İhracatta Rusya için önlem alınmalı…


-İhracatta Rusya için önlem alınmalı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Bu yıl Temmuz ayı hariç her ay gerileyen ihracatın Ekim ayında artışa geçmesi olumlu bir gelişme fakat ihracattaki artışın devamı açısından yeni pazarlar bulmak vazgeçilmez bir zorunluluk”

-“İhracat belli pazarlara bağlı kalmamalı. Bu siyasi sorunlarda sıkıntılara yol açıyor. Önümüzdeki dönemde sıkıntıya girebilecek bir Rusya pazarı için önlem alınmalı, alternatif pazarlar yaratılmalı”

-“Her ne kadar, Ortadoğu ve Afrika, Kafkaslar, Balkanlar, Orta Asya, kuzeyi, güneyi, batısı ve doğusuyla Avrupa önceliğimiz olsa da ülke olarak uzak yakın demeden dünya yüzeyinde her ülkeyi ihracatta hedef almamız, her ülkenin ithalat potansiyelini değerlendirmemiz gerekir”

-“Ekim ayında tarım ve gıda ihracatı, Nisan ayından bu yana gerilen ithalatın iki katına yaklaştı”

-“Genel dış ticarette, yüzde 78,6 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, tarım ve gıdada yüzde 192,6’ya ulaştı. Bu devam etmeli. Tarımın ekonomiye büyük katkısı inkar edilemez”

-“Tarım ve gıda ihracatı, genel ihracatın üzerinde artış gösterirken, ithalatta genel ithalattan fazla gerileme meydana geldi”

 

Ankara – 30.11.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım ve gıdada Ekim ayında ihracatın yüzde 5 arttığını, buna karşın ithalatın yüzde 13,7 düştüğünü bildirerek, “bu yıl Temmuz ayı hariç her ay gerileyen ihracatın Ekim ayında artışa geçmesi olumlu bir gelişme ama ihracattaki artışın devamı açısından yeni pazarlar bulmak vazgeçilmez bir zorunluluk” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarımda birçok üründe ihracatın büyük önem taşıdığını, ihracatın sekteye uğramasının sektörü zora soktuğunu belirtti. Özellikle sebze ve meyvede ihracatın devamının tarım sektörü açısından olmazsa olmaz konulardan biri olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Genel ihracat Ekim ayında yüzde 3,1 artışla 12 milyar 892 milyon dolardan 13 milyar 290 milyon dolara çıkarken, ithalat yüzde 11,9 azalmayla 19 milyar 185 milyon dolardan 16 milyar 911 milyon dolara indi. Tarım ve gıda ihracatı, genel ihracatın üzerinde artış gösterirken, ithalatta genel ithalattan fazla gerileme meydana geldi. Ekim ayında tarım ve gıda ihracatımız yüzde 5 artışla 1 milyar 677,3 milyon dolardan 1 milyar 761,9 milyon dolara yükseldi. Eylül ayında ihracatımız yüzde 17 düşüşle 1 milyar 246,1 milyon dolara inmişti. Tarım ve gıda ihracatımız, Temmuz ayında yüzde 2,5 artmış, diğer aylarda gerilemişti. Buna karşın Ekim ayında tarım ve gıda ithalatının yüzde 13,7 düşüşle 1 milyar 59,9 milyon dolardan 915 milyon dolara indi. Nisan ayından bu yana gerileyen ithalat, Eylül ayında yüzde 36,6 düşüşle 979,4 milyon dolardan 620,5 milyon dolara gerilemişti.

Ekim ayında tarım ve gıda ihracatı, Nisan ayından bu yana gerilen ithalatın iki katına yaklaştı. Genel dış ticarette, yüzde 78,6 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı tarım ve gıdada yüzde 192,6’ya yaklaştı. Tarımın ekonomiye büyük katkısı inkar edilemez. Sadece Ekim ayında tarım ve gıda 879,5 milyon dolar dış ticaret fazlası verdi. 6 milyonun üzerinde istihdam sağlayan, 60 milyar dolara yakın ülke milli gelirine katkı yapan, dış ticarette artı veren kaç sektör var? Tarımın, başta gıda sanayi, tekstil ve konfeksiyon sanayi, ticaret, ulaştırma, finans olmak üzere diğer sektörlere katkısı da çok büyük boyutlardadır.”

 

-Ocak-Ekim dönemi-

 

Ocak-Ekim döneminde, tarım ve gıda ihracatının 13 milyar 509,4 milyon dolara ulaştığını, buna karşın ithalatın 9 milyar 184,7 milyon dolarda kaldığını belirten Bayraktar, “tarım ve gıdanın 10 aylık dış ticaret fazlası 4 milyar 324,7 milyon dolara ulaştı. 2014 yılında tarım ve gıda ihracatı 18 milyar doları bulmuş, ithalat 12,4 milyar dolarda kalmıştı. Bu yıl Ekim ayı itibarıyla 12 aylık ihracat 17,2 milyar dolarda, ithalat ise 11,6 milyar dolar oldu” dedi.

 

-Türkiye mevcut pazarlarını korumalı, yeni pazarlara yönelmeli-

 

Bayraktar, Türkiye’nin ihracatın desteklemesi, mevcut pazarlarını koruması, yeni pazarlara yönelmesi gerektiğini bildirdi. İhracatın belli pazarlara bağlı kalmaması belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“İhracatın belli pazarlara bağlı kalması, siyasi sorunlarda sıkıntılara yol açıyor. Her ne kadar, Ortadoğu ve Afrika, Kafkaslar, Balkanlar, Orta Asya, kuzeyi, güneyi, batısı ve doğusuyla Avrupa önceliğimiz olsa da ülke olarak uzak yakın demeden dünya yüzeyinde her ülkeyi ihracatta hedef almamız, her ülkenin ithalat potansiyelini değerlendirmemiz gerekir. Önümüzdeki dönemde sıkıntıya girebilecek bir Rusya pazarı için önlem alınmalı, alternatif pazarlar yaratılmalı.

 

-Rusya’nın tarım ve gıda dış ticaretindeki yeri-

 

Gıda ve tarım sektörünün ithalat ve ihracatı içinde Rusya’nın önemli bir yeri bulunmaktadır. 2014 yılı gıda ve tarım ürünleri ihracatımızın 1 milyar 143 milyon doları Rusya’ya yapılmıştır. İthalatımızın ise 2 milyar 491 milyon doları Rusya’dan yapılmıştır. Rusya’ya karşı tarım ve gıda dış ticaretinde 1 milyar 348 milyon dolarlık bir açığımızın olduğu görülmektedir.

Rusya’ya yaptığımız ihracat içinde en önemli payı 622 milyon dolarla meyve ve 385 milyon dolarla sebze almaktadır. Meyveler içinde öne çıkan ürünler ise turunçgiller ve üzümdür. Sebzeler içinde ise domates öne çıkmaktadır. Rusya’ya diğer önemli ihracat kalemlerimiz su ürünleri, yağlı tohum, kanatlı etidir. Bu alanlarda ihracat potansiyelimiz bulunmaktadır.

 

-Son yıllarda alternatif pazarlar bulma politikaları meyvelerini verdi-

 

Uzun yılların tecrübesine sahip, dinamik bir dış ticaret sektörümüz var. Son yıllarda özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin dış ticaretimizdeki ağırlığını azaltmaya yönelik alternatif pazarlar bulma, ihracatımızı çeşitlendirme politikaları meyvelerini vermiştir. Ülkemiz, Avrupa’da geleneksel pazarlarını korumakla birlikte, Ortadoğu ve Afrika’ya açılmış ve önemli ihracat imkanları bulmuştur. Kısa vadede sıkıntılar yaşansa da ülkemiz orta ve uzun vadede alternatif pazarlarını yaratacaktır.”

Yılda 40 milyar doları aşkın gıda ve tarım ürünü ithal eden Rusya’nın, Türkiye’ye daha fazla ihtiyacı bulunduğunu vurgulayan Bayraktar, “Nitekim, Rusya, 7 Ağustos 2014 tarihinden geçerli olmak üzere bir yıl süreyle Avrupa Birliği (AB), ABD, Avustralya, Kanada ve Norveç’in sığır ve kümes hayvanı eti, tüm meyve ve sebzeler, kaşar peynirleri ve süt başta olmak üzere tarım ve gıda mallarına ambargo kararı aldığında, bu ihtiyaçlarını karşılayacak 4 ülke arasında Brezilya, Çin ve Arjantin ile birlikte Türkiye’yi de saymıştır. Rusya, bu ülkelere yönelik ambargo kararını bir yıl daha uzatmıştır. Rusya’ya yönelik tarım ve gıda ihracatımızda her ne kadar meyve ve sebze öne çıkmışsa da, kış sezonuna girmemiz nedeniyle portakal, limon gibi turunçgiller, çiçek ve sera ürünleri hariç, ihracatımız çok fazla etkilenmeyecek gibi görünüyor” dedi.

Tarımda sigorta son kabul sürelerine dikkat


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: -“Son yıllarda çiftçimiz doğal afetlerden büyük zarar gördü. Üreticilerimiz, mağdur olmamak için sigorta son kabul sürelerine dikkat etmeli, bu süreyi kaçırmamalı”

-“Yaşanan doğal afetler sigorta yaptırmanın ne denli önemli olduğunu gösterdi”

-“Ziraat Odaları Birliği olarak üreticilerimizi her yıl tarım sigortası yaptırılması konusunda uyarıyoruz ve gerekliliğini

ifade ediyoruz”

 

Ankara – 28.11.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, son yıllarda çiftçimizin doğal afetlerden çok zarar gördüğünü bildirerek, “yaşanan doğal afetler sigorta yaptırmanın ne denli önemli olduğunu gösterdi. Zamanında sigortasını yaptıramayan üreticimiz mağdur oldu. Üreticilerimiz, mağdur olmamak için sigorta son kabul sürelerine dikkat etmeli, bu süreyi kaçırmamalıdır” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, ülkemizde son yıllarda iklimde görülen değişimlerden dolayı aşırı yağışlar, sel, su baskını, dolu, don, hortum, fırtına, kuraklık gibi doğal afetlerin daha fazla yaşandığını, tarım ürünlerini daha fazla etkilediğini vurguladı. Üreticilerin her yıl ekim döneminin başlangıcından itibaren gerçekleşen aşırı yağışlarla, ürünlerin gelişme döneminde oluşan don, dolu, kuraklık ve benzeri hadiselerle karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“2090 sayılı kanunun işlerliğinin olmaması yüzünden yaşanan doğal afetler karşısında üreticinin tek koruması, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu’dur. Bu nedenle üreticinin sigorta yaptırması oldukça önemlidir.

 

-2016 yılında kapsama alınacak riskler, ürünler, bölgeler belirlendi- 

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 2015-2016 üretim sezonunu kapsayan Bakanlar Kurulu Kararı 19 Kasım 2015 tarihinde yayınlandı. 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu çerçevesinde, 2016 yılında kapsama alınacak riskler, ürünler ve bölgeler ile prim desteği oranlarını belirlendi. Yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararına göre, tarım sigortası uygulaması, bitkisel ürün sigortası, sera sigortası, büyükbaş hayvan hayat sigortası, küçükbaş hayvan hayat sigortası, kümes hayvanları hayat sigortası, su ürünleri hayat sigortası, arıcılık (arılı kovan) hayat sigortası branşlarında yapılıyor. Karar kapsamında belirtilen riskler için sigorta priminin yüzde 50’si oranında prim desteği ile açık alanda yetiştirilen meyvelerde çiçeklenme evresinin don riski kapsamına alınması nedeniyle verilen bu prim desteğine ilave olarak sadece don riski primine üçte bir oranında ek prim desteği veriliyor.”

 

-Tarım sigortası yaptırmak isteyen üreticiler…- 

Bayraktar, tarım sigortası yaptırmak isteyen üreticilerin öncelikle, faaliyet gösterilen üretim dalına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS), Veteriner Bilgi Sistemi (TÜRKVET) gibi kayıt sistemlerine 2016 yılı kayıtlarını yaptırmaları veya güncellemeleri gerektiğini bildirdi. Kaydını yaptıran veya yenileyen üreticilerin tarım sigortası yapmaya yetkili sigorta şirketlerinden herhangi birinin acentesine başvuruda bulunmaları gerektiğini ifade eden Bayraktar, “ürünlerini sigorta yaptırmak isteyen üreticilerin poliçe son kabul tarihlerini kaçırmamaları gerekiyor. Ziraat Odaları Birliği olarak üreticilerimizi her yıl tarım sigortası yaptırılması konusunda uyarıyoruz ve gerekliliğini ifade ediyoruz. TARSİM tarafından hazırlanan son kabul tarihleri bilgilerine, Birliğimizin https://www.tzob.org.tr/ adresli web sayfasının basın odası, duyurular bölümünden de ulaşılabilir” dedi.

Şemsi Bayraktar, bu tarım yılının afetlerin yaşanmadığı, çiftçilerimizin bol kazanç sağladığı, kaliteli ve yüksek rekolteli ürünlerin yetiştirildiği bir yıl olarak tamamlanmasının en büyük temennisi olduğunu belirtti.

64. Hükümetin kurulması…


-64. Hükümetin kurulması…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından kurulan 64. Hükümetin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz”

-“Seçim ortamını geride bırakan Türkiye, artık asıl gündemi olan tarıma, sanayiye, istihdama, ihracata, eğitime, kalkınmaya odaklanmalı”

-“Gıda ve tarımda dünyada söz sahibi olabiliriz”

-“Dünya çapında markalar yaratabiliriz”

-“Potansiyelimizi kullanabilirsek, hem ülkemizi ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşıladığımız gibi hem de bölge ülkelerinin gıda açığını rahatlıkla kapatabiliriz”

-“Halen 18 milyar dolar olan tarım ve gıda ihracatımızı zorlanmadan ikiye, üçe katlayabiliriz. Milyonlarca insanımıza yeni iş olanakları sağlayabiliriz”

 

Ankara – 25.11.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından kurulan 64. Hükümetin Başbakanı, Başbakan Yardımcıları ve bütün bakanlarını tebrik etti, yeni hükümetin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diledi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, büyük bir ülke olan Türkiye’nin, imkân, potansiyel ve kabiliyetlerinin de büyük olduğunu belirtti. Şemsi Bayraktar, çeşitli konularda çözüm bekleyen sorunların, ülkenin sahip olduğu yetişmiş eleman, genç nüfus ve imkânlarıyla, omuz omuza birlik içinde çözülebileceğine olan inancına vurgu yaptı.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, seçim ortamını geride bırakan Türkiye’nin artık, asıl gündemi olan tarıma, sanayiye, istihdama, ihracata, eğitime, kalkınmaya odaklanması, yapısal sorunlarını ortaya koyacağı reformlarla çözmek için var gücüyle çalışması gerektiğinin altını çizdi.

 

-“Gelişmiş her ülke belli alanlarda söz sahibi”-

 

Dünyada gelişmiş her ülkenin belli alanlarda söz sahibi olduğunu, bu alanları öne çıkardığını, güçlü markalar oluşturduğunu ve bu durumun devamı için elinden geleni yaptığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bugün dünyadaki stratejik sektörlerin başında tarım ve enerji gelmektedir. Ülkemiz, özellikle tarım ve gıdada, çok büyük potansiyele sahiptir. Gıda ve tarımda dünyada söz sahibi olabiliriz. Potansiyelimizi kullanabilirsek, hem ülkemizin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşıladığımız gibi hem de bölge ülkelerinin gıda açığını rahatlıkla kapatabiliriz. Dünya çapında markalar yaratabiliriz. Halen 18 milyar dolar olan tarım ve gıda ihracatımızı zorlanmadan ikiye, üçe katlayabiliriz. Milyonlarca insanımıza yeni iş olanakları sağlayabiliriz.   

Yapısal konular başta olmak üzere sorunlarımızı çözersek, önümüzdeki dönemde tarım ve gıdada çok hızlı bir büyümeyi sağlayabiliriz. Yeni dönemdeki reformlar bu amaca yönelik olarak planlanmalıdır. Tarım ve gıdada dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olmamız için sektörün bütün paydaşları omuz omuza vererek gayret göstermelidir.”

Şemsi Bayraktar, Başbakan Davutoğlu başta olmak üzere, Bakanlar Kurulu’na yeni atanan ve görevine devam eden bakanlara hayırlı olsun dileğinde bulundu, başarılar temenni etti.

24 Kasım Öğretmenler Günü


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Zor şartlarda çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştiren öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyor, eğitim camiamıza şükran ve saygılarımı sunuyorum”

 

Ankara – 24.11.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “zor şartlarda çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştiren öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyor, eğitim camiamıza şükran ve saygılarımı sunuyorum” dedi.

Bayraktar, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle yayımladığı mesajda, eğitimin en önemli unsurunun öğretmenler olduğunu, öğretmenlerin her türlü maddi sıkıntısının çözülmesi, en iyi şartlara ulaşmalarının sağlanması gerektiğini bildirdi.

 

Havuçta hasat zamanı…


-Havuçta hasat zamanı…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“Pazarlama sorunları havuçta üretimi düşürüyor”
-“2012 yılında 714 bin 280 tona kadar çıkan havuç üretimi, 2014 yılında 557 bin 977 tona indi. Bu sene üretimin yüzde 3,9 azalmayla 536 bin 246 tona ineceği tahmin ediliyor”
-“Özellikle A vitamini açısından çok zengin bir sebze olan havuçtaki ülke potansiyeli en iyi şekilde 
değerlendirilmeli, tüketimi artırılmalıdır”
-“Havuç üretiminin yüzde 59,4’ünü Konya tek başına sağlıyor. Bu ilimizi yüzde 23,5 payla Ankara, yüzde 10,8 payla Hatay, yüzde 2 payla Denizli, yüzde 1,2 payla 
Burdur izliyor”
-“Ülkemizde soğuk hava depoları yeterli değildir. Bunun sonucunda hasadın yoğun olduğu dönemde pazara talebin üzerinde ürün sunulmakta, bu da üretici fiyatlarında düşüşe 
neden olmaktadır”
-“Verilen bu destekler olumlu olmakla birlikte depolama konusunda arzu edilen seviyeye gelinememiştir”

Ankara –23.11.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, pazarlama sorunlarının havuçta üretimi düşürdüğünü bildirerek, “2012 yılında 714 bin 280 tona kadar çıkan havuç üretimi, 2014 yılında 557 bin 977 tona indi. Bu sene üretimin yüzde 3,9 azalmayla 536 bin 246 tona ineceği tahmin ediliyor” dedi.
Bayraktar, kışlık hasadı yapılan havuçla ilgili açıklamasında, beslenmede önemi büyük olan sebzede, tarımsal faaliyetin istihdam, katma değer ve ihracatta ulaştığı boyutla ekonomiye yeri doldurulamayacak bir katkı sağladığını belirtti.  
Günümüz yaşam koşullarında sağlıklı beslenmeye yönelik ürünlerin tüketiminin hız kazandığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Yaş sebzeler yüksek oranda su, mineral, düşük oranda protein, karbonhidrat ve yağ içermeleri nedeniyle sağlıklı beslenmenin önemli bir parçasıdır. Ayrıca bünyelerinde antioksidanlar, bitkisel kimyasallar, diyet lifi gibi yararlı bileşenleri içermeleri nedeniyle de kronik hastalıklara karşı koruyucu özellik taşımakta, vücudumuzun zararlı maddelerden temizlenmesini sağlamaktadır. 

-A vitamini bakımından çok zengin-
Beslenme ve insan sağlığı üzerinde tartışılmaz önemi bulunan sebzeler içinde havucun ayrı bir yeri bulunmaktadır. Havucun içerdiği besin maddelerine baktığımızda 100 gram yenilebilen taze havuçta, 42 kalori, 1,2 gram protein, 0,4 gram yağ, 9,2 gram karbonhidrat, 40 miligram kalsiyum, 36 miligram fosfor, 0,8 miligram demir, 12.000 IU A vitamini, 0,06 miligram B1, 0,06 miligram B2, 6 miligram C vitamini bulunmaktadır. Verilerden de görüldüğü üzere havuç, özellikle gözün görme fonksiyonu ve yapısı açısından temel maddelerden olan A vitamini bakımından çok zengin bir sebzedir. Lifli yapısı nedeniyle de sindirim sistemi için de oldukça faydalı bir üründür. Ülke potansiyeli en iyi şekilde değerlendirilmeli, tüketimi artırılmalıdır.”
2000 yılında 235 bin ton olan havuç üretiminin, 2005 yılında 388 bin tona, 2010 yılında 533 bin 253 tona, 2011 yılında 602 bin 78 tona yükseldiğini belirten Bayraktar, “2012 yılında 714 bin 280 tona kadar çıkan havuç üretimi, 2013 yılında 569 bin 855 tona, 2014 yılında 557 bin 977 tona indi. 2015 yılında 536 bin 246 tona ineceği tahmin ediliyor. 2000 yılında 71 bin 300 dekar olan havuç ekim alanı 2012 yılında 141 bin 695 dekara çıktı. Bu rakam, 2013 yılında 108 bin 643, 2014 yılında 104 bin 404 dekara indi” dedi.
Havuç üretiminin yüzde 59,4’ünü Konya’nın tek başına sağladığını vurgulayan Bayraktar, bu ilimizi yüzde 23,5 payla Ankara, yüzde 10,8 payla Hatay, yüzde 2 payla Denizli, yüzde 1,2 payla Burdur’un izlediği bilgisini verdi. 2014 yılında, Konya’nın 331 bin 593, Ankara’nın 131 bin 400, Hatay’ın 60 bin 483, Denizli’nin 11 bin 350, Burdur’un 6 bin 696 ton havuç ürettiğini belirten Bayraktar, bu illeri 2 bin 792 tonla Karaman, 1431 tonla İzmir, 1250 tonla Antalya, 1226 tonla Adıyaman, 1100 tonla Diyarbakır’ın takip ettiğini vurguladı.

-Pazarlama, girdiler, maliyetin altında ürün satma sebzeciliğin de 
sorunları-
Başta pazarlama sorunları olmak üzere, tarımsal girdilerde dışa bağımlılık ve girdilerden kaynaklanan üretim maliyetlerinin yüksekliği, üreticinin maliyetin altında ürün satmak zorunda kalması gibi genel sorunların havuç tarımının da içinde bulunduğu sebzecilikte de görüldüğü bilgisini veren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Üreticilerimiz binbir emekle ürettikleri üründe yeterince söz sahibi değildir. Üreticilerimizin kendi ürettiği üründe söz sahibi olabilmesi, sahip oldukları hakları etkin bir şekilde kullanabilmesi ancak örgütlenmeyle mümkündür. Üreticilerimiz tam olarak örgütlenemediğinden herhangi bir pazarlık gücü de bulunmamaktadır. Bu yapıda üretici düşük fiyata ürün satarken tüketici de daha pahalıya ürün tüketmek durumunda kalmaktadır. 
Sorunun çözümüne yönelik olarak üreticilerin örgütlenmesi ve örgütlenme bilincinin oluşması eğitim ve yayım faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermekle mümkündür. Bunun yanı sıra, Tarımsal Üretici Birlikleri’ne gerekli kaynak aktarılarak finansman bakımından güçlendirilmelidir. Birlikler bu şekilde fonksiyonel hale getirilerek bir müdahale kurumu gibi çalışmaları sağlanmalıdır.

-Maliyetler düşürülmeli, ilaçlama, depolama, ambalajlama, 
nakliye desteklenmeli-
Üreticilerimizin rekabet gücünün artırılması bakımından maliyetler düşürülmeli, gübre, mazot gibi üretim girdilerinin desteklenmesinin yanı sıra, ilaçlama, depolama, ambalajlama, nakliye gibi unsurlar da mutlak surette desteklenmeli, girdilerdeki KDV oranları indirilmelidir. 
Ülkemizde soğuk hava depoları yeterli değildir. Bunun sonucunda hasadın yoğun olduğu dönemde pazara talebin üzerinde ürün sunulmakta, bu da üretici fiyatlarında düşüşe neden olmaktadır. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Kapsamında tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik yeni yatırım tesislerinin yapımı, mevcut faal olan veya olmayan tesislerin kapasite artırımı ve teknoloji yenilenmesine yönelik yatırımlar yüzde 50 hibe yoluyla desteklenmektedir. Verilen bu destekler olumlu olmakla birlikte depolama konusunda arzu edilen seviyeye gelinememiştir. Arzın daha uzun döneme yayılması bakımından depolama imkanlarının artırılması gerekmektedir.”
Bayraktar, açıklamasında, ülkemizin sahip olduğu potansiyelin en iyi şekilde değerlendirilmesinin, havuç üretiminin ülke ekonomisine ve üreticilerimize olan katkısının artırılmasının en büyük temennileri olduğunu da belirtti.

Muz üretimi yeni bir rekora koşuyor


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: 

-“İki yıldır rekor kıran muz üretimi, bu yıl da 269 bin 501 tonla yeni bir rekora ulaşacağı tahmin ediliyor”

-“1990’lı yıllarda 18 ile 36 bin ton arasında değişen muz üretimi, örtü altı üretimin yaygınlaşmasıyla, 2000 yılından itibaren hızlı bir üretim artışı dönemine girdi”

-“2000’de 64 bin ton olan muz üretimi, 2003’de 100 bin tonu, 2005’de 150 bin tonu, 2008’de 200 bin tonu, 2014’de 200 bin tonu aştı”

-“Üretimdeki rekorlara rağmen, muz üretiminin yurtiçi tüketimi hala karşılayamıyor. 2012’de 225 bin ton, 2013’de 235 bin ton, 2014’de 207 bin ton muz ithal edildi”

-“1990’lı yıllarda kişi başına yıllık 2 kilogramın altında olan muz tüketimi, halen 5-5,5 kilogram dolaylarında seyrediyor”

-“Ülkemizde muzun yüzde 99,8’ini Mersin ve Antalya üretiyor. Mersin, 2014 yılında 182 bin 803 ton, Antalya 66 bin 953 ton muz üretti”

-“Bu iki ilimiz dışında, Hatay’da 2 bin 208 ton, Adana 23 ton, Konya’da 7 ton muz üretiliyor”

-“Ülkemizin muzda kendine yeter hale gelmesi için, sulama sorunları çözülmeli, sera yapımı teşvik edilmeli, muz araştırma istasyonu açılmalı”

-“Yerli muzun raf ömrünü uzatmak, markalaşmaya gitmek zorundayız”

-“Muzdaki en önemli destek olan yüzde 145,8 gümrük vergisi devam etmeli ve vergi oranı düşürülmemelidir”

 

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, muz üretiminin yeni bir rekora koştuğunu bildirerek, “İki yıldır rekor kıran muz üretimi, bu yıl da 269 bin 501 tonla yeni bir rekora ulaşacağı tahmin ediliyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 1955 yılında 1070 ton olan muz üretiminin 1975 yılında 21 bin tona yükseldiğini, 1990’lı yıllarda 18 ile 36 bin ton arasında değişen üretimin, örtü altı üretimin yaygınlaşmasıyla, 2000 yılında 64 bin tona, 2003 yılında 100 bin tonu aşarak 110 bin tona ulaştığını belirtti. 2005 yılında 150 bin ton olan muz üretiminin, 2008 yılında 200 bin tonu aşarak 201 bin 115 tona yükseldiğini vurgulayan Bayraktar, 2009 yılında 204 bin 517 ton, 2010 yılında 210 bin 178 ton olan üretimin, 2011 yılında 206 bin 501 tona indiğini hatırlattı. 2012 yılında 207 bin 727 tona çıkan muz üretiminin, 2013 yılında 215 bin 472, 2014 yılında 251 bin 994 tonla rekor kırdığına dikkati çeken Bayraktar, muz üretiminin bu yıl da yüzde 6,9 artacağı ve 269 bin 501 tonla yeni bir rekora ulaşacağının tahmin edildiğini vurguladı.

 

-Üretim ve tüketim hızla artırılmalı 

Üretimdeki rekorlara rağmen, muz üretiminin yurtiçi tüketimi hala karşılayamadığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

1990’lı yıllarda kişi başına yıllık 2 kilogramın altında olan muz tüketimi, halen 5-5,5 kilogram dolaylarında seyrediyor. Tüketim arttı. Üretim tüketimin yüzde 55’ini ancak karşılıyor. 2012’de 225 bin ton, 2013’de 235 bin ton, 2014’de 207 bin ton muz ithal edildi. İthalata rağmen ülkemiz 11 bin 172 ton da muz ihraç etti.

Muz değerli bir ürün… Kalp, damar hastalıklarına iyi geldiği, kolesterolü düşürdüğü, kemik gelişimini desteklediği ifade ediliyor. B1, B2, C, A ve E vitaminleri içeriyor. Potasyum, demir, kalsiyum, fosfor, sodyum ve iyot açısından da çok zengin olduğu biliniyor. Bu kadar faydası olan muzun üretimini ve tüketimini hızla artırmak zorundayız. Avrupa ülkeleri Türkiye’nin kişi başına 3-4 katı muz tüketiyor. Ülkemizin muz tüketimi de artacak.”

 

-Üretimin yüzde 70’den fazlası örtü altından 

Türkiye’de muz üretiminin örtü altı üretim başlamasıyla hızla geliştiğini bildiren Bayraktar, “1999 yılında 15 bin 995 ton olan örtü altı muz üretimi, 2014 yılında 180 bin 88 tona yükseldi. 2014 yılında, ülkemizde üretilen muzun yüzde 70’den fazlasının yüzde 71,5’inin örtü altında yetiştirildi. Örtü altı üretime geçişle birlikte muzda verim ve üretim artışı sağlandı” dedi.

 

-Konya’da bile muz üretildi 

Ülkemizde muz yetiştiriciliğinin Akdeniz Bölgesi’nin Mersin ve Antalya illerinin mikro-klima özelliği gösteren bazı ilçelerinde ekonomik olarak yapıldığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Muz, Mersin ilinde yoğun olarak Anamur ve Bozyazı ilçelerinde genellikle örtü altında yetiştirilmektedir. Antalya’da ise Gazipaşa’da yetiştiricilik genellikle açıkta, Alanya’da ise yetiştiricilik açık yanında örtü altında da gerçekleştirilmektedir. Son yıllarda yetiştiricilik alanlarında Mersin’in Erdemli, Antalya’nın Kumluca ve Finike ile İskenderun’un Arsuz ilçesine kadar genişlemeler oldu. Konya’nın Çumra ilçesinde serada az da olsa muz üretilmeye başlandı. Fakat, ülkemizde muzun yüzde 99,8’ini Mersin ve Antalya üretiyor. Mersin, 2014 yılında 182 bin 803 ton, Antalya 66 bin 953 ton muz üretti. Üretimde Mersin’in payı yüzde 72,5’i bulurken, Antalya’nın payı yüzde 26,6’ya yaklaşıyor. Bu iki ilimiz dışında, Hatay’da 2 bin 208 ton, Adana 23 ton, Konya’da 7 ton muz üretiliyor.”

 

-Yapılması gerekenler 

Muzda üretimin tüketimi karşılamamasının başlıca sebebinin iklim olduğunu vurgulayan Bayraktar, yapılması gerekenlerle ilgili şu bilgileri verdi:

“Ülkemiz, açıkta muz üretimi için uygun iklim koşullarına sahip değil. Yine de ülkemizin muzda kendine yeter hale gelmesi için, sulama suyuyla ilgili altyapı sorunları çözülmelidir.

Üreticilerin korunması amacıyla ithal edilen muza yüzde 145,8 gümrük vergisi önemlidir. Muzdaki en önemli destek olan gümrük vergisi devam etmeli ve vergi oranı düşürülmemelidir.

Muz üretilen bölgelerde yaşanan sorunları tespit etme, sorunları çözme konusunda hazırlanacak projelerle üretim maliyetlerini azaltıcı, verim ve kaliteyi arttırıcı çalışmalar yapacak Muz Araştırma İstasyonu açılmalıdır.

Sera yapımı teşvik edilmelidir.

Araştırma kuruluşları sebze seralarından daha yüksek olan ve farklı bir teknolojiyle kurulması, işletilmesi gereken muz seraları ve sera içi donanımlarla ilgili çalışmalar yapmalıdır.

Yerli muzun en önemli sorunlarından biri de raf ömrünün kısalığıdır. Üretim, işleme, paketleme ve pazarlama sırasında karşılaşılan sorunlar nedeniyle yerli muzun meyve kabuğu çatlamakta, kararmakta ve rafta kısa sürede bozulmaktadır. İthal muza karşı bir dezavantaj olan bu durumun giderilebilmesi için yerli muzun raf ömrünün uzatılabilmesi için gerekli çalışmalar yapılmalı ve uygulanmalıdır. Raf ömrünü uzatmak zorundayız.

Sera malzeme ve ekipmanlarından demir, çimento, damlama hortumu, boya, cıvata, plastik örtü ve benzeri malzemelerdeki Katma Değer Vergisi (KDV) inşaat yerine tarım kaleminden alınmalı ve KDV oranı düşürülmelidir.

Muzda pazarlamadaki sorunların çözümü konusunda, paketleme ve sarartma tesislerinin kayıt altına alınması ve standardizasyonu, paketlemede kullanılan ambalajların standartlara uygun hale getirilmesi, izlenebilirliğin sağlanması önem taşımaktadır.

Yine pazarlama açısından muzda markalaşma önemlidir. Markalaşmaya gitmek zorundayız.”

Fındıkta alan bazlı destek uzadı…


-Fındıkta alan bazlı destek uzadı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Girişimlerimiz sonucu, 2014 yılında sona eren fındıkta alan bazlı destek ödemesi, 2015 yılında da dekara 170 lira olarak devam edecek”

-“Üreticimiz açısından büyük önem taşıyan, 2009 yılından bu yana uygulanan alan bazlı desteğin, 2015 yılı sonrasında da devam etmesi gerekir”

-“Ülkemizin kaliteli fındık üretiminin sürdürülebilirliği, 2014 yılında 2,3 milyar doları aşan fındık ihracatının artarak devamı, üreticimizin desteklenmesiyle mümkün olabilir”

-“Toplam tarım ve gıda ihracatımızın yüzde 12,8’ini fındık oluşturuyor. 400 bine yakın çiftçi ailemiz, geçimini fındıktan sağlıyor”

-“Destek başvurularının 1 Nisan 2016 günü mesai bitimine kadar yapılması gerekiyor”

 

Ankara – 18.11.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, fındığın, üretici açısından olduğu kadar, istihdam ve döviz girdisi dolayısıyla da ülke açısından büyük önemi olduğunu belirterek, “girişimlerimiz sonucu, 2014 yılında sona eren fındıkta alan bazlı destek ödemesi, 2015 yılında da dekara 170 lira olarak devam edecek” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, fındık üreticilerine alan bazlı gelir desteği ödemesine dair Bakanlar Kurulu kararının, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlattı. Çiftçi kayıt sistemine ve fındık kayıt sistemine dâhil olan çiftçilere 2009 yılından itibaren alan bazlı destek verildiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Fındıkta 2009, 2010, 2011, 2012 yıllarında dekar alana 150 lira olarak uygulanan alan bazlı destek, 2013 yılında 160, 2014 yılında 170 liraya çıkarıldı. Üretim maliyetlerini aşağıya çeken fındıktaki alan bazlı destek ödemesi, 2015 yılında da 170 lira olarak uygulanacak. Üreticimiz açısından büyük önem taşıyan, 2009 yılından bu yana uygulanan alan bazlı desteğin 2015 yılı sonrasında da devam etmesi gerekir.

Fındıkta alan bazlı desteği Birlik olarak çok önemsiyoruz. Ülkemizin kaliteli fındık üretiminin sürdürülebilirliği, 2014 yılında 2,3 milyar doları aşan fındık ihracatının artarak devamı, üreticimizin desteklenmesiyle mümkün olabilir. Toplam tarım ve gıda ihracatımızın yüzde 12,8’ini fındık oluşturuyor. 400 bine yakın çiftçi ailemiz geçimini fındıktan sağlıyor. Bu kadar stratejik bir ürün olan fındıkta desteğin devamı çok önemlidir.”

Birliğimizin girişim ve gayretleriyle 2012-2014 yıllarını kapsayacak şekilde 3 yıl uzatılan fındıkta alan bazlı desteğin, 2015 yılında da ödenecek olması fındık üreticilerimizi sevindirdiğini belirten Bayraktar, açıklamasında, destek başvurularının 1 Nisan 2016 günü mesai bitimine kadar yapılması gerektiğini de vurguladı.

Tarımda istihdam arttı, üretici fiyatları artışı TÜFE’nin altında kaldı…


-Tarımda istihdam arttı, üretici fiyatları artışı TÜFE’nin altında kaldı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Geçen yıl Ağustos ayında, 5 milyon 815 bin olan tarım istihdamı, bu yıl 6 milyon 17 bine çıktı”

-“Tarım istihdamında, geçen yılın Ağustos ayına göre, 202 bin artarken, 2015 Temmuz

 ayına göre bin kişilik düşüş var”

-“Temmuz ayında tarım işsizliği 2,3 puan düşürerek, yüzde 12,4’den yüzde 10,1’e çekti”

-“Tarım istihdamdaki payını artırdı. Temmuz ayında tarımın

istihdamda yüzde 22 olan payı, Ağustos’ta yüzde 22,2’ye çıktı”

-“İstihdamda tarım, Ağustos ayında sanayiyi 765 bin fark attı”

-“2015 Eylül ayında aylık yüzde 2,55 olan tarımda üretici fiyat

artışı, Ekim ayında yüzde 0,85’e indi”

-“Yıllık bazda tüketici fiyatlarına göre, tarımda üretici fiyatları 0,6 puan daha fazla artsa da

 çok daha iyi sonuçlar veren oniki aylık ortalamalara göre üretici fiyatları, tüketici

 fiyatlarının 1,12 puan altında kaldı”

 

Ankara – 16.11.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda istihdamın Ağustos ayında, Temmuz ayındaki gibi 6 milyonun üzerinde seyrettiğini bildirerek, “tarım istihdamdaki önemini koruyor, hatta artırıyor. Geçen yıl Ağustos ayında, 5 milyon 815 bin olan tarım istihdamı, bu yıl 6 milyon 17 bin oldu. Tarım istihdamında, geçen yılın Ağustos ayına göre, 202 bin artarken, 2015 Temmuz ayına göre bin kişilik düşüş var” dedi.

Bayraktar, geçen yıl Ağustos ayında 5 milyon 815 bin, 2015 Haziran ayında 5 milyon 998 bin, 2015 Temmuz ayında 6 milyon 18 bin olan tarım istihdamının, Ağustos 2015’de 6 milyon 17 bin düzeyinde gerçekleştiğini belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Mart ayının ikinci yarısından sonra tarımda istihdamın yoğun olduğu döneme girildiğini, bundan dolayı her ay tarımda istihdamın arttığını, bu artışın Eylül ayından sonra düşüşe geçeceğini bildirdi. Şemsi Bayraktar, 2015 Haziran ayında sanayiye 618 bin, Temmuz 2015’de 682 bin fark attığını, bu farkın Ağustos 2015’de 765 bini geçtiğini vurguladı.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 27 milyon 150 bin olan istihdam edilenlerin 13 milyon 853 bininin hizmetler, 5 milyon 252 bininin sanayi, 2 milyon 28 bininin inşaat, 6 milyon 17 bininin ise tarımda çalıştığını kaydetti.

Şemsi Bayraktar, tarımın istihdamdaki payını artırdığını, Temmuz 2015’de tarımın istihdamda yüzde 22, Ağustos 2014’de yüzde 22,1 olan payının, 2015 yılının Ağustos ayında yüzde 22,2’ye çıktığını bildirdi.

Tarımın ülke ekonomisine katkısının çok önemli olduğunu bildiren Bayraktar, “Ağustos ayında tarım, toplamda işsizliği 2,3 puan düşürerek, yüzde 12,4’den yüzde 10,1’e çekti. Bu durum erkeklerde 1,3’de kalırken, kadınlarda 5,3’’ü buldu. Tarım, erkeklerde işsizliği yüzde 10,1’den yüzde 8,8’e, kadınlarda yüzde 18,4’den yüzde 13,1’e indirdi” dedi.

Bayraktar, Ağustos ayında tarımın 3 milyon 200 bin erkek, 2 milyon 817 bin kadına iş ve aş yarattığını, çalışan erkeklerin yüzde 16,9’unun, çalışan kadınların yüzde 34,4’ünün tarımda çalıştığını vurguladı.

Şemsi Bayraktar, 6 milyon 17 bin istihdamın 61 bininin işveren, 796 bininin ücretli ve yevmiyeli, 2 milyon 191 bininin kendi hesabına çalışan, 2 milyon 968 bininin ise ücretsiz aile işçisi konumunda bulunduğunu kaydetti.

 

-Tarımda üretici fiyatları artışı, geçen ayın ve TÜFE’nin altında kaldı-

 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 2015 Eylül ayında aylık yüzde 2,55 olan tarımda üretici fiyat artışının, Ekim ayında yüzde 0,85’e indiğini bildirdi. Ekim ayında gıda ve alkolsüz içeceklerde tüketici fiyatlarında yüzde 0,76, genel tüketici fiyatlarında yüzde 1,55 artış olduğunu hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Yıllık bazda gıda ve alkolsüz içeceklerde tüketici fiyatlarında yüzde 8,69, oniki aylık ortalamalara göre yüzde 11,69 olmuştu. Tarımda üretici fiyatlarındaki artış yıllık bazda yüzde 9,29, oniki aylık ortalamalara göre yüzde 10,57 düzeyinde gerçekleşti. Yıllık bazda tüketici fiyatlarına göre, tarımda üretici fiyatları 0,6 puan daha fazla artsa da dönemin tümünü değerlendirmekte çok daha iyi sonuçlar veren oniki aylık ortalamalara göre üretici fiyatları, tüketici fiyatlarının 1,12 puan altında kaldı.”

Ayvada hasat zamanı…


Ayvada hasat zamanı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar;

-“Bu yıl ayva üretiminin yüzde 4,4 artışla 112 bin tona ulaşacağı tahmin ediliyor”

-“Ayva üretiminde dünya birincisi olan Türkiye, konumunu koruyabilmesi için kapama bahçelere ağırlık vermeli, iyi

kalite ve standart çeşitlerle üretim yapmalıdır”

-“Ayvada sofralık tüketiminin yanı sıra, reçel, jöle, marmelat ve meyve suyu olarak da değerlendirilmeli, ürüne katma

değer kazandırılmalıdır”

-“Markalaşmanın sağlanması için üretici eğitilmeli, teşvik

edilmeli, desteklenmelidir”

-“2014 yılında üretilen 107 bin 243 ton ayvanın beşte birinden fazlasını Sakarya tek başına üretti”

-“Geçen yıl 22 bin 309 tonluk ayva üretimiyle iller arasında birinci olan Sakarya’yı, 15 bin 640 tonla Bursa, 8 bin 595 tonla

Bilecik, 6 bin 406 tonla Denizli, 5 bin 508 tonla Antalya izledi”

 

Ankara – 15.11.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bu yıl ayva üretiminin geçen yıldan daha iyi olduğunu bildirerek, “2015 yılında ayva üretiminin, 2014’e göre yüzde 4,4 artışla 112 bin tona ulaşacağı tahmin ediliyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, ayva üretiminde Türkiye’nin dünya birincisi olduğunu, konumunu koruyabilmesi için kapama bahçelere ağırlık verilmesi, iyi kalite ve standart çeşitlerle üretim yapılması gerektiğini belirtti.

Kapama bahçelerinin sayısının artmasıyla üretimde artış meydana geldiğini vurgulayan Bayraktar, “2014 yılında 53 bin 982 dekar alanda 107 bin 243 ton üretim olmuştu. Bu yıl yüzde 4,4 artışla üretimin 111 bin 963 tona çıkmasını bekliyoruz” dedi.

 

-Üretimde Türkiye birinci, Çin ikinci, Özbekistan üçüncü-

 

Türkiye’nin 2013 yılında 630 bin 325 ton olan dünya ayva üretiminin yüzde 22,1’ini tek başına gerçekleştirdiğini bildiren Bayraktar, “o tarihte Türkiye 193 bin 311 tonla birinci sıradaydı. Türkiye’yi 127 bin tonla Çin, 88 bin tonla Özbekistan, 40 bin 420 tonla Fas, 35 bin 129 tonla İran, 27 bin 839 tonla Azerbaycan ve 27 bin 680 tonla Arjantin takip ediyordu” dedi.

2010 yılında 121 bin 85 ton ayva üreten Türkiye’nin, üretimini 2011 yılında 127 bin 767 tona, 2012 yılında 136 bin 577 tona, 2013 yılında 139 bin 311 tona çıkardığını, 2014 yılında üretimin 107 bin 243 tona kadar indiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ülkemizde ayva tüketimi son yıllarda sürekli arttı. 2010 yılında 93 bin 906 ton olan ayva tüketimi, 2011’de 101 bin 360, 2012’de 107 bin 719, 2013’de 109 bin 81 tona yükseldi. 2010 yılında 11 bin 825 ton olan ayva ihracatı, 2011’de 9 bin 927 tona indikten sonra 2012’de 11 bin 298, 2013’de 12 bin 386 tona çıktı.

 

-İller arasında Sakarya birinci-

 

Ayva üretimi Sakarya’nın Sapanca gölü kenarında yoğunlaşıyor. 2014 yılında üretilen 107 bin 243 ton ayvanın beşte birini Sakarya tek başına üretti. 22 bin 309 tonluk ayva üretimiyle iller arasında birinci olan Sakarya’yı, 15 bin 640 tonla Bursa, 8 bin 595 tonla Bilecik, 6 bin 406 tonla Denizli, 5 bin 508 tonla Antalya, 4 bin 81 tonla Çanakkale, 3 bin 991 tonla Isparta, 3 bin 846 tonla Kocaeli, 2 bin 502 tonla Ankara, 2 bin 232 tonla İzmir, 2 bin 175 tonla Manisa, 1934 tonla Balıkesir, 1690 tonla Amasya, 1633 tonla Aydın, 1559 tonla Samsun, 1411 tonla Çorum, 1311 tonla Muğla, 1130 tonla Tekirdağ, 1105 tonla Burdur, 1087 tonla Afyonkarahisar izledi. Uşak’ın 990, Kahramanmaraş’ın 919, Mersin’in 892, Konya’nın 886, Düzce’nin 836, Kütahya’nın 806, Yalova’nın 761, Elazığ’ın 665, Artvin’in 611, Çankırı’nın 599, Bolu’nun 563, Edirne’nin 555, İstanbul’un 538 ton ayva üretimi bulunuyor.”

 

-Yapılması gerekenler-

 

Ayvanın yetiştiricilik, hasat ve depolama kolaylığıyla birlikte son yıllarda pazarda iyi fiyat bulmasının üreticileri kapama ayva bahçeleri kurmaya yönelttiğini bildiren Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Üreticilerimiz bahçe kurarlarken ekonomik anlamda ayva yetiştiriciliğini sınırlayan faktörler olan, kış soğukları, aşırı nemli iklimler ve rüzgarlar gibi meteorolojik verilere, özellikle yıllara göre kışın düşük sıcaklık değerlerine dikkat etmeleri gerekir.

Ayva üretiminde dünya birincisi olan Türkiye, bu konumunu koruyabilmesi için kapama bahçelere ağırlık vermeli, iyi kalite ve standart çeşitlerle üretim yapmalıdır. Kapama bahçe tesisi desteği ile üretici teşvik edilmelidir.

Hasatta meyve eti zedelenmemeli, meyveler toplanırken, meyvenin nemli olmamasına, taşıma ve ambalajlamaya dikkat edilmelidir.

Ayvada sofralık tüketiminin yanı sıra, reçel, jöle, marmelat ve meyve suyu olarak da değerlendirilmeli, ürüne katma değer kazandırılmalıdır.

Markalaşmanın sağlanması için üretici eğitilmeli, teşvik edilmeli, desteklenmelidir.

Dış pazarlara ağırlık verilmeli, yeni pazarlar bulunmalıdır.”

Kestane üretimi artırılmalı


-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: 

-“İklim ve toprak özelliklerimiz kestane üretimine çok uygun. Yıllık 63 bin tondan çok daha fazla kestane üretimi yapmamız mümkün”

-“40 milyon doların üzerinde ihracat yapılan kestanede üretim hızla artırılabilir”

-“Tamamen doğal şartlarda üretilen kestanede, kapama bahçecilik yaygınlaştırılmalıdır”

-“Meyvesinin yanı sıra ağacıyla da önemli bir ekonomik değer olan kestanede markalaşmaya önem verilmeli, modern ürün işleme tesisleri kurulmalı”

 

Ankara – 14.11.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Çin’in tek hakim olduğunu kestane üretiminde, Türkiye’nin dünya üçüncülüğünü sürdürdüğünü bildirerek, “iklim ve toprak özelliklerimiz kestane üretimine çok uygun. Yıllık 63 bin tondan çok daha fazla kestane üretimi yapmamız mümkün” dedi.

Bayraktar, hasadı süren kestane ile ilgili yaptığı açıklamada, 2008 yılında 55 bin 385 ton olan, 2014 yılında 63 bin 762 tona yükselen kestane üretiminin, bu yıl yüzde 0,9 azalmayla 63 bin 173 tona inmesinin beklendiği bilgisini verdi. Kestane üretiminde Çin, yüzde 82,1 payıyla açık farkla ilk sırada olduğunu, 2 milyon 9 bin 487 ton olan dünya kestane üretiminin 1 milyon 650 bin tonunu tek başına karşıladığını belirten Bayraktar, Güney Kore’nin 67 bin, Türkiye’nin 63 bin tonluk üretimleriyle dünyada ikinci ve üçüncü sırayı aldığını vurguladı. Türkiye’nin dünya kestane üretiminde yüzde 3,2 paya sahip olduğunu hatırlatan Bayraktar, hem Güney Kore’nin hem de Türkiye’nin üretim rakamlarının Çin karşısında çok yetersiz kaldığına dikkati çekti. Bayraktar, bu üç ülkeyi, üretimde  Bolivya, İtalya ve Yunanistan’ın izlediğini belirtti.

 

-Üretimde Aydın birinci, Kastamonu ikinci, İzmir üçüncü- 

Üretimin, Doğu Karadeniz’de gürgen, kızılağaç gibi ağaçlarla karışık olarak nadiren de saf kestane toplulukları şeklinde yapılırken, batıya doğru küçük gruplar halinde bol miktarda kestaneliklere rastlandığı bilgisini veren Bayraktar, “Bölgeler itibariyle kestane üretimde Ege Bölgesi, yaklaşık yüzde 70’lik payla ilk sıradadır. İller arasında, 20 bin 989 tonla Aydın birinci gelirken, bu ili 10 bin 321 tonla Kastamonu, 10 bin 176 tonla İzmir ve 4 bin 242 tonla Sinop izlemektedir” dedi.

 

-İhracat artıyor- 

Kestanede üretimdeki sınırlı yükselişe karşın kestanede son 6 yıldır ihracatın sürekli arttığına dikkati çeken Bayraktar, 2009 yılında 4,9 milyon dolar olan ihracatın 2014 yılında 40,2 milyon dolara çıktığını, ithalatın da 0,37 milyon dolardan 0,4 milyon dolara yükseldiğini belirtti.

Bayraktar, şunları kaydetti:

“40 milyon doların üzerinde ihracat yapılan kestanede üretim hızla artırılabilir. Ülkemizin iklim ve toprak özellikleri bunu mümkün kılıyor. Tamamen doğal şartlarda üretilen kestanede, kapama bahçecilik yaygınlaştırılmalıdır. Üretim artışı için modern üretime geçilmelidir.

Ülkemizde kestane, tamamen doğal şartlar altında yetiştirilmektedir. Hiçbir şekilde tarımsal ilaç, suni gübre kullanılmamaktadır. Başta nişasta ve şekerler olmak üzere iyi kalitede sindirilebilen lifli maddeler, protein, düşük oranda yağ, çeşitli mineral maddeler, B1, B2 ve C vitaminleri dolayısıyla kestanenin, besin içeriği zengindir. Tamamen doğal şartlar altında yetiştirilmesi nedeniyle, beslenme diyetlerinde hatta çocuk mamalarında kullanılmaktadır.”

 

-Markalaşmaya önem verilmeli- 

Meyvesinin yanı sıra ağacıyla da önemli bir ekonomik değer olan kestanede markalaşmaya önem verilmesi, modern ürün işleme tesisleri kurulması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Tanıtım yapılır, üreticinin yetiştiricilik ve pazarlama konusundaki bilgi eksikliği giderilir ve kapama bahçelerin kurulması desteklenirse kestanede üretim de ihracat da artar. Bunun olmaması için bir sebep yok. Ülkemizin potansiyeli var. Kestane sektöründe üretim tekniği, hasat, depolama ve pazarlama konularında üreticide bilgi eksikliği bulunuyor. Bu konularda gerekli çalışmalar yapılarak üreticinin aydınlatılması ve modern tarım tekniklerinin uygulamaya konulması ürün kayıplarını azaltacaktır.”