TZOB’un talebi üzerine toprak analizi süresi uzatıldı


-TZOB’un talebi üzerine toprak analizi süresi uzatıldı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Girişimlerimiz üzerine toprak analizi süresinin bitiş

tarihinin, 1 Eylül’den 30 Ekim’e 2014 uzatılmasına ilişkinTarım Bakanlığı tebliği, Resmi Gazete’de yayımlandı”

-“Sorunu hem şifahen hem de yazılı olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza iletmiş, çiftçimizin sıkıntıya girmemesi için toprak analizine ek süre verilmesini istemiştik”

-“Bu karar çiftçimizi rahatlattı”

-“Çiftçilerimiz, olası sıkışıklıklarla karşı karşıya kalmamaları için son günü beklenmeden toprak analizlerini yaptırmalılar”

-“ÇKS’ye kayıtlı, 50 dekar ve üzeri tarım arazi olan çiftçilerimizden toprak analizlerini yaptıranların, gübre ve toprak analizi desteğini almaları için 31 Aralık 2014 tarihine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın il ve ilçe müdürlüklerine başvuru süreleri bulunuyor.

Aynı süre mazot desteği için de geçerli”

 

Ankara – 30.08.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, girişimleri üzerine toprak analizi süresinin bitiş tarihinin, 1 Eylül 2014’den 30 Ekim 2014’e uzatılmasına ilişkin Tarım Bakanlığı tebliği, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Bayraktar, “Sorunu hem şifahen hem de yazılı olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza iletmiş, çiftçimizin sıkıntıya girmemesi için toprak analizine ek süre verilmesini istemiştik. Bu karar çiftçimizi rahatlattı” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, mazot ve gübre desteklemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın tebliğinin, 1 Ocak 2014’den geçerli olmak üzere 3 Haziran 2014’de yayımlandığını anımsattı.

Desteklemelerden Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) dahil olan, tebliğde belirtilen usul ve esaslara göre tarımsal faaliyette bulunan üreticilerin yararlanabileceğine dikkati çeken Bayraktar, çiftçilere yıl içinde işledikleri, ÇKS’de kayıtlı tarım arazisi büyüklüğü dikkate alınarak mazot, gübre ve toprak analizi destekleme ödemesi yapılacağını belirtti.

Tebliğe göre, arazi miktarı 1 dekarın altında olan çiftçilere destekleme ödemesi yapılmayacağını hatırlatan Bayraktar, toprak analizi desteğinin de dekar başına 2,5 lira olarak belirlendiğini kaydetti.

 

-“Çiftçilerimiz toprak analizleri zamanında yaptırmazlarsa desteklerden

yararlanamazlar”-

 

Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“ÇKS’ye kayıtlı, 50 dekar ve üzeri her bir tarım arazisinin gübre destekleme ödemesinden yararlanabilmesi için, her 50 dekarlık alan için bir analiz olmak üzere Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş laboratuvarlarda 1 Ocak 2014 ile 30 Ekim 2014 tarihleri arasında toprak analizi yaptırılması zorunlu. Bu tarih uzatılmadan önce 1 Eylül 2014 Pazartesi günü sona eriyordu.

50 dekarın altındaki tarım arazisi için toprak analizi şartı aranmıyor. ÇKS’ye kayıtlı, 50 dekar ve üzeri tarım arazi olan üreticilerimiz, artık 1 Eylül 2014 Pazartesi günü değil, 30 Ekim 2014 Perşembe günü mesai saati bitimine kadar toprak analizlerini yaptırmaları gerekiyor. Çiftçilerimizin, olası sıkışıklıklarla karşı karşıya kalmamaları için son günü beklenmeden toprak analizlerini yaptırmalılar faydalarına olur. Çünkü,  toprak analizlerini belirtilen sürede yaptıran çiftçilerimiz, 31 Aralık 2014 tarihine kadar tarım ilçe ve il müdürlüklerine başvurup gübre desteklerinden yararlanabilecekler. Toprak analizlerini yaptıramayan üreticilerimiz, toprak analiz desteğinden de faydalanamayacaklar..”

Bayraktar, toprak analizlerini yaptıran çiftçilerin, gübre ve toprak analizi desteğini almaları için 31 Aralık 2014 tarihine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın il ve ilçe müdürlüklerine başvuru süreleri bulunduğunu, aynı sürenin mazot desteği için de geçerli olduğunu belirtti.

 

-Destek miktarları-

 

Şemsi Bayraktar, peyzaj ve süs bitkileri, özel çayır, mera ve orman emvali alanlarında mazot destekleme tutarının dekara 3,1 lira, gübre destekleme tutarının 4,3 lira, hububat, yem bitkileri, baklagiller, yumru bitkiler, sebze ve meyve alanlarında mazot destekleme tutarının dekara 4,6 lira, gübre destekleme tutarının 6 lira, yağlı tohumlu bitkiler ve endüstri bitkiler alanlarında mazot destekleme tutarının 7,5 lira, gübre destekleme tutarının 7,5 lira olacağını hatırlattı.

30 Ağustos Zafer Bayramı


-30 Ağustos Zafer Bayramı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“30 Ağustos, bu büyük milletin yokluk içinde bile

büyük zaferlere imza attığının kanıtıdır”

-“Bu zaferle Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah

arkadaşları, mazlum milletlerin kahramanları,

bağımsızlık yolunda fikir önderleri olmuştur”

 

Ankara – 30.08.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Kurtuluş Savaşı’nı sonuçlandıran 30 Ağustos’un bir çiviyi bile üretemeyen bir ülkenin evlatlarının insan üstü çabayla verdiği mücadelenin zirvesi olduğunu bildirerek, “30 Ağustos, bu büyük milletin yokluk içinde bile büyük zaferlere imza attığının kanıtıdır” dedi.

Bayraktar, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, 30 Ağustos 1922’nin bağımsızlığı koruma ve milli egemenliği tesis etme yolunda en şanlı zafer olduğunu vurguladı.

O tarihte yüzde 80’i köylü çocuklarından oluşan Türk ordusunun ve Türk milletinin, Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde dünyaya örnek olmuş bir zafer kazandığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu zaferle Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları mazlum milletlerin kahramanları, bağımsızlık yolunda fikir önderleri olmuştur. Daha sonraki yıllarda bağımsızlık savaşı yürüten birçok ülke kendisine Atatürk ve Türkiye’yi örnek almıştır. Balkan, Trablusgarp, Birinci Dünya Savaşı gibi yıllarca süren ve arka arkaya devam eden savaşlardan bitap düşmüş, genç nüfusunu büyük ölçüde kaybetmiş, ordusu dağıtılmış, altyapısı yok edilmiş, ekonomisi bitmiş, ülkesi harap durumda olan bir millet, bu şartlarda, dönemin süper güçleri İngiltere ve Fransa başta olmak üzere bölge ülkelerine karşı Kurtuluş Savaşı verdi ve bu savaşı 30 Ağustos ile zafere ulaştırdı. Sadece 30 Ağustos bile bize miras kalan bu ülkenin değerini en iyi şekilde bilmemiz için yeter.”

Cumhuriyetimizin ve bağımsızlığımızın temeli olan, Kurtuluş Savaşı’nı taçlandıran 30 Ağustos Zaferi’ni bir bayram coşkusu içinde andığını ve kutladığını bildiren Bayraktar, “Türk Silahlı Kuvvetleri ve milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor; Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle anıyorum” dedi.

Bayraktar, Aydın’da ilk incir hasadına katıldı

-Bayraktar, Aydın’da ilk incir hasadına katıldı

-TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar:

-“Bu yıl yaşanan kuraklık incire zarar verdi”

-“Dünyada rakipsiz olduğumuz ve kutsal kitabımız Kuranı Kerim’de adı bir sureyle anılan incirimizi muhakkak korumalıyız”

-“İlk yükleme tarihinin geç açıklanması hem ihracata hazır olan ürünün üreticide muhafazasını zorlaştırıyor hem de pazar kaybına sebep oluyor”

-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BaşbakanAhmet Davutoğlu ve yeni kabineye başarılar dileyen Bayraktar, “62. Hükümetin Türkiye’ye hayırlı olmasını diliyorum. Tarım kesiminin beklentilerinin karşılanmasını temenni ediyorum. İnşallah beklentiler karşılanır,daha huzurlu bir ülke oluruz”

-“Tarım sektörü olarak özellikle yapısal sorunlarımızın çözülmesi noktasında eski hükümetle yapmış olduğumuz girişimleri yeni hükümetimizle de yapacağız”

-“Cumhurbaşkanı, Başbakan ve yeni kabinesini ziyaretlerimizde tarım sektörü olarak kısa, orta ve uzun vadedeki beklentilerimizi raporlarımızla birlikte kendilerine taşıyacağız”

 

İncirliova/Aydın – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,  bu yıl yaşanan kuraklığın incire zarar verdiğini bildirerek, “Dünyada rakipsiz olduğumuz ve kutsal kitabımız Kuranı Kerim’de adı bir sureyle anılan incirimizi muhakkak korumalıyız” dedi.

Bayraktar, Aydın’ın İncirliova ilçesinde bulunan Erbeyli İncir Araştırma İstasyonu’nda sezonun ilk kuru incir hasadına katıldı. TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nuri Sorman, Germencik Belediye Başkanı Ümmet Akın ve Efeler Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı’nın da eşlik ettiği Bayraktar, 274 çeşit incir fidanının yetiştirildiği istasyon bahçesinde incelemelerde bulundu. Ziraat Odası başkanlarından hasat sezonu hakkında bilgiler alan Bayraktar, incir üreticilerine bereketli ve bol kazançlı bir sezon diledi.

İncirin hem Türkiye hem Ege Bölgesi hem de Aydın için çok önemli bir konumda olduğunu vurgulayan Şemsi Bayraktar, şunları söyledi:

“Bu yıl ülkemiz, kuraklıkla başlayan ardından neredeyse bütün afetleri yaşayan kötü bir üretim sezonu geçiriyor. Kuraklık, don, dolu, fırtına derken, bu yıl ülkemizin büyük bir bölümünde çiftçimizin ocağına adeta ateş düştü. Doğal afet sayılabilecek her ne varsa neredeyse hepsini bu yıl yaşadık. Sizler de hem kuraklık hem fazla yağışlar hem de aşırı sıcaklar nedeniyle zarar gördünüz. Tabii bu afetlerin oluşmaması için alınabilecek bir önlem maalesef yok ancak bununla birlikte zararları en aza indirebilecek tedbirleri de asla göz ardı etmemiz gerektiği gerçeğini de bir kez daha dikkatlerinize sunmak istiyorum. Bu noktada yeri gelmişken bir kez daha vurgulamak istiyorum ki sigorta, artık her üreticimiz için bir zorunluluk olarak görülmelidir. Her çiftçimiz artık ürün sigortasını, üretiminin bir parçası gibi, ekim gibi, dikim gibi, gübre gibi bir gereklilik olarak görmelidir.”

 

-Yaş incirde dünya üretiminin yüzde 27’si,

kuru incirde yarısı Türkiye’den-

 

İncirin üretiminde Türkiye’nin özellikle de Aydın’ın önemli bir role sahip olduğunu da anımsatan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Bildiğiniz gibi, dünyada oldukça sınırlı sayıda ülkede üretimi yapılabilen incir, ülkemizin bütün sahil kuşaklarında yetişebiliyor. Ülkemizde incir için en elverişli bölgeler ise Büyük ve Küçük Menderes havzaları olarak görülüyor. Yıllara göre değişmekle birlikte, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun verilerine göre, ülkemiz, 2011 yılında yaklaşık 250 bin tonla, dünya yaş incir üretiminin yaklaşık yüzde 27’sini karşılıyor ve bu rakamla dünyada ilk sırada yer alıyor. Bizi, Mısır, Cezayir, İran, Fas, Suriye, ABD ve İspanya takip ediyor. Yaklaşık 105 bin ton civarında olan dünya kuru incir üretiminin yarısına yakın bir bölümü yine ülkemiz tarafından gerçekleştiriliyor. En büyük kuru incir üreticisi ve ihracatçısı konumunda olan ülkemiz, dünya fiyatlarını da önemli ölçüde etkiliyor. Üretimimize baktığımızda, yaş incir üretimimizin 2012 yılında 275 bin ton iken geçen yıl 297 bin tona çıktığını görüyoruz. Kuru incir üretimimiz ise yıllara göre, iklim şartlarına bağlı değişiklikler olmasına rağmen çoğunlukla 55 bin ton civarında gerçekleşiyor.”

İncir üretiminin Türkiye’deki yaygınlığına dikkat çekerek üstün kaliteli kurutmalık incirin Ege Bölgesi’nde üretildiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“İncir, bölge çiftçilerimiz açısından oldukça önemli bir ürün. Zira bu bölgedeki yaklaşık 35 bin aile incir tarımıyla uğraşıyor; geçimlerini tamamen bu üründen elde ettikleri gelirle karşılıyor. İşlenmesi esnasında yoğun iş gücü gerektiğinden, incir işletmelerinde çalışan işçilerle birlikte büyük bir kesim, geçimini incir üzerinden sağlıyor. Bu yıl, yaşanan kuraklık incire zarar verdi. Haziran ayındaki aşırı yağışlar ise incirde pas hastalığına yol açtı ve ürüne kuraklıktan daha fazla zarar verdi. Üreticilerimiz bu hastalığı yeterince bilmediğinden, gerekli olan mücadeleyi de yapamadı ve incirde gazelleme olarak adlandırdığımız yaprak dökümleri yaşandı. Bu sezon yaşanan doğal afetler özellikle meyvelerde birçok zararı da beraberinde getirdi. Aşırı sıcaklarla oluşan aşırı nem ve sabah çiğleri incirde çatlamalara neden oldu. Yine bazı yörelerimizde üreticilerimizin ‘akma’ olarak adlandırdığı iç çürüğü hastalığı yoğun olarak görüldü. Ayrıca, iklim şartlarından kaynaklanan ekşime ve sürgün uzunluklarının kısalığının neden olduğu meyve sürtmeleri ve güneş yanıkları kalitede düşüşlere yol açtı.”

 

-“İncirimizi muhakkak korumalıyız”-

 

Yaşanan olumsuzlukların bu yılki yüksek kaliteli incir miktarını etkilediğini kaydeden Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:

“Dünyada rakipsiz olduğumuz, kutsal kitabımız Kuranı Kerim’de adı bir sureyle de anılan incirimizi muhakkak korumalıyız ancak üretiminde dünya lideri olduğumuz bu meyveyle ilgili yaşadığımız ve çözümlenmesini istediğimiz, beklediğimiz sorunlara da kısaca değinmek istiyorum. Kuru incirde yaşanan en önemli ve her dönemde güncelliğini koruyan sorunumuz, temiz, gerekli standartlara uygun ve kaliteli üretiminin sağlanması olarak karşımıza çıkıyor. Kaliteli üretim yapılabilmesi için ise üreticilerimizin bilinçlendirilmesi, eğitim çalışmalarına ağırlık verilmesi büyük önem arz ediyor. İhracatımızın büyük bir bölümünü Avrupa Birliği ülkelerine yapıyoruz. Bunu dikkate alarak, rakip ülkelere karşı rekabet gücümüzün artırılabilmesi için ‘iyi tarım’ uygulamalarının hayata geçirilmesi yine büyük önem taşıyor. Aflatoksin birçok gıda maddesinde olduğu gibi incirde de oluşuyor. İnsan sağlığı ve ürün satışı açısından sorun yaratan aflatoksin oluşumunu engelleyecek önlemleri mutlaka almamız gerekiyor. Hastalık ve zararlılarla mücadelede kültürel, kimyasal programların titizlikle ve zamanında uygulanması da bir şart olarak önümüzde duruyor.”

 

-“İlk yükleme tarihi uygulaması tamamen kaldırılmalı”-

 

Ayrıca, kuru incirde ürünü depolayıp, piyasanın ihtiyacına göre ürün dağıtımı yapabilecek, ABD ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde olduğu gibi bir stok kurumunun oluşturulmasına ihtiyaç olduğuna da değinen Bayraktar, “Kuru incir ihracatında ilk yükleme tarihi de büyük önem arz ediyor. İlk yükleme tarihinin geç açıklanması hem ihracata hazır olan ürünün üreticide muhafazasını zorlaştırıyor hem de pazar kaybına sebep oluyor. Bu bakımdan ilk yükleme tarihi uygulaması tamamen kaldırılmalı ve ihracata hazır olan ürünün ihracatı bekletilmeden yapılabilmelidir. Ülkemiz kuru incirinin rekabet gücünü artırmak için incirin de ihracat iadesi yardımlarından yararlanmasını istiyor ve bekliyoruz” dedi.

 

-Erdoğan, Davutoğlu ve yeni kabineye başarılar diledi-

 

Şemsi Bayraktar, Germencik Belediyesi ziyaretinin ardından basın mensuplarının Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı yeni kabineye ilişkin sorularını da yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve yeni kabineye başarılar dileyen Bayraktar, şöyle konuştu:

“Seçime kadar görev yapacak yeni hükümetten başta tarım kesimi olmak üzere herkesin beklentileri var. 62. Hükümetin Türkiye’ye hayırlı olmasını diliyorum. Tarım kesiminin beklentilerinin karşılanmasını temenni ediyorum. İnşallah beklentiler karşılanır, daha huzurlu bir ülke oluruz. Çünkü insanlarımızın huzura ihtiyacı var. Tarım sektörü olarak özellikle yapısal sorunlarımızın çözülmesi noktasında eski hükümetle yapmış olduğumuz girişimleri yeni hükümetimizle de yapacağız. Yapısal sorunların çözümü ile çiftçimizin huzur içinde, daha güvenli bir şekilde üretim yapması önem taşıyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve yeni kabinesini ziyaretlerimizde tarım sektörü olarak kısa, orta ve uzun vadedeki beklentilerimizi raporlarımızla birlikte kendilerine taşıyacağız.”

Bayraktar, İncirliova ziyaretinde üreticilerle de bir araya geldi. İncirliova’ya bağlı 21 köyden gelen üreticileri dinleyen Bayraktar, sorunları hakkında bilgi aldı.

Bayraktar, Söke Ziraat Odası’nda

-Bayraktar, Söke Ziraat Odası’nda

-TZOB Başkanı Bayraktar: “Çiftçimizin dünyayla rekabet edebilmesi için desteklerin

artırılması lazım”

-“Mutlak üstünlüğü sağlamak üzere dünya tarım ticaretinde rol almak istiyorsak, daha fazla paya sahip olmak istiyorsak, mutlak üstünlük şart. Bunun en büyük silahı, üreticinin

desteklenmesidir”

-“Mutlak üstünlük, daha fazla üreticiye destek vermek ve desteklemek, dünyadaki rekabet gücümüzü artırmaktır. İşte yapamadığımız, ABD’nin yaptığı, bize pamuk satan

ülkelerden Yunanistan’ın yaptığı bu. Bizim de hükümetten isteğimiz bu”

-“Buradan uyarıyorum. Pamuk üreticimizin beklentilerine cevap veremezsek, alın terinin karşılığını veremezsek seneyekimse pamuk ekmez”

-“Pamuk ithalatı 700 bin ton değil, 1 milyon ton olur. Böyle bir durumda biz kendi çiftçimiz yerine, yabancı ülkelerin çiftçisini finanse eder hale geliriz”

-Söke’de yöresel “ağalık” elbisesi giyen Bayraktar, “ağalığı kendime yakıştıramıyorum. Ancak çiftçimizin hepsini ağa yapmak istiyoruz”

 

Söke-Aydın – 29.08.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçimizin dünyayla rekabet edebilmesi için desteklerin artırılması gerektiğini bildirerek, “Mutlak üstünlüğü sağlamak üzere dünya tarım ticaretinde rol almak istiyorsak, daha fazla paya sahip olmak istiyorsak, mutlak üstünlük şart. Bunun en büyük silahı, üreticinin desteklenmesidir” dedi.

Söke Ziraat Odası’nda yöresel “ağalık” elbisesi, körüklü çizme giyen, kasket takan Bayraktar, ağalığı kendisine yakıştıramadığını ancak çiftçilerin hepsini ağa yapmak istediklerini söyledi.

Dünyanın tarımı anladığını ancak Türkiye’nin anlayamadığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarım alanlarımızı imara açmamalıyız. Çiftçimizin dünya ile rekabet edebilmesi için desteklerin artırılması lazım. Bu yıl yaşanan doğal afetler, çiftçimizi çok zorlayacak. Şimdi kimse farkında değil ama hasat zamanında bunun zorluklarını hep beraber yaşayacağız. Çiftçimizin bu kuraklık etkisinden kurtulması ve önümüzdeki yıl tarlaya girmesi açısından moral olarak yükseltmek, sektörden kaçmasını önlemek lazım. Bunun için de sadece borçların ertelenmesi yetmez, sosyal güvenlik ve elektrik borçlarının da yapılandırılması gerekiyor. Tarım, dünyanın gelecekteki en önemli sektörü.”

Söke Ziraat Odası Başkanı Mustafa Kemal Kocabaş tarafından karşılanan Genel Başkan Bayraktar, Söke’de geçmişte pamuk ağalarının giysisi yöresel “ağalık” elbisesi giydi.

 

-“Ağalığa yatkın değilim”-

 

Ziraat odaları ve birlik başkanlarının katıldığı toplantıda konuşan Bayraktar, şunları söyledi:

“Ağalığa yatkın da eğilim, ağalığı da sevmem. Artık bizim Türkiye hedefimiz, küçük işletmeleri büyütmek ve onları bir ağa haline getirmek. Türkiye’de bu kadar küçük işletme varken bizim toprak ağalığına soyunmamız ve toprak ağası olarak görüntü vermemiz de doğdu değil ama ağalık Söke’de bir geleneksel örf ve âdet haline gelmiş, tarımı temsil ediyor, çiftçiyi, kırsalı temsil ediyor. Dolayısıyla biz böyle bir ağalığı da kabul etmekten onur duyuyoruz ama hedefimiz, küçük çiftçilerimizi ağa yapmak.”

Türk tarımını dünya ile rekabet edebilir hale getirmek için devlet desteğinin şart olduğunu kaydeden Bayraktar, şöyle devam eti:

“Tarım önemli sektör. Dünyada önem kazandı. Allah, bu ülke insanını açlıkla imtihan etmesin. Son yıllarda gelen doğal afetler sonucunda arz talep dengesinin talep lehine bozulması, tarım kesiminin Türkiye’de biraz daha öne çıkmasını, önem kazanmasını sağladı. Dünyada tarımla beraber enerji de önemli bir sektör. Bu iki sektöre, ülkeler daha da çok önem veriyorlar. Ülkemizde çiftçimiz tüm zorluklara rağmen, yapısal ve maliyetle ilgili zorluklara rağmen üretmeye çalışıyor, gayret ediyor. Bu ülkeye gıda güvencesini sağlıyor. 17 milyar dolar da ihracata katkı yapıyor. Bunu fevkalade zor şartlarda yapıyor ama bazı ürünlerde ithalatçıyız.

Ülkemizin 1,5 milyon ton civarında pamuğa ihtiyacı var, bizim ürettiğimiz 800 bin ton. 700 bin tonu dışarıdan ithal ediliyor, sıfır gümrükle. Ülkemiz, yağ ve küspe ithalatına 3,6 milyar dolar ödüyor. Bu, pamuk ve pamuk gibi yağlık bitkilerin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Yağ ihtiyacını karşılamak için yağ ürünlerini artırmalıyız. Bizim AB ve ABD ile rekabet edebilmemiz açısından mukayeseli üstünlüğü sağlamalıyız. Verimlilik rakamlarını yükseltmeliyiz. Türkiye, pamukta verimlilik açısından ABD’nin, AB ülkelerinin çoğunun üzerinde. Mukayeseli üstünlüğü sağladığımız halde Türkiye neden pamuk ithal ediyor, bunun üzerinde durmamız lazım. Verimlilik, kalite ve standardı yakalamışız. Bir de sektörde mutlak üstünlük dediğimiz üstünlük var. Bunu sağlayan ülkeler, bizim mukayeseli üstünlükle rekabet edebileceğimiz ürünlerde yaşama şansı vermiyor. Mutlak üstünlük, daha fazla üreticiye destek vermek ve desteklemek, dünyadaki rekabet gücümüzü artırmaktır. İşte yapamadığımız bu, ABD’nin yaptığı bu. Bize pamuk satan ülkelerden Yunanistan’ın yaptığı bu. Bizim beceremediğimiz bu. Bizim de hükümetten isteğimiz bu. Diyoruz ki mukayeseli üstünlük de yetmiyor. Mutlak üstünlüğü sağlamak üzere dünya tarım ticaretinde rol almak istiyorsak, daha fazla paya sahip olmak istiyorsak, mutlak üstünlük şart. Bunun en büyük silahı, üreticinin desteklenmesidir.”

Bu yıl çiftçinin pamukta beklenti içerisinde olduğunu, pamuk ekimine yöneldiğini belirten Bayraktar, pamuk rekoltesinde yüzde 25 artış beklediklerini bildirdi.

 

-“Beklentilere cevap veremezsek kimse pamuk ekmez”-

 

Bayraktar, şunları söyledi.

“Pamukta dünya ülkeleriyle rekabet edilebilmesi için üreticinin devlet desteğine ihtiyacı olduğunu, dünya ülkelerinin üreticilerine destek vererek bu alanlarda söz sahibi olduklarını kaydeden Bayraktar, “Pamuğa yeterli destek verilirse pamuk üretimi artar. 1,5 milyon ton pamuk ihtiyacımız var, üretimimiz 800 bin ton. Çiftçimiz başka ürünlere kayıyor. Pamuk üretimi desteklenecek ki üretim de artacak. Bu sene pamukta yüzde 25 artış bekliyoruz. Bu önemli bir rakam. Üreticimiz mısır iyiyse mısıra, pamuk iyiyse pamuğa, hangi ürün iyiyse o ürüne kayıyor. Bu sene pamukta üreticinin beklentisi var. Pamukçunun beklediğinin gerçekleşmemesi durumunda, buradan hükümetimizi de bu manada uyarıyoruz, pamuk üreticimizin beklentilerine cevap veremezsek, alın terinin karşılığını veremezsek seneye kimse pamuk ekmez. Pamuk ithalatı 700 bin ton değil, 1 milyon ton olur. Böyle bir durumda biz kendi çiftçimiz yerine, yabancı ülkelerin çiftçisini finanse eder hale geliriz. Pamuk üreticimize muhakkak suretle sahip çıkalım.”

Ülke ekonomisinde tarımın önemine değinen Bayraktar, “Bu bölgede pamuk önemli. Hatta Aydın’da pamuk çok önemli. Bu bölgede ekonominin yüzde 55’i tarım, yani bu bölgede tarım hapşırırsa diğer bölgelerde nezle olur. Bunun herkes farkında olmalı. Bundan esnafı da tüccarı da sanayicisi de diğer meslek gurupları da fevkalade olumsuz etkilenir.” dedi.

 

-“Tarım alanları imara açılmasın”-

 

Son zamanlarda tarım alanlarının imara açılmasını ve zeytinlik alanlarla ilgili kanunun gündeme gelmesine de değinen Bayraktar, zeytin alanlarının imara açılmasını öngören yasaya karşı çıktıklarını ve yasanın torbadan çıkarıldığını, bir daha gelmemesi gerektiğini söyledi.

Bayraktar, şöyle dedi:

“Zeytin, yasayla korunan ürün. Yeni bir yasayla bunu ortadan kaldırmak istemek yanlış. Zeytinlik alanlar imara açılmasın. Topraklarımızı bugün için koruyabilirsek, 20 yıl sonra bu ülkenin zenginliğini oluşturacak sektör, tarım sektörü. Bunu dünya anladı, bizim de anlamamız lazım. Bunun için bir musibet yaşamaya gerek yok. Verimli tarım arazilerini imara açmak gibi bir vebalin altına girilmemeli. Tarım toprakları, üzeri açık bir fabrika. Fabrikanın üzerine fabrika kurulmaz. Yaşanan doğal afetler çiftçimizi çok zorlayacak. Şimdi kimse farkında değil ama hasat zamanında bunun zorluklarını hep beraber yaşayacağız.”

Söke Ziraat Odası’nda “Efeler Memleketi Söke” isimli kitap da hediye edilen Bayraktar, konuşmasının ardından Aydın temaslarını bu kıyafetle sürdürdü.

            Bayraktar’ın Aydın ziyaretlerinde TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nuri Sorman ve ziraat odası başkanları da hazır bulundu.

Rusya pazarı tarım ihracatındaki düşüşü önleyebilir


-Rusya pazarı tarım ihracatındaki düşüşü önleyebilir

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Büyük ölçüde Irak’ta yaşanan gelişmeler nedeniyle

gıda ve tarımda Haziran ayından sonra Temmuz ayında da ihracat geriledi”

-“Haziran ayında yüzde 0,74, Temmuz ayında yüzde 10,43 düşen ihracat, 7 aylık toplamda yüzde 4,65 artışla 9,87milyar doları, yıllık bazda 17,4 milyar doları aştı”

-“Rusya pazarı ihracat açısından büyük önem taşıyor. Bu ülkenin AB, ABD, Avustralya, Kanada ve Norveç’e yönelik gıda ithalatı ambargosu bize büyük fırsat yarattı”

-“Bu fırsatı iyi değerlendirmeli, ihracatımızı artırmalıyız”

-“İhracat yaparken, iç piyasa ihtiyaçlarını ve fiyatlarını da göz önünde bulundurmalıyız”

-“Temmuz ayında ithalatta da yüzde 4,86 gerileme yaşandı”

-“Son iki ayda yaşanan olumsuzluğa rağmen, gıda ve tarımda Temmuz ayında 233,7, Ocak-Temmuz döneminde 2 milyar 889,3, Temmuz itibarıyla son bir yıllık dönemde 5 milyar 974 milyon dolar dış ticaret fazlası verildi”

 Ankara – 29.08.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, büyük ölçüde Irak’ta yaşanan gelişmeler nedeniyle gıda ve tarımda Haziran ayından sonra Temmuz ayında da ihracatın gerilediğini bildirerek, “Haziran ayında yüzde 0,74, Temmuz ayında yüzde 10,43 düşen ihracat, Temmuz’da 1,15 milyar doları, 7 aylık toplamda yüzde 4,65 artışla 9,87 milyar doları, yıllık bazda 17,4 milyar doları aştı” dedi.

Bayraktar, Rusya pazarının tarım ihracatındaki düşüşü önleyebileceğini belirtti.

Şemsi Bayraktar, Ocak-Temmuz döneminde gıda ve tarımda ihracatın, 2013-2014 yıllarında 9,43 milyar dolardan 9,87 milyar dolara, ithalatın 6,74 milyar dolardan 6,98 milyar dolara çıktığını bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarım ve gıdada Temmuz ayında ihracatın, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,43 azalarak 1 milyar 292 milyon 44 bin dolardan 1 milyar 157 milyon 237 bin dolara indiğini, ithalatın ise yüzde 4,86 gerileyerek 970 milyon 715 bin dolardan 923 milyon 503 bin dolara gerilediğini vurguladı.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Temmuz ayında genel ihracatın yüzde 2,6 artarak 13 milyar 59,5 milyon dolardan 13 milyar 402,8 milyon dolara çıktığını, genel ithalatın ise yüzde 13,5 gerilemeyle 22 milyar 965,9 milyon dolardan 19 milyar 863 milyon dolara indiğini bildirdi.

2013 yılının Ocak-Temmuz döneminde, 9 milyar 433 milyon 915 bin dolar olan gıda ve tarımda ihracatının yüzde 4,65 artışla 9 milyar 873 milyon 59 bin dolara, 6 milyar 741 milyon 589 bin dolar olan ithalatın ise yüzde 3,59 artışla 6 milyar 983 milyon 737 bin dolara çıktığını bildiren Bayraktar, “Son iki ayda yaşanan olumsuzluğa rağmen, gıda ve tarımda Temmuz ayında 233,7, Ocak-Temmuz döneminde 2 milyar 889,3, Temmuz itibarıyla son bir yıllık dönemde 5 milyar 974 milyon dolar dış ticaret fazlası verildi” dedi.

Bayraktar, kuraklık, don, fırtına, dolu gibi olumsuz iklim koşulları ve doğal afetlerin özellikle meyve, buğday, arpa rekoltelerini düşürdüğünü, Temmuz ayında meyve, sebze, hububat, değirmencilik ürünleri, hayvansal ürünler, tütün ihracatında düşüş olduğunu bildirdi.

 -“Bu ortamda Rusya’ya yapılacak ihracat önemli hale geldi”-

Bu ortamda Rusya’ya yapılacak ihracatın önemli hale geldiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Rusya’nın, 7 Ağustos 2014 tarihinden geçerli olmak üzere 1 yıl süreyle Avrupa Birliği (AB), ABD, Avustralya, Kanada ve Norveç mallarına ambargo kararı aldı. Ambargo kapsamında, sığır ve kümes hayvanı eti, tüm meyve ve sebzeler, kaşar peynirleri ve süt başta olmak üzere tarım ve gıda ürünleri bulunuyor.

Rusya, bu ürünleri Türkiye, Brezilya, Çin ve Arjantin’in de aralarında bulunduğu birçok ülkeden karşılayabileceğini açıkladı.

Rusya pazarı ihracat açısından büyük önem taşıyor. Bu ülkenin AB, ABD, Avustralya, Kanada ve Norveç’e yönelik gıda ithalatı ambargosu bize büyük fırsat yarattı. Bu fırsatı iyi değerlendirmeli, ihracatımızı artırmalıyız. İhracat yaparken, iç piyasa ihtiyaçlarını ve fiyatlarını da göz önünde bulundurmalıyız.”

ÇKS kaydında son gün Cuma…


-ÇKS kaydında son gün Cuma…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Çiftçilerimizin, mağduriyet yaşamamaları için

2014 ÇKS kayıtlarını Cuma günü mesai saati bitimine kalmadan yaptırmalarında fayda var”

-“2015 ÇKS kayıtları da 1 Eylül’de başlayacak, 31 Aralık 2014’de sona erecek”

 

Ankara – 27.08.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçi kayıt sisteminde (ÇKS) bu yıl hem 2014 hem de 2015 yılı kayıtlarının yapılacağını bildirerek, “2014 ÇKS kaydında son gün Cuma. Çiftçilerimizin, mağduriyet yaşamamaları için 2014 ÇKS kayıtlarını Cuma günü mesai saati bitimine kalmadan yaptırmalarında fayda var” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, TZOB’un yazılı girişimleriyle, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 30 Haziran 2014 tarihinde sona eren ÇKS  başvurularıyla ilgili süreyi, 29 Ağustos 2014 tarihine uzattığını hatırlattı. Yoğunluk yaşanma ihtimali göz önünde bulundurularak çiftçilerin bir an önce ÇKS kayıtlarını yaptırmaları gerektiğini vurgulayan Bayraktar, üreticileri bu yıla mahsus iki ÇKS başvurusu yapılacağı konusunda da uyardı. Yeni ÇKS yönetmeliğine göre, üreticilerin bu yıl  hem 2014, hem de 2015 yılı ÇKS başvurularını yaptırmaları gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Her iki başvuru da süre uzatımı nedeniyle tarih olarak neredeyse birbirleriyle  çakışıyor. Üreticilerimizin her iki başvuruyu birbiriyle karıştırmamaları gerekiyor. Çiftçilerimiz 29 Ağustos 2014 Cuma günü mesai saati bitimine kadar 2014 yılı ÇKS başvurularını yaptıracaklar. Üreticilerimiz olası sıkışıklıkları düşünerek son günü beklenmeden tarım il ve ilçe müdürlüklerine bir an önce başvurusunu yapmalı. 
2015 yılı ÇKS kayıtları ise 1 Eylül’de başlayacak, 31 Aralık 2014 tarihinde sona erecek.”

Bayraktar, tarımsal desteklerden yararlanabilmek için ÇKS başvurularının yapılması zorunluluğu bulunduğunu, bu nedenle ÇKS kayıtlarının ihmal edilmemesinin büyük önem taşıdığını bildirdi.

“Toprak analizi için ek süre verilmeli”…


-“Toprak analizi için ek süre verilmeli”…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Çiftçimizin sıkıntıya girmemesi için toprak analizine ek süre verilmeli”

-“Sorunu hem şifahen hem de yazılı olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık

Bakanlığımıza ilettik. Bakanlığımızın bu talebimize olumlu bakacağına inanıyoruz”

-“Çiftçilerimiz de, olası sıkışıklıklarla karşı karşıya kalmamaları için son günü

beklenmeden toprak analizlerini yaptırmalılar”

-“ÇKS’ye kayıtlı, 50 dekar ve üzeri tarım arazi olan çiftçilerimizden toprak

analizlerini yaptıranların, gübre ve toprak analizi desteğini almaları için

31 Aralık 2014 tarihine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın il ve

ilçe müdürlüklerine başvuru süreleri bulunuyor. Aynı süre mazot desteği için de geçerli”

 

Ankara – 25.08.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ziraat Odalarından 2014 yılı gübre destekleri için 1 Eylül 2014 mesai saati bitimine kadar yapılması gereken toprak analizlerinin tamamlanamayacağına yönelik uyarılar aldıklarını bildirerek, “Çiftçimizin sıkıntıya girmemesi için toprak analizine ek süre verilmeli” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, mazot ve gübre desteklemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın tebliğinin, 1 Ocak 2014’den geçerli olmak üzere 3 Haziran 2014’de yayımlandığını anımsattı.

Desteklemelerden Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) dahil olan, tebliğde belirtilen usul ve esaslara göre tarımsal faaliyette bulunan üreticilerin yararlanabileceğine dikkati çeken Bayraktar, çiftçilere yıl içinde işledikleri, ÇKS’de kayıtlı tarım arazisi büyüklüğü dikkate alınarak mazot, gübre ve toprak analizi destekleme ödemesi yapılacağını belirtti.

Tebliğe göre, arazi miktarı 1 dekarın altında olan çiftçilere destekleme ödemesi yapılmayacağını hatırlatan Bayraktar, toprak analizi desteğinin de dekar başına 2,5 lira olarak belirlendiğini kaydetti.

 -“Süre uzatılmazsa çiftçimiz mağdur olacak”-

 Bayraktar, şu bilgileri verdi:

  “ÇKS’ye kayıtlı, 50 dekar ve üzeri her bir tarım arazisinin gübre destekleme ödemesinden yararlanabilmesi için, her 50 dekarlık alan için bir analiz olmak üzere Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş laboratuvarlarda 1 Ocak 2014 ile 1 Eylül 2014 tarihleri arasında toprak analizi yaptırılması zorunlu. 50 dekarın altındaki tarım arazisi için bu şart aranmıyor. ÇKS’ye kayıtlı, 50 dekar ve üzeri tarım arazi olan üreticilerimizin, 1 Eylül 2014 Pazartesi günü mesai saati bitimine kadar toprak analizlerini yaptırmaları neredeyse imkansız gibi görünüyor. Yaptıramamaları halinde, süre uzatılmazsa çiftçimiz mağdur olacak. Çünkü, toprak analizlerini belirtilen sürede yaptıran çiftçilerimiz, 31 Aralık 2014 tarihine kadar tarım ilçe ve il müdürlüklerine başvurup gübre desteklerinden yararlanabilecekler. Toprak analizlerini yaptıramayan üreticilerimiz, toprak analiz desteğinden de faydalanamayacaklar. Çiftçilerimizin de, olası sıkışıklıklarla karşı karşıya kalmamaları için son günü beklenmeden toprak analizlerini yaptırmalılar.”

 -Sorun bakanlığa iletildi-

 TZOB Genel Başkanı Bayraktar, sorunu hem şifahen hem de yazılı olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ilettiklerini, bakanlığın bu talebe olumlu bakacağına inandıklarını bildirdi.

Bayraktar, toprak analizlerini yaptıran çiftçilerin, gübre ve toprak analizi desteğini almaları için 31 Aralık 2014 tarihine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın il ve ilçe müdürlüklerine başvuru süreleri bulunduğunu, aynı sürenin mazot desteği için de geçerli olduğunu belirtti.

 -Destek miktarları-

 Şemsi Bayraktar, peyzaj ve süs bitkileri, özel çayır, mera ve orman emvali alanlarında mazot destekleme tutarının dekara 3,1 lira, gübre destekleme tutarının 4,3 lira, hububat, yem bitkileri, baklagiller, yumru bitkiler, sebze ve meyve alanlarında mazot destekleme tutarının dekara 4,6 lira, gübre destekleme tutarının 6 lira, yağlı tohumlu bitkiler ve endüstri bitkiler alanlarında mazot destekleme tutarının 7,5 lira, gübre destekleme tutarının 7,5 lira olacağını hatırlattı.

Tarımda kayıtlı çalışan yok gibi…


-Tarımda kayıtlı çalışan yok gibi…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarımda çalışan 20 kadından 19’u, 20 erkekten

15’i kayıt dışı çalışıyor”

-“Kayıt dışı çalışma oranı erkeklerde yüzde 73,6’ya, kadınlarda yüzde 97’ye kadar çıkıyor”

-“Kadınların çok büyük bölümü ücretsiz aile işçisi konumunda. 2 milyon 760 bin kadın çalışandan sadece 3 bini işveren, yüzde 81,7’si, 2 milyon 255 bini ücretsiz aile işçisi”

-“Ücretli veya yevmiyeli çalışan kadın sayısı 227 binde, kendi hesabına çalışan kadın sayısı 274 binde kalıyor”

-“Bu sorunun çözülmesi, kayıtlı istihdamın zamanla gelişmiş ülkeler düzeyine  yaklaştırılması gerekir”

-“İşsizlik, enflasyon ve yoksulluk, kayıt dışı istihdama neden olan en temel sorunlardan bir kaçı”

-“Çiftçimizin SGK priminin bir kısmının, kadın çiftçilerimizin SGK primlerinin yüzde 60’ının devlet tarafından karşılanması gerekiyor”

-“Kadın çiftçilerimiz de diğer sigortalı kadınlarda olduğu gibi doğum borçlanmasından yararlanabilmeli. Çiftçilerimizin malulen emekli olabilmeleri için istenen prim gün sayısı, 

diğer sigortalılarla eşit olmalı”

-“Tarımsal işletmelerde çalışan işçilerde, işveren priminin yüzde 50’si devlet  tarafından karşılanmalı”

 

Ankara – 24.08.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Yönetim Kurulu Üyesi Şemsi Bayraktar, kayıt dışı istihdamın tarımın en önemli sorunlarından biri olduğunu bildirerek, “tarımda kayıtlı çalışan yok gibi. Tarımda çalışan 20 kadından 19’u, 20 erkekten 15’i kayıt dışı çalışıyor” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Mayıs ayı verilerine göre, tarımda istihdam edilen 5 milyon 820 bin kişiden yüzde 83,1’i olan 4 milyon 838 bininin kayıt dışı çalıştığını, kayıt dışı çalışma oranının erkeklerde yüzde 73,5’de kalırken, kadınlarda yüzde 93,8’yi bulduğunu belirtti. 2014 Mayıs ayında tarımda çalışan 3 milyon 60 bin erkekten 2 milyon 248 bininin, 2 milyon 760 bin kadından 2 milyon 590 bininin kayıt dışı istihdam edildiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarımda çalışan 5 milyon 820 bin kişiden sadece 982 bini kayıtlı. 2 milyon 760 bin kadından sadece 170 bini, 3 milyon 60 bin erkekten 812 bini kayıtlı durumda. Bu durum kabul edilemez.

Mayıs ayı itibarıyla son bir yılda, aylar itibarıyla değişmekle birlikte erkeklerde kayıt dışı istihdam yüzde 69,5 ile yüzde 73,6, kadınlarda yüzde 92,9 ile yüzde 97, toplamda yüzde 80 ile yüzde 84,3 arasında değişti. Bir diğer ifadeyle toplamda kayıt dışı istihdam yüzde 80’in altına inmedi. Kayıt dışı çalışma oranı erkeklerde 2013 Temmuz ayında yüzde 73,6’ya, kadınlarda 2013 Eylül ayında yüzde 97’ye kadar çıktı.

2014 Mayıs ayında tarımda istihdam edilenlerin 54 binini işverenler, 603 binini ücretli veya yevmiyeli çalışanlar, 2 milyon 248 binini kendi hesabına çalışanlar, 2 milyon 915 binini ise ücretsiz aile işçileri oluşturdu. Tarımda istihdam edilen 54 bin işverenin 29 bini, 603 bin ücretli veya yevmiyeli çalışanın 508 bini, 2 milyon 248 bin kendi hesabına çalışanın 1 milyon 622 bini, 2 milyon 915 bin ücretsiz aile işçisinin ise 2 milyon 678 bini kayıt dışı istihdam ediliyor. Erkeklerin 51 bini işveren, 376 bini ücretli veya yevmiyeli çalışan, 1 milyon 974 bini kendi hesabına çalışan, 660 bini ise ücretsiz aile işçisi konumunda bulunuyor. Kadınların çok büyük bölümü ücretsiz aile işçisi konumunda. 2 milyon 760 bin kadın çalışandan sadece 3 bini işveren, yüzde 81,7’si, 2 milyon 255 bini ücretsiz aile işçisi. Ücretli veya yevmiyeli çalışan kadın sayısı 227 binde, kendi hesabına çalışan kadın sayısı 274 binde kalıyor.”

 

-Çözüm, kısa, orta ve uzun vadeli plan ve programlarla sağlanabilir-

 

Kayıt dışı istihdamın, ülkelerin mevcut sosyo-ekonomik yapılarıyla ilgili olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu sorunun çözülmesi, kayıtlı istihdamın zamanla gelişmiş ülkeler düzeyine yaklaştırılması gerekir. Çözüm, kısa, orta ve uzun vadeli plan ve programlarla sağlanabilir.

Çözümün bir ayağı olarak istihdama ilişkin mali yüklerin azaltılması ve bürokratik işlemlerin azaltılması gerekir. Kayıt dışı istihdamla mücadele çalışmalarında uygulanması gereken bir diğer önemli strateji, kurallara uyma konusunda isteksizlikleri gidermek ve kayıt dışı istihdam eden işletmeleri kayıtlı sisteme zorlamaktır.

Kayıt dışı istihdamla mücadele kapsamında taraflar arasında sosyal diyalog da önemlidir. İş gücünün mesleki eğitimi sağlanmalıdır. Bunun için beceri kazandırma, mesleki rehberlik, kariyer danışmanlığı, iş kurmaya destek sağlama ve mesleki rehabilitasyon önemlidir.

Kayıt dışı istihdamın önlenmesi ve azaltılabilmesi için sigortasız çalışmanın olumsuzlukları konusunda halkın ve kayıt dışı çalışanların bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi de gerekir.”

İşsizlik, enflasyon ve yoksulluğun, kayıt dışı istihdama neden olan en temel sorunlardan bir kaçı olduğuna da dikkati çeken Bayraktar, “yoksulluk, işsizlik ve enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde, kayıt dışı istihdam da yüksektir. Günümüzde sosyal güvenlik sisteminin iyi yönetildiği gelişmiş ülkelerde bile sosyal güvenlik sistemlerinde daha iyi hizmet vermek amacıyla değişikliklere gidilmektedir. Devletin verdiği hizmetlerden memnuniyetin yüksek olması da çalışanların kayıtlı olmalarını olumlu yönde etkiliyor” dedi.

 

-TZOB’un çalışmaları ve yapılması gerekenler-

 

TZOB olarak sosyal güvenlikte kayıt dışılığı azaltmaya gayret gösterdiklerini,  konuyla ilgili olarak bakanlıklarla protokol imzalayarak mesleki eğitimler gerçekleştirdiklerini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu yıl tarımsal faaliyetlerin ve tarımda kayıt dışılığın yoğun olduğu tespit edilen en az 6 ilde Sosyal Güvenlik Kurumu ve Ziraat Odalarımız işbirliğiyle kayıt dışı istihdamın sosyal güvenlik hak ve yükümlülüklerine olan etkilerine ilişkin bilgilendirme ve bilinçlendirme eğitimleri düzenleyeceğiz.

TZOB olarak tarım kesiminde sosyal güvenlik konusunda bilgilendirilme çalışmaları yapıyoruz. Kadın çiftçilere yönelik çalışmalar yürüttük. Özellikle 2003’ten önceki dönemde kadın çiftçiler, aile reisi olmadıkları için sosyal güvenlik kapsamına alınmıyordu. Girişimlerimiz neticesinde, kadın çiftçilerin yaşadığı bu sorun yasal değişiklikle ortadan kaldırdı. Geriye dönük borçlandırmalarının yapılmasını sağladı.           Çiftçimizin SGK priminin bir kısmının, kadın çiftçilerimizin SGK primlerinin yüzde 60’ının devlet tarafından karşılanması gerekiyor. Kadın çiftçilerimiz de diğer sigortalı kadınlarda olduğu gibi doğum borçlanmasından yararlanabilmeli. Çiftçilerimizin malulen emekli olabilmeleri için istenen prim gün sayısı, diğer sigortalılarla eşit olmalı. Tarımsal işletmelerde çalışan 
işçilerde, işveren priminin yüzde 50’si devlet tarafından karşılanmalı. Bunları yaparsak tarım sektörünün kayıt dışılığını azaltırız.

Mayıs ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde aylar itibarıyla tarımda kayıt dışı istihdam oranları şöyle:

 

Yıl

Ay

Tarımda Toplam İstihdamda Kayıt Dışı Oranı (Yüzde)

Tarımda Erkeklerdeki İstihdamda Kayıt Dışı Oranı (Yüzde)

Tarımda Kadınlardaki İstihdamda Kayıt Dışı Oranı (Yüzde)

2013

Haziran

83,5

72,4

95,1

2013

Temmuz

84,3

73,6

95,9

2013

Ağustos

84,3

73,3

96,5

2013

Eylül

83,8

71,9

97,0

2013

Ekim

82,9

70,5

96,5

2013

Kasım

82,2

69,6

96,7

2013

Aralık

82,1

70,4

96,3

2014

Ocak

81,1

69,5

95,7

2014

Şubat

80,0

69,7

93,0

2014

Mart

80,5

70,0

92,9

2014

Nisan

81,2

70,7

92,9

2014

Mayıs

83,1

73,5

93,8

Ayçiçeği fiyatı buğdayın 2 katından az olmamalı…


-Ayçiçeği fiyatı buğdayın 2 katından az olmamalı…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Net ithalatçı olduğumuz ayçiçeğinde üreticilerimizin emeklerinin karşılığını almaları, iyi bir sezon geçirmeleri ve üretimi artırma gayretlerinin desteklenmesi için ayçiçeği buğday paritesinin 2’nin altına düşmemesi gerekiyor”
-“Ayçiçeğinden elde edilen küspe içerdiği yüzde 30-40 oranındaki proteinle değerli bir yem olarak hayvan beslemesinde kullanılmaktadır”
-“Ayçiçeği gibi bitkisel yağ açığımızı kapatacak ürünlere önem vermeliyiz”
-“2004-2013 döneminde yüzde 69,2 artan üretim miktarına rağmen, 2013 yılında yağlı tohum, bitkisel yağ ve küspe ithalatı için 3,6 milyar dolar döviz ödedik”
-“Üretimi çok daha fazla artırmamız gerekiyor”
-“Geçen yıl fiyat düşüklüğünden hayal kırıklığı yaşayan çiftçimiz, bu yıl umutla bin bir emekle ürettikleri ürünün fiyatına odaklanmıştır”
-“Beklentimiz artan üretimin çiftçilerimizin gelirlerine de yansımasıdır”

Ankara – 23.08.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, halkın bitkisel yağ tüketiminde yüzde 84,3 oranında ayçiçeği kullandığını, üretilen ayçiçeğinin tüketimi karşılamadığını bildirerek, “Net ithalatçı olduğumuz ayçiçeğinde üreticilerimizin emeklerinin karşılığını almaları, iyi bir sezon geçirmeleri ve üretimi artırma gayretlerinin desteklenmesi için ayçiçeği buğday paritesinin 2’nin altına düşmemesi gerekiyor” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, ayçiçeği hasadının Çukurova’nın ardından Trakya’da da başladığını belirtti. Tohumları yüzde 40-45 oranında yağ içeren ayçiçeğinin, halkın en fazla tercih ettiği bitkisel yağ çeşidi olduğunu bildiren Bayraktar, tüketicilerin bitkisel yağ tüketimlerinin yüzde 84,3’ünü ayçiçeği yağından karşıladığını, bundan dolayı üretimin artırılması gerektiğini vurguladı.
Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ayçiçeğinden elde edilen küspe içerdiği yüzde 30-40 oranındaki proteinle değerli bir yem olarak hayvan beslemesinde kullanılıyor. Bunun yanı sıra sabun ve boya sanayinde değerlendiriliyor. Sapları da yakacak olarak kullanılıyor. Ayrıca Trakya bölgesinde ekim nöbetinde temel bitki oluşu (buğday-ayçiçeği) ayçiçeğini daha da önemli kılmaktadır. Ayçiçeği gibi bitkisel yağ açığımızı kapatacak gibi ürünlere önem vermeliyiz.
Hasadın başlamasıyla birlikte ayçiçeğinde sezon açıldı. Üreticilerimiz, bin bir emekle ürettikleri ürünün fiyatına odaklandı. 2012-2013 sezonunda 1 lira 50 kuruş olan ayçiçeği alım fiyatı, 2013-2014 sezonunda 80 kuruş-1 lira arasına kadar geriledi. Net ithalatçı olduğumuz ayçiçeğinde üreticilerimizin emeklerinin karşılığını almaları, iyi bir sezon geçirmeleri ve üretimi artırma gayretlerinin desteklenmesi için ayçiçeği buğday paritesinin 2’nin altına düşmemesi gerekiyor. Ayçiçeği fiyatı buğdayın 2 katından az olmamalıdır.”

-Ekim alanları ve verim arttı-

Son yıllarda Türkiye’de ayçiçeği ekim alanları ve verim miktarının artış gösterdiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“2004-2013 yılları arasında ayçiçeği ekim alanları yüzde 10,9 oranında artmıştır. Bu yıllar arasında yüzde 52,4 olarak gerçekleşen verim artışı üretim miktarlarının artmasında daha etkili oldu. 2004 yılında 900 bin ton olan ayçiçeği üretimi, 2013 yılına kadar yüzde 69,2 oranında artarak 1 milyon 523 bin tona yükseldi. Üretimin 143 bin tonunu çerezlik, 1 milyon 380 bin tonunu yağlık ayçiçeği oluşturmaktadır.
2004-2013 döneminde yüzde 69,2 artan üretim miktarına rağmen, 2013 yılında yağlı tohum, bitkisel yağ ve küspe ithalatı için 3,6 milyar dolar döviz ödedik. Bunu dikkate aldığımızda üretimi çok daha fazla artırmamız gerekiyor. Kesin olmamakla birlikte birinci tahmin verilerine göre, 2014 yılında 1 milyon 662 bin 903 ton ayçiçeği üretimi bekleniyor. Beklentimiz artan üretimin çiftçilerimizin gelirlerine de yansımasıdır.”

Kimse zammına gerekçe aramasın


-Kimse zammına gerekçe aramasın
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu Başkanı’nın açıklamaları, talihsiz ve hedefi şaşırtmayı amaçlayan bir açıklama. Kınıyoruz. Doğru bilgilere dayanmıyor”
-“Tarımda üretici fiyatları, Haziran ayında yüzde 0,18, Temmuz ayında yüzde 0,73 geriledi”
-“Tüketicide gıda ve alkolsüz içeceklerde Temmuz itibarıyla son bir yılda fiyat artışı yüzde 12,56’yı bulurken, tarım ve avcılıkta yüzde 5,97’de kaldı”
-“Kimse zammına gerekçe aramasın. Rakamlar ortada”
-“Çiftçimiz, bırakın stok yapmayı, daha tarladayken ürününü elden çıkarıyor”
-“Çiftçi, köylü, üretici üretemezse kimin efendi olduğu görülür”
-“19 milyon ton buğday hasat edilmiş ve bunun 13 milyon tonu piyasada işlem görmüş. Üretici hasat ettiği ürünün 13 milyon tonunu sanayiciye ve tüccara satmış. Çiftçi elinde buğday tutmamış”
-“Çiftçinin, köylünün, üreticinin stokçuluk yaptığını kimse iddia edemez”

Ankara – 21.08.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, enflasyonda çiftçinin sorumlu olmadığının gün gibi ortada olduğunu, buna rağmen enflasyonda çiftçiyi suçlamak için bazı kesimlerin adeta birbiriyle yarıştığını bildirdi.
Bayraktar, “Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu Başkanı Şemsi Kopuz’un açıklamaları, talihsiz ve hedefi şaşırtmayı amaçlayan bir açıklama. Kınıyoruz. Doğru bilgilere dayanmıyor” dedi.
Tarımda üretici fiyatlarının, Haziran’ın ardından Temmuz ayında da gerilediğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Tarımda üretici fiyatları, Haziran ayında yüzde 0,18, Temmuz ayında yüzde 0,73 geriledi. Tüketicide gıda ve alkolsüz içeceklerde Temmuz itibarıyla son bir yılda fiyat artışı yüzde 12,56’yı bulurken, tarım ve avcılıkta 5,97, ormancılık ve balıkçılık da dahil tarımın genelinde yüzde 6,32’de kaldı. Kimse zammına gerekçe aramasın. Rakamlar ortada.
Enflasyonun sorumlusunun çiftçi olmadığı açık. Çiftçimiz, ürettiği ürünü Haziran’da da Temmuz’da da daha düşük fiyata satmak zorunda kaldı. Çiftçimiz, sürekli genel enflasyonun altında fiyat artışlarıyla üretimi sürdürmekte zorlanıyor.
Çiftçi ve köylü olarak milletin efendisi olmaktan vazgeçtik. Sırtımıza daha fazla yük bindirilmesin yeter.”
Çiftçinin, bırakın stok yapmayı, borçlarını ödemek için daha tarladayken ürününü elden çıkardığını vurgulayan Bayraktar, “Çiftçi, köylü, üretici üretemezse kimin efendi olduğu görülür” dedi.

-Ekmek zammı için buğday fiyatlarını bahane etmek kesinlikle yanlış-

Buğdayda yüzde 30 fiyat artışı olduğu, fiyat artışının yüzde 50’yi bulabileceği iddialarının doğru olmadığını, ekmeklik buğday fiyatında, 2014 yılı hasat başlangıcından bu güne kadar yüzde 1,9 düşüş olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ekmeklik buğdayda ton başına hasat başlangıcında 844 lira olan Türkiye ortalama fiyatı, 828 liraya indi. Son bir yılda buğday fiyatı yüzde 19,8, son 6 ayda yüzde 3 arttı. Buna karşın ekmek fiyatları son bir yılda yüzde 15,7 artarak kilogramda 2 lira 80 kuruştan 3 lira 24 kuruşa çıktı. Buğdayın ekmek maliyeti içindeki payı yüzde 21 dolaylarında. Buğday fiyatlarındaki artış da ekmek fiyatlarına yansımıştır. Yeni bir artışa gerek yoktur. Görüldüğü gibi yapılması istenen ekmek zammı için, buğday fiyatlarını bahane etmek kesinlikle yanlış.
Çiftçinin piyasaya ürün vermediği ve stokçuluk yaptığı iddiaları da kesinlikle doğru değil. Buğday hasadı tamamlanmak üzere. 19 milyon ton buğday hasat edilmiş ve bunun 13 milyon tonu piyasada işlem görmüş. Üretici hasat ettiği ürünün 13 milyon tonunu sanayiciye ve tüccara satmış. Çiftçi elinde buğday tutmamış. Hasadın başladığı günden bugüne kadar ülkemizin ihtiyacının 4 milyon ton civarında olduğu düşünülürse, piyasa ihtiyacından çok daha fazla buğday, üretici tarafından piyasaya arz edilmiş. Burada stokçuluk nerede? Çiftçinin, köylünün, üreticinin stokçuluk yaptığını kimse iddia edemez.”
Bayraktar, fındıkta rekolte düşüklüğü nedeniyle fiyatların arttığını, TZOB’un rekoltenin yaşanan don nedeniyle önemli oranda düşeceğini ve 371 bin 185 tonda kalacağı konusundaki rekolte tahminini daha önce duyurduğunu bildirdi.