Tarım ve gıdada ihracat geçen yıla göre iyi başladı


“Sebze ihracatı yüzde 59,2 artışla 98,2, meyve ihracatı yüzde 9,1 artışla 322,2, hububat, un, nişasta ve pastacılık ürünleri ihracatı yüzde 19,3 artışla 129, sebze ve meyvelerden elde edilen ürünlerin ihracatı yüzde 5 artışla 140,2 milyon dolara ulaştı”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Ocak ayında ihracat yüzde 14,4 artışla 1 milyar 369,2 milyon dolara, ithalat yüzde 9,8 artışla 885,7 milyon dolara çıktı”

 -“2016 yılı Ocak ayında 390,2 milyon dolar olan dış ticaret fazlası 2017 yılı Ocak ayında 483,5 milyon dolara yükseldi”

-“Sebze ihracatı yüzde 59,2 artışla 98,2, meyve ihracatı yüzde 9,1 artışla 322,2, hububat, un, nişasta ve pastacılık ürünleri ihracatı yüzde 19,3 artışla 129, sebze ve meyvelerden elde edilen ürünlerin ihracatı yüzde 5 artışla 140,2 milyon dolara ulaştı”

-“Rusya ambargosundan mağdur olan üreticimiz, ihracat artışıyla umutlanmıştır”

-“İhracattaki düzelmenin üreticiye de olumlu yansımasını, çiftçimize üretimi sürdürebileceği bir gelir sağlamasını bekliyoruz”

-“Mevcut pazarlar zorlanarak yeni pazarlar bulunarak ihracattaki artışın devamının sağlanması gerekiyor”

 Ankara – 28.02.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım ve gıdada ihracatın geçen yıla göre iyi başladığını bildirerek, “Ocak ayında ihracat yüzde 14,4 artışla 1 milyar 369,2 milyon dolara, ithalat yüzde 9,8 artışla 885,7 milyon dolara çıktı” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2016 yılı Ocak ayında 1 milyar 197 milyon dolar olan tarım ve gıda ihracatının 2017 yılı Ocak ayında 172,2 milyon dolar artışla 1 milyar 369,2 milyon dolara, aynı dönemde, ithalatın ise 806,8 milyon dolardan 78,9 milyon dolar artışla 885,7 milyon dolara yükseldiğini belirtti. 

Önemli ihraç ürünlerinde sebzede ihracatın yüzde 59,2 artışla 98,2, meyvede yüzde 9,1 artışla 322,2, hububat, un, nişasta ve pastacılık ürünlerinde yüzde 19,3 artışla 129, sebze ve meyvelerden elde edilen ürünlerde yüzde 5 artışla 140,2 milyon dolara ulaştığını vurgulayan Bayraktar, önemli ithalat ürünlerinden hububatta ithalatın yüzde 4,2 artışla 72,3, yağlı tohumlarda yüzde 2 artışla 116,3, hayvansal ve bitkisel yağlarda yüzde 10,1 artışla 136,3 milyon dolara çıktığını bildirdi.

Tarım ve gıdada dış ticaret fazlasının Ocak ayında yüzde 23,9 artışla 390,2 milyon dolardan 483,5 milyon dolara yükseldiğini vurguladı.

 

-Mevcut pazarlar zorlanmalı yeni pazarlar bulunmalı-

Rusya, Irak başta olmak üzere çevre ülkelerde yaşanan ekonomik sıkıntılar, iç karışıklıklar nedeniyle ihracat pazarlarında görülen daralmanın ardından Ocak ayındaki ihracat artışının önem taşıdığını, mevcut pazarlar zorlanarak yeni pazarlar bulunarak ihracattaki artışın devamının sağlanması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Rusya’ya, 2015 yılında 1 milyon 284 bin yaş sebze ve meyve ihracatı karşılığında 875 milyon 476 bin dolar ihracat geliri elde edilmişti. 2016 yılında ambargonun etkisiyle yaş sebze ve meyve ihracatı, miktar olarak 559 bin 565 tona, değer olarak 331 milyon 806 bin dolara geriledi. Bu ülkeye ihracatımız miktar bazında yüzde 56,4, değer bazında yüzde 62,1 azaldı.

 

-Rusya’ya yaş sebze ve meyve ihracatı miktar bazında yüzde 366,6,

değer bazında yüzde 246,6 arttı-

2016 Ocak ayında, 15 bin 882 ton yaş sebze meyve ihracatı karşılığında 10 milyon 914 bin dolar gelir elde edilmişti. Kısmen de olsa ambargonun kalkmasıyla, 2017 yılı Ocak ayında 74 bin 109 ton yaş sebze meyve ihracatı karşılığında 37 milyon 831 bin dolara yükseldi. Ocak ayında Rusya’ya yapılan ihracatımız miktar bazında yüzde 366,6, değer bazında ise yüzde 246,6 artış göstermiştir. İhracatta görülen artış Rusya’nın portakal ve mandalinada ambargoyu kaldırmasından kaynaklanmaktadır. Her ne kadar şeftali ve erikte de ambargo kaldırılmış olsa da hasat dönemi olmaması nedeniyle henüz rakamlara yansımamıştır. Rusya’ya ocak ayında yapılan yaş sebze meyve ihracatının miktar bazında yüzde 99,1’i, değer bazında ise yüzde 98,7’sini narenciye oluşturmuştur.”

2016 yılında Rusya ambargosundan mağdur olan üreticinin ihracat artışıyla umutlandığını belirten Bayraktar, “başta taze sebze ve meyve, kanatlı sektörü olmak üzere, çoğu üründe ihracat, sektörümüz açısından çok önemlidir. İhracattaki tıkanma iç piyasayı da etkilemekte, tarımda arz fazlası yaratarak üretici fiyatlarını düşürmekte; çiftçimiz üretimi sürdüremez hale gelmektedir. İhracattaki düzelmenin üreticiye de olumlu yansımasını, çiftçimize üretimi sürdürebileceği bir gelir sağlamasını bekliyoruz” dedi.

Taş çekirdekli meyvelerin ekonomiye katkısı 5,6 milyar lira


“Değer olarak toplam meyve üretiminin yüzde 13,7’sini, toplam bitkisel üretimin yüzde 4,7’sini karşılayan 5 meyvede Türkiye, dünya üretiminin yüzde 6,3’ünü gerçekleştiriyor”
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: -“Taş çekirdekliler olarak sınıflandırılan kayısı, kiraz, vişne, şeftali ve erik ülke ekonomimize 5,6 milyar lira bırakıyor”

-“Değer olarak toplam meyve üretiminin yüzde 13,7’sini, toplam bitkisel üretimin yüzde 4,7’sini karşılayan 5 meyvede Türkiye, dünya üretiminin yüzde 6,3’ünü gerçekleştiriyor”

-“Türkiye, kayısı ve kiraz üretiminde 1’inci, vişnede 2’inci, şeftali ve erikte 6’ıncı sırada bulunuyor”

-“İhracatta kuru kayısıda dünya birincisi olan Türkiye, kirazda ABD ve Şili’nin ardından üçüncü sırada yer alıyor”

-“Bu ürünlerde belli bir fiyat istikrarı sağlanmalı, çiftçi düzenli bir gelire kavuşmalıdır. Üreticinin zarar etmesi önlemelidir”

 

Ankara –27.02.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, taş çekirdekliler olarak adlandırılan ve ekonomik açıdan önem arz eden meyvelerden kayısı, kiraz,  vişne, şeftali ve eriğin ülke ekonomisine 5,6 milyar lira bıraktığını bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, taş çekirdekli meyvelerin ülke meyveciliğinde önemli bir yere sahip olduğunu, değer olarak toplam meyve üretiminin yüzde 13,7’sini, toplam bitkisel üretimin yüzde 4,7’sini karşılayan 5 meyvede, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) rakamlarına göre, Türkiye’nin dünya üretiminin yüzde 6,3’ünü gerçekleştirdiğini vurguladı.

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“Dünya nüfusunun sadece yüzde 1,1’ini barındırmasına rağmen Türkiye, dünya üretiminin taş çekirdekli meyvelerden kirazda yüzde 22,2’sini, kayısıda yüzde 20,1’ini vişnede yüzde 12,7’sini, şeftalide yüzde 3,1’ini, erikte yüzde 2,6’sını gerçekleştiriyor. Türkiye,  kayısı ve kiraz üretiminde 1’inci, vişnede 2’inci, şeftali ve erikte 6’ıncı sırada bulunuyor.

2015 yılında Türkiye,1 milyar 790,5 milyon liralık kayısı, 1 milyar 794,4 milyon liralık kiraz, 1 milyar 107,2 milyon liralık şeftali, 579,1 milyon liralık erik, 360,4 milyon liralık vişne üretti. 5 taş çekirdekli üründe toplam üretim, 5 milyar 631,6 milyon lirayı buldu.”

 

-Kuru kayısıda rakipsiz-

Kuru kayısı ihracatında, Türkiye’nin dünyada açık ara ile birinci sırada olduğunun altını çizen Bayraktar, şöyle devam etti:

“Türkiye kuru kayısıda dünya ihracatının yüzde 80,6’sını elinde tutuyor. Kirazda Türkiye, dünya ihracatının yüzde 9,4’ünü, vişnede yüzde 0,4’ünü, şeftalide yüzde 1,1’ini, erikte yüzde 1,6’sını gerçekleştiriyor. Türkiye, taş çekirdekli bu beş üründe de net ihracatçıdır. 2016 yılında Türkiye, 289 milyon dolarlık kuru kayısı, 24,3 milyon dolarlık taze kayısı, 182,5 milyon dolarlık kiraz, 13,8 milyon dolarlık şeftali ihraç etti.

İhracatta Türkiye, kuru kayısıda 1’nci, kirazda 3’ncü, vişnede 26’ncı, şeftalide 18’nci ve erikte 16’ncı sırada bulunuyor.”

2005-2015 döneminde, toplam ağaç sayısının kirazda yüzde 234,1, vişnede 55,4, kayısıda yüzde 50,6, şeftalide yüzde 48,5, erikte yüzde 21,6 arttığını bildiren Bayraktar, “aynı dönemde üretimdeki artış, kirazda yüzde 188, kayısıda yüzde 172, vişnede yüzde 99,5, şeftalide yüzde 89, erikte yüzde 49,6 oldu” dedi.

 

-Taş çekirdekliler vitamin deposu-

Taş çekirdekli meyvelerde besin değerinin çok yüksek olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Kiraz, kalsiyum, fosfor ve C vitamini içerir. Diş çürümesini önlemede faydalıdır. İdrar söktürücüdür. Vücudun su dengesini sağlar. Erik, A ve C vitamini ile kalsiyum zenginidir. Bağırsak çalıştırıcı ve direnç artırıcıdır. Kayısı, A, B ve C vitamini içerir. Cilt, göz ve bağışıklık sistemine fayda sağlar. Kemik gelişimine katkı sağlar. Kansızlığa iyi gelir. Kas ve sinir sistemini güçlendirir. Vişne, A vitamini ve potasyumdan zengindir. İdrar söktürücüdür. Karaciğer ve mide üzerinde olumlu etkileri vardır. Şeftali, C vitamini, potasyum ve posadan zengindir. Hazmı kolaylaştırır. Sinir sistemine faydası vardır. Vücudun savunma sistemini güçlendirir.

Türkiye’nin, taş çekirdekli meyvelerin hepsinde üretimi çok daha artırma potansiyeli bulunuyor. Kuru kayısı ve kirazdaki önemli ihracat imkanını daha çok geliştirebilir, şeftali, vişne ve erikte de üretim ve ihracat potansiyelimizi zorlayabiliriz.”

 

-“Yapılması gerekenler”-

 Kayısı üretiminde ilkbahar geç donlarının üretime darbe vurduğunu, bu donlardan etkilenmeyecek geç çiçeklenen çeşitlerle bahçe tesisi kurulması ve dona karşı tedbir alınması gerektiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Üreticilerimizin mağduriyete uğramamaları için sigortalarını yaptırmaları çok önemlidir. Kayısı, kiraz, vişne, şeftali, erik birim değeri yüksek ürünler. Türkiye’nin ve üreticinin çok önemli gelir kaynaklarıdır. Bu ürünlerde belli bir fiyat istikrarı sağlanmalı, çiftçi düzenli bir gelire kavuşmalıdır. Üreticinin zarar etmesi önlemelidir.

Özellikle dünyayı kuru kayısıyla besleyen Türkiye’nin bu ürüne özel bir önem vermesi, kayısıda hastalığa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Kirazda aşırı yağışlar meyvede çatlamaya neden olmaktadır. Bu zararın sigorta kapsamına alınması çok yerinde bir karar olmuştur.

5 meyvede de ürün işlenmesinde, üretici sanayicinin insafına terk edilmemeli, üretici örgütlenmesi sağlanmalıdır.

Rekabet için maliyetleri düşürecek önlemler alınmalıdır. Mevcut dış pazarlar elde tutulmalı, yeni pazarlar bulunmalıdır.”

Denizlerde servet yatıyor…


“Su ürünlerinde, 2007-2016 döneminde ihracatımız, hızlı bir artışla 273,1 milyon dolardan 744,7 milyon dolara çıksa da Çin 21…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Su ürünlerinde, 2007-2016 döneminde ihracatımız, hızlı bir artışla 273,1 milyon dolardan 744,7 milyon dolara çıksa da Çin 21, Norveç’in 10,8, Vietnam’ın 8 milyar dolar

ihracat yaptığı bu alanda hala kat edecek çok yolumuz var”

-“Pazar büyük. Dünyada ithal edilen su ürünlerinin değeri 140,6 milyar doları buluyor”

-“ABD’nin 20,3, Japonya’nın 14,8, Çin’in 8,5, İspanya’nın 7,1, Fransa’nın 6,7, Almanya ve İtalya’nın 6,2’şer, İsveç’in 4,8, İngiltere’nin 4,6, Güney Kore’nin 4,3 milyar dolar ithalat yaptığı bir ortamda dört denize kıyısı olan, üç tarafı denizlerle kaplı Türkiye’ye 744,7 milyon dolarlık ihracat bize yakışmıyor”

-“Dünyada su ürünleri talebi sürekli artıyor. 2012 yılında 128,9 milyar dolar olan ithalat miktarı, 2013 yılında 133,3, 2014 yılında 140,6 milyar dolara çıktı. Yıllık artışın 7 milyar

dolarları aştığı bir ortamda Türkiye çok daha fazla pay almalıdır”

-“Uluslararası sularda avcılığın yapılabilmesi için gerekli girişimlerin ve bu yönde yatırımların yapılması su ürünleri sektörümüz için büyük önem taşımaktadır”

 

Ankara –26.02.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türk insanı olarak yönümüzü denizlere dönmemiz gerektiğini, zenginliğin denizde yattığını bildirerek, “avcılık ve yetiştiricilikle, açık deniz balıkçılığıyla su ürünleri üretimimizi çok daha fazlaya çıkarmamız mümkündür. Su ürünlerinde, 2007-2016 döneminde ihracatımız, hızlı bir artışla 273,1 milyon dolardan 744,7 milyon dolara çıksa da Çin 21, Norveç’in 10,8, Vietnam’ın 8 milyar dolar ihracat yaptığı bu alanda hala kat edecek çok yolumuz var” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, sudaki gıda kaynaklarının dünyada büyük gıda rezervleri olarak kabul gördüğünü, üç tarafı denizlerle çevrili,dört denize kıyısı olan Türkiye’nin, göl, gölet, baraj gölü, akarsu ve kaynak suları mevcudiyetiyle önemli bir su ürünleri potansiyeli bulunduğunu belirtti. Yaklaşık 26 milyon hektar büyüklüğüyle Türkiye’nin sahip olduğu su ürünleri alanlarının orman yüzölçümünden fazla bir yeri kapladığını vurgulayan Bayraktar, 8 bin 333 kilometrelik kıyı şeridine, göl, gölet, baraj göllerine, akarsularına rağmen su ürünlerinde potansiyelini yeterince kullanmadığını bildirdi.

 

-Çin, 17,1 milyon ton avcılık, 45,5 milyon tonluk yetiştiricilikle ilk sırada-

 

Dünyada çok sayıda ülkenin su ürünlerinden çok büyük tutarlarda gelir ettiklerini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Su ürünleri üretimi, 2010-2014 döneminde dünyada 148,2 milyon tondan 167,3 milyon tona çıktı. Bunda avcılığın payı yüzde 55,9 iken, yetiştiriciliğin payı yüzde 44,1’e yükseldi. Dünyada 2014 yılında avcılıkla 93,5 milyon ton, yetiştiricilikle 73,8 milyon ton su ürünleri üretimi yapıldı. Avcılıkta ilk sırayı 17,1 milyon tonla Çin alırken, Endonezya 6,4 milyon tonla ikinci, ABD 4,9 milyon tonla üçüncü sırada yer aldı. Bu ülkeleri, 4,7 milyon tonla Hindistan, 4,2 milyon tonla Rusya, 4,1 milyon tonla Myanmar, 3,7 milyon tonla Japonya, 3,6 milyon tonla Peru, 2,9 milyon tonla Vietnam, 2,4 milyon tonla Filipinler, 2,3 milyon tonla Norveç, 2,2 milyon tonla Şili, 1,8 milyon tonla Tayland, 1,7 milyon tonla Güney Kore, 1,6 milyon tonla Bangladeş izledi. Yetiştiricilikte Çin 45,5 milyon tonla açık farkla birinci durumda. Bu ülkeyi, 4,9 milyon tonla Hindistan, Endonezya 4,3 milyon tonla üçüncü sırada bulunuyor. Bu ülkeleri 3,4 milyon tonla Vietnam, 2 milyon tonla Bangladeş, 1,3 milyon tonla Norveç, 1,2 milyon tonla Şili, 1,1 milyon tonla Mısır, 962 bin tonla Myanmar, 935 bin tonla Tayland, 788 bin tonla Filipinler, 657 bin tonla Japonya, 562 bin tonla Brezilya, 480 bin tonla Güney Kore, 426 bin tonla ABD takip etti.

Türkiye, avcılıkta 302 bin tonla 45’nci, yetiştiricilikte 235 bin tonla 22’nci sırayı aldı. Ülke olarak, 2015 yılında su ürünleri avcılığından elde edilen üretim 302 bin tondan yüzde 49,5 artışla 432 bin tona, yetiştiricilikte yüzde 2,2 artışla 235 bin tondan 240 bin tona çıktı.

 

-Karadeniz’in payı yüzde 80,6-

 

Bölgeler bazında, su ürünleri avcılığında ilk sırayı yüzde 60,8 ile Doğu Karadeniz Bölgesi’nin aldığını, bu bölgeyi yüzde 19,8 ile Batı Karadeniz, yüzde 8,9 ile Ege, yüzde 8 ile Marmara ve yüzde 2,5 ile Akdeniz Bölgelerinin izlediği, Karadeniz’in payının yüzde 80,6’yı bulduğu bilgisini veren Bayraktar, “avcılığın 2011-2014 döneminde 515 bin tondan 302 bin tona indi. 2015 yılında 432 bin tona çıktı. Yetiştiricilik 2011-2015 döneminde 189 bin tondan 240 bin tona yükseldi. 2011 yılında 704 bin ton olan su ürünleri üretimimiz, 2012’de 645 bin tona, 2013’de 608 bin tona, 2014’de ise 537 bin tona geriledikten sonra 2015’de yüzde 25,1 artışla 672 bintona yükseldi. Toplam su ürünleri üretimimizin yüzde 51,4’ünü deniz balıkları, yüzde 7,7’sini diğer deniz ürünleri, yüzde 5,1’ini iç su ürünleri ve yüzde 35,8’ini yetiştiricilik ürünleri oluşturmaktadır” dedi.

 

-Yıllar itibarıyla ihracat-ithalat rakamları-

 

Su ürünleri tüketiminin insan sağlığı için çok faydalı olduğunu, dünyadaki tüketiminin hızla arttığın bildiren Bayraktar, Türkiye’nin su ürünlerinde 2007’de 273,1, 2008’de 383,3, 2009’da 318,1, 2010’da 312,9, 2011’de 395,3, 2012’de 413,7, 2013’de 521, 2014’de 630, 2015’de 647,5, 2016 yılında ise yüzde 15 artışla 744,7 milyon dolarlık ihracat yaptığını belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, su ürünlerinde Türkiye’nin ithalatının 2007’de 96,6, 2008’de 119,8, 2009’da 105,9, 2010’da 133,8, 2011’de 173,9, 2012’de 176,5, 2013’de 186,2, 2014’de 193,5, 2015’de 244,4, 2016 yılında ise yüzde 28,6 düşüşle 174,6 milyon dolarda kaldığına dikkati çekti.

 

-Çin 8,5 milyar dolarlık su ürünü ithal ediyor, 21 milyar dolarlık satıyor-

 

Dünyada ithal edilen su ürünlerinin değerinin 140,6 milyar doları bulduğunu, pazarın büyük olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Su ürünlerinde, 2007-2016 döneminde ihracatımız, hızlı bir artışla 273,1 milyon dolardan 744,7 milyon dolara çıksa da Çin 21, Norveç’in 10,8, Vietnam’ın 8 milyar dolar ihracat yaptığı bu alanda hala kat edecek çok yolumuz var. Pazar büyük ama bizim pazardan aldığımız pay çok küçük. Çin, Norveç, Vietnam’ı, ihracatta 6,6 milyar dolarla Tayland, 6,1 milyar dolarla ABD, 5,8 milyar dolarla Şili, 5,6 milyar dolarla Hindistan, 4,8 milyar dolarla Danimarka, 4,6 milyar dolarla Hollanda, 4,5 milyar dolarla Kanada izliyor. Türkiye, bu pazardan sadece yüzde 0,47 pay alıyor.

ABD’nin 20,3, Japonya’nın 14,8, Çin’in 8,5, İspanya’nın 7,1, Fransa’nın 6,7, Almanya ve İtalya’nın 6,2’şer, İsveç’in 4,8, İngiltere’nin 4,6, Güney Kore’nin 4,3 milyar dolar ithalat yaptığı bir ortamda, dört denize kıyısı olan, üç tarafı denizlerle kaplı Türkiye’ye 744,7 milyon dolarlık ihracat bize yakışmıyor.

Su ürünleri talebi sürekli artıyor. 2012 yılında 128,9 milyar dolar olan ithalat miktarı, 2013 yılında 133,3, 2014 yılında 140,6 milyar dolara çıktı. Yıllık artışın 7 milyar dolarları aştığı bir ortamda Türkiye çok daha fazla pay almalıdır.”

 

-“Avcılık kıyı balıkçılığına dayanıyor”-

 

Türkiye’de denizlerden avcılıkla yapılan üretimin kıyı balıkçılığına dayandığını, yeterli altyapı oluşturulamadığı için açık deniz balıkçılığının yeterince yapılamadığını, bundan dolayı kıyı sularında av baskısının yoğun olarak görüldüğünü belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ülkemizde uzun süreli açık deniz balıkçılığı yapabilecek, avladığı su ürünlerini işleyip, depolayabilecek bir filo kapasitesi bulunmamaktadır. Uluslararası sularda avcılığın yapılabilmesi için gerekli girişimlerin ve bu yönde yatırımların yapılması su ürünleri sektörümüz için büyük önem taşımaktadır.

 

-Bazı ülkeler gemi inşasına, ucuz yakıt teminine, tayfa ücretlerine

destek veriyorlar-

 

Japonya, İspanya, Güney Kore, Çin Tayvan, ABD, İtalya, Fransa ve Rusya gibi ülkeler açık denizlerde avcılık yapılmasını teşvik için gemi inşasına, ucuz yakıt teminine ve tayfa ücretlerinin iyileştirilmesi amacıyla destek veriyorlar. Bu sayede bazı ülkeler açık deniz balıkçılığı yapan bir filo kapasitesine sahip olmuşlardır. Bu ülkelerin balıkçı gemileri aylarca denizde avcılık yapıp, avladıkları ürünleri işleme ve dondurma kapasitesine sahiptir.

Sürdürülebilir su ürünleri üretimi ülkemizde ana politika olmalı ve bu politika çerçevesinde gerekli stratejiler ile kısa, orta ve uzun vadeli eylem planları ve hedefler belirlenmelidir.

Sektörün gelişmesi için destekler artırılmalı ve teşvikler verilmelidir.

Kaynakların rasyonel kullanılabilmesi için su ürünleri eğitim merkezleri kurularak, eğitimler yapılmalı ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmelidir.

Bakanlık taşra teşkilatında kıyı illeri ile sektörün yoğun faaliyet gösterdiği illerde su ürünleri şube müdürlükleri kurulmalıdır.

Su ürünleri sektöründe aracı ve kabzımal yoluyla dağıtım yapıldığı için pazar ve fiyat oluşumunda sorunlar ortaya çıkmaktadır. Piyasa düzenlemede sorumluluk alacak bir kuruma ihtiyaç duyuluyor. Et ve Süt Kurumu bu konuda devreye girmelidir.

Su ürünleri sektöründe örgütlenme yapısı mutlaka güçlendirilmelidir.

Balıkçılıkta arz-talep dengesi oluşturularak, sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması gereklidir.

Balıkçılık sektöründeki ürünlere yönelik dondurma, tuzlama, konserve ve paketleme ünitesi içeren işleme tesislerinin kurulması ekonomik anlamda sektöre katkı sağlayacaktır.

Ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketimi dünya ortalamasının altındadır. Bunun artırılması için gerekli tedbirler alınmalıdır.”

Orta Kuzey Anadolu Bölgesi Ziraat Odaları Başkanları Ankara’da toplandı


“2017 yılında daha büyük atılımlar yapacağız, hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz, alanda eğitim çalışmalarına hız vereceğiz”
-Orta Kuzey Anadolu Bölgesi Ziraat Odaları Başkanları Ankara’da toplandı
-Ziraat Odası Başkanları, TZOB Eğitim Semineri’ne katıldı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:  “Ziraat Odaları olarak her alanda çok büyük mesafeler kat ettik”

-“2017 yılında daha büyük atılımlar yapacağız, hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz, alanda eğitim çalışmalarına hız vereceğiz” 


Ankara – 24.02.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ankara’da toplanan Orta Kuzey Anadolu Bölgesi Ziraat Odaları Başkanlarıyla bir araya geldi.
Bayraktar, TZOB Otel’de düzenlenen “TZOB Eğitim Seminerleri”nin dokuzuncu toplantısında, Orta Kuzey Anadolu Bölgesi Ziraat Odalarının başkanlarına hitabında, Ziraat Odaları olarak her alanda çok büyük mesafeler kat ettiklerini, Odaların yüzde 60’dan fazlasının kendi hizmet binasına kavuştuğunu, Ziraat Odalarına ait 75’in üzerinde toprak analiz laboratuvarı olduğunu, ürün, girdi satış mağazaları, ürün işleme fabrikaları açan çok sayıda Ziraat Odası bulunduğunu, makine parkına sahip Oda sayısının 250’ye yaklaştığını, yüzlerce Ziraat Odası’nın tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti verdiğini bildirdi.
Şemsi Bayraktar, çiftçi örgütü olarak, çiftçinin her sorununu gündeme taşıyan, çözümü için mücadele eden Ziraat Odaları’nın her geçen yıl hizmet birimlerini artırarak çiftçiye daha fazla ulaştığını ve hizmet ettiğini belirtti.
Bayraktar, “2017 yılında daha büyük atılımlar yapacağız, hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz, alanda eğitim çalışmalarına hız vereceğiz” dedi.

Ankara, Bilecik, Bolu, Çankırı, Çorum, Düzce, Eskişehir, Kırıkkale, Kırşehir, Kütahya ile Yozgat’tan oluşan Orta Kuzey Anadolu Bölgesi’nde 113 Ziraat Odası faaliyet gösteriyor.

TZOB Eğitim Semineri’nde Oda Başkanlarına hukuk, odalar organizasyon, muhasebe, personel, tescil, SGK, aidat uygulamaları, ZOBİS ve bilgi işlem uygulamaları, medya ve medya ile ilişkilerin yönetimi, teftiş ve yönetimde protokol konularında ayrıntılı bilgi verildi. 
Seminerde Oda Başkanlarının görüş ve önerileri alındı, bölge sorunları masaya yatırıldı. 
Ziraat Odası Başkanlarıyla yapılan toplantılarının ardından Oda personellerine yönelik yapılacak TZOB Eğitim Seminerleri, 28 Mart 2017 tarihine kadar sürecek.
TZOB Yönetim Kurulu Başkanvekili, Orta Kuzey Anadolu Bölgesi Temsilcisi Nejat Gamzeli toplantıda hazır bulundu.

Kredi ve elektrik borçlarının yapılandırılması üreticimizi rahatlatacaktır


“Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan takip hesaplarında izlenen tarımsal kredi borçlarının 5 yıl …

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan takip hesaplarında izlenen tarımsal kredi borçlarının 5 yıl vadeyle yapılandırılması borçlu çiftçimizi rahatlatacak, üretimde kalmasını sağlayacak”

-“Bu düzenlemeden önce borçlarını yapılandıran ve ödemeleri devam eden borçlular, talep etmeleri halinde, bu düzenlemenin taksitlendirmeye ilişkin hükümlerinden kalan borç tutarı esas alınarak yararlandırılacak”

-“Tarımsal kredi borçları konusundaki açıklamalarımız, sık sık yetkilileri uyarmamız kanunun çıkmasında etkili oldu. Yapılandırma olmasaydı borçlar çevrilemeyecek hale gelecekti”

-“Tarımsal sulamada kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan borçların 18 eşit takside kadar varan taksitlerle yapılandırılması da çiftçimizin önemli bir sorununu çözecek”

-“Sulamada elektrik giderleri çiftçimiz için önemli bir yük haline geldi. Elektrikteki yüzde 18’lik KDV ile fon ve paylar kaldırılmalı, birim fiyatı düşürülmeli, üreticimizin elektrik maliyeti düşürülmelidir”

-“Hayvancılık işletmeleri, kültür balıkçılığı ve kümes hayvanları çiftliği, tarımsal amaçlı soğuk hava depolarında kullanılanelektrik de tarımsal sulama abone grubu tarifesine dahil edilmeli, maliyetler aşağı çekilmelidir” 

 Ankara – 24.02.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan ve 31 Aralık 2016 tarihi itibarıyla takip hesaplarında izlenen tarımsal kredi borçlarının 5 yıl vadeyle yapılandırılmasının borçlu çiftçiyi rahatlatacağını, üretimde kalmasını sağlayacağını bildirdi.

Bayraktar, “Tarımsal kredi borçları konusundaki açıklamalarımız, sık sık yetkilileri uyarmamız kanunun çıkmasında etkili oldu. Yapılandırma olmasaydı borçlar çevrilemeyecek hale gelecekti. Tarımsal sulamada kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan borçların 18 eşit takside kadar varan taksitlerle yapılandırılması da çiftçimizin önemli bir sorununu çözecek” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, TBMM’de kabul edilen torba kanuna göre, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan ve 31 Aralık 2016 tarihi itibarıyla takip hesaplarında izlenen tarımsal kredi alacaklarının, kanun yürürlüğe girdiği tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine başvuruda bulunulması kaydıyla yeniden yapılandırılacağını belirtti.

 

-Yüzde 11’lik faizin yüzde 5’ini çiftçi karşılayacak-

 Borçlara uygulanan faizin yüzde 11 ile sınırlandırılacağını ve bunun yüzde 6’sının Hazine, yüzde 5’inin çiftçi tarafından karşılanacağını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Yapılandırmaya esas tutarın defaten ödenmesi veya taksitlendirilmesi halinde ilk taksit, 2017 yılının Ekim ayı sonuna kadar, izleyen taksitler 2018 yılının Ekim ayından başlamak üzere her yıl tekabül ettiği ayda toplam beş taksitte ödenecek.

Bu düzenlemeden önce borçlarını yapılandıran ve ödemeleri devam eden borçlular, talep etmeleri halinde, bu düzenlemenin taksitlendirmeye ilişkin hükümlerinden kalan borç tutarı esas alınarak yararlandırılacak. Bu düzenlemeden yararlanılması için dava açılmaması veya açılmış davalardan vazgeçilmesi şartı aranacak.

Yapılandırılan alacakların taksitlerinden herhangi birisinin vadesinde ödenmemesi halinde, borçlu, ödenmeyen tutarın 90 gün içinde faiziyle birlikte ödenmesi şartıyla düzenlemeden yararlanılmaya devam edecek. Ancak taksitlerin bu sürede de ödenmemesi durumunda, yeniden yapılandırma iptal edilerek, banka veya Tarım Kredi Kooperatifleri mevzuatı doğrultusunda borcun tamamı muaccel hale gelecek.”

 

-Elektrik borçları da yapılandırılıyor-

Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin (TEDAŞ) elektrik tüketiminden kaynaklanan borçlardan, vadesi 15 Şubat 2017 tarihi itibarıyla geldiği halde düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş olan borçların yeniden yapılandırılacağını belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“TEDAŞ’ın tarımsal sulamada kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan borçlardan, vadesi 15 Şubat 2017 tarihi itibarıyla geldiği halde ödenmemiş olan borçlar da yeniden yapılandırılacak. Borçlu, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar, elektrik dağıtım şirketine iletilmek üzere TEDAŞ’a yazılı başvuruda bulunacak ve ilk taksidi 2017 yılının Ekim ayının sonuna kadar ödeyecek.

TEDAŞ’a ait olup tahsilatı özelleştirilen elektrik dağıtım/perakende satış şirketlerince sürdürülen alacaklar da bu hükümlerden yararlanacak.

Hesaplanan tutarın ilk taksit ödeme süresi içinde tamamen ödenmesi halinde, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için faiz uygulanmayacak; yurtiçi üretici fiyatları endeksi aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar üzerinden ayrıca yüzde 50 indirim yapılacak.

Borçlu; 6, 9, 12 veya 18 eşit taksit ödeme seçeneklerinden birisini seçecek.

İlk iki taksidin süresinde tam ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi halinde, bu düzenlemeden yararlanma hakkı kaybedilecek.

Ödenecek alacaklarla ilgili olarak, tatbik edilen hacizler yapılan ödemeler nispetinde kaldırılacak. Bu düzenlemeden yararlanmak için borçluların dava açmamaları veya açılan davalardan vazgeçmeleri şart olacak.

Bu düzenlemeden önce dava konusu edilen veya icra takibi başlatılan alacaklar için borçlunun bu düzenlemeden yararlanmak için başvuruda bulunması halinde davalar sonlandırılacak, icra ve takip işlemleri durdurulacak.”

Tarımsal sulamada elektrik giderlerinin çiftçi için önemli bir yük haline geldiğini bildiren Bayraktar, “elektrikteki yüzde 18’lik KDV ile fon ve paylar kaldırılmalı, birim fiyatı düşürülmeli, üreticimizin elektrik maliyeti düşürülmelidir. Hayvancılık işletmeleri, kültür balıkçılığı ve kümes hayvanları çiftliği, tarımsal amaçlı soğuk hava depolarında kullanılan elektrik de tarımsal sulama abone grubu tarifesine dahil edilmeli, maliyetler aşağı çekilmelidir” dedi.

Bayraktar, zirai kazanç elde edenlerin de gelir vergisini düzenli ödeyenlere getirilen yüzde 5 vergi indiriminden yararlanacağını bildirdi.

Marmara Bölgesi Ziraat Odaları Başkanları Ankara’da toplandı


“2017 yılında daha büyük atılımlar yapacağız, hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz, alanda eğitim çalışmalarına hız vereceğiz”

-Marmara Bölgesi Ziraat Odaları Başkanları Ankara’da toplandı

-Ziraat Odası Başkanları, TZOB Eğitim Semineri’ne katıldı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ziraat Odaları olarak her alanda çok büyük mesafeler kat ettik”

-“2017 yılında daha büyük atılımlar yapacağız, hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz, alanda eğitim çalışmalarına hız vereceğiz”

 

Ankara – 22.02.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ankara’da toplanan Marmara Bölgesi Ziraat Odaları Başkanlarıyla bir araya geldi.

Bayraktar, TZOB Otel’de düzenlenen “TZOB Eğitim Seminerleri”nin sekizinci toplantısında, Marmara Bölgesi Ziraat Odalarının başkanlarına hitabında, Ziraat Odaları olarak her alanda çok büyük mesafeler kat ettiklerini, Odaların yüzde 60’dan fazlasının kendi hizmet binasına kavuştuğunu, Ziraat Odalarına ait 75’in üzerinde toprak analiz laboratuvarı olduğunu, ürün, girdi satış mağazaları, ürün işleme fabrikaları açan çok sayıda Ziraat Odası bulunduğunu, makine parkına sahip Oda sayısının 250’ye yaklaştığını, yüzlerce Ziraat Odası’nın tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti verdiğini bildirdi.

Şemsi Bayraktar, çiftçi örgütü olarak, çiftçinin her sorununu gündeme taşıyan, çözümü için mücadele eden Ziraat Odaları’nın her geçen yıl hizmet birimlerini artırarak çiftçiye daha fazla ulaştığını ve hizmet ettiğini belirtti.

Bayraktar, “2017 yılında daha büyük atılımlar yapacağız, hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz, alanda eğitim çalışmalarına hız vereceğiz” dedi.

İstanbul, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Edirne, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ ile Yalova’dan oluşan Marmara Bölgesi’nde 96 Ziraat Odası faaliyet gösteriyor.

TZOB Eğitim Semineri’nde Oda Başkanlarına hukuk, odalar organizasyon, muhasebe, personel, tescil, SGK, aidat uygulamaları, ZOBİS ve bilgi işlem uygulamaları, medya ve medya ile ilişkilerin yönetimi, teftiş ve yönetimde protokol konularında ayrıntılı bilgi verildi.

Seminerde Oda Başkanlarının görüş ve önerileri alındı, bölge sorunları masaya yatırıldı.

Ziraat Odası Başkanlarıyla yapılan toplantılarının ardından Oda personellerine yönelik yapılacak TZOB Eğitim Seminerleri, 28 Mart 2017 tarihine kadar sürecek.

TZOB Yönetim Kurulu Üyesi, Marmara Bölgesi Temsilcisi Hüseyin Darcan toplantıda hazır bulundu.

Orta Güney Anadolu Bölgesi Ziraat Odaları Başkanları Ankara’da toplandı


“2017 yılında daha büyük atılımlar yapacağız, hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz, alanda eğitim çalışmalarına hız vereceğiz”
-Orta Güney Anadolu Bölgesi Ziraat Odaları Başkanları Ankara’da toplandı
-Ziraat Odası Başkanları, TZOB Eğitim Semineri’ne katıldı
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ziraat Odaları olarak her alanda çok büyük mesafeler kat ettik”
-“2017 yılında daha büyük atılımlar yapacağız, hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz, alanda eğitim çalışmalarına hız vereceğiz”
 
Ankara – 20.02.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ankara’da toplanan Orta Güney Anadolu Bölgesi Ziraat Odaları Başkanlarıyla bir araya geldi.
Bayraktar, TZOB Otel’de düzenlenen “TZOB Eğitim Seminerleri”nin yedinci toplantısında, Orta Güney Anadolu Bölgesi Ziraat Odalarının başkanlarına hitabında, Ziraat Odaları olarak her alanda çok büyük mesafeler kat ettiklerini, Odaların yüzde 60’dan fazlasının kendi hizmet binasına kavuştuğunu, Ziraat Odalarına ait 75’in üzerinde toprak analiz laboratuvarı olduğunu, ürün, girdi satış mağazaları, ürün işleme fabrikaları açan çok sayıda Ziraat Odası bulunduğunu, makine parkına sahip Oda sayısının 250’ye yaklaştığını, yüzlerce Ziraat Odası’nın tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti verdiğini bildirdi.
Şemsi Bayraktar, çiftçi örgütü olarak, çiftçinin her sorununu gündeme taşıyan, çözümü için mücadele eden Ziraat Odaları’nın her geçen yıl hizmet birimlerini artırarak çiftçiye daha fazla ulaştığını ve hizmet ettiğini belirtti.
Bayraktar, “2017 yılında daha büyük atılımlar yapacağız, hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz, alanda eğitim çalışmalarına hız vereceğiz” dedi.
Afyonkarahisar, Aksaray, Isparta, Karaman, Kayseri, Konya, Nevşehir, Niğde ve Uşak’tan oluşan Orta Güney Anadolu Bölgesi’nde 92 Ziraat Odası faaliyet gösteriyor.
TZOB Eğitim Semineri’nde Oda Başkanlarına hukuk, odalar organizasyon, muhasebe, personel, tescil, SGK, aidat uygulamaları, ZOBİS ve bilgi işlem uygulamaları, medya ve medya ile ilişkilerin yönetimi, teftiş ve yönetimde protokol konularında ayrıntılı bilgi verildi.
Seminerde Oda Başkanlarının görüş ve önerileri alındı, bölge sorunları masaya yatırıldı.
Ziraat Odası Başkanlarıyla yapılan toplantılarının ardından Oda personellerine yönelik yapılacak TZOB Eğitim Seminerleri, 28 Mart 2017 tarihine kadar sürecek.
TZOB Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi, Orta Güney Anadolu Bölgesi Temsilcisi Mustafa Hepokur toplantıda hazır bulundu.

Tarım da olmasa işsizliği tutmak imkansızlaşacak


“Önünde sonunda toplulaştırma çalışmaları, arazi parçalanmasının önlenmesi ve makineleşmenin yaygınlaşmasıyla tarımda istihdam azalacak. Bunun tedbirlerinin şimdiden alınması gerekir”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: 

-“Yaz aylarında 1 milyona yakın ek istihdam yaratan tarım, büyük bir gelir kapısı oluyor”

-“Bu devirde 1 milyon ek istihdam sağlayan kaç sektör var”

-“Sanayileşme tam anlamıyla sağlanana kadar tarım istihdam kapısı olmaya devam edecek”

-“Önünde sonunda toplulaştırma çalışmaları, arazi parçalanmasının önlenmesi ve makineleşmenin yaygınlaşmasıyla tarımda istihdam azalacak. Bunun tedbirlerinin şimdiden alınması gerekir”

-“Tarımda çalışan sayısı 4,8-5,8 milyonlardan, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yüzde 5’lerin altına, 1,3-1,4 milyona indiğinde, açığa çıkacak 3,5-4,5 milyon çalışan ne olacak? Bu kadar insan işsizler ordusuna mı katılacak?”

-“Nüfus kırsalda tutulmalı, tarım dışında özellikle tarıma dayalı sektörlerde iş imkanları yaratılmalı, genç nüfusun kırsalı terk etmesi önlenmeli”

-“Yaz aylarında 5,8, kış aylarında 4,8 milyon istihdam sağlayan tarım, her türlü desteği hak ediyor”

 

Ankara – 20.02.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkenin en büyük sorunu olan işsizliğin, özellikle genç nüfusta büyük sıkıntılar yarattığını, tarım da olmasa işsizliği tutmanın neredeyse imkansızlaşacağını bildirerek, “yaz aylarında 1 milyona yakın ek istihdam yaratan tarım, büyük bir gelir kapısı oluyor. Bu devirde 1 milyon ek istihdam sağlayan kaç sektör var” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarımın, 2016 yılının Ocak ayında 4 milyon 812 bin, Şubat’ta 4 milyon 876 bin, Mart’ta 5 milyon 93 bin, Nisan’da 5 milyon 352 bin, Mayıs’ta 5 milyon 540 bin, Haziran’da 5 milyon 577, Temmuz’da 5 milyon 727 bin istihdam sağladığını, Ağustos ayında 5 milyon 760 istihdamla en yüksek noktaya ulaştığını belirtti. Eylül ayıyla birlikte, tarımdaki istihdamın, önemli ürünlerde hasadın sona ermesi ve mevsim koşulları nedeniyle yeniden azalışa geçtiğini, 5 milyon 657 bine indiğini vurgulayan Bayraktar, tarımın Ekim’de 5 milyon 305 bine, Kasım’da 5 milyon 53 bine düştüğünü bildirdi.

Tarımdaki istihdamın Aralık ayında da gerileyeceğini, Ocak-Şubat aylarında dip noktasına ineceğine dikkati çeken Bayraktar, Mart ayıyla birlikte tarımdaki istihdamın yeniden artışa geçeceğini belirtti.

Tarımsal faaliyetin en aza indiği Ocak-Şubat aylarıyla tarımsal faaliyetin zirveye ulaştığı Temmuz-Ağustos ayları arasında 1 milyona yakın tarımsal istihdam farkı olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarım, Ocak ve Mayıs aylarında toplam işsizliği 1,9, Şubat ve Mart aylarında 1,8, Nisan’da 1,7, Haziran’da 2, Temmuz ve Ekim aylarında 2,3, Ağustos ve Eylül aylarında 2,4 puan düşürdü. Son açıklanan Kasım ayı rakamlarına göre yüzde 14,1 olan işsizlik oranı tarım sayesinde yüzde 11,8’e indi. 

 

-Tarımda istihdam azalınca ne olacak?-

İstihdam içinde tarımın önemi sürüyor. Sanayileşme tam anlamıyla sağlanana kadar tarım istihdam kapısı olmaya devam edecek. Kasım ayında 27 milyon 67 bin olan istihdamın 5 milyon 53 bini tarımda çalıştı. Tarımsal faaliyetin önemli oranda azaldığı Kasım ayında bile tarımın istihdamdaki payı yüzde 18,7’yi buldu. Bu oran Ağustos ayında yüzde 21 düzeyindeydi. Önünde sonunda toplulaştırma çalışmaları, arazi parçalanmasının önlenmesi ve makineleşmenin yaygınlaşmasıyla tarımda istihdam azalacak. Bunun tedbirlerinin şimdiden alınması gerekir. Tarımda çalışan sayısı 4,8-5,8 milyonlardan, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yüzde 5’lerin altına, 1,3-1,4 milyona indiğinde, açığa çıkacak 3,5-4,5 milyon çalışan ne olacak? Kasım ayı rakamlarına göre ülkemizde 3 milyon 715 bin işsiz var. Hal böyleyken, bu kadar insan işsizler ordusuna mı katılacak? Nüfus kırsalda tutulmalı, tarım dışında özellikle tarıma dayalı sektörlerde iş imkanları yaratılmalı, genç nüfusun kırsalı terk etmesi önlenmeli.”

 

-İstihdamın üçte bire yakını tarım ve tarımla ilgili sektörlerden sağlanıyor-

 Bayraktar, en son açıklanan 2014 yılı rakamlarına göre, tarımın, gıda, içecek ve tütün imalatında 486 bin, tekstil ürünleri ve deri ve ilgili ürünlerde 511 bin, gıda içecek ve tütün toptan ticareti ile tarımsal hammadde ve hayvan toptan ticaretinde 270 bin, gıda içecek ve tütün perakende ticaretinde 604 bin, lokanta ve benzeri yerlerdeki yiyecek ve içecek hizmetlerinde 716 bin kişi istihdam sağladığını belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarım, kendi alanı dışında da doğrudan tarımla ilgili imalat ve ticaret sektöründe 2 milyon 587 bin istihdam yaratmaktadır. Bu rakamları da eklediğimizde tarımın yol açtığı istihdam yaz aylarında 8,4 milyona ulaşmaktadır. Ulaştırma, finans gibi alanlarda yapılan istihdam bu rakamlara dahil değildir. Bu da ülkede yaz aylarında 27,5 milyon olan toplam istihdamın yüzde 30’dan fazlasının tarımdan kaynaklandığını bize göstermektedir. Diğerlerini kattığımızda istihdamın üçte bire yakını tarım ve tarımla ilgili sektörlerden sağlanıyor. Yaz aylarında 5,8, kış aylarında 4,8 milyon istihdam sağlayan tarım, her türlü desteği hak ediyor.”

Küçükbaş hayvancılık ülkeye milyarlar kazandırır


“Veriler, bu topraklarda 67-68 milyon küçükbaş hayvan beslenebileceğini gösteriyor. Bu da 86 bin ton daha fazla kırmızı et, 1 milyon 64 bin ton daha fazla süt üretmek anlamına demektir”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Veriler, bu topraklarda 67-68 milyon küçükbaş hayvan beslenebileceğini gösteriyor. Bu da 86 bin ton daha fazla kırmızı et, 1 milyon 64 bin ton daha fazla süt üretmek anlamına demektir”

-“Bunun üretici fiyatı olarak karşılığı ette yaklaşık 2 milyar lira, sütte 2,3 milyar lirayı bulmaktadır. Toplam ek üretici geliri 4,3 milyar lira olur”

-“Anadolu’da çiftçimiz, tarımı tanımlarken, ‘buğday ile koyun, gerisi oyun’ der. Bu topraklar tahıl ve küçükbaş hayvan yetiştirmeye çok uygun olan topraklardır”

-“Küçükbaş hayvanlar, meradan en iyi şekilde yararlanabilir, merayı en iyi şekilde değerlendirir, yılın her döneminde merayı kullanabilir”

-“Büyükbaş hayvana eğilelim, onu geliştirelim derken, en önemli zenginliğimizi, bu coğrafyanın bize sunduğu en avantajlı üretim dalını yani küçükbaşı yeterince önemsemedik, ihmal ettik”

 

Ankara –  19.02.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, toplam hayvancılık içindeki payı, sığır eti ve sütü üretimindeki hızlı artış nedeniyle sürekli gerileyen küçükbaş hayvancılığın Türkiye’ye milyarlar kazandırabileceğini bildirdi.

Bayraktar, “veriler, bu topraklarda 67-68 milyon küçükbaş (koyun, keçi) hayvan beslenebileceğini gösteriyor. Bu da 86 bin ton daha fazla kırmızı et, 1 milyon 64 bin ton daha fazla süt üretmek anlamına demektir. Bunun üretici fiyatı olarak karşılığı ette yaklaşık 2 milyar lira, sütte 2,3 milyar lirayı bulmaktadır. Toplam ek üretici geliri 4,3 milyar lira olur” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye’de tarımın lokomotif alanı hayvancılıkta, 2015 yılı itibariyle sütten ete, deriden bala, tiftikten kıla birçok üründen elde edilen değerin 55,7 milyar lirayı bulduğunu, ülkenin 2016 yılı itibarıyla 14,1 milyon sığır, 142 bin manda, 31 milyon koyun, 10,3 milyon keçi varlığına sahip olduğunu belirtti. Yıllık olarak 2016’da, 18,5 milyon ton süt, 1,17 milyon ton kırmızı et üretildiğini vurgulayan Bayraktar, son yıllarda tekrar artışa geçse de, 2016 yılında hem koyun hem keçi sayısında azalma olduğunu, koyun ve keçi eti ile sütü üretiminde gerileme görüldüğü bilgisini verdi.

2016 yılında üretimin 2015 yılına göre, koyun etinde yüzde 17,5, keçi etinde yüzde 8,76, koyun sütünde yüzde 1,4, keçi sütünde yüzde 0,4 azaldığını, üretimin koyun etinde 100 bin tondan 82,5 bin tona, keçi etinde 34 bin tondan 31 bin tona, koyun sütünde 1 milyon 177 bin tondan 1 milyon 160 bin tona, keçi sütünde 481 bin tondan 479 bin tona indiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Süt ve et üretiminin yanı sıra hayvan sayısı da az da olsa geriledi. 2016 yılında koyun sayısı merinos koyunu dahil yüzde 1,7 düşüşle 31 milyon 508 bin baştan 30 milyon 984 bin başa, keçi sayısı tiftik keçisi dahil yüzde 0,7 gerilemeyle 10,4 milyon baştan 10 milyon 345 bin başa indi.

Ülkemizin özellikle küçükbaşta çok büyük bir potansiyeli var. Anadolu’da çiftçimiz tarımı tanımlarken, ‘buğday ile koyun, gerisi oyun’ der. Bu topraklar tahıl ve küçükbaş hayvan yetiştirmeye çok uygun olan topraklardır.

 

-Küçükbaş hayvan sayısı 2009’da 26,88 milyona kadar inmişti-

 Nitekim, 1980 yılında bu ülke 48,64 milyon merinos koyunu dahil koyun, 19,04 milyon da tiftik keçisi dahil keçi, toplamda 67,68 milyon koyun, keçi olarak küçükbaş hayvan varlığına sahipti. Demek ki bu kadar sayıda koyun ve keçiyi, bu topraklar besliyordu. Bu sayı 2009 yılında koyunda 21,75 milyon başa, keçide 5,13 milyon başa kadar, toplamda 26,88 milyon başa kadar düştü. Hal böyle olunca devletimiz hayvancılığı daha fazla destekleme kararı aldı. Hayvancılığa verilen teşvikler, desteklerle hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvan sayısı yeniden artışa geçti. 2015 yılına gelindiğinde koyun varlığımız 31 milyon 508 bin başa, keçi varlığımız 10 milyon 416 bin, toplam küçükbaş hayvan sayımız 41 milyon 424 bine çıktı. Ülkemizin küçükbaş hayvan varlığı, 2016 yılında ise 41 milyon 329 bine indi.”

 

-Halen 41,3 milyon olan küçükbaş hayvan sayısı 67-68 milyona ulaşabilir-

 Küçükbaş hayvan sayısının çok daha fazla artırılabileceğini, 1980 rakamları baz alındığında, halen 41,3 milyon olan küçükbaş hayvan sayısı çok daha fazla artırılabileceğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Veriler, 67-68 milyon baş koyun ve keçinin bu topraklarda beslenebileceğini gösteriyor. Bu da küçükbaş hayvan sayısının en azından üçte iki oranında artırılabilmesi demektir. 2015 yılında 1 milyon 658,4 bin ton, 2016 yılında 1 milyon 639,8 bin ton koyun ve keçi sütü üretildi. Yine 2015’de 134 bin 11 ton, 2016’da 113 bin 496 ton koyun ve keçi eti üretimi gerçekleştirildi. Aynı et ve süt verimiyle, 67-68 milyon baş koyun ve keçi sayısı, 2015 rakamlarını baz alırsak 86 bin ton daha fazla kırmızı et, 1 milyon 64 bin ton daha fazla süt üretmek anlamına gelir. Bunun üretici fiyatı olarak karşılığı ette yaklaşık 2 milyar lira, sütte 2,3 milyar lirayı bulmaktadır. Toplam ek üretici geliri 4,3 milyar lira olur. Bunun tüketici karşılığı çok daha büyük rakamlara ulaşır.

 

-Koyun ve keçiler yetersiz mera, elverişsiz iklim koşullarına uyum sağlar-

 Bu kadar ek geliri sağlamak için yapılacak destek ve yatırım çok daha cüzi rakamlarda kalacaktır. Bu hesaba bu hayvanlardan elde edilen yün, kıl ve deri de dahil değildir. Şunu da unutmayalım, koyun ve keçiler yetersiz mera ve elverişsiz iklim koşullarına uyum sağlama yetenekleriyle ön plana çıkmaktadır. Meradan en iyi şekilde yararlanabilen, merayı en iyi şekilde değerlendiren, yılın her döneminde merayı kullanabilen küçükbaş hayvanlar, Türkiye’nin coğrafi yapısına da son derece uygundur. Koyun ve keçi, tarımsal üretimin verimsiz olduğu alanlara kısa sürede uyum göstermektedir.

Bir an önce, küçükbaş hayvan sayımızı 67-68 milyona çıkarmalı, nüfus artışı ve beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle kırmızı ette verilebilecek açığı küçükbaş etiyle kapatmalıyız. Ülkemizde kırmızı et açığının kapatılmasında küçükbaş hayvancılık en önemli alternatiftir. 1980’li yıllardaki küçükbaş hayvan varlığına yeniden sahip olmalıyız. Halen dünyada keçi sayısında 19’ncu, koyun sayısında 8’nci, keçi eti üretiminde 13’ncü, koyun eti üretiminde 4’ncü, keçi sütü üretiminde 8’nci, koyun sütü üretiminde 2’nci sırada yer alan ülkemiz, bu alanda rahatlıkla başa güreşebilir. Et ve süt verimliliğini de artırırsak, bu alanda hem ülkemiz çiftçisi hem de ülke ekonomimiz büyük katkı sağlar.”

 

-Avustralya ve Yeni Zelanda 2,1’er milyar dolar koyun keçi eti ihraç ediyor-

 Üretim rakamlarında, özellikle koyunda sağlanan performansı ihracatta görülmediğini belirten Bayraktar, “Türkiye geçmiş dönemde dünyanın en önemli canlı küçükbaş hayvan ve et ihracatçısıydı. 1989 yılında 252 milyon dolarlık canlı küçükbaş hayvan ihraç etmiş bir ülkeydik. 165 bin ton canlı kilo değerindeki bu ihracatı; Suudi Arabistan, Kuveyt, Irak, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, Katar, Bahreyn, Ürdün, Kanada ve Hindistan gibi ülkelere yapıyorduk ve bu ihracatımızı uzun süre de devam ettirdik. Bu rakam günümüzde 1 milyon doların altına indi. Yine aynı şekilde 30 milyon dolar olan koyun keçi eti ihracatımız da 400 bin dolarlara kadar geriledi” dedi.

Bayraktar, Türkiye’nin ihracatı bu rakamlarda gezinirken, Sudan’ın 400-500, Ürdün’ün 200, Avustralya’nın 190, Romanya’nın 141 milyon dolarlık canlı küçükbaş ihracatı, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın 2,1’er milyar dolar, İspanya’nın 152 milyon dolar, Romanya’nın 38 milyon dolar, Yunanistan’ın 24 milyon dolar koyun keçi eti ihracatı yaptığını belirtti.

 

-Yapılması gerekenler-

 TZOB Genel Başkanı Bayraktar, yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:

“Küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi için meraların korunması ve ıslah edilmesi,

Kırsalın ekonomik ve sosyal açıdan geliştirilmesi, genç nüfusun kırsalda tutulması için gerekenlerin yapılması,

İşletme altyapılarının iyileştirilmesi,

Dış pazarlarda üstünlük sağlamak için rekabetçi yapının kazandırılması,

Üretim-sanayi entegrasyonun sağlanması,

Küçükbaştan elde edilen başta peynir olmak üzere ürünlere katma değer kazandırılması, markalaştırılması,

Hayvan hastalıkları ile etkili mücadele edilmesi,

Sınırlardan kaçak hayvan ve et giriş çıkışlarının önlenmesi,

Üretim maliyetlerinin düşürülmesi gerekir.”

Bayraktar, “kısacası büyükbaş hayvana eğilelim, onu geliştirelim derken, en önemli zenginliğimizi, bu coğrafyanın bize sunduğu en avantajlı üretim dalını yani küçükbaşı yeterince önemsemedik, ihmal ettik” dedi.

Karadeniz Bölgesi Ziraat Odaları Başkanları Ankara’da toplandı


“2017 yılında daha büyük atılımlar yapacağız, hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz, alanda eğitim çalışmalarına hız vereceğiz”

-Karadeniz Bölgesi Ziraat Odaları Başkanları Ankara’da toplandı

-Ziraat Odası Başkanları, TZOB Eğitim Semineri’ne katıldı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ziraat Odaları olarak her alanda çok büyük mesafeler kat ettik”

-“2017 yılında daha büyük atılımlar yapacağız, hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz, alanda eğitim çalışmalarına hız vereceğiz”

 

Ankara – 17.02.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ankara’da toplanan Karadeniz Bölgesi Ziraat Odaları Başkanlarıyla bir araya geldi.

Bayraktar, TZOB Otel’de düzenlenen “TZOB Eğitim Seminerleri”nin altıncı toplantısında, Karadeniz Bölgesi Ziraat Odalarının başkanlarına hitabında, Ziraat Odaları olarak her alanda çok büyük mesafeler kat ettiklerini, Odaların yüzde 60’dan fazlasının kendi hizmet binasına kavuştuğunu, Ziraat Odalarına ait 75’in üzerinde toprak analiz laboratuvarı olduğunu, ürün, girdi satış mağazaları, ürün işleme fabrikaları açan çok sayıda Ziraat Odası bulunduğunu, makine parkına sahip Oda sayısının 250’ye yaklaştığını, yüzlerce Ziraat Odası’nın tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti verdiğini bildirdi.

Şemsi Bayraktar, çiftçi örgütü olarak, çiftçinin her sorununu gündeme taşıyan, çözümü için mücadele eden Ziraat Odaları’nın her geçen yıl hizmet birimlerini artırarak çiftçiye daha fazla ulaştığını ve hizmet ettiğini belirtti.

Bayraktar, “2017 yılında daha büyük atılımlar yapacağız, hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz, alanda eğitim çalışmalarına hız vereceğiz” dedi.

Bartın, Giresun, Karabük, Kastamonu, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Trabzon ve Zonguldak’tan oluşan Karadeniz Bölgesi’nde 110 Ziraat Odası faaliyet gösteriyor.

TZOB Eğitim Semineri’nde Oda Başkanlarına hukuk, odalar organizasyon, muhasebe, personel, tescil, SGK, aidat uygulamaları, ZOBİS ve bilgi işlem uygulamaları, medya ve medya ile ilişkilerin yönetimi, teftiş ve yönetimde protokol konularında ayrıntılı bilgi verildi.

Seminerde Oda Başkanlarının görüş ve önerileri alındı, bölge sorunları masaya yatırıldı.

Ziraat Odası Başkanlarıyla yapılan toplantılarının ardından Oda personellerine yönelik yapılacak TZOB Eğitim Seminerleri, 28 Mart 2017 tarihine kadar sürecek.

TZOB Yönetim Kurulu Üyeleri, Karadeniz Bölge Temsilcileri Hasan Kozoğlu ile Arslan Soydan toplantıda hazır bulundu.