Acilen makas daraltılmalı…


-Acilen makas daraltılmalı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Üretici ile market fiyatları arasındaki fark, mandalina ve maydanozda 6,4 kata ulaştı”

-“Üreticide 30 kuruş olan mandalinayı tüketici 1 lira 92 kuruşa, 13 kuruş olan maydanozu

80 kuruşa alabiliyor”

-“Hem üreticinin hem de tüketicinin zarar görmemesi için acilen üretici ve tüketici fiyatları arasındaki makas daraltılmalı”

-“Bu konuda yapılacak çalışmalara TZOB olarak katkı sağlamak istiyoruz”

-“Mandalinada yüzde 538,89, maydanozda yüzde 537,33 olan üretici market fiyat farkında bu ürünleri yüzde 456,89 ile ıspanak, yüzde 434,79 ile portakal, yüzde 332,67 ile kuru incir, yüzde 316,50 ile marul izliyor”

-“Üreticilerimiz narenciyede pazarlama sorunu yaşarken, tüketicinin bu kadar fiyat farkıyla, pahalı ürün tüketmesini anlamak mümkün değil”

-“Bu kadar fiyat farkı oluşmasının mantıklı hiçbir açıklaması yok. Tarla ile market arasındaki herkesi sorumlu davranmaya davet ediyorum”

-“Bu durumun sürdürülebilir olmadığı açık. Çiftçi zararına satarken, üreticinin çiftçinin sattığının 5-6 katına mal almasının izahı yok”

-“Üreticide dana eti fiyatı yüzde 1,70, kuzu eti fiyatı yüzde 1,72 geriledi”

-“Mandalina fiyatlarında görülen düşüşte rekolte artışının yanı sıra, havaların sıcak gitmesi ve mandalina çeşitlerinin

hasadının çakışmasıyla birlikte iç piyasada meydana gelen yığılma etkili oldu”

-“Limonda ise hasat dönemi olmasının yanı sıra, limon talebinde olan yavaşlama nedeniyle fiyatlar düştü”

-“Salatalık, yeşil fasulye, sivri biber, kabak, patlıcan, domates gibi ürünlerde mevsim itibariyle arz örtü altından sağlanıyor. Hasat edilen ürün miktarındaki dönemsel azalma

nedeniyle fiyatlar arttı”

 

Ankara – 30.11.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üretici ile market fiyatları arasındaki farkın, mandalina ve maydanozda 6,4 kata ulaştığını bildirerek, “üreticide 30 kuruş olan mandalinayı tüketici 1 lira 92 kuruşa, 13 kuruş olan maydanozu 80 kuruşa alabiliyor” dedi.

Hem üreticinin hem de tüketicinin zarar görmemesi için acilen üretici ve tüketici fiyatları arasındaki makasın daraltılması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, bu konuda yapılacak çalışmalara Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) olarak katkı sağlamak istediklerini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, üreticiden tüketiciye, halkın tamamını yakından ilgilendiren gıda fiyatlarındaki değişimleri takip etmeye ve kamuoyunu doğru bilgilendirme amacıyla açıklamalara devam ediyoruz.

Kasım ayındaki, üretici ve market fiyatları arasındaki farkı incelendiğinde, üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla mandalinada yüzde 538,89, maydanozda yüzde 537,33 olduğunun görüldüğünü bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Mandalina ve maydanozu yüzde 456,89 ile ıspanak, yüzde 434,79 ile portakal, yüzde 332,67 ile kuru incir, yüzde 316,50 ile marul izliyor. Sebze ve meyveler içinde lahanada yüzde 276,51, sivri biberde yüzde 252,69, limonda yüzde 226,54, havuçta yüzde 213,54, salatalıkta yüzde 205,62, karnabaharda yüzde 203,10, pırasada yüzde 201,26 üretici market fiyat farkı var. Bu fark, domateste yüzde 167,04, elmada yüzde 154,37, patateste yüzde 152,22, kabakta yüzde 146, 03, patlıcanda yüzde 131,44, yeşil fasulyede yüzde 114,87, yeşil soğanda yüzde 91,77 oldu.

Fiyat farkı baklagillerden kuru fasulyede yüzde 205,11, nohutta yüzde 198,83, kırmızı mercimekte yüzde 108,84, yeşil mercimekte yüzde 90,04, kurutulmuş ürünlerden kuru incirde yüzde 332,67, kuru üzümde yüzde 212,20, kuru kayısıda yüzde 183,91, hayvansal ürünlerden sütte yüzde 173,91, kuzu etinde yüzde 78,76, dana etinde yüzde 60,74 oldu. Pirinçte fiyat farkı yüzde 167,24’ü buldu.”

 

-6,4 kata ulaşan fark-

 

Üretici ile market fiyatları arasındaki farkın, mandalina ve maydanozda 6 katı geçerek 6,4 kata ulaştığını bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Üreticide 30 kuruş olan mandalinayı tüketici 1 lira 92 kuruşa, 13 kuruş olan maydanozu 80 kuruşa alabiliyor. Üreticilerimiz narenciyede pazarlama sorunu yaşarken, tüketicinin bu kadar fiyat farkıyla, pahalı ürün tüketmesini anlamak mümkün değil. Yine üreticide 45 kuruş olan ıspanak 2 lira 51 kuruşa, 42 kuruş olan portakal 2 lira 25 kuruşa, 5 lira 5 kuruş olan kuru incir 23 lira 80 kuruşa, adedi 50 kuruş olan marulun 2 lira 8 kuruşa markette tüketiciye satılıyor.

Bu kadar fiyat farkı oluşmasının mantıklı hiçbir açıklaması yok. Tarla ile market arasındaki herkesi sorumlu davranmaya davet ediyorum. Bu durumun sürdürülebilir olmadığı açık. Çiftçi zararına satarken, üreticinin çiftçinin sattığının 5-6 katına mal almasının izahı yok.”

 

-Markette fiyat düşüşünde mandalina, fiyat artışı salatalık birinci-

 

Bayraktar, Kasım ayında market fiyatlarında süt fiyatlarında ve piyasaya yeni giren portakal fiyatında değişim görülmezken, fiyat düşüşünün yüzde 21,83 ile en fazla mandalinada görüldüğünü belirtti. Mandalinadaki fiyat düşüşünü yüzde 17,75 ile karnabahar, yüzde 16,35 ile limon, yüzde 13,10 ile yeşil soğan, yüzde 10,75 ile marul, yüzde 10,16 ile kırmızı mercimek, yüzde 10,11 ile elmanın izlediğini vurgulayan Bayraktar, ayçiçeği yağında yüzde 7,03, kuru soğanda yüzde 6,80, pırasada yüzde 5,33, kuzu etinde yüzde 4,76, pirinçte yüzde 4,55, tavuk etinde yüzde 3,99, yeşil mercimekte yüzde 2,45, kuru kayısıda yüzde 2,10, yumurtada yüzde 2,05, mısırözü yağında yüzde 1,78, kuru üzümde yüzde 1,76, kuru fasulyede yüzde 1,35, ıspanakta yüzde 1,18 fiyat düşüşü olduğunu bildirdi.

Markette en fazla fiyat artışının yüzde 49,81 ile salatalıkta meydana geldiğini belirten Bayraktar, “salatalıktaki fiyat artışını yüzde 25,58 ile kuru incir, yüzde 20,64 ile kabak, yüzde 15,11 ile maydanoz, yüzde 11,69 ile patlıcan, yüzde 8,04 ile lahana, yüzde 7,25 ile fındık, yüzde 6,89 ile yeşil fasulye, yüzde 5,58 ile patates, yüzde 5,41 ile Antep fıstığı, yüzde 3,54 ile havuç, yüzde 2,94 ile nohut, yüzde 2,27 ile sivri biber, yüzde 2,01 ile domates, yüzde 1,95 ile zeytinyağı, yüzde 0,69 ile dana eti, yüzde 0,06 ile toz şeker izledi” dedi.

 

-Üreticide de fiyat düşüşünde mandalina, fiyat artışı salatalık birinci-

 

Kasım ayında üretici fiyatlarında süt, yumurta, yeşil mercimek, kırmızı mercimek, nohut, kuru fasulye, yeşil soğan, maydanoz, marul, pırasa fiyatlarında ve piyasaya yeni giren portakal fiyatında değişim olmadığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Üretici fiyatlarında tüketici fiyatlarında olduğu gibi en fazla fiyat düşüşü mandalinada görüldü. Kasım ayında üretici fiyatları yüzde 40 gerileyen mandalinayı yüzde 15,49 ile limon, yüzde 15,38 ile kuru kayısı, yüzde 10 ile patates, yüzde 9,30 ile elma, yüzde 9,28 ile karnabahar, yüzde 5,17 ile pirinç, yüzde 5,08 ile kuru soğan, yüzde 4,41 ile Antep fıstığı, yüzde 1,75 ile kuru üzüm, yüzde 1,72 ile kuzu eti, yüzde 1,70 ile dana eti takip etti.

Üreticide en fazla fiyat artışı, markette olduğu gibi salatalıkta meydana geldi. Kasım ayı üretici fiyatı yüzde 86,21 artan salatalığı fiyat artışında, yüzde 40,85 ile patlıcan, yüzde 19,21 ile yeşil fasulye, yüzde 18,71 ile kabak, yüzde 10 ile kuru incir, yüzde 8,55 ile lahana, yüzde 5,81 ile sivribiber, 3,99 ile domates, yüzde 3,90 ile zeytinyağı, yüzde 3,05 ile ıspanak, yüzde 2,40 ile havuç, yüzde 0,55 ile fındık izledi.”

 

-Fiyat değişimlerinin nedenleri-

 

Mandalina fiyatlarında görülen düşüşte rekolte artışının yanı sıra, havaların sıcak gitmesi ve mandalina çeşitlerinin hasadının çakışmasıyla birlikte iç piyasada meydana gelen yığılmanın etkili olduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Piyasada yaşanan bu yığılmayla birlikte mandalinanın kilogram başına üretici fiyatı 50 kuruştan 30 kuruşa geriledi.

Limonda ise hasat dönemi olmasının yanı sıra, limon talebinde olan yavaşlama nedeniyle fiyatlar düştü.

Salatalık, yeşil fasulye, sivri biber, kabak, patlıcan, domates gibi ürünlerde mevsim itibariyle arz örtü altından sağlanıyor. Hasat edilen ürün miktarındaki dönemsel azalma nedeniyle fiyatlar arttı.

 Patates ve kuru kayısıda talepteki daralmaya bağlı olarak fiyatlar geriledi.

Ispanak, lahana, havuç gibi kışlık sebzelerde içinde bulunduğumuz dönemde talebin iyi olmasıyla birlikte fiyatlar bir miktar artış gösterdi.

Karnabaharda bir önceki yıla göre üretimde yüzde 3 oranında artış oldu. Üretim miktarında görülen artışın yanı sıra hasadın bugünlerde yoğunlaşması piyasalarda fiyatların gerilemesine neden oldu.

Kuru incirde üreticinin elindeki ürünün azalmasına bağlı olarak fiyatlar bir miktar artış gösterdi.”

Bayraktar, genel olarak değerlendirdiklerinde arz ve talepteki değişime bağlı olarak fiyatlarda artış ve azalışların meydana geldiğinin görüldüğünü bildirdi.

 

Seçilmiş ürünlerde 29 Kasım 2014 tarihi itibarıyla ortalama üretici, hal, pazar ve market fiyatları: (TL/Kg)

 

 

Ürünler

Üretici

Hal

Pazar

Market

Hal/ Üretici

Pazar/ Üretici

Market/ Üretici

Fiyatı

Fiyatı

Fiyatı

Fiyatı

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Domates

1,19

1,76

2,71

3,19

47,35

126,96

167,04

Salatalık

0,90

1,58

2,25

2,75

75,93

150,00

205,62

Sivri Biber

0,91

1,53

2,71

3,21

67,58

197,62

252,69

Yeşil Fasulye

1,82

2,22

2,95

3,91

21,79

62,09

114,87

Patlıcan

1,00

1,45

1,83

2,31

45,00

82,50

131,44

Kabak

1,02

1,35

1,88

2,50

33,00

84,73

146,03

Ispanak

0,45

1,30

1,93

2,51

188,89

327,78

456,89

Pırasa

0,79

0,99

1,51

2,39

25,21

90,45

201,26

Lahana

0,42

0,62

1,04

1,59

46,46

145,67

276,51

Karnabahar

1,08

1,34

2,12

3,26

24,65

96,90

203,10

Havuç

0,64

0,85

1,58

2,01

32,81

147,40

213,54

Marul (Adet)

0,50

0,80

1,65

2,08

60,00

230,00

316,50

Maydanoz (Adet)

0,13

0,21

0,59

0,80

70,00

370,00

537,33

Yeşil Soğan (Kg)

1,66

2,30

2,69

3,18

38,55

61,90

91,77

Kuru Soğan

0,56

0,86

1,12

1,25

53,27

99,40

123,12

Patates

0,90

1,43

1,83

2,27

59,26

103,70

152,22

Portakal

0,42

1,18

2,00

2,25

181,75

376,19

434,79

Mandalina

0,30

0,88

1,38

1,92

191,67

358,33

538,89

Limon

0,90

1,63

2,33

2,94

80,56

159,26

226,54

Elma

1,17

1,76

1,96

2,98

50,43

67,38

154,37

Kuru Fasulye

3,00

6,00

8,50

9,15

100,00

183,33

205,11

Nohut

2,20

3,60

5,88

6,57

63,64

167,05

198,83

Kırmızı Mercimek

2,31

3,00

4,13

4,82

29,87

78,57

108,84

Yeşil Mercimek

2,62

3,40

4,00

4,98

29,77

52,67

90,04

Pirinç

2,75

4,65

6,13

7,35

69,09

122,73

167,24

Kuru Kayısı

11,00

 

18,50

31,23

68,18

183,91

Kuru Üzüm

2,80

 

8,50

8,74

203,57

212,20

Kuru İncir

5,50

14,50

23,80

163,64

332,67

Fındık (İç)

27,35

36,50

49,62

33,46

81,43

Antep Fıstığı

32,50

39,50

49,07

21,54

50,97

Yumurta

0,19

0,35

0,37

84,21

95,32

1 Litre Süt

1,15

 

3,15

173,91

Dana Eti

20,25

 

32,55

60,74

Kuzu Eti

21,13

 

37,77

78,76

Zeytinyağı

8,00

 

16,20

102,54

Mısırözü Yağı

6,41

Ayçiçek Yağı

5,23

Toz Şeker

3,62

Tavuk Eti

6,43

 

Not: Hal, pazar ve market verileri İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Mersin ve Bursa illerinden derlenen ortalama fiyatlar, olup üretici fiyatları ise ürünlere göre önemli üretim merkezlerinden derlenmektedir. Pirinç, kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek için belirtilen hal fiyatları toptan satış fiyatlarıdır.  Dana eti, kuzu eti, Antep fıstığı ve fındık fiyatı serbest piyasa fiyatıdır.

 

Seçilmiş ürünlerde market fiyatlarındaki aylık değişim:

 

 

Ürünler

30 Ekim 2014

(TL/Kg)

28 Kasım 2014

(TL/Kg)

30 Ekim 2014/ 28 Kasım 2014

Değişim (Yüzde)

Salatalık

1,84

2,75

49,81

Kuru İncir

18,95

23,80

25,58

Kabak

2,07

2,50

20,64

Maydanoz (Adet)

0,70

0,80

15,11

Patlıcan

2,07

2,31

11,69

Lahana

1,48

1,59

8,04

Fındık (İç)

46,27

49,62

7,25

Yeşil Fasulye

3,66

3,91

6,89

Patates

2,15

2,27

5,58

Antep Fıstığı

46,55

49,07

5,41

Havuç

1,94

2,01

3,54

Nohut

6,39

6,57

2,94

Sivri Biber

3,14

3,21

2,27

Domates

3,13

3,19

2,01

Zeytinyağı

15,89

16,20

1,95

Dana Eti

32,33

32,55

0,69

Toz Şeker

3,62

3,62

0,06

Portakal

 

2,25

0,00

1 Litre Süt

3,15

3,15

0,00

Ispanak

2,54

2,51

-1,18

Kuru Fasulye

9,28

9,15

-1,35

Kuru Üzüm

8,90

8,74

-1,76

Mısırözü Yağı

6,53

6,41

-1,78

Yumurta

0,38

0,37

-2,05

Kuru Kayısı

31,90

31,23

-2,10

Yeşil Mercimek

5,10

4,98

-2,45

Tavuk Eti

6,69

6,43

-3,99

Pirinç

7,70

7,35

-4,55

Kuzu Eti

39,66

37,77

-4,76

Pırasa

2,52

2,39

-5,33

Kuru Soğan

1,34

1,25

-6,80

Ayçiçek Yağı

5,62

5,23

-7,03

Elma

3,31

2,98

-10,11

Kırmızı Mercimek

5,37

4,82

-10,16

Marul (Adet)

2,33

2,08

-10,75

Yeşil Soğan

3,66

3,18

-13,10

Limon

3,51

2,94

-16,35

Karnabahar

3,96

3,26

-17,75

Mandalina

2,45

1,92

-21,83

 

            Seçilmiş ürünlerde üretici fiyatlarındaki aylık değişim:

 

 

Ürünler

30 Ekim 2014

(TL/Kg)

28 Kasım 2014

(TL/Kg)

30 Ekim 2014/ 28 Kasım 2014

Değişim (Yüzde)

Salatalık

0,48

0,90

86,21

Patlıcan

0,71

1,00

40,85

Yeşil Fasulye

1,53

1,82

19,21

Kabak

0,86

1,02

18,71

Kuru İncir

5,00

5,50

10,00

Lahana

0,39

0,42

8,55

Sivri Biber

0,86

0,91

5,81

Domates

1,15

1,19

3,99

Zeytinyağı

7,70

8,00

3,90

Ispanak

0,44

0,45

3,05

Havuç

0,63

0,64

2,40

Fındık (İç)

27,20

27,35

0,55

Pırasa

0,79

0,79

0,00

Marul (Adet)

0,50

0,50

0,00

Maydanoz (Adet)

0,13

0,13

0,00

Yeşil Soğan

1,66

1,66

0,00

Portakal

 

0,42

0,00

Kuru Fasulye

3,00

3,00

0,00

Nohut

2,20

2,20

0,00

Kırmızı Mercimek

2,31

2,31

0,00

Yeşil Mercimek

2,62

2,62

0,00

Yumurta

0,19

0,19

0,00

1 Litre Süt

1,15

1,15

0,00

Dana Eti

20,60

20,25

-1,70

Kuzu Eti

21,50

21,13

-1,72

Kuru Üzüm

2,85

2,80

-1,75

Antep Fıstığı

34,00

32,50

-4,41

Kuru Soğan

0,59

0,56

-5,08

Pirinç

2,90

2,75

-5,17

Karnabahar

1,19

1,08

-9,28

Elma

1,29

1,17

-9,30

Patates

1,00

0,90

-10,00

Kuru Kayısı

13,00

11,00

-15,38

Limon

1,07

0,90

-15,49

Mandalina

0,50

0,30

-40,00

Tarımda ihracat da ithalat da artıyor…


-Tarımda ihracat da ithalat da artıyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım ve gıdanın 10 ayda yaptığı ihracat 14,3, ithalat 10 milyar doları aştı”

-“Ocak-Ekim döneminde 4,3 milyar dolar dış ticaret fazlası verildi”

-“Gıda ve tarımda Ekim ayında yüzde 16,6 artışla 1,68 milyar dolar ihracat, yüzde 41,9 artışla 1,06 milyar dolarlık ithalat yapıldı”

-“Ekim ayı itibarıyla 12 aylık ihracat 17,9, ithalat 12 milyar doları aştı”

-“Son 12 ayda tarım ve gıda 5,86 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi”

-“Tarım ve gıdada ihracat, Haziran’da yüzde 0,8, Temmuz’da yüzde 10,6 gerilemiş, Ağustos’ta yüzde 16,1, Eylül’de yüzde 5,3 artmıştı”

-“Ürün bazında en fazla ihracat, meyve, sebze ve hububat, en fazla ithalat hububat, yağlı tohumlar ve hayvansal ve bitkisel yağlarda yapıldı”

 

Ankara – 28.11.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda ihracatın da ithalatın da artmaya devam ettiğini bildirerek, “Tarım ve gıda 10 ayda yaptığı ihracat 14,3, ithalat 10 milyar doları aştı” dedi.

Bayraktar, Ocak-Ekim döneminde gıda ve tarımda ihracatın 2013-2014 yıllarında yüzde 6,9 artışla 13,4 milyar dolardan, 14,32 milyar dolara çıktığını, ithalatın ise 9,16 milyar dolardan 10 milyar dolara yükseldiğini belirtti.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarım ve gıdada Ekim ayında ihracatın, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16,6 artarak 1 milyar 442 milyon 587 bin dolardan 1 milyar 681 milyon 341 bin dolara, ithalatın ise yüzde 41,9 artarak 746 milyon 908 bin dolardan 1 milyar 59 milyon 908 bin dolara yükseldiğini vurguladı.

Bayraktar, tarım ve gıdada ihracat, Haziran ayında yüzde 0,8, Temmuz ayında yüzde 10,6 gerilediğini, Ağustos’ta yüzde 16,1, Eylül’de yüzde 5,3 artığını hatırlattı.

10 ayda gıda ve tarımın, 4 milyar 318 milyon 487 bin dolar dış ticaret fazlası verdiğinin altını çizen Bayraktar, son 12 ayda tarım ve gıdanın 5,86 milyar dolar dış ticaret fazlasına ulaştığını belirtti. Bayraktar, tarımın Başta kuraklık ve don olmak üzere hemen bütün doğal afetleri yaşamasına rağmen tarım sektörün, Ekim itibarıyla 12 aylık ihracatın 17,9 milyar doları bulduğunu bildiren Bayraktar, son 12 aylık ithalatın ise 12 milyar doları aştığına dikkati çekti.

Şemsi Bayraktar, Ekim ayında genel ihracatın yüzde 7,3 artarak 12 milyar 54 milyon dolardan 12 milyar 933 milyon dolara çıktığını, genel ithalatın ise yüzde 1,5 düşüşle 19 milyar 483 milyon dolardan 19 milyar 185 milyon dolara indiğini bildirdi.

Bayraktar, kronik bir şekilde dış ticaret açığı veren Türkiye’ye tarımın 6 milyar dolara yakın dış ticaret fazlasıyla önemli bir katkıda bulunduğunu bildirdi. Tarımın katkısının sadece dış ticaret fazlası vermek olmadığını vurgulan Bayraktar, istihdamın yüzde 22,2’si karşılayarak, toplamda işsizliği 2,2, erkeklerde 1,3, kadınlarda 5,5 puan azaltarak, genelde işsizliğin yüzde 10,1, erkeklerde yüzde 8,9, kadınlarda 12,7’de kalmasını sağlayarak da işsizliğin dünyanın en önemli sorunlarından biri olduğu bir ortamda istihdama eşsiz destek sağladığını belirtti.

Şemsi Bayraktar, tarımın milli gelire de önemli katkı verdiğini, gayri safi yurtiçi yüzde 7,4’ünü oluşturduğunu, gıda sanayi, tekstil konfeksiyon sanayi, ulaştırma, ticaret, finans, lokanta ve otel sektörleri başta olmak üzere çok sayıda sektörün de hammadde ve gelirinin önemli bir bölümünü tarımdan sağladığını bildirdi.

 

-En fazla ihracat meyve, sebze ve bunlardan elde edilen ürünlerden-

 

Ekim ayındaki gıda ve tarım ihracatının yarısına yakınının, yüzde 47,5’inin meyve, sebze ve bunlardan elde edilen ürünlerden sağlandığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ürün bazında en fazla ihracat, meyve, sebze ve hububat, en fazla ithalat hububat, yağlı tohumlar ve hayvansal ve bitkisel yağlarda yapıldı. Geçen yılın Ekim ayında 424 milyon 512 bin dolarlık olan yenilen meyveler ve yenilen sert kabuklu meyve ihracatı 2014 yılının Ekim ayında 583 milyon 10 bin dolara, 50 milyon 498 bin dolarlık yenilen sebzeler ve bazı kök yumrular ihracatı ise 60 milyon 478 bin dolara yükseldi. Sebzeler, meyveler, sert kabuklu meyveler ve bitkilerin diğer kısımlarından elde edilen müstahzarların ihracatı, Ekim ayları itibarıyla 181 milyon 588 bin dolardan 224 milyon 995 bin dolara, hububat, un nişasta veya süt müstahzarları, pastacılık ürünleri ihracatı 127 milyon 34 bin dolardan 142 milyon 103 bin dolara, tütün ve tütün yerine geçen işlenmiş maddeler ihracatı ise 49 milyon 915 bin dolardan 95 milyon 874 bin dolara çıktı.

2014 Ekim ayında 237 milyon 925 bin dolarlık hububat ithal edildi. Bunu 199 milyon 949 bin dolarla yağlı tohum ve meyveler, muhtelif tane, tohum ve meyveler, sanayide ve tıpta kullanılan bitkiler, saman ve kaba yem takip etti. Üçüncü büyük kalem olarak bunları 175 milyon 654 bin dolarla hayvansal ve bitkisel katı ve sıvı yağlar, yemeklik katı yağlar, hayvansal ve bitkisel mumlar izledi.”

 

-Tarımdaki büyük potansiyel-

 

Bayraktar, tarımın aşırı arazi parçalanması, sulama altyapısının tamamlanamaması, güçlü örgütlenme eksikliği gibi yapısal sorunları bulunduğunu, bu sorunların aşılması halinde, tarımda çok büyük bir potansiyeli içinde barındıran Türkiye’nin, rahatlıkla 2023 yılında, 150 milyar dolarlık tarımsal hasılaya, 40 milyar dolarlık gıda ve tarım ihracatına ulaşabileceğini vurguladı.

TZOB, ÇKS başvuru süresinin uzatılmasını istedi


-TZOB, ÇKS başvuru süresinin uzatılmasını istedi
-Genel Başkan Bayraktar: “Bu yıl kuraklık, don, dolu gibi afetler yaşayan çiftçimizin, 2015 yılı ÇKS kayıt işlemlerini 31 Aralık 2014 tarihine kadar tamamlaması mümkün değil. Ek süre verilmeli”
-“ÇKS başvuru süresinin Haziran ayına kadar uzatılmasına ilişkin talebimiz, Birliğimizce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza iletilmiştir”
-“Bu yıl 2014 yılı ÇKS başvuruları Ekim ayına kadar devam etti. Bu nedenle 2015 yılı ÇKS başvuruları belirtilen 1 Eylül tarihinde başlatılamadı”
-“Ayrıca yeni yönetmelik değişikliği ile önceki başvuru formlarında değişiklik yapılması, sistemde meydana gelen aksaklıklar, bu yıl işlemlerin uzamasına yol açtı”
-“Odalarımız başvurularda fazla yoğunluğun yaşandığını, üreticilerin panik halinde olduğunu ifade ediyorlar”
-“Çiftçilerimiz de olası sıkışıklıkları düşünerek son günü beklenmeden tarım il ve ilçe müdürlüklerine bir an önce başvurularını yapmalı”

Ankara – 26.11.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 31 Aralık 2014 tarihinde sona erecek 2015 yılı Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kayıt süresinin uzatılmasını istediklerini bildirdi.
Bayraktar, “bu yıl kuraklık, don, dolu gibi afetler yaşayan çiftçilerin, 2015 yılı ÇKS kayıt işlemlerini 31 Aralık 2014 tarihine kadar tamamlaması mümkün değil. Ek süre verilmeli. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın da bu talebimizi makul karşılayacağını tahmin ediyoruz” dedi.
Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:
“Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yeni ÇKS yönetmeliği, 27 Mayıs 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik, ‘Üretim yılına ilişkin çiftçi başvuruları bir önceki yılın 31 Aralık tarihinde sona erer’ hükmü getirdi. Konuyla ilgili genelge de yayımlandı. Buna göre, 1 Eylül 2014’de başlayan 2015 yılı ÇKS başvuruları, 31 Aralık 2014 tarihinde sona erecek.
ÇKS başvuru tarihinin 2014-2015 tarımsal üretim sezonunun başlangıcı olan Ekim ayından önce başlaması doğru olmuştur. Ayrıca tarım ürünlerini sigorta yaptırmak isteyen üreticilerimizin işlemlerine, yeni tarımsal üretim sezonu kredi başvurularına kolaylık getirdi.
Ancak, bilindiği üzere bu yıl 2014 yılı ÇKS başvuruları Ekim ayına kadar devam etti. Bu nedenle 2015 yılı ÇKS başvuruları belirtilen 1 Eylül tarihinde başlatılamadı. Ayrıca yeni yönetmelik değişikliği ile önceki başvuru formlarında değişiklik yapılması, sistemde meydana gelen aksaklıklar, bu yıl işlemlerin uzamasına yol açtı. ÇKS başvuru işlemlerinin yapıldığı bugünlerde Odalarımız başvurularda fazla yoğunluk yaşandığı, üreticilerin panik halinde olduğunu ifade etmektedir. Bu nedenlerle 2015 yılı ÇKS başvurularının, 31 Aralık 2014 tarihine kadar tamamlanması mümkün görülmemektedir.”
Yönetmelikte “Çiftçilerin bu tarihten sonra sahip oldukları veya kiraladıkları tarım arazileri hariç olmak üzere ÇKS’ye yeni bir çiftçi ve arazi kaydı yapılamaz. Ancak, çiftçiler içinde bulunulan üretim yılında ÇKS’ye kayıtlı tarım arazileri üzerindeki üretim bilgilerinin güncellenmesini, üretim yılının 15 Mart-15 Mayıs tarihleri arasında yapabilirler” denildiğine de dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
“Ülkemizde tarla bitkileri ekilişleri genel olarak ürünlere göre değişmekle birlikte genel olarak Eylül ayı itibariyle başlayıp Mayıs ayı sonuna kadar devam etmektedir. Yönetmelikte yer alan bu husus da dikkate alındığında ekilişlerin devam etmesi sistemin açık olmasını zorunlu kılmaktadır.
Yaşanılan sıkıntıların çözümü ve ekilişlerin Mayıs ayı sonuna kadar devam etmesi nedeniyle ÇKS başvurularının bir önceki yılın Eylül ayında başlayıp, üretim yılı içinde Haziran ayına kadar uzatılmasının önemli olduğu görülmektedir.
ÇKS başvuru süresinin Haziran ayına kadar uzatılmasına ilişkin talebimiz Birliğimizce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza iletilmiştir. Talebimizin değerlendirilerek ÇKS yönetmeliğinde gerekli değişikliğin biran önce yapılması sorunu çözecektir.”
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, çiftçilerin de olası sıkışıklıkları düşünerek son günü beklemeden tarım il ve ilçe müdürlüklerine bir an önce başvurusunu yapması gerektiğine dikkati çekti.

Traktör muayenesinde süre uzatımı talebi…


-Traktör muayenesinde süre uzatımı talebi…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Torba yasayla traktör muayenesinde gecikme bedellerindeki indirimden yararlanma süresi 31 Aralık 2014’de sona eriyor”

-“Mobil istasyonların sayısının yetersizliği nedeniyle çiftçimizin 31 Aralık 2014’e kadar traktör muayenelerini yaptırmaları mümkün görünmüyor. Süre en az 6 ay uzatılmalı”

-“Sürenin uzatılması için Maliye ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme bakanlıkları nezdinde yazılı girişimde bulunduk”

-“Yaşadığı doğal afetler yüzünden zaten ekonomik sıkıntı içindeki çiftçimiz, bu olanaktan mahrum bırakılmamalı”

 

Ankara – 25.11.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkan Şemsi Bayraktar, kamuoyunda torba yasa olarak 6552 sayısı kanunla traktör muayenesinde gecikme bedellerindeki indirimden yararlanma süresinin 31 Aralık 2014’de sona erdiğini bildirerek, “Mobil istasyonların sayısının yetersizliği nedeniyle çiftçimizin 31 Aralık 2014’e kadar traktör muayenelerini yaptırmaları mümkün görünmüyor. Süre en az 6 ay uzatılmalı” dedi.

Şemsi Bayraktar, sürenin uzatılması için Maliye ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme bakanlıkları nezdinde yazılı girişimde bulunduklarını bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 11 Eylül 2014 tarihli Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayınlanan, kamuoyunda torba kanun olarak adlandırılan, “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair 6552 Sayılı Kanun”un zamanında yapılmayan traktör muayenelerinde gecikme bedellerine indirim getirdiğini belirtti.

Muayene süresinin uzatılması yanında gecikme bedellerinde indirim öngören düzenlemeden üreticinin son derece memnun olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Fakat traktör muayenelerinde talebin fazla olduğu illerde mobil istasyonlarının sayısı yeterli değil. Birçok üreticimiz, traktör muayenesini yaptıramamaktadır. Bu nedenle 31 Aralık 2014’te sona erecek olan gecikme bedellerindeki indirimden faydalanma süresinin en az 6 ay uzatılması büyük önem arz etmektedir.

Kanunda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca araç muayenesi yaptırmaları gerektiği hâlde muayenelerini süresinde yaptırmamış olanların, 31 Aralık 2014 tarihi mesai saati bitimine kadar araç muayenelerini yaptırmaları halinde indirimden faydalanabiliyor. Muayene süresi geçirilen her ay ve kesri için daha önce yüzde 5 ceza ödeniyordu. Şimdi, kanunun yayımlandığı tarihe kadar yurtiçi üretici fiyatları endeksi (Yİ-ÜFE) aylık değişim oranları uygulanıyor. Kanunun yayımlandığı tarihten (yayımlandığı ay dâhil) araç muayenelerinin yapıldığı tarihe kadar ise her ay ve kesri için aylık yüzde 1 fazla para alınacak.”

Buna göre, yıllık cezanın yüzde 60’dan, enflasyon oranına indirildiğini, bu oranın geçmiş yıllarda yüzde 7-9 arasında gerçekleştiğini vurgulayan Bayraktar, “2013-2014 üretim sezonunda yaşadığı doğal afetler yüzünden zaten ekonomik sıkıntı içindeki çiftçimiz, bu olanaktan mahrum bırakılmamalı. Süre uzatılmalı” dedi. 

Gıda ithalatının üçte biri yağlı tohumlardan…


-Gıda ithalatının üçte biri yağlı tohumlardan…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım ve gıdadaki 11,2 milyar dolarlık ithalatın

üçte biri yağlı tohum, ham yağ, margarin ve yağlı tohum küspesinden oluştu”

-“3,68 milyar dolarlık ithalatın 1,24 milyar doları tohum, 1,6 milyar doları ham yağ, 0,84 milyar doları küspe ve margarinden meydana geliyor”

-“Ülkemizde yağlı tohumlu bitkiler içinde, özellikle ayçiçeği, soya, yerfıstığı, susam ve kanola gibi bitkilerin üretimlerini artırabilmek için büyük bir potansiyel var. Üretimi teşvik edici bir fiyat politikası izlenmeli, üreticiye alım garantisi verilmeli”

-“Yağlı tohumlu bitkilerin, en az tahıllar kadar stratejik öneme sahip olduğu her kesim tarafından kabul edilmeli”

-“Üreticinin hasat ve sonrasındaki ürün pazarlama döneminde, tarife dışı engellerle ithalat kesinlikle önlenmelidir”

-“Nadas alanlarında yetişebilecek başta aspir olmak üzere, uygun yağ bitkilerinin belirlenmesi ve bunların yetiştirilmeleri için gerekli teşvikler sağlanmalıdır”

 

Ankara – 23.11.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım ve gıdadaki 11,2 milyar dolarlık ithalatın üçte birinin yağlı tohum, ham yağ, margarin ve yağlı tohum küspesinden oluştuğunu bildirerek, “3,68 milyar dolarlık ithalatın 1,24 milyar doları tohum, 1,6 milyar doları ham yağ, 0,84 milyar doları küspe ve margarinden meydana geliyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2013 yılında, 643 milyon doları soya fasulyesi, 474 milyon doları ayçiçeği tohumu olmak üzere 1 milyar 245 milyon dolarlık yağlı tohum ithalatı yapıldığını belirtti. 2013 yılında, 918 milyon doları ayçiçeği tohumu ham yağı, 585 milyon doları palm yağı, 48 milyon doları mısır yağı olmak üzere 1 milyar 602 milyon dolarlık ham yağ ithal edildiğini bildiren Bayraktar, 628 milyon doları soya küspesinden, 142 milyon doları ayçiçeği küspesiden oluşmak üzere 808 milyon dolarlık yağlı tohum küspesi ithalatı olduğu bilgisini verdi. Bayraktar, 2013 yılında 28,4 milyon dolarlık da margarin ithalatı yapıldığını belirtti.

 

-“Yağlı tohumlar ülke ekonomisinde büyük öneme sahip”-

 

Yağlı tohumlu bitkilerin, gıda sanayi başta olmak üzere, yem, kozmetik, boya, enerji gibi çeşitli sektörlere ham madde sağlaması bakımından ülke ekonomisinde büyük öneme sahip olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ülkemizin hemen hemen her bölgesi yağlı tohumlar üretimine elverişli iken, halen yağlı tohumlu ürünlerde net ithalatçı ülke konumundayız.

Ülkemizde üretilen yağlı tohumlardan elde edilen yağ miktarı 655 bin ton, önemli bir bölümü de ihraç edilen toplam kullanılan yağ miktarı ise 2 milyon 145 bin tondur. Ülke ihtiyacımız ve ihracatımız için gereken yağ ihtiyacının sadece yüzde 30’unu ürettiğimiz yağlı tohumlardan karşılıyoruz, kalanı ithal ediyoruz.

2013 yılında 2 milyon 12 bin 123 ton yağlı tohum, 1 milyon 391 bin 381 ton bitkisel yağ, 17 bin 124 ton margarin ve 1 milyon 722 bin 562 ton da yağlı tohumların işlenmesi sonucu arta kalan küspe ithalatı yapıldı. İthalatın toplamı 5 milyon 143 bin 191 tonu buldu. Bütün bu ithalat kalemlerine ödediğimiz döviz tutarı ise 3,68 milyar dolara ulaştı. 2013 yılında toplam tarım ve gıda ürünleri ithalatımız 11,2 milyar dolar.  milyar 200 milyon dolardır. Yağlı tohum, bitkisel yağ, margarin ve yağlı tohum küspesi ithalatının toplam tarım ve gıda ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 32,9’dur.”

 

-Üretimde potansiyel büyük…-

 

Ülkenin yağlı tohumlara yılda 3,68 milyar dolar döviz verecek kadar zengin olmayan Türkiye’de, yağlı tohumlu bitkiler içinde, özellikle ayçiçeği, soya, yerfıstığı, susam ve kanola gibi bitkilerin üretimlerini artırabilmek için büyük bir potansiyel bulunduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Uzun yıllardan bu yana bitkisel yağ açığı sorunumuzu çözemiyoruz. İmkanlara rağmen, ihtiyacı karşılayacak bir üretim artışı sağlanamadı. Üretimi artırmak için öncelikle, ülkemizin yağ ve protein gereksinimleri göz önüne alınarak, yağlı tohumlu bitkilerin, en az tahıllar kadar stratejik öneme sahip olduğu her kesim tarafından kabul edilmeli.

Üretimi teşvik edici bir fiyat politikası izlenmeli, üreticiye alım garantisi verilmeli.

Primler kendinden beklenen amacı gerçekleştirecek düzeyde belirlenmelidir.

Yağlı tohumlu bitkilerin üretim alanlarının başka ürünlere kaymasını önlemek bakımından, üretimi teşvik edici bir parite sistemi uygulanmalı. Ülkemizde yağlı tohumlu bitkiler üretiminde ilk sırada ayçiçeğinin olduğu dikkate alındığında bitkisel yağ açığımızın daha da artmaması için ayçiçeği-buğday fiyat paritesi 2’nin altına düşürülmemelidir.

Üreticilerimizin verimli bir şekilde üretim yapabilmeleri bakımından ucuz girdi kullanımı sağlanmalı, gübre, mazot ve elektrikteki vergi oranları indirilmelidir.

Girdilerin verimli bir şekilde kullanılmasının sağlanması bakımından üreticilerin eğitimi de büyük önem taşıyor. Eğitim faaliyetleri ile girdilerin doğru zamanda, doğru miktarda optimum verimi elde edecek şekilde kullanımı sağlanmalı ve tarımda teknoloji kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.”

 

-“Sulama yatırımlarının tamamlanması büyük kayıp”-

 

Sulama yatırımlarının tamamlanmasının yağlı tohumlar üretimi için de çok önemli olduğunu,  sulamaya yönelik teşviklerin artırılması ve bu tür uygulamalar desteklenmeli, sulamada kullanılan elektrik fiyatlarının makul bir seviyeye indirilmesi gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, “teknik ve ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektar alandan hala 2,6 milyon hektarının gerekli altyapı yatırımları bitirilemediği için sulanamıyor. Belçika’ya yakın büyüklükteki bir alanın sulanamaması büyük bir kayıptır. Bir an önce sulama yatırımları tamamlanmalıdır” dedi.

Tohumlarda gerekli performans analizleri ve demonstrasyonlar yapılmadan piyasaya sürülmemesi gerektiğini, bunun üretimi ve verimi olumsuz etkileyeceğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Yabancı ot,  hastalık ve zararlılara dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesine ağırlık verilmeli ve geliştirilen çeşitlerin performans denemeleri ve adaptasyon çalışmaları yapılarak sonuçları üreticilerimize aktarılmalıdır.

Dünya Ticaret Örgütü çerçevesinde yağlı tohumlar ve bunların ürünlerinin ithalatında uygulanan gümrük vergilerinin üst sınırları bellidir. Bu sınırlar, dış piyasa fiyatları ile üreticimizin rekabet edebilmesi için yeteri kadar yüksek değildir. Bu nedenle özellikle üreticinin hasat ve sonrasındaki ürün pazarlama döneminde, tarife dışı engellerle ithalat kesinlikle önlenmelidir. Dünya Ticaret Örgütü ile yapılan anlaşmalar gereği, yağlı tohum ve ham yağ ithalatındaki sınırlamayı kaldıran vergi oranlarının ülkemiz lehine yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Yağlı tohumlu bitkilerin üretimin artırılabilmesi bakımından münavebe durumu gözden geçirilerek, bu yolla ekim alanında artış sağlanmalıdır.

 

-GAP’ta teşvik edilmeli-

 

GAP bölgesinde, yağlı tohumlu bitkiler için öngörülen üretim hedeflerine ulaşabilmek için, başta soya olmak üzere, ayçiçeği, kanola, yerfıstığı ve susam gibi bitkilerin üretimleri planlı bir şekilde teşvik edilmelidir.”

Tarımın bir diğer önemli kayıplarından biri olan nadas alanlarında yetişebilecek başta aspir olmak üzere, uygun yağ bitkilerinin belirlenmesi ve bunların yetiştirilmeleri için gerekli teşvikler sağlanması gerektiğini belirten Bayraktar, “Ülkemizde yemeklik yağ tüketiminde en fazla ayçiçeği tercih edilmektedir. Son yıllarda kanola marketlerde yerini alırken halen tüketici tarafından tam olarak benimsenmemektedir. Yağlık bitkilerden son yıllarda aspir üretiminin de yaygınlaştırılarak tüketimde yerini alması yönünde çalışmalar artırılmalıdır” dedi. 

Sosyal güvenlik bilgilendirme seminerleri başlıyor


-Sosyal güvenlik bilgilendirme seminerleri başlıyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Çiftçilerimize ve Ziraat Odalarımıza yönelik çok önemli

düzenlemelerin çıkarılmasını sağladık”

-“6552 sayılı torba yasada yer alan düzenlemelerle çiftçilerin oda kayıtlarından kaynaklanan sorunlar nedeniyle oluşan kayıplar telafi edilecek

-“Ziraat Odalarına kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanları bildirmemekten dolayı kesilen idari para cezaları bir defaya mahsus silinecek

-“Talebimiz üzerine, Tarım Bağkurlu kadın çiftçilerimize doğum borçlanması hakkı getirildi

– “3 çocuğu olan Tarım Bağkurlu kadın çiftçi, 6 yıla kadar borçlanabilecek”

-“Genel sağlık sigortası ve sigorta prim borçlarına yapılandırma hakkı getirildi”

-“Tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu tespit edilen 6 ilde SGK ve TZOB işbirliğiyle bilgilendirme seminerleri yapılacak”

-“Bilgilendirme seminerleri, 24 Kasım’da Konya’da, 27 Kasım’da Erzurum’da, 1 Aralık’ta Sakarya’da, 4 Aralık’ta Manisa’da, 8 Aralık’ta Şanlıurfa’da, 11 Aralık’ta Adana’da başlayacak”

 

Ankara – 22.11.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Yönetim Kurulu Üyesi Şemsi Bayraktar, sosyal güvenlikte çiftçilere ve Ziraat Odalarına yönelik çok önemli düzenlemeleri çıkarılmasını sağladıklarını bildirerek, “çiftçilerimizin mağduriyetlerini gideriyoruz. Konuyla ilgili sosyal güvenlik bilgilendirme seminerlerine de başlıyoruz” dedi.

Bayraktar, 11 Eylül 2014 tarihli Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayınlanan, kamuoyunda torba kanun olarak adlandırılan, “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair 6552 Sayılı Kanun”un çiftçinin birçok mağduriyetini giderdiğini belirtti.

            Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Yönetim Kurulu üyesi olarak da görev yaptığını, SGK’da kendi nam ve hesabına çalışanları temsil ettiğini bildiren Bayraktar, bu görevi dolayısıyla, çiftçilere ve Ziraat Odalarımıza yönelik çok önemli düzenlemelerin çıkarılmasına katkıda bulunma fırsatı olduğunu vurguladı.

 

-Çiftçilerimize yönelik sosyal güvenlik düzenlemeleri-

 

Bayraktar, şunları kaydetti:

“6111 sayılı kanunla sattıkları ürün bedelleri üzerinden 1994 yılından bu yana BAĞKUR prim kesintisi yapılan, Ziraat Odası’na da kayıtlı çiftçilerimize geriye yönelik yapılandırma hakkı getirildi. Ancak kadın çiftçilerimiz, 2003 yılından önceki dönemler için aile reisi olmamaları nedeniyle borçlanamadılar. 2012 yılında bu mağduriyet giderildi. Kadınlarımız 2003 yılından önceki dönemler için de aile reisi olmasalar bile geriye yönelik borçlanabildiler. SGK nezdinde yaptığımız girişimler sonucunda,  düzenlemeye istinaden tescil tarihlerindeki değişiklik nedeniyle sigortalılık durumları değişen kadın çiftçilerimiz, hak kazandıkları dönem için gecikme cezası ve gecikme zammı ödemediler.

Yine çabalarımız sonucu yapılan düzenlemeyle, ilgili maddeye “tarımsal faaliyette çalışanlar hariç” ibaresi eklenmesi dolayısıyla tarımda kendi nam ve hesabına çalışan çiftçilerimizin aylıklarından, tarımsal faaliyete devam etseler bile yüzde 15 sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmıyor.

Diğer taraftan çiftçilerimizin sattıkları ürün bedelleri üzerinden, borcu olsun olmasın, 1994 yılından itibaren yüzde 1 oranında BAĞKUR prim kesinti yapılmaya başlandı. 2012 yılı başında bu kesinti oranı yüzde 5’e çıkarıldı. Girişimlerimiz sonucu, 1 Ocak 2014 tarihinden bu yana yüzde 2 olarak, sadece borcu olan çiftçilere ve borcu oranında kesinti şeklinde uygulanıyor. Çiftçi muafiyet kapsamında, diğer bir statüde çalışıyor ise kurumdan alacağı kesinti muafiyet belgesiyle kesintiden kurtuluyor.”

 

-“Torba kanunla kayıplar telafi edildi”-

 

Talepleri üzerine, çiftçilerin, 6552 sayılı kanunla oda kayıtlarından kaynaklanan sorunlar nedeniyle oluşan kayıplarının telafi edildiğine dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“6552 sayılı torba yasada yer alan düzenlemelerle çiftçilerin oda kayıtlarından kaynaklanan sorunlar nedeniyle oluşan kayıplar telafi edilecek. Ziraat Odaları üye kayıtlarında olması gereken; yönetim kurulu kararı, tarihi ve benzeri usul ve esaslar ile ilgili eksiklikler, üye kayıt defterlerinin noter tasdikli olmaması veya defterlerdeki yıpranmalar nedeniyle, tamamen üyenin iradesi dışında oluşan sebeplerle kişilerin sigortalılıklarının iptal edilmesi ve buna bağlı olarak hak kaybına uğramamaları engelleniyor.  Ziraat odaları kayıtlarındaki uygunsuzluklar sebebiyle sigortalılıkları iptal edilen çiftçilerin; söz konusu sürelere ilişkin prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarını 31 Aralık 2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla sigortalılıkları başlangıçtan itibaren geçerli olacak.

Yine, kanuna eklenen “ziraat odalarına kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanları bildirmemekten dolayı kesilen idari para cezalarının da bir defaya mahsus silinecek” ibaresiyle idari para cezalarının silinmesi sağlandı. Odalarımızın bildirilmemiş işe giriş ve çıkış bildirimlerini 11 Aralık 2014 mesai saati bitimine kadar bildirmeleri gerekiyor.

Taleplerimiz üzerine, Tarım Bağkurlu kadın çiftçilerimize 3 çocuğa kadar doğum borçlanması hakkı getirildi.  Düzenlemeyle, 3 çocuğu olan kadın çiftçi, 6 yıla kadar borçlanabilecek.

Yine, genel sağlık sigortası ve sigorta prim borçlarına yapılandırma hakkı getirildi.

Çiftçilerimiz daha sonra mağdur olmamaları açısından borçları yapılandırma işlemleri için 31 Aralık 2014 tarihine kadar başvurmaları gerekiyor.”

Çiftçilerin mağduriyetlerini gidermek için pek çok girişimde bulunduklarını hatırlatan Bayraktar, “Sosyal Güvenlik Kurumu ve ilgili bakanlıkların duyarlı yaklaşımlarıyla sorunları önemli ölçüde çözmeyi başarıyoruz. Çözülen bu konularda emeği geçen herkese temsil ettiğim tarım sektörü adına teşekkür ediyorum” dedi.

 

-Bilgilendirme seminerleri-

 

Tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu tespit edilen 6 ilde SGK ve TZOB işbirliğiyle bilgilendirme seminerleri yapılacağına dikkati çeken Bayraktar, bilgilendirme seminerlerinin, 24 Kasım’da Konya’da, 27 Kasım’da Erzurum’da, 1 Aralık’ta Sakarya’da, 4 Aralık’ta Manisa’da, 8 Aralık’ta Şanlıurfa’da, 11 Aralık’ta Adana’da başlayacağını bildirdi.

Bayraktar, seminerlerin, kayıt dışı istihdamın sosyal güvenlik hak ve yükümlülüklerine olan etkilerine, Ziraat Odalarının SGK ile ilgili yaşadığı iş ve işlemlerde yaşanan problemlere ilişkin olduğunu belirtti.

Bayraktar, Niğde Tanıtım Günleri’ne katıldı

-Bayraktar, Niğde Tanıtım Günleri’ne katıldı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tanıtım Günleri organizasyonları söz konusu il

ve yöreye büyük katkı sağlıyor”

 

Ankara – 21.11.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ankara’da “Niğde Tanıtım Günleri” çerçevesinde açılan stantları ziyaret etti.

Bayraktar, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen Niğde Tanıtım Günleri’ne gelişinde Niğde Ziraat Odası Başkanı Veli Kenar, Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç, Ulukışla Ziraat Odası Başkanı Ali Emin Uğurlu, Çiftlik Ziraat Odası Başkanı Arif Dinçsoy tarafından karşılandı.

Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, Niğde Belediye Başkanı Faruk Akdoğan ve Oda başkanlarıyla birlikte stantları ziyaret eden Bayraktar’a, Niğde’ye özgü ürünlerle hakkında bilgi sunuldu.

İlk olarak Niğde Ziraat Odası’nın düzenlediği standı gezen Bayraktar, burada ilin önemli ürünlerinden patates ve elmanın yetiştirilmesi ve pazarlanmasıyla ilgili oda başkanlarıyla görüş alışverişinde bulundu.

Bayraktar, Niğde Belediyesi’nin açtığı stantta TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Niğde Valisi Necmeddin Kılıç ve Niğde Belediye Başkanı Faruk Akdoğan, ilin diğer yöneticileriyle bir süre sohbet etti.

Kemerhisar, Bor, Çiftlik belediyelerinin yanı sıra Niğde Esnaf ve Sanatkarlar ile Ticaret ve Sanayi odalarının stantlarında da incelemelerde bulunan ve bilgiler alan Bayraktar’a ziyaretlerinin sonunda Niğde’nin yöresel ürünleri ikram edildi.

Bayraktar, Tanıtım Günleri organizasyonlarının söz konusu il ve yöreye büyük katkı sağladığına da dikkati çekerek, bu tür faaliyetlerin diğer metropollerde de yapılmasının yararlı olacağına işaret etti.

Traktör sayısı en çok Konya’da arttı…


-Traktör sayısı en çok Konya’da arttı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Eylül ayında Konya’da traktör sayısı 348 adet arttı.

Konya’yı 202 adetle Denizli, 179 adetle Manisa, 177 adetle Bursa, 172 adetle İzmir, 160 adetle Ankara, 157 adetle Adana, 154 adetle Afyonkarahisar, 152 adetle Gaziantep izledi”

-“Traktör sayısında Sivas, Tekirdağ’ı, Muş, Kırşehir’i, Batman, Karabük’ü geride bıraktı”

-“Konya, traktör sayısında Manisa ile arasındaki farkı kapatsa da hala geçemedi”

 

Ankara – 19.11.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, traktör sayısının Eylül ayında en çok Konya’da arttığını bildirerek, “Eylül ayında Konya’da traktör sayısı 348 adet arttı. Konya’yı 202 adetle Denizli, 179 adetle Manisa, 177 adetle Bursa, 172 adetle İzmir, 160 adetle Ankara, 157 adetle Adana, 154 adetle Afyonkarahisar, 152 adetle Gaziantep izledi” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, traktör sayısının Eylül ayında Balıkesir ve Sakarya’da 144,Sivas’ta 121, Aydın ve Kayseri’de 118, Kastamonu’da 109, Yozgat’ta 108, Diyarbakır’da 107, Samsun’da 106, Şanlıurfa’da 104, Adıyaman’da 101, Erzurum’da 100 adet arttığını belirtti. Şemsi Bayraktar, Mersin ve Osmaniye’de 97, Antalya ve Muğla’da 95, Kütahya’da 94, Tokat’ta 92, Niğde’de 90, Muş’ta 89, Tekirdağ’da 86, Çanakkale ve Kars’ta 81, Kahramanmaraş’ta 79, Ardahan’da 75, Edirne’de 72 adet olan traktör sayısındaki artışın, Çorum’da 69, Bolu’da 67, Isparta ve Kocaeli’nde 65, Amasya’da 63, Eskişehir ve Uşak’ta 61, Malatya ve Nevşehir’de 56, Çankırı’da 54, Hatay’da 52, Kırklareli’nde 50 adette kaldığını bildirdi.

Düzce’de 48, Kırşehir, Van ve Siirt’te 41, Aksaray ve Şırnak’ta 38, Karaman’da 37, Bilecik, Elazığ ve Kilis’te 36 Batman’da 35, Burdur ve Mardin’de 34 arttığı bilgisini veren Bayraktar, “artış Bartın’da 27, Kırıkkale’de 22, Ağrı’da 20, Erzincan’da 19, Zonguldak ve Yalova’da 18, Iğdır’da 17, İstanbul ve Bitlis’te 16, Giresun’da 14, Tunceli’de 11, Bayburt’ta 10, Sinop’ta 9, Karabük’te 8, Bingöl’de 7, Artvin’de 4, Ordu ve Trabzon’da 3, Gümüşhane ve Hakkari’de 1 adette kaldı. Rize’de ise artış olmadı” dedi.

Traktör sayısında Sivas’ın, Tekirdağ’ı, Muş’un, Kırşehir’i, Batman’ın, Karabük’ü geride bıraktığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ağustos ayında Sivas’ta 27 bin 540, Tekirdağ’da 27 bin 545 traktör vardı. Sivas, Eylül ayında Tekirdağ’ı geride bırakarak 27 bin 661 traktör sayısına ulaşırken, Tekirdağ 27 bin 631 traktörde kaldı. Aynı şekilde Ağustos ayında 9 bin 747 traktörü olan Muş, Eylül’de 9 bin 836 traktörle Kırşehir’i geride bıraktı. Kırşehir’in Ağustos’ta 9 bin 755, Eylül ayında 9 bin 796 traktörü vardı. Ağustos ayında 5 bin 64 traktörü olan Batman ise 5 bin 69 traktörü bulunan Karabük’ü geçti. Eylül ayında Batman 5 bin 99 traktöre ulaşırken, Karabük 5 bin 77 traktörde kaldı.”

 

-İllerin traktör sayıları-

 

Konya, traktör sayısında Manisa ile arasındaki farkı kapatsa da hala geçemediğini bildiren Bayraktar, illerin traktör sayısıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Manisa, 77 bin 308 traktörle ilk sırada bulunuyor. Bu ili 75 bin 966 traktörle Konya, 56 bin 437 adetle Balıkesir, 55 bin 775 adetle İzmir, 55 bin 670 adetle Bursa, 47 bin 664 adetle Ankara, 46 bin 925 adetle Samsun, 46 bin 644 adetle Adana, 43 bin 129 adetle Denizli, 41 bin 802 adetle Antalya izledi. Aydın’da 38 bin 757, Tokat’ta 37 bin 606, Afyonkarahisar’da 37 bin 48, Çorum’da 36 bin 112, Şanlıurfa’da 32 bin 574, Sakarya’da 32 bin 299, Mersin’de 30 bin 392, Kütahya’da 30 bin 195 traktör var.

Traktör sayısı Edirne’de 29 bin 307, Çanakkale’de 29 bin 230, Yozgat’ta 28 bin 702, Sivas’ta 27 bin 661,Tekirdağ’da 27 bin 631, Muğla’da 27 bin 13, Gaziantep’te 26 bin 469, Kastamonu’da 25 bin 919, Kayseri’de 24 bin 899, İstanbul’da 21 bin 766, Diyarbakır’da 21 bin 83, Eskişehir’de 20 bin 293, Malatya’da 20 bin 144’i buluyor.

Hatay’da 19 bin 452, Burdur’da 19 bin 247, Isparta’da 19 bin 103, Nevşehir’de 19 bin 27, Bolu’da 18 bin 999, Kırklareli’nde 18 bin 811, Amasya’da 17 bin 738, Kahramanmaraş’ta 17 bin 389, Kars’ta 16 bin 783, Uşak’ta 16 bin 478, Aksaray’da 16 bin 342, Erzurum’da 15 bin 732, Niğde’de 14 bin 677, Kocaeli’nde 14 bin 647, Osmaniye’de 14 bin 532, Adıyaman’da 13 bin 529, Çankırı’da 11 bin 788 traktör var.

Traktör sayısı, Karaman’da 9 bin 895, Muş’ta 9 bin 836, Kırşehir’de 9 bin 796, Bilecik’te 9 bin 631, Düzce’de 9 bin 398, Mardin’de 9 bin 344, Zonguldak’ta 8 bin 821, Elazığ’da 8 bin 560, Ardahan’da 8 bin 520, Kırıkkale’de 8 bin 292, Sinop’a 7 bin 954, Van’da 7 bin 847, Ağrı’da 7 bin 463, Erzincan’da 6 bin 75, Batman’da 5 bin 99 Karabük’te 5 bin 77 adette kalıyor.”

Kilis’te 4 bin 831, Bartın’da 4 bin 694, Iğdır’da 3 bin 688, Gümüşhane’de 3 bin 186, Bitlis’te 2 bin 931, Giresun’da 2 bin 813, Bayburt’ta 2 bin 710, Yalova’da 2 bin 311, Siirt’te 2 bin 282, Ordu’da 2 bin 147, Şırnak’ta 2 bin 112 traktör bulunduğunu bildiren Bayraktar, “Tunceli’de 1317, Artvin 1081, Bingöl 982, Hakkari 766, Trabzon 189 traktörle son sıraları paylaşıyor. En az traktör 41 adetle Rize’de bulunuyor” dedi.

Tarım kadınlarda işsizliği rekor seviyede düşürdü


-Tarım kadınlarda işsizliği rekor seviyede düşürdü
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım, kadınlarda işsizliği 5,5 puanla rekor bir seviyede düşürdü ve yüzde 18,2’den yüzde 12,7’ye indirdi”
-“Ağustos’ta tarım genel işsizliği ise 2,2 puan gerileterek yüzde 12,3’den yüzde 10,1’e çekti”
-“Ağustos’ta 3 milyon 54 bin erkek, 2 milyon 761 bin kadın tarımda istihdam edildi”
-“Haziran’da 5 milyon 937 bine çıkan tarımdaki istihdam, Temmuz’da 5 milyon 914 bine, Ağustos’ta 5 milyon 815 bine indi”

Ankara – 17.11.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ağustos ayında 3 milyon 54 bin erkek, 2 milyon 761 bin kadının tarımda istihdam edildiğini, “Tarım, kadınlarda işsizliği 5,5 puanla rekor bir seviyede düşürdü ve yüzde 18,2’den yüzde 12,7’ye indirdi. Ağustos’ta tarım genel işsizliği 2,2 puan gerileterek yüzde 12,3’den yüzde 10,1’e” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarımın işsizliği erkeklerde 1,3 puan düşürerek yüzde 10,2’den yüzde 8,9 indirdiğini belirtti. TZOB Genel Başkanı, Mart ayında 1,9, Nisan’da 1,8, Mayıs’ta 1,9, Haziran’da 2, Temmuz’da ise 2,2 puan azalttığını hatırlattı.
Şemsi Bayraktar, Ağustos ayında tarımda çalışan sayısının, Temmuz ayına göre 99 bin kişi azalarak 5 milyon 914 bin kişiden 5 milyon 815 bin kişiye indiğini belirtti.
TZOB Genel Başkanı, Mart ayının ikinci yarısından sonra tarımda istihdamın yoğunlaştığını hasadın ardından azalmaya başladığını, Ocak-Şubat aylarında en düşük düzeye indiğini vurguladı.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 26 milyon 313 bin olan istihdam edilenlerin 13 milyon 277 bininin hizmetler, 5 milyon 257 bininin sanayi, 1 milyon 964 bininin inşaat, 5 milyon 815 bininin ise tarımda çalıştığını vurguladı.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Mart ayında tarımın istihdamda yüzde 20,8 olan payının, Nisan ayında yüzde 21,3’e, Mayıs’ta yüzde 21,9’a, Haziran’da yüzde 22,3, Temmuz’da yüzde 22,4’e çıktığını, Ağustos ayında yüzde 22,1’e indiğini bildirdi.
Ağustos ayında sanayinin toplam istihdamdaki payının yüzde 20, inşaatın yüzde 7,5, hizmetlerin yüzde 50,5 olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Sıkıntılara rağmen tarım 5 milyon 815 bin kişiye istihdam sağlarken, bu rakam sanayide 5 milyon 257 binde kalıyor. Tarımda, sanayiden 558 bin kişilik daha fazla istihdam var. Teknolojik gelişmeyle birlikte tarımdaki istihdam önümüzdeki yıllarda azalacak. Bu nüfus, kırsalda korunmalı. Kırla kent arasındaki ekonomik, sosyal gelişmişlik farkları giderilmeli. Kırsal kalkınma sağlanmalı. Yeni iş sahaları açılmalı. Kırsaldaki insanlar meslek sahibi yapılmalı. 4-5 milyon insanın kentlere göç etmesi şehirlerde büyük sorunlara neden olur. Bu kadar insana kentlerde kısa zamanda, iş, aş, hizmet sağlamak, onlara altyapı hizmeti, okul, hastane götürmek mümkün değil. Kentlerde iş bulamayan, tarımda çalışma imkanı olmayan bu insanlar, kentlerde inşaatlarda, kırsalda madenlerde vasıfsız eleman olarak, çok düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyor. Bunun sıkıntılarını da tüm ülke çekiyor.”

-“Tarım, kadınlarda işsizliği 5,5 puan düşürdü”-

Tarımın ülke ekonomisine ihracatta, üretimde, istihdamda büyük katkı sağladığını bildiren Bayraktar, “Ağustos ayında tarım, toplamda işsizliği 2,2 puan azaltarak yüzde 10,1’e çekti. Tarım erkeklerde işsizliği yüzde 10,2’den yüzde 8,9’e, kadınlarda ise yüzde 18,2’dan 12,7’ye çekti. Tarım, erkeklerde işsizliği 1,3, kadınlarda 5,5 puan düşürdü” dedi.
Bayraktar, Ağustos ayında tarımın 3 milyon 54 bin erkek, 2 milyon 761 bin kadına iş ve aş yarattığını, çalışan erkeklerin yüzde 16,5’inin, çalışan kadınların yüzde 35,4’ünün, üçte birden fazlasının tarımda çalıştığını vurguladı.
Şemsi Bayraktar, 5 milyon 815 bin istihdamın 46 bininin işveren, 649 bininin ücretli ve yevmiyeli, 2 milyon 201 bininin kendi hesabına çalışan, 2 milyon 920 bininin ise ücretsiz aile işçisi konumunda bulunduğunu bildirdi.

Tarımda sigorta sürelerine dikkat


-Tarımda sigorta sürelerine dikkat…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “2013-2014 üretim sezonunda çiftçimiz doğal afetlerden çok zarar gördü. Zamanında sigortasını yaptıramayan üreticimiz mağdur oldu”

-“Yaşanan doğal afetler sigorta yaptırmanın ne denli önemli olduğunu gösterdi”

-“Geçen üretim sezonundan ders çıkarılmalı, sigorta poliçe yaptırma süreleri konusunda üreticimiz uyarılmalı, süreler geçirilmemeli”

-“Sigortalılık oranları hala çok düşük”

-“Ziraat Odaları Birliği olarak üreticilerimizi her yıl tarım sigortası yaptırılması konusunda uyarıyoruz ve gerekliliğini ifade ediyoruz”

-“Üreticilerle gerçekleştirilen görüşmelerden ve yaptığımız anketlerden anlaşıldığı üzere halen çiftçilerimiz, devlet destekli tarım sigortası uygulamasında teknik ayrıntı konusunda yeterli bilgiye sahip değillerdir. Bu nedenle sigorta konusunda çekimser davranıyor”

-“Tarım sigortalarındaki sıkıntılar giderilmeli, çiftçimiz için sigorta yaptırmak daha cazip hale getirilmelidir”

-“Kuraklık ve tarla ürünlerinde don riski sigorta kapsamına alınmalıdır”

-“Asma yapraklarının da sigorta kapsamına alınması bağlamında halen sürdürülen çalışmalar da bir an önce sonuçlandırılmalıdır”

-“Tarım sigortasında prim bedelleri düşürülmeli, hayvancılıkta kapsamdaki hastalık sayısı artırılmalı, muafiyet ve müşterek sigorta oranları yeniden belirlenmeli, üreticileri sigorta yaptırmaya teşvik edici tedbirler alınmalı, eksperlerin çalışmasının gözden geçirilmesi sağlanmalıdır”

 

Ankara – 16.11.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2013-2014 üretim sezonunda çiftçinin doğal afetlerden çok zarar gördüğünü bildirerek, “zamanında sigortasını yaptıramayan üreticimiz mağdur oldu. Yaşanan doğal afetler sigorta yaptırmanın ne denli önemli olduğunu gösterdi. Geçen üretim sezonundan ders çıkarılmalı, sigorta poliçe yaptırma süreleri konusunda üreticimiz uyarılmalı, süreler geçirilmemeli” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarımsal üretimdeki üreticilerin gelirlerinde istikrarın sağlanmasının, ülkelerin en temel tarım politikası olması gerektiğini, üretici gelirlerinde meydana gelebilecek özellikle ani düşüşlerin, ülkelerin makro ekonomik dengelerini de etkileyecek sonuçlara yol açtığını belirtti.

Türkiye’de son yıllarda iklimde görülen değişimlerden dolayı aşırı yağışlar, sel, su baskını, dolu, don, hortum, fırtına, kuraklık gibi doğal afetlerin daha fazla yaşandığını, tarım ürünlerini daha fazla etkilediğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Üreticiler her yıl ekim döneminin başlangıcından itibaren gerçekleşen aşırı yağışlarla, ürünlerin gelişme döneminde oluşan don, dolu, kuraklık ve benzeri hadiselerle karşı karşıya kalmaktadır.

Çiftçimizin karşılaştıkları riskler karşısında mağduriyetlerinin giderilmesi ve risklere karşı çözüm üretilebilmesi için, ülkemize uygun devlet destekli 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu, 21 Haziran 2005 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. İlk olarak 2006 yılı Haziran ayında başlanan kanun uygulamaları, halen devam etmektedir. 

Tarım sigortalarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, üreticileri tarım sigortaları hakkında bilgilendirmek, halkla ilişkiler ve tanıtım kampanyalarını yürütme görevleri kanunla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile TARSİM’e verilmiştir. Bu kapsamda TARSİM ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile ortaklara her yıl yoğun şekilde eğitim faaliyetlerini devam ettirmekte, basılı ve görüntülü medya aracılığıyla tarım sigortaları tanıtılmaktadır. Ayrıca, Birlik olarak biz de ilgili kanun, yönetmelikler ve her yıl yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararını Odalarımıza göndererek Odalarımız aracılığıyla çiftçilerin bilgilendirilmesi sağlıyoruz.

Üreticilerle gerçekleştirilen görüşmelerden ve yaptığımız anketlerden anlaşıldığı üzere halen çiftçilerimiz, devlet destekli tarım sigortası uygulamasını genel anlamda bilmekteler ama teknik ayrıntı konusunda yeterli bilgiye sahip değiller. Bu nedenle sigorta konusunda çekimser davranıyorlar.”

 

-Sigorta yaptıranlar tazminatlarını alarak afetin etkilerini azalttı-

 

Son yıllarda arka arkaya yaşanan don, dolu, sel, fırtına gibi afetlerden sonra üreticilerde sigorta yaptırma isteği artış gösterdiğini belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Ülkemizde tarım sigortası uygulaması 8 yıldır devam ediyor. Tarım sigortası uygulaması; Bitkisel Ürün Sigortası, Sera Sigortası, Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası, Küçükbaş Hayvan Hayat Sigortası,  Kümes Hayvanları Hayat Sigortası, Su Ürünleri Hayat Sigortası, Arıcılık (Arılı Kovan) Hayat Sigortası branşlarında yapılıyor.

Bu yıl ülkemizde yaşanan kuraklık, don dolu, aşırı yağış, sel gibi doğal afetler tarım alanlarımızda büyük zararlara neden oldu. 29-30 Mart 2014 tarihlerinde eksi 10 derecelere düşen sıcaklıklardan meyve türlerinin hemen tamamında büyük zararlar meydana geldi. Ürünlerini sigorta yaptıran üreticilerimiz tazminatlarını alarak afetin etkilerini azaltırken, sigorta yaptıramayan üreticiler zor durumda kaldılar. 2013-2014 üretim yılında yaşanan doğal afetler sigorta yaptırmanın ne denli önemli olduğunu gösterdi. Yapılan açıklamalara göre, Devlet Destekli Tarım Sigortaları Sistemi çerçevesinde ülke genelinde poliçe sayısının 4,4 milyon adedi geçti. Yaklaşık 72 milyon dekar alan ve 3 milyon adedin üzerinde büyükbaş ve küçükbaş hayvanın sigortalanıyor. 2014 yılı sonuna kadar üreticilere yapılacak olan hasar ödemesinin 1,6 milyar lirayı geçeceği ifade ediliyor. Artışa rağmen sigorta yaptırmanın henüz yeterli düzeyde olduğu söylenemez. Sigortalılık oranları hala çok düşüktür. Ziraat Odaları Birliği olarak üreticilerimizi her yıl tarım sigortası yaptırılması konusunda uyarıyoruz ve gerekliliğini ifade ediyoruz.”

 

-Sigortada istenilen düzeyde artışın sağlanamamasının nedenleri-

 

Tarım sigortalarındaki sıkıntıların giderilmesi, çiftçi için sigorta yaptırmanın daha cazip hale getirilmesi, kuraklığın ve tarla ürünlerinde don riskinin sigorta kapsamına alınması gerektiğini ifade eden Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarım sigortasında istenilen düzeyde artışın sağlanamamasının nedenleri arasında, tarımsal üretimde çiftçilerimizi mağdur eden kuraklık, tarla ürünlerinde don gibi risklerin kapsamda olmaması birinci sırada gelmektedir. Bu konuda yapılmakta olan çalışmalar bir an önce tamamlanmalı, ülke genelini etkileyen kuraklık ve tarla ürünlerinde don riski kapsama alınmalıdır.

Yine, bağcılıkta doğal afetlerden zarar gören yapraklar, tarım sigortası kapsamında değerlendirilmemektedir. Bağcılıkta meyvenin yanı sıra, asma yaprakları da salamura olarak değerlendirilmekte, üretici tarafından gelir elde edilmektedir. Bu amaçla asma yapraklarının da sigorta kapsamına alınması bağlamında halen sürdürülen çalışmalarının da bir an önce sonuçlandırılması sağlanmalıdır.

Tarım sigortasında istenilen düzeyde artışın sağlanamamasının diğer nedenleri arasında;

Hayvancılıkta kapsamdaki hastalıkların yeterli olmaması,

Yüzde 50 prim desteğine rağmen bazı ürünlerde sigorta bedellerinin yüksek olması,

Eksperlerin raporlarına yeterince güven duyulmaması,

Muafiyet ve müşterek sigorta oranlarının yüksekliği,

gibi hususlar yer almaktadır.

Bu nedenle;

Tarım sigortasında prim bedelleri düşürülmeli,

Hayvancılıkta kapsamdaki hastalık sayısı artırılmalı,

Muafiyet ve müşterek sigorta oranları yeniden belirlenmeli,

Üreticilerde sigorta bilincini artırmaya yönelik çalışmalara daha fazla ağırlık verilmeli,

Eksperlerin çalışmasının gözden geçirilmesi sağlanmalıdır.”