Kırmızı et üretimi 2015’de 141 bin ton arttı, üretimi ithalata boğdurmayalım


-Kırmızı et üretimi 2015’de 141 bin ton arttı, üretimi ithalata boğdurmayalım

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: -“Kırmızı et üretimi, 2015 yılında yüzde 14 artarak 1 milyon 8 bin 272 tondan, 1 milyon 149 bin 262 tona çıktı”

-“Kurban Bayramı’nın 2014’de dördüncü, 2015’de üçüncü çeyreğe rastlaması nedeniyle kırmızı et üretimi, 2015 son çeyrekte yüzde 21,9 azaldı”

-“2015 yılında keçi eti üretimi yüzde 27, sığır eti üretimi yüzde 15,1, koyun eti üretimi yüzde 1,05 arttı. Manda eti üretimi ise yüzde 38 geriledi”

-“Sığır eti üretimi ilk 1 milyon tonu geçti”

-“Kırmızı et üretiminin yüzde 88,3’ü sığır etinden, yüzde 8,7’si koyun etinden, yüzde 2,96’sı keçi etinden, yüzde 0,028’i manda etinden oluştu”

-“Üretimdeki hızlı artış sürüyor. Bir yılda 141 bin tonluk artış var. Üretimi ithalata boğdurmayalım”

-“TZOB olarak et ithalatına karşıyız. Et ithalatının gündemden çıkarılması gerekir. İthalat söylemi bile üreticimizi tedirgin ediyor”

-“Üreticimiz geleceğe güvenle bakarsa, et üretimindeki hızlı artış sürer, ülkemizin et ihtiyacı fazlasıyla karşılanır”

-“2010 yılından sonra 3,7 milyar döviz ödeyerek yaptığımız ithalat çözüm olmadı”

-“Yem ve besi materyali maliyeti düşürülmeli. Üreticiye yansımayan yem ve gübredeki KDV indirimi tutarı, üreticiye doğrudan verilmeli. Maliyetler düşerse et fiyatı da düşer”

-“Besi materyali temininde sıkıntı çekilmemesinin yolu süt fiyatlarında istikrardan geçer. Düşük fiyatları nedeniyle kasaba gidecek her damızlık süt hayvanı, besi materyali kaynağını da yok eder”

 

Ankara – 17.02.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kırmızı et üretiminin 2015 yılında 140 bin 990 ton arttığını bildirerek, “Kırmızı et üretimi, 2015 yılında yüzde 14 artarak 1 milyon 8 bin 272 tondan 1 milyon 149 bin 262 tona çıktı” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2011 yılında 776 bin 915 bin ton, 2012 yılında 915 bin 845 ton, 2013 yılında 996 bin 125 ton, 2014 yılında 1 milyon 8 bin 272 ton olan kırmızı et üretiminin 2015 yılında 1 milyon 149 bin 262 tona yükseldiğini belirtti.

Kurban Bayramı’nın 2014’de dördüncü, 2015’de üçüncü çeyreğe rastlaması nedeniyle kırmızı et üretiminin, 2015 son çeyrekte yüzde 21,9 azaldığını ve 402 bin 335 tondan 296 bin 754 tona gerilediğini, ama Kurban Bayramı’nın denk geldiği üçüncü çeyrekteki 380 bin 162 tonluk üretim nedeniyle 2015 üretiminin, 2014 üretimini 140 bin 990 ton aştığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“2015 yılında keçi eti üretimi yüzde 27, sığır eti üretimi yüzde 15,1, koyun eti üretimi yüzde 1,05 arttı. Manda eti üretimi ise yüzde 38 geriledi.

2011 yılında 644 bin 906 ton olan sığır eti üretimi, 2012 yılında 799 bin 344 tona, 2013 yılında 869 bin 292 tona, 2014 yılında 881 bin 999 tona, 2015 yılında ilk kez 1 milyon tonu geçerek, 1 milyon 14 bin 926 tona çıktı.

Koyun eti üretimi, 2011 yılında 107 bin 76 tondu. Bu rakam 2012 yılında 97 bin 334 tona indi. 2013 yılında 102 bin 943 tona çıkan koyun eti üretimi, 2014 yılında 98 bin 978 tona indi. Geçen yıl artan koyun eti üretimi 100 bin 21 tona yükseldi.

 

-Keçi eti üretimi 34 bin tona dayandı-

 

Keçi etinde, 2011 yılında 23 bin 318 ton olan üretim, 2012 yılında 17 bin 430 tona düştü, 2013 yılında 23 bin 554 tona, 2014 yılında 26 bin 770 tona, 2015 yılında ise 33 bin 990 tona çıktı. Manda etinde 2011 yılında 1615 ton olan üretim, 2012 yılında 1736 tona çıktıktan sonra 2013 yılında 336 tona gerilemişti. 2014 yılında üretim 526 tona yükselen manda eti üretimi 2015 yılında 326 tona indi.

2014 yılının ilk çeyreğinde 184 bin 975 ton, ikinci çeyreğinde 218 bin 432 ton, üçüncü çeyreğinde 202 bin 530 ton, son çeyrekte 402 bin 335 ton kırmızı et üretilmişti. Geçen yıl ise birinci çeyrekte 210 bin 475 ton, ikinci çeyrekte 261 bin 871 ton, üçüncü çeyrekte 380 bin 162 ton, dördüncü çeyrekte 296 bin 754 ton üretim yapıldı.”

 

-Sığır ve keçi etinin payı arttı-

 

2015 yılında sığır ve keçi eti üretiminin toplam kırmızı et üretimi içindeki payının arttığına dikkati çeken Bayraktar, “kırmızı et üretiminde sığır etinin payı 2013 yılında yüzde 87,26 idi. Bu rakam 2014 yılında yüzde 87,48’e, 2015 yılında yüzde 88,31’e, keçi etinin payı ise, bu yıllarda sırasıyla, yüzde 2,36, yüzde 2,66, yüzde 2,96 düzeyinde gerçekleşti. Buna karşın 2013 yılında kırmızı et üretimindeki payı yüzde 10,33’dü, bu oran 2014 yılında yüzde 9,82, 2015 yılında yüzde 8,70’e indi. Manda eti üretiminin toplam kırmızı et üretimi içindeki payı son derece düşük kalıyor. 2015 yılındaki payı yüzde 0,028’i ancak buluyor” dedi.

 

-“Et ithalatına karşıyız”-

 

Üretimindeki hızlı artışın sürdüğünü, bir yılda 141 bin tonluk artış görüldüğünü bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Üretimi ithalata boğdurmayalım. TZOB olarak et ithalatına karşıyız. Et ithalatının gündemden çıkarılması gerekir. İthalat söylemi bile üreticimizi tedirgin ediyor. Üreticimiz geleceğe güvenle bakarsa, et üretimindeki hızlı artış sürer, ülkemizin et ihtiyacı fazlasıyla karşılanır. 2010 yılından sonra 3,7 milyar döviz ödeyerek yaptığımız ithalat çözüm olmadı. Yem ve besi materyali maliyeti düşürülmeli. Üreticiye yansımayan yem ve gübredeki KDV indirimi tutarı, üreticiye doğrudan verilmeli. Maliyetler düşerse et fiyatı da düşer. Besi materyali temininde sıkıntı çekilmemesinin yolu süt fiyatlarında istikrardan geçer. Düşük fiyatları nedeniyle kasaba gidecek her damızlık süt hayvanı, besi materyali kaynağını da yok eder.”

Sanayiye aktarılan sütte ve tavuk eti üretimde rekor…


-Sanayiye aktarılan sütte ve tavuk eti üretimde rekor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Sanayiye aktarılan inek sütü miktarı 2015 yılında yüzde 3,58 artarak 8,9 milyon tonu, tavuk eti üretimi ise yüzde 0,77 artışla 1,9 milyon tonu aştı ve rekor kırdı” 

-“Tavuk yumurtası üretimi, 2015 yılında, yüzde 2,44 gerileyerek 16,7 milyar adede indi”

-“Bir önceki yılın aynı ayına göre, 2015 Aralık ayında, tavuk yumurtası üretimi yüzde 3,41, tavuk eti üretimi yüzde 5,78, hindi

eti üretimi yüzde 14,74 gerilerken, sanayiye aktarılan inek sütü miktarı yüzde 6,03 arttı”

-“Yumurta, süt ve süt ürünleri ihracatındaki düşüş, Aralık ayında da sürerken, kanatlı eti ve ürünleri ihracatı yüzde 12,3’le artışa geçti”

-“Süt ve kanatlı sektörünün büyümesini sürdürmesi ancak ihracatla mümkün olur. İhracatta bütün kanallar zorlanmalıdır”

-“Kanatlı sektörü ulaştığı üretim teknolojisi ve boyutuyla yüz akı bir sektörümüz. Halkımızın protein ihtiyacını makul fiyatlarla karşılıyor”

-“Bu sektörün ihracatının önündeki engeller kaldırılmalı”

-“Ekonomi Bakanımız Mustafa Elitaş ile görüşmemizde, sınır kapılarında yaşanan sıkıntıları ilettik. Suudi Arabistan başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerine yönelik ihracat imkanlarının değerlendirilmesini istedik” 

Ankara – 16.02.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sanayiye aktarılan inek sütü miktarının 2015 yılında yüzde 3,58 artarak 8,9 milyon tonu, tavuk eti üretiminin ise yüzde 0,77 artışla 1,9 milyon tonu aştığını ve rekor kırdığını bildirdi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2015 yılında sanayiye aktarılan inek sütü miktarının yüzde 3,58 artışla 8 milyon 625 bin 743 tondan 8 milyon 934 bin 245 tona yükseldiğini, bütün aylarda artış gösteren sanayiye aktarılan inek sütü miktarının Aralık ayında da yüzde 6,03 artışla 684 bin 760 tondan 726 bin 48 tona çıktığını belirtti.
2015 yılı Aralık ayında, yüzde 5,78 gerileyerek 169 bin 53 tondan 159 bin 277 tona inen tavuk eti üretiminin, buna rağmen yıllık bazda yüzde 0,77 artışla 1 milyon 894 bin 669 tondan 1 milyon 909 bin 276 tona yükseldiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Tavuk yumurtası üretimi ihracatta yaşanan sıkıntıların da etkisiyle Mayıs ayından bu yana aylık bazda geriliyor. Aralık 2015’de de tavuk yumurtası üretimi, yüzde 3,41 gerilemeyle 1 milyar 510 milyon 857 binden 1 milyar 459 milyon 263 bine indi. Yıllık bazda da 2014 yılında 17 milyar 145 milyon 389 bin olan tavuk yumurtası üretimi yüzde 2,44 gerilemeyle 2015 yılında 16 milyar 726 milyon 332 bine indi. Hindi eti üretimi, 2015 Aralık ayında yüzde 14,74 gerilemeyle 5 bin 936 tondan 5 bin 61 tona indi. Buna rağmen, yıllık bazda üretim yüzde 8,34 artışla 48 bin 662 tondan 52 bin 722 tona çıktı.”

-İhracat artırılmalı-

Süt ve kanatlı sektörünün büyümesini sürdürmesinin ancak ihracatla mümkün olacağını, ihracatta bütün kanalların zorlanması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Yumurta, süt ve süt ürünleri ihracatındaki düşüş, Aralık ayında da sürerken, kanatlı eti ve ürünleri ihracatı yüzde 12,3’le artışa geçti. Aralık ayında kanatlı eti ve ürünleri ihracatı 45,7 milyon dolardan 51,4 milyon dolara çıktı. Buna karşın, yumurta ve ürünleri ihracatı yüzde 49,4 gerilemeyle 34,9 milyon dolardan 17,7 milyon dolara, süt ve süt ürünleri ihracatı yüzde 21,4 azalmayla 22,4 milyon dolardan 17,6 milyon dolara düştü. Yıllık bazda kanatlı eti ve ürünleri ihracatı yüzde 27,7 gerilemeyle 645,4 milyon dolardan 466,8 milyon dolara, yumurta ve ürünleri ihracatı yüzde 35,1 düşüşle 312,5 milyon dolardan 202,7 milyon dolara, süt ve süt ürünleri ihracatı yüzde 19,2 azalmayla 331 milyon dolardan 267,4 milyon dolara indi.

-Kanatlı sektörü yüz akımız-

Süt ve kanatlı sektörünün büyümesini sürdürmesi için ihracatın devamının çok önemli olduğunu, ihracatın sekteye uğramaması gerektiğini belirten Bayraktar, “süt ve süt ürünleri ile kanatlı sektörü ihracatındaki sıkıntılar giderilmelidir. Sadece Irak, Rusya, Ukrayna gibi pazarlara bağlı kalınmamalı. Yeni pazarlar bulunmalı. Kanatlı sektörü ulaştığı üretim teknolojisi ve boyutuyla yüz akı bir sektörümüz. Halkımızın protein ihtiyacını makul fiyatlarla karşılıyor. Bu sektörün ihracatının önündeki engeller kaldırılmalı. Ekonomi Bakanımız Mustafa Elitaş ile görüşmemizde, sınır kapılarında yaşanan sıkıntıları ilettik. Çözülmesini talep ettik. Suudi Arabistan başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerine yönelik ihracat imkanlarının değerlendirilmesini istedik” dedi.

Tarımda tüketici enflasyonu hem aylık hem de yıllıkta üreticiyi geçti


Tarımda tüketici enflasyonu hem aylık hem de yıllıkta üreticiyi geçti

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım ürünleri üretici fiyatlarındaki artış Ocak itibarıyla aylıkta yüzde 3,36, yıllıkta yüzde 8,13 oldu”

-“Ocak tüketici enflasyonu gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 4,28, yıllıkta yüzde 11,69 olarak açıklanmıştı”

-“Buna göre, tarımda üretici enflasyonu gıdanın aylıkta 0,92, yıllıkta 3,56 puan altında kaldı”

-“2015 Ocak’taki aylık yüzde 8,99’luk artışın devre dışı kalmasıyla tarımda üretici yıllık enflasyonu yüzde 14,02’den yüzde 8,13’e, tek hanelere indi ve normal seyrine döndü”

-“Yıllık TÜFE’nin yüzde 9,58 olduğu ülkemizde tarımda üretici fiyatlarının, doğal afetlere, bütün zorluklara rağmen yüzde 8,13’de kalması üreticinin fiyat artışlarının sorumlusu olmadığını gösteriyor”

-“Sorumluyu üreticide değil, tarladan markete fiyatları artıranlarda arayalım”

-“Üreticiden tüketiciye maydanoz 4,4 kat, portakal 4,2, incir 3,8 kat, kuru kayısı 3,6 kat, patates 3,1 kat, süt ve elma 2,9 kat, havuç 2,8 kat fiyatla satılıyor. Bundan hem dar gelirli tüketicimiz hem de karın tokluğuna gece gündüz çalışan çiftçimiz mağdur”

-“Süreci izlediğimizde en fazla fiyat artışının da marketlerde olduğunu görüyoruz. Acilen buna çözüm bulunmalı, büyük marketler halden hatta üreticiden aldığı ürünleri çok büyük kar marjlarıyla tüketiciye satmamalıdır”

-“Tarım Kasım ayına rağmen 5 milyon 154 bin kişiye iş sağladı, işsizliği 1,9 puan düşürdü”

 

Ankara – 15.02.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım ürünleri üretici fiyatlarındaki artışın Ocak itibarıyla aylıkta yüzde 3,36, yıllıkta yüzde 8,13 olduğunu bildirdi.

Bayraktar, Ocak tüketici enflasyonunun gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 4,28, yıllıkta yüzde 11,69 olarak açıklandığını belirterek, “Buna göre, tarımda üretici enflasyonu gıdanın aylıkta 0,92, yıllıkta 3,56 puan altında kaldı” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2015 yılı Ocak ayında tarımda üretici fiyatlarının aylık yüzde 8,99 olarak gerçekleşmesinin, tüm yılı etkilediğini, tarımda enflasyonun yüksek görünmesine sebep olduğunu bildirdi. Şubat 2015-Ocak 2016 dönemini kapsayan 2016 Ocak ayı enflasyonu ile birlikte 2015 yılı Ocak ayının yıllık artış verilerine dahil edilmediğini vurgulayan Bayraktar, 2015 Ocak’taki aylık yüzde 8,99’luk artışın devre dışı kalmasıyla tarımda üretici yıllık enflasyonunun yüzde 14,02’den yüzde 8,13’e, tek hanelere indiğini ve normal seyrine döndüğünü belirtti.

Ocak ayı itibarıyla genel tüketici fiyatlarındaki artışın aylıkta yüzde 1,82, yıllıkta yüzde 9,58 olarak gerçekleştiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ocak tüketici enflasyonu, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 4,28, yıllıkta yüzde 11,69 olarak açıklanmıştı. Buna karşın tarımda üretici fiyatları Ocak itibarıyla aylıkta yüzde 3,56, yıllıkta yüzde 8,13 oldu.

Yıllık TÜFE’nin yüzde 9,58 olduğu ülkemizde tarımda üretici fiyatlarının doğal afetlere, bütün zorluklara rağmen yüzde 8,13’de kalması üreticinin fiyat artışlarının sorumlusu olmadığını gösteriyor.”

 

-Sorumlu tarladan markete fiyatları artıranlar-

 

Sorumlunun üreticide değil, tarladan markete fiyatları artıranlarda aranması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Her ay yaptığımız tarladan markete fiyatları takip ettiğimiz üretici market fiyatları araştırmasının Ocak ayı sonuçları da bunu açıkça ortaya koyuyor. Tüketici, bugün üreticide 27 kuruş olan maydanozu markette 1 lira 17 kuruşa, 50 kuruş olan portakal markette 2 lira 12 kuruşa, 7 lira olan kuru incir 26 lira 93 kuruşa, 9 lira olan kuru kayısı 32 lira 40 kuruşa, 66 kuruş olan patates 2 lira 1 kuruşa, 1 lira 15 kuruş olan süt 3 lira 38 kuruşa, 1 lira 12 kuruş olan elma 3 lira 24 kuruşa, 72 kuruş olan havuç 2 lira 5 kuruşa satın alabiliyor. Üreticiden tüketiciye maydanoz 4,4 kat, portakal 4,2, incir 3,8 kat, kuru kayısı 3,6 kat, patates 3,1 kat, süt ve elma 2,9 kat, havuç 2,8 kat fiyatla satılıyor. Bundan hem dar gelirli tüketicimiz hem de karın tokluğuna gece gündüz çalışan çiftçimiz mağdur. Süreci izlediğimizde en fazla fiyat artışının da marketlerde olduğunu görüyoruz. Acilen buna çözüm bulunmalı, büyük marketler halden hatta üreticiden aldığı ürünleri çok büyük kar marjlarıyla tüketiciye satmamalıdır. Büyük marketler oligopol yapıdan uzaklaştırılmalıdır.”

 

-Tarımda Kasım ayı istihdamı 5 milyonun üzerinde-

 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, tarımda istihdamın Kasım 2015’de geçen yılın aynı ayına göre 26 bin azalarak 5 milyon 180 binden 5 milyon 154 bine indiğini bildirdi.

Bayraktar, Kasım 2014’de 5 milyon 180 bin, Haziran 2015’de 5 milyon 998 bin, Temmuz 2015’de 6 milyon 18 bin, Ağustos 2015’de 6 milyon 17 bin, Eylül 2015’de 5 milyon 825 bin, Ekim 2015’de 5 milyon 473 bin olan tarımda istihdamın Kasım 20157de 5 milyon 154 bin düzeyinde gerçekleştiğini belirtti.

Şemsi Bayraktar, Mart ayının ikinci yarısından sonra tarımda istihdamın yoğun olduğu döneme girildiğini, bundan dolayı her ay tarımda istihdamın arttığını, bu artışın Eylül ayından sonra düşüşe geçtiğini bildirdi.

Bayraktar, 26 milyon 676 bin olan istihdam edilenlerin 14 milyon 155 bininin hizmetler, 5 milyon 353 bininin sanayi, 2 milyon 14 bininin inşaat, 5 milyon 154 bininin ise tarımda çalıştığını kaydetti.

Kasım ayına rağmen tarımın 5 milyon 154 bin kişiye iş sağladığını, istihdamdaki payını yüzde 19,3 olduğunu bildiren Bayraktar, “Kasım ayında tarım, toplamda işsizliği 1,9 puan düşürerek, yüzde 12,4’den yüzde 10,5’e çekti. Bu durum erkeklerde 1,1’de kalırken, kadınlarda 4,2’ü buldu. Tarım, erkeklerde işsizliği yüzde 10,5’den yüzde 9,4’e, kadınlarda yüzde 17,2’den yüzde 13’e indirdi” dedi.

Bayraktar, Kasım ayında tarımın 2 milyon 802 bin erkek, 2 milyon 352 bin kadına iş ve aş yarattığını, çalışan erkeklerin yüzde 15,1’inin, çalışan kadınların yüzde 29’unun tarımda çalıştığını vurguladı.

Şemsi Bayraktar, 5 milyon 154 bin istihdamın 54 bininin işveren, 609 bininin ücretli ve yevmiyeli, 2 milyon 151 bininin kendi hesabına çalışan, 2 milyon 340 bininin ise ücretsiz aile işçisi konumunda bulunduğunu kaydetti.

İyi tarımda üretim patlaması…


-İyi tarımda üretim patlaması…

-7 yılda üretim alanı 40, üretici sayısı 33, üretim miktarı 27 kat arttı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: -“Çevre, hayvan ve insan sağlığına zarar vermeyen

doğal kaynakları koruyan, izlenebilirlik, sürdürülebilirlik, gıda güvenliğini sağlayan iyi tarım uygulamaları, dünya ticaretinde gittikçe artan bir pay almaktadır”

-“Büyük perakendeciler de üreticilerden kaliteli ve güvenilir ürün talep ediyorlar”

-“2007-2014 döneminde iyi tarım uygulaması yapılan üretim alanları 53 bin 607 dekardan 2 milyon 147 bin 705 dekara çıktı”

-“Üretim miktarı da 149 bin 693 tondan 4 milyon 151 bin 661 tona yükseldi”

-“İyi tarım uygulamalarıyla üretimde en büyük pay, yüzde 61 ile Akdeniz, yüzde 27,8 ile Ege bölgelerinin oldu”

-“İyi tarım uygulamalarında yaşanabilir bir doğa ve kirlenmemiş doğal kaynaklar, en büyük toplumsal kazanım olmaktadır”

 

Ankara – 14.02.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çevre, hayvan ve insan sağlığına zarar vermeyen doğal kaynakları koruyan, izlenebilirlik, sürdürülebilirlik, gıda güvenliğini sağlayan iyi tarım uygulamaları, dünya ticaretinde de gittikçe artan bir pay aldığını bildirdi.

Bayraktar, “iyi tarım uygulamalarında üretim patlaması yaşanıyor. 2007-2014 döneminde, 7 yılda üretim alanı 40, üretici sayısı 27 kat arttı. 2007 yılında 18 ilde 651 üretici, 53 bin 607 dekar alanda, 149 bin 693 ton ürün üretirken, 2014 yılında il sayısı 53’e, üretici sayısı 21 bin 332’ye, üretim alanı 2 milyon 147 bin 705 dekara, üretim miktarı 4 milyon 151 bin 661 tona yükseldi” dedi. 

Bayraktar, yaptığı açıklamada, dünya nüfusundaki hızlı artışla birlikte gıda maddelerine duyulan ihtiyacın da yoğun bir şekilde arttığını, gıda maddelerine olan talebin karşılanabilmesi amacıyla; birim alandan daha fazla ürün alabilmek için tarımsal alanlarda kimyasal girdilerin kullanıldığı konvansiyonel üretime başlandığını belirtti.

Konvansiyonel üretimde kimyasal mücadele yapılması, kimyevi gübrelerin bilinçsiz ve aşırı kullanılması sonucunda ekolojik dengede bozulmalar meydana geldiğini, çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilerin ortaya çıkmaya başladığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Yaşanan bu gibi sorunlar nedeniyle özellikle gelir ve eğitim seviyesi yüksek olan gelişmiş ülkeler, çevre, hayvan ve insan sağlığına zarar vermeyen bir üretim modeli arayışı içine girdi. Bu arayış sonucunda iyi tarım uygulamaları faaliyeti ortaya çıktı. İyi tarım uygulamalarıyla çevre, hayvan ve insan sağlığına zarar vermeyen tarımsal üretimin yapılması, doğal kaynakların korunması, tarımda izlenebilirlik, sürdürülebilirlik ile gıda güvenilirliğinin sağlanması amaçlamaktadır. İyi tarım uygulamaları bugün dünya ticaretinin de gündeminde yer almaktadır. Nitekim, büyük perakendeciler de üreticilerden kaliteli ve güvenilir ürün talep ediyorlar.”

 

-Giderek yaygınlaşıyor-

 

Türkiye’de de iyi tarım uygulamalarının giderek geliştiğine ve yaygınlaştığına dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“2007 yılında 18 ilde 651 üretici tarafından 53 bin 607 dekar alanda iyi tarım uygulamaları yapılıyordu. 2014 yılında iyi tarım uygulamaları yapılan il sayısı 53’e, üretici sayısı 21 bin 332’ye, üretim yapılan alan ise 2 milyon 147 bin 705 dekara çıktı. İyi tarım uygulamaları üretim alanı 7 yılda 40 kat, üretici sayısı 33 kat arttı

2014 yılı itibarıyla iyi tarım uygulamalarıyla yapılan üretim 4 milyon 151 bin 661 tona yükseldi. Bu rakam 2007 yılında 149 bin 693 tondu.

İyi tarım uygulamalarıyla üretimde en büyük pay, yüzde 61 ile Akdeniz, yüzde 27,8 ile Ege bölgelerinin oldu. Bu bölgelerimizi, yüzde 4,6 payla İç Anadolu, yüzde 2,8 payla Marmara, yüzde 2,2 payla Güneydoğu Anadolu, yüzde 1,5 payla Karadeniz, yüzde 0,1 payla Doğu Anadolu Bölgeleri izledi.”

İyi tarım uygulamalarıyla en çok yaş sebze ve meyvenin üretildiğini, mısır, pamuk, çeltik, buğday, arpa, tıbbi ve aromatik bitkilerin üretiminin de gerçekleştirildiğini belirten Bayraktar, “başta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız tarafından yürütülen İyi Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü Projesi olmak üzere bu alanda yürütülen projeler ve sektöre sağlanan desteklerle birlikte iyi tarım uygulaması yapan üretici sayımız yıllar itibarıyla artış gösterdi” dedi. 

 

-Dekarda, meyve sebze üreticilerine 2015 için 50, örtü altına 150 lira-

 

İyi tarım uygulamaları yapan meyve sebze üreticilerine 2015 yılı için dekar başına 50 lira, örtü altında iyi tarım uygulamalarını yapan üreticilere 150 lira ödenmesinin kararlaştırıldığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“2015 yılında süs bitkileri ve tıbbi ve aromatik bitkiler de destekleme kapsamına alındı. Bu alanda iyi tarım yapan üreticilere dekar başına 100 lira ödenmesi kararlaştırıldı. 3 Şubat 2016’da başlayan iyi tarım uygulamaları desteği başvuruları, 17 Mart 2016’da sona erecek. İyi tarım uygulamaları ödemeleri, meyve, sebze, süs bitkileri, tıbbi aromatik bitki ürünlerinde yetkilendirilmiş kuruluşlarca sertifikalandırılan tarım arazilerinin Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) işlenmesi sonucu desteğe tabi alan hesaplanarak yapılacak.

 Verilen destekler, sektörün gelişmesi, bin bir emekle bu üretimi yapmaya çalışan üreticilerimiz açısından sevindiricidir.

İyi tarım uygulamaları belirli kriterler çerçevesinde yürütülen bir tarımsal faaliyet olup elde edilen ürün de sertifikalandırılmaktadır. Sertifikasyon masrafları için ödenen ücretler önemi bir maliyet unsuru olmaktadır. Her ne kadar masraflı bir üretim modeli olsa da iyi tarım uygulamalarıyla üreticilerimize daha sürdürülebilir bir tarım benimsetilirken, insanımıza da güvenilir tarımsal ürünler sunulmaktadır. Ayrıca yaşanabilir bir doğa ve kirlenmemiş doğal kaynaklar, en büyük toplumsal kazanım olmaktadır.”

 

-Kalite ve standart tarife dışı düzenlemelerin temel dayanağı-

 

Günümüzde kalite ve standartların gelişmiş ülkeler tarafında uygulanan tarife dışı düzenlemelerin temel dayanağı olduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Dünyada önde gelen gıda perakendecilerinin üreticilerden minimum üretim standardı istemesi nedeniyle ihracatçının pazara girişi kolaylaşmakta, iyi tarım uygulamaları sertifikasına sahip ihracatçının pazarda pozisyonu güçlenmektedir.

Ayrıca tüketiciler, gıdaların güvenli bir şekilde çevre dostu olarak, insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyecek şekilde üretildiğinden emin olmak istemektedirler. İyi tarım uygulamaları sertifikası sayesinde de tüketici, gıda ürününün üretiminin her aşamasının ulusal ve uluslararası bütün gıda güvenilirliği standartlarına ve düzenlemelerine uyduğundan emin olabilmektedir.”

 

-“Bilinçlenen tüketici, iyi tarım ürünlerine olan talebi artırıyor”-

 

Türkiye’de de giderek bilinçlenen tüketici dolayısıyla iyi tarım uygulamalarıyla üretilen ürünlere olan talep de arttığını vurgulayan Bayraktar, “üreticilerimiz tarafından üretilen iyi tarım sertifikasına sahip ürünler, büyük marketlerin meyve sebze reyonlarında yerini almaktadır. Çevre bilincinin giderek arttığı bir ortamda iyi tarım uygulamalarıyla sürdürülebilir bir üretim yapma imkanı doğacağından gelecek nesillere daha sağlıklı, yaşanabilir bir ortam bırakmak mümkün olabilecektir. Bu nedenle, konuyla ilgili gerek kamu gerekse özel sektör gereken hassasiyeti göstermeli, bu tarz üretim modelleri daha da yaygınlaştırılmalıdır” dedi. 

“Fındıkta tekelleşmeye karşıyız”…

-“Fındıkta tekelleşmeye karşıyız”…

-Karadeniz’in en önemli fındık ihracatçı firması olan Oltan Gıda’nın Trabzon Arsin’deki fabrikası önünde toplanan TZOB üyesi fındık üreticileri, fındık fiyatlarındaki düşüşü, siyah çelenk bırakarak protesto etti

-TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Kozoğlu: -“Ülke için bu kadar önemli bir ürün, sayıları 400 bine ulaşan fındık üreticisi aileyle milyonlarca üreticimiz sahipsiz bırakılamaz, kaderleri birkaç şirketin insafına terk edilemez”

-“Yabancı şirketlerin amacı bellidir, piyasayı ele geçirmek, tekel olmak, daha sonra fiyatı istediği gibi belirlemek”

-“Emanete bırakılan fındığı piyasaya sürdüren, emanete ihanet eden bu şirketlerin güvenilir olmadığı açıktır”

-“Oynanan oyunlarla kilogramı 10 liranın altına düşen fındık fiyatı, TMO’nun da müdahalesiyle yeniden 15 liraya çıkarılmalıdır”

 

Trabzon – 09.02.2016 – Karadeniz’in en önemli fındık ihracatçı firması olan Oltan Gıda’nın Trabzon Arsin’deki fabrikası önünde toplanan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) üyesi fındık üreticileri, fındık fiyatlarındaki düşüşü, firma önüne siyah çelenk bırakarak protesto eti.

Trabzon, Ordu, Giresun ve Artvin’den gelen ve aralarında TZOB Yönetim Kurulu Üyesi ve Karadeniz Bölge Temsilcisi Hasan Kozoğlu, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan’ın da bulunduğu Ziraat Odaları başkanları ve meclis üyeleri, Trabzon’un Arsin ilçesinde toplandı.

Gruptakiler daha sonra Arsin Organize Sanayi Bölgesi’ne (OSB) geçerek, Oltan Gıda önüne siyah çelenk bıraktı.

TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kozoğlu, burada yaptığı açıklamada, TZOB’un çiftçinin temsilcisi ve anayasal bir meslek örgütü olduğunu bildirdi. Tek hedeflerinin çiftçiyi korumak olduğunu belirten Kozoğlu, “Karadeniz’deki amacımız da fındık fiyatlarını düşürmeye yönelik haksız tavır, açıklama ve spekülatif girişimleri açığa çıkarmak, çiftçinin zarar etmesini önlemektir” dedi.

 

-“Üretici fındık üretemezse ne esnaf ne tüccar ne de ihracatçı kalır”-

 

Fındığın ülke için çok önemli bir tarım ürünü olduğunu vurgulayan Kozoğlu, şöyle konuştu:

“Karadeniz’de 400 bin ailenin tarımıyla uğraştığı fındığın ülkeye 2,8 milyar dolar döviz kazandırdığı herkesin malumudur. Bugün ülkemizde 2,8 milyar dolar döviz kazandıran kaç ürün vardır? Bunu iyi görmek gerekir. Toplam gıda ve tarım ihracatının 6’da birini fındığın sağladığını kimse unutmasın. Herkes şunu iyi bilsin, fındığı üreten çiftçi olmadan fındıktan bahsedilemez. Üretici fındık üretmezse olmayan fındığın ticareti de ihracatı da olmaz, ne esnaf ne tüccar ne de ihracatçı kalır.

 

-“ Fındıkta serbest piyasa şartları yoktur. Tekelleşmeye gidiş vardır”-

 

Fındıkta serbest piyasa şartları yoktur. Alıcısı az, satıcısı yüz binlerce olan bir yapı ve tekelleşmeye gidiş vardır. Ülke için bu kadar önemli bir ürün, sayıları 400 bine ulaşan fındık üreticisi aileyle milyonlarca üreticimiz sahipsiz bırakılamaz, kaderleri bir kaç şirketin insafına terk edilemez. Yabancı şirketlerin amacı bellidir, piyasayı ele geçirmek, tekel olmak, daha sonra fiyatı istediği gibi belirlemek. Fındıkta tekelleşmeye karşıyız. Emanete bırakılan fındığı piyasaya sürdüren, emanete ihanet eden bu şirketlerin güvenilir olmadığı açıktır.”

 

-“Bu oyuna tüm Karadeniz karşı koyacaktır”-

 

Bu şirketlerin tekel olmasına, fiyatı istedikleri gibi belirlemelerine izin vermeyeceklerini kaydeden Kozoğlu,  sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çiftçimizin emanete bıraktığı fındığı bile satıp piyasa fiyatını yönlendirmeye, düşürmeye çalışanlar asla başarılı olamayacak. Bu oyuna tüm Karadeniz karşı koyacaktır. Birlikte hareket edilmezse ne çiftçi ne esnaf ne de tüccar kalır. Olan sadece çiftçiye olmaz, esnaf da tüccar da batar. Fındıkta oynanan oyun ortadadır, daha işin başında rekolte oyunlarıyla fiyatları düşürmeye çalışan bu kesimler karşılarında her zaman çiftçinin temsilcisi ziraat odalarını bulacaktır. Bu oyunu birlik içinde bozacağız. Bu oyunu bozarken devletin de arkamızda olduğunu bilmemiz gerekir.”

 

-“TMO’nun 50 bin ton fındık alacağı sözü yerine getirilmelidir”-

 

Kozoğlu, TZOB Yönetim Kurulu olarak ziyaret ettikleri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in fındık fiyatlarının düşmesi halinde Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) muhakkak suretle uygun fiyatla 50 bin tonun üzerinde fındık alarak piyasaya gireceği sözünü verdiğini hatırlatarak, “Karadeniz’de fındıktan geçimini sağlayan milyonlarca üretici ailesi, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ve hükümetimizden bunu beklemektedir. Bakanımız Faruk Çelik, TMO’nun 50 bin ton fındık alacağı sözü yerine getirilmelidir. Oynanan oyunlarla kilogramı 10 liranın altına düşen fındık fiyatı, TMO’nun da müdahalesiyle yeniden 15 liraya çıkarılmalıdır” dedi.

 

-“Esnaf, ticaret odaları ve borsalar da Ziraat Odaları’nın yanında”-

 

Esnaf, ticaret odaları, borsaların da Ziraat Odaları’nın yanında olduğunu, açıklamaların ortada bulunduğunu, bu odaların da TMO’nun devreye girmesini istediğini belirten Kozoğlu, “Üretici de 20 lira olan iç fındığın marketlerde 53 liraya satıldığını bilinmektedir. Fındıkta üreticiden tüketiciye yüzde 160 civarında bir artış var, bunun kabulü mümkün değil. Üretici yeterince kazanamazken tüketicinin de makul fiyatlarla fındık tüketemediği ortadadır. Bu çarpıklık giderilmeli, oligopol halini almış piyasa yeniden düzenlenmelidir. Kazan kazan anlayışı ile hem üretici hem de tüketici kazanmalıdır” şeklinde konuştu.

Bayraktar, Ordu Ziraat Odası Başkanlarını kabul etti


Bayraktar, Ordu Ziraat Odası Başkanlarını kabul etti

Ankara – 11.02.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ordu Ziraat Odalarının başkanlarını kabul etti.

Bayraktar, Ordu heyetiyle, fındık fiyatlarını değerlendirdi ve fındık fiyatlarının yükseltilmesi konusundaki çalışmalara devam edilmesini istedi.

Kabule, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi, Perşembe Ziraat Odası Başkanı, Arslan Soydan,  Akkuş Ziraat Odası Başkanı Ahmet Kaya, Altınordu Ziraat Odası Başkanı Uğur Cörüt, Aybastı Ziraat Odası Başkanı Ahmet Ali Kendir, Fatsa Ziraat Odası Başkanı İbrahim Etem Kibar, Gürgentepe Ziraat Odası Başkanı Akın Çalış, İkizce Ziraat Odası Başkanı Hasan Çalık, Kabadüz Ziraat Odası Başkanı İdris Kurt, Kabataş Ziraat Odası Başkanı Ethem Keskin, Kumru Ziraat Odası Başkanı Abdulkadir Öngen, Korgan Ziraat Odası Başkanı Emir Çelemoğlu, Ulubey Ziraat Odası Başkanı Akif Atlı, Ünye Ziraat Odası Başkanı Osman Sarıkahraman ile İkizce Ziraat Odası Başkan Yardımcısı Mustafa Kural, Perşembe Ziraat Odası Başkan Vekili Osman Usta, Altınordu Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Öztürk, Ünye Ziraat Odası Meclis Üyesi Sabri Ocak, Perşembe Ziraat Odası Genel Sekreteri Şaban Aydın, Tarım Danışmanı İbrahim Hakan Gün katıldı.

Görüşmede TZOB Yönetim Kurulu Üyesi, Arsin Ziraat Odası Başkanı Hasan Kozoğlu da hazır bulundu.

Bayraktar, Bakan Yardımcısı Daniş’e nezaket ziyaretinde bulundu


Bayraktar, Bakan Yardımcısı Daniş’e nezaket ziyaretinde bulundu

 

Ankara – 11.02.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcı olarak atanan Mehmet Daniş’e nezaket ziyaretinde bulundu.

Bayraktar ve Daniş, görüşmede, tarım konularında görüş alışverişinde bulundular.

Konya ve Manisa’nın traktör yarışı…


-Konya ve Manisa’nın traktör yarışı…

-Toplam traktör sayısında Manisa, az farkla da olsa birinciliğini korurken, Konya yıllık artışta birinci oldu

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: -“Traktör sayısında Manisa, 80 bin 839 adet traktörle az farkla da olsa birinciliğini korurken, Aralık ayında traktör sayısı artışında da 393 adetle ilk sırayı aldı”

-“Konya ise, 2015 yılında traktör sayısı artışında 3 bin 578 adetle açık farkla birinci oldu”

-“Traktör sayısı, 2015 yılında 68 bin 214 adet artarak 1 milyon 695 bin 152 adede ulaştı”

-“2015 Aralık ayında traktör sayısındaki artış 7 bin 607’yi buldu”

-“Traktörde iller arasında 2015 yılında en fazla artış 3 bin 578 adetle Konya’da, 2 bin 689 adetle Manisa’da, 2 bin 558 adetle İzmir, 2 bin 148 adetle Denizli’de, 2 bin 100 adetle Gaziantep’te, 2 bin 48 ile Aydın’da, 2 bin 23 adetle Bursa’da, 2 bin 12 adetle Sakarya’da, 1897 adetle Balıkesir’de, 1876 adetle Ankara’da, 1656 adetle Afyonkarahisar’da, 1647 adetle Adana’da görüldü”

-“2015’de traktör sayısı Antalya’da 1432, Mersin’de 1377, Şanlıurfa’da 1365, Muğla’da 1359, Kayseri’de 1356, Sivas’ta 1335, Çanakkale’de 1307, Kahramanmaraş’ta 1148, Yozgat’ta 1066, Niğde’de 1064, Erzurum’da 1058 adet arttı”

-“Traktör sayısındaki artış 2015 yılında, Giresun ve Tunceli’de 100, Bayburt’ta 82, Ordu’da 66, Bingöl’de 60, Trabzon’da 13, Rize’de 4 adette kaldı”

-“Traktör sayısında Manisa 80 bin 839 adetle birinciliğini sürdürürken, Konya 80 bin 596 adetle ikinci, Balıkesir 59 bin 44 adetle üçüncü, İzmir 58 bin 926 adetle dördüncü, Bursa 58 bin 392 adetle beşinci sırada bulunuyor”  

-“Ankara, Aralık 2015’de traktör sayısını 206 adet artırarak 50 bini ilk kez geçti”

 

Ankara – 10.02.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, toplam traktör sayısında Manisa’nın, az farkla da olsa birinciliğini korurken, Konya’nın yıllık artışta birinci olduğunu bildirerek, “traktör sayısında Manisa, 80 bin 839 adet traktörle az farkla da olsa birinciliğini korurken, Aralık ayında traktör sayısı artışında da 393 adetle ilk sırayı aldı. Konya ise, 2015 yılında traktör sayısı artışında 3 bin 578 adetle açık farkla birinci oldu” dedi.

Traktör sayısının 2015 yılında, 2014 yılına göre, 68 bin 214 adet artarak 1 milyon 626 bin 938 adetten 1 milyon 695 bin 152 adede ulaştığını belirten Bayraktar, 2015 Aralık ayında traktör sayısındaki artışın 7 bin 607’yi bulduğu bilgisini verdi.

 

-Yıllıkta en fazla artış Konya’da-

 

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, traktörde iller arasında 2015 yılında en fazla artış 3 bin 578 adetle Konya’da, 2 bin 689 adetle Manisa’da, 2 bin 558 adetle İzmir, 2 bin 148 adetle Denizli’de, 2 bin 100 adetle Gaziantep’te, 2 bin 48 ile Aydın’da, 2 bin 23 adetle Bursa’da, 2 bin 12 adetle Sakarya’da, 1897 adetle Balıkesir’de, 1876 adetle Ankara’da, 1656 adetle Afyonkarahisar’da, 1647 adetle Adana’da görüldüğünü belirtti.

Şemsi Bayraktar, 2015 yılında traktör sayısının Antalya’da 1432, Mersin’de 1377, Şanlıurfa’da 1365, Muğla’da 1359, Kayseri’de 1356, Sivas’ta 1335, Çanakkale’de 1307, Kahramanmaraş’ta 1148, Yozgat’ta 1066, Niğde’de 1064, Erzurum’da 1058 adet arttığını bildirdi.

 

-Rize’de bir yılda 4 adet arttı-

 

Traktör sayısındaki artış 2015 yılında, Giresun ve Tunceli’de 100, Bayburt’ta 82, Ordu’da 66, Bingöl’de 60, Trabzon’da 13, Rize’de 4 adette kaldığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Traktör sayısındaki artış, 2015 yılında Kastamonu’da 996, Çorum’da 947, Malatya’da 926, Adıyaman’da 882, Kars ve Kütahya’da 879, Aksaray’da 870, Isparta ve Tokat’ta 865, Samsun’da 834, Eskişehir’de 796, Hatay’da 781, Nevşehir’de 750, Düzce’de 743, Ardahan’da 740, Burdur’da 737, Tekirdağ’da 720, Amasya’da 716, Muş’ta 703, Uşak’ta 695, Edirne’de 677, Osmaniye’de 663, Bolu’da 637, Kırşehir’de 629, Diyarbakır’da 621, Kocaeli’nde 608, Çankırı’da 589, Karaman’da 558, Kırklareli’nde 555, Elazığ’da 485, Mardin’de 475, Van’da 455, Kilis’te 383, Bitlis’te 319, İstanbul’da 316, Erzincan’da 308, Ağrı’da 297, Bartın’da 278, Bilecik’te 276, Sinop’ta 268, Iğdır’da 257, Zonguldak’ta 247, Şırnak’ta 237, Kırıkkale’de 199, Karabük’te 174, Siirt’te 171, Batman’da 158, Yalova’da 153, Hakkari’de 140, Gümüşhane’de 129, Artvin’de 104, Giresun ve Tunceli’de 100, Bayburt’ta 82, Ordu’da 66, Bingöl’de 60, Trabzon’da 13, Rize’de 4 adet oldu.”

 

-Traktör sayısında Manisa birinci, Rize sonuncu-

 

Traktör sayısında Manisa 80 bin 839 adetle birinciliğini sürdürürken, Konya 80 bin 596 adetle ikinci, Balıkesir 59 bin 44 adetle üçüncü, İzmir 58 bin 926 adetle dördüncü, Bursa 58 bin 392 adetle beşinci sırada bulunduğunu bildiren Bayraktar, “Ankara, Aralık 2015’de traktör sayısını 206 adet artırarak 50 bin 56 adetle 50 bini ilk kez geçti. Adana’da 48 bin 812, Samsun’da 48 bin 287, Denizli’de 45 bin 994, Antalya’da 43 bin 605, Aydın’da 41 bin 330 adet traktör bulunuyor” dedi.

Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ayfonkarahisar’da 39 bin 253, Tokat’ta 38 bin 773, Çorum’da 37 bin 358, Sakarya’da 34 bin 947, Şanlıurfa’da 34 bin 278, Mersin’de 32 bin 93, Kütahya’da 31 bin 536 traktör var. Traktör sayısı, Çanakkale’de 30 bin 928, Edirne’de 30 bin 174, Yozgat’ta 30 bin 163, Sivas’ta 29 bin 237, Gaziantep’te 29 bin 41, Muğla’da 28 bin 739, Tekirdağ’da 28 bin 548, Kastamonu’da 27 bin 236, Kayseri’de 26 bin 648, İstanbul’da 22 bin 55, Diyarbakır’da 21 bin 772, Eskişehir’de 21 bin 287, Malatya’da 21 bin 246 adet. Hatay’da 20 bin 421, Isparta’da 20 bin 298, Burdur’da 20 bin 288’i buluyor.

 

-Nevşehir, traktör sayısında 20 bini ilk kez geçti-

 

Traktör sayısını Aralık ayında 70 adet artıran Nevşehir, 20 bin 22 traktörle ilk kez 20 bini geçti.

Bolu’da 19 bin 914, Kırklareli’nde 19 bin 545, Kahramanmaraş’ta 18 bin 849, Amasya’da 18 bin 692, Kars’ta 18 bin 47, Aksaray’da 17 bin 414, Uşak’ta 17 bin 389, Erzurum’da 17 bin 174, Niğde’de 16 bin 130,  Osmaniye 15 bin 550, Kocaeli’nde 15 bin 417, Adıyaman’da 14 bin 690, Çankırı’da 12 bin 549, Muş’ta 10 bin 675, Kırşehir’de 10 bin 594, Karaman’da 10 bin 591, Düzce’de 10 bin 385, Bilecik’te 10 bin 88 traktör var.

Traktör sayısı, Mardin’de 9 bin 886, Ardahan’da 9 bin 557, Elazığ’da 9 bin 159, Zonguldak’ta 9 bin 130,  Kırıkkale’de 8 bin 587, Van’da 8 bin 423, Sinop’ta 8 bin 323, Ağrı’da 7 bin 789, Erzincan’da 6 bin 472, Kilis’te 5 bin 329, Batman’da 5 bin 307, Karabük’te 5 bin 301, Bartın’da 5 bin 55 adette kalıyor.

En az traktör ise 4 bin 10 adetle Iğdır’da, 3 bin 342 adetle Gümüşhane’de, 3 bin 322 adetle Bitlis’te, 2 bin 927 adetle Giresun’da, 2 bin 831 adetle Bayburt’ta, 2 bin 504 adetle Yalova’da, 2 bin 487 adetle Siirt’te, 2 bin 396 adetle Şırnak’ta, 2 bin 219 adetle Ordu’da, 1443 adetle Tunceli’de, 1208 Artvin’de, 1066 Bingöl’de, 919 adetle Hakkari’de, 200 adetle Trabzon’da, 45 adetle Rize’de bulunuyor.” 

İllerin 2014 yılsonu, 2015 Kasım ayı ve 2015 yılsonu traktör sayıları ve değişim miktarları şöyle:

 

 

Aralık

Kasım

Aralık

Aylık

Yıllık

İller

2014

2015

2015

Artış

Artış

Adana

47.165

48.503

48.812

309

1.647

Adıyaman

13.808

14.591

14.690

99

882

Afyonkarahisar

37.597

39.056

39.253

197

1.656

Ağrı

7.492

7.756

7.789

33

297

Amasya

17.976

18.564

18.692

128

716

Ankara

48.180

49.850

50.056

206

1.876

Antalya

42.173

43.397

43.605

208

1.432

Artvin

1.104

1.203

1.208

5

104

Aydın

39.282

41.058

41.330

272

2.048

Balıkesir

57.147

58.868

59.044

176

1.897

Bilecik

9.812

10.079

10.088

9

276

Bingöl

1.006

1.064

1.066

2

60

Bitlis

3.003

3.283

3.322

39

319

Bolu

19.277

19.847

19.914

67

637

Burdur

19.551

20.221

20.288

67

737

Bursa

56.369

58.188

58.392

204

2.023

Çanakkale

29.621

30.814

30.928

114

1.307

Çankırı

11.960

12.503

12.549

46

589

Çorum

36.411

37.185

37.358

173

947

Denizli

43.846

45.821

45.994

173

2.148

Diyarbakır

21.151

21.735

21.772

37

621

Edirne

29.497

30.123

30.174

51

677

Elazığ

8.674

9.106

9.159

53

485

Erzincan

6.164

6.437

6.472

35

308

Erzurum

16.116

17.035

17.174

139

1.058

Eskişehir

20.491

21.196

21.287

91

796

Gaziantep

26.941

28.849

29.041

192

2.100

Giresun

2.827

2.923

2.927

4

100

Gümüşhane

3.213

3.319

3.342

23

129

Hakkari

779

911

919

8

140

Hatay

19.640

20.305

20.421

116

781

Isparta

19.433

20.137

20.298

161

865

Mersin

30.716

31.912

32.093

181

1.377

İstanbul

21.739

22.040

22.055

15

316

İzmir

56.368

58.717

58.926

209

2.558

Kars

17.168

17.966

18.047

81

879

Kastamonu

26.240

27.117

27.236

119

996

Kayseri

25.292

26.494

26.648

154

1.356

Kırklareli

18.990

19.502

19.545

43

555

Kırşehir

9.965

10.531

10.594

63

629

Kocaeli

14.809

15.348

15.417

69

608

Konya

77.018

80.267

80.596

329

3.578

Kütahya

30.657

31.448

31.536

88

879

Malatya

20.320

21.115

21.246

131

926

Manisa

78.150

80.446

80.839

393

2.689

Kahramanmaraş

17.701

18.719

18.849

130

1.148

Mardin

9.411

9.831

9.886

55

475

Muğla

27.380

28.572

28.739

167

1.359

Muş

9.972

10.619

10.675

56

703

Nevşehir

19.272

19.952

20.022

70

750

Niğde

15.066

16.021

16.130

109

1.064

Ordu

2.153

2.207

2.219

12

66

Rize

41

44

45

1

4

Sakarya

32.935

34.747

34.947

200

2.012

Samsun

47.453

48.177

48.287

110

834

Siirt

2.316

2.473

2.487

14

171

Sinop

8.055

8.282

8.323

41

268

Sivas

27.902

29.110

29.237

127

1.335

Tekirdağ

27.828

28.482

28.548

66

720

Tokat

37.908

38.626

38.773

147

865

Trabzon

187

200

200

0

13

Tunceli

1.343

1.438

1.443

5

100

Şanlıurfa

32.913

34.095

34.278

183

1.365

Uşak

16.694

17.323

17.389

66

695

Van

7.968

8.391

8.423

32

455

Yozgat

29.097

30.070

30.163

93

1.066

Zonguldak

8.883

9.113

9.130

17

247

Aksaray

16.544

17.315

17.414

99

870

Bayburt

2.749

2.826

2.831

5

82

Karaman

10.033

10.518

10.591

73

558

Kırıkkale

8.388

8.578

8.587

9

199

Batman

5.149

5.304

5.307

3

158

Şırnak

2.159

2.383

2.396

13

237

Bartın

4.777

5.021

5.055

34

278

Ardahan

8.817

9.534

9.557

23

740

Iğdır

3.753

3.955

4.010

55

257

Yalova

2.351

2.489

2.504

15

153

Karabük

5.127

5.271

5.301

30

174

Kilis

4.946

5.276

5.329

53

383

Osmaniye

14.887

15.444

15.550

106

663

Düzce

9.642

10.309

10.385

76

743

Türkiye

1.626.938

1.687.545

1.695.152

7.607

68.214

Baklagillerde üretim artırılmalı…


-Baklagillerde üretim artırılmalı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Toplam baklagil üretimi 2015 yılında yüzde 4,3 artışla 1 milyon 65 bin 994 tona yükseldi. Prim desteğinin yüzde 100 artırılmasının üretimi olumlu etkilediği görülüyor”

-“1,1 milyon ton dolaylarında seyreden üretime rağmen, ihtiyaç karşılanamıyor”

-“Son 5 yılda 1,1 milyar dolar ihracat, 1,3 milyar dolar ithalat yapılan baklagillerde üretim süratle artırılmalı”

-“Üretim artışı için hastalıklara dayanıklı, yüksek verimli sertifikalı çeşitler geliştirilmeli, sertifikalı tohumluk kullanımı artırılmalıdır”

-“Dünya piyasalarındaki fiyat düşüşlerinin yaşandığı veya ürün arzının fazla olduğu yıllarda üreticinin tüccarın insafına kalmaması için, fiyat düşüşünü önleyecek, devlet adına alım yapan müdahale kurumu oluşturulmalıdır”

-“Baklagillere destek artarak devam etmeli, özellikle hasat dönemlerinde baklagil ithalatına kesinlikle izin verilmemelidir”

-“Toprak verimliliğinin artırılması ve korunması yönünden kurak ve yarı kurak alanlarda nohut ve mercimeğin, sulu alanlarda fasulyenin ekim nöbetine alınması sağlanmalıdır”

 

Ankara – 07.02.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, toplam baklagil üretiminin 2015 yılında yüzde 4,3 artışla 1 milyon 21 bin 964 tondan 1 milyon 65 bin 994 tona yükseldiğini bildirerek, “Baklagil üretimini yeniden canlandırmak ve üreticiler açısından cazip hale getirmek amacıyla, 2014 yılında kuru fasulye, nohut ve mercimekte kilogram başına 10 kuruş olan prim desteğinin 2015 yılında yüzde 100 artışla 20 kuruşa çıkarılmasının üretimi olumlu etkilediği görülüyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2015 yılında nohut üretiminin yüzde 2,2 artışla 450 bin tondan 460 bin tona, kırmızı mercimek üretiminin yüzde 4,6 artışla 325 bin tondan 340 bin tona, kuru fasulye üretiminin yüzde 9,3 artışla 215 bin tondan 235 bin tona, bezelye üretiminin yüzde 4,6 artışla 2 bin 987 tondan 3 bin 125 tona yükseldiğini, 20 bin tonluk yeşil mercimek üretiminin aynı kaldığını, yemeklik bakla üretiminin yüzde 10,2 azalmayla 6 bin 971 tondan 6 bin 260 tona, börülce üretiminin yüzde 19,8 azalmayla 2 bin 6 tondan 1609 tona indiğini belirtti.

 

-Nohutta Antalya birinci-

 

İller itibarıyla bakıldığında nohut üretiminde, ilk sırayı 34 bin 918 tonla Antalya’nın aldığını vurgulayan Bayraktar, bu ili 30 bin 937 tonla Uşak, 29 bin 747 tonla Konya, 29 bin 358 tonla Karaman, 27 bin 131 tonla Mersin, 26 bin 962 tonla Kırşehir, 26 bin 335 tonla Kütahya, 22 bin 510 tonla Yozgat, 22 bin 463 tonla Ankara’nın ve 18 bin 378 tonla Isparta’nın izlediğini bildirdi. Bayraktar, 10 ilin 268 bin 439 tonla Türkiye üretiminin yüzde 58,4’ünü gerçekleştirdiğini kaydetti.

 

-Kuru fasulyede Konya birinci-

 

Kuru fasulye üretiminde yüzde 31,01 payla açık farkla ilk sırayı Konya’nın aldığını belirten Bayraktar, “Konya 72 bin 869 ton, Karaman 38 bin 897 ton, Nevşehir 21 bin 424 ton, Niğde 16 bin 461 ton, Bitlis 8 bin 114 ton, Erzincan 7 bin 122 ton, Aksaray 6 bin 916 ton, Kahramanmaraş 5 bin 662 ton, Gümüşhane 4 bin 376 ton, Kütahya 3 bin 924 ton kuru fasulye üretti. 10 ilin toplam üretimi, 185 bin 765 tonu, üretim payı yüzde 79,05’i buldu” dedi.

 

-Kırmızı mercimekte Şanlıurfa birinci-

 

Şemsi Bayraktar, kırmızı mercimek üretiminin yüzde 38,16’sının Şanlıurfa, yüzde 24,34’ünün Diyarbakır, yüzde 17,02’sinin Mardin’de yapıldığını, bu üç ilin Türkiye üretimindeki payının yüzde 79,51’i bulduğunu, 340 bin ton olan toplam üretimin yüzde 96,6’sının, 328 bin 452 tonunun Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleştirildiğini bildirdi. Bayraktar, Şanlıurfa’nın 129 bin 732, Diyarbakır’ın 82 bin 742, Mardin’in 57 bin 874, Batman’ın 20 bin 28, Gaziantep’in 12 bin 446, Adıyaman’ın 10 bin 848, Siirt’in 8 bin 986, Kilis’in 5 bin 796, Şırnak’ın 3 bin 122, Manisa’nın 2 bin 722 ton kırmızı mercimek ürettiğini belirtti.

 

-Yeşil mercimekte Çorum birinci-

 

Yeşil mercimekte ilk sırayı yüzde 21,14 payla Çorum’un aldığını bildiren Bayraktar, “2015 yılında Çorum 4 bin 227 ton, Yozgat 3 bin 458 ton, Kırşehir 1604 ton, Ankara 1537 ton, Manisa 1406 ton, Konya 1284 ton, Isparta 1090 ton, Uşak 1032 ton yeşil mercimek üretti” dedi.

 

-Baklada Çanakkale birinci-

 

Şemsi Bayraktar, Çanakkale’nin 1875 ton üretim ve yüzde 29,95 payla yemeklik bakla üretiminde ilk sırayı aldığını, bu ili 1028 tonla Balıkesir’in, 620 tonla Antalya’nın, 524 tonla Kütahya’nın, 519 tonla Bursa’nın, 488 tonla Manisa’nın, 402 tonla İzmir’in, 284 tonla Muğla’nın, 193 tonla Bartın’ın, 148 tonla Zonguldak’ın izlediğini belirtti. Bayraktar, ayrıca 7 bin 596 ton hayvan yemi bakla üretimi yapıldığı bilgisini verdi.

 

-Bezelyede İzmir birinci-

 

Bezelye üretimde yüzde 36,96 payla İzmir’in ilk sırayı aldığı bilgisini veren Bayraktar, İzmir’in 1155 ton, Konya’nın 817 ton, Bursa’nın 385 ton, Balıkesir’in 186 ton, Hatay’ın 100 ton bezelye ürettiğini kaydetti.

 

-Börülcede Manisa birinci-

 

Bayraktar, börülce üretiminde Manisa’nın yüzde 34 payla ilk sırayı aldığını, bu ili Uşak’ın takip ettiğini, Manisa’nın 547 ton, Uşak’ın 504 ton, Muğla’nın 234 ton, İzmir’in 106 ton üretimleri olduğunu belirtti.

 

-1,1 milyon ton üretime rağmen, ihtiyaç karşılanmıyor-

 

1,1 milyon ton dolaylarında seyreden üretime rağmen, baklagillerde ihtiyacın karşılanamadığına dikkati çeken Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“Son 5 yılda 1,1 milyar dolar ihracat, 1,3 milyar dolar ithalat yapılan baklagillerde üretim süratle artırılmalıdır. Türkiye 2011-2012-2013-2014 ve 2015’in Ocak-Kasım döneminde, 954 bin 880 ton kırmızı mercimek, 112 bin 487 ton nohut, 18 bin 200 ton kuru fasulye ihraç etti. Bu dönemde değer olarak kırmızı mercimek ihracatı 936 milyon 77 bin doları, nohut ihracatı 124 milyon 43 bin doları, kuru fasulye ihracatı 30 milyon 467 bin doları buldu. Toplam ihracat 1 milyar 91 milyon 91 bin dolar oldu.

Yine aynı dönemde Türkiye, 1 milyon 122 bin 544 ton kırmızı mercimek, 177 bin 260 ton nohut, 167 bin 132 ton kuru fasulye, 129 bin 687 ton yeşil mercimek ithalatı yaptı. Değer olarak, ithalat kırmızı mercimekte 742 milyon 72 bin dolara, kuru fasulyede 227 milyon 286 bin dolara, nohutta 212 milyon 698 bin dolara, yeşil mercimekte 107 milyon 385 bin dolara ulaştı. Toplam ithalat 1 milyar 289 milyon 441 bin doları buldu.”

 

-Yapılması gerekenler-

 

Üretim masraflarının artması ve verim düşüklüğünün ürün maliyetlerini artırdığını, bunun da üreticilerin dünya fiyatları karşısında rekabet gücünü olumsuz etkilediğini bildiren Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Baklagillerde sertifikalı tohumluk kullanımı yetersizdir. Genel olarak üreticilerimiz ekim için kendi üretimlerinden ayırdıkları tohumları kullanmaktadır. Üretim artışı için hastalıklara dayanıklı, yüksek verimli sertifikalı çeşitler geliştirilmeli, sertifikalı tohumluk kullanımı artırılmalıdır.

Etkin bir pazarlama ağı olmadığı gibi örgütlenmede yetersizdir. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 1990 sonra baklagil alımlarını azaltması ve 1994 yılında tamamen durdurmasıyla üretici pazarlama sorunu yaşamaya başlamıştır. Üretimde sürekliliğin devamı için üretici gelirleri artırılmalıdır. Üreticimiz, ürettiği ürünün elinde kalmayacağını veya maliyetinin altında pazarlanmayacağını bilmelidir. Dünya piyasalarındaki fiyat düşüşlerinin yaşandığı veya ürün arzının fazla olduğu yıllarda üreticinin tüccarın insafına kalmaması için, fiyat düşüşünü önleyecek, devlet adına alım yapan müdahale kurumu oluşturulmalıdır.

Baklagil üretimini yeniden canlandırmak ve üreticiler açısından cazip hale getirmek amacıyla, 2014 yılında kuru fasulye, nohut ve mercimekte kilogram başına 10 kuruş olan prim desteğinin 2015 yılında yüzde 100 artışla 20 kuruşa çıkarılmasının üretimi olumlu etkilediği görülüyor. Baklagillere destek artarak devam etmeli, özellikle hasat dönemlerinde baklagil ithalatına kesinlikle izin verilmemelidir.

Toprak verimliliğinin artırılması ve korunması yönünden kurak ve yarı kurak alanlarda nohut ve mercimeğin, sulu alanlarda fasulyenin ekim nöbetine alınması sağlanmalıdır.”

Bayraktar, Habertürk’te fiyatları değerlendirdi

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Tabloya baktığımızda üreticiden hale kadar fiyat

artışlarının çok yüksek olmadığını görüyoruz. Fakat

halden markete fiyat artışının çok fazla olduğunu

tespit ediyoruz.”

-“Tüketicilerimiz pazarlardan alışveriş yapsınlar”

-“Ben bugünkü market yapısında bir oligopol yapı

görüyorum.  Öyle bir piyasa var. Büyük marketler fiyatları

istedikleri gibi ayarlıyorlar. Fiyat makasını fevkalade açıyorlar”

-“Fiyat makasında hem tüketicimiz hem üreticimiz için iyi

bir tablo göremiyoruz. Bu tabloyu değiştirmemiz lazım.

Aradaki aracıları devreden çıkaran, üreticiden tüketiciye

ürünün daha ucuza sevkini sağlayacak mekanizmaları

kurmamız lazım”

-“Fındık, bugün Karadeniz’de fındık 15 liradan 9 liraya

düşürülmüş. Maalesef üzülerek söylüyorum, fındıkta oligopol

yapı, tekelleşme var”

-“Fındıkta üreticiden tüketiciye yüzde 160 civarında bir fiyat

artışı var. Bunlar kabul edilebilir değil”

-“Kırmızı ette ithalat çözüm olsaydı bu artış olmazdı. Yaklaşık

olarak 3,5 milyar dolar civarında ithalata para ödedik. Bütün

bunlara rağmen fiyatları niye düşüremedik? Çünkü ithalatla

bu ülkenin, bu kadar nüfusun gıda güvencesini sağlamak

mümkün değil”

-“Çiğ süt fiyatları birbuçuk yıldır artmadı. Süt hayvanlarının

kesime gitmesi halinde ette büyük bir problemle karşı karşıya

kalınır”

-“Üretimi desteklemeden hiçbir ülkede gıda güvencesi

sağlanamaz, tüketici de ucuza ürün tüketemez”

 

Ankara – 05.02.2016 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üretici market tablosuna baktıklarında üreticiden hale kadar fiyat artışlarının çok yüksek olmadığını gördüklerini bildirerek, “Fakat halden markete fiyat artışının çok fazla olduğunu tespit ediyoruz. Tüketicilerimiz pazarlardan alışveriş yapsınlar” dedi.

5 Şubat 2016 Cuma günü Habertürk TV’de Ece Üner’in sunduğu Haber Bülteni’ne katılan Bayraktar, sebze, meyvede ve et fiyatlarında yaşanan dalgalanmaları, üretici market fiyat farkını ve nedenlerini değerlendirdi.

Bitkisel üretimin, 2014 yılında 106 milyon ton civarında iken, yüzde 7’nin üzerinde bir artışla 2015 yılında 114 milyon tonla rekor kırıldığını, kırmızı et üretiminin de 1 milyon 50 bin tonu, süt üretiminin 18,5 milyon tonu bulacağını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bütün bunlara rağmen fiyatlar niye artıyor diye baktığımızda, buradaki en önemli parametrenin üretimi artırmaktır. Üretimi daha fazla artırmamız lazım. Tabii maliyetler, üretici market fiyat makası önemli. Spekülasyona açık bir durum var. Bazı ürünlerde spekülatif faaliyetler oluyor. Son günlerde iklim değişikliklerinin fiyatlar üzerinde etkili olduğunu görüyoruz. Fiyatların aşağı çekilmesini arzu ediyorsak, maliyetleri aşağı çekmemiz gerekiyor. Bu çok önemli. Bir taraftan petrol fiyatları aşağı düşerken, bir taraftan da kurda yükselme var. Biri avantajken, diğeri dezavantaj oluyor. Son 5 yılda elektrik fiyatlarında yüzde 50 civarında, gübre fiyatlarında yüzde 26, mazot fiyatlarında yüzde 8,5 civarında bir zam olduğunu görüyoruz. Mazot fiyatları son bir yılda yüzde 7,7 geriledi ama petrol fiyatları 60 dolarlardan 30 dolarlara civarına indi. Bugünlerde bir artış trendi olacak 35 dolarları bulacak ama bu üreticiye çok yansımadı. Petrolde özellikle mazotta açısından değerlendirdiğimizde vergi, rafineri, pompa, karı koyduğumuzda litre fiyatı 2,5 lira civarında oluyor. Dünyadan petrolü bedava da alsak bu vergi yüküyle 2,5 liranın altında satmamız mümkün değil. Dolayısıyla dünyadaki bu fiyat düşüşünün üreticimize yansıması lazım.”

 

-“Yapısal sorunların çözülmesi gerekiyor”-

 

Çok ciddi yapısal sorunlar bulunduğunu, bunların çözülmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Bu ülkenin uzun yıllar gıda güvencesini sağlamak, 79 milyon insanın, 40 milyon turisti beslemek istiyorsak yapısal sorunları çözmeliyiz. Suriye’den 2,5 milyon, Irak’tan 300 bin sığınmacı geldi. Türkiye, dışarıdan gelen 5 milyon civarında insan var. Türk çiftçisi bunları da besliyor. İşletmelerimiz fevkalade küçük. 60 dekar ve 10 parsel. Bir bütünlük içinde değil. Bunları muhakkak surette büyütmemiz gerekiyor. Bazı ürünlerde açık vermek istemiyorsak sulama yatırımlarını tamamlamamız, verimliliği artırmamız lazım. ABD çok güçlü ve zengin bir ülke ama tarıma çok önem veriyor. İhracatçı bir ülke. Avrupa Birliği ülkelerine bakıyorsunuz, İngiltere, Almanya, Hollanda bunlar zengin ülkeler, bunlar ithalat yaparak da ülkelerin gıda güvencesini sağlayabilirler. Fakat öyle yapmıyor, tarımlarına çok önem veriyorlar, üreticilerini hem üretim hem ihracat aşamasında destekliyorlar, ihracat yapıyorlar. O yetmiyor. Başka ülkelerde de üretim yapıyorlar. Mesela İngiltere, çayda markası var ama üretimini Kenya’da, başka ülkelerde yapıyor. ABD, dünyada muzda söz sahibi, gidiyor Amerika ülkelerinde üretiyor. Gayri safi yurtiçi hasıla içinde tarıma ayrılan yatırımı artırmamız lazım.”

 

-“Soğuk hava ürünlerde gelişimi olumsuz yönde etkiledi, arzı yavaşlattı”-

 

Özellikle bu dönemde mevsimsel etkilerin de bulunduğunu belirten Bayraktar, “Son günlerde havalar fevkalade soğuk gitti. Kar ve don özellikle seradaki bazı ürünlerde gelişimi olumsuz yönde etkiledi, arzı yavaşlattı. Hatta bazı ürünlerde mesela havuç gibi önemli bir ürünü tarlada toplayamadık. Bazı ürünler de dondan zarar gördü, hasadını yapamadık. Bunlar arzı yavaşlatınca biraz spekülatif faaliyetlere de yol açtı. Bu işte aracılar da var. Bir şeyleri bahane ederek, fiyatları yükseltmeleri mümkün olabiliyor” dedi.

 

-“Fiyat makasında iyi bir tablo göremiyoruz”-

 

Bunun dışında fiyat makasının çok önemli olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

“Fiyat makasında hem tüketicimiz hem üreticimiz için iyi bir tablo göremiyoruz. Bu tabloyu değiştirmemiz lazım. Aradaki aracıları devreden çıkaran, üreticiden tüketiciye ürünün daha ucuza sevkini sağlayacak mekanizmaları kurmamız lazım. Mesela bu ay açıkladık. Maydanoz üreticiden 27 kuruşa çıkıyor, hal fiyatı 34 kuruş, pazar fiyatı 85 kuruş, market fiyatına baktığınız da 1 lira 17 kuruş. Yüzde 341 artış var. Portakalda yüzde 324, kuru incirde yüzde 285, patateste yüzde 206 artış var. Fındık, bugün Karadeniz’de fındık 15 liradan 9 liraya düşürülmüş. Maalesef üzülerek söylüyorum,fındıkta çok oligopol yapı, tekelleşme var. Bakıyorsunuz 9 lira kabuklu fındık. İki kilogram kabuklu fındık 1 kilogram iç fındık yapıyor. Üreticide iç fındık fiyatı 18 lira eder. Bakıyorsunuz marketlerde 53 lira. Fındıkta üreticiden tüketiciye yüzde 160 civarında bir artış var. Bunlar kabul edilebilir değil. Ben buradan özellikle tüketicilerimize sesleniyorum. Tabloya baktığımızda üreticiden hale kadar olan artışların çok yüksek olmadığını görüyoruz. Fakat halden çıktığında marketlerdeki artışın çok fazla olduğunu tespit ediyoruz. Tüketicilerimiz pazarlardan alışveriş yapsınlar. Ben bugünkü market yapısında bir oligopol yapı görüyorum. Öyle bir piyasa var. Büyük marketler fiyatları istedikleri gibi ayarlıyorlar. Fiyat makasını fevkalade açıyorlar. Mümkün mertebe marketlerden değil, semt pazarlarından daha fazla alışveriş yapmaları tüketicilerimizin faydalarına olacaktır.”

 

-“Kırmızı ette fiyat artışının kaynağını iyi irdelememiz lazım”-

 

Kırmızı ette gerek üretici, gerek markette fiyatların arttığının görüldüğünü bildiren Bayraktar, “bugünlerde ithalat söylemleri var. Buna çok dikkatli yaklaşmamız gerekiyor. Bugün kırmızı et üretimimiz 1 milyon 50 bin tonun üzerine çıktı. Bu rakam belki yeterli değil, daha yukarılara çekmemiz lazım ama fiyat artışının kaynağını, sebeplerini iyi irdelememiz, iyi tespit etmemiz lazım” dedi.

Bayraktar, şöyle konuştu:

“2008 yılında süt hayvancılığı krizi girince süt hayvanları kesime gitti. Tabii dana bulunamadı, süt hayvancılığıyla beraber et hayvancılığı da çöktü. Bunun üzerine ithalat politikalarına girdik. 2010 yılında 10 lira olan karkas fiyatlarının bir yılda 15 liraya çıktığı basında yazıldı. İthalat çözüm olsaydı bu artış olmazdı. Biz yaklaşık olarak 3,5 milyar dolar civarında ithalata para ödedik. Bütün bunlara rağmen fiyatları niye düşüremedik? Çünkü ithalatla bu ülkenin, bu kadar nüfusun gıda güvencesini sağlamak mümkün değil. İthalatın bir çözüm olmadığını düşünüyoruz. Üretim hızlı bir şekilde artıyor. Üretimle alakalı enstrümanları iyi kullanmak, gerekli destekleri vermek lazım.”

 

-“Maliyetleri aşağı düşürücü tedbirlerin alınması bir zorunluluk”-

 

Çiğ süt fiyatlarının birbuçuk yıldır artmadığını, süt hayvanlarının kesime gitmesi halinde ette büyük bir problemle karşı karşıya kalınacağını bildiren Bayraktar, süt hayvancılığın muhakkak surette desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Maliyetleri aşağı düşürücü tedbirlerin alınmasının bir zorunluluk olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “fiyatları yükselten bazı kesimlere de seslenmek istiyorum. Bakın üreticileri yaşatmamız lazım ki sizler para kazanın, tüketicinin de gıda güvencesini sağlayabilelim. Üretimi desteklemeden hiçbir ülkede gıda güvencesi sağlanamaz, tüketici de ucuza ürün tüketemez” dedi.

https://www.youtube.com/watch?v=9oK3owuVrXo