Denizde av sezonu başlıyor…


-Denizde av sezonu başlıyor…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“4,5 aydır denizden kopan balıkçılar, 1 Eylül ile birlikte ava başlayacak”

-“Deniz avcılığındaki yasağın kalkmasıyla balıkçı tezgahları dolup taşacak. Kültür balıklarının yanı sıra tezgahlarda bol miktarda avlanan balık türlerini bulmak mümkün olacak”

-“Balıkçılarımız, başta hamsi ve istavritin yanı sıra çinekop ve lüferin de bu av sezonunda bol olmasını beklemektedir”

-“Balıkçılarımızın av sezonu boyunca arz-talep dengesini koruyacak şekilde avcılık yapmaları çok önemlidir”
-“Sorunları olmakla birlikte gelecek vadeden su ürünleri sektörünün önü açık”

-“Avcılıkta yaşanan gerilemeye karşın yetiştiricilikte üretim artıyor”

-“Su ürünleri yetiştiriciliğinin artırılması için üreticilere verilen desteklerin arttırılarak devam etmesi ve gerekli tedbirlerin alınması büyük önem arz ediyor”
-“Sürdürülebilir avcılığın sağlanması su ürünleri sektörünün geleceği için fevkalade önemlidir. Bu amaçla stokları koruyucu ve geliştirici yönde araştırmaların yapılması ve koruma kontrol çalışmalarının artırılmasına öncelik verilmelidir”

Ankara – 31.08.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 4,5 aydır denizden kopan balıkçıların, 1 Eylül ile birlikte ava başlayacağını, balıkçı tezgahlarının dolup taşacağını bildirdi.
Bayraktar, av yasağının sona ermesiyle ilgili yaptığı açıklamada, 15 Nisan ile 1 Eylül tarihleri arasındaki deniz canlılarının üreme ve yavrularının büyümesini sağlayan dönemde uygulanan balık avı yasağının bu gece itibarıyla biteceğini belirtti. 4,5 aydır denizden kopan balıkçıların, 1 Eylül için teknelerinin bakım ve onarımını yaptığını, ağlarını tamir ettiğini vurgulayan Bayraktar, “deniz avcılığındaki yasağın kalkmasıyla balıkçı tezgahları dolup taşacak. Kültür balıklarının yanı sıra tezgahlarda bol miktarda avlanan balık türlerini bulmak mümkün olacak” dedi.
Avcılık yapan balıkçılarımızın yeni sezondan umutlu olduklarını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Balıkçılarımız, başta hamsi ve istavritin yanı sıra çinekop ve lüferin de bu av sezonunda bol olmasını beklemektedir. Geçen av sezonunda da en çok avlanan balık türleri de sırasıyla, hamsi, çaça, palamut, sardalya ve istavrit olmuştur. Bu yıl da balıkçılarımızın temennisi bu türlerin de denizlerimizden bol miktarda çıkmasıdır.
1 Eylül itibariyle serbest olacak avcılık 7,5 ay sürecek. Balıkçılarımızın av sezonu boyunca arz-talep dengesini koruyacak şekilde avcılık yapmaları çok önemlidir. Av döneminin başlamasıyla yaşanacak talebin üstünde gerçekleşecek yoğun avcılık, balıkçılarımızın gelirini düşürecektir.

-“Av yasaklarına titizlikle uyulmalı”-

Sağlıklı beslenme açısından da büyük önem taşıyan su ürünlerini sofralarımıza taşıyan balıkçılarımızın av yasaklarına titizlikle uyması büyük önem taşımaktadır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın su ürünleri avcılığı konusunda yaptığı denetim çalışmaları ve avlanacak balık boylarıyla ilgili uygulanan standartlar sektör için faydalıdır. Yine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı on metre ve üzerindeki balıkçı gemilerini kendi isteğiyle avcılıktan çıkaranları desteklemektedir. Bu yolla avcılıktan çıkan gemilerle kıyılarımızdaki av baskısı azalmakta ve stokların korunması sağlanmaktadır.
Sürdürülebilir avcılığın sağlanması su ürünleri sektörünün geleceği için fevkalade önemlidir. Bu amaçla stokları koruyucu ve geliştirici yönde araştırmaların yapılması ve koruma kontrol çalışmalarının arttırılmasına öncelik verilmelidir.”

-Su ürünleri üretimimiz düşüyor-

Avcılıktaki azalmanın toplam su ürünleri üretimini gerilettiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemiz, su ürünleri üretim potansiyelini yeterince değerlendiremiyor. 2013 yılında 607 bin 515 ton olan toplam su ürünleri üretimimiz, 2014 yılında yüzde 11,6’lık azalmayla 537 bin 344 tona indi. 2014 yılı üretiminin yüzde 43’ünün deniz balıkları, yüzde 6,5’inin diğer deniz ürünleri, yüzde 6,7’sini iç su ürünleri ve yüzde 43,8’ini yetiştiricilik ürünleri oluşturdu. Geçen yıl yetiştiricilik üretimi yüzde 0,7 artarken, su ürünleri avcılığının yüzde 19,2 gerilemesi, su ürünleri üretimini yüzde 11,6 azalttı.
Su ürünleri avcılığı, 2012 yılında bir önceki yıla göre yüzde 15,99, 2013 yılında da bir önceki yıla göre yüzde 13,5 azalmıştı. Böylece su ürünleri avcılığı, 2014 yılında yüzde 19,2’lik bir azalmayla birlikte 3 yıl üst üste gerilemiş oldu.
Geçmiş yıllarda yapılan aşırı ve kaçak avcılık, balık stoklarının kendisini yenilemesini engellemiş ve yıllar itibariyle balık stoklarımızda önemli azalmalar meydana gelmiştir. Balık stoklarının korunması çok önemlidir. Bunun için gerekli araştırmalar yapılmalı ve koruyucu politikalar oluşturulmalıdır.”

-İhracat artıyor-

Bayraktar, su ürünleri üretiminde görülen bu gerilemeye rağmen su ürünleri ihracatının artmaya devam ettiğini vurguladı. İhracatın 2010 yılından itibaren düzenli olarak arttığının altını çizen Bayraktar, “2010 yılında 312 milyon 935 bin dolar olan ihracat, 2014 yılında 676 milyon 92 bin dolara yükseldi” dedi.
Şemsi Bayraktar, su ürünleri üretiminin arttırılması halinde ihracat rakamlarının daha da yükseleceğini belirtti.

-Üretimi artırmak için alınması gereken tedbirler-

Sorunları olmakla birlikte gelecek vadeden su ürünleri sektörünün önünün açık olduğuna dikkati çeken Bayraktar, su ürünleri yetiştiriciliğinin artırılması için üreticilere verilen desteklerin arttırılarak devam etmesi ve gerekli tedbirlerin alınmasının büyük önem arz ettiğini belirtti.
Türkiye’yi, dünyada ve içinde bulunduğu bölgede su ürünleri yetiştiriciliği konusunda söz sahibi, güçlü ve lider bir ülke haline getirmenin mümkün olduğunu vurgulayan Bayraktar, su ürünleri üretimini artırmak için alınması gereken tedbirleri ise şöyle sıraladı:
“Sürdürülebilir su ürünleri üretimi ülkemizde ana politika olmalı ve bu politika çerçevesinde gerekli stratejiler ile kısa, orta ve uzun vadeli eylem planları ve hedefler belirlenmelidir.
Sektörün gelişmesi için destek ve teşviklere ihtiyaç var. Kaynakların rasyonel kullanılabilmesi için su ürünleri eğitim merkezleri kurularak, eğitimler yapılmalı ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmelidir.
Bakanlık taşra teşkilatında kıyı illeri ile sektörün yoğun faaliyet gösterdiği illerde su ürünleri şube müdürlükleri kurulmalıdır.
Su ürünleri sektöründe aracı ve kabzımal yoluyla dağıtım yapıldığı için pazar ve fiyat oluşumunda sorunlar ortaya çıkmaktadır. Piyasa düzenlemede sorumluluk alacak bir kuruma ihtiyaç duyuluyor. Et ve Süt Kurumu bu konuda devreye girmelidir.
Su ürünleri sektöründe örgütlenme yapısı mutlaka güçlendirilmelidir.
Balıkçılıkta arz-talep dengesi oluşturularak, sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması gereklidir.
Balıkçılık sektöründeki ürünlere yönelik dondurma, tuzlama, konserve ve paketleme ünitesi içeren işleme tesislerinin kurulması ekonomik anlamda sektöre katkı sağlayacaktır.
Ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketimi dünya ortalamasının altındadır. Bunun artırılması için tedbirlerin alınması gerekmektedir.”
Yıllara göre su ürünleri üretimi şöyle:

Yıllar

Deniz Ürünleri (Ton)

Yetiştiricilik Üretimi (Ton)

Tatlısu Ürünleri (Ton)

Su Ürünleri (Ton)

2002

522.744

61.165

43.938

627.847

2003

463.074

79.943

44.698

587.715

2004

504.897

94.010

45.585

644.492

2005

380.381

118.277

46.115

544.773

2006

488.966

128.943

44.082

661.991

2007

589.129

139.873

43.321

772.323

2008

453.113

152.186

41.011

646.310

2009

425.046

158.729

39.187

622.962

2010

445.680

167.141

40.259

653.080

2011

477.658

188.790

37.097

703.545

2012

396.322

212.410

36.120

644.852

2013

339.047

233.394

35.074

607.515

2014

266.077

235.133

36.134

537 344

Gıda ve tarımda ihracat artışa geçti…


-Gıda ve tarımda ihracat artışa geçti…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ocak ayından bu yana gerileyen gıda ve tarım ihracatı,

Temmuz ayında yüzde 2,74 arttı”

-“Tarımdaki artışa karşın genel ihracattaki düşüş sürüyor”

-“Temmuz ayında gıda ve tarım ihracatı yüzde 2,74 artarak 1 milyar 154 milyon dolardan 1 milyar 186 milyon dolara, ithalat yüzde 13,57 azalarak 924 milyon dolardan 799 milyon dolara indi”

-“İhracatın artarak sürmesi sektör için çok önemli”

-“Türkiye’nin, tarım ve gıdada net ihracatçı konumunu sürdürmesi gerekiyor. Ülkemizin çok daha fazla tarım ve gıda ihracatı yapabilecek potansiyeli var”

 

Ankara – 31.08.2015 –  Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ocak ayından bu yana gerileyen gıda ve tarımda ihracatın, Temmuz ayında yüzde 2,74 arttığını bildirdi.

Bayraktar, Temmuz ayında genel ihracat yüzde 16,2 ve genel ithalattaki yüzde 8,7 azalmaya rağmen gıda ve tarım ihracatında artış yaşandığını belirtti. Temmuz ayında gıda ve tarım ihracatının yüzde 2,74 artarak 1 milyar 154 milyon dolardan 1 milyar 186 milyon dolara çıktığını vurgulayan Bayraktar, ithalatın yüzde 13,57 azalarak 924 milyon dolardan 799 milyon dolara indiğine dikkati çekti.

Şemsi Bayraktar, Ocak ayından bu yana gerileyen gıda ve tarım ihracatının, Temmuz ayında artışa geçtiğini belirtti.  

2015 yılı Ocak-Temmuz döneminde tarım ve gıda ihracatının, 2014 yılının aynı dönemine göre yüzde 4,98 gerilediğini ve 9 milyar 867 milyon dolardan 9 milyar 375,4 milyon dolara indiğini, ithalatın da aynı dönemde yüzde 1,55 gerilemeyle 6 milyar 984,6 milyon dolardan 6 milyar 876,6 milyon dolara düştüğünü belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarım ve gıdada, ihracat, Ocak ayında yüzde 3,41, Şubat ayında yüzde 6,1, Mart ayında yüzde 5,69, Nisan ayında yüzde 7,49, Mayıs ayında yüzde 10,89, Haziran ayında yüzde 2,44 azalmıştı. İthalat ise Ocak ayında yüzde 14,91, Şubat ayında yüzde 17,5, Mart ayında yüzde 16,11 artmış, Nisan ayında yüzde 6,84, Mayıs ayında yüzde 24,88, Haziran ayında yüzde 5,98 gerilemişti.

Nisan ayından bu yana ithalatın gerilemeye başlaması sektörümüz açısından olumlu. Türkiye’nin, tarım ve gıdada net ihracatçı konumunu sürdürmesi gerekiyor. Ülkemizin çok daha fazla tarım ve gıda ihracatı yapabilecek potansiyeli var. İhracatın artırılması için, ihracat destekleri artarak devam etmeli, girdi fiyatları rakip ülkelerle rekabeti sağlayacak seviyelerde olmalı, markalaşmaya gidilmeli, standarda uygun, talep edilen ürün üretilmeli, kalite ve ambalaja önem verilmeli.

 

-7 aylık dönemde 2,5 milyar dolarlık dış ticaret fazlası verildi-

 

Türkiye, tarım ve gıdada 2014 yılında 18 milyar dolar ihracat, 12,4 milyar dolar ithalat yapmıştı. 5,6 milyar dolar dış ticaret fazlası vermişti. 2015 Ocak-Temmuz döneminde yine 2 milyar 498,8 milyon dolarlık dış ticaret fazlası sağlandı. İhracatın artarak sürmesi sektör için çok önemli. Bütün zorluklara rağmen tarım, dış ticarete katkı yapmaya devam ediyor. Yaşanan bütün doğal afetlere rağmen sektör, üretiyor, istihdam sağlıyor, ihracata imkan veriyor. Tarım daha fazla desteklenmeli. Destekler artarak devam etmeli.” 

Fındık rekoltesi beklenenden düşük…


Fındık rekoltesi beklenenden düşük…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-”Tahmini 590 bin ton olarak açıkladığımız fındık rekoltesi açıkladığımızdan daha düşük gerçekleşecek”

-“İklim ve hastalıklar fındığı etkiledi”

-“Fındıkta bu yıl boş oranı da yüksek. Bazı bölgelerimizde bu oran yüzde 25-30’u buluyor’’

-‘’Bu durum üreticilerimizde büyük bir hayal kırıklığı yarattı’’

 

Ankara – 30.8.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hasadı ve kurutması devam eden fındıkta bu sezon iklim ve hastalıkların etkili olduğunu, bazı bölgelerde boş oranının yüksek görüldüğünü bildirerek, “Fındıkta bu yıl boş oranı bazı bölgelerimizde yüzde 25-30’a kadar çıkıyor. Tüm bu nedenlerle bu yılki rekolte, açıkladığımız 590 bin ton tahmininden düşük gerçekleşecek” dedi.

            Bayraktar, yaptığı açıklamada, geçtiğimiz yıl don afeti nedeniyle üreticinin büyük bölümünün ürün alamadığını ve çok önemli gelir kaybı yaşadığını, bu sezonda da fındıkta görülen hastalık ve boş oranının yüksek olması nedeniyle rekoltenin beklenenden daha düşük gerçekleşeceğinin anlaşıldığını belirtti.

Bayraktar, şöyle devam etti:

“Fındık hassas bir bitki olması sebebiyle her türlü hava şartlarından çok çabuk etkilenmektedir. Haziran ve Temmuz ayında mevsim normallerinin üzerinde yağan yağmur, sonrası oluşan yüksek nem, küf hastalığına sebep olmuştur. Tam bunların etkisi geçti derken hızla artan hava sıcaklıkları bu kez bazı bölgelerimizde güneş yanığına yol açmıştır.

Diğer taraftan son günlerde Doğu Karadeniz Bölgemizde havanın kapalı olması ve yağışlı gitmesi, üreticilerimizin fındığını tam olarak kurutamamasına yol açmakta, kurutma süresini uzatmaktadır. Bütün bu olumsuzluklar verim ve kalitede düşüşlere neden olmuştur.

 

-Üreticeler büyük hayal kırıklığı yaşadı-

 

Yaşanan olumsuz hava şartları ve hastalıkların etkisiyle, bazı bölgelerde fındıkların içini tam dolduramadığı tespit edilmiş, fındıklarda içi boş oranının bazı bölgelerde yaklaşık %25-30’u bulduğu anlaşılmıştır. Bu durum üreticilerimizde büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır.’’

TZOB olarak sezon öncesi yaptıkları ayrıntılı çalışmalarla bu yılki fındık rekoltesinin 590 bin ton civarında olacağını açıkladıklarını hatırlatan Bayraktar, ”Ancak hasada girdikten sonra, Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgiler gösteriyor ki, bu yılki rekolte, daha önce açıkladığımız 590 bin tondan daha düşük kalacak” dedi.

Geçen yıl yaşanan don afeti nedeniyle sezona sıfıra yakın stokla girildiğinin altını çizen Bayraktar, şunları kaydetti:

            ”Fındık üreticilerimiz geçtiğimiz yıl büyük sıkıntı yaşadı. Bu yılki beklenti, temenni ve talebimiz, üreticilerimizin emeklerinin karşılığını alabilmeleri; rekoltenin beklediğimizden daha düşük gerçekleşeceği bu sezonda fındığın hak ettiği değeri bulmasıdır. Bunun için, üreticilerimizin ihtiyacı kadar ürünü pazara indirmesi, emanete dökmemesi büyük önem taşımaktadır.” 

 

Büyük Zafer’i kutluyoruz…


Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, ‘’Kurtuluş Savaşımızı taçlandıran, büyük imkânsızlıklara rağmen bu Büyük Zaferi kanları ve canları pahasına sağlayan, başta Cumhuriyetimizin kurucusu, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor, bütün milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum’’ dedi.

Sütte 20 kuruşun bahanesi kalmadı…


-Sütte 20 kuruşun bahanesi kalmadı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Süttozunu mamullerinde kullananlara verilen

desteğin kapsamı genişletilmiş,

süttozu ihracatı da desteğe dahil edilmiştir”

-“Bu tedbirle hedeflenen 10 bin ton süttozu ihracatının

tekabül ettiği çiğ süt miktarı yaklaşık 100 bin tondur”

-“ Bu değişiklikten sonra sanayicinin çiğ sütü

1 yıldan fazla süredir aynı fiyattan satan

üreticilerimiz karşısında artık bir bahanesi kalmamıştır”

-“Sanayici ‘stoklarım dolu, ihracat yapamıyorum’

bahanesiyle, 20 kuruşluk artışa karşı çıkıyordu. 

Madem tek sorun stoklardı, bu destekle birlikte

bu gerekçeleri de ortadan kalkmıştır”

-“Milyarlarca dolarla oluşturulan damızlıkların kasaba,

milyarlarca liralık desteğin çöpe gitmemesi

ve et krizinin tekrar yaşanmaması için

çiğ süt fiyatlarının acilen artırılması şarttır”

 

Ankara – 28.8.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hayvancılık destekleri kapsamında, süttozuna verilen destek kapsamının genişletildiğini,

süttozu ihracatının da kapsama dahil edildiğini belirterek, “Bakanlığın aldığı bu tedbirle sanayicinin, bütün girdi artışlarına rağmen, sütü 1 yıldan fazla süredir aynı fiyattan satan üreticilerimiz karşısında artık bir bahanesi kalmamıştır” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, hayvancılık destekleri kapsamında, 2009 yılından bu yana, arz fazlası çiğ sütü, kota tahsis etmek suretiyle piyasadan çektirterek süt tozuna dönüştürüldüğünü ve Dahilde İşleme Rejimi kapsamında ihracatçı firmalara dünya fiyatları eşdeğerinde kullandırıldığını vurguladı. İhracatçıların, süttozunu, ihraç ettikleri mamul ürünlerde kullandıklarını belgelemeleri halinde bu destekten faydalandığını hatırlatan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla ihracatçılarımız rekabet edebilecek fiyatlardan süttozunu ülke içinden temin edebilmektedirler. Böylece hem iç piyasadaki fazla süt değerlendirilmekte hem de ihracatçıya rekabet edebilecekleri fiyattan hammadde sağlanmaktadır.

 

-Mevzuat değişikliği yürürlükte-

 

Bakanlık; uygulamış olduğu bu regülasyon programının daha etkin devam etmesi ve üretici fiyatlarının korunması amacıyla program dahilinde üretilen süttozu stok durumunu dikkate alarak, ihtiyaç fazlası miktarın ihracatına destek vereceğini belirtmiş ve konuyla ilgili mevzuat değişikliği 21 Ağustos 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yapılan açıklamada, alınan bu tedbirle 10 bin ton süttozunun ihracatının hedeflendiği belirtilmektedir. Bu miktar yaklaşık 100 bin ton çiğ süte tekabül etmektedir. Destek ödemesi, dünya fiyatları dikkate alınarak belirlenecek ve ayrıca kota tahsis edilmiş, Bakanlık’tan ön izin almış, analiz raporları uygun olan, regülasyon kapsamında üretim yapan firmalara yapılacaktır.”

       

-Zararına üretim yapılmaz-

 

Bayraktar, kamuoyunun da yakından bildiği gibi, çiğ süt fiyatlarının 2014 Temmuz ayından bu yana 1 lira 15 kuruş olduğunu ve fiyatın şimdiye kadar değişmediğine dikkati çekerek, “Bir yıllık sürede perakende süt, peynir, yoğurt gibi ürünler, fabrika yemi, yonca gibi girdi fiyatları artarken üstelik tüketici enflasyonu yüzde 6,81 iken, çiğ süt fiyatlarının değişmeden aynı kalması üreticilerimizi çok zor durumda bırakmaktadır” dedi.

Çiğ süt fiyatının artmaması durumunda üretimi sürdürmenin mümkün olmadığına işaret eden TZOB Genel Başkanı, şunları belirtti:

“Ulusal Süt Konseyi’nde belirlenen çiğ süt tavsiye fiyatı, Temmuz 2014 tarihinden bu yana litrede 1 lira 15 kuruştur. Üstelik birçok ilimizde fiyat 1 lira 15 kuruşun da altında satılmaktadır. Her şeyin fiyatı artmış, ancak çiğ sütün fiyatı yerinde saymıştır. Üreticilerimizin maliyetleri sürekli yükselmektedir. Bugünkü şartlarda süt üreticimizin kar marjı kalmamıştır. Üretici gelir sağlayamazsa, emeğinin karşılığını alamazsa, zararına üretim yapamaz. 

En son 24 Haziran 2015’te yapılan toplantıda, 20 kuruşluk zam talebimiz kabul edilmedi. Süt sanayicileri, önümüzdeki süreç için de fiyatın aynı kalması gerektiğini ifade ettiler. Sanayiciler, ‘stoklarımız dolu, ihracat yapamıyoruz, ürün satamıyoruz’ dedi. Taraflar anlaşamadan masadan kalktı. Daha sonra 29 Temmuz’daki toplantıda, Eylül ayına kadar fiyatın 1 lira 15 kuruştan devam etmesi kararı alındı ve ilan edildi.”

 

-Tek sorun stoklarsa o bahane de kalmadı-

 

Üretici, ürününü bir yılı aşkın bir süredir aynı fiyata satıyor. Sanayici, ‘stoklarım dolu, ihracat yapamıyorum, ürün satamıyorum’ diyor ve çiğ süt fiyatının artmasına karşı çıkıyor. Madem tek sorun stoklardı, bu destekle birlikte bu gerekçeleri de ortadan kalkmış durumdadır. Sanayicilerden bu desteklemeyi de dikkate alarak en kısa zamanda üretici fiyatlarını gözden geçirmelerini ve fiyatlara iyileştirme yapmalarını istiyor ve bekliyoruz.”

Milyarlarca dolar harcanarak oluşturulan damızlıkların kasaba, üretimi artırmak için devlet tarafından verilen milyarlarca liralık desteğin çöpe gitmemesi, 2010 yılında yaşanan et krizinin tekrar yaşanmaması için çiğ süt fiyatlarının acilen artırılması gerektiğinin altını çizen Bayraktar, şunları kaydetti:

 

-Ucuz etin reçetesi de sütten geçiyor-

 

“Süt fiyatları artmazsa, sütte istikrar sağlanmazsa, tüketicimiz ucuz et yiyemez. Eğer fiyatlar artmazsa, ne yazık ki, hayvanlar kasaba gidecek; yeni bir kriz kaçınılmaz olacaktır. 2010 yılında ithal edecek hayvan bulabildik. Artık dünyada yeterli ve uygun fiyata hayvan bulmak da zor görünmektedir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan da süttozuna verilen ihracat desteğinden sonra gerekli adımları atmasını, sanayici ile üretici arasında sürdürülebilir bir fiyat belirleme noktasında uzlaştırıcı bir rol almasını bekliyoruz. Aksi takdirde hayvancılığımızı çok zor günler bekliyor.”

Dünya lideri olduğumuz incirde yüzler gülüyor


-Dünya lideri olduğumuz incirde yüzler gülüyor
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “2015 incir rekoltesinin geçen yıla göre %9,5 artışla 328 bin tona ulaşması bekleniyor”

-“Dünya yaş incir üretiminin yaklaşık yüzde 27’sini karşılayan ülkemiz, bu rakamla dünyada ilk sırada yer alıyor”

-“Kuru incirde ise Türkiye, dünya üretiminin yarıdan fazlasını gerçekleştiriyor”
-“Aşırı yağış gibi, herhangi bir doğal afetin olmaması halinde üreticilerimizin gerek sofralık gerekse kurutmalık incirde iyi bir üretim yılı yaşayacağını bekliyoruz”
-“Dünyada rakipsiz olduğumuz ve kutsal kitabımız Kuranı Kerim’de adı bir sureyle anılan incirimizi muhakkak çok iyi korumalıyız” dedi.

Ankara – 26.8.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, incir üretiminde bu yıl da artış beklendiğini belirterek, “Geçen yıl 300 bin tonu aşan incir üretimimizin bu yıl yüzde 9,5’lik artışla 328 bin tona ulaşması bekleniyor. Dünyada rakipsiz olduğumuz; kutsal kitabımız Kuranı Kerim’de adı bir sureyle anılan incirimizi muhakkak çok iyi korumalıyız” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, bu yıl incirde genel olarak uygun bir mevsim yaşandığına dikkati çekerek, “Üreticilerimizin ilaçlı mücadelesiyle hastalık ve zararlıların meyveye zararı önlenmiş, kırmızı örümcek ve pas hastalığı geçen yıla oranla daha düşük kalmıştır” bilgisini verdi.
İncir üretiminin dünyada oldukça sınırlı sayıda ülkede yapıldığını vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
“İncir, geniş ekolojik uyum kabiliyeti dolayısıyla ülkemizin tüm sahil kuşağında yetiştirilmektedir. Marmara, Akdeniz, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri gibi, bazı yörelerimizde de sofralık incir yetiştiriciliği yapılmaktadır. İncir için en elverişli bölgelerimiz Büyük ve Küçük Menderes havzalarıdır. İncirin %61,4’ü, daha çok kurutmalık olmak üzere Aydın ilimizde yetiştirilmektedir.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun son olarak açıkladığı 2012 verilerine göre ülkemiz, yıllara göre değişmekle birlikte 1 milyon 93 bin ton olan dünya yaş incir üretiminin yaklaşık %25’ini karşılayarak ilk sırada yer almaktadır. Türkiye’yi, Mısır, İran, Fas, Cezayir, Suriye, ABD ve İspanya takip etmektedir. Dünya incir üretiminde fazla dalgalanma yaşanmamakta ve her yıl birbirine yakın miktarlarda üretim yapılmaktadır.

-Kuru incirin yarıdan fazlası Türkiye’den-

Kuru incirde ise 105 bin ton civarında olan dünya kuru incir üretiminin yüzde 53’ü ülkemiz tarafından gerçekleştirilmektedir. Dünya kuru incir üretiminde %20,8’lik payla İran ikinci, %8,8’lik payla da ABD üçüncü sırada yer almaktadır.”
TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 2011’de 261 bin ton olan incir üretiminin, 2012’de 275 bin, 2013’te 298 bin, geçen yıl ise 300 bin tona çıktığını belirten Genel Başkan Bayraktar, “TÜİK verilerine göre, 2015 incir rekoltesinin, geçen yıla göre yüzde 9,5 artışla 328 bin tona ulaşması beklenmektedir” dedi.

-Üstün kaliteli incir üssü Ege-

İncir üretiminin Türkiye’nin hemen her bölgesinde yapılmakla birlikte, üstün kaliteli kurutmalık incirin Ege Bölgesi’nde yetiştirildiğini vurgulayan Bayraktar, “Bölgede yaklaşık 35 bin aile incir tarımıyla uğraşmakta, geçimlerini tamamen bu üründen elde ettikleri gelirle karşılamaktadır. İşlenmesi esnasında yoğun işgücü gerektiğinden, incir işletmelerinde çalışan işçilerle birlikte büyük bir kesim geçimini incirden sağlamaktadır” bilgisini verdi.
Türkiye’de incirin %30’unun taze olarak iç pazarda, %70’lik bölümünün ise kuru olarak iç ve dış pazarda tüketildiğini, ülkemizde kuru incirin tüketiminin yetersiz olduğunu anlatan Bayraktar, en büyük kuru incir üreticisi ve ihracatçısı konumunda olan Türkiye’nin, dünya fiyatlarını önemli ölçüde etkilediğini belirtti. Bayraktar, “Genel olarak dünya ihracatının yarısından fazlası ülkemizden karşılanmaktadır. Son on yıllık dönemde toplam kuru incir ihracatımız, ortalama 48 bin ton olarak gerçekleşmiş; ihracatın ortalama %82’lik kısmı yemeklik kuru incirden oluşmuştur. Bu ihracatın yaklaşık yarısı Fransa, Almanya, İtalya, ABD ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerine yapılmaktadır” dedi.

-Yeni üretim sezonunda incirin durumu-

2015 yılı incir sezonunun 15 Ağustos’tan sonra başladığına dikkati çeken Bayraktar, “Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre, kaliteli sofralık incirin üretici fiyatı 4-5 TL, kurutmalık incirin ise 6-8 TL civarındadır. Bazı bölgelerimizde meyve çatlaması görülmekle beraber, genelde bu sorun, üreticimizin aldığı tedbirlerle giderilmektedir. Herhangi bir doğal afetin, özellikle aşırı yağışların olmaması halinde, üreticilerimizin gerek sofralık gerekse kurutmalık incirde iyi bir üretim yılı yaşamasını bekliyoruz” dedi.

-İncirimizi muhakkak korumalıyız-

Dünyada rakipsiz olduğumuz, kutsal kitabımız Kuranı Kerim’de adı bir sureyle anılan inciri muhakkak çok iyi korumak gerektiğinin altını çizen Bayraktar, incirle ilgili sorunlara değinirken de şunları kaydetti:
“Kuru incirde yaşanan en önemli ve her dönemde güncelliğini koruyan sorunumuz, temiz, gerekli standartlara uygun ve kaliteli üretiminin sağlanması olarak karşımıza çıkıyor. Kaliteli üretim yapılabilmesi için ise üreticilerimizin bilinçlendirilmesi, eğitim çalışmalarına ağırlık verilmesi büyük önem arz ediyor. İhracatımızın büyük bir bölümünü Avrupa Birliği ülkelerine yapıyoruz. Bunu dikkate alarak, rakip ülkelere karşı rekabet gücümüzün artırılabilmesi için ‘iyi tarım’ uygulamalarının hayata geçirilmesi yine büyük önem taşıyor. Aflatoksin birçok gıda maddesinde olduğu gibi incirde de oluşuyor. İnsan sağlığı ve ürün satışı açısından sorun yaratan aflatoksin oluşumunu engelleyecek önlemleri mutlaka almamız gerekiyor. Hastalık ve zararlılarla mücadelede kültürel, kimyasal programların titizlikle ve zamanında uygulanması da bir şart olarak önümüzde duruyor.
Hasattan sonra en fazla 1 yıl içerisinde tüketilmesi gereken kuru incirde rekoltenin yüksek olduğu yıllarda stok sorunu yaşanmaktadır. Bu sorunun çözülmesi ve fiyat düşüşlerinin önüne geçilmesi amacıyla, gereken miktarda ürünün piyasadan çekilip depolanması ve isteyen alıcılara eşit koşullarda verilmesi için ABD ve AB’de uygulandığı gibi bir stok kurumunun oluşturulmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
Kuru incir ihracatında ilk yükleme tarihi de büyük önem arz ediyor. İlk yükleme tarihinin geç açıklanması hem ihracata hazır olan ürünün üreticide muhafazasını zorlaştırıyor hem de pazar kaybına sebep oluyor. Bu bakımdan ilk yükleme tarihi uygulaması tamamen kaldırılmalı ve ihracata hazır olan ürünün ihracatı bekletilmeden yapılabilmelidir.
Ülkemiz kuru incirinin rekabet gücünü artırmak ve üretimin sürekliliğini sağlamak açısından, incirin de ihracat iadesinden yararlandırılmasını istiyor ve bekliyoruz.”

Çiftçiye toprak analizi uyarısı


-Çiftçiye toprak analizi uyarısı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Destekten yararlanacak çiftçilerimiz için toprak analizi yaptırmak şart”

-“Toprak analizi için verilen süre 1 Eylül’de sona erecek”

-“Üreticilerimizin mağdur olmamaları ve sıkışıklığa meydan vermemeleri için analizlerini ay sonuna kadar yaptırmaları önem taşıyor”

 

Ankara – 24.08.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, toprak analiz desteğinden yararlanmak için son tarihin 1 Eylül 2015 olduğunu belirterek, destekten yararlanacak çiftçilerin analizleri bu tarihe kadar mutlaka yaptırmaları gerektiğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, bu üretim sezonu için toprak analizi yaptırılması gereken tarihin 1 Kasım 2014’te başladığına dikkati çekerek, “Toprak analizi desteği ödemesinden faydalanmak isteyen çiftçilerimizin toprak analizlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yetkilendirilmiş laboratuvarlarda, 1 Eylül Salı gününe kadar yaptırmaları zorunludur. Aksi halde bu desteklemeden yararlanmaları mümkün değildir” dedi.

Her toprak analizine en fazla 50 dekar için ödeme yapılacağının altını çizen Bayraktar, “Her analiz, en fazla 50 dekarlık bir tarım arazisini temsil eder. Toprak analizlerini yaptıran çiftçilerimizin, yetkilendirilmiş laboratuvarca onaylanmış Toprak Analiz Formlarını, Gıda, Tarım ve Hayvancılık il ve ilçe müdürlüklerine teslim etmeleri gerekmektedir” bilgisini verdi.

 

-ÇKS’ye kayıtlı olmak şart-

 

 Bayraktar, şöyle devam etti

 “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın mazot, gübre ve toprak analizi desteklemelerine ilişkin tebliğine göre, arazi miktarı en az 1 dekar olan Çiftçi Kayıt sistemi ÇKS’ye kayıtlı üreticilerimize toprak analizi destekleme ödemesi yapılacak. Bu destek çerçevesinde çiftçilerimize dekar başına 2,5 lira ödeme yapılacak.

ÇKS’ye kayıtlı olup, üretim alanı 50 dekar ve üzerinde olan her bir tarım arazisinin gübre destekleme ödemesinden yararlanabilmesi için yetkilendirilmiş laboratuvarlarda 1 Eylül’e kadar toprak analizi yaptırması zorunludur. 50 dekarın altındaki tarım arazisi için bu şart aranmamaktadır.

Desteklerden yararlanacak çiftçilerimizin olası sıkışıklıklara meydan vermemek için son günü beklemeden toprak analizi yaptırmaları önemlidir.”

 

-Toprak analizinin önemi-

 

Yüksek verim ve kaliteli üretim için gerekli unsurların başında dengeli ve düzenli gübrelemenin geldiğine işaret eden TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları kaydetti:

“Dengeli ve düzenli gübrelemenin yolu da toprak analizinden geçmektedir. Bitkinin düzgün bir şekilde büyümesi ve gelişebilmesi için ihtiyaç duyduğu bitki besin maddelerinin düzeyinin tespiti ise ancak toprak analiziyle mümkündür. Toprak analizi sonucuna göre hangi gübreden ne kadar, ne zaman ve nasıl verileceği tespit edilir. Doğru gübre kullanımıyla üreticilerimiz gereğinden fazla gübreleme yapmayacağından maddi kayba uğramadığı gibi, bitki de optimum fayda elde etmiş olmaktadır. Ayrıca yanlış gübre kullanımından kaynaklan üründe meydana gelebilecek olası zararlar da engellenmiş olur.

Bu nedenlerle üreticilerimizin gübre kullanmadan önce mutlaka toprak analizini yaptırması ve alacağı analiz raporuna göre gübre kullanması gerekmektedir.”

Pirinçte “kaliteli yerli-kalitesiz ithal” oyunu


-Pirinçte “kaliteli yerli-kalitesiz ithal” oyunu…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Son günlerde, Osmancık çeşidimize benzeyen,

ithal, düşük kaliteli ucuz pirinçlerin yerli ürünle karıştırılarak yüksek fiyattan satıldığı yönünde yoğun şikayetler almaktayız”

-“Bazı çevrelerin hem üreticilerimizi hem de tüketicilerimizi mağdur eden bu sahtekarlığına karşı sert önlem alınmalı, asla müsamaha gösterilmemelidir”

-“Çeltik hasadına az bir zaman kala, rekolte beklentimizin de yüksek olduğu bir dönemde yaşananlar oldukça manidardır”

-“Şayet birileri üreticilerimizin ekmeğine göz dikmişse karşılarında bizleri bulacaklardır”

 

 

Ankara –  23.8.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, son günlerde pirinçte, Osmancık çeşidimize benzeyen, ithal, düşük kaliteli ucuz pirinçlerin yerli ürünle karıştırılarak yüksek fiyattan satıldığı yönünde yoğun şikayetler aldıklarını belirterek, “Şayet birileri üreticilerimizin ekmeğine, tüketicilerimizin cebine göz dikmişse,  karşılarında bizleri bulacaklardır” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, son on yılda çeltikte hem verimde hem de ekim alanlarında yüzde 38’ün üzerinde artış sağlandığını, üretimin giderek yaygınlaştığını bildirdi.  Geçtiğimiz yıl 830 bin ton olan üretimin bu yıl 920 bin ton olmasının beklendiğini vurgulayan Bayraktar, yeterli potansiyel bulunmasına ve geçmiş yıllara göre üretimin artmasına rağmen halen yüzde 20 üretim açığı bulunduğunu, bunun ithalatla karşılandığın anımsattı.

Bayraktar, şöyle devam etti:

“Ülke üretimimiz ihtiyacı karşılayacak seviyeye gelinceye kadar ihtiyaç duyulan ithalatın yapılması kaçınılmazdır. Ancak, burada üzerinde önemle durduğumuz husus, ithalatın ihtiyaçtan fazla yapılmaması ve ithal edilen ürünlerin de piyasada izlenmesidir.

Son günlerde ithal edilen ve Osmancık çeşidimize benzeyen düşük kaliteli ucuz pirinçlerin yerli ürün ile karıştırılarak yüksek fiyattan satıldığı yönünde yoğun şikâyetler almaktayız. Bu durumdan, birtakım çevrelerin, üreticilerimiz üzerinden haksız kazanç elde etmeye çalıştığı gibi, tüketicilerimizde mağdur etiği anlaşılmaktadır.

Kalitenin bozulmasıyla birlikte tüketicilerimizin pirinçten uzaklaşması tüketimi de olumsuz etkileyecektir. Bu durumdan en fazla zarar gören yine üreticilerimiz olacaktır.

Çeltik hasadın az bir zaman kala, rekoltenin de yüksek beklendiği bir ortamda yaşananlar oldukça manidardır. Eğer birileri üreticilerimizin ekmeğine, tüketicilerimizin cebine göz dikmişse karşılarından bizleri bulacaklardır. 

Konunun bütün tarafları, bu sahteciliğin üzerine gitmeli, denetimler artırılarak birilerinin üreticilerimiz üzerinden haksız kazanç elde etmeleri, tüketicilerimizin de mağdur olmasını engellenmeli; bu oyun bozulmalıdır.”

 

-Prim desteği ekim alanlarını genişletti-

 

Çeltiğin, Türkiye’nin toplam hububat üretiminden yüzde 2,5 oranında pay alarak buğday, arpa ve mısırdan sonra dördüncü sırada yer aldığı bilgisini veren TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları kaydetti:

“2005 yılından bu yana çeltik ekim alanları yüzde 38,6, çeltik üretimi yüzde 38,3 oranında artış göstermiştir.  Geçen yıl 830 bin ton olan üretimin, bu yıl ilk defa 920 bin ton olması beklenmektedir. Sağlanan üretim artışı hem verim hem de ekim alanlarının artmasından kaynaklanmıştır. Verim artışının önemli nedenleri arasında, verim potansiyeli yüksek, kısa boylu, makineli hasada uygun, hastalık ve zararlılara dayanıklı, farklı yetişme devrelerinde soğuğa toleranslı ıslah edilmiş çeltik tohumlarının kullanımının artması gelmektedir. Ekim alanlarının artmasında ise 2005 yılından itibaren çeltik üreticilerine verilen prim desteği etkili olmuştur.”

Hatay Oda Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti


-Hatay Oda Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti

 

Ankara – 21.08.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyaretleri sürüyor.

Hatay Ziraat Odalarının Başkanları, TZOB Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden Genel Başkanlığa seçilmesinden memnun olduklarını belirterek, hayırlı olsun temennisinde bulundular. Ziyarete TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Bahadır Sezgin de katıldı.

Adana Oda Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti


Adana Oda Başkanlarından Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyareti

 

Ankara – 21.08.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a “hayırlı olsun” ziyaretleri sürüyor.

Adana Ziraat Odalarının Başkanları, TZOB Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden Genel Başkanlığa seçilmesinden memnun olduklarını belirterek, hayırlı olsun temennisinde bulundular. Ziyarete TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Bahadır Sezgin de katıldı.