Tarımda yıllık üretici enflasyonu yüzde 3’ün altında…


“Tarımda üretici fiyatındaki artışın, gıda ve alkolsüz içeceklerdeki tüketici enflasyonunun 2,34 puan altında kalması üretici market fiyatları arasındaki makasın açıldığını göstermektedir”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Genel tüketici enflasyonunun yüzde 7,16 olduğu bir ortamda tarımda üretici enflasyonu yüzde 3’ün altında kaldı”

-“Tarımda üretici fiyatları, Ekim ayında yüzde 0,63 geriledi; yıllık enflasyon yüzde 4,39’dan yüzde 2,86’ya indi”

-“Ekim’de aylık bazda yüzde 1,76 artan gıda ve alkolsüz içeceklerdeki fiyatlar, yıllıkta yüzde 4,16’dan yüzde 5,20’ye çıkmıştı”

-“Tüketici fiyatları, Ekim ayında yüzde 1,44 artmış, yıllık bazda enflasyon yüzde 7,16 olmuştu”

-“Buna göre, tarımda üretici enflasyonu, genel tüketici enflasyonunun yıllıkta 4,3 puan, gıda ve alkolsüz içeceklerde ise 1,96 puan altında kaldı”

-“Tarımda üretici fiyatındaki artışın, gıda ve alkolsüz içeceklerdeki tüketici enflasyonunun 2,34 puan altında kalması üretici market fiyatları arasındaki makasın açıldığını göstermektedir”

-“Enflasyonda suçlunun çiftçi olmadığı ortadadır. Artık üretici market arasındaki makas kapatılmalı, hem çiftçi hem de tüketici mağdur olmaktan kurtarılmalıdır”

 

Ankara – 14.11.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım ve gıdada enflasyonun yıllık bazda genel tüketici enflasyonunun altında kaldığını bildirerek, “genel tüketici enflasyonunun yüzde 7,16 olduğu bir ortamda tarımda üretici enflasyonu yüzde 3’ün altında kaldı. Tarımda üretici fiyatları, Ekim ayında yüzde 0,63 geriledi; yıllık enflasyon yüzde 4,39’dan yüzde 2,86’ya indi” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Ekim ayı itibarıyla genel tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) aylıkta yüzde 1,44, yıllıkta yüzde 7,16 arttığını, Ekim’de aylık bazda yüzde 1,76 artan gıda ve alkolsüz içeceklerdeki fiyatların, yıllıkta yüzde 4,16’dan yüzde 5,20’ye çıktığını hatırlattı.

Buna göre, Ekim ayında da hem tarımda üretici hem de tüketici enflasyonunun genel tüketici enflasyonunun altında gerçekleştiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarımda üretici fiyatları, tarla üretiminin en üst noktalara ulaştığı yaz aylarının yaşandığı bir döneme girildiğinden dolayı düşmüştü. Eylül ayıyla birlikte yüzde 1,01’lik bir artış yaşanmıştı. Ekim ayında yüzde 0,63’lük bir gerileme daha görüldü. Aylık bazdaki gerileme yıllığa da yansıdı ve tarım üretici fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 3’ün bile altına indi. Ekim ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 4,39’dan yüzde 2,86’ya geriledi. Bu rakam, 2015 yılı Ekim ayında yüzde 10,57 düzeyindeydi. Fiyat artışında üçte iki oranında bir düşüş oldu.

Buna göre, tarımda üretici enflasyonu, genel tüketici enflasyonunun yıllıkta 4,3 puan, gıda ve alkolsüz içeceklerde ise 1,96 puan altında kaldı.

Tarımda üretici fiyatındaki artışın, gıda ve alkolsüz içeceklerdeki tüketici enflasyonunun 2,34 puan altında kalması üretici market fiyatları arasındaki makasın açıldığını göstermektedir.

Enflasyonda suçlunun çiftçi olmadığı ortadadır. Artık üretici market arasındaki makas kapatılmalı, hem çiftçi hem de tüketici mağdur olmaktan kurtarılmalıdır.”

-Kivide hasat zamanı…


“Son 20-25 yılda Türkiye’de üretime başlanan en önemli tarımsal ürün olan kivi, ülke koşullarına o kadar iyi uyum sağladı ki üretimde dünya yedinciliğine yükseldik; 7 tonla başlayan üretim, bu yıl 45 bin tona dayanacak”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Son 20-25 yılda Türkiye’de üretime başlanan en önemli tarımsal ürün olan kivi, ülke koşullarına o kadar iyi uyum sağladı ki üretimde dünya yedinciliğine yükseldik; 7 tonla başlayan üretim, bu yıl 45 bin tona dayanacak”

-“1994 yılında üretimine başlanan kivi, 22 yılda 303 bin 169 ton üretim, 2015 fiyatlarıyla 1,1 milyar liralık üretim değeriyle ülke ekonomisine büyük katkı yapmıştır”

-“Kivi, özellikle çay ve fındığın yetiştirildiği Doğu Karadeniz Bölgemizde yöre çiftçisi için alternatif ürün haline gelmiştir”

-“Ülkemizde kivi üretimi yapılmayıp tamamını ithalatla karşılamış olsaydık, 2015 yılında 35 milyon dolar döviz ödeyecektik”

 

Ankara – 13.11.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, son 20-25 yılda Türkiye’de üretime başlanan en önemli tarımsal ürünün kivi olduğunu bildirerek, “kivi, ülke koşullarına o kadar iyi uyum sağladı ki üretimde dünya yedinciliğine yükseldik; 7 tonla başlayan üretim, bu yıl 45 bin tona dayanacak” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, özellikle C, E ve K vitaminleri ile potasyum açısından zengin bir meyve olan kivide tüketimin dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla arttığını, bunun üretim rakamlarına yansıdığını belirtti.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünyada üretilen 3,3 milyon ton kivinin yüzde 54,1’ini Çin’in, yüzde 13,7’sini İtalya’nın, yüzde 11,7’sini Yeni Zelanda’nın, yüzde 6,9’unu Şili’nin, yüzde 5’ini Yunanistan’ın yüzde 1,7’sini Fransa’nın, yüzde 1,3’ünü Türkiye’nin, yüzde 1’inin İran’ın karşıladığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Türkiye’de 1994 yılında 7 tonla başlayan üretim, 2000 yılında 1400 tona, 2003’de 5 bin 500 tona, 2006’da 10 bin 962 tona, 2009’da 23 bin 689 tona, 2012’de 37 bin 247 tona, 2013’de 41 bin 635 tona yükseldi. 2014 yılında 31 bin 795 tona inen üretim, 2015 yılında 41 bin 640 tona çıktı. Bitkisel üretim ikinci tahmin verilerine göre, 2016 yılında kivi üretiminin, geçen yıla göre, yüzde 7,9 artışla 44 bin 943 tona yükseleceği tahmin ediliyor. Buna göre, 2000-2016 döneminde kivi üretimi 32,1 katına çıkmış olacak.

1994 yılında üretimine başlanan kivi, 22 yılda 303 bin 169 ton üretim, cari fiyatlarla 747 milyon 655 bin 352 liralık, 2015 fiyatlarıyla 1,1 milyar liralık üretim değeriyle ülke ekonomisine büyük katkı yapmıştır.

Kivi meyvesi özellikle çay ve fındığın yetiştirildiği Doğu Karadeniz Bölgesinde yöre çiftçisi için alternatif bir ürün haline gelmiştir.

 

-Üretim tüketimi karşılayamıyor-

 

Yine de üretimimiz tüketimi karşılayamıyor. Tüketimimizin yaklaşık yüzde 8’ini ithalatla karşılıyoruz. Ülkemizde kivi üretimi yapılmayıp tamamını ithalatla karşılamış olsaydık, 2015 yılında 45 bin 394 ton ithalat karşılığı 35 milyon 19 bin 669 dolar döviz ödeyecektik.2015 yılında ise 199 bin 834 dolarlık ihracata karşılık 2 milyon 896 bin 75 dolarlık ithalat yapılmıştır. İthalatın yüzde 67,9’u İran’dan yapılmıştır.”

Türkiye’de 24 ilde kivi üretimi yapıldığı bilgisini veren Bayraktar, “kivi üretiminde ilk sırada yer alan ilimiz 18 bin 892 tonla Yalova’dır. Yalova’yı, 6 bin 263 tonla Ordu, 5 bin 126 tonla Rize, 2 bin 715 tonla Samsun, 1880 tonla Giresun ve 1829 tonla Trabzon izlemektedir” dedi.

 

-Yapılması gerekenler-

 

İç tüketimimizi karşılayamadığımız kivi de üretim artışı sağlayabilmemiz için üreticilerin desteklenmesi gerektiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Üreticilerimizin kivilerini her yıl yapılan ölçümler sonucu ilan edilen hasat zamanına uyarak ve hasat tarihini her yıl özenle takip ederek hasat etmeleri ve pazara sunmaları kendi menfaatleri açısından fevkalade önem taşımaktadır.

Kivi meyvesiyle ilgili yaşanan diğer bir sorun da soğuk hava depolarının ve ambalajlama tesislerinin yetersiz oluşudur. Yeterli düzeyde soğuk hava deposunun bulunmamasından dolayı üreticiler hasat ettikleri kiviyi biran evvel satmak zorunda kalmakta ve tüccarda bu durumu avantaja çevirerek düşük fiyattan alım yapmaktadır. En fazla Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan bu sorundan dolayı depolanamayan ürün kısa zamanda tüketilmekte ve bundan sonraki süreçte ise ithalat yoluna gidilmektedir. Gerek ürünün pazara inmesinin kontrolü ve gerekse fiyat avantajı açısından önemli bir unsur olan soğuk hava deposu tesislerinin yaygınlaşması büyük önem taşımaktadır.

Kaliteli fidanın bulunamaması, kivi bahçelerinin uygun biçimde terbiye edilip taçlandırılamaması, yaz ve kış budamalarının genellikle yanlış ve yetersiz yapılması, bahçelerde yeterli oranda tozlayıcı erkek çeşitlerin olmaması önemli yetiştiricilik sorunlarıdır.

Özellikle ticari anlamda yetiştiriciliğinin yeni yeni yapılmaya başlandığı Doğu Karadeniz Bölgesi’nde tekniğine uygun bir şekilde bahçelerin kurulmaması önemli bir sorundur. Kivi üreticilerinin uzman ve bilirkişilerle diyalog halinde çalışmaları gerekmektedir.

Diğer taraftan kivi üreticileri yetiştirme, budama, gübreleme konusunda yetersiz olduğundan eğitim almaları gerekmektedir. Kaliteli yüksek verimli çeşitlerin çiftçiye ulaştırılması için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Ayrıca kivi meyvesinin de ürün bazında desteklemelere dahil edilmesi bölgenin ekonomik ve sosyal gelişmesinde katkı sağlayacaktır. Kivide yaşanan sorunların çözümü için, öncelikle Türkiye Kivi Merkez Birliği kurulmalı ve kiviyle ilgili desteklemeler Kivi Üretici Birlikleri kanalıyla yapılmalıdır.

15 Eylül-1 Nisan tarihleri arasında kivi ithalatını engelleyici önlemler alınmalıdır. İç tüketimin artırılmasına yönelik kivinin tüketiciye tanıtılması amacıyla tanıtım filmleri hazırlanmalı ve kivi tanıtım grubu oluşturulmalıdır. Yüksek kalite fidan üretimi için Kivi Üretme İstasyonları kurulmalıdır.

Kivi hastalık ve zararlıları ile ilgili yeterli araştırma mevcut değildir. Kivi üretiminde hormon uygulamaları yapılmaması için üreticilerin bilinçlendirilmesi gerekmektedir.”

Yem bitkileri desteği başvuruları


“Dekara, suluda yonca için 60 lira, kuruda yonca için 35 lira, korunga için 45 lira, tek yıllık yem bitkileri için 40 lira, silajlık tek yıllık yem bitkileri için 55 lira, suluda silajlık mısır için 90 lira, kuruda silajlık mısır için 45 lira, yapay çayır-mera için 150 lira ödenecek”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Yem bitkileri desteği başvuruları 18 Kasım’da sona erecek”

-“Dekara, suluda yonca için 60 lira, kuruda yonca için 35 lira, korunga için 45 lira, tek yıllık yem bitkileri için 40 lira, silajlık tek yıllık yem bitkileri için 55 lira, suluda silajlık mısır için 90 lira, kuruda silajlık mısır için 45 lira, yapay çayır-mera için 150 lira ödenecek”

-“Yem bitkileri desteğinden ekiliş alanı 10 dekar ve üstü olan üreticiler faydalanabilmektedir”

-“Yonca ve korunga ekilişleri için destekleme süresince her yıl, yapay çayır mera ekilişleri için ise ilk yıl yapılması gerekmektedir”

 

Ankara – 12.11.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 1 Ocak 2016 tarihinde başlayan yem bitkileri desteği başvurularının 18 Kasım 2016’da sona ereceğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, destekten yararlanmak isteyen çiftçilerin, başvurularını 18 Kasım Cuma günü mesai saati bitimine kadar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl/İlçe Müdürlüklerine şahsen veya yasal temsilcisi aracılığıyla yapmaları gerektiğini, belgenin zamanında verilmemesi halinde üreticilerin destekten yararlanamayacaklarını belirtti.

Şemsi Bayraktar, 2016 yılı tarımsal destekleri kapsamında verilecek olan yem bitkileri destekleri kapsamında, dekara, 4 yıl süreyle her yıl suluda yonca için 60 lira, kuruda yonca için 35 lira, 3 yıl süreyle her yıl korunga için 45 lira, tek yıllık yem bitkileri için 40 lira, silajlık tek yıllık yem bitkileri için 55 lira, suluda silajlık mısır için 90 lira, kuruda silajlık mısır için 45 lira, yapay çayır-mera için 150 lira ödeneceğini hatırlattı.

 

-Yüzde 50 fazlasıyla ilave ödeme yapılacak alanlar-

 Patates siğili görülen alanlarda yem bitkileri üretimi yapan çiftçilere aldığı desteğe yüzde 50 ilave, yine yeraltı sularının yetersiz seviyede ve su kısıtının olduğu yerlerdeki parsellerde 2016 yılında ekimi yapılan fiğ, Macar fiği, burçak ve mürdümük için aldığı desteğe yüzde 50 ilave ödeme yapılacağını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Kaliteli kaba yem üretimini sağlayabilmek amacıyla verilen yem bitkileri desteklemesi; çok yıllık yem bitkilerinden; yonca, korunga, yapay çayır-mera ve tek yıllık yem bitkilerinden; fiğ, Macar fiği, burçak, mürdümük, sorgum, Sudan otu, sorgum-Sudan otu melezi, hayvan pancarı, yem şalgamı, yem bezelyesi, yem baklası, İskenderiye üçgülü, İtalyan çimi ayrıca buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikalenin yeşil ot hasadıyla silajlık olarak ekilişi yapılan mısır ve adı geçen tek yıllık yem bitkilerinden yapılan silajları kapsamaktadır.

Yem bitkileri desteğinden ekiliş alanı 10 dekar ve üstü olan üreticiler faydalanabilmektedir. Ayrıca, desteklemelerde ekiliş yapılarak başvuruda bulunulan parsellerin hasat kontrolü sonucunda desteklemeye esas vejetatif gelişim gösteren kısmı on dekarın altında olmama koşulu bulunmaktadır.”

Yem bitkisi desteğinden yararlanmak isteyen çiftçilerin, yem bitkisini hasat etmeden önce Yem Bitkileri Desteklemesi Tarım Arazisi Beyan Formu ile müracaat yapması zorunluluğu bulunduğunu belirten Bayraktar, “yonca ve korunga ekilişleri için destekleme süresince her yıl, yapay çayır mera ekilişleri için ise ilk yıl yapılması gerekmektedir. Yem bitkileri desteğinde hasattan sonra yapılacak müracaatlar değerlendirmeye alınmamaktadır” dedi.

Bakan Çelik, Bayraktar görüşmesi…


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik ile TZOB Genel Başkanı Bayraktar, görüşmede çiftçi sorunlarını, tarım ve hayvancılık meselelerini ele aldılar

-Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik ile TZOB Genel Başkanı Bayraktar, görüşmede çiftçi sorunlarını, tarım ve hayvancılık meselelerini ele aldılar

 

Ankara – 11.11.2016 – Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ile Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Tarım Bakanlığı’nda bir araya geldiler.

Bakanlıktaki görüşmede, Faruk Çelik ile Şemsi Bayraktar, çiftçi sorunlarını, tarım ve hayvancılık meselelerini ele aldılar.

10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü


“Tarıma ve çiftçiye büyük önem veren, bizzat tarımsal üretim yapan Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 78. Yılında minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Tarıma ve çiftçiye büyük önem veren, bizzat tarımsal üretim yapan Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 78. Yılında minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz”

-“Çiftçimiz, ‘milli ekonominin temeli tarımdır’ diyen Atatürk’ü hiçbir zaman unutmayacaktır”

 

Ankara – 10.11.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türk çiftçisi olarak Cumhuriyetimizin kurucusu, tarıma ve çiftçiye büyük önem veren, bizzat tarımsal üretim yapan Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 78. yılında minnet, şükran ve rahmetle andıklarını bildirdi.

            Bayraktar, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü ve Atatürk Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, Atatürk’ün tarıma özel önem verdiğini, bunu uygulamalarıyla da gösterdiğini belirtti.

Atatürk’ün, modern, örnek çiftlikler kurduğunu, buralarda bizzat tarımsal üretimde bulunduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Atatürk’ün tarımsal üretime ve emeğe verdiği değer herkesçe biliniyor. Bununla da kalmıyor, bizzat kendisi de üretimin içinde yer alıyor. Türk üreticisi ve çiftçisine modern tarım uygulamaları konusunda rehberlik ve önderlik yapıyor. Çiftçimiz, ‘milli ekonominin temeli tarımdır’ diyen Atatürk’ü hiçbir zaman unutmayacaktır. Atatürk’ün ortaya koyduğu ‘muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma’ hedefi doğrultusunda gecesini gündüzüne katarak çalışmaya devam edecektir.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve 767 Ziraat Odasıyla sayıları 4,5 milyonu geçen Türk çiftçisi, örgütlü bir biçimde hem 79 milyonluk Türkiye nüfusunu hem ülkemizi ziyaret eden 40 milyonu aşkın turisti hem ülkemize sığınan 3 milyon üzerindeki sığınmacıyı doyurmaya hem de tarım ve gıdada 17-18 milyar doları aşan ihracatla, 6 milyona ulaşan istihdamla, milli gelire yaptığı 55 milyar dolarlık katkıyla üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam edecektir.”

Traktör artışında Konya, toplam sayıda Manisa birinci


“Hem aylık hem yıllık traktör sayısı artışında Konya, toplam traktör sayısında Manisa birinci sırada”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Hem aylık hem yıllık traktör sayısı artışında Konya, toplam traktör sayısında Manisa birinci sırada”

-“Konya, Manisa ile arasındaki farkı 50’ye indirdi”

-“Bu dönemde traktör sayısı artışında 3 bin 235 adetle Konya ilk sırayı aldı. Konya’yı 2 bin 955 adetle Manisa, 2 bin 489 ile İzmir, 2 bin 344 ile Bursa, 2 bin 251 ile Gaziantep, 2 bin 168 ile Aydın, 2 bin 155 ile Ankara izledi”

-“Eylül ayında traktör sayısı Konya’da 251, Ankara’da 197, Sivas’ta 160, Sakarya’da 155, Gaziantep’te 147, Bursa’da 143, İzmir’de 139, Aydın’da 123, Manisa’da 118, Diyarbakır’da 114, Denizli’de 113, Tokat’ta 103, Muğla’da 101 adet arttı”

-“Toplamda Manisa, 82 bin 823 ile birinciliğini korudu. Manisa’yı 82 bin 773 ile Konya, 60 bin 779 ile İzmir, 60 bin 170 ile Balıkesir takip etti”

-“Bursa’da traktör sayısı 60 bini ilk kez geçti”

-“Son bir yıllık dönemde traktör sayısı, Eylül ayı itibarıyla 70 bin 356 artarak 1 milyon 673 bin 732’den 1 milyon 744 bin 88 adede çıktı”

 

Ankara – 10.11.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hem aylık hem yıllık traktör sayısı artışında Konya’nın, toplam traktör sayısında Manisa’nın birinci sırada olduğunu, Konya’nın Manisa ile arasındaki farkın 50’ye indirdiğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2015 yılı Eylül ayında 1 milyon 673 bin 732 olan traktör sayısının Ağustos 2016’da 1 milyon 739 bin 105’e, Eylül 2016’da ise Ağustos’a göre 4 bin 983 artışla 1 milyon 744 bin 88’e ulaştığını belirtti. Bu dönemde traktör sayısı artışında 3 bin 235 adetle Konya’nın ilk sırayı aldığı bilgisini veren Bayraktar, Konya’yı 2 bin 955 adetle Manisa’nın, 2 bin 489 ile İzmir’in, 2 bin 344 ile Bursa’nın, 2 bin 251 ile Gaziantep’in, 2 bin 168 ile Aydın’ın, 2 bin 155 ile Ankara’nın, 1963 ile Denizli’nin, 1807 ile Sakarya’nın, 1672 ile Balıkesir’in, 1658 ile Adana’nın, 1506 ile Afyonkarahisar’ın izlediğini bildirdi.

 

-Eylül ayında en fazla artış Konya’da-

 

Eylül ayında traktör sayısının Konya’da 251, Ankara’da 197, Sivas’ta 160, Sakarya’da 155, Gaziantep’te 147, Bursa’da 143, İzmir’de 139, Aydın’da 123, Manisa’da 118, Diyarbakır’da 114, Denizli’de 113, Tokat’ta 103, Muğla’da 101 adet arttığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Toplamda Manisa, 82 bin 823 ile birinciliğini korudu. Manisa’yı 82 bin 773 ile Konya, 60 bin 779 ile İzmir, 60 bin 170 ile Balıkesir takip etti. Bursa’da traktör sayısı 60 bini ilk kez geçti. Bursa’da 60 bin 9 olan traktör sayısı, Ankara’da 51 bin 618’i, Adana’da 49 bin 749’u, Samsun’da 49 bin 109’u, Denizli’de 47 bin 419’u, Antalya’da 44 bin 676’yı, Aydın’da 42 bin 832’yi, Afyonkarahisar’da 40 bin 246’yı, Tokat’ta 39 bin 501’i, Çorum’da 38 bin 50’yi, Sakarya’da 36 bin 139’u, Şanlıurfa’da 35 bin 244’ü, Mersin’de 32 bin 870’i, Kütahya’da 32 bin 165’i bulunuyor. Çanakkale’de 31 bin 705, Yozgat’ta 31 bin 23, Gaziantep’te 30 bin 685, Edirne’de 30 bin 593, Sivas’ta 30 bin 240 traktör bulunuyor.

Muğla’da 29 bin 778, Tekirdağ’da 29 bin 105, Kastamonu’da 28 bin 18, Kayseri’de 27 bin 394, İstanbul’da 22 bin 545, Diyarbakır’da 22 bin 448, Malatya’da 22 bin 196, Eskişehir’de 21 bin 811, Hatay’da 21 bin 171, Isparta’da 20 bin 939, Burdur’da 20 bin 803, Nevşehir’de 20 bin 471, Bolu’da 20 bin 256 traktör var.

 Kırklareli’nde 19 bin 804, Kahramanmaraş’ta 19 bin 600, Amasya’da 19 bin 316, Kars’ta 18 bin 521, Erzurum’da 18 bin 66, Aksaray’da 18 bin 9, Uşak’ta 17 bin 890, Niğde’de 16 bin 511, Osmaniye’de 15 bin 930, Kocaeli’nde 15 bin 867, Adıyaman’da 15 bin 436, Çankırı’da 12 bin 979, Muş’ta 11 bin 350, Kırşehir’de 11 bin 68, Karaman’da 10 bin 888, Düzce’de 10 bin 865, Bilecik’te 10 bin 304, Mardin’de 10 bin 256 traktöre sahip durumdadır.

Traktör sayısı, Ardahan’da 9 bin 894, Elazığ’da 9 bin 523, Zonguldak’ta 9 bin 310, Kırıkkale’de 8 bin 788, Van’da 8 bin 763, Sinop’ta 8 bin 502, Ağrı’da 8 bin 144, Erzincan’da 6 bin 765, Kilis’te 5 bin 616, Batman’da 5 bin 449, Karabük’te 5 bin 421’de, Bartın’da 5 bin 214’de kalıyor. 

Iğdır’da 4 bin 278, Bitlis’te 3 bin 549, Gümüşhane’de 3 bin 502, Giresun’da 3 bin 44, Bayburt’ta 2 bin 933, Yalova’da 2 bin 686, Siirt’te 2 bin 674, Şırnak’ta 2 bin 567, Ordu’da 2 bin 311 traktör var. Traktör sayısı Tunceli’de 1511’e, Artvin’de 1279’a, Bingöl’de 1115’e, Hakkari’de 947’ye, Trabzon’da 230’a, Rize’de 60’a kadar iniyor.” 

Eylül ayında traktör sayısı Rize’de değişmezken, Hakkari’de 1, Tunceli’de 4, Bingöl’de 5, Karabük’te 6, Artvin’de 7, Trabzon’da 8, Zonguldak’ta 9 adet arttı.

İller itibarıyla 2015 Eylül, 2016 Ağustos-Eylül traktör sayıları aylık ve yıllık değişim rakamları şöyle:

 

 

2015

2016

2016

Yıllık

Aylık

İl

Eylül

Ağustos

Eylül

Değişim

Değişim

Manisa

79.868

82.705

82.823

2.955

118

Konya

79.538

82.522

82.773

3.235

251

İzmir

58.290

60.640

60.779

2.489

139

Balıkesir

58.498

60.079

60.170

1.672

91

Bursa

57.665

59.866

60.009

2.344

143

Ankara

49.463

51.421

51.618

2.155

197

Adana

48.091

49.651

49.749

1.658

98

Samsun

48.018

49.031

49.109

1.091

78

Denizli

45.456

47.306

47.419

1.963

113

Antalya

43.180

44.583

44.676

1.496

93

Aydın

40.664

42.709

42.832

2.168

123

Afyonkarahisar

38.740

40.174

40.246

1.506

72

Tokat

38.435

39.398

39.501

1.066

103

Çorum

36.969

37.964

38.050

1.081

86

Sakarya

34.332

35.984

36.139

1.807

155

Şanlıurfa

33.814

35.163

35.244

1.430

81

Mersin

31.669

32.808

32.870

1.201

62

Kütahya

31.272

32.101

32.165

893

64

Çanakkale

30.563

31.635

31.705

1.142

70

Yozgat

29.888

30.924

31.023

1.135

99

Gaziantep

28.434

30.538

30.685

2.251

147

Edirne

30.042

30.509

30.593

551

84

Sivas

28.828

30.080

30.240

1.412

160

Muğla

28.307

29.677

29.778

1.471

101

Tekirdağ

28.333

29.035

29.105

772

70

Kastamonu

26.910

27.924

28.018

1.108

94

Kayseri

26.214

27.330

27.394

1.180

64

İstanbul

21.962

22.496

22.545

583

49

Diyarbakır

21.636

22.334

22.448

812

114

Malatya

20.923

22.119

22.196

1.273

77

Eskişehir

21.045

21.765

21.811

766

46

Hatay

20.140

21.139

21.171

1.031

32

Isparta

20.020

20.881

20.939

919

58

Burdur

20.084

20.727

20.803

719

76

Nevşehir

19.834

20.436

20.471

637

35

Bolu

19.716

20.202

20.256

540

54

Kırklareli

19.352

19.762

19.804

452

42

Kahramanmaraş

18.455

19.521

19.600

1.145

79

Amasya

18.381

19.249

19.316

935

67

Kars

17.713

18.464

18.521

808

57

Erzurum

16.776

17.978

18.066

1.290

88

Aksaray

17.177

17.968

18.009

832

41

Uşak

17.152

17.835

17.890

738

55

Niğde

15.835

16.472

16.511

676

39

Osmaniye

15.297

15.881

15.930

633

49

Kocaeli

15.182

15.778

15.867

685

89

Adıyaman

14.413

15.359

15.436

1.023

77

Çankırı

12.369

12.927

12.979

610

52

Muş

10.474

11.286

11.350

876

64

Kırşehir

10.418

11.000

11.068

650

68

Karaman

10.403

10.864

10.888

485

24

Düzce

10.174

10.811

10.865

691

54

Bilecik

9.994

10.277

10.304

310

27

Mardin

9.774

10.215

10.256

482

41

Ardahan

9.342

9.862

9.894

552

32

Elazığ

9.008

9.484

9.523

515

39

Zonguldak

9.044

9.301

9.310

266

9

Kırıkkale

8.546

8.772

8.788

242

16

Van

8.318

8.736

8.763

445

27

Sinop

8.234

8.490

8.502

268

12

Ağrı

7.718

8.101

8.144

426

43

Erzincan

6.359

6.734

6.765

406

31

Kilis

5.204

5.584

5.616

412

32

Batman

5.253

5.426

5.449

196

23

Karabük

5.235

5.415

5.421

186

6

Bartın

4.957

5.198

5.214

257

16

Iğdır

3.929

4.255

4.278

349

23

Bitlis

3.216

3.527

3.549

333

22

Gümüşhane

3.297

3.487

3.502

205

15

Giresun

2.895

3.033

3.044

149

11

Bayburt

2.802

2.918

2.933

131

15

Yalova

2.460

2.660

2.686

226

26

Siirt

2.436

2.652

2.674

238

22

Şırnak

2.331

2.549

2.567

236

18

Ordu

2.184

2.301

2.311

127

10

Tunceli

1.420

1.507

1.511

91

4

Artvin

1.180

1.272

1.279

99

7

Bingöl

1.065

1.110

1.115

50

5

Hakkari

884

946

947

63

1

Trabzon

193

222

230

37

8

Rize

42

60

60

18

0

Türkiye

1.673.732

1.739.105

1.744.088

70.356

4.983

Üretim sezonu kurak başladı


“Ülke ortalamasında, Ekim ayında yağışlar, normale göre yüzde 58,3, geçen yıla göre ise yüzde 75,3 azaldı; normali 49,2 milimetre (mm), geçen yıl 83,1 mm olan yağış miktarı 20,5’e indi”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Karadeniz Bölgesi hariç Ekim ayı yağışları hem geçen yılın hem de normalin oldukça altında gerçekleşti”

-“Ülke ortalamasında, Ekim ayında yağışlar, normale göre yüzde 58,3, geçen yıla göre ise yüzde 75,3 azaldı; normali 49,2 milimetre (mm), geçen yıl 83,1 mm olan yağış miktarı 20,5’e indi”

-“Ekim ayında yağışlar, normale göre bölgelerden Akdeniz’de yüzde 90,6, İç Anadolu’da yüzde 89, Ege’de yüzde 85,6, Güneydoğu Anadolu’da yüzde 67,6, Marmara’da yüzde 58,4, Doğu Anadolu’da yüzde 49,3 azaldı”

-“Karadeniz Bölgesi’nde ise yağışlar, normalin yüzde 86,2 üzerinde gerçekleşti”

-“En fazla azalma yüzde 98 ile Muğla’da görüldü. Yağış miktarı normalin yüzde 90 ve üzerinde azalan diğer iller, Aydın, Burdur, Denizli, Elazığ, Aksaray, Kayseri, Isparta, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Mersin, Nevşehir, Niğde, Tunceli ve Yozgat oldu”

-“Kasım ayı ve sonrasında düşecek olan yağışlar çok önem arz etmektedir. Yağışların mevsim normalleri civarında gerçekleşmesi, bu yıl kuraklık olma riskini ortadan kaldıracaktır”

-“Hububat ekimi sonrası Kasım ve Aralık aylarında yeterli yağış olmaması durumunda hububatta önemli verim kayıpları yaşanabilecektir”

 

Ankara – 09.11.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ekim ayının, son yılların en kurak üretim sezonu başlangıcı olduğunu bildirerek, “ülke ortalamasında, Ekim ayında yağışlar, normale göre yüzde 58,3, geçen yıla göre ise yüzde 75,3 azaldı; normali 49,2 milimetre (mm), geçen yıl 83,1 mm olan yağış miktarı 20,5’e indi” dedi.

Bayraktar, Karadeniz Bölgesi hariç Ekim ayı yağışlarının hem geçen yılın hem de normalin oldukça altında gerçekleştiğini, Ekim ayında yağışların, normale göre bölgelerden Akdeniz’de yüzde 90,6, İç Anadolu’da yüzde 89, Ege’de yüzde 85,6, Güneydoğu Anadolu’da yüzde 67,6, Marmara’da yüzde 58,4, Doğu Anadolu’da yüzde 49,3 azaldığını, Karadeniz Bölgesi’nde ise yağışların, normalin yüzde 86,2 üzerinde gerçekleştiğini belirtti.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, yeni tarım yılının başladığı Ekim ayında yağışların son derece yetersiz kaldığını belirtti. Ekim ayı yağış ortalamasının normalin 49,2 mm, geçen yıl 83,1 mm olmasına karşın, bu yıl 20,5 mm’de kaldığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ekim ayında yağışlarda, normale göre yüzde 58,3, geçen yıla göre ise yüzde 75,3 azalma gözlendi. Ekim ayı yağışlarında Karadeniz Bölgesi dışında tüm bölgelerde normale ve geçen yıl yağışlarına göre azalma gerçekleşti. Normale göre en fazla azalma yüzde 90,6 ile Akdeniz Bölgesinde görülürken, bu bölgeyi yüzde 89 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 85,6 ile Ege Bölgesi, yüzde 67,6 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi, yüzde 58,4 ile Marmara Bölgesi, yüzde 49,3 ile Doğu Anadolu Bölgesi izledi.

Karadeniz Bölgesinde ise yağışlarda normale göre yüzde 86,2 oranında artış gerçekleşti.”

 

-Muğla’da yağışlar yüzde 98 azaldı-

 

İllerde Ekim ayı yağışlarına bakıldığında normale göre en fazla yağış azalmasının Muğla ilinde olduğunu bildiren Bayraktar, “Muğla’da yağışlar, normale göre yüzde 98 azaldı. Yağış miktarı normalin yüzde 90 ve üzerinde azalan diğer iller, Aydın, Burdur, Denizli, Elazığ, Aksaray, Kayseri, Isparta, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Mersin, Nevşehir, Niğde, Tunceli ve Yozgat oldu. Toplamda 81 İlin 59’unda Ekim ayı yağışları normale göre yüzde 50 ve üzerinde azaldı” dedi.

 

-Kışlık hububat, kanola, bazı baklagil ve bazı sebzelerin ekimleri-

 

2016-2017 yılı tarımsal üretim ve pazarlama döneminin Ekim ayı itibariyle başladığını hatırlatan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Bu tarihten itibaren başta kışlık hububat olmak üzere, bazı baklagiller, kanola ve bazı sebzelerin ekimleri başlamıştır. Hububat ekimi Eylül ayı son haftası itibariyle başlamış olup ülke genelinde ekilişler Ekim ayında yoğunlaşmaktadır.

Ekim ayı yağışları normallerin altında kalırken, Kasım ve Aralık ayında da beklenen yağışlar gerçekleşmezse geçen yıl olduğu gibi bu yıl da kış kuraklığı yaşanabilecektir.

Kuru tarımın yaygın olduğu İç Anadolu Bölgesinde hububat ekilişleri Ekim ayı sonuna kadar tamamlanmaktadır. Bu yıl Ekim ayı yağışlarının İç Anadolu Bölgesinde normale göre yüzde 89 oranında azalması, hububat ekiminin yoğun olarak yapıldığı bu bölgede ve yağışların azaldığı diğer bölgelerde sıkıntı oluşturmaktadır. Birçok bölgede ekimler yapılmış, yağış beklenmektedir. Sulama imkanı olan üreticiler sulama yapmışlardır. Özellikle ikinci ürün hasadının sonrası hububat eken üreticiler ekim yapmak için yağış beklemektedir.”

 

-“Yağış gerçekleşmezse tohumlarda çürüme riski oluşur”-

 

Ziraat Odalarından aldıkları bilgilere göre, hububat ekiminin yapıldığı tarım alanlarında önümüzdeki aylarda beklenen yağışın gerçekleşmemesi durumunda tohumlarda çürüme riski oluşacağına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Geçen üretim sezonunda da Kasım ve Aralık aylarında yağışların normallerin oldukça altında gerçekleşmesi sonucu kış kuraklığı yaşanmıştı. Birçok ilde hububatta verim kaybı görülmüş ve bu durum buğday rekoltesinde bir önceki yıla göre yüzde 8,8, arpa rekoltesinde yüzde 16,3 gerilemeye neden olmuştu. Geçen yıl kış kuraklığı yaşayan illerde üreticiler bu yıl da benzer durumla karşı karşıya kalma endişesi içine girmiştir.

Bu nedenle Kasım ayı ve sonrasında düşecek olan yağışlar çok önem arz etmektedir. Yağışların mevsim normalleri civarında gerçekleşmesi, bu yıl kuraklık olma riskini ortadan kaldıracaktır. Ancak, hububat ekimi sonrası Kasım ve Aralık aylarında yeterli yağış olmaması durumunda hububatta önemli verim kayıpları yaşanabilecektir.”

Bayraktar, bu tarım yılının verimli geçmesi için yağış almayan tüm bölgelerde en kısa zamanda yeterli yağışın alınarak, çiftçilerin bol kazanç sağladığı, kalite ve rekoltenin düşmediği bir yıl olarak tamamlanmasını ümit ettiklerini belirtti.

Tarımda ihracatın yıldız ürünleri


“10 yıllık ihracat tütünde 4,4, domateste 3,8, kayısıda 3,5, limonda 2,6, incirde 2,2, yumurtada 1,9, mercimekte 1,8, portakalda 1,6, mandalina ve kirazda 1,4, zeytinde 1,2 milyar doları buldu”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: 

“En fazla ihracat yapılan 31 tarımsal ürün Türkiye’ye 10 yılda 48,5 milyar dolar döviz kazandırdı”

-“2006-2015 tarım ürünlerinde ihracata en büyük katkı 10,3 milyar dolarla fındıktan, 5,9 milyar dolarla üzümden sağlandı”

-“10 yıllık ihracat tütünde 4,4, domateste 3,8, kayısıda 3,5, limonda 2,6, incirde 2,2, yumurtada 1,9, mercimekte 1,8, portakalda 1,6, mandalina ve kirazda 1,4, zeytinde

1,2 milyar doları buldu”

-“Tarımda gelişmiş ülkeler, ürettikleri tarımsal ürünleri en iyi şekilde değerlendiriyor. Ham ürün satma yerine işlenmiş ihracata ağırlık veriyor. Ürüne katma değer katarak

ihracattan çok daha büyük gelir elde ediyorlar”

-“Türkiye’nin de artık tarımda işlenmiş ürün ihracatına daha fazla ağırlık vermelidir. Kırsalda tarım ile gıda sanayinin entegrasyonunu tam olarak sağlaması gerekiyor”

-“Birçok ürün, artık işlenerek büyük katma değerler yaratılabiliyor. Patatesi cips, elmayı kurutulmuş hale dönüştürdüğünüzde katma değerini 4-5 kat artırıyorsunuz”

-“Türkiye 2015 yılında 10,78 milyar dolar gıda ihracatı yaparken 6,1 milyar dolarlık tarım ürünü ihraç etti”

-“İtalya’da toplam gıda ve tarım ihracatının yüzde 83,2’sini, Almanya’da yüzde 80,6’sını, Fransa’da yüzde 76,5’ini, Hollanda’da yüzde 72,5’ini gıda ürünleri oluştururken, Türkiye’de bu oran yüzde 63,8’de kalıyor”

-“Hem tarım ürünleri ihracatımızı artırmamız hem de tarım ürünlerini işleyerek gıda ürünü haline getirip, gıdanın toplam tarım ve gıda ihracatındaki payını yükseltmemiz gerekiyor”

 

Ankara – 07.11.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, en fazla ihracat yapılan, tarımda ihracatın yıldız ürünleri olan 31 tarımsal ürünün, Türkiye’ye 10 yılda 48,5 milyar dolar döviz kazandırdığını bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin geleneksel tarım ürünlerinin ihracatla ülke ekonomisine katkı yapmaya devam ettiğini belirtti. Şemsi Bayraktar, 100-150 yıldır Türkiye’nin önemli ihraç ürünlerinden olan fındık, üzüm, tütün, kayısı, incir gibi ürünlere son 20-30 yıldır domates, limon, yumurta, mercimek, portakal, mandalina gibi ürünlerin de dahil olduğunu vurguladı.

 

-Fındık ihracatı 10 yılda 10,3 milyar doları geçti-

 

2006-2015 dönemini kapsayan 10 yıllık rakamlara bakıldığında, tarım ürünlerinde ihracata en büyük katkının 10 milyar 327,1 milyon dolarla fındıktan, 5 milyar 878,7 milyon dolarla üzümden sağlandığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“10 yıllık ihracat tütünde 4 milyar 387,8 milyon, domateste 3 milyar 759,5 milyon, kayısıda 3 milyar 484,9 milyon, limonda 2 milyar 639,1 milyon, incirde 2 milyar 152,1 milyon, yumurtada 1 milyar 912 milyon, mercimekte 1 milyar 761,7 milyon, portakalda 1 milyar 604,6 milyon, mandalinada 1 milyar 405,5 milyon, kirazda 1 milyar 373,8 milyon, zeytinde 1 milyar 242,9 milyon doları buldu.

Bu dönemde 943 milyon dolarlık pamuk, 707,8 milyon dolarlık biber, 607,7 milyon dolarlık tavuk eti, 530,8 milyon dolarlık haşhaş tohumu,523,8 milyon dolarlık hıyar, 473,2 milyon dolarlık nohut, 419,8 milyon dolarlık buğday, 321,2 milyon dolarlık ceviz, 289,2 milyon dolarlık elma, 257,3 milyon dolarlık Antep fıstığı, 240,1 milyon dolarlık soğan, 231,3 milyon dolarlık ayçiçeği, 220,4 milyon dolarlık çilek, 209,5 milyon dolarlık şeftali, 206,3 milyon dolarlık kabak,178,6 milyon dolarlık mısır, 134 milyon dolarlık patates ve 122,5 milyon dolarlık kestane ihracatı yapıldı.

31 üründe 10 yıllık dönemdeki ihracat 48 milyar 546,2 milyon dolara ulaştı.”

 

-“Tarımda gelişmiş ülkeler ürüne katma değer katarak ihraç ediyor”-

 

Bu ihracat rakamların ham ürün ihracat rakamları olduğunu, bunların işlenip, gıda ürünü haline getirilip ihraç edildiğinde çok daha büyük kazançlar sağlayabildiği bilgisini veren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Tarımda gelişmiş ülkeler, ürettikleri tarımsal ürünleri en iyi şekilde değerlendiriyor. Ham ürün satma yerine işlenmiş ihracata ağırlık veriyor. Ürüne katma değer katarak ihracattan çok daha büyük gelir elde ediyorlar.

2015 yılında Fransa 15,3 milyar dolarlık tarım ürünü, 49,8 milyar dolarlık gıda, Hollanda 17,8 milyar dolarlık tarım ürünü, 46,9 milyar dolarlık gıda, Almanya 12 milyar dolarlık tarım ürünü, 49,8 milyar dolarlık gıda, Çin 22,7 milyar dolarlık tarım ürünü, 36,2 milyar dolarlık gıda, İspanya, 18,6 milyar dolarlık tarım ürünü, 24,3 milyar dolarlık gıda, İtalya 6,3 milyar dolarlık tarım ürünü, 31,1 milyar dolarlık gıda ihraç etti.

ABD’nin 50,4 milyar dolarlık tarım ürünü, 57,8 milyar dolarlık gıda, Brezilya’nın 29 milyar dolarlık tarım ürünü, 28,3 milyar dolarlık gıda, Kanada’nın 23,8 milyar dolarlık tarım ürünü, 19,4 milyar dolarlık gıda ihracatı bulunuyor.

Türkiye 2015 yılında 10,78 milyar dolar gıda ihracatı yaparken 6,1 milyar dolarlık tarım ürünü ihraç etti.”

 

-“Tarım ve gıda ihracatında gıdanın payı artmalı”-

 

İtalya’da toplam gıda ve tarım ihracatının yüzde 83,2’sini, Almanya’da yüzde 80,6’sını, Fransa’da yüzde 76,5’ini, Hollanda’da yüzde 72,5’ini gıda ürünleri oluşturduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu oran ABD’de yüzde 53,4’e iniyor, Kanada’da yüzde 44,9’a, Brezilya’da yüzde 49,4 ile yüzde 50’nin altına düşüyor. ABD, Kanada ve Brezilya çok büyük ham tarım ürünü ihracatçısı ülkeler. Türkiye’de bu oran yüzde 63,8’de kalıyor. Türkiye’nin de artık tarımda işlenmiş ürün ihracatına daha fazla ağırlık vermelidir. Kırsalda tarım ile gıda sanayinin entegrasyonunu tam olarak sağlaması gerekiyor. Birçok ürün, artık işlenerek büyük katma değerler yaratılabiliyor. Patatesi cips, elmayı kurutulmuş hale dönüştürdüğünüzde katma değerini 4-5 kat artırıyorsunuz. Bir diğer ifadeyle aynı miktarda üründen 4-5 kat gelir elde ediyorsunuz. Hem tarım ürünleri ihracatımızı artırmamız hem de tarım ürünlerini işleyerek gıda ürünü haline getirip, gıdanın toplam tarım ve gıda ihracatındaki payını yükseltmemiz gerekiyor.”

 

-“Türkiye’nin çok sayıda üründe ihracat, uzmanlaşma imkanı var”-

 

Ürün çeşitliliği açısından müstesna bir ülke olan ve ancak kıta devletlerle karşılaştırılabilen Türkiye’nin, 7 üründe dünya birincisi, 6 üründe dünya ikincisi, 8 üründe dünya üçüncüsü konumunda bulunduğunu belirten Bayraktar, “ülkemiz, fındık, kayısı, incir, kiraz, vişne, ayva ve haşhaş tohumunda dünya birincisi, karpuz, kavun, çilek, pırasa, bal ve fiğde dünya ikincisi, mercimek, elma, salatalık, yeşil biber, yeşil fasulye, kestane, Antep fıstığı ve koyun sütünde dünya üçüncüsüdür. 55 üründe ilk 10’da yer alıyoruz. Çok sayıda üründe ihracat yapma, uzmanlaşma imkanımız var. Bunu en iyi şekilde değerlendirmek gerekir” dedi.

 

-“Üretim sürecinin tamamını planlı bir şekilde götürmemiz zorunludur”-

 

Türkiye’nin tarımdan çok daha büyük gelirler elde edebileceğini belirten Bayraktar, “2015 yılında tarım ve gıda ihracatı, ABD’de 108,2, Fransa’da 65,1, Konya kadar toprağı, 16 milyon nüfusu olan Hollanda’da 64,7, Almanya’da 61,8, Çin’de 58,9, Brezilya’da 57,3, Kanada’da 43,2, İspanya’da 42,9, İtalya’da 37,4 milyar dolar oldu. Bizde 16,88 milyar dolarda kaldı. Bu potansiyelle Türkiye, 40 milyar dolarlık gıda ve tarım ihracatını rahatlıkla yakalayabilir. Yeter ki tarımda üretim sürecinin tamamını planlı bir şekilde götürelim, rekabet üstünlüğü elde edelim, pazara yönelik üretim yapalım, kalite ve standardizasyonu sağlayalım” dedi.

Bayraktar, Türkiye’nin, tarımda öncelikle yapısal sorunlarını çözmesi, teknolojiyi yakalaması gerektiğini, bunu yapması halinde tarımın Türkiye’ye büyük fırsatlar sunacağını belirtti. 

İhracatta önemli tarımsal ürünler ve son 10 yıllık dönemde yapılan ihracat şöyle:

 

 

10 Yıllık

 

İhracat

Ürünler

(Milyon Dolar)

Fındık

10.327,1

Üzüm

5.878,7

Tütün

4.387,8

Domates

3.759,5

Kayısı

3.484,9

Limon

2.639,1

İncir

2.152,1

Yumurta

1.912,0

Mercimek

1.761,7

Portakal

1.604,6

Mandalina

1.405,5

Kiraz

1.373,8

Zeytin

1.242,9

Pamuk

943,0

Biber

707,8

Tavuk Eti

607,7

Haşhaş Tohumu

530,8

Hıyar

523,8

Nohut

473,2

Buğday

419,8

Ceviz

321,2

Elma

289,2

Antep Fıstığı

257,3

Soğan

240,1

Ayçiçeği

231,3

Çilek

220,4

Şeftali

209,5

Kabak

206,3

Mısır

178,6

Patates

134,0

Kestane

122,5

31 Ürün Toplamı

48.546,2

Zeytinde hasat zamanı


“Avrupa Birliği, sofralık yağlık ayrımı yapmaksızın zeytine kilogram başına 1,32 avro destek veriyor. Bunun TL karşılığı 4,5 lirayı buluyor. Ülkemizde zeytinde gübre mazot desteği kilogramda ortalama 5,5 kuruşken, zeytinyağında fark ödeme desteği kilograma 80 kuruş. İspanya, İtalya, unanistan, Portekiz ile kıyaslandığında üreticilerimiz haksız bir rekabetle karşı karşıyadır”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Son 15 yılda sayısı yüzde 76 artışla 98 milyondan 172 milyon adede çıkan zeytin ağaçlarının korunması çok önemlidir”

-“Kendine dünya ikinciliği hedefi koyan Türkiye’nin hem ağaç sayısını hem zeytin hem de zeytinyağı üretimini artırması gerekir”

-“Avrupa Birliği, sofralık yağlık ayrımı yapmaksızın zeytine kilogram başına 1,32 avro destek veriyor. Bunun TL karşılığı 4,5 lirayı buluyor. Ülkemizde zeytinde gübre mazot desteği kilogramda ortalama 5,5 kuruşken, zeytinyağında fark ödeme desteği kilograma 80 kuruş. İspanya, İtalya, unanistan, Portekiz ile kıyaslandığında üreticilerimiz haksız bir rekabetle karşı karşıyadır”

-“AB ülkelerinin kendi üreticilerine tanıdığı imkanların üreticilerimize de tanınması, kaliteden taviz vermeden markalaşmış bir üretim gerçekleştirilmesi halinde ülkemiz zeytin ve zeytinyağında önemli fırsatlar yakalar”

-“Bugün zeytinyağı ihracatından İspanya 3, İtalya 1,6 milyar, Yunanistan 700 milyon dolar kazanırken, Türkiye’nin 63 milyon dolarlarda kalmamalı, en azından 500 milyon dolarlık bir ihracata ulaşmalıdır”

-“Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı ile zeytinlikler bir kez daha her türlü sanayi tesisine açık hale getirilmeye çalışılmaktadır. Kanun değişikliği talepleri, ülkemizin zeytincilikte dünya ikinciliği hedefiyle örtüşmemektedir”

 

Ankara – 06.11.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, son 15 yılda yüzde 76 artışla 98 milyondan 172 milyon adede çıkan zeytin ağaçlarının korunmasının çok önemli olduğunu bildirerek, “kendine dünya ikinciliği hedefi koyan Türkiye’nin hem ağaç sayısını hem zeytin hem de zeytinyağı üretimini artırması gerekir” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, yüzde 95’i Akdeniz havzasında olmak üzere kuraklık, var yok yılına göre değişmekle birlikte 15 milyon ile 22 milyon ton arasında dane zeytin, 2,4 milyon ile 3,3 milyon ton arasında zeytinyağı üretildiğini, Türkiye’nin dünya zeytin üretiminde İspanya, İtalya ve Yunanistan’ın ardından dördüncü sırada yer aldığını belirtti. Zeytin üretiminde öne çıkan diğer ülkelerin Fas, Tunus, Suriye, Portekiz, Cezayir, Mısır, Arjantin olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Olumsuz hava koşulları ve hastalık zeytinde rekolteyi büyük miktarlarda etkileyebiliyor. Dünyanın en büyük zeytin üreticisi İspanya’da 2013 yılında 9,25 milyon ton olan zeytin üretimi, 2014 yılında 4,58 milyon tona, İtalya’da ise 2,94 milyon tondan 1,96 milyon tona inmişti. Bundan dolayı belli bir yılı baz alarak zeytin sıralaması yapmak doğru değil. Yıllara göre değişmekle birlikte İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye sıralaması son yıllarda yerleşti.

Dünya zeytin üretiminde öne çıkan ülkeler aynı zamanda önemli zeytinyağı üreticisi ülkeler. Son yılları baz alırsak zeytinyağı üretimi İspanya’da 600 bin ton ile 1,8 milyon ton arasında değişti. Bu ülkeyi 400-450 bin tonluk üretimle İtalya, 300-350 bin tonluk üretimle Yunanistan izledi. 2015-2016 dönemi için dünyada 3 milyon tonluk üretimin 1,3 milyon tonunu İspanya, 350 bin tonunu İtalya, 300 bin tonunu Yunanistan, 215 bin tonunu Suriye, 143 bin tonunu Türkiye, 140 bin tonunu Tunus, 130 bin tonunu Fas gerçekleştirecek. Son 5 yıl üretim ve tahmini gerçekleşme rakamlarına baktığımızda Türkiye’nin 135 bin ile 195 bin ton arasında zeytinyağı ürettiğini görüyoruz.

Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi tarafından yayımlanan raporlara bakıldığında 2016/2017 sezonunda dünya genelinde zeytinyağı üretiminde bir önceki sezona göre yüzde 7 düşüş bekleniyor. Dünya genelindeki düşüş, İtalya, Yunanistan ve Tunus’taki düşüşten kaynaklanmaktadır. İtalya ve Yunanistan’da görülen düşüşte olumsuz hava koşulları ve hasatlık etkili oldu.”

 

-Üretimin önemli bölümü Ege Bölgesi’nde-

Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde zeytin yetiştirilmekle birlikte üretimin önemli bölümünün Ege Bölgesi’nde yapıldığına dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Zeytin üretiminde Aydın, İzmir, Muğla, Manisa, Balıkesir, Hatay, Mersin, Çanakkale, Bursa önde gelen illerimizdir.  Bursa ilimizde üretilen zeytinin tamamı sofralıktır. Mersin ve Manisa illerimizde de sofralık zeytin üretimi ağırlıktadır. Aydın, İzmir, Muğla, Balıkesir, Çanakkale ve Hatay illerimizde gerçekleştirilen zeytin üretiminin yüzde 75’inden fazlası yağlıktır. Ülkemizde, 2015 yılında 400 bin tonu sofralık, 1 milyon 300 bin tonu yağlık olmak üzere 1 milyon 700 bin ton zeytin üretildi. 2016 yılında üretimin 1 milyon 730 bin olacağı tahmin ediliyor.”

 

-“Zeytinyağı ihracatı yeterli değil”-

Yağlık ve sofralık olarak yararlanılan zeytinin, hem yüksek besin değerine sahip sağlıklı bir gıda hem de iç ve dış ticarete konu olması nedeniyle büyük önem taşıdığını belirten Bayraktar, “zeytin ve zeytinyağı ihracatımızdan 2014 yılı itibarıyla yaklaşık 226,5 milyon dolar gelir elde edilmiştir. 2015 yılında ise 97,7 milyon doları siyah zeytin, 27 milyon doları yeşil zeytin, 63,4 milyon doları zeytinyağı olmak üzere 188,1 milyon dolarlık zeytin ve zeytinyağı ihracatımız var” dedi.

Özellikle zeytinyağında ihracat rakamının yeterli olmadığını, Türkiye’nin çok daha fazla zeytinyağı ihraç edebilmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“İhracatımız, İspanya ve İtalya’da rekoltede yaşanan düşüşle 2014 yılında 226,5 milyon dolara kadar çıkmıştı. 2015 yılında 188,1 milyon dolara geriledi. Bugün zeytinyağında önemli üretici ülkeler ihracattan milyarlarca dolar kazanıyor. Bugün zeytinyağı ihracatından İspanya 3, İtalya 1,6 milyar, Yunanistan 700 milyon dolar kazanırken, Türkiye’nin 63 milyon dolarlarda kalmamalıdır. En azından 500 milyon dolarlık bir ihracata ulaşmalıdır.

Mevcut pazarlarımızı korumamız, önemli pazarlarda da payımızı artırmamız lazım. Zeytinyağının yarıdan fazlası ABD, Suudi Arabistan, Japonya, Irak ve İran’a ihraç ediyoruz. Siyah zeytinde en önemli pazarlarımız Irak, Romanya, Almanya ve Bulgaristan. İhracatımızın dörtte üçünü bu ülkelere yapıyoruz. Yeşil zeytinin üçte birini Irak’a satıyoruz. Bu ülkeyi Almanya ve ABD izliyor.” 

 

-Rehabilitasyon için 100 liralık destek verimi artıracak-

Hasadın normal düzeylerde gerçekleştiği yıllarda dekar başına verimin İspanya’da 369, İtalya’da 256, Yunanistan’da 209, dünya ortalamasının ise İspanya’daki yüksek verim nedeniyle 213 kilogramı bulduğunu, Türkiye’nin 195 kilogramlık verimle dünya ortalamasının altında kaldığına dikkati çeken Bayraktar, “2016 yılı destekleri içinde ilk kez geleneksel zeytin bahçelerinin rehabilitasyonu için dekar başına 100 lira destek verilmesi kararlaştırılmıştır. Alınan kararın uygulanmaya başlamasıyla birlikte zeytinliklerde verimdeki artışa bağlı olarak üretimde artış yaşanması beklenmektedir” dedi.

 

-“Dünya ikinciliği hedefi doğrultusunda politikalar üretilmeli”-

Türkiye’nin kendisine zeytincilikte dünya ikinciliği hedefi koyduğunu, bu hedef doğrultusunda politikalar üretilmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu hedef doğrultusunda zeytin için verilen destekler, yapılan yatırımlar ile birlikte büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Zeytin ağacı sayısı son 15 yılda yüzde 76 artışla 98 milyondan 172 milyon adede çıkmıştır. Üretim 400 bin tonu sofralık, 1 milyon 300 bin tonu yağlık olmak üzere 1 milyon 700 bin ton olmuştur. Kişi başına zeytinyağı tüketimi 1 litreden 2 litreye yükselmiştir.

Kendine dünya ikinciliği hedefi koyan Türkiye’nin hem ağaç sayısını hem zeytin hem de zeytinyağı üretimini artırması gerekir.

Zeytincilikte Avrupa Birliği (AB) sistemli bir fiyat müdahale politikası izlemektedir. AB, kilogram başına 1,32 avro destek veriyor. Bunun TL karşılığı 4,5 lirayı buluyor. AB’de sofralık ve yağlık gibi bir ayrım yapılmamaktadır. Ülkemizde zeytine fark ödeme desteği verilmemektedir. Gübre, mazot desteği zeytinde dekarda 11 liradır. Bu rakam, ülke ortalama verimine göre zeytinde kilogram başına ortalama 5,5 kuruşa karşılık geliyor. Zeytinyağında kilograma 80 kuruşluk fark ödeme desteği bulunuyor.

İspanya, İtalya, Yunanistan, Portekiz ile kıyaslandığında üreticilerimiz haksız bir rekabetle karşı karşıyadır.

AB ülkelerinin kendi üreticilerine tanıdığı imkanların üreticilerimize de tanınması, kaliteden taviz vermeden markalaşmış bir üretim gerçekleştirilmesi halinde ülkemiz zeytin ve zeytinyağında önemli fırsatlar yakalar. Ülkemiz bulunduğu coğrafya itibarıyla zeytincilikte önemli bir potansiyele sahiptir. Dünya ikinciliği hedefi doğrultusunda bu potansiyelden gereği gibi istifade edilmelidir.

 

-Yapılmak istenen yasal değişiklikle üreticimiz de mağdur olacak-

Hal böyleyken 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun değişikliğine yönelik çalışmalar dikkat çekicidir. Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı ile zeytinlikler bir kez daha her türlü sanayi tesisine açık hale getirilmeye çalışılmaktadır. Kanun değişikliği talepleri, ülkemizin zeytincilikte dünya ikinciliği hedefiyle örtüşmemektedir. Yapılmak istenen değişiklikler ile önemli bir tarım, sanayi, ticaret ve istihdam alanı olan zeytincilik sektörü büyük ölçüde zarar görecektir. Bu durumda geçimini zeytinliklerden sağlayan üreticilerimiz de mağdur olacaklardır.

Son değişiklik talebinde her ne kadar zeytin ağacının iki katı kadar zeytin ağacının, Bakanlık tarafından gösterilecek yere dikilmesi zorunluluğu getirilse de ülkemizde zeytinciliğin yapılabileceği coğrafya bellidir. Ayrıca yeni oluşturulan bahçelerin ekonomik verim çağına gelmesi de yaklaşık 20 yılı bulmaktadır. Bu dönemde zeytinden başka geliri olmayan üreticilerimizi düşündüğümüzde hem üreticilerimiz açısından hem de ülke ekonomisi açısından büyük sıkıntı oluşacaktır.” 

 

-Verimi artırmak için yapılması gerekenler-

Zeytin üretiminde verimi artırmak için, başta budama ve sulama olmak üzere, gübreleme, hastalık ve zararlılarla mücadele, toprak işleme ve yabancı ot kontrolü iyi yapılmalı, yıllık yağış ortalaması yetersiz olan yerlerde sulama yapılması gerektiğini bildiren Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Verimden düşmüş yaşlı ağaçlarda gençleştirme budaması yapılmalıdır.

Zeytin üretimine müsait alanlarda zeytin fidanı dikimi teşvik edilmeli. Ancak yöreye uygun çeşitlere öncelik verilmelidir.

Yeni oluşturulan zeytin bahçelerinde yoğun tarım koşullarının uygulanabileceği araziler seçilmeli, eğimli araziler teraslanarak kültürel işlemler kolaylaştırılmalı, maliyet düşürülmelidir.

Hasat sırasında gelecek yıl ürün verecek veya ağaçların gelişmesini sağlayacak sürgün ve filizlerin kırılmamasına özen gösterilmelidir.

Mutlaka damlama sulama sistemleri yaygınlaştırılmalıdır.

Yeni dikimlerde dekar başına en yüksek verime ulaşılacak sayıda fidan dikimi yapılmalıdır.

Uygun gübreleme ve ilaçlama yapılmalıdır.”

Bayraktar, zeytin hasadında üreticilerin bol kazançlı, bereketli, alın terinin karşılığını aldıkları bir sezon geçirmelerinin en büyük temennileri olduğunu belirtti.

Diyarbakır’daki terör saldırısı


“Bu alçakça saldırıyı gerçekleştiren caniler ve bu canilerin arkasındaki odaklar, amaçlarına asla ulaşamayacaklar”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Saldırıyı şiddetle ve lanetle kınıyorum”

-“Bu alçakça saldırıyı gerçekleştiren caniler ve bu canilerin arkasındaki odaklar, amaçlarına asla ulaşamayacaklar”

-“Eli kanlı teröristler ve arkasındaki odaklar akıttıkları kanda boğulacaktır”

 

Ankara – 04.11.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Diyarbakır’ın Merkez Bağlar İlçesi’nde Terörle Mücadele ve Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nün bulunduğu Emniyet Müdürlüğü eski binasına bu sabah bomba yüklü araçla yapılan terör saldırısını şiddetle ve lanetle kınadığını bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, terör saldırısının işe, okula gidiş saatinde gerçekleştirilmesine dikkati çekerek, yapılan saldırının hunharca kan dökmeyi amaçladığını belirtti. Şemsi Bayraktar, “Bu alçakça saldırıyı gerçekleştiren caniler ve bu canilerin arkasındaki odaklar, amaçlarına asla ulaşamayacaklar. Eli kanlı teröristler, bu teröristlerin arkasındaki terör örgütleri ve terör odakları er geç, akıttıkları kanda boğulacaktır” dedi.

Terörün toplumda infial ve korku yaratmak istediğini kaydeden Bayraktar, “Bu terör saldırısının arkasındaki alçaklar şunu çok iyi bilmelidir ki kanlı hesapları asla tutmayacaktır. Milletimiz ve güvenlik kuvvetlerimiz, yapılan alçakça ve kalleşçe saldırıları boşa çıkaracak, birliğini ve beraberliğini muhafaza ederek teröre karşı topyekûn mücadelesini sürdürecektir” ifadesini kullandı.

Bayraktar, “saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyorum” dedi.