Narenciyede hasat zamanı


-Narenciyede hasat zamanı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: -“Üretimin geçen yılki seviyelerde gerçekleşmesini bekliyoruz”

-“Toplam yaş meyve sebze ihracatımızın miktar olarak yarıyayakınını gerçekleştiren, ülkemize 942 milyon dolar döviz

kazandıran narenciyede ihracatın devamı çok önemli”

-“İhracat iadeleri yeterli miktarda belirlenmeli, bir an önce açıklanmalı ve ödemeler peşin olarak yapılmalıdır”

-“Markalar oluşturulmalı, yeni pazarlar bulunmalıdır”

-“Üreticilerimizin dış pazarlarda rekabet edebilmesi için maliyetler düşürülmelidir”

-“Narenciyeden para kazanan tüm taraflar arasında işbirliği ve koordinasyon sağlanmalıdır”

Ankara – 30.10.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hasadı devam eden narenciyede üretimin geçen yılki seviyelerde gerçekleşmesini beklediklerini bildirerek, “2014 yılında 3 milyon 784 bin tonluk üretim yapılmıştı. Bu yıl da 3 milyon 787 bin ton dolayında bir üretim olacak gibi görünüyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin sahip olduğu ekolojik yapı ve iklim özellikleri bakımından bazı tropik meyveler dışında birçok meyve türünün yetiştirilmesine elverişli olduğunu, özellikle yaş meyve sebze de önemli bir potansiyele sahip bulunduğunu belirtti. Yaş sebze ve meyve içinde narenciyenin oldukça önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Bayraktar, narenciyenin taze tüketimin yanında meyve suyu, konsantre, reçel, marmelat olarak çeşitli ürünlere işlenebildiği gibi kabuklarından da esans elde edildiğine dikkati çekti.

Narenciyenin içerdiği organik asitler ve C ve B vitaminleri bakımından beslenmede önem taşıdığını, vücutta toksinlerin atılmasında önemli rol oynadığını belirten Bayraktar, “Bununla birlikte gribal enfeksiyonlara dayanıklılık sağlamada, kalbi kuvvetlendirmede, kan damarlarını ve kılcal damarları güçlendirmede, kanı temizlemede, sinirleri yatıştırarak bedeni ve zihni yorgunlukların giderilmesinde, diş etlerini güçlendirmede oldukça faydalı olduğu söylenmektedir. Özellikle kışa girmeye hazırlandığımız bu dönemlerde vücut direncinin artırılmasına katkı sağlayan önemli bir ürünümüzdür” dedi.

-Üretimde Türkiye söz sahibi ülkeler içinde- 

Türkiye’nin dünyada narenciye üretiminde söz sahibi ülkelerden biri olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti: “2014 yılında ülkemizde 3 milyon 783 bin ton narenciye üretimi yapılmıştır. Bu yıl da 3 milyon 787 bin ton üretim beklenmektedir. Ülkemizde narenciye üretimi, Akdeniz ve Ege Bölgesinde yoğunlaşmış durumdadır. Üretimde Adana ilimiz yüzde 25,9 payla ilk sıradadır. Bu ilimizi, yüzde 22,7’lik payla Mersin, yüzde 18,6’lık payla Hatay, yüzde 16,2’lik payla Antalya, yüzde 8,1’lik payla Muğla, yüzde 4’lük payla İzmir, yüzde 2,4’lük payla Aydın, yüzde 1,1’lik payla Osmaniye illerimiz izlemektedir.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2013 yılı verilerine göre, 135,8 milyon ton olan dünya narenciye üretiminin yüzde 2,7’si ülkemizde yapılmaktadır. Türkiye, üretiminde 9’ncu sıradadır. Dünyada Çin yüzde 24,1 payla üretimde birinciliği almaktadır. Bu ülkeyi yüzde 14,5 payla Brezilya, yüzde 7,5 payla ABD, yüzde 7,4 payla Hindistan, yüzde 5,6 payla Meksika, yüzde 4,7 payla İspanya takip etmektedir.”

-İhracat önemli-

Narenciye üretiminin ülke ihtiyacını fazlasıyla karşıladığını, yaş ve meyve ihracatının da miktar olarak yarıya yakınını gerçekleştirdiğini belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“2014 yılında ihraç edilen 3 milyon 532 bin ton yaş meyve sebze ihracatımızın yüzde 44,9’unu narenciye oluşturuyor. Yapılan ihracat karşılığında 942,2 milyon dolarlık dövizin ülkemize girmesini sağlayan narenciye, ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamıştır. Narenciye yaş sebze ve meyve ihracatımızın da lokomotifi konumundadır.

Narenciye ihracatımızın ülkelere göre dağılımına baktığımızda, 2014 yılında yapılan toplam narenciye ihracatımızın yüzde 33’ü Rusya’ya yapılmıştır. Bu ülkeyi yüzde 25’lik payla Irak, yüzde 11’lik payla Ukrayna, yüzde 4’lük paylarla Suudi Arabistan ve Romanya izlemiştir. Narenciye ihracatımızda öne çıkan ve bizim için önemli pazar konumundaki ülkelerde yaşanan siyasi karışıklar ihracatımızı da etkilemektedir.

Bunu yanı sıra ihracatımızı etkileyen en önemli konulardan biri de ihracat iadeleridir. Bilindiği üzere narenciye ihracatında verilen teşvik primleri yani ihracat iadeleri, ülkemizin narenciye ihracatında diğer ülkelerle rekabet edebilmesi, iç piyasada fiyat istikrarının sağlanması, üreticinin hak ettiği geliri elde edebilmesi bakımından son derece önemlidir. İhracat iadelerinin amacına ulaşabilmesi, ihracatçının önünü görebilmesi ve ihracatın gelişmesi için zamanında verilmesinin yanında, yeterli miktarda verilmesi de büyük önem taşımaktadır. İhracat iadelerinin düşük açıklanması zaten komşu ülkelerde yaşanan siyasi karışıklıklar nedeniyle zor durumda kalan sektörü daha da sıkıntıya düşürebilecektir. Sezon açılmasına karşın ihracat iadeleri belli olmamıştır. İhracat iadeleri yeterli miktarda belirlenmesi ve bir an önce açıklanmalıdır.

Toplam yaş meyve sebze ihracatımızın miktar olarak yarıya yakınını gerçekleştiren, ülkemize 942 milyon dolar döviz kazandıran narenciyede ihracatın devamı çok önemlidir.”

-Yapılması gerekenler- 

Gerek sağlık, gerek ülke ekonomisi açısından son derece önemli olan narenciyede 2015/2016 sezonunun başta üreticilerimiz olmak üzere, sektörde faaliyet gösteren tüm taraflar için iyi geçmesinin en büyük temennilerini olduğunu bildiren Bayraktar, bin bir emekle işletmesine bakan, artan girdi fiyatları karşısında üretime devam, hasat zamanını dört gözle bekleyen üreticilerimizin emeğinin karşılığını alabilmeleri, bu üretim dalından gereği gibi istifade edilebilmesi ve sektörün daha da ileriye gitmesi bakımından yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

“İhracat iadelerinin yeterli miktarda belirlenmeli, bir an önce açıklanmalı ve ödemeler peşin olarak yapılmalıdır.

Tanıtım faaliyetleriyle iç tüketim artırılmalıdır.

Dış pazarda rekabet gücümüz artırılması, üreticilerimizin rekabet edebilmesi için maliyetler düşürülmelidir.

Gübre, mazot gibi üretim girdilerinin desteklenmesinin yanı sıra,  ilaçlama, depolama, ambalajlama, nakliye gibi unsurların da desteklenerek girdilerdeki KDV oranları indirilmelidir.

Marka oluşturulmalı, yeni pazarlar bulunarak ihracatın artırılmalıdır.

Şeker ve asit oranı yeterli seviyeye gelmemiş narenciyenin hasat edilmesi kaliteyi düşüreceğinden bu hususta daha hassas davranılmalıdır.

Üretimden pazarlamaya kadar olan bütün aşamalarda eğitim ve yayım faaliyetlerine ağırlık verilmelidir.

Araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ağırlık verilerek pazar talebine uygun çeşitler geliştirilmelidir.

Ürün ve kalite kaybı olmaksızın daha uzun sürede ürün arzının sağlanması, üreticinin kayba uğramaması bakımından depolamaya özel önem verilmesi, soğuk hava depoları artırılması gerekir.

Üreticilerimizin pazarlama problemlerinin çözümü bakımından, üretici birlikleri finansman bakımından güçlendirilerek daha aktif hale gelmeleri sağlanmalıdır.”

Narenciyeden para kazanan tüm taraflar arasında işbirliği ve koordinasyonun sağlanması gerektiğini belirten Bayraktar, tüm tarafların bu hususlarda gereken hassasiyeti göstereceğine inandığını vurguladı, narenciye sezonunun hayırlı olmasını diledi.

Cumhuriyet 92 yaşında…


-Cumhuriyet 92 yaşında…

TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Türkiye, bugün, tarımda, sanayide, eğitimde, sağlıkta, bilimde, sanatta, sporda dünyanın önemli ülkelerinden biriyse bu Cumhuriyet  sayesindedir”

-“Terör sorununu aşar, birlik, beraberliğimizi korumaya devam edersek, ülkemiz hemen her alanda dünyada ilk 10’a girer. Bundan da doğusuyla, batısıyla, güneyiyle, kuzeyiyle her bölgemiz, her vatandaşımız yararlanır”

 

Ankara – 28.10.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Türkiye, bugün, tarımda, sanayide, eğitimde, sağlıkta, bilimde, sanatta, sporda dünyanın önemli ülkelerinden biriyse bu Cumhuriyet sayesindedir” dedi.

Bayraktar, Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, bu yıl 92. yıldönümü kutlanacak olan Cumhuriyet için, kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak” hedefini koyduğunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu yönde çok önemli aşamalar kaydettiğini, bölgesinin ve İslam dünyasının en gelişmiş ülkesi haline geldiğini vurguladı.

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“Cumhuriyetimizin bu yıl 92. yılını kutluyoruz. Bugün Türkiye içinde bulunduğu bölgenin en güçlü, dünyanın 17’inci büyük ekonomisi durumundadır. Cumhuriyet kurulduğunda nüfusun yüzde 90’ı okuma yazma bilmezken, bugün dünya sıralamasına giren üniversiteleri olan, dünya çapında şirketleri, hastaneleri, bilim adamları, sanatçıları, sporcuları olan bir Türkiye’ye ulaşılmıştır. Türkiye, bugün tarımda, sanayide, eğitimde, sağlıkta, bilimde, sanatta, sporda dünyanın önemli ülkelerinden biriyse bu Cumhuriyet sayesindedir.

Son dönemlerde şiddeti artan terör sorununu aşar, birlik, beraberliğimizi korumaya devam edersek, ülkemiz hemen her alanda dünyada ilk 10’a girer. Bundan da doğusuyla, batısıyla, güneyiyle, kuzeyiyle her bölgemiz, her vatandaşımız yararlanır.”

 

-Tarımda da büyük aşamalar kaydedildi-

 

Bayraktar, Türkiye’nin, Cumhuriyet döneminde tarımda da büyük aşamalar kaydettiğini, 1923 yılında, tarımsal üretimi 12,5 milyonluk nüfusu bile besleyemeyen bir ülkeden, 78 milyonu nüfusu, 40 milyonu aşkın turisti besleyen, 6 milyon istihdam, 60 milyar dolara yakın tarımsal hâsıla yaratan, 18 milyar dolarlık tarımsal ürün ve gıda ihracatı yapan bir tarımsal ekonomiye ulaşılmasını sağladığını belirtti.

Muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma hedefine ulaşmada sonuna kadar kararlı olduklarını, Türk çiftçisi, Türk köylüsü olarak cumhuriyetin bu hedefini gerçekleştirmek için bütün güçleriyle çalışıp, gayret ettiklerini bildiren Bayraktar, “Çiftçimiz, büyük bir gayret ve fedakârlıkla üretiyor. Bu ülkenin gıda güvencesini sağlıyor. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında da, tarım ve gıdada 40 milyar dolar ihracata, 85 milyon olacak nüfusu, 50 milyon turisti besleyeceğinden, çevre ülkelerin gıda açığını kapatacağından kimsenin kuşkusu olmasın” dedi.

Toprak Analizinde Son 5 Gün


-Toprak analizinde son 5 gün…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Toprak analizi yaptırma süresi 30 Ekim 2015 Cuma günü mesai saati bitiminde sona erecek”

-“Çiftçilerimizin yoğunluk yaşanabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak, son günü beklemeden bir an önce toprak analizlerini yaptırmalarında fayda var”

-“Gübre ve toprak analizi desteğinden yararlanmak için yetkilendirilmiş laboratuvarlarda toprak analizi yapılması gerekiyor”

 

Ankara – 25.10.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, toprak analizi yaptırma süresinin 30 Ekim 2015 Cuma günü mesai saati bitiminde sona ereceğini bildirerek, “Çiftçilerimizin yoğunluk yaşanabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak, son günü beklemeden bir an önce toprak analizlerini yaptırmalarında fayda var” dedi. 

Bayraktar yaptığı açıklamada, Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) dâhil olan çiftçilere mazot, gübre ve toprak analizi destekleme ödemesi yapılmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın tebliğinin 27 Mayıs 2015 tarihinde yayımlandığı hatırlattı.

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu tebliğe göre gübre ve toprak analizi desteğinden desteklemelerden yararlanmak için çiftçilerin, toprak analizini 1 Eylül 2015 tarihine kadar yaptırmaları gerekiyordu. Ancak çeşitli sebeplerle toprak analizlerini yaptıramayan çiftçilerin mağdur olmamaları için Birliğimiz ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız arasında yapılan yazışma ve görüşmeler neticesinde, Bakanlığımız tarafından talebimiz yerinde görülerek tebliğde değişikliğe gidildi. Toprak analizi yaptırma süresi 30 Ekim 2015 tarihine kadar uzatıldı.

Gübre ve toprak analizi desteğinden faydalanmak isteyen çiftçilerimizin, 30 Ekim 2015 gününe kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca yetkilendirilmiş laboratuvarlarda toprak analizlerini yaptırmaları gerekiyor. Çiftçilerimiz son günü beklemesin, bir an önce toprak analizlerini yaptırsınlar. Aksi takdirde gübre ve toprak analiz desteklerinden faydalanamazlar.”

Bayraktar, Türkiye Emekliler Derneği Genel Kurulu’na katıldı…

-Bayraktar, Türkiye Emekliler Derneği Genel Kurulu’na katıldı…

-Başbakan Davutoğlu: “TZOB Genel Başkanıyla da görüştüm. Genç çiftçilere proje

karşılığında 30 bin lira hibe desteği sağlayacağız, gübre ve yemde KDV’yi kaldıracağız”

 

Ankara – 21.10.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye Emekliler Derneği 21. Genel Kurulu’na katıldı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, TES-İŞ Genel Merkezi salonunda düzenlenen genel kuruldaki konuşmasında, esnaf, emekli, çalışanlar ile tarım kesimine yönelik hazırladıkları projeleri anlattı.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar ile de görüştüğünü belirten Davutoğlu, genç çiftçilere proje karşılığı 30 bin lira hibe desteği sağlayacaklarını, gübre ve yemde KDV’yi kaldıracaklarını, böylece çiftçilerin ve girişimcilerin iş imkanlarını geliştireceklerini bildirdi.

Türkiye Emekliler Derneği Genel Başkanı Kazım Ergün ise emeklilerin ülkeyi, vatanı her şeyin üzerinde tuttuklarını söyledi.

Genel Kurula, Başbakan Davutoğlu ve TZOB Genel Başkanı Bayraktar’ın yanı sıra, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ahmet Erdem, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya, SGK Başkan Vekili Cevdet Ceylan katıldı.

Narda hasat zamanı…


-Narda hasat zamanı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Nar üretimi, 2010 yılından bu yana ikiye katlandı”

-“Nardaki üretim patlaması iyi değerlendirilmeli, fiyat istikrarı sağlanmalı, ürün kayıpları azaltılmalı, ihracat artırılmalıdır”

-“1988 yılında 45 bin ton olan nar üretimi, 2007 yılında 106 bin, 2010 yılında 208 bin, 2014 yılında 397 bin tonu geçti”

-“Bu yıl, nar üretiminin yüzde 7,5 artışla 427 bin tonu aşması bekleniyor”

-“2013-2014 tüketim döneminde 18 bin 191 ton nar, üretimin yüzde 4,75’i üretim ve kullanımda kaybedildi”

-“Kaybedilen ürün miktarı, çoğu ülkenin toplam üretiminden fazla bir rakama karşılık geliyor. Ürün iyi korunmalı, binbir emekle üretilen ulusal servet ziyan edilmemelidir”

-“Kişi başına 2013 yılında 2,7 kilogram olan nar tüketimi yeterli değil. Tüketimin artırılması, üretimi destekleyecektir”

-“2009’da 9,4 milyon dolar olan ihracatımız hızla artarak, 2013’de 111,6 milyon dolara çıkmış, 2014’de 108,4 milyon dolar olmuştur”

-“Talep edilen bir ürün olan narda ihracatın çok daha fazla rakamlara çıkarılabilir. İhracat desteklenmelidir”

-“Nar üreticisinin beklentisi piyasada oluşan fiyatın maliyetin üstünde olmasıdır”

 

Ankara – 21.10.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, nar üretiminin 2010 yılından bu yana ikiye katlandığını bildirerek, “nardaki üretim patlaması iyi değerlendirilmeli, fiyat istikrarı sağlanmalı, ürün kayıpları azaltılmalı, ihracat artırılmalıdır” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 1988 yılında 45 bin ton olan nar üretiminin, 2007 yılında 106 bin 560 tona, 2010’de 208 bin 502 tona, 2011’de 217 bin 572 tona, 2012’de 315 bin 150 tona, 2013’de 383 bin 85 tona, 2014 yılında 397 bin 335 tona yükseldiğini bildirdi. Bu yıl nar üretiminin 2014 yılına göre yüzde 7,5 artarak 427 bin 153 tona ulaşmasının beklendiğini belirten Bayraktar, nar üretimindeki artışın hız kesmeden devam ettiğini vurguladı.

 

-Üretimin dörtte birden fazlası Antalya’dan-

 

Ülke genelinde 56 ilde yapılan nar üretiminin yüzde 27,4’ünün Antalya’da yapıldığına dikkati çeken Bayraktar, “2014 yılında Antalya’da 108 bin 786 ton nar üretilmiştir. Antalya’yı, 68 bin 347 tonla Muğla, 39 bin 740 tonla Adana, 35 bin 15 tonla Mersin, 23 bin 363 tonla Denizli, 22 bin 155 tonla Hatay, 18 bin 862 tonla Gaziantep, 16 bin 429 tonla Aydın izlemiştir” dedi.

 

-Kayıp fazla-

 

2013-2014 tüketim döneminde 18 bin 191 ton narın, üretimin yüzde 4,75’inin üretim ve kullanımda kaybedildiği bilgisini veren Bayraktar, kaybedilen ürün miktarının, çoğu ülkenin toplam üretiminden fazla bir rakama karşılık geldiğini, ürünün iyi korunması, binbir emekle üretilen ulusal servetin ziyan edilmemesi gerektiğini bildirdi.

 

-Tüketim yetersiz-

 

Kişi başına 2013 yılında 2,7 kilogram olan nar tüketiminin yeterli olmadığını, tüketimin artırılmasının üretimi destekleyeceğini belirten Bayraktar, “2009 yılında 9,4 milyon dolar olan ihracatımız hızla artarak, 2012 yılında 73,7 milyon dolara, 2013 yılında 111,6 milyon dolara çıkmıştır. 2014 yılında ihracat 108,4 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Talep edilen bir ürün olan narda ihracatın çok daha fazla rakamlara çıkarılabilir. İhracat desteklenmelidir” dedi.

 

-Sorunlar-

 

Bayraktar, narda yaşanan sorunları şöyle sıraladı:

“Tüketimdeki yetersizlik en büyük sorundur. Tüketimin artırılması için narın faydaları konusunda tüketicilerin bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Narda işlenmiş ürün pazarlaması da (nar suyu, nar ekşisi, nar sosu ve benzeri) yeterli değildir. İşlenmiş ürün tüketimi de yine yetersizdir.

Soğuk hava depolarının yeterli olmaması da önemli bir sorundur.

Narda hasat dönemi (10-15 gün) kısadır. Nar belli bir olgunluğa geldiğinde bekletilmeden hasat edilmesi gerekiyor. Zamanında hasat edilmediğinde meyvede çatlamalar olmakta ve bu durum ürün fiyatının düşmesine yol açmaktadır.

Nar yetiştiriciliğinde bahçe bakım ve işçiliği maliyeti yüksektir. Ayrıca girdi fiyatları da yüksek olduğu için nar, üretici maliyeti yüksek bir meyvedir.

2014 yılında üreticide kilogramı 50-62 kuruş olan narda fiyat bu sene 60-80 kuruş arasında seyretmektedir. Bu fiyat yeterli değildir. Narın piyasa fiyatı kendi kendine oluşmaktadır. Narda sanayi ve sofralık ayrımı yani sınıflama olmayışı da fiyatı etkilemektedir. Ayrıca, tüccarın alım fiyatını geç açıklaması da ürün fiyatlarının düşmesine neden olmaktadır. Nar üreticisinin beklentisi piyasada oluşan fiyatın maliyetin üstünde olmasıdır. Üretimin devamlılığı için bunun sağlanması şarttır.”

 

-Faydaları saymakla bitmiyor-

 

C vitamini açısından son derece zengin bir meyve olan narın, B1 ve B2 vitaminleri, potasyum, kalsiyum, fosfor ve demir de içerdiğine dikkati çeken Bayraktar, “narın, enfeksiyonlara karşı vücudun dirençli olmasını sağladığı, yorgunluğu giderdiği, enerji verdiği, tansiyonu düzenlediği, cildi güzelleştirdiği, kandaki şeker seviyesini dengelediği söyleniyor. Narda bulunan polyphenolic, tannin ve anthocyanin adlı maddelerin serbest radikallerle mücadele ederek damarların tıkanmasını engellediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği, antioksidanlar açısından zengin bir meyve olduğu da dile getiriliyor. Narın sadece meyvesi değil, meyve tanelerinin zarı, meyve kabukları, nar ağacı kökleri, kök kabukları ve nar ağacı dalları da sağlık açısından faydalıdır. Yararları saymakla bitmeyen narda tüketim artırılmalıdır” dedi.

Yıllar itibarıyla narda toplu meyveliklerin alanı, üretim miktarı, ağaç sayısı, ağaç başına verim rakamları şöyle:

Yıl

Narda Toplu Meyveliklerin Alanı (Dekar)

Üretim (Ton)

Ağaç Başına Ortalama Verim (Kg)

Meyve Veren Yaşta Ağaç Sayısı

Meyve Vermeyen Yaşta Ağaç Sayısı

Toplam Ağaç Sayısı

2000

46.750

59.000

24

2.485.000

809.000

3.294.000

2001

56.000

60.000

24

2.530.000

840.000

3.370.000

2002

55.000

60.000

22

2.670.000

855.000

3.525.000

2003

60.000

80.000

25

3.190.000

1.100.000

4.290.000

2004

65.000

73.000

23

3.200.000

1.220.000

4.420.000

2005

67.000

80.000

25

3.220.000

1.409.000

4.629.000

2006

75.675

90.737

29

3.136.166

1.502.233

4.638.399

2007

111.230

106.560

30

3.610.788

3.367.316

6.978.104

2008

176.197

127.760

32

4.017.480

5.928.736

9.946.216

2009

197.345

170.963

34

5.092.148

5.794.324

10.886.472

2010

206.073

208.502

32

6.431.358

5.678.792

12.110.150

2011

244.454

217.572

28

7.881.144

6.432.893

14.314.037

2012

269.024

315.150

31

10.011.871

5.789.933

15.801.804

2013

283.991

383.085

35

11.086.789

5.089.180

16.175.969

2014

304.548

397.335

34

11.755.997

6.033.851

17.789.848

 

            Nar üreten illerin 2014 yılındaki toplu nar meyvelik alanları ve üretim miktarları şöyle:

 

 

Toplu Meyveliklerin Alanı (Dekar)

 

Üretim (Ton)

Antalya

55.819

 

108.786

Muğla

35.087

 

68.347

Adana

21.585

 

39.740

Mersin

34.658

 

35.015

Denizli

29.881

 

23.363

Hatay

12.080

 

22.155

Gaziantep

17.657

 

18.862

Aydın

15.641

 

16.429

İzmir

6.947

 

9.991

Şanlıurfa

19.947

 

7.913

Kilis

12.960

 

7.823

Manisa

5.568

 

6.214

Bilecik

2.705

 

5.356

Adıyaman

11.842

 

4.425

Siirt

5.402

 

3.536

Mardin

1.842

 

3.143

Karaman

1.715

 

2.937

Osmaniye

2.721

 

2.559

Balıkesir

1.246

 

1.480

Burdur

788

 

1.317

Kahramanmaraş

1.516

 

1.168

Diyarbakır

1.904

 

896

Çanakkale

944

 

864

Şırnak

419

 

721

Eskişehir

1.156

 

671

Bursa

522

 

489

Artvin

170

 

478

Batman

170

 

391

Isparta

171

 

347

Elazığ

170

 

344

Samsun

41

 

335

Sakarya

32

 

149

Malatya

152

 

148

Çorum

0

 

108

Kocaeli

89

 

93

Uşak

111

 

91

Ankara

150

 

90

Tekirdağ

251

 

77

Hakkari

11

 

64

Sinop

11

 

62

Trabzon

0

 

56

Amasya

150

 

55

Tokat

100

 

52

Bitlis

92

 

50

Afyon

0

 

38

İstanbul

30

 

35

Yalova

8

 

15

Karabük

3

 

14

Ordu

0

 

13

Edirne

20

 

8

Kırklareli

18

 

8

Giresun

0

 

5

Konya

0

 

3

Erzurum

0

 

2

Tunceli

0

 

2

Bartın

1

 

2

 

TMO, çeltikte piyasaya girmeli…


-TMO, çeltikte piyasaya girmeli…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Üreticimiz TMO’nun düzenleyici fonksiyonunu kullanarak, piyasaya girerek çeltikte fiyat düşüşünü durdurmasını bekliyor”

-“Hasat döneminde ithalata izin verilmemeli”

-“TMO, üretici maliyetlerini, geçen yıl Ekim ayında 1 lira 75 kuruş olan çeltik fiyatını göz önünde bulundurarak bir fiyat açıklamalı”

-“Piyasada yüzde 60 randımanlı Osmancık çeşidi çeltikte ortalama fiyat, 29 Eylül-16 Ekim arasında kilogramda 1 lira 70 kuruştan 1 lira 55 kuruşa düştü”

-“Geçtiğimiz iki yıl da TMO’nun piyasalara girmesini gerektirecek bir durum oluşmamıştır. Piyasada oluşan fiyatla çeltik üreticisi ürününü satmış ve yeterli geliri elde etmiştir”

-“Bu yıl durum değişti. Çeltik üretiminde bu yılın bereketli olması, fiyatların düşmesi ve piyasalarda yeterli alıcı bulunmaması nedeniyle bozuldu”

-“Üreticilerimiz kara gün dostu olarak bildikleri TMO’nun gerektiğinde çeltiği alarak üreticileri mağdur etmeyeceğine inanmaktadır”

-“Pirinçte 2013-2014 sezonunda yüzde 19,9 olan üretim açığının bu yıl azalmasını bekliyoruz”

-“Piyasaya arz edilen pirinç 854 bin 814 ton. Yurtiçi kullanım ve ihracat toplamının çok üzerindedir. Bundan dolayı pirinç stoku 152 bin 343 ton artmış”

-“İthalat çok iyi ayarlanmalı piyasa ihtiyacının üzerinde ithalata izin verilmemelidir”

 

Ankara – 18.10.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çeltik fiyatlarında düşüşün sürdüğünü bildirerek, “Üreticimiz TMO’nun düzenleyici fonksiyonunu kullanarak, piyasaya girerek çeltikte fiyat düşüşünü durdurmasını bekliyor. TMO, üretici maliyetlerini, geçen Ekim ayında 1 lira 75 kuruş olan fiyatı göz önünde bulundurarak bir fiyat açıklamalı” dedi.

Bayraktar, hasat döneminde ithalata izin verilmemesi gerektiğini, ithalatın piyasa dengelerini bozarak fiyatları düşürdüğünü, hasat yapan üreticiye büyük zarar verdiğini belirtti.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, bu yıl çeltik hasadının Eylül ayı ilk haftası itibariyle Güney Marmara Bölgesinde Balıkesir ilinde başladığını, Ekim ayıyla birlikte hasadın tüm bölgelerde yoğunlaştığını bildirdi. Çeltik hasadının devam ettiği günlerde bazı illerimizde gerçekleşen yağışların hasadın ertelenmesine neden olsa da herhangi bir afet yaşanmadığını vurgulayan Bayraktar, giderek artan üretim ile birlikte ithalata duyulan ihtiyacın da bu oranda azalacağını vurguladı. Bundan dolayı, özellikle çeltik hasadı tamamlanıncaya kadar iç piyasada fiyatları olumsuz etkileyecek ürün ithalatına izin verilmemesi gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Hasat öncesinde piyasalarda çeltik stokunun kalmaması ve dolar kurunun artmasına bağlı olarak ithal ürün maliyetlerinin yükselmesi ve yerli ürüne olan tüketici talebinin artması nedeniyle çeltik fiyatları, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından öngörülen fiyatın üzerinde seyrettiğinden, TMO, müdahale alım fiyatlarını iki yıldır açıklamamıştır.

Geçtiğimiz iki yıl da TMO’nun piyasalara girmesini gerektirecek bir durum oluşmamıştır. Piyasada oluşan fiyatla çeltik üreticisi ürününü satmış ve yeterli geliri elde etmiştir. Ancak bu yıl durum değişti. Çeltik üretiminde bu yılın bereketli olması, fiyatların düşmesi ve piyasalarda yeterli alıcı bulunmaması nedeniyle bozuldu. 

 

-Fiyatları takip ediyoruz-

 

Çeltik hasadının gerçekleştirildiği günden itibaren piyasada oluşan fiyatlar Birliğimizce takip edilmektedir. Çeltik üretiminin yoğun olarak yapıldığı ilçelerde Ziraat Odalarından aldığımız fiyatlara göre yüzde 60 randımanlı Osmancık çeşidi çeltiğin ortalama fiyatı, 29 Eylül 2015’de kilogramda 1 lira 70 kuruştu. Ancak hasadın artmasıyla birlikte piyasada fiyatlar geriledi. 16 Ekim tarihinde aynı çeltiğin fiyatı 15 kuruş azalmayla 1 lira 55 kuruşa indi. Alınan bilgilere göre bu yıl yaşanan sıcaklıkların fazla olması ve Kargı ilçesinde oluşan hastalık nedeniyle randıman oranı düşüktür. Randıman oranı düştükçe üretici eline geçen fiyatlar gerilemektedir. Kargı ilçesinde randıman yüzde 30’a kadar düşmüş, fiyatlar kilogramda 1 liraya kadar gerilemiştir.”

 

-Alıcı yok, çeltik harmanda bekliyor-

 

Diğer önemli hususun ise bu yıl piyasada alıcı bulunmaması olduğunu belirten Bayraktar, Edirne, Samsun, Balıkesir, Çanakkale, Çorum ve Çankırı’da üreticilerin hasat ettiği ürünü yeterli alıcı olmaması nedeniyle harmanda beklettiklerinin görüldüğünü kaydetti.

Çeltik üreticilerinin böyle durumlarda TMO’nun düzenleyici fonksiyonunu kullanarak, çeltikte fiyat düşüşünü durdurmasını beklediğini belirten Bayraktar, “Üreticilerimiz kara gün dostu olarak bildikleri TMO’nun gerektiğinde çeltiği alarak üreticileri mağdur etmeyeceğine inanmaktadır. Üreticinin güvencesi olan TMO, üretici maliyetlerini, geçen yıl Ekim ayında 1 lira 75 kuruş olan fiyatı göz önünde bulundurarak bir fiyat açıklamalıdır” dedi.

 

-Dünyada üretim düşüşü, Türkiye’de üretim artışı bekleniyor-

 

Bu yıl dünyada toplam 709 milyon 400 bin ton çeltik üretimi karşılığı 475 milyon 800 bin ton pirinç elde edilmesinin beklendiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“2014 yılında 713 milyon 500 bin ton olan dünya toplam çeltik üretiminin, bu yıl yüzde 0,57 oranında azalacağı tahmin ediliyor. Buna karşın 2014 yılında ülkemizde 830 bin ton olan çeltik üretiminin bu yıl yüzde 10,8 artışla 920 bin tona ulaşacağı tahmin ediliyor.

Ülkemizde son yıllarda çeltik ekim alanları ve verimde artış görüldü. Son 10 yılda ekim alanlarının yüzde 30, dekar başına çeltik veriminin yaklaşık yüzde 6 yükselmesi üretimi yüzde 38 arttırdı. Çeltik verimi dünya ortalaması dekarda 440 kilogramken, Türkiye’de 749 kilograma çıktı. Mısır’da 878, ABD’de 827 kilogram olan verim Çin’de 685, Endonezya’da 470, Bangladeş’te 438, Hindistan’da 355 kilograma düşüyor.

Türkiye’de kişi başına yıllık 8,3 kilogram, ABD’de 8 kilogram olan pirinç tüketimi, dünya ortalamasında 53, Hindistan’da 68, Çin’de 76, Endonezya’da 127, Tayland’da 133, Vietnam’da 141, Bangladeş’te 173 kilogramı buluyor.

 

-Üretimde Edirne birinci, Samsun ikinci, Balıkesir üçüncü sırada-

 

Ülkemizde çeltik üretiminin yüzde 70’ini Marmara Bölgesi, yüzde 26’sını Karadeniz Bölgesi, yüzde 2’sini İç Anadolu Bölgesi yetiştiriyor. İller içinde Edirne yüzde 40, Samsun yüzde 14, Balıkesir yüzde 11, Çanakkale yüzde 10, Çorum yüzde 7 paya sahip bulunuyor.”

 

-İthalat-

 

Üretimdeki artışa rağmen, arzın üzerindeki talep dolayısıyla hala pirinç ithalatının devam ettiğini vurgulayan Bayraktar, “pirinçte 2013-2014 sezonunda yüzde 19,9 olan üretim açığının bu yıl azalmasını bekliyoruz. 2014 yılında 299 bin 965 ton çeltik, 191 bin 67 ton pirinç, 928 ton da kahverengi pirinç ithalatı yapıldı. İthalat yaptığımız ülkelerin başında ABD, Rusya, Hindistan ve İtalya geliyor” dedi.

İthalatın sadece açığı kapatmak için yapılması gerektiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“İhtiyacın üzerinde ithalat, iç piyasada üreticiyi zorluyor. 2013-2014 üretim sezonunda 540 bin ton pirinç üretildi, 320 bin 214 ton da ithalat yapıldı. Üretim kaybı 5 bin 400 tonu buluyor. İhracat ise 34 bin 770 ton. Tohumluk kullanımı 13 bin 271 ton, kullanım kaybı 17 bin 375 ton, tohumluk ve kullanım kaybıyla birlikte tüketim 667 bin 701 tonu buluyor. Oysa ithalat ve üretim kaybı hariç üretim toplamı, bir diğer ifadeyle piyasaya arz edilen pirinç 854 bin 814 ton. Yurtiçi kullanım ve ihracat toplamının çok üzerindedir. Bundan dolayı pirinç stoku 152 bin 343 ton artmış. İthalat çok iyi ayarlanmalı piyasa ihtiyacının üzerinde ithalata izin verilmemelidir.”

Tarımsal alana göre en fazla traktör İstanbul’da…


-Tarımsal alana göre en fazla traktör İstanbul’da…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarımsal alana göre en fazla traktör İstanbul, Ardahan ve Sakarya’da”

-“İstanbul’da traktör başına tarımsal alan 3,3, Ardahan’da 3,5, Sakarya’da 5,3 hektarda kalırken, Ordu’da 117,6, Trabzon’da 515,1, Rize’de 1331,5 hektarı buluyor”

-“Tarımsal alanı 71 bin 895 hektar olan İstanbul, 21 bin 914 traktöre sahip durumda”

-“Türkiye ortalamasının 14,3 hektar olduğu traktör başına tarımsal alanda, 40 ilde ortalamanın üzerinde, 41 il ise ortalamanın altında traktör bulunuyor”

-“Tarımsal mekanizasyonun en önemli unsuru olan traktörde, iller arasındaki dengesizliğin giderilmesi, traktörün verimli kullanımının sağlanması, traktör parkının yenilenmesi gerekir”

 

Ankara – 19.10.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımsal alana göre en fazla traktörün İstanbul, Ardahan ve Sakarya’da bulunduğunu bildirerek, “İstanbul’da traktör başına tarımsal alan 3,3, Ardahan’da 3,5, Sakarya’da 5,3 hektarda kalırken, Ordu’da 117,6, Trabzon’da 515,1, Rize’de 1331,5 hektarı buluyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye toplamında Ağustos 2015’de Temmuz ayına göre 5 bin 121 adet artarak 1 milyon 669 bin 35 adede ulaşan traktör sayısı, iller arasında dengesiz bir dağılım gösterdiğini belirtti. Çok dağlık alanlarda kullanımı kısıtlı olan traktörün, Doğu Karadeniz ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun dağlık illerinde az sayıda bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, Marmara, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu illerinde traktörden yaygın olarak faydalanıldığını vurguladı.

 

-Tarımsal alana göre en fazla İstanbul’da-

 

Şemsi Bayraktar, Türkiye ortalamasının 14,3 hektar olduğu traktör başına tarımsal alanda, 40 ilde ortalamanın üzerinde, 41 ile ise ortalamanın altında traktör bulunuyor.

Traktör başına tarımsal alana bakıldığında, İstanbul, Ardahan, Sakarya, Bursa, Yalova, Kocaeli, İzmir, Kastamonu, Bolu, Zonguldak, Manisa, Balıkesir, Düzce, Samsun, Osmaniye, Burdur, Denizli, Muğla, Tokat, Bilecik, Antalya, Bartın, Aydın, Karabük, Çanakkale, Kütahya’nın 10 hektarın altında yer aldığını ve traktör sayısının tarımsal alana göre fazla olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarımsal alanı 71 bin 895 hektar olan İstanbul, 21 bin 914 traktöre sahip durumda. Ardahan’da tarımsal alan 32 bin 953 hektarken, traktör sayısı 9 bin 286, Sakarya’da tarımsal alan 180 bin 535 hektarken, traktör sayısı 34 in 208 adede çıkıyor. İstanbul’da traktör başına tarımsal alan, traktör sayısı fazla olduğu için, 3,3 hektara, Ardahan’da 3,5 hektara, Sakarya’da 5,3 hektara kadar düşüyor. Bu rakam, Bursa ve Yalova’da 5,4, Kocaeli’de 5,5, İzmir’de 5,7, Kastamonu’da 5,8, Bolu’da 5,9, Zonguldak’ta 6,1, Türkiye’de 79 bin 751 traktörle sayıda birinci olan Manisa’da 6,2 hektarı ancak buluyor.

 

-Rize’de traktör başına tarımsal alan 1331,5 hektarı buluyor-

 

Buna karşın Şırnak, Bitlis, Tunceli, Ağrı, Giresun, Ordu, Trabzon ve Rize’de tarımsal alana göre çok az traktör bulunuyor. Traktör başına tarımsal alan Şırnak’ta 43, Bitlis’te 43,2, Tunceli’de 43,7, Ağrı’da 48,2, Giresun’da 56 hektara çıkıyor. Hatta bu alan Ordu’da 117,6, Trabzon’da 515,1, Rize’de 1331,5 hektara kadar yükseliyor. Rize, tarımsal alana göre traktör sayısında, ülke ortalamasının 93’te birinde kalıyor. 255 bin 909 hektar tarımsal alanı olan Ordu’da 2 bin 177, 97 bin 870 hektar tarımsal alanı olan Trabzon’da 190, 54 bin 590 hektar tarımsal alanı olan Rize’de ise sadece 41 traktör bulunuyor.”

 

-En fazla tarımsal alana sahip 4 ildeki durum-

 

Toplam 1 milyon 909 bin 249 hektarla en fazla tarımsal alana sahip Konya, 79 bin 238 traktörle Manisa’nın ardından ikinci sırada gelirken, traktör başına 24,1 hektar tarımsal alana sahip olduğunu bildiren Bayraktar, “tarımsal alanı 1 milyon 221 bin 408 hektar, traktör sayısı 49 bin 301 olan Ankara’da traktör başına 24,8, tarımsal alanı 1 milyon 181 bin 590 hektar, traktör sayısı 33 bin 695 olan Şanlıurfa’da traktör başına 35,1, tarımsal alanı 808 bin 727 hektar, traktör sayısı 28 bin 688 olan Sivas’ta traktör başına 28,2 hektar tarımsal alan bulunuyor” dedi.

Bayraktar, tarımsal mekanizasyonun en önemli unsuru olan traktörde, iller arasındaki dengesizliğin giderilmesi, traktörün verimli kullanımının sağlanması, traktör parkının yenilenmesi gerektiğini belirtti.

İllerin Ağustos 2015 itibarıyla traktör sayıları, tarımsal alanları ve traktör başına tarımsal alan büyüklükleri şöyle:

 

 

 

 

2014

Traktör

 

 

Tarımsal

Başına

 

Traktör

Alan

Tarımsal

İller

Sayısı

(Hektar)

Alan (Hektar)

İstanbul

21.914

71.895

3,3

Ardahan

9.286

32.953

3,5

Sakarya

34.208

180.535

5,3

Bursa

57.524

309.790

5,4

Yalova

2.451

13.260

5,4

Kocaeli

15.144

83.936

5,5

İzmir

58.114

329.775

5,7

Kastamonu

26.837

156.371

5,8

Bolu

19.691

115.924

5,9

Zonguldak

9.021

54.891

6,1

Manisa

79.751

494.370

6,2

Balıkesir

58.378

420.759

7,2

Düzce

10.118

74.490

7,4

Samsun

47.986

376.158

7,8

Osmaniye

15.262

119.738

7,8

Burdur

20.053

159.803

8,0

Denizli

45.330

367.435

8,1

Muğla

28.237

229.410

8,1

Tokat

38.380

312.942

8,2

Bilecik

9.966

81.702

8,2

Antalya

43.105

366.655

8,5

Bartın

4.943

44.519

9,0

Aydın

40.548

370.242

9,1

Karabük

5.226

47.837

9,2

Çanakkale

30.473

284.373

9,3

Kütahya

31.223

305.308

9,8

Adana

47.974

498.204

10,4

Isparta

19.979

208.466

10,4

Edirne

29.991

313.808

10,5

Sinop

8.220

91.905

11,2

Kırklareli

19.302

227.291

11,8

Kars

17.664

209.516

11,9

Afyonkarahisar

38.626

464.453

12,0

Mersin

31.571

384.864

12,2

Tekirdağ

28.297

350.231

12,4

Hatay

20.099

250.490

12,5

Amasya

18.342

231.159

12,6

Gaziantep

28.267

361.588

12,8

Uşak

17.109

223.690

13,1

Malatya

20.860

290.276

13,9

Çorum

36.897

548.830

14,9

Adıyaman

14.363

240.323

16,7

Nevşehir

19.767

333.582

16,9

Çankırı

12.321

213.105

17,3

Elazığ

8.980

156.880

17,5

Niğde

15.753

278.658

17,7

Iğdır

3.905

71.557

18,3

Kahramanmaraş

18.366

366.346

19,9

Erzincan

6.336

127.704

20,2

Gümüşhane

3.295

66.880

20,3

Kilis

5.173

105.387

20,4

Yozgat

29.808

628.951

21,1

Erzurum

16.710

358.886

21,5

Batman

5.231

115.151

22,0

Kayseri

26.123

600.249

23,0

Konya

79.238

1.909.249

24,1

Aksaray

17.109

415.926

24,3

Ankara

49.301

1.221.408

24,8

Muş

10.403

274.997

26,4

Eskişehir

20.991

585.508

27,9

Sivas

28.688

808.727

28,2

Artvin

1.179

33.446

28,4

Diyarbakır

21.584

614.705

28,5

Siirt

2.419

78.389

32,4

Karaman

10.362

342.458

33,0

Bingöl

1.061

35.962

33,9

Mardin

9.736

331.755

34,1

Şanlıurfa

33.695

1.181.590

35,1

Kırşehir

10.352

366.286

35,4

Kırıkkale

8.533

309.026

36,2

Bayburt

2.802

103.368

36,9

Hakkari

871

33.831

38,8

Van

8.291

330.332

39,8

Şırnak

2.333

100.216

43,0

Bitlis

3.200

138.211

43,2

Tunceli

1.414

61.791

43,7

Ağrı

7.681

370.500

48,2

Giresun

2.886

161.734

56,0

Ordu

2.177

255.909

117,6

Trabzon

190

97.870

515,1

Rize

41

54.590

1331,5

Türkiye

1.669.035

23.941.281

14,3

Kaynak: TÜİK

Sanayici süt alımını artırıyor, fiyatı değiştirmiyor…


-Sanayici süt alımını artırıyor, fiyatı değiştirmiyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Sanayiye aktarılan inek sütü miktarı Ağustos ayı

itibarıyla son bir yılda 8 milyon 770 bin tonu geçti”

-“Ürün satamadığını, ihracatta sıkıntı yaşadığını, stoklarının dolu olduğunu iddia eden sanayici, inek sütü alımını artırmayı sürdürüyor”

-“Son 15 aydır değişmeyen çiğ süt fiyatları, Aralık ayı beklenmeden bir an önce artırılmalıdır”

-“Temmuz 2014’de 1 lira 15 kuruş olan fiyatın, girdi fiyatlarındaki artışa, enflasyona rağmen aynı kalması üreticimiz açısından sürdürülemez bir hale gelmiştir”

-“Üreticimizin sıkıntıya girmesi tüm sektörü zorlar”

 

Ankara – 16.10.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sanayi sektörünün inek sütü alımını sürekli artırdığını, buna rağmen fiyatları değiştirmediğini bildirerek, “sanayiye aktarılan inek sütü miktarı Ağustos ayın itibarıyla son bir yılda 8 milyon 770 bin tonu geçti. Son 15 aydır değişmeyen çiğ süt fiyatları, Aralık ayı beklenmeden bir an önce artırılmalıdır” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, yılın başından beri sanayiye aktarılan inek sütü miktarının her ay geçen yılın aynı ayından fazla olduğunu belirtti.

Ağustos ayında sanayiye aktarılan inek sütü miktarının 722 bin 506 ton olduğunu, Ocak-Ağustos döneminde bu miktarın 144 bin 618 ton artışla 6 milyon 9 bin 625 tondan 6 milyon 154 bin 243 tona çıktığını bildiren Bayraktar, 2014 yılında 8 milyon 625 bin 743 ton olan sanayiye aktarılan inek sütü miktarının ise Ağustos 2015 itibarıyla son bir yılda 8 milyon 770 bin 361 tona ulaştığı bilgisini verdi.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, ürün satamadığını, ihracatta sıkıntı yaşadığını, stoklarının dolu olduğunu iddia eden sanayicinin, inek sütü alımını artırmayı sürdürdüğünü bildirdi.

Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ süt tavsiye fiyatlarının 2014 Temmuz ayından bu yana 1 lira 15 kuruş olduğuna, 15 aydır bu rakamın değişmediğine, üstelik birçok ilde de fiyatın bu rakamın altında satıldığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“2014 Temmuz ayında 3 lira 6 kuruş olan perakende süt fiyatı, 2015 Eylül ayında 3 lira 35 kuruşa çıktı. Fabrika yemi, yonca fiyatları yükseldi. Bir yıllık sürede perakende süt fiyatı yüzde 9,5 arttı. Peynir, yoğurt, diğer süt ürünlerinin fiyatları artıyor. Tüketici enflasyonu yüzde 7,95 iken, çiğ süt fiyatlarının değişmeden aynı kalması, artmaması kabul edilebilir bir durum değildir.

Çiğ süt tavsiye fiyatları halen 1 lira 15 kuruş. Ulusal Süt Konseyi’nin bir dahaki toplantısının Aralık ayında yapılması planlanıyor. Son 15 aydır değişmeyen çiğ süt fiyatları, Aralık ayı beklenmeden bir an önce artırılmalıdır. Temmuz 2014’de 1 lira 15 kuruş olan fiyatın, girdi fiyatlarındaki artışa, enflasyona rağmen aynı kalması üreticimiz açısından sürdürülemez bir hale gelmiştir. Üreticimizin sıkıntıya girmesi tüm sektörü zorlar. Artan maliyetler, üreticimizin kar marjını götürdü. Zararına üretim olmaz. En son 24 Haziran 2015 tarihinde yapılan toplantıda, 20 kuruşluk zam talebimiz kabul edilmedi.” 

 

-Yumurta ve tavuk eti üretiminde düşüş-

 

Yumurta üretiminde Haziran ayında başlayan üretim düşüşünün Ağustos ayında da devam ettiğini vurgulayan Bayraktar, “Haziran ayında tavuk yumurtası üretimi, geçen yılın aynı ayına göre, 1 milyar 350 milyondan 1 milyar 198 milyona, Temmuz ayında 1 milyar 349 milyondan 1 milyar 285 milyona inmişti. Ağustos ayında, yumurta üretimi 2014 yılının aynı ayına göre yüzde 9,8 düşüşle 1 milyar 433 milyondan 1 milyar 293 milyona geriledi” dedi.

Bayraktar, tavuk etinin Ağustos ayında azaldığını, 2014 yılının aynı ayına göre yüzde 8,2 azalmayla 169 bin tondan 155 bin tona indiğini, buna karşın hindi eti üretimindeki artışın sürdüğünü, aynı dönemde 4 bin 491 tondan 4 bin 803 tona çıktığını belirtti.

Tarımda istihdam 6 milyonu geçti


-Tarımda istihdam 6 milyonu geçti

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Geçen yıl Temmuz ayında, 5 milyon 914 bin olan tarım istihdamı, bu yıl 6 milyon 18 bine çıktı”

-“Tarım istihdamında, geçen yılın Temmuz ayına göre, 104 bin, 2015 Haziran ayına göre 20 bin artış var”

-“Temmuz ayında tarım işsizliği 2,2 puan düşürerek, yüzde 12’den yüzde 9,8’ye çekti ve tek hanede kalmasını sağladı”

-“Haziran ayında tarımın istihdamda yüzde 22 olan payı, Temmuz’da da aynı kaldı”

-“Temmuz ayı itibarıyla son bir yıllık sürede toplam istihdamdaki 932 binlik artış nedeniyle, bu dönemde tarımın payı yüzde 22,4’den yüzde 22’ye geriledi”

-“Tarım, sanayiye 682 bin fark attı”

 

Ankara – 15.10.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda istihdamın 6 milyonu geçtiğini bildirerek, “tarımda istihdam artıyor. Geçen yıl Temmuz ayında, 5 milyon 914 bin olan tarım istihdamı, bu yıl 6 milyonu aşarak 6 milyon 18 bine çıktı. Tarım istihdamında, geçen yılın Temmuz ayına göre, 104 bin, 2015 Haziran ayına göre 20 bin artış var” dedi.

Bayraktar, geçen yıl Temmuz ayında 5 milyon 914 bin, 2015 Haziran ayında 5 milyon 998 bin olan tarım istihdamının, Haziran 2015’de 6 milyon 18 bine yükseldiğini belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Mart ayının ikinci yarısından sonra tarımda istihdamın yoğun olduğu döneme girildiğini, bundan dolayı her ay tarımda istihdamın arttığını, bu artışın Ağustos ayından sonra düşüşe geçeceğini bildirdi. Şemsi Bayraktar, 2015 Haziran ayında sanayiye 618 bin fark atan tarımın, bu farkı Temmuz ayında 682 bine çıkardığını vurguladı.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 27 milyon 342 bin olan istihdam edilenlerin 13 milyon 974 bininin hizmetler, 5 milyon 336 bininin sanayi, 2 milyon 13 bininin inşaat, 6 milyon 18 bininin ise tarımda çalıştığını kaydetti.

Haziran ayında tarımın istihdamda yüzde 22 olan payının, Temmuz ayında da aynı kaldığını bildiren Bayraktar, Temmuz ayı itibarıyla son bir yıllık sürede toplam istihdamdaki 682 binlik artış nedeniyle, bu dönemde tarımın payının yüzde 22,4’den yüzde 22’ye gerilediğini belirtti.

Tarımın ülke ekonomisine ihracatta, üretimde, istihdamda büyük katkı yaptığını bildiren Bayraktar, “Temmuz ayında tarım, toplamda işsizliği 2,2 puan düşürerek, yüzde 12’den yüzde 9,8’e çekti ve tek hanede kalmasını sağladı” dedi.

Bayraktar, Temmuz ayında tarımın 3 milyon 192 bin erkek, 2 milyon 827 bin kadına iş ve aş yarattığını, çalışan erkeklerin yüzde 16,8’sinin, çalışan kadınların yüzde 34,1’ünün tarımda çalıştığını vurguladı.

Şemsi Bayraktar, 6 milyon 18 bin istihdamın 54 bininin işveren, 803 bininin ücretli ve yevmiyeli, 2 milyon 210 bininin kendi hesabına çalışan, 2 milyon 952 bininin ise ücretsiz aile işçisi konumunda bulunduğunu kaydetti.

16 Ekim Dünya Gıda Günü…


-16 Ekim Dünya Gıda Günü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “795 milyon insanın aç olduğu dünyada her 9 kişiden

1’i açlık çekiyor, 5 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yeterli düzeyde gelişemiyor. Bu durum 21’inci yüzyıla yakışmıyor”

-“Gıdaya erişim hakkı, dini, cinsiyeti, dili, rengi, milliyeti ne olursa olsun her insanın en temel hakkıdır. Her insan, her zaman kaliteli ve yeterli miktarda, ihtiyaçlarını karşılayacak sağlıklı gıdaya ulaşabilmelidir”

-“Açlık ve yoksullukla mücadele, gıda güvenliğinin ve beslenmenin sağlanması, geçimin kolaylaştırılması ve doğal kaynakların yönetimi, çevrenin korunması ve özellikle de

kırsal refahın artırılması son derece önemlidir”

-“Büyük tarım işletmeleri, tek başlarına ülkemizin gıda güvencesini sağlayamazlar. Kırsal refahın artırılmasında önceliğimiz aile çiftçiliğimizi desteklemek olmalıdır”

-“Sadece dünya piyasalarına dönük ve tek ürüne dayalı üretim yapan büyük uluslararası firmalar, tarım için büyük risktir”

-“Sosyal koruma programlarıyla kısa vadede açlığın önlenmesi mümkündür”

-“Gelecekte çiftçimizin üretimden vazgeçmemesi için gelirinin artırılması ve sosyal güvencesinin garantilemesi, yani sosyal korumanın diğer bir ifadeyle sosyal güvenliğin

sağlanması gerektiği unutulmamalıdır”

-“Tarımsal üretimin artırılması ve kırsal kalkınmanın sağlanabilmesi için öncelikle kararlı politikalar izlenmeli ve uygulanan politikalar tarımın sürdürülebilirliğini sağlamaya odaklanmalıdır”

 

Ankara – 15.10.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, gıdaya erişim hakkının, dini, cinsiyeti, dili, rengi, milliyeti ne olursa olsun her insanın en temel hakkı olduğunu bildirerek, “Her insan her zaman kaliteli ve yeterli miktarda, ihtiyaçlarını karşılayacak sağlıklı gıdaya ulaşabilmelidir. Buna rağmen, 795 milyon insanın aç olduğu dünyada her 9 kişiden 1’i açlık çekiyor, 5 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yeterli düzeyde gelişemiyor. Bu durum 21’inci yüzyıla yakışmıyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 16 Ekim’de birçok ülkede eş zamanlı olarak kutlanan Dünya Gıda Günü’nün, dünyamızda yaşanan açlığa ve insanlığın en temel ihtiyacı olan gıda üretimine ve gıda güvencesine dikkati çekmek amacını taşıdığını belirtti. Şemsi Bayraktar, iklim değişikliği ve kuraklık gibi doğal afetlerin yanı sıra gelişmiş ülkelerin tarımsal ürün ticaretindeki korumacı politikaları, gıdaya olan talebin artması, tarımda girdi fiyatlarının yükselmesi, tarım sektörüne yeterli yatırımın yapılmaması, tarım ürünlerinin biyoyakıt üretiminde kullanılması gibi birçok etkenin dünyada açlık ve yetersiz beslenmeye neden olduğunu vurguladı.

Dünyada yaklaşık 795 milyon insanın yaşamını sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu gıdayı yeterli düzeyde alamadığına, yetersiz beslendiğine, aç kaldığına dikkati çeken Bayraktar, “Açlıkla mücadelede yapılan çalışmalar olumlu sonuçlar verse de yine de dünyadaki her 9 kişiden 1’i açlık çekmektedir. Dünyada 5 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yeterli düzeyde gelişememektedir” dedi.

 

-Gıda hakkı temel hak-

 

Gıdaya erişim hakkının, dini, cinsiyeti, dili, rengi, milliyeti ne olursa olsun her insanın en temel hakkı olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Her insan her zaman kaliteli ve yeterli miktarda, ihtiyaçlarını karşılayacak sağlıklı gıdaya ulaşabilmelidir. Bu bağlamda açlık ve yoksullukla mücadele, gıda güvenliğinin ve beslenmenin sağlanması, geçimin kolaylaştırılması ve doğal kaynakların yönetimi, çevrenin korunması ve özellikle de kırsal alanlarda sürdürülebilir kalkınmayla kırsal refahın artırılması son derece önemlidir. Kırsalda bu ögelerin sağlanması için gıda güvencesinin devamı açısından aile çiftçiliğinin vazgeçilmez bir konumda olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle kırsal refahın artırılmasında önceliğimiz aile çiftçiliğimizi desteklemek olmalıdır. Zira büyük tarım işletmeleri, tek başlarına ülkemizin gıda güvencesini sağlayamazlar. Kar etmek esas amaçları olması nedeniyle yeterince kar elde edemedikleri durumda tarımdan çıkarlar. Sadece dünya piyasalarına dönük ve tek ürüne dayalı üretim yapan büyük uluslararası firmalar tek başına, tarım için büyük risktir. Bunun örnekleri, Afrika, Latin Amerika, Güney Asya ülkelerinde görülmüştür. Tek ürüne dayalı üretim, bu ülkelerde açlık ve yetersiz beslenmenin ana nedenlerinden biridir.”  

 

-Sürdürülebilir kalkınma hedefleri-

 

Birleşmiş Milletler’de 193 ülkenin oybirliğiyle kabul edilen, 2030 yılına kadar yoksulluğun yok edilmesini, eşitsizliklerle mücadeleyi ve çevrenin korunmasını amaçlayan Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden birinin de “Açlığı bitirmek, gıda güvenliğini sağlamak, beslenme imkanlarını geliştirmek ve sürdürülebilir tarımı desteklemek” olduğunu bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Birleşmiş Milletler, her yıl dünya genelinde 12 milyon hektar tarım alanının verimsizleştiğini ve toprağın verimsizleştiği yerlerdeki insanların yetersiz beslenmeden daha çok etkilendiğini ifade etmektedir. Dünya nüfusunun hızla arttığı, ancak insanları besleyecek tarım topraklarının azaldığı yadsınamaz bir gerçektir. Hızla artan dünya nüfusunun 2050 yılında 9,1 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu nüfusu besleyebilmek için de dünya gıda üretiminin yüzde 60-70 oranında arttırılması gerekiyor. Bunun için de az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin gıda üretiminde kendine yeterli düzeye gelmeleri fevkalade önem taşıyor.

Diğer taraftan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO), Avrupa ve Orta Asya’daki gıda güvensizliği ve yetersiz beslenme üzerine ilk defa yayımladığı raporda, Türkiye’yi de içine alan 53 üye ülkeyi kapsayan Avrupa ve Orta Asya bölgesinde açlık sorunuyla mücadelede mesafe alındığı, ancak, söz konusu bölgelerde dengesiz beslenmenin hala sorun olmaya devam ettiği yer almaktadır. Raporda ayrıca, Türkiye’de yetersiz beslenme oranının yüzde 5’in altında seyrettiği belirtilmiş ve Türkiye’nin, hem BM’nin Binyıl Kalkınma Hedeflerinin açlık maddesine, hem de Dünya Gıda Zirvesi’nde konulan hedeflere ulaşan ülkelerden biri olma özelliğini taşıdığı dile getirilmiştir.”

 

-Kırsal refahın artırılması-

 

Bu yıl FAO’nun Dünya Gıda Günü’nün temasını Sosyal Koruma ve Tarım: Kırsal Refahın Artırılması” olarak belirlediğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Tarım sektörü ve kırsal kesim yoksulluk düzeyi yüksek kesimlerdir. Kırsalda gelir düzeyi Türkiye’de ülke ortalamasının yüzde 35’ini ancak bulmaktadır. Sosyal koruma, yoksul insanların gelirlerini ve haklarını iyileştirmeye yönelik uygulanan destek programlarıdır. Dünyada sosyal koruma programları, gıda kaynağı olarak aile çiftçilerinden temin edilen, okullardaki kahvaltı ve öğle yemekleri, eğitim, kamusal projelerde iş olanakları, küçük bütçeli hibeler, sosyal güvenlik ve doğrudan para transferleri şeklinde uygulanmaktadır. Sosyal koruma programlarıyla kısa vadede açlığın önlenmesi mümkündür. Her şeye rağmen son 15 yılda dünyada yaşanan açlığın az da olsa azaltılması önemsenecek bir başarıdır.  

FAO’nun raporunda da belirtildiği gibi, gerçekleştirdiği üretimle ülkemizi belli bir çıtanın üzerinde tutan çiftçimizin üretimden vazgeçmemesi için gelirinin artırılması ve sosyal güvencesinin garantilemesinin önemi, üretimin devamlılığı için asla unutulmamalıdır.

Tarımsal üretimin artırılması ve kırsal kalkınmanın sağlanabilmesi için öncelikle kararlı politikalar izlenmeli ve uygulanan politikalar tarımın sürdürülebilirliğini sağlamaya odaklanmalıdır.”

Bayraktar, ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması, toplumun, gençlerimizin ve çocuklarımızın sağlıklı ve kaliteli beslenmesi, tarımımızın uluslararası alanda rekabet edebilecek doğrultuda sürdürülebilir bir şekilde gelişebilmesi için Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak her türlü olumlu katkıyı sağlamaya devam edeceklerini vurguladı.