Bayraktar, borç ertelemesi talep etti…

-Bayraktar, borç ertelemesi talep etti…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Doğal afetlerle uğraşan üreticimiz, Rusya pazarı başta ihracatta görülen olumsuzluklar nedeniyle pazarlamada büyük sıkıntı yaşamış ve yaşamaktadır”

-“Ülkemizin bu yıl içinde Rusya ambargosu nedeniyle gıda ve tarımda ihracat kaybı 375 milyon dolardır. Bu zarar, bu fatura üreticimizin üzerindedir”

-“Bu gerçekten hareketle doğal afetlerden bu yıl zarar gören çiftçilerimizin kredi borçları mutlaka ertelenmelidir”

-“Ayrıca, özellikle 2010’dan itibaren sürekli afete maruz kalan, bu afetler nedeniyle borçları yıllık olarak üst üste ertelenen üreticilerimizin biriken bu borçlarını bir defada ödemesi mümkün değildir”

-“Bu üreticilerimizin toplam borçları da uzun vadeli olarak yeniden yapılandırılmalı, hükümetimiz tarafından üreticilerimize bu konuda bir müjde mutlaka verilmelidir”

-“Yıllardır üretim sürecinde büyük mağduriyet yaşayan çiftçilerimizin bu yıl da tarlada kalmasını sağlayabilmek adına yeni finansman sağlanmalıdır”

-“Üreticilerimiz açısından son derece önem arz eden bu taleplerimizi, başta Başbakan Binali Yıldırım olmak üzere ilgili makamlara ilettik. İnşallah bu konuda kısa süre içinde çiftçimizi rahatlatacak güzel haberler alırız”

-“Ağustos ayında market fiyatlarında; 3 üründe fiyat değişimi olmazken, 15 üründe azalma, 17 üründe ise fiyat artışı meydana geldi”

-“Üretici fiyatlarında; Ağustos’ta, 6 üründe fiyat değişimi olmadığını; 11 üründe azalma, 14 üründe ise fiyat artışı gerçekleştiğini tespit ettik”

-“Rusya’nın 1 Ocak 2016’da başlattığı ambargodan etkilenen narenciye, örtü altı ve çileğe mevsim itibarıyla üzüm, şeftali ve erik de eklendi”

-“Et fiyatlarında önemli bir artış görülmüyor. Ağustos ayında dana eti fiyatı, markette 79 kuruş, üreticide 14 kuruş, kuzu eti fiyatları markette değişmezken, üreticideki fiyat artışı sadece 50 kuruştur”

-“Türkiye, hayvancılıkta yeterli üretimi yapıyor. Kurbanlık ihtiyacımız, ithalata gerek kalmadan fazlasıyla karşılanıyor. Bu bizi üreticiler olarak gururlandırdığı gibi gelecek için de umutlandırıyor”

-“Bu ay makas şampiyonu yüzde 457,58 ile limon oldu. Fiyat farkı, kuru kayısıda yüzde 440, patateste yüzde 424,87, kuru incirde yüzde 391,23, elmada yüzde 270,91, domateste 248,92’yi buldu”

 

Ankara – 31.08.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da tarımsal üretimin başladığı Ekim ayından bu yana doğal afetlerin çiftçimizin yakasını bırakmadığını, birçok üründe rekolte kayıplarına yol açtığını bildirerek, “doğal afetlerle uğraşan üreticimiz, Rusya pazarı başta ihracatta görülen olumsuzluklar nedeniyle pazarlamada büyük sıkıntı yaşamış ve yaşamaktadır. Ülkemizin bu yıl içinde Rusya ambargosu nedeniyle gıda ve tarımda ihracat kaybı 375 milyon dolardır. Bu zarar, bu fatura üreticimizin üzerindedir” dedi.

Bu gerçekten hareketle doğal afetlerden bu yıl zarar gören çiftçilerin kredi borçlarının mutlaka ertelenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, “ayrıca, özellikle 2010’dan itibaren sürekli afete maruz kalan, bu afetler nedeniyle borçları yıllık olarak üst üste ertelenen üreticilerimizin biriken bu borçlarını bir defada ödemesi mümkün değildir. Bu üreticilerimizin toplam borçları da uzun vadeli olarak yeniden yapılandırılmalı, hükümetimiz tarafından üreticilerimize bu konuda bir müjde mutlaka verilmelidir. Yıllardır üretim sürecinde büyük mağduriyet yaşayan çiftçilerimizin bu yıl da tarlada kalmasını sağlayabilmek adına yeni finansman sağlanmalıdır” diye konuştu.

Bayraktar, üreticiler açısından son derece önem arz eden bu talepleri, başta Başbakan Binali Yıldırım olmak üzere ilgili makamlara ilettiklerini bildirerek, “inşallah bu konuda kısa süre içinde çiftçimizi rahatlatacak güzel haberler alırız” dedi.

Şemsi Bayraktar, Birlik Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, Ağustos ayında üretici ve market fiyatlarındaki değişimi, fiyatı artan, azalan ve değişmeyen ürünleri, üretici-market fiyat farkını, çeşitli ürünlerde yaşanan sıkıntıları açıkladı; doğal afetlerden ve başta Rusya olmak üzere ihracatta yaşanan sıkıntılardan mağdur olan üreticilerin hükümetten beklentilerini dile getirdi.

Gıda ve gıda fiyatlarının son yıllarda dünya gündeminin en öncelikli gündem maddelerinden birini, hatta çoğu zaman ilkini oluşturur hale geldiğini vurgulayan Bayraktar, “Konunun ülkemiz açısından da taşıdığı önemi dikkate alarak Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak her ay tarladan markete kadar oluşan gıda fiyatlarını mercek altına alıyor, sizler aracılığıyla kamuoyumuzun bilgisine sunuyoruz. Bunda amacımız hem üreticimizin emeğini korumak hem de haksız kazançların önüne geçerek tüketicilerimizin makul fiyatlarla gıdaya ulaşmasını sağlamaktır” dedi.

 

-Üretici-market fiyatları-

 

Ağustos ayında market fiyatlarında; 3 üründe fiyat değişimi olmazken, 15 üründe azalma, 17 üründe ise fiyat artışı meydana geldiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Maydanoz, kuru kayısı ve kuzu eti fiyatında değişim görülmedi. Markette en fazla fiyat düşüşü, yüzde 18,51 ile şeftalide gerçekleşti. Bu üründeki fiyat düşüşünü yüzde 18,14 ile domates, yüzde 16,74 ile sivri biber, yüzde 16,37 ile kuru soğan izledi. Markette en fazla fiyat artışı, yüzde 30,62 ile kuru incirde görüldü. Bunu yüzde 21,23 ile nohut, yüzde 15,25 ile fındık takip etti.

Üretici fiyatlarında; Ağustos’ta, 6 üründe fiyat değişimi olmadığını; 11 üründe azalma, 14 üründe ise fiyat artışı meydana geldiğini tespit ettik. Yeşil fasulye, karpuz, kırmızı mercimek, pirinç, Antep fıstığı ve zeytinyağı, fiyatı değişmeyen ürünler oldu.

Üreticide fiyatı en fazla gerileyen ürün olan limonda düşüş yüzde 55’i buldu. Bu ürünü, 26,96 ile domates, yüzde 25 ile kuru kayısı, yüzde 24,22 ile yeşil soğan, yüzde 21,82 ile havuç, yüzde 19,73 ile şeftali, yüzde 16,79 ile kuru soğan takip etti.

Ağustos ayında üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 76,88 ile patlıcanda meydana geldi. Bu ürünü, yüzde 58,62 ile nohut, yüzde 37,50 ile elma, yüzde 37,13 ile iç fındık, yüzde 34,78 ile salatalık izledi.

 

-Fiyat artışlarının nedenleri-

 

Üreticide fiyatı artan ürünlerin artış nedenlerine baktığımızda; patlıcanda kurutmalık, turşuluk talebi fiyatta artışa yol açtı.

Nohutta ülkemizde ve dünyadaki önemli nohut üreticilerinde yaşanan üretim kayıpları, arzın yetersiz kalmasına, üretimin talebi karşılayamamasına neden oldu. Bu da fiyatları artırdı.

Hasadın yeni başladığı ve olumsuz hava koşulları nedeniyle rekoltenin yüzde 6 civarında düşük gerçekleşeceği kuru fasulyede ise bir miktar fiyat artışı yaşanmıştır.

Elmada görülen fiyat artışı mevsimseldir. Hâlihazırda yazlık olarak hasat edilen çeşitlerin piyasada yer alması fiyatlara artış olarak yansımıştır.

Fındıktaki fiyat artışı rekolte düşüklüğünden kaynaklanmaktadır.

Salatalıktaki fiyat artışı da talep kaynaklıdır. Turşuluk talebi fiyatı artırmıştır.”

 

-“Rusya ambargosu en fazla üreticimizi vurdu”-

 

Üretici fiyatlarının, üreticilerin yeterli gelir elde etmesini sağlayacak düzeyde olmadığını, bu sezon, üreticilerin oldukça zor bir üretim ve pazarlama dönemi geçirdiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

“Yaşanan sıkıntılar hala atlatılamamıştır. En önemli yaş sebze ve meyve ihracat pazarımız olan Rusya ile yapılan görüşmeler olumlu geçse de bu ülkeye ihracatımız henüz başlamamıştır.

Rusya’nın 1 Ocak 2016’da başlattığı ambargodan etkilenen narenciye, örtü altı ve çileğe mevsim itibarıyla üzüm, şeftali ve erik de eklendi. Bu ülkeye yönelik ihracatımız Ocak-Temmuz döneminde miktar bazında yüzde 80,5, değer bazında yüzde 78,5 geriledi. İhracattaki düşüş 375 milyon doları buldu.

Ambargo en fazla üreticimizi vurdu. Örneğin şeftali fiyatı son bir ayda yüzde 19,73, son bir yılda yüzde 35,83 geriledi.

Rusya ambargosundan olumsuz etkilenen bir diğer önemli ürünümüz üzüm oldu. Üzüm üretiminde yeni sezonun başlaması dolayısıyla üreticilerimizin durumunu da kısaca değerlendirmek istiyorum.

 

-“Kuru üzüm fiyatları 3 liralara kadar geriledi”-

 

Kuru üzüm fiyatları bu ay ortalama 3 lira 40 kuruş olarak gerçekleşmiştir. Geçen sene aynı dönemde 5 lira 20 kuruş ile 5 lira 40 kuruş arasında seyreden üzüm fiyatının bu sene 3 liralara kadar gerilemesi üreticilerimizi büyük sıkıntıya sokmuştur.

2015’te yaşanan doğal afetler bu yıl da devam etti. Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre, rekolte geçen yılın altında gerçekleşecektir.

Bütün yaşananlar ortadayken yüksek rekolte açıklamaları,  piyasada belirsizliğe ve tedirginliğine neden olmakta, fiyatları da düşürmektedir. 

Aynı durum sofralık üzümde de yaşanmaktadır. Geçen sene 70 kuruş olan yaş üzüm fiyatı, bugünlerde 30 kuruşa kadar düşmüştür. En büyük sofralık üzüm alıcısı olan Rusya’ya yapılan yaş üzüm ihracatının bu yıl yapılamaması fiyat düşüşündeki en büyük etkendir. İhracat olmayışı nedeniyle yaş üzüm üreticileri, ürünlerini kurutmalık olarak değerlendirmeye başlamışlardır. Rusya’ya yapılacak ihracatın yeniden başlaması üreticilerimizin en büyük beklentisidir.”

 

-Narenciyede hasat erken başladı-

 

Yüksek hava sıcaklıkları nedeniyle pek çok üründe olduğu gibi narenciyede de hasadın erken başladığını, limonda mayer çeşidi için kesim tarihinin 28 Ağustos, ihraç tarihinin ise 3 Eylül olarak belirlendiğini bildiren Bayraktar, şunları söyledi:

“Limonla birlikte narenciye sezonu başlamıştır. Hasadının başlamasıyla birlikte üreticilerimizin tedirginliği daha da artmıştır. Limon fiyatlarına baktığımızda yeni ürün fiyatı ortalama 1 lira 35 kuruştur. Üretici limon fiyatlarında yaşanan düşüşün sebebi yeni ürünün piyasaya çıkmasıdır. Limonda yataklık tabirini kullandığımız eski ürün tüccarın elinde bulunmaktadır. Yeni ürün marketlerde tam olarak yerini almasa da üreticinin elinde olması nedeniyle, eski ürün yeni ürün kıyaslaması üretici fiyatlarında büyük düşüşün sebebidir. Markette eski ürün satılması nedeniyle de üretici-market fiyat farkı yüksek çıkmıştır.

Domateste yaşanan düşüşte tamamen tarla üretimine geçilmesi nedeniyle hasat edilen ürün miktarının artması etkili olmuştur.

Fiyat düşüşü görülen ürünlerimizden biri de kuru kayısıdır. Ardı ardına yaşanan don afetlerinden etkilenen kayısıda bu yıl alıcı firmalarda yaşanan sorunlar, piyasada belirsizliğe yol açmıştır. Üreticilerimizin üretim dönemi boyunca yaptığı masrafları borçla karşılaması, hasatta bu borçlarını kapatmak zorunda kalması nedeniyle ürününü bir an önce elinden çıkarmak durumunda olması da fiyat düşüşüne yol açmıştır.

Bu nedenlerle kuru kayısı fiyatları yüzde 25 düşüşle 8 liradan 6 liraya gerilemiştir.”

 

-Et fiyatlarında önemli bir artış görülmüyor-

 

Pazar günü düzenledikleri basın toplantısında, kurbanlık fiyatlarını il il açıkladıklarını hatırlatan Bayraktar, şöyle dedi:

“Ülke ortalamasına baktığımızda kurbanlık fiyatlarının büyükbaşta yüzde 8,9, küçükbaşta yüzde 9,1 oranında arttığını belirttik. Temmuz ayı itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 8,79 düzeyinde gerçekleştiğini dikkate alırsak kurbanlık fiyatlarında ciddi bir artış olmadığı görülüyor.

Üretici market fiyatlarına baktığımızda da bunu tespit ediyoruz. Et fiyatlarında önemli bir artış görülmüyor. Ağustos ayında dana eti fiyatı, markette 79 kuruş artışla 39 lira 19 kuruştan 39 lira 98 kuruşa, üreticide 14 kuruş artışla 25 lira 60 kuruştan 25 lira 74 kuruşa çıkmıştır.

Kuzu etinde markette 45 lira 72 kuruş olan fiyat değişmezken, üreticideki fiyat artışı sadece 50 kuruştur ve 26 lira 63 kuruştan 27 lira 13 kuruşa yükselmiştir.

Yine basın toplantımızda, 850 bin büyükbaş, 2,7 milyon küçükbaş olmak üzere 3 milyon 550 bin baş civarında hayvan kesileceğini ve halkımızın bu hayvanlar için 7 milyar 535 milyon lira ödeyeceğini duyurduk.

Türkiye, hayvancılıkta yeterli üretimi yapıyor. Kurbanlık ihtiyacımız, ithalata gerek kalmadan fazlasıyla karşılanıyor. Bu bizi üreticiler olarak gururlandırdığı gibi gelecek için de umutlandırıyor. Biz yıllık 1,5 milyon tonluk kırmızı et üretimine rahatlıkla, kısa zamanda ulaşacağımızı biliyor ve inanıyoruz. Bu konuda üreticimizin tecrübesi de bilgi birikimi de fevkalade yeterlidir.”

 

-“Pek çok üründe pazarlama sorunuyla karşı karşıyayız”-

 

Pek çok üründe üreticilerin pazarlama sorunlarıyla karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Patates üreticilerimizin içinde bulunduğu durum bunun en açık örneğidir. Ağustos ayı itibarıyla fiyatlar 22 kuruşa gerilemiştir. Bu durum, üretim planlaması yapılmadığını, üreticilerimizin pazarlama sorunu yaşadığını göstermektedir.

 Pazarlama sorunlarının çözümüne katkı sağlaması bakımından taze patates için ihracat desteği verilmesine ilişkin talebimiz, Ekonomi Bakanımız Sayın Nihat Zeybekci’ye iletilmiştir.

Patateste olduğu gibi soğan üreticilerimizin durumu da hiç iç açıcı değildir. Yeşil soğan üreticilerimiz talep daralması nedeniyle ürününü pazarlamakta zorlanırken, kuru soğan üreticilerimiz de Rusya’nın ambargo kararının yanı sıra artan rekoltenin mağduru olmuşlardır.

Havuçta da yaz döneminde talep daralması yaşayan üreticimiz, fiyat düşüşleri nedeniyle zor durumda kalmıştır.

Son yıllarda küresel ısınma ve iklim değişikliklerine bağlı olarak, ülkemizde de kuraklık, don, fırtına, hortum, dolu, sel gibi doğal afetler daha fazla yaşanmakta ve bu durumdan çiftçilerimiz, dolasıyla da tarımsal üretimimiz olumsuz etkilenmektedir.

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da tarımsal üretimin başladığı Ekim ayından bu yana doğal afetler çiftçimizin yakasını bırakmamış, birçok üründe rekolte kayıplarına yol açmıştır.

Bir taraftan doğal afetlerle uğraşan üreticimiz, özellikle bu yıl Rusya pazarı başta ihracatta görülen olumsuzluklar nedeniyle pazarlamada büyük sıkıntı yaşamıştır ve yaşamaktadır.”

 

-“Zarar gören çiftçilerimizin kredi borçları mutlaka ertelenmelidir”-

 

Ülkemizin bu yıl içinde Rusya ambargosu nedeniyle gıda ve tarımda ihracat kaybının 375 milyon dolar olduğunu belirten Bayraktar, “Bu zarar, bu fatura üreticimizin üzerindedir. Bu gerçekten hareketle, doğal afetlerden bu yıl zarar gören çiftçilerimizin kredi borçları mutlaka ertelenmelidir” dedi.

 

-“Sürekli afete maruz kalanların borçları uzun vadeli yapılandırılmalıdır”-

 

Ayrıca, özellikle 2010’dan itibaren sürekli afete maruz kalan, bu afetler nedeniyle borçları yıllık olarak üst üste ertelenen üreticilerin biriken bu borçlarını bir defada ödemesinin mümkün olmadığını bildiren Bayraktar, şunları söyledi:

“Bu üreticilerimizin toplam borçları da uzun vadeli olarak yeniden yapılandırılmalı, hükümetimiz tarafından üreticilerimize bu konuda bir müjde mutlaka verilmelidir.

Yıllardır üretim sürecinde büyük mağduriyet yaşayan çiftçilerimizin bu yıl da tarlada kalmasını sağlayabilmek adına yeni finansman sağlanmalıdır.

Üreticilerimiz açısından son derece önem arz eden bu taleplerimizi başta Başbakan Sayın Binali Yıldırım olmak üzere ilgili makamlara ilettik. İnşallah bu konuda kısa süre içinde çiftçimizi rahatlatacak güzel haberler alırız.”

 

-Makas şampiyonu limon-

 

Üretici market fiyat makasındaki açıklığın Ağustos ayında da devam ettiğini belirten Bayraktar, “Bu ay makas şampiyonu yüzde 457,58 ile limon oldu. Fiyat farkı, kuru kayısıda yüzde 440, patateste yüzde 424,87, kuru incirde yüzde 391,23, elmada yüzde 270,91, domateste 248,92’yi buldu” dedi.

Bayraktar, şunları söyledi:

“Limon 5,6 kat, kuru kayısı 5,4 kat, patates 5,2 kat, kuru incir 4,9 kat, elma 3,7, domates 3,5 kat fazlaya tüketiciye satıldı.  

Hasadın yeni başladığı limonda, piyasada bulunan ürün daha çok depolardan arz edilen eski sezona ait üründür. Fiyat farkının yüksek olması, üretici fiyatının yeni sezona, market fiyatının eski sezona ait olmasından kaynaklanmaktadır.

Bugün üreticide 1 lira 35 kuruş olan limon markette 7 lira 53 kuruşa, 6 lira olan kuru kayısı 32 lira 40 kuruşa, 22 kuruş olan patates 1 lira 14 kuruşa, 6 lira 50 kuruş olan kuru incir 31 lira 93 kuruşa, 83 kuruş olan elma 3 lira 6 kuruşa, 77 kuruş olan domates 2 lira 69 kuruşa satılmaktadır.”

 

-“Üreticimize hak ettiği değeri mutlaka vermeliyiz”-

Halkın güvenli ve yeterli gıdaya ulaşması için üretime dikkat edilmesi gerektiğini bildiren Bayraktar, “üreticimize hak ettiği değeri mutlaka vermeliyiz. Üreticimizin sorunlarını elbirliğiyle çözmemiz gerekiyor. Biz üretemezsek Türkiye aç kalır. Biz, Türkiye aç kalmasın diye üretmek istiyoruz” diye konuştu.

 

-“Borç ertelemenin takipçisi olacağız”-

 

Bayraktar, “ertelemelerle ilgili Başbakan’a konuyu ilettiğinizi söylediniz. Ekstra bir toplantı gündeme gelecek mi? Bu konuda önümüzdeki günlerde süreç nasıl işleyecek” şeklindeki bir soru üzerine, “Tarım Bakanımız da konuyu biliyor. Sayın Başbakan’a da bir toplantı vesilesiyle konuyu arz ettim. Bir sonuç alamazsak Sayın Başbakan’dan bir randevu talep edeceğiz. Hatta Sayın Bakanımızla da bu konuyu tekrar görüşeceğiz. İşin takipçisi olmak zorundayız” dedi.

Bayraktar, Aydın ve İzmir’de incelemelerde bulundu

-Bayraktar, Aydın ve İzmir’de incelemelerde bulundu

 

Söke/Selçuk – 28.8.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Aydın ve İzmir’de ziyaret ve incelemelerde bulundu.

Bayraktar, Aydın’ın Söke ilçesinde Aydın Ziraat Odalarının başkan ve yöneticileriyle görüştü. Görüşmede başta bölge olmak üzere tarım ve hayvancılığın sorunları ve çözüm önerileri ele alındı.

Bayraktar, daha sonra İzmir’in Selçuk ilçesine hareket etti. Selçuk’ta İzmir Ziraat Odalarının başkan, yönetim kurulu üyeleri ve çiftçilerle görüşen Bayraktar, ardından Selçuk Ziraat Odası’na ait makine ve ekipman parkını gezdi. 

30 Ağustos Zafer Bayramı


TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar: “İstiklal Mücadelemizin zaferle taçlanmasının 94. yıl dönümünü kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşımızın büyük kahramanlarını, aziz vatanımız için canını feda eden bütün şehitlerimizi rahmetle ve şükranla yâd ediyorum.”

Bayraktar, kurbanlık fiyatlarını açıkladı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: 

-“Kurbanlık fiyatları, hayvan başına, büyükbaşta 2 bin 850 lira ile 15 bin 200 lira, küçükbaşta ise 450 lira ile 1700 lira arasında değişecek”

-“Canlı ağırlık fiyatı da kilogram başına büyükbaş hayvanlarda 14 ile 22 lira, küçükbaş hayvanlarda 11 lira ile 20 lira arasında olacağını tahmin ediyoruz”

-“Ülke ortalamasına bakıldığında, büyükbaş hayvanların canlı kilogram fiyatının 16 lira 80 kuruş, küçükbaş canlı kilogram fiyatlarının ise 14 lira 80 kuruş olduğu görülmektedir”

-“Üç büyük ilimizden, İstanbul’da Avrupa yakasında 15 lira 50 kuruşla 18 lira, Anadolu yakasında 18 lira ile 20 lira, Ankara’da 16 lira ile 18 lira, İzmir’de 15 lira 50 kuruş ile 16 lira 50 kuruş arasında değişmektedir”

-“Küçükbaş hayvan fiyatları ise canlı kilogram olarak, İstanbul’da Avrupa yakasında 15 lira ile 16 lira, Anadolu yakasında 18 lira ile 19 lira, Ankara’da 14 lira ile 16 lira, İzmir’de 12 lira ile 18 lira düzeyinde seyretmektedir”

-“Ülke ortalamasında fiyatlar, geçen yıla göre, büyükbaşta yüzde 8,9, küçükbaşta ise yüzde 9,1 oranında artmıştır. Temmuz ayı itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 8,79 düzeyinde gerçekleştiği göz önüne alındığında fiyatlarda ciddi bir artış olmamıştır”

-“Bu yıl, kurbanlıklar için halkımızın ödeyeceği tutarın 7 milyar 535 milyon lirayı bulacağını hesaplıyoruz”

-“Kurban Bayramı’nda kesileceğini tahmin ettiğimiz büyükbaş hayvan sayısından 350 bin, küçükbaş hayvan sayısından 1 milyon 80 bin baş daha fazla kesilebilecek nitelikte kurbanlık hayvan mevcudumuz var”

-“Üreticilerimizin elinde yeterli sayının üzerinde kurbanlık hayvan vardır. Kimsenin, ‘hayvan bulabilir miyim acaba’ diye bir endişe yaşamasına gerek yoktur”

-“Onca ithalat söylemlerine rağmen, kurbanlık ihtiyacının ülke içinden karşılanacak şekilde bir üretimin yapılabilmiş olması da gelecek açısından bize umut vermektedir”

-“Üreticinin elinde satılamayan hayvan kalırsa, Et ve Süt Kurumu’nun bu hayvanları bayram sonrasında uygun bir fiyata almalı. Beklentimiz, alım fiyatlarını, maliyetlerin yanı sıra yapılan ek masrafları da dikkate alarak kurbana özel belirlemeleridir”

-“Hem kurban sayısında talebin üzerinde bir fazlalık var. Hem de fiyatlar makul düzeyde seyrediyor. Bütün bu veriler spekülatif söylemleri boşa çıkarıyor”

-“Bu ülkede ithalat hayvancılığa, hatta iddia ediyorum arz talep dengesinin sağlanmasına hiçbir zaman fayda sağlamamıştır”

 

Ankara – 28.08.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, illere ve canlı ağırlığa göre farklılık göstermekle birlikte kurbanlık fiyatlarının hayvan başına, büyükbaşta 2 bin 850 lira ile 15 bin 200 lira arasında, küçükbaşta ise 450 lira ile 1700 lira arasında değişeceği; canlı ağırlık fiyatının da kilogram başına büyükbaş hayvanlarda kilogram başına 14 ile 22 lira, küçükbaş hayvanlarda 11 lira ile 20 lira arasında olacağını tahmin ettikleri bildirdi.

Bayraktar, Birlik Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında kurbanlık fiyatlarını açıkladı. Bu yıl 12 Eylül’de Kurban Bayramı’nın kutlanmaya başlanacağını hatırlatan ve hayırlı, huzurlu bir bayram dileyen Bayraktar, bilindiği gibi, kurbanlık satışlarının illere ve bölgelere göre farklılık arz ettiğini, kimi yerlerde canlı kilogram ve et fiyatı üzerinden, kimi yerlerde ise canlı hayvan üzerinden pazarlık yöntemiyle satış yapıldığını kaydetti.

Şemsi Bayraktar, Ziraat Odalarından aldıkları bilgilere göre, bu yıl Kurban Bayramı döneminde kurbanlık fiyatlarının; illere ve canlı ağırlığa göre farklılık göstermekle birlikte hayvan başına, büyükbaşta 2 bin 850 lira ile 15 bin 200 lira, küçükbaşta ise 450 lira ile 1700 lira arasında değişeceği; canlı ağırlık fiyatının da kilogram başına büyükbaş hayvanlarda 14 ile 22 lira, küçükbaşta kilogram başına 11 lira ile 20 lira arasında olacağı tahmin ettiklerini belirtti.

Görüldüğü gibi, kilogram fiyatının, büyükbaşta inek, düve, tosun, küçükbaşta koyun, keçi olmasına ve illere göre büyük farklılıklar arz ettiğini bildiren Bayraktar, bayram yaklaştıkça, gerçekleşecek taleple bu fiyatların değişebileceğine dikkati çekti.

 

-Kurbanlık fiyatları-

 

Bayraktar, şunları söyledi:

“Ülke ortalamasına bakıldığında, büyükbaş hayvanların canlı kilogram fiyatının 16 lira 80 kuruş, küçükbaş canlı kilogram fiyatlarının ise 14 lira 80 kuruş olduğu görülmektedir.

Canlı kilogram olarak büyükbaş hayvan fiyatları, satışların en fazla olduğu üç büyük ilimizden, İstanbul’da Avrupa yakasında 15 lira 50 kuruşla 18 lira, Anadolu yakasında 18 lira ile 20 lira, Ankara’da 16 lira ile 18 lira, İzmir’de 15 lira 50 kuruş ile 16 lira 50 kuruş arasında değişmektedir. Küçükbaş hayvan fiyatları ise canlı kilogram olarak, İstanbul’da Avrupa yakasında 15 lira ile 16 lira, Anadolu yakasında 18 lira ile 19 lira, Ankara’da 14 lira ile 16 lira, İzmir’de 12 lira ile 18 lira düzeyinde seyretmektedir.

Ülke ortalamasında fiyatlar, geçen yıla göre, büyükbaşta yüzde 8,9, küçükbaşta ise yüzde 9,1 oranında artmıştır.

Temmuz ayı itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 8,79 düzeyinde gerçekleştiği göz önüne alındığında fiyatlarda ciddi bir artış olmamıştır.”

 

-“3 milyon 550 bin civarında hayvan kesileceğini tahmin ediyoruz”-

 

Ülkemizde Kurban Bayramlarında; 2014 yılında 880 bin büyükbaş, 2 milyon 500 bin küçükbaş, 2015 yılında ise 867 bin büyükbaş, 2 milyon 700 bin küçükbaş hayvan kesildiğini hatırlatan Bayraktar, şöyle devam etti:

“2016 yılında da en az 850 bin büyükbaş, 2,7 milyon küçükbaş olmak üzere 3 milyon 550 bin civarında hayvan kesileceğini tahmin ediyoruz.

Bu tahminle, bu yıl, kurbanlıklar için halkımızın ödeyeceği tutarın 7 milyar 535 milyon lirayı bulacağını hesaplıyoruz.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızdan yapılan açıklamada; şu an itibarıyla kurbanlık vasfı taşıyan 1 milyon 200 bin büyükbaş, 3 milyon 780 bin küçükbaş hayvanımız olduğu ifade edilmektedir.

Bu demektir ki Kurban Bayramı’nda kesileceğini tahmin ettiğimiz büyükbaş hayvan sayısından 350 bin, küçükbaş hayvan sayısından 1 milyon 80 bin baş daha fazla kesilebilecek nitelikte kurbanlık hayvan mevcudumuz vardır.

Bu durum vatandaşlarımızın kurbanlık hayvan bulmada sıkıntı yaşamayacaklarını göstermektedir. Ziraat Odalarımızla yaptığımız görüşmeler de bu görüşü destekler niteliktedir. Üreticilerimizin elinde yeterli sayının üzerinde kurbanlık hayvan vardır. Kimsenin, ‘hayvan bulabilir miyim acaba’ diye bir endişe yaşamasına gerek yoktur.”

 

-“Kurbanlık ithal edilmemesi yerinde bir uygulama oldu”-

 

Bu yıl da geçmiş yıllardaki gibi kurbanlık ithal edilmemesinin, üreticilerimizin ellerindeki hayvanları satması, mağduriyet yaşamalarının önüne geçilmesi açısından yerinde bir uygulama olduğunu vurgulayan Bayraktar, “bu aynı zamanda hayvancılığımız açısından da önemli bir gelişmedir. Böylesine önemli bir dönemde, onca ithalat söylemlerine rağmen, kurbanlık ihtiyacının ülke içinden karşılanacak şekilde bir üretimin yapılabilmiş olması da gelecek açısından bize umut vermektedir” dedi.

 

-“Elde hayvan kalırsa Et ve Süt Kurumu uygun fiyata almalı”-

 

Görüldüğü üzere geçen yılki talebin üzerinde kurbanlık hayvan mevcudu bulunduğunu belirten Bayraktar, şöyle konuştu:

“Yine de üreticilerimiz; bu yıl bayram tatilinin çok uzun olması nedeniyle, birçok kişinin tatili tercih edip, kesim yapmayacakları, bunun da satışları olumsuz etkileyeceğini düşünmekte bu konuda endişe yaşamaktadırlar. İnşallah bu endişe yersiz çıkar, üreticilerimiz emeklerinin karşılığını alır ve hayvanlarını uygun fiyata satarlar.

Şayet satışlar beklendiği gibi olmazsa üreticilerimizin bayram döneminde satılamayan hayvanları, maliyetlerinin altında yok pahasına ellerinden çıkarmamaları, hayvancılıkta üretimin sürdürülebilirliği açısından zorunludur.

Böyle bir durum gerçekleşir de üreticinin elinde satılamayan hayvan kalırsa, Et ve Süt Kurumu’nun bu hayvanları bayram sonrasında uygun bir fiyata alması üreticimiz açısından çok önemlidir.

Bunun için yetkililerden beklentimiz, elinde kurbanlık kalan üreticilerimize yönelik belirleyecekleri alım fiyatlarını, maliyetlerin yanı sıra yapılan ek masrafları da dikkate alarak kurbana özel belirlemeleridir.

Bu durumda üreticilerimizin bir yıllık emekleri boşa çıkmayacak, mağdur olmaları engellenecektir.”

Kurban Bayramlarının, bu kadar çok hayvanın besiye alınması ve uzun süreyle bakılmaları dolayısıyla ekonomik olarak da ciddi bir hareketliliğe yol açtığını, besi amaçlı hayvan alımları için ödenen para, yem, veteriner hizmetlerinin önemli bir yekun tuttuğunu belirten Bayraktar, “bunun yanı sıra, hayvanların satış merkezlerine nakilleri, satış yerlerinde yer kiraları ve kişisel masraflar, kesimler için kasaplara ödenen para, sakatat ve derilerin satılmasına kadar birçok ticari faaliyet, bu dönemde söz konusu olmakta ve bütün bunlar ekonomik anlamda büyük meblağlara ulaşmaktadır” dedi.

 

-Besi yem masrafı 2 milyar 322 milyon lira-

 

Bayraktar, şunları söyledi:

“Bu yıl Kurban Bayramı döneminde tahmini olarak geçen yıla yakın, yani 850 bin baş büyükbaş, 2,7 milyon baş da küçükbaş hayvan kesileceği tahmininden yola çıkıldığında;

kurbanlık için besiye alınan büyükbaş hayvanların ortalama 6 ay beslendiği hesabıyla, 6 aylık yem masrafı hayvan başına 1620 lira olacaktır. Kesilecek olan 850 bin büyükbaş kurbanlık hayvan için toplam yem masrafı 1 milyar 377 milyon liraya ulaşmaktadır.

Yine ortalama 6 ay besiye alınma hesabıyla, küçükbaş hayvanlarda hayvan başına yem masrafı 350 lirayı, 2,7 milyon baş küçükbaş hayvan için yapılan toplam yem masrafı ise 945 milyon lirayı bulmaktadır.

Toplamda 3 milyon 550 bin baş kurbanlık canlı hayvan için üreticilerimizin 2 milyar 322 milyon lira civarında bir yem masrafı yaptıkları, dolayısıyla bu kadar bir paranın yem sektöründe kullanıldığı tahmin edilmektedir.

 

-Büyükbaşa 5,78, küçükbaşa 1 milyar 755 milyon lira ödenecek-

 

Ortalama 400 kilogram canlı ağırlığa sahip büyükbaş hayvanın canlı kilogramının 17 lira civarında satılacağı düşünüldüğünde bayram süresince kesilecek yaklaşık 850 bin büyükbaş hayvana halkımızın ödeyeceği para 5 milyar 780 milyon lirayı bulacaktır.

Bir küçükbaş hayvanın ortalama 650 liradan satılacağı tahminiyle, kesilecek yaklaşık 2,7 milyon küçükbaş hayvana halkımızın ödeyeceği para ise 1 milyar 755 milyon lira olacaktır.

Daha önce de belirttiğim gibi, toplamda halkımızın 3 milyon 550 bin kurbanlık için 7 milyar 535 milyon lira ödeyeceğini tahmin ediyoruz.

 

-Deri kaybı yüzde 20-

 

Standartlara uygun kesilmiş ve tuzlanmış yaş koyun derisi yaklaşık 10 liraya satılmaktadır. Ortalama 2,7 milyon koyun kesileceği hesap edildiğinde küçükbaş hayvanların derilerinin ekonomik değeri yaklaşık olarak 27 milyon lirayı bulacaktır.

400 kilogramlık bir sığırdan ortalama 30 kilogram deri çıkmaktadır. Standartlara uygun elde edilmiş, tuzlanmış sığır derisinin kilogramının 3 lira olduğu göz önüne alındığında kesilecek 850 bin baş büyük baş hayvandan elde edilecek derinin değeri 76 milyon 500 bin liraya ulaşacaktır.

Toplam olarak kurbanlıklardan standartlara uyulursa yaklaşık 103 milyon 500 bin liralık deri elde edilecektir.

Fakat kurbanlıklar çoğu yerde ehil olmayan kişiler tarafından kesildiği için deride ciddi olarak ekonomik kayıp oluşmaktadır. Bu kaybın yüzde 20’ler civarında olduğu ve toplam kaybın 20 milyon 700 bin lirayı bulduğu tahmin edilmektedir. Buna göre, kayıplar nedeniyle, Kurban Bayramında ekonomiye kazandırılan derinin değeri 82 milyon 800 bin lira civarında kalmaktadır.”

 

-Belediyelere rica-

 

Kurbanlık satmak isteyen üreticilerin, büyükşehirlerde her ilçede farklı olmak üzere satış yerlerine çadır kirası ödediklerini, fiyatların ilçelere göre farklı olduğu için net bir rakam vermek mümkün olmadığını bildiren Bayraktar, şöyle dedi:

“Masraf, kalınan sürede harcanacak paraları da dahil edecek olursak önemli bir miktarı bulmaktadır.

Satış yerleriyle ilgili buradan belediyelerimize seslenmek istiyorum; ülkenin birçok yerinde belediyeler, satış yerlerini özel sektöre ihale ediyorlar, onlar da çok fahiş fiyatlarla üreticilerimize kiralıyorlar. Üreticilerimize 3 bin-5 bin liraya kiralanan yerler var. Bu durum ciddi mağduriyetlere neden oluyor.

Üreticilerimiz zaten ne kazanıyorlar ki bir de buralara bu kadar para verebilsinler? Belediyelerden ricamız, lütfen buraları siz kiralayın ve uygun fiyattan üreticilerimize kullandırın.

-Nakliye masrafı-

 

Üreticilerimiz, Türkiye’nin dört bir yanından hayvanları şehirlerdeki kurban satış yerlerine nakletmek için nakliye parası ödemektedir.

Ayrıca üreticilerimiz, sattıkları hayvanları, alıcıların kesim yapacakları yerlere taşınmakta bunun için de para harcamaktadır. Kesilen hayvanların sayısal büyüklüğü dikkate alındığında net rakam verememekle birlikte önemli bir nakliye masrafı olduğu söylenebilir.

 

-Kasaplara ödenecek bedel 173 milyon 750 bin lirayı bulacak-

 

Kurban bayramları son yıllarda kasaplar için önemli bir gelir kapısı olmuştur.

Kasaplar, hayvanları kesme, yüzme, parçalama gibi işler için küçükbaşta 50 lira, büyükbaşta ise 250 lira civarında para almaktadır.

Büyükbaş hayvanlarının yarısının kasaplar tarafından ücret mukabilinde kesileceği tahminiyle, 425 bin büyükbaş hayvan için kasaplara ödenecek meblağ 106 milyon 250 bin lirayı bulacaktır.

Aynı şekilde küçükbaş hayvanların yarısının kasaplar tarafından kesileceği hesabıyla 1 milyon 350 bin baş küçükbaş hayvan için kasaplara ödenecek tutar 67 milyon 500 bin liraya ulaşacaktır.

Buna göre, kasaplara ödenecek bedel toplamda 173 milyon 750 bin lirayı bulacaktır.

Bunların yanı sıra kelle, paça, işkembe, bağırsak gibi sakatatlar kurban kesenler tarafından çoğunlukla alınmamakta, kasaplara veya toplayıcılara bırakılmaktadır. Bu da ciddi bir ekonomik değer oluşturmaktadır.”

 

-Vekaletle kesim ve denetimler-

 

Kurban Bayramı döneminde birçok dernek ve vakfın, hayır işlemeyi düşünen vatandaşların verdiği vekaletle onlar adına kurban kesmek için faaliyet içine girdiğine, vekaletle kesimde zaman zaman vatandaşların mağdur olabildiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:

“Dernek ve vakıflara yatırılan paraların kurban kesiminde kullanılması ve bunların iyi bir şekilde denetlenmesi çok önemlidir.

Vekaleten kurban kesmeyi taahhüt eden bu kuruluşların, bu dönemde ne kadar hayvanı nereden aldığı, hangi şartlarda ve nerelerde ne kadar kurbanlık kestiği, vekaleti veren kurban sahibinin vekaletinin yerine getirilip getirilmediği, yetkili kurumlar tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmelidir.

Aksi takdirde hem hayır işlemeyi düşünen vatandaşlarımızın hem de üreticilerimizin mağduriyeti söz konusu olabilecektir.

Bilindiği üzere hayvan pazarlarında kamu kuruluşlarınca, hayvanlar sağlık kontrolünden geçirilmektedirler. Bu kontrollerin yanı sıra hayvanların yaş uygunluğu, gebe olup olmadığı gibi vasıflar yönünden yapılan kontrollerde de titiz davranılması gerekmektedir.

Böylece halkımıza gönül rahatlığıyla kurbanlığını seçme imkanı getirilecek ve mağduriyeti önlenecektir.”

Ülkemizin sıkıntılı bir süreçten geçtiğine dikkati çeken Bayraktar, “yaşadığımız bu süreci, milletçe el ele, omuz omuza vererek kısa sürede atlatacağımıza yürekten inanıyor, ülkemize ve bütün İslam alemine barış ve huzur temennilerimle, Kurban Bayramınızı şimdiden kutluyorum. Milletimize ve bütün İslam âlemine huzurlu bir Kurban Bayramı diliyorum” dedi.

 

-Sorular-

 

Fiyatların geçen yıllara göre nasıl seyrettiğine ilişkin bir soru üzerine Bayraktar, şunları söyledi:

“Fiyatlar yıllar itibarıyla benzer bir eğilim izliyor. Sürekli basın toplantılarıyla rakamları duyuruyoruz. Kurban fiyatlarının enflasyonun çok üzerinde arttığını görmedik. Bu yıl da tespitimiz bu yönde. Bir takım spekülatif söylemlere rağmen görüyoruz ki fiyatlar makul. Özellikle ithal lobileri spekülasyon yaratıyorlar. İthalat yapmak için ‘kurbanda fiyatlar enflasyonun çok üzerinde artacak. Fiyat artışlarının önüne ithal hayvan getirerek geçebiliriz. Kurban kesecek olan insanlarımızın hem daha rahat kurbana ulaşmasını hem de daha uygun fiyatlarla kurban bulmalarını sağlarız’ şeklinde spekülatif söylemlerde bulunuyorlar. Bunu her Kurban Bayramı öncesi maalesef yaşıyoruz.

 

-“Veriler spekülatif söylemleri boşa çıkarıyor”-

 

Bakanlığımızın verdiği rakamlar ile bizim odalarımızdan aldığımız bilgiler örtüşüyor. Gördüğünüz gibi hem kurban sayısında talebin üzerinde bir fazlalık var. Hem de fiyatlar makul düzeyde seyrediyor. Bütün bu veriler spekülatif söylemleri boşa çıkarıyor.

İthalatın üreticimize ne kadar zarar verdiğini geçmiş dönemlerde gördük. Bu ülkede ithalat hayvancılığa, hatta iddia ediyorum arz talep dengesinin sağlanmasına hiçbir zaman fayda sağlamamıştır. İthalat olduğunda üretim azalmış, ahırlar boşalmıştır. Sürekli ithalat yapamazsınız. Bir zaman sonra fiyatlar yükselme eğilimine girmiş ama çarenin üretimi artırmak olduğu anlaşılmıştır. Son yıllarda verilen desteklerle üretim artmaya başlamış fiyatlar da dengeye gelmiştir. Hatta arz fazlalığı vardır. Kurbanlık açısından bir sıkıntı görünmüyor. Hedefimiz kırmızı ette 1,5 milyon tonluk yıllık üretimine ulaşmaktır. Bu hedefe emin adımlarla yürüyoruz.”

Bayraktar, bu saatten sonra kurbanlık ithalatı olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine de “Olmaz, Kurban Bayramı’na geldik zaten. Bundan sonra ithalat falan olmaz. Olması da mümkün değil. Olması için bir sebep de yok. Bir hayvan ihtiyacı yok ki? Fazlalık da görülüyor. Hatta elde kalacak hayvanları makul fiyattan, üreticimizin alın terini, emeğini değerlendirerek, Et ve Süt Kurumu tarafından alınmasını da talep ediyoruz.

Tatil uzun üreticilerimiz bir endişesi var. Tatile gidip de kurban kesmezler mi diye. İnşallah öyle bir şey olmaz. Herkes kurbanını keser, üreticimiz de mallarını rahat bir şekilde pazarlar diye umut ediyoruz. İnsanlarımız gittiği yerlerde de kurbanlarını keserler” dedi.

TABLOLAR

 

Bazı illerde 2016 yılı tahmini kurbanlık hayvan satış fiyatları:

İller

Büyükbaş Hayvan Fiyatı

Küçükbaş Hayvan Fiyatı

 

6,800-11,900 TL/baş

800-1,250 TL/baş

İstanbul (Avrupa Yakası)

Canlı kilo: 15,5-18 TL

Canlı kilo:15-16 TL

 

7,600-15,200 TL/baş

925-1,480 TL/baş

İstanbul (Anadolu Yakası)

Canlı kilo: 18-20 TL

Canlı kilo: 18-19 TL

Ankara

5,100-11,900 TL/baş

600-1050 TL/baş

Canlı kilo: 16-18 TL

Canlı kilo:14-16 TL

 

4,800-8,000 TL/baş

750-1200 TL/baş

İzmir

Canlı kilo:15,5-16,5 TL

Canlı kilo:12-18 TL

 

5,500-15,200 TL/baş

1,000-1,700 TL/baş

Bursa

Canlı kilo: 18-20 TL

Canlı kilo: 20 TL

 

4,350-8,700 TL/baş

450-900 TL/baş

Adana

Canlı kilo: 14-15 TL

Canlı kilo: 15 TL

 

4,500-14,350 TL/baş

875-1,400 TL/baş

Antalya

Canlı kilo: 19-22 TL

Canlı kilo: 17-18 TL

 

3,150-8,250 TL/baş

560-980 TL/baş

Konya

Canlı kilo: 16-17 TL

Canlı kilo: 13-15 TL

Gaziantep

6,200-9,300 TL/baş

750-1,050 TL/baş

Canlı kilo: 15-16 TL

Canlı kilo:15 TL

Şanlıurfa

4,500-12,000 TL/baş

480-840 TL/baş

Canlı kilo: 15 TL

Canlı kilo: 12 TL

İzmit

4,800-8,100 TL/baş

800-1,200 TL/baş

Canlı kilo: 18 TL

Diyarbakır

2,850-6,000 TL/baş

450-700 TL/baş

Canlı kilo: 14-16 TL

Canlı kilo:11-12 TL

Hatay

4,800-8,000 TL/baş

450-1250 TL/baş

Canlı kilo: 16 TL

Canlı kilo:15 TL

 

6,000-9,000 TL/baş

810-1,080 TL/baş

Balıkesir

Canlı kilo: 15 TL

Canlı kilo: 13-14 TL

 

3,800-11,400 TL/baş

930-1,550 TL/baş

Erzurum

Canlı kilo: 18-20 TL

Canlı kilo: 15-16 TL

 

6,600-8,250 TL/baş

825-880 TL/baş

Van

Canlı kilo: 16,5 TL

Canlı kilo:11 TL

 

5,250-8,750 TL/baş

500-1,500 TL/baş

Samsun

Canlı kilo: 17-18 TL

 

6,800-13,650 TL/baş

660-1,150 TL/baş

Sakarya

Canlı kilo: 19-20 TL

Canlı kilo:16-17TL

 

4,500-7,500 TL/baş

650-900 TL/baş

Afyonkarahisar

Canlı kilo: 14-16 TL

Canlı kilo:12,5-13,5 TL

 

3,950-13,200 TL/baş

640-950 TL/baş

Eskişehir

Canlı kilo: 16-17 TL

Canlı kilo: 16 TL

 

4,950-13,200 TL/baş

500-1000 TL/baş

Kastamonu

Canlı kilo: 16-17 TL

 

7,250-7,000 TL/baş

500-1,125 TL/baş

Çanakkale

Canlı kilo: 17-18 TL

Canlı kilo:12-12,5 TL

 

6,000-12,000 TL/baş

675-1,080 TL/baş

Karaman

Canlı kilo: 15 TL

Canlı kilo:13-14 TL

 

Bazı illerde küçükbaş ve büyükbaş kurbanlık hayvanların canlı kilogram 2015 ve 2016 Kurban Bayramı ortalama fiyatları ve geçen yıl Kurban Bayramı’na göre değişimleri:

 

 

 

 

 

Büyükbaş

Küçükbaş

 

2015

2015

2016

2016

2015/2016

2015/2016

 

Büyükbaş

Küçükbaş

Büyükbaş

Küçükbaş

Değişim

Değişim

İller

(TL/Kg)

(TL/Kg)

(TL/Kg)

(TL/Kg)

(Yüzde)

(Yüzde)

İstanbul (Avrupa yakası)

16,0

15,5

17,0

15,5

6,3

0

İstanbul (Anadolu yakası)

17,0

17,5

19,0

18,5

11,8

5,7

Ankara

15,5

15,0

17,0

15,0

9,7

0

İzmir

15,0

15,0

16,0

15,0

6,7

0

Bursa

16,5

16,5

19,0

20,0

15,2

21,2

Adana

14,5

15,0

14,5

15,0

0

0

Antalya

20,0

15,5

20,5

17,5

2,5

12,9

Konya

14,5

13,0

16,5

14,0

13,8

7,7

Gaziantep

14,5

12,5

15,5

15,0

6,9

20,0

Şanlıurfa

15,0

10,0

15,0

12,0

0

20,0

İzmit

20,5

13,0

18,0

-12,2

Diyarbakır

15,5

11,5

15,0

11,5

-3,2

0

Hatay

14,0

12,5

16,0

15,0

14,3

20,0

Balıkesir

14,5

13,5

15,0

13,5

3,4

0

Erzurum

14,5

14,0

19,0

15,5

31,0

10,7

Van

14,5

9,5

16,5

11,0

13,8

15,8

Samsun

16,0

15,5

17,5

9,4

Sakarya

17,0

13,0

19,5

16,5

14,7

26,9

Afyonkarahisar

13,0

12,0

15,0

13,0

15,4

8,3

Eskişehir

15,5

14,0

16,5

16,0

6,5

14,3

Kastamonu

15,0

16,5

10,0

Çanakkale

14,0

12,0

17,5

12,5

25,0

4,2

Karaman

13,0

12,0

15,0

13,5

15,4

12,5

Ortalama

15,5

13,5

16,8

14,8

8,9

9,1

Kaynak: Ziraat Odaları

 

Bayraktar’dan destekleme uyarısı


-Bayraktar’dan destekleme uyarısı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Sertifikalı tohum, fidan, çilek fidesi ve standart fidan kullanım desteği ve ilave sözleşmeli üretim desteği başvuruları 2 Eylül’de sona eriyor”

-“Destekten yararlanmak isteyen çiftçilerimiz, 2 Eylül Cuma günü mesai saati bitimine kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık il veya ilçe müdürlüklerine şahsen veya yasal temsilcisi aracılığıyla başvurmaları gerekiyor”

-“Yurtiçi sertifikalı tohumluk kullanan üreticilerimize dekar başına 4 lira ile 80 lira arasında tohum kullanım desteği verilecek. Orijinal ve üstü tohumluk kullananlar için bu destek yüzde 50 fazla olarak ödenecek”

-“Dekar başına tesis fidan desteği standart ve sertifikalı olarak bodur meyvede 150-400, yarı bodurda 150-350, bağ, zeytin ve diğer meyve fidanlarında 100-280, sertifikalı çilek fidesinde 350 lira olarak ödenecek”     

 

Ankara -25.08.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sertifikalı tohum, fidan, çilek fidesi ve standart fidan kullanım desteği ve ilave sözleşmeli üretim desteği başvurularının 2 Eylül’de sona ereceğini bildirerek, “Destekten yararlanmak isteyen çiftçilerimiz, 2 Eylül Cuma günü mesai saati bitimine kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık il veya ilçe müdürlüklerine şahsen veya yasal temsilcisi aracılığıyla başvurmaları gerekiyor. Belge teslimini zamanında yapamayan üreticilerimiz destekten faydalanmazlar” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 1 Ocak 2016 tarihinde başlayan başvurular için son tarihin 2 Eylül olduğunu, üreticilerin bu bilinçle hareket edip, yoğunluk ihtimalini de düşünerek son günü beklemeden başvurmalarında yarar olduğunu belirtti.

Yurtiçi sertifikalı tohumluk kullanan üreticilerimize dekar başına 4 lira ile 80 lira arasında tohum kullanım desteği verileceğini, orijinal ve üstü tohumluk kullananlar için bu desteğin yüzde 50 fazlasıyla ödeneceğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Yurtiçi sertifikalı tohum kullanım desteği, dekar başına, susam, kanola ve aspirde 4, tritikale, yulaf ve çavdarda 6, çeltikte 8, buğday ve arpada 8,5, korunga, fiğ, yem bezelyesinde 10, yer fıstığı ve yoncada 15, soya, nohut, kuru fasulye ve mercimekte 20, patateste 80 lira olacak. Orijinal ve üstü tohumluk kullanımında ilave destek yüzde 50 fazla olacak.

 

İlave sözleşmeli üretim desteği, kilogram başına soyada 3, kanolada 4, yağlık ayçiçeğinde 6 kuruş, aspirde 9 kuruş olacak.

Dekar başına tesis fidan desteği standart ve sertifikalı olarak bodur meyvede 150-400, yarı bodurda 150-350, bağ, zeytin ve diğer meyve fidanları ile Antep fıstığı anacı ile bahçe tesisinde 100-280, sertifikalı çilek fidesinde 350 lira ödenecek.

Aşılama ile çeşit değiştirme sertifikalı fidan desteği 250 lira, virüsten ari fidanlara ilave olarak standartta 50, sertifikalıda 100 lira olacak.

Patates siğili görülen alanlarda ve güvenlik kuşağında fidan kullanımı ile sanayiye yönelik çeşitlerde ilave fidan desteği yüzde 50 fazlasıyla ödenecek. Desteklenecek kapama bağ/bahçelerin 2016 yılında tesis edilmiş olması, Bakanlıkça belirlenen normlara uygun olması ve kapama bağ/bahçenin tek türde ve bir parselin asgari 5 dekar olması gerekmektedir.”

Genel Başkan Bayraktar Bursa’da…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Karacabey’de

Bursa Ziraat Odaları Başkanları ile bir araya geldi

 

Bursa-Karacabey 21.8.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Karacabey’de Bursa Ziraat Odaları ile Yalova, Susurluk ve Bandırma Ziraat Odalarının başkanlarıyla bir araya geldi.

Karacabey Ziraat Odası’nda yapılan, Genel Başkan Bayraktar ve Oda başkanlarının katıldığı istişare toplantısında, bölge tarımıyla ilgili konular ele alındı; sorunlar ve çözüm önerileri görüşüldü.

Toplantıda TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin DARCAN, Bursa Bölgesi’nin 15 Ziraat Odası Başkanı ile Yalova, İpsala, Susurluk ve Bandırma Ziraat Odası Başkanları hazır bulundu.

Genel Başkan Bayraktar nikâh şahitliği yaptı

-Genel Başkan Bayraktar nikâh şahitliği yaptı

Mustafakemalpaşa – 20.8.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, TZOB’da müfettiş olarak görev yapan Göksel Türksesi ile Ezgi Mansuroğlu’nun nikah törenine katılarak şahitlik yaptı.

    Genç çifte evlilik cüzdanlarını verirken bir konuşma yapan Bayraktar, genç evlilere mutluluklar diledi; evlilik cüzdanını Ezgi Türksesi’ne verdi. Bayraktar, gelin ve damadın anne babaları Tijen-Mehmet Ali Mansuroğlu ile Hatice-Nail Türksesi’ne hayırlı olsun, Allah mesut etsin temennisinde bulundu.

Bayraktar, İzmir İl Koordinasyon Kurulu Toplantısına katıldı


İzmir –  22.8.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, İzmir Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’na katıldı.

Selçuk Ziraat Odası’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda İzmir tarımıyla ilgili konular ele alındı; sorunlar ve çözüm önerileri görüşüldü.

 

Toplantıda 19 Ziraat Odasının başkanı hazır bulundu.

Gaziantep”teki terör saldırısı..


Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar: “Gaziantep”teki terör saldırısını şiddetle lanetliyorum.  Alçakça düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah”tan rahmet, ailelerine ve bütün milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.”

Tarım ve gıdadan dış ticarete büyük katkı…


-Tarım ve gıdadan dış ticarete büyük katkı…

-TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar:  “2006 yılbaşından 2016 Haziran sonuna kadarki süreyi kapsayan 10,5 yıllık dönemde tarım gıda ihracatı, 140,1 milyar doları bulurken, ithalat 94,1 milyar dolarda kaldı”

-“Tarım ve gıda, 10,5 yıllık sürede 46 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla ekonomiye olağanüstü bir katkıda bulundu”

-“İhracatta 2015 yılı başından bu yana yaşanan sıkıntıya rağmen, tarım ve gıda dış ticaret fazlası vermeye devam ediyor”

-“Türkiye’nin 10 yılda yağlı tohumlara, hububata ve hayvansal, bitkisel yağlara 47,1 milyar dolar döviz harcaması doğru değildir”

-“Ülkemizin bu alanlardaki açığımızı kapatacak potansiyeli vardır. Acilen sulama yatırımları tamamlanmalı, üretim açığımız olan ürünler daha fazla desteklenmeli, üretim maliyetleri düşürülmeli, verimlilik artırılmalıdır”

-“Halen yıllık bazda 150 milyon tonu aşmış olan bitkisel üretimi, verimlilikle veya ekilmeyen geniş alanları tarıma kazandırarak, çok değil yüzde 25 artırdığımızda, yıllık bazda 37-38 milyon tonluk bir ürün artışına ulaşırız”

-“Hem mevcut pazarlar zorlanarak ve yeni pazarlar bulunarak çok daha fazla ihracat imkanı yakalayabiliriz hem de üretim açığımız bulunan ürünlerde yeterliliğe ulaşır ithalatı azaltırız”

-“Başta Ortadoğu olmak üzere bölgemizde bir gıda açığı bulunduğu hepimizin malumu. Bu pazarlara bizden daha yakın bir üretim fazlası olan ülke yok”

-“Bir Suudi Arabistan pazarına bizim yerimize çok daha uzak ABD, Brezilya, Arjantin, Kanada ve Avustralya ihracat yapıyorsa neyi eksik yaptığımızı ortaya koymamız gerekir”

 

Ankara – 21.08.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım ve gıdanın dış ticarete büyük katkı yaptığını belirterek, “2006 yılbaşından 2016 Haziran sonuna kadarki süreyi kapsayan 10,5 yıllık dönemde tarım gıda ihracatı 140,1 milyar doları bulurken, ithalat 94,1 milyar dolarda kaldı. Tarım ve gıda, 10,5 yıllık sürede 46 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla ekonomiye olağanüstü bir katkıda bulundu” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, bu dönemde, tarım ve gıdayla ilgili 24 fasılda, 140 milyar 71 milyon 299 bin dolarlık ihracata ulaştığını, ithalatın ise 94 milyar 84 milyon 9 bin dolarda kaldığını bildirdi.

 

-İhracat-

 

Tarım ve gıdada Türkiye’nin 2006 yılında 8, 2007’de 9,1, 2008’de 10,8 milyar dolar ihracat yaptığını, 2009’da ihracatın 10,7 milyar dolara gerilediğini vurgulayan Bayraktar, ihracatın 2010’da 12, 2011’de 14,4, 2012’de 15,3, 2013’de 17, 2014’de 18 milyar dolara ulaştığını belirtti. Bayraktar, 2015 yılında ihracatta yaşanan tıkanma nedeniyle tarım ve gıda ihracatının 1,2 milyar dolarlık azalmayla 16,8 milyar dolara indiğine dikkati çekti.

2015 yılı Ocak-Haziran döneminde 8 milyar 186 milyon dolar olan ihracatın, bu yılın aynı döneminde yüzde 4 düşüşle 7 milyar 859 milyon dolara indiği bilgisini veren Bayraktar, 2015 Temmuz ve Ekim, 2016 Şubat ve Mayıs ayı dışında, 2015 Ocak ayından 2016 Nisan ayı sonuna kadar geçen sürede aylık bazda ihracatın gerilediğini belirtti. Bayraktar, 2016 Mayıs ayında gıda ve tarım ihracatının yüzde 0,3, 2016 Haziran ayında yüzde 5,3 artış gösterdiğini bildirdi.

 

-İthalat-

 

Türkiye’nin, 2006 yılında 3,7 milyar dolar olan tarım ve gıda ithalatının ise 2007’de 5,4, 2008’de 8,8 milyar dolara yükseldiğini, 2009’da 6,4 milyar dolara indiğini, 2010’da 7,7, 2011’de 11 milyar dolara çıktığını bildiren Bayraktar, ithalatın 2012 yılında 10,7 milyar dolara geriledikten sonra 2013 yılında 11,2, 2014’de ise 12,4 milyar dolara ulaştığını vurguladı. Bayraktar, 2015 yılında 1,2 milyar dolar azalan ithalatın 11,2 milyar dolara düştüğünü bildirdi.

İthalatın 2015 yılı Nisan ayından 2016 Mayıs ayına kadar aylık bazda gerilediğine, 2016 Mayıs ayında yüzde 9,6 arttığına, 2016 Haziran ayında ise yüzde 7,4 düştüğüne dikkati çeken Bayraktar, 2015 yılı Ocak-Haziran döneminde 6 milyar 77 milyon dolar olan ithalatın, bu yılın aynı döneminde yüzde 7 azalmayla 5 milyar 651 milyon dolara indiğini belirtti.

 

-Tarım ve gıda dış ticaret fazlası vermeye devam ediyor-

 

İhracatta 2015 yılı başından bu yana yaşanan sıkıntıya rağmen, tarım ve gıdanın dış ticaret fazlası vermeye devam ettiği bilgisini veren Bayraktar, “Tarım ve gıda, 10,5 yıllık sürede 46 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla ekonomiye olağanüstü bir katkıda bulundu. 2013 yılında tarım ve gıda 5 milyar 777 milyon, 2014 yılında 5 milyar 577 milyon, 2015 yılında 5 milyar 545 milyon dolar dış ticaret fazlası verdi. 2015 yılı Ocak-Haziran döneminde tarım ve gıdanın verdiği dış ticaret fazlası 2 milyar 109 milyon dolardı, bu yılın Ocak-Haziran döneminde 2 milyar 208 milyon dolar oldu. Böyle giderse, tarım ve gıdanın dış ticaret fazlası yine 5,8 milyar doları bulacak” dedi.

İthalatın Ocak-Haziran döneminde gerilemesinin ve dış ticaret fazlasının artmasının çiftçi ve ülke açısından olumlu bir gelişme niteliği taşıdığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Çiftçimiz, gecesini gündüzüne katarak, kar kış, yağmur çamur demeden üretiyor. 79 milyonluk ülke nüfusunun 3 milyon Suriyeli ve Iraklı sığınmacının, bunların dışında ülkemizde yaşayan 2 milyondan fazla yabancının, 41 milyon turistin gıda güvencesini sağlıyor. Yapısal sorunlarımız çözüldüğünde, üretim maliyetlerimiz düşürüldüğünde ve daha fazla desteklendiğimizde ürün açığımız olan ürünleri de rahatlıkla üretebiliriz. Bunlar olursa, Türkiye’nin istisnai birkaç ürün dışında tarım ürünü almasına gerek bile kalmaz. 

 

-“Esas sıkıntı ihracatta yaşanıyor”-

 

Esas sıkıntı ihracatta yaşanıyor. Ocak-Haziran dönemleri itibarıyla 2014 yılında 8 milyar 713 milyon dolar olan ihracat, 2015 yılında yüzde 6,05 azalmayla 8 milyar 186 milyon dolara, 2016 yılında ise yüzde 4 düşüşle 7 milyar 859 milyon dolara indi. 2014-2016 yıllarını Ocak-Haziran dönemleri itibarıyla karşılaştırdığımızda ihracattaki düşüşün yüzde 9,8’e ulaştığını görüyoruz. Meyvelerde Ocak-Haziran döneminde, 2014 yılında 1 milyar 745 milyon dolar olan ihracat, 2015’de 1 milyar 866 milyon dolara çıktıktan sonra, 2016’da 1 milyar 680 milyon dolara indi. Sebzeler ve bazı kök ve yumrularda aynı dönemlerde 2014’de 700 milyon dolar olan ihracat, 2015’de 636, 2016’da 523 milyon dolara düştü. İhracat, aynı dönemde, etler ve sakatatta 319 milyon dolardan 170 milyon dolara, süt ürünleri, yumurtalar, bal ve yenilebilir hayvansal menşeli ürünlerde 394 milyon dolardan 259 milyon dolara geriledi.”

 

-10 yıl 6 aylık dönemde meyve ve sebzeden 63,8 milyar dolar-

 

Türkiye’nin tarım ve gıda ihracatında meyve, sebze, un, hububat, pastacılık ürünleri, değirmencilik ürünleri, hayvansal ve bitkisel yağlar, tütün ve tütün yerine geçen işlenmiş maddelerin önem taşıdığı bilgisini veren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu dönemde yapılan ihracatın 36,5 milyar doları meyveler, 10,4 milyar doları sebzeler ve bazı kök ve yumrular, 17 milyar doları sebze ve meyveden elde edilen ürünler, 10,8 milyar doları hububat, un, nişasta ve süt ürünleri, pastacılık ürünleri, 9,1 milyar doları değirmencilik ürünleri, malt, nişasta, 8,9 milyar doları hayvansal ve bitkisel katı ve sıvı yağlar, 8,5 milyar doları tütün ve tütün yerine geçen işlenmiş maddelerde gerçekleştirildi.

Meyve, sebze ve bunlardan elde edilen ürünlerde toplam ihracat 63,8 milyar doları buldu.

Tarımsal ürün ihracatı, ülkemiz açısından çok önemlidir. Çünkü, tarımsal ürünler yerli katkısı en çok olan ürünlerdir. Bir otomobilde ihracatınızın önemli bir bölümünü o ürünü imal etmek için ithal ürün satın almaya kullanırsınız ama meyve sebzede böyle değildir. Üründeki ithal katkı çok azdır. Bu açıdan tarım ürünü ihraç etmek ekonomiye de dış ticarete de büyük katkı sağlar. İhracatla yaratılan talep, üretimi doğrudan olumlu yönde etkiler ve istihdamı artırır.”

 

-Potansiyel olağanüstü boyutlarda-

 

Türkiye’nin tarımdaki potansiyelinin olağanüstü boyutlarda olduğunu vurgulayan Bayraktar, “halen yıllık bazda 150 milyon tonu aşmış olan bitkisel üretimi, verimlilikle veya ekilmeyen geniş alanları tarıma kazandırarak, çok değil yüzde 25 artırdığımızda, yıllık bazda 37-38 milyon tonluk bir ürün artışına ulaşırız. Hem mevcut pazarlar zorlanarak ve yeni pazarlar bulunarak çok daha fazla ihracat imkanı yakalayabiliriz hem de üretim açığımız bulunan ürünlerde yeterliliğe ulaşır ithalatı azaltırız. Başta Ortadoğu olmak üzere bölgemizde bir gıda açığı bulunduğu hepimizin malumudur. Bu pazarlara bizden daha yakın bir üretim fazlası olan ülke yok. Bir Suudi Arabistan pazarına bizim yerimize çok daha uzak ABD, Brezilya, Arjantin, Kanada ve Avustralya ihracat yapıyorsa neyi eksik yaptığımızı ortaya koymamız gerekir.”

 

-Üretim artışı iyi planlanmalı-

 

Tarımsal üretimdeki artışın iyi planlanması gerektiğini, arz talep dengesine, iç tüketim ve ihracat olanaklarına göre karar verilmesinin elzem olduğuna belirten Bayraktar, “aksi takdirde üretim fazlası da büyük sorunlara yol açıyor. Patateste, kuru soğanda, sütte bunu yaşıyoruz. Üretim açığımız olan ürünlere ağırlık vermeliyiz” dedi.

 

-Yağlı tohumlar, hububat, bitkisel ve hayvansal yağlar ithalatın yarısı-

 

2006 yılbaşından 2016 Haziran sonuna kadarki süreyi kapsayan 10 yıl 6 aylık dönemde, ithalatta ise ilk sıraları, 15,9 milyar dolarla yağlı tohum ve meyveler, 15,6 milyar dolarla hububat, 15,6 milyar dolarla hayvansal ve bitkisel katı ve sıvı yağlar aldığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu dönemde canlı hayvan ithalatına 3,4, et ve sakatat ithalatına 1, balıklar ve deniz ürünleri ithalatına 1,6, süt ürünleri, yumurta, bal, diğer yenilebilir hayvansal menşeli ürünlere 1,3, sebze, bazı kök ve yumrulara 3,4, meyvelere 3,8, kahve, çay, baharata 1,2, kakao ve kakao ürünlerine 4,3, hububat, ün, nişasta veya süt ürünleri ve pastacılık ürünlerine 1,8, yenilebilen çeşitli gıda ürünlerine (kahve, çay hülasaları, maya, sos), meşrubat, alkollü içecekler ve sirkeye 1,9, gıda sanayi kalıntı ve döküntüleri, kaba yemlere 9,8, tütün ve tütün yerine geçen işlenmiş maddelere 4,5 milyar dolar ödendi.

Türkiye’nin 10 yıl 6 ayda yağlı tohumlara, hububata ve hayvansal, bitkisel yağlara 47,1 milyar dolar döviz harcaması doğru değildir. Yağlı tohumlar, hububat, bitkisel ve hayvansal yağlar ithalatın yarısını geçiyor. 94,1 milyar dolarlık ithalatın 47,1 milyar doları bu ürünlerin ithalatına gidiyor. Ülkemizin bu alanlardaki açığımızı kapatacak potansiyeli vardır. Acilen sulama yatırımları tamamlanmalı, üretim açığımız olan ürünler daha fazla desteklenmeli, üretim maliyetleri düşürülmeli, verimlilik artırılmalıdır.”