Tarım gıdada ihracat ve ithalat arttı


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Mayıs ve Haziran aylarının ardından Ağustos ayında da tarım gıda ihracatı arttı. Ağustos’ta ithalat da yükseldi”

-“Ağustos ayında tarım ve gıda ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,5, ithalatı ise yüzde 20,5 arttı”

-“Ocak-Ağustos döneminde ihracat 10,08 milyar, ithalat 7,32 milyar dolara geriledi. Dış ticaret fazlası 2,76 milyar dolara ulaştı”

-“Ağustos ayında görülen ihracat artışına rağmen Ocak, Mart, Nisan ve Temmuz aylarında görülen düşüş, Ocak-Ağustos ihracatında da gerilemeye neden oldu”

-“İhracat artışında tütün ve tütün ürünleri, değirmencilik ürünleri ve süt ürünleri etkili oldu”

-“Son bir yıllık dönemde tarım ve gıda 5,47 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi. Bu rakam 2015 yılı için 5,55 milyar dolardı”

-“Yaş sebze ve meyve ihracat pazarımız olan Rusya ile yapılan görüşmeler olumlu geçse de bu ülkeye ihracatımız henüz başlamamasına rağmen ihracattaki artış önemli”  

 

 

Ankara – 30.09.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mayıs ve Haziran aylarının ardından Ağustos ayında da tarım gıda ihracatının arttığını bildirerek, “Ağustos ayında tarım ve gıda ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,5, ithalatı ise yüzde 20,5 arttı. Ocak-Ağustos döneminde ihracat 10,08 milyar dolara çıkarken, ithalat 7,32 milyar dolarda kaldı; dış ticaret fazlası 2,76 milyar dolara ulaştı” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Ağustos ayında tarım ve gıda ihracatının geçen yılın aynı ayına göre, yüzde 12,5 artışla 1 milyar 130 milyon dolardan 1 milyar 271 milyon dolara yükseldiğini; Ocak, Mart, Nisan ve Temmuz aylarındaki düşüşler nedeniyle Ocak-Ağustos dönemi ihracatının ise yüzde 4 gerilemeyle 10 milyar 499 milyon dolardan 10 milyar 81 milyon dolara indiğini belirtti.

Haziran ve Temmuz aylarında gerileyen ithalatın Ağustos ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 20,5 arttığını ve 785 milyon dolardan 946 milyon dolara çıktığını vurgulayan Bayraktar, Ocak-Ağustos döneminde ithalatın yüzde 4,4 azalmayla 7 milyar 660 milyon dolardan 7 milyar 320 milyon dolara indiğini bildirdi.

Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ocak-Ağustos döneminde ihracat 10 milyar 81 milyon dolara çıkarken, ithalat 7 milyar 320 milyon dolarda kaldı; dış ticaret fazlası 2 milyar 761 milyon dolara ulaştı. Son bir yılda, tarım ve gıda 5,47 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi. 2015 yılındra bu rakam 5,55 milyar dolar idi. Yaş sebze ve meyve ihracat pazarımız olan Rusya ile yapılan görüşmeler olumlu geçse de bu ülkeye ihracatımız henüz başlamamasına rağmen ihracattaki artış önemli.

Ağustos ayı ihracatı artışında tütün ve tütün ürünleri 82 milyon dolardan 103 milyon dolara, değirmencilik ürünleri 102 milyon dolardan 132 milyon dolara ve süt ürünlerinin 44 milyon dolardan 56 milyon dolara çıkması etkili oldu.”

Türk çiftçisinin, yağmur, çamur demeden gece gündüz çalışan, başta doğal afetler olmak üzere her türlü zorlukla mücadele eden, büyük gayretle ürettiği ürünlerin dünya pazarlarında yaşanan rekabete rağmen yer bulduğunu bildiren Bayraktar, “Çiftçimiz, elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Türk çiftçisi üretim ve ihracatta yaşanan tüm sıkıntılara rağmen üretmeye devam ediyor ve bir an önce ihracattaki tıkanmanın sona ermesini bekliyor” dedi.

Bayraktar, Samsun Tarım Fuarı’nın açılışına katıldı

-Bayraktar, Samsun Tarım Fuarı’nın açılışına katıldı
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım, enerjiyle birlikte dünyada en önemi iki sektör. 
Bu kadar önemli bir sektöre sahip çıkmamız, çiftçimizi muhakkak tarlada tutmamız lazım”
-“Çiftçilerimizin milli hasıladan daha fazla pay alabilmesi için üreticilerimizin ve sektörün yapısal sorunlarına odaklandık”
-“Türkiye çapında 11 milyon hektar araziyi toplulaştırmak gerekiyor. Arazi parçalanmasının önüne geçen Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu fevkalade önemlidir”
-“İkinci en önemli ayak sulama. Sulama yatırımlarını bitiremediğimiz takdirde ülkemizde 
bazı ürünlerde açık vermeye devam ederiz”
-“Verimli arazilerimizi tarım dışı asla kullanmamalıyız”
-“Fındık sektöründe bir oligopol yapı var. Bu oligopol yapıyı kırmadıkça bu fındık meselesi başımızı uzun yıllar ağrıtacak. Üreticimiz biraz dikkatli ve sabırlı olursa fındık fiyatlarının yükselmesi mümkün diye düşünüyoruz”
-“İş adamlarımız fındıkla ilgili yatırım yapmalı,  rekabeti sağlayarak üreticilerimizi rahatlatmalıdır”
-“Çiğ süt fiyatlarını 1 liradan 1 lira 44 kuruşlara getirdiğimizde süt hayvancılığı Türkiye’de şaha kalkacaktır, besi hayvancılığı sıkıntı çekmeyecektir”

Samsun – 28.09.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın bütün dünyada enerjiyle birlikte en önemli sektör olduğunu belirterek, “Bu kadar önemli bir sektöre sahip çıkmamız, çiftçimizi muhakkak tarlada tutmamız lazım” dedi.
Bayraktar, Samsun Tarım Fuarı 2016’nın açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Ziraat Odaları olarak Türkiye’nin her bölgesinde, her ilinde düzenlenmiş bulunan fuarları bugüne kadar hep desteklediklerini, katkı sağlamaya gayret gösterdiklerini bildirdi. Bu fuarların bir kısmında bizzat kendisinin bulunduğunu, bundan sonra da bu desteklerinin devam edeceğine dikkati çeken Bayraktar, “Fuarlar çiftçimizin bilgiyle, teknolojiyle tanışması açısından önemli. Tarım merkezi durumunda olan Samsun’da böyle bir fuarın düzenlenmesini de çok önemsiyoruz.” dedi.
Anayasal meslek kuruluşu Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, uzun yıllardan beri çiftçimizin refah seviyesinin yükselmesi için bir gayret içinde olduklarını, Tarım Bakanlığı ve ilgili Bakanlıklarla çok önemli ve ciddi çalışmalar yaptıklarını bildiren Bayraktar, çiftçi eğitimine ve sektörün yapısal sorunlarının çözümüne odaklandıklarını belirtti. Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

-Arazi parçalanmasının önlenmesi ve toplulaştırma
“Bu çerçevede arazi parçalanmasının önlenmesi ve toplulaştırmanın çok önemlidir. Arazi parçalanmasının önüne geçen Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’nun fevkalade önemlidir. Biz de gerçekten bu kanunun çıkmasına büyük destek verdik, görüşmeler yaptık. Türkiye çapında 11 milyon hektar araziyi toplulaştırmak gerekiyor. 
Uzağa gitmeye gerek yok Samsuna geliyoruz iki tane büyük ovası var. Bakın bakalım dedim bu ovalardaki işletme büyüklüğü ne? Ovalardaki işletme büyüklüğü Samsun’da Türkiye ortalamasının altında, 32 dekar. Samsun ovalarını parçalamışız; Türkiye’de verimliliği nasıl yakalayacağız? Samsun’da 7 ile 12 parsel arasında işletmelerin dağılımını görüyorum. Demek ki toplulaştıracağız. Bölünmeye son vereceği arazileri toplulaştırmaya devam edeceğiz. 

-Sulama yatırımları ikinci önemli ayak- 
İkinci en önemli ayak sulama. Sulama yatırımlarını bitiremediğimiz takdirde ülkemizde bazı ürünlerde açık vermeye devam ederiz. Yani ayçiçeği ekeriz, mısırda açık veririz, mısırı ekeriz ayçiçeğinde açık veririz. Sulama yatırımlarını bitirmemiz lazım. Türkiye genelinde 2,5 milyon hektar sulanabilir araziyi henüz sulamaya açamadık. DAP, GAP, KOP gibi projeler çok hayati projeler ve bunları hayata geçirdiğimizde verimlilik rakamlarının çok yükseldiğini hep beraber göreceğiz. Sulama yatırımlarını bitiremediğimiz takdirde hedeflere bu ülkede ulaşmamız mümkün değil.”

-Verimli tarım arazileri korunmalı-
Verimli arazilerin tarım dışı asla kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Bayraktar, “Dünyanın gelişmiş ülkeleri gelişmemiş ülkelerdeki tarım arazilerini kapatıyorlar. Hem kendi ülkelerinin gıda güvenliğini sağlamak hem de tarım ticaretinde pay almak, ülkesine zenginlik katmak için bunu yapıyorlar. Çünkü dünyada enerji ile tarım en stratejik sektörler haline geldi. Gelişmiş ülkeler bunu yaparken biz son 35 yılda 4,6 milyon hektar araziyi imara açarak kaybettiysek, gelecek nesillerimize zarar verdik demektir. Bunu yapanların vebali var bu ülkede. Türkiye’nin önemli ovalarının SİT alanı haline getirileceğini geçenlerde Tarım Bakanımız açıkladı. Bunu çok önemsiyoruz; başka türlü bu toprakları koruma şansımız yok” diye konuştu. 

-Sektöre sahip çıkmamız, çiftçimizi tarlada tutmamız lazım
Tarım sektörünün önemine işaret eden Bayraktar, “Bu kadar önemli bir sektöre sahip çıkmamız, çiftçimizi muhakkak tarlada tutmamız lazım. Tarım sektörünün gelişmesiyle onların da refah seviyesini yukarıya çekmemiz lazım. Sorunlarını da çözmemiz gerekiyor. Bu yapısal sorunların en fazla üreticiye maliyet getirdiğini ifade edelim. Gübredir, mazottur, tohumdur, girdidir. Bunların maliyet artışları verilen destekler önemli tabi ama en önemli maliyet unsurları yapısal sorunlardır. Herkesin bunun farkında olması lazım. Bu yapısal sorunları çözdüğümüzde maliyetlerimizin çok daha aşağıya düştüğünü hep beraber takip edip göreceğiz” dedi.

-“Fındıkta oligopol yapı kırılmalıdır”-
Fındıkta, çeltikte ve diğer konularda sorunları takip ettiklerini vurgulayan Bayraktar, “Çeltikte ithalatın önünü kapatarak, üreticimizi korumamız lazım. Bunun dışında yıllardır fındık üreticilerinin sorunlarıyla uğraşıyoruz. Fındık sektöründe oligopol yapı var. Bu oligopol yapıyı kırmamız lazım. Bu yapıyı kırmadığımız takdirde fındık meselesi, bizim başımızı uzun yıllar ağrıtacak. Serbest piyasa koşulları içinde rekabet oluşmamışsa fiyatların üretici lehinde gelişmesi mümkün değil. Yani üretim artmış, düşmüş önemli değil” değerlendirmesini yaptı.  
Bu yıl fındıkta rekolte tahminini Tarım Bakanlığının yaptığını, rekolteyi 468 bin ton olarak açıkladığını hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ama son yağmurlardan sonra küllenme hastalığı var, fındıkların içi boş. Rekolte 450 bin tonun altında. Bütün bu şartlarda neden fiyatlar yükselmiyor? Çünkü oligopol yapı var. O zaman bu yapıyı kıracağız. Bu ülkenin sermaye çevreleri, iş adamları var. Türkiye fındıkta rakipsiz bir ülke. Dünya fındık ticaretinin yüzde 70’ini yapıyoruz. İş adamlarımız fındıkla ilgili yatırım yapmalı,  rekabeti sağlayarak üreticilerimizi rahatlatmalıdır. Bu sağlanıncaya kadar, zaman zaman, elbette devletçi değiliz ama serbest piyasa koşullarının, rekabet koşullarının oluşmadığı alanlarda devletin müdahalesi gerekli. Karadeniz’den fındığı aldığınızda Karadeniz’in sosyo-ekonomik yapısı bitmiştir. Bu kadar basit… Sahip çıkacaksınız, sahip çıkmamız lazım. Bu oligopol yapıyı muhakkak suretle kıracağız. Bu sadece Ziraat Odası Başkanlarının işi değil, bütün kesimlerin bize destek vermesi lazım. Üreticilerimiz biraz dikkatli ve sabırlı olursa fındık fiyatlarının da biraz yükselmesi mümkün diye düşünüyorum.”

-Et ve süt-
Bunun dışında bu bölgede mısır yetiştirildiğini, mısırın da hızlı bir şekilde Türkiye genelinde alım yapılmasını sağladıklarını belirten Bayraktar, üretimin desteklenmesi, ithalatçı politikalardan vazgeçilmesinin Kurban Bayramı’nda hayvan sıkıntısı çekilmemesini sağladığını bildirerek, “kırmızı et üretimimiz, 1,2 milyon tona çıktı; hızla artıyor. Hedefimiz 1,5 milyon ton. Böyle giderse bu hedefe ulaşacağız,  arz-talep dengesinde hiçbir problem olmayacak. Sütte, Et ve Süt Kurumu’nun açılması için en az 2 sene mücadele verdim. Çiğ süt fiyatlarını 1 liradan 1 lira 44 kuruşlara getirdiğimizde süt hayvancılığı Türkiye’de şaha kalkacaktır, besi hayvancılığı sıkıntı çekmeyecektir” diye konuştu. 
GSMH’ye bugün olduğu gibi 60 milyar dolarlar civarında değil 150 milyar dolarlık katkı sağlamayı istediklerini vurgulayan Bayraktar, “17-18 milyar dolarlık ihracatla yetinemeyiz, bu rakamları 40 milyar dolar ve üzerine çıkarmamız gerekir. Sadece bu ülkenin gıda güvencesini değil dünya ticaretinde de layık olduğumuz yere bu ülkeyi, bu sektörü getirmemiz lazım. Allah bu ulvi yolda hepimizin yardımcısı olsun” dedi.

Karadeniz Bölgesi’nin en büyük tarım fuarı olma özelliğini taşıyan Samsun Tarım Fuarı’nın açılış törenine Genel Başkan Bayraktar ve Samsun Valisi İbrahim Şahin’in yanı sıra AK Parti Samsun Milletvekilleri Fuat Köktaş ve Hasan Basri Kurt, CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek, TİGEM Genel Müdürü Mehmet Taşan, Samsun Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Turan Çakır, TZOB Yönetim Kurulu üyeleri Hasan Kozoğlu ve Aslan Soydan, ilçe belediye başkanları ve kaymakamlar ile Samsun ve bölge Ziraat Odaları başkanları da katıldı.
Konuşmaların ardından kurdele kesilerek fuarın açılışı gerçekleştirildi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar ve protokolde yer alan misafirler daha sonra fuarı gezerek stantları inceledi. 
Samsun Tarım Fuarı 2 Ekim’e kadar açık kalacak. 

Bayraktar, çeltik hasadı yaptı…

-Bayraktar, çeltik hasadı yaptı…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “TMO, acil olarak, üreticilerimizin beklentisini karşılayacak bir fiyatı açıklayarak piyasaya müdahale etmelidir” 
-“TMO’yu da uyardık, ‘özellikle baremlere dikkat edin, kalitede biraz problem var. Uzun pirinçlerde kırıklar fazla, 60 randımanı değil 55 randımanı dikkate alın ki kesintiler 
azalsın’ dedik. İnşallah bu uyarımız da dikkate alınır”
-“Çeltiği ne zaman destekledik, arkasında durduysak üretimi her zaman artırdık”
-“Dünyada çeltikte ortalama verimlilik 452 kilogram. ABD, 800 kilogramla dünya birincisi. Türkiye ortalaması 792 kilogram. Bafra’da 850 kilogram. Dünya birincisi burası. Bafra üreticisini tebrik ediyorum”

 
Bafra-Samsun – 28.09.2016 –  Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çeltik tarımının çok zahmetli bir iş olduğunu bildirerek, “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), acil olarak üreticilerimizin beklentisini karşılayacak bir müdahale fiyatı açıklayarak piyasaya müdahale etmelidir” dedi.
Bayraktar, Samsun’un Bafra ilçesinde çeltik hasadı yaptı. Hasadın her üründe Ziraat Odaları ve üreticiler için çok önemli olduğunu belirten Bayraktar, “Çünkü hasat verimli olursa, hasatta ürün para ederse üreticimiz memnun oluyor. Ama rakamlar iyi çıkmazsa, hem kalite hem verimlilik iyi olmazsa; fiyat da iyi olmazsa üreticimiz üzülüyor” diye konuştu. 
Üreticinin hem iyi hem kötü gününde yanında olmaya büyük gayret gösterdiklerine dikkati çeken Bayraktar, üreticilerin bu hasattan elde ettiği parayla borçlarını ödeyeceğini, ihtiyaçlarını gidereceğini, çocuğunu evlendireceğini, dolayısıyla bu paranın onun için fevkalade önem taşıdığını vurguladı.

-“Verimde Bafra dünya birincisi”-

Verimli üretiminden dolayı üreticiyi tebrik eden Bayraktar, şunları söyledi:
“Bakın dünyada çeltikte ortalama verimlilik 452 kilogram. ABD, 800 kilogramla dünya birincisi. Türkiye ortalaması 792 kilogram. Bafra’da 850 kilogram. Dünya birincisi burası… Bafra üreticisini tebrik ediyorum. Bu çok önemli…
 Çeltiği ve kahverengi pirinci ilave ettiğimizde pirinçte bir miktar ithalatçıyız. Bir sene evvel 500 bin ton civarında olan ithalat rakamı, geçen yıl 302 bin tona düştü. Demek ki düşme başladı. Üretim rakamları biraz daha yükseldi 552 bin ton oldu. Bu açığı da kapatıyoruz. Çeltik tarımı zahmetli, su isteyen bir iş… Kolay değil. Üreticimiz, bu zahmetle yaptığı üretimin karşılığını almak istiyor. Bu da hakkıdır. Bu noktada çeltiği ne zaman destekledik, arkasında durduysak üretimi her zaman artırdık. Evvelki sene çeltik fiyatları tonda 1700 liraya gelince üreticimizin rağbeti arttı. Geçen sene fiyat, evvelki senenin bir miktar altına düştü.”

-“İnşallah uyarımız dikkate alınır”-

Bugünlerde özellikle Osmancık, baldo fiyatlarının tonda 1500 lira civarında seyrettiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bugünlerde fiyatların daha aşağıya düşmesini istemiyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) de raporumuzu verdik; Ofis’in acil olarak, beklemeden fiyatı açıklayıp piyasaya müdahale etmesi gerekiyor. Zannediyorum Tarım Bakanımız bu açıklamayı bugün yarın yapacak, inşallah müjdeli bir haber verir. TMO’yu da uyardık, ‘özellikle baremlere dikkat edin, kalitede biraz problem var. Uzun pirinçlerde kırıklar fazla, 60 randımanı değil 55 randımanı dikkate alın ki kesintiler azalsın’ dedik. İnşallah bu uyarımız da dikkate alınır.”
Bafra Ziraat Odası Başkan Osman Tosuner de 120 bin dekar alanda çeltik ekimi yapıldığını dile getirerek, “Bafra Ovası Türkiye’nin en büyük ikinci tarım ovasıdır. Bu yılki verimler çok kaliteli ancak kalite yüksek ama fiyat düşük. Yetkililerin bir an önce çeltik alım fiyatlarını belirlemesini bekliyoruz.” ifadesini kullandı.
Tosuner, programa katılan Bayraktar’a çiftçiler adına plaket sundu. 
TZOB Başkanı Bayraktar, biçerdövere binerek çeltik hasadı yaptı.
Programa AK Parti Samsun milletvekilleri Ahmet Demircan, Fuat Köktaş, Hasan Basri Kurt ve Orhan Kırcalı, CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek, Bafra Belediye Başkanı Zihni Şahin, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Demir, TZOB Yönetim Kurulu üyeleri Hasan Kozoğlu ve Arslan Soydan da hazır bulundu. 

Bayraktar’dan Samsun’daki Ziraat Odalarına ziyaret

-Bayraktar’dan Samsun’daki Ziraat Odalarına ziyaret


Samsun – 28.9.2016 –  Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, fuar açılışı ve çeltik hasat programı için bulunduğu Samsun’da Ziraat Odalarına ziyaretlerde bulundu, çalışmalarla ilgili bilgi aldı.
Bayraktar, ilk olarak Samsun merkez İlkadım Ziraat Odası’nı ziyaret ederek, Başkan Hasan Tütüncü’den bölge tarımı ve oda çalışmalarıyla ilgili bilgi aldı.
Daha sonra Bafra’ya geçen Bayraktar, burada gerçekleştirilen Hasat töreninin ardından Ziraat Odası’na geçerek Osman Tosuner ve Yönetim Kurulu üyeleriyle görüştü. Bayraktar, dünyada çeltikte ortalama verimliliğin 452 kilogram, Türkiye ortalamasının 792 kilogram olduğunu,  Bafra’da bu rakamın 850 kilograma çıktığını belirterek, “Bafra dünya birincisi… Bafralı üreticilerimizi tebrik ediyorum” dedi.
Bayraktar, 19 Mayıs Ziraat Odası’nı ziyaretinde de Oda Başkanı Bayram Konuş’tan çalışmalar ve sorunlarla ilgili bilgi aldı.
Ziyaretlerde TZOB Yönetim Kurulu üyeleri Hasan Kozoğlu ve Aslan Soydan da hazır bulundu.

Bayraktar, Samsun Valisi Şahin’i ziyaret etti

-Bayraktar, Vali Şahin’i ziyaret etti

Samsun – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, fuar açılışı ve çeltik hasat programı için bulunduğu Samsun’da Vali İbrahim Şahin’i ziyaret etti.

Ziyarette, başta Samsun ve Karadeniz Bölgesi olmak üzere tarım konuları ele alındı, sorunlar ve çözüm önerileri konuşuldu.

 

Fark ödemesi desteği başvuruları yarın başlıyor…


-Fark ödemesi desteği başvuruları yarın başlıyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “2016 yılı hububat, baklagil, dane mısır, yağlı tohumlu

bitkiler ve zeytinyağı fark ödemesi desteği başvuruları yarın (30 Eylül Cuma) başlıyor”

-“Yurt içi sertifikalı fidan/çilek fidesi ve standart fidan kullanım (güzlük dönem) desteği başvuruları 3 Ekim Pazartesi günü başlayacak”

-“2016 yılı tarımsal destekleri kapsamında verilecek olan fark ödemesi destekleri; buğday, arpa, yulaf, çavdar ve tritikale için kilogramda 5 kuruş, kuru fasulye, nohut ve mercimek için kilogramda 30 kuruş, yağlık ayçiçeği için kilogramda 40 kuruş, kanola için kilogramda 50 kuruş, aspir için kilogramda 55 kuruş, soya fasulyesi için kilogramda 60 kuruş, dane mısır için kilogramda 2 kuruş olarak ödenecek”

-“Zeytinyağında fark ödemesi desteği ise kilogramda 80 kuruş olacak”

-“Dekar başına tesis fidan desteği; standart ve sertifikalı olarak bodur meyvede 150-400 lira, yarı bodurda 150-350 lira, bağ, zeytin ve diğer meyve fidanları ile Antep fıstığı anacı ile bahçe tesisinde 100-280 lira, sertifikalı çilek fidesinde 350 lira olacak”

-“Aşılama ile çeşit değiştirme sertifikalı fidan desteği 250 lira, virüsten ari fidanlara ilave olarak standartta 50 lira, sertifikalıda 100 lira olarak ödenecek”

 

Ankara – 29.09.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2016 yılı hububat, baklagil, dane mısır, yağlı tohumlu bitkiler ve zeytinyağı fark ödemesi desteği başvurularının yarın (30 Eylül Cuma), yurt içi sertifikalı fidan/çilek fidesi ve standart fidan kullanım (güzlük dönem) desteği başvurularının ise 3 Ekim Pazartesi günü başlayacağını bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2016 yılında fark ödemesi desteğine esas ürünleri üreten çiftçilerin, zeytinyağı fark ödemesi desteği hariç, 2016 yılına dair Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kayıtlarını desteğe tabi ürüne ilişkin hasat dönemi öncesinde yaptırmış olmaları durumunda destekten yararlanabileceklerini belirtti.

Fark ödemesi desteğinden yararlanmak isteyen çiftçilerin, başvurularını il Gıda, Tarım ve Hayvancılık il ve ilçe müdürlüklerine yapmaları gerektiğini hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:

“2016 yılı tarımsal destekleri kapsamında verilecek olan fark ödemesi destekleri; buğday, arpa, yulaf, çavdar ve tritikale için kilogramda 5 kuruş, kuru fasulye, nohut ve mercimek için kilogramda 30 kuruş, yağlık ayçiçeği için kilogramda 40 kuruş, kanola için kilogramda 50 kuruş, aspir için kilogramda 55 kuruş, soya fasulyesi için kilogramda 60 kuruş, dane mısır için kilogramda 2 kuruş olarak ödenecek.

Zeytinyağında fark ödemesi desteği ise kilogramda 80 kuruş olacak.

Patates siğili görülen alanlarda yağlık ayçiçeği, aspir, kanola ve soya fasulyesi üretimi yapan çiftçilere aldığı desteğe yüzde 50 ilave ödeme yapılacak.

Yeraltı sularının yetersiz seviyede ve su kısıtının olduğu yerlerdeki parsellerde, 2016 yılında ekimi yapılan mercimek ve nohut için de yine yüzde 50 ilave prim desteği ödemesi olacak.”

2016 yılında üretilerek satışı yapılan; fark ödemesi desteğine esas ürünlerde Bakanlık Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Uydu Tabanlı Parsel Tanımlama Modeli’ne, zeytinyağında ise tarımsal veriler kullanılarak belirlenecek olan verim değerlerine göre destekleme ödemesi yapılacağını belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Fark ödemesi desteği başvurularında; üretim sezonuna ilişkin hasat tarihi ile son başvuru tarihi arasındaki süreyi içeren alım satım belgesi ile borsa altyapısı mevcut il ve ilçelerde desteklemeye tabi ürüne yönelik borsa tescil beyannamesi, diğer il ve ilçelerde ise il/ilçe tahkim komisyonlarının gerekli gördüğü durumlarda borsa tescil beyannamesi gerekmektedir.

Zeytinyağı fark ödemesi desteği kapsamında desteğe tabi ürün miktarının belirlenmesi; üretim alanına karşılık gelen üretim miktarı, alım satım belgesi ve tasiriye faturası bilgilerine göre yapılacaktır.”

 

-Fidan, fide desteği-

 

Yurt içi sertifikalı fidan/çilek fidesi ve standart fidan (güzlük dönem) kullanım desteği başvurularının ise 3 Ekim Pazartesi günü başlayacağını hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Dekar başına tesis fidan desteği; standart ve sertifikalı olarak bodur meyvede 150-400 lira, yarı bodurda 150-350 lira, bağ, zeytin ve diğer meyve fidanları ile Antep fıstığı anacı ile bahçe tesisinde 100-280 lira, sertifikalı çilek fidesinde 350 lira olacak.

Aşılama ile çeşit değiştirme sertifikalı fidan desteği 250 lira, virüsten ari fidanlara ilave olarak standartta 50 lira, sertifikalıda 100 lira olarak ödenecek.

Patates siğili görülen alanlarda ve güvenlik kuşağında standart ve sertifikalı fidan kullanımı ile sanayiye yönelik çeşitlerde sertifikalı fidan kullanımı desteğine ilave yüzde 50 ödeme yapılacak.”

Bayraktar, desteklenecek kapama bağ/bahçelerin 2016 yılında tesis edilmiş, Tarım Bakanlığı’nca belirlenen normlara uygun bulunması ve kapama bağ/bahçenin tek türde ve bir parselin asgari 5 dekar olması gerektiğini vurguladı.

“Beyaz altın” pamukta hasat zamanı


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-Birçok sektöre hammadde sağlayan pamukta bu sezon ekim alanlarında artış oldu”

-“Pamuğa verilen prim desteğinin bu yıl 65 kuruştan 75 kuruluşa çıkarılması, pamuğun alternatifi olan mısırda desteğin geçen yıllara göre düşük kalması bu artışta etkili oldu”

-“Üretimde yaklaşık yüzde 20’lik bir artış bekliyoruz”

-“Üreticilerimizle yaptığımız görüşmelerde verimin geçen yıla nazaran daha iyi olduğu görüşü yaygın. Ancak kesin durum hasat sonunda netlik kazanacak”

-“Ortalama maliyetin 1,85 olduğu pamukta, sürdürülebilirlik için fiyat, psikolojik sınır olan 2 liranın altına düşmemelidir”

 

Ankara – 27.09.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üreticinin “beyaz altın” olarak nitelendirdiği pamukta hasadın Adana ve Hatay’da başladığını belirterek,  bu yıl üretimde yaklaşık yüzde 20’lik bir artış beklediklerini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Adana ve Hatay’ın ardından hasadın önümüzdeki günlerde Şanlıurfa, Kahramanmaraş ve Aydın illerinde de başlayacağını belirtti. Bu yıl hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesinin bazı ürünlerde olduğu gibi pamukta da geçen yıla göre Ege ve Hatay yöresinde hasadın daha öne geldiğini vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Bu yıl iklim koşulları sebebiyle çıkışlarda sorunlar yaşanmış olması dolayısıyla hasadın kısım kısım yapılmasını ve daha geniş bir zamana yayılmasını bekliyoruz.

Üreticilerimizle yaptığımız görüşmelerde verimin geçen yıla nazaran daha iyi olduğu görüşü yaygın olsa da kesin durum, hasat sonunda netlik kazanacaktır. Bunun nedeni, şu anda hala Koçarlı’da kurt zararı gözlemleniyor olması, Ege Bölgesi ve Urfa’da da yaprak biti zararının geçen yıla nazaran daha fazla olduğu ve hasada girilmeyen yerlerde beyazsinek ve pamuk emici böceğinden hala korkuluyor olmasıdır. Bunların yanı sıra Ege Bölgemizin bazı yörelerinde çıkışta yaşanan problemlerin verime yansıyabileceği endişesi vardır.”

Hasarsız toplama kalite için önemli-

Açıklamasında, pamukta kalitenin önemine de değinen Bayraktar, “Üreticilerimizin yetiştirme döneminde göstermiş olduğu dikkati hasat döneminde de, gerek elle gerek makineyle yaptığı hasatta, ürünün hasarsız toplanması ve bu açıdan azami dikkat göstermesi kalite açısından çok önemlidir” dedi.

Tekstil, yağ sanayisi ve hayvancılık gibi birçok sektöre hammadde sağlayan pamukta, ABD Tarım Bakanlığı’nın Temmuz ayındaki dönem sonu verilerine göre tüketimin yıllara göre azaldığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu durum New York Borsasında dünya fiyatlarında Temmuz ve Ağustos aylarında bir artışa sebep olduysa da beklenen seviyelere inmiştir. Ancak genel kanı, dünya stoklarındaki azalışın, diğer emtia fiyatlarında da olduğu gibi fiyatta bir düşüşe neden olmayacağı yönündedir.

 

-Ekim alanları arttı-

 Dünya genelindeki gelişmelerin yanı sıra geçtiğimiz yıl 65 kuruş olan prim desteğinin 75 kuruşa çıkarılması olumludur.  Üretimi önemli ölçüde ve gittikçe azalan pamuğa verilen destek yerinde bir karardır. Ayrıca, pamuğun alternatif durumundaki mısıra verilen destek priminin geçtiğimiz yıllara oranla düşük olması ve pamuk destek primindeki artış, pamuk üretimini cazip hale getirerek, ekim alanı artışı sağlamıştır. Bundan ötürü üretimde bu yıl, yaklaşık yüzde 20’lik bir artış beklenmektedir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın önümüzdeki yıldan itibaren başlatılacağını duyurduğu Havza Modeli desteğinin de pamuk üretim artışına etkisi olacağını tahmin ediyoruz.”


-Maliyet 1,85 TL-

Pamuk yetiştirilen bölgelerdeki Ziraat Odalarından alınan bilgiler ışığında maliyetin bu yıl ortalama 1,85 TL olduğu bilgisini veren TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları bildirdi:

“Hasadın henüz yüzde 1’in tamamlandığı şu günlerde Ege pamuğunun kilosu bugün itibarıyla 1,90 lira civarındadır. Pamuk üretiminde sürdürülebilirlik için fiyat, üreticimizin de isteği, psikolojik sınır olan 2 liranın altına düşmemelidir.

Endişemiz henüz hasadın başlangıcında şekillenen fiyatın daha da düşmesidir. Bu nedenle, depolarda kapasite artırımına gidilmeli veya ilave lisanslı depolar kurulmalı, lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsalarının hayata geçirilmesi sağlanmalıdır. Böylece hasat dönemindeki arz yoğunluğunun olumsuz etkisi giderilmiş olacaktır. Bu durum aynı zamanda sanayiciye her an kaliteli hammadde bulma imkânı sağlayacak, piyasada fiyatta istikrar oluşacak, üreticimizde ürününü değerine satacaktır.” 

Verimlilikle, üretim açığı olan ürünlere yönelmek mümkün


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Tarımda üretim alanlarının sonuna geldik; artık Türkiye’nin üretim açığı olan ürünleri daha fazla üretmesinin yolu, verimliliği artırmaktan, daha az alanda daha fazla üretim yapmaktan geçiyor”

-“Buğday ve arpa ekim alanları, 1995-2015 döneminde, yüzde 17,6 azalmayla 129,25 milyon dekardan, 106,5 milyon dekara indi; üretim ise verimlilik yüzünden yüzde 20 artışla 25,5 milyon tondan 30,6 milyon tona çıktı”

-“Bu dönemde verim buğdayda yüzde 50, arpada yüzde 35,1 arttı; her iki üründe de dekar başına verim 287 kilograma yükseldi”

-“Verimlilikte yüzde 10 artış bile buğday ve arpada 3 milyon tondan fazla ek üretim yapma veya 9,8 milyon dekar tarım alanını başka ürünlere kaydırabilme imkanı sağlıyor”

-“Buğday ve arpa ekim alanlarından tasarruf edilecek 9,8 milyon dekar tarım alanı, domates üretim alanlarının 5 katından büyüktür”

-“Türkiye, sadece 1,9 milyon dekar alanda 12,6 milyon ton domates üretmiş, ülke ekonomisine büyük bir katma değer ve önemli miktarda döviz geliri sağlamıştır. Bu kadar alanı buğdayve arpa alanlarından tasarruf etmek için, buğday ve arpada

verimliliği sadece yüzde 1,8 artırmak yeterli olacak”

-“Ekim alanları azalabilir, artan bu alanlar, özellikle sulama yatırımlarının tamamlanmasıyla başka ürünlere kaydırılabilir; verim, ekim alanındaki azalmadan daha fazla arttığı süreceüretim artacaktır”  

-“Tasarruf edilen bu alanlar, üretim açığı olan ürünler için kullanılabilir”

 

Ankara – 25.09.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda üretim alanlarının sonuna gelindiğini, artık Türkiye’nin üretim açığı olan ürünleri daha fazla üretmesinin yolunun verimliliği artırmaktan, daha az alanda daha fazla üretim yapmaktan geçtiğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, buğday ve arpa ekim alanlarının, 1995-2015 döneminde, yüzde 17,6 azalmayla 129 milyon 250 bin dekardan, 106 milyon 504 bin 704 dekara indiğini, üretimin ise verimlilik yüzünden yüzde 20 artışla 25 milyon 500 bin tondan 30 milyon 600 bin tona çıktığını belirtti.

1995 yılında 94 milyon dekar alanda 18 milyon ton buğday üretildiği, dekar başına verimin 191 kilogram olduğu bilgisini veren Bayraktar,  buğday ekim alanının 2015 yılında 78 milyon 668 bin 874 dekara indiğini, verimliliğin dekar başına 287 kilograma çıkması nedeniyle üretimin 22 milyon 600 bin tona yükseldiğini vurguladı. Arpada 1995 yılında 35 milyon 250 bin dekar olan ekim alanının 2015 yılında 27 milyon 835 bin 830 dekara gerilediğini, dekar başına verimin 213 kilogramdan 287 kilograma çıktığını bildiren Bayraktar, bundan dolayı üretimin bu tarihler arasında 7 milyon 500 bin tondan 8 milyon tona ulaştığını belirtti.

 

-Domates alanları kadar alan tasarruf etmek için buğday ve arpada verimi sadece yüzde 1,8 artırmak yeterli olacak- 

Bu dönemde verimin buğdayda yüzde 50, arpada yüzde 35,1 arttığını; her iki üründe de dekar başına verimin 287 kilograma yükseldiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“1995-2015 döneminde buğday ekim alanı 15 milyon 331 bin 126 dekar, arpa ekim alanı 7 milyon 414 bin 170 dekar azaldı. Bu da bize verimlilik arttığı sürece üretimin düşmeyeceğini gösteriyor. Ekim alanları azalabilir, artan bu alanlar, özellikle sulama yatırımlarının tamamlanmasıyla başka ürünlere kaydırılabilir, verim, ekim alanındaki azalmadan daha fazla arttığı sürece üretim artacaktır. Tasarruf edilen bu alanlar, üretim açığı olan ürünler için kullanılabilir. 

Verimlilikte yüzde 10 artış bile buğday ve arpada 3 milyon tondan fazla ek üretim yapma veya 9,8 milyon dekar tarım alanını başka ürünlere kaydırabilme imkanı sağlıyor. Buğday ve arpa ekim alanlarından tasarruf edilecek 9,8 milyon dekar tarım alanı, domates üretim alanlarının 5 katından büyüktür. Toplam sebze üretim alanlarımız 8 milyon 85 bin 700 dekarla bu alandan daha azdır. Türkiye, sadece 1 milyon 871 bin 637 dekar alanda 12 milyon 615 bin ton domates üretmiş, ülke ekonomisine büyük bir katma değer ve önemli miktarda döviz geliri sağlamıştır. Bu kadar alanı buğday ve arpa alanlarından tasarruf etmek için, buğday ve arpada verimliliği sadece yüzde 1,8 artırmak yeterli olacak.”

 

-Buğday ve arpada yüzde 10 verim artışı, 12 önemli ürünün ekim alanı kadar toprak tasarrufu sağlıyor-

 Bayraktar, “buğday ve arpada verimliliği yüzde 10 artırmamız bile bize çeltik, çavdar, yulaf, soya, yer fıstığı, susam, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, kuru fasulye, patates, kuru soğan, kuru sarımsak üretimi için ayırdığımız toplam alandan daha büyük bir tarım alanı tasarruf edeceğimizi unutmadan, verimliliği artırmak için elimizden geleni yapmamız gerekir. Bütün bu ürünler için ayırdığımız alan 9 milyon 740 bin 521 dekar, buğday ve arpada verimliliği yüzde 10 artırırsak kazanacağımız alan 9 milyon 795 bin 736 dekar” dedi.

Çeşitli ürünlerde üretim alanları ile yüzde 10 verim artışıyla tasarruf edilecek buğday ve arpa üretim alanı şöyle:

 

Ürün adı

2015 Ekilen Alan (Dekar)

Buğday ve Arpa

106.504.704

Yüzde 10 verim artışıyla tasarruf edilecek buğday-arpa üretim alanı

9.795.736

Zeytin

8.315.131

Fındık

7.026.279

Mısır (Dane)

6.881.699

Ayçiçeği

6.853.174

Yonca (Yeşil ot-dane)

6.620.459

Fiğ (Yeşil ot-dane)

4.930.759

Üzüm

4.619.557

Pamuk (Kütlü)

4.340.134

Mısır (Silajlık)

4.105.412

Nohut

3.593.042

Antep Fıstığı

2.914.179

Şekerpancarı

2.752.721

Mercimek (Kırmızı)

2.074.690

Korunga (Yeşil ot-dane)

1.914.536

Domates

1.871.637

Elma

1.714.098

Patates

1.538.787

Kayısı

1.221.598

Çeltik

1.158.561

Çavdar

1.123.129

Tütün

1.058.684

Yulaf (Dane)

1.034.570

Fasulye (Kuru)

935.840

Karpuz

935.458

Kiraz

814.078

Biber

792.617

Kavun

790.524

Yaş Çay

762.073

Ceviz

718.196

Kuru Soğan

577.040

Portakal

542.984

Taze Fasulye

501.218

İncir

497.181

Şeftali

445.037

Mandalina

435.097

Aspir

431.071

Hıyar

378.105

Yerfıstığı

377.729

Soya

367.323

Kanola

350.817

Nar

307.511

Badem

296.714

Limon

285.701

Susam

280.887

Armut

249.673

Patlıcan

234.210

Vişne

212.764

Erik

204.517

Ispanak

165.789

Mercimek (Yeşil)

163.881

Çilek

141.893

Kestane

111.080

Kuru Sarımsak

108.084

Havuç

101.003

Kabak

92.099

Taze Soğan

90.785

Pırasa

79.908

Greyfurt

63.476

Ayva

59.154

Muz

58.380

Kivi

24.108

Taze Sarımsak

20.852

Dut

20.806

Trabzon Hurması

20.789

Zerdali

10.165

Yeni Dünya

9.759

Kıraç arazide yüksek verim için tritikale yetiştirin…


-Kıraç arazide yüksek verim için tritikale yetiştirin…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım alanlarımızın tamamını kullanmak zorundayız.

Bir dönüm tarım alanını bile boş bırakacak lüksümüz yok. Elverişsiz diyerek, üretimden vazgeçemeyiz”

-“Marjinal, kıraç, fakir tarım alanlarından dekarda alınan verimi artırmak için buğday ve çavdar melezlemesi ile elde edilen tritikale ülkemiz için de önemli bir alternatif ürün haline geldi”

-“Tritikale, buğdayın verim ve kalite özellikleri ile çavdarın biyotik ve abiyotik faktörlere karşı dayanıklılık özelliklerini bir araya getiriyor; düşük girdi maliyetiyle üretilebiliyor”

-“Polonya’nın 5,2 milyon tonluk üretimle ilk sırayı aldığı tritikalede, bu ülkeyi 3 milyon tonla Almanya, 2,1 milyon tonla Belarus, 2 milyon tonla Fransa, 654 bin tonla Rusya izliyor; Türkiye’nin üretimi 125 bin tonda kalıyor”

-“Tritikalenin strese dayanıklı olması, kalitesi düşük topraklarda gelişebilme yeteneği, iklim koşullarına dayanıklılığı, kuraklık toleransı, asitli topraklara dayanabilme yeteneği bulunuyor”

-“Düşük besin ihtiyacı, yetişme döneminde düşük azot gereksinimi olan tritikalenin, aynı verimliliğe sahip diğer tahıllara kıyasla daha az  gübreye gereksinim duyması önemli avantajları”

-“Tritikale buğdayla karıştırılıp ekmek yapılabiliyor; tek başına hayvan yemi olarak da kullanılabiliyor”

-“Kıraç arazilerimizi tritikale ile değerlendirip, yem açığımızı bu bitkiyle kapatabiliriz”

 

Ankara – 23.09.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, verimli bir şekilde buğday-arpa yetişmeyen kıraç arazilerin tritikale üretimine yöneltilmesi gerektiğini bildirerek, “tarım alanlarımızın tamamını kullanmak zorundayız. Bir dönüm tarım alanını bile boş bırakacak lüksümüz yok. Elverişsiz diyerek üretimden vazgeçemeyiz” dedi.

Bayraktar, 19. yüzyılın sonlarında bu yana ABD, Polonya, Kanada ve Meksika gibi birçok ülkede uzun süre devam eden ıslah çalışmaları sonucu, marjinal, kıraç, fakir tarım alanlarından dekarda alınan verimi artırmak için buğday ve çavdar melezlemesi ile elde edilen tritikalenin, ülkemiz için de önemli bir alternatif ürün haline geldiğini belirtti.

Daha çok buğday ve arpa üretimi için elverişsiz olan, asit, kumlu, az yağış alan tarım alanlarında ve hastalıkların buğday üretimine zarar verdiği topraklarda yetiştirildiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tritikale, buğdayın verim ve kalite özellikleri ile çavdarın biyotik ve abiyotik faktörlere karşı dayanıklılık özelliklerini bir araya getiriyor; düşük girdi maliyetiyle üretilebiliyor. Buğday ile arpanın verimli ve kaliteli yetişmediği tarla şartlarında tritikale, yüksek verim sağlayabiliyor. Ayrıca, buğday ile arpaya göre biotik ve abiotik stres koşullarına daha fazla dayanıklı. Fakat protein içeriği bakımından buğdaydan yüksek olan tritikalenin, glütenin fraksiyonu buğdaydan düşüktür. Bu sebeple ve diğer bazı sebeplerden ötürü tritikale, ekmek yapımı için tek başına yeterli değildir. Dolayısıyla günümüz şartlarında dünya genelinde tanesi tahıl ürünlerine katkı olarak, tane ve yeşil ot olarak hayvan beslemede ve potansiyel enerji bitkisi olarak kullanımı söz konusudur. Özellikle tanesi kanatlıların beslenmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Tanesinin yemlik kalitesi mısır, buğday ve arpa ile eşit kalitededir.”

 

-Üretimde Polonya birinci, Almanya ikinci-

 

Son verilere göre dünyada 17 milyon ton tritikale üretildiğini bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Polonya’nın 5,2 milyon tonluk üretimle ilk sırayı aldığı tritikalede, bu ülkeyi 3 milyon tonla Almanya, 2,1 milyon tonla Belarus, 2 milyon tonla Fransa, 654 bin tonla Rusya izliyor; Türkiye’nin üretimi 125 bin tonda kalıyor. En dikkat çekici artış Rusya’da görüldü. 2008 yılında ilk kez tritikale üretmeye başlayan Rusya, üretimde dünya beşinciliğine yükseldi.

Dünya ortalama tritikale verimi 2010-2014 döneminde yüzde 19,7 artışla 345 kilogramdan 413 kilograma çıktı. Türkiye, dekarda 315 kilogram verim elde etmekte, dünya ortalamasının altında kalmaktadır.

Polonya 13 milyon, Almanya 4,1 milyon, Belarus 5,2 milyon, Fransa 3,8 milyon, Rusya 2,4 milyon, Türkiye ise 371 bin dekar alanda tritikale üretmektedir. Dünyadaki toplam tritikale üretim alanları da 41,2 milyon dekarı bulmaktadır.

Tritikalede önemi ihracatçı ülkeler ise Litvanya, Polonya, Almanya ve Fransa’dır. İthalatta ilk sıraları ise İsveç, Hollanda, İtalya, Belçika ve Danimarka almaktadır.”

Tritikale üretimi artırmak için desteklerin artırılması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, “tritikalenin strese dayanıklı olması, kalitesi düşük topraklarda gelişebilme yeteneği, iklim koşullarına dayanıklılığı, kuraklık toleransı, asitli topraklara dayanabilme yeteneği bulunuyor. Düşük besin ihtiyacı, yetişme döneminde düşük azot gereksinimi olan tritikalenin, aynı verimliliğe sahip diğer tahıllara kıyasla daha az gübreye gereksinim duyması önemli avantajları” dedi.

Tritikalenin buğdayla karıştırılıp ekmek yapılabildiği gibi; hayvan yemi olarak da kullanılabildiği bilgisini veren Bayraktar, kıraç arazileri tritikale ile değerlendirip, yem açığının bu bitkiyle kapatılabileceğini belirtti.

Üretici kurbanlık satışlarından memnun


-Üretici kurbanlık satışlarından memnun

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Üreticilerimizin çoğu kurban pazarına getirdiği hayvanları sattı”

-“Bunda, kurbanlık hayvan ithalatının yapılmaması, fiyatların geçen yılki seviyelere yakın seyretmesi, dernek, vakıf ve marketlere yönelimin artması etkili oldu”

-“Kurban fiyatları, bayram öncesinde kamuoyuna açıkladığımız seviyelerde gerçekleşti; bazı yerlerde bayramın ikinci gününden itibaren fiyat canlı kiloda 1-2 lira geriledi”

-“Satılan küçükbaş hayvan sayısının geçen yılın üzerinde gerçekleştiğini tahmin ediyoruz”

-“Erzurum gibi bazı iller dışında üreticinin elinde hayvan kalmadı”

-“Et ve Süt Kurumu’na hayvanlarını kestirmek için ciddi bir müracaat olacağını düşünmüyoruz”

-“Bazı belediyelerde başlangıçta 60 liraya kiralanan yerler Ziraat Odalarımızın girişimleri ve çabalarıyla 12-13 liraya kadar düşürülmüştür. Bunun diğer belediyelerimize de örnek olmasını bekliyoruz”

 

Ankara – 21.09.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kurban satışlarının üreticiyi genelde memnun ettiğini bildirerek, “Üreticilerimizin çoğu kurban pazarına getirdiği hayvanları sattı” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı sonrasında Ziraat Odaları ve üreticilerle yaptıkları görüşmelerden, kurban satışlarının üreticiyi memnun ettiği sonucunu çıkardıklarını belirtti. Üreticilerin çoğunun kurban pazarına getirdiği hayvanlarını sattığını, genelde üreticinin elinde hayvan kalmadığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bunda, kurbanlık hayvan ithalatının yapılmaması, fiyatların geçen yılki seviyelere yakın seyretmesi, dernek, vakıf ve marketlere yönelimin artması etkili oldu. Ziraat Odalarımız ve üreticilerimizle yaptığımız görüşmelerden kurbanlık hayvan satışlarının üreticilerimizi memnun ettiği sonucunu çıkardık. Kurban fiyatları, bayram öncesinde kamuoyuna açıkladığımız seviyelerde gerçekleşti; bazı yerlerde bayramın ikinci gününden itibaren fiyat canlı kiloda 1-2 lira geriledi.”

 

-Ortak bulmakta zorlanılması alıcıyı küçükbaşa yöneltti-

Büyükbaş kurbanlıklarda hisse için ortak bulmakta zorlanılmasının alıcıları küçükbaşa yönelttiğini tespit ettiklerini de ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti:

“Bu durum, küçükbaş kurban satışlarını artırdı. Fiyatların geçen yıla yakın makul seviyelerde şekillenmiş olması da talebi yükseltti. Satılan küçükbaş hayvan sayısının geçen yılın üzerinde gerçekleştiğini tahmin ediyoruz. 

Hayvan satışlarının iyi olması, hayvanların üreticinin elinde kalmasını, dolayısıyla tüccarın bu hayvanları ucuza kapatmasını engelledi. Erzurum gibi bazı illerimiz dışında üreticilerimizin elinde hayvan kalmadı. Ama elde kalan bu hayvanların da piyasada satılacağını, üreticimiz açısından sıkıntı oluşturmayacağını düşünüyoruz. Bundan dolayı üreticilerin Et ve Süt Kurumu’na hayvanlarını kestirmek için ciddi bir müracaatları olacağını düşünmüyoruz.”

 

-Belediyelere uyarımız etkili oldu-

 

Her yıl kurbanlık yerleri fahiş fiyatlarla kiralanmaması için yaptıkları uyarıların bu yıl bazı belediyeler tarafından dikkate alındığına dikkati çeken Bayraktar, “Bazı belediyelerde başlangıçta 60 liraya kiralanan yerler Ziraat Odalarımızın girişimleri ve çabalarıyla 12-13 liraya kadar düşürülmüştür. Bunun diğer belediyelerimize de örnek olmasını bekliyoruz. Böylece, hem üreticilerimiz hem de kurbanlık alacak vatandaşlarımız mağdur olmayacaklardır” dedi.