Tarım dış ticaret fazlası vermeye devam ediyor


-Tarım dış ticaret fazlası vermeye devam ediyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Tarım ve gıdanın 9 ayda verdiği dış ticaret fazlası 3,7 milyar dolar. Böyle giderse tarımın verdiği dış ticaret fazlası, yıl sonunda 6 milyar doları aşacak”

-“Ocak-Eylül döneminde gıda ve tarımda ihracat 2013-2014 yıllarında, yüzde 5,8 artışla 11,95 milyar dolardan 12,64 milyar dolara çıkarken, ithalat, yüzde 6,3 artışla 8,41 milyar dolardan 8,94 milyar dolara yükseldi”

-“Gıda ve tarımda Eylül ayında yüzde 5,4 artışla 1,5 milyar dolar ihracat, yüzde 11,6 artışla 979 milyon dolarlık ithalat yapıldı”

-“Eylül ayı itibarıyla 12 aylık ihracat 17,7 milyar dolara ulaştı”

-“Son 12 ayda tarım ve gıda 5,94 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi”

-“Tarım ve gıdada ihracat, Haziran ayında yüzde 0,8, Temmuz ayında yüzde 10,6 gerilemiş, revize rakamlarla Ağustos ayında yüzde 16,1 artmıştı”

 

Ankara – 31.10.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın dış ticaret fazlası vermeye devam ettiğini bildirerek, “Tarım ve gıda 9 ayda verdiği dış ticaret fazlası 3,7 milyar dolar. Böyle giderse tarımın verdiği dış ticaret fazlası, yıl sonunda 6 milyar doları aşacak” dedi.

Bayraktar, Ocak-Eylül döneminde gıda ve tarımda ihracatın 2013-2014 yıllarında yüzde 5,8 artışla 11,95 milyar dolardan, 12,64 milyar dolara çıktığını, ithalatın ise 8,41 milyar dolardan 8,94 milyar dolara yükseldiğini belirtti.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarım ve gıdada Eylül ayında ihracatın, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,4 artarak 1 milyar 428 milyon 152 bin dolardan 1 milyar 505 milyon 882 bin dolara, ithalatın ise yüzde 11,6 artarak 877 milyon 588 bin dolardan 979 milyon 434 bin dolara yükseldiğini vurguladı.

Bayraktar, tarım ve gıdada ihracat, Haziran ayında yüzde 0,8, Temmuz ayında yüzde 10,6 gerilediğini, revize rakamlarla Ağustos ayında yüzde 16,1 artığını hatırlattı.

9 ayda gıda ve tarımın, 3,7 milyar dolar dış ticaret fazlası verdiğinin altını çizen Bayraktar, son 12 ayda tarım ve gıdanın 5,94 milyar dolar dış ticaret fazlasına ulaştığını belirtti. TZOB Genel Başkanı, Ekim, Kasım, Aralık aylarında dış ticaret fazlası olmasa bile 5,94 milyar dolarlık dış ticaret fazlasına ulaşılacağını, böyle gitmesi halinde dış ticaret fazlasının 2014 yılında 6 milyar doları aşacağını vurguladı.

Sıkıntılı bir sezonda bile Eylül itibarıyla 12 aylık ihracatın 17,67 milyar doları bulduğunu bildiren Bayraktar, son 12 aylık ithalatın ise 11,73 milyar dolarda kaldığına dikkati çekti.

Şemsi Bayraktar, Eylül ayında genel ihracatın yüzde 4,6 artarak 13 milyar 60 milyon dolardan 13 milyar 660 milyon dolara çıktığını, genel ithalatın ise yüzde 0,2 düşüşle 20 milyar 621 milyon dolardan 20 milyar 585 milyon dolara indiğini bildirdi.

Bayraktar, 2013 Ekim ayından başlamak üzere yaşanan kuraklık, don, fırtına, dolu, aşırı yağış, sel gibi hemen bütün olumsuz iklim koşullarıyla mücadele eden tarım sektörünün, bütün bunlara rağmen, gıda ve tarım ihracatının artmasını sağladığını, kronik bir şekilde dış ticaret açığı veren Türkiye’ye, 2014 yılının 9 ayında 3,7 milyar dolarlık bir dış ticaret fazlasıyla önemli katkıda bulunduğunu bildirdi.

 

-En fazla ihracat meyve, sebze ve bunlardan elde edilen ürünlerden-

 

Eylül ayındaki gıda ve tarım ihracatının üçte birinden fazlasının, yüzde 41,4’ünün meyve, sebze ve bunlardan elde edilen ürünlerden sağlandığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Geçen yılın Eylül ayında 380 milyon 472 bin dolarlık olan yenilen meyveler ve yenilen sert kabuklu meyve ihracatı 2014 yılının Eylül ayında 383 milyon 780 bin dolara, 43 milyon 266 bin dolarlık yenilen sebzeler ve bazı kök yumrular ihracatı ise 46 milyon 338 bin dolara yükseldi. Sebzeler, meyveler, sert kabuklu meyveler ve bitkilerin diğer kısımlarından elde edilen müstahzarların ihracatı, Eylül ayları itibarıyla 173 milyon 133 bin dolardan 192 milyon 843 bin dolara, hububat, un nişasta veya süt müstahzarları, pastacılık ürünleri ihracatı 129 milyon 740 bin dolardan 143 milyon 640 bin dolara, tütün ve tütün yerine geçen işlenmiş maddeler ihracatı ise 53 milyon 38 bin dolardan 102 milyon 315 bin dolara çıktı.

2014 Eylül ayında 248 milyon 789 bin dolarlık hububat ithal edildi. Bunu 166 milyon 837 bin dolarla yağlı tohum ve meyveler, muhtelif tane, tohum ve meyveler, sanayide ve tıpta kullanılan bitkiler, saman ve kaba yem takip etti. 3 büyük kalem olarak bunları 115 milyon 412 bin dolarla gıda sanayinin kalıntı ve döküntüleri, hayvanlar için hazırlanmış kaba yemler izledi.”

 

-Tarımdaki büyük potansiyel-

 

Bayraktar, tarımın aşırı arazi parçalanması, sulama altyapısının tamamlanamaması, güçlü örgütlenme eksikliği gibi yapısal sorunları bulunduğunu, bu sorunların aşılması halinde, tarımda çok büyük bir potansiyeli içinde barındıran Türkiye’nin, rahatlıkla 2023 yılında, 150 milyar dolarlık tarımsal hasılaya, 40 milyar dolarlık gıda ve tarım ihracatına ulaşabileceğini vurguladı.

Buğday ekimi…


-Buğday ekimi…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ülkemizin en önemli bitkisel ürünü olan buğdayda ekim alanlarının, toplam ekilen alanın yaklaşık yarısını kaplıyor”

-“Bundan dolayı buğday ekimi çiftçimizin en fazla dikkat etmesi gereken faaliyetlerinin başında gelmektedir”

-“Kuraklık başta olmak üzere hemen hemen bütün doğal afetlerin yaşanması nedeniyle, TÜİK, 2013 yılında 22 milyon 50 bin ton olan buğday üretiminin, 2014’de yüzde 13,8 azalarak 19 milyon tona indiğini tahmin ediyor”

-“Sulanabilir bütün alanların sulanmasıyla diğer ürünlerde olduğu gibi buğdayda da önemli üretim artışı olacak, ülkenin büyük bölümünde kuraklığın ürüne olumsuz yansıması görülmeyecek”

-“Birçok çiftçimizin tek gelir kaynağı olması ve yılda sadece bir defa ürün alınması nedeniyle buğdayda kaliteli ve bol ürün için toprak hazırlığı, ekim, bakım gibi kültürel işlemlerin tekniğine uygun yapılması gerekir”

-“Hububat yetiştiriciliğinde bol ve kaliteli ürün alabilmek için sertifikalı tohumluk kullanılmalı, toprak tahlil sonuçlarına göre gübreleme yapılmalıdır”

 

Ankara – 29.10.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’nin en önemli bitkisel ürünü olan buğdayda ekim alanlarının, toplam tahıl ve diğer bitkisel ürünlerin ekilen alanın yaklaşık yarısını kapladığını bildirerek, “bundan dolayı buğday ekimi çiftçimizin en fazla dikkat etmesi gereken faaliyetlerin başında gelmektedir” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, farklı ekolojilere sahip olan Türkiye’de, buğday ekiminin bölgelere göre Eylül’ün ikinci yarısında başlayıp Kasım’ın sonuna kadar devam ettiğini bildirdi. Türkiye’de 23,81 milyon hektar toplam tarım alanı bulunduğunu, bunun 15,62 milyon hektarının tahıl ve diğer bitkisel ürünlerin ekilen alanını oluşturduğunu vurgulayan Bayraktar, bu alanın 7,77 milyon hektarının da buğday ekilen alanlardan meydana geldiğini, buğday alanlarının toplam tahıl ve diğer bitkisel ürünlerin ekilen alanın yüzde 49,7’ünü kapladığını belirtti.

Kuraklığın 2013-2014 üretim sezonunda buğday, arpa başta olmak üzere tahıl üretimini çok olumsuz etkilediğini bildiren Bayraktar, “kuraklık başta olmak üzere hemen hemen bütün doğal afetlerin yaşanması nedeniyle, Türkiye İstatistik Enstitüsü, 2013 yılında 22 milyon 50 bin ton olan buğday üretiminin, 2014’de yüzde 13,8 azalarak 19 milyon tona indiği tahmin ediyor” dedi.

Türkiye’de buğday ekim alanının son yıllarda azalmasına rağmen, 2013 yılında, 2012 yılına göre 243 bin hektar artarak 7 milyon 529 bin 600 hektardan 7 milyon 772 bin 600 hektara çıktığını belirten Bayraktar, 2014 yılı ekilen alan miktarının henüz açıklanmadığını, 2013 yılıyla aynı düzeylerde olduğunu tahmin ettiklerini bildirdi.

Sulama altyapı yatırımları tamamlanmadığı için Türkiye’de teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek 8,5 milyon hektar alanın 5,73 milyon hektarının sulanabildiğini, 2,77 milyon hektarın ise henüz sulanamadığını vurgulayan Bayraktar, “Sulama altyapı yatırımları hızla tamamlanmalıdır. Sulanabilir bütün alanların sulanmasıyla diğer ürünlerde olduğu gibi buğdayda da önemli üretim artışı olacak, ülkenin büyük bölümünde, kuraklığın ürüne olumsuz yansıması görülmeyecek” dedi.

 

-Toprak işleme ve tarla hazırlığı en önemli işlem-

 

Özellikle buğdayda kaliteli ve bol ürün alabilmek için üretimin başlangıç aşaması olan toprak işleme ve tarla hazırlığının en önemli işlem olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Birçok çiftçimizin tek gelir kaynağı olması ve yılda sadece bir defa ürün alınması nedeniyle buğdayda kaliteli ve bol ürün için toprak hazırlığı, ekim, bakım gibi kültürel işlemlerin tekniğine uygun yapılması gerekir. Üreticiler, ekimi uygun bir toprak işleme sonucu yapabilir. Toprak işlemeyle iyi bir tohum yatağı hazırlanmış, yabancı ot kontrolü sağlanmış, toprak yüzeyindeki bitki artıkları, anız ve ahır gübresi gömülmüş olacaktır. Bu amaçları gerçekleştirebilmek için değişik yapıda birçok toprak işleme aleti geliştirilmiştir.

Üreticilerimizin toprak işlerken toprağın tavda olmasına dikkat etmeleri gerekir. Toprak, işlemeye uygun olması gerekenden daha nemli ve daha kuru olmamalıdır. Toprak tavda iken, toprak işleme aletlerine bulaşmaz, toprak sürüm sırasında helva gibi dağılır ve büyük tezekler oluşmaz. Tavın kaçırılması sürümde iri tezeklerin çıkmasına neden olmaktadır. Üreticilerimiz kesinlikle çok nemli toprak koşullarında buğday ekimi için pullukla sürüm yapmamalıdırlar.”

Ekim zamanının, toprakta çimlenmenin hızlı bir şekilde olacağı, alatav riskinin (çimlerin kuruması) azaldığı ve kışa girmeden önce iyi bir çıkışın sağlanacağı şartları sağlayan zamanda yapılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Ekim zamanının belirlenmesi çok önemli olup erken ekimlerde yüksek toprak sıcaklığından dolayı tohumun çimlenememesine veya çimlendikten sonra yetersiz nem nedeniyle ‘alatav’ da denilen çimlerin kurumasına neden olur. Geç ekimde, tohum kışa girmeden çimlenmez veya yetersiz çimlenenler ise kışa cılız girer, soğuklardan zarar görürler. Bu nedenle üreticilerimizin ekim zamanını iyi gözlemleyip ekim yapmaları gerekmektedir. Üreticilerimiz pratik olarak, tohum yatağındaki toprak sıcaklığı 8-10 derece olduğu zaman ekim yaparlarsa kök gelişmesi hızlı ve kök tacı da derin olur.”

 

-“Bol ve kaliteli ürün için sertifikalı tohumluk, tahlil sonuçlarına

göre gübre”-

 

Hububat yetiştiriciliğinde bol ve kaliteli ürün alabilmek için sertifikalı tohumluk kullanılmalı, toprak tahlil sonuçlarına göre gübreleme yapılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Buğday tarımında yüksek ve kaliteli ürün alabilmek için üreticilerimizin sertifikalı tohumluk kullanımı çok önemlidir. Üreticilerimiz tohumluk belirlerken bölge şartlarına uyan, önceden ekileceği bölgede denenmiş, değirmencilerin istediği, tescilli veya üretim izinli, verim potansiyeli ve sürme hızı yüksek, taneleri dolgun, hastalık ve zararlılara karşı ilaçlanmış olması gibi kriterlere dikkat etmeleri gerekmektedir.

Buğday tarımında gübre, üretim maliyetlerinde etkili bir girdidir. Bu nedenle üreticilerimiz, bilinçli ve dengeli bir gübreleme yapmak için ekecekleri tarlayı temsil edecek şekilde, usulüne uygun alacakları toprak örneklerini analiz yaptırarak kendilerine önerilen tavsiyeye göre gübreleme yapmalıdırlar. Böylece hem bilinçli gübreleme yapmış olacak hem de toprak analizi ve gübre desteğinden faydalanmış olacaklardır.”

 

-Buğday dünyada da önemli bir ürün-

 

Ülkemiz için oldukça önemli olan buğday üretimine diğer ülkelerin de büyük önem verdiğini kaydeden Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Türkiye, dünyada, 2013 yılında, 218,4 milyon hektar buğday ekim alanının 7,77 milyon hektarını, 713,1 milyon ton buğday üretiminin 22,05 milyon tonunu karşılamıştır.

2013 yılında buğday üretiminde Çin 121,72 milyon tonla birinci, Hindistan 93,51 milyon tonla ikinci, ABD 57,96 milyon tonla üçüncü,  Rusya 52,09 milyon tonla dördüncü, Fransa 38,61 milyon tonla beşinci, Kanada 37,5 milyon tonla altıncı, Almanya 25,01 milyon tonla yedinci, Pakistan’ın 24,23 milyon tonla sekizinci, Avusturalya 22,8 milyon tonla dokuzuncu, Ukrayna 22,7 milyon tonla onuncu ve Türkiye 22,05 milyon tonla on birinci sırada yer almaktadır.

         Buğday ekim alanında Hindistan 29,65 milyon hektarla ilk sırada olup, bu ülkeyi 24,1 milyon hektarla Çin ve 23,3 milyon hektarla Rusya’nın takip etmektedir. Ülkemiz ise 7,77 milyon hektar buğday ekim alanı ile dokuzuncu sıradır.”

Cumhuriyet 91 yaşında…


-Cumhuriyet 91 yaşında…

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Türkiye, bugün tarımdan sanayiye, eğitimden sağlığa, bilimden, sanata, spora hemen her alanda çok önemli aşamalar kaydetmesini Cumhuriyete borçludur”

 

Ankara – 29.10.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Türkiye, bugün tarımdan sanayiye, eğitimden sağlığa, bilimden sanata, spora hemen her alanda çok önemli aşamalar kaydetmesini Cumhuriyete borçludur” dedi.

Bayraktar, Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda,  bu yıl 91. yıldönümü kutlanacak olan Cumhuriyet için, kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün  “muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak” hedefini koyduğunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu yönde çok önemli aşamalar kaydettiğini, bölgesinin ve İslam dünyasının büyük ekonomilerinin en başında geldiğini vurguladı.

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

“Cumhuriyetimizin bu yıl 91. yılını kutluyoruz. Bugün Türkiye, içinde bulunduğu bölgenin en güçlü, dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi durumundadır. Cumhuriyet kurulduğunda nüfusun yüzde 90’ı okuma yazma bilmezken, bugün dünya sıralamasında ilk 400 üniversite içinde 6 üniversitesi olan bir Türkiye’ye ulaşılmıştır. Türkiye, bugün tarımdan sanayiye, eğitimden sağlığa, bilimden, sanata, spora hemen her alanda çok önemli aşamalar kaydetmesini Cumhuriyete borçludur.”

 

-Tarımda da büyük aşamalar kaydedildi-

 

Bayraktar, Türkiye’nin, Cumhuriyet döneminde tarımda da büyük aşamalar kaydettiğini, 1923 yılında, tarımsal üretimi 12,5 milyonluk nüfusu bile besleyemeyen bir ülkeden, 77 milyonu nüfusu, 37 milyon turisti besleyen, 6 milyon istihdam, 62 milyar dolarlık tarımsal hâsıla yaratan, 17 milyar dolarlık tarımsal ürün ve gıda ihracatı yapan bir tarımsal ekonomiye ulaşılmasını sağladığını belirtti.

Muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma hedefine ulaşmada sonuna kadar kararlı olduklarını, Türk çiftçisi, Türk köylüsü olarak cumhuriyetin bu hedefini gerçekleştirmek için bütün güçleriyle çalışıp, gayret ettiklerini bildiren Bayraktar, “Çiftçimiz, büyük bir gayret ve fedakârlıkla üretiyor. Bu ülkenin gıda güvencesini sağlıyor. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında da, tarım ve gıdada 40 milyar dolar ihracata, 150 milyar dolar tarımsal hasılaya ulaşacağından, 85 milyon olacak nüfusu, 50 milyon turisti besleyeceğinden, çevre ülkelerin gıda açığını kapatacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Yeter ki yapısal sorunlarımız çözülsün, gerekli destek sağlansın” dedi.

Bayraktar, Karacasu’da…

-Bayraktar, Karacasu’da…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Aydın’ın Karacasu ilçesinde Ziraat Odası’nın zeytin

entegre tesisini açtı 

-Bayraktar:  “Bizler aile işletmelerini destekleyemezsek, bu ülkenin gıda güvencesini sağlayamayız”

-“Büyük çiftlikler, büyük holdingler ve büyük işletmelerle hiçbir ülkenin gıda güvencesi

sağlama şansı yok”

 

Karacasu-Aydın – 27.10.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkenin gıda güvencesi için aile işletmelerinin gerekli olduğunu bildirerek, “bizler aile işletmelerini destekleyemezsek, bu ülkenin gıda güvencesini sağlayamayız. Büyük çiftlikler, büyük holdingler ve büyük işletmelerle hiçbir ülkenin gıda güvencesi sağlama şansı yok” dedi.
            Bayraktar, Aydın’ın Karacasu ilçesinde 1 milyon 250 bin liraya tamamlanan Karacasu Ziraat Odası Zeytin Entegre Tesisi açtı. Tesisin açılışında konuşan Bayraktar, ülke gıda güvencesi için aile işletmelerinin önemine değindi, ülkelerin gıda güvencesinin korunması için aile işletmelerinin gerekli olduğunu belirtti.

Zeytin entegre tesisi gibi bu tür tesisleri oda olarak zorunluluktan dolayı yaptıklarını vurgulayan Bayraktar, “Büyük işletmeler hizmete girdiğinde, eğer para kazanamazlarsa olaya ekonomik faaliyet olarak baktıklarından çıkışları çok kolay olur ama aile işletmeleri inadına üretim yapıyor, çünkü yapacak başka işleri yok. Çocuklarına bu işi sevdirerek devam ettirmeye çalışıyorlar. Çocuklarımıza biz de bu işi sevdirmeliyiz” dedi.

 

-Oda Başkanı Sevinç; “Yatırım için gelen olmadı. Tesisi inşa ettik”-

 

Karacasu’ya yatırım için yaptıkları girişimlerden sonuç alamadıkları için bu tesisi inşa ettiklerini belirten Karacasu Ziraat Odası Başkanı İsa Sevinç ise şunları söyledi:

“Beş yıl önce projeyi dile getirdik. Yatırımcı bekledik ama maalesef yatırım için gelen olmadı. Karacasu olarak ham zeytini çok iyi üretiyoruz ama bu zeytinleri işleyecek tesisimiz yoktu. Sanayicileri bölgemize davet ettik, her türlü desteği vereceğimiz söyledik ama sanayicilerimizi bölgemize getirmeye ikna edemedik. Yük bizim üzerimize düştü. Biz de bu tesisi Karacasu ilçemize kazandırdık. Karacasu zeytin ve zeytinyağının tescilini ve patentini de aldık. Karacasu’da üretilen zeytin ve zeytinyağımızı, ‘Antique Aphrodisias’ markasıyla tüm Türkiye’de tanıtacağız. Üretim tesislerini kuramazsak, çiftçimizi istediğimiz seviyeye çıkaramayız. Biz ihtiyaç olduğu için bu yatırımları yapıyoruz. Bu tür tesisleri yatırımcılarımız, sanayicilerimiz kurmalı.”

Açılışa Aydın Vali Yardımcısı Abdullah Aslan, TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nuri Sorman, Karacasu Kaymakamı Yavuz Gül, Belediye Başkanı Mustafa Büyükyapıcı, oda başkanları ve davetliler katıldı.

 

Bayraktar, Aydın’ın Karacasu ilçesi Ataeymir Mahallesi’nde zeytin hasadına katıldı. Zeytin hasadı yaptı ve çiftçilerle sohbet etti.

Bayraktar, Nazilli’de…

-Bayraktar, Nazilli’de…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Biz görevimizi yapıyoruz. Her alanda gıda güvencesini sağlıyoruz, dış talebe uygun

üretim de yapıyoruz”

-“Ürünlerde marka oluşturma görevi sanayicilere ve ihracatçılara ait”

-“Sanayici ve ihracatçılarımızı, Aydın’ın bereketli topraklarına yatırım yapmaya davet ediyorum”

-“Zeytinde Türkiye’nin dünyada söz sahibi olması için 25 dekarın altındaki zeytinlik alanların imara açılabilmesi uygulamasından vazgeçilmesi gerekir”

-“Son 7 yılda zeytinde çok ciddi yatırım yaptık. 66 milyon civarında zeytin fidanı diktik. Madem bu zeytinleri sökeceğiz niye diktik? Bu kadar niye yatırım yapıldı? Niye destek verildi?”

-“Bu yasa inşallah geri çekilir”

 

Nazilli – 27.10.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üretilen ürünlerde marka olunmadığı takdirde dünyada tarım ürünlerinde, dünya ticaretinde söz sahibi olma şansının bulunmadığını bildirerek, “Biz görevimizi yapıyoruz. Her alanda gıda güvencesini sağlıyoruz, dış talebe uygun üretim de yapıyoruz. Ürünlerde marka oluşturma görevi sanayicilere ve ihracatçılara ait” dedi.

Bayraktar, Nazilli’ye gelişinde, Nazilli Ziraat Odası Başkanı Necdet İzgü ve diğer ilçe Ziraat Odaları başkanları tarafından karşılandı. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Nazilli’de düzenlediği basın açıklamasının ardından meclis toplantısına katıldı. Nazilli Ziraat Odası Başkanı Necdet İzgü, Bayraktar’a, sorunlar ve önerileri içeren bir dosya sundu.

Şemsi Bayraktar, Nazilli Ziraat Odası’nı ziyaretinde yaptığı konuşmada, Türk tarımının dünya ticaretinde hak ettiği yeri bulabilmesi için üretimin yanında markalaşmaya da önem verilmesi gerektiğini söyledi.

 

-“Türk çiftçisi üretim yapıyor”-

 

Türk çiftçisinin bütün zorluklara karşı üretim yaptığını belirten Bayraktar, şöyle konuştu:

“Zeytin ve incirde olduğu gibi kestane üretiminde de iyi bir yerdeyiz. Zeytinde olduğu gibi kestanemize de katma değer katan tesislerimizi burada kuramadık.   Soğuk hava tesisi açılmalı. Bunun dışında, kestane soyma makinemiz yok. Çinli bir ihracatçı, işlenmiş kestane bulamadığını söylüyor. Tesislerimiz yetersiz. Biz dünyanın en iyi, en güzel kestanesini bu bölgede üretiyorsak marka olmaz zorundayız. Kestanemizi bu bölgeden alıp işleyerek, başka marka altında dünyaya satıyorlar. Artık kestanede marka olmamız lazım. Ürettiğimiz ürünlerde marka olmamız lazım. Marka olamadığımız takdirde artık dünyada tarım ürünlerinde, dünya ticaretinde söz sahibi olma şansımızın olmadığını da bilmemiz lazım. Bizim çiftçimiz bu ülkede üretiyor. Zor koşullarda da olsa verimli üretim yapıyor. Her şeyi üretebiliyor. Biz görevimizi yapıyoruz. Biz Türkiye’de her alanda gıda güvencesini sağlıyoruz ve dış talebe uygun üretim de yapıyoruz.”

Ürünlerde marka oluşturma görevinin sanayicilere ve ihracatçılara ait olduğunu vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Sanayici ve ihracatçılarımızı, Aydın’ın bereketli topraklarına yatırım yapmaya davet ediyorum. Ürünlerimize katma değer katmamız lazım. Ürün işleme tesisleri kurulması lazım. Sanayicimizin Aydın’da geri kaldığını düşünüyorum. Bu verimli topraklarda agro sanayiyi mutlaka kurmamız lazım. Marka ve yatırım için bizi zorlamasınlar, biz mecbur kalırsak bu yatırımları da yapmak zorunda kalırız.”

 

-“Zeytinliklerin imara açılmasını kabul etmiyoruz”-

 

Zeytinde Türkiye’nin dünyada söz sahibi olması için 25 dekarın altındaki zeytinlik alanların imara açılabilmesi uygulamasından vazgeçilmesi gerektiğini bildiren Bayraktar, şunları söyledi:

“Zeytinliklerin imara açılmasını kabul etmiyoruz. Biz son 7 yılda zeytinde çok ciddi yatırım yaptık. 66 milyon civarında zeytin fidanı diktik. Madem bu zeytinleri sökeceğiz niye diktik? Bu kadar niye yatırım yapıldı? Niye destek verildi? Bir de Türkiye zeytinde hedef koydu, ‘İspanya’dan sonra dünya ikincisi olacağız’ diye. Eğer trendi bu şekilde devam ettirirsek yakalarız. Ancak böyle bir hedef koymuşken bizim böyle bir yasayla zeytinleri söktürmemiz, zeytinlik alanları imara açtırmamız ve bu alanlara yatırım yapmamız fevkalade abes. Benim anlamakta zorluk çektiğim olay bu. Zeytinyağı tüketimi Türkiye’de 1 kilogramdan 2 kilograma yeni çıktı. Bunu bizim insan sağlığı açısından 5–6 kilogramda çıkarmamız lazım. Tüketim yükseldiğinde bu zeytinyağını nereden bulacağız? Zeytin ve zeytinyağı ithalatı mı yapacağız? Zeytin incirle birlikte kutsal bir ürün. Tarım dışı sektörler açısından da fevkalade önemli olan bir ürün. Bu yasa inşallah geri çekilir.”

Bayraktar’ın ziyaretlerine TZOB Yönetim Kurulu Başkan vekili Nuri Sorman da katıldı 

Bayraktar, Kuyucak Ziraat Odası yeni hizmet binasını açtı

-Bayraktar, Kuyucak Ziraat Odası yeni hizmet binasını açtı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım sektörü, Türkiye’nin ve Türk insanının zenginliğine, GSMH’ye daha fazla katkı sağlayacak”

-“Türk tarımını, bu ülkenin zenginliğine katkıda bulunması için geliştirmek ve  desteklenmesi gerekir”

 

Kuyucak-Aydın – 27.10.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım sektörünün, Türkiye’nin ve Türk insanının zenginliğine, gayri safi milli hasılaya (GSMH) daha fazla katkı sağlayacağını bildirerek, “Türk tarımının, bu ülkenin zenginliğine katkıda bulunması için geliştirilmesi ve desteklenmesi gerekir” dedi.

Bayraktar, Aydın Kuyucak ilçesinde Ziraat Odası yeni hizmet binasını açtı. Şemsi Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, her şeyin devletten beklenemeyeceğini ama çiftçinin de desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye’de istihdamın dörtte birini sağlayan Türk tarımının, bu ülkenin zenginliğine katkıda bulunması için geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

“Türk tarımı, doğal afetler sebebiyle bu sezonu kötü geçirdi. Tarım geleceğin en önemli sektörlerinden birisi olacak. Önümüzdeki süreçte herkes kabul etmeli. Dünyada enerji, gıda ve su, bunlar çok önemli sektörler. Bu ülke için ne yapılması gerekiyorsa ona göre çalışıyoruz. Birinci önceliğimiz çiftçinin desteklenmesi, verimli arazilerimizi korumak. Ülkemizin gıda güvenliği ve Türk tarımının geleceği açısından tarım arazilerinde yapılaşma en büyük tehlike. Yapısal ve girdi maliyetlerinin yüksekliği ve örgütlenme eksikliği de problem. Hasat döneminde üreticinin ürününü stoklayacak kuruluşlara ihtiyaç var. Üretici birlikleri güçlü olursa üreticimiz, pazarlama sorununu daha az yaşar. Tarım sektörü, Türkiye’nin ve Türk insanının zenginliğine, GSMH’ye daha fazla katkı sağlayacak. Burada her şeyi devletten bekleme anlayışı içende olmamamız lazım. Türk tarımını bu ülkenin zenginliğine katkıda bulunması için geliştirmemiz ve desteklememiz gerekiyor.”

Ziraat Odalarının yüzde 80’inin kendi binasına kavuştuğunu, oda başkanlarının makine parklarını da kurduğunu aktaran Şemsi Bayraktar, “Odalarımız, çiftçimize sahip çıkmak için ürün işleme tesisi kuruyorlar. 200’e yakın Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu projesini hayata geçiriyorlar. Yeter mi bu? Yetmez. Hizmetlerimizi artırarak devam ettirmeliyiz. Odalarımıza alın teri olarak gelen paraları çiftçimize hizmet olarak çeviremezsek, bunun hesabını veremeyiz” dedi.

Açılışa Aydın Milletvekilleri Ali Uzunırmak, Ali Kılınç, TZOB yönetim kurulu Başkanvekili Nuri Sorman, Kuyucak Kaymakamı Alp Arslan, Kuyucak Ziraat Odası Başkanı Kemal Emir, Ziraat Odası başkanları ve davetliler katıldı.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar ve beraberindeki heyet daha sonra Buharkent Ziraat Odasını ziyaret etti. Oda Başkanı Naim Özdamar’dan Buharkent tarımı ile ilgili bilgi aldı. çiftçilerle görüştü, ziyarete Buharkent Kaymakamı Cemil Öztürk de katıldı.

Patates hasadı


-Patates hasadı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “FAO’nun ‘gizli hazine’ olarak tanımladığı patates,

tahıllardan sonra insan beslenmesinde önemli bir paya sahip”

-“Patates, taşıdığı ekonomik önem ve besin değeriyle, dünyadaki açlığın ve kırsal yoksulluğun azaltılmasına büyük katkı sağlıyor”

-“Ülkemizde patates üretiminde meydana gelen dalgalanma ve pazarlama sorunları, üreticiden tüketiciye tüm tarafları derinden etkiliyor”

-“Patates rekoltesinin bu yıl, yüzde 5,4 artışla 4 milyon 160 bin tona çıkacağı tahmin edilmektedir”

-“Son yıllarda ekim alanları azalmakla birlikte verimdeki artış nedeniyle üretim, 4-4,8 milyon ton arasında değişiyor”

-“Planlı ve sürdürülebilir bir üretimin gerçekleşmesi üreticilerin en büyük beklentisi”

 

Ankara – 26.10.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü’nün (FAO) ‘gizli hazine’ olarak tanımladığı patatesin, tahıllardan sonra insan beslenmesinde önemli bir paya sahip olduğunu vurgulayarak, “patates, taşıdığı ekonomik önem ve besin değeriyle, dünyadaki açlığın ve kırsal yoksulluğun azaltılmasına büyük katkı sağlıyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, patates hasadının devam ettiği şu günlerde, planlı ve sürdürülebilir bir üretimin gerçekleşmesinin üreticilerin en büyük beklentisi olduğunu belirtti. Türkiye’de patates üretiminde meydana gelen dalgalanma ve pazarlama sorunlarının üreticiden tüketiciye tüm tarafları derinden etkilediğini bildiren Bayraktar, pazarlama sorunlarının yaşandığı dönemde düşük fiyat nedeniyle üretici mağdur olurken, arzın daraldığı dönemde ise yüksek fiyat nedeniyle tüketicilerin mağdur duruma düştüğüne dikkati çekti.

Patatesin, tahıllardan sonra insan beslenmesinde önemli bir paya sahip olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ucuzluğu, birim alandan fazla verim sağlanması, besin değerinin yüksek oluşu, sindirim kolaylığı, endüstride farklı şekillerde kullanılması ve her çeşit iklimde yetişmesi nedeniyle patates bugün hemen hemen bütün dünya milletleri tarafından yetiştirilmekte ve tüketilmektedir.

Dünyada üretilen patatesin yaklaşık yarısı taze olarak tüketilmekte, geri kalanı ise işlenmiş gıda ürünü, hayvan yemi, endüstriyel nişasta ve tohumluk olarak kullanılmaktadır. Taze tüketim daha çok fırında pişirme, haşlama, kızartma şeklinde olurken, işlenmiş gıda dondurulmuş parmak patates ve cips şeklindedir. Patates nişastası ise ilaç, tekstil ve kağıt endüstrilerinde yapışkan, tutkal şekillerinde kullanılmaktadır. Patates kabuğu ve işlendikten sonra kalan diğer değersiz atıklar ise nişasta yönünden zengin olduklarından sıvılaştırılabilmekte ve yakıt olarak kullanılan etanol yapılmak üzere mayalanabilmektedir.

Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) tarafından da taşıdığı ekonomik önem, besin değeri, dünyadaki açlığın ve kırsal yoksulluğun azaltılmasına sağladığı katkı dolayısıyla patates, ‘gizli hazine’ olarak tanımlanmıştır.

Dünya nüfusunun giderek arttığı dikkate alındığında, doğal kaynakların korunarak, bugünkü ve gelecek kuşakların gıda güvencesinin sağlanmasında patates önemli bir ürün olarak karşımıza çıkmaktadır.”

 

-Üretim alanlarında daralma-

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2000 yılında 2 milyon 50 bin dekar alanda, 5 milyon 370 bin ton patates üretildiğini, patates siğili hastalığının 2004-2005 yıllarında yaygınlaşmasıyla uygulanan karantina tedbirleri sonucunda ekim alanlarındaki daralmaya bağlı olarak üretim miktarının da düştüğünü belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“2005 yılında 1 milyon528 bin dekar alandan 4 milyon 60 bin ton ürün elde edilmiştir. 2000 yılı ile karantina tedbirlerinin uygulandığı 2005 yıllarını kıyasladığımızda, ülkemizin patates ekim alanları yüzde 25 daralmıştır. Üretimin yoğun yapıldığı Nevşehir ve Niğde gibi illerden diğer illere yayılmasıyla patates ekim alanının 2012 yılında yeniden 1 milyon 720 bin dekar alana yükseldiğini, üretimin de 4 milyon 795 bin tonu geçtiğini görüyoruz. Ancak 2012 yılında üretim bu kadar artınca, yurt içinde ve ihracatta yaşanan pazarlama sorunlarıyla birlikte iç piyasada patates fiyatları kilogramda 15 kuruşa kadar geriledi. Üreticilerimizin ürünü tarlada veya depoda kaldı. Zarar eden üreticilerimizin ekimden vazgeçmesi sonucunda 2013 yılında bir önceki yıla göre ekim alanları yüzde 27 dolaylarında daraldı 1 milyon 250 bin dekara indi. Üretim de 3 milyon 948 bin tonla uzun yıllar sonra ilk kez 4 milyon tonun altına geriledi.

Son yıllarda ekim alanları azalmakla birlikte verimdeki artış nedeniyle üretim, 4-4,8 milyon ton arasında değişiyor. Planlı ve sürdürülebilir bir üretimin gerçekleşmesi üreticilerin en büyük beklentisi.

Türkiye’de hemen hemen her ilde patates üretimi yapılıyor. Üretim yoğun olarak sırasıyla Niğde, İzmir, Konya, Afyonkarahisar, Kayseri, Bolu, Adana ve Nevşehir illerinde gerçekleştiriliyor. Bu illeri sırasıyla Aksaray, Bitlis, Sivas, Erzurum ve Eskişehir takip ediyor. Toplam patates üretiminin yüzde 81,7’sini bu iller gerçekleştiriyor.”

 

-Örgütlenme şart-

 

Üreticilerimizin tam olarak örgütlenememesi nedeniyle pazarlık güçleri bulunmadığını ve bu yapıda yaşanan sorunların daha da derinleştiğini belirten Bayraktar, “üreticilerimizin kendi ürettiği üründe söz sahibi olabilmesi,  sahip oldukları hakları etkin bir şekilde kullanabilmesi ancak örgütlenmeyle mümkündür. Örgütlenme şart. Sorunun çözümüne yönelik olarak üreticilerin örgütlenmesi ve örgütlenme bilincinin oluşması eğitim ve yayım faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermekle mümkündür. Bunun yanı sıra, Tarımsal Üretici Birlikleri’ne gerekli kaynak aktarılarak finansman bakımından güçlendirilmelidir. Birlikler bu şekilde fonksiyonel hale getirilerek bir müdahale kurumu gibi çalışmaları sağlanmalıdır” dedi.

 

-“Tarla ürünlerinde don ve kuraklık sigorta kapsamına alınmalı”-

 

Üretimde istikrarın sağlanması bakımından üretim planlaması yapılması, çiftçinin nerede ne kadar ürün yetiştireceğini bilmesi, üretimin Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre belirlemesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bilindiği üzere 2014 yılında yaşanan doğal afetler pek çok ürünümüzü olumsuz etkilemiş rekoltede düşüşler meydana gelmiştir. Nevşehir İlimizde de verimde düşüş yaşanmıştır. Üreticilerimiz doğal afetler karşısında savunmasız bırakılmamalıdır. Tarla ürünlerinde don ve kuraklığın sigorta kapsamına alınması ve üreticiler sigorta yaptırmaya özendirilmesi önemlidir.

Ülkemiz ekonomisi göz önüne alındığında, patates siğili hastalığı, tek geçim kaynağı patates üretimi olan bölge üreticilerini mağdur etmektedir. Ülkemizde patates üretiminin geleceğinin güvence altına alınması bakımından hastalığın ırkının tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Yurt dışında ırklara dayanım gösteren tohum çeşitlerinin ülkemizde görülen ırklara da toleranslı olup olmadığı, ülkemiz koşullarına uygunluğu test edilmeden girişine izin verilmemeli, üreticilerimiz bir riskle daha karşı karşıya bırakılmamalıdır.

 

-Yapılması gerekenler-

 

Patates siğili hastalığından dolayı karantina uygulanan alanlarda alternatif ürün yetiştiren üreticilerimize dekar başına 2010 yılından itibaren üç yılda bir olmak üzere dekara 110 lira ödeme yapılmaktadır. Hastalık nedeniyle üretim desenini değiştirmek zorunda kalan üreticilerimize yapılan ödeme miktarı artırılmalıdır.

Nevşehir ilimizde üreticilerimizin karşı karşıya kaldığı en büyük sıkıntılardan biri de sulamada kullanılan elektriktir. Elektrik birim fiyatın düşürülmesi bakımından; elektrikte uygulanmakta olan yüzde 18 KDV, tarımda kullanılan elektrikte yüzde 1’e indirilmeli, pay ve fonlar kaldırılmalıdır. 

Üreticilerimizin elektrik borçları nedeniyle zor durumda kalmaları neticesinde 6552 sayılı Kanun ile TEDAŞ’a ait olan elektrik borçlarının yapılandırılmıştır.

Ancak, kanunda özelleştirilen elektrik dağıtım şirketlerine ait olan borçların yapılandırılması ihtiyari bir karar olarak yer almıştır. Kanundan beklenen faydanın sağlanması bakımından özel dağıtım şirketlerine ait olan elektrik borçlarının yapılandırılması da sağlanmalıdır.

Üreticilerimizin verimli bir şekilde üretim yapabilmeleri bakımından ucuz girdi kullanımı sağlanmalı, bu amaçla girdilerdeki vergi oranları indirilmelidir.”

Toprak analizi için son gün 30 Ekim


Toprak analizi için son gün 30 Ekim

-TZOB: “Çiftçilerimizin, mağduriyet yaşamamaları için 2014 yılı toprak analizlerini Perşembe günü mesai saati bitimine kalmadan yaptırmalarında fayda var”

-“En az 1 dekar araziye sahip çiftçilerin gübre ve toprak analizi desteklerinden yararlanabilmeleri için toprak analizlerini yaptırmaları zorunlu”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarımda yetersiz ve yanlış gübre kullanımından

dolayı milyarlarca liralık israf ve verimlilik kaybı var”

-“Bunun önüne geçebilmenin ve ekonomiye kazandırmanın yolu toprak tahlilinden geçmektedir”

 

Ankara – 25.10.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), 2014 yılı toprak analizi ve gübre desteğinde toprak analizi yaptırmak için son günün 30 Ekim Perşembe olduğunu hatırlattı.

TZOB, çiftçilerin mağduriyet yaşamamaları için 2014 yılı toprak analizlerini Perşembe günü mesai saati bitimine kalmadan yaptırmalarında fayda bulunduğuna dikkati çekti.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nden yapılan açıklamada, TZOB’un girişimleriyle 1 Eylül 2014’te dolan yetkilendirilmiş laboratuvarlarda toprak analizi yaptırma süresinin, 30 Ekim 2014 Perşembe günü mesai bitimine kadar uzatılmasının sağlandığı, toprak analizlerinin gelecek hafta Perşembe günü mesai bitimine kadar tamamlanması gerektiği vurgulandı.

TZOB, 28 Ekim Salı günü öğleden sonra ile 29 Ekim Çarşamba gününün Cumhuriyet Bayramı nedeniyle resmi tatil olduğunun unutulmaması gerektiğine de dikkati çekti.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Mazot, gübre ve toprak analizi desteklemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın tebliğine göre, arazi miktarı en az 1 dekar olan çiftçilere toprak analizi destekleme ödemesi yapılacak ve dekar başına 2,5 lira ödenecek. Her toprak analizine en fazla 50 dekar için ödeme yapılacak. Her analiz, en fazla 50 dekarlık bir tarım arazisini temsil ediyor. 50 dekarın altındaki tarım arazisi için bu şart aranmayacak.

En az 1 dekar araziye sahip çiftçilerin gübre ve toprak analizi desteklerinden yararlanabilmek için analiz yapılması zorunluluğu bulunuyor. Bu nedenle analiz yaptırmanın ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor.

Toprak analizini yaptıran çiftçi kayıt sistemine (ÇKS) kayıtlı çiftçilerin, 31 Aralık 2014 tarihine kadar gübre, mazot ve toprak analiz desteğini almak için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın il ve ilçe müdürlüklerine başvuru yapabilecekler.”

 

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar-

 

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, konuyla ilgili değerlendirmesinde, TZOB olarak toprak tahlilini çok önemsediklerini, Ziraat Odaları’nın 75’inde toprak tahlil laboratuvarı bulunduğunu bildirdi.

Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarımda yetersiz ve yanlış gübre kullanımından dolayı milyarlarca liralık israf ve verimlilik kaybı var. Bunun önüne geçebilmenin ve ekonomiye kazandırmanın yolu toprak tahlilinden geçmektedir. Üreticilerimiz, bilinçli ve dengeli bir gübreleme yapmak için ekecekleri tarlayı temsil edecek şekilde, usulüne uygun alacakları toprak örneklerini analiz yaptırarak kendilerine önerilen tavsiyeye göre gübreleme yapmalıdırlar. Bu şekilde çok daha iyi verim, kaliteli bol ürün alabilirler”

Doğal afetler üreticiyi vurdu


Doğal afetler üreticiyi vurdu

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:“TÜİK’in bitkisel üretim ikinci tahmin verileri doğal afetlerin üreticiyi vurduğunu, üretim rakamlarına yansıdığını ortaya koyuyor”

-“Anadolu’yu karış karış gezdik. Bu durumu tespit etmiştik”

-“Üreticimiz, üretmek istiyor ama bu sene kazancı iyi olmayacak”

-“Önümüzdeki yıl tarlaya girebilmesi için acil desteğe ihtiyacı var”

-“Üreticimizin sadece banka borçlarının değil, SGK ve elektrik borçlarının da yapılandırılmasını istiyoruz”

-“Özel bankaların da çiftçi borçlarında acilen bir yapılandırmaya gitmesi lazım”

-“Ülkemizin her bölgesini gezdik ve bu olayı gördük. Gezilerimizin bir kısmına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilileri de katıldı”

-“Rakamlar olayın aciliyetini ortaya koyuyor. Önümüzdeki

yılların gıda güvencesini sağlamak için çiftçimize bir an evvel yardım edilmeli. Bu önemli”

-“İkinci tahmin verilerine göre, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 6,5, meyvelerde yüzde 6,2 düşüş görülürken,

sebzelerde yüzde 0,7 oranında artış yaşandı”

-“Kuraklık nedeniyle buğday üretiminde yüzde 13,8, arpa üretiminde yüzde 20,3 düşüş olacağı tahmin ediliyor”

-“Kırmızı mercimek üretiminin yüzde 16,5, yeşil mercimek üretiminin yüzde 9,1, nohut üretiminin yüzde 11,1

azalacağı tahmin ediliyor”

-“Meyvelerde Mart ayında yaşanan don zararının etkisiyle, elma üretiminde yüzde 21, kayısı üretiminde yüzde 65, ceviz üretiminde yüzde 13,9 gerileme bekleniyor”

 

Ankara – 23.10.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, TÜİK’in bitkisel üretim ikinci tahmin verilerinin doğal afetlerin üreticiyi vurduğunun görüldüğünü bildirerek, “tahminler doğal afetlerin üretim rakamlarına yansıdığını ortaya koyuyor. Anadolu’yu karış karış gezdik. Bu durumu tespit etmiştik” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, bitkisel üretim ikinci tahmin rakamlarını değerlendirdi. Şemsi Bayraktar, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ikinci tahmin verilerine göre,  2014 yılında, geçen yıla göre, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 6,5, meyvelerde yüzde 6,2 düşüş görüldüğünü, sebzelerde yüzde 0,7 oranında artış yaşandığını belirtti. Bayraktar, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 2013 yılında 63,7 milyon ton olan üretim rakamının, 2014 yılında 59,6 milyon tona, meyvelerde 18,2 milyon ton olan üretim miktarının 17,1 milyon tona ineceğinin, sebzelerdeki üretim rakamlarının ise 28,5 milyon tondan 28,7 milyon tona yükseleceğinin tahmin edildiğini vurguladı.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, üretimde yaşanan bu azalışa, 2013 yılı Ekim ayında başlayan üretim sezonu boyunca yaşanan kuraklık, don, dolu, aşırı yağış, sel, su baskını, fırtına gibi doğal afetlerin neden olduğunu bildirdi.

Ülkenin büyük bölümünde yaşanan kuraklık nedeniyle tahıllar içinde yer alan buğdayda üretimin 22 milyon 50 bin tondan, yüzde 13,8 azalışla 19 milyon tona, arpada üretimin 7 milyon 900 bin tondan yüzde 20,3 azalışla 6 milyon 300 bin tona gerileyeceğinin tahmin edildiğini vurgulayan Bayraktar, “Çeltik üretimi de yüzde 7,8 düşüşle 900 bin tondan 830 bin tona inecek. Mısır iklim koşullarından olumsuz etkilenmedi. Üretimin 5 milyon 900 bin tondan 5 milyon 950 bin tona yükseleceği tahmin ediliyor” dedi.

Bayraktar, şunları kaydetti:

“Üreticimiz, üretmek istiyor ama bu sene kazancı iyi olmayacak. Önümüzdeki yıl tarlaya girebilmesi için acil desteğe ihtiyacı var. Üreticimizin sadece banka borçlarının değil, SGK ve elektrik borçlarının da yapılandırılmasını istiyoruz. Özel bankaların da çiftçi borçlarında acilen bir yapılandırmaya gitmesi lazım. Ülkemizin her bölgesini gezdik ve bu olayı gördük. Gezilerimizin bir kısmına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilileri de katıldı. Rakamlar olayın aciliyetini ortaya koyuyor. Önümüzdeki yılların gıda güvencesini sağlamak için çiftçimize bir an evvel yardım edilmeli. Bu önemli.”

 

-“Nohutta yüzde 11,1, kırmızı mercimekte yüzde 16,5 azalma-

 

Baklagillerden geçen yıla göre kırmızı mercimek üretiminin yüzde 16,5, yeşil mercimek üretiminin yüzde 9,1, nohut üretiminin yüzde 11,1 azalacağının tahmin edildiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Kuru fasulyede geçen yıl 195 bin ton olan toplam üretimin yüzde 10,3’lük artışla 215 bin tona çıkacağı tahmin ediliyor.

Yağlı tohumlarda geçen yıl 2 milyon 25 bin 965 ton olan toplam üretimin, yüzde 4,2 artışla 2 milyon 111 bin 836 tona ulaşacağı öngörülüyor. Yağlı tohumlarda görülen bu artış, ayçiçeği rekoltesinde yaşanan artıştan kaynaklanmakta. Ayçiçeği üretiminin geçen yıla göre yüzde 7,4’lık artışla 1 milyon 523 bin tondan 1 milyon 635 bin 118 tona çıkacağı hesaplanıyor.

Endüstri bitkilerine baktığımızda tütün üretimi alıcı ülke talebindeki artışa bağlı olarak yüzde 22,2 azalışla 90 bin tondan 70 bin tona gerileyeceği öngörülüyor. Şeker pancarında üretimin yüzde 2,3 artışla 16 milyon 483 bin 306 tondan 16 milyon 860 bin tona çıkacağı hesaplanıyor. Kütlü pamuk üretiminin ise yüzde 4,4 artışla 2 milyon 250 bin tondan 2 milyon 350 bin tona yükseleceği tahmin ediliyor.

Patateste ise geçen yıl 3 milyon 948 bin ton olan üretimin yüzde 5,4 artarak, 4 milyon 160 bin tona ulaşacağı öngörülüyor. Geçen yıl fiyatlardaki artışı gören çiftçilerimiz, patates ekimine yöneldi. Çiftçilerimizin fiyatlara duyarlılığı açık.”

 

-Sebze üretiminde artış-

 

Sebze üretimine bakıldığında ürün bazında artış ve azalışlar olmakla birlikte toplamda sebze üretimi 2013 yılında geçen yıla göre yüzde 0,7 artışla 28 milyon 448 bin 218 tondan 28 milyon 656 bin 249 tona çıkacağına işaret eden Şemsi Bayraktar, şunları belirtti:

“Sebze ürünleri alt gruplarında üretim miktarlarına baktığımızda, yumru ve kök sebzelerde yüzde 4,9 azalış, başka yerde sınıflandırılmamış diğer sebzelerde yüzde 2,3, meyvesi için yetiştirilen sebzelerde ise yüzde 1,4 artış olacağı tahmin ediliyor.

Sebze grubunun önemli ürünlerinden domateste yüzde 1,5, hıyarda 5,6,  havuçta yüzde 0,4, brokolide yüzde 20,3, karnabaharda yüzde 2,9,  bayır turpta 6,2 kavunda yüzde 1,1, kırmızı lahanada yüzde 8,1 maydanozda yüzde 3,2 artış yaşanırken,  kuru sarımsakta yüzde 0,2, kuru soğanda yüzde 7,1, ıspanakta yüzde 6,2, dolmalık biberde yüzde 6,9, kara yaprak lahanada yüzde 11,2 ve bezelyede  yüzde 3 oranında azalış bekleniyor.

 

-Meyve üretiminde gerileme-

 

Meyve üretimi ise 2014 yılında geçen yıla göre yüzde 6,2 azalışla 18 milyon 239 bin 255 tondan 17 milyon 110 bin 924 tona inecek.

Meyvelerde Mart ayında yaşanan don zararının etkisiyle, elma üretiminde yüzde 21, kayısı üretiminde yüzde 65, ceviz üretiminde yüzde 13,9 gerileme bekleniyor.

Narda yüzde 4,4 ve zeytinde yüzde 5,5 oranında artış var.

Zeytinde yeni dikilen meyve fidanlarının verime yatması ile birlikte var ve yok yılı arasındaki makas daralsa da periyodisite gösteren bir tür olması nedeniyle rekoltede dalgalanmalar görülebiliyor.

Meyveler içinde yer alan turunçgillerden portakalda yüzde 0,4, limonda yüzde 0,2 azalma beklenirken, mandalinada yüzde 12,1 artış öngörülüyor.

Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 25, Antep fıstığında yüzde 9,7 ve cevizde yüzde 13,9 oranında düşüş olacağı tahmin ediliyor.

Fındıkta yaşanan don nedeniyle rekoltede düşüş yaşanırken, Antep fıstığında da olumsuz hava koşulları rekoltede düşüşe yol açtı.

Toplam üzüm üretiminde yüzde 4,1, incir üretiminde ise yüzde 0,5 oranında artış olacağı tahmin ediliyor.

Çayda ise yüzde 1,7 oranında artış beklenirken, ürün bazında artış ve azalışlar olmakla birlikte genel itibarıyla 2014 yılında bitkisel üretimde gerileme görülmüş, üretimde yaşanan bu düşüş, bazı ürünlerin fiyatlarına da yansımıştır.”

Soyada üretim artırılmalı…


-Soyada üretim artırılmalı…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Son yıllarda üretimi hızla artsa da gıda sanayinde yaygın olarak kullanılan, yem sanayinin en önemli hammaddesi olan, yağlı tohum ithalatında birinci sırada yer alan soyada, ülke ihtiyacını karşılamak için çok daha fazla üretime ihtiyaç var”
-“Verilen desteklerle, 2004-2013 döneminde soya ekim alanı yüzde 209, üretim miktarı 260, verim yüzde 16,5 arttı”
-“Bu dönemde ekim alanı 140 bin dekardan 432 bin 600 dekara, üretim miktarı 50 bin tondan 180 bin tona, dekar başına verim 357 kilogramdan 416 kilograma çıktı”
-“Soya üretimi için yeterli potansiyel var. 2013 yılında 1,3 milyon ton ihtiyacımız olmasına rağmen, 180 bin ton soya üretildi”
-“Bu yıl rekoltenin 153 bin ton dolaylarında kalacağı tahmin ediliyor”
-“Çukurova ve Ege Bölgesi ikinci ürün, İç Anadolu, Karadeniz ve Marmara bölgeleri ise ana ürün olarak soya ekimine oldukça uygun. Üretim çok daha fazla artırılabilir”
-“Türkiye soya üretiminin üçte ikisini Adana gerçekleştiriyor. Adana’yı Mersin, Samsun izliyor”
-“Soyada üretimin artırılması için fiyat açısından desteklenmesi, soyanın işlenmesi ve kullanımıyla ilgili bilginin yayımı gerekli”

Ankara – 22.10.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, son yıllarda üretimi hızla artsa da gıda sanayinde yaygın olarak kullanılan, yem sanayinin en önemli hammaddesi olan, yağlı tohum ithalatında birinci sırada yer alan soyada, ülke ihtiyacını karşılamak için çok daha fazla üretime ihtiyaç bulunduğunu belirtti.
Bayraktar, “verilen desteklerle, 2004-2013 döneminde soya ekim alanı yüzde 209, üretim miktarı 260, verim yüzde 16,5 arttı. Bu dönemde ekim alanı 140 bin dekardan 432 bin 600 dekara, üretim miktarı 50 bin tondan 180 bin tona, dekar başına verim 357 kilogramdan 416 kilograma çıktı” dedi.

-400’ün üzerinde endüstriyel ürünün üretiminde kullanılıyor-

Şemsi Bayraktar, hasadı süren soya fasulyesiyle ilgili yaptığı açıklamada, soya fasulyesinin, olağanüstü özellikleriyle sağlıklı beslenmedeki öneminin yanı sıra tutkal, mürekkep, sabun, benzin, böcek ilacı, alkol, plastik ve lastik gibi 400’ün üzerinde endüstriyel ürünün üretimin de kullanılan ender tarla bitkilerinden biri olduğunu belirtti.
Türkiye’de gıda sektöründe son yıllarda yaygınlaşmaya başlayan tüketiminin dışında soyanın, ağırlıklı olarak yem sektöründe kullanıldığını vurgulayan Bayraktar, yağı alındıktan sonra geriye kalan küspesinin bol miktarda protein içerdiğini, iyi bir hayvan yemi olarak özellikle kanatlı yem rasyonlarında yüksek oranda kullanıldığını bildirdi. Bayraktar, tam yağlı soya ve soya fasulyesi küspesinin kanatlı yemleri hammaddesi olarak öncelikle, yüzde 25-35 oranında kullanıldığına dikkati çekti.

-Adana soya fasulyesi üretiminde açık farkla birinci-

Soya üretimi için yeterli potansiyel bulunduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ülkemizde 2013 yılında 1,3 milyon ton ihtiyacımız olmasına rağmen, 180 bin ton soya üretildi. Bu yıl rekoltenin yüzde 15 gerilemeyle, 153 bin ton dolaylarında kalacağı tahmin ediliyor. 18 ilimizde soya üretiliyor. Türkiye soya üretiminin üçte ikisini Adana gerçekleştiriyor. Adana, 2013 yılında 119 bin 74 ton soya üretti. Soya üretiminde açık farkla birinci olan Adana’yı Mersin, Samsun izliyor. Mersin, 2013 yılında 34 bin 298 ton, Samsun 10 bin 740 ton soya üretti. Bu illeri, 6 bin 281 tonla Osmaniye, 5 bin 235 tonla Mardin, 1987 tonla Kahramanmaraş izledi.
Çukurova ve Ege Bölgesi ikinci ürün, İç Anadolu, Karadeniz ve Marmara bölgeleri ise ana ürün olarak soya ekimine oldukça uygun. Üretim çok daha fazla artırılabilir.
Türkiye’nin soya üretimi için yeterli potansiyel olmasına rağmen, soya ve soya ürünleri ithalatı oldukça fazla. Yağlı tohumlar içinde en fazla soya ithalatı gerçekleştiriliyor. 2013 yılında toplam yağlı tohum, yağ ve küspe ithalatı toplam 5,1 milyon tonu buluyor. Gerçekleştirilen toplam ithalatın yüzde 42’sini soya ve soya ürünleri oluşturuyor.”

-Soyada üretici çoğu zaman ürün pazarlamada alıcı bulamamaktadır-

Türkiye’de soya üretiminde üretici fiyatlarının diğer ikame ürünlerle rekabet edecek düzeyde olmadığını vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Çiftçi soya fasulyesi yerine, düşük maliyetle üreteceği buğday, mısır gibi diğer ürünlere yönelmektedir. Ayrıca, gümrük vergi oranlarının düşüklüğü ve dünya fiyatlarının ülkemize göre daha az olması yüzünden sanayici ihtiyacının büyük bölümünü ithal etmektedir. Üretici çoğu zaman ürün pazarlamada alıcı bulamamaktadır.
Hayvancılık sektöründe hammadde sıkıntısı yaşayan ülkemizin bunu dışa bağımlı yem sanayiyle gerçekleştirmesi mümkün değildir.
Soyanın hasadı, depolanması ve işlenmesiyle ilgili eğitim faaliyetleri artırılmalıdır. Yağlı tohum olduğunda çabuk bozulan soyanın uygun şartlarda depolanması büyük önem arz etmektedir. Ülkemizde soyanın depolanması ile alakalı kurutma ve depo tesisleri yeteri kadar bulunmamakta, bulunanlarda ise modern teknolojiler yeterince kullanılmamaktadır. Soya üretiminin artırılmasına paralel olarak soyanın işlenmesi ve depolanmasına yönelik eksiklikler giderilmelidir.”