Bademde üretim, tüketimi karşılamıyor…


 -Bademde üretim, tüketimi karşılamıyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Dünyanın en lezzetli, en kaliteli bademlerini yetiştiriyoruz ama tüketime yetişemiyoruz”

-“Badem, verimsiz, çorak, taşlı, atıl arazilerde, son derece düşük su ihtiyacıyla rahatlıkla yetişebiliyor”

-“Badem alanları 10 yılda 3,5 katına çıktı. Üretim 2004’de 37 bin tondu. 2013’de 82 bin 850 tona yükseldikten sonra, geçen yıl 73 bin 230 tona indi”

-“2010-2014 döneminde 311,9 milyon dolarlık badem ihraç ederken, ithalat 399,2 milyon doları buldu”

-“Anadolu, bademin gen kaynağı olmasına karşın Türkiye üretimde, ABD, İspanya, İran, Fas, Suriye, İtalya ve Yunanistan’ın ardından 8’nci sırada”

-“Yabani badem ağaçları aşılanır, modern badem bahçeleri kurulursa, üretim olağanüstü hızla artar ve Türkiye fındık gibi değerli bir ihraç ürününe kavuşur”

 

Ankara – 27.07.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bademde üretimin tüketimi karşılamadığını bildirerek, “dünyanın en lezzetli, en kaliteli bademlerini yetiştiriyoruz ama tüketime yetişemiyoruz” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Karadeniz Bölgesi ile ilkbahar geç donları nedeniyle İç Anadolu Bölgesi haricinde Türkiye’nin her bölgesinde yaşam bulan bademin, verimsiz, çorak, taşlı, atıl arazilerde, son derece düşük su ihtiyacıyla rahatlıkla yetişebildiğini belirtti. Bundan dolayı fındıktan sonra büyük alanlarda yetiştirilebilecek, getirisi ve ihracat potansiyeli yüksek sert kabuklu meyve olabileceğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Badem alanları son 10 yılda 3,5 katına çıktı. Üretim alanı 2004 yılında 78 bin dekardı. 2008 yılında 100 bin, 2011’de 200 bin dekarı geçti. 2014’de 270 bin 203 dekara çıktı. Üretim, 2004’de 37 bin tondu. 2013’de 82 bin 850 tona yükseldikten sonra, geçen yıl 73 bin 230 tona indi. Geçen yıl hariç üretim 2006’dan beri artıyor. İklim koşulları neticesinde geçen yıl ağaç başına verimin 16-17 kilogramdan 13 kilograma düşmesi nedeniyle üretimde azalma oldu.

Ülkemizde, Datça yöresindeki üretimiyle bilinen Datça bademinin üretimi, ABD’de ıslah edilen çeşitlerinin devreye girmesiyle giderek yaygınlaşıyor. Verilen destekler nedeniyle, çiftçilerimiz, çok fazla para harcamadan bahçe kurarak, bir dekardan diğer ürünlerden elde edilen gelirin 2-3 katını kazanabiliyor. Çiftçilerimiz,  atıl bıraktıkları taşlı, boş ve kıraç arazilerinde badem üretebilirler.”

Ayrıca, badem yetiştiriciliğinin süneyle mücadelede sağladığı kolaylık açısından, buğday üretimini de olumlu etkilediğine dikkati çeken Bayraktar, “badem ağacı süne zararlısının konukçu ağacıdır. Badem ağacının salgıladığı nektarin süne zararlısının kendine çeker. Kabuklarının arasındaki parazitler ile süne zararlısını yok eder.”

Anadolu’nun bademin gen kaynağı olmasına karşın Türkiye’nin üretimde, ABD, İspanya, İran, Fas, Suriye, İtalya ve Yunanistan’ın ardından 8’nci sırada yer aldığını belirten Bayraktar, dünya badem üretiminin 2,9 milyon tona ulaştığını vurguladı.

 

-Ağaç başına verim bizde 11-17 kilogram, ABD’de 50 kilogram-

 

Ülkemizde ise badem yetiştiriciliğinin, gerekli altyapı çalışmalarının yapılmamış olması nedeniyle, henüz istenilen düzeye gelmediğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ülkemizde ağaç başına ortalama badem verimi yıllara göre 11 ile 17 kilogram, ıslah edilmemiş yerli bademlerde 5-10 kilogram arasında değişirken, Amerikan bademinde verim 50 kilograma kadar çıkmaktadır. Yüksek verime ulaşmış ABD, dünya badem ihracatının yüzde 60’ını karşılamaktadır.

Bademin anavatanı olmamıza, hemen her bölgemizde milyonlarca yabani badem ağacı bulunmasına rağmen, son 5 yılda 89 bin 361 ton badem ithal ettik. İhracatımız aynı dönemde 33 bin 216 tonda kaldı. Yıllık ortalama ithalat 17 bin 872 tonu, ihracat ise 6 bin 643 tonu geçiyor. 2010-2014 döneminde 311,9 milyon dolarlık badem ihraç ederken, ithalat 399,2 milyon doları buldu. Buna göre, yıllık ortalama badem ihracatımız 62,37 milyon dolarken, ithalat 79,84 milyon dolara ulaşıyor. Bu bize yakışmıyor. Badem yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması, verim ve üretimin artırılması için,

Badem üretiminde çeşit standardizasyonu sağlanmalı,

Standart ve kaliteli çeşitlerden elde edilen fidanlar üreticiye ulaştırılmalı,

Kapama bahçe kurulması teşvik edilerek desteklenmeli,

İhracat potansiyelini arttırmak için dış pazarlara yönelik çalışmalara önem verilmeli,

Badem üreticisinin girdi ihtiyaçlarının karşılanması için destekler zamanında ödenmeli,

Gübre, mazot, toprak analiz desteğinin yanı sıra prim desteği ya da fındıktaki gibi alan bazlı destek verilmeli,

Üreticimizin, ürününü değerine pazarlayabilmesi, kaliteli ürünün her an piyasada bulunabilmesi için lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsaları hayata geçirilmeli,

Bademin, mekanizasyon yoluyla el değmeden sağlıklı koşullarda işlenerek iç badem olarak pazarlanması sağlanmalı.”

Getirisi yüksek, sanayide de kullanımı yaygın, şifa kaynağı olan bademin, pazarlama sorunu bulunmadığını belirten Bayraktar, “yabani badem ağaçları aşılanır, modern badem bahçeleri kurulursa, üretim olağanüstü hızla artar ve Türkiye fındık gibi değerli bir ihraç ürününe kavuşur” dedi.

Türkiye’de yıllar itibarıyla badem alanları, üretim ve ağaç başına verim rakamları:

 

 

 

 

Ağaç

 

 

 

Başına

 

Yetiştirme

 

Ortalama

 

Alanı

Üretim

Verim

Yıl

(Dekar)

(Ton)

(Kg)

2004

78.000

37.000

11

2005

82.000

45.000

13

2006

83.100

43.285

13

2007

99.505

50.753

14

2008

109.130

52.774

15

2009

131.207

54.844

16

2010

171.478

55.398

15

2011

205.039

69.838

17

2012

235.547

80.261

17

2013

254.570

82.850

16

2014

270.203

73.230

13

Kaynak: TÜİK

Türkiye’de yıllar itibarıyla miktar ve değer olarak badem ithalat ve ihracat rakamları şöyle:

 

 

İhracat

İthalat

İhracat

İthalat

Yıl

(Ton)

(Ton)

(Milyon Dolar)

(Milyon Dolar)

2010

4.583

16.709

36,5

65,9

2011

5.728

16.128

47,7

68,9

2012

7.536

23.717

65,3

102,2

2013

9.124

19.227

91,7

88,0

2014

6.245

13.580

70,8

74,2

Otomasyonda eğitim atağı…


-Otomasyonda eğitim atağı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Otomasyonun daha verimli kullanılması ve işlevselliğinin artırılması için 29 pilot ilde yapılan eğitimler tamamlandı”

-“680 Ziraat Odasından 1114 personele verilen eğitim, hedeflendiği gibi kısa bir zamanda bitirildi”
-“Bu sayede kullanıcıların, otomasyonu yanlış kullanımları giderilip, programa entegrasyon maksimuma çıkarıldı”

Ankara – 24.07.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, faaliyete geçen otomasyon sisteminin daha verimli kullanılması ve işlevselliğinin artırılması için 29 pilot ilde yapılan eğitimlerin tamamlandığını bildirerek, “680 Ziraat Odasından 1114 personele verilen eğitim, hedeflendiği gibi kısa bir zamanda bitirildi” dedi.
Bayraktar yaptığı açıklamada, eğitimlerle, çiftçi işlemlerinin daha hızlı girilmesinin sağlandığını, Ziraat Odalarının idari işlemleri ile ilgili modüllerin kullanıcılara aktarıldığını belirtti.
Eğitimlerde sık sık üye ve veri giriş işlemlerinin örneklendirildiğinin altını çizen Bayraktar, “bu sayede kullanıcıların, otomasyonu yanlış kullanımları giderilip, programa entegrasyon maksimuma çıkarıldı” dedi.

-Otomasyon Sistemi-

Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği’nin iş ve işlemlerinde profesyonelliğin sağlanması için otomasyonun önemine vurgu yapan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Sisteminin çok geniş uygulama sahası bulunuyor. Çiftçi kütük bilgileri, arazi ve tarımsal bilgiler, üretim deseni ve miktarları, bina ve tesis varlığı, alet ve makine varlığı, hayvan ve su ürünleri varlığı sistemde görülebiliyor. Çiftçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) kayıtları çevrimiçi olarak yapılabiliyor. E-devlet kapsamında kamu ve diğer kuruluşlarla web servisleri üzerinden bilgi paylaşımında bulunulabiliyor. Çiftçiler için gerekli belgeler anında hazırlanabiliyor.”
Otomasyon sisteminde, çiftçilere ilişkin üye kayıt defterleri başta olmak üzere üyeliğe dair tüm ayrıntıların yer alacağını vurgulayan Bayraktar, “İçişleri Bakanlığı aracılığıyla kimlik ve adres bilgileri, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü aracılığıyla tapu kayıtları, SGK ile sosyal güvenlik bilgileri sorgulanabiliyor.”
Sistem ilerleyen zamanlarda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ile entegre çalışabilecek.”

TZOB’un fındık rekolte tahmini 590 bin ton…

-TZOB’un fındık rekolte tahmini 590 bin ton…

-TZOB Yönetim Kurulu Üyeleri Kozoğlu ve Soydan: “Oluşturduğumuz komisyon, fındık üretilen 16 il ve 130 ilçede örnekleme metodu uygulanarak çotanak sayımı yapmış ve 2015 fındık rekoltesini 590 bin 394 ton olarak tahmin etmiştir”

-“Ülkemizde bu yıl fındıkta devir stokları yoktur. Kabuklu fındık üretimin yaklaşık 500 bin tonu iç fındık olarak ihraç edileceğini tahmin ediyoruz”

-“İç tüketimimizin kabuklu fındık bazında 70-80 bin ton dolaylarında gerçekleşeceği beklentisini taşıyoruz”

-“590 bin ton olacağı tahmin edilen fındık üretimimiz, ihracat ve iç tüketimimize ancak yetecek”

-“Alan bazlı destek bir an evvel açıklanmalı”

-“Karadeniz İhracatçılar Birliği ve Fındık Tanıtım Grubu’na sormak lazım. Kaç ilde, kaç ilçede bilimsel çalışma yapıp da 733 bin 246 ton rakamına ulaşmışlardır”

-“Nasıl bir araştırmayla TÜİK’in tahmininin 148 bin ton üzerinde bir tahmin rakamını bulmuşlardır”

-“Ne olmuştur da önceki tahminleri olan 713 bin tonu 20 bin ton artırmışlardır”

-“TÜİK tahminin yüzde 25 üzerinde bir tahminde nasıl bulunmuşlardır. Kimse üreticinin alın teriyle oynamasın. Ayıptır, günahtır. Vebal almaktır”

-“Çiftçi kardeşim, ihtiyacın kadar ürünü sat, emeğine sahip çık”

 

Ordu – 23.07.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyeleri Hasan Kozoğlu ve Arslan Soydan, Ziraat Odaları tarafından oluşturulan komisyonun, fındık üretilen 16 il ve 130 ilçede örnekleme metodu uygulanarak çotanak sayımı yaptığını ve 2015 fındık rekoltesini 590 bin 394 ton olarak tahmin ettiğini bildirdi.

Kozoğlu, Soydan, Giresun Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Erim Yaman, Ordu ve Giresun Ziraat Odası başkanlarıyla, Ordu’nun Altınordu İlçesi’nde fındık bahçesinde düzenledikleri basın toplantısında, fındık rekolte tahminini açıkladılar. 

 

-Gıda ve tarım ihracatının yüzde14’den fazlasını karşılıyor-

 

Türkiye ve özellikle Karadeniz Bölgesi ekonomisinde oldukça önemli yeri olan, gıda ve tarım ürünleri ihracatının yüzde 14’den fazlasını tek başına karşılayan fındıkta, önümüzdeki günlerde yeni bir hasat sezonuna girileceğine vurgu yapan Kozoğlu ve Soydan, şunları kaydettiler:

“Dünyada fındık alanlarının yüzde 78’ine sahibiz. Son 5 yıllık ortalamalara göre, üretimin yüzde 68’ini, ihracatın yüzde 76’sını karşılıyoruz. Türkiye son 5 yıl ortalamasına göre, 777 bin ton olan dünya fındık üretiminin 530 bin tonunu tek başına karşıladı. İkinci sıradaki İtalya’nın fındık üretimi, 100 bin tonu bile bulmuyor.

Ülkemizde 2013’de 549 bin ton olan üretim, geçen yıl yaşanan don afeti nedeniyle 412 bin tona kadar geriledi.

Fındık önemli bir üründür. Son 5 yıl ortalamasına göre, dünyada yıllık kabuklu fındık ithalatı 466 bin tonu buluyor. Özellikle çikolata ve şekerleme sanayi açısından vazgeçilmez bir ürün olan fındıkta, en fazla ithalatı İtalya, Almanya, Fransa yapıyor.

Dünyada ithal edilen fındığın dörtte üçten fazlasını yapıyoruz. Fındık, sadece 2014-2015 sezonunda ülkemize 2,57 milyar dolar döviz kazandırdı. Son 5 sezonda yapılan fındık ihracatından elde edilen döviz 9,9 milyar doları aşmıştır. 100’den fazla ülkeye fındık ihraç etsek de yüzde 80-85’i Avrupa ülkelerine yapıyoruz.

Sezon itibarıyla, 2012-2013’de 301 bin ton, 2013-2014’de 268 bin ton, 2014-2015’de 201 bin ton fındık ihraç ettik.

Son 5 sezon içinde, miktar açısından rekor ihracatın yapıldığı 2012-2013 sezonunda 1,75 milyar dolarla en alt seviyeye inen ihracat, tonaj olarak en az ihracatın yapıldığı 2014-2015 sezonunda ise 2,57 milyar dolarla rekor kırdı.

Yine sezon itibarıyla, fındığın kilogramını, 2013-2014’de 7 dolar 40,3 cent olan fındık ihraç fiyatı, yaşanan don afeti nedeniyle üretimin önemli ölçüde gerilediği 2014-2015’de 12 dolar 81,6 cente yükseldi.”

 

-Rekolte tahminleri-

 

Geçen yıl fındık üretimi yapılan 14 il için açıkladıkları 371 bin 185 tonluk rekolte tahminlerinin, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 412 bin ton fındık rekolte açıklamasına oldukça yakın olduğunu belirten Kozoğlu ve Soydan, şöyle devam ettiler:

“Karadeniz İhracatçı Birlikleri’nin 2014-2015 ihracat verilerine göre, ihraç edilen 201 bin ton fındığın 187 bin tonu 2014 ürünü fındıktır. Bu rakamlar, 2014 yılında yaptığımız rekolte tahminimizin ne kadar isabetli olduğunu ortaya koymaktadır. Toplam 187 bin tonluk 2014 ürünü fındık ihracat rakamı, yaklaşık 374 bin ton kabuklu fındığa tekabül etmektedir. Bu rakam da Birliğimizin yapmış olduğu 371 bin tonluk rekolte tahminin, 2013 yılından kalan stokları da dahil ettiğimizde ne derece gerçekçi olduğunu, her türlü spekülasyondan, çıkardan uzak olduğunu göstermektedir.

2015 sezonunu, fındık üreticimiz ve fındık ihracatçımız için son derece önemli bir yıl olarak görüyoruz. Çünkü ülkemiz, fındıkta 2015 sezonuna neredeyse sıfır stokla girmektedir. Karadeniz İhracatçılar Birliği ve Fındık Tanıtım Grubu’nun 2015 yılı için 733 bin 246 ton, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 585 bin ton rekolte tahmininde bulunduğunu görüyoruz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ise İl Müdürlükleri bazında yapmış olduğu çalışma neticesinde 646 bin 254 ton fındık rekoltesi beklentileri olduğunu açıklamıştır.

Karadeniz İhracatçılar Birliği ve Fındık Tanıtım Grubu’na sormak lazım. Kaç ilde, kaç ilçede bilimsel çalışma yapıp da 733 bin 246 ton rakamına ulaşmışlardır. Nasıl bir araştırmayla TÜİK’in tahmininin 148 bin ton üzerinde bir tahmin rakamını bulmuşlardır. Ne olmuştur da önceki tahminleri olan 713 bin tonu 20 bin ton artırmışlardır. TÜİK tahminin yüzde 25 üzerinde bir tahminde nasıl bulunmuşlardır. Kimse üreticinin alın teriyle oynamasın. Ayıptır, günahtır. Vebal almaktır.

Nitekim, kendi raporlarında, ‘rekolte çalışmasında Haziran sonu ve Temmuz başında dış etkenler (döllenme problemi, zararlıların etkileri ve iklimsel etkiler) sebebiyle meydana gelebilecek çotanak dökülmeleri hesaba katılmamıştır’ diyerek ne kadar bilimsel çalıştıklarını da itiraf etmişlerdir.”

 

-Geçen yıl yaşanan don olayının etkileri halen devam ediyor-

 

Her yıl düzenli olarak yapmış olduğumuz rekolte çalışmalarını, bu yıl da büyük bir özenle gerçekleştirdiklerini bildiren Kozoğlu ve Soydan, “Konunun uzmanı bilim adamlarından, Ziraat Mühendislerinden oluşturduğumuz komisyonun incelemelerine göre; geçen yıl yaşanan don olayının etkileri halen devam ediyor. Fındıklıklarda değişen oranlarda külleme hastalığına rastlandı. Bazı bölgelerde bakteriyel yanıklık görüldü. Bütün bölgelerde meyve ağaçlarında normal olan Haziran dökümleri meydana geldi” dediler.

Kozoğlu ve Soydan, komisyonun, son yıllarda fındık üreticilerimizin daha bilinçli olduğunu, yetiştirme tekniklerine uygun olarak fındık tarımı yaptıklarını, her türlü budama, gençleştirme, gübreleme, ilaçlama gibi kültürel uygulamalara önem verdiklerini de tespit ettiğini vurguladılar.

 

-“Üretici, ihtiyacı kadar fındık satsın, emanete vermesin”-

 

Komisyonun, bütün bunları da dikkate alarak, fındık üretilen 16 il ve 130 ilçede örnekleme metodu uygulanarak, çotanak sayımı yapmış ve 2015 fındık rekoltesini 590 bin 394 ton olarak tahmin ettiğine dikkati çeken Kozoğlu ve Soydan, şunları kaydettiler:

“Ülkemizde bu yıl fındıkta devir stokları yoktur. Kabuklu fındık üretimin yaklaşık 500 bin tonu iç fındık olarak ihraç edileceğini tahmin ediyoruz. İç tüketimimizin kabuklu fındık bazında 70-80 bin ton dolaylarında gerçekleşeceği beklentisini taşıyoruz. Bütün bunları alt alta koyduğumuzda, bu yıl oluşturduğumuz komisyon tarafından 590 bin ton olacağı tahmin edilen fındık üretimimizin, ihracat ve iç tüketimimize ancak yeteceğini söyleyebiliriz. Üreticilerimizin fındığı, ihtiyacı kadar satmaları, emanete vermemeleri gerekir. Bunu yaparlarsa, ürettikleri fındıklarını değerine satabilirler.

Diğer taraftan, 2014 yılında sona eren alan bazlı desteğin 2015 yılından sonra da devamı, fındık üretiminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem arz etmektedir. Çünkü ülkemizde fındık işletmelerinin büyük çoğunluğu küçük parsellerden oluşmaktadır. Bu nedenle üretimin devam edebilmesi devletin vereceği desteğe bağlıdır. Alan bazlı desteğin bir an evvel açıklanması, bu bakımdan önem arz etmektedir.

 

-Gençleştirme ve kültürel işlemlerle verim artırılmalı-

 

Yine ülkemizde özellikle Doğu Karadeniz Bölgemizde fındık bahçeleri, ekonomik ömürlerini tamamlamışlardır. Ülkemizde dünyanın en kaliteli fındığın üretildiği Doğu Karadeniz’de bahçelerin yaşlanmış ve kültürel işlemlerin de yetersiz olması nedeniyle verim oldukça düşüktür. Fındıkta verimin artırılması şarttır. Dekar başına verim İtalya’da 140, ABD’de 360 kilograma kadar çıkarken, Türkiye’de, 2013 yılında 78, 2014 yılında ise 59 kilogram olmuştur.  Gençleştirme ve diğer kültürel işlemlerle dekar başına veriminin artırılması, üretimimizin daha fazla gelir elde etmesini sağlayacaktır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın koordinasyonunda sektör temsilcilerinin yer aldığı bölgesel bazlı projelerle, yaşlanmış olan bu bahçeler gençleştirilmeli, teraslama çalışmalarının yapılmalı, toprak derinliği artırılmalı, sertifikalı fidan kullanımı teşvik edilmeli, bahçeler yenilenmelidir. Dünyaca tanınan ‘Türk Fındığı’ imajının devamı için markalaşma çalışmalarına önem verilmelidir. Gençleştirme çalışmaları yürütülürken, üreticimizin gelir kaybının karşılanması önem arz etmektedir.

Dünya üretiminin üçte ikisinden fazlasını karşılayan üreticimizin bin bir emekle ürettiği fındığın fiyatı, Almanya Hamburg’da bulunan borsa tarafından şekillenmektedir. Bu durum işin doğasına aykırıdır. Aynı işlevi yerine getirecek ürün ihtisas borsalarının kurulması gerekmektedir. Diğer taraftan depolama süresi uzun olan fındıkta, piyasada kaliteli ürünün her an bulunabilmesi, fiyat istikrarı sağlanması ve üreticimizin yeterli gelir elde edebilmesi için lisanslı depoculuğun hayata geçirilmesi zorunluluktur. Böylece lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsalarının hayata geçirilmesiyle üreticimiz ürününü değerinde pazarlayacak aynı zamanda fiyat istikrarında sürdürülebilirlikle kaliteli ürünün her an piyasada bulunabilirliği mümkün olacaktır.”

Çiftçilere seslenen Kozoğlu, Soydan ve Oda başkanları, “Yıllardır büyük bir kararlılıkla sürdürdüğümüz kampanyamızı yeniden ve yılmadan hatırlatmak istiyoruz. Çiftçi kardeşim, ihtiyacın kadar ürünü sat, emeğine sahip çık” dediler.

TZOB’un 2015 yılı fındık rekolte tahmini il ve ilçe bazında fındık alanları ve dekar başına verimle şöyle:

           

İli

İlçesi

Alanı (Hektar)

Verim (Kg/Dekar)

Rekolte Tahmini (Ton)

ARTVİN

BORÇKA

5.871

85

4.987

ARTVİN

ARHAVİ

1.268

53

677

ARTVİN

HOPA

391

47

183

ARTVİN

MURGUL

651

48

312

ARTVİN

MERKEZ

63

47

30

ARTVİN

YUSUFELİ

50

44

22

ARTVİN

 

8.294

74,87

6.210

RİZE

FINDIKLI

2.738

45

1.222

RİZE

ARDEŞEN

798

94

747

RİZE

ÇALIHEMŞİN

10

35

3

RİZE

PAZAR

4

33

1

RİZE

HEMŞİN

4

32

1

RİZE

KALKANDERE

1

30

0

RİZE

ÇAYELİ

1

30

0

RİZE

 

3.556

55,58

1.977

TRABZON

YOMRA

6.677

75

5.026

TRABZON

ARSİN

6.232

86

5.370

TRABZON

ARAKLI

6.051

92

5.545

TRABZON

MERKEZ

10.079

71

7.146

TRABZON

AKÇAABAT

7.684

104

7.963

TRABZON

VAKFIKEBİR

4.107

75

3.091

TRABZON

BEŞİKDÜZÜ

3.739

98

3.671

TRABZON

MAÇKA

4.114

76

3.141

TRABZON

ÇARŞIBAŞI

2.382

70

1.663

TRABZON

ŞALPAZARI

1.544

86

1.331

TRABZON

SÜRMENE

2.684

86

2.313

TRABZON

OF

761

60

457

TRABZON

KÖPRÜBAŞI

984

50

494

TRABZON

DERNEKPAZARI

491

55

268

TRABZON

ÇAYKARA

699

61

427

TRABZON

TONYA

364

74

270

TRABZON

HAYRAT

269

60

161

TRABZON

DÜZKÖY

175

60

105

TRABZON

 

59.036

82,05

48.441

GÜMÜŞHANE

KÜRTÜN

805

88

708

GÜMÜŞHANE

 

805

87,98

708

GİRESUN

TİREBOLU

17.070

77

13.059

GİRESUN

BULANCAK

15.951

74

11.745

GİRESUN

GÖRELE

9.635

55

5.344

GİRESUN

MERKEZ

19.781

72

14.187

GİRESUN

ESPİYE

11.297

111

12.531

GİRESUN

KEŞAP

10.083

77

7.713

GİRESUN

YAĞLIDERE

7.167

60

4.318

GİRESUN

PİRAZİZ

8.671

95

8.209

GİRESUN

DERELİ

6.451

73

4.688

GİRESUN

ÇANAKÇI

2.619

62

1.628

GİRESUN

GÜCE

3.452

86

2.971

GİRESUN

DOĞANKENT

2.621

66

1.729

GİRESUN

EYNESİL

2.931

75

2.186

GİRESUN

ÇAMOLUK

11

50

5

GİRESUN

ALUCRA

4

41

2

GİRESUN

ŞEBİNKARAHİSAR

56

45

25

GİRESUN

 

117.800

76,69

90.340

ORDU

GÖLKÖY

14.067

75

10.492

ORDU

FATSA

26.969

103

27.653

ORDU

ALTINORDU

27.076

107

28.899

ORDU

ÜNYE

29.671

101

30.048

ORDU

GÜRGENTEPE

10.128

66

6.723

ORDU

ULUBEY

17.674

100

17.716

ORDU

KORGAN

8.749

72

6.299

ORDU

KUMRU

11.774

76

8.901

ORDU

PERŞEMBE

19.330

91

17.496

ORDU

İKİZCE

9.432

89

8.350

ORDU

AKKUŞ

5.308

64

3.387

ORDU

AYBASTI

8.940

73

6.535

ORDU

KABADÜZ

8.644

74

6.418

ORDU

ÇATALPINAR

4.865

78

3.786

ORDU

ÇAMAŞ

7.012

88

6.162

ORDU

KABATAŞ

4.668

66

3.071

ORDU

ÇAYBAŞI

6.325

74

4.697

ORDU

MESUDİYE

3.049

54

1.646

ORDU

GÜLYALI

3.248

118

3.818

ORDU

 

226.929

89,06

202.102

SAMSUN

TERME

29.646

71

20.918

SAMSUN

ÇARŞAMBA

26.599

69

18.232

SAMSUN

SALIPAZARI

16.499

60

9.979

SAMSUN

AYVACIK

7.998

90

7.175

SAMSUN

TEKKEKÖY

5.629

87

4.880

SAMSUN

MERKEZ

5.086

102

5.178

SAMSUN

ONDOKUZMAYIS

2.763

137

3.788

SAMSUN

BAFRA

2.375

121

2.873

SAMSUN

ASARCIK

220

86

188

SAMSUN

YAKAKENT

61

70

42

SAMSUN

ALAÇAM

189

89

168

SAMSUN

KAVAK

131

60

79

SAMSUN

LADİK

33

53

18

SAMSUN

VEZİRKÖPRÜ

45

56

25

SAMSUN

HAVZA

73

58

43

SAMSUN

 

97.347

75,50

73.500

TOKAT

ERBAA

2.752

72,45

1.994

TOKAT

 

2.752

72,45

1.994

SİNOP

AYANCIK

970

79

765

SİNOP

TÜRKELİ

170

94

159

SİNOP

ERFELEK

615

109

672

SİNOP

MERKEZ

70

84

59

SİNOP

GERZE

30

51

15

SİNOP

 

1.855

90,04

1.670

BARTIN

MERKEZ

2.200

74

1.629

BARTIN

KURUCAŞİLE

1.500

59

882

BARTIN

ULUS

1.000

61

610

BARTIN

AMASRA

1.300

57

736

BARTIN

 

6.000

64,29

3.857

KASTAMONU

CİDE

2.620

65

1.690

KASTAMONU

İNEBOLU

1.341

71

948

KASTAMONU

BOZKURT

1.409

60

851

KASTAMONU

ÇATALZEYTİN

435

61

267

KASTAMONU

DOĞANYURT

635

59

377

KASTAMONU

ABANA

211

45

95

KASTAMONU

 

6.651

63,58

4.229

ZONGULDAK

EREĞLİ

9.728

76

7.416

ZONGULDAK

ALAPLI

9.751

88

8.592

ZONGULDAK

MERKEZ

1.356

87

1.181

ZONGULDAK

ÇAYCUMA

701

69

486

ZONGULDAK

DEVREK

443

69

307

ZONGULDAK

GÖKÇEBEY

60

54

33

ZONGULDAK

 

22.039

81,74

18.014

BOLU

 

1.089

82,80

902

BOLU

 

1.089

82,80

902

DÜZCE

AKÇAKOCA

17.767

89

15.894

DÜZCE

MERKEZ

13.227

139

18.333

DÜZCE

YIĞILCA

8.386

122

10.249

DÜZCE

CUMAYERİ

5.481

142

7.804

DÜZCE

GÖLYAKA

4.813

135

6.489

DÜZCE

ÇİLİMLİ

3.615

146

5.284

DÜZCE

GÜMÜŞOVA

3.435

123

4.242

DÜZCE

KAYNAŞLI

2.154

103

2.226

DÜZCE

 

58.878

119,77

70.520

SAKARYA

KOCAALİ

15.050

95

14.222

SAKARYA

KARASU

16.536

91

15.001

SAKARYA

HENDEK

13.617

83

11.324

SAKARYA

AKYAZI

8.855

84

7.475

SAKARYA

FERİZLİ

4.615

57

2.617

SAKARYA

KAYNARCA

4.348

60

2.630

SAKARYA

MERKEZ

3.338

60

2.019

SAKARYA

KARAPÜRÇEK

2.975

103

3.074

SAKARYA

SÖĞÜTLÜ

1.138

76

860

SAKARYA

GEYVE

898

74

668

SAKARYA

SAPANCA

318

67

212

SAKARYA

PAMUKOVA

83

72

60

SAKARYA

 

71.771

83,82

60.162

KACAELİ

KANDIRA

7.441

68

5.071

KOCAELİ

MERKEZ

886

67

594

KOCAELİ

GÖLÇÜK

131

69

91

KOCAELİ

GEBZE

14

69

10

KOCAELİ

KÖRFEZ

4

70

3

KOCAELİ

KARAMÜRSEL

2

72

1

KOCAELİ

DERİNCE

1

73

0

KOCAELİ

 

8.479

68,05

5.769

TÜRKİYE

TOPLAM

693.281

85,16

590.394

Saldırıyı lanetliyoruz…


-Saldırıyı lanetliyoruz…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ülkemizin huzurunu, birlik ve bütünlüğünü hedef alan bu terör saldırısını lanetliyoruz”

-“Devletimizin perde önündeki ve arkasındaki canileri mutlaka ortaya çıkarıp adalete teslim edeceğine olan inancımız tamdır”

Ankara – 20.07.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Şanlıurfa Suruç’ta meydana gelen ve ilk belirlemelere göre 28 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 100’e yakın vatandaşımızın da yaralandığı terör saldırısını lanetlediğini bildirdi.
Bayraktar, Suruç’taki patlamayla ilgili yayımladığı mesajda, ilk belirlemelere göre saldırıda 28 vatandaşımızın hayatını kaybettiğini, can kaybının artmasından endişe edildiğini belirtti.
Şemsi Bayraktar, şunları kaybetti:
“Ülkemizin huzurunu, birlik ve bütünlüğünü hedef alan bu terör saldırısını lanetliyoruz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz. Bu saldırıyı gerçekleştirenler, adalet önünde bunun hesabını mutlaka vereceklerdir. Devletimizin perde önündeki ve arkasındaki canileri mutlaka ortaya çıkarıp adalete teslim edeceğine olan inancımız tamdır.
Milletimizin birlik ve bütünlüğüne yönelik bu tür alçak saldırılar, bu ülkeyi asla bölemeyecek, hainler kirli amaçlarına asla ulaşamayacaklardır.”

Antep fıstığında fiyata dikkat…


-Antep fıstığında fiyata dikkat…
-TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar:
-“Üretim artışı beklenen Antep fıstığında fiyatların çok fazla düşmesinin önüne geçmek için ihracat kanalları zorlanmalı”
-“Dünyanın üçüncü büyük üreticisi Türkiye, Antep fıstığında yeterince ihracat yapamıyor”
-“Antep fıstığı üretiminde geleneksel metotlar bırakılmalı, kalite ve verimi artıran sulamaya önem verilmelidir”
-“Diğer ülkelerle rekabet edebilmek için sulamanın yanında teknik, hasat ve hasat sonrası işlemlerin modern bir şekilde yapılması gerekiyor”
-“Kaçak fıstık girişi önlenmelidir. Yeni kurulacak kapama fıstık bahçelerine tesis desteği verilmeli, alan bazlı desteğe geçmeliyiz”
-“Depolama süresi uzun olan Antep fıstığında, piyasada kaliteli ürünün her an bulunabilmesi, fiyat istikrarı sağlanması ve üreticimizin yeterli gelir elde edebilmesi
için lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsaları kurulması bir zorunluluktur”
-“Lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsalarının hayata geçirilmesi üreticimizin ürününü değerine pazarlamasını sağlayacak, fiyat istikrarında sürdürülebilirlik ile kaliteli ürünün her an piyasada bulunabilirliği mümkün olacak”

Ankara – …07.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üretim artışı beklenen Antep fıstığında fiyatların çok fazla düşmesinin önüne geçmek için ihracat kanallarının zorlanması gerektiğini bildirdi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2013 ve 2014 yıllarında Antep fıstığında olumsuz hava koşuları ve Antep fıstığının periyodisite göstermesi sebebiyle rekoltede düşüş yaşandığını, üretimin 2014’de 80 bin tonda kaldığını, bu yıl ise 150-160 bin tonluk bir üretim beklendiğini vurguladı. Üretimdeki büyük oynamaların fiyatlarda istikrarsızlığa yol açtığını, bunun ise bazen üretici bazen de tüketici açısından olumsuzluk taşıdığını belirten Bayraktar, “bu yıl üretimde önemli miktarda artış olacağı tahmin ediliyor. Antep fıstığında fiyatların çok fazla düşmesinin önüne geçmek için ihracat kanallarının zorlanması gerekir” dedi.
Şemsi Bayraktar, bazı ülkelerin ticari ve teknik avantajlar sağlayabilmek için bilgi saklamaları, bazı tüccarların ticari teknik engelleri aşmak için satışları başka ülkeler adına yapmaları, bazı üreticilerin vergi ve benzeri olası cezalardan kaçınmak için yanlış bilgi vermeleri, çok çeşitli kullanımı olan bir ürün olması nedenleriyle dünyada ve Türkiye’de Antep fıstığının gerek üretim gerek ticaretine yönelik sağlıklı istatistiki verilere ulaşmanın oldukça zor olduğunun altını çizdi.

-Üretimin yüzde 83,4’ü İran, ABD ve Türkiye’den-

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları kaydetti:
“Antep fıstığı, periyodisite gösteren bir meyve türü olduğundan üretim yıllara ve ülkelere göre değişimler göstermektedir. Dünya Antep fıstığı üretiminde ilk üç sırayı İran, ABD ve Türkiye almaktadır. Dünya toplam Antep fıstığı üretiminin ortalama yüzde 83,4’ü İran, ABD ve Türkiye tarafından üretilmektedir. Türkiye 2006 yılında üretimde dünya ikincisi iken 2007’den itibaren ikinciliği ABD’ye kaptırmıştır. İran ve ABD, Antep fıstığı üretimini ovalarda, sulu koşullarda, büyük arazilerde, birim alana sık ağaç dikimiyle yapmakta ve dekara yüksek verim almaktadır. Türkiye’de ise Antep fıstığı tarımı daha ziyade kıraç koşullarda yapılmaktadır. Ayrıca Türkiye’de yetiştirilen Antep fıstığı genellikle aroması yoğun ve lezzetli, ayıklanması nispeten zor olduğundan kabuksuz tüketime uygun uzun çeşitlerdir. İran ve ABD’nin ürünleri ise daha verimli ancak nispeten daha lezzetsiz, iri ve çıtlaklık oranı yüksek yuvarlak çeşitlerdir.
Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2012 yılı verilerine göre, dünyada üretilen 1 milyon 5 bin ton Antep fıstığının 472 bin tonunu İran, 235 bin tonunu ABD, 150 bin tonunu Türkiye, 74 bin tonunu Çin, 57 bin tonunu Suriye, 10 bin tonunu Yunanistan üretmektedir. Afganistan’ın 3, Tunus ve İtalya’nın 2’şer bin tonluk üretimi bulunuyor. Diğer ülkeler de 22 bin ton Antep fıstığı üretiyor.”

-İller arasında Şanlıurfa birinci-

Türkiye’de 41 ilde Antep fıstığı yetiştirildiğini, üretimin çok büyük bir bölümünü Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinin sağladığını belirten Bayraktar, “TÜİK’in 2014 verilerine göre, Şanlıurfa 21 bin 494 tonluk üretimle birinci. Bu ilimizi, Antep fıstığı ağaç sayısında birinci olan Gaziantep 17 bin 231 tonla, Siirt 15 bin 228 tonla takip etti. Adıyaman 9 bin 704, Kahramanmaraş 2 bin 438, Kilis 2 bin 349, Manisa 2 bin 45, Diyarbakır 1511, İzmir 1281, Mersin 1232, Mardin 1213, Çanakkale 769, Batman 692, diğer iller 2 bin 813 ton Antep fıstığı üretti” dedi.

-Üretimi ve ihracatı artırma potansiyelimiz var-

Ülkemizde Antep fıstığı sulanmayan koşullarda yetiştirildiğine işaret eden Bayraktar, Antep fıstığı üretiminde ileri olan ülkelerden gerek İran, gerekse ABD’nin Kaliforniya eyaletinde yetiştiriciliğin sulu koşullarda yapıldığını vurguladı.
Bayraktar şunları kaydetti:
“Ülkemizde halk arasında Antep fıstığının sulanmadan yetiştirileceği şeklinde yanlış bir kanı yaygın olmasının yanında sulama imkanlarının da yetersiz olması sebebiyle Antep fıstığı üretimimiz düşüktür. Antep fıstığı sulamadan değil taban suyu seviyesinin yüksek olmasından hoşlanmaz. Antep fıstığı üretiminde geleneksel metotlar bırakılmalı, kalite ve verimi artıran sulamaya önem verilmelidir. Dünyada üretim bakımından ilk sırada yer alan İran’da yetiştiricilik sulanan koşullarda, sık dikim ya da yoğun dikim şartlarında yetiştirilmektedir. Bakım işlemleri ve hasat yine diğer ülkelerdeki gibidir. ABD’de ise yine sulanan koşullarda yetiştiricilik gerçekleştirilirken hasat ve hasat sonrası tüm işlemler mekanizasyonla yapılmaktadır. Ülkemizde ise hasat elle ve hasat sonrası işlemler de yaygın olarak geleneksel yöntemlere göre yapılmaktadır. Diğer ülkelerle rekabet edebilmek için sulamanın yanında teknik, hasat ve hasat sonrası işlemlerin modern bir şekilde yapılması gerekiyor. Dünyanın üçüncü büyük üreticisi Türkiye, Antep fıstığında yeterince ihracat yapamıyor.”

-Yapılması gerekenler-

Bayraktar, Antep fıstığı sektöründe görülen sorunları ve yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:
“Serbest bölgenin yakın olmasından dolayı, İran’dan kaçak bavul ticaretiyle İran fıstığının üreticimizin satış fiyatının yarısına gelmesi, çiftçilerimizi zor durumda bırakmaktadır. Tedbir alınarak kaçak fıstık girişi önlenmelidir.
Yeni kurulacak kapama fıstık bahçelerine tesis desteği verilmeli, alan bazlı desteğe geçmeliyiz.
Diğer taraftan depolama süresi uzun olan Antep fıstığında, piyasada kaliteli ürünün her an bulunabilmesi, fiyat istikrarı sağlanması ve üreticimizin yeterli gelir elde edebilmesi için lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsaları kurulması bir zorunluluktur. Lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsalarının hayata geçirilmesi üreticimizin ürününü değerine pazarlamasını sağlayacak, fiyat istikrarında sürdürülebilirlik ile kaliteli ürünün her an piyasada bulunabilirliği mümkün olacaktır.”

Yaz geldi tarımda üretici fiyatları geriledi…


-Yaz geldi tarımda üretici fiyatları geriledi…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında Aralık’taki

yüzde 1,30, Şubat’taki yüzde 0,72 dışında sürekli artan tarımda üretici fiyatları, yazın ilk ayı Haziran’da yüzde 3,39 gibi yüksek oranda düşüş yaşadı”

-“Yaz aylarıyla birlikte üründe bollaşma, tarla ürünlerine geçiş tarımda üretici fiyatlarını vuruyor”

-“Üretici bir yandan hasatla sevinirken, bir yandan da fiyatlardaki aşırı düşüşün olumsuzluğunu yaşıyor”

-“Yüksek girdi masrafları ortadayken, bütün malların fiyatları artarken, tarımsal ürün fiyatlarının aynı kalması veya gerilemesi çiftçimizin belini büküyor”

-“TZOB olarak fiyatlarda istikrar istiyoruz. Tarla ile market arasındaki zincirin kırılmasını, üreticini makul gelir elde ederken, tüketicinin de pahalı tüketim yapmamasını arzu ediyoruz” 

-“Aşırı fiyat düşüşü nedeniyle toplama masrafının dahi çıkarılamayıp, ürünün tarlada bırakılmasının milli servetin kaybı olduğu unutulmamalı”

 

Ankara – 14.07.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaz gelince tarımda üretici fiyatlarının gerilediğini bildirerek, “sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında Aralık’taki yüzde 1,30, Şubat’taki yüzde 0,72 dışında sürekli artan tarımda üretici fiyatları, yazın ilk ayı Haziran’da yüzde 3,39 gibi yüksek oranda düşüş yaşadı” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, yaz aylarıyla birlikte üründe bollaşma, tarla ürünlerine geçişin üretici fiyatlarını vurduğunu belirtti. Haziran ayında tarım, ormancılık ve balıkçılıkta üretici fiyatlarının yüzde 3,39 oranında gerilediğini, Eylül 2014’de yüzde 16,31’e kadar çıkan yıllık enflasyonun yüzde 10,02’ye indiğini vurgulayan Bayraktar, Haziran ayında gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık düşüşün yüzde 2,79 ile üretici fiyatlarından daha az düştüğünü, genel tüketici fiyatları endeksindeki düşüşün ise yüzde 0,51’de kaldığını hatırlattı.

Haziran ayı itibarıyla yıllık yüzde 7,20 olan TÜFE ile tarımda üretici fiyatları arasında 2,82’ye kadar indiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Fark azaldı. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık enflasyon yüzde 9,28 düzeyinde. Temmuz, Ağustos aylarında da tarımda üretici fiyatları kuvvetle muhtemel gerileyecek. Aradaki fark belki de kalmayacak. Üretici bir yandan hasatla sevinirken, bir yandan da fiyatlardaki aşırı düşüşün olumsuzluğunu yaşıyor. Yüksek girdi masrafları ortadayken, bütün malların fiyatları artarken, tarımsal ürün fiyatlarının aynı kalması veya gerilemesi çiftçimizin belini büküyor. TZOB olarak fiyatlarda istikrar istiyoruz. Tarla ile market arasındaki zincirin kırılmasını, üreticini makul gelir elde ederken, tüketicinin de pahalı tüketim yapmamasını arzu ediyoruz. Üretici 1’e satarken, markette 5’e çıkmasının izahı yok. Kimse bunu savunamaz. Fiyatlar o kadar düşüyor ki üretici ürünü tarlada bırakmak zorunda kalıyor. Ürün satış fiyatı toplama maliyetlerini bile karşılamıyor. Bu sürdürülebilir değil. Aşırı fiyat düşüşü nedeniyle toplama masrafının dahi çıkarılamayıp, ürünün tarlada bırakılmasının milli servetin kaybı olduğu unutulmamalı. Verilen emeğe yazık.”

 

-Fiyatı artan ve düşen ürün alt grupları-

 

Haziran ayında fiyatlar, içecek üretiminde kullanılan bitkisel ürünlerde yüzde 14,49, canlı kümes hayvanları ve yumurtada yüzde 4,55, yumuşak ve sert çekirdekli meyvelerde yüzde 2,74, pirinç dışındaki tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlarda yüzde 1,93 arttı. Yine Haziran ayında fiyatlar, koyun ve keçiler ile bunların işlenmemiş süt ve yapağılarında yüzde 1,75, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,65, canlı sığırlar, mandalar ile bunlardan elde edilen işlenmemiş sütte yüzde 1,40, diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünlerde yüzde 0,72, yağlı meyvelerde yüzde 0,65, lifli bitkilerde yüzde 0,43 artış gösterdi.

Fiyatlar, sebze ve kavun-karpuzda, kök ve yumrularda yüzde 10,31, diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyvelerde yüzde 8,65, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 6,86, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 5,71, balıkçılık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 4,86, çeltikte yüzde 4,80, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,12 geriledi.

İşlenmemiş tütünde fiyatlar değişmedi.”

Kanatlı ihracattaki düşüş üretime yansıdı…


-Kanatlı ihracattaki düşüş üretime yansıdı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Mayıs’ta, geçen yılın aynı ayına göre, tavuk etinde yüzde 0,01, tavuk yumurtasında yüzde 1,9 üretim geriledi. Hindi etinde ise yüzde 23,1 arttı oldu”

-“2015 Mayıs ayı itibarıyla tavuk yumurtası üretimi 17,3 milyar adedi, tavuk eti üretimi 1,94 milyon tonu, hindi eti üretimi 52,4 bin tonu aştı, sanayiye aktarılan inek sütü 8,7 milyon tonu geçti”

-“Bu yılın ilk beş ayında, geçen yılın aynı dönemine göre, kanatlı eti ve kanatlı ürünleri ihracatı yüzde 19,6 azalarak 216,1 milyon dolara, yumurta ve ürünleri ihracatı yüzde 12,2

azalarak 136,3 milyon dolara, süt ve ürünleri ihracatı ise yüzde 33,5 azalarak 111,7 milyon dolara indi”

-“Mayıs ayında yumurta ihracatı yüzde 62,8, kanatlı ihracatı yüzde 57,5, süt ve süt ürünleri ihracatı yüzde 30,5 geriledi”

-“Acilen ihracat artırılmalı. İhracattaki düşüş, üretime yansıyor”

-“İhracat kanallarının sonuna kadar zorlanması gerekiyor.Mevcut pazarlar elde tutulmalı, acilen yeni pazarlar bulunmalı, tüketim, üretim ve ihracat desteklenmeli. Tavuk eti, yumurta ve süt ve süt ürünleri tüketiminin artırılması bir zorunluluk”

-“Rusya, Ukrayna, Yunanistan, Suriye, Irak başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki hemen bütün ülkelerde ekonomik ve siyasi istikrarsızlık ayyuka çıktı. Bu ihracat rakamlarını vurdu”

 

Ankara – 13.07.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kanatlıda ihracatta yaşanan düşüşün üretime yansıdığını bildirerek, “Mayıs’ta, geçen yılın aynı ayına göre, tavuk etinde yüzde 0,01, tavuk yumurtasında yüzde 1,9 üretim geriledi. Hindi etinde ise yüzde 23,1 artış oldu” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2015 yılı Mayıs ayında, geçen yılın aynı ayına göre, tavuk yumurtası üretiminin 1 milyar 394 milyon 656 bin adetten 1 milyar 367 milyon 464 bin adede, tavuk eti üretiminin 169 bin 907 tondan 169 bin 751 tona gerilediğini, hindi eti üretiminin 4 bin 61 tondan 5 bin tona çıktığını belirtti. Ocak-Mayıs döneminde tavuk yumurtası üretiminin yüzde 2,63, tavuk eti üretiminin yüzde 6,27, hinde eti üretiminin yüzde 21,45 arttığına dikkati çeken Bayraktar, ihracattaki tıkanmanın Mayıs ayında tavuk yumurtası ve tavuk eti üretimini gerilettiğini bildirdi.

Mayıs ayı itibarıyla yıllık tavuk yumurtası üretiminin 17 milyar 332 milyon 743 bin adede, tavuk eti üretiminin 1 milyon 943 bin 68 tona, hindi eti üretiminin ise 52 bin 446 tona yükseldiğini belirten Bayraktar, sanayiye aktarılan inek sütü miktarının yüzde 4,3 artışla 828 bin 420 tondan 864 bin 74 tona çıktığını, 5 aylık dönemde ise yüzde 2,48 artışla 3 milyon 801 bin 569 tondan 3 milyon 895 bin 901 tona yükseldiği bilgisini verdi. Bayraktar, Mayıs ayı itibarıyla sanayiye aktarılan inek sütü miktarının 8 milyon 720 bin 75 tona ulaştığını belirtti.

 

-İhracatta düşüş sürüyor-

 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları kaydetti:

“2014 yılında 651 milyon 175 bin 632 dolar olan kanatlı eti ve kanatlı ürünleri ihracatı, 2015 yılının ilk 5 ayında, 2014 yılının aynı dönemine göre yüzde 19,6 azalarak 268 milyon 901 bin 777 dolardan 216 milyon 69 bin 371 dolara indi.

Geçen yıl 402 milyon 28 bin 752 dolar olan yumurta ve ürünleri ihracatı, 2015 yılının ilk 5 ayında, 2014 yılının aynı dönemine göre yüzde 12,2 azalarak 155 milyon 231 bin 788 dolardan 136 milyon 332 bin 253 dolara geriledi.

Yine 2014 yılında 402 milyon 28 bin 752 dolar olan süt ve ürünleri ihracatı, 2015 yılının ilk beş ayında, 2014 yılının aynı dönemine göre yüzde 33,5 azalarak 168 milyon 113 bin 593 dolardan 111 milyon 713 bin 465 dolara kadar düştü.

Mayıs ayında, kanatlı eti ve kanatlı ürünleri ihracatında yüzde 57,5 düşüş oldu. 2014 Mayıs ayında 58 milyon 82 bin 66 dolar olan ihracat, bu yıl Mayıs ayında 24 milyon 703 bin 548 dolara geriledi. Aynı dönemde, yumurta ve ürünleri ihracatı yüzde 62,8 azalarak 21 milyon 263 bin 606 dolardan 7 milyon 904 bin 494 dolara indi. Mayıs ayları itibarıyla süt ve süt ürünleri ihracatı yüzde 30,5 düşüşle 37 milyon 222 bin 114 dolardan 25 milyon 857 bin 781 dolara geriledi. Görüldüğü gibi ihracatta büyük düşüş var. İhracat acilen artırılmalı. İhracattaki düşüş, üretime yansıyor.”

Bayraktar, Rusya, Ukrayna, Yunanistan, Suriye, Irak başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki hemen bütün ülkelerde ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın ayyuka çıktığını, bunun ihracat rakamlarını vurduğunu, ihracatın çok zorlaştığını bildirdi. Şemsi Bayraktar, “ihracat kanallarının sonuna kadar zorlanması gerekiyor. Mevcut pazarlar elde tutulmalı, acilen yeni pazarlar bulunmalı, tüketim, üretim ve ihracat desteklenmeli. Tavuk eti, yumurta ve süt ve süt ürünleri tüketiminin artırılması bir zorunluluk” dedi. 

Bayraktar, İzmir Ziraat Odaları iftar yemeğine katıldı

-Bayraktar, İzmir Ziraat Odaları iftar yemeğine katıldı

 

İzmir – 12.07.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, İzmir Ziraat Odaları’nın düzenlediği iftar yemeğine katıldı.

Bayraktar, İzmir’de, Ziraat Odaları Başkanları ve Selçuk Ziraat Odası Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleriyle iftar yemeğinde buluştu. Şemsi Bayraktar, iftar sonrası İzmir Ziraat Odaları ile İl Koordinasyon toplantısı yaptı.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, iftar ve İl Koordinasyon Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, Ziraat Odaları Bilgi Sistemi’nin (ZOBİS) faaliyete geçtiğini, otomasyon sisteminin daha verimli kullanılması ve işlevselliğinin artırılması için 29 pilot ilde yapılan eğitimlerin tamamlandığını, 680 Ziraat Odasından 1114 personele eğitim verildiğini bildirdi.

Sistemin çok geniş uygulama sahası bulunduğunu, çiftçi kütük bilgileri, arazi ve tarımsal bilgiler, üretim deseni ve miktarları, bina ve tesis varlığı, alet ve makine varlığı, hayvan ve su ürünleri varlığının sistemde görülebildiğini belirten Bayraktar, sistem ilerleyen zamanlarda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ile entegre çalışabileceği bilgisini verdi.

En son Temmuz ayı başında yaptığı Manisa gezisi çerçevesinde İzmir’in Kınık ilçesinde de aşırı yağış ve doludan zarar gören arazilerde incelemelerde bulunduğunu bildiren Bayraktar, Kınık’ta 42 bin dekar alanda dolunun zarara yol açtığını, acilen zarar gören çiftçilerin yaralarının sarılması, üretime devam edebilmesi için çiftçilere can suyu verilmesi gerektiğini söyledi. 

Kiraz üreticisi zor durumda…


-Kiraz üreticisi zor durumda…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Kirazda bolluk üretici fiyatını 1 liraya kadar düşürdü”

-“Bin bir emekle ürettikleri üründen hak ettiği geliri elde edemeyen üreticilerimiz zor durumda

-“Bu yıl kirazda üretimin yüzde 16,9 artışla 520 bin 776 tona çıkması bekleniyor”

-“Üretim döneminde meydan gelen dolu ve aşırı yağışlarbaşta çatlama olmak üzere yaşanan kalite kayıpları, meyve tutumunun fazla olduğu yerlerde meyvenin küçük kalması da fiyatları düşürdü”

-“Aşırı yağışların meyvelere verdiği zararlar sigorta kapsamına alınmalı

-“Yıllar itibarıyla görülen üretim artışında verilen desteklerin yanı sıra kirazda araştırmacısından üreticisine, üreticisinden ihracatçısına kadar sektörde faaliyet gösteren tüm tarafların önemli katkıları oldu”

-“İhracat edilen ürün miktarının ve rekabet gücümüzün artırılması bakımından üretim, alıcı ülke talepleri doğrultusunda yönlendirilmeli, mevcut pazarların korunmasının yanı sıra, yeni pazarlar üzerinde çalışılmalıdır

 

Ankara – 12.07.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kirazda bolluğun üretici fiyatını 1 liraya kadar düşürdüğünü bildirerek, “Bin bir emekle ürettikleri üründen hak ettiği geliri elde edemeyen üreticilerimiz zor durumda. Bu yıl kirazda üretimin yüzde 16,8 artışla 445 bin 556 tondan, 520 bin 776 tona çıkması bekleniyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, bu yıl kiraz hasadının yoğunlaşmaya başlamasıyla birlikte bol miktarda ürünün piyasaya arz edilmeye başlandığını, bunun da fiyatlarda ani düşüşe sebep olduğunu belirtti. Şemsi Bayraktar, kirazın da içinde bulunduğu yaş meyvelerin yüksek oranda su, yaşam için önem arz eden mineraller, düşük oranda protein, karbonhidrat ve yağ içermeleri nedeniyle sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası haline geldiğini vurguladı.

Ayrıca bünyelerinde antioksidanlar, bitkisel kimyasallar, diyet lifi gibi yararlı bileşenleri içermeleri nedeniyle de kronik hastalıklara karşı koruyucu özellik taşıdığını belirten Bayraktar, yaş meyvelerin vücudun zararlı maddelerden temizlenmesini sağladığını bildirdi.

 

-Türkiye kiraz üretiminde yüzde 21,5 payla birinci-

 

Sağlık üzerindeki etkilerinin yanı sıra ülke ekonomisine önemli katkıları olan kirazın üretimin yıllar itibarıyla arttığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“2005 yılında 280 bin ton kiraz üretimi, 2014 yılında 445 bin 556 tona çıktı. 2015 yılında ise 2014 yılına göre, yüzde 16,8 artışla 520 bin 776 tona çıkması bekleniyor. Yıllar itibarıyla görülen üretim artışında verilen desteklerin yanı sıra kirazda araştırmacısından üreticisine, üreticisinden ihracatçısına kadar sektörde faaliyet gösteren tüm tarafların önemli katkıları oldu. 

Türkiye, dünya üretiminden aldığı yüzde 21,5’lik payla birinci sırada bulunuyor. Ülkemizi yüzde 13,1’lik payla ABD, yüzde 8,7’lik payla İran, yüzde 5,7’lik payla İtalya, yüzde 4,4’lük payla Özbekistan, yüzde 4,2’lik payla İspanya, yüzde 4’lük payla Şili izliyor.”

 

-“İller arasında birincilik Konya’da”-

 

Kiraz üretiminde iller arasında birinciliği yüzde 11,5 ile Konya’nın aldığını, bu ili yüzde 9,2 ile İzmir, yüzde 8,3 ile Afyonkarahisar, yüzde 7,6 ile Manisa, yüzde 6 ile Bursa, yüzde 4,9 ile Antalya, yüzde 4,8 ile Isparta’nın izlediğini belirten Bayraktar, Mayıs ayında İzmir’de başlayan kiraz hasadının Ağustos ayında Konya’da sona erdiğini bildirdi.

Bu yıl kiraz hasadının yoğunlaşmaya başlamasıyla birlikte bol miktarda ürünün piyasaya arz edilmeye başlandığına dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Kirazda hasat dönemi olmasının yanı sıra, içinde bulunduğumuz üretim döneminde meydan gelen dolu ve aşırı yağışlar nedeniyle başta çatlama olmak üzere yaşanan kalite kayıpları, meyve tutumunun fazla olduğu yerlerde meyvenin küçük kalması da fiyatlarda düşüşe yol açtı. Önemli üretim merkezlerinden derlediğimiz ortalama verilere göre, Mayıs ayı sonu itibarıyla 3 lira 75 kuruş olan 1 kilogram kirazın üretici fiyatı, 10 Haziran 2015’de 3 liraya, Haziran ayı sonu itibarıyla da 2 lira 13 kuruşa geriledi. Bazı yerlerde üretici fiyatları 1 liraya kadar geriledi. Bin bir emekle ürettikleri üründen hak ettiği geliri elde edemeyen üreticilerimiz zor durumda. Fiyat düşüşleri nedeniyle üreticilerimiz mağdur olurken, yaşanan kalite kayıplarının ihracatta yarattığı sıkıntı da fiyatları düşürerek üreticimize zarar veriyor.”

 

-Türkiye ihracatta üçüncü-

 

Üretimde birinci olan Türkiye’nin ihracatta ABD ve Şili’nin ardından üçüncü sırada yer alan Bayraktar, “ABD kiraz üretiminin yüzde 27,4’ünü, Şili kiraz üretiminin yüzde 69,5’ini ihracata yöneltirken,  ülkemiz kiraz üretimini ancak yüzde 11,4’ünü ihraç etmektedir. Son yıllarda ihracat miktarımız 50-60 bin ton civarında seyretmektedir. Yapılan ihracat karşılığında yıllara göre, 145-155 milyon dolar gelir elde edilmektedir” dedi.

 

-Yapılması gerekenler-

 

Bayraktar, kiraz üretiminin üreticilere ve ülke ekonomisine olan katkısının artırılması için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

“Kirazda çatlamaya yol açan olgunluk döneminde meydana gelen aşırı yağışlar, ürünün pazar değerini düşürdüğü gibi, sağlam kalan ürünün de dayanımını azaltarak hem üreticilerimizi hem ihracatçılarımızı mağdur etmektedir. Bundan dolayı, aşırı yağışların meyvelere verdiği zararlar sigorta kapsamına alınmalıdır.

İhracat edilen ürün miktarının ve rekabet gücümüzün artırılması bakımından üretim, alıcı ülke talepleri doğrultusunda yönlendirilmeli, mevcut pazarların korunmasının yanı sıra, yeni pazarlar üzerinde çalışılmalıdır.

Meyvecilik uzun soluklu bir üretim faaliyetidir. Özellikle bahçe kurarken yapılacak bir hatanın sonradan telafisi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle yatırımlar planlanırken daha titiz ve dikkatli olunmalı.”

Bayraktar, zamanla verim ve ağaç sayısına bağlı olarak görülen üretim artışının sevindirici olmakla birlikte, artan üretimin gereği gibi değerlendirilmesi, üreticilere ve ülke ekonomisine katkı sağlaması gerektiğini, bunun temenni ettiklerini bildirdi.

İllere ve yıllara göre kiraz üretimi ile miktar ve değer olarak ihracat rakamları şöyle:

 

İllere göre kiraz üretimi:

 

İller

2014 Yılı Üretimi (Ton)

Değişim (Yüzde)

Konya

51.201

11,5

İzmir

41.023

9,2

Afyon

36.943

8,3

Manisa

33.694

7,6

Bursa

26.621

6,0

Antalya

21.996

4,9

Isparta

21.364

4,8

Denizli

19.771

4,4

Çanakkale

18.286

4,1

Kahramanmaraş

17.000

3,8

Mersin

14.638

3,3

Kütahya

13.925

3,1

Karaman

11.408

2,6

Kocaeli

8.194

1,8

Bilecik

7.979

1,8

Sakarya

7.623

1,7

Balıkesir

6.113

1,4

Ankara

6.065

1,4

Eskişehir

5.470

1,2

Niğde

4.998

1,1

Gaziantep

4.951

1,1

Aydın

4.512

1,0

Amasya

4.261

1,0

Diğer

57.520

12,9

Toplam

445.556

100,0

Kaynak: TÜİK

 

Yıllara göre kiraz üretimi:

 

Yıllar

Toplu Meyveliklerin Alanı (Dekar)

Üretim (Ton)

2000

290.000

230.000

2001

302.000

250.000

2002

310.000

210.000

2003

350.000

265.000

2004

376.500

245.000

2005

430.000

280.000

2006

488.604

310.254

2007

555.111

398.141

2008

597.510

338.361

2009

624.585

417.694

2010

670.459

417.905

2011

699.846

438.550

2012

744.138

470.887

2013

764.594

494.325

2014

790.420

445.556

2015(x)

520.776

Kaynak: TÜİK birinci tahmin rakamı.

 

Yıllara göre ihracat:

Yıl

İhracat Miktar (Ton)

İhracat

Değer (Dolar)

2005

34.793

92.146.470

2006

53.867

129.180.429

2007

57.019

144.156.849

2008

28.549

113.445.137

2009

50.785

132.578.586

2010

62.819

144.670.536

2011

46.477

131.001.145

2012

55.039

156.393.735

2013

53.467

154.716.997

2014

49.758

145.031.852

Kaynak: TÜİK

Hasat Bayramı Polatlı’da yapıldı…

-Hasat Bayramı Polatlı’da yapıldı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Bazı yörelerde yağışın geç gelmesi, bazı yörelerde ise aşırı yağış, hububatta üretim, verimlilik ve kaliteyi etkiledi”

-“Buğdayda 23 milyon civarında rekolte bekliyorduk ama tahminlerimizi 22 milyon ton olarak revize ettik”

-“Hasadın başlangıcından bu yana gerçekleşen aşırı yağışlar hububatta bazı bölgelerde külleme, pas ve kök çürüklüğüne sebep oldu”

-“Kuraklığın da etkisiyle dekar başına verim 2014 yılında 240 kilograma indi. Gelişmiş ülkelerde dekar başına 600-700 kilogram buğday verimine ulaşılmıştır. Dünya ortalaması 327 kilogramı bulmaktadır”

-“2013-2014 döneminde, 1,2 milyon tonu üretimde ve 600 bin tonu kullanımda olmak üzere 1,8 milyon tonun üzerinde buğdayı kaybettik. Yolda, depoda, tezgahta kaybediyoruz”

-“Kaybettiğimiz buğdayla, Yunanistan’ın ya da Bulgaristan’ın tüketimi karşılanır. Bu büyük bir israf ve günahtır”

-“Kalite sorununu çözemediğimiz için, yurtdışından 4,2 milyon ton buğday alıyoruz. Toplam 4,7 milyon ton da buğday karşılığı buğday ürünü ihraç ediyoruz”

-“Toprak Mahsulleri Ofisi, ödemeleri aksatmadan zamanında yapmalı, çiftçimizi kapısında bekletmemelidir. Çiftçimize sıkıntı çıkarılır, ödemeler geciktirilirse fiyatlar daha da aşağı düşer”

-“TMO’yu bu manada uyarıyoruz. Bunlar yapılmazsa, TMO’nun fiyat açıklaması bir şey ifade etmeyecektir”

 

Polatlı-Ankara – 09.07.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bazı yörelerde yağışın geç gelmesi, bazı yörelerde ise aşırı yağışın hububatta üretim, verimlilik ve kaliteyi etkilediğini bildirerek, “Buğdayda 23 milyon civarında rekolte bekliyorduk ama tahminlerimizi 22 milyon ton olarak revize ettik” dedi.

Bayraktar, Polatlı’da Yassıhöyük Köyü’nde biçerdöverle buğday hasadı yaptı. Şemsi Bayraktar, hasat öncesinde yaptığı konuşmada, hasadın, çiftçinin bir yıl boyunca sarf ettiği emeğin, alın terinin ve harcadığı paranın karşılığı olduğunu, iyi bir mahsul ve fiyat elde edildiğinde, çiftçinin sofrasında bereket, hanesinde bayram görüldüğünü, kötü bir mahsul ve beklentinin altında fiyatta ise çiftçimiz büyük bir sıkıntıya girdiğini, mahsulün de fiyatın da önemli olduğunu belirtti.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, ürün hasatlarına katılmayı önemsediklerini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Çiftçimizin sevincinde de sıkıntısında da yanında olmaya gayret ediyoruz. Hasat çiftçimiz için çok önemli. Gençlerin evlenmeleri, önemli bir ihtiyacın satın alınması, borçların ödenmesi hasat dönemine ve mahsulün satılmasından sonra elde edilecek kazanca göre ayarlanıyor.

Sağladığı istihdam, ürettiği katma değer, yaptığı ihracat, diğer sektörlere katkısı ile ülke ekonomisi için vazgeçilmez olan tarımın en önemli iştigal alanı hububat üretimidir. Tahıl, insan ve hayvan beslenmesinin yanı sıra sanayi ham maddesi olarak kullanılması nedeniyle tüm dünyada da ön plandadır. Nitekim, ülkemizde 2015 yılında üretilecek yaklaşık 115 milyon ton toplam bitkisel üretimin üçte birini, 38 milyon tondan fazlasını tahıllar oluşturacak. Bitkisel ürün türleri içinde, tarımsal gelirimize katkısı en yüksek düzeyde olan ürün de tahıllardır. 

Stratejik bir ürün olan buğdayın üretiminde istikrar sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın en önemli sorunlarından biridir. Buğdayın beslenmedeki önemi tartışılmaz. Yapılan bir araştırmaya göre ülkemizde insanların günlük kalori ihtiyacının en önemli bölümü buğdaydan karşılanmaktadır. Tüketimi gelişmiş ülkelerde daha az olmasına karşın, ülkemizde ve kişi başına gelir düzeyi düşük olan ülkelerde ekmeğe dolayısıyla buğdaya dayalı beslenme oldukça önemlidir. Son yıllarda dünya buğday fiyatlarındaki iniş ve çıkışlar, insanların beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler ve dünya nüfusundaki artış buğdayın stratejik önemini güçlendirmiştir.

Dünyadaki birçok ülke, yüksek fiyattan dahi temininde güçlük çektiği buğdayın, üretimi açısından kendi kendine yeterli olmayı ve stoklarında yeterince buğday bulundurmayı strateji olarak benimsemiştir. Nüfusumuz her yıl yaklaşık 1 milyon kişi artmaktadır. Buğday ihtiyacı, gıda sanayi ve tohumluk kullanımı da dikkate alındığında yaklaşık 19-20 milyon tonu bulmaktadır. Anadolu’nun temel ürünü olan buğdayın önemini ‘buğday ile koyun, gerisi oyun’ deyimi çok iyi anlatıyor. Çiftçimiz, her ne kadar sulama yatırımlarının artmasıyla diğer üretim alanlarına yönelse de haklı olarak buğday ve koyundan vazgeçmemektedir.”

 

-“Buğday ekilen alan Hollanda, Belçika ve Lübnan’ın toplamı kadar”-

 

Türkiye’de 2014 yılında 8 milyon hektara yakın alanda buğday ekildiğini ve 19 milyon ton üretim yapıldığını belirten Bayraktar, şunları söyledi:

“Ülkemizin yüzölçümünün onda birinden fazlasına buğday ekiliyor. Türkiye’de buğday ekilen alanın büyüklüğü, Hollanda, Belçika ve Lübnan’ın toplamı kadar. İngiltere’nin üçte biri… Ekim alanı bakımından ülkemizde toplam ekili, dikili tarım alanlarının yaklaşık yüzde 40’ını buğday oluşturuyor.

Bu sene üretim döneminin başladığı 2014 Ekim ayından bu yana ülke genelinde görülen yağış bolluğu, hububat üretimi açışından oldukça önemli ve sevindirici oldu. Sonbahar ve kış yağışlarıyla çimlenen hububat, yağan karın yorgan vazifesi görmesiyle etkili soğuktan ve dondan korundu. Hububat bahar dönemine iyi bir şekilde hazırladı. Yalnız bazı yörelerde yağışın geç gelmesi, bazı yörelerde ise aşırı yağış, hububatta üretim, verimlilik ve kaliteyi etkiledi.

Buğdayda 23 milyon civarında rekolte bekliyorduk ama tahminlerimizi 22 milyon ton olarak revize ettik. Yine arpa üretiminin bu yıl, geçen yıla göre 1,7 milyon ton artışla 8 milyon tonu bulacağını öngörüyoruz. Türkiye, stratejik bir ürün olan buğdayda üretimi daha da artırmalıdır. Sadece buğdayda değil, arpa, mısır, çavdar, yulaf ve pirinçte de üretim artırmalıdır. Fransa’nın 69 milyon ton, Almanya’nın 45 milyon ton hububat ürettiği bir ortamda, Türkiye’nin hububat üretiminin 38-39 milyon tonda kalması kabul edilebilir bir durum değildir.

 

-“Üretimi artırmanın tek yolu, verimi artırmaktan geçiyor”-

 

Ülkemizde üretimi artırmanın tek yolu, verimi artırmaktan geçiyor. Buğdayda dekar başına verim 2013 yılında 284 kilogramdı. Verim buğdayda, 2014 yılında, kuraklığın da etkisiyle 240 kilograma indi. Bu rakamlar yetersizdir. Gelişmiş ülkelerde dekar başına 600-700 kilogram buğday verimine ulaşılmıştır. Dünya ortalaması 327 kilogramı bulmaktadır. Bizdeki verim rakamları da sulama yatırımları tamamlanarak, kaliteli tohumluk kullanılarak, girdi fiyatları, çiftçimizin yeterince girdi kullanmasına imkan sağlayacak makul fiyatlara getirilerek, optimal arazi büyüklüğü sağlanarak hızla artırılmalıdır.”

 

-“Üretim ve kullanımdaki kayıplar büyük boyutlara ulaştı”-

 

Bitkisel üretimde üretim ve kullanımdaki kayıpların da büyük boyutlara ulaştığını vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Büyük bir emekle ürettiğimiz ürünleri, toplamadan kaybediyoruz. Yolda, depoda, tezgahta kaybediyoruz. Tüketemeden çöpe atıyoruz. Büyük bir savurganlık var. 2013-2014 döneminde, 1,2 milyon tonu üretimde ve 600 bin tonu kullanımda olmak üzere 1,8 milyon tonun üzerinde buğdayı kaybettik. Bu rakam, 8-10 milyonluk bir ülkenin ihtiyacını karşılayabilecek kadar büyük. Kaybettiğimiz buğdayla, Yunanistan’ın ya da Bulgaristan’ın tüketimi karşılanır. Bu büyük bir israf ve günahtır. Dünyada bu kadar aç insan varken, 805 milyon insan açlık çekerken, üretim ve kullanımda bu kadar buğday kaybetmenin izahını yapmamız zor.

Hasatta meydana gelen kayıpların en aza indirilmesi için tarım arazilerimizde tohum ekim aşamasında arazi iyi tesviye edilmeli ve hasat sırasında meydana gelen dane ve sap kayıpları ile dane hasarlarının en aza indirilmesi gerekmektedir. Bu sebeple biçerdöverlerin bakım ve ayarları çok iyi yapılmalıdır. Hasat olgunluğuna gelmemiş ürünler kesinlikle hasat edilmemelidir. Operatör belgeleri olan sürücülere hasat yaptırılmalı ve biçerdöverlerin hassas ayarları ürünün cinsi, durumu dikkate alınarak tekniğine uygun gerçekleştirilmelidir. Ayrıca biçerdöverlerin ilerleme hızı, biçerdöverin özelliğine, arazinin yapısına, ürünün cinsine göre belirlenmesine dikkat edilmelidir. Kayıpların azaltılması için önem taşıyan bir konu da depolamada ambar zararlılarıyla mücadeledir. Özellikle depolamadan kaynaklanan kayıpların en aza indirilmesi için lisanslı depoculuğun teşvik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca ürün depolanacak alana girmeden önce ve sonrasında alınması gereken kültürel önlemlere dikkat edilmelidir.”

Bayraktar, buğdayda kalitenin de çok önemli, son yıllarda Toprak Mahsulleri Ofisi’nin buğday alımlarında protein oranını esas almasının kaliteyi artıracak bir gelişme olduğunu bildirdi.

“Nitekim, ülkemizde buğday üretiminde bir kalite sorunumuz vardır. Bu kalite sorununu çözemediğimiz için, yurtdışından 4,2 milyon ton buğday alıyoruz” diyen Bayraktar, Türkiye’nin toplam 4,7 milyon ton da buğday karşılığı buğday ürünü ihraç ettiğini, un ihracatında dünyada bazen birinci, bazen ikinci olunduğunu, çok önemli düzeyde makarna, bisküvi, pastacılık ürünleri ihracatı bulunduğunu belirtti. Bayraktar, “bu ürünlerde kullanılacak kaliteli buğdayı da üretebilsek, buğday ithal etmek durumunda kalmayız. Üretimde ve kullanımda gerçekleşen kayıpları önlemek, kaliteli buğday üretmek, milli ekonomiye katkıyı artırmak konusunda siz emekçi çiftçi kardeşlerimize de büyük görev düşmektedir” diye konuştu.

 

-Külleme, pas ve kök çürüklüğü var-

 

Bu sene iklim şartlarının hububat üretimi açısından uygun seyrettiği gerçeğinin yanı sıra, hasadın başlangıcından bu yana gerçekleşen aşırı yağışların hububatta bazı bölgelerde külleme, pas ve kök çürüklüğüne sebep olduğunu belirten Bayraktar, şunları söyledi:

“Dolayısıyla aşırı yağış, hububatta kalite düşüklüğüne yol açacak. Ülkemiz buğday üretiminin yaklaşık üçte birini karşılayan İç Anadolu Bölgemiz adeta tahıl ambarı gibi görev yapmaktadır. İç Anadolu’nun tahıl üretimde önde gelen illerinden biri de Ankara’dır. Nitekim Ankara’da, geçen yıl 7 milyon dekara yakın bir alanda tahıl ekimi yapılmıştır. 817 bin ton buğday, 460 bin ton arpa üretilmiştir. Toplam tahıl üretimi, ilde 1,3 milyon tonu aşmıştır.

Ankara’nın tahıl üretiminde en önemli ilçesi ise Polatlı’dır. Polatlı’da 1,5 milyon dekarın üzerinde bir alanda tahıl ekmiş, 206 bin ton buğday, 36 bin arpa üretilmiştir. İlçenin toplam tahıl üretimi 251 bin tonu bulmuştur.

Hem Ankara hem de Polatlı, buğdayda dekar başına verimde ülke ortalamasının yüzde 20 ile yüzde 30 altındadır. Ankara’da, Polatlı’da verimi artırmamız gerektiği açıktır.

Başta söylediğim gibi, hasadın bol olması çiftçimizi sevindirmektedir. Yalnız bu yetmez fiyat da önemlidir. Üreticimizin emeğinin karşılığını alması, makul bir para kazanması üretimin sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmezdir.”

 

-“TMO, çiftçimizi kapısında bekletmemelidir”-

 

TMO’nun biraz gecikmeyle de olsa müdahale alım fiyatını açıklamasının, üreticiyi tüccarın eline bırakmamasının olumlu bir gelişme olduğunu vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Buğday fiyatları, Polatlı’da geçen senenin yüzde 9 altında seyrediyor. Arpada da durum pek farklı değildir. Fiyatlar geçen yılın yüzde 15 altındadır.

TMO’nun sürekli ve hızlı alım yapması çok önemlidir. İl merkezleri dışında, üretimin yoğun olduğu ilçelerde de geçici alım merkezlerinin kurulması üreticimizin mağdur olmasını önleyecektir. Hasadın yoğun olarak yapıldığı bu günlerde TMO, alım merkezlerini artırarak, Cumartesi günleri yaptığı gibi Pazar ve gerektiğinde bayram günleri de çalışarak, hasat döneminde ürününü acilen satmak zorunda olan çiftçilerimizi toplayıcıların eline bırakmamalıdır. Bu ortamda TMO’ya daha fazla görev düşmektedir. Ofis, ödemeleri aksatmadan zamanında yapmalı, çiftçimizi kapısında bekletmemelidir. Çiftçimize sıkıntı çıkarılır, ödemeler geciktirilirse fiyatlar daha da aşağı düşer. TMO’yu bu manada uyarıyoruz. Bunlar yapılmazsa, TMO’nun fiyat açıklaması bir şey ifade etmeyecektir. Gecesini gündüzüne katarak kazandığı her kuruş helal olan üreticinin geliri, yüksek maliyet fiyatlarının altında ezilmemelidir.

Hububatta üretim dönemi çok uzun bir süreci kapsamakta, yoğun ve masraflı bir emek sarfını gerektirmektedir. Bu nedenle emeğinin karşılığını alması da çiftçinin en doğal hakkıdır. Ama maalesef son yıllarda üreticimizin gelir kayıpları da artmıştır.

Tarım sektöründe yapısal sorunların çözümlenmesi, çiftçilerimizin gelirlerinin istikrara kavuşturulması ve kırsal refahın artması, tarım sektöründeki politikaların istihdam ve sosyal politikalar içinde yer alması ve üreticilerimize tarım ürünlerinin dünya pazarlarındaki kaliteye erişiminin teşvik edilmesi şarttır. Özellikle sertifikalı tohumluk kullanımı, gübreleme, ilaçlama gibi kültürel işlemlerde daha hassas davranmamız gerekiyor. Bunlar yapılırsa, birim alandan alınan verim daha da artacak, protein oranı yüksek, süne zararı olmayan buğday sadece ülke içinde değil dünya pazarlarında da iyi fiyatla alıcı bulacak, ithalat da olmayacaktır.”

Manisa’da yaşanan elim kazada hayatlarını kaybeden 15 tarım işçisine Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyen, acılarını paylaşan Bayraktar, “Yaşanan bu kazaların son bulması için elden gelen her şeyin yapılmasını yetkililerden talep ediyorum” dedi.

Bayraktar, ülkemizin neredeyse her noktasında, gecesini gündüzüne katarak, yaz, kış, yağmur, çamur, soğuk, sıcak demeden, yüksek girdi fiyatlarıyla, doğal afetlerle mücadele ederek, bütün zorluklara göğüs gererek üretimini sürdüren tüm çiftçilerimize, Cenabı Allah’tan hayırlı ve bereketli bir hasat dönemi dilerken, yaklaşan Kadir Gecesini tebrik etti, Ramazan Bayramını kutladı.

Bayraktar, konuşmasının ardından biçerdövere binerek buğday hasadı yaptı. Hasattan önce dua edildi, Kuranı Kerim okundu.

 

-“GDO’lu ürünlere karşıyız”-

 

Hasattan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bayraktar, özellikle hububatta sertifikalı tohum konusunda önemli gelişmeler kaydedildiğini bildirdi. Meyve ve sebze tohumculuğunda da son yıllarda yerli üretimin arttığını belirten Bayraktar, “Tabii bu arzu edilen seviyede değil. Kısmen de olsa ihracatımız var. Zaten Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak GDO’lu ürünlere karşıyız. GDO’lu hiçbir ürünün Türkiye’ye gelmesine gönlümüz razı değil. Ürünlerin genetiğiyle oynanması hem insan sağlığı açısından hem de tabiata ve çevreye zarar vermesi açısından yarın telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir. Bizim bu manada politikamız belli. Türkiye’de yerli tohum üretiminin artırılmasını talep ediyoruz. Son yıllarda büyük bir artış trendine girdi. Sektörün desteklenmesi suretiyle artık ithalatçı olmak istemiyoruz” dedi.

Bayraktar, tarla sahibinin üretilen üründen tekrar tohum yapıp yapmayacağının sorulması üzerine, şöyle dedi:

“Bundan tohum yapması verimlilik açısından uygun olmaz. Verimli olmaz. Bizim tavsiyemiz de bu değil. Tercihimiz de bu değil zaten. Üretici sertifikalı tohum bulamazsa başka arayışlar içine giriyor. Bizim buradaki istediğimiz; sertifikalı tohum üretimini artıralım. Çiftçimize uygun fiyatla ulaştıralım. Çiftçimiz üretimini artırsın, verimlilik rakamlarını artırsın. Bakın hububatta verimlilik rakamları yeterli değil. Dünya ortalamasının altındadır. Avrupa ülkelerinin fevkalade altındadır. Bizim muhakkak surette hububat üretiminde, hububat üretiminde de sadece buğdayı kastetmiyorum. Burada arpa, yulaf, çavdar, hatta mısırı da kast ediyorum. Bu ürünlerde bizim sulama alanlarını artırmamız önemli. Arazilerin toplulaştırılması bu manada önemli. Kaliteli tohum kullanılması bu manada fevkalade önemli. Üreticinin girdi maliyetlerinin azaltılması bu manada önemli. Bu tedbirler alındığında Türkiye’nin hububat üretimi artacaktır. Bu seviyeler bize yakışan seviyeler değildir. Muhakkak surette üretimimizi artırmamız lazım.”

 

-“Can suyu sağlayamazsak üretici önümüzdeki yıl tarlaya giremez”-

 

Bir gazetecinin “Bu yıl beklenenden fazla yağış olduğunu, üretici bu yağışlardan dolayı zarar gördüğünü Bu üreticilerin de mağdur edilmemesi adına nasıl bir çalışma izleyeceksiniz?” şeklindeki sorusu üzerine şunları söyledi:

“Eğer doğal afet boyutunda ise bunlarla alakalı biz üreticilerimizin bir can suyuna kavuşması noktasında Afet Fonu’ndan bir yardım yapılmasını talep ediyoruz. Bunun dışında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları zaten yapılandırılıyor. Bunun dışında doğal afetlerden zarar gören üreticilerimizin ayrıca elektrik borçlarının ve Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarının yapılandırılmasını talep ediyoruz. Bunu şunun için talep ediyoruz; üreticimizi tarladan uzak tutmamak lazım. Üreticimizin üretimini sürdürülebilir kılması lazım. Eğer bu can suyunu sağlayamazsak üretici önümüzdeki yıl tarlaya giremez. Üretimde de büyük düşmeler yaşanır. Bu bakımdan üreticimizin üretimine muhakkak surette devam edebilmesi için belli desteklerin verilmesi lazım.”

 

-“Çiğ sütte 20 kuruş bir fiyat artış talebimiz var”-

 

Bayraktar, hayvancılık sektörüyle ile ilgili sorulan soruyu da şöyle yanıtladı:

“Et üretimi Türkiye’de artıyor. 1 milyon tonu aştı. Biz bu manada et üretiminin yeterli olduğunu ve ithalat yapılmaması gerektiğini söylüyoruz. Ancak bu günlerde süt fiyatları bizi fevkalade üzüyor. Yani sanayicimizin süte makul bir fiyat vermesini istiyoruz. Aşağı yukarı 20 kuruş civarında bir fiyat artış talebimiz var. Bir yıldan beri süt fiyatları 1 lira 15 kuruş. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Yem başta olmak üzere üreticimizin maliyetleri sürekli artıyor, süt fiyatları artmıyor. Ama nihai ürünlere baktığımızda peynir, yoğurt, tereyağ gibi işlenmiş ürünlerin fiyatlarının sürekli arttığını görüyoruz. Ama süt fiyatları artmıyor. Bu şekilde olursa Allah korusun geçmiş yıllarda yaşadığımız gibi hayvan kıyımı başlar. Süt hayvanlarını kesime götürmeye başlar. Süt hayvanlarını kesime götürdüğümüzde hem süt üretimimiz tehlikeye girer hem de besi hayvancılarına materyalı buradan sağlıyoruz. Süt hayvancılığımız gelişmiş olursa besi hayvancılığı yavru bulur, materyal bulur. Besi hayvancılığında da üretim problemimiz doğacaktır. O zaman ithalatçı olacağız. Dolayısıyla süt hayvancılığının bu manada desteklenmesi önemlidir. Sanayicilerimize buradan sesleniyorum. Kendi ayağımıza lütfen kurşun sıkmayalım. Üretimi destekleyelim. Hem çiftçimiz kazansın hem sanayici hem de ülke kazansın.

Biz yaklaşık olarak 23 milyon ton civarında bu yıl buğday üretimi bekliyoruz. Bunu revize ettik. Son yağışlardan sonra birçok yerde buğday verimimin düştüğünü görüyoruz. Yani biz 22 milyon ton civarında buğday bekliyoruz. Yani 1 milyon ton aşağı çektik. 23 milyon ton rakamına da revize etmiş oluyoruz. İthalat olmaz ama beklentimizin altında gerçekleşecek. Yani son yağışlar özellikle üretimi olumsuz etkiledi. İhtiyacımız 18-19 milyon ton.”

 

-Polatlı Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu-

 

Polatlı Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu, törenin açılışında yaptığı konuşmada, tarımsal üretimi artıran iklim koşullarının aynı zamanda buğdaylar için zararlı olan mikroorganizmaların gelişmesine de neden olduğunu bildirdi. Yağışın bol olmasının rutubeti ve nemi artırdığını bunun da kök çürüklüğü, yaprak ve mantar hastalıklarına neden olduğunu belirten Köseoğlu, şunları kaydetti:

“Çiftçilerimiz bununla mücadele etmek için de milyonlarca milyarlarca para harcayarak mücadele ettiler. Kurtaramayan çiftçilerimiz de tarlalarını sürmek zorunda kaldı. 2014 yılının Haziran ayında Polatlı bölgemiz 60 milimetre (mm) yağış aldı. 2015’in Haziran ayında yağış miktarı 120 mm’ye çıktı. Bu yağışlar sert bir şekilde ve doluyla birlikte yansıdı. 82 köyünün 35’in de 130 bin dönüm arazide yüzde 10 ila yüzde 80 arasında dolu ve sel zararı oldu. Çiftçilerimiz tüm zorluklara rağmen ürünlerini yetiştirdiler. Pazara sundular ama hayal kırıklığına uğradılar. Geçen yıl çiftçimiz ürettiği bir ton arpayı 320 dolara satarken bu yıl çiftçimiz ürettiği bir ton arpayı 210-220 dolara satıyor. Tarım kesimi de çiftçimiz de hep can yakıcı olayları görüyor.”

Hasat Bayramı törenine, TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nejat Gamzeli, Yönetim Kurulu üyeleri Ahmet Bahadır Sezgin, Hüseyin Darcan, Ankara Ziraat Odaları Başkanları, çiftçiler katıldı.