TZOB Mayıs ayı üretici tüketici fiyatları araştırması…


-TZOB Mayıs ayı üretici tüketici fiyatları araştırması…

-İncirde üretici market fiyat farkı yüzde 500’e yaklaştı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Mart ve Nisan ayında olduğu gibi Mayıs ayında da üretici market fiyat farkında birinci olan kuru incirde, fiyat farkı yüzde 498’i geçti”

-“Üretici market fiyat farkında kuru inciri, yüzde 437 ile maydanoz, yüzde 393 ile salatalık, yüzde 361 ile kabak, yüzde 341 ile karpuz, yüzde 318 ile sivri biber izledi”

-“Kuru incir 6 kat, maydanoz 5,4 kat, salatalık 4,9 kat, kabak 4,6 kat, karpuz 4,4, sivri biber 4,2, kuru kayısı 3,1, marul 3,1, domates 3 katı fiyata satılmaktadır. Bu kadar fahiş fiyat farkı olur mu?”

-“Bu düzene son verilmeli, aradaki zincir kırılmalı, fiyat makası daralmalı, üretici kazanmalı, tüketici de fahiş fiyata ürün tüketmemelidir”

-“Üreticide fiyatı en fazla artan ürün olan limonda, mevsimsel özellikler nedeniyle arzdaki azalmaya bağlı olarak fiyatların artış gösterdi. Elma ve havuçta da benzer bir durum söz konusu”

-“Kuru kayısı ve kuru üzümde ise meydana gelen don nedeniyle rekoltenin düşük beklenmesi fiyatları artırdı”

-“Üreticide fiyatı en fazla düşen ürünlerden sivri biber, salatalık, domates, kabak, yeşil soğan, çilek, marul, patates, kuru soğan ve patlıcanda hasat edilen ürün miktarının artmasıyla fiyatlar geriledi”

 

Ankara – 31.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, incirde üretici market fiyat farkının yüzde 500’e yaklaştığını bildirerek, “Mart ve Nisan ayında olduğu gibi Mayıs ayında da üretici market fiyat farkında birinci olan kuru incirde, fiyat farkı yüzde 498’i geçti” dedi.

Bayraktar, TZOB’un Mayıs ayı üretici, hal, pazar, market fiyatları konusunda bilgi verirken, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, tarladan markete, üreticiden tüketiciye, halkın tamamını yakından ilgilendiren gıda fiyatlarındaki değişimleri, takip etmeye ve kamuoyunu doğru bilgilendirme amacıyla açıklamalara devam ettiklerini belirtti.

Şemsi Bayraktar, ürün grupları itibarıyla bakıldığında, üretici market fiyatları arasındaki farkın yaş sebze ve meyvede maydanozda yüzde 437,25, kurutulmuş ürünlerde kuru incirde yüzde 498,18, baklagillerde nohutta yüzde 181,34, pirinçte yüzde 142,76, zeytinyağında yüzde 85,28 ve hayvansal ürünlerde sütte yüzde 178,84’lere kadar çıktığı görüldüğü bilgisini verdi.

Üretici ve market arasında fiyat farkının en fazla olduğu ürünün yüzde 498,18 farkla kuru incirde gerçekleştiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Kuru incirden sonra fiyat farkı sırasıyla maydanozda yüzde 437,25, salatalıkta yüzde 393,27, kabakta 361, karpuzda 341,09, sivri biberde yüzde 318,08’dir. Yine kuru kayısıda yüzde 212,08, marulda yüzde 210,67, domateste yüzde 200,19 fark vardır. Bu, kuru incir 6 kat, maydanoz 5,4 kat, salatalık 4,9 kat, kabak 4,6 kat, karpuz 4,4, sivri biber 4,2, kuru kayısı 3,1, marul 3,1, domates 3 katı fiyata satılmaktadır.

Üreticide 5 lira 50 kuruş olan kuru incir, markette 32 lira 90 kuruştur. Yine tarlada adedi 17 kuruş olan maydanoz, markette 91 kuruşa satılmaktadır. 34 kuruşluk salatalığın fiyatı 1 lira 66 kuruşa, 49 kuruş olan kabağın fiyatı 2 lira 26 kuruşa, 55 kuruş olan karpuzun fiyatı 2 lira 43 kuruşa, 55 kuruş olan sivri biberin fiyatı ise 2 lira 30 kuruşa çıkmaktadır. Üreticide 12 lira olan kuru kayısı markette 37 lira 45 kuruşa verilebilmektedir. Tarlada adedi 75 kuruş olan marul markette 2 lira 33 kuruşa, 88 kuruş olan domates 2 lira 63 kuruşa fiyat bulmaktadır. Üreticide 2 lira 26 kuruş olan nohut, tüketiciye 6 lira 36 kuruşa, 1 lira 15 kuruş olan süt, tüketiciye 3 lira 21 kuruşa mal olmaktadır. Bu kadar fahiş fiyat farkı olur mu? Bu düzene son verilmeli, aradaki zincir kırılmalı, fiyat makası daralmalı, üretici kazanmalı, tüketici de fahiş fiyata ürün tüketmemelidir.”

 

-Market fiyatlarındaki değişim-

 

Bayraktar, Mayıs ayında market fiyatlarında sadece kuru kayısı fiyatında değişim görülmezken, fiyat düşüşünün yüzde 42,82 ile en fazla domateste meydana geldiğini belirtti. Domatesteki fiyat düşüşünü yüzde 31,91 ile patates, yüzde 31,50 ile sivri biber, yüzde 22,61 ile patlıcan, yüzde 20,37 ile marul, yüzde 20,25 ile kuru soğan, yüzde 18,28 ile yeşil soğan, yüzde 17,65 ile salatalık, yüzde 13,47 ile kabak, yüzde 12,67 ile kuru fasulye, yüzde 8,28 ile nohut ve yüzde 5,59 ile pirincin izlediğini bildiren Bayraktar, markette en fazla fiyat artışının yüzde 21,61 ile limonda görüldüğünü, limondaki fiyat artışını yüzde 15,62 ile kuru üzüm, yüzde 14,43 ile toz şeker, yüzde 13,62 ile yeşil mercimek, yüzde 8,16 ile havuç ve yüzde 7,31 ile zeytinyağının takip ettiği bilgisini verdi.

 

-Üretici fiyatlarındaki değişim-

 

Mayıs ayında üretici fiyatlarında maydanoz, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru kayısı, kuru incir ve süt fiyatlarında değişim olmadığını bildiren Bayraktar, “fiyatı en fazla düşen ürün yüzde 54,17 oran ile sivri biber oldu. Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 53,56 ile salatalık, yüzde 49,13 ile domates, yüzde 45,25 ile kabak, yüzde 42,89 ile yeşil soğan, yüzde 34,95 ile çilek, yüzde 34,78 ile marul, yüzde 32,57 ile patates, yüzde 30 ile kuru soğan, yüzde 13,55 ile patlıcan izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 31,19 oran ile elmada görüldü. Elmadaki fiyat artışını yüzde 26,39 ile kuru üzüm, yüzde 20,89 ile havuç, yüzde 15,28 ile fındık, yüzde 15 ile zeytinyağı, yüzde 14,91 ile limon takip etti” dedi.

 

-Fiyat değişimlerinin nedenleri-

 

Üreticide fiyatı en fazla artan ürün olan limonda, mevsimsel özellikler nedeniyle arzdaki azalmaya bağlı olarak fiyatların artış gösterdiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Elma ve havuçta da benzer bir durum söz konusu. Arzdaki daralma nedeniyle fiyatlar yükseldi. Kuru kayısı ve kuru üzümde meydana gelen don nedeniyle rekoltenin düşük beklenmesi fiyatları artırdı.

Üreticide fiyatı en fazla düşen ürünlerden sivri biber, salatalık, domates, kabak, yeşil soğan, çilek, marul, patates, kuru soğan ve patlıcanda hasat edilen ürün miktarının artmasıyla birlikte fiyatlar geriledi. Daha önce de dile getirdiğimiz gibi özellikle kuru soğan ve patateste yeni ürün hasadının başlamış olması fiyatları düşürdü. Kilogram fiyatı kuru soğanda 1 lira 45 kuruşa, patateste 2 lira 56 kuruşa indi.”

Seçilmiş ürünlerde 29 Mayıs 2015 tarihi itibarıyla ortalama üretici, hal, pazar ve market fiyatları;

 

Ürünler

Üretici

Hal

Pazar

Market

Hal/ Üretici

Pazar/ Üretici

Market/ Üretici

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Domates

0,88

1,12

2,08

2,63

27,62

137,14

200,19

Salatalık

0,34

0,56

1,67

1,66

65,84

395,05

393,27

Sivri Biber

0,55

0,73

2,00

2,30

33,33

263,64

318,08

Patlıcan

0,85

1,12

1,58

2,24

32,15

86,39

164,83

Kabak

0,49

0,86

1,58

2,26

75,17

223,13

361,00

Yeşil Fasulye

1,66

2,15

3,00

3,75

29,26

80,36

125,25

Havuç

1,54

1,88

2,50

3,13

21,49

61,99

102,48

Marul (Adet)

0,75

1,08

2,15

2,33

44,00

186,67

210,67

Maydanoz (Adet)

0,17

0,26

0,68

0,91

52,94

300,00

437,25

Yeşil Soğan (Kg)

1,17

1,52

2,56

2,85

30,47

119,96

144,64

Kuru Soğan

0,56

0,75

1,38

1,45

33,93

145,54

159,42

Patates

1,00

1,44

2,33

2,56

43,64

132,75

155,36

Limon

1,58

2,60

3,40

4,41

64,56

115,19

178,94

Elma

1,38

2,26

2,58

3,84

64,07

87,54

178,72

Çilek

2,10

3,21

4,25

5,15

53,02

102,70

145,60

Kiraz

3,75

4,67

5,17

6,90

24,44

37,78

83,87

Karpuz

0,55

0,95

1,75

2,43

72,73

218,18

341,09

Kuru Fasulye

3,10

5,60

7,80

7,83

80,65

151,61

152,69

Nohut

2,26

3,60

5,13

6,36

59,29

126,77

181,34

Kırmızı Mercimek

2,07

3,90

4,25

5,49

88,41

105,31

165,27

Yeşil Mercimek

2,62

3,75

5,25

5,72

43,13

100,38

118,13

Pirinç

2,75

4,60

5,40

6,68

67,27

96,36

142,76

Kuru Kayısı

12,00

 

23,50

37,45

95,83

212,08

Kuru Üzüm

4,55

 

10,50

13,45

130,77

195,60

Kuru İncir

5,50

14,50

32,90

163,64

498,18

Fındık (İç)

38,56

50,00

58,46

29,67

51,60

Antep Fıstığı

29,00

40,00

51,75

37,93

78,45

Yumurta

0,18

0,40

0,40

128,57

130,48

Süt (Litre)

1,15

3,21

178,84

Dana Eti

23,40

37,05

58,32

Kuzu Eti

22,13

41,77

88,75

Zeytinyağı

11,50

21,31

85,28

Mısırözü Yağı

6,35

Ayçiçek Yağı

5,61

Toz Şeker

4,14

Tavuk Eti

6,41

 


Not: Hal, pazar ve market verileri Ankara, İzmir, İstanbul, Mersin, Antalya ve Bursa illerinden derlenen ortalama fiyatlardır. Üretici fiyatları ise ürünlere göre önemli üretim merkezlerinden derlenmektedir. Pirinç, kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek için belirtilen hal fiyatları toptan satış fiyatlarıdır.  Dana eti, kuzu eti, Antep fıstığı ve fındık fiyatı serbest piyasa fiyatıdır.

 

Seçilmiş ürünlerde market fiyatlarındaki aylık değişim:

 

Ürünler

Market Fiyatları

30 Nisan 2015

(TL/Kg)

Market Fiyatları

29 Mayıs 2015

(TL/Kg)

30 Nisan 2015/ 29 Mayıs 2015

Değişim (Yüzde)

Limon

3,62

4,41

21,61

Kuru Üzüm

11,63

13,45

15,62

Toz Şeker

3,62

4,14

14,43

Yeşil Mercimek

5,03

5,72

13,62

Havuç

2,89

3,13

8,16

Zeytinyağı

19,85

21,31

7,31

Elma

3,66

3,84

4,82

Kuzu Eti

40,26

41,77

3,75

Dana Eti

35,79

37,05

3,53

Kırmızı Mercimek

5,35

5,49

2,72

Süt (Litre)

3,15

3,21

1,80

Fındık (İç)

57,47

58,46

1,72

Kuru İncir

32,45

32,90

1,39

Antep Fıstığı

51,47

51,75

0,55

Ayçiçek Yağı

5,59

5,61

0,33

Kuru Kayısı

37,45

37,45

0,00

Tavuk Eti

6,46

6,41

-0,71

Yumurta

0,41

0,40

-1,63

Mısırözü Yağı

6,53

6,35

-2,77

Çilek

5,36

5,15

-3,92

Maydanoz (Adet)

0,95

0,91

-3,97

Pirinç

7,07

6,68

-5,59

Nohut

6,93

6,36

-8,28

Kuru Fasulye

8,97

7,83

-12,67

Kabak

2,61

2,26

-13,47

Salatalık

2,02

1,66

-17,65

Yeşil Soğan

3,49

2,85

-18,28

Kuru Soğan

1,82

1,45

-20,25

Marul (Adet)

2,93

2,33

-20,37

Patlıcan

2,89

2,24

-22,61

Sivri Biber

3,36

2,30

-31,50

Patates

3,76

2,56

-31,91

Domates

4,59

2,63

-42,82

 

Seçilmiş ürünlerde üretici fiyatlarındaki aylık değişim:

 

Ürünler

Üretici Fiyatları

30 Nisan 2015

(TL/Kg)

Üretici Fiyatları

29 Mayıs 2015

(TL/Kg)

30 Nisan 2015/ 29 Mayıs 2015

Değişim (Yüzde)

Elma

1,05

1,38

31,19

Kuru Üzüm

3,60

4,55

26,39

Havuç

1,28

1,54

20,89

Fındık (İç)

33,45

38,56

15,28

Zeytinyağı

10,00

11,50

15,00

Limon

1,38

1,58

14,91

Dana Eti

22,80

23,40

2,63

Kuzu Eti

21,88

22,13

1,14

Maydanoz (Adet)

0,17

0,17

0,00

Kuru Fasulye

3,10

3,10

0,00

Nohut

2,26

2,26

0,00

Kırmızı Mercimek

2,07

2,07

0,00

Yeşil Mercimek

2,62

2,62

0,00

Pirinç

2,75

2,75

0,00

Kuru Kayısı

12,00

12,00

0,00

Kuru İncir

5,50

5,50

0,00

Süt (Litre)

1,15

1,15

0,00

Yumurta

0,19

0,18

-7,89

Antep Fıstığı

31,50

29,00

-7,94

Patlıcan

0,98

0,85

-13,55

Kuru Soğan

0,80

0,56

-30,00

Patates

1,49

1,00

-32,57

Marul (Adet)

1,15

0,75

-34,78

Çilek

3,22

2,10

-34,95

Yeşil Soğan

2,04

1,17

-42,89

Kabak

0,90

0,49

-45,25

Domates

1,72

0,88

-49,13

Salatalık

0,73

0,34

-53,56

Sivri Biber

1,20

0,55

-54,17


Karpuzda hasat zamanı…



 -Karpuzda hasat zamanı…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Karpuz hasadı Adana’da kıyı kesimlerinde başladı”
-“Bu sezon üretimin, geçen yıla göre yüzde 0,9 oranında artışla 3,9 milyon tonu aşacağı tahmin ediliyor”
-“Üretimin geçen yılki seviyelerde seyredecek olması nedeniyle büyük fiyat oynamaları beklemiyoruz”
-“İhracat ve ithalatın üretim rakamlarına göre düşük kalması, karpuzda fiyatların esas itibarıyla iç piyasadaki talepten etkilendiğini ortaya koyuyor”
-“Karpuzda fiyat istikrarı için, üretim planlaması yapılmalı, tüketim artırılmalı, ihracat desteklenmelidir” 
-“Yüzde 166’lara kadar çıkan üretici ve market fiyat farkını düşürmek için pazarlama sorunları çözülmelidir”
-“Bunun da yolu idari ve mali yönden güçlü üretici birliklerinden geçer”
-“Karpuzun üretiminde ilk sırayı yüzde 18,7’lik pay ile Adana alıyor. Bu ilimizi yüzde 10,4 ile Antalya, yüzde 6,1 ile İzmir, yüzde 4,5 ile Diyarbakır izliyor”
-“Yeterli olgunluğa erişmeyen karpuzlar hasat edilmemeli”

 

            Ankara – 29.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaz aylarının sevilen ürünü karpuzda hasadın Adana’da kıyı kesimlerde başladığını bildirerek, “bu sezon üretimin, geçen yıla göre yüzde 0,9 oranında artışla 3,9 milyon tonu aşacağı tahmin ediliyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, ülkemizde daha çok meyve olarak bilinen, ancak meyvesi yenen bir sebze olan karpuzun, yaz aylarında yediden yetmişe sevilerek tüketilen bir ürün olduğunu vurguladı. Karpuz hasadının Adana’nın kıyı kesimlerinde başladığını bildiren Bayraktar, önümüzdeki dönemde hasadın yoğunlaşmasıyla birlikte bol miktarda tüketebileceğini, üretim miktarı ve sağladığı istihdamla önemli bir ürün olduğunu belirtti.

Bitkisel üretim birinci tahminlerine göre, karpuz üretiminde 2014 yılına göre büyük bir değişim beklenmediğini, 2014 yılında 3 milyon 885 bin 617 ton olan üretimin 3 milyon 919 bin 962 tona çıkacağının tahmin edildiğini bildiren Bayraktar, üretimin geçen yılki seviyelerde seyredecek olması nedeniyle büyük fiyat oynamaları beklemediklerini vurguladı.

 

-Yeterli üretim var-

 

İhracat ve ithalatın üretim rakamlarına göre düşük kalmasının, karpuzda fiyatların esas itibarıyla iç piyasadaki talepten etkilendiğini ortaya koyduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Nisan, Mayıs aylarında yapılan turfanda karpuz ithalatı hariç Türkiye’de yeterli miktarda üretimde bulunmakta az da olsa bir miktar ihracat yapmaktadır. Üretim maliyetleri önemli bir sorundur. Karpuzda içte pazarlama ve planlama sorunu da bulunmaktadır. Batılı ülkelerin kooperatifleşerek, üretici birlikleri kurarak çözdüğü sebze ve meyvede pazarlama sorunu ülkemizde hala çözülememiş konular içinde yer almaktadır. Pazarlama sorunu sürdüğü müddetçe üretici ve market fiyatları arasındaki fark devam edecek, üretici yeterince para kazanamazken, tüketici de pahalı ürün tüketmek durumunda kalacaktır. Üretici birlikleri idari ve mali açıdan fonksiyonel hale getirilmeli, profesyonelce yönetilmelidir.

Nitekim, 2014 yılında tarlada karpuz kilogramı 44 kuruştan satılırken, markette tüketici 1 lira 17 kuruşa karpuz almak zorunda kalmıştır. Aradaki fiyat farkı yüzde 166 olmuştur. Karpuzda fiyat istikrarı için, üretim planlaması yapılmalı, tüketim artırılmalı, ihracat desteklenmelidir. Yüzde 166’lara kadar çıkan üretici ve market fiyat farkını düşürmek için pazarlama sorunları çözülmelidir. Bunun da yolu idari ve mali yönden güçlü üretici birliklerinden geçer.”

 

-Yıllık ortalama kişi başına karpuz tüketimi 44,5 kilogram-

 

Sebzeler içinde yer alan karpuzun ülkemizde en fazla üretilen ve tüketilen ürünler içinde yer aldığını bildiren Bayraktar, “yıllık ortalama kişi başına karpuz tüketimi 44,5 kilogramı bulmaktadır. Bol miktarda C vitaminin içeren, beta karoten ve potasyum bakımından zengin, içerdiği antioksidanlar nedeniyle sağlık üzerinde faydalı olduğu uzmanlarca dile getirilen karpuzda yurtiçi talebinin artırılması için çalışmalar yapılmalıdır” dedi.

 

-Adana Türkiye’de birinci, Türkiye dünyada üçüncü-

 

            Türkiye’de 2014 yılı itibarıyla 28 milyon 569 bin 781 ton olan sebze üretiminin 3 milyon 885 bin 617 tonunu karpuzun oluşturduğunu, bu üretim rakamının 2015 yılında birinci tahmin verilerine göre, 3 milyon 919 bin 962 tona çıkacağını vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Toplam sebze üretimimizin yüzde 13,6’u karpuza aittir. Ülkemizde karpuzun üretiminin illere göre dağılımına baktığımızda, ilk sırada üretimden aldığı yüzde 18,7’lik pay ile Adana gelmektedir. Adana ilimizi yüzde 10,4 ile Antalya, yüzde 6,1 ile İzmir, yüzde 4,5 ile Diyarbakır izlemektedir.

            Ülkemiz, dünya karpuz üretiminde son yıllara kadar Çin’in ardından ikinci sırada geliyordu. Geçen yıl, İran üretimde Türkiye’yi çok az önünde yer aldı. Çin, karpuz üretiminde tartışmasız olarak, çok açık farkla birinci sırada bulunuyor. Dünyada üretilen 109,3 milyon tonluk karpuz üretiminin üçte ikisini, yüzde 66,8 payla Çin karşılıyor. İran ve Türkiye yüzde 3,6’şarlık payla ikinci, üçüncü sırada. Bu ülkeleri yüzde 2 payla Brezilya, yüzde 1,7 payla Mısır, yüzde 1,6 payla ABD, yüzde 1,4’er payla Özbekistan ve Cezayir, yüzde 1,3 payla Rusya, yüzde 1,1 payla Vietnam izliyor.”

2014 yılında Türkiye’nin 40 bin 643 ton ihracat, 28 bin 856 ton ithalat yaptığını belirten Bayraktar, “ihracatta Irak, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Polonya, Gürcistan, Bulgaristan, Rusya, Romanya, Hollanda’nın başı çekti. İhracatın dörtte biri Irak’a yapıldı. İthalatın çok büyük bölümü İran’dan. 28 bin 856 tonluk ithalatta İran’ın payı yüzde 91,7’yi buluyor. 2014 yılında İran’dan ithalatın yüzde 48,2’si Nisan’da, yüzde 43’ü ise Mayıs’ta yapıldı. Gümrük vergisinin yüzde 86,4 olduğu karpuzda, Mayıs ayından sonra yoğun hasadın başlamasıyla birlikte ithalat cazip olmaktan çıkıyor” dedi. 

Bayraktar, hasadın başladığı şu günlerde özellikle yeterli olgunluğa erişmeyen karpuzların hasat edilmemesini istedi, bu konuya azami dikkat edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Yıllar itibarıyla karpuz ekilen alan ve üretim miktarı:

 

Yıllar

Ekilen Alan (Dekar)

Üretim (Ton)

2005

1.165.460

3.970.000

2006

1.090.219

3.805.306

2007

1.082.076

3.796.680

2008

1.096.112

4.002.285

2009

997.205

3.810.205

2010

956.598

3.683.103

2011

979.644

3.864.489

2012

977.322

4.022.296

2013

979.458

3.887.324

2014

954.627

3.885.617

 

İllerin 2014 yılı karpuz üretimi ve üretim aldıkları pay:

İller

Üretim (Ton)

Aldığı Pay (Yüzde)

Adana

726.030

18,69

Antalya

403.759

10,39

İzmir

238.005

6,13

Diyarbakır

172.893

4,45

Samsun

135.950

3,50

Mersin

135.560

3,49

Şanlıurfa

125.579

3,23

Manisa

124.705

3,21

Bursa

121.220

3,12

Mardin

118.458

3,05

Ankara

115.993

2,99

Balıkesir

99.393

2,56

Muğla

99.039

2,55

Karaman

87.960

2,26

Denizli

86.780

2,23

Adıyaman

80.980

2,08

Edirne

76.769

1,98

Bilecik

71.614

1,84

Batman

68.356

1,76

Aydın

62.601

1,61

Konya

54.306

1,40

Tekirdağ

54.219

1,40

Muş

46.296

1,19

Gaziantep

45.866

1,18

Tokat

41.125

1,06

İstanbul

35.092

0,90

Burdur

33.277

0,86

Çanakkale

30.398

0,78

Uşak

30.302

0,78

Iğdır

29.710

0,76

Sakarya

28.613

0,74

Kahramanmaraş

22.845

0,59

Osmaniye

22.100

0,57

Kırklareli

20.306

0,52

Kırıkkale

16.664

0,43

Isparta

15.387

0,40

Kocaeli

14.565

0,37

Malatya

13.517

0,35

Elazığ

12.784

0,33

Şırnak

12.154

0,31

Erzincan

12.118

0,31

Niğde

9.897

0,25

Kilis

9.744

0,25

Sinop

9.315

0,24

Yozgat

8.751

0,23

Çorum

8.595

0,22

Eskişehir

8.099

0,21

Afyonkarahisar

7.583

0,20

Kütahya

7.442

0,19

Bingöl

7.153

0,18

Amasya

6.203

0,16

Aksaray

5.847

0,15

Hatay

5.641

0,15

Bitlis

5.550

0,14

Kayseri

5.026

0,13

Kırşehir

4.975

0,13

Siirt

4.449

0,11

Van

4.322

0,11

Ağrı

4.115

0,11

Hakkari

3.608

0,09

Çankırı

3.267

0,08

Tunceli

3.054

0,08

Sivas

2.147

0,06

Düzce

1.764

0,05

Yalova

1.446

0,04

Nevşehir

1.304

0,03

Erzurum

1.020

0,03

Bartın

965

0,02

Zonguldak

363

0,01

Bolu

188

0,00

Artvin

165

0,00

Kastamonu

119

0,00

Karabük

107

0,00

Bayburt

105

0,00

Türkiye Geneli

3.885.617

100,00

Bayraktar’a hemşehrilerinden ziyaret

-Bayraktar’a hemşehrilerinden ziyaret

-Ankara’daki Sakaryalılar Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri TZOB Genel Başkanlığına yeniden seçilen Şemsi Bayraktar’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu

 

Ankara – 28.05.2015 – Sakaryalılar Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) 26. Genel Kurul’da yeniden Genel Başkanlığa seçilen Şemsi Bayraktar’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunarak, başarı dileklerini iletti.

TZOB Genel Merkezindeki ziyarete, Ankara’daki Sakaryalılar Vakfı Başkanı İrfan Çelik ile yönetim kurulu üyeleri, SGK Yönetim Kurulu üyesi eski TÜRK-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, THK Genel Kurumu Genel Başkanı Vacit Öktem, Gençlik ve Spor Bakanlığı Daire Başkanı Ömer Kalkan, Tütün ve Alkol Üst Kurulu Başkanlık Müşaviri Bülent Çaycı’nın yanı sıra Koop-İş Sendikası Genel Başkanı ve TÜRK-İŞ Teşkilatlandırma Sekreteri Eyüp Alemdar katıldı.

Vakıf üyeleri ziyarette, Bayraktar’ın TZOB Genel Başkanlığına seçilmesinin hemşehrileri olarak kendilerini çok sevindirdiğini belirterek, görevinde başarılar diledi; ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni etti. 

Kahramanmaraş Oda Başkanlarından Bayraktar’a hayırlı olsun ziyareti


-Kahramanmaraş Oda Başkanlarından Bayraktar’a hayırlı olsun ziyareti

 

Ankara – 25.05.2015 –  Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a hayırlı olsun ziyaretleri sürüyor.

Kahramanmaraş’tan 9 Ziraat Odası Başkanı, TZOB Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden Genel Başkanlığa seçilmesinden duydukları memnuniyeti ifade ederek, hayırlı olsun dediler.

Kahramanmaraş Ziraat Odaları’nın kabulünde, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Bahadır Sezgin de hazır bulundu.

Soya fasulyesi ekimi başladı


-Soya fasulyesi ekimi başladı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Beslenmedeki öneminin yanı sıra, 400’ün üzerinde endüstriyel ürünün üretiminde kullanılan soya, fiyat, elde edilen gelir ve pazarlamada mısır, pamuk, buğday, yerfıstığı gibi ürünlerle rekabet edemiyor, ekim alanları artırılamıyor”

-“Ülkemizde yağlı tohumlar içinde en fazla ithalatı yapılan ürün soyadır”
-“2014 yılında toplam yağlı tohum, yağ ve küspe ithalatına ödenen miktar 4,3 milyar doları buldu”
-“Bu tutarın yüzde 34’ünü soya ve ürünleri oluşturdu”
-“Ülkemizde soya üretiminin artırılması için uzun yıllardır çalışılsa da artış sağlanamadı”
-“Ekim alanlarımızda artış sağlayabilecek en önemli faktör, alımlar ve uygulanan fiyat politikalarıdır”
-“Ülkemizin dışa bağımlı soya üretimi ile hayvancılığa rekabetçi bir yapı kazandırması mümkün değildir”
-“Dünya Ticaret Örgütü ile yapılan anlaşmalar gereği, yağlı tohum ve ham yağ ithalatındaki sınırlamayı kaldıran vergi oranları, ülkemiz lehine yeniden düzenlenmelidir”

Ankara – 25.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sağlıklı beslenmedeki öneminin yanı sıra 400’ün üzerinde endüstriyel ürünün üretiminde de kullanılan ender tarla bitkilerinden soya fasulyesinde ekim döneminin başladığını belirterek, “Ancak bu önemdeki soya, fiyat, elde edilen gelir ve pazarlamada mısır, pamuk, buğday, yerfıstığı gibi ürünlerle rekabet edemiyor, ekim alanları bir türlü artırılamıyor” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, birinci ürün soya ekiminin Karadeniz Bölgesi’nde Mayıs ayı ortalarından itibaren başladığını, Haziran ayının 15’ine kadar devam edeceğini; Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise soyanın genel olarak ikinci ürün olarak ekildiğini ve buğday hasadından sonra ekimin yapıldığını bildirdi.
Soya fasulyesinin olağanüstü özellikleriyle sağlıklı beslenmedeki öneminin yanı sıra tutkal, mürekkep, sabun, benzin, böcek ilacı, alkol, plastik ve lastik gibi 400’ün üzerinde endüstriyel ürünün üretiminde kullanılan ender tarla bitkilerinden biri olduğu bilgisini veren Bayraktar, şöyle devam etti:

-Üretimi yağlı tohumlarda dünyada ilk sırada-

“Türkiye’de gıda sektöründe son yıllarda yaygınlaşmaya başlayan tüketiminin dışında soya, ağırlıklı olarak yem sektöründe; yağı alındıktan sonra geriye kalan küspe bol miktarda protein içerdiğinden, iyi bir hayvan yemi olarak özellikle kanatlı yem rasyonlarında yüksek oranda kullanılmaktadır.
FAO verilerine göre dünyada soya dahil 15 çeşit yağlı tohumlu bitki üretimi yapılmaktadır. Yağlı tohumlu bitkileri dünyadaki üretim miktarları açısından değerlendirdiğimizde ilk sırada soya fasulyesinin yer aldığı, bu ürünü çiğit, kanola, yer fıstığı, ayçiçeği, susam ve aspirin izlediği görülmektedir.”
Dünyada soya üretiminin birkaç ülkenin tekelinde olduğunu, 2014 yılında dünya soya üretiminin yüzde 86’sının ABD, Brezilya, Arjantin ve Çin tarafından gerçekleştirildiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

-En fazla üretim Adana’da-

“Ülkemizde yağlı tohumlu ürün üretiminde ilk sırada çiğit yer alırken, bu ürünü ayçiçeği, soya, yer fıstığı, susam, kanola ve diğerleri izlemektedir. 2014 yılında toplam 15 ilimizde üretimi yapılan soya, en fazla Adana ilinde yetiştirilmektedir. Toplam soya üretiminin yüzde 61’i Adana ilinde gerçekleştirilmiştir. Adana ilinden sonra en fazla üretim Mersin, Samsun, Osmaniye, Mardin illerinde yapılmaktadır. Bu 5 il, 2014 yılı toplam üretimin yüzde 97,5’ini karşılamıştır.
Ülkemizde soya üretimi ihtiyaca yetmemekte, her yıl ithalat yapılmaktadır. Soya üretiminin artırılması için uzun yıllar çalışmalar yapılsa da üretim artışı sağlanamamıştır. Soya üretimi son 30 yılda en fazla 2013 yılında 180 bin ton olarak gerçekleşmiştir. 2014 yılında ise soya üretimi 2013 yılına göre yüzde 16,7 oranında azalarak 150 bin tona gerilemiştir.
Soyanın Çukurova ve Ege Bölgesinde münavebeyle ikinci ürün olarak ekimi, İç Anadolu, Karadeniz Bölgesi ve Marmara bölgelerimizde ise ana ürün olarak ekimi oldukça uygundur. Ancak, soya, fiyat, elde edilen gelir ve pazarlama konularında mısır, pamuk, buğday, yerfıstığı gibi ürünlerle rekabet edememekte, bu nedenle ekim alanları artırılamamaktadır. Özellikle soya fasulyesinde gümrük vergisi uygulanmaması nedeniyle alıcılar ithal ürünü tercih etmekte, üretici ise kolay pazarlayacağı ve daha fazla gelir elde edeceği pamuk, mısır, buğday, yerfıstığı gibi diğer ürünlere yönelmektedir.”

-Yağlı tohumlar ithalatının ilk sırasında-

Ülkemizdeki üretimi yeterli olmadığı için sanayicinin ihtiyacının hemen tamamına yakınını ithal üründen karşıladığını anlatan Bayraktar, “Ayrıca gümrük vergi oranlarının düşük olması ithalatı cazip hale getirmektedir. 2014 yılı gümrük vergi oranları soya fasulyesinde yüzde 0, soya yağında yüzde 31,2, soya küspesinde yüzde 5 olarak tespit edilmiştir. 2015 yılı vergi oranları da bu şekilde belirlenmiştir. Soya fasulyesinde her yıl yapılan ithalat nedeniyle, dünya fiyatlarının düşük gerçekleştiği yıllarda üreticiler ürünü pazarlayacak yer bulmakta zorlanmaktadır. Bu durum da üretici daha kolay pazarlayacağı ürünleri tercih etmelerine neden olmaktadır” dedi.
Yağlı tohumlar içinde ülkemizde en fazla soya ithalatı yapıldığına dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
“2014 yılında toplam yağlı tohum, yağ ve küspe ithalatına ödenen miktar 4,3 milyar doları buldu. Gerçekleştirilen toplam tutarın yüzde 34’ünü soya ve ürünleri oluşturdu.
2013 yılında 1,07 milyon ton olarak gerçekleşen soya fasulyesi ithalatı, 2014 yılında yüzde 87 artarak 2 milyon tona ulaşmıştır. Son bir yılda soya yağı ithalatı yüzde 12, soya küspesi ithalatı ise yüzde 43 oranında azaldı. Ülkemizde soya fiyatları dünya fiyatlarına göre şekillenmektedir. Son 3 yıldır dünya soya fiyatlarının gerilemesi ülkemizde de fiyatların düşmesine neden oldu. Çukobirlik soya alım fiyatlarına bakıldığında 2012 yılında kilogramı 117,5 kuruş olan fiyat, 2013 yılında 110 kuruşa, 2014 yılında 107,5 kuruşa gerilemiştir. Piyasa fiyatları Çukobirlik fiyatları ile eşdeğer olmaktadır. Soya primleri de son beş yıldır kilogramına 50 kuruş olarak ödenmektedir.”

-Ekim alanlarında değişiklik beklenmiyor-

Ülkemizde bu yıl soya ekim alanlarında genel olarak bir değişim beklendiğini de vurgulayan Bayraktar, yerfıstığı fiyatlarının artmasıyla Osmaniye ilinde bu yıl ikinci ürün ekilişi olarak soya yerine yerfıstığına yönelme olduğunu, Antep fıstığı ve fındık rekoltelerinin yaşanan don afeti nedeniyle azalmasının yerfıstığı tüketimini artırdığını ve talebin artmasıyla fiyatların yükseldiğini bildirdi. Bayraktar, bu durumu gözlemleyen üreticinin de soya yerine yerfıstığını tercih ettiğini belirtti.
Hayvancılık sektöründe ana girdilerden birinin yem olduğuna işaret eden Bayraktar, soyanın hayvancılıkta oldukça fazla kullanılan bir yem hammaddesi olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
“Ülkemizin dışa bağımlı soya üretimi ile hayvancılığa rekabetçi bir yapı kazandırması mümkün değildir.
Yağlı tohumlu bitkilerin üretiminde üretimi teşvik edici bir fiyat politikası izlemeli, üretici üretimden vazgeçirilmemelidir. Ekim alanlarındaki artışa neden olabilecek en önemli faktör alımlar ve uygulanan fiyat politikalarıdır.
Yağlı tohumlu bitkilerin üretimini teşvik etmek amacıyla uygulanan politikalardan biri de prim uygulamasıdır. Prim uygulamasının amacına ulaşabilmesi ise ancak primlerin yeterli miktarda verilebilmesine bağlıdır. Primler kendinden beklenen amacı gerçekleştirecek düzeyde belirlenmelidir. Yağlı tohumlu bitkilerin üretim alanlarının başka ürünlere kaymasını önlemek bakımından, üretim teşvik edilmelidir.
Dünya Ticaret Örgütü çerçevesinde soya ürünlerinin ithalatında uygulanan gümrük vergilerinin üst sınırları bellidir. Bu sınırlar, dış piyasa fiyatları ile üreticimizin rekabet edebilmesi için yüksek değildir. Bundan dolayı soyada özellikle üreticinin ürün pazarlama dönemi olan hasat ve sonrasında tarife dışı engellerle ithalat kesinlikle önlenmelidir. Dünya Ticaret Örgütü ile yapılan anlaşmalar gereği, yağlı tohum ve ham yağ ithalatındaki sınırlamayı kaldıran vergi oranlarının, ülkemiz lehine yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.”

Kayısıyı bu yıl da don vurdu…


-Kayısıyı bu yıl da don vurdu…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Geçen yıl don kayısıya büyük hasar vermişti. Bu yıl da kayısı dondan etkilendi. Bazı bölgelerimizde yüzde 60’lara varan ürün kaybı bekleniyor”

-“Dünya kuru kayısı üretimi ve ticaretinin yaklaşık yüzde 75’ini yapan, bu üründen 2013 yılında 314,1 milyon dolar kuru kayısı, 42,5 milyon dolarlık da taze kayısı olmak üzere 356,6 milyon dolarlık ihracat geliri elde eden Türkiye için kayısı çok önemli”
-“Üreticilerimizin uğradığı kaybın bir nebze olsun karşılanması, tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanması açısından, tarım sigortasının düzenli olarak her yıl yaptırılması büyük önem taşımaktadır”
-“Tarım sigortalarından beklenen faydanın sağlanabilmesi ve üreticilerimizin tarım sigortası talebinin artması için
prim miktarları ve muafiyet oranları düşürülmelidir”
-“Üreticilerin kaybının telafi edilebilmesi, üretime devam edebilmelerinin sağlanması bakımından dekar başına ödeme yapılmalı, düşük faizli kredi dışında, yüksek faizle kredi kullanan üreticilerimizin borçları da ertelenmelidir”

Ankara – 24.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 4-6 Nisan ve 22-23 Nisan 2014 tarihlerinde kayısı üretiminin belkemiği olan Malatya’da yaşanan don olayının kayısıyı çok kötü etkilediğini bildirerek, “Malatya’nın yanı sıra diğer üretim merkezlerinde de don gerçekleşti. Geçen yıl don kayısıya büyük hasar vermişti. Bu yıl da kayısı dondan etkilendi. Bazı bölgelerimizde yüzde 60’lara varan ürün kaybı bekleniyor” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2014 yılı Mart ayı sonunda yaşanan don zararı nedeniyle, 2013 yılında ise 780 bin ton olarak gerçekleşen Türkiye kayısı üretiminin, 2014 yılında yüzde 65,4 azalışla 270 bin tona gerilediğini vurguladı. İklimsel faktörlere bağlı olarak don olayının çok etkili olduğu dönemlerde kayısı rekoltesinde ciddi düşüşler yaşanabildiğine dikkati çeken Bayraktar, kayısı üretiminin 2000 yılında 530 bin ton, 2005 yılında 860 bin ton, 2010 yılında ise 450 bin ton olduğunu bildirdi. Bayraktar, 2014 yılında Mart ayı sonunda yaşanan don afeti nedeniyle kayısı üretiminin yarısından fazlasını karşılayan Malatya’da yüzde 90’ın üzerinde zarar meydana geldiğini ve diğer illerdeki düşüşle birlikte ülke üretiminin 270 bin tona gerilediğine dikkati çekti.

-Kayısı dondan en çok etkilenen ürünler içinde-

Nisan ayında gerçekleşen dondan en çok etkilenen ürünler içinde kayısının bulunduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Zararın boyutu büyük. Malatya ilinde geçen yıl ki kadar olmasa da yüzde 60’lara varan oranda zarar bekleniyor. Bu durum, 2014 yılında dibe vuran önemli ihraç ürünlerimizden biri olan kuru kayısı rekoltesinde düşüşe yol açacaktır.
Türkiye’de, Karadeniz Bölgesinin çok nemli olan doğu kısımları ile kış soğukların çok şiddetli olduğu Doğu Anadolu Bölgesinin yüksek yaylaları dışında hemen her yerde kayısı yetiştiriliyor. Normal yıllarda üretimin yarıdan fazlası Malatya’dan sağlanıyor. Bu ilimizi Mersin, Kahramanmaraş, Elazığ, Iğdır, Isparta, Antalya ve Kayseri illerimiz izliyor.
Sofralık kayısı üretimi Mersin, Isparta, Antalya, Adana, Hatay illerimizde yapılırken, Malatya ilimizde üretilen yaş kayısının yüzde 90’ı kurutmalık olarak değerlendirilmekte, kurutulan kayısının da çok büyük bölümü ihraç edilmektedir. Malatya ili kayısı üretiminde ülkemizin ve dünyanın başkenti durumundadır.”

-“Tarım sigortası prim miktarları düşürülmelidir”-

Kayısının da erken çiçek açan meyve türü olması nedeniyle ilkbahar geç donlarından etkilenmekte olduğunu vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“4-6 Nisan ve 22-23 Nisan 2014 tarihlerinde kayısı üretiminin belkemiği olan Malatya’da yaşanan don olayı kayısıyı çok kötü etkiledi. Malatya’nın yanı sıra diğer üretim merkezlerinde de don gerçekleşti. Geçen yıl don, kayısıya büyük hasar vermişti. Bu yıl da kayısı dondan etkilendi. Bazı bölgelerimizde yüzde 60’lara varan ürün kaybı bekleniyor En fazla zarar gören kesim yine üreticilerimiz…
Üreticilerimizin uğradığı kaybın bir nebze olsun karşılanması, tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanması açısından, tarım sigortasının düzenli olarak her yıl yaptırılması büyük önem taşımaktadır. Tarım sigortalarından beklenen faydanın sağlanabilmesi ve üreticilerimizin tarım sigortası talebinin artması için prim miktarları ve muafiyet oranları düşürülmelidir. Üreticilerimiz düzenli olarak her yıl tarım sigortası yaptırması sağlanmalı, sigortanın önemi konusunda da bilinçlendirilmelidir.”

-İhracat geliri 350 milyon doları geçiyor-

Don afetinden zarar görenin sadece kayısı üreticisi olmayacağını, dünya kuru kayısı üretimi ve ticaretinin yaklaşık yüzde 75’ini yapan Türkiye’nin ekonomisinin de önemli bir kayba uğrayacağına dikkat çeken Bayraktar, “Yıllara göre değişmekle birlikte kuru kayısı ihracatımız 300, taze kayısı ihracatımız 40 milyon doların üzerindedir. Bu üründen 2013 yılında 314,1 milyon dolar kuru kayısı, 42,5 milyon dolarlık da taze kayısı olmak üzere 356,6 milyon dolarlık ihracat geliri elde eden Türkiye için kayısı çok önemli” dedi.
Dünya kuru kayısı ihracatının yaklaşık yüzde 80’i ise Türkiye tarafından yapıldığını bildiren Bayraktar, ülke ekonomisine önemli katkı sağlayan kayısıda iki yıl üst üste meydana gelen don nedeniyle mağduriyet yaşayan üreticilerin oldukça zor durumda kaldıklarını belirtti.

-Üreticinin kaybının telafi edilmesi için yapılması gerekenler-

Bayraktar, “üreticilerin kaybının telafi edilebilmesi, üretime devam edebilmelerinin sağlanması bakımından, dekar başına ödeme yapılmalı, düşük faizli kredi dışında, Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve diğer bankalardan yüksek faizle kredi kullanan üreticilerimizin borçları da ertelenmelidir” dedi.
İller itibarıyla 2013 ve 2014 yıllarında kayısı üretimi ve değişim oranı şöyle:

 

 

2013

2014

 

 

 

Kayısı

Kayısı

 

 

 

Üretimi

Üretimi

Değişim

 

İller

(Ton)

(Ton)

(Yüzde)

1

Malatya

411.825

38.654

-90,6

2

Mersin

94.055

111.738

18,8

3

Kahramanmaraş

78.620

994

-98,7

4

Elazığ

39.514

11.390

-71,2

5

Iğdır

20.342

0

-100,0

6

Isparta

16.582

12.141

-26,8

7

Antalya

16.316

27.463

68,3

8

Kayseri

13.323

1.478

-88,9

9

Karaman

9.420

7.090

-24,7

10

Hatay

8.535

6.546

-23,3

11

Ankara

5.055

4.513

-10,7

12

Adana

4.860

5.205

7,1

13

Konya

4.378

3.437

-21,5

14

Sivas

4.327

1.267

-70,7

15

Kars

4.206

6.724

59,9

16

Afyonkarahisar

4.158

1.600

-61,5

17

Erzincan

3.850

861

-77,6

18

Çanakkale

3.340

3.403

1,9

19

Niğde

3.336

417

-87,5

20

Nevşehir

3.289

0

-100,0

21

Manisa

2.488

2.776

11,6

22

İzmir

2.384

2.625

10,1

23

Denizli

2.218

2.171

-2,1

24

Muğla

1.706

1.850

8,4

25

Gaziantep

1.645

873

-46,9

26

Aydın

1.279

1.541

20,5

27

Erzurum

1.132

1.140

0,7

28

Amasya

1.122

70

-93,8

29

Balıkesir

1.085

1.058

-2,5

30

Uşak

1.075

894

-16,8

31

Van

988

871

-11,8

32

Aksaray

974

381

-60,9

33

Hakkari

951

494

-48,1

34

Yozgat

928

561

-39,5

35

Diyarbakır

831

620

-25,4

36

Artvin

824

804

-2,4

37

Adıyaman

797

515

-35,4

38

Osmaniye

728

1.109

52,3

39

Burdur

719

729

1,4

40

Çorum

672

188

-72,0

41

Kırıkkale

639

108

-83,1

42

Mardin

589

296

-49,7

43

Şanlıurfa

488

342

-29,9

44

Tokat

463

50

-89,2

45

Kırşehir

427

238

-44,3

46

Eskişehir

394

219

-44,4

47

Bingöl

385

102

-73,5

48

Tekirdağ

370

405

9,5

49

Edirne

355

356

0,3

50

Gümüşhane

277

264

-4,7

51

Bilecik

241

239

-0,8

52

Kütahya

221

187

-15,4

53

Tunceli

210

79

-62,4

54

Kırklareli

179

166

-7,3

55

Kilis

157

53

-66,2

56

Çankırı

126

40

-68,3

57

Bitlis

119

165

38,7

58

Batman

113

158

39,8

59

İstanbul

92

91

-1,1

60

Ağrı

59

47

-20,3

61

Siirt

47

45

-4,3

62

Bayburt

40

29

-27,5

63

Sakarya

31

33

6,5

64

Muş

25

27

8,0

65

Bursa

25

25

0,0

66

Sinop

20

21

5,0

67

Şırnak

20

16

-20,0

68

Karabük

6

3

-50,0

69

Kastamonu

3

3

0,0

70

Düzce

2

2

0,0

 

Toplam

780.000

270.000

-65,4

Dünya Süt Günü…


-Dünya Süt Günü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Süt fiyatlarında istikrar sağlanamazsa et fiyatlarında da istikrar sağlanamaz. Türkiye’nin kırmızı et sorunu olur”

-“Çiğ süt/yem paritesi, Mayıs ayında 1,19’a kadar indi. Hiçbir zaman paritede 1,5 oranına ulaşılamadı. Bu sağlanmadığı takdirde, üreticinin yeterli gelir elde etmesi mümkün olamayacaktır”

-“Üretici ve market fiyatları arasında önemli fiyat marjları var. Üretici yeterli düzeyde para kazanamazken, tüketicinin süt ürünlerini pahalı tüketmesi ve birilerinin buradan büyük kazanç elde etmesi kabul edilebilir bir durum değil

-“Nihai tüketici fiyatından tarafların adil pay almasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalı

-“Sanayici de ayağına kurşun sıkmamalı, üreticinin yeterli gelir elde edememesi durumunda üretimi sürdüremeyeceğini bilmeli”

-“Mayıs ayı itibarıyla üretici sütünü 1 lira 15 kuruşa satarken, tüketici fiyatları 3 lira 25 kuruş ile 3 lira 59 kuruş arasında değişiyor”

-“Üreticide süt fiyatı, 2014 Haziran-2015 Nisan arasında hiç artmadı. 1 lira 15 kuruşta sabit kaldı. Buna karşın, bu dönemde tüketici enflasyonu yüzde 7,15’i buldu”

-“Okul sütü peynir, yoğurt, ayran gibi ürünlerle çeşitlendirilmeli”

-“Hayvancılık destekleri artarak devam etmeli, çiğ süt/yem paritesinde dengeyi sağlayacak tedbirler alınmalı, Büyükşehir Belediye yasası çerçevesinde mücavir alan

içinde kalan hayvancılık işletmeleri korunmalıdır”

 

Ankara – 21.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, süt fiyatlarında istikrarın sağlanamaması durumunda et fiyatlarında da istikrarın sağlanamayacağını, Türkiye’nin kırmızı et sorunu olacağını bildirdi.

Bayraktar, “Üretici ve market fiyatları arasında önemli fiyat marjları var. Üretici yeterli para kazanamazken, tüketicinin süt ürünlerini pahalı tüketmesi ve birilerinin buradan büyük kazanç elde etmesi kabul edilebilir bir durum değil. Nihai tüketici fiyatından tarafların ‘adil pay’ almasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalı. Sanayici de ayağına kurşun sıkmamalı, üreticinin yeterli gelir elde edememesi durumunda üretimi sürdüremeyeceğini bilmeli” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, sütün faydalarını anlatmak, süt içme alışkanlığının kazandırılmasını ve süt tüketiminin artırılmasını sağlamak amacıyla, Uluslararası Sütçülük Federasyonu’nun 1956 yılında aldığı bir karar gereğince, her yıl 21 Mayıs gününün, Federasyon’a üye tüm ülkelerle birlikte ülkemizde de “Dünya Süt Günü” olarak kutlandığı bilgisini verdi.

Sütün, sadece bebeklikte değil, insan yaşamının her evresinde tüketilmesi gereken bir besin olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Düzenli süt tüketimi alışkanlığının, bebeklikten yaşlılığa, bireyin zihinsel ve fiziksel gelişimine, vücudunun güçlenmesine ve sağlığının korunmasına çok ciddi oranda katkı sağladığı kanıtlanmıştır.

Sağlık Bakanlığı bireylerin günlük olarak tüketmesi gereken süt miktarını; çocuklarda, ergenlik çağındakilerde, gebelerde, emziren kadınlarda, menopoz sonrası kadınlarda 3-4 su bardağı, yetişkinlerde 2 su bardağı olarak önermektedir.

Bütün bunlara rağmen, ülkemizde içme sütü tüketim alışkanlığı yaygın değildir. Bu doğrultuda yapılan araştırmalar, Türk halkının su, çay ve gazlı içeceklerden daha az süt tükettiğini göstermektedir.”

 

-Okul Sütü Programı çok önemli-

 

Dünyada çok sayıda ülkenin süt tüketimini artırmak için bireyleri özendirici ve teşvik edici okul sütü programlarına başvurduğuna dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

“60’dan fazla ülkede okul sütü programları uygulanıyor. Ülkemizde çocuklarımız süt ve süt ürünlerini yeterince tüketmediğinden sağlıklı beslenememektedir. Bu ürünler özellikle yoksul aile çocuklarına ulaşamamaktadır. Okul sütü programlarıyla çocuklara süt içirmek, yoksul aile çocukları başta olmak üzere tüm çocukların gerek bedensel gerekse zihinsel gelişimi için çok önemlidir. Çok önemli gördüğümüz ve 3 yıldır uygulanan Okul Sütü Programı’nın, peynir, yoğurt, ayran gibi süt ürünleriyle çeşitlendirilerek devam ettirilmesini talep ediyoruz.”

 

-Süt hayvancılık sektörünün lokomotifi-

 

İnsan sağlığı için çok önemli olan sütün, hayvancılık sektörünün de en önemli lokomotif ürünü olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bilhassa büyükbaş hayvancılığın ayakta kalabilmesi, kırmızı et üretiminde sıkıntı yaşanmaması, ancak sütün istikrarlı, yeterli ve güvenceli bir pazara sahip olmasıyla mümkündür. Söz konusu şartlara haiz bir pazarın oluşması ise ancak istikrarlı bir tüketim ve buna bağlı bir üretimle sağlanabilir.

Sütte üretim hızla artıyor. 2011 yılında 15,1 milyon ton olan süt üretimi, 2012 yılında 17,4, 2013 yılında 18,2, 2014 yılında 18,5 milyon tona çıktı.  Üretim artışı ve verilen teşviklerle birlikte sanayiye aktarılan süt miktarı artıyor. 2011 yılında 7 milyon 74 bin ton olan sanayiye aktarılan inek sütü miktarı, 2012’de 7 milyon 932 bin, 2013’de 7 milyon 939 bin, 2014’de 8 milyon 626 bin tona yükseldi.

Sektör önemli miktarda ihracat da gerçekleştiriyor. 50’ye yakın ülkeye süt ve süt ürünleri ihracatı yapılıyor. 2013 yılında 282 milyon dolar olan süt ve süt ürünleri ihracatı, 2014 yılında 348 milyon dolara çıktı.

Süt sektörü 2014’de 44,3 milyar lira olan hayvansal üretimin yüzde 45,5’ini karşılıyor. Sektörü, yüzde 39,1 ile kırmızı et, yüzde 9,8 ile yumurta izliyor.

Mayıs ayı itibarıyla üretici sütünü 1 lira 15 kuruşa satarken, tüketici fiyatları 3 lira 25 kuruş ile 3 lira 59 kuruş arasında değişiyor. Yani üreticiden çıkan süt, tüketiciye yüzde 182,6 ile yüzde 212 farkla ulaşıyor. Üreticide süt fiyatı, 2014 Haziran-2015 Nisan arasında hiç artmadı. 1 lira 15 kuruşta sabit kaldı. Buna karşın, bu dönemde tüketici enflasyonu yüzde 7,15’i buldu. Enflasyon mağduru olan üreticimizin alım gücü de düştü.”

 

-“Piyasa istikrarı açısından Et ve Süt Kurumu çok önemli”-

 

Piyasa istikrarı açısından Et ve Süt Kurumu’nun müdahale kurumuna dönüştürülmesinin çok önemli olduğunu bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Hayvancılığımızın gelişmesine ve sorunlarının çözümlenmesine önemli katkı sağlayacağına inandığımız ve her platformda dile getirdiğimiz ‘müdahale kurumunun’ oluşturulmasıyla ilgili talebimizin dikkate alınması ve Et ve Süt Kurumu’nun müdahale kurumuna dönüştürülmesini memnuniyetle karşılıyoruz.

Türkiye’de artık şunun çok net anlaşılması gerekmektedir; piyasayı düzenlemeden, piyasada istikrar sağlamadan sektöre aktarılacak her kaynak istenilen yerlere ulaşamayacaktır. O nedenle ülkemizde öncelikle hayvancılıkta piyasa düzeninin ve bunu hayata geçirebilecek müdahale kurumunun oluşturulması, bütçeden bu piyasa düzenine yönelik paranın ayrılması ve kaynağın burada kullanılması gerekmektedir. Bu sayede üretim daha güçlü temeller üzerinde devam ettirilebilecek, üreticiler önlerini görerek üretim yapabilecekler, yatırım kabiliyetlerini geliştirebilecekler, geleceğe daha güvenle bakabileceklerdir.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak beklentimiz, bir an önce gerekli kaynaklar aktarılarak kurum, tam anlamıyla faaliyete geçirilmesidir.”

 

-Yapılması gerekenler-

 

Bayraktar, bunların dışında yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:

“Büyükşehir Belediye yasası çerçevesinde mücavir alan içinde kalan hayvancılık işletmeleri korunmalıdır. Üretimden el çektirilmek yerine bu alanların üretimi sürdürülebilir şekilde korunması ve desteklenmesi gerekmektedir.

Üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak için çiğ süt/yem paritesinde en az 1,5 olarak belirlenen dengeyi sağlayacak tedbirlerin alınması gerekmektedir. Parite, Mayıs ayında 1,19’a kadar indi. Hiçbir zaman paritede 1,5 oranına ulaşılamadı. Bu sağlanmadığı takdirde, üreticinin yeterli gelir elde etmesi mümkün olamayacaktır.

Hayvancılık destekleri artarak devam etmelidir.

Hayvan hastalıklarıyla etkin mücadele edilmeli, başta şap, brusella, tüberküloz olmak üzere birçok hastalıkla mücadele için bütçeden gerekli kaynak aktarılmalıdır.”

Süt üreticileri başta olmak üzere herkesin “Dünya Süt Günü”nü kutlayan Bayraktar, üretenin hak ettiği kazancı elde ettiği, tüketenin ise rahatça süt tüketebildiği günler diledi.

Bayraktar’a, TOBB Başkanı’ndan hayırlı olsun ziyareti…

-Bayraktar’a, TOBB Başkanı’ndan hayırlı olsun ziyareti…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ile makamında görüştü

 

Ankara – 20.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile makamında bir süre görüştü.

Hisarcıklıoğlu, TZOB Genel Merkezi’nde, 26. Genel Kurul’dan sonra yeniden Genel Başkan olan Bayraktar’a hayırlı olsun dileklerini iletti.

Bayraktar’a, Türk-İş ve Koop-İş Genel Başkanlarından hayırlı olsun ziyareti…

Bayraktar’a, Türk-İş ve Koop-İş Genel Başkanlarından hayırlı olsun   ziyareti…

 

Ankara – 20.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Koop-İş Sendikası Genel Başkanı, Türk-İş Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Eyüp Alemdar ile makamında bir süre görüştü.

Atalay ve Alemdar, TZOB Genel Merkezi’nde, 26. Genel Kurul’dan sonra yeniden Genel Başkan olan Bayraktar’a, hayırlı olsun dileklerinde bulundular.

            

Çeltikte ekim dönemi…


-Çeltikte ekim dönemi…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Bu yıl özellikle Trakya’da Nisan ayından itibaren
gerçekleşen aşırı yağışlar nedeniyle çeltik ekimini gecikti”
-“Mayıs ayı boyunca devam edecek çeltik ekimindeki gecikme, zamanında hasadı da engelliyor”
-“Hatta erken ekim yapan bazı üreticilerimiz, aşırı yağışlar nedeniyle yeniden ekim yapmak durumunda kalabilir”
-“Son 10 yılda çeltik ekim alanları yüzde 30,5, çeltik üretimi yüzde 38,3 oranında artış gösterdi”
-“2014 yılında 1,1 milyon dekar alanda toplam 830 bin ton çeltik üretimi yapıldı”
-“Üretim artışında ekim alanlarının yanı sıra verim artışının da etkisi var”
-“Türkiye çeltik veriminde, Avustralya, Mısır, ABD, Uruguay ve Peru’dan sonra 6. sırada yer alıyor. Dekara 754 kilogramla 440 kilogram olan dünya ortalamasının oldukça üzerindeyiz”
-“Ekim alanlarının artmasında 2005 yılından itibaren çeltik üreticilerine verilen prim desteği de etkili oldu”
-“Çeltikte en önemli girdiler su ve gübre. Sulama ve gübreleme maliyetlerinin düşürülmesi hem ekim alanlarını hem de üretimi artıracaktır”
-“Uygun tohumluk kullanımı verimi artırıyor. Prim ise üretim artışının devamı için önemli”

 

Ankara – 17.05.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bu yıl bazı yörelerde 15 Nisan’dan itibaren yapılan çeltik ekiminin özellikle Trakya’da Nisan ayından itibaren gerçekleşen aşırı yağışlar nedeniyle geciktiğini bildirdi.

Bayraktar, “Mayıs ayı boyunca devam edecek çeltik ekimindeki gecikme, zamanında hasadı da engelliyor. Hatta erken ekim yapan bazı üreticilerimiz, aşırı yağışlar nedeniyle yeniden ekim yapmak durumunda kalabilir” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, hasadı geciken çeltikte sonbahar yağışlarının erken başlaması durumunda hasadın güçleşebileceğini, bu yağışların çeltik tarlalarında yatmaya neden olacağını, bunun da dane kaybına yol açacağını belirtti. Bayraktar, bu durumda çeltik randımanının düşeceği ve kurutmada sorunlar yaşanabileceğinin altını çizdi.

Üretimde doğal koşullar nedeniyle çeşitli sorunlar yaşansa da çeltik üretimde artış eğiliminin sürdüğü bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Son 10 yılda çeltik ekim alanları yüzde 30,5, çeltik üretimi yüzde 38,3 oranında artış gösterdi. 2005-2014 döneminde ekim alanları 850 bin dekardan 1 milyon 108 bin 844 dekara, üretim 600 bin tondan 830 bin tona çıktı. Dekar başına verim ise 706 kilogramdan 749 kilograma yükseldi. Üretim, 2011 ve 2013 yıllarında 900 bin tona, ekim alanı 2012 yılında 1 milyon 197 bin 247 dekara kadar ulaştı. Verim, 2011 yılında 905 kilograma kadar yükseldi. Üretim artışında ekim alanlarının yanında verim artışının da etkisi var. 2014 yılında 1,1 milyon dekar alanda toplam 830 bin ton çeltik üretimi yapıldı. Uygun tohumluk kullanımı verimi artırıyor. Verim potansiyeli yüksek, kısa boylu, makineli hasada uygun, hastalık ve zararlılara dayanıklı, farklı yetişme devrelerinde soğuğa toleranslı ıslah edilmiş çeltik tohumlarının kullanımının artması verim artışına yol açtı.

Ekim alanlarının artmasında 2005 yılından itibaren çeltik üreticilerine verilen prim desteği de etkili oldu. Üretim artışının devamı için prim önemli.

Dünyada çeltik üretimi yapan tüm ülkeler dikkate alındığında, Türkiye çeltik veriminde, Avustralya, Mısır, ABD, Uruguay ve Peru’dan sonra 6. sırada yer alıyor.  Dekara 749 kilogramla 440 kilogram olan dünya ortalamasının oldukça üzerindeyiz.”

 

-Çeltik üretiminin yüzde 92’si 8 ilde-

 

Ülkemizde toplam 30 ilde, 1,1 milyon dekar alanda çeltik tarımı yapıldığını belirten Bayraktar, “ekilen alan ve üretim bakımından ilk sırada Marmara Bölgesi yer alıyor. Ekim alanında bu bölgeyi, Karadeniz, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgesi takip ediyor. Üretilen çeltiğin yüzde 40’ı Edirne ilinde üretiliyor. Edirne’yi yüzde 13,6 ile Samsun, yüzde 11 ile Balıkesir, yüzde 10 ile Çanakkale, yüzde 7,3 ile Çorum, yüzde 3,8 ile Sinop, yüzde 3,2 ile Tekirdağ, yüzde 2,8 ile Kırklareli takip ediyor. Çeltik üretiminin yüzde 92’si 8 ilde üretiliyor” dedi.

 Bayraktar, çeltik ekilecek arazinin iyi tesviye edilmesi, tohumların çimlenmesi, fidelerin sağlıklı büyümesi, yabancı ot kontrolü ve yabancı ot ilaçlarının etkinliğinin artırılmasının çok önemli olduğunu belirtti.

Tavaları çok geniş tutmanın su kesme veya sulamadaki denetimi azalttığı bilgisini veren Bayraktar, “onları çok küçültmek ise çeltik yetiştirilecek toprak yüzeyinin azalmasına, sulama, bakım ve hasat harman işlemlerinin yavaşlamasına yol açıyor. Bu yüzden arazinin tesviyesi iyi yapılmalıdır” dedi.

 

-“Çeltik üretiminde en yüksek maliyet sulama ve gübreleme”-

 

Çeltikte en önemli girdilerin su ve gübre olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Sulama ve gübreleme maliyetlerinin düşürülmesi, hem ekim alanlarını hem de üretimi artıracaktır. Çeltik maliyeti içinde toplam masrafların yüzde 17’sini su bedeli ve işçiliği, yüzde 14’ünü ise gübre ve işçiliği oluşturmaktadır. Çeltik, devamlı sulamayla tarla su altında tutularak yetiştirilir. Ekimden hasada kadar, tarla yüzeyi çoğunlukla suyla kaplıdır. Bu durum sulama masrafını artırır.

Üreticilerimize ödenen gübre desteğinin önemi de büyük. Sulama maliyetlerinin düşürülmesi için basınçlı sulama sistemlerinin kurulumu desteklenmeli, sulama ücretlerinin düşürülmesine yönelik tedbirler aranmalıdır.

Bayraktar, ekilişlerin devam ettiği çeltikte üretim miktarı ve kalitesini olumsuz etkileyecek afetlerin yaşanmadığı verimli bir yıl olmasını diledi.