Bayraktar yeniden Genel Başkan…


-Bayraktar yeniden Genel Başkan…

-TZOB Yönetim Kurulu yaptığı görev dağılımıyla,

Genel Başkanlığa Şemsi Bayraktar’ı, Yönetim Kurulu

Başkan Vekilliği’ne Nejat Gamzeli’yi, Yönetim Kurulu

Muhasip Üyeliği’ne yeniden Mustafa Hepokur’u getirdi

-Genel Başkan Bayraktar:

-“Çiftçimizin Anayasal meslek kuruluşu olarak 4,5 milyon

üyemizin hak ve menfaatlerini bugüne kadar olduğu gibi

bundan sonra da sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz”

-“Bundan önceki dönemde, hizmet binamızı yeniledik, sosyal

tesis ve eğitim merkezimizi inşa ettik, bilgisayar otomasyon

sistemimizi kurduk”

-“Önümüzdeki dönemde, altyapısını tamamlamış bir kurum

olarak, proje ve eğitim ağırlıklı çalışacağız”

 

Ankara – 16.05.2015 – Şemsi Bayraktar yeniden Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı oldu.

TZOB’un 26’ncı Genel Kurulu’nda, 10 Mayıs 2015 tarihinde yapılan seçimler sonra oluşan Yönetim Kurulu, dün (15 Mayıs 2015 Cuma) görev dağılımı yaptı.

Görev dağılımıyla, Genel Başkanlığa Şemsi Bayraktar, Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği’ne Nejat Gamzeli, Yönetim Kurulu Muhasip Üyeliği’ne yeniden Mustafa Hepokur getirildi.

Bayraktar, görev dağılımı sonrası yaptığı açıklamada, Birlik Yönetim Kurulu olarak, geçen 4 yıllık faaliyet döneminde, ülke tarımının ve çiftçilerin karşılaştığı sorunların çözümü için her türlü çabayı gösterdiklerini, bu çerçevede teşkilatın da büyük atılımlar gerçekleştirdiğini bildirdi.

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“Çiftçimizin Anayasal meslek kuruluşu olarak 4,5 milyon üyemizin hak ve menfaatlerini bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. TZOB Yönetim Kurulu olarak canla başla çalışmayı sürdüreceğiz. Geçmişte olduğu gibi çiftçimizin iyi gününde de kötü gününde de yanında olacağız. Hem tarımsal gelirin hem milli gelirin artırılması hem de çiftçimizin milli gelirde hakkaniyetli pay alması için yapısal sorunların çözümü konusunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız ve diğer paydaşlarımızla geçmişte olduğu gibi bundan sonra da omuz omuza çalışacağız.

Bundan önceki dönemde, Birliğimizin ihtiyaçlarını karşılamak üzere hizmet binamızı yeniledik. Ankara’nın merkezinde modern bir hizmet binasına kavuştuk. Ankara Yenimahalle’de 200 yataklı sosyal tesis ve eğitim merkezimizi inşa ettik. Büyük önem verdiğimiz ve tarımsal üretimimiz, verimliliğimiz açısından olmazsa olmaz gördüğümüz eğitimlerimizi burada gerçekleştireceğiz. Bilgisayar otomasyon sistemimizi kurduk.

Önümüzdeki dönemde, altyapısını tamamlamış bir kurum olarak, proje ve eğitim ağırlıklı çalışacağız.”

10 Mayıs 2015’de yapılan Genel Kurul’da yeniden Yönetim Kurulu’na seçilen Yönetim Kurulu eski Başkan Vekili Mehmet Nuri Şeyda Sorman, 13 Mayıs 2015 Çarşamba günü kalp krizi geçirerek vefat etmişti. Sorman’dan boşalan Yönetim Kurulu üyeliğine, yedek üyeler arasında birinci sırada bulunan Perşembe Ziraat Odası ve Ordu Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Arslan Soydan gelmişti.

Görev dağılımı sonrası TZOB Yönetim Kurulu:

“Genel Başkan Şemsi Bayraktar,

Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nejat Gamzeli,

Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi Mustafa Hepokur,

Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Şinasi Özdemir,

Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Latif Maskan,

Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Bahadır Sezgin,

Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kozoğlu,

Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Cevat Delil,

Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Darcan,

Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan.”

Nuri Sorman toprağa verildi…

-Nuri Sorman toprağa verildi…
-TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sorman’ın cenazesi, Genel Başkan Bayraktar’ın da katıldığı törenle toprağa verildi
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: -“Nuri Sorman kardeşimiz bir çiftçi olarak doğdu, bir çiftçi
olarak yaşadı ve tesadüfe bakın ki bir çiftçi olarak son nefesini tarlasında çalışırken verdi ve aramızdan ayrıldı”
-“Bugün öyle bir tesadüf ki kendisini 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde toprağa veriyoruz”
-“Hem Ziraat Odası hem Türkiye Ziraat Odaları Birliği hem de çiftçimizin hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik çok uzun yıllar verdiği emek ve mücadele asla unutulmayacaktır”

Manisa – 14.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mehmet Nuri Şeyda Sorman’ın cenazesi, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın da katıldığı törenle toprağa verildi.
Dün, geçirdiği kalp krizi sonucu vefat eden Sorman’ın cenazesi, Manisa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri’nde defin işleri tamamlandıktan sonra, cenaze namazının kılınacağı Manisa Hatuniye Camii’ne getirildi. Sorman’ın cenazesi, Hatuniye Camii’nde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Manisa Merkez Kırtık Mezarlığı’nda bulunan aile kabristanına defnedildi.
Cenaze törenine TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Manisa Valisi Erdoğan Bektaş, AK Parti Manisa Milletvekilleri Recai Berber, Selçuk Özdağ, Muzaffer Yurttaş, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi, Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik, TFF İkinci Başkanvekili ve İcra Kurulu Üyesi Arif Koşar, İl Emniyet Müdürü Tayfur Erdal Ceren, AK Parti Manisa İl Başkanı Zülfikar Gürcan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı.
TZOB Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi Mustafa Hepokur, Yönetim Kurulu Üyeleri Bekir Şinasi Özdemir, Mehmet Latif Maskan, Nejat Gamzeli, Ahmet Bahadır Sezgin, Hasan Kozoğlu, Mehmet Cevat Delil, Hüseyin Darcan’ın hazır bulunduğu törene, bölge ve çevre il ve ilçe Ziraat Odalarının Başkanları ve yöneticileri, diğer bölgelerden gelen Ziraat Odaları Başkan ve yöneticileri, sektör temsilcileri, çiftçiler de iştirak etti.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, sabah saatlerinde Nuri Sorman’ın 27 yıl başkanlığını yaptığı eski adıyla Manisa yeni adıyla Şehzadeler Ziraat Odası’na giderek, Oda yönetimi, personel ve burada toplanan çiftçilere başsağlığı diledi. Daha sonra Manisa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri’ne geçen Bayraktar, burada Nuri Sorman’ın eşi Saadet, oğlu Cezmi ve kızı Melek Sorman ile diğer yakınlarına başsağlığı dileğinde bulundu.

-Bayraktar: “Çalışkan, dürüst kişiliğiyle dikkati çekti”-

Bayraktar, Hatuniye Camii avlusunda basın mensuplarının soruları üzerine, uzun yıllar beraber görev yaptıkları Sorman’ın çalışkan, dürüst kişiliğiyle dikkati çektiğini bildirdi.
Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:
“Yakın çalışma arkadaşım, dostum Nuri Sorman kardeşimiz, bir çiftçi olarak doğdu, bir çiftçi olarak yaşadı ve tesadüfe bakın ki bir çiftçi olarak son nefesini tarlasında çalışırken verdi ve aramızdan ayrıldı. Bugün öyle bir tesadüf ki kendisini 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde toprağa veriyoruz. Hem Ziraat Odası hem Türkiye Ziraat Odaları Birliği hem de çiftçimizin hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik çok uzun yıllar verdiği emek ve mücadele asla unutulmayacaktır.”

-Özgeçmişi-

10 Mayıs 2015 tarihinde yapılan TZOB 26. Genel Kurulu’nda yeniden Yönetim Kurulu’na seçilen Sorman, 27 yıl yaptığı Manisa Ziraat Odası Başkanlığı’nı sürdürürken, 1997 yılında TZOB Yönetim Kurulu’na seçildi. 1997-2003 tarihleri arasında TZOB Yönetim Kurulu üyeliği, 2003 yılından bu yana da TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili görevini yürüten Sorman, 1954 yılında Manisa’da doğdu. M. Nuri Şeyda Sorman, İşletme Fakültesi’ni bitirdi. Çeşitli kuruluşlarda yönetim kurulu üyelikleri yapan Sorman, Celal Bayar Üniversitesi Vakfı Başkanlığı görevinde bulundu. Manisa Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın yanı sıra 2007-2012 yılları arasında Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde de bulunan Sorman, Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM), Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Üyeliği ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevlerine devam ediyordu.
Tarla ziraatı ile uğraşan Sorman, evli ve iki çocuk babasıydı. 

14 Mayıs 2015 Manisa Ziraat Odası Eski Başkanı Nuri Sorman Son Yolculuğuna Uğurlandı

TZOB ailesinin acı kaybı…


TZOB ailesinin acı kaybı…

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak görev yapan, TZOB’un 10 Mayıs’ta yapılan 26. Genel Kurulu’nda yeniden Yönetim Kurulu’na seçilen M. Nuri Şeyda Sorman’ı kaybettik.

Tarıma, çiftçiye, Ziraat Odalarımız ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’ne büyük hizmetleri asla unutulmayacak Sorman’ın kaybı, camiamızda büyük üzüntü yarattı.

Başta kederli ailesi olmak üzere Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Ziraat Odaları camiamıza baş sağlığı ve sabır diliyor, Sorman’a Allah’tan rahmet niyaz ediyoruz.

==============================================================

-TZOB ailesinin acı kaybı…

-Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkan

Vekili M. Nuri Şeyda Sorman hayatını kaybetti

-Sorman, 10 Mayıs’ta yapılan TZOB 26. Genel Kurulu’nda

yeniden TZOB Yönetim Kurulu’na seçilmişti

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Dürüstlüğü, ilkeli tavırları ve başarılı çalışmalarıyla iz

bıraktı. Kendisi çok iyi bir çiftçiydi. 14 Mayıs Dünya

Çiftçiler Günü’nde toprağa veriyoruz”

 

Ankara – 13.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Başkan Vekili M. Nuri Şeyda Sorman hayatını kaybetti.

10 Mayıs 2015 tarihinde yapılan TZOB 26. Genel Kurulu’nda yeniden Yönetim Kurulu’na seçilen Sorman, 27 yıl yaptığı Manisa Ziraat Odası Başkanlığı’nı sürdürürken, 1997 yılında TZOB Yönetim Kurulu’na seçildi. 1997-2003 tarihleri arasında TZOB Yönetim Kurulu üyeliği, 2003 yılından bu yana da TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili görevini yürüten Sorman, bugün kendisine ait çiftlikte traktör üzerinde mısır sararken öğlen saat 12.30 civarında kalp krizi geçirdi. Manisa Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Sorman, kurtarılamadı.

1954 yılında Manisa’da doğan M. Nuri Şeyda Sorman, İşletme Fakültesi’ni bitirdi. Çeşitli kuruluşlarda yönetim kurulu üyelikleri yapan Sorman, Celal Bayar Üniversitesi Vakfı Başkanlığı görevinde bulundu. Manisa Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın yanı sıra 2007-2012 yılları arasında Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde de bulunan Sorman, Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM), Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Üyeliği ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevlerine devam ediyordu. 

Tarla ziraatı ile uğraşan Sorman, evli ve iki çocuk babasıydı.

Sorman’ın cenazesi yarın (14 Mayıs 2015 Perşembe) Manisa Hatuniye Camii’nde, öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazı sonrası, Manisa Merkez Kırtık Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, vefat nedeniyle yaptığı açıklamada, Sorman ile uzun yıllar beraber görev yaptıklarını belirtti ve şunları söyledi:

 “Kendisi çiftçimize, camiamıza hizmet vermiş değerli bir kardeşimizdi. Vefatından büyük üzüntü duyduk. Kederli ailesi başta olmak üzere hepimizin başı sağ olsun. Ailesi ve camiamıza sabırlar diliyorum.

Gerek Oda Başkanlığı’nda, gerek Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkan Vekilliği’nde dürüstlüğü, ilkeli tavırları ve başarılı çalışmalarıyla iz bıraktı. Kendisi çok iyi bir çiftçiydi. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde toprağa veriyoruz.” 

Tarımda üretici fiyat artışı gıdanın altında kaldı


-Tarımda üretici fiyat artışı gıdanın altında kaldı
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Nisan ayında yüzde 1,06’ya inen tarımda üretici
fiyat artışı hem gıdanın hem de tüketici fiyatlarının altına indi”
-“Tarımda Nisan itibarıyla yıllık enflasyonun, üretici fiyatlarında, gıda tüketici fiyatlarının 2,49 puan altında gerçekleşti”
-“Enflasyonun sorumlusu çiftçimiz değil. Çiftimizin tarlada 1 liraya sattığı ürün, markette 3-5 liraya çıkıyor”
-“1 liraya 2 liraya satılan üründe yüzde 10 enflasyon olsa 10 kuruş, 20 kuruş eder. Marketteki 2-3 liralık artışın sebebi olarak çiftçimiz görülmesin”
-“Yağmur, çamur demeden, gecesini gündüzüne katarak bu ülke için üretim yapan, 78 milyonun gıda güvencesini sağlayan çiftçimiz el üstünde tutulmalı”
-“Fiyatlar, diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyvelerde yüzde 13,89, sebze ve kavun-karpuz kök ve yumrularda yüzde 5,15, canlı kümes hayvanları ve yumurtada yüzde 4,47, çeltikte yüzde 3,30 geriledi”

Ankara – 14.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda üretici fiyat artışının, hem gıdanın hem de genel tüketici fiyat artışının altında kaldığını bildirerek, “2015 Ocak ayında yüzde 8,99 artan, Şubat ayında yüzde 0,72 gerileyen, Mart ayında yüzde 2,48 artan tarımda üretici fiyatları Nisan ayında yüzde 1,06’ya indi” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, gıda ve alkolsüz içeceklerde 2015 Nisan ayında tüketici fiyatlarının yüzde 1,63 arttığını, tarımda üretici fiyatlarının bu rakamın oldukça altında yüzde 1,06 artış gösterdiğini belirtti. Tarımda 2015 Nisan ayı itibarıyla yıllık enflasyonun, üretici fiyatlarında, gıda tüketici fiyatlarının 2,49 puan altında gerçekleştiğini vurgulayan Bayraktar, gıda ve alkolsüz içeceklerde 2015 Nisan ayı itibarıyla tüketici fiyatlarının yıllık yüzde 14,36, tarımda üretici fiyatlarının yüzde 11,87 arttığını bildirdi.
Şemsi Bayraktar, 2015 Nisan ayında tarımın genelinde üretici fiyatlarının (ÜFE) yüzde 1,06, tarım ve avcılık ürünlerinde yüzde 0,77, ormancılık ürünlerinde yüzde 0,05, balıkçılıkta yüzde 14,03 arttığını bildirdi.
Bayraktar, şunları kaydetti:
“2014 yılında, Haziran’da yüzde 0,18, Temmuz’da yüzde 0,73, Ağustos’ta yüzde 0,55 gerileyen tarımda üretici fiyatları, Eylül’de yüzde 2,29, Ekim’de yüzde 0,18, Kasım’da yüzde 0,15 arttı. 2014 Aralık ayında yüzde 1,30 gerileyen üretici fiyatları, 2015 Ocak ayındaki yüzde 8,99 artışın ardından Şubat ayında yüzde 0,72 düştü. Mart ayında tarımda üretici fiyatları yüzde 2,48 arttı. Nisan ayındaki artış yüzde 1,06 oldu.
Gıda ve alkolsüz içeceklerde fiyatlar, 2014 Haziran ayında yüzde 0,36, Temmuz ayında yüzde 0,30, Ağustos ayında yüzde 0,89, Eylül’de yüzde 0,31, Ekim ayında ise yüzde 2,65, Kasım’da yüzde 0,24 yükseldi. 2014 Aralık ayında artmayan fiyatlar, 2015 Ocak ayında yüzde 3,52, Şubat ayında yüzde 2,59, Mart ayında yüzde 2,47, Nisan ayında 1,63 arttı.”

-On iki aylık ortalamalarda da üretici enflasyonu, tüketiciden düşük-

Üretici fiyatlarının, 2015 Nisan ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde tarımın genelinde yüzde 11,87, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 11,22 arttığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“On iki aylık ortalamalarda tarımda üretici fiyatlarındaki artış, gıdadaki yüzde 13,36 artışın 2,14 puan altında gerçekleşti.
Nisan ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde, tarım ve avcılık ürünlerinde yüzde 11,60, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 10,92, ormancılık ürünlerinde 14,97, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 24,72, balıkçılıkta yüzde 18,71, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 8,81 artış görüldü.
Gıda ve alkolsüz içeceklerde, Nisan ayında tüketici enflasyonu yüzde 1,63, Nisan itibarıyla son bir yıllık enflasyon yüzde 14,36, on iki aylık ortalamalara göre enflasyon ise yüzde 13,36 olmuştu.
Tüketici fiyatları ise Nisan ayında yüzde 1,63, Nisan ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde yüzde 7,91, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 8,57 artmıştı.”
Tarımda 2014’de yaşanan doğal afetler nedeniyle özellikle tahıllar ve meyvelerde bir üretim düşüşü olduğunu, bunun fiyatlara yansıdığını belirten Bayraktar, “Enflasyonun sorumlusu çiftçimiz değil. Çiftimizin tarlada 1 liraya sattığı ürün, markette 3-5 liraya çıkıyor. 1 liraya 2 liraya satılan üründe yüzde 10 enflasyon olsa 10 kuruş, 20 kuruş eder. Marketteki 2-3 liralık artışın sebebi olarak çiftçimiz görülmesin. Yağmur, çamur demeden, gecesini gündüzüne katarak bu ülke için üretim yapan, 78 milyonun gıda güvencesini sağlayan çiftçimiz el üstünde tutulmalı” dedi.

-Fiyatı artan ve düşenler-

Bayraktar, şunları kaydetti:
“Nisan ayında fiyatlar, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 14,03, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 11,80, turunçgillerde yüzde 3,45, koyun ve keçiler ile bunların işlenmemiş süt ve yapağılarında yüzde 1,87, canlı sığırlar, mandalar ile bunlardan elde edilen işlenmemiş sütte yüzde 1,37, lifli bitkilerde yüzde 1,02 arttı. Yine Nisan ayında fiyatlar, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 0,97, diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünlerde yüzde 0,59, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 0,05 artış gösterdi.
Fiyatlar, diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyvelerde yüzde 13,89, sebze ve kavun-karpuz kök ve yumrularda yüzde 5,15, canlı kümes hayvanları ve yumurtada yüzde 4,47, çeltikte yüzde 3,30, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 2,92, yağlı meyvelerde yüzde 0,65, pirinç dışındaki tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlarda yüzde 0,04 geriledi.
İşlenmemiş tütünde ve içecek üretiminde kullanılan bitkisel ürünlerde fiyatlar değişmedi.”

Dünya Çiftçiler Günü


-Dünya Çiftçiler Günü…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Bizleri üç öğün doyuran çiftçilerimize çok şey borçluyuz”
-“Çiftçimizin üretimini sürdürebilmesi için tarlasında kalmasını sağlamamız lazım”
-“2014 yılında olduğu gibi bu yıl da tabii afetlerden yakasını bir türlü kurtaramayan çiftçimize desteğin artırılarak sürdürülmesi gerekiyor”
-“Çiftçimiz, üretimi sürdüremez ve tarımdan koparsa ülkemizin gıda güvencesi de tehlikeye girer”
-“Tarımdaki gelir düşüklüğünün en önemli sebebi yapısal sorunlardır”
-“Üretim planlamasına geçmeli, talebe göre üretim yapmalı, arz talep dengesini gözetmeliyiz”
-“Soma’daki maden faciasında hayatını kaybeden 301 madencimizi bir kez daha saygıyla anıyor, Cenabı Allah’tan bir daha böyle bir acıyı ülkemize ve milletimize yaşatmamasını
diliyorum”
-“Faciada hayatını kaybeden madencilerin büyük bölümü çiftçi veya çiftçi çocukları. 2014 yılında çiftçilerimiz sadece doğal afetlerde ürünlerini kaybetmedi, Soma, Ermenek gibi
maden facialarında canlarını da kaybetti”
-“Bu madenciler çiftçilikten yeterince para kazansa madenci olmayacaklardı. Kırsalı kalkındırmak, kırsal kalkınma desteklerini artırmak zorundayız”

Ankara – 13.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, zor tabiat koşullarına rağmen, yağmur, çamur demeden gecesini gündüzüne katarak üretimi devam ettiren, en hayati ihtiyac olan gıdanın sofralara ulaşmasını sağlayan çiftçinin kıymetinin iyi bilinmesi gerektiğini belirterek, “Bizleri üç öğün doyuran çiftçilerimize çok şey borçluyuz” dedi.
Bayraktar, tüm dünyada, 1984 yılından buyana, her yıl 14 Mayıs gününün “Dünya Çiftçiler Günü” olarak kutlandığını belirtti.
Şemsi Bayraktar, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, tarımın, enerji ile birlikte en stratejik sektör olduğunu, gıda güvencesinin, her zaman tüm dünyanın temel meselesi konumunu sürdürdüğünü belirtti.
Dünyada gıdaya erişimin çok büyük sorun olmaya devam ettiğini, yüz milyonlarca insan ekmek bile bulamazken, 1,5 milyara yakın insanın da ihtiyacının çok üzerinde gıda tükettiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Birleşmiş Milletler, dünyada açlığın son yıllarda azalmasına rağmen, 805 milyon kişinin hala yetersiz beslenme problemi yaşadığını, bazı Afrika ülkelerinde 4 kişiden birinin kronik açlık çektiğini, Asya’da ise 526 milyon aç insanın bulunduğunu son raporunda açıkladı. Bütün bu veriler, dünyada hala gıda güvencesinin önemli bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.
Buna karşın ülkemizde, çiftçimiz, zor tabiat koşullarına rağmen, yağmur, çamur demeden gecesini gündüzüne katarak üretimi devam ettiriyor. En hayati ihtiyac olan gıdanın sofralara ulaşmasını sağlayan çiftçimizin kıymetinin iyi bilinmesi gerekir. Çünkü onlar bizleri üç öğün doyuruyor. Çiftçilerimize çok şey borçluyuz. Onların binbir emekle ürettiği ürünleri israf etmeden tüketmeli, düzenli bir gelir elde etmelerini sağlamalıyız.”
Tabii afetlerin iki yıldır çiftçiyi çok olumsuz etkilediğine dikkati çeken Bayraktar, “Çiftçimizin üretimini sürdürebilmesi için tarlasında kalmasını sağlamamız lazım. 2014 yılında olduğu gibi bu yıl da tabii afetlerden yakasını bir türlü kurtaramayan çiftçimize desteğin artırılarak sürdürülmesi gerekiyor. Çiftçimiz, üretimi sürdüremez ve tarımdan koparsa ülkemizin gıda güvencesi de tehlikeye girer” dedi.

-“Tarım ekonomiye büyük katkı sağlıyor”-

Tarımın, temel ihtiyaç maddelerinin üretildiği bir sektör olmasının yanı sıra, gıda sanayi ile tekstil ve konfeksiyon sanayisine hammadde temin ettiğini, ulaştırma, ticaret, finans, otel ve lokanta sektörlerine büyük katkı sağladığını bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:
“Tarım, 2014 yılında, gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 7,1’ini karşıladı. Bunun yanı sıra diğer sektörlere kaynak aktarıyor. Ekonomiye katkısı yüzde 7,1’in çok üzerindedir. Yine 2014 yılında istihdamın yüzde 21,1’ini sağladı. İşsizliği 2,1 puan düşürdü. 18 milyar dolar ihracata zemin hazırladı. 12,4 milyar dolarlık ithalat yapıldı. Tarım 5,6 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla kronik dış ticaret fazlası vererek ekonomimize büyük katkı yaptı. Buna rağmen, çiftçimiz bunun nimetlerinden yeterince yararlanamıyor. Kırsalda gelir, ülke gelir ortalamasının üçte birinde kalıyor. Bu adaletsizlik bir an önce düzeltilmelidir. Tarımdaki gelir düşüklüğünün en önemli sebebi yapısal sorunlardır. Parçalanmış tarım arazileri nedeniyle işletme büyüklükleri 61 dekara düşmüştür. Parsel büyüklüğü 5-6 dekara kadar inmiştir. Bu kadar küçük parsellerde verimli tarımsal faaliyet yürütmek imkanı yoktur. Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma Kanunu parçalanmanın önüne geçecektir. Bunun yanı sıra toplulaştırma çalışmalarıyla parseller ve işletmeler büyütülmelidir. Buna müteakip sulama yatırımlarının tamamlanması, yüzde 60’a varan oranlarda su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması çok önemlidir. Halen 5,9 milyon hektar olan sulanan arazi miktarının 8,5 milyon hektara çıkarılması, hem verimi artıracak hem de sulu tarımın yapıldığı, Türkiye’nin arz açığı bulunan yağlı tohumlar başta olmak üzere üretimi artıracaktır.

-“Ekonomik örgütlenme eksikliğidir”-

Diğer önemli sorun, ekonomik örgütlenme eksikliğidir. Kooperatif ve üretici birlikleri idari ve mali açıdan güçlendirilmeli, fonksiyonel hale getirilmeli, profesyonel bir şekilde yönetilmelidir. Örgütlenme eksikliği dolayısıyla üretici pazarda yalnız kalmaktadır. Ürününü iyi bir şekilde pazarlayamamaktadır. Bundan dolayı tarla ile market arasında yüzde 400-500’lere varan farklar ortaya çıkmaktadır. Hem üretici yeterli gelir elde edememekte hem de tüketici uygun fiyata ürün tüketememektedir.
Üretim planlamasına geçmeli, talebe göre üretim yapmalı, arz talep dengesini gözetmeliyiz.”
Tarımın, temel yapısal sorunları dışında, sermaye yetersizliği, pazarlama, ambalajlama, depolama, kırsaldan göç nedeniyle yaşlanan tarım nüfusu gibi sorunlarının da bulunduğunu belirten Bayraktar, gübre, mazot, elektrik, tohum, ilaç gibi girdilerdeki maliyetlerin de çiftçiye önemli bir yük getirdiğini bildirdi.
Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ülkemizde tarım çok büyük potansiyel barındırmaktadır. 2023 yılında 150 milyar dolarlık hasılaya, 40 milyar dolarlık ihracata ulaşmak, 85 milyonluk ülke nüfusu, 50 milyon turisti doyurmak mümkün. Rusya, Kafkasya, Ortadoğu, Kuzey Afrika gibi gıda açığı olan ülkelerin gıda açığının önemli bölümünü de ülkemiz karşılayabilir. Yeter ki çiftçimiz, üreticimiz desteklenmeye devam etsin, yapısal sorunlar çözülsün.
Şartlar ne olursa olsun üretimden vazgeçmeyen, tarlasını, bahçesini, ağılını, ahırını terk etmeyen fedakar, cefakar, vefakar, kadın ve erkek bütün çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Gününü kutluyorum. Tabii afetlerden uzak, hasadı, bereketi, kazancı bol günler diliyorum.”

-Soma’nın yıldönümü-

Bayraktar, bugünün aynı zamanda Soma’daki maden faciasının yıldönümü olduğunu bildirerek, “faciada hayatını kaybeden madencilerin büyük bölümü çiftçi veya çiftçi çocukları. Geçen yıl, 19 Mayıs’ta bölgeye yaptığımız taziye ziyaretinde bunu gördük. 2014 yılında çiftçilerimiz sadece doğal afetlerde ürünlerini kaybetmedi, Soma, Ermenek gibi maden facialarında canlarını da kaybetti. Bu madenciler çiftçilikten yeterince para kazansa madenci olmayacaklardı. Kırsalı kalkındırmak, kırsal kalkınma desteklerini artırmak zorundayız. Bu vesileyle, Soma’da hayatını kaybeden 301 madencimizi bir kez daha saygıyla anıyor, Cenabı Allah’tan bir daha böyle bir acıyı ülkemize ve milletimize yaşatmamasını diliyorum” dedi.

Kanatlı ve sütte üretim iyi gidiyor, ihracat düşüyor…


-Kanatlı ve sütte üretim iyi gidiyor, ihracat düşüyor…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Mart’ta, geçen yılın aynı ayına göre, tavuk etinde yüzde 9,7, hindi etinde yüzde 4,6, tavuk yumurtasında yüzde 3,6 üretim artışı oldu”
-“2015 Mart ayı itibarıyla tavuk yumurtası üretimi 17,3 milyar adedi, tavuk eti üretimi 1,93 milyon tonu, hindi eti üretimi 50,3 bin tonu aştı, sanayiye aktarılan inek sütü 8,66 milyon
tonu buldu”
-“Bu yılın ilk üç ayında, geçen yılın aynı dönemine göre, kanatlı eti ve kanatlı ürünleri ihracatı, yüzde 6,4 azalarak 139,85 milyon dolara, yumurta ve ürünleri ihracatı, yüzde 14,4
azalarak 95,7 milyon dolara, süt ve ürünleri ihracatı ise yüzde 39,5 azalarak 60,6 milyon dolara indi”
-“İhracat kanallarının zorlanması gerekiyor. Yeni pazarlar bulunmalı, mevcut pazarlar elden kaçırılmamalı”

Ankara – 11.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kanatlı ve sanayiye aktarılan sütte üretim artışının sürdüğünü, buna karşın ihracatta düşüşün devam ettiğini bildirerek, “Mart’ta, geçen yılın aynı ayına göre, tavuk etinde yüzde 9,7, hindi etinde yüzde 4,6, tavuk yumurtasında yüzde 3,6 üretim artışı oldu” dedi.
Bayraktar, bu yılın ilk üç ayında, geçen yılın aynı dönemine göre, kanatlı eti ve kanatlı ürünleri ihracatı, yüzde 6,4 azalarak 139,85 milyon dolara, yumurta ve ürünleri ihracatı, yüzde 14,4 azalarak 95,7 milyon dolara, süt ve ürünleri ihracatı ise yüzde 39,5 azalarak 60,6 milyon dolara indiğini dikkati çekti.
Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, kanatlı sektörü ve süt üretiminde artışın Mart ayında da devam ettiğini, Mart 2014 ve Mart 2015 döneminde, 1 milyon 461 bin 801 ton olan tavuk yumurtası üretiminin 1 milyon 514 bin 522 tona, 155 bin 44 ton olan tavuk eti üretiminin 170 bin 104 tona, 3 bin 959 ton olan hindi eti üretimi 4 bin 140 tona, 788 bin 988 ton olan sanayiye aktarılan inek sütü üretiminin 802 bin 275 tona yükseldiğini belirtti.
Sektörün 2014 yılını 17 milyar 145 milyon 389 bin adet tavuk yumurtası, 1 milyon 894 bin 669 ton tavuk eti, 48 bin 662 ton hindi eti, 8 milyon 625 bin 743 ton sanayiye aktarılan inek sütü üretimiyle yılı tamamladığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Mart ayı itibarıyla 12 aylık tavuk eti üretimi 1 milyon 934 bin 357 tona ulaştı. Aynı dönemde tavuk yumurtası üretimi 17 milyar 315 milyon 825 bin adede, hindi eti üretimi ise 50 bin 325 tona yükseldi. Sanayiye aktarılan inek sütü üretimi ise 8 milyon 659 bin 568 ton oldu.
2015 yılının ilk üç ayında, geçen yılın aynı dönemine göre, tavuk yumurtası üretimi yüzde 3,9, tavuk eti üretimi yüzde 9, hindi eti üretimi yüzde 16,4, sanayiye aktarılan inek sütü ise yüzde 1,55 arttı.”

-İhracattaki düşüş sürüyor-

Bayraktar, 2014 Ocak ayında 50 milyon 974 bin 968 dolar, Şubat ayında 48 milyon 865 bin 267 dolar, Mart ayında 49 milyon 600 bin 634 dolar olan kanatlı eti ve ürünleri ihracatının, 2015 yılının Ocak ayında 42 milyon 369 bin 797 dolar, Şubat ayında 49 milyon 637 bin 434 dolar, Mart ayında 47 milyon 843 bin 220 dolar olduğunu bildirdi. Şemsi Bayraktar, 2014 yılında 651 milyon 175 bin 632 dolar olan kanatlı eti ve kanatlı ürünleri ihracatının, 2015 yılının ilk çeyreğinde, 2014 yılının aynı dönemine göre yüzde 6,4 azalarak 149 milyon 440 bin 869 dolardan 139 milyon 850 bin 451 dolara indiğini belirtti.
Bayraktar, 2014 Ocak ayında 43 milyon 346 bin 271 dolar, Şubat ayında 38 milyon 423 bin 691 dolar, Mart ayında 30 milyon 39 bin 760 dolar olan yumurta ve ürünleri ihracatının, 2015 yılının Ocak ayında 34 milyon 852 bin 33, Şubat ayında 31 milyon 745 bin 502 dolara, Mart ayında 29 milyon 82 bin 930 dolara gerilediğini bildirdi. Şemsi Bayraktar, 2014 yılında 402 milyon 28 bin 752 dolar olan yumurta ve ürünleri ihracatının, 2015 yılının ilk çeyreğinde, 2014 yılının aynı dönemine göre yüzde 14,4 azalarak 111 milyon 809 bin 722 dolardan 95 milyon 680 bin 451 dolara indiği bilgisini verdi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 2014 yılını 347 milyon 504 bin 891 dolar ihracatla kapatan süt ve süt ürünleri sektöründe, 2014 yılı Ocak ayında 32 milyon 630 bin 690 dolar, Şubat ayında 32 milyon 292 bin 170 dolar, Mart ayında 35 milyon 226 bin 733 dolar ihracat yapıldığını, 2015 yılında süt ve süt ürünleri ihracatının Ocak ayında 18 milyon 868 bin 880 dolar, Şubat ayında 19 milyon 315 bin 638 dolara, Mart ayında 22 milyon 424 bin 268 dolara düştüğünü belirtti. Bayraktar, 2014 yılında 402 milyon 28 bin 752 dolar olan süt ve ürünleri ihracatının, 2015 yılının ilk çeyreğinde, 2014 yılının aynı dönemine göre yüzde 39,5 azalarak 100 milyon 149 bin 593 dolardan 60 milyon 608 bin 786 dolara indiğine dikkati çekti.
Çevre ülkelerin ekonomik sıkıntılarının, siyasi istikrarsızlıklarının ihracat rakamlarını vurduğunu, ihracatın zorlaştığını bildiren Bayraktar, “ihracat kanallarının zorlanması gerekiyor. Yeni pazarlar bulunmalı, mevcut pazarlar elden kaçırılmamalı, üretim ve ihracat desteklenmeli. Tavuk eti, yumurta ve süt ve süt ürünleri tüketiminin artırılması bir zorunluluk” dedi.

Kırmızı ette üretim artışı ithal et lobilerini zora soktu…


-Kırmızı ette üretim artışı ithal et lobilerini zora soktu…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Kırmızı et üretiminin ilk üç ayda, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,8 gibi yüksek düzeyde artması ithalat isteklerini boşa çıkardı”
-“Bu kadar bir üretim artışı varken, et ithalatı isteğinin mantığını anlamak mümkün değildir”
-“İthalat yapıp artan üretim baltalanmamalıdır”

Ankara – 12.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kırmızı ette üretim artışının ithal et lobilerini zora soktuğunu bildirerek, “Kırmızı et üretiminin ilk üç ayda, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,8 gibi yüksek düzeyde artması ithalat isteklerini boşa çıkardı. Bu kadar bir üretim artışı varken, et ithalatı isteğinin mantığını anlamak mümkün değildir” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2014 yılının ilk üç ayında 184 bin 975 ton olan toplam kırmızı et üretiminin, 2015 yılının aynı döneminde yüzde 13,8 artışla 210 bin 475 tona çıktığını belirtti. Bu dönemde sığır eti üretiminin yüzde 12,6, koyun eti üretiminin yüzde 4,1, keçi eti üretiminin yüzde 112,9, manda eti üretiminin yüzde 174,2 arttığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Mart ayı itibarıyla son 12 yıl et üretimi, 1 milyon 33 bin 772 tona çıktı. Kırmızı et üretiminde artış sürüyor. 2013 yılında 996 bin 155 ton olan toplam kırmızı et üretimi, 2014 yılında 1 milyon 8 bin 272 tona yükseldi. İthal et lobilerine ithaf olunur. Bu kadar bir üretim artışı varken, et ithalatı isteğinin mantığını anlamak mümkün değildir. İthalat yapıp artan üretim baltalanmamalıdır. Kırmızı et üretiminin ilk üç ayda, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,8 gibi yüksek düzeyde artması ithalat isteklerini boşa çıkarmıştır.”

-İthal et lobilerine uyarı-

Ette ithalat lobilerini uyaran Bayraktar, şöyle devam etti:
“Çiftçimizin, üreticimizin en büyük korkusu et ithalatıdır. Geçmişte ithalat, üretime büyük zarar verdi. Yurtdışında milyarlarca döviz ödenmesine neden oldu. İthal et lobileri tatlı para kazanmak istiyorlar. Bunun için politika belirleyicileri de zorluyorlar. Üretici maliyeti ortadadır. Maliyetler düşerse, et fiyatı da ucuzlar. 78 milyon nüfusu, 37 milyon turisti, yabancı çiftçilerin ürettiği ürünlerle mi doyuralım. Çiftçimizin üzerinden sadece para kazanmak amacıyla oynanacak oyunları bozacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Sürdürülebilir hayvancılık politikası için piyasada istikrarın sağlanması çok önemli.”

TZOB’da Bayraktar yönetimi güven tazeledi…


-TZOB’da Bayraktar yönetimi güven tazeledi…

-Tek listeyle gidilen seçimde, Bayraktar,

geçerli oyların tamamını aldı

 

Ankara – 10.05.2015 –  Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) 26’ncı Genel Kurulu’nda, Genel Başkan Şemsi Bayraktar’ın yönetimi güven tazeledi.

Tek listeyle gidilen seçimde, Bayraktar, geçerli oyların tamamını aldı.

 

-Yönetim Kurulu-

 

Yapılan seçimde, Şemsi Bayraktar’ın listesinde yer alan Mehmet Nuri Şeyda Sorman, Mustafa Hepokur, Ahmet Bahadır Sezgin, Nejat Gamzeli, Bekir Şinasi Özdemir, Hasan Kozoğlu, Mehmet Latif Maskan, Mehmet Cevat Delil ve Hüseyin Darcan Yönetim Kurulu asıl üyeliğine seçildi.

Yönetim Kurulu yedek üyeleri, İbrahim Erdallı, Arslan Soydan, Sezayi Çelik, Ramazan Öztürk, Memet Ali Bulut, Abuzer Yıldırımtepe, Ahmet Eyyüpoğlu, Hacı Çetindağ, Recep Muğlu, Şefik Öner’den oluştu.

TZOB’un 26’ncı Genel Kurulu’nda seçilen Yönetim Kurulu, önümüzdeki günlerde toplanarak kendi aralarında görev dağılımı yapacak.

26.Genel Genel Kurul, Başbakan Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu”nun katılımıyla devam ediyor

Sayın Divan,
Sayın Başbakan,
Sayın CHP Genel Başkanı,
Sayın Bakanlar,
Teşrifleri ile Genel Kurulumuzu onurlandıran
çok değerli misafirler,
Ziraat Odamızda yapılan demokratik seçimlerle
Genel Kurulumuza katılan, Odalarımızın değerli başkanları ve değer

li delegeler,
Kıymetli çalışma arkadaşlarım,
Basınımızın güzide temsilcileri,

Şahsım ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu adına, Birliğimizin 26. Genel Kuruluna, Türkiye’nin en büyük çiftçi kongresine hoş geldiniz diyor, sizleri, en derin saygılarımla selamlıyorum.
Ziraat Odalarımız çiftçimizin hizmetinde 134 yılı, Türkiye Ziraat Odaları Birliği ise 52 yılı tamamladı.
Anayasal meslek kuruluşu olarak, çiftçimizin; 4,5 milyon üyemizin hak ve menfaatlerini korumak için faaliyet gösteriyoruz.
Yasa gereği meslek kuruluşu olarak görev yapıyoruz. Fakat çiftçimizin ihtiyacı olduğu için iktisadi işletme kurmaktan da kaçınmıyoruz.
Tahlil laboratuvarları, makine parkları, fabrika, paketleme, ürün işleme, kurutma, depolama ve tohum temizleme tesislerini çiftçimizin hizmetine sokan Ziraat Odalarımızın sayısı hızla artıyor.
Ancak ülkemizde ekonomik örgütlenme çok yetersiz. Kooperatifler ve üretici birlikleri güçlü olmalı. Bunlar idari ve mali yönden güçlü olursa, fonksiyonel hale gelirse, profesyonelce yönetilirse, çiftçimiz de güçlü olur. Üretim maliyetleri azalır, pazarlama imkanları artar. Birlikten kuvvet doğar. Üretici birlikleri güçlü olursa, aracılar ortadan kalkar, tarladan markete giden zincirde üreticimizin 1 liraya yetiştirdiği meyve sebzeyi tüketicimiz 4-5 kat fazlaya satın almak zorunda kalmaz.

Sayın Başbakanım, Değerli Konuklar,
Çiftçimiz, 2013-2014 sezonunda kuraklık ve don başta olmak üzere, sel, aşırı yağış, dolu, fırtına, hortum gibi, hemen tüm doğal afetlerle mücadele etti.
Geçtiğimiz yıl çiftçimizin bağına, bahçesine, tarlasına adeta ateş düştü. Çiftçilerimiz, 2014 yılında sadece doğal afetlerde ürünlerini kaybetmedi, Soma, Ermenek gibi maden facialarında canlarını da kaybetti. Taziyelere gittiğimizde, hayatını kaybedenlerin aynı zamanda çiftçilerimizin olduğunu gördük.
Doğal afetlerin ardından, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan düşük faizli kredi borçları, bir yıl süreyle yüzde 3 faiz uygulanmak koşuluyla ertelendi.
2014 Ekim ayında başlayan bu üretim sezonunda da doğal afetler çiftçimizin yakasını bırakmadı.
Tabii afetler, halen sürüyor. En son Nisan ayında, Malatya’da kayısı, Isparta’da kiraz, kayısı, elma, ceviz ve erik, Manisa’da üzüm bağları, erik ve kiraz, Kayseri’de elma ve kayısı, Karaman’da elma, kayısı, kiraz, Niğde’de elma, kayısı ve kiraz, Bursa’da kiraz, armut, şeftali, elma ve erik, Kahramanmaraş’ta kayısı, Antalya Korkuteli’nde meyve ağaçları dondan zarar gördü. Daha dün Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, İstanbul ve Yalova’da şiddetli fırtına, aşırı yağış ve dolu afeti oldu. Seralar zarar gördü. Meyve ağaçlarında çiçek dökülmeleri, dallarda kırılmalar meydana geldi.
Taleplerimiz üzerine, 2015 yılında yaşanan ve yaşanacak doğal afetlerden ürünü yüzde 30 ve üzerinde zarar gören çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları da geçen yıl olduğu gibi bir yıl süreyle ve yüzde 3 faizle ertelendi.
Çiftçimizin üretimi sürdürebilmesi, tarlada kalmasını hayati derecede önemli buluyoruz. Özellikle doğal afetlerin ardından yeterince desteklenmez, onlara can suyu verecek yardımlar yapılmazsa çiftçimizi, bağında, bahçesinde, tarlasında tutmamız neredeyse imkansız hale gelir. Çiftçimiz, üretimi sürdüremez ve tarımdan koparsa ülkemizin gıda güvencesi de tehlikeye girer.
Tarım sigortaları sistemi, sektörümüzü afetler karşısında korumada büyük bir görev üstlense de bu sistem tek başına yeterli olmamaktadır. Uygulamada çiftçilerimiz birçok sıkıntı çekiyor. Tarım sigortalarında devlet desteğine rağmen, prim bedelleri özellikle hayvancılıkta çiftçimize yüksek geliyor. Hayvancılıkta prim bedeli, sigorta bedelinin yüzde 9,5’ini buluyor. 6 bin liralık bir süt sığırının yıllık sigorta bedeli 570 liraya ulaşıyor. Bunun yarısını devlet verse dahi, üreticimizin ödemesi gereken bedel 285 lirayı buluyor. 30-40 bin liralık bir otomobilin zorunlu trafik sigortası da bu miktara yaptırılabiliyor. 6 bin liralık bir inekle, 30-40 bin liralık otomobilin sigorta primi aynı olur mu? İstanbul trafiğindeki araç mı yoksa ahırdaki inek mi daha fazla risk altında. Takdirlerinize bırakıyorum.
Talebimiz üzerine tarım sigortalarının kapsamı genişletildi.
Öncelikle tarla ürünlerinde don zararını, kuraklığı, kirazda meyve çatlamasını, tüm meyvelerde tomurcuk dönemini, bağ yapraklarında dolu zararını sigorta kapsamına almalıyız.

Sayın Başbakanım, Değerli Konuklar,
Geçen yıl bitkisel üretimimizi sıkıntıya sokan doğal afetlerden, Allaha şükür ki hayvancılığımız çok fazla etkilenmedi. Hayvancılık sektörümüzün gelişiminde şüphesiz son yıllarda önemli bir düzeye ulaşan hayvancılık destekleri çok etkili oldu. Toplam tarım destekleri içinde hayvancılığa verilen desteklerin oranı yüzde 4,5’den yüzde 30’a çıktı.
Toplam büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı, son 4 yılda yüzde 36 artışla 56,1 milyon başa yükseldi.
Kırmızı et üretimimiz de artmaya devam ediyor. 2010’da 781 bin ton olan toplam kırmızı et üretimi, 2014 yılında 1 milyon ton sınırını aştı.
Tüketicinin makul fiyatlarla et yemesinin tek yolu, bazı lobilerin öne sürdüğü gibi ithalat değil, üreticimizin maliyetlerinin düşürülmesidir. Maliyet aşağı çekildiğinde et fiyatları gerileyecektir.
Yeri gelmişken, ette ithalat lobilerini de uyarmak istiyorum. Benim çiftçimin, benim üreticimin en büyük korkusu ithalattır. Geçmişte ithalat, büyük zararlara neden oldu. İthal et lobileri, tatlı para kazanmak uğruna, politika belirleyicileri zorlarlar. Onlar üreticinin sorunuyla ilgilenmezler. Üreticimizin maliyeti nedir diye düşünmezler. Ellerinden gelse 78 milyonluk ülke nüfusunu, 37 milyon turisti, yabancı çiftçilerin ürettiği ürünlerle doyurmak isterler. İthalat politikaları sonucunda ülkede maliyetler yükselecek, süt fiyatları düşecek, üretim batacak, tarımda dış ticaret dengeleri bozulacak umurlarında değildir. Tek amaçları, tek dertleri vardır. O da para kazanmak. Para kazanmak uğruna, başka ülkelerin çiftçilerini finansa ederler. Ancak kendi ülkelerini, kendi çiftçilerini düşünmezler. Üretimin bu ülke için önemini bilmezler. Çiftçimiz üzerinden sadece para kazanmak amacıyla oynanacak bu oyunları bozmak için, bugüne kadar verdiğimiz mücadele, bundan sonra da devam edecek. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
Bu lobilere bir Hadisi Şerifi de hatırlatmak isterim. “Gerçek zenginlik mal mülk zenginliği değil, gönül zenginliğidir”. Yani zengin, malı mülkü olana değil, gönlü zengin olana denir. Allah bu ülkede gönlü zengin olanların eksikliğini göstermesin.
Şu konuya da özellikle dikkati çekmek isterim ki süt fiyatlarında istikrar sağlanmadığı sürece, Türkiye’nin et sorunu olacaktır.
Sürdürülebilir hayvancılık politikası için piyasada istikrarın sağlanması çok önemlidir. İstikrar için bir müdahale kurumuna ihtiyaç vardı. Bunu hükümetimizden talep ettik. Talebimiz üzerine et ve süt hayvancılığının gelişmesi için hayati bir göreve haiz olan bu kurumun oluşturulması fevkalade olumludur. Bu kurumun oluşturulmasında Gıda, Tarım Hayvancılık Bakanımız başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.
Artık sektörde sömürü düzenine son vermek, süt hayvanlarının kesime gitmesini önlemek, oluşan gelirden kazan kazan politikası ile sektördeki herkesimin kazanmasını istiyorsak, Et ve Süt Kurumu olmazsa olmazdır.
Hayvancılıkta kanatlı sektörümüz yüz akı olmaya devam ediyor. Kümes hayvanı sayısı 300 milyona yaklaştı. Yumurta üretimi, 17 milyarı aştı. Kanatlı eti üretimi, 2 milyon tona yaklaştı. Kanatlı sektörü ihracatı 1 milyar doların üzerine çıktı.

Sayın Başbakanım, Değerli Konuklar,
Tarım sektörümüz sadece üretmiyor, üretirken 5,5 milyon çalışanla istihdama da büyük katkıda bulunuyor. İşsizliği de olumlu yönde etkiliyor. Nitekim sektörümüz, ülke genelindeki işsizlik oranını 2,1 puan aşağı çekmiştir.
Son dönemde enflasyonun müsebbibi tarımmış gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Tarımda üretici fiyatları, 2014 yılında yüzde 6,7 arttı. Buna karşın gıda ve alkolsüz içeceklerde fiyat artışı yüzde 12,7’yi buldu. Tarımda üretici enflasyonu, gıdadaki tüketici enflasyonunun altında kalıyor. Şimdi soruyorum, enflasyonun sorumlusu kim? Biz değiliz.
Son günlerde gündemi en fazla patates meşgul eder oldu. Üreticide patates 1 liraya kadar inerken, markette Ankara’da 2, İstanbul’da 3 lira 50 kuruştan satışa sunulmaktadır. Üretici değil, aracılar kazanıyor. Bizim buna odaklanmamız lazım, ithalata değil. İthalat, üreticiye zarar verir. Önümüzdeki yılın üretimini de olumsuz etkiler. Zaten Adana Yumurtalık, Hatay Reyhanlı, İzmir Ödemiş’te yeni ürün patates hasadı başladı. Fiyatlar düşmeye başladı.
Tarım sektörümüz ihracatta 2014 yılında 18 milyar doları geçti. 12,4 milyar dolarlık ithalatımız, 5,6 milyar dolarlık dış ticaret fazlamız bulunuyor. Bu kadar dış ticaret fazlası veren kaç sektör var? Mesela çok övündüğümüz otomotiv sektörü dış ticaret fazlası veriyor mu?
Ekonomiye bu kadar büyük katkısına rağmen çiftçimizin kişi başına düşen yurt içi gelir miktarı, Türkiye ortalamasının 3’te 1’inde kalıyor. Bunun en büyük sebebi tarımın yapısal sorunlarıdır.
Küçük tarımsal işletmeler, çok parçalı arazi yapısı, tamamlanmamış sulama yatırımları, yetersiz örgütlenme başta gelen sorunlardır. Ayrıca, gübre, mazot, elektrik, tohum gibi girdi fiyatlarının yüksekliği de çiftçimizi zorluyor. Bunların çözümüyle Türk tarımı çağ atlar.
Önemli girdilerden gübrede üretimiz yeterli değil. İhtiyacımızın büyük bölümünü ithalatla karşılıyoruz. Ülkemizde en fazla tüketilen gübrelerin fiyatları, son 4 yılda, yüzde 51 ile yüzde 65 arasında değişen oranlarda yükseldi.
Çiftçimizin diğer önemli masraf kapısı da motorindir. Petrolde dışa bağımlı olan ülkemizde, motorin fiyatlarını, ham petrol fiyatları ve dolar kuru belirlemektedir. Motorin fiyatı son 4 yılda yüzde 49 artış gösterdi.
Aynı dönemde başta ayçiçeği, mısır, pamuk, buğday fiyatları olmak üzere ürün fiyatlarındaki artış, gübre ve motorin gibi girdilerdeki fiyat artışının altında kaldı.
Gübre ve mazotta 2003 yılında başlayan desteği olumlu buluyoruz. Ancak, gübre ve mazottaki fiyat yükselişleri de dikkate alınarak maliyetler düşürülmeli, destek artırılmalıdır.
Çiftçimiz açısından bir diğer girdi elektrik de sulamanın artması, seracılığın gelişmesiyle birlikte önemli bir masraf alanı olmaya başladı. Son 4 yılda elektrik fiyatları yüzde 47,1 arttı.
Elektrik birim fiyatının ucuzlaması için uygulanmakta olan yüzde 18 KDV’nin tarımda kullanılan elektrikte yüzde1’e indirilmesini istiyoruz.
Çiftçimiz, önemli bir girdi kalemi olan elektrikte TRT’ye de yüzde 2 pay ödüyor. Sektörümüz, çok önemli sayılacak bu kadar bir kaynakla da desteklenen TRT’nin, yayınlarında tarıma daha fazla yer ayırması, tarıma ve tarımsal eğitime destek vermesi, hatta sadece tarım programları sunan tematik bir TV ve radyo kanalı kurmasını en tabii hakkımız olarak görüyor ve talep ediyoruz.

Sayın Başbakanım, Değerli Konuklar,
Tarım topraklarımızı çok parçalı yapıdan kurtarmamız gerekiyor. Ülkemizde ortalama 5-6 dekara inmiş parsellerle ve bu işletme yapısıyla verimli bir üretim yapmak ve dünyayla rekabet etmek mümkün değildir.
Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma Kanunu’na destek verdik. Bakanlığımızla birlikte çiftçilerimizi bilgilendirme toplantıları düzenledik. Bu kanunu hazırlayan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza ve bu kanuna destek veren iktidar ve muhalefet milletvekillerimize teşekkür ediyoruz.
Hızla devam eden toplulaştırma çalışmalarının hedef olan 14 milyon hektara ulaştırılması tarımımız açısından çok önemlidir.
Yeri gelmişken özellikle vurgulamak isterim ki, dünyada iki şey, harcadığınız emeğin de verdiğiniz desteğin de karşılığını mutlaka verir. Bunlardan biri çocuklarımız, diğeri ise toprağımızdır.
Bu da yetmez, üstün vasıflı tarım arazilerimize gözümüz gibi bakalım. Büyükşehir belediyeleri, tarıma kaynak ayırmalıdır. Valilikler ve büyükşehir belediyeleri, verimli tarım arazilerinin korunması konusunda çok hassas hareket etmeli, Toprak Koruma Kurulları verimli arazileri koruyacak şekilde çalıştırılmalıdır. Toprağın sahibi Ziraat Odaları temsilcilerinin bu kurullarda görev yapması zorunlu olmalıdır.
Kırdan kente göç de ülkemizin en temel sorunlarından birini oluşturuyor. Nüfusumuzu belli oranda kırsalda tutmanın yollarını mutlaka bulmalıyız. Bize göre, bunun yolu, kırsalı kalkındırmaktan ve tarım dışı istihdam yaratmaktan geçer. Kırsal kalkınma desteklerinin artarak devamını istiyoruz.

Sayın Başbakanım, Değerli Konuklar,
Tarımda, verimliliği artıran en temel unsurlardan biri sulamadır. Su zengini olmayan ülkemizde, tarımda sulamanın önemi tartışılmaz.
Teknik ve ekonomik olarak tüm sulanabilir tarım arazilerinde sulama yatırımlarının tamamlanması için büyük sulama projeleri içeren GAP, DAP, KOP gibi dev projelerin bir an önce bitirilmesi gerekiyor.
Son yıllarda tarımsal işletmelerimizin sermaye ihtiyacı arttı. Toplam kredilerin yüzde 3,6’sı tarıma ayrılıyor. Tarımsal kredilerin yaklaşık yüzde 38’i özel bankalardan yüksek faiz üzerinden sağlanıyor.
Bunun önüne geçmek üzere çiftçimizin kredi ihtiyacının tamamına, Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve diğer kamu bankaları aracılığıyla düşük faizli krediyle cevap verilmelidir. Düşük faizli kredi veren kuruluşlar içine diğer kamu bankalarının da dahil edilmesi rekabet ortamı sağlanması açısından da önemlidir.
Kredi kullanımında bir diğer sıkıntı ise kredi başvurusunda alınan masraflar ve komisyon oranlarıdır.
Bankalar kredi verirken çiftçilerimizden ayrıca hayat sigortası ve tarım sigortası yaptırmalarını istiyor, yatırım kredilerinde, ipotek bedeli, limit tahsis masrafı alıyorlar. Normal tarımsal kredide yüzde 8 olan faiz maliyeti; limit tahsis ücreti, komisyon, hayat sigortası ile yüzde 11’e çıkıyor. Aynı tarımsal kredi yüzde 50 indirimli düşük faizli kullanıldığında, faiz yüzde 4 iken; TARSİM tutarı, limit tahsis ücreti, komisyon, hayat sigortası ile birlikte yüzde 7,7’ye yükseliyor. Tabii bu tutarlar, faiz oranına, indirim tutarına, krediyi kullanan çiftçimizin yaşına, riskine göre değişiyor.
Bankaların talep ettiği, komisyon ve diğer masraflar, çiftçimizin yoğun şikayetlerine neden oluyor. Bu konularda yeniden bir düzenlemeyle çiftçilerimizin şikayetleri dikkate alınarak kredi yapılandırılmasına ihtiyaç bulunuyor. Bankalarımızdan da bu konuda sorumlu ve insaflı davranmalarını bekliyoruz.

Sayın Başbakanım, Değerli Konuklar,
Tarım sektörü olarak hedeflerimiz var. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 150 milyar dolarlık hasıla, 40 milyar dolarlık ihracat gelirine ulaşmayı, 85 milyon olacak ülke nüfusunu, 50 milyon turisti beslemeyi, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere çevre ülkelerin gıda açığını kapatan bir tarım sektörü kurmayı hedefliyoruz. Tabii, bütün bunları yapabilmemiz için desteğe ihtiyacımız var. Bu desteğin kanunun öngördüğü şekilde yüzde 1’e çıkarılması birçok sorunumuzun çözümünü kolaylaştıracaktır. Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır.
Desteklerden yüzde 4 stopaj kesilmesi ayrı bir sorunumuz. Çiftçimiz bundan şikayetçi. Çünkü, çiftçimiz zirai kazanç elde etmiyor ki yüzde 4 kesinti yapılsın. Destek alıyor. Nitekim, geçmişte doğrudan gelir desteğinde gelir vergisi yüzde 0 (sıfır) uygulanıyor ve stopaj kesilmiyordu. Bu konuda da desteğinizi bekliyoruz. Dün, Genel Kurulumuzun ilk gününde Sayın Cumhurbaşkanımıza da ifade ettim. Bundan vergi almak, bir babanın, kırtasiye, okul masrafları için çocuğuna verdiği paradan kesinti yapmasına benziyor.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak tarımda verimliliği artırmanın çiftçinin eğitiminden geçtiğinin bilincindeyiz. Eğitim çalışmalarımızı yurdun her köşesine yayma gayreti içindeyiz. Bu çerçevede, genç çiftçi, kadın çiftçi eğitimleri başta olmak üzere bakanlıklar, kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapıyoruz. 14 Mayıs 2012 tarihinde Sayın Bakanımız, Aile ve Sosyal Politikalar ve Orman ve Su İşleri Bakanlarımızla birlikte protokoller imzaladık. Eğitim çalışmalarını başlattık. SGK ile de kayıtdışılığın önlenmesine yönelik eğitim çalışmaları düzenliyoruz.
Onbinlerce çiftçimizin yararlandığı bu eğitimlere tüm hızıyla devam edeceğiz. 2015 yılında, 81 ilde eğitim vermeyi hedefliyoruz.
TZOB Genel Başkanı olarak, SGK Yönetim Kurulu’ndaki görevim vesilesiyle, çiftçilerimize ve Ziraat Odalarımıza yönelik çok önemli düzenlemelerin çıkarılmasına katkıda bulunma fırsatım oldu. Destekleri dolayısıyla SGK Başkan ve Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarıma temsil ettiğim tarım sektörü adına teşekkür ediyorum.
Buradan haberlerimize ayrıntılı olarak yer veren basın kuruluşlarımıza da teşekkürü bir borç biliyorum. Geçen yıl, yazılı, internet, görüntülü medyada TZOB ve Ziraat Odalarımızın 149 bin 364 haberi yer buldu. Yazılı basın haberlerinde sivil toplum kuruluşları arasında ilk sırada yer alarak çiftçimizin sesi olduk.

Sayın Başbakanım, Değerli Konuklar,
Bir ay sonra Genel Seçimleri yapacağız. Ülkemiz, uzun yılların demokratik birikimiyle, bu seçimi layıkıyla yapacaktır. Bu seçimin barış ve huzur içinde geçmesi en büyük temennimizdir. Seçimlerin çiftçimiz, ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.
Sözlerime son verirken, bu düşünce ve duygularla, 26. Genel Kurul Toplantımızın ülkemize, milletimize, çiftçilerimize ve teşkilatımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diler, mitinglerini iptal ederek teşrifleriyle Genel Kurulumuzu onurlandıran Sayın Başbakanımıza ve Sayın CHP Liderine, Sayın Bakanlarımıza, tüm konuklarımıza teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

TZOB’un 26. Genel Kurulu’nda ikinci gün…

-TZOB’un 26. Genel Kurulu’nda ikinci gün…

-Başbakan Davutoğlu: “İnsanlığın kadim birikiminin en asli unsuru tarım sektörüdür”

-“Büyük binalara doğru seyrimizde şehirleşme esnasında topraktan uzaklaştıkça, aslında kendi doğamızdan uzaklaştık.

Ziraatı, tarımı sanki geri kalmış toplumların alanı gibi görme hastalığına tutulduk”

-“Halbuki her şey terk edilebilir ama ziraat ve tarım asla terk edilemez. Her sektörde ihmale şöyle veya böyle zamanla telafi edilebilir ama tarım ve hayvancılıkta ihmal telafi edilemez”

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Tarım Kanunu’nda her yıl milli gelirin yüzde 1’i oranında tarıma teşvik verilir deniyor. Yani 2014’te tarıma teşviğin 17 milyar lira

olması lazımdı. Ne kadar teşvik verildi? 9 milyar lira civarında”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Çiftçilerimiz, 2014 yılında sadece doğal afetlerde ürünlerini kaybetmedi, Soma, Ermenek gibi maden facialarında canlarını da kaybetti”

-“Hayvancılıkta prim bedeli, sigorta bedelinin yüzde 9,5’ini buluyor. 6 bin liralık bir inekle, 30-40 bin liralık otomobilin sigorta primi aynı olur mu? İstanbul trafiğindeki araç mı yoksa ahırdaki inek mi daha fazla risk altında. Takdirlerinize bırakıyorum”

-“Son günlerde gündemi en fazla patates meşgul eder oldu. Üreticide patates 1 liraya kadar inerken, markette Ankara’da 2, İstanbul’da 3 lira 50 kuruştan satışa sunuluyor”

-“Üretici değil, aracılar kazanıyor. Bizim buna odaklanmamız lazım, ithalata değil. İthalat, üreticiye zarar verir. Fiyatlar düşmeye başladı”

-“Bankaların talep ettiği, komisyon ve diğer masraflar, çiftçimizin yoğun şikayetlerine neden oluyor. Bankalarımız bu konuda sorumlu ve insaflı davranmalı”

-Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker:

-“Ziraat Odalarına her zaman destek olduk. Dar günde, zor günde, iyi günde, güzel günde biz sizlerle birlikte olduk. Bundan sonra da gönül birlikteliğimiz devam edecek”

-Bayraktar, Bakan Eker’e Çiftçi Dostu Şeref Belgesi verdi

-Görevde 15 yılını dolduran 9 bölgeden 85 Ziraat Odası başkanına Bakan Eker ve TZOB Genel Başkanı Bayraktar tarafından plaket verildi

 

Ankara – 09.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) 26. Genel Kurulu ikinci gün çalışmalarıyla devam etti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Büyük Anadolu Oteli’nde düzenlenen Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, bugün insanlığın en kadim alanlarından biriyle ilgili bir araya geldiklerini ifade ederek, burada hem Türkiye’nin geleceğini hem de ekonomide tarım ve hayvancılığın rolünü konuşacaklarını anlattı.

İnsanlığın kadim birikiminin en asli unsurunun tarım sektörü olduğunu belirten Davutoğlu, tarım, ziraat ve çiftçiden bahsedildiğinde, aslından topraktan bahsedildiğine dikkati çekti. Davutoğlu, mayası toprak olan ve yine toprağa gidecek insanın, her zaman toprakla barışık ve saygı duymak zorunda olduğunu söyledi. Aşık Veysel’in, “Bu topraklar bizim kimliğimizdir” sözünü hatırlatan Davutoğlu, toprakla hemhal olan ve gönül birliğini kuran tüm çiftçileri selamdı. Davutoğlu, çiftçilerin çabalarıyla toprağın ve Türkiye’nin bereketlendiğini ifade ederek, herkesin toprakla ilgili güzel ve derin hatıralarının olduğunu anlattı.

 

-“Tarım ve toprak olmadan yaşamamız mümkün değil”-

 

Modern topluma geçişte, toprağın ihmal edildiğini dile getiren Davutoğlu, “Büyük binalara doğru seyrimizde şehirleşme esnasında topraktan uzaklaştıkça aslında kendi doğamızdan uzaklaştık. Ziraatı, tarımı, sanki geri kalmış toplumların alanı gibi görme hastalığına tutulduk. Halbuki her şey terk edilebilir ama ziraat ve tarım asla terk edilemez. Her sektörde ihmal şöyle veya böyle zamanla telafi edilebilir ama tarım ve hayvancılıkta ihmal telafi edilemez. Birçok sektör olmadan yaşayabiliriz ama tarım ve toprak olmadan yaşamamız mümkün değil. Yunus Emre,  ‘Sordum sarı çiçeğe’ derken, gönlünden, aslında sarı çiçekle konuşurken, kendi doğasıyla konuşuyor. Hepimiz toprağa merhametle yaklaşalım” diye konuştu.

Yörük Türkmen ovalarındaki yaylalara yazın çıktığında, sürülerle birlikte kaldığını ifade eden Davutoğlu, onların tek tek her bir koyuna ve keçiye nasıl baktığını halen hatırladığını kaydetti.

 

-“Çiftçiye hürmet göstermeyen bir iradenin yaşaması mümkün değildir”

 

Vatandaşlara seslenen Davutoğlu, “Toprağımız, bu bereketli topraklarımız, bizim doğamızın, kendi yüreğimizin bir parçasıdır. Ona özenli yaklaşmak, ona emek veren çiftçilerimize özenle, büyük bir hürmetle yaklaşmak hükümetlerin, devletlerin en asli görevidir. Toprağa hürmet gösteren çiftçiye hürmet göstermeyen bir iradenin yaşaması mümkün değildir. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, ‘Köylüler efendimizdir’ derken de kastettiği budur. Kastedilen sadece şehirli ve köylü ayrımı değil, çiftçilere duyulan hürmettir” dedi.

Davutoğlu, çiftçilerden gelecek her talep ve görüşün, en ince detayına kadar ele alacakları sözünü veren Davutoğlu, bu çerçevede hükümet olarak Ziraat Odaları ve meslek kuruluşları arasında kuracakları sağlıklı ilişkinin, nesillerin geleceği bakımından önemli olduğunu söyledi.

Ekonomik kalkınma için tarım, gıda ve enerji sektörlerinin çok önemli olduğunu vurgulayan Davutoğlu,  “Biz son 12 yıl içinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dış borca ihtiyaç hisseden, bir çok alanda daralma yaşayan bir ekonomiden, küresel rekabeti yüksek bir ekonomiye geçirirken aslında insanımıza, toprağımıza duyduğumuz bir saygının gereğidir” diye konuştu.

Davutoğlu, Türkiye’nin 1998’deki tarımsal üretiminin 33,8 milyar dolar olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“2002’de bu 23,7 milyar. Bir düşüş trendi. Biz iktidarı devraldığımızda, tarım sektörü düşüş trendindeydi ve nereye doğru da düşeceği belli değil. Biz, 23,7 milyar dolardan aldığımız tarım hasılasını milli gelir içerisinde 61,3 milyar dolara çıkardık. Bunu Ziraat Odalarıyla çiftçilerle istişare ederek,  çiftçilerimizle el ele tutarak yaptık.”

Isparta’da afet sebebiyle zarar görenlere ödenmek üzere 30 milyon liranın acilen gönderildiğini bildiren Davutoğlu, “”Bu arada bir müjdeyi de dün akşam mitinglerden döndüğümüzde, gece yarısı imzaladım. Isparta’da afet sebebiyle zarar görenlere ödenmek üzere 30 milyon Türk Lirası acilen Isparta’ya gönderilmiştir. Biz, bir taraftan mitingler, seçimler yaparken, halkımızla buluşurken, diğer taraftan gözümüz kulağımız Türkiye’nin her yerinde. Hiçbir tarım afeti, doğal afet yaşamış yer yok ki acil afet yardımından hemen istifade etmemiş olsun. Varsa bize bildireceksiniz” diye konuştu.

Nerede bir afet varsa, orada çiftçilerin yanında olacaklarını vurgulayan Davutoğlu, zirai mücadele ve ilaç desteği ile tarımda ucuz elektrik kullanımı desteğinin 2002’de kaldırıldığını söyledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 12 yılda tarımda yapılanları anlatarak, toprağı ve emeği koruyamaya dönük, Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modelini geliştirdiklerini, bunun gerçek anlamda bir devrim olduğunu söyledi.

İktidara geldiklerinde, Türkiye haritasında nerede hangi ürünün olduğunu, yetişebileceğini, hangi üründe ihtisaslaşılacağına ilişkin bir resmin bulunmadığını ifade eden Davutoğlu, kendilerinin ülkenin bütününe bakarak, bu bölgelerde neler yapılacağını tek tek ele aldıklarını kaydetti.

Davutoğlu, tarım topraklarının korunması ve bölünmesini engellemek için geçen yıl Mayıs ayında  yasa çıkartıldığına değinerek, bunun ziraatın ve tarımın verimliliği açısından en temel mesele olduğunu dile getirdi.

Küçük topraklarda verimli tarım yapmanın mümkün olmadığını dile getiren Davutoğlu, iktidarlarından önce 41 yılda 450 bin hektar toplulaştırma yapılmışken, 12 yıllık iktidarları döneminde 10 misli artışla 4,5 milyon hektar toplulaştırma yapıldığını ifade etti.

 

-“Tarım sigortası uygulamasını biz başlattık”-

 

Davutoğlu, “Tarım sigortası uygulamasını 2006’da ilk defa biz başlattık. Çiftçimizi doğal afetlerden korumak için sigorta poliçe bedelinin yüzde 50’sini hükümet olarak biz ödüyoruz. Bugüne kadar 1,6 milyar prim desteği sağladık, 1,7 milyar lira hasar tazminatı ödedik.  Geldiğimiz nokta ölçü budur. Bir tarafta 2001’de Dünya Bankası’na yazdığı mektupla bütün destekleri kesen bir hükümet diğer tarafta tarım sigortası üzerinden hasar tazminatı olarak 1,7 milyar ödeyen bir yaklaşım” değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, terör ve şiddetin hayvancılığı gerilettiğini belirterek, “Bizim dönemimizde çıkan Köye Dönüş ile şimdi o meralar şenlendi” dedi.

Davutoğlu, sigorta poliçe bedellerinin en makul düzeyde olması için ilgili sigorta şirketleri ve TZOB ile birlikte oturup gerekli çabayı göstereceklerini belirtti.

 

-“Bizden önce mazot desteği uygulaması yoktu”

 

Davutoğlu, son 13 yılda tarımsal destek verilen ürün sayısını 52’ye çıkardıklarına dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Bizden önce mazot desteği uygulaması yoktu. İlk defa biz başlattık. 2003 yılında ve şu ana kadar yaptığımız mazot desteği, 5,3 milyar lira. Bugün mazot fiyatı üzerinden ve bütün Türk ekonomisinin bütününü, tarım sektörünün bütününü görmeden tek bir alan üzerinde spekülatif istismar alanları açmak bir tür sorumsuzluktur. Çiftçilerimize en ucuz girdiyi ne şekilde başlayabileceksek onu sağlayacağız. Özellikle bunu mazot desteği, destek şeklinde yapıyoruz ki genel enerji piyasası ile ilgili bir etkileşim olmasın ve doğrudan çiftçimizin cebine bu destek girebilsin.

Son 13 yılda prim desteğinin 15 kat artarak 2,7 milyar liraya ulaştı. 2003-2024 döneminde toplam 21 milyar lira prim desteği verildi. 70 milyar tarımsal destek, 21 milyar prim desteği. Çiftçiye yönelik destekleri artırmaya devam edeceğiz. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından çiftçiye kullandırılan kredi miktarında 43 kat artış sağladıklarını dile getirerek, iktidara geldiklerinde 529 milyon lira olan çiftçileri kullandırılan kredi miktarının 22,8 milyar liraya yükseltildiğini aktardı. 2002 yılında sadece 83 milyon lira hayvancılık desteği vardı. 2015 bütçesinde 3 milyar lira hayvancılık desteği var. Verdiğimiz teşviklerle hayvancılıkta, süt üretimi 8,4 milyondan 18,8 milyon tona çıktı. Bütün süt üreticilerimizi tebrik ediyorum. Kırmızı et üretimi 421 bin tondan 1 milyon tona, tavuk eti üretimi 696 bin tondan 1,9 milyon tona çıktı. Yumurta üretimi 11,5 milyar adetten 17,1 milyar adede çıktı.”

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu-

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, genel kurulda yaptığı konuşmada, 2007 yılında kabul edilen Tarım Kanunu’nda “Her yıl milli gelirin yüzde 1’i oranında tarıma teşvik verilir” dendiğini belirterek, “Yani 2014’te tarıma teşviğin 17 milyar lira olması lazımdı. Ne kadar teşvik verildi? 9 milyar civarında” diye konuştu. 

2003-2014 arası 12 yılda Türkiye’nin tarım ve gıda ithalatına ödediği paranın 350 milyar lira olduğunu bildiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Sadece 2014 yılında ithal ettiğimiz ürünlerin değeri 44 milyar lira. 44 milyar liranın yarısını bizim çiftçiye ödeselerdi emin olun sadece Türkiye’yi değil biz Orta Doğu’yu da beslerdik. Bizim insanımız çalışkan. 103 ülkeden tarım ürünü ithal ediliyor. 2014 yılında tarıma verilen destek 9 milyar lira. Bütün tarıma verilen destek 9 milyar lira. İthalata ödenen para 44 milyar lira. Desteğin tam 5 katı.

2003-2014 yılları arasında Türkiye’nin canlı hayvan ihracatı 121 milyon dolar oldu. Canlı hayvan ithalatı 2 milyar 503 milyon dolar. Kaçak hayvan hariç.

2012 yılında buğday ithalatına 1 milyar 1 milyon dolar ödendi. 2013’te 1 milyar 3 milyon dolar ödemişiz. 2014’te 1 milyar 546 milyon dolar ödemişiz. Neyimiz eksik ki biz buğday ithal ediyoruz? Neyimiz yanlış ki bu ülkenin çiftçisi buğday, arpa, pamuk üretmiyor? Neyimiz eksik? Bakın bir Türkiye nasıl güçlü olur? Burada bir Türkiye haritası vardı, üzerinde şeftalisinden buğdayına kadar bütün renkler vardı. İşte benim özlediğim Türkiye o, güzel Türkiye o, üreten Türkiye o. Alın teri döken çiftçinin gerçek Türkiyesi o. Biz bunu istiyoruz. Bizim istediğimiz Türkiye bu, herkes kazansın, kaybedeni olmasın. 2007’de kabul edilen Tarım Kanunu’nda ‘Her yıl milli gelirin yüzde 1’i oranında tarıma teşvik verilir’ deniyor. 7 yılda çiftçinin bu hükümetten alacağı 44 milyar liradır Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre. Gayet açık, gayet net. Diyor ki kanun yüzde 1’ini vereceksin diyor çiftçiye destek olarak. Sizin hakkınız. Meclis’ten kanun çıkmış.”

Bağımsız bir kuruluşun 26 ilde yaptığı ankete göre, çiftçilerin yüzde 65’inin geçinemediğini beyan ettiğini bildiren Kılıçdaroğlu, “Çiftçi köylünün efendisidir. Birini efendi yapmak istiyorsan önce onun alın terinin karşılığını vereceksin. Çiftçi için mazotu 1,5 lira yapacağız. Mazottan ÖTV ve KDV kalkacak. Her köyde mutlaka bir ziraat mühendisi olması lazım. Fındık borsasını Karadeniz’de kuracağız” dedi.

 

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar-

 

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, genel kurulda yaptığı konuşmada, çiftçinin, 2013-2014 sezonunda kuraklık ve don başta olmak üzere, sel, aşırı yağış, dolu, fırtına, hortum gibi, hemen tüm doğal afetlerle mücadele ettiğini bildirerek, “Geçtiğimiz yıl çiftçimizin bağına, bahçesine, tarlasına adeta ateş düştü. Çiftçilerimiz, 2014 yılında sadece doğal afetlerde ürünlerini kaybetmedi, Soma, Ermenek gibi maden facialarında canlarını da kaybetti. Taziyelere gittiğimizde, hayatını kaybedenlerin aynı zamanda çiftçilerimizin olduğunu gördük” dedi.

2014 Ekim ayında başlayan bu üretim sezonunda da doğal afetler çiftçimizin yakasını bırakmadığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tabii afetler, halen sürüyor. En son Nisan ayında, Malatya’da kayısı, Isparta’da kiraz, kayısı, elma, ceviz ve erik, Manisa’da üzüm bağları, erik ve kiraz, Kayseri’de elma ve kayısı, Karaman’da elma, kayısı, kiraz, Niğde’de elma, kayısı ve kiraz, Bursa’da kiraz, armut, şeftali, elma ve erik, Kahramanmaraş’ta kayısı, Antalya Korkuteli’nde meyve ağaçları dondan zarar gördü. Daha dün Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, İstanbul ve Yalova’da şiddetli fırtına, aşırı yağış ve dolu afeti oldu. Seralar zarar gördü. Meyve ağaçlarında çiçek dökülmeleri, dallarda kırılmalar meydana geldi.

Taleplerimiz üzerine, 2015 yılında yaşanan ve yaşanacak doğal afetlerden ürünü yüzde 30 ve üzerinde zarar gören çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları da geçen yıl olduğu gibi bir yıl süreyle ve yüzde 3 faizle ertelendi.

 

-“Çiftçinin tarlada kalması hayati derecede önemli”-

 

Çiftçimizin üretimi sürdürebilmesi, tarlada kalmasını hayati derecede önemli buluyoruz. Özellikle doğal afetlerin ardından yeterince desteklenmez, onlara can suyu verecek yardımlar yapılmazsa çiftçimizi, bağında, bahçesinde, tarlasında tutmamız neredeyse imkansız hale gelir. Çiftçimiz, üretimi sürdüremez ve tarımdan koparsa ülkemizin gıda güvencesi de tehlikeye girer.

Tarım sigortaları sistemi, sektörümüzü afetler karşısında korumada büyük bir görev üstlense de bu sistem tek başına yeterli olmamaktadır. Uygulamada çiftçilerimiz birçok sıkıntı çekiyor. Tarım sigortalarında devlet desteğine rağmen, prim bedelleri özellikle hayvancılıkta çiftçimize yüksek geliyor. Hayvancılıkta prim bedeli, sigorta bedelinin yüzde 9,5’ini buluyor. 6 bin liralık bir süt sığırının yıllık sigorta bedeli 570 liraya ulaşıyor. Bunun yarısını devlet verse dahi, üreticimizin ödemesi gereken bedel 285 lirayı buluyor. 30-40 bin liralık bir otomobilin zorunlu trafik sigortası da bu miktara yaptırılabiliyor. 6 bin liralık bir inekle, 30-40 bin liralık otomobilin sigorta primi aynı olur mu? İstanbul trafiğindeki araç mı yoksa ahırdaki inek mi daha fazla risk altında. Takdirlerinize bırakıyorum. Talebimiz üzerine tarım sigortalarının kapsamı genişletildi. Öncelikle tarla ürünlerinde don zararını, kuraklığı, kirazda meyve çatlamasını, tüm meyvelerde tomurcuk dönemini, bağ yapraklarında dolu zararını sigorta kapsamına almalıyız.”

Geçen yıl bitkisel üretimimizi sıkıntıya sokan doğal afetlerden, hayvancılığı çok fazla etkilenmediğini, hayvancılık sektörümüzün gelişiminde şüphesiz son yıllarda önemli bir düzeye ulaşan hayvancılık desteklerinin çok etkili olduğunu bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Toplam tarım destekleri içinde hayvancılığa verilen desteklerin oranı yüzde 4,5’den yüzde 30’a çıktı. Toplam büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı, son 4 yılda yüzde 36 artışla 56,1 milyon başa yükseldi. Kırmızı et üretimimiz de artmaya devam ediyor. 2010’da 781 bin ton olan toplam kırmızı et üretimi, 2014 yılında 1 milyon ton sınırını aştı. Tüketicinin makul fiyatlarla et yemesinin tek yolu, bazı lobilerin öne sürdüğü gibi ithalat değil, üreticimizin maliyetlerinin düşürülmesidir. Maliyet aşağı çekildiğinde et fiyatları gerileyecektir. Yeri gelmişken, ette ithalat lobilerini de uyarmak istiyorum. Benim çiftçimin, benim üreticimin en büyük korkusu ithalattır. Geçmişte ithalat, büyük zararlara neden oldu. İthal et lobileri, tatlı para kazanmak uğruna, politika belirleyicileri zorlarlar. Onlar üreticinin sorunuyla ilgilenmezler. Üreticimizin maliyeti nedir diye düşünmezler. Ellerinden gelse 78 milyonluk ülke nüfusunu, 37 milyon turisti, yabancı çiftçilerin ürettiği ürünlerle doyurmak isterler. İthalat politikaları sonucunda ülkede maliyetler yükselecek, süt fiyatları düşecek, üretim batacak, tarımda dış ticaret dengeleri bozulacak umurlarında değildir. Tek amaçları, tek dertleri vardır. O da para kazanmak. Para kazanmak uğruna, başka ülkelerin çiftçilerini finansa ederler. Ancak kendi ülkelerini, kendi çiftçilerini düşünmezler. Üretimin bu ülke için önemini bilmezler. Çiftçimiz üzerinden sadece para kazanmak amacıyla oynanacak bu oyunları bozmak için, bugüne kadar verdiğimiz mücadele, bundan sonra da devam edecek. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Bu lobilere bir Hadisi Şerifi de hatırlatmak isterim. ‘Gerçek zenginlik mal mülk zenginliği değil, gönül zenginliğidir’. Yani zengin, malı mülkü olana değil, gönlü zengin olana denir. Allah bu ülkede gönlü zengin olanların eksikliğini göstermesin.

Şu konuya da özellikle dikkati çekmek isterim ki süt fiyatlarında istikrar sağlanmadığı sürece, Türkiye’nin et sorunu olacaktır.

Sürdürülebilir hayvancılık politikası için piyasada istikrarın sağlanması çok önemlidir. İstikrar için bir müdahale kurumuna ihtiyaç vardı. Bunu hükümetimizden talep ettik. Talebimiz üzerine et ve süt hayvancılığının gelişmesi için hayati bir göreve haiz olan bu kurumun oluşturulması fevkalade olumludur. Bu kurumun oluşturulmasında Gıda, Tarım Hayvancılık Bakanımız başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

Artık sektörde sömürü düzenine son vermek, süt hayvanlarının kesime gitmesini önlemek, oluşan gelirden kazan kazan politikası ile sektördeki herkesimin kazanmasını istiyorsak, Et ve Süt Kurumu olmazsa olmazdır.

Hayvancılıkta kanatlı sektörümüz yüz akı olmaya devam ediyor. Kümes hayvanı sayısı 300 milyona yaklaştı. Yumurta üretimi, 17 milyarı aştı. Kanatlı eti üretimi, 2 milyon tona yaklaştı. Kanatlı sektörü ihracatı 1 milyar doların üzerine çıktı.”

 

-“Patates üreticide 1 lira”-

 

Tarım sektörünün sadece üretmediğini, üretirken 5,5 milyon çalışanla istihdama da büyük katkıda bulunduğunu, işsizliği de olumlu yönde etkilediğini, nitekim sektörün, ülke genelindeki işsizlik oranını 2,1 puan aşağı çektiğini vurgulayan Bayraktar, “Son dönemde enflasyonun müsebbibi tarımmış gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Tarımda üretici fiyatları, 2014 yılında yüzde 6,7 arttı.  Buna karşın gıda ve alkolsüz içeceklerde fiyat artışı yüzde 12,7’yi buldu. Tarımda üretici enflasyonu, gıdadaki tüketici enflasyonunun altında kalıyor. Şimdi soruyorum, enflasyonun sorumlusu kim? Biz değiliz. Son günlerde gündemi en fazla patates meşgul eder oldu. Üreticide patates 1 liraya kadar inerken, markette Ankara’da 2, İstanbul’da 3 lira 50 kuruştan satışa sunulmaktadır. Üretici değil, aracılar kazanıyor. Bizim buna odaklanmamız lazım, ithalata değil. İthalat, üreticiye zarar verir. Önümüzdeki yılın üretimini de olumsuz etkiler. Zaten Adana Yumurtalık, Hatay Reyhanlı, İzmir Ödemiş’te yeni ürün patates hasadı başladı. Fiyatlar düşmeye başladı” dedi.

Tarım sektörünün ihracatta 2014 yılında 18 milyar doları geçtiğini, 12,4 milyar dolarlık ithalat, 5,6 milyar dolarlık dış ticaret fazlası verdiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:

“Bu kadar dış ticaret fazlası veren kaç sektör var? Mesela çok övündüğümüz otomotiv sektörü dış ticaret fazlası veriyor mu? Ekonomiye bu kadar büyük katkısına rağmen çiftçimizin kişi başına düşen yurt içi gelir miktarı, Türkiye ortalamasının 3’te 1’inde kalıyor. Bunun en büyük sebebi tarımın yapısal sorunlarıdır. Küçük tarımsal işletmeler, çok parçalı arazi yapısı, tamamlanmamış sulama yatırımları, yetersiz örgütlenme başta gelen sorunlardır. Ayrıca, gübre, mazot, elektrik, tohum gibi girdi fiyatlarının yüksekliği de çiftçimizi zorluyor. Bunların çözümüyle Türk tarımı çağ atlar. Önemli girdilerden gübrede üretimiz yeterli değil. İhtiyacımızın büyük bölümünü ithalatla karşılıyoruz. Ülkemizde en fazla tüketilen gübrelerin fiyatları, son 4 yılda, yüzde 51 ile yüzde 65 arasında değişen oranlarda yükseldi. Çiftçimizin diğer önemli masraf kapısı da motorindir. Petrolde dışa bağımlı olan ülkemizde, motorin fiyatlarını, ham petrol fiyatları ve dolar kuru belirlemektedir. Motorin fiyatı son 4 yılda yüzde 49 artış gösterdi. Aynı dönemde başta ayçiçeği, mısır, pamuk, buğday fiyatları olmak üzere ürün fiyatlarındaki artış, gübre ve motorin gibi girdilerdeki fiyat artışının altında kaldı. Gübre ve mazotta 2003 yılında başlayan desteği olumlu buluyoruz. Ancak, gübre ve mazottaki fiyat yükselişleri de dikkate alınarak maliyetler düşürülmeli, destek artırılmalıdır. Çiftçimiz açısından bir diğer girdi elektrik de sulamanın artması, seracılığın gelişmesiyle birlikte önemli bir masraf alanı olmaya başladı. Son 4 yılda elektrik fiyatları yüzde 47,1 arttı. Elektrik birim fiyatının ucuzlaması için uygulanmakta olan yüzde 18 KDV’nin tarımda kullanılan elektrikte yüzde1’e indirilmesini istiyoruz.

Çiftçimiz, önemli bir girdi kalemi olan elektrikte TRT’ye de yüzde 2 pay ödüyor. Sektörümüz, çok önemli sayılacak bu kadar bir kaynakla da desteklenen TRT’nin, yayınlarında tarıma daha fazla yer ayırması, tarıma ve tarımsal eğitime destek vermesi, hatta sadece tarım programları sunan tematik bir TV ve radyo kanalı kurmasını en tabii hakkımız olarak görüyor ve talep ediyoruz.”

Tarım topraklarını çok parçalı yapıdan kurtarmak gerektiğini, ülkede ortalama 5-6 dekara inmiş parsellerle ve bu işletme yapısıyla verimli bir üretim yapmanın ve dünyayla rekabet etmenin mümkün olmadığını bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma Kanunu’na destek verdik. Bakanlığımızla birlikte çiftçilerimizi bilgilendirme toplantıları düzenledik. Bu kanunu hazırlayan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza ve bu kanuna destek veren iktidar ve muhalefet milletvekillerimize teşekkür ediyoruz. Hızla devam eden toplulaştırma çalışmalarının hedef olan 14 milyon hektara ulaştırılması tarımımız açısından çok önemlidir. Yeri gelmişken özellikle vurgulamak isterim ki, dünyada iki şey, harcadığınız emeğin de verdiğiniz desteğin de karşılığını mutlaka verir. Bunlardan biri çocuklarımız, diğeri ise toprağımızdır. 

Bu da yetmez, üstün vasıflı tarım arazilerimize gözümüz gibi bakalım. Büyükşehir belediyeleri, tarıma kaynak ayırmalıdır. Valilikler ve büyükşehir belediyeleri, verimli tarım arazilerinin korunması konusunda çok hassas hareket etmeli, Toprak Koruma Kurulları verimli arazileri koruyacak şekilde çalıştırılmalıdır. Toprağın sahibi Ziraat Odaları temsilcilerinin bu kurullarda görev yapması zorunlu olmalıdır.

Kırdan kente göç de ülkemizin en temel sorunlarından birini oluşturuyor. Nüfusumuzu belli oranda kırsalda tutmanın yollarını mutlaka bulmalıyız. Bize göre, bunun yolu, kırsalı kalkındırmaktan ve tarım dışı istihdam yaratmaktan geçer. Kırsal kalkınma desteklerinin artarak devamını istiyoruz.

Tarımda, verimliliği artıran en temel unsurlardan biri sulamadır. Su zengini olmayan ülkemizde, tarımda sulamanın önemi tartışılmaz. Teknik ve ekonomik olarak tüm sulanabilir tarım arazilerinde sulama yatırımlarının tamamlanması için büyük sulama projeleri içeren GAP, DAP, KOP gibi dev projelerin bir an önce bitirilmesi gerekiyor. Son yıllarda tarımsal işletmelerimizin sermaye ihtiyacı arttı. Toplam kredilerin yüzde 3,6’sı tarıma ayrılıyor. Tarımsal kredilerin yaklaşık yüzde 38’i özel bankalardan yüksek faiz üzerinden sağlanıyor.

Bunun önüne geçmek üzere çiftçimizin kredi ihtiyacının tamamına, Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve diğer kamu bankaları aracılığıyla düşük faizli krediyle cevap verilmelidir. Düşük faizli kredi veren kuruluşlar içine diğer kamu bankalarının da dahil edilmesi rekabet ortamı sağlanması açısından da önemlidir.

Kredi kullanımında bir diğer sıkıntı ise kredi başvurusunda alınan masraflar ve komisyon oranlarıdır. Bankalar kredi verirken çiftçilerimizden ayrıca hayat sigortası ve tarım sigortası yaptırmalarını istiyor, yatırım kredilerinde, ipotek bedeli, limit tahsis masrafı alıyorlar. Normal tarımsal kredide yüzde 8 olan faiz maliyeti; limit tahsis ücreti, komisyon, hayat sigortası ile yüzde 11’e çıkıyor. Aynı tarımsal kredi yüzde 50 indirimli düşük faizli kullanıldığında, faiz yüzde 4 iken; TARSİM tutarı, limit tahsis ücreti, komisyon, hayat sigortası ile birlikte yüzde 7,7’ye yükseliyor. Tabii bu tutarlar, faiz oranına, indirim tutarına, krediyi kullanan çiftçimizin yaşına, riskine göre değişiyor. Bankaların talep ettiği, komisyon ve diğer masraflar, çiftçimizin yoğun şikayetlerine neden oluyor. Bu konularda yeniden bir düzenlemeyle çiftçilerimizin şikayetleri dikkate alınarak kredi yapılandırılmasına ihtiyaç bulunuyor. Bankalarımızdan da bu konuda sorumlu ve insaflı davranmalarını bekliyoruz.

Tarım sektörü olarak hedeflerimiz var. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 150 milyar dolarlık hasıla, 40 milyar dolarlık ihracat gelirine ulaşmayı, 85 milyon olacak ülke nüfusunu, 50 milyon turisti beslemeyi, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere çevre ülkelerin gıda açığını kapatan bir tarım sektörü kurmayı hedefliyoruz. Tabii, bütün bunları yapabilmemiz için desteğe ihtiyacımız var. Bu desteğin kanunun öngördüğü şekilde yüzde 1’e çıkarılması birçok sorunumuzun çözümünü kolaylaştıracaktır. Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır.

Desteklerden yüzde 4 stopaj kesilmesi ayrı bir sorunumuz. Çiftçimiz bundan şikayetçi. Çünkü, çiftçimiz zirai kazanç elde etmiyor ki yüzde 4 kesinti yapılsın. Destek alıyor. Nitekim, geçmişte doğrudan gelir desteğinde gelir vergisi yüzde 0 (sıfır) uygulanıyor ve stopaj kesilmiyordu. Bu konuda da desteğinizi bekliyoruz. Dün, Genel Kurulumuzun ilk gününde Sayın Cumhurbaşkanımıza da ifade ettim. Bundan vergi almak, bir babanın, kırtasiye, okul masrafları için çocuğuna verdiği paradan kesinti yapmasına benziyor.”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak tarımda verimliliği artırmanın çiftçinin eğitiminden geçtiğinin bilincinde olduklarını vurgulayan Bayraktar, “Eğitim çalışmalarımızı yurdun her köşesine yayma gayreti içindeyiz. Bu çerçevede, genç çiftçi, kadın çiftçi eğitimleri başta olmak üzere bakanlıklar, kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapıyoruz. 14 Mayıs 2012 tarihinde Sayın Bakanımız, Aile ve Sosyal Politikalar ve Orman ve Su İşleri Bakanlarımızla birlikte protokoller imzaladık. Eğitim çalışmalarını başlattık. SGK ile de kayıtdışılığın önlenmesine yönelik eğitim çalışmaları düzenliyoruz. Onbinlerce çiftçimizin yararlandığı bu eğitimlere tüm hızıyla devam edeceğiz. 2015 yılında, 81 ilde eğitim vermeyi hedefliyoruz” dedi.

Bayraktar, SGK Yönetim Kurulu’ndaki görevi dolayısıyla çiftçilere ve Ziraat Odalarına yönelik çok önemli düzenlemelerin çıkarılmasına katkıda bulunma fırsatım olduğunu bildirerek, destekleri dolayısıyla SGK Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerine tarım sektörü adına teşekkür etti.

Şemsi Bayraktar, TZOB ve Ziraat Odaları olarak, geçen yıl, yazılı, internet, görüntülü medyada yer alan 149 bin 364 haberle yer alması, yazılı basın haberlerinde sivil toplum kuruluşları arasında ilk sırada bulunması nedeniyle basın kuruluşlarına teşekkür ederek “çiftçimizin sesi olduk” dedi.

 

-Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker-

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, Ziraat Odalarına her zaman destek olduklarını ifade ederek, “Dar günde, zor günde, iyi günde, güzel günde biz sizlerle birlikte olduk. Bundan sonra da gönül birlikteliğimiz devam edecek” diye konuştu.

Genel seçimler öncesinde verilen vaatlere değinen Eker, kendilerinin vaatlerden değil, hakikatlerden konuşmak durumunda olduklarını söyledi.

“Çiftçinin hiçbir sorunu yok, asla böyle bir şey demedim” diyen Eker, çiftçiliğin, tabiatı gereği zor ve sorunlu olduğunu, hiç beklenmedik bir anda beklenilmeyen sorunlarla karşılaşılabildiğini anlattı.

Tarım sektörüyle ilgili her kararın birlikte alındığını ifade eden Eken, “Eğer 10 yıl içinde benim bakanlığım dönemimde, ‘Sayın Bakan sen şu şu şu kararları hiç bize danışmadın, sen bunları yaptın’ diyeceğiniz bir konu varsa söyleyin. İşin sırrı burada. Sizinle bizim gönül birliğimiz var, biz birbirimizin dilinden anlarız. Sadece seçim zamanlarında sizinle karşılaşmıyoruz, sadece vaat için de sizinle birlikte bulunmadık. Hep birlikte olduk” dedi.

 

– “Türkiye’de ekilmeyen arazi yok”-

 

Eker, Türkiye’de ekilmeyen arazinin olmadığını, mirasçılar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle birinin arazileri ektiğini ancak resmiyette sahip gözükmediği bildirdi. Saman ithalatıyla ilgili eleştirileri anımsatan Eker, “Üreticiyi, eğer karaborsaya mahkum edecek bir sonuca ulaşacaksa ben üretici için dışarıdan saman değil ne gerekiyorsa almaya hazırım. Eğer gerekirse bir daha yaparım, yeter ki üretici mağdur olmasın” ifadelerini kullandı.

Bu sene 10 milyar lira destek verileceğini anlatan Eker, şu an itibarıyla bunun 5 milyar lirasının ödendiğini, yağlı tohum desteği olarak yaklaşık 1 milyar 400 milyon liranın da 27 Mayıs itibarıyla ödeneceğini kaydetti.

Türkiye’de çiftçilerin dünyadaki ülkelerle rekabet gücünü artırmak için maliyetlerin düşürülmesi gerektiğini bildiren Eker, böylelikle çiftçinin üreteceği gelirlerle daha çok refaha ulaşmasının sağlanacağını söyledi.

 

-Bakan Eker’e Çiftçi Dostu Şeref Belgesi-

 

Eker’in konuşmasının ardından TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Bakan Eker’e Çiftçi Dostu Şeref Belgesi verdi. Bayraktar, Bakan Eker ile fevkalade uyumlu, samimi bir çalışma yürüttüklerini, bunda Bakan Eker’in rolünün büyük olduğunu bildirdi. Bayraktar, “Sayın Eker ile bakan olmadan önce TBMM’de Tarım Komisyonu üyeliği ve alt komisyon başkanlığı döneminde uyumlu çalıştık. Tarım Bakanlığı döneminde, bizim görüşümüzü almadan hiçbir kanun çıkmadı. Biz, hakkımızı helal ediyoruz. Hayırlı bir yaşam diliyoruz. Onurla üstlenmiş olduğu 10 yıllık bakanlığı döneminde, Türk çiftçisinin daima yanında, moral kaynağı oldu. Sayın Eker’e Çiftçi Dostu Şeref Belgesi’ni sunmaktan onur duyuyorum” dedi.

Bakan Eker de “en büyük ödül bu. Çiftçi Dostu Şeref Belgesi, bizim için şereflerin en yücesidir” diye konuştu.

Daha sonra sonunda görevde 15 yılını dolduran 9 bölgeden 85 Ziraat Odası başkanına Bakan Eker ve TZOB Genel Başkanı Bayraktar tarafından plaket verildi.

Genel Kurulun ikinci gününe, Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Vekili Nihat Pakdil, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı İsmail Kemaloğlu,  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı M. Hadi Tunç, SGK Başkanı Yadigar Gökalp İlhan, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdür İrfan Güvendi, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Mevlüt Gümüş, Tarım Reformu Genel Müdürü Gürsel Küsek, Su Ürünleri Genel Müdürü Durali Koçak, Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) Başkanı Ekrem Yüce katıldı.