Ankara odalarından teşekkür ve destek…


-Ankara odalarından teşekkür ve destek…

 

Ankara – 26.02.2015 –  Ankara Ziraat Odaları, adaylığını yeniden açıklayan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a teşekkür ve destek ziyaretinde bulundu.

Ankara ilindeki 16 Ziraat Odası’nın oda başkanları, TZOB Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi.

Oda başkanları, Bayraktar’ın Genel Başkanlığa devamını istediklerini, Genel Başkan Bayraktar’ın geçen hafta yaptığı açıklamayla kendilerini sevindirdiğini ifade ederek, şunları kaydettiler:

“Şemsi Bayraktar döneminde, Ziraat Odaları Birliği’nin tarihindeki en büyük atılımları, gelişmeleri gerçekleştirdiğini görüyoruz. Sayın Bayraktar’ın, adeta kuruma damgasını vurduğunun yakından şahidiyiz. Türk çiftçisine ve Ziraat Odaları olarak bizlere yaptıkları büyük hizmetleri takdirle karşılıyoruz. Kendisine minnettarız. Yeni döneminde daha büyük atılımlar yapacağına inanıyoruz. Ankara Ziraat Odaları olarak Genel Başkanımıza olan güven ve desteğimizi hem sözlü hem de yazılı olarak kendilerine arz ediyoruz. Kendisine seçimlerde başarılar temenni ediyor, seçimin Türk çiftçisine ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz.”

Kabulde, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Gamzeli de bulundu.

Yozgat odalarından teşekkür ve destek…


-Yozgat odalarından teşekkür ve destek…

 

Ankara – 26.02.2015 –  Yozgat Ziraat Odaları, adaylığını yeniden açıklayan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a teşekkür ve destek ziyaretinde bulundular.

Yozgat ilindeki 14 Ziraat Odası’nın oda başkanları, TZOB Genel Merkezi’nde,  Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi.

Oda başkanları, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın geçen hafta adaylığını açıklamasıyla, Yozgat Ziraat Odalarının bu yöndeki taleplerini gerçeğe dönüştürdüğünü bildirdiler.

Yozgat Ziraat Odalarının başkanları şunları kaydettiler:

“TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı olağanüstü çalışmalar, insanüstü gayretiyle Ziraat Odaları Birliği tarihine tartışmasız damga vurmuştur. Sayın Bayraktar, geçesini gündüzüne katarak, bütün zamanını Ziraat Odalarının gelişmesi daha da iyi noktalara varması için harcamıştır. Çiftçiye hizmeti bir ibadet görmüştür. Türk çiftçisine ve ülkemize yaptığı büyük hizmetlere minnettarız. Yeni dönemde Ziraat Odalarının daha büyük merhaleler kat edeceğine yürekten inanıyoruz. Yozgat Ziraat Odaları olarak Genel Başkanımıza olan güven ve desteğimizi hem sözlü hem de yazılı olarak kendilerine arz ediyoruz. Kendisine seçimlerde başarılar diliyoruz. Seçimlerin Türk çiftçisine ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.”

Kabulde, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Gamzeli de bulundu.

Konya odalarından teşekkür ve destek…

-Konya odalarından teşekkür ve destek…

 Ankara – 25.02.2015 –  Konya ilindeki Ziraat Odaları, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın adaylığını yeniden açıklamasını büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Bayraktar’a teşekkür ve destek ziyaretinde bulundular.

25 odayla Türkiye’nin en fazla Ziraat Odası’na sahip ili olan Konya’dan, toplu olarak TZOB Genel Merkezi’ne gelen oda başkanları, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi.

Oda başkanları, gönüllerindeki dileğin Bayraktar’ın Genel Başkanlığa devamı yönünde olduğunu ifade ederek, şunları kaydettiler:

“Bu temennimiz ve dileğimiz Sayın Genel Başkanımızın geçen hafta yaptığı açıklamayla gerçeğe döndü. Ziraat Odaları Birliği’nin tarihinde en büyük atılımların yapıldığı, gelişmelerin yaşandığı bir döneme damgasını vuran Sayın Bayraktar’ın Ziraat Odaları olarak bizlere, Türk çiftçisine ve ülkemize yaptığı büyük hizmetlere minnettarız. Yeni dönemin daha büyük atılımların habercisi ve büyük dayanışmamızın, büyük ailemizin daha da başarılı çalışmalara imza atacağı bir dönem olduğuna yürekten inanıyoruz. Konya Ziraat Odaları olarak Genel Başkanımıza olan güven ve desteğimizi hem sözlü hem de yazılı olarak kendilerine arz ediyoruz. Kendisine seçimlerde başarılar diliyor, Türk çiftçisine ve milletimize hayırlar getirmesini niyaz ediyoruz. Türkiye’nin en fazla üyeye sahip sivil toplum kuruluşu olan Türkiye Ziraat Odaları Birliğimizin gurur verici çalışmalarına bizler de ülkemiz tarımının başkenti Konya’mızdan omuz vereceğimizi taahhüt ediyoruz.”

Kabulde, TZOB Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi Mustafa Hepokur da bulundu.

Zeytinde hedef dünya ikinciliği…


-Zeytinde hedef dünya ikinciliği…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:  “2014 yılında meyve veren zeytin ağacı sayısı yüzde 8,9, toplam zeytin üretimi yüzde 5,5, sofralık zeytin üretimi yüzde 12,3, yağlık zeytin üretimi yüzde 3,4, zeytinyağı üretimi yüzde 45,75 arttı”

-“2014 ürününün değerlendirileceği 2015 yılı zeytin ve zeytinyağı ihracatında da önemli bir artış bekliyoruz”

-“Bu sezon İspanya’da zeytinin çiçeklenme döneminde meydana gelen aşırı sıcaklıklar ve hastalık, İtalya’da ise zeytin sineği ve yaz döneminde görülen aşırı yağışlar nedeniyle üretimin düşük olması, üretimin arttığı Türkiye için avantaj yaratıyor”

-“Üretimde dünya ikinciliği hedefleri doğrultusunda, kalıcı tedbirlerin alınması, sektörde istikrar açısından büyük önem taşıyor”

 

Ankara -23.02.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2014 yılında meyve veren zeytin ağacı sayısı yüzde 8,9, toplam zeytin üretimi yüzde 5,5, sofralık zeytin üretimi yüzde 12,3, yağlık zeytin üretimi yüzde 3,4, zeytinyağı üretimi yüzde 45,75 arttığını bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, dünyada zeytin yetiştiriciliği yapılan alanın yaklaşık yüzde 98’inin Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasındaki ülkelerde yapıldığını belirtti. Zeytin üretiminde öne çıkan ülkelerin sırasıyla İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Fas, Suriye ve Tunus olduğunu ifade ederek, dünya üretiminde Avrupa Birliği ülkelerinin payının yıllar itibarıyla yüzde 65-70 arasında değiştiğini vurguladı.

Dünya zeytin üretiminde öne çıkan ülkelerin aynı zamanda önemli zeytinyağı üreticisi ülkeler olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Son beş sezon ortalamasına göre dünya zeytinyağı üretimi yaklaşık 3 milyon tondur. Bugün ülkemizde Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde zeytin yetiştirilmekle birlikte üretimin önemli bir bölümü Ege Bölgesi’nde yapılmaktadır. İzmir, Aydın, Muğla, Manisa, Balıkesir, Hatay, Mersin, Çanakkale, Bursa üretimde önde gelen illerimizdir.  Bursa ilimizde üretilen zeytinin tamamı sofralıktır. Mersin ve Manisa illerimizde de sofralık zeytin üretimi ağırlıktadır. Aydın, İzmir, Muğla, Balıkesir, Çanakkale ve Hatay illerimizde gerçekleştirilen zeytin üretiminin yüzde 75’inden fazlası yağlıktır.

 

-“İhracatta önemli artış bekliyoruz”-

 

Yağlık ve sofralık olarak yararlanılan zeytin, hem yüksek besin değerine sahip sağlıklı bir gıda olması hem de iç ve dış ticaretimiz açısından büyük önem taşımaktadır. Zeytin ve zeytinyağı ihracatımızdan, 2012 yılı rekor üretiminin değerlendirildiği 2013 yılında 436, 2014 yılında 226,5 milyon dolar gelir elde edilmiştir. 2014 ürününün değerlendirileceği 2015 yılı zeytin ve zeytinyağı ihracatında da önemli bir artış bekliyoruz. Hem üretim artışı hem dış piyasalardaki ürün azlığı bunu sağlayacaktır. Dünyanın en büyük zeytinyağı üreticileri İspanya ve İtalya’da rekoltede düşüş oldu. 2014/2015 sezonunda İspanya’da zeytinin çiçeklenme döneminde meydana gelen aşırı sıcaklıklar ve hastalık, İtalya’da ise zeytin sineği ve yaz döneminde meydana gelen aşırı yağışlar nedeniyle üretiminin düşük olması, üretimin arttığı Türkiye için avantaj yaratıyor.”

 

-“Meyve veren zeytin ağacı sayısı artıyor”-

 

1995 yılında 81,4 milyon olan meyve veren zeytin ağacı sayısının 2000 yılında 89,2 milyona, 2005 yılında 96,6 milyona, 2007 yılında 100 milyonu aşarak 104,2 milyona çıktığını bildiren Bayraktar, meyve veren ağaç sayısının 2010 yılında 111,4 milyona, 2012 yılında 120,8 milyona, 2013 yılında 129 milyon 161 bine, 2014 yılında yüzde 8,9 artışla 140 milyon 712 bine çıktığını vurguladı. Bayraktar, 2008 yılında 45,5 milyon olan meyve vermeyen zeytin ağacı sayısının, 2014 yılında 28,3 milyona indiğine dikkati çekti.

Bayraktar, şunları kaydetti:

“2000 yılında 1,8 milyon ton olan zeytin üretimi, 2007 yılında 1 milyon 75 bin tona kadar geriledi. 2012 yılında 1 milyon 820 bin tonla rekor seviyeye ulaşan toplam zeytin üretimi, 2013 yılında 1 milyon 676 bin ton, 2014 yılında yüzde 5,5 artışla 1 milyon 768 bin ton oldu. 2012 yılında 480 bin ton olan sofralık zeytin üretimi 2013 yılında 390 bin tona indikten sonra 2014 yılında yüzde 12,3 artışla 438 bin tona yükseldi. 2012 yılında 1 milyon 340 bin ton olan yağlık zeytin üretimi, 2013 yılında 1 milyon 286 bin tona düştükten sonra 2014 yılında yüzde 3,4 artışla 1 milyon 330 bin tona çıktı. Yine 2012/2013 üretim sezonunda 201 bin tonla rekor seviyeye ulaşan zeytinyağı üretimi, 2013/2014 sezonunda 130 bin tona kadar geriledi. Zeytinyağı üretimi 2014 yılında yüzde 45,75 artışla 189 bin 481 tona yükseldi.”

 

-“İç tüketim hala yetersiz”-

 

Zeytinde var yılı ve yok yılı arasındaki makasın kapanma düzeyine geldiğini, üretimin giderek arttığını belirten Bayraktar, “zeytinyağı tüketimimiz geçmiş yıllara nazaran artış göstermiş ve kişi başına 2 kilograma çıkmışsa da zeytinyağı üreticisi ülkeler arasında en az zeytinyağı tüketimi yine Türkiye’dedir. Nitekim kişi başına yıllık zeytinyağı tüketimi Yunanistan’da 24 litre, İtalya ve İspanya’da 14 litre, Tunus, Portekiz, Lübnan, Suriye’de ise 8 litre civarındadır. Görüldüğü üzere iç tüketim hala yetersizdir” dedi.

 

-“Dünya ikinciliği hedefi için kalıcı tedbirler alınmalı”-

 

Üretimde dünya ikinciliği hedefleri doğrultusunda, kalıcı tedbirlerin alınmasının sektörde istikrar açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu üretim dalından gereği gibi istifade edilebilmesi ve sektörün daha da ileriye gitmesi bakımından; fark ödemesi desteğine devam edilmeli, sofralık zeytine de prim verilmeli, tanıtım faaliyetleriyle iç tüketim artırılmalı, İhracatta yeni pazarlar bulunmalı, tanıtım ve pazarlama stratejilerinin geliştirilmesiyle hedef pazarlar değerlendirilmelidir. Sadece üretim artışına değil, pazarlama olanaklarına da odaklanılmalı, stok müessesesi oluşturulmalı, hangi amaçla olursa olsun zeytinliklerin tahrip edilmesi önlenmeli, zeytinlikler korunmalıdır.”

Süt üretiminin dörtte biri 6 ilden


-Süt üretiminin dörtte biri 6 ilden…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Konya, İzmir, Balıkesir, Erzurum, Kars ve Sivas 4,57 milyon ton süt üretimiyle toplam ülke üretiminin dörtte birini karşıladılar”

-“2014 yılında, 2013 yılına göre üretim yüzde 5,8 azalsa da Konya, 908 bin ton süt üretimiyle birinciliğini korudu”

-“Üretimini yüzde 15,3 artırarak 872 bin tona çıkaran İzmir, Konya ile arasındaki farkı 207 bin tondan 36 bin tona indirdi”

-“2014 yılında 170 ülkeye 347,5 milyon dolarlık süt ve süt ürünleri ihracatı yapıldı. İthalat, 159,7 milyon dolar oldu”

-“Türkiye’nin üretimi teşvik edici politikalarla birlikte bu üretiminden katma değer yaratacak pahalı ürünler üretmesi ve dünya pazarlarına girmesi gerekir”

-“Sütte tüketim artırılamazsa, sektörde sıkıntı meydana gelecek”

-“Süt ve süt ürünlerinde perakende ve toptan fiyatları arasında ciddi fiyat marjları söz konusu”

-“Üretici para kazanamazken, tüketicinin süt ürünlerini böylesine pahalı tüketmesi ve birilerinin buradan ciddi paralar kazanması kabul edilebilir bir durum değildir”

 

Ankara – 22.02.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, süt üretiminin dörtte birinin 6 ilden elde edildiğini bildirerek, “Konya, İzmir, Balıkesir, Erzurum, Kars ve Sivas 4,57 milyon ton süt üretimiyle toplam ülke üretiminin dörtte birini karşıladılar” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2013 yılında 18 milyon 224 bin ton olan toplam süt üretiminin 2014 yılında yüzde 1,5 artışla 18 milyon 499 bin tona çıktığını belirtti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamlarına göre, üretilen bu sütün 2014 yılında yüzde 91,2’sinin inek sütünden oluştuğunu bildiren Bayraktar, 2014 yılında yüzde 1,3 artışla 16 milyon 867 bin ton inek sütü üretildiğini vurguladı. Bayraktar, inek sütünde kültür ineklerinden elde edilen sütün 2014 yılında yüzde 4,2 artışla 9 milyon 319 bin tona, kültür melezi ineklerden elde edilen sütün yüzde 0,5 artışla 6 milyon 564 bin tona çıkarken, yerli ineklerden elde edilen süt yüzde 16,4 azalmayla 984 bin tona indi.

Türkiye’de 2014 yılında yüzde 1,1 artışla 1 milyon 113 bin ton koyun, yüzde 11,5 artışa 463 in ton keçi, yüzde 5,3 ile 55 bin ton manda sütü üretildiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“2014 yılında, 2013 yılına göre üretim yüzde 5,8 azalsa da Konya, 908 bin ton süt üretimiyle birinciliğini korudu. Üretimini yüzde 15,3 artırarak 872 bin tona çıkaran İzmir, Konya ile arasındaki farkı 207 bin tondan 36 bin tona indirdi. Üçüncülüğü yüzde 5,3 artışa üretimini 791 bin tona çıkaran Balıkesir aldı. Dördüncü Erzurum’un üretimi yüzde 0,9 azalmayla 742 bin tona indi. Üretimini yüzde 25,9 artıran Kars, 671 bin ton üretimle Sivas’ı geride bırakarak beşinci oldu. 2014 yılında üretimi yüzde 5 azalan Sivas, 590 bin tonla altıncı sırada yer aldı.

 Aydın, 440 bin ton üretimle yedinci, Afyonkarahisar 409 bin tonla sekizinci, Diyarbakır 365 bin tonla dokuzuncu, Burdur 350 bin tonla onuncu sırayı aldı. Üretim, Aydın’da yüzde 5,9, Afyonkarahisar’da yüzde 10,3, Diyarbakır’da yüzde 20,1, Burdur’da yüzde 1,2 arttı.

Kayseri’de 345 bin, Denizli’de 344 bin, Aksaray’da 340 bin, Çanakkale’de 340 bin, Muş’ta 320 bin, Ardahan’da 320 bin Samsun’da 318 bin, Ağrı’da 315 bin ton üretim yapıldı.

En az üretim 13 bin tonla Yalova’da, 26 bin tonla Rize’de, 29 bin tonla Bayburt’ta, 29 bin tonla Kilis’te, 37 bin tonla Karabük’te gerçekleştirildi.”

Konya’nın toplam ülke süt üretiminin yüzde 4,91’ini, İzmir yüzde 4,71’ini, Balıkesir’in yüzde 4,27’sini, Erzurum’un yüzde 4,01’ini, Kars’ın yüzde 3,63’ünü, Sivas’ın yüzde 3,19’unu ürettiğini belirten Bayraktar, 6 ilin toplam süt üretiminin 4 milyon 573 bin tonu bulduğunu, bu miktarla ülke süt üretiminin dörtte birine yakını olan yüzde 24,7’sinin bu illerden karşılandığını bildirdi.

 

-İhracat-ithalat-

Bayraktar, süt ve süt ürünleri ihracatının 2010 yılında yaklaşık 168 milyon dolar iken 2014 yılında yüzde 106,9 oranında artarak 347,5 milyon dolara yükseldiğini belirtti.

Türkiye’nin 2014 yılında 347,5 milyon dolarlık ihracatı yaklaşık 170 ülkeye gerçekleştirdiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Irak gibi Ortadoğu ülkelerinden, ABD’ye, Hollanda, İspanya gibi Avrupa Birliği ülkelerinden Tayland’a, Japonya gibi Uzak Doğu ülkelerine ve Azerbaycan, Türkmenistan gibi Türk devletlerine süt ve süt ürünleri ihracatı yapılmaktadır.

İthalat ise 2010 yılında 123,8 milyon dolar iken 2014 yılında yüzde 29 oranında artışla 159,7 milyon dolara çıkmıştır. Özellikle 2011 yılından itibaren ithalat düşmüş, bunda ihtiyacın iç üretimle karşılanmasını öngören süttozu desteğinin etkisi büyük olmuştur. Bu etki, ihracatımızı da etkilemiş, sanayicilere dünya fiyatlarından sağlanan hammadde, dış pazarlarda rekabet etmelerine olanak sağlamıştır. Bu dönemde ciddi oranda süttozu satışı da gerçekleşmiştir.”

 

-Yapılması gerekenler-

 Türkiye’nin üretimi teşvik edici politikalarla birlikte bu üretiminden katma değer yaratacak pahalı ürünler üretmesi ve dünya pazarlarına girmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

“İçme sütü tüketim rakamlarının düşüklüğüne bakıldığında son 3 yılda yürütülen okul sütü programının ne kadar isabetli bir politika olduğu görülmektedir. Bu program peynir, yoğurt gibi süt ürünleriyle çeşitlendirilmelidir.

Sütte tüketim artırılamazsa, sektörde sıkıntı meydana gelecek.

Türkiye’de üretilen sütün yüzde 11’i sokak sütü şeklinde pazarlanmaktadır. Bu miktar aslında kayıt dışılığın boyutunu ve sorunun büyüklüğünü göstermesi açısından önemlidir.

Sütte kaliteye göre fiyatlandırma sistemine geçilmenin acil olduğu sektörün bütün taraflarınca kabul edilmektedir. Asıl sorun bunun nasıl gerçekleşeceği, atılacak adımların neler olacağıdır. Bu konuda tarafların da desteğiyle detaylı bir çalışma yapılmalıdır. Bu konuda kurumların görüşüne açılan ‘süt tedarik yönetmelik taslağı’ beklentileri karşılayacak şekilde düzenlenerek, en kısa zamanda hayata geçirilmelidir.

Türkiye’de üretici eline geçen çiğ süt fiyatları yakın zamanda, çeşitli yerlerde yapılan ihalelerle belirlenmekteydi. Oluşan bu fiyata bağlı olarak da; ihale dışı, aracılarda, büyük çiftliklerde fiyatlar şekillenmekteydi. Fakat son yıllarda ihale yoluyla oluşan fiyat kaldırılmış, bunun yerini Ulusal Süt Konseyi’nde belirli dönemlerde taraflarca belirlenen ‘Tavsiye Fiyat’ uygulaması almıştır. İhale sisteminin aksayan yönlerini gidermeye yönelik çalışmalar yapılmalı ve tekrardan bu sisteme dönüş yapılmalıdır.

Süt ve süt ürünlerinde üretici ve perakende fiyatları arasında önemli fiyat marjları söz konusudur. Üretici para kazanamazken, tüketicinin süt ürünlerini böylesine pahalı tüketmesi ve birilerinin buradan ciddi paralar kazanması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu konuda, gerekli tedbirler alınmalı, nihai tüketici fiyatından tarafların ‘adil pay’ almasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.

Süt fiyatlarının durumunu değerlendirmede çiğ süt/yem fiyatı karşılaştırılması yapılır ve alım gücü (parite)nin 1,5’in altında olmaması istenir. Ülkemizde paritenin son yıllarda 1 seviyelerinde seyrettiği, bazı yıllarda ise 1’in altına düştüğü görülmektedir. Bu durum göstermektedir ki; üretici mevcut piyasa fiyatları ile bu girdi fiyatları karşısında bırakın kar elde etmeyi,  üretimi bile devam ettirmekte zorlanmaktadır. Üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak için paritede belirlenen dengeyi sağlayacak tedbirlerin alınması gerekmektedir.”

İllerin 2013 ve 2014 yıllarındaki toplam süt üretimi, üretim artışı ve toplamdaki payı şöyle:

 

 

İller

2013 Yılı Toplam Süt Üretimi

2014 Yılı Toplam Süt Üretimi

Değişim (Yüzde)

Payı (Yüzde)

1

Konya

963.879

907.889

-5,8

4,91

2

İzmir

756.482

871.865

15,3

4,71

3

Balıkesir

750.711

790.733

5,3

4,27

4

Erzurum

748.267

741.561

-0,9

4,01

5

Kars

532.852

670.742

25,9

3,63

6

Sivas

620.884

590.141

-5,0

3,19

7

Aydın

415.073

439.564

5,9

2,38

8

Afyon

370.765

409.063

10,3

2,21

9

Diyarbakır

304.131

365.391

20,1

1,98

10

Burdur

345.575

349.872

1,2

1,89

11

Kayseri

320.069

344.983

7,8

1,86

12

Denizli

358.548

343.504

-4,2

1,86

13

Aksaray

304.448

340.151

11,7

1,84

14

Çanakkale

340.953

340.120

-0,2

1,84

15

Muş

317.164

320.340

1,0

1,73

16

Ardahan

340.479

319.997

-6,0

1,73

17

Samsun

335.160

317.727

-5,2

1,72

18

Ağrı

294.560

314.465

6,8

1,70

19

Manisa

308.332

290.469

-5,8

1,57

20

Kastamonu

332.984

290.399

-12,8

1,57

21

Niğde

271.148

279.663

3,1

1,51

22

Yozgat

298.970

279.367

-6,6

1,51

23

Tokat

272.189

276.557

1,6

1,50

24

Şanlıurfa

253.477

276.094

8,9

1,49

25

Edirne

302.282

271.709

-10,1

1,47

26

Bursa

267.576

268.632

0,4

1,45

27

Adana

318.070

265.087

-16,7

1,43

28

Kırklareli

264.872

263.477

-0,5

1,42

29

Ankara

239.748

261.808

9,2

1,42

30

Kahramanmaraş

193.114

249.081

29,0

1,35

31

Kütahya

257.235

248.836

-3,3

1,35

32

Çorum

264.472

248.554

-6,0

1,34

33

Van

262.705

244.366

-7,0

1,32

34

Tekirdağ

220.842

232.520

5,3

1,26

35

Antalya

222.128

229.450

3,3

1,24

36

Mersin

228.184

215.032

-5,8

1,16

37

Isparta

204.047

212.821

4,3

1,15

38

Sakarya

216.075

207.873

-3,8

1,12

39

Muğla

203.486

203.308

-0,1

1,10

40

Iğdır

112.657

199.092

76,7

1,08

41

Trabzon

169.012

191.563

13,3

1,04

42

Gaziantep

188.700

189.591

0,5

1,02

43

Bingöl

181.990

186.979

2,7

1,01

44

Eskişehir

182.747

185.023

1,2

1,00

45

Malatya

192.791

179.473

-6,9

0,97

46

Elazığ

179.894

178.379

-0,8

0,96

47

Amasya

152.652

175.024

14,7

0,95

48

Ordu

198.514

165.864

-16,4

0,90

49

Uşak

169.471

165.121

-2,6

0,89

50

Mardin

145.708

158.639

8,9

0,86

51

Bolu

130.259

152.945

17,4

0,83

52

Hatay

158.640

140.636

-11,3

0,76

53

Çankırı

122.027

140.585

15,2

0,76

54

Adıyaman

107.303

123.278

14,9

0,67

55

Erzincan

97.085

115.164

18,6

0,62

56

Kocaeli

113.941

109.863

-3,6

0,59

57

Batman

114.851

102.898

-10,4

0,56

58

Osmaniye

123.916

100.065

-19,2

0,54

59

Karaman

87.437

98.851

13,1

0,53

60

Bitlis

100.859

96.171

-4,6

0,52

61

Giresun

96.223

92.904

-3,4

0,50

62

Sinop

99.987

91.125

-8,9

0,49

63

Kırşehir

98.874

90.954

-8,0

0,49

64

Nevşehir

82.289

85.498

3,9

0,46

65

İstanbul

87.300

83.243

-4,6

0,45

66

Artvin

86.768

82.784

-4,6

0,45

67

Gümüşhane

88.699

78.615

-11,4

0,42

68

Zonguldak

88.605

69.189

-21,9

0,37

69

Hakkari

52.961

64.662

22,1

0,35

70

Kırıkkale

62.038

64.272

3,6

0,35

71

Siirt

60.511

60.050

-0,8

0,32

72

Bartın

59.603

57.898

-2,9

0,31

73

Şırnak

55.485

55.306

-0,3

0,30

74

Tunceli

50.458

48.894

-3,1

0,26

75

Düzce

51.540

47.501

-7,8

0,26

76

Bilecik

43.798

43.700

-0,2

0,24

77

Karabük

42.452

36.952

-13,0

0,20

78

Kilis

23.219

29.438

26,8

0,16

79

Bayburt

91.724

28.843

-68,6

0,16

80

Rize

26.361

25.711

-2,5

0,14

81

Yalova

22.419

12.679

-43,4

0,07

 

Toplam

18.223.704

18.498.633

1,5

100,00

Bayraktar, Adapazarı Ziraat Odası Genel Kurulu’na katıldı…

-Bayraktar, Adapazarı Ziraat Odası Genel Kurulu’na katıldı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Büyükşehir belediye başkanlarına ve valilere sesleniyorum: Allah aşkına verimli tarım arazilerini imara açmayın”

-“ Toprak Kurullarında daha dikkatli ve hassas davranalım. Biz bu toprakların sahibiyiz. Bu toprakları korumaya devam edeceğiz”

-“Gıda hayatın kaynağı. Çiftçilerimiz çok hayati bir görev ifa ediyorlar”

-“Dünyada gıdada büyük bir israf varken, tarımsal kayıplar da çok büyük boyutlarda”

-“Mazot, elektrik, gübre, ilaç gibi girdilerde vergi yükü çok ağır. Bunun aşağı çekilmesi lazım”

-“Ülke genelinde halen sulanamayan 2,77 milyon hektar alan var. Bu alanların sulamaya açılması önemli. İmkân sağlandığında, yağlı tohumlar, yem bitkileri, süs bitkileri başta,

bitkisel üretimin birçok alanında üretim artışı olur”

-“Yapısal sorunları çözmeli, daha verimli, kaliteli, standart üretim yapmalıyız”

 

Adapazarı – 20.02.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’de 30 ilde büyükşehir belediyesi olduğunu, tarım topraklarının yüzde 57’sinin bu büyükşehirlerin hudutları içinde bulunduğunu bildirerek, “Büyükşehir belediye başkanlarına ve valilere sesleniyorum: Allah aşkına verimli tarım arazilerini imara açmayın, vebal altına giriyorsunuz. Toprak Kurullarında daha dikkatli ve hassas davranalım. Biz bu toprakların sahibiyiz. Bu toprakları korumaya devam edeceğiz” dedi.

Bayraktar, Adapazarı Ziraat Odası Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Aralık ayında delege seçimlerini bitirdiklerini, Türkiye genelinde oda genel kurullarının sürdüğünü, Şubat ayı sonunda tamamlanacağını vurguladı. Mart ayında il kongrelerini yapacaklarını hatırlatan Bayraktar, Mayıs ayında Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Kurulu’nu gerçekleştireceklerini belirtti.

 

-“Ziraat Odalarını ve TZOB’u idari ve mali yönden güçlü hale getirdik”-

 

İdari ve mali yönden güçlü olmayan Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği’nin kendi dönemlerinde idari ve mali yönden güçlendiğini bildiren Bayraktar, “Yönetime geldiğimizde sandalyesi olmayan Ziraat Odaları vardı. 60 yıllık, ihtiyaçlara cevap vermeyen ama bir türlü de değiştirilemeyen Ziraat Odaları Kanunu’nun çıkarılmasını sağladık. Odalarımızı, parası, kendine ait hizmet binası olmayan TZOB’u idari ve mali yönden güçlü hale getirdik. Daha iyi hizmet verir hale getirdik” dedi.

Bayraktar, şunları söyledi:

“İl ve ilçelerin yüzde 90’ında teşkilat kurduk. 800’e yakın Ziraat Odamız var. Ziraat Odalarımızın yüzde 70’i kendi hizmet binasına sahip. Yine Ziraat Odalarımızın yüzde 45’inde tarımsal araç ve makine parkı, 75 adet toprak tahlil laboratuvarı kurduk. Odalarımızın ürün işleme, paketleme ve ambalajlama tesisleri var. Zeytinyağı fabrikası kurdular. Odalarımızın birçoğunda girdi temin mağazaları var.

Kırsal kalkınmayla ilgili 200’e yakın proje yaptık, bu projeler kapsamında Avrupa Birliği’nden aldığımız hibeleri çitçimizin hizmetine sunduk. Otomasyonu kurduk.”

Tarımın önemini kaybetmeyen bir sektör olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “Gıda sektörü enerji ile birlikte dünyanın öncelikli sektörlerinden biri. Gıda hayatın kaynağı. Çiftçilerimiz çok hayati bir görev ifa ediyorlar. Gıda güvenliğini sağlayan ülkeler şanslı olacak. Sadece çiftçileri değil, ülkeleri zenginleşecek. Sektörümüz 5,5 milyon kişiye istihdam sağlıyor, 62,5 milyar dolarlık hasıla üretiyor, 18 milyar dolar ihracat yapıyor. 77 milyon ülke nüfusunu, 37 milyon turisti besliyor” dedi.

 

-“Yapısal sorunlara rağmen üretimden vazgeçmeyen çiftçi”-

 

Sıkıntılara, yapısal sorunlara rağmen, üretimden vazgeçmeyen çiftçinin hizmetinde olmaktan gurur duyduğunu belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Hedeflerimiz büyük. Bunun için öncelikle yapısal sorunların çözülmesi gerekiyor. Girdi maliyetleri yüksek. Mazot, elektrik, gübre, ilaç gibi girdilerde vergi yükü çok ağır. Bunun aşağı çekilmesi lazım.

Sulama çok önemli. Sakarya’da işlenebilir arazilerin sadece yüzde 10’unu sulayabiliyoruz. Ülke genelinde halen sulanamayan 2,77 milyon hektar alan var. Bu alanların sulamaya açılması önemli. Bu alanlar sulamaya açılırsa net ithalatçı olduğumuz ve 3,6 milyar dolar ithalat yaptığımız yağlı tohumların üretiminde patlama olur. İthalatçı olmaktan kurtuluruz. İmkân sağlandığında, yağlı tohumlar, yem bitkileri, süs bitkileri başta olmak üzere bitkisel üretimin birçok alanında üretim artışı olur.

Arazilerimiz parçalanmış, parçalanmaya da devam ediyor. İşletme bazında ortalama arazi büyüklüğümüz 59 dekara inmiş durumda. Üstelik bu alanda yaklaşık 10 parselden oluşuyor. Bu kadar küçük arazilerde verimli tarımsal faaliyet yürütülemez. Sakarya’da işletmelerin arazi büyüklüğü yüzde 70’i 20 dekar ile 100 dekar arasında. İşletmelerimiz çok küçük. Bu şekilde bitkisel üretim ve hayvancılık yapmamız mümkün değil. O yüzden bu arazilerin parçalanmasını önlemek ve toplulaştırma çalışmalarına önem vermek lazım.

Türkiye’de 30 ilde büyükşehir belediyesi var ve tarım topraklarının yüzde 57’si bu büyükşehirlerin hudutları içinde. Buradan büyükşehir belediye başkanlarına ve valilere sesleniyorum: Allah aşkına verimli tarım arazilerini imara açmayın, vebal altına giriyorsunuz. Bunun vebalinden kurtulamazsanız. Cenab-ı Allah bu toprakları bize üretim yapın, insanınızı besleyin diye bahşetti. Fabrikanın üzerine fabrika kurulmaz. Gelin bu toprakları koruyalım. Toprak Kurullarında daha dikkatli ve hassas davranalım. Biz bu toprakların sahibiyiz. Bu toprakları korumaya devam edeceğiz.”

 

-“Üretici örgütleri idari ve mali açıdan güçlendirilmeli”-

 

Tarımda örgütlenme, planlama eksikliği olduğunu, üretici örgütlerinin idari ve mali açıdan güçlendirilmesi gerektiğini bildiren Bayraktar, şunları söyledi:

“Çiftçimizin ekonomik örgütleri, idari ve mali açıdan güçlü olmadıkları için planlama yapamıyorlar, piyasayı yönlendiremiyorlar, depolama tesisleri, soğuk hava depoları kuramıyorlar. Piyasaya ürünü düzenli bir şekilde sunamıyorlar. Bundan dolayı üretici ve market fiyatları arasında çok büyük farklar oluşuyor. Çiftçimiz de mağdur oluyor, tüketicimiz de mağdur oluyor. Çiftçimiz malını zararına elden çıkarmak zorunda kalıyor.

İşin başka bir yönü de israf. Dünyada gıdada büyük bir israf varken, tarımsal kayıplar da çok büyük boyutlarda. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde tarımda üretim ve kullanımda büyük kayıplar görülüyor.

Sorunların çözümünü de sadece kamuya da bırakamayız. Meslek kuruluşları olarak da çalışmalı, sorunların çözümüne katkı sağlamalıyız. Yapısal sorunları çözmeli, daha verimli, kaliteli, standart üretim yapmalıyız. Burada eğitim çok önemli. Bilgi çok önemli. Hangi kanunu çıkarırsak çıkaralım. Hangi tedbirleri alırsak alalım, eğer bilgi eksikliği varsa, çiftçimizi doğru enforme edemiyorsak, netice almanız mümkün değil. Çiftçi eğitimine önem veriyoruz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü ile yaptığımız protokoller çerçevesinde, çiftçi eğitimi, kadın çiftçi eğitimi, genç çiftçi eğitimi, güvenli traktör kullanımı, Tarım Bağ Kur’u eğitimlerini ortaklaşa sürdürüyoruz. Ağaçlandırma seferberliğini sürdürüyoruz. Ankara’da eğitim merkezi inşa ettik.”

 

-“Tarım üstü açık fabrika”-

 

Tarımın üstü açık fabrika olduğunu, iklim şartlarına açık bir üretim yapıldığına dikkati çeken Bayraktar, çiftçinin 2013-2014 üretim sezonunda doğal afetlerle uğraştığını, başta kuraklık, don olmak üzere hemen her afetin görüldüğünü, bunun sonucu olarak bitkisel üretimde azalma meydana geldiğini belirtti. Buğdayda üretimin 22 milyon 50 bin tondan 19 milyon tona indiğini bildiren Bayraktar, “2014-2015 üretim sezonunun da afetlerle başladığını Ege, Akdeniz, Marmara’daki çoğu ilimizde aşırı yağış, sel, su baskınlarıyla karşı karşıya kaldık. Geçen ay Bursa çevresini ziyaret ettim. Orhangazi ve Gemlik’te aşırı kar, zeytin dallarını kırmış. Oradan Akdeniz’e geçtim Antalya’da sel felaketi Demre’de Kumluca’da Finike’de sera ve sebze bahçelerine zarar vermiş. Fakat kar yağışının iyi olması buğday başta olmak üzere hububat üretimine çok olumlu yansıyacak. Kar bereket” diye konuştu.

 

-SGK çalışmaları-

 

Türk çiftçisini temsilen Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK) Yönetim Kurulu Üyeliği de yaptığını hatırlatan Bayraktar, SGK’daki çalışmalarıyla ilgili şunları söyledi:

“1994 yılından beri prim kesintisi yapılan çiftçilerimizin, ben oraya girdikten sonra gelir ve yapılandırmalarını sağladık. Kadın çiftçilerimizin de sıkıntıları vardı. 2003 yılından önce aile reisi olmadıkları için bizim tarafımızdan verilen öneriyle Kanun değişikliğine gidilerek birçok kadın çiftçimizi emekli etme şansımız oldu.

Prim ödeyemeyecek durumda olan çiftçilerimiz vardı. Muafiyet hakkı getirerek sağlık hizmeti görüyorlar. 65 yaş üstü çiftçilerimiz bir şekilde Sosyal Güvenlik Kurumu’na dâhil oluyorlar ve prim ödemek zorunda kalıyorlardı. Teklifimizle bunu önledik. Kendileri istemedikleri sürece prim ödemeyecekler. 2012 yılında yüzde 5 olan prim kesintileri bizim teklifimizle yüzde 2’ye düşürdük. 12 aydan fazla prim borcu olan çiftçilerimiz borçları ileri bir tarihe ertelenerek, tekrar ödemek suretiyle sağlık hizmetinden faydalanabilecek ve emekli olabilecekler. Sosyal Güvenlik Kurumu’nda bizimle ilgili konularda sorunları çözmeye çalışıyoruz.”

Bayraktar, Akyazı Ziraat Odası Genel Kurulu’na katıldı…

-Bayraktar, Akyazı Ziraat Odası Genel Kurulu’na katıldı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “TZOB Genel Kurulu’nda yeniden aday olacağım”

-“Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği bizim dönemimizde idari ve mali yönden fevkalade güçlendi. Bizden önce Ziraat Odaları Birliği parası, hizmet binası olamayan bir kurumdu”

-“Bu koşullarda 77 milyon ülke nüfusunu, 37 milyon turisti doyuruyorsa, 18 milyar dolar ihracata neden oluyorsa ve 62 milyar dolarlık milli hasıla elde edebiliyorsa o zaman

gelip bu çiftçinin elini öpeceksin”

-“Ben çiftçiyi eleştirenlerin büyük bir vebal altında olduğuna İnanıyorum”

-“Hedefimiz tarlaya girerken de tarladan çıkarken de yüzü gülen üretici kitlesi”

 

Ankara – 19.02.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, TZOB Genel Kurulu’nda yeniden aday olacağını açıkladı.

Bayraktar, delegesi olduğu Sakarya’nın Akyazı İlçesi Ziraat Odası Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Aralık ayında delege seçimlerini bitirdiklerini, Türkiye genelinde oda genel kurullarının sürdüğünü, Şubat ayı sonunda tamamlanacağını vurguladı. Mart ayında il kongrelerini yapacaklarını hatırlatan Bayraktar, Mayıs ayında da Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Kurulu’nu gerçekleştireceklerini belirtti.

Şemsi Bayraktar, şunları söyledi:

“Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nde hizmet etmeye devam edeceğim ve Mayıs ayında yapılacak TZOB Genel Kurulu’nda yeniden aday olacağımı buradan bilmenizi istiyorum.

Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği bizim dönemimizde idari ve mali yönden fevkalade güçlendi. Bizden önce Ziraat Odaları Birliği parası, hizmet binası olamayan bir kurumdu. Hatta odalar da idari ve mali yönden güçlü değildi. Yeterli hizmeti veremiyordu.

60 yıllık, ihtiyaçlara cevap vermeyen ama bir türlü de değiştirilemeyen Ziraat Odaları Kanunu’nun çıkarılmasını sağladık. Odalarımızı, TZOB’u idari ve mali yönden güçlü hale getirdik. Bugün baktığınızda Türkiye Ziraat Odaları Birliği, 4,5 milyon üyesiyle Türkiye’nin en büyük meslek kuruluşu.

Yaklaşık 800 tane odamız var ve yüzde 80’inin de kendi binası var. Laboratuvarlar, ürün işleme tesisi kuruyorlar. Bu dönemde, 200’e yakın kırsal kalkınma projesini hayata geçirdik. Odalarımızı daha iyi hizmet eder hale getirdik.”

 

-Tek tuşla odalarımızın bilançosunu Ankara’dan görebileceğiz”-

 

TZOB bünyesinde otomasyon sistemini kurdukları bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Tek tuşlamayla odalarımızın bilançosunu Ankara’dan görebileceğiz. Odalar da tuşa bastığında TZOB’u görebilecekler.

Tapu Kadastro’ya, TÜİK’e, Nüfus İdaresi’ne, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne girebilecekler. Bu kuruluşlarla entegre bir sistem. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bütün bilgilerine rahatlıkla ulaşabilecekler. Otomasyonu bitirdik, bazı pilot bölgelerde kullanmaya başladık.”

Tarım sektörünün önemini kaybetmeyen bir sektör olduğunu vurgulayan Bayraktar, “her türlü ihtiyaçlarınızı erteleyebilirsiniz ama hayatın kaynağı olan gıdayı erteleyemezsiniz. Bu yüzden çiftçilerimiz çok hayati bir görev ifa ediyorlar. Üzülerek ifade etmeliyim ki bunu Türkiye’de anlamayan bazı kesimler var. Çiftçiyi hor gören, devlete yük olarak gören bir anlayış var. Biz bunlarla da mücadele ediyoruz” dedi.

 

-“Ne şartlarda üretim yaptığımızın kimse farkında değil”-

 

Sektör olarak doğal şartlara açık üretim yaptıklarını belirten Bayraktar, şunları söyledi:

“2014 yılında önce kuraklık ardından don felaketiyle karşı karşıya kaldık. Bu bölgede sel felaketiyle karşı karşıya kaldık. Bizim de buraya gelip o bölgeleri ziyaret etme şansımız oldu. 2015 yılına geldiğimizde, oldukça fazla yağan kar, Türkiye’nin hububat üretimi için önemli. Kar sayesinde Türkiye, bu yıl özellikle buğdayda 22 milyon tonun altına düşmeyecek. Geçen sene kuraklık yüzünden 19 milyon tondu. Geçen ay Bursa çevresini gezdim, Orhangazi ve Gemlik’te aşırı kar, zeytin dallarını kırmış, işin bir de bu boyutu var. Oradan Akdeniz’e geçtim. Antalya’da sel felaketi Demre’de, Kumluca’da, Finike’de sera ve sebze bahçelerine zarar vermiş. Ne şartlarda üretim yaptığımızın kimse farkında değil. Bu koşullarda 77 milyon ülke nüfusunu, 37 milyon turisti doyuruyorsa, 18 milyar dolar ihracata neden oluyorsa ve 62 milyar dolarlık milli hasıla elde edebiliyorsa o zaman gelip bu çiftçinin elini öpeceksin. Ben çiftçiyi eleştirenlerin büyük bir vebal altında olduğuna inanıyorum. Bu manada çiftçinin hangi şartlarda üretim yaptığını Türkiye’nin her tarafında anlatmaya çalışıyorum.”

“Dünya ticaretinde rol almak, daha fazla ihracat yapmak, çiftçinin malını daha iyi fiyattan değerlendirmek istiyorsak, yapısal sorunları çözerek, daha verimli, kaliteli, standart üretim yapmak zorunluluğumuz var” diyen Bayraktar, şöyle devam etti:

Yeni ruhsatlandırılan fındık alanları var. Bunların içinde Sakarya’nın ilçeleri de bulunuyor. Geçen sene Trabzon’da dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan toplantıda, biz bunu gündeme getirdik. Sakarya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı bunu gündeme getirdi. Sayın Bakanın talimatıyla bir yıllık bir çalışma yapıldı, tespitler gerçekleştirildi. Bu sayede üreticilerimiz ruhsatlarına kavuşmuş olacaklar, desteklemelerden yararlanacaklar. Sakarya Milletvekillerinin de bunda katkısı var. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Türk çiftçisini temsilen Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK) Yönetim Kurulu Üyeliği de yapıyorum. Geçen ayki toplantıda, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kararını yönetimden çıkardık. Toplantıda ihale kararını onayladık. Akyazı’da bu yıl içinde Sosyal Güvenlik Kurumu binasını inşa edeceğiz.”

Hedeflerinin tarlaya girerken de tarladan çıkarken de yüzü gülen üretici kitlesi olduğunu, bunun için mücadele ettiklerini bildiren Bayraktar, “TZOB Genel Başkanı olarak, üreterek bu ülkeye hizmet eden üreticilerimizden onur duyuyorum, Ziraat Odası Başkanları’na her fırsatta şunu söylüyorum, Türk çiftçisine hizmet ibadettir. Çocuklarımızı Türk çiftçisinin ürettikleriyle doyuruyoruz. Kimse nankör olmasın” dedi.

Kırmızı ette üretim 1 milyon tonu geçti


-Kırmızı ette üretim 1 milyon tonu geçti

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Kırmızı et üretimi, 2014 yılında yüzde 1,2 artarak 1 milyon 8 bin 272 tona ulaştı”

-“Üretim artışını son çeyrekteki yüzde 9,3’lük büyüme sağladı”

-“2014 yılında en fazla artış oranı yüzde 43,7 ile manda etinde görülürken, keçi eti üretimi yüzde 13,7, sığır eti üretimi yüzde 1,5 artarken, koyun eti üretimi yüzde 3,9 geriledi”

-“Kırmızı et üretiminin yüzde 87,5’i sığır etinden, yüzde 9,8’i koyun etinden, yüzde 2,65’i keçi etinden, yüzde 0,05’i manda etinden oluştu”

-“TZOB olarak et ithalatına karşıyız. Ana hedef, ette ithalatın ülke gündeminden tamamıyla çıkarılması olmalıdır. Üreticilerimizin ülkenin et ihtiyacını karşılanacağına inanıyoruz”

-“Önceliğimiz ithalattan ziyade iç tüketimin desteklenmesi, yem ve canlı hayvan başta olmak üzere maliyet düşürücü tedbirlerin hayata geçirilmesi, ıslah çalışmalarına devam edilmesi olmalıdır”

-“Hem üretici hem de tüketici açısından piyasanın düzenlenmesi zorunlu”

 

Ankara – 18.02.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kırmızı ette üretim artışının devam ettiğini, üretimin ilk kez 1 milyon tonu geçtiğini bildirerek, “Kırmızı et üretimi, 2014 yılında yüzde 1,2 artarak 1 milyon 8 bin 272 tona ulaştı” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2011 yılında 776 bin 915 bin ton, 2012 yılında 915 bin 845 ton, 2013 yılında 996 bin 125 ton olan toplam kırmızı et üretiminin 2014 yılında 1 milyon 8 bin 272 tona tona yükseldiğini belirtti. 2014 yılında kırmızı et kaynakları içinde en fazla artış oranının yüzde 43,7 ile manda etinde görülürken, keçi eti üretiminin yüzde 13,7, sığır eti üretiminin yüzde 1,5 arttığını, koyun eti üretiminde ise yüzde 3,9 gerilediğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“2011 yılında 644 bin 906 ton olan sığır eti üretimi, 2012 yılında 799 bin 344 tona, 2013 yılında 869 bin 292 tona, 2014 yılında 881 bin 999 tona çıktı. Koyun eti üretimi, 2011 yılında 107 bin 76 tondu. Bu rakam 2012 yılında 97 bin 334 tona indi. 2013 yılında 102 bin 943 tona çıkan koyun eti üretimi, 2014 yılında 98 bin 978 tona indi. Keçi etinde, 2011 yılında 23 bin 318 ton olan üretim, 2012 yılında 17 bin 430 tona düştü, 2013 yılında 23 bin 554 tona, 2014 yılında 26 bin 770 tona yükseldi.  Manda etinde 2011 yılında 1615 ton olan üretim, 2012 yılında 1736 tona çıktıktan sonra 2013 yılında 336 tona gerilemişti. 2014 yılında üretim 526 tona çıktı.

Üretim artışını son çeyrekteki yüzde 9,3’lük büyüme sağladı. İlk üç çeyrekte yüzde 3,5 gerileyen kırmızı et üretimi son çeyrekteki 402 bin 335 tonluk üretimle yüzde 1,2’lik yıllık artışa ulaştı. 2014 yılının ilk çeyreğinde 184 bin 975 ton, ikinci çeyreğinde 218 bin 432 ton, üçüncü çeyreğinde 202 bin 530 ton olan kırmızı et üretimi son çeyrekte 402 bin 335 tona yükseldi.”

 

-Sığır etinin payı yüzde 87,5’e çıktı-

 

Sığır eti üretimin toplam kırmızı et üretiminin yüzde 87,5’ini karşıladığına dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Kırmızı et üretiminin yüzde 87,5’i sığır etinden, yüzde 9,8’i koyun etinden, yüzde 2,65’i keçi etinden, yüzde 0,05’i manda etinden oluştu. Koyun etinin payı 2013 yılında yüzde 10,3 idi, 2014 yılında yüzde 10’un altına indi. 2011 yılında kırmızı et üretiminin yüzde 83’ü sığır etinden oluşuyordu. Bu oran 2014 yılında yüzde 87,5’e çıktı.”

 

-“Et ithalatına karşıyız”-

 

TZOB olarak et ithalatına karşı olduklarını, ana hedefin, ette ithalatın ülke gündeminden tamamıyla çıkarılması olması gerektiğini belirten Bayraktar, “İthalat yapılan dönemde, kasaplık, besilik, damızlık canlı hayvan ve karkas olmak üzere 3,5 milyar dolara yakın bir döviz dışarı aktarılmıştır. Eğer bu miktar ülke içinde kullanılacak olsaydı ülke hayvancılığı daha iyi konuma gelirdi” dedi.

Bayraktar, önceliğin ithalattan ziyade, iç üretimin desteklenmesi, yem ve canlı hayvan başta olmak üzere maliyet düşürücü tedbirlerin hayata geçirilmesi, ıslah çalışmalarına devam edilmesi, hem üretici hem tüketici açısından piyasanın düzenlenmesi olması gerektiğini vurguladı.

Şemsi Bayraktar, ana hedefin ette ithalatın ülke gündeminden tamamıyla çıkarılması zorunluluğuna da dikkati çekti.

Tarımda istihdam Kasım ayında 5,18 milyona indi…


-Tarımda istihdam Kasım ayında 5,18 milyona indi…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarımsal faaliyetin azaldığı Kasım ayında bile tarım,

5 milyon 180 bin kişiye istihdam sağladı. İstihdamın 5’te 1’ini karşıladı”

-“Tarım, Kasım’da işsizliği kadınlarda 4,5, erkeklerde 1,2, toplamda 2 puan düşürdü”

-“Kasım’da tarım dışı işsizlik yüzde 12,7 iken, tarım dahil edildiğinde yüzde 10,7’e indi”

-“Çalışan erkeklerin yüzde 15,5’i, kadınların yüzde 30,7’si tarımda”

 

Ankara – 16.02.2015 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda istihdamın Kasım ayında 5,18 milyona indiğini bildirerek, “Tarımsal faaliyetin azaldığı Kasım ayında bile tarım, 5 milyon 180 bin kişiye istihdam sağladı. İstihdamın 5’te 1’ini karşıladı” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2014 Kasım ayında 25 milyon 874 bin olan istihdamın 13 milyon 453 bini hizmetler, 5 milyon 180 bini tarım, 5 milyon 273 bini sanayi, 1 milyon 967 bini inşaat sektörlerinde gerçekleşti.

Kasım ayında sanayinin istihdam rakamında tarımı geride bıraktığını 93 bin daha fazla istihdam sağladığını belirten Bayraktar, “tarım Türkiye’de önemli bir istihdam kapısı. Hala istihdamın yüzde 20’sini karşılıyor. İstihdamda hizmetlerin payı yüzde 52, sanayinin payı yüzde 20,4, inşaatın payı yüzde 7,6 düzeyinde bulunuyor” dedi.

 

-Tarım Kasım’da işsizliği 2 puan düşürdü-

 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Kasım ayında tarımın kadınlarda işsizliği 4,5 puan düşürerek yüzde 17,5’den yüzde 13’e, erkeklerde 1,2 puan düşürerek yüzde 10,9’dan yüzde 9,7’ye, toplamda işsizliği 2 puan düşürerek yüzde 12,7’den yüzde 10,7’e indirdiğini bildirdi.

Bayraktar, tarımın işsizliği Mart ayında 1,9, Nisan’da 1,8, Mayıs’ta 1,9, Haziran’da 2, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında 2,2, Ekim ayında 2,1 puan azalttığını hatırlattı.

Şemsi Bayraktar, Kasım ayında tarımda çalışan sayısının, Ekim ayına göre 224 bin kişi azalarak 5 milyon 404 bin kişiden 5 milyon 180 bin kişiye indiğini belirtti.

TZOB Genel Başkanı, Mart ayının ikinci yarısından sonra tarımda istihdamın yoğunlaştığını hasadın ardından azalmaya başladığını, Ocak-Şubat aylarında en düşük düzeye indiğini hatırlattı.

Bayraktar, Mart ayında tarımın istihdamda yüzde 20,8 olan payının, Nisan ayında yüzde 21,3’e, Mayıs’ta yüzde 21,9’a, Haziran’da yüzde 22,3, Temmuz’da yüzde 22,4’e çıktığını, Ağustos ayında yüzde 22,1’e, Eylül ayında yüzde 21,5’e, Ekim ayında yüzde 20,7’ye, Kasım ayında ise yüzde 20’ye indiğini bildirdi.

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“Mevsim şartlarına rağmen tarım 5 milyon 180 bin kişiye istihdam sağlarken, bu rakam sanayide 5 milyon 273 bini ancak buluyor. Tarım, sanayiden, Kasım ayına rağmen 93 bin kişilik daha az istihdam sağlıyor. Kasım ayında tarımın 2 milyon 812 bin erkek, 2 milyon 368 bin kadına iş ve aş sağladığını, çalışan erkeklerin yüzde 15,5’i, çalışan kadınların yüzde 30,7’si tarımda istihdam ediliyor.”

Türkiye bal üretiminde sınır tanımıyor…


 -Türkiye bal üretiminde sınır tanımıyor…

 -TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Bal üretimi, 2014 yılında yüzde 8,2 artışla

  ilk kez 100 bin ton sınırını geçerek 102 bin 486  tona ulaştı”

-“1994 yılında 54 bin 908 ton olan bal üretimi, 2014 yılına kadar yüzde 86,7 artışla 102 bin 486 tona yükseldi. Bu dönemde kovan sayısı yüzde 86,5 artışla 3,79

milyondan 7,06 milyon kovana çıktı”

-“Muğla bal üretimini 15 bin 282 tona çıkararak birinci oldu. 2013 yılının birincisi Ordu, 15 bin 39 ton bal üretimiyle ikinci sırada yer aldı. Adana 9 bin 715 tonla üçüncü sırada”

-“Bal üretiminde Muğla, Ordu, Adana’yı 3 bin 447 tonla Aydın, 3 bin 39 tonla Sivas, 2 bin 884 tonla Mersin, 2 bin 877 tonla İzmir, 2 bin 711 tonla Antalya, 2 bin 638 tonla Balıkesir,2 bin 26 tonla Siirt izledi”

-“Arıcılık, çok fazla sermayeye, tarım arazisine gerek duymadan yapılabilecek, genç çiftçilerle kadın çiftçilerimizin uğraşı alanı olabilecek, istihdam oluşturacak,

kırsal kalkınmaya destek olacak bir sektör”

-“Arıcılıkta ihracatın artırılması için, girdi maliyetleri azaltılmalı, standart üretim yapılmalı, üretim kontrol edilmeli, yapılan üretimin ne olduğu, içeriği, kalıntı maddelerin olmadığı belirtilmeli, standartlara uygun ambalajlama yapılmalıdır”

 

Ankara – 15.02.2015- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’nin bal üretiminde sınır tanımadığını bildirerek, “Bal üretimi, 2014 yılında yüzde 8,2 artışla ilk kez 100 bin ton sınırını geçerek 102 bin 486 tona ulaştı. 2013 yılında üretim 94 bin 694 tondu” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, arıcılığa çok uygun floralara sahip olan Türkiye’de bal üretimin hızla arttığını, bir bir eşikleri geçtiğine dikkati çekti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 1994 yılında 54 bin 908 ton olan bal üretiminin, 2014 yılına kadar yüzde 86,7 artışla 102 bin 486 tona yükseldiğini belirten Bayraktar, 1994-2014 döneminde kovan sayısının da yüzde 86,5 artışla 3 milyon 786 bin 588 kovandan 7 milyon 60 bin 973 kovana çıktığını vurguladı. 2014’de kovanların yüzde 97,3’nün yeni, yüzde 2,7’sinin eski tip olduğunu bildiren Bayraktar, eski tip kovan sayısının 193 bin 442, yeni tip kovan sayısının 6 milyon 867 bin 531’e ulaştığını belirtti.

 

-İlk 5, Muğla, Ordu, Adana, Aydın ve Sivas’tan oluştu-

 

Bayraktar, şunları kaydetti:

“Muğla bal üretimini 15 bin 282 tona çıkararak birinci oldu. 2013 yılının birincisi Ordu, 15 bin 39 ton bal üretimiyle ikinci sırada yer aldı. Adana, 9 bin 715 tonla üçüncü oldu. Muğla ve Ordu toplam bal üretiminin yüzde 29,6’sını karşıladı. Bu illere Adana’nın da eklenmesiyle üç ilin payı yüzde 39,1’i buluyor. Bal üretiminde Muğla, Ordu, Adana’yı 3 bin 447 tonla Aydın, 3 bin 39 tonla Sivas, 2 bin 884 tonla Mersin, 2 bin 877 tonla İzmir, 2 bin 711 tonla Antalya, 2 bin 638 tonla Balıkesir, 2 bin 26 tonla Siirt izledi.

Bal üretimi, Van’da 1982, Diyarbakır’da 1619, Bitlis’te 1429, Şanlıurfa’da 1400, Bingöl’de 1288, Denizli’de 1264, Kars’ta 1260, Giresun’da 1253, Erzurum’da 1244, Çanakkale’de 1240, Hakkari’de 1132, Trabzon’da 1007, Erzincan’da 1007 ton.

2014’de Samsun’da 975, Gümüşhane’de 954, Konya’da 921, Osmaniye’de 916, Manisa’da 910, Artvin’de 850, Hatay’da 836, Afyonkarahisar’da 813, Çankırı’da 799, Malatya’da 795, Bursa’da 748, İstanbul’da 722, Kahramanmaraş’ta 719, Rize’de 692, Edirne’de 687, Sakarya’da 663, Ankara’da 654, Tunceli’de 641, Muş’ta 638, Kırklareli’de 632, Burdur’da 600, Tekirdağ’da 572, Elazığ’da 519, Kocaeli’nde 503,Tokat’ta 502 ton bal üretildi.

 

-Son iki Kırşehir ve Kilis-

 

Üretim, Kayseri’de 491, Niğde’de 488, Adıyaman’da 473, Düzce’de 470, Kastamonu’da 450, Yalova’da 361, Karaman’da 351, Çorum’da 341, Bayburt’ta 319, Isparta’da 288, Batman’da 262, Sinop’ta 256, Aksaray’da 254, Yozgat’ta 240, Karabük’te 239, Iğdır’da 225, Bolu’da 221, Kütahya’da 215, Amasya’da 209, Ardahan’da 203, Mardin’de 182, Şırnak’ta 181, Bilecik’te 179, Zonguldak’ta 172, Gaziantep’te 160, Bartın’da 159, Kırıkkale’de 138, Uşak’ta 122, Nevşehir’de 116, Ağrı’da 114, Eskişehir’de 113 tonda kaldı. Bal üretiminde son iki sırayı ise 85 tonla Kırşehir ve 14 tonla Kilis aldı.”

 

-“Türkiye arıcılığa çok uygun”-

 

Özellikle Türkiye’nin bol çiçekli geniş mera alanları ve akasya, kestane, ıhlamur gibi nektarlı çiçek açan ormanlarının arıcılığa çok uygun olduğunu vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Arıcılık çok fazla sermayeye, tarım arazisine gerek duymadan yapılabilecek, genç çiftçilerle kadın çiftçilerimizin uğraşı alanı olabilecek, istihdam oluşturacak, kırsal kalkınmaya destek olacak bir sektör. Ülkemizde kıyılardan iç bölgelere doğru farklı yükseltilerin olması, bitkilerin farklı tarihlerde çiçeklenmesine neden olmakta, bu durum bitkilerin farklı bölgelerde yılın değişik dönemlerinde arılar için her an nektar kaynağının bulunabilirliğini sağlamaktadır.

Aslında ülkemizde arıcılık; topoğrafik yapısı, farklı iklimler ve tarım bölgelerine sahip olunması, sanayi ve yerleşim yerlerinden uzak büyük alanların varlığı, kimyasal ilaç ve gübre kullanımının olmadığı işlenmeyen tarım alanlarının, mera ve çayırlıkların fazla, sabit ve gezginci arıcılığa elverişli olması nedeniyle tarım arazisi olmayanların hatta kadın çiftçilerimizin de rahatlıkla yapabileceği tarımsal faaliyettir. Bu özellikleri ile ülkemiz, kendi coğrafyasındaki diğer ülkelere göre arıcılıkta avantajlı ülkelerden biridir. Ülkemizde çoğunlukla gezginci olarak yapılan arıcılıkta, arıcılarımızın büyük bir kısmı arılarını Akdeniz ve Ege bölgelerinde kışlatmakta, ilkbaharda Mayıs ayında İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya götürmektedirler. Arıcılarımızın bir kısım çiçek balı için Sivas, Erzurum, Muş, Bingöl ve Bitlis’e, ayçiçeği balı için Trakya ve Ege bölgelerine gitmektedirler. Ülkemizde çiçek balının yanı sıra, büyük miktarlarda çam balı üretimi de yapılmaktadır.”

 

-Yapılması gerekenler-

 

Üreticilerin arıcılıktaki girdi maliyetleri ve pazarlamadaki zorluklar yüzünden ürettikleri balı değeri fiyattan satamadıklarının altını çizen Bayraktar, şunları kaydetti:

“Polen, arı sütü, arı zehiri gibi diğer arıcılık ürünleri ise talep olmadığı için arıcılarımız tarafından yeterince üretilmemektedir. Bu nedenle diğer ürünler için pazarlar araştırmalı, sadece bal üretimiyle sınırlı kalınmamalıdır. Baldaki kaçakçılık önlenmelidir. Yine bal üreticilerimizin sahte bal üreticilerine karşı korunması şarttır. Sektörün daha fazla desteklenmesi gerekir.

Arıcılıkta ihracatın artırılması için, girdi maliyetleri azaltılmalı, standart üretim yapılmalı, üretim kontrol edilmeli, yapılan üretimin ne olduğu, içeriği, kalıntı maddelerin olmadığı belirtilmeli, standartlara uygun ambalajlama yapılmalıdır.”