Ekim ayında tarım ihracatı, ithalatı ikiye katladı


-Ekim ayında tarım ihracatı, ithalatı ikiye katladı
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ekim ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,3 artışla 1 milyar 374,2 milyon dolardan 1 milyar 447,7 milyon dolara yükseldi; ithalat yüzde 8 azalışla 811,5 milyon dolardan 747 milyon dolara indi”
-“Ocak-Ekim döneminde tarım ve gıda ihracatı 13,4 milyar doları aşarken, ithalat 9,2 milyar dolarda kaldı”
-“Tarım ve gıda, sadece Ekim ayında 701, 10 aylık dönemde ise 4 milyar 247 milyon dolar dış ticaret fazlası verildi”
-“Son bir yıllık dönemde dış ticaret fazlası 5,4 milyar doları aştı”
-“10 aylık dönemde ihracattaki artış yüzde 10,1’yi bulurken, ithalattaki artış yüzde 3,5’de kaldı”

Ankara – 29.11.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım ve gıdada Ekim ayında ihracatın, ithalatı ikiye katladığını bildirerek, “Ekim ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,3 artışla 1 milyar 374,2 milyon dolardan 1 milyar 447,7 milyon dolara yükseldi; ithalat yüzde 8 azalışla 811,5 milyon dolardan 747 milyon dolara indi” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarım ve gıdada ihracatın, Ocak-Ekim döneminde ise bu yıl, 2012 yılı aynı dönemine göre yüzde 10,1 artışla 12 milyar 170,6 milyon dolardan 13 milyar 402,7 milyon dolara çıktığını belirtti.
Ocak-Ekim döneminde fasıllar arasında en fazla ihracatın 2 milyar 942 milyon 919 bin dolarla meyve, turunçgiller, kavun ve karpuzda görüldüğünü, bunu, 1 milyar 416 milyon 961 bin dolarla sebze, meyvelerden elde edilen ürünler faslının takip ettiğini bildiren Bayraktar, Ocak-Ekim döneminde hayvansal ve bitkisel yağlarda 1 milyar 178 milyon 391 bin, hububat, un, pastacılık ürünlerinde 1 milyar 223 milyon 502 bin dolarlık ihracat yapıldığına dikkati çekti.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, tarım ve gıdada ithalatın, Ocak-Eylül döneminde ise 2013 yılında, 2012 yılı aynı dönemine göre yüzde 3,5 artışla 8 milyar 842,8 milyon dolardan 9 milyar 156,2 milyon dolara çıktığı bilgisini verdi.
Ocak-Ekim döneminde tarım ve gıda ihracatının 13,4 milyar doları aştığını, ithalatın 8,8 milyar dolarda kaldığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Tarım ve gıda, sadece Ekim ayında 701 milyon dolarlık, 10 aylık dönemde ise 4 milyar 247 milyon dolar dış ticaret fazlası verildi. 10 aylık dönemde ihracattaki artış yüzde 10,1’i bulurken, ithalattaki artış yüzde 3,5’de kaldı. Ekim ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde ihracat 16 milyar 486 milyon 153 bin dolara çıkarken, ithalat 11 milyar 47 milyon 342 bin dolar oldu. Son bir yıllık dönemdeki dış ticaret fazlası 5 milyar 438 milyon 811 bin dolara çıktı.”
Bayraktar, Türk çiftçisinin emekle, gece gündüz çalışmayla ürettiği ürünlerin dünya pazarlarında yer bulduğunu ve tarım ve gıdada ihracatın, genel ihracatın çok üzerinde arttığını bildirerek, “Ekim ayında genel ihracat yüzde 8,2 düşerken tarım ve gıdada artış yüzde 5,3’ü buldu. İthalat genelde yüzde 3,7 arttı, tarım ve gıdada yüzde 8 düştü. 12 ayda 5,3 milyar dolardan daha fazla dış ticaret fazlası veren kaç sektör var?” dedi.

Tarımda makine ekipman kullanımı


-Tarımda makine ekipman kullanımı…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Türkiye, tarımda, 33,2 milyar dolarlık makine ekipman
stokuyla dünyada 10’uncu sırada”
-“ABD, 268,1 milyar dolarla birinci olduğu makine ekipman stokunda, Japonya 213,2 milyar dolarla ikinci, Çin 97,9 milyar dolarla üçüncü, Hindistan 65,3 milyar
dolarla dördüncü sırayı aldı”
-“Polonya 54,4 milyar dolarlık tarımda makine ekipman stokuyla beşinci, Almanya 53,5 milyar dolarla altıncı, İtalya 44,3 milyar dolarla yedinci, Fransa 41,3 milyar
dolarla sekizinci, Kanada 36,1 milyar dolarla dokuzuncu sırada bulunuyor”
-“Dünyadaki tarımsal makine ekipman stokunun yüzde 21,03’ü ABD’de, yüzde 16,72’si Japonya’da, yüzde 7,68’i Çin’de, yüzde 5,12’si Hindistan’da yer alıyor. Türkiye’nin payı yüzde 2,6”
-“Okyanusya kıtasında 18 milyar, Afrika kıtasında 20 milyar dolarlık makine ekipman stoku var. Türkiye, her iki kıtadan daha fazla stoka sahip”
-“Tarımda makine ve ekipman için milyarlarca dolar harcandıktan sonra, bu araçlar atıl bırakılmamalı, örgütlenmeyle ortak makine kullanımı olanakları
geliştirilmelidir”

Ankara – 28.11.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, dünyada tarımda, 1 trilyon 274,9 milyar dolarlık makine ekipman bulunduğunu bildirerek, “Türkiye, tarımda, 33,2 milyar dolarlık makine ekipman stokuyla dünyada 10’uncu sırada” dedi.
Bayraktar, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 129 milyar 94 milyon dolarlık tarımsal sermaye stokuyla dünyada ABD, Çin, Hindistan, Japonya, Brezilya ve Rusya’nın ardından yüzde 2,41 payla 7’inci sırada bulunan Türkiye’nin, tarımsal sermaye stokunun yüzde 25,7’sini makine ekipmanın aldığını bildirdi. ABD’nin, 268,1 milyar dolarla birinci olduğu tarımda makine ekipman stokunda, Japonya’nın 213,2 milyar dolarla ikinci, Çin’in 97,9 milyar dolarla üçüncü, Hindistan’ın 65,3 milyar dolarla dördüncü sırayı aldığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Polonya 54,4 milyar dolarlık tarımda makine ekipman stokuyla beşinci, Almanya 53,5 milyar dolarla altıncı, İtalya 44,3 milyar dolarla yedinci, Fransa 41,3 milyar dolarla sekizinci, Kanada 36,1 milyar dolarla dokuzuncu sırada bulunuyor. Türkiye 33,2 milyar dolarla 10’ncu, Rusya 29,8 milyar dolarla 11’nci, İspanya 28,8 milyar dolarla 12’nci, Brezilya 28,4 milyar dolarla 13’ncü, İngiltere 22,7 milyar dolarla 14’üncü sırayı alıyor. Dünyadaki tarımsal makine ekipman stokunun yüzde 21,03’ü ABD’de, yüzde 16,72’si Japonya’da, yüzde 7,68’i Çin’de, yüzde 5,12’si Hindistan’da bulunuyor. Polonya yüzde 4,26, Almanya yüzde 4,19, İtalya yüzde 3,48, Fransa yüzde 3,24, Kanada yüzde 2,83 pay alıyor. Onuncu sıradaki Türkiye’nin payı yüzde 2,6’yı buluyor. Türkiye’yi, yüzde 2,34 ile Rusya, yüzde 2,26 ile İspanya, yüzde 2,23 ile Brezilya, yüzde 1,78 ile İngiltere izliyor.”

-“Makine ekipmanın tarımsal sermayedeki payı gelişmiş ülkelerde fazla”-

Rakamlara bakıldığında gelişmiş ülkelerde makine ekipman stokunun tarımsal sermaye stokundaki payının yüksek olduğunun görüldüğünü bildiren Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Gelişmiş ülkeler olan makine ekipman stokunun tarımsal sermaye stoku içindeki payı Japonya’da yüzde 72,9, Polonya’da yüzde 69,4, Almanya’da yüzde 65,8, İtalya’da yüzde 54,2, İngiltere’de yüzde 46,5, ABD’de yüzde 43,3, Fransa’da yüzde 42,8, Kanada’da yüzde 35,9, İspanya’da yüzde 34,5 iken Türkiye’de yüzde 25,7, Ukrayna’da yüzde 24,1, Vietnam’da yüzde 18,3, Rusya’da yüzde 17,8, Hindistan’da yüzde 17,7, Çin’de yüzde 17,5, Arjantin’de yüzde 15,6, Brezilya’da yüzde 13,4, İran’da yüzde 12,6, Avustralya’da yüzde 12,2, Endonezya’da yüzde 10,8’e inmektedir. Bu oran Pakistan’da yüzde 2,9, Nijerya ve Filipinler’de yüzde 2,7, Etiyopya’da 2,3, Bangladeş’te yüzde 2, Sudan’da yüzde 1,3, Kolombiya’da yüzde 1,1 düzeyinde kalmaktadır.”

-Tarımda makine ekipman stokunda Asya birinci, Avrupa ikinci-

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Okyanusya kıtasında 17 milyar 981 milyon dolarlık, Afrika kıtasında 20 milyar 4 milyon dolarlık makine ekipman stoku olduğunu, Türkiye’nin 33 milyar 177 milyon dolarlık makine ekipman stokuyla her iki kıtadan daha fazla stoka sahip olduğunu belirtti.
Bayraktar, dünyadaki tarımda makine ekipman stokunun 487 milyar 343 milyon dolarlık bölümünün Asya’da, 386 milyar 225 milyon dolarlık bölümünün Avrupa’da, 363 milyar 148 milyon dolarlık bölümünün Amerika kıtasında yer aldığını vurguladı.

-“Makine ekipman kullanımı verimliliği ve karlılığı doğrudan etkiliyor”-

Şemsi Bayraktar, tarımda makineleşmenin artmasıyla tarımsal sermaye stoku içinde makine ekipman stokunun oranının artacağını bildirerek, “Tarımda makine kullanımı verimliliği ve karlılığı doğrudan etkileyen önemli bir konu. Yalnız, makine ve ekipmanlar da optimal kullanıma dikkat edilmeli. Makine ve ekipman için milyarlarca dolar harcandıktan sonra, bu araçlar atıl kapasiteyle kullanılmamalıdır. Tarımsal mekanizasyon, ancak arazinin büyüklüğüne uygun traktör seçilmesi, traktöre uygun şekilde yeterli ekipmanın mevcut olmasıyla amacına ulaşmaktadır. Türkiye’de tarım makinalarındaki gelişmeye rağmen mevcut makinaların ekonomik kapasitede çalıştırılamadığı ve makinaların ekonomik süreleri içinde yenilenemediği gerçeğinden hareketle, örgütlenmeyle ortak makine kullanımı olanakları geliştirilmelidir” dedi.
Tarımsal sermaye stokunda ilk 35 ülkenin tarımsal sermaye stokları, makine ekipman stoku, dünya payları şöyle:

 

 

 

Tarımsal

 

 

 

 

 

Tarımsal

Sermaye

 

 

Makine

 

 

Sermaye

Stoku

 

Makine

Ekipmanda

 

 

Stoku

Dünya

Makine

Ekipman

Dünya

 

 

(Milyon

Payı

Ekipman

(Milyon

Payı

 

Ülkeler

Dolar)

(Yüzde)

(Yüzde)

Dolar)

(Yüzde)

1

ABD

619.125

11,56

43,3

268.081

21,03

2

Japonya

292.402

5,46

72,9

213.161

16,72

3

Çin

559.504

10,44

17,5

97.913

7,68

4

Hindistan

369.127

6,89

17,7

65.335

5,12

5

Polonya

78.345

1,46

69,4

54.371

4,26

6

Almanya

81.256

1,52

65,8

53.466

4,19

7

İtalya

81.781

1,53

54,2

44.325

3,48

8

Fransa

96.594

1,80

42,8

41.342

3,24

9

Kanada

100.518

1,88

35,9

36.086

2,83

10

Türkiye

129.094

2,41

25,7

33.177

2,60

11

Rusya

167.552

3,13

17,8

29.824

2,34

12

İspanya

83.480

1,56

34,5

28.801

2,26

13

Brezilya

212.210

3,96

13,4

28.436

2,23

14

İngiltere

48.889

0,91

46,5

22.733

1,78

15

Ukrayna

59.200

1,11

24,1

14.267

1,12

16

Avustralya

115.091

2,15

12,2

14.041

1,10

17

Arjantin

79.463

1,48

15,6

12.396

0,97

18

Vietnam

67.267

1,26

18,3

12.310

0,97

19

Endonezya

100.102

1,87

10,8

10.811

0,85

20

İran

85.173

1,59

12,6

10.732

0,84

21

Meksika

121.134

2,26

4,5

5.451

0,43

22

Yeni Zelanda

57.024

1,06

6,6

3.764

0,30

23

Romanya

42.851

0,80

8,2

3.514

0,28

24

Pakistan

119.020

2,22

2,9

3.452

0,27

25

Kazakistan

47.162

0,88

7,0

3.301

0,26

26

Güney Afrika

43.832

0,82

6,3

2.761

0,22

27

Tayland

32.726

0,61

6,2

2.029

0,16

28

Nijerya

60.871

1,14

2,7

1.644

0,13

29

Irak

31.881

0,60

5,1

1.626

0,13

30

Mısır

36.793

0,69

4,0

1.472

0,12

31

Bangladeş

66.126

1,23

2,0

1.323

0,10

32

Kolombiya

102.648

1,92

1,1

1.129

0,09

33

Etiyopya

48.891

0,91

2,3

1.124

0,09

34

Filipinler

30.360

0,57

2,7

820

0,06

35

Sudan

48.106

0,90

1,3

625

0,05

 

Okyanusya

178.030

3,32

10,1

17.981

1,41

 

Afrika

526.417

9,83

3,8

20.004

1,57

 

Avrupa

980.267

18,30

39,4

386.225

30,29

 

Amerika

1.446.805

27,01

25,1

363.148

28,48

 

Asya

2.225.311

41,54

21,9

487.343

38,23

 

Dünya

5.356.831

100,00

23,8

1.274.926

100,00

Fındıkta İspanyol oyunu


-Fındıkta İspanyol oyunu…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “İspanya Tarım Ürünleri Kooperatifleri Birliği’nin
fındığımızla ilgili iddiaları asılsızdır”
-“Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da AB üyesi ülkelerin tamamına fındık ihracatı yapılmaktadır”
-“İspanya dışında diğer ülkelerden Türk fındığında aflatoksin olduğuna dair şikâyet gelmemiştir”
-“İddia, kendini kalite ve güvenilirlik bakımından kanıtlamış Türk fındığının prestijini sarsmaya yöneliktir”
-“Bu asılsız açıklama, ‘serbest piyasa koşullarında Türkiye ile rekabet edemiyoruz’ demenin başka bir şeklidir”
-“Bu mesnetsiz iddia, AB üyesi ülkelere ‘Kaliteli Türk Fındığı’ yerine, İspanyol fındığı için ‘pazarda yer alma’ çabalarının çirkin bir oyunu olmaktan öteye gidemeyecektir”

Ankara – 27.11.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, İspanya Tarım Ürünleri Kooperatifleri Birliği’nin Türk fındığıyla ilgili iddialarının asılsız olduğunu belirterek, “Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da AB üyesi ülkelerin tamamına fındık ihracatı yapılmaktadır. İspanya dışında diğer ülkelerden Türk fındığında aflatoksin olduğuna dair şikâyet gelmemiştir” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, fındık ihracatında Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin önemli yeri tuttuğunu, bu ülkelerin Türkiye’nin toplam fındık ihracatındaki payının 2012 yılında yüzde 74’ünü oluşturduğunu bildirdi.
Türkiye’de yaklaşık 700 bin hektar arazide yaklaşık 400 bin çiftçinin ortalama 500-600 bin ton arasında fındık üretimi yaptığına dikkati çeken Bayraktar, üreticilere, alım-satım yapan tüccar, fındık fabrikaları ve ihracat firmalarında çalışanlar da eklenince, fındığın, dolaylı olarak milyonlarca kişiyi ilgilendirdiği vurguladı.
Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:
“Türkiye, açık farkla dünyanın en büyük fındık üreticisi ve ihracatçısıdır . Uluslararası Fındık Konseyi istatistiklerine göre, dünya iç fındık ihracatında, 2007-2011 döneminde yıllık ortalama 198 bin 680 tonla yüzde 81 pay almaktadır. İkinci sıradaki İtalya’nın, 15 bin 410 ton ihracatı, yüzde 6 payı vardır. Azerbaycan üçüncü, ABD dördüncü, Gürcistan beşinci sırada. İspanya, 10 bin 300 ton iç fındık ihracatı, yüzde 3 payı ile ancak altıncı sırayı alıyor.
Ülkemiz fındık ihracatı, yıllar itibarıyla artmıştır. İhracat, 2012-2013 sezonunda ise 301 bin tonu aşarak rekor kırmıştır.”

-“İhraç ürünleri hastalık ve zararlılar yönüyle kontrol ediliyor”-

Son günlerde İspanya Tarım Ürünleri Kooperatifleri Birliği tarafından yapılan asılsız iddiaların basında yer aldığını hatırlatan Bayraktar, şu konulara dikkati çekti:
“(Türk fındığı aflatoksin içeriyor) deniliyor ve Türkiye’den AB üyesi ülkelere yapılan fındık ihracatının yasaklanması isteniyor. Öncelikle, İspanya Tarım Ürünleri Kooperatifleri Birliği tarafından ortaya atılan bu iddia kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır; asılsızdır. Ürünler, il ve ilçe müdürlüğü tarafından numune alınarak muayene ve analiz sonucuna göre, aflatoksin ve diğer karantinaya tabi hastalıklar ve zararlılar yönüyle kontrol ediliyor. Söz konusu hastalık ve zararlılardan ari olan fındık dışında ürün ihraç edilmiyor. Ayrıca, İspanya dışında diğer ülkelerden Türk fındığında aflatoksin olduğuna dair şikâyet gelmemiştir. İddia, kendini kalite ve güvenilirlik bakımından kanıtlamış Türk fındığının prestijini sarsmaya yöneliktir.

-“Bütün kesimleri zan altında bırakıyor”-

Bu iddia, dünyada ve özellikle Avrupa’da pazar payını sürekli büyüten ülkemizdeki üreticiden tüccara, tüccardan ihracatçıya kadar fındıkla ilgili bütün kesimlerin zan altında bırakılması anlamı taşımaktadır. Bu asılsız açıklama, ‘serbest piyasa koşullarında Türkiye ile rekabet edemiyoruz’ demenin başka bir şeklidir. Bu mesnetsiz iddia, Avrupa Birliği üyesi ülkelere ‘Kaliteli Türk Fındığı’ yerine, İspanyol fındığı için ‘pazarda yer alma’ çabalarının çirkin bir oyunu olmaktan öteye gidemeyecektir.”
Bayraktar, İspanya Tarım Ürünleri Kooperatifleri Birliği’nin bu iddiasını kanıtlaması, aksi takdirde bir basın toplantısı düzenleyerek Türkiye’deki fındıkla ilgili bütün kesimlerden özür dilemesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’de gıdalarda bulunabilen belirli bulaşanların maksimum limitlerinin, 29 Aralık 2011 tarih ve 28157 sayılı Resmi Gazete ’de ‘‘Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği’’ adı altında hüküm altına alındığını belirten Bayraktar, “İhracat yapan firmaların söz konusu yönetmelikte geçen limitleri aşmaları halinde ürünlerin ihracına izin verilmemektedir. Ülkemizden Avrupa Birliği ülkelerine incir, yer fıstığı, fındık, Antep fıstığı gibi ürünlerin ihracatlarında, AB Komisyonu’nun 2002/80/EC sayılı kararı ile sağlık sertifikası ve numune alma sıklığı kriteri ve analiz sonuçları raporlarının bulunması zorunluluğu vardır. Bu raporları bulunmayan ürünlerin ihracatı mümkün olmamaktadır” dedi.

Erdoğan TZOB toplantısında

-Başbakan Erdoğan, 5 bakanıyla TZOB toplantısına katıldı

-Erdoğan, çiftçilere, “yangını söndürmek için hepinizin nefesine ihtiyacımız var” şeklinde seslendi

-TZOB Karadeniz Bölge toplantısına, Başbakan Erdoğan ile birlikte bakanlar Mehdi Eker, Erdoğan Bayraktar, Suat Kılıç, 

Hayati Yazıcı ve Binali Yıldırım katıldı

-Erdoğan; “Dünyanın 188 ülkesine 1633 çeşit tarım ürünü ihraç eden bir Türkiye var. Elbette bugünlere kolay gelmedik. 

Bunun için Tarım Kanunu başta olmak üzere, 16 ayrı kanuni düzenlemeyle sektörün faaliyetlerine hukuki olarak güçlü
bir temel oluşturduk”
-“Türkiye, kendi ihtiyacını karşılayabilecek tarım üretimi yapabilme potansiyeline sahip, dünyadaki müstesna ülkelerden biri hale gelmiştir”
-“Yangını söndürmek için hepinizin nefesine ihtiyacımız var. Şehitlerimizi muazzep edecek hiç bir adımı atmayız ve
atmayacağız. Tek derdimiz var, bu yangını hep birlikte söndürmek”
-“Türkiye geneline yayılmış tüm ziraatçı kardeşlerimden bu yangını söndürmek için bize destek vermelerini bekliyorum.
Sizlerin samimi desteği ile büyük hedeflerimize ulaşacağımız biliyorum”
-“Bugüne kadar verdiğiniz destekler için tekrar teşekkür ediyorum. İnşallah 2023’ün, 2053’ün, 2071’in Türkiye’sini
birlikte inşa etmeyi sürdüreceğiz”

-TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar: “Kendi büyüklüğüne yaraşır bir şekilde ve hızlı biçimde hizmet ediyoruz. İl ve ilçelerin yüzde 90’ında teşkilat kurduk. 800’e yakın Ziraat Odamız var”

-“Ziraat Odalarımızın yüzde 70’i kendi hizmet binasına sahip. Yüzde 45’inde tarımsal araç ve makine parkı var. 75 tane 

toprak tahlil laboratuvarı kurduk”
-“Otomasyonu bitiriyoruz. Mevcut altyapımız ve hizmete girecek otomasyon sistemimizle Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığımızın çiftçi kayıt sistemine talibiz”
-“9 bölgede Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız ile Ziraat

Odalarımız birlikte miras hukuku değişikliğiyle ilgili bilgilendirme toplantıları yapıyor”

-“Sanayicilerimiz, Aralık ayında çiğ süt fiyatlarını belirlerken üretimin geleceğini tehlikeye atmasınlar. Kendi ayaklarına 

kurşun sıkmasınlar. Türk çiftçisinin ürettiği sütü, daha ucuza dünyada bulurum devri bitti”

Trabzon – 25.11.2013 – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bakanları, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ile birlikte Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Karadeniz Bölge toplantısına katıldı.
Erdoğan, Trabzon’da Novotel’de, 23 Kasım 2013 Cumartesi günü düzenlenen, Karadeniz Bölgesi’nden 19 ilden 181 Ziraat Odası’ndan 400’ün üzerinde temsilcinin katıldığı TZOB Karadeniz Bölge toplantısında yaptığı konuşmada, çiftçilere, “yangını söndürmek için hepinizin nefesine ihtiyacımız var” şeklinde seslendi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında, Türkiye’nin 188 ülkeye bin 633 çeşit tarım ürünü ihraç ettiğini belirterek, “Hatırlayın bir zamanlar sürekli bizler hangi ülkeden neyi, nasıl alacağız, bunu düşünürdük. Elbette bugünlere kolay gelmedik. Bunun için Tarım Kanunu başta olmak üzere 16 ayrı kanuni düzenlemeyle sektörün faaliyetlerine hukuki olarak güçlü bir temel oluşturduk” dedi.
Hayırlara vesile olmasını dilediği toplantıya katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, “Türkiye, kendi ihtiyacını karşılayabilecek tarım üretimi yapabilme potansiyeline sahip, dünyadaki müstesna ülkelerden biri hale gelmiştir. Bu avantajımızı koruyarak, ülkemizde daha etkin daha verimli, daha çeşitli üretim yapılmasını sağlama yönünde çok yoğun bir çaba içindeyiz” diye konuştu.
Ülkede geçen 11 yılda kaydedilen büyük ilerlemeden tarım sektörünün payını aldığını vurgulayan Erdoğan, bu anlamda tarihi bir dönüşümün yaşandığını söyledi.
Türkiye’nin bugün dünyanın 7’inci, Avrupa’nın ise en büyük tarım ekonomisi durumuna geldiğini vurgulayan Erdoğan, 2002 sonu itibarıyla 24 milyar dolar olan tarımsal milli gelirin, geçen yıl 62 milyar dolara ulaştığını vurguladı.
İhracatta tarım ürünlerinin payının 2002’de 4 milyar dolar seviyesindeyken geçen yıl 16 milyar dolara çıktığına dikkati çeken Erdoğan, “Yüzde 59 ile Ziraat Bankası benim çiftçi kardeşime kredi veriyordu. Şimdi ise kimi alanlarda yüzde 0’a, ortalama olarak da yüzde 8,25’e kadar düşmesini sağladık. Tarım desteklerini hem çeşitlendirdik, hem de ciddi oranda yükselttik. Çiftçilerimize verdiğimiz destek miktarı 2002’de 1,8 milyar lirayken, bu rakam bu yıl itibarıyla 9 milyar dolar gerçekleşti” dedi.
Karedeniz Bölgesi’nin 18 vilayetinde 538 bin kayıtlı çiftçi bulunduğunu kaydeden Erdoğan, AK Parti Hükümetleri döneminde bu çiftçilere verdikleri hibenin 8 katrilyon lira olduğunu söyledi. Bunun karşılıksız, nakdi hibe desteği olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
“8,1 de ben o küsuratı söylemiyorum. 8 katrilyon, karşılıksız olarak çiftçilerimize verdiğimiz kredidir. Hibe. Bu geriye dönmeyecek. Kim çiftçinin yanında? Bu Hükümetin çiftçinin yanında olmadığını nasıl söylerler. Bu sadece Karadeniz Bölgesi ile alakalı olan. Bunu özellikle burada söylemek istedim ki bazı gerçekleri duyan duymayana, bilen de bilmeyene söylesin diye. Çünkü marifet iltifata tabidir. İltifatı olmayan marifet de zayidir. Burada da bizim bir hakkımız var. Biz milletimizden aldığımızı ne yapıyoruz, tekrar milletimize iade ediyoruz ki daha güçlü hale gelelim, dünyada örnek, rekabette ilk sıralara yerleşelim diye. Örneğin Karadeniz Bölgemizin en önemli ürünlerinden fındıkla ilgili yeni bir strateji geliştirdik. Fındık üretimine özellikle bu alanda bazlı destek uygulamasını başlattık, alan bazlı. 14 ilimizde 105 ilçemizde yürütülen bu çalışmayla fındığa yaklaşık 3 milyar lira gelir desteği verdik yani o da 3 katrilyon.”

-“2023’e kadar 8,5 milyon hektarlık arazinin tamamını suya
kavuşturacağız”-

Erdoğan, 2023 vizyonu doğrultusunda tarım sektörünü büyütmeye, güçlendirmeye devam ettiklerini, 2023 yılına kadar ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektarlık arazinin tamamını suya kavuşturacaklarını, tarımda ihracatı 40 milyar dolara, tarımsal gayri safi yurt içi hasıla rakamını da 150 milyar dolara çıkaracaklarını söyledi. Hayvancılığı ayağa kaldırmak için 11 yılda 12 milyar lira destek sağladıklarını belirten Erdoğan, “Sadece 2013 yılı hayvancılık desteği rakamı 2,5 milyardır” dedi.
Hükümetleri tarafından getirilen önemli bir yeniliğin de tarım sigortası uygulaması olduğunu bildiren Erdoğan, tabii afetlere karşı ürünlerini sigortalatan çiftçilerin poliçe bedellerinin yüzde 50’sini devletin karşıladığını hatırlattı.
Tarım ürünlerinin işlenmesi, depolanması, ambalajlanması için tesis kuran girişimcilere, makine ve ekipman alan çiftçilere de yüzde 50 hibe desteği verdiklerini belirten Erdoğan, “Geçmişte Türkiye bir tohum kabusu yaşıyordu. Tohumlar yurt dışından ithal ediliyor ve bu durum ciddi riskler içeriyordu. Biz yerli tohumculuğu destekleyerek tohum ithal eden Türkiye’yi tohum ihraç eden bir ülke haline getirdik” şeklinde konuştu.
Arazi toplulaştırma çalışmalarının da önemine işaret eden Erdoğan, çok küçük parçalara bölündüğü için işlenmesi verimsiz hale gelen tarım arazilerini, toplulaştırma yoluyla ölçekli üretime uygun hale getirdiklerini anlattı.

-“Alın terinin ne olduğunu en iyi bilen sizlersiniz”-

2002 yılına kadar Türkiye’de toplamda 450 bin hektar arazi toplulaştırması yapılabilmişken, kendilerinin 11 yılda 4 milyon hektar alanda toplulaştırma yaptıklarına dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:
“Toprakla, tarımla, hayvancılıkla uğraşan kardeşlerimiz Türkiye’nin nabzını en iyi şekilde tutabilen kardeşlerimiz. Alın terinin ne olduğunu en iyi bilen sizlersiniz. Emeğin, ekmeğin değerini en iyi sizler anlıyorsunuz. Bereket gibi, kanaat gibi bize ait olan, bu topraklara ait olan kavramları en yakından sizler yaşıyorsunuz. Bir ülkenin çiftçisi mutluysa o ülke mutludur, huzurludur, geleceğe güvenle bakıyordur. Çok ağır şartlarda çalıştığınızı, tam anlamıyla ekmeğinizi topraktan çıkardığınızı da biliyoruz.
Biz politikalar üretir, onları uygularız. Altyapı yatırımlarını yaparız, suyu olmayana su getiririz. Cumhuriyet tarihinde çorak arazilere suyun en çok götürüldüğü iktidar bizim iktidarımızdır. Barajlarımızla, göletlerimizle, tüm şu anda su kanallarıyla en yoğun çalışmanın yapıldığı dönem bu dönemdir. Hiçbir dönemle mukayese edilmez. Taşkınlara, su baskınlarına karşı önlem almak bizim görevimizdir. Biz aynı zamanda çiftçimizi koruyacak, onu destekleyecek tedbirleri de aldık, alıyoruz. Yani biz zemini hazırlarız, şartları hazırlarız, engelleri kaldırıp yolları açarız ve sizler de o yollardan ilerlersiniz.
Sanayiciden, diğer sektörlerden farklı olarak siz siyasetin ve idarenin yaptıkları kadar iklime, atmosfere, yağışa, rüzgara yani tabiatın şartlarına da bağlı zor bir üretimin içindesiniz. Sizler zaten bereket ve kanaat kavramlarını içselleştirerek çok kadim bir medeniyet tasavvuru içinde sürdürüyorsunuz. Siyasetten, idareden bekledikleriniz konusunda da 11 yıldır her alanda istişareler yapıyor, sorunları birlikte tespit ediyor, birlikte çözümler üretiyoruz. Binlerce yıldır devam eden bazı soruları tabii bir anda kesip atmak elbette mümkün olmuyor ancak sabırla, metanetle görüşerek, konuşarak nice sorunu biz şu ana kadar çözdük. İnanıyorum ki her sorunu da çözeceğiz. Bunları aşacağız, bundan hiç endişem yok. Birbirimize itimadımız son derece önemli. Birbirimize inandığımız, güvendiğimiz, birbirimizi anlamaya çalıştığımız sürece hiçbir engel önümüzde duramayacaktır.”
“Bir köy düşünelim, yağmur bulutu geliyor, birkaç tarlanın üzerine yağmurunu bırakıyor gidiyor. Rüzgar o tarlada uygun esiyor. O tarlaların üzerine iyi kar yağıyor. Baharda başaklar boy vermeye o tarlalardan iyi ürünler çıkmaya başlıyor. O tarlanın sahibi iyi hasat yapıyor, iyi ürün alıyor ama komşuları bundan istifade edemiyor” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bir köy düşünün ki otlakları, meraları yemyeşil, besleyici bitkilerle dolu, o köyün hayvanları orada otlayıp büyüyor. Ama yakın köydeki hayvanlar ise cılız kalıyor. Bir köy düşünün yine bol miktarda su alıyor, tarlalarını, bahçelerini bolca suluyor ama yakın köyler susuzluktan kıvranıyor. Bizim şunu söyleme hakkımız yok, burası çok önemli, ‘Allah yağmur verdi, rüzgar verdi, kar verdi, su verdi, biz de çalıştık, ter döktük iyi ürün hasat ettik. Allah yakın komşuya, yakın köye bunları vermedi. Onların ürünü olmadı, ne yapalım Allah’ın takdiri budur’ deyip yakın komşuyu, yakın köyü kendi haline terk etmek bizim anlayışımızda, bizim inancımızda kendisine yer bulamamıştır. Paylaşma, paylaşım işte bunun için vardır. Zekat, sadaka, yardımlaşma, bölüşme işte bunun için vardır. Hepimiz biliyoruz ki Allah bir kuluna verip diğerine vermediğinde varlıklı olana malının zekatını, sadakasını vermesini, bölüşmesini, paylaşmasını emretmiştir. Bereket de ancak bu şekilde ortaya çıkar. Zenginlik paylaştıkça artıyor, bölüştükçe çoğalır. Malın hakkı verildikçe o mal temizlenir. Sizler bunları zaten biliyor, yaşıyor ve yaşatıyorsunuz. Ancak ben bir başka ölçekte sizlere hatırlatma yapmak arzusundayım, evimiz kadar, köyümüz, ilçemiz, şehrimiz kadar biz tüm Türkiye olarak, 76 milyon olarak aynı toprağın evlatları, aynı büyük ailenin mensuplarıyız.
Kardeşlerden biri dara düştüğünde diğer kardeş bunu yüreğinde hisseder. Edirne’deki üzüldüğünde Van’daki üzülür, Trabzon’daki sıkıştığında Antalya’daki bundan etkilenir. Bizi millet yapan o dayanışma duygumuzdur. Bunu unutmamalıyız, bunu terk etmemeliyiz. Bizi millet yapan paylaşma hissiyatımızdır. Biz binlerce yıldır aynı topraklarda, aynı sofrada, aynı ekmeği paylaştığımız için birbirimizin kardeşiyiz. Acılara duyarsız kalmak bizim kültürümüzde kendisine yer bulamaz. Sıkıntılara sırt çevirmek bizim milletimizin geleneklerinde kendisine yer edinemez. ‘Ben iyi ürün kaldırayım, iyi hasat yapayım, komşum ne olursa olsun’ anlayışı bizim inançlarımızda tutunamaz. Bereket, her anlamda bölüşmenin, paylaşmanın, dayanışmanın ortaya çıkardığı bir sonuçtur.”

-“Türkiye sınırlarını aşarak, mazlumların, mağdurların yanında”-

Erdoğan, Türkiye sınırlarını aşarak, Somali’deki, Myanmar’daki, Filistin’deki, Mısır’daki ve Suriye’deki mazlumların, mağdurların yanında olduklarını söyledi.
Filipinler’de yaşanan felaket sonrası AFAD, Kızılay ve sivil toplum kuruluşlarıyla “dostların yanlarında olduklarını” ifade eden Erdoğan, “Çünkü paylaştığımız zaman çoğalacağını biliyoruz. Somali’ye yardım ettiğimiz, el uzattığımız zaman, varlığımızı azaltmıyoruz, tam tersine çoğaltıyoruz. Yüz binlerce başak unutmayın, bir buğday tanesinden meydana gelmektedir. Bu kadar anlamlıdır, öyleyse işte o bir buğday tanesine, yüz binlerce başağı lütfeden ‘Mutlak Kudret Sahibi’ o paylaşmayı da bize aynı şekilde emrediyor” diye konuştu.
“Suriye’den gelen kardeşlerimizi misafir ettiğimiz zaman, paramızı, kaynaklarımızı azaltmıyoruz tam tersine çoğaltıyoruz” diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bizim medeniyetimizde öyle konular vardır ki işte bu o bereketi, rakamlarla ifade etmeye yetmez, onu rakamlarla ifade edemezsiniz. Bakınız bereket, azalır görünenin çoğalmasıdır. ‘Bize ne Suriye’den, Mısır’dan Filistin’den’ denildiği zaman, işte o zaman o çoğaltan bereket, kaybolur gider. Habil ile Kabil’in hikayesini hepiniz biliyorsunuzdur. Kabil cimrilik yapıyor. Kurban vereceği zaman en kötüsünü seçiyor, buğdayın da en cılızını seçiyor. Habil ise cömert davranıyor ve karşılığını alıyor. Ne yazık ki Kabil, Habil’i öldürüyor. İlk kardeş kanı böyle akıyor, ilk kavga böyle başlıyor. İşte orada menfaat var, paylaşım yok. Halbuki bunlar kardeş. Benzer şeyleri şimdi yine yaşıyor muyuz? Yaşıyoruz, hem de nasıl. İşte mesele bu kadar basittir.”
Veren elin, alan elden her zaman üstün olduğunu da vurgulayan Başbakan Erdoğan, “Sadece sınırlarımız dışında değil, sınırlarımız içinde de komşu köyde, komşu şehirde, komşu bölgede her ihtiyaç sahibinin, her feryat sahibinin bizim üzerimizde hakkı vardır” değerlendirmesini yaptı.
Dünyanın, hayatın, ilgi alanının bahçeden tarlamızdan ibaret olmadığını vurgulayan Erdoğan şunları kaydetti:
“Birinin toprağı suyla, diğerinin toprağı eğer gözyaşı ile sulanıyorsa orada sorun vardır. Ya o su diğer toprağa ulaşır, ya da gözyaşı diğer toprağa ulaşır. Bir yerde çıkan yangın eğer söndürülmezse yanına sıçrar, köyü yakar, şehri, ülkeyi yakar. ‘Yanan benim evim değil’ diyen, ateş kendine ulaştığında söndürecek dost bulamaz. Bugün suyu, hasadı, bereketli ürünü paylaşmayan, yarın acıya, gözyaşına, yokluğa maruz kalır. Buğday paylaştıkça çoğalır, acı paylaştıkça azalır. İşte onun için büyük Türkiye ailesinin her acısını çözmek, benim olduğu kadar bizim hepimizin boynunun borcudur. Zira bir bölgede acı varsa bedelini milletçe hepimiz ödüyoruz. Bir ocağa ateş düştüğünde, sadece o hanedeki anne, baba değil, kardeş, eş, çocuk, değil. Bunun acısını milletçe hep birlikte yaşıyoruz. Öyleyse sorunları da birlikte çözeceğiz. Ülkelerinin belli bölgelerini değil, tamamını bereketle buluşturmak için birlikte yürüyecek, birlikte hareket edeceğiz.”

-“2071’in Türkiye’sini birlikte inşa etmeyi sürdüreceğiz”-

Terörün maliyetinin sadece Doğu’ya Güneydoğu’ya zararı olmadığını, tüm Türkiye’ye olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, şehitlerin de sadece yakınlarının değil, herkesin yüreğini acıttığını söyledi.
“Öyleyse gençlerimizi yaşatmak, yoksulluğu aşmak, Türkiye’yi büyütmek için de hep birlikte çalışacağız” diyen Erdoğan, Türkiye Ziraat Odaları Birliği üyeleri ve tüm çiftçilere çözüm sürecine verdikleri destek için teşekkür etti.
Çok daha fazlasına ihtiyaçları olduğunun altını çizen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Yangını söndürmek için hepinizin nefesine ihtiyacımız var. Şunu bilin ki Hükümet olarak bu süreçte hiç kimsenin başını öne eğecek girişimlerin içinde yer almayacağız. Şehitlerimizi muazzep edecek hiç bir adımı atmayız ve atmayacağız. Tek derdimiz var, bu yangını hep birlikte söndürmek. Kazanan birileri olmayacak, kazanan belli bir kesim olmayacak, kazanan hep birlikte Türkiye olacak. İnanın topraklarımız, soframız bereketlenecek, hanelerimiz daha da şenlenecek. Türkiye geneline yayılmış tüm ziraatçı kardeşlerimden bu yangını söndürmek için bize destek vermelerini bekliyorum. Sizlerin samimi desteği ile büyük hedeflerimize ulaşacağımız biliyorum, bugüne kadar verdiğiniz destekler için tekrar teşekkür ediyorum. İnşallah 2023’ün, 2053’ün, 2071’in Türkiye’sini birlikte inşa etmeyi sürdüreceğiz.”

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar-

Toplantının açış konuşmasını yapan TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Başbakan Erdoğan’a teşekkür ederek, “29 Aralık 2012 tarihinde yapılan TZOB GAP Bölge toplantısından sonra Karadeniz Bölge toplantısına da katılımınız sektöre verdiğiniz önemi gösteriyor” dedi.
TZOB’un 5,5 milyona yakın üyesiyle Türkiye’nin en büyük meslek kuruluşu olduğunu, kendi büyüklüğüne yaraşır bir şekilde ve hızlı biçimde hizmet ettiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“İl ve ilçelerin yüzde 90’ında teşkilat kurduk. 800’e yakın Ziraat Odamız var. Ziraat Odalarımızın yüzde 70’i kendi hizmet binasına sahip… Yine Ziraat Odalarımızın yüzde 45’inde tarımsal araç ve makine parkı var. 75 tane toprak tahlil laboratuvarı kurduk.
Ürün işleme, paketleme ve ambalajlama tesislerimiz var. Antalya’ya zeytinyağı fabrikası kurduk. Zatıâlinizin açması bizi ziyadesiyle sevindirir.
Odalarımızın birçoğunda girdi temin mağazaları var. Çiftçimize girdi temin ediyoruz. Soğuk hava depoları kuruyoruz. Bölgenin en büyük soğuk hava depolarından birini Rize’de inşa ediyoruz.
Kırsal kalkınmayla ilgili 200’e yakın proje yaptık. Bu projeler karşılığında Avrupa Birliği fonlarından aldığımız hibeleri çiftçimizin hizmetine sunduk.
Otomasyonu bitiriyoruz. Mevcut altyapımız ve hizmete girecek otomasyon sistemimizle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın çiftçi kayıt sistemine talibiz.
Çiftçi eğitimine önem veriyoruz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, Orman ve Su İşleri Bakanlığımız, Emniyet Genel Müdürlüğümüz, Jandarma Genel Komutanlığımız, Karayolları Genel Müdürlüğümüzle yaptığımız protokoller çerçevesinde çiftçi eğitimi, kadın çiftçi eğitimi, genç çiftçi eğitimi, güvenlik traktör kullanımı, tarım Bağkur’u eğitimlerini ortaklaşa sürdürüyoruz. Ağaçlandırma seferberliği yürütüyoruz.
Ankara’da eğitim merkezi inşa ediyoruz. 3-4 ay içinde bitireceğiz. Eğitim merkezimizi zatıâlinizin açmasını temenni ediyoruz.
Ziraat Odalarımızda Kadın kurulları ve gençlik kurulları kuruyoruz.”
Gıda sektörünün, enerjiyle birlikte dünyanın öncelikli sektörlerinden biri olduğunu vurgulayan Bayraktar, “gıda güvenliğini sağlayan ülkeler şanslı olacak. Sadece çiftçileri değil, ülkeleri zenginleşecek. Tarım ülkemizde de önemli bir sektör. Sektörümüz, 6,5 milyon kişiye istihdam sağlıyor, 62,5 milyar dolarlık hasıla üretiyor, 16 milyar doların üzerinde ihracat yapıyor. 76 milyon ülke nüfusunu, 35 milyon turisti besliyor. Yapısal sorunlara rağmen, üretimden vazgeçmeyen çiftçimizin hizmetinde olmaktan gurur duyuyorum. Vefakar çiftçimize huzurunuzda şükranlarımı arz ediyorum. Allah onlardan razı olsun” dedi.

-“Hedeflerimiz büyük, sorunların çözülmesi lazım”-

Hedeflerinin büyük olduğunu, sorunların çözülmesi gerektiğini belirten Bayraktar, şunları söyledi:
“Sorunların çözümünü sadece kamuya da bırakamayız. Meslek kuruluşları olarak da çalışmalı, sorunların çözümüne katkı sağlamalıyız. Arazilerimiz parçalanmış, parçalanmaya da devam ediyor. İşletme bazında ortalama arazi büyüklüğümüz 59 dekara inmiş durumda. Bu kadar küçük arazilerde verimli tarımsal faaliyet yürütülemez. TBMM gündeminde olan miras hukukuyla ilgili tasarı yasalaşmalıdır. Konuyla ilgili olarak, 9 bölgede Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız ile Ziraat Odalarımız birlikte çalışıyor. Miras hukuku değişikliğiyle ilgili bilgilendirme toplantıları yapıyorlar.
Halen sulanamayan 2,77 milyon hektar alanın sulamaya açılması önemli. Bu alanlar sulamaya açılırsa net ithalatçı olduğumuz ve 3,6 milyar dolar ithalat yaptığımız yağlı tohumların üretimde patlama olur. İthalatçı olmaktan kurtuluruz.

-“Su zengini değiliz. Basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı”-

Su zengini değiliz. Suyun yüzde 70’ini tarımsal sulamada kullanıyoruz. Bundan dolayı basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı. Bunun desteklenmesi önemli.
Sularımız hızlı bir şekilde kirleniyor. Suları kirletenlere yönelik müeyyideler ağır olmalı. Kim kirletiyorsa cezasını çekmeli. Endüstriyel ve kentsel atıklar arıtılmadan sulara bırakılmamalı. Sanayi kuruluşları plansız bir şekilde belli yerlerde yoğunlaştırılmamalı. Plansız sanayileşme, kalitesiz yakıt, yanlış tarım uygulamaları, hava, toprak ve sularımızı kirletiyor. Bartın, Karabük, Kastamonu ve Zonguldak’ta hava kirliliği, Giresun, Ordu, Sinop ve Trabzon’da kentsel ve sanayi atıklardan kaynaklanan kirlilik, Rize ve Samsun’da su kirliliği önemli…
Karadeniz de kirleniyor. Açık Açık denizlerle bağlantısının kısıtlı olması ve Tuna, Dinyeper, Dinyester ve Don gibi büyük nehir havzaları ve bu denize kıyısı olan ülkelerin atıklarının büyük bir kısmının akarsularla taşınması nedeniyle Karadeniz, yıllardır kirlenme sorunuyla karşı karşıya. Uluslararası işbirliği ve sözleşmelerle Karadeniz’deki kirlenmenin önüne geçilmesi gerekir. Çünkü, balıkçılığımız etkileniyor, ayrıca Marmara Denizi de kirleniyor.”

-“Üreticiden litresi 1 liraya alınan süt, ambalajlanarak 3 katına satılıyor”-

Et ve Süt Kurumu’nun kurulduğunu, kurumun ana statüsünün değiştirilerek faaliyete geçmesini beklediklerini anlatan Bayraktar, “Sütte sanayicimiz Bakanımızı da ve bizi de uğraştırıyor. Maliyetin altında çiğ süt almaları üreticimizi zorluyor. Üreticiden litresi 1 liraya alınan süt, ambalajlanarak 3 katına satılıyor. Gözümüz yok ama kazan-kazan olmalı. Onlar yatırım yaparken, üreticimiz de kazansın, yatırım yapabilsin. Sanayicilerimiz, Aralık ayında çiğ süt fiyatlarını belirlerken üretimin geleceğini tehlikeye atmasınlar. Kendi ayaklarına kurşun sıkmasınlar. Türk çiftçisinin ürettiği sütü, daha ucuza dünyada bulurum devri bitti” dedi.
Planlı üretime geçmek gerektiğini, ekonomik örgütlerin güçlü olmadığını, onların bazı işlerinin Ziraat Odaları tarafından yapılmaya başlandığını belirten Bayraktar, şunları söyledi:
“Havza bazlı destekleme modelini daha fonksiyonel hala getirelim. Lisansı depoculuk önemli. Gelişerek devam etmeli. Hizmeti geçenlere teşekkür ediyorum. Çaylıklarımız yaşlı. Yenilenmesi çalışmaları başladı. Bir an önce çalışmaların tamamlanması gerekiyor. 2012-2013 sezonunda 301 bin 193 ton iç fındık ihracatıyla 1,8 milyar dolar döviz elde edildi. Bu rakam, gıda ve tarım ihracatımızın yüzde 11’inin üzerinde bir oranı oluşturuyor. Doğu Karadeniz’de dekar başına ortalama fındık verimliliği 60-70 kilogram, ülke ortalaması 100 kilogram. Fındık bahçelerinin yaşı 70 ile 100 arasında. Ekonomik ömrünü tamamlamış, küçük parsellerden oluşuyor. Fındık bahçelerimizin de yenilenmesi gerekiyor. Alan bazlı gelir desteği ve alternatif ürüne geçen üreticilere telafi edici ödemelerin 2015 yılından sonra da devam etmeli. Bu desteğin devam ettirilmesiyle ilgili alınan karardan dolayı teşekkür ediyorum.
Tarımda bütün paydaşların gece gündüz demeden çalışması gerekiyor.
Verimli tarım arazilerinin korunması, erozyonun önlenmesi, çölleşmeyle mücadele konuları önemli.”
Tarıma yönelik sabit sermaye yatırımının 2014 yılında, bu yıla göre yüzde 9,1 artarak 16 milyar 975 milyon liraya ulaşacağına dikkati çeken Bayraktar, “kamu sabit sermaye yatırımları içinde tarımın payı yüzde 10,4 iken, özel sektörde bu rakam yüzde 3,4’e iniyor. Kamu yatırımlarında aslan payını alamadık. Tarım olarak daha fazla yatırımı hak ediyoruz. Yalnız, iç ve dış talebe uygun, planlı yatırım olmalıdır” dedi.

-Oda başkanları tarımın sorunlarını anlattı-

Toplantıda, bölge odalarını temsilen Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç, Erbaa Ziraat Odası Başkanı Arif Yılmaz Köksal, Perşembe Ziraat Odası Başkanı Arslan Soydan, Terme Ziraat Odası Başkanı Yetkin Karamollaoğlu, Akçakoca Ziraat Odası Başkanı Levent Başaran, Bayburt Ziraat Odası Başkanı Abuzer Yıldırımtepe, Tirebolu Ziraat Odası Başkanı Erim Yaman, Sakarya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Akyazı Ziraat Odası Başkanı Şener Bayraktar, Alaplı Ziraat Odası Başkanı Şeref Türkoğlu konuşma yaptı.
Oda başkanları, fındık, çay, çiftçi borçları, yağlı tohumlar, hidroelektrik barajları, sulama, drenaj, arıcılık, su ürünleri, kredi-finansman, mazot, gübre, elektrik gibi girdi fiyatları, destekler, hayvancılık, 2B arazileri, tarım topraklarının amaç dışı kullanımı, arazi parçalanması, toplulaştırma, TARSİM, yem bitkileri, süs bitkileri, çevre kirliliği, sebzecilik ve meyvecilikte yaşanan sorunlar gibi konularda sunum yaptılar, soru sordular.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, oda başkanlarının sorularını ayrıntılarıyla anlattı ve tarım politika ve uygulamaları, destekler, yapılanlar konusunda açıklamalarda bulundu.
Toplantı, Başbakan Erdoğan’ın ayrılmasından sonra da devam etti ve yaklaşık 4 saat sürdü.
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, toplantıda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, ayna üzeri, hat sanatı işlemeli tablo, Trabzon Ziraat Odaları adına TZOB Yönetim Kurulu Üyesi, Karadeniz Bölge sorumlusu Hasan Kozoğlu, kemençe, Karadeniz folklor ekibi kıyafeti, Uzungöl ve Başbakan’ın fotoğrafının işlendiği tablo, Sakarya Ziraat Odaları adına da Sakarya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Akyazı Ziraat Odası Başkanı Ali Şener Bayraktar, Türkiye haritası üzerine Başbakan Erdoğan fotoğrafının işlendiği tablo hediye etti.

Traktör sayısında artış


-Trafiğe kaydı yapılan traktör sayısında artış…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“Ocak, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran aylarında ve 9 aylıktoplamda, geçen yılın aynı ayları ve dönemine göre gerileyen trafiğe kaydı yapılan traktör sayısı, Temmuz ayından sonra artışa geçti”

-“Trafiğe kaydedilen traktör sayısı, Ocak-Eylül dönemleri itibarıyla 2013 yılında, 2012’ye göre yüzde 5,7 düşerek 38 bin 207’den 36 bin 46’ya indi” 

-“Eylül’de trafiğe kaydı yapılan traktör sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 35,3 artışla 3 bin 718’den 5 bin 30’a çıktı”

-“Bu yıl, Mayıs ayında sonra en fazla kayıt Eylül’de oldu” 

-“Eylül ayında 200 traktörün trafikten kaydı silinirken, toplam traktör sayısı, Ağustos ayına göre 4 bin 837 artarak 1 milyon

543 bin 767 adetten 1 milyon 548 bin 604’e yükseldi”
-“Adana 45 bin 21 adet traktörle 45 bin sınırını, Çorum, 35 bin 117 traktörle 35 bin sınırını, Kastamonu 25 bin 35 traktörle
25 bin sınırını aştı”

Ankara – 19.11.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ocak, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran aylarında ve 9 aylık toplamda, geçen yılın aynı ayları ve dönemine göre gerileyen trafiğe kaydı yapılan traktör sayısının, Temmuz ayından sonra artışa geçtiğini bildirdi.
Trafiğe kaydedilen traktör sayısının, Ocak-Eylül dönemleri itibarıyla 2013 yılında, 2012’ye göre yüzde 5,7 gerileyerek 38 bin 207’den 36 bin 46’ya indiğini belirten Bayraktar, “9 ayın toplamında trafiğe kaydı yapılan traktör sayısı düştü ama Temmuz ayından itibaren bir artış söz konusu. Eylül ayında trafiğe kaydı yapılan traktör sayısı, 2012 yılının aynı ayına göre, yüzde 35,3 artarak 3 bin 718’den 5 bin 30’a çıktı” dedi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, yaptığı açıklamada, bu yılın Mayıs ayında trafiğe kaydı yapılan 5 bin 769 traktörden sonra en fazla kayıtın Eylül’de olduğu bilgisini verdi. Trafiğe kaydı yapılan traktör sayısının, 2012 yılının aynı ayına göre, Ocak, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran aylarında gerilediğini vurgulayan Bayraktar, kayıt sayısının Şubat, Temmuz, Ağustos ve en son Eylül ayında ise arttığına dikkati çekti.

-Trafiğe kaydı yapılan traktör sayıları ve değişim oranları-

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:
“2012-2013 yılları değerlendirildiğinde, bu yılın Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan traktör sayısı yüzde 8,3 düşüşle 2 bin 529’dan 2 bin 319’a indi. Şubat’ta trafiğe kaydedilen traktör sayısı yüzde 15,2 artarak 2 bin 247’den 2 bin 588’e çıktı. Trafiğe kaydedilen traktör sayısı, Mart’ta yüzde 9,8 düşüşle 4 bin 614’den 4 bin 163’e, Nisan’da yüzde 29,8 düşüşle 6 bin 794’den 4 bin 772’ye, Mayıs’ta yüzde 10,5 düşüşle 6 bin 449’dan 5 bin 769’a, Haziran’da yüzde 30,8’den düşüşle 4 bin 679’dan 3 bin 239’a indi. Temmuz’dan itibaren, geçen yılı aynı ayına göre, tekrar artışa geçen trafiğe kaydedilen traktör sayısı, Temmuz’da yüzde 18,8 artışla 3 bin 946’dan 4 bin 689’a, Ağustos’ta yüzde 7,6 artışla 3 bin 231’den 3 bin 477’ye, Eylül ayında ise yüzde 35,3 artışla 3 bin 718’den 5 bin 30’a çıktı.
Geçen yılın tamamında 52 bin 123, Ocak-Eylül döneminde ise 38 bin 207 adet olan trafiğe kaydedilen traktör sayısı, bu yılın Ocak-Eylül döneminde yüzde 5,7 düşüşle 36 bin 46 adede indi.”

-Trafikten kaydı silinen traktör sayıları-

2013 yılının Ocak ayında 206, Şubat’ta 130, Mart’ta 140, Nisan’da 126, Mayıs’ta 851, Haziran’da 610, Temmuz’da 406, Ağustos’ta 210, Eylül’de 200 traktörün trafikten kaydının silindiğini belirten Bayraktar, “2012 yılında trafikten kaydı silinen traktör sayısı 2 bin 910, aynı yılın Ocak-Eylül döneminde 2 bin 494 iken, bu yılın aynı döneminde 2 bin 879 oldu” dedi.

-Traktör sayısında Manisa birinci, Konya ikinci-

Toplam traktör sayısının Ağustos ayına göre 4 bin 837 artarak 1 milyon 543 bin 767 adetten 1 milyon 548 bin 604’e yükseldiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“İller arasında Manisa, 75 bin 217 traktörle birinciliğini korudu. Bu ili 72 bin 602 traktörle Konya, 54 bin 898 traktörle Balıkesir, 53 bin 975 adetle Bursa, 53 bin 944 adetle İzmir, 46 bin 211 adetle Ankara, 45 bin 991 adetle Samsun izledi. Adana 45 bin 21 adet traktörle 45 bin sınırını geçti. Denizli, 41 bin 357 traktörle dokuzuncu, Antalya 40 bin 789 traktörle onuncu sırada yer aldı.
Sıralamada 14’üncü olan Çorum, 35 bin 117 traktörle 35 bin sınırını, 25’inci sıradaki Kastamonu 25 bin 35 traktörle 25 bin sınırını aştı.

-Eylül’de traktör sayısı artışında Konya birinci, Ankara ikinci-

Traktör sayısı Eylül ayında en fazla 248 adetle Konya’da arttı. Konya’yı 220 adetle Ankara, 160 adetle Manisa, 157 adetle Denizli, 146 adetle Şanlıurfa, 133 adetle Balıkesir, 129 adetle Yozgat, 128 adetle Gaziantep, 119 adetle Çorum, 118 adetle Diyarbakır izledi. Eylül ayında Karabük ve Rize’de traktör sayısı değişmedi. Traktör sayısı Eylül ayında Zonguldak ve Trabzon’da sadece 1 adet, Ordu, Şırnak ve Hakkari’de 2 adet, Tunceli ve Artvin’de 4 adet, Giresun’da 6 adet, Bartın, Gümüşhane, Bayburt ve Yalova’da 7 adet, Erzincan’da 8 adet arttı.”
Bayraktar, Türkiye’de en az traktörün 39 adetle Rize’de olduğunu, Trabzon’da 174, Hakkari’de 726, Bingöl de ise 937 traktör bulunduğunu bildirdi.
2012-2013 yıllarında aylar itibarıyla trafiğe kaydı yapılan ve trafikten kaydı silinen traktör sayıları ve değişim oranları şöyle:

 

 

Trafiğe

Trafiğe

 

Trafikten

Trafikten

 

 

Kaydı

Kaydı

 

Kaydı

Kaydı

 

 

Yapılan

Yapılan

 

Silinen

Silinen

 

 

Traktör

Traktör

 

Traktör

Traktör

 

 

Sayısı

Sayısı

Değişim

Sayısı

Sayısı

Değişim

2012

2013

(Yüzde)

2012

2013

(Yüzde)

Ocak

2.529

2.319

-8,3

168

206

22,6

Şubat

2.247

2.588

15,2

583

130

-77,7

Mart

4.614

4.163

-9,8

414

140

-66,2

Nisan

6.794

4.772

-29,8

392

126

-67,9

Mayıs

6.449

5.769

-10,5

390

851

118,2

Haziran

4.679

3.239

-30,8

225

610

171,1

Temmuz

3.946

4.689

18,8

122

406

232,8

Ağustos

3.231

3.477

7,6

79

210

165,8

Eylül

3.718

5.030

35,3

121

200

65,3

Ekim

4.130

 

 

112

 

 

Kasım

4.921

 

 

162

 

 

Aralık

4.865

 

 

142

 

 

9 Aylık

38.207

36.046

-5,7

2.494

2.879

15,4

Yıllık

52.123

 

 

2.910

 

 

 

            Ağustos ve Eylül aylarında iller itibarıyla traktör sayıları ve aylık artış miktarları şöyle:

 

 

 

Traktör

Traktör

Traktör

 

 

Sayısı

Sayısı

Sayısında

 

 

2013

2013

Değişim

 

İller

Ağustos

Eylül

(Adet)

1

Manisa

75.057

75.217

160

2

Konya

72.354

72.602

248

3

Balıkesir

54.765

54.898

133

4

Bursa

53.900

53.975

75

5

İzmir

53.864

53.944

80

6

Ankara

45.991

46.211

220

7

Samsun

45.896

45.991

95

8

Adana

44.907

45.021

114

9

Denizli

41.200

41.357

157

10

Antalya

40.725

40.789

64

11

Aydın

37.310

37.372

62

12

Tokat

36.435

36.550

115

13

Afyonkarahisar

35.651

35.734

83

14

Çorum

34.998

35.117

119

15

Şanlıurfa

31.073

31.219

146

16

Sakarya

31.061

31.145

84

17

Mersin

29.548

29.608

60

18

Kütahya

29.192

29.265

73

19

Edirne

28.670

28.697

27

20

Çanakkale

28.220

28.271

51

21

Yozgat

27.518

27.647

129

22

Tekirdağ

26.984

27.035

51

23

Sivas

26.428

26.540

112

24

Muğla

26.053

26.133

80

25

Kastamonu

24.972

25.035

63

26

Gaziantep

24.685

24.813

128

27

Kayseri

23.546

23.655

109

28

İstanbul

21.718

21.737

19

29

Diyarbakır

20.000

20.118

118

30

Eskişehir

19.611

19.683

72

31

Malatya

19.443

19.507

64

32

Hatay

18.783

18.842

59

33

Burdur

18.676

18.701

25

34

Isparta

18.578

18.607

29

35

Bolu

18.377

18.418

41

36

Kırklareli

18.262

18.325

63

37

Nevşehir

18.284

18.321

37

38

Amasya

17.024

17.095

71

39

Kahramanmaraş

16.430

16.518

88

40

Uşak

15.865

15.908

43

41

Kars

15.703

15.809

106

42

Aksaray

15.524

15.592

68

43

Erzurum

14.510

14.612

102

44

Kocaeli

14.121

14.164

43

45

Niğde

14.024

14.065

41

46

Osmaniye

13.897

13.947

50

47

Adıyaman

12.489

12.581

92

48

Çankırı

11.249

11.279

30

49

Kırşehir

9.260

9.322

62

50

Karaman

9.260

9.322

62

51

Bilecik

9.274

9.299

25

52

Muş

8.923

9.002

79

53

Düzce

8.876

8.895

19

54

Mardin

8.768

8.817

49

55

Zonguldak

8.742

8.743

1

56

Elazığ

8.134

8.178

44

57

Kırıkkale

8.020

8.056

36

58

Sinop

7.651

7.669

18

59

Ardahan

7.421

7.502

81

60

Van

7.362

7.388

26

61

Ağrı

7.220

7.246

26

62

Erzincan

5.878

5.886

8

63

Karabük

5.007

5.007

0

64

Batman

4.795

4.827

32

65

Bartın

4.491

4.498

7

66

Kilis

4.394

4.427

33

67

Iğdır

3.418

3.446

28

68

Gümüşhane

3.090

3.097

7

69

Bitlis

2.727

2.742

15

70

Giresun

2.697

2.703

6

71

Bayburt

2.595

2.602

7

72

Yalova

2.178

2.185

7

73

Siirt

2.008

2.042

34

74

Ordu

2.015

2.017

2

75

Şırnak

1.910

1.912

2

76

Tunceli

1.218

1.222

4

77

Artvin

1.002

1.006

4

78

Bingöl

926

937

11

79

Hakkari

724

726

2

80

Trabzon

173

174

1

81

Rize

39

39

0

 

Toplam

1.543.767

1.548.604

4.837

Yumurta 9 ayda 2010’u geçti


-Yumurta üretimi 9 ayda 2010 yıllık üretimini geçti
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Ocak-Eylül döneminde tavuk yumurtası üretimi 2012
yılının aynı dönemine göre yüzde 11,23 artarak 12,2 milyar adede ulaşarak, 2010 yılının 11,8 milyarlık yıllık üretimini geçti”
-“Aylık üretim rakamı 1,4 milyara yaklaşmış durumda”
-“9 aylık dönemdeki artış oranı, yılın son çeyreğinde de gerçekleştirilirse 2013 yılı üretimi 16,6 milyar adede ulaşacak”
-“Yumurta ihracatı 9 aylık dönemde yüzde 11,7 artışla 273,3 milyon dolara yükseldi. Bu hızla artarsa 2013 ihracatı 391,6 milyon doları aşacak”
-“2010 yılında 162 iken, 2011 yılında 175’e, 2012’de 199’a yükseldi. 2013 yılında kişi başına tavuk yumurtası üretimi 200’ü aşarak 218’e yükselecek”
-“Yıllık 175-180 adet olan kişi başına yumurta tüketimini yüzde 20-30 dolaylarında bir artırmak mümkün”
-“Üretim kapasite artışlarının, yumurta tüketimi ve ihracat miktarlarına paralel bir seyir izlemesine, arz fazlası oluşmaması için üretim planlaması yapılmasına, yurt dışı
damızlık girişlerinin de buna uygun hale getirilmesine ihtiyaç var”

Ankara – 17.11.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ocak-Eylül döneminde tavuk yumurtası üretiminin 2012 yılının aynı dönemine göre yüzde 11,23, 2010 yılının aynı dönemine göre ise yüzde 41,2 artışla 12,2 milyar adede ulaşarak, 2010 yılının 11,8 milyarlık yılık üretimini geçtiğini bildirdi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 9 aylık dönemler itibarıyla 2010 yılında 8 milyar 614 milyon 670 bin olan tavuk yumurtası üretiminin 2011 yılında yüzde 11,18 artışla 9 milyar 577 milyon 775 bine, 2012 yılında yüzde 14,18 artışla 10 milyar 935 milyon 713 bine, 2013 yılında ise yüzde 11,23 artışla 12 milyar 164 milyon 334 bin adede yükseldiğini belirtti.
Aylık üretim rakamlarına bakıldığında, 2010 yılının Eylül ayında 1 milyar 17 milyon 14 binle aylık 1 milyarlık rakamı aşan tavuk yumurtası üretimi bir daha aylık 1 milyarlık üretim rakamının altına inmediğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Aylık üretim rakamı 2011 yılının Ocak ayında 1,1 milyar adedi geçerek 1 milyar 100 milyon 827 bin adet oldu. Daha sonraki aylarda bazı aylar düşen bazı aylar yükselen üretim 2012 yılının Mart ayında 1 milyar 235 milyon 833 bin adetle aylık 1,2 milyar adet rakamını geçti. 2012 yılının Ekim ayında 1 milyar 324 milyon 309 bin adetle aylık 1,3 milyar adetlik üretim rakamını aştı. 2013 yılının Ağustos ayında 1 milyar 394 milyon 912 bin adetle aylık 1,4 milyar adetlik üretim rakamına oldukça yaklaşan tavuk yumurtası üretimi, Eylül ayında yüzde 0,69 düşerek 1 milyar 385 milyon 329 bin adede indi. Aylık üretim rakamı 1,4 milyara yaklaşmış durumda. Önümüzdeki aylarda büyük olasılıkla aylık 1,4 milyarlık üretim rakamı geçilecek.”
2010 yılında 11 milyar 840 milyon 396 bin adet olan tavuk yumurtası üretiminin 2011 yılında yüzde 9,14 artışla 12 milyar 954 milyon 686 bin, 2012 yılında yüzde 15,1 artışla 14 milyar 910 milyon 774 bin adede yükseldiğini belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Eylül ayı itibarıyla son 12 aylık üretim rakamlarına baktığımızda 16 milyar 139 milyon 395 bin adetlik üretim görüyoruz. Bu rakam, 2012 yıllık rakamından yüzde 8,24 daha fazla. 2013 yılı 9 aylık dönemdeki üretim artışı yüzde 11,23. 9 aylık dönemdeki artış oranı, yılın son çeyreğinde de gerçekleştirilirse, 2013 yılı üretimi 16 milyar 585 milyon 254 bin adede ulaşacak. Bu da 2010 yılı rakamına göre yüzde 40,07’lik bir artış demek.”

-“Kişi başına yıllık tavuk yumurtası üretimi 218’e çıkacak”-

Kişi başına tavuk yumurtası üretimi, 2010 yılında 162 iken, 2011 yılında 175’e, 2012’de 199’a yükseldiğini bildiren Bayraktar, “2013 yılında kişi başına tavuk yumurtası üretimi 200’ü aşarak 218’e yükselecek. Buna göre 2010-2013 döneminde kişi başına tavuk yumurtası üretimi, yüzde 34,6, bir diğer ifadeyle 56 adet artmış olacak. Aylık kişi başına tavuk yumurtası üretimi 2010 yılında 13,5 iken, 2013 yılında 18’i aşmış olacak. Buna karşın kişi başına aylık yumurta tüketimi 15’de kalmaktadır” dedi.

-“2013 yılı yumurta ihracatı 400 milyon dolara dayanacak”-

Yumurtada ihracat rakamlarının da arttığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Yumurta ihracatı 2012 yılında 350 milyon 629 bin 601 dolardı. 2012 yılının Ocak-Eylül döneminde 244 milyon 676 bin 299 dolar yumurta ihracatı yapılmıştı. Bu yılın 9 aylık döneminde ihracat geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 11,7 artışla 273 milyon 278 bin 918 dolara yükseldi. Bu hızla artarsa 2013 ihracatı 391,6 milyon doları aşacak.”

-“Yem fiyatları maliyetleri artırıyor”-

Şemsi Bayraktar, Türkiye’de yumurta sektörünün sürekli gelişen sektörler içinde yer aldığını ancak sorunlarının da bulunduğunu bildirdi. Sektörde yemde dışa bağımlılığın ve yükselen yem fiyatlarının maliyetleri artırdığını belirten Bayraktar, bu durumun üreticileri sıkıntıya soktuğunu, üretimin sürdürülebilirliğine ve karlılığına etki ettiğine dikkati çekti.
Yumurta sektöründe tüketim azlığı ve fiyat istikrarsızlıkları nedeniyle üretim kapasitesinin tamamının kullanılamaması, başka bir değişle üretim planlaması yapılamamasının önemli bir sıkıntı kaynağı olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Üretim kapasite artışlarının, yumurta tüketimi ve ihracat miktarlarına paralel bir seyir izlemesine, arz fazlası oluşmaması için üretim planlaması yapılmasına, yurt dışı damızlık girişlerinin de buna uygun hale getirilmesine ihtiyaç vardır.
Sektörde örgütlenme hızla gelişmektedir. Örgütlerin üreticilerin üretimden son aşamaya kadarki tüm süreçte üyelerine etkin hizmet vermesi için iç ve dış kaynaklarla desteklenmesi ve güçlendirilmelerine ihtiyaç vardır. Bu gelişim, üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkının da azalmasına, tüketicilerin daha uygun fiyatla yumurta tüketmesine neden olacaktır. Bu sayede halen yıllık 175-180 adet olan kişi başına yumurta tüketim rakamlarında da artışlar meydana gelebilecektir. Kişi başına yıllık yumurta tüketimi Çin’de 256, Avusturya’da 234, Avustralya’da 216, Almanya’da 212 adedi bulmaktadır. Bu da tüketimde yüzde 20-30 dolaylarında bir artışın mümkün olduğunu bize göstermektedir. Üretim ve tüketim arasındaki fark, ihracatla kapatılamazsa, bir arz fazlası sorunu yaşanır. Bundan dolayı son derece yararlı bir yiyecek olan yumurta tüketimi artırılmalıdır.
Tavukçuluk sektörü her zaman hastalıkların tehdidi altındadır. Yakın zamanda en çok baş ağrıtan hastalık kuş gribi olmuştur. Fakat bilindiği üzere Türkiye kuş gribiyle mücadelede önemli bir başarı göstermiştir. Ülkemiz için bu hastalığın her zaman risk oluşturduğu düşünülerek, mücadelenin taviz verilmeden sürdürülmesi gerekmektedir.”
Aylar itibarıyla 2010, 2011, 2012, 2013 yılları yumurta üretim rakamları ve değişim oranları şöyle:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2010-2013

2010-2013

 

2010

2011

 

2012

 

2013

 

Dönemi

Dönemi

 

(Bin

(Bin

Değişim

(Bin

Değişim

(Bin

Değişim

Değişim

Değişim

Aylar

Adet)

Adet)

(Yüzde)

Adet)

(Yüzde)

Adet)

(Yüzde)

(Bin Adet)

(Yüzde)

Ocak

965,383

1,100,827

14.03

1,197,043

8.74

1,387,215

15.89

421,832

43.70

Şubat

907,046

1,048,171

15.56

1,152,131

9.92

1,280,627

11.15

373,581

41.19

Mart

960,178

1,106,555

15.24

1,235,833

11.68

1,353,666

9.53

393,489

40.98

Nisan

936,929

1,044,659

11.50

1,197,651

14.65

1,345,430

12.34

408,501

43.60

Mayıs

945,111

1,044,963

10.57

1,194,883

14.35

1,356,234

13.50

411,123

43.50

Haziran

926,769

1,021,721

10.25

1,198,666

17.32

1,325,972

10.62

399,203

43.07

Temmuz

962,701

1,046,113

8.66

1,222,905

16.90

1,334,950

9.16

372,248

38.67

Ağustos

993,540

1,074,201

8.12

1,258,762

17.18

1,394,912

10.82

401,371

40.40

Eylül

1,017,014

1,090,565

7.23

1,277,839

17.17

1,385,329

8.41

368,315

36.22

Ekim

1,070,401

1,142,914

6.77

1,324,309

15.87

 

 

 

 

Kasım

1,064,839

1,102,453

3.53

1,299,079

17.84

 

 

 

 

Aralık

1,090,486

1,131,544

3.77

1,351,672

19.45

 

 

 

 

9 Aylık

8,614,670

9,577,775

11.18

10,935,713

14.18

12,164,334

11.23

3,549,664

41.20

Yllık

11,840,396

12,954,686

9.41

14,910,774

15.10

 

 

 

 

Son 12 Aylık (x)

 

 

 

 

 

16,139,395

8.24

4,298,999

36.31

Yıllık (xx)

 

 

 

 

 

16,585,254

11.23

4,744,858

40.07

Kaynak: TÜİK

(x): 2013 yılı Eylül ayı itibarıyla son 12 aylık üretim rakamı ve bu rakama göre değişim miktar ve oranları.

(xx): 2013 yılı 9 aylık (Ocak-Eylül) dönemdeki artış oranı, yılın son çeyreğinde de gerçekleştirilirse ulaşılacak rakamlar.

Et üretimi rekor kırdı


-Et üretimi 9 ayda 2 milyon tonu aşarak rekor kırdı
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“Kırmızı et ve tavuk, hindi eti üretimi Ocak-Eylül döneminde yüzde 5,9 artarak 2 milyon 8 bin 701 tona çıktı”
-“9 aylık büyüme eğilimi sürdürülürse, 2013 yılında kırmızı et üretimi 1 milyon 44 bin tonu geçecek. Tavuk ve hindi etiyle birlikte toplam et üretimi 2,84 milyon tona
ulaşacak”
-“Ocak-Eylül döneminde üretimi yüzde 9,7 azalan hindi ve üretimi yüzde 92,3 gerileyen manda eti dışında et üretiminde artış görüldü”
-“2012 yılında üretimi yüzde 25,3 gerileyen keçi etinde üretim 9 aylık dönemde yüzde 61 artı. Geçen yıl yüzde 9,1 azalan koyun eti üretimi ise bu yılın 9 aylık döneminde yüzde 16,9 artış gösterdi”
-“İstikrarlı ve hızlı bir artış eğilimi gösteren sığır eti üretimi yüzde 13,2, tavuk eti üretimi ise yüzde 2,9 arttı”
-“Kırmızı et üretiminin hala yetersiz. 2013 yılında kişi başına koyun, 0,37 kilogramı keçi, kalanı manda olmak üzere 13,77 kilograma çıkacak”
-“Kanatlı et üretimi 23,32 kilogramı tavuk, 0,5 hindi olmaküzere 23,82 kilograma, toplam kırmızı et ve kanatlı eti üretimi ise 37,58 kilogram olacak”
-“ABD’de sığır eti tüketimi 40 kilograma yaklaşıyor. Tavuketi tüketimi ise 42 kilogramın üzerinde”

Ankara – 15.11.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, et üretiminin 9 ayda 2 milyon tonu aşarak rekor kırdığını bildirerek, “kırmızı et ve tavuk, hindi eti üretimi Ocak-Eylül döneminde yüzde 5,9 artarak 2 milyon 8 bin 701 tona çıktı” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, kırmızı et ve tavuk, hindi üretim rakamlarını değerlendirdi. 9 aylık büyüme eğilimi sürdürülürse, 2013 yılında kırmızı et üretiminin 1 milyon 47 bin tonu geçeceğini belirten Bayraktar, tavuk ve hindi etiyle birlikte toplam et üretiminin 2,86 milyon tona ulaşacağını vurguladı. Bu rakamın 1 milyon 773 bin 223 tonunu tavuk eti, 905 bin 177 tonunu sığır eti, 113 bin 745 tonunu koyun eti, 37 bin 854 tonunu hindi eti, 28 bin 59 tonunu keçi eti, 134 tonunu ise manda etinin oluşturacağını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ocak-Eylül döneminde üretimi yüzde 9,7 azalan hindi ve üretimi yüzde 92,3 gerileyen manda eti dışında et üretiminde artış görüldü. 2012 yılında üretimi yüzde 25,3 gerileyen keçi etinde üretim 9 aylık dönemde yüzde 61 artı. Geçen yıl yüzde 9,1 azalan koyun eti üretimi ise bu yılın 9 aylık döneminde yüzde 16,9 artış gösterdi. İstikrarlı ve hızlı bir artış eğilimi gösteren sığır eti üretimi yüzde 13,2, tavuk eti üretimi ise yüzde 2,9 arttı.”

-Kırmızı et üretimi hala yetersiz-

Kırmızı et üretiminin hala yetersiz olduğunu bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:
“2013 yılında kişi başına kırmızı et üretimi 11,9 kilogramı sığır, 1,5 kilogramı koyun, 0,37 kilogramı keçi, kalanı manda olmak üzere 13,77 kilograma çıkacak. Kanatlı et üretimi 23,32 kilogramı tavuk, 0,5 hindi olmak üzere 23,82 kilograma, toplam kırmızı et ve kanatlı eti üretimi ise 37,58 kilogram olacak. ABD’de sığır eti tüketimi 38 kilogramı aşıyor. Tavuk eti tüketimi ise 42 kilogramın üzerinde. Bu ülkede sadece sığır ve tavuk eti olarak yılda kişi başına 80-81 kilogram et tüketiliyor. Diğer etlerle tüketim 116 kilogramı geçiyor. Avrupa Birliği’nin ortalama kişi başına yıllık et tüketimine ulaşılabilmesi için üretim en az iki katına, ABD seviyesi için en az 3 katına çıkarılması gerekiyor. Türkiye’nin kırmızı et tüketimi sığır, koyun ve keçi eti üretimine dayanıyor. Ülkemiz, özellikle Doğu Anadolu Bölgemiz, küçükbaş hayvancılıkta önemli bir potansiyel barındırıyor.

-Et üretimi artırılabilir-

Geçmişte verilere bakılırsa, Türkiye’de koyun sayısı 1,7, keçi sayısı 2,2, sığır sayısı yüzde 10, manda sayısı 10 kat artırılabilir. Bu sayılarda hayvan varlığı ülkemizde besleniyordu. Sayılardaki artışın yanı sıra, tüm hayvan varlığı ıslah edilerek, hemen hepsinin kültür ve kültür melezi haline dönüştürülmesi halinde et üretimini büyük oranda artırmak mümkündür. Tavuk ve hindi eti üretimini ise en az yüzde 50 artırmak hiç de zor değildir.”

-“2008 ve sonrasında olanları hepimiz biliyoruz”-

Ette girdi fiyatlarındaki yükseklik ve fiyattaki istikrarsızlığın sorun yarattığını bildiren Bayraktar, “bu açıdan çiğ süt fiyatları çok önemlidir. Üreticinin zarara uğradığında, üretimi sürdüremez hale geldiğinde olanları hepimiz biliyoruz” dedi.
2008 yılında sütte yaşanan kriz neticesinde yüksek üretim maliyeti ile düşük fiyat kıskacında kalan birçok üreticinin, damızlık hayvanlarını kasaba götürdüğünü ve üretimden çıktığını hatırlatan Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Bu dönemde birçok işletme küçülmek durumunda kalmış, buna bağlı olarak kırmızı ette yaşanan sıkıntı, 2,5 milyar dolardan fazla besilik, kasaplık canlı hayvan ve karkas et ithalatına neden olmuştu. Bunun yanında, ülke hayvancılığının tekrar eski haline gelebilmesi ve işletmelerin yeniden kurulabilmesi için sıfır faizli kredi ile hayvancılık işletmelerinin damızlık hayvan almaları teşvik edildi. Damızlık ithalatında ülke kapsamı genişletildi. Böylece, takip eden iki yılda 80 bin baştan daha fazla damızlık hayvan için 300 milyon dolardan fazla döviz ödenerek ithalat yapıldı. Bundan dolayı hayvancılıkta fiyat istikrarı çok önemlidir. 2008’lerin bir daha yaşanmaması için hem ette hem de sütte fiyat istikrarının sağlanması gerekiyor.”
2011, 2012 ve 2013 yılının Ocak-Eylül döneminde sığır, koyun, keçi, manda, tavuk ve hindi eti üretim rakamları, artış ve azalışları, toplam kırmızı et, tavuk ve hindi eti verileri şöyle:

 

2011

2012

 

2013

 

 

Kırmızı Et,

Kırmızı Et,

 

Kırmızı Et,

 

 

Tavuk ve

Tavuk ve

 

Tavuk ve

 

 

Hindi Eti

Hindi Eti

 

Hindi Eti

 

 

Üretimi

Üretimi

Değişim

Üretimi

Değişim

 

(Ton)

(Ton)

(Yüzde)

(Ton)

(Yüzde)

1. Çeyrek

541,754

576,634

6.44

626,416

8.63

2. Çeyrek

602,506

656,809

9.01

687,394

4.66

3. Çeyrek

610,740

663,271

8.60

694,891

4.77

4. Çeyrek

667,224

784,979

17.65

 

 

9 Aylık

1,755,000

1,896,714

8.07

2,008,701

5.90

Yıllık

2,422,224

2,681,693

10.71

 

 

9 Ay Gibi Büyürse

 

 

 

2,858,058

 

 

 

 

 

 

 

 

2011

2012

 

2013

 

 

Kırmızı Et

Kırmızı Et

 

Kırmızı Et

 

 

Üretimi

Üretimi

Değişim

Üretimi

Değişim

 

(Ton)

(Ton)

(Yüzde)

(Ton)

(Yüzde)

1. Çeyrek

157,932

171,465

8.57

208,597

21.66

2. Çeyrek

171,595

183,017

6.66

212,885

16.32

3. Çeyrek

173,177

196,108

13.24

206,466

5.28

4. Çeyrek

274,210

365,255

33.20

 

 

9 Aylık

502,704

550,590

9.53

627,948

14.05

Yıllık

776,914

915,845

17.88

 

 

9 Ay Gibi Büyürse

 

 

 

1,047,114

 

 

 

 

 

 

 

 

2011

2012

 

2013

 

 

Sığır Eti

Sığır Eti

 

Sığır Eti

 

 

Üretimi

Üretimi

Değişim

Üretimi

Değişim

 

(Ton)

(Ton)

(Yüzde)

(Ton)

(Yüzde)

1. Çeyrek

133,724

149,722

11.96

180,764

20.73

2. Çeyrek

144,153

159,320

10.52

187,587

17.74

3. Çeyrek

144,970

173,202

19.47

177,757

2.63

4. Çeyrek

222,059

317,100

42.80

 

 

9 Aylık

422,847

482,244

14.05

546,108

13.24

Yıllık

644,906

799,344

23.95

 

 

9 Ay Gibi Büyürse

 

 

 

905,177

 

 

 

 

 

 

 

 

2011

2012

 

2013

 

 

Koyun Eti

Koyun Eti

 

Koyun Eti

 

 

Üretimi

Üretimi

Değişim

Üretimi

Değişim

 

(Ton)

(Ton)

(Yüzde)

(Ton)

(Yüzde)

1. Çeyrek

19,856

17,330

-12.72

19,930

15.00

2. Çeyrek

23,959

20,114

-16.05

21,959

9.17

3. Çeyrek

23,491

20,987

-10.66

26,396

25.77

4. Çeyrek

39,770

38,903

-2.18

 

 

9 Aylık

67,306

58,431

-13.19

68,285

16.86

Yıllık

107,076

97,334

-9.10

 

 

9 Ay Gibi Büyürse

 

 

 

113,745

 

 

 

 

 

 

 

 

2011

2012

 

2013

 

 

Keçi Eti

Keçi Eti

 

Keçi Eti

 

 

Üretimi

Üretimi

Değişim

Üretimi

Değişim

 

(Ton)

(Ton)

(Yüzde)

(Ton)

(Yüzde)

1. Çeyrek

4,128

3,848

-6.78

7,883

104.86

2. Çeyrek

3,303

2,657

-19.56

3,278

23.37

3. Çeyrek

4,114

1,840

-55.27

2,273

23.53

4. Çeyrek

11,773

9,085

-22.83

 

 

9 Aylık

11,545

8,345

-27.72

13,434

60.98

Yıllık

23,318

17,430

-25.25

 

 

9 Ay Gibi Büyürse

 

 

 

28,059

 

 

 

 

 

 

 

 

2011

2012

 

2013

 

 

Manda Eti

Manda Eti

 

Manda Eti

 

 

Üretimi

Üretimi

Değişim

Üretimi

Değişim

 

(Ton)

(Ton)

(Yüzde)

(Ton)

(Yüzde)

1. Çeyrek

224

565

152.23

20

-96.46

2. Çeyrek

181

926

411.60

61

-93.41

3. Çeyrek

602

79

-86.88

40

-49.37

4. Çeyrek

608

166

-72.70

 

 

9 Aylık

1,007

1,570

55.91

121

-92.29

Yıllık

1,615

1,736

7.49

 

 

9 Ay Gibi Küçülürse

 

 

 

134

 

 

 

 

 

 

 

 

2011

2012

 

2013

 

 

Tavuk Eti

Tavuk Eti

 

Tavuk Eti

 

 

Üretimi

Üretimi

Değişim

Üretimi

Değişim

 

(Ton)

(Ton)

(Yüzde)

(Ton)

(Yüzde)

1. Çeyrek

377,122

396,299

5.09

410,033

3.47

2. Çeyrek

422,910

463,511

9.60

465,318

0.39

3. Çeyrek

428,863

455,742

6.27

477,802

4.84

4. Çeyrek

384,414

408,367

6.23

 

 

9 Aylık

1,228,895

1,315,552

7.05

1,353,153

2.86

Yıllık

1,613,309

1,723,919

6.86

 

 

9 Ay Gibi Büyürse

 

 

 

1,773,223

 

 

 

 

 

 

 

 

2011

2012

 

2013

 

 

Hindi Eti

Hindi Eti

 

Hindi Eti

 

 

Üretimi

Üretimi

Değişim

Üretimi

Değişim

 

(Ton)

(Ton)

(Yüzde)

(Ton)

(Yüzde)

1. Çeyrek

6,700

8,870

32.39

7,786

-12.22

2. Çeyrek

8,000

10,281

28.51

9,191

-10.60

3. Çeyrek

8,700

11,421

31.28

10,623

-6.99

4. Çeyrek

8,600

11,358

32.07

 

 

9 Aylık

23,400

30,572

30.65

27,600

-9.72

Yıllık

32,000

41,930

31.03

 

 

9 Ay Gibi Küçülürse

 

 

 

37,854

 

Kaynak: TÜİK.

Not. Hindi etinde 2011 yılı rakamları çeşitli kaynaklardan derlenmiştir.

Tarıma yatırım 17 milyar


-Tarıma 17 milyar liralık yatırım yapılacak
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “2014 yılında 7 milyar 845 milyon lirası kamu, 9 milyar
129 milyon lirası özel sektör olmak üzere tarıma 16 milyar 975 milyon liralık yatırım yapılacak”
-“Gelecek yıl, kamu sabit sermaye yatırımlarının yüzde 10,4’ü, özel sektör yatırımlarının yüzde 3,4’ü, toplam yatırımların yüzde 4,9’u tarıma ayrılacak”
-“Yatırımlarda aslan payını yüzde 32,4 ile imalat, yüzde 21,1 ile ulaştırma, yüzde 11,3 ile konut alacak. Turizm yatırımları yüzde 5,7 ile dördüncü, eğitim yatırımları yüzde 5,4 ile beşinci, tarım yatırımları yüzde 4,9 ile altıncı sırada bulunacak”
-“Özel sektör yatırımlarında tarımın payının yüzde 3,4’te kalması fevkalade yetersizdir”
-“Rusya, Kafkasya, Orta Asya, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar gibi çok büyük bir coğrafyanın tam ortasında yer alıyoruz ve bu bölgede bir gıda açığı var”
-“Bu açığı kapatabilecek ender ülkelerden biri de Türkiye’dir. Bütün bunlar ancak yatırımla olur”
-“Tarıma yatırım artıkça, verimlilik, üretim, kalite artacak. Bu da tarımsal hasılanın ve ihracatın artmasına neden olacak”
-“Uluslararası piyasada vahşi bir rekabet yaşanıyor. Tarımsal alanlarının sınırına gelmiş Türkiye’nin kaliteyi, verimliliği artırmaktan başka bir çaresi yok”

Ankara – 18.11.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2012 yılında 14,8 milyar lira olan tarıma yatırımın gelecek yıl 17 milyar liraya dayanacağını bildirerek, “2014 yılında 7 milyar 845 milyon lirası kamu, 9 milyar 129 milyon lirası özel sektör olmak üzere tarıma 16 milyar 975 milyon liralık yatırım yapılacak” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2012 yılında 6 milyar 429 milyon liralık kamunun tarıma yönelik sabit sermaye yatırımın, 2013 yılında yüzde 10,6 artışla 7 milyar 113 milyon liraya çıkmasının beklendiğini, bu rakamın 2014 Programı’nda, 2014 yılında yüzde 10,3 artışla 7 milyar 845 milyon lira olmasının öngörüldüğünü belirtti.
Özel sektörün tarıma yönelik sabit sermaye yatırımlarının 2012 yılında 8 milyar 360 milyon lira olduğunu vurgulayan Bayraktar, bu rakamın 2013 yılında yüzde 1 artışla 8 milyar 444 milyon liraya çıkacağının tahmin edildiğini bildirdi. Bayraktar, 2014 Programı’na göre 2014 yılında özel sektörün tarıma yönelik sabit sermaye yatırımlarının yüzde 8,1 artışla 9 milyar 129 milyon lira olacağı tahmininde bulunulduğunu kaydetti.

-2014 yılında tarıma yönelik sabit sermaye yatırımları yüzde 9,1 artacak-

Şemsi Bayraktar, 2012 yılında tarıma yönelik sabit sermaye yatırım toplamının 14 milyar 789 milyon lira olduğunu, bu rakamın 2013 yılında yüzde 5,2 artarak 15 milyar 557 milyon liraya, 2014 yılında ise yüzde 9,1 artarak 16 milyar 975 milyon liraya ulaşacağının tahmin edildiğine dikkati çekti.
Bayraktar, şunları kaydetti:
“Gelecek yıl, kamu sabit sermaye yatırımlarının yüzde 10,4’ü, özel sektör yatırımlarının yüzde 3,4’ü, toplam yatırımların yüzde 4,9’u tarıma ayrılacak. Yatırımlarda aslan payını yüzde 32,4 ile imalat, yüzde 21,1 ile ulaştırma, yüzde 11,3 ile konut alacak. Turizm yatırımları yüzde 5,7 ile dördüncü, eğitim yatırımları yüzde 5,4 ile beşinci, tarım yatırımları yüzde 4,9 ile altıncı sırada bulunacak. Enerji yatırımları yüzde 4,7, sağlık yatırımları yüzde 3,2, madencilik yatırımları yüzde 2,1 ile tarımı izleyecek. Diğer hizmetlere de yüzde 9,1 oranında pay ayrılacak.”

-Potansiyelin hareket geçirilmesi için yatırımların artması gerekiyor-

Tarıma yönelik özel sektör yatırımlarının artması gerektiğini, özel sektör yatırımlarında tarımın payının yüzde 3,4’de kalmasının fevkalade yetersiz olduğunu belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Türkiye, tarımda olağanüstü potansiyelleri barındıran bir ülke, ama bu potansiyelin harekete geçirilmesi için yatırımların artması gerekiyor. Ülkemizde 8,5 milyon hektar teknik ve ekonomik olarak sulanabilir alan var. Ancak bu alanın hala 2,89 milyon hektar alanını, altyapı yatırımları tamamlanmadığı için sulayamıyoruz. Bu Belçika büyüklüğünde bir alan demektir.
Ayrıca, sulanabilir alanlarda da modern tekniklere dönülmesi gerekiyor. Bu da büyük yatırım demektir. Erozyon çalışmaları yapılması, kırsal kalkınma yatırımları yapılması da önemli miktarda kaynağa ihtiyaç gösteriyor. Bundan dolayı tarıma yönelik sabit sermaye yatırımlarının artarak devamı, ülkemizin gıda güvencesi ve güvenliği için önemli.
Tarımda 2023 hedeflerimiz var. 150 milyar dolarlık tarımsal hasıla, 40 milyar dolarlık tarım ve gıda ihracatı hedeflerimiz bulunuyor. O tarihte 85 milyona ulaşacak ülke nüfusunun, 50 milyona ulaşacak turistin doyurulması gerekiyor. Rusya, Kafkasya, Orta Asya, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar gibi çok büyük bir coğrafyanın tam ortasında yer alıyoruz ve bu bölgede bir gıda açığı var. Bu açığı kapatabilecek ender ülkelerden biri de Türkiye’dir. Bütün bunlar ancak yatırımla olur. Tarıma yönelik yatırımları hızla artırmalıyız.”

-Tarıma yönelik kamu yatırımlarının dağılımı-

Merkezi yönetim yatırım işçiliği hariç, 2014 yılında tarıma 7 milyar 77 milyon liralık sabit sermaye yatırımı yapılacağını, bu tutarın kamu sabit sermaye yatırımlarındaki payının yüzde 10 olduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Bu yatırımın 5 milyar 695 milyon lirasını merkezi yönetim, 381 milyon lirasını işletmeci kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT), 223 milyon lirasını döner sermaye ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 2 milyon lirasını ise özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar yapacak. İller Bankası’nın 2014 yılında tarıma yönelik sabit yatırımı olmayacak. Mahalli idareler hariç kamu sabit sermaye yatırımlarında tarıma yapılanların payı yüzde 13,3’ü buluyor.
Mahalli idareler de 776 milyon liralık tarım sabit sermaye yatırımı yapacak. Tarıma yatırımın mahalli idarelerin toplam yatırımları içindeki payının yüzde 3,34’te kalması nedeniyle toplam kamu yatırımlarında tarımın payı yüzde 10’a düşüyor.”

-Örgütlenme ve pazarlama en önemli konulardan biri-

Bayraktar, tarıma yatırım artıkça, verimliliğin, üretimin, kalitenin artacağını, bunun da tarımsal hasılanın ve ihracatın artmasına neden olacağını bildirdi. Şemsi Bayraktar, uluslararası piyasada vahşi bir rekabetin yaşandığını, tarımsal alanlarının sınırına gelmiş Türkiye’nin kaliteyi, verimliliği artırmaktan başka bir çaresinin olmadığını belirterek, “Örgütlenme ve pazarlamanın da en önemli konulardan biri olduğunu unutmamak gerekir. Pazarlayamadıktan sonra üretmenin bir anlamı da yok” dedi.
Sektörlere yapılacak sabit sermaye yatırımları ve payları şöyle:

Sabit Sermaye Yatırımlarının Sektörel Dağılımı: (Cari fiyatlarla milyon lira)

 

2012

2013 (2)

2014 (3)

 

Kamu

Özel

Toplam

Kamu

Özel

Toplam

Kamu

Özel

Toplam

Tarım

6 429

8 360

14 789

7 113

8 444

15 557

7 845

9 129

16 975

Madencilik

1 295

3 939

5 234

1 752

4 484

6 236

2 007

5 191

7 198

İmalat

483

96 908

97 391

597

98 645

99 243

855

110 838

111 693

Enerji

3 584

10 026

13 610

3 873

11 601

15 474

3 692

12 543

16 234

Ulaştırma

22 930

41 844

64 773

28 295

43 478

71 773

22 978

49 773

72 751

Turizm

415

15 894

16 309

491

17 605

18 097

668

18 792

19 460

Konut

794

33 967

34 762

900

34 226

35 126

909

38 094

39 002

Eğitim

8 511

4 754

13 265

10 663

5 328

15 991

12 232

6 212

18 444

Sağlık

3 165

5 560

8 725

3 769

5 964

9 733

4 086

7 018

11 103

Diğer Hizmetler

12 504

9 781

22 285

17 130

10 180

27 311

20 374

11 115

31 489

TOPLAM

60 108

231 033

291 141

74 585

239 956

314 541

75 645

268 705

344 350

 

 

Sabit Sermaye Yatırımlarının Sektörel Dağılımı: (Cari fiyatlarla, yüzde dağılım)

 

 

2012

2013 (2)

2014 (3)

 

Kamu

Özel

Toplam

Kamu

Özel

Toplam

Kamu

Özel

Toplam

Tarım

10,7

3,6

5,1

9,5

3,5

4,9

10,4

3,4

4,9

Madencilik

2,2

1,7

1,8

2,3

1,9

2,0

2,7

1,9

2,1

İmalat

0,8

41,9

33,5

0,8

41,1

31,6

1,1

41,2

32,4

Enerji

6,0

4,3

4,7

5,2

4,8

4,9

4,9

4,7

4,7

Ulaştırma

38,1

18,1

22,2

37,9

18,1

22,8

30,4

18,5

21,1

Turizm

0,7

6,9

5,6

0,7

7,3

5,8

0,9

7,0

5,7

Konut

1,3

14,7

11,9

1,2

14,3

11,2

1,2

14,2

11,3

Eğitim

14,2

2,1

4,6

14,3

2,2

5,1

16,2

2,3

5,4

Sağlık

5,3

2,4

3,0

5,1

2,5

3,1

5,4

2,6

3,2

Diğer Hizmetler

20,8

4,2

7,7

23,0

4,2

8,7

26,9

4,1

9,1

TOPLAM

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

 

Kaynak: Kalkınma Bakanlığı

(1) Merkezi yönetim bütçesinde yatırım işçiliği dâhildir.

(2) Gerçekleşme tahmini

(3) Program

Tarım işsizliği düşürdü


-Tarım işsizliği 2,5 puan düşürdü
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:“Tarımdaki istihdam, Ağustos ayında da
6,5 milyonun üzerinde gerçekleşti”
-“Nisan’da 6 milyon 58 bin, Mayıs’ta 6 milyon 283 bin, Haziran’da 6 milyon 474 bin, Temmuz’da 6 milyon 557 bin olan tarımdaki istihdam, Ağustos’ta 6 milyon 511 bine indi”
-“Tarım, sanayiden 1 milyon 547 bin daha fazla istihdam sağladı”
-“Toplam istihdam, Temmuz ayına göre 139 bin azalarak 25 milyon 960 bine inerken, istihdamda tarımın payı yüzde 25,1’de kaldı”
-“İşsizliğin daha da artmasını önleyen tarım, kentlerde işsizliği yüzde 12,4’ten yüzde 11,9’a, kırsalda yüzde 12,3’ten yüzde 5,5’e, toplamda 12,3’den yüzde 9,8 indirdi”
-“Tarımda çalışanların yüzde 47,5’i kadın. Çalışan kadınların yüzde 40’ı tarımda”

Ankara – 15.11.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımdaki istihdamın Ağustos ayında da 6,5 milyonun üzerinde gerçekleştiğini belirterek, “”Tarım, yüzde 12,3 olan işsizlik oranını 2,5 puan düşürerek yüzde 9,8’e çekti” dedi.
Bayraktar, bir önceki aya göre Nisan’da 350 bin, Mayıs’ta 225 bin, Haziran’da 191 bin, Temmuz’da 83 bin artan tarımdaki istihdamın, Ağustos ayında da 46 bin azalarak 6 milyon 511 bine indiğini bildirdi.
Şemsi Bayraktar, Nisan’da 6 milyon 58 bin, Mayıs’ta 6 milyon 283 bin, Haziran’da 6 milyon 474 bin olan tarımdaki istihdamın, tarımsal faaliyetin zirveye çıktığı Temmuz’da 6 milyon 557 bine ulaştığını, Ağustos ayında 6 milyon 511 bine gerilediğini belirtti.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, yaptığı açıklamada, Ağustos ayında toplam istihdamın, 2012’nin aynı ayına göre, 593 bin artarak, 25 milyon 367 binden 25 milyon 960 bine çıktığını vurguladı. Toplam istihdamın, Temmuz ayına göre 139 bin azalarak 26 milyon 99 binden 25 milyon 960 bine indiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Geçen yılın Ağustos ayına göre, hizmetler sektöründe istihdamın 461 bin, sanayide 218 bin arttı. İnşaatta 34 bin, tarımda 53 bin azaldı. Ağustos ayında istihdam, Temmuz ayına göre, tarımda 46 bin, sanayide 27 bin, hizmetlerde 80 bin azalırken, inşaatta 14 bin arttı. İstihdamda tarımın payı, Temmuz ayında olduğu gibi Ağustos ayında da yüzde 25,1 oldu. Buna karşın geçen yıl Ağustos ayına göre tarımın istihdamdaki payı yüzde 25,9 iken bu yıl 0,8 puan azaldı.
Halen tarım, sanayiden 1 milyon 566 bin, inşaattan 4 milyon 714 bin daha fazla istihdam sağladı.”

-Tarım işsizliği 2,5 puan düşürüyor-

Türkiye’de işsiz sayısının Ağustos’ta 2 milyon 808 bin kişi, işsizlik oranının yüzde 9,8 olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “Geçen yıl Ağustos ayında işsizlik oranı yüzde 8,8 düzeyindeydi. Tarım, 6 milyon 511 bin kişiye iş, aş sağlıyor, işsizliği önemli tek hanelere indiriyor. Tarım olmazsa işsizlik oranı çift haneli çıkacak. İşsizliğin daha da artmasını önleyen tarım, kentlerde işsizliği yüzde 12,4’ten yüzde 11,9’a, kırsalda yüzde 12,3’ten yüzde 5,5’e, toplamda 12,3’den yüzde 9,8 indirdi” dedi.

-Tarımın istihdamdaki payı-

Son bir yıllık dönemde mevsimsel oynamalar nedeniyle tarımın istihdamdaki payının yüzde 22,4 ile yüzde 26 arasında değiştiğini belirten Bayraktar, Ağustos ayında hizmetler sektörünün 12 milyon 628 bin, tarımın 6 milyon 511 bin, sanayinin 4 milyon 964 bin, inşaat sektörünün ise 1 milyon 857 bin kişiye istihdam yarattığı bilgisini verdi. Bayraktar, 25 milyon 960 bin olan toplam istihdamın yüzde 25,1’ini tarımın karşıladığını ifade ederek, “Sanayide istihdam yüzde 19,1’de, inşaatta yüzde 7,2’de kalırken, tarımdaki istihdam en düşük olduğu aylarında bile yüzde 22’lerin altına inmiyor. Yaz aylarında yüzde 25’leri aşıyor ve istihdamın dörtte birini karşılıyor. En büyük istihdam kapısı hizmetler sektörü de toplam istihdamda yüzde 48,6 pay alıyor” dedi.

-Tarımda çalışanların yüzde 47,5’i kadın-

Tarımda çalışan 6 milyon 511 bin kişinin yüzde 52,5’ini erkeklerin, yüzde 47,5’ini kadınların oluşturduğunu bildiren Bayraktar, 3 milyon 416 bin erkek ile 3 milyon 95 bin kadının tarımda istihdam edildiğini belirtti. Türkiye’de 7 milyon 774 bin kadının istihdamda yer aldığını, bunların 3 milyon 538 bininin hizmetler, 3 milyon 95 bininin tarım, 1 milyon 55 bininin sanayi, 56 bininin ise inşaat sektöründe çalıştığını vurgulayan Bayraktar, tarımda çalışanların yüzde 47,5’inin kadın, çalışan kadınların yüzde 40’ının ise tarımda istihdam edildiğini bildirdi. Bayraktar, kadın istihdamında hizmetler payının yüzde 45,7 iken, sanayinin payının yüzde 13,6’da, inşaatın payının yüzde 0,7’de kaldığını vurguladı.

Süt tüketimi artırılmalı


-Süt tüketimi artırılmalı…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“Kalsiyum, potasyum, fosfor gibi mineral maddelerin yanı sıra A, D, B1, B2, B3, B6, B9, B12 vitaminleri ve protein içeren en yararlı içecek sütün tüketimi her yaşta çok önemli”
-“Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişiminde son derece etkili olduğu için, özel okullar dahil 34 bin 530 okulda 6 milyon 330 bin 215 ana sınıfı ve ilkokul öğrencisine, haftada 3 gün 200 mililitrelik süt dağıtılmasını fevkalade önemsiyoruz”
-“Süt üretimi hızla artmaktadır. Geçen yıl yüzde 15,6 artışla 17,4 milyon tonu aşan toplam süt üretimi, bize kısa zamanda 25 milyon tonluk üretime ulaşılacağını göstermektedir”
-“Üretilen sütün tüketilmesi için, sütün yeni yetişen kuşaklara sevdirilmesi ve çeşitli yollarla tüketiminin artırılması gerekir”
-“Bu çerçevede okul sütü programının devamı ve hatta programın peynir, yoğurt, ayran, tereyağı gibi süt ürünleri, bal, fındık, kayısı, elma gibi gıdalarla çeşitlendirilmesine ve
mutlaka yasal bir zemine oturtulması gerektiğine inanıyoruz”
-“Sanayiye aktarılan inek sütü miktarı, Eylül ayında yüzde 0,9 azalarak 594 bin 386 tona inerken, içme sütü, tereyağı, inek peyniri, yoğurt ve ayran üretimi arttı”

Ankara – 14.11.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kalsiyum, potasyum, fosfor gibi mineral maddelerin yanı sıra A, D, B1, B2, B3, B6, B9, B12 vitaminleri ve protein içeren en yararlı içecek sütün tüketiminin her yaşta çok önemli olduğunu bildirdi.
Bayraktar, sütün çocukların fiziksel ve zihinsel gelişiminde son derece etkili olduğu için, özel okullar dahil 34 bin 530 okulda 6 milyon 330 bin 215 ana sınıfı ve ilkokul öğrencisine, haftada 3 gün 200 mililitrelik süt dağıtılmasını fevkalade önemsediklerini belirtti.
Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, okul sütü programı için ihalenin yapıldığını, 2013-2014 Eğitim Öğretim yılının ikinci döneminde 303 milyon 850 bin 320 kutu 200 mililitrelik kamuoyunda uzun ömürlü olarak bilinen ısıl işlemden geçmiş (UHT) süt dağıtılacağını, bunun çocukların sağlıklı gelişimini sağlayacağını, sütü çocuklara sevdireceğini vurguladı.

-Sanayiye aktarılan inek sütü miktarında azalma-

Süt üretiminin hızla arttığını, geçen yıl yüzde 15,6 artışla 17,4 milyon tonu aşan toplam süt üretiminin, kısa zamanda 25 milyon tonluk üretime ulaşılacağını gösterdiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Her ne kadar, son aylarda sanayiye aktarılan inek sütü miktarı azalsa da süt üretiminin arttığını rakamlar bize gösteriyor. Mayıs ayından bu yana sanayiye aktarılan inek sütü miktarı azalıyor. En son Eylül ayında sanayiye aktarılan inek sütü, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,9 azalarak 599 bin 773 tondan 594 bin 386 tona indi. Ocak-Eylül dönemleri itibarıyla 2012 yılında 6 milyon 155 bin 716 ton olan sanayiye aktarılan inek sütü miktarı, bu yıl yüzde 1,58 azalarak 6 milyon 58 bin 237 tona geriledi. 2012 yılında 7 milyon 932 bin 485 ton olan sanayiye aktarılan inek sütü miktarı, bu yıl Eylül ayı itibarıyla 12 aylık dönemde 7 milyon 835 bin 6 tona indi. Buna karşın Eylül ayında içme sütü üretiminin yüzde 8,9, tereyağı üretiminin yüzde 8,7, inek peyniri üretiminin yüzde 0,9, yoğurt üretiminin yüzde 3,8, ayran üretiminin yüzde 8,4 arttığını görüyoruz.”

-Programın çeşitli gıdalarla çeşitlendirilmesi gerekir-

Üretilen sütün tüketilmesi için sütün yeni yetişen kuşaklara sevdirilmesi ve çeşitli yollarla tüketiminin artırılması gerektiğini, bunlardan birinin de 60 ülkede uygulanan okul sütü programları olduğunu belirten Bayraktar, “Bu çerçevede okul sütü programının devamı ve hatta programın peynir, yoğurt, ayran, tereyağı gibi süt ürünleri, bal, fındık, kayısı, elma gibi gıdalarla çeşitlendirilmesine ve mutlaka yasal bir zemine oturtulması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

-Kişi başına içme sütü tüketimi Türkiye’de 15 litre, AB’de 33 litre-

Türkiye’de kişi başına içme sütü tüketiminin yıllık 15 litrede kaldığını, buna karşın ABD’de 25, AB ülkelerinde 33 litreyi bulduğunu bildiren Bayraktar, içme sütü tüketiminin bu seviyelere çıkarılmasının, üretim artışı nedeniyle gerçekleştirilmesinin hiç de zor olmayacağına dikkati çekti.
Bayraktar, süt üretiminin ve dolayısıyla hayvancılık sektörünün sıkıntıya girmemesi için fiyat istikrarının çok önemli olduğunu, piyasaya müdahale etmek amacıyla kurulmuş olan Et ve Süt Kurumu’nun, en kısa zamanda devreye girerek fiyatların maliyetlerin üzerinde şekillenmesini sağlayacak ve sanayicileri rekabete zorlayacak tedbirler alması gerektiğini vurguladı.
Hayvan türlerine göre 2011 ve 2012 yıllarında toplam süt üretimi, değişim oranı ve toplam süt üretimindeki payları şöyle:

2011

2011

2012

2012

2012/2011

Hayvan türleri

Miktar (Ton)

Pay (Yüzde)

Miktar (Ton)

Pay (Yüzde)

Değişim (Yüzde)

Toplam süt üretimi

15 056 211

100,0

17 401 262

100,0

15,6

Sığır

13 802 428

91,7

15 977 838

91,8

15,8

Kültür

7 239 644

48,1

8 554 402

49,2

18,2

Kültür melezi

5 341 224

35,5

6 166 762

35,4

15,5

Yerli

1 221 560

8,1

1 256 673

7,2

2,9

Koyun

892 822

5,9

1 007 007

5,8

12,8

Merinos

27 245

0,2

33 388

0,2

22,5

Yerli

865 577

5,7

973 619

5,6

12,5

Keçi

320 588

2,1

369 429

2,1

15,2

Kıl keçisi

318 273

2,1

367 208

2,1

15,4

Tiftik keçisi

2 315

0,0

2 221

0,0

-4,1

Manda

40 372

0,3

46 989

0,3

16,4