Çalışma Bakanı Müezzinoğlu ve KİK üyeleri, Bayraktar’ın ev sahipliğinde bir araya geldiler


Ankara – 28.12.2016 – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu ve Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi (KİK) üyeleri, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı, SGK Yönetim Kurulu Üyesi Şemsi Bayraktar’ın ev sahipliğinde bir araya geldiler.

Ankara – 28.12.2016 – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu ve Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi (KİK) üyeleri, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı, SGK Yönetim Kurulu Üyesi Şemsi Bayraktar’ın ev sahipliğinde bir araya geldiler.

Bayraktar’ın, TZOB Otel’de verdiği yemeğe, Bakan Müezzinoğlu, Türkiye-AB KİK üyeleri TOBB Başkanı RifatHisarcıklıoğlu, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay katıldı.

KİK üyeliğinden ayrılan TİSK Yönetim Kurulu eski başkanı Yağız Eyüpoğlu’na plaket verildi.

Yemeğe Türk-İş Genel Sekreteri Pervul Kavlak da katıldı.

Tarımsal üretim hızla seraya kayıyor…


“Seracılık için biçilmiş kaftan olan Türkiye’de, muzun dörtte üçü, salatalığın beşte üçü, sivri biber, çilek, sofralık domates ve kabağın beşte ikisi, patlıcanın üçte biri serada üretiliyor”

-“Seracılık için biçilmiş kaftan olan Türkiye’de, muzun dörtte üçü, salatalığın beşte üçü, sivri biber, çilek, sofralık domates ve kabağın beşte ikisi, patlıcanın üçte biri serada üretiliyor”

-“Sera alanlarının büyüklüğü, Bahreyn ve Singapur devletlerinin yüzölçümüne yaklaştı, AB üyesi Malta’nın iki katını geçti”

-“6,35 milyon ton sebze, 368 bin ton meyve, 1,19 milyar adet süs bitkisi seralarda yetiştiriliyor. Seradaki sebze üretimi Fransa’nın toplam sebze üretimini 1,15 milyon ton aştı”

 

Ankara – 26.12.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımsal üretimin hızla seraya kaydığını, üretimde seranın payının arttığını bildirerek, “pazarlara yakınlık, zengin jeotermal enerji potansiyeli ve uygun iklim koşulları nedeniyle seracılık için biçilmiş kaftan olan Türkiye’de, muzun dörtte üçü, salatalığın beşte üçü, sivri biber, çilek, sofralık domates ve kabağın beşte ikisi, patlıcanın üçte biri serada üretiliyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, yıl boyu üretime imkan tanıyan seracılığın birim alanda daha fazla ürün alınmasını sağladığını, tabii afetlere karşı ürünü daha fazla koruduğunu, dört mevsim istihdam yarattığını, sera imalatında olduğu gibi diğer sektörlerde katma değer elde edilmesine yol açtığını belirtti.

 

-Seracılık 1940’da başladı, esas gelişim 1960’dan sonra-

 

Türkiye’de 1940’lı yıllarda Antalya’da kurulan tesislerle seracılığın başladığını, 1960’lı yıllardan itibaren plastiğin örtü malzemesi olarak kullanılmaya başlamasıyla hızı bir gelişim dönemine girildiği bilgisini veren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Sera alanları 1960’da 10 bin dekardı, günümüzde 664 bin dekara çıktı. Dünyada seracılıkta ilk dört içinde yer alıyoruz, Avrupa’da İspanya ile yarışıyoruz. Pazarlara yakınlık, zengin jeotermal enerji potansiyeli ve uygun iklim koşulları nedeniyle seracılık için biçilmiş kaftan olan Türkiye’de, muzun dörtte üçü, salatalığın beşte üçü, sivri biber, çilek, sofralık domates ve kabağın beşte ikisi, patlıcanın üçte biri serada üretiliyor.

Sera alanlarının büyüklüğü, Bahreyn ve Singapur devletlerinin yüzölçümüne yaklaştı, AB üyesi Malta’nın iki katını geçti. 6 milyon 352 bin ton sebze, 368 bin ton meyve, 1 milyar 193 milyon adet süs bitkisi seralarda yetiştiriliyor. Özellikle sebze üretiminde seracılık büyük önem kazanmış durumda. Seradaki sebze üretimi Fransa’nın toplam sebze üretimini 1,15 milyon ton aştı. Türkiye’nin, serada ürettiği sebze miktarı, Almanya’nın, Romanya’nın, Tunus’un, Arjantin’in toplam sebze üretiminin iki katına yaklaşıyor, Yunanistan, İngiltere’nin, Portekiz’in toplam sebze üretiminin iki katını geçiyor, Belçika’nın, Kanada’nın, Şili’nin üç katına ulaşıyor.

Sadece serada Türkiye 6,35 milyon ton sebze üretirken, sera tarla bahçe toplamı olarak sebze üretimi Fransa’da 5,2, Almanya ve Romanya’da 3,8, Tunus’ta 3,5, Arjantin’de 3,4, Yunanistan’da 3, İngiltere’de 2,8, Portekiz’de 2,7, Kanada’da 2,3, Belçika ve Şili’de 2,2, Avustralya’da 1,6 milyon tonu buluyor.”

Toplam sebze üretiminin yüzde 21,1’inin, meyve üretiminin yüzde 1,95’inin seralarda yetiştirildiğini belirten Bayraktar, “plastik seraların alanı toplam sera alanlarının yüzde 46,7’si oluşturuyor. Sera alanlarının yüzde 24,3’si alçak tünel, yüzde 16,9’u yüksek tünel, yüzde 13,1’i cam seralardan meydana geliyor. En fazla sera Antalya’da bulunuyor. Bu ili Mersin ve Adana izliyor” dedi.

 

-Sera üretimi 2010-2015 dönenimde yaklaşık 1 milyon ton arttı-

 

Sera alanlarının yüzde 95’inin sebzelere, yüzde 4’ünün meyvelere, yüzde 1’inin ise kesme çiçek ve iç mekan bitkilerine ayrıldığına dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“2010-2015 döneminde seralarda sebze ve meyve üretimi yüzde 18,8, yaklaşık 1 milyon ton artışla 5 milyon 750 bin tondan 6 milyon 720 bin tona çıktı. Seralarda domatesin, hıyar, karpuz, biber, patlıcan, kavun, kabak, marul, taze fasulye, taze soğan, ıspanak, semizotu, roka, maydanoz, tere, lahana, börülce, pırasa, pepino, dereotu, kırmızı turp, bezelye, nane, taze sarımsak, enginar, brokoli ve bamyanın yanı sıra muz, çilek, üzüm, kayısı, şeftali (nektarin) yetiştiriliyor. 

Muz ve salatalıkta sera üretimi, bahçe üretimini geride bıraktı. Üretimin muzda yüzde 74’ü, salatalıkta yüzde 59,3’ü, sivri biberde yüzde 41,9’u, çilekte yüzde 42,2’si, sofralık domateste yüzde 41,6’ü, kabakta yüzde 38,7’si, patlıcanda yüzde 31,1’i seradan sağlanıyor.”

Daha verimli ve kaliteli bir üretim sağlanabilmesi için mevcut seraların modern seralara dönüştürülmesi gerektiğini belirten Bayraktar, küçük işletmelerin yaygınlığı ve sermaye yetersizliği nedeniyle üreticinin serasına yeterli yatırımı yapamadığını, modern teknolojilerin kullanımının da buna bağlı olarak sınırlı kaldığını bildirdi.

 

-“Sera modernizasyonu desteği önemli bir destek, devam ettirilmeli”-

 

Bu yıl uygulamaya konan Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerince, mevcut sera işletmelerinin teknik altyapısının iyileştirilmesi amacıyla seraların modernizasyonu için 100 bin liraya kadar, yatırım dönemi için sıfır faizli, işletme dönemi için ise yüzde 50 faiz indirimli kredi kullandırılmasının önemli bir destek olduğunu, bunun devam etmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Elektrik fiyatları seralarda maliyetleri çok fazla etkiliyor. Bundan dolayı seraların ticarethane elektrik enerjisi aboneliğinden tarımsal sulama aboneliğine geçirilmesi önemli bir karardır. Elektrik fiyatları ne kadar düşük olursa o kadar üretim maliyetlerini azaltır.

İşletme küçüklüğü, pazarlama sorunları, tarımsal girdilerde dışa bağımlılık ve girdi maliyetleri nedeniyle üretim maliyetlerinin yüksekliği seraların temel sorunlarıdır. Kırsal kalkınma programı IPARD kapsamında verilen seracılık hibelerinden 42 il yararlanıyor; büyük sera alanlarına sahip bazı illerimiz bu kapsamda yer almıyor. Seracılığa çok uygun olan Antalya, Adana ve Muğla gibi illerimizin IPARD kapsamına alınması gerekiyor.

Sadece kuyu suyu kullanan seralara da su kullanım kolaylıkları getirilmesi, ruhsatlandırma için ek süre verilmelidir.”

Destek başvurularında son gün 30 Aralık


“2016 yılı ÇKS, fındıkta alan bazlı gelir desteği, tohum, fidan üretimi, kullanımı, bombus arı, tarıma dayalı yatırımların desteklenmesi başvuruları, 30 Aralık 2016 tarihinde sona erecek”

-“2016 yılı ÇKS, fındıkta alan bazlı gelir desteği, tohum, fidan üretimi, kullanımı, bombus arı, tarıma dayalı yatırımların desteklenmesi başvuruları, 30 Aralık 2016 tarihinde sona erecek”

-“Üreticilerimizin 30 Aralık mesai saati bitimine kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık il veya ilçe müdürlüklerine başvurmaları gerekiyor; aksi takdirde destekten faydalanamazlar”

 

Ankara – 23.12.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB)  Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2016 yılı Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS), fındıkta alan bazlı gelir desteği, tohum, fidan üretimi, kullanımı, bombus arı, tarıma dayalı yatırımların desteklenmesi başvuruları 30 Aralık 2016 tarihinde sona ereceğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2016 yılı tarım destekleri kapsamında, başvuru süresi 30 Aralık 2016’de sona erecek destekler içinde, 1 Ocak 2016’de başlayan yurtiçi sertifikalı tohum, fidan üretimi ve bombus arısı, 3 Ekim 2016’da başlayan yurtiçi sertifikalı tohum kullanım ve yurtiçi sertifikalı fidan, çilek fidesi ve standart fidan kullanımı, 21 Ekim 2016’da başlayan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) kapsamında tarıma dayalı yatırımların desteklenmesi başvuruları ve 15 Kasım 2016 tarihinde uzatılan 2016 yılı Çiftçi Kayıt Sistemi, 9 Eylül 2016’da başlayan fındıkta alan bazlı destek başvurularının bulunduğunu belirtti.

Şemsi Bayraktar, üreticilerin yoğunluğu da düşünerek, başvurularını son güne bırakmadan yapmalarının kendi menfaatlerine olacağını vurguladı.

 

-Hangi ürüne ne kadar destek verilecek-

 Üreticilerin 30 Aralık 2016 mesai saati bitimine kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe müdürlüklerine başvurmaları gerektiğini; aksi takdirde destekten faydalanamayacaklarını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Başvurularını yapan ve gerekli şartları yerine getiren üreticilerimize, 2016 yılı tarımsal destekleri kapsamında, koloni başına 60 lira bombus arısı desteği verilecek. Fındıkta alan bazlı destek kapsamında, dekar başına 170 lira ödenecek.

Tohum kullanım desteği dekara susam, aspir ve kanolada 4 lira, tritikale, yulaf ve çavdarda 6 lira, çeltikte 8 lira, buğday ve arpada 8,5 lira, korunga, fiğ ve yem bezelyesinde 10 lira, yonca ve yerfıstığında 15 lira, nohut, kuru fasulye, mercimek ve soya fasulyesinde 20 lira, patateste 80 lira olacak. Orijinal ve üstü tohumluk kullanımında destek yüzde 50 fazlasıyla yapılacak.

Tohum üretim desteği kilograma arpa, tritikale, yulaf ve çavdarda 8 kuruş, buğday ve patateste 10 kuruş, çeltikte 25 kuruş, soyada 35 kuruş, nohut, kuru fasulye, mercimek ve aspirde 50 kuruş, susamda 60 kuruş, korunga, fiğ ve yem bezelyesinde 75 kuruş, yerfıstığında 80 kuruş, kanolada 1 lira 20 kuruş, yoncada 2 lira olacak. Desteğe, orijinal ve üstü tohumluk üretiminde orijinal/temel 2-3 için yüzde 50, orjinal/temel 1 için yüzde 100, ön elit/elit için yüzde 500, süper elit için yüzde 2000 ilave destek verilecek.

Fidan üretim desteği tüm çeşitlerde adet başına aşısız ise 50 kuruş, aşılı ise 1 lira olacak.

Fidan, çilek fidesi ve standart fidan kullanım desteği dekara bodur meyvede 150-400 lira, yarı bodurda 150-350 lira, bağ, zeytin ve diğer meyve fidanları ile Antep fıstığı anacı ile bahçe tesisinde 100-280 lira, sertifikalı çilek fidesinde 350 lira, aşılama ile çeşit değiştirme sertifikalı fidan desteği 250 lira, virüsten ari fidanlara ilave olarak standartta 50, sertifikalıda 100 lira olarak uygulanacak.

Patates siğili görülen alanlarda ve güvenlik kuşağında fidan kullanımı ile sanayiye yönelik çeşitlerde ilave fidan desteği yüzde 50 fazlasıyla ödenecek.”

Genel Başkan Bayraktar:“Karlov’a saldırının asıl hedefi, Türk-Rus dostluğunu bozmaya yöneliktir”


Ankara – 20.12.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un hayatını kaybetmesine yol açan silahlı saldırının asıl hedefinin, iki ülke arasında düzelen ilişkileri ve Türk-Rus dostluğunu bozmaya yönelik olduğunu bildirdi.

-“Karlov’a saldırının asıl hedefi, Türk-Rus dostluğunu bozmaya yöneliktir”

 

Ankara – 20.12.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un hayatını kaybetmesine yol açan silahlı saldırının asıl hedefinin, iki ülke arasında düzelen ilişkileri ve Türk-Rus dostluğunu bozmaya yönelik olduğunu bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türk-Rus ilişkilerin düzelmesinin ve iyi şekilde devam etmesinin iki ülkenin de yararına olduğunu, Türkiye ve Rusya’nın bunun bilinciyle hareket ettiğini belirtti.

Saldırıyı şiddetle kınayan Bayraktar, Büyükelçi Karlov’un ailesine ve Rus halkına başsağlığı diledi.

Suyla gelecek bereket…


“Hollanda kadar bir alanı nadasa ayırıyoruz. Suyla buluşturacağımız alanlardaki tarımsal gelir 5-6’ya katlanabiliyor. Bir an önce sulama yatırımlarını tamamlamalıyız”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Sulanabilir tarım alanlarının sulamaya açılmasıyla tarımsal gelirde, ekilecek ürüne göre 21-22 milyar liraya kadar ek gelir elde etmek mümkün”

-“Hollanda kadar bir alanı nadasa ayırıyoruz. Suyla buluşturacağımız alanlardaki tarımsal gelir 5-6’ya katlanabiliyor. Bir an önce sulama yatırımlarını tamamlamalıyız”

 

Ankara – 19.12.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, teknik ve ekonomik olarak sulanabilir olmasına karşın, sulama altyapısı tamamlanamadığı için kuru tarım yapılan 2,27 milyon hektar alanın sulamaya açılmasıyla tarımsal gelirde, ekilecek ürüne göre 21-22 milyar liraya kadar ek gelir elde etmenin mümkün olduğunu bildirdi.

Bayraktar, “Hollanda kadar bir alanı nadasa ayırıyoruz. Suyla buluşturacağımız alanlardaki tarımsal gelir 5-6’ya katlanabiliyor. Bir an önce sulama yatırımlarını tamamlamalıyız” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye, çayır ve mera alanları hariç, 23 milyon 933,9 bin hektar alanın 3 milyon 283,8 bin hektarının meyve, içecek ve baharat bitkileri alanı, 808,5 bin hektarının sebze bahçeleri, 4,6 bin hektarının süs bitkileri için ayrıldığını; kalan 19 milyon 837 bin hektar alanın 15 milyon 723 bin hektarının ekildiğini, 4 milyon 114 bin hektarının nadasa bırakıldığını bildirdi.

Çayır ve mera alanları hariç tarım alanlarının 6 milyon 230 bin hektarın sulandığını belirten Bayraktar, sulanan alanların büyük bölümünü de ekilen alanların oluşturduğuna dikkati çekti. 

Sebze, meyve bahçeleri, içecek ve baharat bitkileri ile süs bitkileri alanlarının dışında kalan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin alanının yüzde 20,7’sinin nadasa ayrıldığını belirten Bayraktar, teknik ve ekonomik olarak sulanabilir alanların yüzde 70’den fazlasının da ekilen alanlardan oluştuğunu bildirdi.

 

-Kuruda tarımsal gelir-

 

Altyapıları tamamlanamadığı için sulanamayan alanların 2 milyon 270 bin hektarı bulduğunu, bu alanın yaklaşık 600 bin hektarının nadasa bırakıldığını, kalan 1 milyon 670 bin hektar alanda ise kuru tarım yapıldığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Halen teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek olmasına karşın sulama altyapısı tamamlanamadığı için sulanamayan alanlarda buğday, arpa, baklagiller gibi ürünler yetiştiriliyor. Kuruda buğday ekimini esas alarak yapılacak bir hesaplamaya göre, ülke ortalamasında kuruya ekmeklik buğday verimi dekara 244 kilogramdır.  Nadas dışında ekim yapılan 1,67 milyon hektar alanda 4 milyon 75 bin ton ekmeklik buğday elde etmek mümkündür. Halen serbest piyasa fiyatlarına göre ekmeklik buğday fiyatı 95 kuruştur. Sonuç olarak ekmeklik buğdayla yapılan hesaplamaya göre bu alanlardan yılda 3,87 milyar liralık da ürün alınıyor.

 

-Kuruda ve suluda ülke ortalama verim rakamları-

 

 Sulama, verimi doğrudan ve büyük oranlarda etkiliyor. Ülke ortalamasına göre, kuruda ekmeklik buğday verimi dekara 244 kilogramken, suluda 412 kilograma yükseliyor. Yine aynı şekilde durum buğdayında kuruda 247 kilogram, suluda 466 kilogram, arpada kuruda 268 kilogram, suluda 400 kilogram verim alınıyor. Yağlık ayçiçeğinde birinci ekim, ikinci ekim ağırlıklı ortalamalarına göre, kuruda ve suluda verim, 228 kilogramdan 368 kilograma, baklagillerden yeşil mercimekte 121 kilogramdan 159 kilograma, kırmızı mercimekte 159 kilogramdan 194 kilograma, nohutta 126 kilogramdan 211 kilograma, kuru fasulyede 145 kilogramdan 266 kilograma, soya fasulyesinde birinci ekim, ikinci ekim ağırlıklı ortalamalarına göre 399 kilogramdan 444 kilograma çıkıyor. Kuruda üretimi yapılmayan pamukta suluda birinci ekim, ikinci ekim ağırlıklı ortalamalarına göre 473 kilogram, mısırda ise birinci ekim, ikinci ekim ağırlıklı ortalamalarına göre 933 kilogram verim elde ediliyor.”

 

-“Kuru tarım yapılan 2,27 milyon hektarda sulu tarımla 11 önemli

üründeki açık kapatılabilir”-

 

Ülke ortalamasına göre, kuruda ve suluda verimin soya fasulyesinde yüzde 11,3, kırmızı mercimekte yüzde 22, yeşil mercimekte yüzde 31,4, arpada yüzde 49,3, yağlık ayçiçeğinde yüzde 61,4, nohutta yüzde 67,5, ekmeklik buğdayda yüzde 68,9, kuru fasulyede yüzde 83,4, durum buğdayında yüzde 88,7 verim farkı olduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Tarımsal ürünler içinde ekmeklik ve durum buğdayı, arpa, dane mısır, kütlü pamuk, yağlık ayçiçeğinde, baklagillerden kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, soya fasulyesi gibi 11 önemli üründe üretim açığı bulunuyor. Bu alanlar sulamaya açıldığında, üretim açığı verilen 11 önemli üründe açık kapatabilecek şekilde alan ayrıldığında 13,5 milyar liralık tarımsal ürün yetiştirmek mümkün görünüyor.

Tabii her üründen alınacak gelir aynı değil. Seçilmiş ürünlerden en fazla getirisi olanlarla yapılan hesaplamaya göre elde edilecek ürünün değeri 25-26 milyar liraya kadar çıkabiliyor. Sulamaya açılacak 2,27 milyon hektar alana arpa ekildiğinde 7,2 milyar, ekmeklik buğdayda 8,9 milyar ürün elde edilirken, durum buğdayında 10,3, soya fasulyesinde 12,1, kırmızı mercimekte 12,2, yeşil mercimekte 14,7, ayçiçeğinde 15, mısırda 15,3, kuru fasulyede 21,2, nohutta 25,6, pamukta 25,8 milyar liralık ürün yetiştirmek mümkün hale geliyor. Bu ürünlerde kuru tarımda ekmeklik buğday yetiştirmeye göre, bu alandaki tarımsal geliri 1,8 ile 6,6 kat arasında artırmak mümkün. Bu alanlarda seçilmiş bu ürünlerden çok daha fazla gelir sağlayabilecek ürünler yetiştirmek de imkan dahilindedir.”

 

-“Ülkemiz böyle bir gelirden mahrum kalmamalı,

yatırımlar hızla bitirilmelidir”-

 

Teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek bu alanların acilen sulamaya açılması, ortalama yıllık 9,5-10 milyar lira tarımsal değerin ülkeye kazandırılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, “bu rakam ekilecek ürüne göre 21-22 milyar liraya bile ulaşabilir. Ülkemiz böyle bir gelirden mahrum kalmamalıdır. Sulama yatırımlarına ne kadar harcama yapılması gerekiyorsa yapılmalı, yatırımlar hızla bitirilmelidir. Suya yapılacak yatırımlarda 2 yılda bile kendini amorti eden projeler var. 10 yılda amorti etse bile yapılmalıdır. Yıllık 9,5 milyar liradan hesap etsek bile 10 yılda elde edilecek gelirin 95 milyar lirayı bulacağını düşünürsek, yapılacak yatırımın bu gelirin yanında önemi kalmayacaktır. Çünkü sulama yatırımları düzenli bakımı yapıldığında çok uzun süre hizmet veren yatırımlardır” dedi.

 

-Örnek projeler-

 

Sulama yatırımlarının kısa zamanda kendini amorti ettiğine örnek verilebilecek projeler içinde, 2012 yılında başlamış ve 2015 yılında tamamlanan “1000 Günde 1001 Gölet ve Sulama Projesi” bulunduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu çalışma 611 milyon metreküp suyun depolanması ve 170 bin hektar tarım alanının sulanması ve taşkından korunması için yapıldı. Maliyeti 3,3 milyar lira olan proje yıllık 1,7 milyar liralık gelir artışına yol açacak. Yani söz konusu proje çok kısa bir zamanda, iki yılda kendi maliyetini karşılayacak.

Göl-Su projesiyle de 2019 yılına kadar 1071 gölet inşa edilecek. 300 bin hektar alan suyla kavuşturulacak. 15 milyar lira yatırım bedeli olan bu proje tamamlandığında, 1,8 milyar metreküp su biriktirme hacmi sağlanacak ve bu tesisler ile 300 bin vatandaşımıza iş imkânı yaratılacak. Ayrıca bu projeyle 3 milyar lira ilave gelir artışı meydana gelecek. Buna göre, proje 5 yılda kendini amorti edecek.

Sulama yatırımlarıyla kırsaldaki göç azalacak ve üreticiler kırsalda istihdam imkanı bulacaklar. Bu projelerle yeraltı suyu potansiyeli de emniyetli bir şekilde rezervde tutulabilecek.”

Halen yatırımlar tamamlanamadığı için sulanamayan 2,27 milyon hektarlık alanda, seçilmiş 11 ürün ve bu ürünlerdeki üretim açığını kapatacak şekilde sulamayla tarım yapılırsa üretilebilecek ürün miktarı ve üretim değeri şöyle:

 

 

Üretim

Kuruda

Suluda

Serbest

 

Açığını

Dekar

Dekar

Piyasa

 

Kapatmak İçin

Başına

Başına

Suluda

Serbest

Fiyatlarından

 

Ayrılması

Verim

Verim

Üretilecek

Piyasa

Üretim

 

Gereken Alan

Ortalama

Ortalama

Miktar

Fiyatı

Değeri

 

(Hektar)

(Kg)

(Kg)

(Ton)

(TL/Kg)

(Milyon TL)

Pamuk (Kütlü)

408.000

 

473

1.929.840

2,400

4.632

Kuru Fasulye

13.500

145

266

35.910

3,510

126

Nohut

7.500

126

211

15.825

5,350

85

Kırmızı Mercimek

57.000

159

194

110.580

2,770

306

Soya Fasulyesi

500.000

399

444

2.220.000

1,200

2.664

Yeşil Mercimek

17.000

121

159

27.030

4,080

110

Ayçiçeği

153.000

228

368

563.040

1,800

1.013

Mısır (Dane)

149.000

 

933

1.390.170

0,723

1.005

Ekmeklik Buğday

435.000

244

412

1.792.200

0,950

1.703

Durum Buğdayı

130.000

247

466

605.800

0,971

588

Arpa

400.000

268

400

1.600.000

0,788

1.261

Toplam

2.270.000

 

 

10.290.395

 

13.493

 

Seçilmiş 11 üründen her biri, yatırımlar tamamlanamadığı için sulanamayan 2,27 milyon hektarlık alanın tamamında ekilirse suluda tarımla üretilecek ürünün üretim değeri şöyle:

 

 

Sulanacak Alan

 

Tek Ürüne

 

Ayrılırsa

 

Serbest

 

Piyasa

 

Fiyatlarından

 

Üretim Değeri

 

(Milyon TL)

Pamuk (Kütlü)

25.769

Kuru Fasulye

21.194

Nohut

25.625

Kırmızı Mercimek

12.199

Soya Fasulyesi

12.095

Yeşil Mercimek

14.726

Ayçiçeği

15.036

Mısır (Dane)

15.312

Ekmeklik Buğday

8.885

Durum Buğdayı

10.271

Arpa

7.155

Kayseri’deki hain ve alçak saldırı…


“Kayseri’de çarşı iznine çıkan sivil kıyafetli askerlerimizin bulunduğu halk otobüsü geçerken, patlatılan bomba yüklü araçla çok sayıda askerimizin şehit olmasına ve yaralanmasına yol açan hain ve alçak saldırıyı şiddetle lanetliyorum”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Kayseri’de çarşı iznine çıkan sivil kıyafetli askerlerimizin bulunduğu halk otobüsü geçerken, patlatılan bomba yüklü araçla çok sayıda askerimizin şehit olmasına ve yaralanmasına yol açan hain ve alçak saldırıyı şiddetle lanetliyorum”

-“Bu terörün bitirilmesi için bir seferberlik ruhu içinde hareket etmemiz, teröre karşı tek vücut olmamız gerektiğine sonuna inanıyorum”

-“Askerimizin, polisimizin yurt içinde ve dışında terörle yaptığı mücadeleyi sonuna kadar destekliyor, her türlü yardıma hazır olduğumuzu ilan ediyorum”

-“Kimsenin kuşkusu olmasın ki terörle mücadeleyi askerimiz, polisimiz, korucularımız ve tüm millet olarak kazanacağız”

-“Ordusuyla, polisiyle, devletiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin böyle saldırılara pabuç bırakacak bir ülke olmadığını dünya alemde herkes görecek”

 

Ankara – 17.12.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Kayseri’de çarşı iznine çıkan sivil kıyafetli askerlerimizin bulunduğu halk otobüsü geçerken patlatılan bomba yüklü araçla çok sayıda askerimizin şehit olmasına ve yaralanmasına yol açan hain ve alçak saldırıyı şiddetle lanetlediğini bildirdi.

Bayraktar, “bu terörün bitirilmesi için bir seferberlik ruhu içinde hareket etmemiz, teröre karşı tek vücut olmamız gerektiğine sonuna kadar inanıyorum” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, son açıklamalara göre 13 askerimizin şehit olmasına, 48 askerimizin yaralanmasına neden olan, ciğerimizi dağlayan bu saldırının, insanlıktan nasibini almamış mahlukların yaptığı iğrenç bir saldırı olduğunu belirtti.

Ordusuyla, polisiyle, devletiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin böyle saldırılara pabuç bırakacak bir ülke olmadığını dünya alemde herkesin göreceğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Çok sayıda askerimizin şehit olmasına ve yaralanmasına sebep olan hain ve alçak saldırıyı şiddetle lanetliyorum. Birliğimizi koruyalım, insanlık suçu teröre karşı dimdik duralım. Boyun eğmeyelim. Hainlerin sevinmesine izin vermeyelim. Bu saldırılar, bizi ve polisiyle, askeriyle, korucusuyla güvenlik kuvvetlerimizi yıldıramayacaktır. Güvenlik kuvvetlerimiz ülkemiz içindeki terörle, Fırat Kalkanı harekatında terör örgütleriyle kahramanca mücadele veriyor. Tüm millet olarak güvenlik kuvvetlerimizin arkasındayız. Milletimizi, güvenlik kuvvetlerimizi bu saldırılarla sindireceğini sananlar yanıldıklarını göreceklerdir. 

Askerimizin, polisimizin yurt içinde ve dışında terörle yaptığı mücadeleyi sonuna kadar destekliyor, her türlü yardıma hazır olduğumuzu ilan ediyorum. Kimsenin kuşkusu olmasın ki terörle mücadeleyi askerimiz, polisimiz, korucularımız ve tüm millet olarak kazanacağız.

Saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.”

Doların etkisini azaltmanın yolu yerli malından geçer…


“(Yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı) sloganını yeniden hayata geçirmeli, bir ürünün yerlisi varsa hepimiz onu tüketmeli, kullanmalıyız. Milli bir bilinç içinde hareket etmeliyiz”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “(Yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı) sloganını yeniden hayata geçirmeli, bir ürünün yerlisi varsa hepimiz onu tüketmeli, kullanmalıyız. Milli bir bilinç içinde hareket etmeliyiz

-“Vatandaş olarak ne kadar çok yerli ürün kullanırsak, o kadar az ithalat yapar, dolara ihtiyacımızı o kadar çok azaltırız”

-“Hepimiz ithal ürün özentisinden vazgeçmeli, Türkiye’de üretilen ürünlere yönelmeliyiz. Ülkemizde her şey üretiliyor”

-“Unutmayalım, ithal ürün tercih ettiğimizde kendi çiftçimiz, üreticimiz yerine başka ülkelerin çiftçisine, üreticisine kazandırıyoruz”

-“Tarımda iyi bir planlamayla ithalatı yarı yarıya azaltırız. Kahve, kakao gibi ürünleri Türkiye’de yetiştiremeyiz ama ithal ettiğimiz çoğu ürünü ülkemizde rahatlıkla üretiriz”

-“Çiftçimiz, gecesini gündüzüne katarak, yaz kış, yağmur çamur demeden her türlü ürünü yetiştiriyor. Bu ürünler, ithal ürünlerden çok daha doğal ve lezzetli. Çiftçimizin ürünlerini içimizde hiçbir kuşku olmadan tüketebiliriz”

-“Ebeveynler de çocuklarına yerli malı kullanmanın önemini aşılamalıdır. Okullarda da yerli malı haftası büyük etkinliklerle kutlanmalıdır. Bu konuda tüm toplumu harekete geçirmeli, toplumsal bir bilinç yaratmalıyız”

 

Ankara – 16.12.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, doların etkisini azaltmanın yolunun yerli malından geçtiğini bildirerek, “(yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı) sloganını yeniden hayata geçirmeli, bir ürünün yerlisi varsa hepimiz onu tüketmeli, kullanmalıyız. Milli bir bilinç içinde hareket etmeliyiz” dedi.

Bayraktar, Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada, dolar kurunun ekonominin gerekleri dışında aşırı bir şekilde yükseldiğini, ülke ekonomisine zarar verir hale geldiğini belirtti.

Dolar kurunun seviyesinin ekonominin hiçbir göstergesiyle açıklanamadığını bildiren Bayraktar, “ne enflasyon, ne bütçe açığı, ne de kamu borçlarının milli gelire oranında bir kötüleşme görülmüyor. Türk ekonomisi, dünyadaki hatta Avrupa Birliği üyesi çoğu ülkeden daha iyi durumda. Hal böyleyken dolardaki yükselmeyi hiçbir gerekçeyle açıklamak mümkün değil” dedi.

 

-“TL’nin güçlendirilmesi gerekiyor”-

 

Türk Lirası’nın (TL) güçlendirilmesi, ekonominin dolarizasyondan kurtarılması gerektiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“İç piyasada dolar, avro kullanmanın bir anlamı yok. Türk Lirası’nı her alanda kullanmalı, akitlerimizi, ödemelerimizi, borçlanmalarımızı, yatırımlarımızı TL bazında yapmalı, dolar kullanmaktan vazgeçmeliyiz. Son günlerde kurum ve kuruluşların varlıklarını TL’ye çevirmeleri ve dolar bozdurmaları, ihaleleri TL ile yapma adımı atmaları yerinde kararlardır. Vatandaşlarımızın da tasarruflarını dövizden çıkarmaları, TL’ye dönmeleri çok olumlu olmuştur. Ticaret yaptığımız ülkelerle ticareti ulusal paralarla yapmak için temaslarda bulunmak da ekonomilerimiz açısından son derece doğru girişimlerdir. Kiralar, maaşlar bile dolar bazında veya dolar ödenerek yapılınca, doların etkisi tabii ki artar.

Dolar artması ekonominin hemen hemen bütün alanlarına, tarıma da zarar veriyor. Mazotun ham maddesi petrolün neredeyse yüzde 93’ü ithal ediliyor. Gübre ham maddesinin neredeyse tamamı ithal, önemli miktarda gübre ithalatımız da var. Gübre üretiminde kullanılan doğalgazın yüzde 99’unu ithal ediyoruz. Tarım ilaçlarının önemli bir bölümünü ithal ediyoruz. Elektrik kullanıyoruz. Yine elektriğin yarıya yakını ithal doğalgazla üretiliyor. Bütün bunların fiyatları dolara endeksli. Dolar artıkça bütün bu ürünlerin fiyatları etkilenecek.”

 

-“Tarımsal ürün çeşitliliğinde Çin ve Hindistan ile yarışıyoruz”-

 

Türkiye’nin tarımsal ürün çeşitliliğinde Çin ve Hindistan gibi kıta büyüklüğündeki ülkelerle yarıştığını, çok sayıda üründe dünya sıralamasında ilk 10’a girdiğini vurgulayan Bayraktar, “Çok çeşitli mikro klimaları barındırması nedeniyle Türkiye, hemen her ürünü üretebilen bir ülke. Fındık, kayısı, incir, kiraz, vişne, ayva ve haşhaş tohumu üretiminde birinci sıradayız. Karpuz, kavun, çilek, bal, pırasa ve fiğde dünya ikincisi olan Türkiye, mercimek, elma, salatalık, yeşil biber, taze fasulye, kestane, Antep fıstığında ise üçüncü durumda. Türkiye 5 üründe 4’üncü, 7 üründe 5’inci, 3 üründe 6’ncı, 8 üründe 7’nci, 1 üründe 8’inci, 3 üründe 9’uncu, 4 üründe 10. sırayı alıyor” dedi.

 

-Gereksiz ithalat-

 

İthalatın 2014 yılında 12,4 milyar dolar, 2015’de 11,2 milyar dolar olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

2006 yılı başından 2016 Ekim ayı sonuna kadarki süreyi kapsayan 10 yıl 10 ayda 16,5 milyar dolarlık yağlı tohum ve meyveler, 16 milyar dolarlık hububat, 16,1 milyar dolarlık hayvansal ile bitkisel katı ve sıvı yağ ithal ettik. Bu dönemde toplamda 97,5 milyar dolarlık tarım ve gıda ithalatı yapıldı. Bunun büyük bölümü yurt içinde üretilen veya üretim açığı kapatılabilecek ürünler.

Tarımın yapısal sorunlarının çözülememesi, teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek 2,27 milyon hektar tarım alanının hala sulamaya açılmaması yüzünden başta yağlı tohumlar olmak üzere bazı ürünlerde üretim açığı veriyoruz. Acilen sulama yatırımları tamamlanmalı, üretim açığımız olan ürünler daha fazla desteklenmeli, üretim maliyetleri düşürülmeli, verimlilik artırılmalıdır.

Soya fasulyesi, ayçiçeği başta olmak üzere yağlı tohumlar, pamuk gibi üretim açığımız olan ürünlerde açığımızı kapatırsak, ithalatı azaltırız. Meyve ve sebze cenneti ülkemize işlenmiş sebze ve meyve ile meyve suları olarak yılda 695 milyon dolarlık ürün girmemelidir. Yine taze ve kuru meyve kabuklu yemiş alanında çok önemli bir üretime sahip ülkemize dışarıdan 457 milyon liralık ürün ithal etmemeliyiz. Buğday üreticisi bir ülke olarak 142 milyon dolarlık ekmekçilik ve pastacılık ürünleri ithalatı yapmamalıyız. Üç yanı denizlerle çevrili ve önemli ölçüde iç sulara sahibiz ama 250 milyon dolarlık su ürünleri ithal ediyoruz. Yaklaşık olarak değeri 6 milyar doları bulan 18,7 milyon tonluk süt üretirken, 130 milyon dolarlık süt ürünü almamızın izahı yok. Çay, şeker, bal ve şekerli mamuller üretimi ülkemize has ürünlerken bunlara yıllık 189 milyon dolar ödememizi açıklayamıyoruz.”

 

-“Yapmamız gereken belli, yerli malı tüketmeli, kullanmalıyız”-

 

 “Yapmamız gereken belli, doların etkisini azaltmak için ‘yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı’ sloganını yeniden hayata geçirmeli, bir ürünün yerlisi varsa hepimiz onu tüketmeli, kullanmalıyız” diyen Bayraktar, şunları kaydetti:

“Milli bir bilinç içinde hareket etmeliyiz. Hepimiz ithal ürün özentisinden vazgeçmeli, Türkiye’de üretilen ürünlere yönelmeliyiz. Ülkemizde her şey üretiliyor. Unutmayalım, ithal ürün tercih ettiğimizde kendi çiftçimiz, üreticimiz yerine başka ülkelerin çiftçisine, üreticisine kazandırıyoruz. Tarımda iyi bir planlamayla ithalatı yarı yarıya azaltırız. Kahve, kakao gibi ürünleri Türkiye’de yetiştiremeyiz ama ithal ettiğimiz çoğu ürünü ülkemizde rahatlıkla üretiriz.

Vatandaşlar olarak ne kadar çok yerli ürün kullanırsak, o kadar az ithalat yapar, dolara ihtiyacımızı o kadar çok azaltırız.

Çiftçimiz, gecesini gündüzüne katarak, yaz kış, yağmur çamur demeden her türlü ürünü yetiştiriyor. Bu ürünler, ithal ürünlerden çok daha doğal ve lezzetli. Çiftçimizin ürünlerini içimizde hiçbir kuşku olmadan tüketebiliriz. Ebeveynler de çocuklarına yerli malı kullanmanın önemini aşılamalıdır. Okullarda da yerli malı haftası büyük etkinliklerle kutlanmalıdır. Bu konuda tüm toplumu harekete geçirmeli, toplumsal bir bilinç yaratmalıyız.”

Bayraktar, tarımda üretim açığı bulunan ürünlerde yeterliliğin sağlanması için desteklerin hayati önemde olduğunu bildirerek, desteklerin artarak sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

 

-Meyve ve sebzenin bazı hesaplamalara göre 4’te 1’i kaybediliyor-

 

Bu haftanın aynı zamanda tutum ve yatırım haftası olduğunu, tutumluluğun gıdada çok önem taşıdığını, meyve ve sebzenin bazı hesaplamalara göre 4’te 1’inin daha tüketiciye ulaşmadan kaybedildiğini, çöpe gittiğini, bunun büyük bir israf olduğunu bildiren Bayraktar, “tarımda suyu tasarruflu kullanamıyoruz. Sulama altyapımız eskidi. Acilen bu altyapıyı yenilemeli, yüzde 60’lara varan su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerine geçmeliyiz. Hasat, taşıma, depolama ve paketlemede ürün kaybını en alt düzeye indirmeli, gerekli yatırımları yapmalıyız. Üretim bir yana tüketimde de israfı yok etmeliyiz. Ekmekte israfın boyutları ortadadır” dedi.  

Tarım işsizliği 2,4 puan düşürdü…


“Tarım Eylül ayında genel işsizliği 2,4 puan düşürerek yüzde 13,7’den yüzde 11,3’e çekti”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım Eylül ayında genel işsizliği 2,4 puan düşürerek yüzde 13,7’den yüzde 11,3’e çekti”

-“Eylül ayına rağmen, tarım, sanayiden 397 bin kişi daha fazla istihdam sağladı”

 

Ankara – 15.12.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu yaz aylarının ardından istihdamda gerileme olduğunu, buna rağmen tarımın işsizliği 2,4 puan düşürdüğünü bildirerek, “tarım Eylül ayında genel işsizliği yüzde 13,7’den yüzde 11,3’e çekti” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Eylül ayında toplam istihdamın, Ağustos ayına göre 91 bin kişi artarak 27 milyon 473 binden 27 milyon 564 bine çıktığını belirtti. Ağustos ayında olduğu gibi Eylül ayında da işsizliği 2,4 puan gibi son yılların en yüksek oranında düşürerek yüzde 13,7’den yüzde 11,3’e çeken tarımın istihdamın yüzde 20,5’ini karşıladığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarımsal faaliyetin zirveye çıktığı Temmuz ve Ağustos aylarının ardından tarımda istihdam gerilemeye başlıyor; Ocak ve Şubat aylarında en alt düzeye iniyor. Nitekim Ağustos ayında 5 milyon 760 bin olan tarımdaki istihdam, Eylül ayında 5 milyon 657 bine geriledi. Ağustos ayında toplam istihdamda tarımın payı yüzde 21 iken, Eylül ayında yüzde 20,5’e indi. Buna karşın, Eylül ayında, Ağustos ayına göre, toplam istihdamda inşaatın payı yüzde 7,4’den yüzde 7,7’ye, sanayinin payı yüzde 19’dan yüzde 19,1’e, hizmetlerin payı yüzde 52,6’dan yüzde 52,7’ye çıktı.

Eylül ayına rağmen, sanayiden 397 bin kişi daha fazla istihdam sağlayan tarım; sanayi, ulaştırma, depolama, otelcilik ve lokanta hizmetleri, toptan ve perakende ticaret gibi tarımla ilgili diğer sektörlerin de istihdam yaratmasına katkıda bulunuyor, milyonlarca kişiye aş ve iş sağlıyor.”

Tarımda çalışan 5 milyon 657 bin kişinin yüzde 53,7’sini erkeklerin, yüzde 46,3’ünü kadınların oluşturduğunu bildiren Bayraktar, 3 milyon 39 bin erkek ile 2 milyon 618 bin kadının tarımda istihdam edildiğini belirtti. Türkiye’de 8 milyon 417 bin kadının istihdamda yer aldığını, bunların 4 milyon 513 bininin hizmetler, 2 milyon 618 bininin tarım, 1 milyon 195 bininin sanayi, 91 bininin ise inşaat sektöründe çalıştığını vurgulayan Bayraktar, çalışan kadınların yüzde 31,1’inin ise tarımda istihdam edildiğine dikkati çekti.

Bayraktar, kadın istihdamında hizmetler payının yüzde 53,6 iken, sanayinin payının yüzde 14,2’de, inşaatın payının yüzde 1,1’de kaldığını vurguladı.

Tarımda fiyatlar dondu…


“2015 yılı Kasım ayında yıllık bazda yüzde 11,09 olan tarımda üretici fiyat artışı, bu yıl yüzde eksi 0,82’ye indi. 2015-2016 Kasım ayları itibarıyla yıllık enflasyon son bir yılda 11,91 puan azaldı”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Genel tüketici enflasyonunun yüzde 7 olduğu bir ortamda tarımda üretici enflasyonu sıfırın altına indi”

-“Tarımda üretici fiyatları, Kasım ayında yüzde 1,85 geriledi; yıllık enflasyon yüzde 2,86’dan yüzde eksi 0,82’ye geriledi”

-“2015 yılı Kasım ayında yıllık bazda yüzde 11,09 olan tarımda üretici fiyat artışı, bu yıl yüzde eksi 0,82’ye indi. 2015-2016 Kasım ayları itibarıyla yıllık enflasyon son bir yılda 11,91 puan azaldı”

-“Tüketici fiyatları, Kasım ayında yüzde 0,52 artmış, yıllık bazda enflasyon yüzde 7 olmuştu”

-“Tarımda üretici fiyatındaki artış ile gıda ve alkolsüz içeceklerdeki artış arasındaki farkın 2,34 puandan 4,37 puana çıkması üretici market fiyatları arasındaki makasın Ekim ayına göre Kasım’da daha fazla açıldığını göstermektedir”

-“Çiftçi, artık enflasyonun mağdurudur. Ürettiği ürünü, bir yıl önceki fiyatın altında satmak zorunda kalmaktadır. Buna rağmen, tüketici de makul fiyatlarla ürün alamamaktadır”

 

Ankara – 14.12.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda yıllık üretici enflasyonunun yıllık bazda sıfırın altına indiğini bildirerek, “Genel tüketici enflasyonunun yüzde 7 olduğu bir ortamda tarımda üretici enflasyonu sıfırın altına indi. Tarımda üretici fiyatları, Kasım ayında yüzde 1,85 geriledi; yıllık enflasyon yüzde 2,86’dan yüzde eksi 0,82’ye geriledi” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Kasım ayı itibarıyla genel tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) aylıkta yüzde 0,52, yıllıkta yüzde 7 arttığını, Kasım’da aylık bazda yüzde 0,58 azalan gıda ve alkolsüz içeceklerdeki fiyatların, yıllıkta yüzde 5,20’den yüzde 3,55’e indiğini hatırlattı.

Buna göre, Kasım ayında hem tarımda üretici hem de tüketici enflasyonunun genel tüketici enflasyonunun altında gerçekleştiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarımda üretici fiyatları, tarla üretiminin en üst noktalara ulaştığı yaz aylarının yaşandığı bir döneme girildiğinden dolayı düşmüştü. Eylül ayıyla birlikte yüzde 1,01’lik bir artış yaşanmıştı. Ekim ayında yüzde 0,63’lük bir gerileme görülmüştü. Aylık bazdaki gerileme yıllığa da yansımış ve tarım üretici fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 3’ün altına inmişti. Ekim ayı itibarıyla yıllık enflasyon da yüzde 4,39’dan yüzde 2,86’ya düşmüştü. Geçen ay da tarımda üretici fiyatları yüzde 1,85 azalması nedeniyle Kasım itibarıyla yıllık enflasyon sıfırın altına, yüzde eksi 0,82’ye geriledi. Böylece 2015 yılı Kasım ayında yıllık bazda yüzde 11,09 olan tarımda üretici fiyat artışı, bu yıl yüzde eksi 0,82’ye indi. Kasım ayları itibarıyla yıllık enflasyon son bir yılda 11,91 puan azaldı.

Buna göre, tarımda üretici enflasyonu, genel tüketici enflasyonunun yıllıkta 7,82 puan, gıda ve alkolsüz içeceklerde ise 4,37 puan altında kaldı.

Tarımda üretici fiyatındaki artış ile gıda ve alkolsüz içeceklerdeki artış arasındaki farkın 2,34 puandan 4,37 puana çıkması üretici market fiyatları arasındaki makasın Ekim ayına göre Kasım’da daha fazla açıldığını göstermektedir. Çiftçi, artık enflasyonun mağdurudur. Ürettiği ürünü, bir yıl önceki fiyatın altında satmak zorunda kalmaktadır. Buna rağmen, tüketici de makul fiyatlarla ürün alamamaktadır.”

Türkiye-AB KİK heyeti ve STK Başkanlarından İstanbul’daki taziye ziyaretleri…


“Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi (KİK) üyeleri ve MÜSİAD, Türkiye Barolar Birliği, TEMAD, TÜRKONFED, TÜRMOB ve TÜSİAD’ın da aralarında olduğu STK’lardan oluşan heyetle birlikte İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’a, İstanbul Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne taziye ziyaretinde bulundu”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi (KİK) üyeleri ve MÜSİAD, Türkiye Barolar Birliği, TEMAD, TÜRKONFED, TÜRMOB ve TÜSİAD’ın da aralarında olduğu STK’lardan oluşan heyetle birlikte İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’a, İstanbul Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne taziye ziyaretinde bulundu

-Genel Başkan Bayraktar: “Bu sorunu, bu terörü halk olarak kenetlenerek çözeceğiz. Halkımız da kenetlenmiş görünüyor. Bütün millet olarak devletimizin arkasındayız”

-“Başkalarının bize yardımcı olmadığı, olmayacağı ortaya çıktı. Öyle anlaşılıyor ki kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Devletin terörle mücadelesine destek vereceğiz”

-Daha sonra Şehitler Tepesi’ne gelerek karanfil bırakan heyet, basın açıklaması yaptı

-Basın açıklamasından: 

-“Biz sivil toplum örgütleri olarak ülkenin çıkarlarını ve menfaatlerini koruyan insanlarız”

-“Dünyaya ve onların buradaki maşalarına sesleniyoruz. Bunlar aynı yerden ekmek yemeye devam ediyorlar. PKK’sı, DEAŞ’ı,  PYD’si, FETÖ’sü hepsi aynı yerden besleniyorlar”

-“Biz, sivil toplum örgütleri, ülke olarak 80 milyon olarak, birlik ve beraberlik içinde olmak zorundayız. Bizim bu ülkeden başka dostumuzun olmadığını bugünlerde daha iyi anladık”

 

İstanbul – 14.12.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi (KİK) üyeleri Hak-İş, Memur-Sen, TESK, TİSK, TOBB, Türk-İş, Türkiye Kamu-Sen ile MÜSİAD, Türkiye Barolar Birliği, TEMAD, TÜRKONFED, TÜRMOB ve TÜSİAD’ın da aralarında olduğu STK’lardan oluşan heyetle birlikte İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’a, İstanbul Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne taziye ziyaretinde bulundu.

İlkin, İstanbul Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne, daha sonra İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne giden heyet, İstanbul Valisi Vasip Şahin’i makamında ziyaret eden heyet üyeleri, teröre karşı birlik mesajları verdi. Ziyaretinde konuşan Vali Şahin, “Bu topraklar bin yıldır bizim bayrağımızla gölgeleniyor, bundan sonra da gölgelenmeye devam edecek” derken, heyetin sözcülüğünü yapan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, “Biz bu ülke için varız. Türkiye varsa biz varız; Türkiye yoksa ne siyasi parti var, ne dernek var, hiçbir şey yok” dedi.

İstanbul Valisi Vasip Şahin’i makamında ziyaret eden heyet Vali Vasip Şahin’e önce taziye dileklerinde bulundu, ardından da teröre karşı birlik mesajları verdi.

 

-Vali Şahin; “Zor zamanda bu ülke, bu millet hep birlikte oldu”-

 

Kabulde AB-KİK heyetine gerçekleştirdikleri ziyaret için teşekkür eden İstanbul Valisi Vasip Şahin, “Bu milletin asaletini gösterdiniz. Teşekkür ediyoruz. Zor zamanda bu ülke, bu millet hep birlikte oldu. Bu gün de birlikte, bundan sonra da birlikte olmaya devam edecek. En büyük gücümüz bu zaten” dedi.

Türkiye üzerinde tarih boyunca iç ve dış hesap sahibi mihraklar olduğunu dile getiren Vali Şahin, “Şimdi de var, bundan sonra da olmaya yeltenecekler. Ama bizde birbirimize bağlılığımız, dayanışmamız, birliğimiz, birlikte olma irademiz, her geçen gün daha da güçleniyor. 15 Temmuz; hain kalkışmada da çok yakından gördük. Bu gün de görüyoruz. Cenab-ı Hak bu millete başka acılar yaşatmasın” diye konuştu.

Saldırılara karşı önlemleri azamî seviyede tuttuklarını ifade eden Vali Şahin, “Bu tür olayların yaşanması bizim sadece direncimizi artırır, irademizi çelikleştirir. Bizi yıldıramaz. Bundan sonraki yürüyüşümüze daha bir kararlılıkla devam etmemizi sağlar. Onun ötesinde yapabilecekleri hiçbir şey yok. Varabilecekleri hiçbir nokta yok. Oyunlara gelmeyeceğiz” dedi.

Türk-İş Genel Başkanı Atalay, her şeyin Türkiye’nin varlığıyla anlam kazandığını vurgulayarak, “Maalesef kirli bir oyun oynanıyor. Ülkemizde de bunların başlıcaları görevlerine devam ediyor. Şöyle tarihe baktığınız zaman 100 senedir devam eden bir oyun… İnşallah bu işin sonuna geldik diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

 

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar; “Bütün millet olarak devletimizin

arkasındayız”-

 

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Valilikte, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden kendisini ziyarete gelenler olduğunu, kendisinin de bu bölgelere ziyaretler yaptığını bildirerek, “bu topraklarda tarihte bir kardeş kavgası yaşanmadı, vatandaşlar birbiriyle çatışmadı. Bu olayı, bu terörü kenetlenerek çözeceğiz. Batıda yaşayan Doğu ve Güneydoğulu vatandaşlarımız halinden memnun, ‘bu ülke bizim ülkemiz, evimiz, işimiz burada’ diyor. Bu olayın, bu terörün bitirilmesi için halkımız da kenetlenmiş görünüyor. Bütün millet olarak devletimizin arkasındayız” dedi. 

 

-İstanbul Emniyet Müdürü Çalışkan; “Bu oyunu ve planları bozacağız”-

 

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan ise heyetin ziyaretinde, polis teşkilatının görevine daha inançlı bir şekilde devam edeceğini bildirerek, “görevimizi yapacağız ve onlara gereken cevabı vereceğiz. Bu bize diz çöktürme harekatıdır. Ancak buna izin vermeyiz. Bu oyunu ve planları bozacağız” dedi.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Emniyet Müdürlüğü’nde yaptığı konuşmada ise bu terör olayının yapılış biçimine bakıldığında bir üst akıl, bir lojistik destek görüldüğünü belirtti. Bayraktar, “başkalarının bize yardımcı olmadığı, olmayacağı ortaya çıktı. Öyle anlaşılıyor ki kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Devletin terörle mücadelesine destek vereceğiz. Halk olarak kenetleneceğiz. Halk destek verirse bu sorunu, bu terörü çözeriz” diye konuştu.

 

-Şehitler Tepesi’ne karanfil bıraktılar-

 

Türkiye-AB KİK üyeleri, meslek kuruluşları, sendika, derneklerden oluşan 27 kuruluşun başkanları daha sonra patlamanın meydana geldiği Şehitler Tepesi’ne giderek karanfil bıraktılar.

Heyet üyeleri adına açıklama yapan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay,  cumartesi günü haince ve alçakça şehit edilen polis ve vatandaşları rahmetle andıklarını dile getirdi.

 

-“Yıllardır devam eden kirli bir oyun”-

 

Bir oyun oynandığını, bunun yıllardır devam eden kirli bir oyun olduğunu ifade eden Atalay, şunları kaydetti:

“Biz sivil toplum örgütleri olarak, ülkenin çıkarlarını ve menfaatlerini koruyan insanlarız. Dünyaya ve onların buradaki maşalarına sesleniyoruz. Bunlar aynı fırından ekmek yiyor. Aynı yerden ekmek yemeye devam ediyorlar. PKK’sı, DEAŞ’ı, PYD’si, FETÖ’sü hepsi aynı yerden besleniyorlar. 15 Temmuz’da bir saldırı girişiminde bulundular, başarılı olamadılar. Ama maalesef üç gün önce 44 canımız gitti. Bu katil şebekeler aynı yerden idare ediliyor. Aynı yerden besleniyor, beslenmeye devam ediyor. Ancak bizim birlik ve beraberliğimizi kimse bozamaz. Biz ülkenin tüm kesimlerini temsil eden kitle örgütlerinin temsilcileri olarak buradayız. Ülkemizin başı sağolsun. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara şifa diliyoruz. Bize düşen bir görev olduğunda da hazırız. Onun için biz, sivil toplum örgütleri, ülke olarak 80 milyon olarak, birlik ve beraberlik içinde olmak zorundayız. Bizim bu ülkeden başka dostumuzun olmadığını bugünlerde daha iyi anladık.”

 

-“Ufak tefek çekişmeleri bir kenara bırakın”-

 

Sivil toplum örgütleri ve siyasi partilere ufak tefek çekişmelerini bir kenara bırakma çağrısında bulunan Atalay, “Bu ülkenin çıkarları ve birliğinden yana olmak durumundalar” dedi.

Atalay, şunları söyledi:

“Terör saldırısını bir kez daha lanetliyoruz. Bunu bu dünyadaki, terör örgütlerine destek veren ülkelere buradan sesleniyoruz; bu oyundan bir an evvel vazgeçin. Bu saldırı, Türk halkına, Türkiye’de yaşayanlara yapılmıştır. Bu terör, her türlü manevi, insani değerin düşmanı… Biz heyet olarak bunu kınıyoruz. Zor günler geçirdiğimizin farkındayız. Ülkemiz üzerinde kirli oyunlar oynanmak isteniyor. Bu terör örgütlerinin tamamı aynı fırından ekmek yiyor, aynı yerden besleniyor, aynı eli öpmeye devam ediyor.”

Heyette, Türk Sağlık-Sen, İstanbul Ticaret Borsası, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, İMEAK Deniz Ticaret Odası, AB Daire Başkanlığı da yer aldı.