Bayraktar: “İstanbul Havalimanındaki alçak saldırıyı şiddetle lanetliyorum”


 -Atatürk Havalimanı’ndaki terör saldırısı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Saldırıyı şiddetle lanetliyorum”

-“Çocuk yaşlı, kadın erkek demeden masum insanları hedef alan caniler ve bu canilerin arkasındaki odaklar, amaçlarına asla ulaşamayacaklar”

-“Eli kanlı teröristler ve arkasındaki odaklar akıttıkları kanda boğulacak, amaçlarına asla ulaşamayacaklardır”

-“Terör sadece bizim değil, tüm dünyanın sorunudur. Bütün devletler ve insanlık, teröre karşı birlikte hareket etmeli, dünyayı terörden temizlemelidir”

 

Ankara – 29.06.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaki terör saldırısını şiddetle lanetlediğini bildirerek, “Çocuk yaşlı, kadın erkek demeden masum insanları hedef alan caniler ve bu canilerin arkasındaki odaklar, amaçlarına asla ulaşamayacaklar” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, terör saldırısının, havalimanında ve dış hatlar terminalinde gerçekleştirilmesine ve zamanlamasına dikkati çekerek, yapılan saldırının hunharca kan dökmeyi amaçladığını belirtti. Şemsi Bayraktar, “Bu alçakça saldırıyı gerçekleştiren eli kanlı teröristler, bu teröristlerin arkasındaki terör örgütleri ve terör odakları er geç, akıttıkları kanda boğulacak, amaçlarına asla ulaşamayacaklardır” dedi.

Terörün toplumda infial ve korku yaratmak istediğini kaydeden Bayraktar, “Bu terör saldırısının arkasındaki alçaklar şunu çok iyi bilmelidir ki kanlı hesapları asla tutmayacaktır. Milletimiz, bayrama hazırlandığı bu mübarek Ramazan gününde yapılan alçakça ve kalleşçe saldırıları boşa çıkaracak, birliğini ve beraberliğini muhafaza ederek teröre karşı topyekûn mücadelesini sürdürecektir” ifadesini kullandı.

 

Terörün sadece ülkemizin değil, bütün dünyanın ve insanlığın sorunu olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Bütün devletler ve insanlık, teröre karşı birlikte hareket etmeli, dünyayı terörden temizlemelidir.

Alçakça düzenlenen saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyorum” dedi.

Cevizde üretim artışı tüketime yetişemiyor…


-Cevizde üretim artışı tüketime yetişemiyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Anavatanı Anadolu olan cevizde, 2010 yılından bu yana ithalat için 588,6 milyon dolar döviz ödendi”

-“Döviz kazanmanın gittikçe zorlaştığı dünyada, üretimi ülke içinde yapılacak bir ürüne bu kadar döviz ödenmemesi gerekir”

-“Cevizde hedefimiz öncelikle ‘kendine yeten ülke’, sonrasında ‘ihracatçı ülke’ konumuna gelmek olmalıdır. Bu yapılırsa, tıpkı fındıkta olduğu gibi yüksek döviz geliri elde eden bir ürüne sahip oluruz”

-“İçeriğinde bulunan omega 3 ve 6 yağ asitleri, kandaki trigliserid ve kolesterolü düşürmesi, tansiyona ve kalp hastalıklarına iyi gelmesi nedeniyle kardiyologların gözde meyvesi haline gelen ceviz, tüm beslenme uzmanların diyetlerinin temel ürünlerinden biri haline geldi”

-“Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetiştirilebilen cevizde üretim rahatlıkla iki-üç katına çıkarılabilir, ithalat bir yana yüz milyonlarca dolarlık ihracat yapılabilir”

-“Üretimin artırılması için ‘kapama bahçe tesisi desteği’ verilmelidir”

 

Ankara -26.06.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, anavatanı Anadolu olan cevizde üretim artışının, tüketimi yakalayamadığını bildirerek, “2010 yılı başından 2016 yılı Nisan ayı sonuna kadar ithalat için 588,6 milyon dolar döviz ödendi. Döviz kazanmanın gittikçe zorlaştığı dünyada, üretimi ülke içinde yapılacak bir ürüne bu kadar döviz ödenmemesi gerekir” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, kuruyemiş olarak tüketiminin yanı sıra baklava, güllaç, helva, dondurma gibi tatlılarda, içli köfte, erişte pilavı, Çerkez tavuğu gibi yemeklerde kullanımı nedeniyle özellikle Türk mutfağında önemli yeri olan cevizin, kalp, damar rahatsızlıklarına da iyi gelmesinin  yıldızını gittikçe parlattığını belirtti.

İçeriğinde bulunan omega 3 ve omega 6 yağ asitleri, kandaki trigliserid ve kolesterolü düşürmesi, tansiyona ve kalp hastalıklarına iyi gelmesi nedeniyle kardiyologların gözde meyvesi haline gelen ceviz, tüm beslenme uzmanların diyetlerinin temel ürünlerinden biri haline geldiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2004-2013 döneminde dünyada ceviz üretim alanlarının yüzde 55 artarak 645 bin hektar alandan yaklaşık 1 milyon hektar alana çıktı. Üretim alanlarının çoğalması ve verimdeki artışla birlikte, toplam üretim miktarı yüzde 121 büyüyerek 1 milyon 563 bin tondan 3 milyon 458 bin tona yükseldi.

Dünya ülkelerinin ceviz ihracatı toplamı aynı dönemde 257 milyon dolardan 1 milyar 148 milyon dolara çıktı. 2004 yılında 129 bin ton olan dünya ülkelerinin ceviz ihracatı, 2013’te 298 bin tona ulaştı.”

 

-“Türkiye cevizde zenginliğine uygun üretim ve ihracat yapamıyor”-

 

Cevizin gen merkezleri ve anavatanları arasında yer alan, ceviz varlığıyla en önemli ülkeler arasında olan Türkiye’nin, bu zenginliğine uygun üretim ve ihracat yapamadığını vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Dünyada 50’den fazla ülkede ceviz yetiştiriciliği yapılıyor. Çin’in birinci sırada yer aldığı ceviz üretimde, bu ülkeyi İran ve ABD izlerken, Türkiye 4’ncü durumda; yalnız Türkiye, tüketimi hızla artan ülkeler arasında bulunuyor.

Ceviz üretimimizin önemli bir bölümü tohumdan yetişmiş ağaçlardan karşılanırken, kalite de yeterli değildir. Üretim, tüketime göre yetersiz kalınca, ithalat kaçınılmaz bir hal alıyor. 2004 yılında 168 bin dekar alanda 126 bin ton ceviz üretiliyordu. Sadece 6 ton ceviz ihracatına karşılık, 8 bin 696 ton ithalat yapılıyordu. Ceviz ithalatı için 4,6 milyon dolar ödenirken, ihracat 9 bin doların altındaydı.

2015 yılında üretim alanları 4,3 katına çıktı ve 718 bin 196 dekara ulaştı. Üretim, 2004-2013 döneminde 126 bin tondan, 212 bin 140 tona yükseldi. Üretim, 2014 yılında 180 bin 807 tona indi. 2015 yılında 190 bin tona ulaşan üretimin, bu yıl 195 bin tona çıkması bekleniyor. İhracat 13 ton civarında ve 12 bin 815 dolar döviz geliri elde edildi. İthalat, 2015 yılında 38 bin 156 tona yükseldi. Bunun için, 115,4 milyon dolar döviz ödendi.”

 

-Anavatanı Anadolu ama…-

 

Tüketimin sürekli arttığı cevizde, üretim artışının tüketime yetişemediğini bildiren Bayraktar, “anavatanı Anadolu olan cevizde bir türlü üretim, tüketimi karşılamaya yetmiyor. 2010 yılı başından 2016 Nisan ayı sonuna kadar 199 bin 196 ton ceviz ithal edildi. Bu ithalat için 588,6 milyon dolar döviz ödendi. Döviz kazanmanın gittikçe zorlaştığı dünyada, üretimi ülke içinde yapılacak bir ürüne bu kadar döviz ödenmemesi gerekir. Bir an önce ceviz üretimi artırılmalıdır” dedi.

Bayraktar, Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetiştirilebilen cevizde üretimin rahatlıkla iki-üç katına çıkarılabileceğini, ithalat bir yana yüz milyonlarca dolarlık ihracat yapılabileceğini bildirdi.

 

-“Uzman görüşü alınmadan bahçe kurulacak yer seçilmemelidir”-

 

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“Son yıllarda üretimin iç tüketimi karşılayamaması neticesinde, devletin kapama ceviz bahçeleri tesisine yönelik verdiği teşvikler, özel sektörün ceviz yetiştiriciliğine olan ilgisi ve aşılı ceviz fidanı üretiminin fidancılık içinde karlı bir üretim kolu haline gelmesi, yüzlerce kişiyi aşılı ceviz fidanı üretimine sevk etmiştir. Ceviz bahçeleri tesis edilirken artık uzman bilgisine ihtiyaç duyulmadan kurulmaya başlanmıştır. Bahçenin kurulacağı yerin uzman görüşü alınmadan seçimi, araziye dikilecek ceviz fidanlarında çeşitlerin yanlış seçilmesi, bilinçsiz uygulamalar verim kayıplarına neden olmaktadır.

Son zamanlarda internet sitelerinde sıklıkla gördüğümüz üzere ‘anahtar teslimi ceviz bahçeleri’, ‘sertifikalı ceviz fidanı’ gibi reklamları yer almaktadır. Çiftçilerimizin ve ceviz bahçesi kurmak isteyen girişimcilerin çeşit seçimi konusunda dikkatli olmaları gerekmektedir. Meyve bahçelerinin ilk kurulumunda yapılan hataların sonradan telafisi mümkün olmadığından üreticilerin, konusunda uzman, güvenilir, referansı olan firmalarla işbirliği yapmalarında fayda vardır.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın başlattığı ‘5 bin köye 5 bin gelir getirici orman seferberliği’ projesini önemli bir adım olarak görüyoruz. Bu proje ile hem ceviz, badem, fıstık çamı gibi üretim açığı olan ürünlerin üretimi geliştirilecek hem de verimli olmayan ormanlarda meyve bahçelerinin kurulmasıyla bozuk orman alanlarımızı daha iyi değerlenecektir.”

Ceviz yetiştiriciliğinde verilen mazot ve gübre desteklerinin yanı sıra sertifikalı ve standart fidan desteğinin şahısların olduğu kadar özel sektörü de kapama ceviz bahçesi kurmaya yönlendirdiğini bildiren Bayraktar, “Üretimin artırılması için ‘kapama bahçe tesisi desteği’ verilmelidir. Cevizde hedefimiz öncelikle ‘kendine yeten’ ülke, sonrasında ‘ihracatçı ülke’ konumuna gelmek olmalıdır. Bu yapılırsa, tıpkı fındıkta olduğu gibi yüksek döviz geliri elde eden bir ürüne sahip oluruz” dedi.

Bayraktar, Başbakan Yıldırım’a tarımın sorunlarını anlattı

-Bayraktar, Başbakan Yıldırım’a tarımın sorunlarını anlattı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Bölgemizdeki istikrarsızlıktan zarar gören çiftçilerimizin borçları yapılandırılmalı, düşük faizli selektif krediler artırılmalıdır”

-“Bölgede, özellikle Irak’ın kuzeyinde yaşanan ekonomik kriz kanatlı ve yumurta sektörünü vurdu. Rusya ile yaşanan kriz yaş meyve ve sebze ihracatını olumsuz etkiledi. Önemli miktarda ürün elde kaldı. Üretici fiyatları düştü”

-“Bütün bunlar çiftçimizin borç stokunu artırmıştır. Borç stokunun önemli kısmı da cari faiz üzerinden borçlanmadır. Bu sorunu uzun vadeli kredilerle aşabiliriz”

-“Gümrük birliğinde yapılacak genişleme konularından bir tanesi de tarımdır. Etki analizleri iyi yapılmalı, tarımın rekabet açısından güçsüz alanları tespit edilmelidir”

-“Üretici maliyetleri düşürülmeden, verimlilik artırılmadan koyunculuk hariç hayvancılık, hububat ve yağlı tohumlarda pek rekabet şansımız olmaz. Rekabette zorlanacak güçsüz

alanlar, gümrük birliği dışında tutulmalı, korunmalıdır”

 

Ankara – 24.06.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bölgesel sorunların tarım ve gıda ihracatını olumsuz etkilediğini, önemli miktarda ürünün elde kaldığını, üretici fiyatlarının düştüğünü bildirerek, “bütün bunlar çiftçimizin borç stokunu artırmıştır. Borç stokunun önemli kısmı da cari faiz üzerinden borçlanmadır. Bölgemizdeki istikrarsızlıktan zarar gören çiftçilerimizin borçları yapılandırılmalı, düşük faizli selektif krediler artırılmalıdır” dedi.

Bayraktar, Türkiye-Avrupa Birliği Karma İstişare Komitesi (KİK) üyeleriyle birlikte Başbakan Binali Yıldırım’ı ziyaret etti. Yapılan toplantıda Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de bulundu. Şemsi Bayraktar, toplantıdaki konuşmasında, Türkiye’nin terör başta olmaz üzere kendi sorunlarıyla baş etmeye çalışırken bir yandan da bölge sorunlarıyla da uğraştığını belirtti.

Bölgedeki istikrardan en fazla yararlanacak olanın Türkiye olacağını bildiren Bayraktar, şunları söyledi:

“Suriye’deki sıkıntılar 3 milyon sığınmacının Türkiye’ye gelmesine neden oldu. Türk çiftçisi ve tarımı, bu sığınmacıları da beslemektedir. Yine bölgede, özellikle Irak’ın kuzeyinde yaşanan ekonomik kriz kanatlı ve yumurta sektörünü vurmuştur. Nisan ayında kanatlı eti ihracatı yüzde 50, yumurta ihracatı yüzde 30 geriledi. Yumurta üretiminde yüzde 2’nin üzerinde, tavuk eti üretiminde yüzde 10’a yaklaşan bir küçülme var. 

Rusya ile yaşanan kriz yaş meyve ve sebze ihracatını olumsuz etkiledi. Önemli miktarda ürün elde kaldı. Üretici fiyatları düştü. Bütün bunlar çiftçimizin borç stokunu artırmıştır. Borç stokunun önemli kısmı da cari faiz üzerinden borçlanmadır. Bölgemizdeki istikrarsızlıktan zarar gören çiftçilerimizin borçları yapılandırılmalı, düşük faizli selektif krediler artırılmalıdır. Bu sorunu uzun vadeli kredilerle aşabiliriz.

Yine gübre ve yemde yapılan KDV indirimi çiftçimize yansımadı.”

 

-Türkiye-AB ilişkileri-

 

Konuşmasında, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine de değinen Bayraktar, şöyle devam etti:

“Gümrük birliğinde yapılacak genişleme konularından bir tanesi de tarımdır. Etki analizleri iyi yapılmalı, tarımın rekabet açısından güçsüz alanları tespit edilmelidir. Mevcut yapısal sorunların üzerine gümrük birliği kaynaklı sorunlar eklenmemelidir.

Üretici maliyetleri düşürülmeden, verimlilik artırılmadan koyunculuk hariç hayvancılık, hububat ve yağlı tohumlarda pek rekabet şansımız olmaz. Rekabette zorlanacak güçsüz alanlar, gümrük birliği dışında tutulmalı, korunmalıdır.”

Bayraktar, konuşmasında, tarımın diğer konuları ve sorunlarını da dile getirdi.

Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde iftara katıldı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldiği iftar programına katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada, bugün devlet millet kaynaşmasının en güzel görüldüğü alanların başında sivil toplum faaliyetlerinin geldiğini belirterek, “Sivil toplum kuruluşlarımızın her biri kamu yararına çalışan yani millete hizmet eden, bunu da meccanen yapan kuruluşlarımızdır. Bu bakımdan her türlü desteği, her türlü teşviki sonuna kadar hak ediyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.  

Çiftçi Kayıt Sistemi için son hafta uyarısı


-Çiftçi Kayıt Sistemi için son hafta uyarısı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Çiftçilerimizin, içinde bulunduğumuz Ramazan ayında yoğunluk yaşanabileceği ihtimalini de göz önünde bulundurarak son günü beklemeden bir an önce 2016 yılı ÇKS kayıtlarını yaptırmalarında fayda var”

“Üreticilerimizin, yıl içinde mazot, kimyevi gübre, yem bitkileri ve prim uygulamaları gibi desteklemelerden yararlanabilmesi için ÇKS kaydını mutlaka yaptırması gereklidir”

-“Üreticilerimiz, ÇKS’ye kayıtlı tarım arazileri üzerindeki bilgilerin güncellenmesini, 15 Temmuz-15 Ağustos arasında yaptırabilecekler”

 

Ankara – 23.06.2016–Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Çiftçi Kayıt Sisteminde (ÇKS) başvuruların 30 Haziran 2016 Perşembe günü mesai saati bitiminde sona ereceğini bildirerek, “Çiftçilerimizin içinde bulunduğumuz Ramazan ayında yoğunluk yaşanabileceği ihtimalini de göz önünde bulundurarak bir an önce ÇKS kayıtlarını yaptırmalarında fayda var” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada ÇKS başvurusunu yaptırmayan üreticilerin, yıl içinde mazot, kimyevi gübre, yem bitkileri ve prim uygulamaları gibi desteklemelerden yararlanamayacaklarını belirtti. Uygulanan desteklemelerin yanı sıra yıl içerisinde yaşanması muhtemel herhangi bir doğal afet sonucu meydana gelen zarar doğrultusunda kredi borçlarının ertelenmesi veya afet sonrası yapılacak her türlü tarımsal desteklemeler için de ÇKS başvurularının mutlaka yaptırılmış olması gerektiğinin altını çizen Bayraktar, şunları kaydetti:

“Çiftçilerimiz 30 Haziran 2016 Perşembe günü mesai bitimine kadar 2016 yılı ÇKS başvurularını yaptırmalıdır. Üreticilerimiz, Ramazan ayını da dikkate alarak,  muhtemel sıkışıklıkları düşünerek son günü beklenmeden Odalarımızdan alacakları çiftçi belgesi ve diğer belgelerle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın il ve ilçe müdürlüklerine bir an önce başvurusunu yapmalıdır.”

ÇKS kaydını yaptıramayanların, 2016 yılı desteklerinden faydalanamayacağını bildiren Bayraktar, “Çiftçilerimizin 30 Haziran 2016 tarihten sonra sahip oldukları veya kiraladıkları tarım arazileri dışında yeni bir çiftçi ve arazi kaydı yapamayacak. Ancak çiftçilerimiz, içinde bulunulan üretim yılında ÇKS’ye kayıtlı tarım arazileri üzerindeki üretim bilgilerinin güncellenmesini, 15 Temmuz-15 Ağustos 2016 tarihleri arasında yaptırabilecekler. Mücbir sebeplerden kaynaklanan üretim bilgisi değişiklikleri üretim yılı içinde yapılabilecek” dedi.

Kanatlıda ihracat sancısı…


-Kanatlıda ihracat sancısı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Nisan ayında, tavuk eti üretimi yüzde 9,7, yumurta üretimi yüzde 2,2 azaldı”

-“4 aylık dönemde tavuk eti üretimi yüzde 7,1, tavuk yumurtası üretimi yüzde 1,5 düştü”

-“ 2015’te 1,91 milyon tonla rekor kıran tavuk eti üretimi Nisan dahil son 1 yıllık dönemde 1,86 milyon tona geriledi”

-“2015’te 16,73 milyar adet olan yumurta üretimi son 1 yıllık dönemde 16,64 milyar adede düştü”

-“Tavuk eti üretimi Nisan’da da, 2015 yılının aynı ayına göre 171 bin 794 tondan 155 bin 210 tona, yumurta üretimi 1 milyar 461 milyon adetten 1 milyar 429 milyona geriledi”

-“Kanatlı eti ihracatı Nisan’da yüzde 50, yumurta ihracatı yüzde 30,3 geriledi”

-“Irak’a yapılan kanatlı ihracatındaki yüzde 45, yumurtadaki yüzde 33 gerileme tıkanmanın ana nedeni oldu”

-“Kanatlı sektörünün büyümesini sürdürmesi ancak ihracatla mümkün olur. İhracatta bütün kanallar zorlanmalıdır”

-“Kanatlı sektörü ulaştığı üretim teknolojisi ve boyutuyla yüz akı bir sektörümüz”

-“Bu sektörün dış rekabetinde ve ihracatının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır”

-“İhracattaki sıkıntıların aşılabilmesi için geleneksel pazarlara ve Ortadoğu ülkelerine daha fazla ihracat yapılması gerekiyor”

 

Ankara – 18.06.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kanatlı sektörünün “ihracat sancısı” yaşadığına dikkati çekerek,  son açıklanan verilere göre, Nisan ayında kanatlı eti ihracatının yüzde 50, yumurta ihracatının ise yüzde 30,3 gerilediğini belirtti. Bayraktar, Nisan ayında, tavuk eti üretiminde yüzde 9,7, yumurta üretiminde ise yüzde 2,2 azalma kaydedildiğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2016 yılı Nisan ayında tavuk eti üretiminin, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,7 azalarak, 171 bin 794 tondan 155 bin 210 tona, tavuk yumurtası üretiminin ise yüzde 2,2 gerileyerek 1 milyar 461 milyon 825 adetten 1 milyar 429 milyon 381 adede indiğini kaydetti.

2015 yılında 16 milyar 727 milyon 510 adet olan yumurta üretiminin Nisan ayı dâhil son bir yılda yüzde 0,5 azalmayla 16 milyar 636 milyon 30 adede gerilediğini, 1 milyon 909 bin 276 ton olan tavuk eti üretiminin ise yüzde 2,4 azalışla 1 milyon 862 bin 984 tona gerilediğine işaret eden Bayraktar, “2016 Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarında tavuk eti üretimi, 2015 yılının aynı aylarına göre geriledi. Yumurta üretimi, 2015-2016 döneminde, Ocak ayında azaldıktan sonra, Şubat ayında bir miktar arttı ancak, Mart ayında yeniden düştü, Nisan ayında ise yüzde 2,2 azaldı. 4 aylık dönemde tavuk eti üretimi yüzde 7,1 azalarak 651 bin tondan 604 bin tona, tavuk yumurtası üretimi yüzde 1,5 azalarak, 5 milyar 952 milyon adetten 5 milyar 861 milyon adede indi” dedi.

 

-Kanatlı sektörü yüz akımız-

 

Kanatlı sektörünün büyümesini sürdürmesi için ihracatın düzenli şekilde devamının çok önemli olduğuna, ihracatın sekteye uğramaması gerektiğine işaret eden Bayraktar, “Kanatlı sektörü ihracatındaki sıkıntılar giderilmelidir. Kanatlı sektörü ulaştığı üretim teknolojisi ve boyutuyla yüz akı bir sektörümüz. Bu sektörün ihracatının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır” ifadesini kullandı.

 

-Kanatlı İhracatında düşüş-

 

Üretimdeki düşüşün en büyük sebeplerinden birinin ihracatta yaşanan sıkıntı olduğunu, Nisan ayında kanatlı eti ihracatının yüzde 50, yumurta ihracatının ise yüzde 30,3 gerilediğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin kanatlı eti ihracatı, 2016 yılı Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarında geriledi. Geçen yılın aynı ayına göre, Ocak ayında, yüzde 56,1 azalmayla 42,2 milyon dolardan 18,5 milyon dolara, Şubat’ta yüzde 34,8 gerilemeyle 42,6 milyon dolardan 27,8 milyon dolara, Mart ayında yüzde 35,6 azalmayla 47,4 milyon dolardan 30,5 milyon dolara, Nisan ayında yüzde 50 azalmayla 52 milyon dolardan 26 milyon dolara indi.

Yumurta ihracatı Ocak ayında yüzde 35,05 düşüşle 34,9 milyon dolardan 22,6 milyon dolara, Şubat’ta yüzde 34,2 gerilemeyle 31,7 milyon dolardan 20,9 milyon dolara, Mart’ta yüzde 39,5 düşüşle 34,2 milyon dolardan 20,7 milyon dolara, Nisan’da yüzde 30,3 düşüşle 28,2 milyon dolardan 19,6 milyon dolara geriledi.

 

-Irak pazarı etkili oldu-

 

İhracattaki bu gerilemede en önemli ihraç pazarımız olan Irak’a yapılan ihracattaki düşüş etkili oldu. Irak, Nisan 2016’da toplam kanatlı ihracatının yüzde 65’ini, yumurta ihracatının yüzde 85’ini sağladı. Bu ülkeye yapılan kanatlı eti ve ürünleri ihracatı, Nisan 2016’da, geçen yılın aynı ayına göre, yüzde 45 azalmayla 30,3 milyon dolardan 16,6 milyon dolara,  yumurta ihracatı ise yüzde 33 azalmayla 17,3 milyon dolardan 13 milyon dolara geriledi.

2015 yılında kanatlı eti ihracatı 651 milyon dolardan 436,8 milyon dolara, yumurta ihracatı 402 milyon dolardan 273,5 milyon dolara düşmüştü. İhracatta yaşanan tıkanma ve düşüş devam ediyor. Kanatlı sektörü ihracatındaki tıkanma üretime de yansıyor.”

Bayraktar, 2015’te bazı bölgelerde lokal düzeyde yaşanan kuş gribi vakası sonrası kaybedilen pazarların yeni yeni tekrar elde edilmeye başlanması, küresel düzeyde talep düşüşü, çevre ülkelerde yaşanan iç karışıklıkların ulaştırma ve ihracat imkanlarını kısıtlaması nedeniyle ihracatta düşüş görüldüğünü vurguladı.

 

-“Yeni pazarlara ağırlık verilmelidir”-

İhracattaki sıkıntıların aşılması, geleneksel pazarlara ve Ortadoğu ülkelerine daha fazla kanatlı eti ve yumurta ihracatı yapılması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, “İhracat acilen desteklenmeli, yeni pazarlara ağırlık verilmelidir. Ayrıca Çin pazarının tekrar açılması için girişimlerde bulunulmalı, Japonya pazarına giriş için çalışmalar hızlandırılmalı, Suudi Arabistan pazarına girmek için destekler verilmelidir. En önemlisi ise Avrupa Birliği pazarına girmektir. AB’ye ihracatın açılması için yapılan çalışmalar hızlandırılmalıdır” dedi.

Bayraktar şöyle devam etti:

 “Üretim maliyetlerinin en önemli kalemlerinden birisi olan elektrik fiyatları çiftçilerimizi zorlamaktadır. Enerji fiyatları çok yüksektir. Enerji maliyetlerinin yüksekliği tavuk eti maliyetlerinin artmasına neden olmakta, ayrıca ihracatta rekabetçi konumda olmamızı engellemektedir. Özellikle yetiştirme kümesleri sanayi tarifesinin de üstünde bir tarifeyle enerji kullanmaktadır. Seralar için yapılan tarife düzenlemesi kümesler için de uygulanmalı, bu üreticilerimizin de indirimli tarifeden elektrik almaları sağlanmalıdır.”

“Dünya’yı koru, Araziyi iyileştir, İnsanı yaşat…”

“Dünya’yı koru, Araziyi iyileştir, İnsanı yaşat…”

Bayraktar, Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü toplantısına katıldı

Ankara – 17.6.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü dolayısıyla düzenlenen toplantıya katıldı.

DSİ Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyonu Başkanı Recep Konuk, TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Cihan Pektaş, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Ahmet Antalyalı, Müsteşarlar, Genel Müdürler katıldı.

Bu yılki teması “Dünya’yı koru, Araziyi iyileştir, İnsanı yaşat” olarak belirlenen Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü toplantısında konuşan Bakan Eroğlu, çölleşme ve kuraklığın sadece Türkiye değil, bütün dünya için büyük tehlike oluşturduğuna işaret ederek, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için herkesin işbirliği içinde mücadele etmesi ve çalışması gerektiğini vurguladı.

Çölleşme ve kuraklık mücadelesinde ağaçlandırmanın önemine de değinen Eroğlu, şimdiye kadar 3,5 milyar fidanı toprakla buluşturduklarını, hedefleri, dünyadaki her insan için bir fidan olmak üzere, 7 milyar fidan olarak açıkladı.

Toplantının ardından fotoğraf sergisinin açılışı yapıldı; KKTC’ye su aktarımıyla ilgili sunum 3D gözlüklerle izletildi.

Toplantıya katılanlara Orman Genel Müdürlüğü tarafından çam fidanı dağıtıldı.

Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü


-Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:“Çölleşme yüzünden dünyamızın geleceği ve insanlığın gıda güvencesi tehlikededir”
-“Kurak, yarı kurak ve az yağışlı bölgelerde iklim değişikliği ve insan faaliyetleriyle ortaya çıkan çölleşmenin en önemli nedeni ise erozyondur”
-“Ülkemiz topraklarının yüzde 90’ında değişik derecelerde erozyon yaşanmaktadır”
-“Erozyonun en önemli sebebi ise ormanların ve bitki örtüsünün tahrip edilmesidir”
-“Tarım alanlarındaki erozyona neden olan en önemli etkenler ise yanlış sulama, anız yakma, toprağın yanlış işlenmesidir”
-“Aşırı sulama verimli toprakların taşınmasına, tuzlulaşmasına, çoraklaşmasına sebep oluyor. Zaten su zengini olmayan Türkiye’nin aşırı sulama bir yana bir damla suyunu dahi heba etme lüksü yoktur”

Ankara – 17.06.2016 -Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çölleşmenin, dünyanın geleceği ve insanlığın gıda güvencesi açısından büyük tehlike oluşturduğunu vurguladı.
Bayraktar, 17 Haziran Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, araştırmalara göre, dünyada her yıl Hollanda’nın üç katı büyüklüğünde bir alanın çölleştiğine dikkati çekti. Dünyadaki toplam kara alanlarının dörtte birinin farklı düzeylerde çölleşme tehdidi altında olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Kurak, yarı kurak ve az yağışlı bölgelerde iklim değişikliği ve insan faaliyetleriyle ortaya çıkan çölleşmenin en önemli nedeni ise erozyondur. Ülkemiz, erozyona en fazla maruz kalan ülkeler arasındadır. Türkiye topraklarının yüzde 90’ında değişik derecelerde erozyon yaşanmaktadır. Erozyonun en önemli sebebi ise ormanların ve bitki örtüsünün tahrip edilmesidir. Toprağın aşırı kullanımı, iklim değişikliği, ormansızlaşma, anız yakma, amaç dışı toprak kullanımı, meraların tarıma açılması, aşırı otlatma, plansız sulama ve eğitimsizlik gibi nedenlerle çölleşmeyi hızlandırmaktadır.
Ayrıca nüfus artışına paralel olarak gıda, toprak ve suya olan talebin artması, zenginleşmeyle insanların tüketim alışkanlıklarının değişmesi doğal kaynaklar üzerinde baskı yapmakta, bu da çölleşmenin bir başka nedenini oluşturmaktadır.”

-“Ülkemizde çölleşme”-

Ülkemizin, iklim şartları, yer şekilleri ve toprak özellikleriyle “Dünya Çölleşme Tehlikesi Haritası”nda “Çölleşmeye fazla duyarlı” bir ülke olarak yer aldığına işaret eden Bayraktar, “Bu nedenle ülkemizde çölleşmeyle mücadele ve kuraklığın etkilerini azaltmada acil tedbirlerin alınması zorunludur” dedi.
Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Topraklarımızın yaklaşık yüzde 60’ı, yüzde 12’den fazla eğimi olan arazilerden oluşmaktadır. Bundan dolayı topraklarımızın yaklaşık yüzde 70’inin derinliği azdır. Tarım, orman ve mera alanlarımızın önemli bir bölümü yeterli su içeriğine de sahip değildir. Eğimin fazlalığı, bitki örtüsünün yetersizliği, toprağın aşınmaya uygun veya duyarlı olması topraklarımızı erozyon tehdidiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Bunun yanında aşırı nüfus baskısının getirdiği tarım topraklarının amaç dışı kullanımı, tarım alanlarının yetenek sınıflamasına göre kullanılmaması, tarımsal yönden verimli alanların ve değerli doğal yaşam alanlarının geri dönülmeyecek biçimde elden çıkmasına yol açmaktadır.
Türkiye’de her yıl binlerce dönüm tarım arazisi, erozyona sebep olan hatalı sulama ve yanlış toprak işleme gibi uygulamalardan dolayı kullanılamaz hale geliyor. Ayrıca, su kaynaklarımız bilinçsiz sulama nedeniyle israf ediliyor. Aşırı sulamaya bağlı olarak, verimli topraklarımız akan sularla birlikte taşınıyor. Topraklarımız tuzlulaşıyor, çoraklaşıyor. Zaten su zengini olmayan ülkemizde, aşırı sulama bir yana, bir damla suyu dahi heba etme lüksümüz yoktur. Yine aşırı sulamaya bağlı olarak ekili alanlarda drenaj sorunu yaşanıyor. Ürünlerimizde verim ve kalite kayıpları meydana geliyor.
Büyük bir tarımsal potansiyele sahip ülkemizde insanlarımızın çölleşme ve erozyonla mücadele konusunda daha fazla duyarlı ve bilinçli olabilmesi için kamu ve özel kuruluşların konuya gereken hassasiyeti göstermeleri son derece önemlidir. Toplumda çölleşmeyle mücadele bilincinin oluşturulması, çevre sorunlarına karşı duyarlı olunması ve gerekli önlemlerin alınmasının temelinde de eğitim yatmaktadır.”

-“Toprak ve su olmazsa olmaz”-

Yaşamın devamı için zorunlu olan toprak ve su gibi olmazsa olmaz doğal kaynakların korunması ve amacına uygun kullanılmasının son derece önemli olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Gelecek nesillerin gıda gereksinimlerinin ülke kaynaklarıyla karşılanabilmesi başta toprak ve su olmak üzere ancak ve ancak doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımıyla mümkün olabilir. Toprağımız geleceğimizdir, toprağımız geleceğindir. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için iklim değişikliği sürecinin olumsuz etkilerine karşı hazırlıklı ve dayanıklı olmak zorundayız. Her geçen gün azalmakta olan doğal kaynaklarımızı ve verimli arazilerimizi korumalı, bozulan alanların rehabilitasyonu için çalışmalara hız vermeliyiz.”

Bayraktar’dan Bakan Eroğlu’na ziyaret

-Bayraktar’dan Bakan Eroğlu’na ziyaret

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu ile görüştü

-Görüşmede, Bakanlık ve TZOB işbirliğiyle orman ürünleri üretim alanlarının geliştirilmesi ve bu konuda çiftçilere ortak çalışmayla eğitim verilmesi kararlaştırıldı

 

Ankara – 16.6.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nu ziyaret etti.

Bayraktar’ın, yeni kabinede de görev alan Eroğlu’na başarı temennilerini ilettiği görüşmede, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Türkiye Ziraat Odaları Birliği işbirliğiyle aromatik bitkiler, mantar ve bal gibi orman ürünlerin üretim alanlarının geliştirilmesi ve bu konuda çiftçilere ortak eğitim verilmesi kararlaştırıldı.

Bayraktar, 2002 yılında 20.8 milyon hektar olan orman varlığının 2015 sonunda 22,3 milyon hektara çıkarılması; 1000 günde 1000 gölet projesiyle 1,7 milyon dekar tarım alanının sulanmasının sağlanması ve 2019 yılı sonuna kadar 1 milyon hektar tarım alanın daha sulamaya açılması hedefi dolayısıyla duyduğu memnuniyeti iletti.

Çiftçiler ve tarımsal üretim için taleplerini de Bakan Eroğlu’na ileten Genel Başkan Bayraktar, sulamada randıman ve sulama oranlarında talep ettikleri artış rakamlarını dile getirdi. Drenajın tarım topraklarının korunması açısından önemine dikkati çeken Bayraktar, drenaj sorunlarının yapılacak yatırımlarla acilen çözüm beklediğini vurguladı.

Meriç, Ergene, Gediz, Büyük Menderes gibi nehirlerdeki kirlenmeye de işaret eden Bayraktar, bu konuda etkin mücadele beklediklerini ifade etti.

Bakan Eroğlu da nehirler konusunda yaptıkları çalışmalara değinirken, özellikle Ergene Nehri’nde önemli aşamalar kaydettiklerini, Büyük Menderes ve Gediz ile ilgili çalışmalara da başladıklarını belirtti.

Ziyarette, TZOB Yönetim Kurulu üyeleri Bekir Şinasi Özdemir, Mehmet Latif Maskan ve Ahmet Bahadır Sezgin de hazır bulundu.

Tarımda istihdam 310 bin kişi arttı


-Tarımda istihdam 310 bin kişi arttı
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “2016 Şubat ayında 4 milyon 783 bin olan tarımdaki istihdam 2016 Mart ayında 310 bin artışla 5 milyon 93 bine çıktı”

-“İşsizliği 1,8 puan düşürerek yüzde 11,9’dan yüzde 10,1’e çeken tarım, istihdamın beşte birini karşıladı”

-“Tarım, 2016 Mart ayıyla birlikte istihdamdaki payını yüzde 18,4’ten yüzde 18,9’a çıkardı”
-“Mart ayıyla birlikte tarım yine istihdamdaki ağırlığını hissettirmeye başladı”
-“Üretim, diğer sektörlere katkı ve ihracat açısından olduğu kadar istihdamda da özellikle krizlerde Türk ekonomisinin can damarlarından biri olan tarım, milyonlarca kişiye aş ve iş sağlıyor”

Ankara – 15.06.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımsal istihdamın mevsim şartları nedeniyle tarımsal faaliyetlerin artmaya başladığını bildirerek, “2016 Şubat ayında 4 milyon 783 bin olan tarımdaki istihdam, 2016 Mart ayında 310 bin artışla 5 milyon 93 bine çıktı” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, Mart ayında toplam istihdamın 537 bin kişi artarak 26 milyon 456 binden 26 milyon 993 bine yükseldiğini, tarımın istihdam artışının yüzde 57,7’sini tek başına karşıladığını belirtti. İşsizliği 1,8 puan düşürerek yüzde 11,9’dan yüzde 10,1’e çeken tarımın, istihdam artışının bir sonucu olarak istihdamın beşte birine yakınını karşılar hale geldiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bayraktar, Mart 2016’da 26 milyon 993 bin olan istihdam edilenlerin 14 milyon 682 bininin hizmetler, 5 milyon 295 bininin sanayi, 1 milyon 923 bininin inşaat, 5 milyon 93 bininin ise tarımda çalıştığını kaydetti.

-Ekonomideki önemini koruyor-

Tarım Mart ayıyla birlikte yine istihdamdaki ağırlığını hissettirmeye başladı. Özellikle, Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında tarımsal faaliyetler zirveye çıkıyor ve tarımın istihdamdaki payı sanayiyi geride bırakıyor. Tarım istihdamdaki önemini korumaya devam ediyor. Üretim, diğer sektörlere katkı ve ihracat açısından olduğu kadar istihdamda da özellikle kriz zamanlarında Türk ekonomisinin can damarlarından biri olan tarım, dolaylı yoldan diğer sektörler de dahil olmak üzere milyonlarca kişiye aş ve iş sağlıyor.”

-Mart’tan itibaren tarımda istihdam yoğunlaşıyor-

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, her yıl Mart ayının ikinci yarısından sonra tarımda istihdamın yoğunlaştığını, hasadın ardından azalmaya başladığını, Ocak-Şubat aylarında en düşük düzeye indiğini hatırlattı.
Şemsi Bayraktar, Mart ayında tarımın 2 milyon 861 bin erkek, 2 milyon 232 bin kadına iş ve aş sağladığını, çalışan erkeklerin yüzde 15,3’ünün, çalışan kadınların yüzde 27’sinin tarımda istihdam edildiğini vurguladı.
Şemsi Bayraktar, 5 milyon 93 bin istihdamın 49 bininin işveren, 447 bininin ücretli ve yevmiyeli, 2 milyon 228 bininin kendi hesabına çalışan, 2 milyon 369 bininin ise ücretsiz aile işçisi konumunda bulunduğunu kaydetti.

-Tarımda çalışanların yüzde 43,8’i kadın-

Tarımda çalışan 5 milyon 93 bin kişinin yüzde 56,2’sini erkeklerin, yüzde 43,8’ini kadınların oluşturduğunu bildiren Bayraktar, 2 milyon 861 bin erkek ile 2 milyon 232 bin kadının tarımda istihdam edildiğini belirtti. Bayraktar, Türkiye’de 8 milyon 352 bin kadının istihdamda yer aldığını, bunların 4 milyon 694 bininin hizmetler, 2 milyon 232 bininin tarım, 1 milyon 250 bininin sanayi, 76 bininin ise inşaat sektöründe çalıştığını vurguladı. Bayraktar, kadın istihdamında hizmetler payının yüzde 56,9 iken, tarımın payının yüzde 27, sanayinin payının yüzde 15,1’de, inşaatın payının yüzde 0,9’da kaldığını vurguladı.