son bir ayda; 11 üründe fiyat değişimi görülmezken, 6 üründe azalma, 15 üründe ise fiyat artışı oldu”

 

Ankara – 31.07.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 14 Mayıs 2017’de Ankara’da düzenledikleri mitingde, bütün mesajları verdiklerini, sorunları dile getirdiklerini, çözüm yollarını gösterdiklerini bildirerek, “bu ülkeyi doyuran, reel sektör olan tarımın ve çiftçimizin kıymeti anlaşılmıyor dedik. Görüyoruz ki mesajlarımız yeterince anlaşılmamış. Çiftçimiz, sorunların bir an önce çözülmesini istiyor. Uyarıyoruz… Kimse bizi tekrar meydanlara çıkmak zorunda bırakmasın” dedi.

Bayraktar, “Bu ülkeyi doyuran insanların kıymetini herkes bilmek zorundadır. Bu anlaşılıncaya kadar mücadelemiz devam edecek. Meydanlara çıkarız, herkesi uyarıyorum. Meydanlara bir çıkmaya başlarsak arkası gelir. Kimse bizi durduramaz. Herkes aklını başına alsın” şeklinde konuştu.

Şemsi Bayraktar, Birlik Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, Temmuz ayı üretici ve market fiyatlarındaki değişim ile başta buğdayda yaşanan sorunlar olmak üzere tarımdaki gelişmeleri değerlendirdi.

 

-“Buğdayda çiftçimiz üst üste darbeler yemiştir”-

 

Konuşmasına buğdayda yaşanan sıkıntıları değerlendirmek başlayan Bayraktar, “dün de açıklama yaptım. Bu sene buğday üreticimiz artan üretime rağmen mağdur olmuştur. Çiftçimiz üst üste darbeler yemiştir” dedi. Hasat zamanında çıkarılan gümrük vergilerini düşüren yanlış kararnamenin, hatalar zincirinin ilk halkası olduğunu dile getiren Bayraktar, şunları söyledi:

“Bu kararname, buğday fiyatlarını düşürmüştür. 27 Haziran 2017’de yayınlanan kararnameden önce buğdayda tonu ekmeklikte 1000-1050 lira, makarnalıkta 1050-1150 lira olan fiyat, bazı bölgelerimizde ekmeklikte 800, makarnalıkta 900 liraya kadar gerilemiştir. Hatta Trakya bölgemizde 750 liraya kadar inmiştir.

Fiyatlar inmeye başladığında acilen Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) devreye girmesi ve fiyat istikrarını sağlaması gerekiyordu. TMO, devreye girmedi, 12 Temmuz 2017’ye kadar bekledi, müdahale fiyatını açıklamadı. Ofisin müdahale alım fiyatını açıklamada gecikmesi ve ton başına ekmeklikte 940 lira gibi üreticinin talebini karşılamaktan uzak bir fiyat vermesi hatalar zincirinin ikinci halkası olmuştur.

TMO, geçen yıl 910 lira olan fiyatı yüzde 3,3 artışla 940 liraya çıkarmış, makarnalıkta 1000 lira olan fiyatı da değiştirmemiştir.

Bütün bunların üzerine İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun Kayseri, Kırşehir, Çorum, Kars, Yozgat, Ağrı, Ardahan, Çankırı, Erzurum gibi bazı illerinde yüzde 10’dan, yüzde 80’lere varan oranlarda verim kaybına neden olan kuraklık da üreticimize ayrıca darbe vurmuştur. Buğdayda halen üretici fiyatı vasfına göre 830 liraya kadar düşmüş durumdadır.

Bu ortamda yapılması gereken, hasatta çıkardığı yanlış kararnameyle buğdayda fiyatların düşmesine neden olan hükümetimiz, kilogramda 5 kuruş olarak uygulanan primi artırarak hatasını telafi etmeli, üreticinin zararını gidermelidir. TMO da hızlı bir şekilde alım yapmalıdır. Çiftçimizi mağdur etmemelidir.”

 

-TMO ve ESK’ya ithalat yetkisi-

 

Cumartesi günü Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla, sıfır gümrükle, TMO’ya 750 bin ton buğday ve mahlut, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç, Et ve Süt Kurumu’na, 500 bin canlı büyükbaş hayvan, 475 bin canlı küçükbaş hayvan, 75 bin ton lop et, 20 bin ton da karkas et ithalatı için yetki verildiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“TMO, bu yetkiyi, buğday, mahlut, arpada 31 Mayıs 2018, mısırda 31 Temmuz 2018, pirinçte 31 Ağustos 2018, ESK ise, karkas ette 31 Aralık 2017, lop et ve canlı büyükbaş, küçükbaş hayvan ithalatında 31 Aralık 2018 tarihine kadar bu yetkilerini kullanabilecekler. Et ve Süt Kurumu’na (ESK), 2017 yılı sonuna kadar da, 20 bin ton karkas et ithalatı için yetki verilmiştir.

Öncelikle hasadın devam ettiği, üreticinin fiyattan aşırı derecede mağduriyet yaşadığı, üretimin de geçen yılın 1,2 milyon ton üzerinde çıkacağının tahmin edildiği bu ortamda, böyle bir kararname çıkarılması, ithalat yapılmasa bile piyasayı yine psikolojik olarak etkileyecek ve fiyatları daha da düşürecektir.

 

-“Kararnamenin zamanlaması da yanlıştır”-

 

Kararnamenin zamanlaması da yanlıştır. TMO’ya 2015 ve 2016 yıllarında böyle bir buğday ithalatı yetkisi verilmemiştir. Ofis, 2012 yılında 1 milyon tonluk yetki almış ancak ihtiyaç görülmediği için kullanmamıştır. 2014 yılında verilen buğday ithalatı yetkisinin tarihi de 19 Nisan 2014’tür ve kararname hasattan yaklaşık bir ay önce çıkarılmıştır.

TMO, 2014 yılında verilen 4,2 milyon tonluk ithalat yetkisinin yarısı kullanılmıştır. Kararın üretici mağduriyetine yol açmamasını talep ediyoruz.”

 

-Mısır hasadı-

 

Sıcakların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle Çukurova’da mısır hasadının başladığını bildiren Bayraktar, “üreticilerimize bol ve bereketli bir hasat diliyorum. Yine bu ortamda TMO’ya 700 bin ton mısır ithalat yetkisi tanınmıştır. Buğdayda yaşananlar mısırda yaşanmasın. TMO, hızlı hareket etsin. Çiftçimizi mağdur etmeyecek bir müdahale alım fiyatını bir an önce açıklasın” dedi.

 

-“Fındık üreticisi mağdur edilmemeli”-

 

Karadeniz için çok önemli bir ürün olan fındıkta önümüzdeki günlerde hasada başlanacağını vurgulayan Bayraktar, “fındık ülkemize 2 milyar dolardan fazla döviz sağlamaktadır. TMO, Nisan ayında başladığı alımlara yeni sezonda da etkin olarak devam etmeli, fındık üreticisini mağdur etmemelidir” diye konuştu.

 

-“İthalata verilen 5 milyar dolar unutulmuş gibi görünüyor”-

 

ESK’ya verilen yetkiyi de doğru bulmadıklarını vurgulayan Bayraktar, şöyle dedi:

“2010-2016 yılları arasında ithalata 5 milyar dolardan fazla döviz ödediğimiz unutulmuş gibi görünüyor. 2008 yılında yaşanan süt krizinin ardından süt hayvanlarının kesime gitmesiyle oluşan et açığı, 2010 yılında başlayan canlı hayvan ve et ithalatıyla çözülememiştir. Üzücü bir şekilde yine aynı noktaya doğru gidilmektedir. Dünyanın hiçbir ülkesi ithalatla hayvancılıkta büyüme göstermemiştir. Etteki sorunun, düşük süt fiyatlarından, besilik ve yem maliyetlerinden kaynakladığı bilinmektedir. Bu sorunlar çözülmeden, çiğ süt fiyatları makul seviyelere getirilmeden, besilik ve yem maliyetleri düşürülmeden ithalat önlenemez. Et fiyatlarını düşürmenin yolu ithalat değil, daha fazla destek vererek üretimi artırmaktan, buna yönelik politikalar izlemekten geçer.”

 

-“Enflasyonda günah keçisi biz miyiz?”-

 

Bütün bu politikaların Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi’nin kararları olduğunun söylendiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

“Gerekçe enflasyonla mücadele deniyor. Sanki, enflasyonun sorumlusu çiftçimizmiş gibi… Tüketicide Haziran ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 10,90’ı buluyor. Gıdanın enflasyondaki payı ne? Yüzde 3 civarında. Enflasyon denince hemen akla gıda geliyor. Gıdada enflasyonu sıfırladın diyelim, enflasyon sorunu ortadan mı kalkacak? Gıda dışında yüzde 8’e yakın bir enflasyon var. Enflasyonu oluşturan diğer unsurlara neden bakılmıyor? Çiftçiye cesaretiniz yetiyor da onlara yetmiyor mu? Neden sadece bizim üzerimize geliniyor? Günah keçisi biz miyiz? Bunu da herkesin görmesi gerekir.

 

-“Kimse bizi tekrar meydanlara çıkmak zorunda bırakmasın”-

 

14 Mayıs 2017’de Ankara Tandoğan’da düzenlediğimiz mitingde, bütün mesajlarımızı verdik, sorunları dile getirdik, çözüm yollarını gösterdik. Bu ülkeyi doyuran, reel sektör olan tarımın ve çiftçimizin kıymeti anlaşılmıyor dedik. Görüyoruz ki mesajlarımız yeterince anlaşılmamış. Çiftçimiz, sorunların bir an önce çözülmesini istiyor. Uyarıyoruz…Kimse bizi tekrar meydanlara çıkmak zorunda bırakmasın.”

 

-Market fiyatları-

 

Son bir aylık süreçte üretici market fiyatlarını da değerlendiren Bayraktar, şunları söyledi:

“Market fiyatlarında; Temmuz ayında, 6 üründe fiyat değişimi olmadığını, 14 üründe azalma, 16 üründe ise fiyat artışı meydana geldiğini görüyoruz. Havuç, pirinç, kuru kayısı, mısırözü yağı, maydanoz ve toz şeker fiyatında değişim görülmedi. Markette en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 38,75 ile karpuzda oldu. Karpuzdaki fiyat düşüşünü yüzde 13,23 ile elma, yüzde 9,34 ile dana eti, yüzde 8,18 ile fındık, yüzde 7,89 ile marul, yüzde 6,10 ile yeşil mercimek, yüzde 5,47 ile kırmızı mercimek, yüzde 4,75 ile kuzu eti, yüzde 3,49 ile tavuk eti, yüzde 3,39 ile patates, yüzde 2,94 ile şeftali, yüzde 2,58 ile kuru üzüm, yüzde 2,24 ile Antep fıstığı, yüzde 1,54 ile kuru soğan izledi.

Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 28,43 ile sivri biberde görüldü. Sivri biberdeki fiyat artışını yüzde 18,05 ile patlıcan, yüzde 17,69 ile domates, yüzde 14,78 ile yeşil fasulye, yüzde 13,09 ile yeşil soğan, yüzde 12,37 ile limon, yüzde 9,47 ile kabak, yüzde 8,57 ile salatalık, yüzde 8,10 ile yumurta, yüzde 7,26 ile kuru incir, yüzde 6,82 ile kuru fasulye, yüzde 4,57 ile nohut, yüzde 3,79 ile zeytinyağı, yüzde 1,92 ile çilek, yüzde 0,97 ile ayçiçeği yağı, yüzde 0,68 ile süt takip etti.

 

-Üretici fiyatları-

 

Üretici fiyatlarında son bir ayda; 11 üründe fiyat değişimi görülmezken, 6 üründe azalma, 15 üründe ise fiyat artışı tespit edildi. Elma, kuru fasulye, nohut, yeşil mercimek, pirinç, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru incir, fındık, Antep fıstığı ve süt, fiyatları değişmeyen ürünler oldu. Üreticide fiyatı en fazla düşen ürün olan karpuzda düşüş oranı yüzde 51,85’i buldu. Karpuzdaki fiyat düşüşünü yüzde 26 ile havuç, yüzde 23,98 ile şeftali, yüzde 4,08 ile yumurta, yüzde 2,76 ile kuzu eti, yüzde 1,77 ile dana eti izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 48,15 ile kabak, yüzde 46,79 ile patlıcan, yüzde 42,68 ile sivri biber, yüzde 41,61 ile yeşil fasulye, yüzde 19,51 ile salatalık, yüzde 14,20 ile maydanoz, yüzde 13,79 ile kuru soğan, yüzde 12,25 ile limon, yüzde 11,11 ile patates, yüzde 9,52 ile domates, yüzde 8,59 ile yeşil soğan, yüzde 5,77 ile çilek, yüzde 4,33 ile kırmızı mercimek, yüzde 3,37 ile marul, yüzde 3,17 ile zeytinyağı takip etti.

 

-Fiyat değişimlerinin nedenleri-

 

Son bir aylık dönemde üretici ve marketlerde fiyatı en fazla düşen ürün karpuz olurken, Fiyat artışı en fazla marketlerde sivri biber, üreticide ise kabakta görüldü.

Üreticide fiyatı artan ürünlere baktığımızda, kabak, patlıcan, sivri biber, yeşil fasulye, salatalık, domateste seraların bitmesi, tarla ürünlerinin de piyasaya yeni yeni arz edilemeye başlamasıyla birlikte ara bir dönem yaşanması etkili olduğunu görüyoruz.

Kuru soğan ve patateste de ara bir dönem yaşandı. Hatay’da hasadın sonuna gelinmesi, arzın erkenci çeşitlerden sağlanmasıyla birlikte fiyatlarda artış yaşandı. Zeytinyağında ise artan taleple birlikte bir miktar fiyat artışı oldu.

Üreticide fiyatı en fazla düşen ürün karpuz oldu.

Mevsim itibarıyla karpuzda hasat edilen ürün miktarındaki artışın yanı sıra artan sıcaklıklarla birlikte yaşanan kalite kaybına bağlı olarak fiyatlar düşüş meydana geldi.  Havuçta talepteki daralmayla birlikte fiyatlar düşerken, şeftalide hasat edilen ürün miktarındaki artış yüzünden fiyatlarda gerileme görüldü.”

 

-Üretici-market fiyat farkı-

  

Üretici ve market fiyatları arasındaki farka baktıklarında ise en fazla fiyat farkının yüzde 461,19 ile elmada görüldüğünü belirten Bayraktar, “elmadan sonra fiyat farkı sırasıyla kuru kayısıda yüzde 398,33, karpuzda yüzde 297,01, kuru incirde 278,85, sütte 251,40 oldu. Elma 5,6 kat, kuru kayısı 5 kat, karpuz 4 kat, kuru incir 3,8 kat, süt 3,5 kat fazlaya tüketiciye satılmaktadır. Bugün üreticide 67 kuruş olan elma markette 3 lira 76 kuruşa, 6 lira olan kuru kayısı 29 lira 90 kuruşa, 26 kuruş olan karpuz 1 lira 3 kuruşa, 6 lira 50 kuruş olan kuru incir 24 lira 63 kuruşa, 1 lira 7 kuruş olan süt 3 lira 76 kuruşa satılmaktadır” dedi.

Bayraktar, Haziran ayında üreticiden tüketiciye ulaşana kadar, üretici market fiyat farkının 33 ürün için ortalama yüzde 184,96’dan, Temmuz’da 32 ürün için yüzde 179,34’e inse de yüksek fiyat farkıyla ilgili sorunun devam ettiğini vurguladı.

 

-Doğal afetler-

 

Bir diğer sorunun ise sık sık yaşanan doğal afetler olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şöyle konuştu:

“Sezonun başından beri kuraklık, sel, dolu, fırtına, hortum gibi doğal afetler bir türlü çiftçimizin peşini bırakmadı. Son aylarda Haziran ve Temmuz’da yaşanan sel ve dolu çiftçimizin ürününe büyük zarar verdi. Hasadın devam ettiği Temmuz’da aşırı yağış zararı artırdı. Temmuz ayında, Bursa Karacabey ve Mustafakemalpaşa, Çanakkale Bayramiç, Manisa Selendi’de yaşanan afetler nedeniyle başta salçalık domates olmak üzere, biber, salatalık, mısır, kavun, karpuz, tütün, elma, armut, nektarin ve şeftali ürünlerinde büyük zarar oluştu.

Edirne’de Bulgaristan sınırındaki Kapıkule Sınır Kapısı ve çevresinde etkili olan kısa süreli şiddetli rüzgar, sağanak yağış ve yaklaşık 10 dakika süren ceviz büyüklüğündeki dolu, Kapıkule Sınır Kapısı ve çevresindeki köylerde ayçiçeği tarlalarında hasara neden oldu.

Yaşanan dolu ve aşırı yağış Çanakkale ilinde en fazla Lapseki İlçesinde de dolu yağışı tarım alanlarında özellikle meyve bahçelerinde, özellikle şeftali ağaçlarında büyük zararlara, meyve dökümlerine yol açtı.

Diğer bir afet ise İzmir İli Bayındır İlçesinde 3 gün süren orman yangınıdır. Bayındır’da başlayan yangın, Turgutlu ve Ödemiş ilçelerine sıçradı. Odalarımızdan alınan bilgilere göre, yanan 500 hektarlık orman alanının yüzde 50’si orman ağaçlarından oluştu. Yanan alanın yüzde 30’u zeytin, yüzde 20’si ise kiraz, incir ağaçları ve bağ alanı… Yangında ayrıca, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar da telef oldu.

Bursa İnegöl’de de şiddetli rüzgar, bahçelere önemli hasar verdi.

En son Çanakkale’nin Ezine ilçesinde görülen 20 dakikalık dolu yağışı nedeniyle, mısır, karpuz, kavun ekili alanlar zarar görürken, zeytin, şeftali, elma ve erik ağaçlarında dal kırılmaları ve meyvelerde büyük hasar oldu. 

Hasar tespit çalışmaların tamamlanmasının ardından afetlerin ekonomik boyutunu daha net olarak göreceğiz.

 

-“Afetlerden zarar gören üreticilerimizin mağduriyeti giderilmelidir”-

 

Afetlerden zarar gören üreticilerimizin mağduriyeti giderilmelidir. 2016 yılında yapılan borç ertelemesi 2017 yılı için henüz çıkarılmamıştır.

2017 yılında yaşanan afetlerden zarar gören çiftçilerimizin her türlü vergi ve SGK prim borcu da en az bir yıl süreyle faizsiz olarak ertelenmelidir.

Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kaydına bakılmadan tüm çiftçilerimizin kamu bankalarına ve

Tarım Kredi Kooperatiflerine olan tarımsal kredi borçları faizsiz olarak ertelenmeli ve uzun vadeye yayılmalıdır.

Özel bankaların da bu kapsama alınması sağlanmalıdır.

Üreticilerimize faizsiz yeni uzun vadeli kredi imkanları sunulmalıdır.

Ayrıca acilen, üretimde kullanılan araç, gereç, tohum, fide gibi girdilerin temini için gerekli nakdi destek verilmelidir.

Doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimizin tarımsal kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi ve uzun vadeye yayılması için Tarım Bakanlığına başvurduk. Süreci takip ediyoruz. Afetlerden zarar gören bütün çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.”

Kurban ayının yaklaşmaya başlamasıyla birlikte kurban fiyatlarının ne olacağı kamuoyunda çok merak edildiğini bildiren Bayraktar, “Kurban bayramına daha bir aydan fazla bir süre vardır. Hayvan pazarları henüz kurulmamıştır. Şu an hayvan fiyatlarıyla ilgili yapılacak bir açıklama yanıltıcı olacaktır. TZOB olarak bayrama yakın, gerçekleşmesi muhtemel fiyatları açıklayacağız. Böylece hem üreticiler hem de dini vecibelerini yerine getirecek vatandaşlarımız sağlıklı verilere ulaşmış olacaktır” dedi.

 

-Sorulara yanıtlar-

 

Bayraktar, basın toplantısında, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. Bir basın mensubu “Gümrüksüz hayvan ithalatı olacağı için bu fiyatları düşürür mü, artırır mı ya da net bir fiyat söyleyebilir misiniz? Bu yönde bir tahmininiz var mı?” şeklindeki soru üzerine şunları söyledi:

“(TMO’ya ithalat yetkisi verilmesiyle ilgili) Bazı yıllarda bu kararname çıkmış ithalat yapılmamış, 2014 yılında kararname çıkmış, ithalatın yarısı yapılmış. 2015 ve 2016 yılında bir kararname çıkmadı. 2017 yılında bir kararname çıktı. Biz ithalat yapılmamasını arzu etmiyoruz. Bir de yapılan yanlış şu; hasat devam ederken kararname çıkarılmaz. Bu bir algı oluşturuyor. Eyvah ucuz mal gelecek ithal mal gelecek deniyor, tüccar çiftçiden mal almıyor. Sanayici de tüccardan mal almıyor. O zaman piyasa buğdayda olduğu gibi kilitleniyor. Mısır hasadı başladı. İthalat kararnamesi açıklanıyor. Zamanlama manidar. İnşallah bu mısır hasadını olumsuz etkilemez. TMO’nun mısırda müdahale alım fiyatını da bir an evvel açıklayıp, piyasaya hızlı bir şekilde girmesini de arzu ediyoruz. Piyasanın olumsuz etkilenmemesi açısından bu zorunludur. 

 

-“Çiftçi umurlarında değil”-

 

‘Enflasyonla mücadele edeceğiz’ diyorlar çiftçi umurlarında değil. ‘Enflasyonu biz aşağıya düşüreceğiz’ diyorlar. Tarım eski bakanı da bir açıklama yaptı; ‘Gıdanın enflasyona etkisi yüzde 2’ dedi. Şimdi hesapladık yüzde 3. Başka tarafta yüzde 8 var. Yani başka tarafın üzerine niçin gidilmiyor? O sektörlerden çekiniyorlar da tarım sektöründe çalışan insanlardan mı çekinmiyorlar? Günah keçisi biz değiliz onu açıkladık. Enflasyon etkileyen ulaştırma var. Diğer sektörlerin üzerine gidilsin. Yani tarım sektörünün enflasyona etkisi yüzde 3. Fazla değil. Ama bizi mağdur etmeye kimsenin hakkı yok. Biz mağdur ediliyoruz. Sektör mağdur ediliyor. Biz çiftçileri tarımda zor tutuyoruz. Bakın gençler gidiyor. Tarımda yaşlılar kadınlar kaldı. Kadın çiftçilerimizle üretim yapmaya çalışıyoruz. Bu sektör bir reel sektör. Sanayi gibi üretim yapan bir reel sektör. Kimse bunun farkında değil. Bu ülkede reel sektör olarak kabul edilen sanayiciye verilen kıymet reel sektör olan tarım sektörüne de tarım sektöründe çalışan çiftçilerimize de verilmiyor. Ben bunu Dünya Çiftçiler Günü’nde yaptığım mitingde ifade ettim. Bu ülkeyi doyuranlar maalesef kıymet görmüyor. Bunu üzülerek söylüyorum. Tekrar meydanlara çıkarız. Herkesi uyarıyorum. Bu ülkeyi doyuran insanların kıymetini herkes bilmek zorunda. Bu anlaşılıncaya kadar mücadelemiz devam edecek. Bu ülkenin gıda güvencesi tehdit altında. İthalatla bu ülkeyi doyurmak mümkün değil. Bir taraftan 80 milyonluk nüfusu, bir taraftan 40 milyon turisti doyuracaksınız. 5 milyon sığınmacı ve yabancı var. Bunları doyuracaksınız. Bunları bu ülke çiftçisi doyuruyor günah değil mi bu insanlara?

Ve bu ülkede ekilen topraklarının yüzde 70’inde tahıl, yarısında buğday ekiliyor. Buğday bu kadar önemli bir ürün. Bu ürünü üreten çiftçiyi, üretim yapan insanları mağdur etmeye kimsenin hakkı yok. Böyle yanlış kararnameleri çıkarıyorlar insanları mağdur ediyorlar. Tepki koyunca da ‘niye tepki konuldu’ deniyor. Koyacağız benim görevim bu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin görevi bu gibi şeylere tepki koymak. Meydanlara çıkarız, herkesi uyarıyorum. Meydanlara bir çıkmaya başlarsak arka arkaya gelir. Kimse bizi durduramaz. Herkes aklını başına alsın.

Ekonomi Bakanı enflasyonu düşüreceğim diye her alana dalıyor. Onun yönlendirmesiyle de oldu bunlar. Bunu da biliyorum. Yeni Tarım Bakanımızın da çok dikkatli olması lazım. Ekonomi Bakanının tarım, tarım sektöründeki üretim umurunda değil. Burada dikkatli olması gereken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanıdır. Bu gibi kararnamelere imza koymasın. Hiç umurunda değil adamın. Buğday üreticisi ne üretiyormuş, hangi koşullarda üretim yapıyormuş. Büyükşehirler yaşanmaz hale geldi. Güvenlik sorunu var. Kırsalda müthiş göç var. Bunu görmüyor musunuz? Gözünüz kör mü sizin?”

Bir basın mensubunun, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı ile görüşme yapıp yapmadıklarını, prim artışı ve diğer konuları dile getirip getirmediklerini sorması üzerine Bayraktar, “bu hafta bir görüşmemiz olacak. Bunları tabii kendilerine anlatacağız. Kendisine bir rapor sunacağım. Tarım sektörüyle alakalı tarım bakanımıza geniş kapsamlı bir rapor sunacağım” dedi.

Bir soru üzerine, ithalat yetkisi verilse bile ithalat yapılmasını istemediklerini bildiren Bayraktar, şunları söyledi:

“İthalat yapılmayabilir ama kararın çıkması yetiyor. Öyle bir algı oluşuyor ki ithalat yapılacakmış, mal hemen içeriye girecekmiş gibi bir algı oluşuyor. Yani bu algıyı oluşturmama adına hasat zamanlarında kararname yayınlanmaz. Fevkalade yanlış. Üreticiye darbe vuran bir kararname bunlar.

Zaten ithal mal girerse fiyatları olumsuz etkiliyor zaten. Mal girmediği halde siz böyle bir kararname çıkarırsanız gümrükleri düşürüyorum derseniz o zaman piyasadaki algı şu olur: Her an dışarıdan ucuz mal gelebilir. Bu algı yetiyor zaten. Malın gelmesine gerek yok. O zaman tüccar kardeşim dışarıdan ucuz mal gelecek diyor piyasaya girmiyor. Sanayici de tüccardan mal almıyor. Dolayısıyla piyasa kitleniyor. Olan kime oluyor? Üreticiye oluyor. Üretime oluyor. Çiftçi buğday üretiminden kaçarsa ne yapacağız biz. Bu fiyatları takviye edemezsek buğday üretiminden kaçacak. Türkiye’nin her sene 20-22 milyon ton buğday üretmesi lazım kimle nasıl üreteceğiz buğdayı. Rusya’nın, Ukrayna’nın kapısına gideceğiz. Ondan sonra dünya fiyatları da şişiyor. İşte et ithalatı. Dünya fiyatları bir an şişiyoruz et ithalatı yaparak. Kendi üreticisini besleyemeyen hükümetler başka ülkelerin çiftçisini besler. Onları finanse eder. Üretimi artırmanın yolu bellidir. Desteklersiniz üreticiyi üretimi artırırsınız. Et ithalatı da yapmazsınız buğday ithalatı da yapmazsınız. Bunun yolu gayet net.”

 

 

 

 

 

 

 

 

Seçilmiş ürünlerde 28 Temmuz 2017 tarihi itibarıyla ortalama üretici, hal, pazar ve market fiyatları ve fiyat farkları:

 

Ürünler

Üretici

Hal

Pazar

Market

Hal/ Üretici

Pazar/ Üretici

Market/ Üretici

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Elma

0,67

2,38

2,70

3,76

254,48

302,99

461,19

Kuru kayısı

6,00

25,00

29,90

316,67

398,33

Karpuz

0,26

0,48

0,96

1,03

84,62

267,95

297,01

Kuru incir

6,50

25,00

24,63

284,62

278,85

Süt (litre)

1,07

3,76

251,40

Salatalık

0,70

0,96

1,46

2,35

37,47

109,19

236,71

Kuru üzüm

3,75

12,00

12,60

220,00

235,91

Havuç

0,74

1,33

1,78

2,42

80,18

140,54

226,73

Maydanoz (adet)

0,34

0,45

0,88

1,10

34,33

161,19

228,36

Kırmızı mercimek

2,17

3,4

6,67

6,79

56,68

207,22

212,96

Marul (adet)

0,67

1,01

1,58

1,99

52,26

136,84

198,50

Kabak

0,80

1,18

1,50

2,30

47,50

87,50

187,50

Şeftali

1,30

2,50

2,88

3,63

92,31

121,79

179,23

Limon

2,25

3,40

4,63

6,14

51,45

106,01

173,35

Domates

0,97

1,26

1,75

2,64

29,46

80,04

172,09

Fındık (iç)

19,00

47,50

48,63

150,00

155,92

Sivri biber

1,25

2,25

2,71

3,12

79,71

116,45

148,94

Yeşil soğan (kg)

1,39

2,15

2,83

3,37

54,68

103,84

142,45

Patlıcan

0,80

1,32

1,62

2,26

65,00

102,08

182,42

Yeşil mercimek

3,48

4,2

7,33

8,40

20,69

110,73

141,32

Pirinç

2,40

3,4

5,17

5,77

41,67

115,28

140,42

Patates

0,67

1,07

1,28

1,57

60,50

91,25

134,92

Kuru fasulye

4,08

5,25

8,00

9,39

28,68

96,08

130,23

Antep fıstığı

25,50

55,00

58,19

115,69

128,19

Yeşil fasulye

2,40

3,54

3,90

5,32

47,69

62,64

121,78

Nohut

4,79

8

10,67

10,38

67,01

122,69

116,76

Zeytinyağı

13,00

27,42

110,90

Yumurta

0,19

0,50

0,38

165,96

101,24

Kuru soğan

0,83

1,25

1,18

1,55

51,52

43,43

88,08

Çilek

2,75

3,85

4,17

4,42

40,00

51,52

60,61

Dana eti

27,73

42,29

52,50

Kuzu eti

34,88

50,23

44,00

Mısırözü yağı

8,37

Ayçiçeği yağı

7,79

Toz şeker

4,19

Tavuk eti

8,48

 

Not: Hal, pazar ve market verileri Ankara, İzmir, İstanbul, Mersin, Antalya ve Bursa illerinden derlenen ortalama fiyatlardır. Üretici fiyatları ise ürünlere göre önemli üretim merkezlerinden derlenmektedir. Pirinç (Osmancık), kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek için belirtilen hal fiyatları toptan satış fiyatlarıdır. Dana eti, kuzu eti, Antep fıstığı ve fındık fiyatı serbest piyasa fiyatıdır.

 

 

Seçilmiş ürünlerde market fiyatlarındaki aylık fiyatlar ve değişim oranları:

 

Market

28 Haziran 2017

28 Temmuz 2017

28 Temmuz 2017/

28 Haziran 2017

Ürünler

Ay Sonu Market Fiyatı (TL/Kg)

Ay Sonu Market Fiyatı (TL/Kg)

Değişim (Yüzde)

Sivri Biber

2,43

3,12

28,43

Patlıcan

1,91

2,26

18,05

Domates

2,25

2,64

17,69

Yeşil fasulye

4,63

5,32

14,78

Yeşil soğan (kg)

2,98

3,37

13,09

Limon

5,46

6,14

12,37

Kabak

2,10

2,30

9,47

Salatalık

2,16

2,35

8,57

Yumurta

0,35

0,38

8,10

Kuru incir

22,96

24,63

7,26

Kuru fasulye

8,79

9,39

6,82

Nohut

9,93

10,38

4,57

Zeytinyağı

26,42

27,42

3,79

Çilek

4,33

4,42

1,92

Ayçiçek yağı

7,72

7,79

0,97

Süt (litre)

3,73

3,76

0,68

Havuç

2,42

2,42

0,00

Pirinç

5,77

5,77

0,00

Kuru kayısı

29,90

29,90

0,00

Mısırözü yağı

8,37

8,37

0,00

Maydanoz (adet)

1,10

1,10

0,00

Toz şeker

4,19

4,19

0,00

Kuru soğan

1,58

1,55

-1,54

Antep fıstığı

59,52

58,19

-2,24

Kuru üzüm

12,93

12,60

-2,58

Şeftali

3,74

3,63

-2,94

Patates

1,74

1,68

-3,39

Tavuk eti

8,78

8,48

-3,49

Kuzu eti

52,73

50,23

-4,75

Kırmızı mercimek

7,18

6,79

-5,47

Yeşil mercimek

8,94

8,40

-6,10

Marul (adet)

2,16

1,99

-7,89

Fındık (iç)

52,96

48,63

-8,18

Dana eti

46,65

42,29

-9,34

Elma

4,33

3,76

-13,23

Karpuz

1,69

1,03

-38,75

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Seçilmiş ürünlerde üretici fiyatlarındaki aylık fiyatlar ve değişim oranları:

 

Üretici

28 Haziran 2017

28 Temmuz 2017

28 Temmuz 2017/

28 Haziran 2017

Ürünler

Ay Sonu Üretici Fiyatı (TL/Kg)

Ay Sonu Üretici Fiyatı (TL/Kg)

Değişim (Yüzde)

Kabak

0,54

0,80

48,15

Patlıcan

0,55

0,80

46,79

Sivri Biber

0,88

1,25

42,68

Yeşil fasulye

1,69

2,40

41,61

Salatalık

0,58

0,70

19,51

Maydanoz (adet)

0,29

0,34

14,20

Kuru soğan

0,73

0,83

13,79

Limon

2,00

2,25

12,25

Patates

0,60

0,67

11,11

Domates

0,89

0,97

9,52

Yeşil soğan (kg)

1,28

1,39

8,59

Çilek

2,60

2,75

5,77

Kırmızı mercimek

2,08

2,17

4,33

Marul (adet)

0,64

0,67

3,37

Zeytinyağı

12,60

13,00

3,17

Elma

0,67

0,67

0,00

Kuru fasulye

4,08

4,08

0,00

Nohut

4,79

4,79

0,00

Yeşil mercimek

3,48

3,48

0,00

Pirinç

2,40

2,40

0,00

Kuru kayısı

6,00

6,00

0,00

Kuru üzüm

3,75

3,75

0,00

Kuru incir

6,50

6,50

0,00

Fındık (iç)

19,00

19,00

0,00

Antep fıstığı

25,50

25,50

0,00

Süt (litre)

1,07

1,07

0,00

Dana eti

28,23

27,73

-1,77

Kuzu eti

35,87

34,88

-2,76

Yumurta

0,20

0,19

-4,08

Şeftali

1,71

1,30

-23,98

Havuç

1,00

0,74

-26,00

Karpuz

0,54

0,26

-51,85

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Buğday üreticisi mağdur…


-Buğday üreticisi mağdur…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Hasatta çıkardığı yanlış kararnameyle buğdayda fiyatların düşmesine neden olan hükümetimiz, primi artırarak hatasını telafi etmeli, üreticinin zararını gidermelidir”

-“Buğdayda hasat zamanı çıkan kararname üreticinin belini bükmüştür. Fiyatlardaki düşüş, üreticimizi büyük sıkıntıya sokmuştur”

-“Üreticimiz ilk darbeyi, hasatta çıkarılan kararnamenin etkisiyle düşen fiyatlarla yemiştir”

-“İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun bazı illerinde yaşanan kuraklığın ürüne verdiği zarar ikinci darbe, TMO’nun müdahale alım fiyatlarını açıklamakta gecikmesi ve üreticinin talebini karşılamayan bir fiyat açıklaması üçüncü darbe olmuştur”

-“Hızlı ve acil karar alınmalı, kilogramda 5 kuruş olarak ödenen Prim artırılmalıdır. Bu yapılmazsa stratejik bir ürün olan buğdayda üretici üretimden kaçırılır”

-“TMO, hızlı bir şekilde alım yapmalıdır”

-“İçlerinde Kayseri, Kırşehir, Çorum, Kars, Yozgat, Ağrı, Ardahan, Çankırı, Erzurum’un yer aldığı illerimizde kuraklık nedeniyle yüzde 10 ile yüzde 80 arasında değişen ürün kayıpları yaşandı”

 

Ankara – 30.07.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, buğdayda üreticinin mağdur olduğunu bildirerek, “hasatta çıkardığı yanlış kararnameyle buğdayda fiyatların düşmesine neden olan hükümetimiz, primi artırarak hatasını telafi etmeli, üreticinin zararını gidermelidir” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, buğdayda hasat zamanı çıkan kararnamenin üreticinin belini büktüğünü, fiyatlardaki düşüşün, üreticiyi büyük sıkıntıya soktuğunu belirtti. Üreticinin ilk darbeyi, hasatta çıkarılan kararnamenin etkisiyle düşen fiyatlarla yediğine dikkati çeken Bayraktar, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun bazı illerinde yaşanan kuraklığın ürüne verdiği zararın ikinci darbe, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) müdahale alım fiyatlarını açıklamakta gecikmesi ve üreticinin talebini karşılamayan bir fiyat açıklamasının üçüncü darbe olduğunu vurguladı.

Şemsi Bayraktar, bu ortamda hızlı ve acil karar alınması, kilogramda 5 kuruş olarak ödenen primin artırılması gerektiğini, bu yapılmazsa stratejik bir ürün olan buğdayda üreticinin üretimden kaçırılacağını belirtti.

Üretim döneminin başından itibaren buğday sezonunun çoğu çiftçi adına iyi geçmediğini, bazı bölgelerde çiftçinin fiyat nedeniyle üretim artışına sevinemediğini, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’daki kimi illerinde ise üreticiyi hem kuraklık hem de fiyatların vurduğunu bildiren Bayraktar, Ekim ve Kasım’da yağışların yetersiz kalması nedeniyle bazı yörelerde çiftçinin, mecburi sulama yapınca sulama maliyetlerinin arttığına, hatta yeniden ekim yapmak zorunda kaldığına dikkati çekti. İçlerinde Kayseri, Kırşehir, Çorum, Kars, Yozgat, Ağrı, Ardahan, Çankırı, Erzurum’un yer aldığı illerde kuraklık nedeniyle yüzde 10 ile yüzde 80 arasında değişen ürün kayıpları yaşandığını belirten Bayraktar, “Buğday çiftçimiz açısından çok önemli bir ürün. Doğu Karadeniz kıyı şeridi dışında hemen her yerde yetiştiriliyor. 23,8 milyon hektar tarım arazisinin 11,4 milyon hektarı tahıla, bu alanın da üçte ikisinden fazlası olan 7,7 milyon hektarı buğdaya ayrılıyor” dedi.

 

-Gümrük vergisi indirimi ve TMO’nun müdahale alım fiyatı-

 

Bu kadar önemli bir ürün olmasına, piyasasının çok dikkat gerektirmesine, üstüne üstlük ekim dönemi başında yağış yetersizliği nedeniyle kuraklık yaşanmasına rağmen, bunlar yetmezmiş gibi, hasat döneminde, 27 Haziran 2017’de çıkarılan talihsiz kararnameyle buğday, arpa ve mısırda yüzde 130 olan gümrük vergisi oranlarının, buğdayda yüzde 45’e, arpada yüzde 35’e, mısırda yüzde 25’e indirildiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Üreticimiz ilk darbeyi, hasatta çıkarılan kararnamenin etkisiyle düşen fiyatlarla yemiştir. Hasatta çıkardığı yanlış kararnameyle buğdayda fiyatların düşmesine neden olan hükümetimiz, primi artırarak hatasını telafi etmeli, üreticinin zararını gidermelidir. Buğdayda hasat zamanı çıkan kararname üreticinin belini bükmüştür.

Gümrük vergisi oranlarının indirilmesi, ithalat yapılmasa da psikolojik etki nedeniyle buğday üretici fiyatlarını düşürdü. Fiyatlardaki düşüş, üreticimizi büyük sıkıntıya sokmuştur. Hasadın başında tonu ekmeklikte 1000-1050, makarnalıkta 1050-1150 lira olan fiyat, bazı bölgelerde ekmeklikte 800 liraya, makarnalıkta 900 liraya kadar geriledi. Hatta Trakya bölgemizde buğday fiyatı tonda 750 liraya kadar indi. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) hemen devreye girmesi gerekiyordu.

İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun bazı illerinde yaşanan kuraklığın ürüne verdiği zarar ikinci darbe, TMO’nun müdahale alım fiyatlarını açıklamakta gecikmesi ve üreticinin talebini karşılamayan bir fiyat açıklaması üçüncü darbe olmuştur.

TMO’nun acilen piyasaya girmemesi ve 12 Temmuz’a kadar müdahale alım fiyatını açıklamaması piyasayı çok olumsuz etkiledi. Piyasada denge bozuldu; üretici-tüccar-sanayici zinciri kırıldı. Öyle ki, karardan önce, üretici ürününü satacak tüccar, tüccar ise üreticiden satın aldığı ürünü alacak fabrika bulamadı.

Bu ortamda açıklanan buğday fiyatı da yetersiz kaldı. Açıklanan müdahale alım fiyatı, düşen fiyatları yükseltmedi. Geçen yıl yüzde 12,5 protein içeren ekmeklik buğday fiyatı ton başına 910 lira açıklanmışken, bu yıl bu rakam enflasyonun altında yüzde 3,3 artışla 940 liraya çıkarıldı. 1000 lira olan makarnalık buğday fiyatı da artırılmadı. Üstüne üstlük protein oranına göre yüzde 7’ye kadar artış verilmesine olanak sağlayan geçen yılki uygulama, bu yıl ekmeklik buğdayda yüzde 5’e indirildi.

Üreticide buğday fiyatları vasfına göre 830 liraya kadar düşmüş durumda. Hızlı ve acil karar alınmalı, kilogramda 5 kuruş olarak ödenen prim artırılmalıdır. Bu yapılmazsa stratejik bir ürün olan buğdayda üretici üretimden kaçırılır.”    

 

-Kuraklık-

 

Bu sene ekimlerin başladığı tarihten 2017 yılının Haziran ayı sonuna kadar geçen sürede kümülatif yağışların, genel olarak normalinden ve geçen yıl yağışının altında gerçekleştiğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Ekim ve Kasım aylarında yağış alınmaması nedeniyle sulanmayan arazilerde çıkışlar yeterli düzeyde gerçekleşmemiş, Aralık ve Ocak aylarında yağan kar yağışları ile ilkbahardaki yağmurlar bitki için yararlı olmuştur. Buğdayın sapa kalkma döneminde ülke genelinde gerçekleşen yağışlar üreticimizin zararını bir nebze telafi etti ve yaşanan kuraklığı sınırladı. Bu yıl buğdayda üretimin geçen yıla göre yüzde 5,8 artışla 20,6 milyon tondan 21,8 milyon tona çıkacağı tahmin edilmektedir. Ancak, özellikle İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun kıraç, anıza ve derine ekilen bazı alanlarında çıkış kayıpları ve kardeşlenmede yetersizlik yaşandı. Ekim ve Kasım’da yağışların yetersiz kalması nedeniyle bazı yörelerimizde çiftçimiz, mecburi sulama yapınca sulama maliyetleri arttı. Hatta yeniden ekim yapmak zorunda kaldı.

İçlerinde Kayseri, Kırşehir, Çorum, Kars, Yozgat, Ağrı, Ardahan, Çankırı, Erzurum’un yer aldığı illerimizde sezonun büyük bölümüne yayılan kuraklık nedeniyle yüzde 10 ile yüzde 80 arasında değişen ürün kayıpları yaşandı. Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre, Kayseri’de 2 milyon dekar alanda yüzde 30, Kırşehir’de 926 bin dekar alanda yüzde 10-50, Çorum’da kimi alanlarda yüzde 80, Kars’ta yüzde 70-75, Yozgat’ta yüzde 30-70, Ağrı’da yüzde 60, Ardahan’da yüzde 40, Çankırı’da yüzde 35’in üzerinde kuraklık kaynaklı buğday ve diğer tahıl kayıpları görüldü. Erzurum’da soğu hava ve kuraklık nedeniyle yüzde 70’e varan kayıp yaşandı.”

 

-TMO alımları-

 

Bayraktar, TMO’nun randevulu alımlara geçmesinin alım merkezlerinde yığılmaların önüne geçtiğini ama yine de çiftçinin bazı sorunlar yaşadığını belirterek, “TMO, hızlı bir şekilde alım yapmalıdır. TMO’nun günlük alım kapasitesi kimi yerde yetersiz kalıyor. Bazı yörelerimizde alım merkezleri çiftçimize oldukça uzak. Çiftçimiz, gümrük vergisi indiriminin ardından daha çok TMO’ya yöneldi, alım merkezlerinin kapasitesinin yetersizliği nedeniyle randevularda 1-2 aya varan ileri tarihlere verilen randevular görüldü. Bunun önlenmesi için, TMO, alım merkezlerinin sayısını artırmalı, geçici alım merkezleri kurmalı, Cumartesi günleri yaptığı gibi Pazar günleri de çalışmalı, hasat döneminde ürününü acilen satmak zorunda olan çiftçilerimizi tüccarın eline bırakmamalıdır. Gerekirse hasat dönemlerinde TMO alım noktalarına eksper takviyesi yapılarak satış için alınan randevuların sürekli açık kalması ve seri alım yapılması sağlanmalıdır. TMO, çiftçiyi mağdur etmemeli, yarı yolda bırakmamalıdır” dedi.

Afetler çiftçinin peşini bırakmıyor…


-Afetler çiftçinin peşini bırakmıyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Haziran ve Temmuz’da yaşanan sel ve dolu çiftçimizi vurdu”

-“Hasadın devam ettiği Temmuz’da aşırı yağış zararı artırdı”

-“Üretim döneminde gerçekleşen fırtına, hortum, aşırı kar yağışı, don, dolu ve aşırı sıcaklar, kuraklık ürün, tesis ve hayvan kayıplarına yol açtı”

-“Ekim-Haziran arası 9 aylık dönemde toplam yağış, Karadeniz Bölgesi hariç normalin altında kalırken, Haziran yağışları Doğu ve Güneydoğu bölgelerimiz hariç normalin üzerine çıktı”    

-“Haziran’da yağış ortalaması normalin yüzde 13,6 üzerinde gerçekleşti”

-“En son Temmuz ayında, Bursa Mustafakemalpaşa ve Karacabey, Çanakkale Bayramiç, Manisa Selendi’de yaşanan afetler nedeniyle başta salçalık domates olmak üzere, biber, salatalık, mısır, kavun, karpuz, tütün, elma, armut, nektarin ve şeftali ürünlerinde büyük zarar oluştu”

-“2016 yılında yapılan borç ertelemesi 2017 yılı için çıkarılmadı. 2017 yılında yaşanan afetlerden zarar gören çiftçilerimizin her türlü vergi ve SGK prim borcu da en az 1 yıl süreyle faizsiz olarak ertelenmelidir”

-“ÇKS kaydına bakılmadan doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimizin kamu bankalarına ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan tarımsal kredi borçları faizsiz olarak ertelenmeli ve uzun vadeye yayılmalıdır. Özel bankaların da bu kapsama alınması sağlanmalıdır”

-“Üreticilerimize faizsiz yeni uzun vadeli kredi imkanları sunulmalıdır”

-“Ayrıca acilen, üretimde kullanılan araç, gereç, tohum, fide gibi girdilerin temini için gerekli nakdi destek sağlanmalıdır”

-Bayraktar, doğal afetlerden zarar gören çiftçilerin kamu bankalarına ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan tarımsal kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi ve uzun vadeye yayılması için Tarım Bakanlığına başvurduklarını bildirdi

 

Ankara – 26.07.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, afetlerin çiftçinin peşini bırakmadığını bildirerek, “Haziran ve Temmuz’da yaşanan sel ve dolu çiftçimizi vurdu. Hasadın devam ettiği Temmuz’da aşırı yağış zararı artırdı. En son Temmuz ayında, Bursa Karacabey ve Mustafakemalpaşa, Çanakkale Bayramiç, Manisa Selendi’de yaşanan afetler nedeniyle başta salçalık domates olmak üzere, biber, salatalık, mısır, kavun, karpuz, tütün, elma, armut, nektarin ve şeftali ürünlerinde büyük zarar oluştu” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, her ne kadar son aylarda yağışlar normalin üzerinde olsa da 2016 Ekim-2017 Haziran döneminde, birikimli yağışların genel olarak normalden ve geçen yılın aynı dönemindeki yağışın altında gerçekleştiğini belirtti.

Ekim-Haziran döneminde, normali 528,9 milimetre (mm), geçen yılın aynı dönem ortalaması ise 504,3 mm iken, 2016 Ekim-2017 Haziran döneminde yağış ortalamasının 455,2 mm’de kaldığı bilgisini veren Bayraktar,  “bu dönemdeki yağış miktarı normale göre yüzde 13,6, geçen yıla göre ise yüzde 9,7 azaldı. 9 aylık dönemde yağışların yetersiz kalması Ekim ve Kasım aylarında ülke genelinde yağışların oldukça yetersiz kalmasından kaynaklandı” dedi.

Bayraktar, Ekim-Haziran arası 9 aylık dönemde toplam yağış, Karadeniz Bölgesi hariç normalin altında kalırken, Haziran yağışları Doğu ve Güneydoğu bölgelerimiz hariç normalin üzerine çıktığını vurguladı.

Ekim-Haziran aylarında birikimli olarak normale göre yağış azalması yüzde 21,8 ile en fazla Doğu Anadolu Bölgesinde görüldüğünü belirten Bayraktar, bu bölgeyi yüzde 16,2 ile Akdeniz Bölgesi, yüzde 16,1 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi, yüzde 15,9 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 13,7 ile Ege Bölgesi, yüzde 7,6 ile Marmara Bölgesi izlediğini, Karadeniz Bölgesinde ise normalleri civarında yağış gerçekleştiğini bildirdi.

 

-Haziran yağışları Doğu ve Güneydoğu Anadolu hariç normalin üzerinde-

 

Haziran ayında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri dışında diğer bölgelerde artış gerçekleştiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Haziran’da yağış ortalaması normalin yüzde 13,6 üzerinde 35 milimetre olarak gerçekleşti. Normale göre Haziran ayında yağışlar, Ege Bölgesi’nde yüzde 81,4, Marmara Bölgesinde yüzde 48,1 arttı. Bu bölgeleri, yüzde 40,2 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 30,3 ile Karadeniz Bölgesi, yüzde 4,5 ile Akdeniz Bölgesi izledi. Haziran ayı yağışları normale göre Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yüzde 86,3, Doğu Anadolu Bölgesinde ise yüzde 57,1 azaldı. Ekim döneminin ilk aylarında kuraklık riskinin oluştuğu bölgelerde normallerinin üzerinde oluşan yağış, hububatın gelişim döneminde faydalı oldu.” 

 

-Bu üretim sezonunda da afetler çiftçinin peşini bırakmadı-

 

Bu üretim sezonunda Aralık ayından itibaren gerçekleşen yağışların ülke genelinde üreticinin yüzünü güldürdüğünü bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Yağışların özellikle son aylarda bazı illerimizde aşırı olması ve sele dönüşmesi ürünlere zarar verdi. Ayrıca gerçekleşen fırtına, hortum, aşırı kar yağışı, don, dolu ve aşırı sıcaklar, kuraklık, ürün, tesis ve hayvan kayıplarına yol açtı.

Bu üretim sezonunda birçok ilimizde çiftçiler hemen hemen her çeşit afetle karşı karşıya kaldı. Üretim döneminin başladığı Ekim, Kasım aylarında yağışların olmaması hububat üreticisini kuraklık riskiyle karşı karşıya bırakırken, Aralık ayından itibaren gerçekleşen afetler zarara neden oldu.”

Bayraktar, afetlerin ülke genelinde tüm çiftçileri kapsamasa da her il ve ilçede yaşanan afetlerin takip edildiğini ve hasar tespit raporlarına istinaden alınması gereken tedbirlerin ilgili kurumlara iletildiğini ifade etti.

 

-Afet yaşanan iller ve ürünler-

 

Bayraktar, üretim sezonunun başlangıcı olan Ekim ve Kasım aylarında yağışların yetersiz kalması nedeniyle Çankırı, Kayseri, Kırıkkale, Çorum, Kırşehir ve Kahramanmaraş’ın bazı bölgelerinde kuraklık yaşandığını bunun da hububatta verimi düşürdüğüne dikkati çekti.

Kasım ayının son günlerinde gerçekleşen aşırı yağış Balıkesir’in Ayvalık ilçesi ile İzmir’in Dikili ilçesinde sele dönüşerek tarım arazilerine zarar verdiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Altınova sınırları içindeki Karakoç Deresi’nin etrafında olmak üzere yaklaşık 7 bin 500 dekar tarım arazisi ve 700 dekar zeytinlik su altında kaldı. Bunun yanı sıra 900’ün üzerinde büyük ve küçükbaş hayvan ile kanatlı hayvan sel nedeniyle telef oldu.

Mersin İlimizin Akdeniz, Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mezitli, Mut, Silifke, Tarsus, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde 2016 yılı Aralık ayında aşırı yağışlar sonucu gerçekleşen sel, fırtına, hortum ve aşırı kar yağışı ürün tesis ve hayvan kayıplarına yol açtı. Aralık ayı içinde yaşanan bu afetler, 163 bin 295 dekar alanda yetiştirilen ürünleri ve seraları zarar görmüş olup, 5 bin 836 çiftçi bu durumdan etkilendi. Mersin’de Ocak ayında yağan aşırı kar 50 bin dekar alanda başta şeftali, kivi olmak üzere meyve ağaçlarına zarar verdi.

Nisan ayının son günlerinde Malatya ilinde gerçekleşen don afeti Akçadağ ve Yeşilyurt ilçelerinde özellikle yüksek kesimlerde bulunan kayısı ağaçları zarar gördü.

Mayıs ve Haziran aylarında da zaman zaman gerçekleşen aşırı yağış birçok ilde hasadı devam eden veya hasadı yaklaşmış ürünlere zarar verdi. Malatya, Manisa, Şanlıurfa, Tekirdağ, Denizli, Aydın, Yalova illerinde gerçekleşen aşırı yağış, dolu, fırtına afeti tarım ürünlerine zarar verdi.

Haziran ayında mevsim normallerinin üzerinde geçen hava sıcaklıkları nedeniyle Adana İli Seyhan İlçesinde hasat döneminde olan karpuz zarar gördü.

Yağışlar Temmuz ayında da aralıklarla devam ediyor. Bilindiği üzere Temmuz ayı birçok ürünün hasat zamanıdır. Bu nedenle kayıp daha fazla olmakta, üreticinin yeniden dikim yapma şansı da bulunmamaktadır.

Temmuz ayında Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde şiddetli yağmurlar nedeniyle 4 bin 500 dekar elma, armut, nektarin, şeftali zarar gördü. Bazı üreticilerin küçükbaş hayvanları telef oldu. Üreticilerin sulama boruları ve sistemleri kullanılamaz halde geldi. Yine 18 Temmuz 2017 tarihinde yaşanan sel ve dolu, 4 bin 300 dekar alanda Bayramiç beyazı elma çeşidi başta olmak üzere ceviz, domates, biber elma ve silajlık mısıra zarar verdi. Ayrıca dere taşması sonucu kümes hayvanları meyve bahçeleri ve sebzelik alanlarda zarar meydana geldi. Bayramiç elma çeşidinde meydana gelen zarar verim ve kalite kayıplarına neden olurken, kalan ürün ancak meyve suyuna verildi.

Manisa İli Selendi ilçesinde 21 Temmuz 2017 tarihinde gerçekleşen aşırı yağış tütün alanlarında ve tütünlerin kurutulduğu seralarda büyük oranda zarar meydana getirdi.

Yine Bursa Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerinde de dolu yağışı büyük zarara yol açtı. Karacabey ilçede 18 bin dekar alanda başta salçalık domates olmak üzere biber, kavun karpuz, salatalık, mısır zarar gördü.

Mustafakemalpaşa ilçede toplam 75 bin 600 dekar alanda zarar oluştu. 25 bin 600 dekar domates, 17 bin 800 dekar biber, 10 bin 700 dekar kavun, 9 bin 700 dekar karpuz, 11 bin 800 dekar mısır ekili alanın tamamında zarar meydana geldi. Mustafakemalpaşa ve Karacabey ilçeleri tarımsal faaliyetin oldukça yoğun yapıldığı, özellikle salçalık domates üretiminin en fazla yapıldığı ilçelerdir. Türkiye salçalık domates üretiminin yüzde 40’ı bu iki ilçede üretilmektedir. Nüfusun önemli kısmının tarımdan geçimini sağladığı ilçede gerçekleşen afetin önemi de artmaktadır.”

Bu sezon yaşanan afetlerin önemli boyuta ulaştığını bildiren Bayraktar, çiftçinin taleplerini şöyle sıraladı:

“2016 yılında yapılan borç ertelemesi 2017 yılı için çıkarılmadı. 2017 yılında yaşanan afetlerden zarar gören çiftçilerimizin her türlü vergi ve SGK prim borcu da en az 1 yıl süreyle faizsiz olarak ertelenmelidir.

Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kaydına bakılmadan tüm çiftçilerimizin kamu bankalarına ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan tarımsal kredi borçları faizsiz olarak ertelenmeli ve uzun vadeye yayılmalıdır. Özel bankaların da bu kapsama alınması sağlanmalıdır.

Üreticilerimize faizsiz yeni uzun vadeli kredi imkanları sunulmalıdır.

Ayrıca acilen, üretimde kullanılan araç, gereç, tohum, fide gibi girdilerin temini için gerekli nakdi destek sağlanmalıdır.”

Bayraktar, doğal afetlerden zarar gören çiftçilerin kamu bankalarına ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan tarımsal kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi ve uzun vadeye yayılması için Tarım Bakanlığına başvurduklarını bildirdi.

Buğdayda servet kaybediyoruz…


-Buğdayda servet kaybediyoruz…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: -“Ürettiğimiz 16,5 milyar liralık buğdayın 1,4 milyar lirasını üretimde ve kullanımda kaybediyoruz”

-“Türkiye, 2016 yılında 3 milyon 620 bin ton makarnalık, 16 milyon 980 bin ton da ekmeklik buğday üretti”

-“Yapılan hesaplamalara göre, üretilen buğdayın yaklaşık yüzde 5,5’i üretimde, yüzde 2,8’i kullanımda kaybediliyor”

-“Kaybedilen buğday 8-10 milyon nüfuslu bir ülkenin ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilir”

 

Ankara – 23.07.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, buğdayda resmen servet kaybedildiğini bildirerek, “ürettiğimiz 16,5 milyar liralık buğdayın 1,4 milyar lirasını üretimde ve kullanımda kaybediyoruz” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye, üretim ve kullanımda ürün kayıplarının büyük boyutlara ulaştığını belirtti. Zararlılar, ayarsız ve eski biçerdöverler, tekniğine uygun olmayan hasat nedeniyle buğdayda dane kaybının, gelişmiş ülkelerdeki dane kaybından hayli fazla olduğunu vurgulayan Bayraktar, dane kaybının yüzde 2’yi geçmemesi gerektiğine dikkati çekti.  

Kaybın bununla sınırlı olmadığını, hasat sonrasında da depolamada ambar zararlıları, uygun olmayan depo şartlarının neden olduğu rutubet, taşıma kayıpları gibi nedenlerle ürünün israf edildiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Yapılan hesaplamalara göre, üretilen buğdayın yaklaşık yüzde 5,5’i üretimde, yüzde 2,8’i kullanımda kaybediliyor. Bunlar, büyük oranlar. Binbir güçlükle, zahmetle elde edilen ürünün neredeyse onda biri tüketilemeden kaybediliyor. Daha buna evlerdeki kayıplar dahil değil.

 

-“Kaybedilen buğdayın değeri 450 milyon doları aşıyor”-

 

Türkiye, 2016 yılında 3 milyon 620 bin ton makarnalık, 16 milyon 980 bin ton da ekmeklik buğday üretti. Bunun üretici fiyatlarıyla parasal karşılığı 16,5 milyar lirayı geçiyor. Dolar karşılığı ise 5,5 milyar dolara yaklaşıyor. Bunun yüzde 8,3’ü kaybediliyor. Kaybedilen ürünün değeri üretici fiyatlarıyla 1,4 milyar liraya yaklaşıyor, dolar bazında değeri 450 milyon doları aşıyor. Ülkemiz bu kadar zengin değil. Ürün kayıplarını ne yapıp edip, en az seviyeye indirmemiz gerekiyor.”

2015/2016 üretim döneminde, üretim aşamasında 1 milyon 243 bin ton, kullanım aşamasında ise 636 bin 836 ton olmak üzere toplamda 1 milyon 879 bin 836 ton buğdayın kaybedildiğini vurgulayan Bayraktar, “kaybedilen buğday 8-10 milyon nüfuslu bir ülkenin ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilir. Nüfusu 17 milyonluk Hollanda, 11 milyonluk Yunanistan, bu kadar buğday üretmiyor” dedi.

 

-Yapılması gerekenler-

 

Bayraktar, kayıpları en aza indirmek için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:

“Ekimden hasada kadar tedbirler almamız şarttır. Arazilerimizde tohum ekim aşamasında arazi iyi tesviye edilmeli ve hasat sırasında meydana gelen tane ve sap kayıpları ile tane hasarlarını en aza indirilmelidir. Biçerdöverlerin ayar ve bakımları çok iyi yapılmalı ve hasat olgunluğuna gelmemiş ürünler kesinlikle hasat edilmemelidir. Hasat zamanında yapılmalı, geç hasadın da tane kaybına neden olacağı unutulmamalıdır. Operatör belgeleri olan sürücülere hasat yaptırılmalıdır.  Arazinin yapısı ve durumu dikkate alınarak tekniğine uygun bir şekilde biçerdöverler ayarlanmalıdır. Ayrıca, biçerdöverin özelliğine, arazinin yapısına, ürünün cinsine göre biçerdöver ilerleme hızı belirlenmelidir.”

Bayraktar, Türkiye-AB KİK üyeleriyle ATO’yu ziyaret etti…

Bayraktar, Türkiye-AB KİK üyeleriyle ATO’yu ziyaret etti…

 Ankara – 21.07.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi’nin (KİK) Türkiye kanadı üyeleriyle  Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran’a nezaket ziyaretinde bulundu.

Ziyarete, Bayraktar’ın yanı sıra, TOBB, TESK, TÜRK-İŞ, MEMUR-SEN, HAK-İŞ Genel Başkanları katıldı.

Toprağın en büyük düşmanı anız yakma


-Toprağın en büyük düşmanı anız yakma…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Anız yakma sırasında 250 dereceye ulaşan sıcaklık, toprakta

verimlilik için en önemli unsurlardan biri olan organik maddeleri

yok ediyor, toprağın biyoloji, fiziksel, kimyasal özelliklerine

zarar veriyor”

-“Anız yangınları nedeniyle komşu tarlaların ürünleri ile ormanlar da

tahrip olabiliyor. Doğrudan ve dolaylı etkileri yüzünden toprakla

birlikte birçok canlı türü de zarar görüyor”

-“Üreticilerimiz anız yakarak geçim kaynağı olan toprağı fakirleştirip

öldürmemeli ve anız yakmayı bırakmalıdır”

-“Üreticilerimiz alternatif uygulamaları tercih etmeli, toprak işlemesiz

tarıma yönlendirilmelidir”

 

Ankara – 21.07.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, toprağın en büyük düşmanının anız yakma olduğunu bildirerek, “anız yakma sırasında 250 dereceye ulaşan sıcaklık, toprakta verimlilik için en önemli unsurlardan biri olan organik maddeleri yok ediyor, toprağın biyoloji, fiziksel, kimyasal özelliklerine zarar veriyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, her yıl hasattan sonra rutin bir tarımsal uygulama gibi gerçekleştirilen ve toprak verimliliğine uzun vadede ciddi zararlar veren anız yakma ve yanlış arazi kullanımının, verimli tarım alanlarının azalmasına ve toprak verimliliğinin zamanla kaybolmasına neden olduğunu belirtti. Anız yangınları sırasında sıcaklığın 250 santigrat dereceye ulaştığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“250 dereceye varan sıcaklık, verimlilik için en önemli unsurlardan biri olan organik maddeyi yok ediyor. Toprakta sürdürülebilirlik için önemli olan biyolojik, fiziksel ve kimyasal özelliklere zarar veriyor. Ayrıca anız yangınları nedeniyle komşu tarlaların ürünleri ile ormanlar da tahrip olabilmekte, doğrudan ve dolaylı etkileri yüzünden toprakla birlikte birçok canlı türü de zarar görmektedir.

Verimliliği düşen topraktan daha iyi ürün almak isteyen üreticilerimiz, daha fazla toprak işleme ve kimyasal kullanma yollarına başvuruyor. Dolayısıyla hem ekonomik hem de çevreyle ilgili sorunlar ortaya çıkıyor. Anız yakmayla geri dönüşümü mümkün olmayan kayıplar birikmeye başlıyor. Zamanla bu birikimler toprak verimliliğini önemli derecede etkiliyor ve toprak çoraklaşarak tarım yapılması mümkün olmayan bir materyale dönüşüyor. Anız yangınları konusunda yapılan araştırmalar, en fazla toprak kayıplarının anız yakılan tarlalarda olduğunu göstermiştir. Üreticilerimiz anız yakarak geçim kaynağı olan toprağı fakirleştirip öldürmemeli ve anız yakmayı bırakmalıdır.”

 

-Anız yakmanın zararı-

 

Anız yakmanın sadece havaya, çevreye, meraya, ormana, toprağa ve topraktaki canlılara zarar vermediğini, kontrolden çıkan anız yangınlarının, köy, kasaba ve şehirlerdeki yerleşim yerlerini, tarım arazileri içinde bulunan enerji iletişim ve haberleşme hatlarını taşıyan direklere zarar vererek can ve mal kayıplarına neden olabildiğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Üreticilerimizin anız yakma sebebi, yabancı ot tohumlarının, bitki artıklarının kolayca temizlenmesi, sürümün kolaylaştırılması, bitki artıkları ve toprak yüzeyine yakın yerde barınan zararlıların yumurta, larva, pupa ve erginlerinin yok olmasıdır.

Toprak işleme uygulamaları, tarımsal üründe bir azalmaya neden olmadan toprağı koruyan ve aynı zamanda sürdürülebilir bir faaliyet olması gerekir. Üreticilerimiz anız yakmak yerine alternatif uygulamaları tercih etmeli, toprak işlemesiz tarıma yönlendirilmelidir. Bu yöntem, anız yakılmaması, erozyonun azalması, yakıttan tasarruf edilmesi, toprak yüzeyinden olan buharlaşmanın önlenmesi ve kuraklığa dayanıklı toprak oluşmasına kadar birçok faydası vardır.”

Bayraktar, Tarım Bakanlığı’ndaki devir teslim törenine katıldı

-Bayraktar, Tarım Bakanlığı’ndaki devir teslim törenine katıldı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba’ya 

hayırlı olsun dileklerini iletti

-Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba:

-“TZOB’un tecrübelerinden istifade etmek isterim. En kısa zamanda

bir araya gelelim”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Sorunların çözümü noktasında her zaman işbirliğine hazırız”

 

Ankara – 20.07.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda, Faruk Çelik ile Bakanlığa atanan Ahmet Eşref Fakıbaba arasında yapılan görev devir teslim törenine katıldı.

Tören sonrası Bakan Fakıbaba’ya yeni görevinde başarılar ve hayırlı olsun dileklerini ileten Bayraktar, sorunların çözümü noktasında her zaman işbirliğine hazır olduklarını bildirdi.

Bakan Fakıbaba da TZOB’un tecrübelerinden istifade etmek istediğini belirterek, “en kısa zamanda bir araya gelelim” dedi.

Türkiye-AB KİK toplantısı…

AB’nin STA imzaladığı ülkeleri Türkiye ile de anlaşma yapmaya zorlaması, ortak tarım politikasını belirlerken Türkiye’yi de göz önünde tutması gerekir

-Türkiye-AB KİK toplantısı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım ve hizmetler sektörünü kapsayacak şekilde gümrük birliğinin genişletilmesi konusu, müzakerelerde en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biri”

-“Türkiye, tam üye olmadığı için tarımda gümrük birliğine girmesi halinde FEOGA bütçesinden yararlanamayacak”

-“AB’nin verim, kalite standartlarında üretime ulaşmak için yapacağı harcamaları kendi bütçesinden finanse edecek”

-“AB’nin STA imzaladığı ülkeleri Türkiye ile de anlaşma yapmaya zorlaması, ortak tarım politikasını belirlerken Türkiye’yi de göz önünde tutması gerekir”

 

Brüksel – 20.07.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım ve hizmetler sektörünü kapsayacak şekilde gümrük birliğinin genişletilmesi konusunun, müzakerelerde en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biri olduğunu bildirdi.

Şemsi Bayraktar, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi’nin (KİK) Avrupa Birliği’nin (AB) ve Belçika’nın başkenti Brüksel’de 18-19 Temmuz 2017 tarihlerinde yapılan 36. toplantısında yaptığı konuşmada tarımın gümrük birliğine dahil edilmesiyle meydana gelebilecek sorunlara dikkati çekti.

Tarım ve hizmetler sektörünü kapsayacak şekilde gümrük birliğinin genişletilmesinde iki konunun öne çıktığını vurgulayan Bayraktar, bunlardan birinin Türkiye’nin, tam üye olmadığı için tarımda gümrük birliğine girmesi halinde, Ortak Tarım Politikası’na uyum sağlasa dahi Ortak Tarım Politikası Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu (FEOGA) bütçesinden yararlanamaması, ikincisinin ise AB’nin STA’larına uyması olduğunu belirtti.

Bayraktar, şunları kaydetti:

“Türkiye, tam üye olmadığı için AB’nin tarıma ilişkin karar alma süreçlerine katılamayacaktır. Tarımda, tam üye olmadan gümrük birliğine girerse, Türkiye, Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı’nın (IPA) bileşeni Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) hariç bu bütçeden yararlanamayacak, AB’nin verim, kalite standartlarında üretime ulaşmak için yapacağı harcamaları kendi bütçesinden finanse edecektir.

İkinci konu ise, tam üye olmadan tarımda gümrük birliğine girilirse, hem ortak tarım politikası belirlenirken masada olmayacak, müzakere edemeyecek hem AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına (STA) uymak zorunda kalacak, AB üyelerinin yanı sıra üçüncü ülkelere karşı da tarımını koruyamayacak, zorlanacaktır.

AB’nin STA imzaladığı ülkeleri Türkiye ile de anlaşma yapmaya zorlaması, ortak tarım politikasını belirlerken Türkiye’yi de göz önünde tutması gerekir.”

 

-“Etki analizlerini sık sık yaparak gümrük birliğine hazırlanmak gerekir”-

 

Gümrük birliğinin tarım sektörünü içine alacak şekilde genişletilmesi halinde, Türkiye’nin buğday ve süt ürünleri gibi bazı ürünlerde ithalatının artacağını, ürün bazında etki analizlerinin yapılmasının büyük önem taşıdığını, etki analizlerini sık sık yaparak gümrük birliğine hazırlanmak gerektiğini bildiren Bayraktar, “tarım gümrük birliğine girerse, istihdamı ne yapacaksınız. İşsiz kalacak yüzbinlerce insanı nereye gönderecek, nerede istihdam edeceksiniz?” şeklinde konuştu.

Bayraktar, konuşmasının sonunda, Türkiye-AB ilişkilerinin en kısa zamanda düzelmesini ve Türkiye’nin hakkı olan tam üyelik yolunun bir an önce açılmasını temenni etti.

Brüksel’de Avrupa Ekonomik Sosyal Komite’de yapılan toplantıya, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın yanı sıra, AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Türkiye-AB KİK Türkiye Kanadı temsilcileri TOBB, TÜRK-İŞ, TESK, MEMUR-SEN, HAK-İŞ, Türkiye KAMU-Sen, TİSK Genel Başkanları, İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ile Türkiye Bankalar Birliği, KAGİDER temsilcileri katıldı.

KİK toplantısının açılışında, 15 Temmuz Şehitleri için saygı duruşunda bulunuldu.

Toplantıda, ilk gün, Türkiye-AB ilişkilerinin son durumu ve Türkiye-AB Bildirisi’nin uygulanması konuları ele alındı.

Türkiye-AB KİK toplantısının ikinci gününde “Türkiye Ekonomisi ve Türkiye-AB Ekonomik Gelişmeleri”, “Türkiye’de Sosyal Konular ve İstihdam” oturumları ve Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin modernizasyonuna ilişkin gelişmeler hakkındaki sunumlar yapıldı.

Bayraktar, Brüksel temasları sırasında AB Daimi Temsilciliğinde 15 Temmuz temalı fotoğraf sergisinin açılışına da katıldı.

Tarım istihdamı Nisan’da, Mart’a göre 235 bin arttı


-Tarım istihdamı Nisan’da, Mart’a göre 235 bin arttı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: 

-“Tarımda Mart ayında 5 milyon 85 bin olan istihdam, 

Nisan ayında 235 bin artışla 5 milyon 320 bine yükseldi”

-“Tarım, Nisan’da işsizliği 1,9 puan düşürerek

yüzde 12,4’den yüzde 10,5’e çekti”

 

Ankara – 17.07.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda Mart ayında 5 milyon 85 bin olan istihdamın, Nisan ayında 235 bin artışla 5 milyon 320 bine yükseldiğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2016 Nisan ayında 5 milyon 352 bin, geçen ay 5 milyon 85 bin olan tarımda istihdamın 2017 Nisan ayında 5 milyon 320 bin olduğunu belirtti. Nisan ayında 28 milyon 157 bin olan toplam istihdamın yüzde 18,9’unu tarımın karşıladığına, bu rakamın geçen Mart ayında yüzde 18,5, geçen yıl Nisan ayında yüzde 19,4 olduğunu bildiren Bayraktar, tarım istihdam içindeki payının geçen yıl Nisan ayına göre gerilemesinde esas payın toplam istihdamın Nisan ayları itibarıyla son bir yılda 519 bin artarak 27 milyon 638 binden 28 milyon 157 bine  çıkmasından kaynaklandığını vurguladı.

Şemsi Bayraktar, 2017 Nisan ayında tarımda 2 milyon 914 bin erkek ve 2 milyon 406 bin kadının istihdam edildiğini bildirdi. Erkeklerin yüzde 15’inin, kadınların yüzde 27,5’inin tarımda çalıştığını, tarımın işsizliği önemli oranda aşağıya çektiğini vurgulayan Bayraktar, “Nisan ayında tarımın kadınlarda işsizliği 4,1 puan düşürerek yüzde 17,3’den yüzde 13,2’ye, erkeklerde 1,2 puan düşürerek yüzde 10,3’den yüzde 9,1’e, toplamda işsizliği 1,9 puan düşürerek yüzde 12,4’den yüzde 10,5’e indirdiğini belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, her yıl Ocak-Şubat aylarında en düşük düzeye indiğini, Mart ayının ikinci yarısından sonra tarımda istihdamın yoğunlaştığını, hasadın ardından azalmaya başladığını vurguladı.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü


-15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği, 5 milyona

yakın üyesiyle her zaman darbelere karşı olmuş ve demokrasiye

sahip çıkmıştır. 15 Temmuz’u unutmayacağız, unutturmayacağız”

-“15 Temmuz 2016’da ülkemizin birliğini, dirliğine, demokrasisine

yapılan ihanet ve hain saldırı, bütün milletin kararlılığıyla atlatılmıştır”

-“Çiftçimiz ve köylümüz bu ülkenin temel direğidir. Temel direk

ayakta kaldıkça, bu ülkeye bir şey olmaz”

-“Türkiye Cumhuriyeti, içinde bulunduğu bölgede bir yıldız gibi

parlıyor. Hiçbir kuvvet bu yıldızı söndüremeyecektir”

 

Ankara – 15.07.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin, 5 milyona yakın üyesiyle her zaman darbelere karşı olduğunu ve demokrasiye sahip çıktığını bildirerek, “15 Temmuz’u unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

Bayraktar, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, 15 Temmuz darbe girişiminin birinci yıldönümünde, milletin iradesine yapılan saldırıyı bir kez daha şiddetle kınadıklarını belirtti.

Bir yıl önce, 249 vatandaşın şehit, 2 bin 301 vatandaşın ise gazi olmasına neden olan darbe girişiminin, alçak bir saldırı, darbenin ötesinde bir işgal girişimi halini aldığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Geçen yıl, 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece, FETÖ terör örgütünün devleti ele geçirme, milletin egemenliğini yok etme girişimini açıkça gördük. Amaç, kaos, kardeş kavgasıydı. Bunu çok şükür başaramadılar. Milletin azmi ve kararlılığı onları önledi.

 

-“5 milyon üyemizle meydanları boş bırakmadık”-

Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliğimiz de 5 milyona yakın üyesiyle her zaman olduğu gibi darbeye karşı durdu ve demokrasiye sahip çıktı. Meydanları boş bırakmadık. Ülkemizin huzuruna kastedenlere fırsat vermedik. Geleceğimizi karartmak isteyenlere set çektik. Çiftçimiz ve köylümüz bu ülkenin temel direğidir. Temel direk ayakta kaldıkça, bu ülkeye bir şey olmaz.

Geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da ülkemizin hem ekonomik hem demokratik gelişimini engellemek isteyenler unutmasınlar ki karşılarında bizi bulacaklardır.

Türkiye Cumhuriyeti, demokrasisiyle, hukuk sistemiyle, ekonomisiyle, güçlü kurum ve kuruluşlarıyla, devletiyle, milletiyle sürekli ilerleyecek, çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkacaktır. Kimse de bunu engelleyemeyecektir.”

 

-Türkiye Cumhuriyeti bir yıldız gibi parlıyor-

Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde bulunduğu bölgede bir yıldız gibi parladığını vurgulayan Bayraktar, “hiçbir kuvvet bu yıldızı söndüremeyecektir. Birlik ve beraberliğimiz devam ettikçe, sadece içinde bulunduğumuz bölgenin değil, tüm dünyanın yıldızı olmayı sürdüreceğiz. Yeter ki siyasi görüş fark etmeksizin Türkiye’nin bugününe ve yarınına sahip çıkalım” dedi. 

Bayraktar, gücünü milletten alan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet yaşayacağını belirtti.