Kanatlı ihracatında sıkıntı sürüyor…


“2016 Kasım ayında tavuk eti üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,1 gerilemeyle 148 bin 817 tona inerken, son aylarda ihracatta yaşanan olumlu gelişmeler nedeniyle tavuk yumurtası üretimi yüzde 12 artışla 1 milyar 577,5 milyon adede çıktı”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “2016 Kasım ayında tavuk eti üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,1 gerilemeyle 148 bin 817 tona inerken, son aylarda ihracatta yaşanan olumlu gelişmeler nedeniyle tavuk yumurtası üretimi yüzde 12 artışla 1 milyar 577,5 milyon adede çıktı”

-“Kasım ayında ihracat, 2015 Kasım ayına göre, kanatlı eti ve ürünlerinde yüzde 7,5 geriledi”

-“Yumurta ihracatında Kasım ayında yaşanan yüzde 25,1’lik artış,Ocak-Kasım dönemdeki kaybı gidermedi”

-“Ocak-Kasım döneminde, kanatlı eti ve ürünlerinde ihracat 415,3 milyon dolardan 320,4 milyon dolara, yumurta ve yumurta ürünlerinde 253,4 milyon dolardan 245,4 milyon dolara indi”

-“İhracat yapmak ve bu ihracatı sürekli artırmak zorundayız”

-“Milyonlarca hacının ziyaret ettiği Suudi Arabistan, tavuk etini bizden değil, Brezilya’dan alıyor. Kanatlı eti ve kanatlı ürünleri, yumurta ve yumurta ürünlerinde, Suudi Arabistan ve Ortadoğu’ya ihracat mutlaka artırılmalıdır”

 

Ankara – 12.01.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kanatlı eti ve ürünleri ihracatında yaşanan sıkıntıların üretim rakamlarına da yansıdığını bildirerek, “2016 Kasım ayında tavuk eti üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,1 gerilemeyle 152 bin 74 tondan 148 bin 817 tona indi” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2016 yılı Kasım ayında, 2015 yılı Kasım ayına göre, son aylarda ihracatta yaşanan olumlu gelişmeler nedeniyle tavuk yumurtası üretiminin yüzde 12 artışla 1 milyar 408,1 milyon adetten 1 milyar 577,5 milyon adede çıktığını belirtti.

 

-İhracat-

 

2016 Kasım ayında ihracatın, 2015 yılı Kasım ayına göre, kanatlı eti ve ürünlerinde yüzde 7,5 gerilediğini, yumurta ihracatında Kasım ayında yaşanan yüzde 25,1’lik artışın, Ocak-Kasım dönemdeki kaybı gidermediğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Kasım ayında, 2015 yılının aynı ayına göre, yumurta ve ürünleri ihracatı 26 milyon dolardan 31,4 milyon dolara artarken, kanatlı eti ve ürünleri ihracatı ise özellikle Irak’a yapılan ihracatın yüzde 8,9 oranında düşmesinden dolayı 35,6 milyon dolardan 30,8 milyon dolara geriledi. Kanatlı eti ve ürünlerinde Ocak-Kasım dönemi ihracatı 415,3 milyon dolardan 320,4 milyon dolara gerilemesi üretim rakamlarını da etkiledi. 11 aylık dönemde ihracattaki gerileme yüzde 22,9’u buldu.

Son aylarda ihracatta yaşanan olumlu gelişmelere rağmen, yumurta ve yumurta ürünlerinde Ocak-Kasım döneminde ihracat 245,4 milyon dolarla, 2015 yılının Ocak-Kasım dönemindeki 253,4 milyon doların altında kaldı. İhracattaki gerileme yüzde 3,2 oldu.”

 

-“Kanatlı sektöründe yeni bir ihracat stratejisi belirlenmeli”-

 

Kanatlı sektörünün milyonlarca kişiye istihdam yaratan, çok büyük miktarlarda üretim yapan, yüz milyonlarca dolar döviz girdisi sağlayan bir sektör olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

“Ülkemizde son teknolojiyi en iyi kullanan sektörlerinin başında kanatlı sektörü gelmektedir. Ülke içi tüketim belli noktalara ulaşmıştır. Sektörün kapasitesi ülke ihtiyacının çok üzerindedir. İhracattaki tıkanmalar sektörü zor durumda bırakmaktadır. Yaraları sarabilmemiz için yeni bir ihracat stratejisi belirlenmelidir. İhracat yapmak ve bu ihracatı sürekli artırmak zorundayız. Dünyada çok büyük miktarlarda kanatlı eti ve kanatlı ürünleri, yumurta ve yumurta ürünleri talebi var. Bu talep değerlendirilmeli, başta Ortadoğu olmak üzere yakın pazarlara yoğunlaşılmalıdır. Yeni pazarlara girmenin yolları aranmalı, mevcut pazarlarda pazar payımızı artırıcı tedbirler alınmalıdır. Özellikle bu kapsamda; yüksek maliyetten kaynaklı rekabetteki dezavantajlarımızı ortadan kaldıracak, ihracatı destekleyecek tedbirlerin hayata geçirilmesi önemli bir adım olacaktır.

 

-“Düzelen ilişkilerin Rusya’ya yönelik ihracatını artırmasını bekliyoruz”-

 

Milyonlarca hacının ziyaret ettiği Suudi Arabistan, tavuk etini bizden değil, Brezilya’dan alıyor. Kanatlı eti ve kanatlı ürünleri, yumurta ve yumurta ürünlerinde, Suudi Arabistan ve Ortadoğu’ya ihracat mutlaka artırılmalı; ihracatta Afrika ülkeleri, Gürcistan gibi ülkelerde de pazar payımızı artırıcı destekler hayata geçirilmelidir. Rusya ile düzelen ilişkilerin bu ülkeye yönelik kanatlı ürünleri ve yumurta ihracatını artırmasını bekliyoruz. Bu pazarlara özel teşviklerle daha fazla açılmalıyız. Bunun dışında Çin’in tavuk ayağı ihracatımıza uyguladığı kısıtlamaların kaldırılması yönündeki girişimlerin sonuçlandırılması ve buraya tekrar ihracatın sağlanabilmesi, Japonya ile yapılan görüşmelerin de tamamlanarak bu ülkeye ihracatın sağlanması sektör açısından önemlidir. Avrupa Birliği hala çiğ tavuk ihracatımıza yasak uygulamaktadır. Bu konuda da aradaki pürüzlerin kaldırılmasına ve somut adımların atılmasına ihtiyaç vardır.”

Bayraktar, yazılı basında 14 bin 62 haberle Türkiye birincisi oldu


TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 2016 yılında, hem işadamları hem de meslek kuruluşu, konfederasyon başkanları listesinde birinci sırada yer aldı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 2016 yılında, hem işadamları hem de meslek kuruluşu, konfederasyon başkanları listesinde birinci sırada yer aldı

Ankara – 09.01.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2013, 2014, 2015 yıllarında olduğu gibi 2016 yılında da yazılı basında Türkiye birincisi oldu. 

Bayraktar, hem işadamları hem de meslek kuruluşu, konfederasyon başkanları listesinde birinci sırada yer aldı. Şemsi Bayraktar’ın yıl içindeki açıklama, basın toplantısı, faaliyet ve temasları 14 bin 62 haberle yazılı basında yer buldu. 

Medya Takip Merkezi (MTM) verilerine göre, medyada öne çıkan işadamları ile şirket yöneticiliği ve sivil toplum kuruluşu (STK) başkanlığını bir arada yapan iş adamları, sivil toplum, meslek kuruluşları, konfederasyon başkanları arasında TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 14 bin 62 haberle birinci oldu. Bayraktar, televizyonlarda 411, internet medyasında 18 bin 141 haberle yer aldı. Şemsi Bayraktar’ın toplamda 32 bin 614 haberle medyada yer buldu.

 -Bayraktar’dan, medyaya teşekkür-

 Üreticilerimizin gecelerini, gündüzlerine katarak, yağmur, çamur, kar, kış demeden üretime devam ettiklerini, bu ülkenin gıda güvencesini sağladıklarını belirten Bayraktar, “4,5 milyonu aşkın üyemiz adına, Türk medyasının yönetici, muhabir, foto muhabiri, kameraman ve haber mutfağında görevli tüm çalışanlarına tarıma verdikleri destek dolasıyla teşekkür ediyorum” dedi.

 -10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü-

 Bayraktar, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, medya çalışanlarının çok önemli bir işlevi yerine getirdiğini, kamuoyunu habersiz bırakmadığını bildirdi. Halkın doğru haberlerle bilgilendirilmesinin demokrasi için olmazsa olmaz unsurlardan biri olduğunu belirten Bayraktar, “basın mensuplarımız, kimi zaman canlarını tehlikeye atarak, her türlü zorlukla mücadele ederek haber üretiyor, kamuoyunu bilgilendiriyor. Yaptıkları bu işlevin yeri doldurulamaz. Yönetici, muhabir, foto muhabiri, kameraman ve haber mutfağında görevli bütün medya çalışanlarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum” dedi.

Tarımsal eğitimin 171. Yılı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü…


“Tarımda eğitim eksikliğinden dolayı kültürel işlemler gerektiği gibi yapılmazsa, mekanizasyon hakkıyla kullanılamazsa, ne kadar su, ne kadar girdi, ne kadar makine kullanırsanız kullanın yüksek verimliliğe ulaşmak mümkün değildir”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:“Verimliliği en çok artıran unsur, girdiden de yapısal sorunların çözümünden de mekanizasyondan da daha çok eğitimdir”

-“Tarımda eğitim eksikliğinden dolayı kültürel işlemler gerektiği gibi yapılmazsa, mekanizasyon hakkıyla kullanılamazsa, ne kadar su, ne kadar girdi, ne kadar makine kullanırsanız kullanın yüksek verimliliğe ulaşmak mümkün değildir”

-“Tarımsal eğitimle verimliliği artırmak, gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkı kapatmak zorundayız”

-“Ziraat Odaları olarak çiftçimizin eğitimini her şeyin üzerinde tutuyoruz. Verdiğimiz eğitim çalışmalarında 55 binin üzerinde çiftçimiz eğitim aldı”

-“2017 yılı için sadece Tarımsal Nüfus Gençleşiyor ve Sürü Yönetimi Elemanı Benim eğitim projelerine 28 binin üzerinde çiftçimiz başvurdu”

 

Ankara – 09.01.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, verimliliği en çok artıran unsurun, girdiden de yapısal sorunların çözümünden de mekanizasyondan da daha çok eğitim olduğunu bildirerek, “tarımda eğitim eksikliğinden dolayı kültürel işlemler gerektiği gibi yapılmazsa, mekanizasyon hakkıyla kullanılamazsa, ne kadar su, ne kadar girdi, ne kadar makine kullanırsanız kullanın yüksek verimliliğe ulaşmak mümkün değildir” dedi.

Bayraktar, 10 Ocak 1846 tarihinde Mekteb-i Zirai Şahane’nin kurulmasıyla başlayan tarımsal eğitim ve öğretimin 171. yılı dolasıyla yaptığı açıklamada, sanayileşmeyle birlikte tarımda da büyük bir teknolojik değişim yaşandığını, gelişmiş ülkelerin tarım sektörlerinde son teknolojiyi kullanarak, çiftçilerini bu teknolojiyi kullanacak hale getirerek büyük bir verimlilik ve üretim patlaması gerçekleştirdiklerini belirtti.

Şemsi Bayraktar, Kuzey Amerika, Avrupa’nın 19’ncı yüzyılın ikinci yarısından itibaren, çoğu ülkenin 20’nci yüzyılda, dünya nüfusunu üçte birinden fazlasını barındıran Çin ve Hindistan’ın ise 20’nci yüzyılın ikinci yarısında yeşil devrim yaparak tarımsal üretimde gıda güvencelerine sağlar hale geldiklerini bildirdi. Buna karşın halen 795 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarım alanları sınırlı. Dünyadaki toplam 149 milyon kilometrekarelik karasal alanın sadece 15 milyon kilometrekaresinde tarım yapılıyor. Bu kadar alanda beslememiz gereken insan sayısı 7,4 milyarı aştı. Bu nüfus 2050 yılında tahminlere göre 9,6 milyara ulaşacak. Gıda üretiminin bu tarihe kadar yüzde 60 artması gerektiği tahmin ediliyor. Tek yol verimlilik olarak görünüyor. Verimlilikte gelişmiş ülkelerin bir sorunu görünmüyor. En yüksek verimliliğe ulaşmış durumdalar. Daha da artırmak için gayret ediyorlar.

 

-“Çiftçiyi eğitimle, bilgiyle buluşturmak, enforme etmek zorundayız”-

 

Sorun ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde yaşanıyor. Verimliliği en çok artıran unsur eğitim. Girdi kullanımı, yapısal sorunların çözümü ve mekanizasyon kesinlikle verimliliği artırıyor. Fakat, verimliliği en çok etkileyen eğitim. Yapısal sorunları çözseniz, örgütlenmeyi sağlasanız, tarımda parçalanmayı önleseniz, parsel ve işletme büyüklüğünü optimal hale getirseniz, sulama yatırımlarını tamamlasanız, gübre kullanımını artırsanız, sertifikalı tohum ekseniz bile bunları gerektiği gibi kullanacak eğitilmiş çiftçiniz yoksa verimliliği yeterince artıramazsınız. Verimliliği en önemli unsuru, girdiden de yapısal sorunların çözümünden de mekanizasyondan da daha çok eğitimdir. Tarımda eğitim eksikliğinden dolayı kültürel işlemler gerektiği gibi yapılmazsa, mekanizasyon hakkıyla kullanılamazsa, ne kadar su, ne kadar girdi, ne kadar makine kullanırsanız kullanın yüksek verimliliğe ulaşmak mümkün değildir.

Çiftçiyi eğitimle, bilgiyle buluşturmak, enforme etmek zorundayız.”

 

-“Ziraat Odaları olarak çiftçinin eğitimini her şeyin üzerinde tutuyoruz”-

 

Türkiye’nin “tarımsal eğitimle verimliliği artırmak, gelişmiş ülkelerle arasındaki farkı kapatmak zorunda” olduğunu bildiren Bayraktar, bundan dolayı Ziraat Odaları olarak çiftçinin eğitimini her şeyin üzerinde tuttuklarını kaydetti. Bayraktar, bu amaçla Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Türkiye İş Kurumu başta olmak üzere bakanlıklar, kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak eğitim projeleri uygulamaya koyduklarını bildirdi.

 

-Verilen çiftçi eğitimleri-

 

Şemsi Bayraktar, bu kapsamda, Kadın Çiftçi, Genç Çiftçi, Sürü Yönetimi Elemanı Benim, SGK Bilgilendirme, Güvenli Traktör Kullanımı, Tarım Danışmanları, Zirai Mücadele İlaçlarının Güvenli ve Sürdürülebilir Kullanımı, Ceviz Budama, Ziraat Odaları Otomasyon Sistemi, Mevzuat, Sulama ve Bitki Sağlığı ile ilgili çiftçi eğitimleri verdiklerini belirtti. Bayraktar, “Ziraat Odaları olarak verdiğimiz eğitim çalışmalarında 55 binin üzerinde çiftçimiz eğitim aldı. Kadın Çiftçi, Genç Çiftçi, Sürü Yönetimi Elemanı Benim, Zirai Mücadele İlaçlarının Güvenli ve Sürdürülebilir Kullanımı, Bitki Sağlığı ile ilgili çiftçi eğitimleri devam ediyor. 2017 yılı için sadece Tarımsal Nüfus Gençleşiyor ve Sürü Yönetimi Elemanı Benim eğitim projelerine 28 binin üzerinde çiftçimiz başvurdu” dedi.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, çiftçilerin büyük ilgisi nedeniyle eğitimlerin, 2017 yılında da 81 ilde tüm hızıyla devam edeceğini bildirdi.

 

-“Verimliliğin yanı sıra sürdürülebilirlik de çok önemli”-

 

 Tarımda verimliliğin yanı sıra, sürdürülebilirliğin de çok önemli olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanılması, çevrenin korunması, toprak ve su kirliliğinin önlenmesi ancak eğitimle, tarımsal üretimin dengeli bir şekilde yürütülmesiyle mümkündür. İyi yetişmiş akademik kadrolar, tarımda teknolojik gelişmeyi yakalar, tarımsal teknoloji üretir, girdi kullanımının, kültürel işlemlerin en mükemmel nasıl yapılabileceğini çiftçiye gösterir.

Ülkemizin en önemli sorunlarından biri, tarım sektörünün talebine cevap verecek, bilgiyi sahaya aktaracak bir yapılanmanın olmamasıdır. Çiftçiye yönelik eğitim çalışmaları bunu sağlar. Tarımsal eğitim çalışmalarının, teknik elemanların eğitimi ve çiftçilere yönelik tarımsal mesleki eğitim olarak iki boyutu bulunmaktadır.

Bilginin tarımda kullanılması; çiftçilerimizin Avrupa Birliği standartlarında örnek işletme oluşturması, tarımsal ürün çeşitliliğinin artırılması, işletmelerin kapasitelerinin, insan kaynaklarının ve istihdamın, girişimciliğe yönelik yaklaşımların, tarımsal üretim tekniklerinin, yerel ürünlerin pazarlanmasının geliştirilmesi açısından çok önemlidir.”

 

-10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü-

 

Bayraktar, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, medya çalışanlarının çok önemli bir işlevi yerine getirdiğini, kamuoyunu habersiz bırakmadığını bildirdi. Halkın doğru haberlerle bilgilendirilmesinin demokrasi için olmazsa olmaz unsurlardan biri olduğunu belirten Bayraktar, “basın mensuplarımız, kimi zaman canlarını tehlikeye atarak, her türlü zorlukla mücadele ederek haber üretiyor, kamuoyunu bilgilendiriyor. Yaptıkları bu işlevin yeri doldurulamaz. Yönetici, muhabir, foto muhabiri, kameraman ve haber mutfağında görevli bütün medya çalışanlarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum” dedi.

Meyveciliğin 5 değerli ürününden ekonomiye 15,8 milyarlık katkı


“Değer olarak toplam meyve üretiminin yüzde 38,3’ünü, toplam bitkisel üretimin yüzde 13,2’sini karşılayan 5 üründeTürkiye, dünya üretiminin yüzde 5,9’unu gerçekleştiriyor; sıralamada ise Çin, ABD ve İran’ın ardından dördüncü”

-“Sert kabuklular dediğimiz fındık, kestane, Antep fıstığı,ceviz ve badem, ülkemiz meyveciliğinin yüz akıdır”

-“Değer olarak toplam meyve üretiminin yüzde 38,3’ünü, toplam bitkisel üretimin yüzde 13,2’sini karşılayan 5 üründeTürkiye, dünya üretiminin yüzde 5,9’unu gerçekleştiriyor; sıralamada ise Çin, ABD ve İran’ın ardından dördüncü”

-“Sert kabuklu meyveler ihracatında, ABD’nin ardından ikinci olan Türkiye’nin dünya sert kabuklu meyveler ihracatında aldığı pay yüzde 11,1’e ulaşıyor”

-“Bu ürünlerde belli bir fiyat istikrarı sağlanmalı, çiftçi istikrarlı bir gelire kavuşmalıdır. Üreticinin zarar etmesi önlemelidir. Toprak Mahsulleri Ofisi garantörlüğünde üretici birlikleri devreye girmeli, alım yapmalı, piyasayı düzenlemelidir”

 

Ankara – 08.01.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sert kabuklular denilen fındık, kestane, Antep fıstığı, ceviz ve bademin ülke meyveciliğinin yüz akı olduğunu, meyveciliğin 5 değerli ürününün ekonomiye 15,8 milyar liralık katkı yaptığını belirtti.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, sert kabuklu meyvelerin ülke meyveciliğinde özel bir yere sahip olduğunu, değer olarak toplam meyve üretiminin yüzde 38,3’ünü, toplam bitkisel üretimin yüzde 13,2’sini karşılayan 5 üründe Türkiye’nin dünya üretiminin yüzde 5,9’unu gerçekleştirdiğini, sıralamada ise Çin, ABD ve İran’ın ardından dördüncü olduğunu vurguladı. Dünya sert kabuklu meyve üretiminin yüzde 24,6’sını Çin’in, yüzde 6,9’unu ABD’nin, yüzde 6,2’sini İran’ın karşıladığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Dünya nüfusunun sadece yüzde 1,1’ini barındırmasına rağmen Türkiye, sert kabuklu meyvelerden fındıkta dünya üretiminin yüzde 63,1’ini, Antep fıstığında yüzde 9,3’ünü, cevizde yüzde 5,2’sini, kestanede yüzde 3,1’ini, bademde yüzde 2,7’sini gerçekleştiriyor. Fındık üretiminde 1’nci, kestane ve Antep fıstığı üretiminde 3’ncü, cevizde 4’ncü, bademde 7’nci sırada bulunuyor.

2015 yılında Türkiye, 9 milyar 709,4 milyon liralık fındık, 2 milyar 555,5 milyon liralık ceviz, 2 milyar 514,2 milyon liralık Antep fıstığı, 585,6 milyon liralık badem, 466 milyon liralık kestane üretti. 5 sert kabuklu üründe toplam üretim, 15 milyar 830,7 milyon lirayı buldu.

 

-Almanya, üretmeden yeniden ihraçla 6’ncı-

 Sert kabuklu meyveler ihracatında, ABD’nin ardından ikinci olan Türkiye’nin dünya sert kabuklu meyveler ihracatında aldığı pay yüzde 11,1’e ulaşıyor. Badem ihracatındaki büyük rakamlar nedeniyle ABD, sert kabuklu meyve ihracatında yüzde 45,5 payla ilk sırayı alıyor. İkinci olan Türkiye’yi, yüzde 5,7 payla İspanya, yüzde 4,6 payla Avustralya, yüzde 3,9 payla Çin, yüzde 3,4 payla Almanya takip ediyor. İlginç olan sert kabuklu meyve üreticisi olmamasına karşın Almanya, ithal ettiği ürünü katma değer katarak yeniden ihraç etmesiyle, dünya ihracatında 6’ncı sırayı alıyor.

Fındık, kestane ve Antep fıstığında net ihracatçı olan Türkiye, badem ve cevizde net ithalatçı olmaktan bir türlü kurtulamıyor.

Türkiye, ihracatta fındıkta dünyada 1’nci, kestanede 5’nci, cevizde 7’nci, Antep fıstığında 9’ncu, bademde 29’ncu sırada bulunuyor.

2005-2015 döneminde, toplam ağaç sayısı, bademde yüzde 157,6, cevizde yüzde 94, Antep fıstığında yüzde 12,3, fındıkta yüzde 8,7, kestanede yüzde 0,7 arttı.

Aynı dönemde üretimdeki artış, Antep fıstığında yüzde 140, bademde yüzde 77,8, kestanede yüzde 27,5, cevizde yüzde 26,7, fındıkta yüzde 21,9 oldu.”

 

-Sert kabuklular değeri yüksek besin deposu-

 Besin değeri yüksek olan sert kabuklu meyvelerde Türkiye’nin şanslı ülkeler arasında bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

Badem, kalsiyum ve E vitamini yönünden zengin durumda bulunuyor. Kestane, önemli ölçüde C vitamini ve B6 ihtiva ediyor. Fındık, kalp hastalıkları ve Parkinson’u önlemede önemli bir ürün konumundadır. Antep fıstığı, B6 vitamini içeriyor ve önemli bir potasyum kaynağıdır. Ceviz, Omega3 yönünden oldukça zengin, kalp dostu yağ içeriyor, antioksidan olarak kanseri önlemede etkilidir.

Türkiye’nin, sert kabuklu meyvelerin hepsinde üretimi çok daha artırma potansiyeli bulunuyor. Hem fındık hem ceviz hem Antep fıstığı hem kestane hem de bademde dünyada büyük bir ihracat imkanı olduğu görülüyor. Bu ürünler aynı zamanda yüksek fiyatla ihraç edilebilecek ürünler. Katma değer artırmaya da son derece müsaitler. Ham ürüne katma değer katarak 4-5 katı fiyata ihraç edebilmek mümkün.”

 

-“Yapılması gerekenler”-

 

Fındığın dünyaya Türkiye’de yayıldığını, Antep fıstığının gen merkezi olan Türkiye’nin, ceviz, badem ve kestane gibi yerli ürünlere de sahip olduğunu, son yıllarda ceviz ve bademe verilen kapama bahçe destekleriyle bahçelerin hızla arttığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Fındık, ceviz, Antep fıstığı, ceviz, badem, kestane son derece değerli ürünler. Türkiye’nin çok önemli gelir kaynakları. Bu ürünlerde belli bir fiyat istikrarı sağlanmalı, çiftçi istikrarlı bir gelire kavuşmalıdır. Üreticinin zarar etmesi önlemelidir. Toprak Mahsulleri Ofisi garantörlüğünde üretici birlikleri devreye girmeli, alım yapmalı, piyasayı düzenlemelidir. Ofis, kiraladığı veya inşa ettiği depoları üretici birliklerine tahsis etmelidir.

Özellikle dünyanın en kaliteli fındığının üretildiği Doğu Karadeniz bölgesindeki fındık bahçelerimizin yenilenmesi gereklidir.

Antep fıstığı tesisleri basınçlı sulama sistemleriyle sulamaya açmalı ve böylece periyodisitenin şiddetinin azaltılmasını sağlanmalıdır.

Cevizde, bölgelere uygun çeşitler dikmeli ve yeni çeşitler geliştirmelidir.

Kestane bahçeleri hobi bahçeleri olmaktan çıkarılıp, kapama bahçelere dönüştürmelidir.

Rekabet için maliyetleri düşürecek önlemler alınmalıdır. Mevcut dış pazarlar elde tutulmalı, yeni pazarlar bulunmalı, özellikle fındık dünyaya tanıtılmalıdır.

Ceviz ve badem üretimine ağırlık verilmeli, ülke net ithalatçı konumundan çıkarılmalıdır.”

Bayraktar, tarımda 2016’yı değerlendirdi, beklentileri açıkladı…


“Bu yapı düzelene kadar, Toprak Mahsulleri Ofisi garantörlüğünde üretici birlikleri devreye girmeli, alım yapmalı, piyasayı düzenlemelidir. Ofis, kiraladığı veya inşa ettiği depoları üretici birliklerine tahsis etmelidir”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Tarımdaki küçülme, üretimdeki düşüşünden kaynaklanmadı. Küçülmenin nedeni üretici fiyatlarının düşmesidir”

-“Tahıl hariç, hem bitkisel üretim de hem hayvansal üretimdeki artış devam etti”

-“Üretici fiyatları düşünce, toplam tarımsal hasıla da reel olarak azaldı”

-“Üreticide 1 lira olan ürün, markette 5 liraya satılmaktadır. Mevcut durumdan hem çiftçimiz hem de tüketicimiz mağdur olmuş, aracılar kazanmıştır. Bu düzen değişmelidir”

-“Üreticinin 1 liraya ürettiği malı tüketici 5 liraya yiyor. Arada müthiş bir makas var. Burada kazanan üretici de değil tüketici de değil”

-“Bu yapı düzelene kadar, Toprak Mahsulleri Ofisi garantörlüğünde üretici birlikleri devreye girmeli, alım yapmalı, piyasayı düzenlemelidir. Ofis, kiraladığı veya inşa ettiği depoları üretici birliklerine tahsis etmelidir”

-“Üreticiyi tarlada tutmak istiyorsak bu sorunu çözmeliyiz. Bunun başka yolu yoktur”

-“2017 yılında mazot fiyatlarının yarısının devlet tarafından karşılanacak olması çiftçimiz lehine fevkalade önemli bir gelişmedir”

-“Birim fiyatın düşürülmesi bakımından; elektrikte uygulanmakta olan pay ve fonlar ile yüzde 18 KDV, tarımda kullanılan elektrikte, gübrede olduğu kaldırılmalıdır. Hayvancılık işletmelerimizin indirimli tarifeden elektrik almaları sağlanmalıdır”

-“Sulamada kullanılan elektrik fiyatları çok pahalı. Muhakkak surette aşağı çekilmelidir”

-“Borçların ertelenmesine ilişkin kararnameden üreticilerimizin önemli bir kısmı faydalanamamıştır”

-“184 tane ovanın SİT alanı olarak ilan edileceğinin açıklanması çok önemli, hayati bir olaydır. Bunu destekliyoruz. Bakanlar Kurulu’ndan kısa bir sürede çıkacağını ümit ediyoruz”

-“Üreticilerin yem giderlerinin fiyatları zamlanırken, tüketici enflasyonu, marketteki süt ve süt ürünleri fiyatları artarken çiğ süt fiyatlarının bu seviyelerde kalması, kabul edilebilir bir durum değildir”

-“(Sertifikalı olmayan yerli tohuma destek verilmeyeceğinin açıklanması) bu bir tartışma konusu. Halkımızın bir kısmı sertifikasız yerli tohum kullanmaktan yana. Yabancı menşeli hibrit tohumları kullanmak istemiyor. Acaba neden? Bunu araştırmak, masaya yatırmak lazım”

 

Ankara – 05.01.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2015 yılında yüzde 9,1 büyüyen tarım sektörünün, 2016 yılının Ocak-Eylül döneminde yüzde 6,2 küçüldüğünü bildirerek, “tarımdaki küçülme, üretimdeki düşüşünden kaynaklanmadı. Tahıl hariç, hem bitkisel üretim de hem hayvansal üretimdeki artış devam etti. Küçülmenin nedeni üretici fiyatlarının düşmesidir” dedi.

Bayraktar, Birlik Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, tarımda 2016 yılını değerlendirdi, 2017 yılından beklentilere yer verdi. Bilindiği gibi stratejik sektörlerin en başında gelen tarımın, tarih boyunca insanoğlu için her zaman hayatiyetini koruduğunu belirten Bayraktar, insanın en temel ihtiyacı olan besine ulaşmanın son yıllarda gittikçe daha pahalı ve zor hale gelmeye başladığını bildirdi. 

İşte bu ortamda, Türk tarımının da gerçekleştirdiği üretim, sağladığı istihdam, ihracatla ülke ekonomisindeki önemini koruduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:

“2016 Eylül ayı sonu itibarıyla son bir yılda tarımın gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içindeki payı, 2015’deki gibi yüzde 7,5 düzeyinde gerçekleşti. 2015’te yüzde 9,1 büyüyen tarım sektörü, bu yılın Ocak-Eylül döneminde yüzde 6,2 reel küçülme yaşadı.

Burada dikkat çekici olan küçülmenin kaynağıdır. Tarımdaki küçülmenin temel nedeni, ihracatta yaşanan tıkanmalar ve çoğunlukla ihracattan kaynaklı iç piyasada görülen arz-talep dengesizliğinin üretici ürün fiyatlarını düşürmesi olarak görünüyor.

Üretici fiyatları düşünce, toplam tarımsal hasıla da reel olarak azaldı. Küçülme, tarımdaki üretim düşüşünden kaynaklanmadı. Tahıl hariç, hem bitkisel üretim de hem hayvansal üretimdeki artış devam etti. Yaş çay dahil 113,7 milyon ton olan toplam bitkisel üretim miktarı, 2016 yılında yüzde 1,8 artarak 115,8 milyon tona çıktı. Üretim, 2016 yılında, tahılda yüzde 8,7 azalırken, meyvelerde yüzde 6,8, sebzelerde yüzde 2,4, tahıl hariç diğer bitkisel ürünlerde yüzde 13,1 arttı.

2016 yılında, 2015 yılına göre, tahıl ve diğer bitkisel ürünlerin üretim miktarı 65,1 milyon tondan 65,2 milyon tona yükseldi. Bu grup içinde yer alan tahıl üretimi ise 38,6 milyon tondan 35,3 milyon tona geriledi. Tahıl, meyve, sebze dışındaki diğer bitkisel ürünlerde üretim, 26,4 milyon tondan 29,9 milyon tona çıktı.

Meyve üretimi 17,8 milyon tondan 19 milyon tona, sebze üretimi 29,6 milyon tondan 30,3 milyon tona yükseldi. Sebze üretimi ilk kez 30 milyon tonu geçti; hem sebzede hem de meyve üretiminde rekor kırıldı.

TÜİK’in verilerine göre, ülkemizde, büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı 2016 yılında, 2015 yılına göre artmıştır. 2015’de 14 milyon 128 bin olan büyükbaş hayvan sayısı, 2016’da ise 14 milyon 324 bin başa çıkmıştır. Yine 2015 yılında 41 milyon 924 bin olan küçükbaş hayvan sayısı 2016’da 44 milyon 34 bin başa yükselmiştir. Hayvancılıkta da üretim artışı özellikle süt, kırmızı et ve yumurtada sürdü. Sanayiye aktarılan süt miktarı 2016 yılı Ocak-Ekim döneminde 7,5 milyon tondan 7,8 milyon tona çıktı.

Aynı dönemde yumurta üretimi 13,9 milyar adetten 14,9 milyar adede yükseldi. Yine 2016 Ocak-Ekim döneminde, tavuk eti üretimi 1 milyon 598 bin tondan 1 milyon 567 bin tona indi. 2016 Ocak-Eylül döneminde kırmızı et üretimi ise 853 bin tondan 902 bin tona yükseldi. Görüldüğü gibi miktar olarak üretimde bir gerileme olmadı. Buna karşın, üretici fiyatlarındaki düşüş nedeniyle tarımın milli gelire katkısında azalma ve tarımda bir küçülme yaşandı. Nitekim genel tüketici enflasyonunun 2016 Kasım ayı itibarıyla yıllık yüzde 7, Aralık ayı itibarıyla yıllık yüzde 8,53 olduğu bir ortamda tarımda üretici enflasyonu sıfırın altına indi. Tarımda üretici fiyatları, 2016 Kasım ayında yüzde 1,85, Kasım ayı itibarıyla yıllık bazda yüzde 0,82 geriledi. Bu durum doğrudan tarımdaki hasılaya da yansıdı.”

 

-“Üretici-market fiyat farkı kapatılamadı, zincir kırılamadı”-

 

2016 yılı Aralık ayı sonunda, 2015 yılı Aralık ayı sonuna göre üreticide 34 ürünün 16’sında fiyat artışı, 18’inde ise fiyat düşüşü, marketlerde 38 ürünün 24’ünde fiyatlarda artma, 14’ünde azalma olduğunu vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Çiftçimizin ürettiği ürünlerin yarıdan fazlasının fiyatı son bir yılda azaldı. Üreticimizin bin bir emekle ürettiği ürünlerin, genel tüketici enflasyonundan az artması, hatta bir önceki seneye göre gerilemesi, çiftçimizi olağanüstü zor durumda bırakmaktadır. Ayrıca üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkı bir türlü kapatılamamaktadır. Aradaki zincir bir türlü kırılamamıştır.

En son 2016 yılı Aralık ayında, üretici ve market arasındaki fiyat farkı, kuru kayısıda yüzde 398, portakalda yüzde 357, elmada yüzde 304, kuru soğanda yüzde 262, sütte yüzde 243, marulda yüzde 242, kuru üzümde yüzde 240, kuru incirde yüzde 219, mandalinada yüzde 212 ve maydanozda yüzde 209 oldu.

Aralık ayında kuru kayısı 5 kat, portakal 4,6 kat, elma 4 kat, kuru soğan 3,6 kat, süt, marul ve kuru üzüm 3,4 kat, kuru incir 3,2 kat, mandalina ve maydanoz ise 3,1 kat fazlaya tüketiciye satıldı.

Bugün üreticide 6 lira olan kuru kayısı markette 29 lira 90 kuruş, 52 kuruş olan portakal 2 lira 35 kuruş, 67 kuruş olan elma 2 lira 70 kuruş, 33 kuruş olan kuru soğan 1 lira 18 kuruş, 1 lira 4 kuruş olan süt 3 lira 57 kuruş, 76 kuruş olan marul 2 lira 60 kuruş, 3 lira 70 kuruş olan kuru üzüm 12 lira 58 kuruş, 6 lira 50 kuruş olan kuru incir 20 lira 72 kuruş, 72 kuruş olan mandalina 2 lira 23 kuruş, 33 kuruş olan maydanoz 1 lira 2 kuruştur.

Bunun uzun süre devam etmesi halinde çiftçimizin üretimden kopmasına neden olacağı açıktır. Çiftçi de istikrarlı bir gelir elde etmeli, tüketici de makul fiyatlarla ürün tüketebilmelidir. Görünen o ki 2016 yılında da tüketicimiz, üretici fiyatlarının çok üzerinde bir bedelle ürün alabilmiş, istediği miktarda ürün tüketememiştir. Mevcut durumdan hem çiftçimiz hem de tüketicimiz mağdur olmuş, aracılar kazanmıştır. Bu düzen değişmelidir.

Bu çerçevede Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi’nin yapacağı çalışmaları önemsiyoruz. Bu komite etkin olarak çalışırsa, tarladan markete olan zincir kırılır, hem üreticinin hem de tüketicinin mağduriyeti önlenir.”

 

-“Tarım, işsizliği 2,4 puan düşürerek yüzde 11,3’e çekti”-

 

Tarım sektörü, toplam istihdam içindeki önemini koruduğunu, tarımsal istihdamın, 2015 yılında yüzde 20,6 ve 2016 yılının Eylül ayında yüzde 20,5 olarak gerçekleştiğini belirten Bayraktar, “yine de 2016 yılının Eylül ayında her şeye rağmen tarım, 5 milyon 657 bin kişiye istihdam sağlamıştır. Tarım, işsizliği 2,4 puan düşürerek yüzde 13,7’den yüzde 11,3’e çekmiştir. Unutulmamalıdır ki istihdamdaki ağırlığını hala koruyan tarım sektörü, mevsim şartlarına göre, 4,5-6 milyon arasında değişen çalışanla, Ocak, Şubat, Mart ayları hariç her ay imalat sektöründen daha fazla istihdama ulaşmaktadır” dedi.

 

-“Beklentimiz Rusya ambargosunun tüm ürünlerde kaldırılmasıdır”-

 

2014 yılında 18, 2015 yılında 16,8 milyar dolarlık bir gıda tarım ihracatına imkan tanıyan, yılda ortalama 5,5 milyar dolar dış ticaret fazlası veren tarım sektörünün, Rusya ambargosundan ve komşu ülkeler Irak ve Suriye’deki iç karışıklıklardan çok etkilendiğini bildiren Bayraktar, şöyle konuştu:

“Ocak-Kasım döneminde, yaş sebze meyve ihracatında en önemli pazar olan Rusya’ya ihracat yüzde 66,5 azalarak 737,8 milyon dolardan 247 milyon dolara indi.  Yaş sebze ve meyvede kayıp 490,8 milyon dolar olmuştur.

Her ne kadar Rusya’nın mandalina, portakal, kayısı, şeftali ve erikte ambargoyu kaldırması bizleri memnun etse de üzüm, domates, elma, lahana, brokoli, salatalık, armut, çilek, soğan, karanfil, tavuk ve hindi etinde yasak devam etmektedir.

Beklentimiz uygulanan ambargonun tüm ürünlerde kaldırılmasıdır. 

Kanatlı sektöründe en önemli pazar olan Irak’ta yaşananlar da bu alandaki ihracatı sıkıntıya soktu.

Sonuçta, 2016 yılının Ocak-Kasım döneminde, ihracat yüzde 3,6 gerilemeyle 15 milyar 156 milyon dolardan 14 milyar 607 milyon dolara, ithalat ise yüzde 1,5 azalmayla 10 milyar 160 milyon dolardan 10 milyar 3 milyon dolara indi.

Görüldüğü gibi tarım ve gıda geçen yılın Ocak-Kasım dönemine göre 392 milyon dolar azalsa da 4 milyar 604 milyon dolarlık dış ticaret fazlası vermeye, ekonomiye katkı yapmaya devam etti.”

 

-Mazot, gübre, tohum, ilaç, elektrik-

 

Mazot, gübre, tohum, ilaç, elektrik gibi girdilerin tarımın önemli maliyet unsurları olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

“Üretim maliyetlerinin azaltılması, girdi fiyatlarının makul düzeylere çekilmesi gerekmektedir. Yem ve gübrede 2016 yılında KDV’nin sıfırlanması çiftçimiz açısından memnuniyet verici bir gelişme olmuştur.

Henüz rakamlar kesinleşmese de 2015 yılında 9 milyar 971 milyon lira olan tarımsal destek bütçesi, 2016 yılında yüzde 16,8 artarak, 11 milyar 644 milyon liraya çıktı. Bu rakam, 2017 bütçesinde tarıma ayrılan kaynak, yüzde 10,25 artarak 12 milyar 838 milyon liraya yükseldi. Girdi destekleri içinde en önemli payı mazot, gübre destekleri alıyor. Gübre desteği ise 2015’de 819 milyon, 2016’da ise 885 milyon lira, mazot desteği 2015’de 683 milyon, 2016’da 694 milyon lira oldu.

 

-Gübre-

 

Gübre kullanımı fiyata göre değişiklik göstermektedir. 2015 yılında 5,5 milyon ton olan gübre tüketiminin 2016’de gübre fiyatlarının azalması sebebiyle bunun üzerinde olacağı tahmin edilmektedir. Önemli bir tarımsal girdi olan gübrede, 2016 yılında fiyatlar, 2015 yılına göre yüzde 17,5 ile yüzde 23,9 arasında geriledi. Gübre fiyatlarında en fazla azalış yüzde 23,9 ile üre gübresinde gerçekleşti. Uluslararası gübre fiyatları, 2013 yılından itibaren gerilemeye başlamış, fiyat düşüşü 2016’ya kadar sürmüştür. Ülkemizde de dünyada yaşanan bu gelişmeler ve yüzde 18 olan KDV’nin sıfırlanması gübre fiyatlarının düşmesine neden olmuştur. Bu üreticimiz açısından son derece olumlu bir karardır. Yalnız 2016’nın son aylarında fiyatlar, döviz kurlarının artışının yanı sıra dünya fiyatlarının da artması nedeniyle yükselme trendine girmiştir.

 

-Mazot-

 

Diğer önemli girdi mazottur. Döviz kurlarındaki artış, mazot fiyatlarını yükseltmiştir. Mazot fiyatları, 2016 yılında yüzde 31,6 artarak 3 lira 51 kuruştan 4 lira 62 kuruşa çıkmıştır. Bilindiği üzere mazot bedelinin yaklaşık yüzde 42’sini özel tüketim vergisi (ÖTV) oluşturmaktadır. Buna ilaveten mazotta yüzde 18 katma değer vergisi (KDV) yükü vardır. 2017 yılında mazot fiyatlarının yarısının devlet tarafından karşılanacak olması çiftçimiz lehine fevkalade önemli bir gelişmedir. Karar, çiftçimiz için oldukça memnuniyet vericidir. Hükümetimizin, bu kararıyla son derece isabetli bir uygulamayı başlatacak olması sevindirici bir gelişmedir. Bu durum, üretime olumlu yansıyacaktır.

 

-Elektrik-

 

Sulama, seracılık ve hayvancılığın gelişmesiyle tarımda elektrik kullanımı artmıştır. 2015 yılında tarımsal sulama abone grubundan elektrik alan üretici bir kilovatsaat (kWh) elektrik enerjisi için yüzde 1 Enerji Fonu, yüzde 2 TRT payı ve yüzde 18 KDV dahil 33,15 kuruş ödüyordu. Üreticinin 2016 yılında birim fiyat için ödediği tutar, bir önceki yıla göre yüzde 7,5 artışla 2016 yılında 35,63 kuruş olmuştur.

2015 yılı sonunda Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından alınan kararla birlikte seralar tarımsal sulama abone grubuna dahil edilmiştir. Ancak, hayvancılık işletmelerine tarımsal üretim faaliyetlerinin yapıldığı yerler olmasına karşın en yüksek tarife olan ticarethane abone grubundan elektrik verilmektedir. Hayvansal üretimde elektrik fiyatı kilovatsaatte (kWh) 40,51 kuruştur. Üreticilerimizi yakından ilgilendiren bir diğer husus da elektrik borcu bulunan üreticilerimizin desteklerine konan blokelerdir. Elektrik şirketlerinin alacağı üreticiye ödenecek olan desteklerden kesilmektedir.

Ülkemizde son 10 yılda sertifikalı tohum üretimimiz yüzde 142 oranında artarak 2015 yılında 896 bin tona ulaşmıştır. Bu durum ülkemizde kaliteli ve verimi yüksek sertifikalı tohumlukların kullanımının her geçen gün ülkemizde yaygınlaştığını göstermektedir. TÜİK verilerine göre, 2015 yılında 26 bin ton olan tohum ihracatı, 2016 yılının Ocak-Kasım döneminde 51 bin tona çıkmıştır. Tohum ithalatı ise 2015 yılında 56 bin ton iken 2016 yılının Ocak-Kasım döneminde 45 bin ton olmuştur.

Ülkemiz tohum ithalatına 2015 yılında yaklaşık 196 milyon dolar, 2016 yılının Ocak-Kasım döneminde ise 178,8 milyon dolar ödenmiştir. İhracat, 2015 yılında, 102 milyon dolar, 2016 yılın Ocak-Kasım döneminde 132,5 milyon dolar olmuştur.”

 

-Kredi-

 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 2016 Eylül ayı itibarıyla, tarım ve balıkçılık sektörüne kullandırılan 58,9 milyar lira olan nakdi kredi miktarının, geçen yılın aynı ayına göre, yüzde 16,3 artışla 68,5 milyar liraya ulaştığına dikkati çeken Bayraktar, “68,5 milyar liralık kredinin, 48,0 milyar lirası kamu bankaları tarafından, 8,6 milyar lirası yerli özel bankalar, 11,9 milyar lirası ise yabancı bankalar tarafından kullandırıldı. Tarım Kredi Kooperatiflerinin kullandırdığı kredi miktarı ise 2016 yılı Haziran ayı itibariyle yaklaşık 7 milyar liraya ulaştı. 2016 yılında tarım ve balıkçılık sektörüne verilen toplam 68 milyar 549 milyon liralık kredinin, 20 milyar 492 milyon lirası, bir diğer ifadeyle yüzde 30’u yerli özel ve yabancı bankalar tarafından kullandırılmıştır” dedi.

 

-2017 yılı beklentileri-

 

Bayraktar, basın toplantısında, üreticinin, çiftçinin 2017 yılı beklentilerine de yer verdi. Üreticinin en önemli sorunlarından birinin fiyat ve gelir istikrarsızlığı olduğunu belirten Bayraktar, şunları söyledi:

“Ekonomik örgütlenme güçlü olmayınca tarımda üretim planlaması yapılamamakta, pazarlama sorunları çözülememekte, üretici fiyatlarında fiyat ve dolayısıyla üreticide gelir istikrarı sağlanamamaktadır.

Bu örgütler, gelişmiş ülkelerde örneklerini gördüğümüz gibi planlı ve talebe uygun üretim yapılmasını sağlamalı, soğuk hava zinciriyle ürünü korumalı, lisanslı depolarda ürünü depolamalı, piyasa ihtiyacına göre ürün sunmalı, böylece aşırı fiyat dalgalanmalarının ve talebin üzerinde üretim yapılmasının önüne geçmelidir.

Bütün bunlar yapılamadığı için, çiftçimiz ekeceği ürün hakkında doğru karar verememektedir. Bir sene bir ürün para edince o ürüne yönelen çiftçimiz, talebin üzerinde üretim nedeniyle fiyatlar düşünce o üründen kaçmakta, başka ürüne yönelmektedir. Çiftçimizin üretimden kaçtığı üründe üretim azalınca bu kez fiyatlar yükselmektedir. Bu kısır döngüyü çiftçimiz kıramamaktadır.

Ayrıca, örgütlenme yetersizliği nedeniyle, üretici ile tüketici arasında, tarla ile market arasında büyük fiyat farklılıkları oluşmakta, belirttiğimiz gibi tarladan markete ürün fiyatları 5-6 kata kadar artmaktadır.

 

-“İşin mali büyüklüğü üretici birliklerinin gücünü aşmaktadır”-

 

İşin mali büyüklüğü üretici birliklerinin gücünü de aşmaktadır.

Bu yapı düzelene kadar, Toprak Mahsulleri Ofisi garantörlüğünde üretici birlikleri devreye girmeli, alım yapmalı, piyasayı düzenlemelidir. Ofis, kiraladığı veya inşa ettiği depoları üretici birliklerine tahsis etmelidir.

Üreticiyi tarlada tutmak istiyorsak bu sorunu çözmeliyiz. Bunun başka yolu yoktur.

Hükümetimizin başlatacağı havza bazlı üretim modeli de planlı üretimin ilk adımı olacaktır. Planlı bir üretim yapıldığında, üretici gelir, ürünler fiyat istikrarına kavuşacaktır.

Gübre kullanımının sürdürülebilirliği için gübre fiyatlarının makul seviyelerde olması gerekmektedir. Fiyatlarındaki yüksek artış, gübre kullanımının azalmasına ve dolayısıyla verimin düşmesine neden olmaktadır.

 

-Elektrik borçlarının desteklerden kesilmesiyle ilgili

uygulama kaldırılmalıdır-

 

Birim fiyatın düşürülmesi bakımından; elektrikte uygulanmakta olan pay ve fonlar ile yüzde 18 KDV, tarımda kullanılan elektrikte gübrede olduğu kaldırılmalıdır.

Hayvancılık işletmelerimizin indirimli tarifeden elektrik almaları sağlanmalıdır.

Elektrik borçlarının desteklerden kesilmesiyle ilgili uygulama kaldırılmalıdır.

Özellikle sertifikalı tohumluğun zamanında ve uygun bir fiyatla çiftçimize ulaştırılması tarımsal üretimin artırılması açısından önemlidir. İthalat değerinde en çok paya sahip olan sebze tohumluğu başta olmak üzere tohumlukta dışa bağımlılık azaltılmalı, yeni çeşit geliştirmek için Ar-Ge çalışmalarına hız verilmelidir. Sebze tohumluk ve fidelerinde uygulanmakta olan KDV de diğer tohumluklarda olduğu gibi yüzde 1’e indirilmelidir.

Son yıllarda çiftçilerimiz sürekli afetlerle uğraşmak zorunda kalmıştır. Afetler nedeniyle yeterli geliri elde edemeyen çiftçilerimiz, kullanmış olduğu kredilerin geri ödemelerini de yapamamıştır.”

 

-Borçlanın ertelenmesine ilişkin kararname-

 

Bayraktar, üretimin devamı için Türkiye genelinde 1 Ocak 2016-31 Aralık 2016 tarihleri arasında meydana gelen tabii afetlerde ekilişleri, ürünleri, hayvan varlıkları, tesisleri ve seraları en az yüzde 30 oranında zarar gören Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilerin, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan düşük faizli kredi kapsamındaki borçlarının yüzde 3 faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle 1 yıl ertelendiğini, borçların ertelenmesine ilişkin kararnameden üreticilerin önemli bir kısmının faydalanamadığını bildirdi.

Ertelemenin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan düşük faizli krediler için geçerli olduğuna dikkati çeken Bayraktar; “Ziraat Bankası’ndan ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi alan ancak ürünlerini tarım sigortası yaptıramadığı için düşük faizli kredi kullanamayan üreticilerimiz ile 2016 yılında diğer bankalardan kredi kullanan üreticilerimiz erteleme kararından yararlanamamıştır” dedi.

 

-Buğdayda kuraklık verim sigortası-

 

Tarım sigortalarında sigorta yaptıran üretici sayısı artmakla birlikte henüz istenilen düzeye gelinemediğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle konuştu:

“Ülkemizde Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı toplam alan dikkate alındığında sigortalanma oranı hala yüzde 13’dür. 2017 yılında, 81 ilin tamamında kuru tarım alanlarında ekili buğday ürününün kuraklık verim sigortası kapsamına alınacak olması önemli bir karardır. Bugüne kadar tarım sigortalarında kuraklık gibi ülkemiz ve çiftçimiz için çok önemli riskin kapsamda olmaması büyük bir sorundu. Bu eksiklik, Birliğimizin de girişimleriyle giderildi. Buğday ürününde uygulanacak ilçe bazlı kuraklık verim sigortasının prim tutarının yüzde 60’ını devlet ödeyecek. Kuraklık sigortası kapsamında belirtilen riskler nedeniyle yüzde 30 ve üzerinde zarar gören çiftçilerimiz tazminat alacaklar.

Büyükbaş ve küçükbaş hayvan hırsızlığı, açık ve yarı açık sistemde yetiştirilen kümes hayvanları ölümleri sigorta kapsamına alındı.

Meyve ağaçları ve asmaların kendileri ve fidanları, kirazda yağmur riski de sigorta kapsamına girdi.

Devlet destekli tarım sigortasının kapsamı genişletilirken prim miktarları çiftçinin ödeyeceği düzeyde tutulmalıdır.

Tarımın önemli yapısal sorunlarından biri de tarım arazilerimizin, miras hukukundan kaynaklanan olumsuzluklar nedeniyle, çok parçalı ve dağınık yapısıdır. Bizim de sonuna kadar desteklediğimiz Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu yürürlüktedir. Burada bir an önce uygulama hızlandırılmalıdır.

Bundan sonra arazilerini büyütmek isteyen ehil mirasçılara faizsiz kredi desteği uygulaması başlatılmalı, yine arazilerini birleştirmek suretiyle işletmelerini büyütmek isteyen çiftçilerimiz desteklenmelidir.

 

-Verimli tarım arazilerinin korunması-

 

Verimli tarım arazilerinin korunması çok önemlidir. Ülke olarak tarım arazilerimizi iyi koruduğumuzu söyleyemeyiz. 1990 yılından bu yana 4 milyon hektarın üzerinde tarım alanı kaybettik. Bu dönemde nüfusumuz Yunanistan’ın iki katı, 23 milyon artarken, Yunanistan’ın tarım topraklarının 1,5 katı alan tarım dışına çıkarıldı. Kişi başına tarım alanımız 4,9 dekardan 3 dekara indi.

İllerde Toprak Koruma Kurullarının, tarım arazilerini korumada çok iyi görev yaptığını söylemek mümkün değil. Toprağın esas sahibi olan Ziraat Odaları, bazı yerlerde bu kurullardan çıkarılmaya çalışılıyor. Mevzuatta bulunan kamu yararı kavramı, arazileri tarım dışına çıkarmada keyfi olarak kullanılabiliyor.

Bu açıdan, 184 tane ovanın SİT alanı olarak ilan edileceğinin açıklanması çok önemli, hayati bir olaydır. Bunu destekliyoruz. Bakanlar Kurulu’ndan kısa bir sürede çıkacağını ümit ediyoruz. Tarım topraklarını korumanın başka yolu da yok.

Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığımızın yılda 1 milyon hektar toplulaştırma hedefini memnuniyetle karşılıyoruz. Bu çalışmalar hızla tamamlanmalı, en kısa zamanda kalan 9 milyon hektar alandaki toplulaştırma çalışmaları bitirilmelidir.”

 

-Sulama-

 

Bu çalışmaların tamamlanmasının sulama yatırımlarının da maliyetini azaltacağını vurgulayan Bayraktar, “Ülkemizde 8,5 milyon hektar teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek tarım arazilerimizin halen 2,23 milyon hektarını gerekli sulama altyapı yatırımları tamamlanmadığı için sulanamamaktadır. Bu alan, İsrail’den daha büyük bir alana karşılık gelmektedir. GAP, KOP, DAP gibi büyük sulama yatırımlarını da içeren projelerinin bir an önce tamamlanması gerekmektedir. Ülkemiz, sulama yatırımlarını tamamlayamadığı için 4,1 milyon hektarın üzerinde, Hollanda kadar bir alanı nadasa bırakmak zorunda kalmaktadır. Ayrıca önemli su kayıplarına neden olan ekonomik ömrünü tamamlamış sulama yatırımları acilen yenilenmeli, yüzde 60’lara varan oranlarda tasarruf sağlayan basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırılmalıdır” dedi.

 

-Hayvancılık-

 

Hayvancılıkta et ithalatının ülkeye bir fayda sağlamadığının görüldüğüne dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:

“Üreticimiz, devletin vereceği desteklerle ve gümrük vergilerindeki koruyucu önlemlerle birlikte halkımızın ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilir. Üretim artışı da bu görüşü desteklemektedir.

Ette fiyatların düşmesi, besi hayvanı ve yem maliyetlerine bağlıdır. Maliyetler düşerse et fiyatı da ucuzlar.

Yemde KDV’nin 2016 yılında sıfırlanması yerinde bir karar olmuştur.

Ülke içi üretim teşviklerine devam ederek besilik dana da dahil her türlü ithalat en kısa zamanda tamamıyla ülke gündeminden çıkarılmalıdır.

Çiğ süt tavsiye fiyatı, 2,5 yıl aranın ardından sadece 6 kuruş artışla 1 lira 21 kuruş olarak ilan edilmiştir. Bilindiği üzere 1 lira 15 kuruşluk brüt tavsiye fiyatı bile birçok yerde uygulanmamış, 1 liranın altında fiyatla süt satılmıştır. Üreticilerin yem giderlerinin fiyatları zamlanırken, tüketici enflasyonu, marketteki süt ve süt ürünleri fiyatları artarken çiğ süt fiyatlarının bu seviyelerde kalması, kabul edilebilir bir durum değildir.

Bunun yanı sıra, bazı firmaların çeşitli gerekçelerle 3-4 aydır üreticilerin süt bedellerini ödememesi önemli bir sorundur.

Kuruluşuna büyük destek verdiğimiz Et ve Süt Kurumu’nun güçlendirilmesi, ana statüsünde yapılan değişiklikler çerçevesinde kendisine verilen görevleri gerekli kaynaklar ayrılarak yerine getirmesi sağlanmalıdır.

Hükümetimizin son yıllarda uygulamış olduğu okul çağındaki çocuklara 200 mililitre süt dağıtımı başarılı bir şekilde yürütülmektedir. Okul çağındaki çocuklara, 2016 yılında olduğu gibi 2017 yılında da kuru üzüm dağıtımı kararı alınması da önemlidir. TZOB olarak, bu programları çok önemsiyor ve atılan bu olumlu adımları destekliyoruz.

Bu programlar, her iki sömestri de kapsayacak şekilde genişletilmeli, peynir, yoğurt gibi süt ürünleriyle çeşitlendirilmelidir.

Kırmızı et ihtiyacının karşılanması için küçükbaş hayvancılığı da ağırlık verilmelidir. Hükümetimizin son zamanlarda küçükbaş hayvancılığa verdiği destekleri çok olumlu buluyor ve önemsiyoruz. Desteklerin artarak devam etmesini bekliyoruz.

Kanatlı sektörde ülke içi tüketim belli noktalara ulaşmıştır. Sektörün kapasitesi ülke ihtiyacının çok üzerindedir. Sektörün asıl sorunu ihracatta yaşanan tıkanmalardır. Yeni bir ihracat stratejisi belirlenmeli, başta Ortadoğu olmak üzere yakın pazarlara yoğunlaşılmalı, mevcut pazarlarda pazar payını artırıcı tedbirler alınmalıdır. İhracat destekleri artırılmalıdır.

Üreticiyi yemde dışa bağımlılıktan kurtaracak, ucuza yem teminini sağlayacak destekler hayata geçirilmelidir.”

Ülke için 2016 yılının çok zor bir yıl olduğunu, 15 Temmuz sürecinin yaşandığını ve milli bir karşı koyuşla bu badirenin atlatıldığını belirten Bayraktar, “hem ülke içinde hem ülke dışında terör mücadelesi yürütüyoruz. Sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Şunu da unutmayalım, milletçe el ele omuz omuza verirsek, birlik ve beraberliğimizi korursak, ülke olarak çözemeyeceğiz hiçbir sorunumuz yoktur. Böyle hareket ettiğimiz takdirde, 2017 yılı çok daha iyi bir yıl olacaktır. Buna yürekten inanıyorum” dedi.

 

-Sorular-

 

Bayraktar, bir basın mensubunun “çiftçilere sorunlarını nedenleriyle açıkladınız. Çiftçilere ne önerirsiniz? Ne yapmaları gerekiyor?” şeklindeki sorusunu şöyle yanıtladı:

“Çok önemsediğimiz bir konu var. Siz ne yaparsanız yapın. Hangi desteği verirseniz verin çiftçiyi enforme edemezseniz, bilgiyle kavuşturamazsanız sonuç almanız mümkün değildir. Zaman zaman Ziraat Odaları olarak, ilgili bakanlıklar ve değişik kuruluşlarla çiftçi eğitimleri yapıyoruz ve bu verdiğimiz eğitimlere çiftçimizin daha fazla önem vermesini istiyoruz. Bu eğitimlere katılım çok önemlidir. Çiftçimizi eğitimle buluşturamazsak, üretim ve verimlilik rakamlarını arzu ettiğimiz standarda dünya standartlarına ulaştırma şansımız yoktur.

Örgütlenme çok önemlidir. Biz anayasal meslek kuruluşuyuz. Ekonomik örgüt değiliz. Ekonomik örgütlerin idari ve mali yönden güçlenmesi ve fonksiyonel hale gelmesi çok önemlidir. Bununla alakalı da bir takım tedbirlerin alınması gerektiğini ifade ettik. TMO garantörlüğünde bir takım desteklere, kredilere ihtiyacı var. Zannediyorum bakanlık da bu manada bir çalışma yapıyor. Mali yönden desteklendiğinde, üretici birlikleri alana girdiğinde piyasaya istikrar gelecek. Ama burada üreticimizin örgütlerine biraz daha sahip çıkması lazım. Örgütlerinin arkasında olması lazım. Örgütler desteklendiğinde daha fazla hizmet verecektir.”

 

-Sertifikasız yerli tohum kullanan üreticiye destek verilmemesi-

 

TZOB Genel Başkanı, “Tarım Bakanının sertifikalı tohumla ilgili olarak bir açıklaması oldu. ‘Yeni yıldan itibaren kullanmayana destek verilmeyecek’ dedi. Bununla ilgili olarak bakanlıkla görüşmeleriniz oldu mu? Yani destek verilmeyecek derken çiftçi aldığı bütün desteklemelerden mi faydalanamayacak? Yoksa tohumu kullanana ekstra bir teşvik mi geliyor?” şeklindeki soru üzerine şunları söyledi:

“Sertifikalı tohum kullanımını teşvik etmek üzere sertifikasız yerli tohum kullanan üreticiye destek vermeyeceğini ifade etti. Gayet açık ve net. Ama bu bir tartışma konusu. Halkımızın bir kısmı sertifikasız yerli tohum kullanmaktan yana. Yabancı menşeli hibrit tohumları kullanmak istemiyor. Acaba neden? Mesela çok enteresan bir şey söyleyeyim, son günlerde zaman zaman sosyal medyada da paylaşıyorsunuz. Basında da yer alıyor. Sertifikasız yerli tohumdan üretilen buğdaydan yapılan ekmekler kapış kapış gidiyor. Mesela Kastamonu’da siyez buğdayı var. Yerli bir buğday çeşididir bu. Hatta bunu ekşi maya ile mayalıyorlar, gluten seviyesini de aşağıya çekiyorlar. Sağlık açısından biliyorsunuz gluten alerjisi gibi problemler yaratıyor. Şimdi insanlar arasa da yerli çeşit buğdayı da bulamıyor. Bunu bir araştırmak lazım. Halkımızın bir kısmı acaba niçin yerli buğdayı tercih ediyor. Bu konuda bakanlığımızın bir çalışma yapması lazım. Yani niye kullandığına dair halkımızın da bu görüşü alınmalı. İlgili kurum ve kuruluşlarında görüşü alınmalı, masaya yatırılmalıdır.”

“Yerli tohum yok olacak konusunda endişeler ve tartışmalar var” hatırlatması üzerine ve “şunu mu anlamamız gerekiyor. Hükümet yerli tohuma teşvik için açıklamalar yapıyor ancak yerli tohum stoğunda mı bir sorun var? Bakanlıktan bu konuyla ilgili bir davet çağrı aldınız mı” soruları üzerine Bayraktar, “yerli tohum zaten yok oluyor. Sertifikalıysa yok olmaz. Halkımız bu yerli tohumlara bu kadar rağbet ediyorsa burada yerli tohumların ıslahına da biraz önem vermemiz gerekiyor. Yerli tohumları biraz daha geliştirmemiz lazım. Tohumda verimlilik rakamlarını biraz daha yukarıya çıkarmak için ıslah çalışmaları önemli. Buna biraz daha önem vermemiz lazım. Bu konu tartışmaya açılmalı, tarafların görüşleri alınmalı ondan sonra bir sonuca varılmalı diye düşünüyorum.

Yerli tohum kullanan üreticilerimiz var. Değişik ürünlerde sertifikasız olarak kullanıyorlar. ‘Sertifikası olmayanlara destek vermeyeceğim’ diyor. Yani stokla ilgisi yok. ‘Sertifikasız tohuma destek vermeyeceğim’ diyor.

Bu konuda bir görüşme yapmadık ama görüşmeyi de düşünüyorum. Açıklama da zaten yeni tartışma konusu oldu. Ama bizden henüz bir görüş alınmadı.”

 

-Milli Tarım Projesi-

 

Bayraktar, “hükümetin özellikle Milli Tarım Projesi ile yaptığı açıklamada üretimi artırmak noktasında yapılan teşvik çalışmalarının geri dönüşlerini almaya başladınız mı? Gerek Sayın Cumhurbaşkanı gerek Başbakan üretim artmadan ülkenin ileriye gidemeyeceğini, özellikle de tarımın geliştirilmesi için Milli Tarım Projesinin ortaya konulduğunu, havzaların belirleneceği, tarım desteklerinin artırılacağı söylendi. Ancak bu açıklanan projeler sektöre talebi artırdı mı?” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Üretim alanında çiftçilerimizin maliyeti çok yüksektir. Maliyeti aşağı çekmeden bizim üretimi artırmamız mümkün değildir. Üreticinin 1 liraya ürettiği malı tüketici 5 liraya yiyor. Arada müthiş bir makas var. Burada kazanan üretici de değil tüketici de değil. Bu sisteme de son vermediğimiz takdirde tabii üreticiyi de memnun etmemiz mümkün değil.

En son Mersin’de ve Tarsus’ta büyük bir doğal afet yaşadık. Zaman zaman bunu Türkiye’nin her tarafında yaşıyoruz. Bu da tabii üreticimize fevkalade zararlar veriyor. TARSİM kapsamına giren üretici sayısı da yüzde 13. Orada bir mesafe alamadık. Üreticilerimizi TARSİM’e yeterli miktarda koyabilseydik, hiç olmazsa zararlarının önemli bir kısmını tazmin imkanına sahip olurlardı. Böyle bir şeyde yok. Sadece bir enstrüman kalıyor üreticiyi rahatlatmak için o da borçların yapılandırılması. Yüzde 30 civarında zarar gören üreticilerimizin de borçları yapılandırılıyor. Bunun için bizim bu şartlarda üretim yapan, ki zaman zamanda plansızlıkta olduğu için Havza bazlı destekleme modeline niye önem verdiğimizi söyledik. Plansız üretim de zaman zaman arzı fazlalaştırıyor. Arz talep dengesizliği de yine üreticimizi fiyatlar noktasında piyasa istikrarı noktasında zorluyor ve zarar veriyor üreticimize.

 

-“Tarım küçülme fiyatla ilgili üretimle ilgili değil”-

 

Zaten dikkat ederseniz tarımda niye küçülme yaşandı. Fiyattan dolayı, yoksa üretimde bir problem yok. Üretim artışı görünüyor ama fiyat iyi olmadığı için enflasyon rakamları da onu gösteriyor. Üretici rakamları eksi görünüyor. Fiyat üreticinin lehinde gelişmediği için tarımda küçülme görülüyor. Küçülme fiyatla ilgili üretimle ilgili değil.

Biz üretimi artırmak istiyorsak, tarım çok önemli stratejik bir sektör ve dünyada rekabeti korkunç bir sektör. Bizim dünyada rekabet ettiğimiz iki tane üstünlük var. Biri mutlak üstünlük. Dünyanın verdiği ciddi destekler var. Bunlarla Türkiye destekleri veremediği takdirde rekabet edemez. İkincisi mukayeseli üstünlük. Tarımda gelişmiş olan ülkelerin verimlilik rakamları kalite ve standardı yüksek. Bizim bunlarla da rekabet etmemiz gerekiyor. Kaliteyi, verimliliği yukarlara çekmemiz gerekiyor. Bütün bunları yapmamız için muhakkak suretle desteklere ihtiyacımız var. Bizim bunlar olmadan ne üretimi artırmamız mümkün ne de verimliliği artırmamız mümkün.

Bizim de talebimiz üzerine gerçekleştirilen gübre ve yemdeki KDV indirimi önemli.  Bu olumlu yansıdı. Yansımadı dememiz mümkün değil. 2017 yılında başlayacak olan mazot desteğini de çok önemsiyoruz. Bir an evvel de başlamasını bekliyoruz. Çünkü mazot fiyatları da artmaya başladı. Üreticimizi de zorluyor ama bunun dışında bakanlığımızdan bir talebimiz daha var. Sulamada kullanılan elektrik fiyatları çok pahalı. Muhakkak surette aşağı çekilmelidir. 2017 yılı için onu da talep ediyoruz. Üreticimiz cazibe suya kavuşamadığı için yer altı sularını pompa ile çekiyor, dünya kadar elektrik parası veriyor. Maliyeti anormal yükseliyor. Ve bu maliyetin altından da kalkamıyor. Dolayısıyla elektrik fiyatlarında da bir ucuzlama bekliyoruz. Planlamayla ilgili çalışmaları önemsiyoruz. Bunlar yapıldığında 2017 yılı daha rahat bir yıl olabilir. Üretim daha fazla artabilir ve bu sektöre de talep çoğalabilir.”

 

-Yumurta fiyatları, Suudi Arabistan’a tavuk ihracatı-

 

Şemsi Bayraktar, “yumurta fiyatları ile de bir açıklama alsak sizden. Tane fiyatları 1 liraya yaklaştı. İhracatın özellikle Irak’ta yaşanan kuş gribi noktasında yükseldiği söyleniyor” sorusu üzerinde, “ihracata bağlı olarak bir yükseldi. Ama şuan düştü. Yumurta fiyatları zaten uzun zaman aşağıda seyretti. İhracatta zaman zaman meydana gelen taleplerle zaman zaman bazı fiyatları yükseltiyor ama şuan makul seviyeye geldi. Tavuk fiyatları şuan iyi değil. İhracatta bir tıkanma var. Tavuk üreticilerimiz de halinden çok memnun değil doğrusu. O ihracatta meydana gelen tıkanmalarında açılması için çalışmalarımız devam ediyor. Hatta Suudi Arabistan’a biz tavuk yediremiyoruz. Suudi Arabistan tavuğu başka ülkeden alıyor bizden almıyor. Hangi teşviki vermemiz gerekiyorsa vermemiz lazım. Bizim bu sahaya muhakkak surette açılmamız lazım” dedi.

Bayraktar, “Suudi Arabistan’a neden tavuk yediremiyoruz” şeklindeki soru üzerine de “Bizden daha fazla teşvik veriyorlar. Brezilya’dan alıyor başka ülkelerden alıyor. Bu ülkelerin verdiği destekler fazla olunca rekabet edemiyorsunuz. Bu bölgeye tavuk yediremiyoruz. Bu bölgeye tavuk yedirmemiz lazım” diye konuştu.

Şemsi Bayraktar, “Zam şampiyonu ürünler vardı. Mesela nohut 2016 da bayağı yükselmişti. 2017 de risk gördüğünüz ürünler var mıdır? Doğal afetler çok etkiliyor ürünlerin fiyatlarını” şeklindeki bir soruyu aşağıdaki gibi yanıtladı:

“Bazı ürünlerde yeterli olmadığımız için ithalatçıyız. Dünya piyasalarına bağlı olarak dünya piyasaları yükseliyorsa siz de yüksek maliyette ithalat yapıyorsunuz. Bu yüksek maliyetle yaptığınızın ithalatın sonucudur. Ülke olarak bu doğal afetleri yaşayacağız. Doğal afetlerde arzı yavaşlatabilir. Arz yavaşlayınca da bazı ürünlerin fiyatlarında da yükselmeler olabilir. Piyasaya yeterli oranda mal sevk edemezseniz arzı sağlayamazsanız fiyat yükselir. Fiyatların yükselmesi konusunda doğal afetler bir ithalat maliyetleri iki. Bunlardan dolayı fiyatlarda bir yükselme söz konusu olabilir. Her şeye rağmen bizim bu düzeni değiştirmemiz lazım. Asıl problem burada. Biz bu düzeni değiştirmediğimiz takdirde bizim para kazanamadığımız üretimden tüketici faydalanamayacaktır. Tüketici bunu 2 liraya yesin, 3 liraya yesin niye 5 liraya yesin.

Bununla alakalı yapılan çalışmalar var. Biz buna da katkı sağlıyoruz. İşte bu manda üretici birliklerin fonksiyonel olması piyasaya girmesini önemsiyoruz. Hallerde üretici birliklerine yer verilmesi direk üreticiden tüketiciye satılmasını çok önemsiyoruz Bu ve benzer tedbirler alınmaya çalışılıyor ama bir an evvel hayata geçirilmeli. Üreticiye de yazık oluyor tüketiciye de yazık oluyor. Bu sistemi kıramazsak, bu düzeni değiştiremezsek maalesef bu olumsuzlukları bu ülkede yaşarız.”

Bayraktar, “şuan risk olan bir ürün görüyor musunuz?” şeklindeki soru üzerine, “şuan için bir ürün vermem doğru değil. Spekülasyona neden olurum. Şu an için bir risk görmüyorum ama yine iki nedenle bazı ürünlerde arzdaki yavaşlama fiyat yükselişlerine sebep olabilir” dedi.

Şemsi Bayraktar, “Üretici tüketici fiyatlarını daraltmak için gümrük bakanlığı kimlik sistemi var. Marketlerde başladı. Bu yıl ortalarında da pazarlarda da yaygınlaştırılacak sizce işe yarayacak mı?” sorusu üzerine, şöyle konuştu:

“Kullanılacak enstrümanlardan biri o.  Tek başına yaramaz. Çünkü muhakkak surette piyasaya üretici birliklerinin girmesi, bu malı alması ve tüketiciyle buluşturması çok önemli. Siz bunu sağlayamadığınız takdirde üreticiden 1 liraya aldı tüketiciye 5 liraya sattınız. Bunu etikette tüketici görse ne olur? Üreticide 1 lira markette baktın 5 lira. Farkı gördüm. Zaten biliyorum. Tek başına çözüm olur mu? Olmaz. Orada tüketici diyecektir ki ‘yahu ben bunu niye 5 liraya yiyorum kardeşim’. Ama 4 liraya alamaz onu. 5 lirayı verip alacaktır. Mühim olan onu 3 liraya alması. 4 liraya da değil, 5 liraya da değil. Benim 1 liraya ürettiğimi tüketicinin 3 liraya alması önemlidir. Bu mekanizmaları muhakkak surette bu ülkede kurmamız lazım. Bununla ilgili de çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah 2017 yılında bir netice alırız.”

Yıllardır talep ettiğimiz kuraklık sigortası buğdayda başlıyor…


“Bugüne kadar tarım sigortalarında kuraklık gibi ülkemiz ve çiftçimiz için çok önemli riskin kapsamda olmaması büyük bir sorundu. Bu eksiklik, Birliğimizin de girişimleriyle giderildi”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Bu yıl, 81 ilin tamamında kuru tarım alanlarında ekili buğday ürünü kuraklık verim sigortası kapsamına alınacak”

-“Bugüne kadar tarım sigortalarında kuraklık gibi ülkemiz ve çiftçimiz için çok önemli riskin kapsamda olmaması büyük bir sorundu. Bu eksiklik, Birliğimizin de girişimleriyle giderildi”

-“Buğday ürününde uygulanacak ilçe bazlı kuraklık verim sigortasının prim tutarının yüzde 60’ını devlet ödeyecek”

-“Büyükbaş ve küçükbaş hayvan hırsızlığı, açık ve yarı açık sistemde yetiştirilen kümes hayvanları ölümleri sigorta kapsamına alındı”

-“Meyve ağaçları ve asmaların kendileri ve fidanları, kirazda yağmur riski de sigorta kapsamına girdi”

-“Devlet destekli tarım sigortasının kapsamı genişletilirken prim miktarları çiftçinin ödeyeceği düzeyde tutulmalıdır”

 

Ankara – 03.01.2017  – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yıllardır talep ettikleri kuraklık sigortasının buğdayda başlayacağını bildirerek, “bu yıl 81 ilin tamamında kuru tarım alanlarında ekili buğday ürünü kuraklık verim sigortası kapsamına alınacak” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, son yıllarda üretim döneminin başlangıcından itibaren başlayan afetlerin üretim dönemi boyunca devam etmesinin, tarım sektörünün afetlere karşı daha fazla korunmasını gerekli kıldığını belirtti. Halen üreticilerin tarımda yaşanan afetlere karşı yeteri kadar korunamadığını, bin bir emekle ürettiği ürünü yaşadığı bir afette kaybedebildiğini, tüm yılın gelirinin yok olabildiğini vurgulayan Bayraktar, bu durum üst üste yaşandığında üreticilerin tarım sektöründen çekilmelerine neden olabildiğine de dikkati çekti.

 

-“Çiftçi, prim ödediği halde kuraklık kapsamda olmadığı için tazminat

alamıyordu”-

 

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ülkemizde 2006 yılından bu yana uygulanan devlet destekli tarım sigortaları sistemi, tarım sektörünün afetler karşısında korunması bakımından büyük bir görev üstlenmektedir. 2006 yılından buyana tarım sigortalarında kapsama alınan riskler ve ürünler yıldan yıla genişletildi. Ancak bugüne kadar tarım sigortalarında kuraklık gibi ülkemiz ve çiftçimiz için çok önemli riskin kapsamda olmaması büyük bir sorundu. Çiftçimiz, buğday tarlasını sigorta yaptırıp prim ödediği halde kuraklık yaşaması durumunda herhangi bir tazminat alamıyordu. Bu eksiklik, Birliğimizin de girişimleriyle bu yıl giderildi. Yapılan çalışmalar sonucu 2017 yılında 81 ilin tamamında kuru tarım alanlarında ekili buğday ürünü kuraklık verim sigortası kapsamına alınacak.

2017 yılında ilçe bazlı kuraklık verim sigortasıyla, kuraklık başta olmak üzere, don, sıcak rüzgar, sıcak hava dalgası, aşırı nem, aşırı yağış risklerinden kaynaklı verim azalışları, sigorta teminatı kapsamında olacak.”

Bitkisel ürünlerini, seralarını, büyük ve küçükbaş hayvanlarını, kümes hayvanlarını ve su ürünlerini sigortalayan üreticilerin ödemesi gereken sigorta priminin yüzde 50’sinin, don teminatında üçte ikisinin devlet tarafından karşılandığı bilgisini veren Bayraktar, buğday ürününde uygulanacak olan ilçe bazlı kuraklık verim sigortasında ise toplam sigorta priminin yüzde 60’ını devletin ödeyeceğini belirtti.

 

-Yüzde 30 ve üzerinde zarar gören çiftçiler tazminat alacak-

 

İlçe bazlı kuraklık verim sigortasıyla, kuru tarım alanlarında yetiştirilen buğday ürününde, dolu paketi dışındaki; kuraklık, don, sıcak rüzgar, sıcak hava dalgası, aşırı nem, aşırı yağış risklerinden kaynaklı verim azalmasının sigorta kapsamına alındığını vurgulayan Bayraktar, kuraklık sigortası kapsamında belirtilen riskler nedeniyle yüzde 30 ve üzerinde zarar gören çiftçilerin tazminat alacaklarına dikkati çekti.

 

-Hayvan hırsızlığı ile açık ve yarı açıkta kümes hayvanı ölümleri

sigorta kapsamına alındı-

 

Sigorta sisteminde yapılan diğer değişiklikler konusunda da bilgi veren Bayraktar, ilçe bazlı kuraklık verim sigortasının yanı sıra, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık yapan üreticilerimizin en büyük sorunlarından biri olan hırsızlık ile açık ve yarı açık sistemde yetiştirilen kümes hayvanları ölüm riski sigorta kapsamına alındığını bildirdi.

 

-Meyve ağaçları ile yağmur riski dolayısıyla kiraz sigorta

kapsamına girdi-

 

Bayraktar,  meyve ağaçları ve asmaların kendileri ve fidanlarının dolu, yangın, fırtına, hortum, heyelan, deprem, sel ve kar ağırlığı riskleri nedeniyle, Türkiye’nin önemli ihraç ürünlerinden biri olan kirazın ise yağmur riski dolayısıyla sigorta kapsamına girdiğini vurguladı.

 

-Meyve ağaçlarının sigorta kapsamına alınması talep edilmişti-

 

Meyve ağaçları ve asmaların kendileri ile bunların fidanlarının sigorta kapsamına alınmasının çok önemli olduğuna dikkati çeken Bayraktar, en son 2016 yılı Aralık ayı başında afet yaşanan İzmir’in Dikili ve Balıkesir’in Ayvalık ilçelerine yaptığı ziyarette, selden zarar gören zeytinlikleri de incelemiş ve meyve ağaçlarının sigorta kapsamına alınmasını talep etmişti. 

Devlet destekli tarım sigortasının kapsamı genişletilirken prim miktarlarının çiftçinin ödeyeceği düzeyde tutulmasının önemli olduğunu vurgulayan Bayraktar, her eklenen riskin çiftçinin bir üründe ödeyeceği sigorta primini artırdığını, üretim maliyetleri her geçen gün artan çiftçinin sigorta primlerinin ödenebilir düzeyde olması gerektiğini bildirdi.

 

-“Buğdayın kapsama alınmasını başlangıç olarak değerlendiriyoruz”-

 

 Çiftçinin beklediği kuraklık verim sigortasında ilk yıl için sadece kuru tarım alanlarında ekimi yapılan buğday ürününün kapsama alındığını bildiren Bayraktar, kuraklık verim sigortasının buğdayda kapsama alınmasını başlangıç yılı olarak değerlendirdiklerini belirtti.

Özellikle iklim değişikliği nedeniyle gelecek yıllarda tarım sigortasının öneminin daha da artacağına dikkati çeken Bayraktar, “bu nedenle tarım sigortasında asıl hedef tüm ürünlerin her gelişim evresinde yaşanan tüm risklere karşı koruyacak şekilde genişletilmesi olmalıdır. Tarım sigortası kapsamında halen yer almayan risklerin yaşanması durumunda çiftçi zararlarını karşılayacak şekilde destekleme yapılmalıdır. Ayrıca, tarım sigortalarının daha fazla üreticiye ulaşması daha fazla çiftçinin tarım alanlarını sigorta yaptırması için sistemde yaşanan sorunlar gözden geçirilmeli, çiftçiyi daha fazla teşvik edici yollar aranmalıdır” dedi.

Üretici market fiyatlarında 2016 yılı


“2016 yılında, üreticide seçilmiş 34 üründen 18’inin fiyatı bir yılöncesine göre geriledi. Enflasyonun üzerinde fiyat artışı olan ürün sayısı sadece 12’de kalırken, enflasyonun altında fiyat artışı veya düşüşü olan ürün sayısı 22 oldu”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Tüketici enflasyonunun yüzde 7’lerde seyrettiği bir ortamda çiftçimizin ürettiği ürünlerin yarıdan fazlasının fiyatı, son bir yılda azalmıştır”

-“Çiftçimiz, bin bir emekle ürettiği ürünlerinin önemli bir bölümünü hak ettiği değerden elden çıkaramamıştır”

-“2016 yılında, üreticide seçilmiş 34 üründen 18’inin fiyatı bir yılöncesine göre geriledi. Enflasyonun üzerinde fiyat artışı olan ürün sayısı sadece 12’de kalırken, enflasyonun altında fiyat artışı veya düşüşü olan ürün sayısı 22 oldu”

-“Hem market hem üreticide fiyatı en fazla artan ürünün patlıcan, en fazla düşen ürünün ise kuru soğan oldu”

-“Rusya’nın ambargo kararı sonrası fiyatların düşük seyrettiği 2015 Aralık ayına göre, 2016 Aralık kıyaslaması yapıldığı için patlıcan, salatalık, kabak, sivri biberde yıllık fiyat artışı, baz etkisi nedeniyle fazla görünmektedir”

-“Üretimde yaşanan artış ve Rusya ambargosu kuru soğan fiyatlarına dip yaptırdı”

-“Aralık ayında örtü altı üretiminin yoğun olarak yapıldığı Akdeniz Bölgemizde Antalya ve Mersin illerinde yaşanan aşırı yağış, sel ve fırtına seraların ve seralarda yetiştirilen ürünlerin zarar görmesine yol açmış ve üretici fiyatlarını artırmıştır”

 

Ankara – 02.01.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tüketici enflasyonunun yüzde 7’lerde seyrettiği bir ortamda çiftçinin ürettiği ürünlerin yarıdan fazlasının fiyatının son bir yılda azaldığını bildirerek, “çiftçimiz, bin bir emekle ürettiği ürünlerinin önemli bir bölümünü hak ettiği değerden elden çıkaramamıştır. 2016 yılında, üreticide seçilmiş 34 üründen 18’inin fiyatı bir yıl öncesine göre geriledi” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada üretici market fiyatlarındaki yıllık ve Aralık ayı değişimi değerlendirdi. 2016 yılı Aralık ayı sonunda, 2015 yılı Aralık ayı sonuna göre üreticilerde ise 34 ürünün 16’sında fiyat artışı, 18’inde ise fiyat düşüşü, marketlerde 38 ürünün 24’ünde fiyatlarda artma, 14’ünde azalma, hem market hem üreticide fiyatı en fazla artan ürünün patlıcan, en fazla düşen ürünün ise kuru soğan olduğunu belirtti.

 

-Market fiyatlarındaki yıllık değişim-

 Market fiyatlarında, geçen yıla göre en fazla fiyat artışının yüzde 57,43 ile patlıcanda görüldüğünü belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 55,22 ile nohut, yüzde 41,50 ile kabak, yüzde 30,79 ile yeşil mercimek, yüzde 30,74 ile salatalık, yüzde 25,82 ile sivri biber, yüzde 24,79 ile yumurta, yüzde 21,55 ile kuru fasulye, yüzde 20,96 ile tavuk eti, yüzde 16,86 ile Antep fıstığı, yüzde 14,81 ile kırmızı mercimek, yüzde 13,88 ile havuç, yüzde 12,73 ile mısırözü yağı, yüzde 11,16 ile ayçiçeği yağı, yüzde 9,22 ile dana eti, yüzde 6 ile kuzu eti, yüzde 5,62 ile süt, yüzde 5,18 ile portakal, yüzde 4,69 ile kuru üzüm, yüzde 4,32 ile zeytinyağı, yüzde 3,83 ile mandalina, yüzde 1,34 ile patates, yüzde 1,06 ile şeker, yüzde 0,36 ile karnabahar izledi.

Kuzu eti, süt, portakal, kuru üzüm, zeytinyağı, mandalina, patates, şeker ve karnabahar yıllık fiyat artışları, Kasım ayı itibarıyla yıllık yüzde 7 olan tüketici fiyatları enflasyonunun altında kaldı. Buna göre, enflasyonun üstünde fiyat artışı olan ürün sayısı marketlerde 15 ürün olurken, fiyatı enflasyondan az artan veya azalan ürün sayısı 23’ü buldu.

Markette en fazla fiyat düşüşü yüzde 39,23 ile kuru soğanda meydana geldi. Kuru soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 23,05 ile kuru incir, yüzde 19 ile iç fındık, yüzde 17,45 ile lahana, yüzde 16,52 ile elma, yüzde 14,51 ile domates, yüzde 11,11 ile ıspanak, yüzde 10,79 ile limon, yüzde 10,18 ile pirinç, yüzde 7,72 ile kuru kayısı, yüzde 7,55 ile maydanoz, yüzde 7,43 ile yeşil soğan, yüzde 5,64 ile pırasa, yüzde 5,27 ile marul takip etti.”

 

-Üretici fiyatlarındaki yıllık değişim-

 Üretici fiyatlarında, geçen yıla göre en fazla fiyat artışının yüzde 95,36 oran ile patlıcanda görüldüğünü belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 93,91 ile salatalık, yüzde 65,17 ile nohut, yüzde 54,72 ile kabak, yüzde 45,82 ile yumurta, yüzde 43,81 ile sivri biber, yüzde 36,74 ile patates, yüzde 32,41 ile havuç, yüzde 24,53 ile maydanoz, yüzde 17,97 ile yeşil mercimek, yüzde 12,40 ile kuru fasulye, yüzde 8,33 ile mandalina, yüzde 4,33 ile dana eti, yüzde 4,23 ile kuzu eti, yüzde 3 ile portakal, yüzde 0,73 ile kırmızı mercimek izledi.

Bu ürünlerden dana eti, kuzu eti, portakal ve kırmızı mercimekteki yılık fiyat artışları da Kasım ayı itibarıyla yıllık yüzde 7 olan tüketici fiyatları enflasyonunun altında kaldı. Böylece, üreticide enflasyonun üzerinde fiyat artışı olan ürün sayısı sadece 12’de kalırken, enflasyonun altında fiyat artışı veya düşüşü olan ürün sayısı 22 oldu.

Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 52,73 ile kuru soğanda görülmüştür. Kuru soğandaki fiyat düşüşünü 33,33 ile kuru kayısı, yüzde 30,39 ile elma, yüzde 23,71 ile kuru üzüm, yüzde 23 ile limon, yüzde 21,39 ile domates, yüzde 20,69 ile ıspanak, yüzde 20 ile lahana, yüzde 18,28 ile pırasa, yüzde 17,86 ile zeytinyağı, yüzde 16,94 ile marul, yüzde 16,11 ile yeşil soğan, yüzde 9,89 ile karnabahar, yüzde 9,57 ile süt, yüzde 7,14 ile kuru incir, yüzde 6,35 ile Antep fıstığı, yüzde 2,04 ile pirinç, yüzde 0,26 ile iç fındık takip etti.”

 

-Fiyat değişiminin nedenleri-

 Yıllık bazda üretici fiyatlarında en fazla fiyat artışının patlıcanda görüldüğünü, patlıcanın yanı sıra salatalık, nohut, kabak, yumurta ve sivri biberde de fiyat artışları yaşandığını vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Bilindiği üzere 2015 yılı Aralık ayında, yaşanan uçak krizi sonrası Rusya, belirlediği Türk mallarına ambargo kararı açıklamış, bu kararın ardından üretici fiyatları hızla düşmüştü. Ambargo kapsamında olmayan patlıcan, biber gibi ürünlerin de fiyatı geriledi. Rusya’nın ambargo kararı sonrası fiyatların düşük seyrettiği 2015 Aralık ayına göre, 2016 Aralık kıyaslaması yapıldığı için patlıcan, salatalık, kabak, sivri biberde yıllık fiyat artışı baz etkisi nedeniyle fazla görünmektedir.

 

-Nohutta tüm dünyada fiyat artışı yaşanıyor-

 Nohutta ise sadece ülkemizde değil tüm dünyada fiyatlarda bir artış yaşanmaktadır. Olumsuz iklim şartlarından kaynaklı olarak dünya genelinde meydana gelen üretim düşüşü nohut fiyatlarında artışa yol açmıştır.  

Fiyatı düşen ürünlere baktığımızda, en fazla fiyat düşüşü kuru soğanda görülmüştür. Üretimde yaşanan artış ve Rusya ambargosu kuru soğan fiyatlarına dip yaptırdı.

Kuru kayısıda ise 2014 ve 2015 yılından sonra 2016 yılında rekoltenin normal seviyelerine yaklaşmasıyla birlikte fiyatlarda düşüş yaşanmıştır.

Rusya’nın uyguladığı ambargodan etkilenen ürünlerden biri de elmadır. Ülkemizin elma ihracatında önemli yeri olan dört ülke Rusya, Suriye, Irak ve Mısır’dır. Ancak son yıllarda bölgede yaşanan kaosun olumsuz etkileri ve Rus ambargosu elma ihracatımızı olumsuz yönde etkilemesiyle birlikte elma fiyatlarında geçen yıla göre azalma olmuştur.

Kuru üzümde ise bu sezon rekoltenin yüksek olacağı yönündeki iddia ve spekülasyonlar ile TARİŞ’in elinde stok bulunması, piyasaya kararsızlık ve bekleyiş olarak yansımış, tüccarın piyasa girip ürün almayışı, beklemede kalması sonucunda fiyatlar geçen yılın oldukça altında kalmıştır.”

 

-Aralık ayında market fiyatlarındaki değişim-

 Aralık ayında, markette 38 ürünün 2’sinde fiyatların azaldığını bildiren Bayraktar, Aralık ayında market fiyatlarında 7 üründe fiyat değişimi görülmediğini, 29 üründe ise fiyat artışı olduğunu belirtti

Market fiyatlarında Aralık ayında maydanoz, kuru kayısı, kuru üzüm, ayçiçeği yağı, toz şeker, mısırözü yağı ve süt fiyatında değişim görülmezken, fiyat düşüşü yüzde 9,71 ile kuru incirde, yüzde 2,92 ile meydana geldiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Aralık ayında markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 145,68 ile patlıcanda görüldü. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 116,5 ile kabak, yüzde 82,85 ile salatalık, yüzde 81,46 ile karnabahar, yüzde 73,24 ile yeşil soğan, yüzde 53,94 ile sivri biber, yüzde 30,93 ile domates, yüzde 27,65 ile patates, yüzde 27,51 ile pırasa, yüzde 25,86 ile yumurta, yüzde 17,78 ile portakal, yüzde 16,06 ile ıspanak, yüzde 15,21 ile marul, yüzde 13,25 ile lahana, yüzde 11,48 ile havuç, yüzde 10,30 ile nohut, yüzde 8,82 ile tavuk eti, yüzde 6,48 ile yeşil mercimek, yüzde 6,08 ile mandalina, yüzde 5,75 ile elma, yüzde5,03 ile limon, yüzde 4,56 ile kuru soğan, yüzde 3,23 ile Antep fıstığı, yüzde2,42 ile kuru fasulye, yüzde 1,98 ile kırmızı mercimek, yüzde 1,29 dana eti, yüzde 1,23 ile iç fındık, yüzde 0,89 ile pirinç, yüzde 0,51 ile kuzu eti takip etti.”

 

-Aralık ayında üretici fiyatlarındaki aylık değişim-

 Bayraktar, üretici fiyatlarında, Aralık ayında, 34 üründen 8’inde fiyat değişimi olmadığını, 5 üründe azalma, 21 üründe fiyat artışı görüldüğünü vurguladı.

Aralık ayında üretici fiyatlarında marul, maydanoz, elma, kırmızı mercimek, pirinç, kuru kayısı, kuru incir ve dana etinde değişim olmazken, yeşil mercimeğin yüzde 14,71 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürün olduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Yeşil mercimekteki fiyat düşüşünü yüzde 10,47 ile nohut, yüzde 6,85 ile kuzu eti, yüzde 1,67 ile Antep fıstığı, yüzde 0,94 ile iç fındık izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 274,29 oran ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 263,56 ile patlıcan, yüzde 197,91 ile salatalık, yüzde 143,10 ile sivri biber, yüzde 105,71 ile lahana, yüzde 79,55 ile yeşil soğan, yüzde 65,63 ile domates, yüzde 58,89 ile mandalina, yüzde 50,12 ile karnabahar, yüzde 45,82 ile yumurta, yüzde 45 ile pırasa, yüzde 33,70 ile patates, yüzde 26,55 ile havuç, yüzde 16,24 ile kuru fasulye, yüzde 14,44 ile portakal, yüzde 8,33 ile kuru soğan, yüzde 5,80 ile limon, yüzde 5,71 ile kuru üzüm, yüzde 4,55 ile zeytinyağı, yüzde 1,98 ile ıspanak, yüzde 0,97 ile süt takip etti.”

 

-Aralık ayında üretici market fiyat farkı-

 Aralık ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla kuru kayısı, portakal, elma, kuru soğan, süt, marul, kuru üzüm, kuru incir, mandalina ve maydanozda yaşandığını belirten Bayraktar, üretici ve market arasındaki fiyat farkı kuru kayısıda yüzde 398,33, portakalda yüzde 356,96, elmada yüzde 303,68, kuru soğanda yüzde 262,05, sütte yüzde 243,27, marulda yüzde 242,11, kuru üzümde yüzde 240,09, kuru incirde yüzde 218,81, mandalinada yüzde 211,73 ve maydanozda yüzde 209,09 olduğunu vurguladı.

Bayraktar, Aralık ayında kuru kayısının 5 kat, portakalın 4,6 kat, elmanın 4 kat, kuru soğanın 3,6 kat, süt, marul ve kuru üzümün 3,4 kat, kuru incir 3,2 kat, mandalina ve maydanoz ise 3,1 kat fazlaya tüketiciye satıldığını belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, “bugün üreticide 6 lira olan kuru kayısı markette 29 lira 90 kuruşa, 52 kuruş olan portakal 2 lira 35 kuruşa, 67 kuruş olan elma 2 lira 70 kuruşa, 33 kuruş olan kuru soğan, 1 lira 18 kuruşa, 1 lira 4 kuruş olan süt, 3 lira 57 kuruşa, 76 kuruş olan marul 2 lira 60 kuruşa, 3 lira 70 kuruş olan kuru üzüm 12 lira 58 kuruşa, 6 lira 50 kuruş olan kuru incir 20 lira 72 kuruşa, 72 kuruş olan mandalina 2 lira 23 kuruşa, 33 kuruş olan maydanoz 1 lira 2 kuruşa satılmaktadır.”

 

-Aralık ayında fiyat değişimlerinin nedenleri-

 Üretici fiyatlarında en fazla fiyat artışının kabakta görüldüğünü, kabağın yanı patlıcan, salatalık, sivri biber, lahana, yeşil soğanda da fiyat artışları yaşandığını vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Üreticilerde fiyatı artan ürünlere baktığımızda en fazla fiyat artışı kabakta görülmüştür. Kabakta içinde bulunduğumuz dönemde arz örtü altından sağlanmakta olup, hava sıcaklıklarının düşmesi ile birlikte bitki gelişiminin yavaşlamasına bağlı olarak hasat edilen ürün miktarındaki azalma fiyat artışına yol açmıştır. Örtü altında yetişen patlıcan, salatalık, sivri biber, yeşil soğan gibi ürünlerde de benzer durum söz konusudur.  Ayrıca geçtiğimiz günlerde örtü altı üretiminin yoğun olarak yapıldığı Akdeniz Bölgemizde Antalya ve Mersin illerinde yaşanan aşırı yağış, sel ve fırtına seraların ve seralarda yetiştirilen ürünlerin zarar görmesine yol açmıştır. Bu durum üretici fiyatlarını artırmıştır.

Kışlık sebzelerden lahana, pırasa, karnabahar gibi ürünlerde de düşük hava sıcaklıkları nedeniyle ürünlerin yavaş gelişmesi fiyatlarda artış yaşanmasına yol açmıştır. Düşük hava sıcaklıklar pek çok üründe fiyat artışına neden olmuştur.

Patateste ürünün depoya alınması ile birlikte fiyatlarda artış meydana gelirken, mandalina ve portakalda Rusya’nın ambargoyu kaldırması fiyatlara etki etmiştir.

Üreticide fiyatı en çok düşen ürün yeşil mercimek ve nohut oldu. Bu ürünlerde görülen fiyat düşüşü, Aralık ayı itibarıyla sezon ortalamasının alınmasından kaynaklandı.”

Seçilmiş ürünlerde market fiyatlarındaki yıllık fiyatlar ve değişim oranları:

Market

30 Aralık 2015

29 Aralık 2016

29 Aralık 2016/ 30 Aralık 2015

Ürünler

Yıl Sonu Market Fiyatı (TL/Kg)

Yıl Sonu Market Fiyatı (TL/Kg)

Değişim (Yüzde)

Patlıcan

3,83

6,02

57,43

Nohut

7,17

11,13

55,22

Kabak

3,86

5,47

41,50

Yeşil Mercimek

6,09

7,97

30,79

Salatalık

3,20

4,19

30,74

Sivri Biber

4,08

5,14

25,82

Yumurta

0,39

0,49

24,79

Kuru Fasulye

6,95

8,45

21,55

Tavuk Eti

6,47

7,82

20,96

Antep Fıstığı

45,62

53,31

16,86

Kırmızı Mercimek

5,96

6,85

14,81

Havuç

1,79

2,04

13,88

Mısırözü Yağı

7,21

8,13

12,73

Ayçiçek Yağı

6,54

7,27

11,16

Dana Eti

39,10

42,71

9,22

Kuzu Eti

43,66

46,28

6,00

Süt (Litre)

3,38

3,57

5,62

Portakal

2,24

2,35

5,18

Kuru Üzüm

12,02

12,58

4,69

Zeytinyağı

23,55

24,57

4,32

Mandalina

2,15

2,23

3,83

Patates

1,71

1,73

1,34

Toz Şeker

4,10

4,14

1,06

Karnabahar

4,12

4,14

0,36

Marul (Adet)

2,74

2,60

-5,27

Pırasa

3,17

2,99

-5,64

Yeşil Soğan (Kg)

7,00

6,48

-7,43

Maydanoz (Adet)

1,10

1,02

-7,55

Kuru Kayısı

32,40

29,90

-7,72

Pirinç

5,86

5,26

-10,18

Limon

3,82

3,41

-10,79

Ispanak

3,30

2,93

-11,11

Domates

3,91

3,34

-14,51

Elma

3,24

2,70

-16,52

Lahana

2,06

1,70

-17,45

Fındık (İç)

50,76

41,12

-19,00

Kuru İncir

26,93

20,72

-23,05

Kuru Soğan

1,94

1,18

-39,23

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Seçilmiş ürünlerde üretici fiyatlarındaki yıllık fiyatlar ve değişim oranları: 

Üretici

30 Aralık 2015

29 Aralık 2016

29 Aralık 2016/ 30 Aralık 2015

Ürünler

Yıl Sonu Üretici Fiyatı (TL/Kg)

Yıl Sonu Üretici Fiyatı (TL/Kg)

Değişim

(Yüzde)

Patlıcan

1,83

3,58

95,36

Salatalık

1,29

2,50

93,91

Nohut

2,90

4,79

65,17

Kabak

1,69

2,62

54,72

Yumurta

0,25

0,37

45,82

Sivri Biber

2,02

2,91

43,81

Patates

0,44

0,60

36,74

Havuç

0,54

0,72

32,41

Maydanoz (Adet)

0,27

0,33

24,53

Yeşil Mercimek

2,95

3,48

17,97

Kuru Fasulye

3,63

4,08

12,40

Mandalina

0,66

0,72

8,33

Dana Eti

24,25

25,30

4,33

Kuzu Eti

23,63

24,63

4,23

Portakal

0,50

0,52

3,00

Kırmızı Mercimek

2,75

2,77

0,73

Fındık (İç)

23,18

23,12

-0,26

Pirinç

2,45

2,40

-2,04

Antep Fıstığı

31,50

29,50

-6,35

Kuru İncir

7,00

6,50

-7,14

Süt (Litre)

1,15

1,04

-9,57

Karnabahar

1,80

1,63

-9,89

Yeşil Soğan (Kg)

2,83

2,37

-16,11

Marul (Adet)

0,92

0,76

-16,94

Zeytinyağı

14,00

11,50

-17,86

Pırasa

1,24

1,02

-18,28

Lahana

0,90

0,72

-20,00

Ispanak

1,41

1,12

-20,69

Domates

1,87

1,47

-21,39

Limon

1,58

1,22

-23,00

Kuru Üzüm

4,85

3,70

-23,71

Elma

0,96

0,67

-30,39

Kuru Kayısı

9,00

6,00

-33,33

Kuru Soğan

0,69

0,33

-52,73

 

Seçilmiş ürünlerde 29 Aralık 2016 tarihi itibarıyla ortalama üretici, hal, pazar ve market fiyatları ve fiyat farkları: 

Üretici

Hal

Pazar

Market

Hal/Üretici

Pazar/Üretici

Market/Üretici

Ürünler

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Kuru Kayısı

6,00

15,00

29,90

150,00

398,33

Portakal

0,52

0,90

1,60

2,35

74,76

210,68

356,96

Elma

0,67

1,10

2,33

2,70

64,18

248,26

303,68

Kuru Soğan

0,33

0,53

0,95

1,18

63,08

192,31

262,05

Süt (Litre)

1,04

3,57

243,27

Marul (Adet)

0,76

1,13

1,90

2,60

48,03

150,00

242,11

Kuru Üzüm

3,70

11,00

12,58

197,30

240,09

Kuru İncir

6,50

20,00

20,72

207,69

218,81

Mandalina

0,72

1,10

1,88

2,23

53,85

162,24

211,73

Maydanoz (Adet)

0,33

0,40

0,92

1,02

21,21

177,78

209,09

Pırasa

1,02

1,62

2,83

2,99

59,61

179,15

195,02

Patates

0,60

0,94

1,33

1,73

56,23

121,61

187,26

Havuç

0,72

1,04

1,83

2,04

45,45

156,41

185,24

Limon

1,22

1,46

2,80

3,41

20,00

130,14

180,34

Yeşil Soğan (Kg)

2,37

4,20

5,33

6,48

77,22

125,04

173,21

Ispanak

1,12

1,64

2,67

2,93

46,87

138,81

162,54

Karnabahar

1,63

2,58

3,58

4,14

58,46

120,51

154,60

Kırmızı Mercimek

2,77

4,3

6,33

6,85

55,23

128,64

147,15

Lahana

0,72

1,10

1,33

1,70

52,78

85,19

136,46

Nohut

4,79

9,5

10,00

11,13

98,33

108,77

132,43

Pirinç

2,40

3,5

4,83

5,52

45,83

101,39

130,05

Yeşil Mercimek

3,48

6,7

7,33

7,97

92,53

110,73

129,00

Domates

1,47

2,00

2,67

3,34

36,05

81,41

127,17

Zeytinyağı

11,50

24,57

113,62

Kabak

2,62

3,58

4,83

5,47

36,45

84,48

108,65

Kuru Fasulye

4,08

4,7

7,67

8,45

15,20

87,91

107,17

Kuzu Eti

24,63

46,28

87,88

Antep Fıstığı

29,50

35,00

53,31

18,64

80,70

Fındık (İç)

23,12

35,00

41,12

51,38

77,84

Sivri Biber

2,91

4,00

4,80

5,14

37,69

65,23

76,88

Dana Eti

25,30

42,71

68,80

Patlıcan

3,58

4,18

5,03

6,02

16,78

40,79

68,44

Salatalık

2,50

3,13

3,80

4,19

25,25

52,30

67,83

Yumurta

0,37

0,65

0,49

77,60

32,97

Mısırözü Yağı

8,13

Ayçiçek Yağı

7,27

Toz Şeker

4,14

Tavuk Eti

7,82

 

Not: Hal, pazar ve market verileri Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Antalya ve Bursa illerinden derlenen ortalama fiyatlardır. Üretici fiyatları ise ürünlere göre önemli üretim merkezlerinden derlenmektedir. Pirinç (Osmancık), kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek için belirtilen hal fiyatları toptan satış fiyatlarıdır.  Dana eti, kuzu eti, Antep fıstığı ve fındık fiyatı serbest piyasa fiyatıdır.

   

Seçilmiş ürünlerde market fiyatlarındaki aylık fiyatlar ve değişim oranları: 

Market

29 Kasım 2016

29 Aralık 2016

29 Aralık 2016/ 29 Kasım 2016

Ürünler

Ay Sonu Market Fiyatı (TL/Kg)

Ay Sonu Market Fiyatı (TL/Kg)

Değişim

(Yüzde)

Patlıcan

2,45

6,02

145,68

Kabak

2,53

5,47

116,50

Salatalık

2,29

4,19

82,85

Karnabahar

2,28

4,14

81,46

Yeşil Soğan (Kg)

3,74

6,48

73,24

Sivri Biber

3,34

5,14

53,94

Domates

2,55

3,34

30,93

Patates

1,35

1,73

27,65

Pırasa

2,35

2,99

27,51

Yumurta

0,39

0,49

25,86

Portakal

2,00

2,35

17,78

Ispanak

2,53

2,93

16,06

Marul (Adet)

2,26

2,60

15,21

Lahana

1,50

1,70

13,25

Havuç

1,83

2,04

11,48

Nohut

10,09

11,13

10,30

Tavuk Eti

7,19

7,82

8,82

Yeşil Mercimek

7,48

7,97

6,48

Mandalina

2,10

2,23

6,08

Elma

2,56

2,70

5,75

Limon

3,25

3,41

5,03

Kuru Soğan

1,13

1,18

4,56

Antep Fıstığı

51,64

53,31

3,23

Kuru Fasulye

8,25

8,45

2,42

Kırmızı Mercimek

6,71

6,85

1,98

Dana Eti

42,16

42,71

1,29

Fındık (İç)

40,62

41,12

1,23

Pirinç

5,47

5,52

0,89

Kuzu Eti

46,04

46,28

0,51

Maydanoz (Adet)

1,02

1,02

0,00

Kuru Kayısı

29,90

29,90

0,00

Kuru Üzüm

12,58

12,58

0,00

Ayçiçek Yağı

7,27

7,27

0,00

Toz Şeker

4,14

4,14

0,00

Mısırözü Yağı

8,13

8,13

0,00

Süt (Litre)

3,57

3,57

0,00

Zeytinyağı

25,31

24,57

-2,92

Kuru İncir

22,95

20,72

-9,71

 

 Seçilmiş ürünlerde üretici fiyatlarındaki aylık fiyatlar ve değişim oranları: 

Üretici

29 Kasım 2016

29 Aralık 2016

29 Aralık 2016/ 29 Kasım 2016

Ürünler

Ay Sonu Üretici Fiyatı (TL/Kg)

Ay Sonu Üretici Fiyatı (TL/Kg)

Değişim

(Yüzde)

Kabak

0,70

2,62

274,29

Patlıcan

0,98

3,58

263,56

Salatalık

0,84

2,50

197,91

Sivri Biber

1,20

2,91

143,10

Lahana

0,35

0,72

105,71

Yeşil Soğan (Kg)

1,32

2,37

79,55

Domates

0,89

1,47

65,63

Mandalina

0,45

0,72

58,89

Karnabahar

1,08

1,63

50,12

Yumurta

0,25

0,37

45,82

Pırasa

0,70

1,02

45,00

Patates

0,45

0,60

33,70

Havuç

0,57

0,72

26,55

Kuru Fasulye

3,51

4,08

16,24

Portakal

0,45

0,52

14,44

Kuru Soğan

0,30

0,33

8,33

Limon

1,15

1,22

5,80

Kuru Üzüm

3,50

3,70

5,71

Zeytinyağı

11,00

11,50

4,55

Ispanak

1,10

1,12

1,98

Süt (Litre)

1,03

1,04

0,97

Marul (Adet)

0,76

0,76

0,00

Maydanoz (Adet)

0,33

0,33

0,00

Elma

0,67

0,67

0,00

Kırmızı Mercimek

2,77

2,77

0,00

Pirinç

2,40

2,40

0,00

Kuru Kayısı

6,00

6,00

0,00

Kuru İncir

6,50

6,50

0,00

Dana Eti

25,30

25,30

0,00

Fındık (İç)

23,34

23,12

-0,94

Antep Fıstığı

30,00

29,50

-1,67

Kuzu Eti

26,44

24,63

-6,85

Nohut

5,35

4,79

-10,47

Yeşil Mercimek

4,08

3,48

-14,71

 

=======================TZOB Basın Ofisi======================

Cep: 532 271 04 23 / 532 788 41 05 / 530 363 30 96 / 537 663 83 80 / 533 268 27 72

İstanbul’daki terör saldırısı…


“Ülkemizin birlik ve beraberliğine yönelik insanlık dışı saldırıyı şiddetle kınıyor, terörü lanetliyorum”

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ülkemizin birlik ve beraberliğine yönelik insanlık dışı saldırıyı şiddetle kınıyor, terörü lanetliyorum”

Ankara – 01.01.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, İstanbul’da yılbaşı akşamı çok sayıda kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olan saldırıyı şiddetle kınadı.

Bayraktar, “ülkemizin birlik ve beraberliğine yönelik insanlık dışı saldırıyı şiddetle kınıyor, terörü lanetliyorum” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, İstanbul’daki terör saldırısının doğrudan huzur ve güven ortamını ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirtti.

Bu hedeflerin birlik ve beraberlik korunarak, teröre toplu ve dimdik karşı durarak boşa çıkarılacağını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Belli mihraklar tarafından gerçekleştirildiği açık olarak görülen bu eylemlerin Türk toplumunun farklılıklarıyla bir arada yaşama sevinci ve inancını ortadan kaldıramayacak; bunu yok etmeye yönelik bütün gayret ve emeller hüsranla sonuçlanacaktır. Bu ülke herhangi bir ülke değildir. Tarihiyle, kültürüyle, zorda kalan tüm insanlara kucak açmasıyla, onları kanatlarının altına almasıyla müstesna bir ülkedir. Nitekim tarihin her devrinde, bugünlerde olduğu gibi zorda kalan insanlar bu ülkeye sığınmıştır. Hain, alçak terör saldırıları, bu ülkenin değerlerini, bir arada yaşama azmini yok edemeyecektir. Ülkemizin birikimi kuşku yok ki terörle mücadeleden de başarıyla çıkmamızı sağlayacaktır.

Saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.”