TZOB’un talebi üzerine ÇKS başvuru süresi uzatıldı


-TZOB’un talebi üzerine ÇKS başvuru süresi uzatıldı

– Genel Başkanı Bayraktar:  “Girişimlerimizle, ÇKS son başvuru tarihinin,

31 Aralık 2014’ten 30 Haziran 2015’e uzatılmasına ilişkin ÇKS yönetmelik değişikliği yapıldı ve dünkü Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı”

-“Sorunu hem şifahen hem de yazılı olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza iletmiş, çiftçimizin sıkıntıya girmemesi için başvuruların Haziran ayına kadar uzatılmasını talep etmiştik” 

-“Bu karar çiftçimizi rahatlattı”

 

Ankara – 31.12.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 31 Aralık’ta sona erecek Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvuru tarihinin, yaptıkları girişimlerle 30 Haziran 2015’e kadar uzatıldığını bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, ÇKS başvuru süresinin uzatılmasıyla ilgili yönetmelik değişikliğinin dünkü Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandığını belirterek, şöyle devam etti:

“Yeni ÇKS yönetmeliğindeki değişiklikler, üreticilerimize kolaylıklar getirmiştir. Ancak başvuru süresinin yetersizliğiyle ilgili hem Ziraat Odalarımızdan hem de çiftçilerimizden yoğun talepler geldi.

Konuyla ilgili talebimizi hem şifahen hem de yazılı olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza ilettik, çiftçilerimizin sıkıntıya girmemesi için ÇKS başvurularında ek süre verilmesini talep ettik.

Alınan bu karar, olası mağduriyetleri gidermiş ve çiftçilerimizi rahatlatmıştır.”

Genel Başkan Bayraktar’ın yeni yıl mesajı


Genel Başkan Bayraktar’ın yeni yıl mesajı 

 

Ankara – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “2015’in,  afetlerin tümünden uzak;  bütün üreticilerin alın terinin karşılığının alındığı; ürünü bol, kazancı bol, bereketi bol bir yıl olmasını diliyorum” dedi.

Bayraktar, yayımladığı yeni yıl mesajında, 2014’ün peş peşe yaşanan doğal afetler nedeniyle çiftçiler açısından çok sıkıntılı geçtiğini belirterek, 2015’in, ülkemiz açısından huzurun, refahın arttığı, bereketli bir yıl olması temennisinde bulundu.

Dileklerin ve beklentilerin yerine gelebilmesi için çalışmak ve gayret göstermek gerektiğinin de altını çizen Bayraktar, “5 milyon üyeli büyük bir aile olan Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin her bir üyesi 2015’te de bu bilinçle üretmeye, ülkesinin gıda güvencesini sağlamaya ve ülke ekonomisine omuz vermeye devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Üreticinin bütün zor şartlara rağmen, 77 milyonluk ülke nüfusunun yanı sıra 35 milyon turisti duyurduğu gibi, ülke ekonomisine de milyarca dolar ihracat geliri sağladığının altını çizen Bayraktar, şunları kaydetti:

 “Çiftçiler, üreticiler olarak önümüzdeki hedeflerimiz büyük. Türk çiftçisi olarak, her yıl daha da gelişen ülkemizde, ülkemiz insanını doyurmaya, ülkemizin gıda güvencesini sağlamaya, ihracatı daha da artıracak şekilde üretmeye, ekonomimize katkıyı artırarak sürdürmeye devam edeceğiz.

Gelecekte tarıma hükmeden ülkelerin dünyaya da hükmedeceği bilinciyle, gecemizi gündüzümüze katarak hep birlikte, sektörümüzün bütün paydaşlarıyla el ele, gönül gönüle çalışmalarımızı artan bir ivmeyle devam ettireceğiz. Türkiye’nin potansiyeli, gelecekte tarıma yön veren ülkeler arasında yer almak için yeterlidir. Yeter ki çiftçimiz desteklensin, akılcı devlet politikaları uygulansın. Biz çiftçiler, bunu sağlayacak güçteyiz.

Türk çiftçisi olarak, ülkemizin kalkınmasında üzerimize düşen sorumluluğun gereğini, her zaman olduğu yerine getirmenin gayreti içinde olacağız. TZOB olarak yeni yılda da üretim için bütün imkânlarımızı seferber edeceğiz. Sorunlarımızın çözümü noktasında çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Verimi artırmanın olmazsa olmazı olarak gördüğümüz eğitim çalışmalarını hızlandırarak sürdüreceğiz.”

 

Bitkisel üretimdeki düşüşe rağmen ihracat fazlası


-Bitkisel üretimdeki düşüşe rağmen ihracat fazlası

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Kasım ayında genel ihracattaki düşüş yüzde 7,5’i

bulurken, gıda ve tarımdaki gerileme yüzde 1,1’de kaldı”

-“Ocak-Kasım döneminde tarım ve gıdada ihracat 2013’ün aynı dönemine göre yüzde 5,9 artışla 15,2 milyar dolardan 16,1 milyar dolara çıktı”

-“Kasım ayında gıda ve tarımdaki ithalat ise yüzde 12,7 artışla 1,1 milyar dolara ulaştı. 11 aylık dönemde ithalattaki artış yüzde 9,6’yı bulurken, ithalat 10,1 milyar dolardan 11,1 milyar dolara yükseldi”

-“Her şeye rağmen tarım ve gıdada Ocak-Kasım döneminde 5 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası gerçekleşti”

-“Bitkisel üretimdeki düşüşe rağmen, Ocak-Kasım döneminde, tarım ve gıdada ihracatın artması ülkemizin ihracattaki potansiyelini  gösteriyor”

-“Tarımın önündeki engeller kaldırılırsa, ihracatta rakiplerle aramızdaki haksız rekabet önlenirse, tarım ve gıdada ihracat çok kısa sürede çok büyük rakamlara ulaşabilir”

-“İçinde bulunduğumuz bölgede Türkiye, bir tarımsal merkez, bir tarım üssü olabilir. Türkiye’den başka hiçbir ülkede bu potansiyel yok”

-“Türk tarımı desteklenmeye devam edilirse, rekabeti bozucu unsurlar bertaraf edilirse, yapısal sorunlar çözülürse geleceği parlaktır”

 

Ankara – 31.12.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Kasım ayında hem genel ihracatın hem de gıda ve tarım ihracatının gerilediğini bildirerek, “Kasım ayında genel ihracattaki düşüş yüzde 7,5’i bulurken, gıda ve tarımdaki gerileme yüzde 1,1’de kaldı” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Kasım ayında toplam ihracatın yüzde 7,5 düşerek 14,2 milyar dolardan 13,1 milyar dolara, gıda ve tarım ihracatının ise yüzde 1,1 gerilemeyle 1 milyar 820 milyon dolardan 1 milyar 800 milyon dolara indiğini belirtti. Buna karşın Ocak-Kasım döneminde tarım ve gıdada ihracatın, 2013 yılının aynı dönemine göre yüzde 5,9 artış gösterdiğini ve 15,2 milyar dolardan 16,1 milyar dolara çıktığını vurgulayan Bayraktar, her şeye rağmen tarım ve gıdada Ocak-Kasım döneminde 5 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası gerçekleştiğine dikkati çekti.

Kasım ayında genel ithalatın yüzde 0,2 artışla 21,4 milyar dolardan 21,45 milyar dolara yükseldiğini bildiren Bayraktar, “Kasım ayında ithalat ise yüzde 12,7 artışla 978 milyon dolardan 1 milyar 102 milyon dolara ulaştı. 11 aylık dönemde ithalattaki artış yüzde 9,6’yı bulurken, ithalat 10,1 milyar dolardan 11,1 milyar dolara yükseldi” dedi.

 

-En fazla ihracat meyvelerde, en fazla ithalat hububatta-

 

En fazla ihracatın Kasım ayında, 597 milyon dolarla meyvelerde görüldüğünü, meyveleri 229 milyon dolarla sebze ve meyvelerden elde edilen ürünlerin, 149 milyon dolarla hububat, un, nişasta, pastacılık ürünlerinin izlediğini belirten Bayraktar,  ithalatta ilk sırayı 264 milyon dolarla hububatın aldığını, hububatı 186 milyon dolarla yağlı tohumların, 155 milyon dolarla hayvansal ve bitkisel yağların takip ettiği bilgisini verdi.

-“Yapısal sorunlar çözülürse gelecek parlak”-

 

Bitkisel üretimdeki düşüşe rağmen, Ocak-Kasım döneminde, tarım ve gıdada ihracatın artmasının ülkenin ihracattaki potansiyelini gösterdiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarımın önündeki engeller kaldırılırsa, ihracatta rakiplerle aramızdaki haksız rekabet önlenirse, tarım ve gıdada ihracat, çok kısa sürede çok büyük rakamlara ulaşabilir. İçinde bulunduğumuz bölgede Türkiye, bir tarımsal merkez, bir tarım üssü olabilir. Türkiye’den başka hiçbir ülkede bu potansiyel yok. Türk tarımı desteklenmeye devam edilirse, rekabeti bozucu unsurlar bertaraf edilirse, yapısal sorunlar çözülürse geleceği parlaktır. Türkiye, 2023’de rahatlıkla 40 milyar dolarlık gıda ve tarım ihracatına ulaşabilir. Rusya, Kafkaslar, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Orta Asya’nın tarımsal ürün açığını kapatabilir.”

TZOB Genel Başkanı tarımda 2014 yılını değerlendirdi…

-TZOB Genel Başkanı tarımda 2014 yılını değerlendirdi…

-Genel Başkan Bayraktar: “Buğdayda ve dolayısıyla un ve ekmekte, üretim düşüşü ve Rusya’dan yapılan ithalata bağlı bir fiyat artışı beklemiyoruz”

-“Halkımızın telaşlanmasına gerek yoktur. 2015 yılı buğday açısından çok sıkıntılı geçmeyecek”

-“Kırmızı ette ithalata gerek yok. İthalat lobilerine buradan sesleniyorum. Boşuna heveslenmesinler. Kırmızı et üretimi önümüzdeki yıllarda da artarak devam edecektir”

-“Tarım sektörü, 2013-2014 sezonunu maalesef parlak geçirmedi. Doğal afetler yaşandı. Kayısı, fındık, elma, buğday, arpa gibi birçok üründe, üretim düşüşleri görüldü”

-“Buna karşın kanatlı sektörü başta olmak üzere, hayvansal üretimdeki hızlı gelişmenin sürdü. Kanatlı sektörü pek etkilenmedi”

-“Çiftçimizin ürettiği mallar enflasyon oranında değerlenmemiştir” -“Gübre, mazot ve elektrik gibi girdilerde vergi yükü çok fazla. Bu yük hafifletilmeli”

-“Tarım, işsizliği, toplamda 2,2 puan geriletmiştir. Tarım sayesinde işsizlik yüzde 10,5’e inmiştir”

-“Rusya, bize yönlenmiş görünüyor. Bazı ürünlerini tarım ürünleri de dahil olmak üzere bizden temin etmek zorunda”

-“Biz özellikle kanatlı sektörü için bunu avantaja çevirmek istiyoruz. Kanatlı sektörümüz, yumurta sektörümüz bu ihracata şuan hazır gibi görünüyor”

-“İçerideki arz ve talep dengesini gözeterek ihracat yapmak durumundayız. Eğer yapacağımız ihracat içeride fiyatları yükseltecekse ve ülkemizin gıda güvencesini tehdit edecekse o ürünlerde ihracat yapma şansımızın olmadığını biliyoruz”

-“Bizdeki fiyat artışları, enflasyonunun altında. Üretici bunu para kazanmadan üretiyor. Ama buna karşılık tüketici 4-5 kat pahalı yiyor. Bu üretim açısından da sürdürülebilir bir durum değil”

-“Tüketicilerin de bunu kaldırabilmesi mümkün değil. Sonuçta sağlıklı beslenmenin de önüne geçen bir unsur. Bu makasın bir şekilde kapatılması, aracıların devre dışı kalması lazım”

 Ankara – 29.12.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, buğdayda ve dolayısıyla un ve ekmekte, üretim düşüşü ve Rusya’dan yapılan ithalata bağlı bir fiyat artışı beklemediklerini bildirerek, “halkımızın telaşlanmasına gerek yoktur. 2015 yılı buğday açısından çok sıkıntılı geçmeyecek” dedi.

Bayraktar, TZOB Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, tarım açısından 2013-2014 üretim sezonunu değerlendirdi. Tarım sektörünün, 2013-2014 sezonunda kuraklık ve don başta olmak üzere, sel, aşırı yağış, dolu, fırtına, hortum gibi hemen tüm doğal afetleri yaşadığını, sezonu maalesef parlak geçirmediğini belirten Bayraktar, kayısı, fındık, elma, buğday, arpa gibi birçok üründe, üretim düşüşleri görüldüğünü, buna karşın kanatlı sektörü başta olmak üzere, hayvansal üretimdeki hızlı gelişmenin sürdüğünü, kanatlı sektörünün pek etkilenmediğini bildirdi.

Tarımın, ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

“2014 yılının Ocak-Eylül döneminde gayri safi yurtiçi hasılada (GSYH) yüzde 7,4 pay almıştır. Bunun yanı sıra, başta gıda olmak üzere imalat sanayine, toptan ve perakende ticarete, otel ve lokanta sektörüne, ulaştırma, depolama ve haberleşme sektörüne, finans sektörüne çok büyük katkısı bulunmaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, tarım, 2004-2013 döneminde, 2007 yılı hariç, istikrarlı bir şekilde büyümüştür. Ancak bu yıl, Ocak-Eylül döneminde, tarımda yüzde 3 küçülme yaşanmıştır.

Çiftçimiz, ekonomiye büyük katkısına rağmen, kalkınmanın nimetlerinden yeterince yararlanamıyor. Sektörde, kişi başına düşen yurt içi gelir miktarı, Türkiye ortalamasının yaklaşık 3’te 1’inde kalmaktadır.”

 

-Enflasyon-

 

2014 Kasım ayı itibarıyla tarımda üretici fiyatlarının (ÜFE) son bir yıllık dönemde yüzde 10,77, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 10,99 arttığını, gıda ve alkolsüz içeceklerde, Kasım itibarıyla son bir yıllık fiyat artışının, yüzde 14,37, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 12,37 olduğunu belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Tarımda üretici fiyatlarındaki artış, gıda ve alkolsüz içeceklerdeki tüketici fiyatlarındaki artışın altında kalmış, 2013 ve 2012 yıllarında olduğu gibi, bu durum, çiftçilerin alım gücünü azaltmıştır. Çiftçimizin ürettiği mallar enflasyon oranında değerlenmemiştir.

 

-İstihdam-

 

Sektör, toplam istihdamdaki önemini korumaktadır. Tarımsal istihdam, 2014 yılının Eylül ayında yüzde 21,5 olarak gerçekleşmiştir. Eylül ayında tarımın sağladığı istihdam, 5 milyon 625 bini bulmaktadır. Tarımımız, mevsim şartlarına göre, 4,5-6 milyon arasında değişen çalışanla, bazı aylar, imalat sanayisi ve inşaat sektörünün toplamına yakın istihdam sağlamaktadır. Sektörün en büyük katkısı ise işsizliği azaltmakta görülmektedir. Tarım işsizliği, kadınlarda 5,5 puan düşürerek yüzde 13,6’ya, erkeklerde 1,3 puan indirerek yüzde 9,1’e, toplamda 2,2 puan gerileterek yüzde 10,5’e çekmektedir. Tarım sayesinde işsizlik yüzde 10,5’e inmiştir. İstihdama bundan daha iyi bir katkı mı olur?

 

-İhracat-

 

Tarım ürünleri ve gıda, ihracatımızda, her zaman önemini korumuştur. 2014 yılı Ocak-Ekim döneminde, gıda ve tarım ürünlerinde ihracat, 14,3 milyar dolara, ithalat ise 10 milyar dolara ulaşmıştır. Gıda ve tarım sektörümüz, 2013 yılında 17 milyar dolar ihracat, 11,2 milyar dolar ithalat yapmıştır.

Ancak, şu önemli ayrıntıya bir kez daha dikkatleri çekmek isterim ki, ihracattaki olumlu gelişmelere karşın, özellikle yağlı tohumlar ve pamukta net ithalatçı konumundan kurtulabilmiş değiliz. Gıda ve tarım ürünleri ithalatımızın üçte biri, yani 3,7 milyar doları, soya fasulyesi, ayçiçeği başta olmak üzere yağlı tohum, bitkisel yağ ve küspeden oluşuyor. Stratejik bir ürün olan pamukta ise ithalatımız 1,7 milyar doları buluyor.

Tarımda ihracat imkanlarımız ve potansiyelimiz tartışılmaz. Dünya çapında rekabet edebileceğimiz, ekolojik üstünlüğü olan çok sayıda ürüne sahibiz. Fındık, kayısı, incir, kiraz, vişne, ayva ve haşhaş tohumu gibi değerli bitkisel ürünlerde üretimde dünya birincisiyiz.

Çok sayıda üründe de dünya sıralamasında ilk 10’da yer alıyoruz. Bu konumumuzu kaybetmememiz, iyi değerlendirmemiz gerekmektedir.

Ekolojik üstünlüğümüz bulunan bu ürünlerde standarda uygun, kaliteli çeşitlerle üretim yapma zorunluluğumuz var. Gıda güvenilirliği, ambalajlama ve depolamaya vereceğimiz özel önemle ürünlerin değerini daha artırmalı, fiyatta istikrarı ve kaliteli ürünün her an pazarda bulunabilirliğini sağlamalıyız.” 

 

-Bitkisel üretim-

 

Tahıl üretiminin, 2014 yılında, kuraklık başta olmak üzere doğal afetlerin etkisiyle, 2013 yılına göre, yüzde 12,7 azalarak 37,5 milyon tondan, 32,7 milyon tona indiğini, arpada yüzde 20,3, buğdayda yüzde 13,8, çeltikte yüzde 7,8 gerileme olurken, dane mısırda yüzde 0,8 artış görüldüğüne, üretimin, buğdayda 19 milyon, arpada 6,3 milyon, çeltikte 830 bin tona inerken, dane mısırda 5 milyon 950 bin tona çıktığına dikkati çeken Bayraktar, şöyle konuştu:

“Son günlerde medyada buğdayda kuraklık yüzünden üretim düşüşü ve Rusya’nın tahıl ihracat sertifikası vermeyi durdurması, buğday ihracatına 1 Şubat 2015’den sezon sonuna kadar toplamda tonda 35 Avrodan az olmamak üzere yüzde 15 artı 7,5 avro vergi uygulaması kararları nedeniyle, buğdayda sıkıntı olacağı ve ekmek fiyatlarının artacağı haberleri yer aldı. Kamuoyunda acaba buğday ve mamul madde fiyatları yükselecek mi diye bir endişe vardı.

Ocak-Ekim döneminde, ithal ettiğimiz 1,8 milyar dolarlık hububatın 1 milyar dolarını Rusya’dan yaptık. Rusya’dan ithalat önemli. Yalnız, Rusya, ihracat sertifikalarını 17 Aralık 2014’den itibaren durdurma kararında, Türkiye, Mısır, Hindistan ve Ermenistan’ı kapsam dışında tutmuştur. Rusya Tarım Ürünleri İhracatçılar Birliği de Türkiye, Mısır, Hindistan ve Ermenistan’dan ek vergi alınmayacağını bildirmiştir.

Buğdayda üretimin 22 milyon 50 bin tondan 19 milyon tona gerilemesi de Türkiye piyasasını çok fazla etkilemeyecek gibi görünüyor. Çünkü, iç tüketimin de bu civarda gerçekleşmesi bekleniyor. Toprak Mahsulleri Ofisi, un, makarna, bulgur, bisküvi, irmik gibi mamul maddelerin ihracatlarında kullanılacak buğdayın ithalatının büyük kısmının ilgili sektörlerce yapıldığını ve sorunsuz şekilde yapılmaya devam ettiğini açıkladı. Ofisin depolarındaki buğday stoku da 2,5 milyon tonu buluyor.

Bundan dolayı buğdayda ve dolayısıyla un ve ekmekte, üretim düşüşü ve Rusya’dan yapılan ithalata bağlı bir fiyat artışı beklemiyoruz. Halkımızın telaşlanmasına gerek yoktur. 2015 yılı buğday açısından çok sıkıntılı geçmeyecek.  Hükümetimiz de bu konuda fırsatçılara izin vermeyecektir. TMO’nun da elindeki buğdayı zamanında kullanarak fırsatçılara göz açtırmaması lazım. Bu ekmek, mamul madde fiyatlarındaki muhtemel artışı önleyecektir.”

Yağlı tohumlarda, 2013 yılında, 2 milyon 26 bin ton olan toplam üretimin, 2014’de yüzde 4,5 artışla 2 milyon 117 bin tona yükseldiğini, ayçiçeği üretiminin yüzde 7,5 oranında artış göstererek 1 milyon 638 bin tona ulaştığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Sebze üretimi, 2014 yılında, yüzde 0,4 artışla 28 milyon 450 bin tondan 28 milyon 570 bin tona çıktı. Sebzeler grubunun önemli ürünlerinden domateste yüzde 0,3, hıyarda yüzde 5,2 oranında üretim artışı olurken, sivri biberde yüzde 4,2, kuru soğanda yüzde 6 oranında üretim azalması görüldü.

 

-“Doğal afetler, özellikle don, en çok meyveleri etkiledi”-

 

Meyve üretimi, 2014 yılında, yüzde 6,2 düşüşle 18,2 milyon tondan 17,1 milyon tona indi. Doğal afetler, özellikle don, en çok meyveleri etkiledi. Meyveler içinde önemli ürünlerde üretim, elmada yüzde 20,7, şeftalide yüzde 4,6, kirazda yüzde 9,9, kayısıda yüzde 65,4 azaldı.

Muzda yüzde 17, zeytinde yüzde 5,5 oranında üretim artışı meydana geldi. Narenciyede mandalina üretimi, yüzde 11,1 arttı. Sert kabuklulardan fındıkta yüzde 25, cevizde yüzde 14,8 üretim azalması yaşandı. Üzümde yüzde 4,1, önemli ihraç ürünlerimizden incirde ise yüzde 0,5 üretim artış görüldü. Çay üretimi ise geçen yıla göre yüzde 6,8 arttı.

Kuru baklagillerde üretim, 2014 yılında, yüzde 9,7’lik azalmayla 1 milyon 148 bin tondan, 1 milyon 36 bin tona indi. Üretim baklagillerin önemli ürünlerinden nohutta, yüzde 11,1 azalarak 450 bin tona, kırmızı mercimekte yüzde 17,7 düşerek 325 bin ton geriledi.

Tütün üretimi, yüzde 24,9 azalmayla 70 bin tona inerken, kütlü pamuk üretimi, yüzde 4,4 artarak, 2 milyon 350 bin tona, şeker pancarı üretimi, yüzde 2,3 artışla 16 milyon 860 bin tona çıktı.” 

 

-Büyük ve küçükbaş hayvan sayısı artıyor-

 

Son yıllarda hayvan sayısının, sağlanan desteklerin de etkisiyle yeniden artmaya başladığını, 2014’de büyükbaş hayvan sayısının yüzde 2,5 artarak 14,9 milyon başa, küçükbaş hayvan sayısının yüzde 10 artışla 42,4 milyon başa çıktığını vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

“Kırmızı et üretimi, toplam hayvan, kültür ve kültür melezi ırkı sığır sayısının artmasıyla, 2011-2013 döneminde, yüzde 28,2 artarak 777 bin tondan 996 bin tona yükseldi. Yalnız, kırmızı et üretiminde, 2014 yılının Ocak-Eylül döneminde, 2013’nin aynı dönemine göre yüzde 3,5 oranında gerileme görüldü. 2013 Ocak-Eylül döneminde 628 bin ton olan kırmızı et üretimi, 2014 yılının aynı döneminde 606 bin tona indi.

Üretiminin yıl sonunda bir önceki yılın altında kalacağı kuvvetle muhtemel görünmektedir. Fakat yine de önceki yıllara göre kıyaslandığında, et üretiminde genel bir artış söz konusudur. Kırmızı ette ithalata gerek yok. İthalat lobilerine buradan sesleniyorum. Boşuna heveslenmesinler. Kırmızı et üretimi önümüzdeki yıllarda da artarak devam edecektir. Son yıllardaki artış talebi karşılayacak düzeydedir. Kurban Bayramı’nda da bunu gördük.

Süt üretimi, 2013 yılında yüzde 4,7 artarak, 17,4 milyon tondan 18,2 milyon tona çıktı. 2014 süt üretim rakamları henüz belli değil ama hayvan sayısındaki artıştan dolayı bir üretim artışı olacaktır.

Sanayiye, 2013 yılında 7,9 milyon ton, 2014 yılının Ocak-Ekim döneminde 7,3 milyon ton inek sütü aktarıldı. Son iki ayda da geçen yıla yakın inek sütü sanayiye aktarılması durumunda, 2014 yılında sanayiye aktarılan süt 8,5 milyon tonu geçecek.

Sektörde üretime paralel olarak ihracatta da ciddi artışlar gerçekleşti. 2013 yılında 281,6 milyon dolar olan süt ve süt ürünleri ihracatımız, 2014 yılının Ocak-Ekim döneminde, geçen yılın tamamını geçerek 301 milyon dolara ulaştı. Son iki aylık ihracatın geçen yılla aynı olması halinde yıl sonu ihracatı 360 milyon dolara yükselecek.

 

-“Hayvancılığımız açısından ucuz yem ihtiyacı hayati önemde”-

 

Hayvancılığımız açısından ucuz yem ihtiyacının karşılanması hayati önemdedir. Kaba yem üretimindeki artış, talebe uygun olarak artırılmalıdır. Gelişen hayvancılığımızın sürekli artan kaba yem ihtiyacını, ülke kaynaklarından karşılamalıyız. Unutulmamalıdır ki hayvancılık için en önemli ve en ucuz yem kaynağı kaba yemlerdir.

Öte yandan, kanatlı sektörü hayvancılığımızın yüz akı olmaya devam ediyor. Hem yumurta üretiminde hem kanatlı eti üretiminde hem de ihracatta artış sürüyor. Yumurta üretimimiz, 2013 yılı itibariyle 16,5 milyar adet oldu. 2014 yılı 10 aylık yumurta üretim rakamı 14,2 milyar adettir. Geçen yılın son iki ayındaki üretim rakamları gerçekleşecek olursa, yıl sonu üretimimiz 17 milyar adedi geçecektir.

Tavuk eti üretimimiz, 2013 yılı itibariyle 1 milyon 758 bin ton olmuştu. 2014 yılı 10 aylık tavuk eti üretim rakamı 1 milyon 560 bin tonu buldu. Yılsonunda büyük ihtimalle 1,8 milyon tonu aşacak.

Kanatlı eti ve kanatlı ürün ihracatımız, 2013 yılında 608 milyon dolarken, 2014 yılının 10 aylık döneminde 543 milyon dolara ulaştı. Tavuk yumurtasında 2013’ün tamamında 406 milyon dolar olan ihracat, 2014 yılının Ocak-Ekim döneminde 331 milyon dolara çıktı.”

 

-Arazi parçalılığı ve toplulaştırma-

 

Tarımda önemli sorunlar içinde miras hukukundan kaynaklı arazi parçalılığının başta geldiğini, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon işletme, 30 milyon parsel arazi bulunduğunu belirten Bayraktar, “Batı Avrupa ülkelerinde işletme bazında arazi büyüklüğü 400-500 dekarken, ülkemizde bu rakam 59 dekara kadar inmiştir. Üstelik bu 59 dekarlık işletme büyüklüğü yaklaşık 10 parselden oluşmaktadır. Bu kadar küçük işletme ve arazi yapısıyla verimli tarım yapmak mümkün değildir. Yine ülkemizde arazi toplulaştırması yapılabilecek, 14 milyon hektar alan bulunmaktadır” dedi.

“Öncelikle tarım arazilerinin daha da bölünmesini önleyecek miras hukukuyla ilgili 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun çıkması tarımımız adına son derece sevindiricidir. Bu kanunun çıkması için TZOB olarak gerekli desteği verdik. Ancak temennimiz, kanunla ilgili yönetmeliğin de bir an evvel yayınlanması gerekir” diyen Bayraktar, şöyle konuştu:

“Ayrıca, henüz toplulaştırılmamış yaklaşık 10 milyon hektarlık toplulaştırma yapılabilecek alanda çalışmalar en kısa sürede tamamlanmalıdır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, hem mirasla ilgili kanunu hem de toplulaştırma çalışmalarını sonuna kadar destekliyoruz. Ziraat Odalarımız da gerekli desteği veriyor.

 

-“Verimli topraklar ne şekilde olursa olsun korunmalı”-

 

Sanayileşme, kentleşme ve yol yapımıyla verimli topraklar tarım dışına çıkarılıyor. Bu durumu büyük bir kayıp olarak görüyoruz. Verimli arazilerin korunması konusunda özellikle illerdeki Toprak Koruma Kurullarının konuya gerekli hassasiyeti göstermeleri bekliyoruz. Ne şekilde olursa olsun verimli topraklar korunmalıdır. Bunları korumamak gelecek nesillerin istikbali ile oynamaktır.

Bildiğiniz gibi son yapılan yasal değişiklikle 30 ilde büyükşehir belediyelerinin sınırları tüm ili kapsayacak şekilde genişletildi. 30 ilde 16 bin 82 köy ve 1591 belde tüzel kişiliği değiştirilerek mahalle haline getirildi. 59 milyon nüfusla ülke nüfusunun yüzde 77’sini barındıran 30 il, aynı zamanda, 135 milyon 270 bin 869 dekar tarım alanına sahip durumda. Bu illerimiz ülke toplam tarım arazilerinin yüzde 56,8’ini barındırıyor.

Ülkemiz tarımının lokomotifi konumundaki birçok il, Büyükşehir Kanunu kapsamında yer alıyor. Türkiye’nin en önemli ovalarını ve büyük tarım alanlarını içinde bulunduran bu illerdeki verimli tarım arazilerinin korunmasında büyükşehir belediyelerimize çok önemli görevler düşüyor. Büyükşehir Belediye başkanlarımız, tarım sektörüne gönülden ilgi göstermelidir. Büyükşehir belediyelerimiz, tarıma destek için yeterli bütçe ayırmalı, tarımla ilgili birimlerini kurup faaliyete geçirmelidir.”

 

-“Üretiyoruz ama pazarlayamıyoruz”-

 

Tarımda üretilen ürünü en iyi şekilde değerlendirmek, pazarlamak, düzenli olarak piyasaları ürünle beslemek gerektiğini bildiren Bayraktar, bunun yolunun da örgütlenmeden geçtiğini, başta tarımsal kooperatifler ve üretici birlikleri olmak üzere, ekonomik bazda etkin, güçlü ve fonksiyonel örgütlenmenin sağlanmasının en az üretim kadar hayati bir olay olduğuna dikkati çekti.

Bu gerçekten hareketle, üretici birliklerinin, idari ve mali açıdan güçlendirilmesi, üretim planlaması yapılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, “Ülkemiz tarımının en önemli sorunlarından biri pazarlamadır. Üretme noktasında sorun olmamasına rağmen ürettiğimizi pazarlayamıyoruz. Pazarlamada rekabet üstünlüğü sağlanabilmesi için, fiyat, kalite, standardizasyon, ambalaj, başta lisanslı olmak üzere depolama, arzın sürekliliği fevkalade önemlidir. Bunlar, tarımda ulusal önceliğimiz olmalıdır. Üretici birlikleri hasat zamanında ürün alıp üretici ve sanayiciyi bir araya getirmeli, sözleşmeli üretim yapılmasını sağlamalıdır” dedi.

 

-Talepler-

 

Taleplere gelince, genel olarak maliyet sorunu bulunduğunu, gübre, mazot, elektrik başta olmak üzere, temel girdi fiyatlarının pahalı olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarımsal girdilerdeki yüksek oranlı vergiler, maliyetlerimizi daha da artırıyor. Gübre, mazot ve elektrik gibi girdilerde vergi yükü çok fazla. Bu yük hafifletilmeli. Buna karşın, iç ve dış talebe uygun üretim planlaması yapamadığımız için fiyat istikrarımız yok. Maliyetlerimizde bir düşüş olmasa da fiyatlarda çok büyük oynamalar meydana gelebiliyor. Bu durum çiftçimize sıkıntı veriyor.

Tarla ile market fiyatları arasında bir uçurum var. Bazı ürünlerde fiyat farkı 5-6 kata kadar çıkıyor. Üretici para kazanamazken, tüketici pahalı tüketmek zorunda kalıyor. Yaptığımız birçok çalışmada, çiftçimizin maliyetin altında ürününü satmak zorunda kaldığını, enflasyonun sorumlusu olmadığını tespit ettik. Enflasyonun sorumlusu kesinlikle değildir. Hatta, veriler çiftçimizin enflasyonun mağduru olduğunu gösteriyor. Üretici market fiyatları arasındaki makasın daraltılması enflasyona olumlu katkısı olur.

Çiftçimiz, üretim maliyetlerinin düşürülmesini, son yıllarda önemli oranlarda artsa da desteklerin daha da artarak sürdürülmesini, ihracat desteklerinin rekabet edebilir seviyelere çıkarılmasını talep etmektedir.

2014 yılı Ocak-Ekim döneminde ortalama gübre fiyatlarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 ile yüzde 11 arasında değişen oranlarda artışlar yaşandı. Bu yıl yaşadığımız kuraklık da üreticimizin alım gücünü olumsuz etkiledi. Bundan dolayı, 2014 yılı Ocak-Haziran döneminde gübre tüketimi, 2013 yılı aynı dönemine göre, yüzde 7,9 azalarak 3,4 milyon tondan 3,1 milyon tona indi. Üründe verim ve kalitenin artması için yeterli gübre kullanılması şarttır.  Bunun için de gübre fiyatlarının makul düzeylerde kalması, artışların yaşanmaması gerekmektedir.

Diğer önemli bir girdi olan mazotta, 2014 yılı ilk on aylık ortalama fiyatlar, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,47’lik artışla 4 lira 44 kuruşa çıkmıştı. Son günlerde ardı ardına gelen indirimlerle mazot fiyatları 3 lira 85 kuruşa kadar geriledi. Temennimiz, bu fiyat seviyesinin üzerine çıkılmamasıdır. Mazotta alınan KDV ve ÖTV oranları ile gübredeki KDV oranının düşürülmesi gerekmektedir.

Elektrikte fiyat, tarımsal sulama abone grubunda, 1 kilovatsaat (kWh) için fon ve paylar ile yüzde 18 KDV dahil 30,3 kuruştur. TEDAŞ’a olan elektrik borçları yapılandırıldı. Özel sektör dağıtım şirketlerine olan elektrik borçları da bu kapsama alınmalıdır. Tarımda elektrikte uygulanmakta olan KDV yüzde 18’den yüzde 1’e indirilmeli, pay ve fon kaldırılmalıdır. Yine tarıma özel bir uygulama yapılarak, elektrik faturaları hasada göre belirlenmelidir. Seralar ve hayvancılık işletmelerinin de daha düşük fiyatla elektrik temin edecekleri bir abone grubu oluşturulmalı, indirimli tarifeden elektrik almaları sağlanmalıdır.

Tarım destek bütçesi sektörün ihtiyacına göre belirlenmelidir. 2014 bütçesinde tarım sektörüne, bir önceki yıla göre yüzde 9,4’lük artışla 9,6 milyar lira kaynak ayrılmıştır. Önemli desteklerden mazot desteği, 2014 yılında geçen yıla göre yüzde 7,1’lik artışla 607 milyon liradan 650 milyon liraya yükseltilmiştir. Gübre desteği ise 2013 yılında yüzde 9,3 artışla 718 milyon liradan 785 milyon liraya çıkmıştır. Hayvancılık destek ödemeleri, yüzde 4,8 artışla, 2 milyar 756 milyon liradan 2 milyar 887 milyon liraya yükseltilmiştir. 2015 yılı destek bütçesi ise 10 milyar 141 milyon lira olarak belirlenmiştir. Dondan büyük ölçüde etkilenen fındıkta, alan bazlı desteklerin uzatılacağı yönündeki karar, bizi memnun etmiştir.”

 

-“Ette ithalata karşıyız”-

 

Ette ithalata karşı olduklarını sürekli tekrar ettiklerini bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Hem kırmızı ette hem de kanatlı etinde üretim hızla artmaktadır. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımızda da artış açıkça görülmektedir. Ette ithalat ihtiyacı yoktur. Bunun yerine iç üretim desteklenmeli, yem, canlı hayvan gibi alanlarda maliyeti düşürücü tedbirler hayata geçirilmelidir. Besicilerimize verilen destekler artırılarak sürdürülürse gelecekte de et ithalatına gerek olmayacaktır.

Uzun süredir talep ettiğimiz, her ortamda dile getirdiğimiz Et ve Süt Kurumu kuruldu. Bu kurum, ana statüde yapılan değişiklikler çerçevesinde, kendisine verilen görevleri yerine getirecek kaynaklara sahip olmalıdır.

Sütte üretim olağanüstü bir hızla artmaktadır. Gelecekte bir arz-talep dengesizliği oluşmaması için süt ve süt ürünleri tüketimi artırılmalıdır. Okul sütü programı uygulamasının 2015 yılında da devam etmesi sevindirici bir gelişmedir. Bu uygulamayı destekliyor ve programın kesintisiz devam ettirilmesi ve peynir, yoğurt, ayran, tereyağı gibi süt ürünleri, bal, fındık, kayısı, elma gibi gıdalarla çeşitlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Kanatlı sektöründe, soya fasulyesi, yem katkısı gibi hammaddelerin yerli üretiminin desteklenmesi, ihtiyacın ülke içinden karşılanmasını sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. Maliyetlerin düşürülmesi, ihracat desteklerinin rekabet edebilir seviyeye yükseltilmesiyle sektör ihracatının çok daha büyük rakamlara çıkması işten bile değildir.”

 

-ÇKS-

 

Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kayıtlı 2,2 milyon çiftçinin desteklerden faydalandığı halde, kayıtlı olmayan milyonlarca çiftçinin destekten mahrum kaldığını belirten Bayraktar, “Her ne kadar bu yıl içinde, ÇKS yönetmeliğinde değişiklik yapılmışsa da bazı tarım arazilerinin sisteme kabul edilmemesi nedeniyle bu durumda olan çiftçilerimizin ÇKS’ye kaydını mümkün olmamaktadır. Bu nedenle bütün çiftçileri kayıt altına alacak şekilde, gerekli çalışmalar yapılmalıdır” dedi.

 

-Tohumculuk-

 

Türkiye’de son yıllarda yapılan ıslah çalışmaları neticesinde gelişme gösteren tohum üretiminin, 2000-2013 döneminde yüzde 281’lik artışla 195 bin tondan 743 bin tona çıktığını, ama hala tohumda özellikle sebze tohumculuğunda kendine yeterli ülke konumuna ulaşılmadığını bildiren Bayraktar, şunları söyledi:

“2014 yılının Ocak-Kasım döneminde 41 bin tonluk tohum ithalatı için 164 milyon dolar ödedik. Özellikle sebze tohumluğu başta olmak üzere tohumlukta dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla, yeni çeşit geliştirmek için Ar-Ge çalışmalarına hız verilmesi ve tohum üretiminin desteklenmesi gerekmektedir. Çiftçilerimizin daha uygun fiyatla tohum temin edebilmesi için sebze tohumluklarında ve sebze fidelerinde uygulanmakta olan KDV’nin diğer tohumluklarda olduğu gibi yüzde 1’e indirilmesi zorunludur.

 

-Tarım sigortası-

 

Ülkemizde tarım sigortaları işlevsel olmasına rağmen, tarım sigortasında istenilen düzeye ulaşılamamıştır. Tarım sigortasında prim bedelleri düşürülmelidir. Üreticileri sigorta yaptırmaya teşvik edici tedbirler alınmalıdır. Üreticiler için önemi büyük olan kuraklık ile tarla ürünlerinde yaşanan don gibi önemli riskler, en kısa zamanda sigorta kapsamına dahil edilmelidir. Bağcılıkta meyvenin yanı sıra, aşırı yağışlardan dolayı oluşan meyve çatlamaları ve asma yapraklarının da tarım sigortası kapsamına alınması sağlanmalıdır. Ayrıca, 2090 sayılı doğal afetten zarar gören çiftçilere yardım içeren kanun işler hale getirilmeli.

 

-Krediler-

 

Tarım ve balıkçılık sektöründe, 2014 Ekim ayı itibarıyla kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredi miktarı, 2013 Ekim ayına göre yüzde 19,95 artışla 44,9 milyar liraya ulaşmıştır. Yalnız, 2014 Ekim ayı itibariyle kredilerin yüzde 35,5’i yüksek faiz oranlı kredilerden oluşmuştur. Sadece Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) aracılığıyla kullandırılan sübvansiyonlu krediler, diğer kamu bankaları tarafından da verilmelidir. Bu yıl yaşanan doğal afetler nedeniyle çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan düşük faizli kredi borçları ertelenmiştir. Ancak erteleme, doğal afete maruz kalan veya ödeme güçlüğü çeken bütün üreticilerimizin kullandıkları kredilerin tümüne uygulanmalı, bu uygulama tarımsal kredi kullandıran diğer bankaları kapsamalıdır. Finansman açısından rahatlaması için doğal afetlerden zarar gören çiftçimize yeni kredi açılmalıdır. Bu yıl borcunu ödeyemeyecek çiftçimizin elektrik ve SGK ödemeleri ertelenmelidir.”

 

-Çukurova’nın 6 katına yakın alan sulanamıyor-

 

2013-2014 üretim sezonunda Ege ve Marmara kıyıları hariç hemen hemen ülkenin tamamında görülen kuraklığın, suyun önemi bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Bayraktar, şöyle dedi:

“Su olmadan tarım olmaz. Kuraklığın panzehiri suyun tasarruflu ve etkin kullanılmasıdır. Zaten tarımımızın en büyük sorunlarından biri sulama yatırımlarının hala bitirilememiş olmasıdır. Teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek 8,5 milyon hektar tarımsal alanımız var olmasına karşın, 2,6 milyon hektarını hala sulayamıyoruz. Bu çok büyük bir kayıptır. Sulama yatırımlarının pahalı yatırımlar olduğunu biliyoruz ama Çukurova’nın 6 katına yakın bir sulanabilir arazinin gerekli altyapı yatırımları tamamlanamadığı için sulanamamasının izahı yoktur. Bunun yanı sıra sulanan 5,9 milyon hektar tarım arazimizin büyük bir bölümünde tasarruftan uzak vahşi sulama yapılmaktadır. Modern sulama sistemlerinin suda yüzde 60’lara varan tasarruf sağladığı göz önünde bulundurulursa, israfın büyüklüğü de ortaya çıkar.

Sulama yatırımları pahalı, devletimizin olanakları da sınırlı. Yalnız çiftçimizin bu yatırımların altından kalkacak gücü olmadığı da malum. Bu nedenle, öncelikle hızla arazi toplulaştırma çalışmaları yapılmalı ki bu yatırımların maliyeti en aza insin. Tekrar tekrar sulama yatırımı yapılmasın. Çiftçimizin modern sulama sistemlerine geçebilmesi için, hibe ve destekler artırılmalı, çiftçimizin eğitimi sağlanmalı, teşvik edilmelidir. GAP, KOP gibi büyük sulama yatırımlarını da içeren dev projeler, hızla tamamlanmalıdır. Kuraklık riskinin yaşandığı havzalarda, su tüketimi az olan kültür bitkileri üretimi teşvik edilmelidir. Kuraklığa karşı acilen önlem alınmalı, basınçlı sulama sistemlerine geçiş için proje hazırlanıp mali destek sağlanmalı. Sulama ücretleri düşürülmeli. Toprak nemini sağlayacak şekilde toprak işleme ve anıza ekim yapan makineler yaygınlaştırılmalı.

Unutmayalım ki, yağlı tohumlar, pamuk başta olmak üzere net ithalatçı olduğumuz ürünlerdeki üretim açığı, ancak sulanabilir alanların artırılmasıyla kapatılabilir. 2,6 milyon hektar alanı sulamaya açamazsak yağlı tohumlardaki açığı kapatamayız. Mısır üretimini artırsak, pamukta açık olur, ayçiçeğinde açık büyür. Gittiğimiz yerlerde oda başkanlarımız da sulama yatırımlarının tamamlanmasını talep ediyor. Yetkililere iletiyoruz.”

 

-Oda faaliyetleri ve eğitim çalışmaları-

 

Basın toplantısında, TZOB ve Ziraat Odaları’nın faaliyetlerine de değinen Bayraktar, şöyle konuştu:

“Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak yaptığımız hizmetlere gelince, Ziraat Odası sayımız 760’a ulaştı. Oda olmayan ilçelerdeki çiftçilerimize de en yakın Ziraat Odamız hizmet verdiği için ülkenin yüzde 100’ünde örgütlenmiş durumdayız. Odalarımızın yüzde 80’i kendi binasına sahip ve 75’inin toprak tahlil laboratuvarı var. Yine odalarımızın yüzde 45’inin tarımsal araç ve makine parkı bulunuyor.

Ziraat Odalarımız, Avrupa Birliği kırsal kalkınma programı kapsamında 200 kırsal kalkınma projesi hazırladı. Bu projelerle çiftçilerimize yeni ufuklar açtılar, yeni teknolojiyi sundular. TZOB olarak Avrupa ülkeleriyle birlikte Degricol projesi çalışmalarını yürütüyoruz. Plastik yerine organik materyalden çevreye zarar vermeyen, doğada çözünen hammaddeyle sera ve bahçe aksesuarları üreteceğiz.

Bakanlıklarımız, kurum ve kuruluşlarla imzaladığımız protokoller çerçevesinde, eğitim çalışmaları yürütüyoruz.

Kadın çiftçi, genç çiftçi, sürü yönetimi, güvenli traktör kullanımı, proje hazırlama eğitimleri veriyoruz. 2015’de de eğitim çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Sosyal güvenlik bilgilendirme seminerleri düzenliyoruz. Mesleki Yeterlilik Kurumu ile işbirliği yapıyoruz, meslek standartlarıyla ilgili çalışma yürütüyoruz. Tarımın değişik alanlarında teknik gelişmelerin, sorun ve çözümlerin ele alındığı danışma kurulları oluşturduk. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nde, 81 ilden 900 civarında personele otomasyon eğitimi verdik. Orman ve Su İşleri Bakanlığımızla başlattığımız ağaçlandırma seferberliğini 2015’de de sürdüreceğiz.

Bütün bu çalışmalarla çiftçimize daha fazla hizmet götürmeyi, sorunlarını hafifletmeyi ve çözmeyi, onlara yeni olanaklar sunmayı amaçlıyoruz.”

Bayraktar, Türk tarımının sorunlarını, sundukları çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşmada medyanın gösterdiği ilgiye de teşekkür etti. Şemsi Bayraktar, “Nitekim, çalışmalarımız medyada önemli şekilde yer alıyor. 2014 yılında yazılı medyada 11 bin 131 haberle hem işadamları hem de meslek kuruluşu başkanları listesinde birinci olmamız da bunu gösteriyor” dedi.

 

-Suriye ve Rusya’nın etkisi-

 

TZOB Genel Başkanı, basın mensuplarının Suriye ve Rusya’da yaşananların ihracat üzerindeki etkilerine, Rusya’nın ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmayacağına yönelik soruları üzerine, şu yanıtları verdi:

“Suriye ile ilişkilerimiz tarımsal ürün ticaretini olumsuz yönde etkiledi. Hatta Ukrayna’daki iç karışıklık dahi bazı ürünlerde ihracatımızı olumsuz etkiledi. Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD, Rusya’ya ambargo koydu. Rusya, bu ülkelerle ticaret yapmayacak görünüyor. Rusya, bu manada bize yönlenmiş görünüyor. Bazı ürünlerini tarım ürünleri de dahil olmak üzere bizden temin etmek zorunda. Biz özellikle kanatlı sektörü için bunu avantaja çevirmek istiyoruz. Kanatlı sektörümüz, yumurta sektörümüz ihracata şuan hazır gibi görünüyor. Üretimin yeterli olmadığı alanlarda bizim ihracat yapma şansımız ve de kapasitemiz bulunmuyor. Rusya’nın alım gücü bunu ne kadar etkiler bilemiyorum ama Rusya bir şekilde Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri’nden temin ettiği gıda ürünlerini bizden temin etmek istiyor. Sonuçta belki bazı ürünlerde daha az ithalat yapacaktır. Ama gıda ithalatını ertelemesi mümkün değil. Her şeye rağmen gıda ithalatını yapacak diye düşünüyorum. Bunu da Türkiye’den yapması, bazı sektörlerimiz içinde bir fırsat olacaktır. Buna da sektörlerimizi şimdiden hazırlamamız, bunu çok kısa vadeli olarak da düşünmemek lazım. Biraz daha orta ve uzun vadeli düşünmek gerekiyor. Sektörlerimizdeki üretim kapasitesini de buna hazırlamamız zorunluluğu bulunuyor.”

Özellikle arzımızın yeterli olduğu talebin üzerinde olduğu bu ürünlerimiz var. Kanatlı, yumurta gibi… İçerideki arz ve talep dengesini gözeterek ihracat yapmak durumundayız. Eğer yapacağımız ihracat içeride fiyatları yükseltecekse ve ülkemizin gıda güvencesini tehdit edecekse o ürünlerde ihracat yapma şansımızın olmadığını biliyoruz. Projeksiyonlarımızı buna göre yapmamız gerekiyor. Bunu çok kısa vadeli düşünmemek lazım. Orta ve uzun vadeli düşünerek projeksiyonlarımızı buna göre geliştirmemiz gerekiyor.”

 

-Üretici market fiyat farkı-

 

Bayraktar, üretici market fiyat farkı konusunda alınması gereken tedbirlerle ilgili bir soru üzerine de, “Bununla da ilgili geçtiğimiz günlerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Mehdi Eker ile de bir toplantı yaptık. Bununla ilgili bir komisyon oluşturuldu. Bu komisyonda da biz yer almak istediğimizi ifade ettik. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Bizdeki fiyat artışları enflasyonunun altında yani üretici bunu para kazanmadan üretiyor. Ama buna karşılık tüketici 4-5 kat pahalı yiyor. Bu üretim açısından da sürdürülebilir bir durum değil. Tüketicilerin de bunu kaldırabilmesi mümkün değil. Sonuçta sağlıklı beslenmenin de önüne geçen bir unsur. Bu makasın bir şekilde kapatılması, aracıların devre dışı kalması lazım. Üretici örgütlerinin de bu manada güçlü olmasını, hasat dönemlerinde alıcı ile üreticiyi, sanayiciyle ve üreticiyi buluşturmasını, sözleşmeli üretim modeline gidilmesini istiyoruz. Aracıları devreden çıkaracak en önemli faktör üretici örgütleridir. Başka tedbirlerde alınabilir. Bu komisyon toplantılarına başlayacak bizde orada bu komisyona katkı sağlayacağız” dedi.

Doğal afetler en çok kayısı ve fındığı vurdu


-Doğal afetler en çok kayısı ve fındığı vurdu

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:  “2013-2014 üretim döneminde yaşanan doğal afetlerin,

kayısı, fındık, elma, arpa, buğday başta olmak üzere bitkisel üretim rakamlarını düşürdüğünü görüyoruz”

-“2013 yılında 63,7 milyon ton olan toplam bitkisel üretim, 2014 yılında yüzde 6,6  gerilemeyle 59,5 milyon tona indi”

-“TÜİK’e göre üretimde, 2014 yılında, kayısıda yüzde 65,4, fındıkta yüzde 25, tütünde yüzde 24,9, kivide yüzde 23,6, ayvada yüzde 23, arpada yüzde 20,3, elmada yüzde 20,

kırmızı mercimekte yüzde 17,7,dutta yüzde 15,7, cevizde yüzde 14,8, buğdayda yüzde 13,8, erikte yüzde 13,1, bademde yüzde 11,6, nohutta yüzde 11,1, çeltikte yüzde 7,8, kuru soğanda yüzde 6 azalma oldu”

-“Patates üretiminde yüzde 5,5, kütlü pamukta yüzde 4,4, şeker pancarında yüzde 2,3, domateste yüzde 0,3, hıyarda yüzde 5,2, muzda yüzde 17, zeytinde yüzde 5,5, mandalinada yüzde 11,1, üzümde yüzde 4,1, incirde yüzde 0,5, çayda yüzde 6,8 artış olsa da bitkisel üretimi kurtarmaya yetmedi” 

-“Doğal afetlerden zarar gören çiftçimize yeni kredi açılmalı”

-“Çiftçimizin finansman açısından rahatlaması için özel bankalara olan borçlar da yapılandırılmalı”

-“Bu yıl borcunu ödeyemeyecek çiftçimizin elektrik ve SGK ödemeleri ertelenmeli”

-“Özellikle mazot ve elektrikte yapılacak vergi indirimleri, girdi maliyetlerini düşüreceği için üreticimize büyük moral olur, üretim artışı sağlar”

 

Ankara – 25.12.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, doğal afetlerin en çok kayısı ve fındığı vurduğunu bildirerek, “2013-2014 üretim döneminde yaşanan doğal afetlerin, kayısı, fındık, elma, arpa, buğday başta olmak üzere bitkisel üretim rakamlarını düşürdüğünü görüyoruz” dedi.

Bayraktar, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bitkisel üretiminde kesin tahmini olan üçüncü tahminlerini değerlendirdiği açıklamasında, 2013-2014 üretim sezonunda ülke genelinde, kuraklık, don, sel, aşırı yağış, fırtına, hortum, dolu gibi hemen hemen tüm afetlerin yaşandığı bir dönem olduğunu, çiftçinin doğal afetlerden büyük zarar gördüğünü belirtti. Doğal afetlerin 2013-2014 üretim sezonunda bitkisel üretimde kayba neden olduğunu bildiren Bayraktar, 2013 yılında 63,7 milyon ton olan toplam bitkisel üretim, 2014 yılında yüzde 6,6 gerilemeyle 59,5 milyon tona indiğini vurguladı.

Üretimin tahıllarda yüzde 12,7, meyvelerde yüzde 6,2 azaldığını, sebzelerde yüzde 0,4 arttığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“TÜİK’e göre üretimde, 2014 yılında, kayısıda yüzde 65,4, fındıkta yüzde 25, tütünde yüzde 24,9, kivide yüzde 23,6, ayvada yüzde 23, arpada yüzde 20,3, elmada yüzde 20, kırmızı mercimekte yüzde 17,7,dutta yüzde 15,7, cevizde yüzde 14,8, buğdayda yüzde 13,8, erikte yüzde 13,1, bademde yüzde 11,6, nohutta yüzde 11,1, çeltikte yüzde 7,8, kuru soğanda yüzde 6 azalma oldu.

Patates üretiminde yüzde 5,5, kütlü pamukta yüzde 4,4, şeker pancarında yüzde 2,3, domateste yüzde 0,3, hıyarda yüzde 5,2, muzda yüzde 17, zeytinde yüzde 5,5, mandalinada yüzde 11,1, üzümde yüzde 4,1, incirde yüzde 0,5, çayda yüzde 6,8 artış olsa da bitkisel üretimi kurtarmaya yetmedi. 

 Buğday üretimi 22 milyon 50 bin tondan 19 milyon tona, arpa 7 milyon 900 bin tondan, 6 milyon 300 bin tona, çeltik üretimi 900 bin tondan 830 bin tona indi. Dane mısır üretiminin yüzde 0,8 oranında artarak 5 milyon 900 bin tondan 5 milyon 950 bin tona çıktı.

Baklagillerin önemli ürünlerinden nohut üretim 506 bin tondan 450 bin tona, kırmızı mercimekte 395 bin tondan 325 bin tona indi. Patateste üretim 3 milyon 948 bin tondan 4 milyon 166 bin tona çıktı.

Yağlı tohumlardan ayçiçeği üretimi yüzde 7,5 oranında artarak 1 milyon 523 bin tondan 1 milyon 638 bin tona yükseldi. Tütün üretiminin yüzde 24,9 oranında azalarak 93 bin 158 tondan 70 bin ton indiği tahmin ediliyor. Kütlü pamuk üretimi yüzde 4,4 oranında artarak yaklaşık 2 milyon 250 bin tondan 2 milyon 350 bin tona, şeker pancarı üretiminin yüzde 2,3 oranında artarak 16 milyon 489 bin tondan 16 milyon 860 bin tona çıktı.”

Sebze ürünleri üretim miktarının 2014 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,4 oranında artarak yaklaşık 28,6 milyon ton olacağı tahmin edildiğini belirten Bayraktar, meyvede ise üretimin yüzde 6,2 azalarak 17,1 milyon tona ineceğini bildirdi.

Bayraktar, çay üretiminin ise geçen yıla göre yüzde 6,8 artışla 1 milyon 260 bin tona çıkacağını vurguladı.

 

-Doğal afetlerden zarar gören çiftçiler için tedbirler-

 

Üretim kayıplarına neden olan doğal afetler için tedbirler alınması gerektiğini bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Doğal afetlerden zarar gören çiftçimize yeni kredi açılmalı.

Çiftçimizin finansman açısından rahatlaması için özel bankalara olan borçlar da yapılandırılmalı.

Tarımsal üretimde üretim maliyetlerini yükselten mazot, gübre, elektrik, ilaç, tohum gibi girdilerden alınan KDV düşürülmeli. Özellikle mazot ve elektrikte yapılacak vergi indirimleri, girdi maliyetlerini düşüreceği için üreticimize büyük moral olur, üretim artışı sağlar.

Kuraklığa karşı acilen önlem alınmalı, basınçlı sulama sistemlerine geçiş için proje hazırlanıp mali destek sağlanmalı. Yer altı sondaj ve normal sulama ücretleri düşürülmeli.

Üreticilerin daha fazla sigorta yaptırabilmeleri için Tarsim’de gerekli çalışmalar yapılmalı, kuraklık riski Tarım Sigortaları kapsamına alınmalı.

Tarıma verilen destekler artırılarak sürdürülmeli.

2090 sayılı doğal afetten zarar gören çiftçilere yardım içeren kanun işler hale getirilmeli.

Toprak nemini sağlayacak şekilde toprak işleme ve anıza ekim yapan makinelerin yaygınlaştırılmalı.

Bu yıl borcunu ödeyemeyecek çiftçimizin elektrik ve SGK ödemeleri ertelenmeli.”

2014’te de “Çiftçimizin sesi olduk”


-2014’te de “Çiftçimizin sesi olduk”
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 2014’te yazılı medyada 11 bin 131 haberle Türkiye birincisi oldu
-Bayraktar, hem işadamları listesinde hem de meslek kuruluşu konfederasyon başkanları listesinde birinci sırada yer aldı
-Sıralamada TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu 7 bin 78 haberle ikinci, TESK Genel Başkanı
Bendevi Palandöken 6 bin 800 haberle üçüncü oldu
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım sektörünün sorunları, aslında ülkemizin de
en temel sorunlarından biridir”
-“Bu bilincin, toplumun tüm katmanlarında oluşturulabilmesi amacıyla kamuoyunun bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bunun için en önemli araç da medyadır”

Ankara – 24.12.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, geçtiğimiz yıl olduğu gibi 2014 yılında yazılı medyada 11 bin 131 haberle Türkiye birincisi oldu. Bayraktar, hem işadamları arasında hem de meslek kuruluşu konfederasyon başkanları arasında birinci sırada yer aldı. Şemsi Bayraktar’ın yıl içindeki açıklama, basın toplantısı, faaliyet ve temasları 11 bin 131 haberle yazılı medyada yer buldu.
Medya Takip Merkezi verilerine göre, medyada öne çıkan işadamları ile şirket yöneticiliği ve sivil toplum kuruluşu (STK) başkanlığını bir arada yapan işadamları, sivil toplum ve meslek kuruluşları arasında 11 bin 131 adet haberle TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın Türkiye birincisi olduğu listede, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu 7 bin 78 haberle ikinci, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken 6 bin 800 haberle üçüncülüğü aldı. Listede dördüncü sırada 4 bin 948 haberle Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, beşinci sırada 4 bin 526 haberle Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı bulunuyor.
Listede 3 bin 514 haberle Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay, 3 bin 145 haberle İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkanı Ekrem Demirtaş, 2 bin 681 haberle Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Çetin Osman Budak, 2 bin 672 haberle Sanko Holding Onursal Başkanı Abdülkadir Konukoğlu, 2 bin 492 haberle Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan, 2 bin 222 haberle Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu yer aldı.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Nail Olpak 2 bin 158 haberle, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) eski başkanı, SÜTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz 2 bin 108 haberle, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç 2 bin 63 haberle, Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu 1799 haberle, Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv 1705 haberle, Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Salih Bezci 1683 haberle listede yer buldu.
DİSK Genel Başkanı Kani Beko’nun 1580, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’un 1568, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın 1519, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Haluk Dinçer’in 1512, Yıldız Holding (Ülker Grubu) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker’in 1431, Memur Sendikaları Konfederasyonu (MEMUR-SEN) Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun 1270, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay’ın 1217, iş adamı Ethem Sancak’ın 1200, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın 1185, THY Genel Müdürü Temel Kotil’in 1157, Kamu Emekçileri Sendikaları (KESK) Eş Genel Başkanı Lami Özgen’in 565 haberi bulunuyor.

-TZOB, en fazla üyeye sahip meslek kuruluşu-

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, konuyu değerlendirdiği açıklamasında, Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin 4,5 milyonu aşkın üyesi ve 759 Ziraat Odasıyla Türkiye’nin en fazla üyeye sahip meslek kuruluşu olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bu büyük ailenin üyeleri, tüm zor şartlara, uluslararası rakipleri karşısındaki dezavantajlarına rağmen, 77 milyonluk Türkiye nüfusunu, 35 milyon turisti doyurmuş, bunların yanı sıra 17 milyar doların üzerinde ihracat yapmış, 5,7 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası vermiştir. Özellikle bu yıl, çiftçimiz için, yaşadığı doğal afetler nedeniyle tam manasıyla tarlasına, bağına, bahçesine ateş düştüğü bir üretim yılı olmuştur. Bu sıkıntıların yanı sıra sektörümüzün her aşamasında görülen sorunlar, sıkıntılar ve çözüm önerilerimiz medyamız aracılığıyla kamuoyumuz ve devletimizin bütün yönetim katmanlarıyla paylaşılmıştır.
Her zaman vurguladığımız gibi, gelecekte, tarıma hükmeden ülkeler dünyaya da hükmedecektir. Akılcı devlet politikalarıyla desteklenecek, tüm paydaşların da aynı duyarlılıkla sektöre sahip çıkacağı bir ortamda, üreticilerimiz, Türkiye’mizi de bu ülkeler arasına sokacak bilgi birikimi; tecrübe, azim ve kararlığa sahiptir.
Şu gerçek asla unutulmamalıdır: Biz üretemezsek Türkiye aç kalır.

-“Çiftçimiz, hedeflere ulaşabilecek azim ve güçte”-

Yapısal sorunlarımız çözülerek rakip ülkelerin şartlarına kavuştuğumuzda, Türk çiftçisi, Cumhuriyetimizin 100. yılında 85 milyonluk Türkiye nüfusuyla birlikte 50 milyon turisti besleyecek, çevre ülkelerin gıda açığını kapatacak, 40 milyar dolar ihracat geliri ve ekonomimize 150 milyar dolar hasıla sağlayacak gıda üretimini gerçekleştirecektir. Türkiye’nin potansiyeli buna elverişlidir. Yeter ki çiftçimiz desteklensin, akılcı devlet politikaları uygulansın. Çiftçimiz, hedeflere ulaşabilecek azim ve güçtedir.
Bilinmesini ve çok iyi kavranmasını istediğimiz bir gerçek de şudur: Tarım sektörünün sorunları, aslında ülkemizin de en temel sorunlarından biridir.
Bu bilincin, toplumun tüm katmanlarında oluşturulabilmesi amacıyla kamuoyunun bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bunun için en önemli araç da medyadır.

-“Bu başarı medyamızın da başarısıdır”-

Sorunlarımızı, hedeflerimizi, çözüm beklediğimiz konularımızı kamuoyuna duyurmada ulaştığımız nokta, bizler kadar medyamızın konuya gösterdiği duyarlılıkla yakından alakalıdır. Yani, TZOB’un medya başarısı, aynı zamanda medyamızın, ülkemiz için çok büyük değerde ve ekonominin en temel sektörlerinden bir olan ‘tarımın önemi’ noktasındaki bilince ulaşma başarısıdır. Bizler, Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin medyada yer almasını bu açıdan önemsiyor ve konuya bu noktadan bakıyoruz.
Bu görüşlerden hareketle, 4,5 milyonu aşkın yakın üyemiz adına, Türk medyasının yönetici, muhabir, foto muhabiri, kameramanı ve haber mutfağında görevli tüm çalışanlarının yeni yılını kutluyor; en içten teşekkürlerim ile sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”
Medya Takip Merkezi’nin, 4 bini aşkın gazete, dergide yaptığı takip sonuçlarından yapılan derlemeye göre, işadamları ve sivil toplum ve meslek kuruluşları içinde 1 Ocak-Aralık ayı ilk haftası itibarıyla 2014 yılı yazılı basında yer alan haber sayıları şöyle:

 

İsim

2014 Yazılı Basın Haber Sayısı

1

Şemsi Bayraktar

11.131

2

Rıfat Hisarcıklıoğlu

7.078

3

Bendevi Palandöken

6.800

4

Mehmet Büyükekşi

4.948

5

Erdem Başçı

4.526

6

İbrahim Burkay

3.514

7

Ekrem Demirtaş

3.145

8

Çetin Osman Budak

2.681

9

Abdulkadir Konukoğlu

2.672

10

Aydın Doğan

2.492

11

Ali Ağaoğlu

2.222

12

Nail Olpak

2.158

13

Muharrem Yılmaz

2.108

14

Rahmi Koç

2.063

15

Ayhan Zeytinoğlu

1.799

16

Süreyya Ciliv

1.705

17

Salih Bezci

1.683

18

Kani Beko

1.580

19

İsmail Koncuk

1.568

20

Güler Sabancı

1.519

21

Haluk Dinçer

1.512

22

Murat Ülker

1.431

23

Ahmet Gündoğdu

1.270

24

Ergün Atalay

1.217

25

Ethem Sancak

1.200

26

Mahmut Arslan

1.185

27

Temel Kotil

1.157

28

Lami Özgen

565

 

KOP, Konya Ovası’nı kurtaracak


-KOP, Konya Ovası’nı kurtaracak
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Konya Ovası’nı suyla buluşturacak KOP, bölgede üretim patlamasına yol açacak”
-“KOP, Türkiye’nin üretim açığı verdiği çoğu üründe önemli üretim artışlarına neden olacak”
-“Projeyle, 2023 yılı itibarıyla bölgedeki 1 milyon 100 bin hektar alan sulamaya açılacak”
-“KOP tamamlandığında ekonomiye, 2,57 milyar dolar katkı, 100 bin kişiye doğrudan istihdam imkanı sağlanacak”
-“KOP Bölgemiz, Türkiye şekerpancarı üretiminin yüzde 41,5’ini, elmanın yüzde 33’ünü, ayçiçeğinin yüzde 22,6’sını, buğdayın yüzde 13,6’sını, arpanın yüzde 17,3’ünü, mısırın yüzde 9,1’ini üretiyor”

Ankara – 23.12.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkenin ilk, GAP’tan sonra en büyük sulama projesi olan Konya Ovası Projesi’nin (KOP) Konya Ovası’nı kurtaracağını bildirdi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, Konya, Karaman, Aksaray ve Niğde illerini kapsayan KOP’un temelde 1 milyon 100 bin hektar (Hollanda’nın tarım alanlarına yakın bir arazi) sulanabilir alanın sulanmasını öngördüğünü belirtti. KOP’un 4 ilin sahip olduğu kaynakları değerlendirerek bu yörede yaşayan insanların gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi ve ulusal düzeyde ekonomik gelişime katkıda bulunmayı amaçladığını vurgulayan Bayraktar, “Projenin sulama ayağı ihmal edilmemeli, bir an önce bitirilmelidir” dedi.
KOP kapsamında 1 milyon 100 bin hektar sulanacak tarım arazisi bulunduğunu, bu araziden 923 bin 600 hektarının sulandığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Sulanabilir alan yüzde 83,9’a ulaşmış durumda. Yalnız, yer altı sularından kaynaklı olarak 923 bin 600 hektar sulanan alanda önümüzdeki yıllarda 70 bin 92 hektar daralma olacak. Bu nedenle 2014 yılı itibarıyla sulanabilir alan 853 bin 508 hektar kabul ediliyor. 2023 yılına kadar 81 bin 5 hektar alanın sulama planlaması yapıldı. 30 bin 267 hektar alan sulama inşaatı halinde. 135 bin 220 hektar alan ise yatırım programında. Bunlar tamamlandığında, projeyle, 2023 yılı itibarıyla bölgedeki 1 milyon 100 bin hektar alan sulamaya açılmış olacak.”
Şemsi Bayraktar, Konya Bölgesi’nin sahip olduğu su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesine yönelik bir proje olma yanında entegre bir bölgesel kalkınma projesi olan KOP’ta, sulu tarımda geliri artırmak ve bunun sürekliliğini sağlamanın ülke ekonomisinin olmazsa olmazı olduğunu vurguladı.
Türkiye’de teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek 8,5 milyon hektar tarım arazisinin 5,9 milyon hektarının sulamaya açıldığını bildiren Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Ülke genelinde teknik ve ekonomik olarak sulamaya uygun tarım arazilerinin 69,4’ü sulamaya açılmıştır. Bu alanların yüzde 15,7’si KOP’ta bulunuyor. KOP’taki sulanabilir alanlar, ülke sulanabilir alanlarının yüzde 12,9’unu oluşturuyor. Fakat, hala KOP’taki toplam sulanabilir alanların yüzde 16,1’i sulamaya açılamamıştır. Önümüzdeki yıllarda yer altı sularından kaynaklanacak daralmalarla birlikte bu oran yüzde 22,4’ü geçmektedir. KOP bölgesi, 2 milyon 908 bin 439 hektarı bulan tarıma elverişli tarım arazisi, 1 milyon 100 bin hektar sulanabilir alanıyla ülkemizin en önemli tarım alanlarından biridir.”

-KOP’un ülke üretimindeki payı-

Bölgede sulamaların devreye girmesiyle birlikte özellikle yaş sebze, meyve ve endüstri bitkilerinin üretimlerinde artışlar meydana geldiğinin bilgisi veren Bayraktar, “Konya Ovası Projesi bölgesini suyla buluşturacak KOP, Konya Ovası’nı kurtaracak” dedi.
Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bölgede kuru tarımdan sulu tarıma geçilen alanlarda önemli değişimler yaşanmış ve tarımsal hasıla artmıştır. Bazı ürünlerin verimliliğinde görülen artışlar, özellikle sulu tarım koşullarında yetiştirilen ayçiçeğinde önemli sayılabilecek düzeylere varmıştır.
KOP Bölgemiz, Türkiye şekerpancarı üretiminin yüzde 41,5’ini, elmanın yüzde 33’ünü, ayçiçeğinin yüzde 22,6’sını, buğdayın yüzde 13,6’sını, arpanın yüzde 17,3’ünü, mısırın yüzde 9,1’ini üretiyor. Ülkemizde tarım ve gıdadaki 11,2 milyar dolarlık ithalatın üçte biri yağlı tohum, ham yağ, margarin ve yağlı tohum küspesinden oluştuğu gerçeği ile KOP Bölgesinde yağlı tohum üretimi büyük önem arz ediyor. Başta ayçiçeği, olmak üzere soya, susam, kanola gibi bitkilerin üretimlerinin planlı bir şekilde teşvik edilmesi gerekiyor. KOP, Türkiye’nin üretim açığı verdiği çoğu üründe önemli üretim artışlarına neden olacak.”

-KOP’un tamamlandığında katkısı 2,57 milyar dolar olacak-

Bayraktar, KOP tamamlandığında, ekonomiye, 2,2 milyar doları sulama, 300 milyon doları enerji, 70 milyon doları içme suyu olmak üzere 2,57 milyar dolar katkı, 100 bin kişiye doğrudan istihdam imkanı sağlayacağını bildirdi.
Farklı ürünler yetişmesinin yanında artan ürün miktarının, bunları yerinde işleyen entegre tarım tesislerine ve tarım sanayisine daha fazla ihtiyaç duyulmasına neden olacağını belirten Bayraktar, “Bunun sonucu olarak bölge sanayi daha da gelişecek ve yeni yeni istihdam alanları oluşacaktır” dedi.

Sebzenin beşte biri seradan…


-Sebzenin beşte biri seradan…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “6 milyon tona yakın sebze, 333 bin ton meyve, 1,14 milyar adet süs bitkisi örtü altında üretiliyor”
-“28,5 milyon ton sebzenin beşte birinden fazlası, 19,4 milyon ton meyvenin yüzde 1,7’si örtü altından sağlanıyor”
-“Ülkemiz örtü altı yetiştiriciliği, iklim koşulları, mevcut pazarlara olan yakınlığımız, jeotermal enerji potansiyelimiz gibi önemli imkanlara sahiptir”
-“Seralar, ülke insanının beslenmesini sağlayan, istihdam yaratan, sanayiye hammadde temin eden, tarımsal amaçlı üretim faaliyetlerinin yapıldığı işletmelerdir”
-“Maliyetlerin düşürülerek işletmelerin rekabet gücünün artırılabilmesi bakımından seralar, elektrik tarifesinde ticarethane kapsamından çıkarılmalı, daha uygun fiyatla
elektrik alması sağlanmalıdır”

Ankara – 21.12.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’de sera üretiminin gelişimini sürdürdüğünü bildirerek, “6 milyon tona yakın sebze, 333 bin ton meyve, 1,14 milyar adet süs bitkisi örtü altında üretiliyor. 28,5 milyon ton sebzenin beşte birinden fazlası, 19,4 milyon ton meyvenin yüzde 1,7’si örtü altından sağlanıyor” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, ülke yaş sebze ve meyve tarımında örtü altı yetiştiriciliğinin, seracılığın özel bir yere sahip olduğunu belirtti. Bayraktar, örtü altı yetiştiriciliğinin birim alandan alınan ürün miktarının artırılması, yıl boyu üretim yapılabilme olanağı, istihdama olan katkısı, yıl içinde düzenli bir işgücü kullanımı sağlaması, diğer sektörlerdeki gelişmeye olan katkıları nedeniyle önemli bir üretim kolu olarak ortaya çıktığını vurguladı.

-1940’lı yıllarda başladı, 2013’de 615 bin 124 dekar alana ulaştı-

Türkiye’de örtü altı yetiştiriciliğinin 1940’lı yıllarda Antalya’da kurulan seralarla başladığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Seracılığımızın gelişimi 1960’lı yıllara kadar yavaş olmuş ancak 1960’lı yıllardan itibaren plastiğin örtü malzemesi olarak kullanılmaya başlanmasıyla hızlı bir gelişme dönemine girilmiştir.1960 yılında 10 bin 30 dekar alanda örtü altı yetiştiriciliği yapılırken, 2008 yılında 542 bin 158 dekara ulaştı. 2013 yılında ise süs bitkilerinin de dahil edilmesiyle sera alanı, 615 bin 124 dekara yükseldi.

Toplam örtü altı yetiştiriciliği yapılan alanın yüzde 13,1’inde cam sera, yüzde 45,3’ünde plastik sera, yüzde 25,6’sında alçak tünel, yüzde 15,9’unda ise yüksek tünel bulunuyor. Örtü altı yetiştiriciliğinde ilk sırada yer alan ilimiz Antalya. Bu ilimizi Mersin ve Adana illerimiz izliyor.

2013 yılında 28 milyon 448 bin 218 ton olan sebze üretiminin yüzde 20,88’nin, beşte birinden fazlası olan 5 milyon 940 bin 751 tonunun, 19 milyon 419 bin 256 ton meyvenin yüzde 1,72’sinin 333 bin 176 tonunun serada üretiliyor. 1 milyar 140 milyon 812 bin 426 adet süs bitkisi üretimi seralarda yapılıyor. Örtü altında üretilen sebzenin yüzde 53,9’unu domates, yüzde 16,9’unu hıyar, yüzde 10,8’ini karpuz, yüzde 6,5’ini sivri biber, yüzde 4,2’sini ise patlıcan oluşturuyor. Örtü altında yetiştiriciliği yapılan meyveler içinde çilek, muz, üzüm, kayısı ve şeftali (nektarin) bulunuyor. Serada üretilen meyvenin yüzde 51,6’sını muz, yüzde 48’ini çilek oluşturuyor.”

-Seracılıkta sorunlar-

Bugün gelinen noktada, örtü altı yetiştiriciliği yapan üreticilerin de sorunları bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“İşletmelerin küçüklüğü, pazarlama sorunları, tarımsal girdilerde dışa bağımlılık ve girdi fiyatlarındaki artış nedeniyle üretim maliyetlerinin yüksekliği, üreticinin maliyetin altında ürün satmak zorunda kalması gibi ülkemiz tarımında karşılaşılan genel sorunlar, örtü altı yetiştiriciliğinin de temel sorunlarıdır.

Ülkemizde seralar, işletme yapısı ve sera büyüklüğü yönünden küçük işletmeleridir. Küçük işletmelerin yaygınlığı, sermaye yetersizliğini beraberinde getirmekte, üretici serasına gereken yatırımı yapamamakta ve modern teknolojilerin kullanımı da buna bağlı olarak sınırlı kalmaktadır. Kontrollü örtü altı üretim alanlarında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerince düşük faizli işletme ve yatırım kredisi kullandırılsa da işletmelerin yenilenmesinde ve modernizasyonunda arzu edilen seviyeye gelinememiştir.”

-Mevcut seralar modern seralara dönüştürülmeli-

Bayraktar, seraların önemli bir bölümünün küçük işletmeler olması ve bu işletmelerin büyük oranda iklim koşullarına bağlı kalarak üretim yaptığı dikkate alındığında, daha verimli ve kaliteli bir üretim sağlanabilmesi için mevcut seraların modern seralara dönüştürülmesinin sağlanması gerektiğini bildirdi.

Örtü altı yetiştiriciliğinde maliyeti etkileyen en önemli faktörlerden birinin de elektrik giderleri olduğunu belirten Bayraktar, “Seralar, ülke insanının beslenmesini sağlayan, istihdam yaratan, sanayiye hammadde temin eden, tarımsal amaçlı üretim faaliyetlerinin yapıldığı işletmelerdir. Maliyetlerin düşürülerek işletmelerin rekabet gücünün artırılabilmesi bakımından seralar, elektrik tarifesinde ticarethane kapsamından çıkarılmalı, daha uygun fiyatla elektrik alması sağlanmalıdır” dedi.

-“Gübre, örtü malzemesi ile mazotta KDV oranları indirilmeli”-

Seralarda kullanılan elektriğin yanı sıra seracılıkta temel üretim girdileri olan gübre, örtü malzemesi ile mazotta uygulanmakta olan KDV oranlarının indirilmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Üretimin sürdürülebilir kılınması, teknolojik yeniliklerin işletmelere aktarılması, mevcut seraların modernizasyonunun sağlanması, kısaca üreticilerimizin işletmelerine gereken yatırımı yapabilmeleri, yeterli gelir elde etmeleriyle mümkündür.

Ülkemiz örtü altı yetiştiriciliği, iklim koşulları, mevcut pazarlara olan yakınlığımız, jeotermal enerji potansiyelimiz gibi önemli imkanlara sahiptir. Bu imkanların eğitim, yayım ve denetim faaliyetleriyle desteklenmesi gerekir. Gıda güvenliği ve izlenebilirliğin sağlanmasına yönelik üretim sistemleri ve tarım teknolojileriyle entegrasyonunun artırılmasıyla sahip olduğumuz potansiyel daha etkin bir şekilde değerlendirilebilecektir. Ülkemiz ve üreticilerimize olan katkısı daha da artırılabilecektir.”

Sürdürülebilir kalkınmanın yolu kooperatiflerden geçiyor


-Sürdürülebilir kalkınmanın yolu kooperatiflerden geçiyor

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ülkelerin sosyal ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı sağlayan kooperatiflere yeterince önem verilmiyor” 

-“İşbirliği ve dayanışmanın simgesi olan kooperatifler mahalli düzeyde direncin, küresel düzeyde ise gücün temsilcileridir”
-“Birleşmiş Milletler tarafından 2014 yılı Kooperatifler Günü’nün teması ‘Kooperatif İşletmeler Herkes İçin Sürdürülebilir Kalkınma Sağlar’ olarak belirlenmiştir”
-“Yaşamı sürdürme, devam ettirme veya dayanma kapasitesi olarak tanımladığımızda, kooperatifler, sürdürülebilirliğin en önemli paydaşlarından biridir”
-“Ülkemizde, kooperatifçilik, 150 yıllık geçmişi olmasına ve sayıca yeterli kooperatif bulunmasına rağmen, kendinden beklenen gelişmeyi gösterememiştir”
-“Avrupa’da kooperatiflerin pazar payı oldukça yüksekken ülkemizde çok düşüktür”

Ankara – 20.12.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkelerin sosyal ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı sağlayan kooperatiflere yeterince önem verilmediğini bildirerek, “işbirliği ve dayanışmanın simgesi olan kooperatifler mahalli düzeyde direncin, küresel düzeyde ise gücün temsilcileridir” dedi.
Bayraktar, 21 Aralık Dünya Kooperatifler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, geniş kesimleri bünyesinde barındıran ortaklık modeli olması bakımından kooperatiflerin her geçen gün yeni bir başarıya imza attığını vurguladı. Kooperatifçiliği en iyi ‘birlikten kuvvet doğar’ sözünün açıkladığını belirten Bayraktar, kooperatiflerde temel amacın kar değil, işbirliği ve dayanışma olduğunu bildirdi.
“Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2014 yılı Kooperatifler Günü’nün temasının ‘Kooperatif İşletmeler Herkes İçin Sürdürülebilir Kalkınma Sağlar’ olarak belirlendiğini belirten Bayraktar, “Yaşamını sürdürme, devam ettirme veya dayanma kapasitesi olarak tanımladığımızda, kooperatifler, sürdürülebilirliğin en önemli paydaşlarından biridir. Başta tarımsal faaliyetler olmak üzere sağlık ve eğitim gibi sosyal, bankacılık ve sigorta gibi finansal konular başta olmak üzere pek çok sektörde faaliyette bulunan kooperatifler, sürdürülebilir kalkınmayı başarmada önemli görevler üstlenmektedir” dedi.
Şemsi Bayraktar, ülkemizde, kooperatifçiliğin 150 yıllık geçmişi olmasına ve sayıca yeterli kooperatif bulunmasına rağmen, kendinden beklenen gelişmeyi gösterdiğini vurguladı.

-“Türkiye’de kooperatifçilik az ortaklı yapıda”-

Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ülkemizde kooperatifçilik az ortaklı bir yapıya sahiptir. Bu nedenle kooperatifçiliğin esas amacı olan; ölçek ekonomisi, işbirliği ve sinerji etkisi bakımından ülkemiz, az ortaklı kooperatif yapısıyla dünya uygulamalarının oldukça gerisindedir. Kooperatiflerin kendilerinden beklenen görevleri yerine getirecek yönetim anlayışına, idari kapasiteye ve teknik bilgiye sahip olmaması, egemen pazar güçlerinin kooperatifleri özel sektörün rakibi olarak görme ve göstermeleri kooperatifçiliğin önündeki başlıca engeller olarak durmaktadır. Küçük işletmelerin çok yoğun olduğu bu tarımsal yapıda ekonomik örgütlenme yetersiz kalmış, tarımsal örgütler arasında yeterli koordinasyon sağlanamamıştır.
Ülkemizde daha güçlü kooperatiflere gereksinim vardır. Ortaklarının ve toplumun gereksinimlerini karşılamak için daha güçlü yapıda olması ve profesyonelce yönetilmeleri şarttır. Kooperatifler gıda güvenliğine katkıda bulunmalıdır. İstihdam oluşturma rollerini sürdürmeleri önemlidir.”

-Kooperatiflerin pazar payları-

Ortaya koydukları faaliyet sonuçları bakımından Avrupa’da kooperatiflerin pazar paylarının oldukça yüksek olduğunu açıklayan Bayraktar, “Hollanda’da kooperatiflerin tarım pazarındaki payı yüzde 90’ı buluyor. Yeni Zelanda’da süt ve süt ihracat piyasasının yüzde 95’i, et piyasasının yüzde 70’i, tarımsal üretimin yüzde 50’si, gübre piyasasının yüzde 70’i kooperatiflerin elinde. Norveç’te süt kooperatifleri süt ürünleri üretiminin yüzde 99’unu karşılıyor. Buna karşın, Türkiye’de kooperatiflerin uzun süreli geçmişine rağmen payı yüzde 2’lerde seyrediyor” dedi.
BM rakamlarına göre küresel düzeyde 2,6 milyon kooperatif bulunduğunu ve bu kooperatiflerin 1 milyar ortağı bünyesinde barındırdığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Kooperatifler, tam ve geçici statüde 250 milyon istihdam sağlıyor. Bunun 223,6 milyonu tarımsal kooperatifler tarafından kendi hesabına çalışan kooperatif ortakları. 26,4 milyon kişi de kooperatif ofislerinde istihdam ediliyor. Dünyada çalışan nüfusunun yüzde 12’sine istihdam sağlayan kooperatifler, yıllık 3 trilyon dolarlık iş hacmini oluşturuyor” dedi.

Traktör sayısında Manisa liderliğini koruyor…


-Traktör sayısında Manisa liderliğini koruyor…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ekim ayı itibarıyla Manisa, 77 bin 496 traktörle birinciliğini sürdürdü”
-“Manisa’yı 76 bin 304 traktörle Konya, 56 bin 620 traktörle Balıkesir, 55 bin 954 traktörle İzmir, 55 bin 909 traktörle Bursa izledi”
-“Traktörlerin 5’de 1’i ilk 5 ilde”

Ankara – 17.12.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, traktör sayısında Manisa’nın liderliğini koruduğunu bildirerek, “Ekim ayı itibarıyla Manisa, 77 bin 496 traktörle birinciliğini sürdürdü. Manisa’yı 76 bin 304 traktörle Konya, 56 bin 620 traktörle Balıkesir, 55 bin 954 traktörle İzmir, 55 bin 909 traktörle Bursa izledi” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, Ekim ayı itibarıyla 1 milyon 612 bin 310’a ulaşan traktör sayısında ilk 5 il olan Manisa, Konya, Balıkesir, İzmir ve Bursa’nın 322 bin 283 traktörle, 5’de 1’lik bir oranı oluşturduğunu belirtti.
Konya’nın, traktör sayısında Manisa ile arasındaki farkı hemen her ay bir miktar kapatsa da hala geçemediğini bildiren Bayraktar, illerin traktör sayısıyla ilgili şu bilgileri verdi:
“Manisa, 77 bin 496 traktörle ilk sırada bulunuyor. Bu ili 76 bin 304 traktörle Konya izliyor. İki il, kendilerini takip eden Balıkesir’e 20-21 bin traktörlük bir fark atıyor. Balıkesir, 56 bin 620 traktörle Konya’nın epey ardından üçüncü sırayı alıyor. İzmir 55 bin 954 traktörle dördüncü, Bursa 55 bin 909 traktörle beşinci sırada. Bu illeri traktör sayısında 47 bin 883 ile Ankara, 47 bin 119 adetle Samsun, 46 bin 786 adetle Adana, 43 bin 342 adetle Denizli, 41 bin 915 adetle Antalya izliyor. Aydın’da 38 bin 874, Tokat’ta 37 bin 702, Afyonkarahisar’da 37 bin 204, Çorum’da 36 bin 202, Şanlıurfa’da 32 bin 655, Sakarya’da 32 bin 487, Mersin’de 30 bin 487, Kütahya’da 30 bin 317 traktör var.
Traktör sayısı Edirne’de 29 bin 376, Çanakkale’de 29 bin 369, Yozgat’ta 28 bin 798, Sivas’ta 27 bin 745,Tekirdağ’da 27 bin 712, Muğla’da 27 bin 98, Gaziantep’te 26 bin 607, Kastamonu’da 25 bin 987, Kayseri’de 24 bin 990, İstanbul’da 21 bin 751, Diyarbakır’da 21 bin 122, Eskişehir’de 20 bin 354, Malatya’da 20 bin 198’i buluyor.
Hatay’da 19 bin 501, Burdur’da 19 bin 320, Isparta’da 19 bin 164, Nevşehir’de 19 bin 987, Bolu’da 19 bin 81, Kırklareli’nde 18 bin 875, Amasya’da 17 bin 816, Kahramanmaraş’ta 17 bin 472, Kars’ta 16 bin 875, Uşak’ta 16 bin 544, Aksaray’da 16 bin 395, Erzurum’da 15 bin 788, Niğde’de 14 bin 800, Kocaeli’nde 14 bin 714, Osmaniye’de 14 bin 604, Adıyaman’da 13 bin 632, Çankırı’da 11 bin 833 traktör var.

-Traktör sayısında Kırşehir, Muş’u, Ardahan, Elazığ’ı geride bıraktı-

Traktör sayısı, Karaman’da 9 bin 927, Kırşehir’de 9 bin 876, Muş’ta 9 bin 875, Bilecik’te 9 bin 698, Düzce’de 9 bin 466, Mardin’de 9 bin 363, Zonguldak’ta 8 bin 841, Ardahan’da 8 bin 607, Elazığ’da 8 bin 594, Kırıkkale’de 8 bin 312, Sinop’a 7 bin 979, Van’da 7 bin 877, Ağrı’da 7 bin 473, Erzincan’da 6 bin 89, Batman’da 5 bin 122 Karabük’te 5 bin 92 adette kalıyor. Traktör sayısında Kırşehir, Muş’u, Ardahan, Elazığ’ı geride bıraktı. Eylül ayında Muş’ta 9 bin 836, Kırşehir’de 9 bin 796, Elazığ’da 8 bin 560, Ardahan’da 8 bin 520 traktör vardı. Ekim ayı ile birlikte Kırşehir, traktör sayısında Muş’u 1, Ardahan, Elazığ’ı 13 adetle geçti.”
Kilis’te 4 bin 864, Bartın’da 4 bin 713, Iğdır’da 3 bin 698, Gümüşhane’de 3 bin 195, Bitlis’te 2 bin 941, Giresun’da 2 bin 823, Bayburt’ta 2 bin 725, Yalova’da 2 bin 326, Siirt’te 2 bin 295, Ordu’da 2 bin 146, Şırnak’ta 2 bin 124 traktör bulunduğunu bildiren Bayraktar, “Tunceli’de 1318, Artvin 1086, Bingöl 993, Hakkari 768, Trabzon 188 traktörle son sıraları paylaşıyor. En az traktör 41 adetle Rize’de bulunuyor” dedi