Bayraktar Antalya’da…

-Bayraktar Antalya’da…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Elmalı ve Finike’de açılışlar yaptı, Kumluca’daki yangınla ilgili bilgi aldı, Demre ve Kaş Ziraat Odalarını ziyaret etti
-Bayraktar:  “Kumluca’da yangından zarar gören çiftçilere destek amacıyla TZOB olarak yardım kampanyası başlatacağız”
-“757 Ziraat Odamızın yüzde 65’i kendi hizmet binasına kavuştu”
-“Türk çiftçisi olarak sattığımız ürünlerden, aldığımız girdilerle, ödediğimiz vergilerle yani stopajla, KDV ile ÖTV ile aldığımızı iade ediyoruz”
-“Türkiye’nin gıda güvencesini sağlamak istiyorsak yapısal sorunlar çözülünceye kadar, Türk çiftçisi desteklenmelidir”
-“Türk çiftçisinin üretimle ilgili bir sıkıntısı bulunmuyor. Ancak ürettiği ürünü pazarlamakta zorluk çekiyor”
-“Türkiye’de en kısa zamanda üretici birlikleri kanununa ihtiyaç var”
-“Tarımsal üretimde mutlaka planlama yapılmalı. Bunu da üretici birlikleri yapmalı”

Antalya – 17.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Antalya’da bir dizi ziyarette bulundu, açılış törenlerine katıldı; Kumluca’da yaşanan yangınla ilgili incelemelerde bulundu, yangının yaralarının sarılması için TZOB olarak yardım kampanyası başlatacaklarını bildirdi.
Antalya’da ilk olarak, Elmalı Ziraat Odası’nın yeni yapılan hizmet binasının açılış törenine katılan TZOB Genel başkanı Bayraktar, yaptığı konuşmada, Antalya’nın üretim açısından önemine ve ulaştığı noktaya vurgu yaptı. Antalya’nın sebze üretimindeki önemli payına işaret eden Bayraktar, “Antalya ilimiz, sebze alanlarında yaklaşık 572 bin dekar ile Türkiye birincisi. Gerçekten sektörde rekabeti, kaliteyi, güveni sağlamış çok önemli bir ilimiz. Buradan bulunmaktan ayrıca memnuniyet duyuyorum” dedi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin Kanunun değişmesiyle birlikte Ziraat Odalarının mali yönden çok güçlü bir hale geldiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Artık hizmet binalarımızı hızlı bir şekilde açıyoruz. Türkiye’de 757 odamız var. Bunlardan yaklaşık yüzde 65’i kendi hizmet binasına kavuştu. Elbette genel amaç bu değil. Bizde rant parası yok haybeden gelen para yok. Bu üreticilerin ve üreten insanların parası. Ben ilçe, ilçe geziyorum. Genel Başkanlar ilçelere gitmez ama biz onları temsil ediyoruz. İlçelere gitmediğimiz takdirde görevimizi yapmamış oluruz. Bu nedenle ilçelere, köylere gitmeye çalışıyoruz. Biz tarım sektörünü çiftçilerimizin zenginliği için değil, ülkemizin refahı ve geleceğimiz için düşünüyoruz. Bizim hedeflerimiz var. Bulunduğumuz yer yeterli dersek yanılırız. Bugün için orman ürünleri dahil olmak üzere, 20 milyar dolarlık ihracat yapan bir tarım sektörü var. Ama bizim hedefimiz 40 milyar dolarlık ihracat…”

-En büyük tehdit arazilerin parçalanması…-

Tarım arazilerinin hızlı bir şekilde parçalandığına dikkati çeken TZOB Genel Başkanı Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“1926 yılında İsviçre’den aldığımız Medeni Kanun hükümlerini hala uygulama devam ediyoruz. İsviçre bu medeni hukuku değiştirmiş. Türkiye’de baba ölüyor, araziler parçalanıyor. Bu sürdürülebilir tarım için en büyük tehditlerden bir tanesi. Bu bağlamda yaptığımız çalışmalar sonuç verdi ve miras hakkı, hukuku ile alakalı kanun, Tarım Komisyonu’nda. Tarım Komisyonu’ndan bunun çıkmasını bekliyorum. Şu an Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız ile bunun toplantılarına başladık. Yani bundan sonra, miras yoluyla arazi parçalanmasının önüne geçmek lazım. Türkiye’de 50 dönümlük civarında işletme büyüklüğü bizim için yeterli değildir. Tarımı gelişmiş ülkelerde bu 300 dekar, 500 dekar.
Yapısal sorunlarımızdan biri de örgütlenme. Bugün elmanın para etmediğinden bahsediyoruz. Yarın başka ürünler için aynı tartışmayı yapacağız. Buna çözüm bulmak için acil olarak talebe uygun planlamayı devreye koymak zorundayız. Bunu dünyanın her yerinde örgütler yapıyor. Türkiye’de en büyük sorunumuz örgütlenme… Sayın Başbakanımıza da bunu ifade ettik. Üretim birlikleri fonksiyonel olmalı, planlama yapmalı, bazı bölgelerde soğuk hava tesislerini kurmalı, sanayici ve üreticiyi bir araya getirebilmeli… Bunların, muhakkak kanunlarında bir rehabilitasyona ihtiyaç var, dedik. Bugün bu sorunlar konuşuluyorsa, planlamayı beceremiyorsak yapmamız gereken şu; mağdur olan üreticiyi desteklememiz gerekiyor. Bunu da devletimizden rica ediyoruz. Türkiye Ziraat Odaları Birliği çiftçiler için hükümetten destek isterken popülizm yapmıyor. Biz her destek istediğimizde, ‘Türkiye Ziraat Odaları Birliği popülizm yapıyor. Tarıma verilen destek kara deliktir. Bütçe açıklan buradan geliyor’ diyorlar. Hayır… Biz zaten Türk çiftçisi olarak sattığımız ürünlerden, aldığımız girdilerle, ödediğimiz vergilerle yani stopajla, KDV ile ÖTV ile aldığımızı iade ediyoruz. Bütçeye yük değiliz. Ama yapısal sorunlar çözülünceye kadar Türkiye’nin gıda güvencesini sağlamak istiyorsak Türk çiftçisi desteklenmeli. Bizim söylemeye çalıştığımız bu. Çiftçilerimizin verdiği aidatlarla bu eserler meydana geldi. Tabii eserleri ortaya koymak kadar, onun için hayırlı hizmetler vermek de çok önemlidir. Yeni binamız Antalya’mıza, Elmalı’mıza, ülkemize hayırlı, uğurlu olsun.”
Elmalı Ziraat Elmalı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ordu da yaptığı konuşmada, “Elmalı Ziraat Odası olarak çiftçilerimizden gelen talepler doğrultusunda, bütçemizin elverdiği ölçülerde hizmetlerimizi en iyi şekilde yerine getireceğimizden şüpheniz olmasın. Çiftçilerimizin hizmetine sunduğumuz yeni hizmet binamız ve kepçemiz hayırlı, uğurlu olsun” dedi.
Açılış törenine, TZOB Genel Başkanı Bayraktar’ın yanı sıra AK Parti Antalya Milletvekili Hüseyin Samani, CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, Elmalı Kaymakamı Mehmet Murat Çekmen, İl Genel Meclisi Başkanı Cavit An, siyasi parti temsilcileri, Akçay Belediye Başkanı Mehmet Tufan, Yuva Belediye Başkanı Hüseyin Şahin, 19 ilçenin Ziraat Odası başkanları, muhtarlar, çiftçiler ve çok sayıda davetli katıldı.

-Bayraktar, yangın bölgesinde: TZOB kampanya başlatıyor…-

Daha sonra geçtiği Kumluca’da orman yangınından zarar gören çiftçilere destek amacıyla TZOB tarafından yardım kampanyası başlatılacağı açıklayan Bayraktar, yangından etkilenen Ortaköy ve Karaören köylerini ziyaret etti.
TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Bahadır Sezgin, Kumluca Ziraat Odası Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte yangın alanında incelemeler yapan Bayraktar’a, Karacaören Köyü Muhtarı Özcan Öztürk, yangın ve zararları konusunda bilgi verdi. Yangın bölgesinde çiftçilerle bir araya gelen ve sorunlarını dinleyen Bayraktar, yaşanan felakette 25 çiftçinin büyük zarar gördüğünü belirtti.
TZOB olarak daha önce Serik’te olduğu gibi ülke genelinde her Ziraat Odasının katılacağı bir yardım kampanyası düzenleyeceklerini kaydeden Bayraktar, “Toplanan bu yardımlar, Kumluca Ziraat Odası aracılığıyla çiftçilere ulaştırılacak” dedi.
Yangın alanında zarar gören seraların TARSİM kapsamında olmaması nedeniyle çiftçilere devlet tarafından herhangi bir yardım yapılamadığını da kaydeden Bayraktar, “Ankara’ya döner dönmez, yangından zarar gören çiftçilerin Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifi ve özel bankalara olan borçlarının ertelenmesi için girişimde bulunacağım” diye konuştu.

-Demre ziyareti-

Şemsi Bayraktar, Demre’yi ziyaretinde, üyelerden toplanan aidatlarla hizmet vermeye çalıştıklarını vurguladı.
Türk tarımının kalkınması için mutlaka üretici birliklerinin faal hale getirilmesi gerektiğine işaret eden, planlı üretimin tarımsal kalkınma için önemine değinen Bayraktar, şunları söyledi:
“Gelişmiş ülkelerde tarımsal üretimin planlamasını, satışını, ihracatını üretici birlikleri yapar. Üretici birlikleri üreticiyi, tüketiciyi ve sanayiciyi bir araya getirir. Bunu Türkiye’de gerçekleştirmek zorundayız. Üretimi, plansız, programsız yapıyoruz. Tarımsal üretimde mutlaka üretim planlaması yapılmalı. Bunu da üretici birlikleri yapmalı. Devletin vereceği tarımsal destekler de üretici birlikleri kanalıyla verilmesi gerekir.”
Tarım arazilerinin de miras yoluyla küçülmesinin mutlaka önüne geçilmesi gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, “bu konuda yasal düzenleme yapılacak. Üretimde pilot bölgeler oluşturulmalı. Bu pilot bölgeler, ülkenin diğer yerlerinde yapılan tarımsal üretimde örnek olacağı için farklı destekleme yapılmalı” diye konuştu.

-Bayraktar, Finike Ziraat Odası yeni binasında…-

Bayraktar, Finike Ziraat Odası’nın yeni hizmet binasının açılışı dolayısıyla düzenlenen törende, Türk çiftçisinin üretimle ilgili bir sıkıntısı bulunmadığını, ancak ürettiği ürünü pazarlamakta zorluk çektiğini söyledi.
Finike’deki konuşmasında da üretici birliklerinin önemine vurgu yapan Bayraktar, Türkiye’de en kısa zamanda üretici birlikleri kanununa ihtiyaç olduğunu söyledi. Üretici birliklerinin bir müdahale kurumu gibi piyasaya girmesi ve soğuk hava zincirini oluşturması gerektiğine inandıklarını kaydeden Bayraktar, bu konu da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in de kendilerine bir çalışma yapılacağını ifade ettiğini belirtti.

-“Türk çiftçi üretiyor ama pazarlamada zorluk çekiyor”-

Bayraktar şöyle konuştu:
“Çiftçiler olarak maalesef ürün pazarlama konusunda sıkıntı çekiyoruz. Türkiye’nin üretme sorunu yok. Yıllık büyüme rakamlarına baktığımızda tarımdaki büyüme rakamı genel büyümenin üzerinde. Ancak takip edilmesi gereken başka bir ekonomik gösterge var, o da tarımsal üretici fiyatları endeksi (ÜFE). Tarımsal ÜFE’ye baktığımızda, genel ÜFE’nin altında gidiyor. Bu Türk çiftçisi üretiyor ama malını pazarlamakta zorluk çekiyor demektir. İşte bizim burada devreye girip bu işi çözmemiz gerekir. Biz de Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak bu manada çalışmalarımız devam ediyor.”

-Et lobileri faaliyette…-

Hayvancılık konusunda bazı art niyetli kişilerin son günlerde piyasaları etkilemeye çalıştığını kaydeden Bayraktar, özellikle süt hayvancılığında fiyat istikrarının yakalanamamasından dolayı üç ya da beş yılda bir hayvanların kesime gittiğini ifade etti.
Et ithalatı konusunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker’in “Et lobilerine fırsat vermeyelim” dediğini hatırlatarak, teşekkür eden Bayraktar, “Kurban Bayramı yaklaşırken, et ithalatı yapmak isteyen et lobileri faaliyette… Bunlar ithalatın kapısının açılmasını istiyorlar. Bunlara müsaade etmeyeceğiz. Çünkü ahırlarımız dolmaya başladı. Yılın ilk çeyreğinde 225 bin ton, yıllık bir milyon ton et üretimimiz var. Üretim açığımız yok, Kurban Bayramı’na rahat bir şekilde giriyoruz. Bu şartlarda ithalat kapısını açmak, bu ahırların boşalması demektir” diye konuştu.
Finike Ziraat Odası Başkanı Halil Sarıçobanoğlu da yöre çiftçilerinin kullanımına uygun olarak çok amaçlı oda binası yaptıklarını söyledi.
Açılış törenine Finike Kaymakamı Mesut Yakuta, AK parti Antalya Milletvekili Sadık Badak, MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Finike Belediye başkanı Nail Dülgeroğlu, daire amirleri, siyasi parti temsilcileri ve davetliler katıldı.
Bayraktar’ın Antalya’daki açılış ve ziyaretlerine TZOB Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Bahadır Sezgin de eşlik etti

Tarımda istihdam 6,5 milyona dayandı


-Tarımda istihdam 6,5 milyona dayandı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Mayıs ayında, bir önceki aya göre 225 bin artan

tarımdaki istihdam, Haziran ayında da 191 bin artarak

6 milyon 474 bine ulaştı”

-“Nisan’da 6 milyon 58 bin, Mayıs’ta 6 milyon 283 bin,

Haziran’da 6 milyon 474 bin olan tarımdaki istihdam,

tarımsal faaliyetin zirveye çıktığı Temmuz, Ağustos

aylarında daha yükselecek”

-“Tarım, sanayiden 1 milyon 459 bin, inşaattan 4 milyon

532 bin daha fazla istihdam sağladı”

-“26 milyon 319 bin olan toplam istihdamın yüzde

24,6’sını tarım karşıladı”

-“İşsizliğin daha da artmasını önleyen tarım, kentlerde

işsizliği yüzde 10,9’dan yüzde 10,6’ya, kırsalda istihdamı

yüzde 11,4’den yüzde 5,1’e indirdi”

-“Kadın istihdamında tarımın payı yüzde 39,2’yi buluyor”

Ankara – 16.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bir önceki aya göre Nisan’da 350 bin, Mayıs’ta 225 bin artan tarımdaki istihdamın, Haziran ayında da 191 bin artarak 6 milyon 474 bine ulaştığını bildirdi.

Bayraktar, Nisan’da 6 milyon 58 bin, Mayıs’ta 6 milyon 283 bin, Haziran’da 6 milyon 474 bin olan tarımdaki istihdamın, tarımsal faaliyetin zirveye çıktığı Temmuz, Ağustos aylarında daha yükseleceğine dikkati çekti.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, Haziran ayında toplam istihdamın, 2012’nin aynı ayına göre, 742 bin artarak, 26 milyon 319 bine çıktığını belirtti. Bu dönemde hizmetler sektöründe istihdamın 548 bin, sanayide 255 bin, inşaatta 21 bin arttığını, tarımda 81 bin azaldığını bildiren Bayraktar, buna rağmen halen tarımın, sanayiden 1 milyon 459 bin, inşaattan 4 milyon 532 daha fazla istihdam sağladığını, 26 milyon 319 bin olan toplam istihdamın yüzde 24,6’sını tarımın karşıladığını vurguladı.

-Tarım işsizliği 2,2 puan düşürüyor-

Türkiye’de işsiz sayısının Haziran’da 2 milyon 525 bin kişi olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “Tarım, 6 milyon 474 bin kişiye iş sağlıyor, işsizliği düşürüyor. İşsizliğin daha da artmasını önlüyor. Haziran ayında 6,5 milyona dayanan istihdamla, yüzde 11 olan işsizliği 2,2 puan düşürerek yüzde 8,8’e çekti. Tarım, kentlerde işsizliği yüzde 10,9’dan yüzde 10,6’ya, kırsalda istihdamı yüzde 11,4’den yüzde 5,1’e indirdi” dedi.

-Tarımın istihdamdaki payı-

Son bir yıllık dönemde mevsimsel oynamalar nedeniyle tarımın istihdamdaki payının yüzde 22,4 ile yüzde 26 arasında değiştiğini belirten Bayraktar, Haziran ayında hizmetler sektörünün 12 milyon 888 bin, tarımın 6 milyon 474 bin, sanayinin 5 milyon 15 bin, inşaat sektörünün ise 1 milyon 942 bin kişiye istihdam yarattığı bilgisini verdi. Bayraktar, 26 milyon 319 bin olan toplam istihdamın yüzde 24,6’sını tarımın karşıladığını ifade ederek, “Sanayide istihdam yüzde 19,1’de, inşaatta yüzde 7,4’de kalırken, tarımdaki istihdam en düşük olduğu aylarında bile yüzde 22’lerin altına düşmüyor. Yaz aylarında yüzde 26’ları buluyor. En büyük istihdam kapısı hizmetler sektörü de toplam istihdamda yüzde 49 pay alıyor” dedi.

-Tarımın kadın istihdamındaki payı yüzde 39,2-

Tarımda çalışan 6 milyon 474 bin kişinin yüzde 51,4’ünü erkeklerin, yüzde 48,6’sını kadınların oluşturduğunu bildiren Bayraktar, 3 milyon 328 bin erkek ile 3 milyon 146 bin kadının tarımda istihdam edildiğini belirtti. Türkiye’de 8 milyon 18 bin kadının istihdamda yer aldığını, bunların 3 milyon 694 bininin hizmetler, 3 milyon 146 bininin tarım, 1 milyon 127 bininin sanayi, 51 bininin ise inşaat sektöründe çalıştığını vurgulayan Bayraktar, kadın istihdamında tarımın payının yüzde 39,2’yi bulduğunu ve yüzde 46,1 pay alan hizmetler sektörünün ardından geldiğini bildirdi. Bayraktar, kadın istihdamında sanayinin payının yüzde 14,1’de, inşaatın payının yüzde 0,6’da kaldığını vurguladı.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar


-Sığır sayısında Konya, koyunda Van, keçide Mersin birinci…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Konya 646 bin 583 sığırla, Van 2 milyon 147 bin 139 koyunla, Mersin 660 bin 325 keçiyle, Samsun 14 bin 41 mandayla birinci sıradalar”

-“Sığır sayısında Konya’yı 623 bin 869 ile Erzurum, 542 bin 922 ile Balıkesir, 488 bin 233 ile Kars, 473 bin 878 ile İzmir, 354 bin 559 ile Samsun, 336 bin 252 ile Sivas, 330 bin 876 ile Diyarbakır, 320 bin 876 ile Aydın, 320 bin 560 ile Ağrı, 315 bin 217 ile Ardahan İzliyor”

-“En fazla sığır besleyen ilk 5 il, toplam sığır sayısının 5’te 1’ine sahip”

-“Koyun sayısında Van’ı, 1 milyon 733 bin 655 ile Konya, 1 milyon 361 bin 371 ile Şanlıurfa, 1 milyon 185 bin 709 ile Ağrı, 844 bin 997 ile Muş, 770 bin 948 ile Ankara, 721 bin 98 ile Diyarbakır, 717 bin 298 ile Afyonkarahisar, 695 bin 691 ile Balıkesir, 607 bin 704 ile Bitlis,600 bin 914 ile Manisa takip ediyor”

-“İlk 5 ilin toplam koyun sayısındaki payı yüzde 26,5’yi geçiyor”
-“En fazla keçi sayısında, Mersin’in ardından, 512 bin 621 ile Antalya, 348 bin 728 ile Adana, 345 bin 499 ile Mardin, 310 bin 14 ile Siirt, 297 bin 153 ile Bitlis, 225 bin 360 ile Van, 220 bin 440 ile Diyarbakır, 218 bin 898 ile Çanakkale, 196 bin 783 ile Denizli, 196 bin 280 ile Kahramanmaraş geliyor”

-“1 milyon 532 bin 651 merinos koyununun 345 bin 452’si Ankara’da, 340 bin 796’sı Eskişehir’de. 158 bin 102 tiftik keçisinin 85 bin 749’u da Ankara’da bulunuyor”

-“Manda sayısında Samsun’u, İstanbul, Diyarbakır, Tokat, Muş, Bitlis, Afyonkarahisar, Kayseri, Sivas ve Düzce izliyor”

Ankara – 14.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Konya’nın 646 bin 583 sığırla, Van’ın 2 milyon 147 bin 139 koyunla, Mersin’in 660 bin 325 keçiyle, Samsun’un 14 bin 41 mandayla birinci sırada olduğunu bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye’de 2012 yılı rakamlarına göre, 25 milyon 892 bin 582’si yerli, 1 milyon 532 bin 651’i merinos olmak üzere 27 milyon 425 bin 233 koyun, 8 milyon 199 bin 184’ü kıl keçisi, 158 bin 102 tiftik keçisi olmak üzere 8 milyon 357 bin 286 keçi, 2 milyon 459 bin 400 yerli, 5 milyon 679 bin 484 kültür, 5 milyon 776 bin 28 kültür melezi olmak üzere 13 milyon 914 bin 912 sığır, 107 bin 435 manda bulunduğunu bildirdi.

Nüfus, toplam alan, otlak, mera, tarım alanında çok farklı boyutlara sahip olan iller arasında hayvan sayılarında da büyük farklar oluştuğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Van’a 2 milyon 147 bin 139 yerli koyun varken, Bartın’da bu sayı 2 bin 976’ya iniyor. Van, Şanlıurfa, Ağrı, Muş, Bitlis, Mardin, Siirt, Elazığ, Batman, Iğdır, Kahramanmaraş, Sivas, Hakkari, Uşak, Bingöl, Kars, Tunceli, Erzincan, Adıyaman, Kilis, Ordu, Trabzon, Artvin, Giresun, Bayburt, Rize, Yalova’da hiç merinos koyunu bulunmazken, Ankara’da 345 bin 452, Eskişehir’de 340 bin 796 merinos koyunu besleniyor. Yarıdan fazlasının Ankara’da beslendiği tiftik keçisi sadece 24 ilde bulunuyor, 1000 başın üzerinde beslendiği il sayısı 14.”

-13,9 milyon sığırın 2,78 milyonu Konya, Erzurum, Balıkesir, Kars ve İzmir’de-

Türkiye en fazla sığırın 646 bin 583 ile Konya’da beslendiği bilgisini veren Bayraktar, sığır sayısında Konya’yı 623 bin 869 ile Erzurum, 542 bin 922 ile Balıkesir, 488 bin 233 ile Kars, 473 bin 878 ile İzmir, 354 bin 559 ile Samsun, 336 bin 252 ile Sivas, 330 bin 876 ile Diyarbakır, 320 bin 876 ile Aydın, 320 bin 560 ile Ağrı ve 315 bin 217 ile Ardahan illerinin izlediğini belirtti. Konya, Erzurum, Balıkesir, Kars ve İzmir’in sığır sayısında açık farkla önde olduğunu bildiren Bayraktar, en fazla sığır besleyen ilk 5 ilin, toplam 2 milyon 775 bin 485 sığırla, toplam sığır sayısının 5’te 1’ine sahip olduğunu vurguladı.

-En fazla sığır besleyen 11 il içinde Konya, Balıkesir, İzmir, Sivas’ta sığırların yüzde 90’dan fazlası kültür ve kültür melezi-

Bayraktar, en fazla sığır besleyen 11 il içinde Konya, Balıkesir, İzmir, Sivas’ta sığırların yüzde 90’dan fazlasının kültür ve kültür melezinden, 14 bin 148 sığırla, Yalova’nın ardından en az sığır besleyen Kilis’te hiç yerli sığır bulunmadığını belirtti. Şemsi Bayraktar, en az sığır besleyen illerin 11 bin 779 ile Yalova, 14 bin 148 ile Kilis, 23 bin 843 ile Rize, 30 bin 924 ile Tunceli, 31 bin 299 ile Siirt, 35 bin 458 ile Şırnak, 37 bin 251 ile Hakkari, 41 bin 146 ile Bilecik, 44 bin 746 ile Karabük, 50 bin 575 ile Batman olduğunu kaydetti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, manda sayısında Samsun’un 14 bin 41 başla birinci olduğunu, bu ili 10 bin 513 başla İstanbul, 8 bin 905 başla Diyarbakır, 7 bin 809 başla Tokat, 5 bin 879 başla Muş, 5 bin 599 başla Bitlis, 5 bin 85 başla Afyonkarahisar, 3 bin 658 başla Kayseri, 3 bin 591 başla Sivas ve 3 bin 355 başla Düzce’nin izlediğini bildirdi. Bayraktar, Malatya, Tunceli, Adıyaman, Kilis, Mardin, Siirt, Muğla, Uşak, Rize ve Artvin’de hiç manda yetiştirilmediğini belirtti.

-Van, Konya, Şanlıurfa, Ağrı ve Muş, 7,27 milyon koyun besliyor-

Van’ın tamamı yerli koyun olmak üzere 2 milyon 147 bin 139 koyunla iller arasında birinciliği aldığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Koyun sayısında Van’ı, 1 milyon 733 bin 655 ile Konya, 1 milyon 361 bin 371 ile Şanlıurfa, 1 milyon 185 bin 709 ile Ağrı, 844 bin 997 ile Muş, 770 bin 948 ile Ankara, 721 bin 98 ile Diyarbakır, 717 bin 298 ile Afyonkarahisar, 695 bin 691 ile Balıkesir, 607 bin 704 ile Bitlis, 600 bin 914 ile Manisa takip ediyor. En fazla koyun besleyen Van, Konya, Şanlıurfa, Ağrı ve Muş’tan oluşan ilk 5 il 7 milyon 272 bin 871 koyunla, toplam koyun sayısındaki payı yüzde 26,5’i geçiyor. En az koyun 3 bin 494 başla Bartın’da, 5 bin 455 başla Rize’de, 10 bin 512 başla Düzce’de, 13 bin 615 başla Zonguldak’ta, 14 bin 422 başla Karabük’te, 15 bin 118 başla Yalova’da, 34 bin 277 başla Gümüşhane’de, 39 bin 925 başla Ardahan’da, 47 bin 249 başla Sakarya’da, 49 bin 843 başla Bayburt’ta bulunuyor.

-Keçi varlığının yüzde 26,1’i Mersin, Antalya, Adana, Mardin ve Siirt’te-

En fazla keçi sayısında, 660 bin 325 başla birinci durumda. Mersin’in ardından, 512 bin 621 ile Antalya, 348 bin 728 ile Adana, 345 bin 499 ile Mardin, 310 bin 14 ile Siirt, 297 bin 153 ile Bitlis, 225 bin 360 ile Van, 220 bin 440 ile Diyarbakır, 218 bin 898 ile Çanakkale, 196 bin 783 ile Denizli, 196 bin 280 ile Kahramanmaraş geliyor. Mersin, Antalya, Adana, Mardin ve Siirt’ten oluşan ilk 5 il, 2 milyon 177 bin 187 baş keçi sayısıyla, toplam keçi varlığının yüzde 26,1’ini besliyorlar. En az keçi besleyen iller ise, 149 başla Düzce, 1135 başla Bartın, 1855 başla Ordu, 2 bin 74 başla Karabük, 2 bin 648 başla Ardahan, 3 bin 713 başla Gümüşhane, 3 bin 895 başla Yalova, 7 bin 607 başla Bayburt, 7 bin 841 başla Nevşehir, 8 bin 389 başla Artvin’den meydana geliyor.”

-Ankara, merinos koyun ve tiftik keçisinde birinci-

1 milyon 532 bin 651 merinos koyununun 345 bin 452’sinin Ankara’da, 340 bin 796’sı Eskişehir’de bulunduğunu belirten Bayraktar, “Afyonkarahisar’da 147 bin 446, Karaman’da 108 bin 694, Balıkesir’de 103 bin 251, Konya’da 99 bin 239, Bursa’da 74 bin 463 merinos koyun var. 158 bin 102 tiftik keçisinin 85 bin 749’u da Ankara’da bulunuyor. Siirt’te 12 bin 112, Karaman’da 11 bin 728, Eskişehir’de 10 bin 286 tiftik keçisi besleniyor” dedi.

Sulama yatırımları kısa zamanda kendini amorti ediyor


-Sulama yatırımları kısa zamanda kendini amorti ediyor…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Silvan Projesi rakamları, sulama yatırımlarının 6 yıl gibi

kısa bir zamanda kendini amorti ettiğini ortaya koyuyor”

-“Sulama yatırımlarına daha büyük kaynaklar yönlendirilmeli ki kısa

zamanda hem sulama yatırımları tamamlansın, hem de

yatırılan para geri dönsün”

-“Su kaynaklarının sınırlı olması ve iklim değişikliği

nedeniyle kuraklık etkilerini de göz önünde

bulundurduğumuzda, su kaynaklarını verimli kullanmamız

fevkalade önemli”

-“Tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamak için Konya

Ovası Projesi (KOP), Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ve

Doğu Anadolu Projesi (DAP) gibi sulama yatırımlarının biran

önce tamamlanarak yeni projeler üretilmesi gerekir”

-“Ne yapıp edilmeli suya hasret 2,89 milyon hektar arazi,

bir an önce suyla buluşturulmalı”

-“Yatırım programında yer alan 189 sulama projesinin

toplam yatırım tutarı 79 milyar 915 milyon 72 bin lira, bunun

35 milyar 224 milyon 317 bin lirası harcandı. 2013 yılında

harcanacak tutar ise 4 milyar 21 milyon lira”

-“Bilinçsizce yapılan ve yanlış zamanda, yanlış miktarda

uygulanan sulamalar; bitkide verim kaybına, toprakta

tuzlanmaya neden olmaktadır”

-“Önemli derecede girdi masraflarında tasarruf sağlayan

modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, sulama

masraflarını azaltacak”

-“Karık sulama yöntemine oranla, damla sulama yüzde 60,

yağmurlama sulama sistemi yüzde 30 civarlarında su

tasarrufu sağlıyor”

Ankara – 15.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sulama yatırımlarının yüksek katma değer sağlayan, kısa zamanda geri dönüşü olan yatırımlar olduğunu belirterek, Silvan Projesi rakamlarının, sulama yatırımlarının 6 yıl gibi kısa bir zamanda kendini amorti ettiğini ortaya koyduğunu bildirdi.

Bayraktar, “Sulama yatırımlarına daha büyük kaynaklar yönlendirilmeli ki kısa bir zamanda hem sulama yatırımları tamamlansın, hem de yatırılan para geri dönsün” dedi.

-Silvan Projesi’nde harcanacak 6 milyar lira, yılda 1 milyar lira

olarak dönecek-

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, Silvan Projesi kapsamında Silvan Barajı, Ambar Barajı, Pamukçay Barajı ve Silvan İletim Tüneli Projelerinin tamamının tamamlanması için gereken paranın 6 milyar lira olduğunu vurguladı.

Bayraktar, “2016 yılında tamamlanması hedeflenen bu proje, tam olarak faaliyete geçtiğinde, 1 milyon 930 bin dekarı cazibeli sulama olmak üzere toplamda 2 milyon 450 bin dekar alanı sulayacak. Proje faaliyete geçtiği zaman 880 milyon lira sulamadan, 120 milyon lira da enerjiden gelir sağlanacak. Yani Silvan Projesi yılda 1 milyar lira gelir sağlayarak kendisini 6 yılda amorti edecek” dedi.

-Su kaynaklarımızı korumak, etkin kullanımını sağlamak zorundayız-

İnsanoğlu için vazgeçilmez olan suyun, günümüzde içme-kullanma, tarımsal faaliyetler, enerji üretimi ve sanayi suyu ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra sosyal ve ekonomik kalkınmada da olmazsa olmaz bir öneme sahip olduğunu bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Bu önemin bilincinde olarak, dünyada stratejik meta haline gelen su kaynaklarının sürdürülebilir olması için, su kaynaklarımızı korumak ve suyun etkin kullanımını sağlamak zorundayız. Nüfus artışıyla birlikte suya olan talebin gün geçtikçe arttığı günümüzde, içme ve kullanma suyu yanında endüstriyel su kullanımı da artıyor. Yeraltı suları, su ihtiyacını daha kısa sürede karşılaması ve ilk yatırım maliyetinin daha düşük olması nedeniyle, daha çok talep ediliyor. Bu artış, yüzey sularının olmadığı veya yetersiz olduğu yerlerde yeraltı suyu kaynakları üzerinde baskıya yol açıyor. Su kaynaklarının sınırlı olması ve iklim değişikliği nedeniyle kuraklık etkilerini de göz önünde bulundurduğumuzda, su kaynaklarını verimli kullanmamız fevkalade önemli.

Küresel ısınma tehdidi nedeniyle son zamanlarda kuraklığın artması sonucu tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de sulama yatırımlarının önemi arttı. Ülkemizde İç Anadolu’nun ve Güneydoğu Anadolu’nun birçok yerinde, yıllık yağış miktarı, ülke ortalamasının yarısına kadar hatta bazı bölgelerde yarısının da altına inmektedir. Yağışa bağlı olarak ciddi derecede kurak sayılabilecek alanımız az olmakla birlikte, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun önemli bir kısmı yarı kurak iklim alanıdır.”

-Sulamaya yılda 4 milyar lira-

Bayraktar, küresel ısınma nedeniyle, kuraklığın etkisini artırdığı günümüzde tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamak için Konya Ovası Projesi (KOP), Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ve Doğu Anadolu Projesi (DAP) gibi sulama yatırımlarının biran önce tamamlanarak yeni projeler üretilmesi gerektiğine dikkati çekti. Aksi takdirde tarım alanlarında, sıcaklığın artmasıyla sulamada sıkıntı yaşanılan topraklarda üretimin yapılamaz hale geleceğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“2013 Yılı Yatırım Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı Ekinde; toplam 189 sulama projesi yatırımı olduğu belirtilmektedir. Yatırım programında yer alan 189 sulama projesinin toplam yatırım tutarı 79 milyar 915 milyon 72 bin lira, bunun 35 milyar 224 milyon 317 bin lirası harcandı. 2013 yılında harcanacak tutar ise 4 milyar 21 milyon lira düzeyinde olacak. Devletimiz sulama yatırımlarına önemli miktarlarda kaynak aktarsa da bu durum yeterli olamamaktadır. Ülkemizde ekonomik olarak sulanabilecek olan 8,5 milyon hektar tarım arazisinin, yaklaşık 5,61 milyon hektarı sulamaya açılmıştır. Geri kalan 2,89 milyon hektarın da biran önce sulamaya açılması ve bunun için gerekli olan sulama tesislerinin yapılması, tarımsal üretimde ihtiyacın karşılanması ve sanayinin ihtiyacı olan tarımsal ürünlerin üretiminde sürdürülebilirliğinin sağlanması bakımından oldukça önemli ve zorunlu olduğu açıktır. Ne yapılıp edilmeli, suya hasret 2,89 milyon hektar arazi, bir an önce suyla buluşturulmalıdır.

Sulamaya açılan 5,61 milyon hektar alanda suyu çok verimli kullandığımız söylenemez. Bilinçsizce yapılan ve yanlış zamanda, yanlış miktarda uygulanan sulamalar; bitkide verim kaybına, toprakta tuzlanmaya neden olmaktadır. Önemli derecede girdi masraflarında tasarruf sağlayan modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması sulama masraflarını azaltacak. Karık sulama yöntemine oranla, damla sulama yüzde 60, yağmurlama sulama sistemi yüzde 30 civarlarında su tasarrufu sağlıyor.”

-Sulamanın faydaları-

Bayraktar, sulamaya açılan alan artıkça, üreticilerin gelir dağılımının düzeleceğine, gübre kullanımı imkânı sağlanıp, kolaylaşacağına, üretimde çeşitlenme sağlanarak gelirin artacağına, münavebe de yaşanan sıkıntıların azalacağına ve bitkinin gelişim süresine bağlı olarak birim alanda yıl içinde birkaç ürün alınmasına imkân verileceğine dikkat çekti.

Ayrıca ekonomik olarak sulanabilecek 8,5 milyon hektar tarım arazisinin tamamı sulamaya açıldığında istihdamda artış sağlanacağını ve bu sebeple göçün büyük ölçüde önleneceğine vurgu yapan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Sulama yatırımları; sağladığı doğrudan ve dolaylı istihdam, tarıma dayalı sanayinin gelişmesi, enerjide dışa bağımlılığımız ve enerjinin dış ticaret açığına olan etkisi, yağlı tohum ithalatı için ödediğimiz döviz miktarı ve sulama yatırımlarının diğer pek çok yatırıma göre kendisini kısa zamanda amorti ettiği düşünüldüğünde, oldukça karlı yatırımlar.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak sulama yatımlarının üreticilerimiz açısından ne denli önemli olduğunun bilincindeyiz. Doğaya zarar vermeden mevcut projelerin bir an önce bitirilmesi ve yeni projelerin hayata geçirilmesini destekliyoruz.”

Yumurta ve tavuk eti üretimi Temmuz ayında arttı


-Yumurta ve tavuk eti üretimi Temmuz ayında arttı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Temmuz ayında, geçen yılın aynı ayına göre, tavuk

eti üretimi yüzde 8,9, tavuk yumurtası üretimi yüzde 0,7

artarken, sanayiye aktarılan süt miktarı yüzde 2,8 geriledi”

-“Kanatlı sektörü, yıllık 15 milyar 895 milyon tavuk

yumurtası, 1 milyon 744 bin ton tavuk eti üretimini

aştı”

-“Kanatlı sektörü ülkemizin yüz akı sektörlerinden biri.

En modern teknolojiyi kullanıyor. Sorunları halledilirse

geleceği parlak sektörlerden biri olacağı aşikar”

-“Sanayiye geçen yılın aynı ayına göre 19 bin 628 ton

azalarak 675 bin 451 tona indi. Son bir yıllık miktar

7 milyon 853 bin 211 ton oldu”

Ankara – 12.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Temmuz ayında, geçen yılın aynı ayına göre, tavuk eti üretimi yüzde 8,9, tavuk yumurtası üretimi yüzde 0,7 artarken, sanayiye aktarılan süt miktarı yüzde 2,8 gerilediğini bildirdi.

Bayraktar, kanatlı sektörünün, yıllık 15 milyar 895 milyon 755 bin tavuk yumurtası, 1 milyon 744 bin 804 ton tavuk eti üretiminin aşıldığını belirterek, “kanatlı sektörü ülkemizin yüz akı sektörlerinden biri. En modern teknolojiyi kullanıyor. Sorunları halledilirse geleceği parlak sektörlerden biri olacağı aşikar. 2012 yılında tavuk yumurtası, eti ve sakatatı ihracatının yüzde 31,5 artması da bunu gösteriyor” dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, Temmuz ayları itibarıyla, 2010 yılında 962 milyon 701 bin adet olan tavuk yumurtası üretiminin, 2011 yılında 1 milyar 46 milyon 113 bin adede, 2012 yılında 1 milyar 222 milyon 905 bin adede, bu yılın Temmuz ayında ise 1 milyar 334 milyon 950 bin adede yükseldiğini belirtti. Tavuk yumurtasında 2010 yılında 11 milyar 840 milyon 396 bin adet olan üretimin 2011 yılında 12 milyar 954 milyon 686 bin, 2012 yılında 14 milyar 910 milyon 774 bin adede çıktığı bilgisini veren Bayraktar, şunları kaydetti:

“2010 yılında 1 milyon 444 bin 59 ton olan tavuk eti üretimi, 2011 yılında 1 milyon 613 bin 309 tona, 2012 yılında 1 milyon 723 bin 919 tona yükseldi. Kanatlı sektörü, Temmuz ayı itibarıyla yıllık 15 milyar 895 milyon 755 bin tavuk yumurtası, 1 milyon 744 bin 804 ton tavuk eti üretimine ulaştı.

Geçen yılın Ocak-Temmuz döneminde 8 milyar 399 milyon 112 bin olan tavuk yumurtası üretimi, bu yılın aynı döneminde yüzde 11,73 artışla 9 milyar 384 milyon 94 bin adede yükseldi. Yine geçen yılın yedi ayında 1 milyon 23 bin 622 ton olan tavuk eti üretimi, bu yılın Ocak-Temmuz döneminde yüzde 2,04 artışla 1 milyon 44 bin 509 tona çıktı.” 

Bayraktar, kanatlı sektöründe 2012 yılında tavuk yumurtası, eti ve sakatatında yıllık ihracatın, yüzde 31,5 artışla 640,9 milyon dolardan 842,9 milyon dolara yükseldiği bilgisini de verdi.

-Sanayiye aktarılan süt miktarı-

Temmuz ayında 675 bin 451 ton inek sütünün sanayiye aktarıldığını bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“2012 yılı Temmuz ayında sanayiye aktarılan süt miktarı 695 bin 79 tondu. Temmuz ayı itibarıyla yıllık bazda sanayiye aktarılan inek sütü miktarı 7 milyon 853 bin 211 ton oldu. 2012 yılı sonunda bu rakam 7 milyon 932 bin 485 tondu. Sanayiye, geçen yılın Ocak-Temmuz döneminde 4 milyon 914 bin 563 ton süt aktarılmışken, bu yıl bu rakam yüzde 1,61 düşerek 4 milyon 835 bin 289 tona indi.

Sanayiye aktarılan süt miktarındaki düşüşe karşın toplam süt üretimimiz sürekli artıyor. 17 milyon tonluk üretim aşıldı.

Süt sektörünün yıllık bazda 225 milyon dolardan fazla ihracatı söz konusu. Sektörde en önemli sorunu, piyasada fiyat istikrarı. Fiyat istikrarı sütün ve dolayısıyla hayvancılığın geleceği açısından fevkalade önemli. Sütü üreten çiftçilerimize hak ettikleri gelir sağlanırsa sürdürülebilir üretim yapılabilir.”

Bayraktar, büyük ihracat imkanları olan her iki sektörde de üretici maliyetlerinin düşürülmesi, rekabet olanağının yaratılması, fiyat istikrarı sağlanması gerektiğini dikkati çekti.

Kadın çiftçi eğitimi sertifika töreni…

-Kadın çiftçi eğitimi sertifika töreni…
-TZOB’un ev sahipliğinde Sakarya’da yapılan törene Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar katıldı
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, Kadın Çiftçi Eğitimi Protokolü kapsamında, eğitimlere katılan kadın çiftçilerimize zirai kredilerde, devlet desteklerinde, projelerde öncelik ve ayrıcalık tanınmasını istiyoruz”
-“Eğitim gören kadın çiftçilerimiz arasından ihtiyaç sahibi, muhtaç kadın çiftçilerimize, mevcut Kırsal Alanda Sosyal Destek projelerinden faydalanma imkânının sağlanmasını da talep ediyoruz”
-“Unutulmamalıdır ki, kadınlar ekonomik ve sosyal alanda güçlendirildiğinde, ekonomik büyümeyi, sosyal gelişmeyi ve sürdürebilir kalkınmayı sağlarlar, liderlik ve değişimin temsilcisi olurlar”
-“Kadınlarımıza en az erkekler kadar hatta onlardan daha fazla eğitim verilmesi, tarımımıza da çağ atlatır”
-“81 ilde en az 1 milyon kadın çiftçimize ulaşmak hedefimiz olsun. Gelin 1 milyon kadın çiftçimize ulaşalım, onlara eğitim ve destek verelim. Hem onların hayatını, hem de ülkemizin kaderini değiştirelim”
-Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin:
-“Eğitimli bir kadın, dalga dalga bütün toplumunu aydınlatıyor. O yüzden biz Başbakanımızın önderliğinde bu işi çok önemsiyoruz”
-Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker:
-“Kadınların eğitimi, ailenin ve toplumun eğitimi anlamına geliyor. Toplumun geleceğine yatırım yapacaksak, eğitim düzeyi yüksek nesiller yetiştireceksek, kadın eğitimine her alanda mutlaka daha fazla emek sarf etmeli, daha fazla dikkat göstermeliyiz”

Sakarya – 09.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, Kadın Çiftçi Eğitimi Protokolü kapsamında, eğitimlere katılan kadın çiftçilere zirai kredilerde, devlet desteklerinde, projelerde öncelik ve ayrıcalık tanınmasını istediklerini bildirerek, “Eğitim gören kadın çiftçilerimiz arasından ihtiyaç sahibi, muhtaç kadın çiftçilerimize, mevcut Kırsal Alanda Sosyal Destek projelerinden faydalanma imkânının sağlanmasını da talep ediyoruz” dedi.
Bayraktar, kadınlarımıza en az erkekler kadar hatta onlardan daha fazla eğitim verilmesinin, tarıma çağ atlatacağını vurgulayarak, “81 ilde en az 1 milyon kadın çiftçimize ulaşmak hedefimiz olsun. Gelin 1 milyon kadın çiftçimize ulaşalım, onlara eğitim ve destek verelim. Hem onların hayatını, hem de ülkemizin kaderini değiştirelim” diye konuştu.
TZOB’un ev sahipliğinde Sakarya’da, Elmas Garden Inn Oteli’nde yapılan “Kadın Çiftçi Eğitimi Sertifika Töreni”ne, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar katıldı.
Törende, Sakarya ilinde Kadın Çiftçi Eğitimi’ne katılan 322 kadına sertifikaları verildi.
Bayraktar, törende yaptığı konuşmada, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Türkiye Ziraat Odaları Birliği arasında, 14 Mayıs 2012 Dünya Çiftçiler Gününde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın huzurunda kadın çiftçilerin eğitimi konusunda protokol imzaladıklarını hatırlattı.
Protokol çerçevesinde, 5 pilot ilde kadın çiftçi eğitimlerinin tamamlandığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bugün, Sakarya il ve ilçelerinden, eğitimlere katılan 322 kadın çiftçimize sertifikalarını vermek üzere bu etkinliği gerçekleştirmekteyiz. Kadın Çiftçi Eğitimi protokolünde, temsilcisi olmaktan onur ve gurur duyduğumuz kadın çiftçilerimiz adına yer aldık. Dünyada ve ülkemizde önemli rollere sahip olan kadınlarımız, tarım sektörünü de sırtında taşıyorlar. Ülkemizde değişik platformlarda kadın çiftçilerin güçlendirilmesiyle ilgili organizasyonlara Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak iştirak ettik ve destek verdik, vermeye de devam ediyoruz.”

-Eğitim çalışmaları çok hızlı tamamlandı-
İmzaladıkları, bu protokol kapsamında yapılan eğitim çalışmalarının çok hızlı bir şekilde tamamlandığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“İlki İzmir’de gerçekleşen kadın çiftçi eğitime 104, Kayseri’de 105, Diyarbakır’da 102, Gaziantep’de 138 ve Sakarya’da ise 322 kadın çiftçimiz katıldı. Eğitimlere, ilçeler arasında en çok katılım 93 kadın çiftçiyle Sakarya’nın Akyazı ilçemizde olmuştur. Kadın çiftçilere yönelik eğitimlere başlamadan önce, Ankara’da bakanlıkların 185 uzmanına eğitici eğitimi verildi. Ana eğitim konuları olarak; İklim Değişikliği ve Kadın, Kooperatifçilik ve Kadın, Girişimcilik, Liderlik ve Kadın, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadın Haklarımız, Sosyal Güvenlik belirlendi.
Bu eğitim konularının yanı sıra Sakarya’daki kadın çiftçilerimize, ilden gelen talep üzerine; Çilek yetiştiriciliği, Kivi yetiştiriciliği ve budama yöntemleri, Gıda hijyeni ve gıda muhafazası, Tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği, Karışık sebze yetiştiriciliği, Sebzelerde gübreleme, Örtü altı ve açık arazide sebze yetiştiriciliği, Zirai mücadele ilaçlarının kullanımında dikkat edilecek noktalar, bilinçsiz ilaç kullanımının çevreye, ürüne ve insan sağlığına etkileri, Hayvan bakımı ve beslemesi, süt sığırcılığı yetiştiriciliği, hastalık ve sağım yöntemleri konularında eğitimler gerçekleştirildi.”

-50’inci yılında TZOB-
TZOB’un 50’inci yılında, Türkiye genelinde il ve ilçelerin yüzde 86’sında oda kuruluşunu tamamladığını bildiren Bayraktar, “757 ziraat odamızın yüzde 65’i kendi binasına sahip ve odalarımızın 75’inde toprak tahlil laboratuvarı var. Yine odalarımızın yüzde 44’ünün tarımsal araç ve makine parkı bulunuyor. Çiftçimize hizmet için bu imkanların daha da artırılması için çalışıyoruz” dedi.
Ziraat Odalarının talepleri doğrultusunda çeşitli projeler hazırlandığını ve uygulandığını belirten Bayraktar, ziraat odaları ve TZOB’un kırsal kalkınmayla ilgili 200 projesinin 108’i onaylandığını ve bu suretle Avrupa Birliği hibelerinden çiftçilerin daha fazla faydalanmasının sağlandığını vurguladı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 13 Mayıs 2013’te Genel Merkezimizin yeni hizmet binasının açılışını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Bayraktar, TZOB olarak otomasyon sistemi ihalesi yaptıklarını, 2014 yılında tamamlamayı planladıkları otomasyon sistemiyle çiftçilere daha iyi hizmet sunacaklarını söyledi.
Bakanlıklarla eğitim konusunda çeşitli protokoller imzaladıklarına dikkati çeken Bayraktar, şöyle dedi:
“Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, eğitime fevkalade önem veriyor, her şeyin üzerinde tutuyoruz. Geçtiğimiz ay Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Faruk Çelik, Çevre ve Şehircilik Bakanımız Erdoğan Bayraktar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Mehdi Eker ile birlikte, eğitim merkezi ve sosyal tesisimizin temelini attık. TZOB Eğitim Merkezi ve Sosyal Tesisimizi çok amaçlı hizmet verecek şekilde projelendirdik.
Eğitim Merkezi ve Sosyal Tesisimizi tamamladığımızda, kadın çiftçi eğitimlerini ve etkinliklerini tesislerimizde gerçekleştirebileceğiz.
Sizlere de buradan birşeyin daha müjdesini vermek istiyorum. Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve ziraat odalarımız olarak, 81 ilimizde ziraat odaları kadın kurulları ve gençlik kurulları oluşturacağız. Konuya ilişkin mevzuat çalışmamızın son aşamasına geldik.”

-“Tarım teknolojisindeki yenilikleri kadınlara doğrudan ulaştırabildik”-
Verdikleri eğitimlerle, tarım teknolojisindeki yenilikleri kadınlara doğrudan ulaştırabildiklerini vurgulayan Bayraktar, şöyle konuştu:
“Kadın çiftçilerimizin eğitimlerde öğrendiklerini, çocuklarına, yani geleceğin çiftçilerine ve diğer kadın çiftçilere de aktarmalarını umut ediyoruz.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, Kadın Çiftçi Eğitimi Protokolü kapsamında, eğitimlere katılan kadın çiftçilerimize zirai kredilerde, devlet desteklerinde, projelerde öncelik ve ayrıcalık tanınmasını istiyoruz. Böylelikle vereceğimiz sertifikaların kadın çiftçilerimiz için bir anlam ve değer ifade edeceğini düşünüyoruz.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Fatma Şahin ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Mehdi Eker de kabul ederlerse, eğitim gören kadın çiftçilerimiz arasından ihtiyaç sahibi, muhtaç kadın çiftçilerimize, mevcut Kırsal Alanda Sosyal Destek projelerinden faydalanma imkânının sağlanmasını talep ediyoruz.
Sosyal Destek programı ile kırsal alanda ekonomik ve sosyal yoksunluk içinde bulunan kişi ve ailelere en uygun organizasyonla, gelir seviyesini yükseltilmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, istihdamı artırma, üretilen ürünleri mahallinde değerlendirme ve pazarlama alanlarında gerekli maddi ve teknik desteği zamanında ulaştırarak, onların üretime katılmaları ve üretimde sürekliliklerinin sağlanması hedeflenmektedir.
İşte tam da bu noktada 3 kurumun imzalamış olduğu bu protokolle birlikte, eğitim alan kadın çiftçilerimizin, kırsal alanda sosyal destek projesiyle entegre edilmesinin çok yerinde olacağına inanıyorum.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, bakanlıklarımıza konuyla ilgili talebimizi sözlü olarak ilettik ve toplantı talebinde de bulunduk. Sayın bakanlarımız da talimatlandırır ise daha hızlı sonuca ulaşacağız.”

-Sosyal güvenlikte en mağdur kesim kırsaldaki kadınlar-
Türkiye’de tarımsal istihdamda en fazla ihmal edilen konulardan birinin de herkesin malumu olduğu üzere sosyal güvenlik olduğunu belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu sektördeki en mağdur kesimi de kırsal alandaki kadınlarımız oluşturmaktadır.
Kadın çiftçilerimizin Sosyal Güvenlik sistemine katılımının desteklemesi yönünde teşvik edici önlemlere acil ihtiyaç duyulmaktadır.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği adına Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi olmam sıfatıyla kadın çiftçilerimizin sorunlarını Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu gündemine her zaman taşımaya ve onların sesi olmaya çalıştım.
2011 yılında, 1994 yılından prim kesintisi olan çiftçilerimize geriye yönelik borçlanma hakkı getirildi. Ancak kanun gereği, 1994-2003 yılları arası dönem için, aile reisi olmayan kadın çiftçilerimiz borçlanamadılar. Çabalarımızla, 26 Ocak 2012 tarihinde 6270 Sayılı Kanun ile 2 Ağustos 2003 öncesi kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunan kadın çiftçiler için getirdiği farklı uygulama tümüyle kaldırıldı ve kadın çiftçilerimizin mağduriyeti giderildi. İlgili bakanlarımıza ve bu konuda emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.
27 Haziran 2012 tarihli genelgeyle 6270 Sayılı Kanunla getirilen düzenlemeye istinaden tescil tarihlerindeki değişiklik nedeniyle sigortalılık durumları değişen kadın çiftçilerimiz, yine, Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde yaptığımız girişimler sonucunda, hak kazandıkları dönem için gecikme cezası ve gecikme zammı ödemediler.
Tarım Bağ-Kur’una tabi, kendi hesabına çalışan ve Sosyal Güvenlik Kurumu şemsiyesi altına girmemiş olan yaklaşık 2 milyon çiftçimize, sigortalı hale gelmesi için 2008 yılında, her ay için 30 gün yerine, 15 gün üzerinden prim ödeme kolaylığı getirilmişti. 15 günlük süre her yıl 1 gün artırıldı ve günümüzde 20 güne çıkarıldı. Çiftçilerimiz, bu primleri ödemekte zorlanmaktadır. Sigorta primlerinde indirime gidilmesi ya da sigorta primi desteği verilmesi gerekmektedir.”

-“Sigorta primlerinde tarımda çalışan kadınlara pozitif ayrımcılık yapılmalı”-
Tarımda çalışan kadın çiftçilerin ödemesi gereken sigorta primleri için de pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, “prim miktarının yüzde 60’ı devlet tarafından karşılanmalıdır. Böylelikle ülkemizde tarımda çalışan kadınların üretim alanındaki gelir düşüklükleri, sosyal güvenliğini olumsuz yönde etkilemeyecek, kadınları, eşlerinin sosyal güvenliğine bağımlı kalmaktan kurtaracaktır” dedi.
Kadın çiftçilerin diğer sigortalı kadınlarda olduğu gibi doğum borçlanması kapsamında, hamilelikte geçen süreleri borçlanabilmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılması fevkalade önemli olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “Bu konuyla ilgili mevzuat değişikliği önerimizi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na ilettik. Üretimin her aşamasına aktif bir biçimde katılan kadın çiftçilerimiz için bunları yapmak zorundayız. Bunu boynumuzun borcu olarak görmeliyiz” diye konuştu.

-“Eğitimlerde kadın çiftçilerimizden çok olumlu yansımalar aldık”-
Kadınların yatırım yapma ve risk alma yeteneklerini kısıtlayan ve küreselleşme karşısında dezavantajlı bir konumda olmalarına neden olan sorunlara çözüm bulmanın ve öneriler geliştirerek uygulamaya geçmenin büyük önem taşıdığını bildiren Bayraktar, şunları söyledi:
“Gelir açısından eşine bağımlı olan kadın çiftçilerimiz, sermayeye sahibi değiller. Bundan dolayı yatırım desteklerinde devletin yüzde 70 destekte bulunması sorunu çözmekte yetersiz kalmaktadır. Yatırım harcamasının başlangıçta tümünü yapmak, kredi için teminat göstermek kadınlarımız için imkansızdır. Unutulmamalıdır ki, kadınlar ekonomik ve sosyal alanda güçlendirildiğinde, ekonomik büyümeyi, sosyal gelişmeyi ve sürdürebilir kalkınmayı sağlarlar, liderlik ve değişimin temsilcisi olurlar.
Sonuç olarak, kadın çiftçilerimize doğrudan eğitim vermeyi çok önemli buluyoruz. Kadınlarımıza en az erkekler kadar hatta onlardan daha fazla eğitim verilmesi, tarımımıza da çağ atlatır.
Düzenlediğimiz eğitimlere katılan kadın çiftçilerimizden de çok olumlu yansımalar aldık.
Sayın Bakanlarımız uygun görürler ise Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı olarak, kadın çiftçi eğitimlerinde yola devam diyorum. 81 ilde en az 1 milyon kadın çiftçimize ulaşmak hedefimiz olsun. Gelin 1 milyon kadın çiftçimize ulaşalım, onlara eğitim ve destek verelim. Hem onların hayatını, hem de ülkemizin kaderini değiştirelim.”

-Bakan Fatma Şahin-
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, tarımda kadın çiftçilerin eğitimini önemsediklerini belirterek, “Eğitimli bir kadın, dalga dalga bütün toplumunu aydınlatıyor. O yüzden biz Başbakanımızın önderliğinde bu işi çok önemsiyoruz” dedi.
Kadın Çiftçi Eğitimi Sertifika Töreni’nde konuşan Şahin, bir yandan kişi başına düşen milli geliri artırmaya, diğer yandan kalkınmayı ve insanların yaşam kalitesini yükseltmeye çalıştıklarını söyledi.
“Küreselleşme, çevre, göç ve kentleşme” dedikleri birçok sorunu çözme gücüne ulaşmak için çalıştıklarını kaydeden Şahin, “Küresel sorunları nasıl çözeceğiz’ diye baktığımızda 3 temel konu üzerinde çok yüksek bir emele ulaşacağımıza inanıyoruz. Toprak, su ve üçüncüsü enerji. Dolayısıyla toprağını ve suyunu, ekmeğini iyi kullanan, verimliliği esas gören ülkeler, geleceğe dair bütün hedeflerine ulaşmada başarılı olacaklar” diye konuştu.

-“Kalkınmanın özü bireydir”-
“Ne kadar iyi hukuk devleti olursak olalım, ne kadar iyi yasa çıkartırsak çıkaralım, sonuçta ne kadar mali destek verirsek verelim, kalkınmanın özü bireydir” diyen Şahin, “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla çalıştıklarını vurguladı.
İnsanları her alanda birinci sınıf vatandaş yapabilmenin yolunun kalkınmadan geçtiğini ifade eden Şahin, şunları söyledi:
“İşte tam burada da toprak en büyük ilaç, en büyük derman. Toprak, alın teri, emek, tevazu, alçak gönüllük. Toprağı bu kadar güçlü kılan şey, kadınlarımız, çiftçilerimiz. Kadınlarımızın bu alanda bilgili olması bizim geleceğe dair aslında duygusal bir talebimiz değil, akıllı bir ekonominin temel felsefesidir. Dolayısıyla bugün Sakarya’da yaptığımız, Türkiye’nin genelinde imzaladığımız protokolün gereğini yapmak en büyük görevimiz. Biz 10 yıl önce bu eksikliği gördüğümüz için medeniyet yolculuğumuzda kadının ve erkeği kalkınmanın bir parçası yapmamız gerektiğini inandık.”
– “Tarımda kadın çiftçilerimizin eğitimli olmasını çok önemsiyoruz”-
İstihdam, sağlık ve eğitim alanında çok önemli gelişmeler yaşandığına işaret eden Şahin, kız çocuklarının eğitiminde pozitif ayrımcılık yaparak, kızları ve erkekleri eşit eğitim imkanına kavuşturduklarını dile getirdi.
“Benim ülkemde artık her çocuk sigortalı doğuyor, anası-babası, sosyal güvencesi ne olursa olsun, 18 yaşına kadar sağlık güvencelerinden ücretsiz faydalanıyor” diyen Şahin, bundan dolayı anne ve bebek ölüm oranlarını Avrupa Birliği (AB) ortalamalarına getirdiklerini belirtti.
Söz konusu gelişmeyi Türkiye’den milli geliri 10 kat fazla olan İskandinavya ülkelerinde anlattıklarında, “bunu nasıl başardınız” şeklinde sorularla karşılaştıklarını aktaran Şahin, şöyle devam etti:
“Mesela para değil. Mesele bu parayı nasıl kullanacağın? Bu parayı öncelikle nereye harcayacağın önemli. Bugün yoksullukla mücadele ediyorsak, kadının statüsünün yükseltmeye çalışıyorsak, bu temel felsefeye öncelik veriyoruz. Tarımda kadın çiftçilerimizin eğitimli olmasını çok önemsiyoruz. Her zaman eğitimli kadınlarımızın iş bulması, beraberinde çocuğunu yetiştirmesi, ailenin değişimini, dönüşümünü, toplumun değişimini, dönüşümünü etkiliyor. Eğitimli bir kadın, dalga dalga bütün toplumunu aydınlatıyor. O yüzden Başbakanımızın önderliğinde bu işi çok önemsiyoruz. Her alanda… Yalnızca çiftçilik alanında değil, sanayide, hizmet sektöründe, kadınımızın ne ihtiyacı varsa, onu yukarıya taşımak, ihtiyaçlarını gidermeyi büyük bir görev gördük.”
Şahin, çözüm makamı olduklarını, sorunları çok hızlı çözdüklerini, sosyal güvenliğin ve kadınların kendilerini güvende hissetmelerinin çok önemli olduğunu vurguladı.
Kadınları pozitif ayrımcılıkla desteklediklerini dile getiren Şahin, Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü bünyesinde kadınların güçlenmesiyle ilgili projeleri hayata geçirdiklerini, kadınları güçlendiren bütün projeleri desteklediklerini sözlerine ekledi.

-Bakan Mehdi Eker-
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, kadınların eğitiminin, ailenin ve toplumun eğitimi anlamına geldiğini belirterek, “Toplumun geleceğine yatırım yapacaksak, eğitim düzeyi yüksek nesiller yetiştireceksek, kadın eğitimine her alanda mutlaka daha fazla emek sarf etmeli, daha fazla dikkat göstermeliyiz” dedi.
Eker, kadınların birçok alanda olduğu gibi tarım alanında da donanımlarının artmasını önemsediklerini, o nedenle projeyi hayata geçirdiklerini söyledi.
Mehdi Eker, 5 pilot ilde kadın çiftçilerinin eğitildiğini kaydederek, kadın çiftçilere teşekkür etti.
Başbakan Erdoğan’ın önderliğinde Türkiye’nin siyasi, ekonomik, sosyal ve iktisadi sorunlarını çözdüklerini vurgulayan Eker, şunları anlattı:
“En önemli reformlardan bir tanesi 2010 tarihinde milletimizin önüne koyduğumuz reform paketi, anayasa değişikliğiydi. Eksiden Türkiye’de negatif ayrımcılık vardı. Bunu pozitif ayrımcılığa dönüştürecek referandumla anayasa değişikliği yaptık. Kadınlarla ilgili atılacak adımlar, yapılacak çalışmalar, projeler Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırılık iddiasıyla daha önce yapılamıyordu.
Bu adımların Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olmayacağına dair hüküm koyduk. Bu, Türkiye’de kadına verilen önemin, kadının toplumsal hayatımızdaki rolünü bütün etkinliğiyle hissetmesini sağlayacak bir dizi gelişmenin temel adımıdır. Bugün bu çalışmalar da aslında bunun bir uzantısıdır.”

– “Kadının eğitimi, ailenin eğitimidir”-
Eker, kadın çiftçilerin eğitimine destek verdiklerini dile getirerek, veteriner hekimler ve mühendisliğin çeşitli branşlarında çalışan 10 bin kişiyi köylere gönderdiklerini kaydetti.
“Eskiden çiftçiler, il ve ilçe merkezlerindeki tarım müdürlüklerine gider, bir şey öğrenmeye çalışırlar” diyen Eker, şöyle konuştu:
“Mühendis ve veteriner hekim köylere gidecek, çiftçiyle birlikte yaşayacak. Mesaisini bulunduğu köyde geçirecek 10 bin personeli görevlendirdik. Bunun şu anda yüzde 30’u bayanlardan oluşmakta. Buna da özellikle biz dikkat ediyoruz. Kadının eğitimi, ailenin eğitimidir. Ailenin eğitimi de toplumun eğitimidir. Bunun esas sırrı budur. Toplumun geleceğine yatırım yapacaksak, eğitim düzeyi yüksek nesiller yetiştireceksek, kadın eğitimine her alanda mutlaka daha fazla emek sarf etmeli, daha fazla dikkat göstermeliyiz.”
Eker, girişimcilik, organik tarım, zirai mücadele, sağlıklı beslenme, liderlik ve işletmecilik gibi birçok alanda kadınlar için kurs açtıklarını, kadın çiftçilerden faydalandığını vurguladı.
Kadın çiftçilere yönelik projelere de değinen Eker, tarımsal eğitim gibi çeşitli konularda düzenlenen toplantılardan bugüne kadar 1 milyon 600 bin kadın çiftçinin istifade ettiğini aktardı.
Eker, 43 kadın kooperatifi üyelerini bir araya getirecekleri bir çalıştay düzenleyeceklerini söyledi.

-Sakarya Valisi Mustafa Büyük-
Sakarya Valisi Mustafa Büyük, konuşmasında, Sakarya ile ilgili bilgiler verdi. Sakarya’nın 145 bin hektar tarım alanına sahip olduğunu bildiren Mustafa Büyük, il hasılasının yüzde 20’sinin tarımdan sağlandığını, ilde tarımda istihdam edilen nüfusun ise ildeki toplam istihdamın yüzde 50’sini oluşturduğunu söyledi.

-Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu-
Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu da Sakarya başarılı bir kadın çiftçi eğitimi yapıldığını bildirdi. 5 pilot ilden birinin Sakarya olmasından dolayı memnun olduklarını belirten Toçoğlu, “En fazla katılım da Sakarya’da olmuş. Bundan çok memnun kaldık. Büyükşehir belediyesi olarak burada böyle bir toplantı düzenlendiği için teşekkür ediyorum. İki bakanımızı ilimizde ağırlamaktan dolayı mutluyuz” dedi.

-AK Parti Sakarya Milletvekili Ayşenur İslam-
AK Parti Sakarya Milletvekili Ayşenur İslam da ekonomik gelişmede kadının önemli bir yeri bulunduğunu söyledi. Okuduğu bir makalade kadının tarımda istihdamının artırılmasının ekonomik kalkınmaya katkıda bulunacağına değinildiğini aktaran Ayşenur İslam, kadın çiftçi eğitimin bu açıdan çok önem taşıdığına vurgu yaptı.

-Sakarya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Şener Bayraktar-
Sakarya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Şener Bayraktar, konuşmasında Sakarya’daki eğitim çalışmaları hakkında bilgi verdi. En yoğun kadın çiftçi eğitimi programını 93 kişiyle Akyazı ilçesinde ve genel olarak 322 kişiyle Sakarya ilinde gerçekleştirildiğini belirten Bayraktar, iyi planlanmış ve hedefi iyi tespit edilmiş eğitim çalışmalarının başarılı bir şekilde tamamlandığını bildirdi. Şener Bayraktar, “eğitim çalışması yerinde bir eğitim çalışması olmuştur. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Eğitim çalışmaları devam etmelidir” dedi.

-Kadın çiftçi Sibel Baykal-
Kadın çiftçiler adına konuşan Sapanca İlçesi’nden Sibel Baykal, “devletimiz kurumsal olarak kadına ayrımcılık ve şiddeti görmüş, tedbir almaya başlamıştır. Eğitim çalışmaları ve verilen teşvikler için teşekkür ederim. Bakanlarımız Mehdi Eker ve Fatma Şahin ile Genel Başkanımız Şemsi Bayraktar’a desteklerinin devamı inancıyla tüm kadın çiftçilerimiz adına saygılarımı sunarım” dedi
Konuşmaların ardından Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Sakarya Valisi Mustafa Büyük, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, AK Parti Sakarya milletvekilleri Ali İhsan Yavuz, Ayhan Sefer Üstün, Hasan Ali Çelik ve Ayşenur İslam, eğitim programını başarıyla tamamlayan kadın çiftçilere sertifika verdi.
Eker, Şahin ve Bayraktar, kadın çiftçilerle bir süre sohbet etti ve fotoğraf çektirdi.

İllerin tarım alanı zenginliği…


-İllerin tarım alanı zenginliği…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“İller içinde Konya, toplam bitkisel üretim alanı, ekilen alan ve nadas alanında, Antalya, sebze bahçeleri alanında, Ordu, meyvelik alanında, Sakarya, süs bitkileri alanında birinci”

-“Toplam bitkisel üretim alanlarının yüzde 8’i Konya’da, yüzde 4,85’i Ankara’da, yüzde 4,51’i Şanlıurfa’da, yüzde 3,24’ü ise Sivas’ta bulunuyor”

-“Sulama yatırımları bir an önce bitirilmeli. Gıda ve tarımın bu kadar önemli hale geldiği bir ortamda Türkiye’nin 42,9 milyon dekar, Hollanda’dan daha büyük bir alanını nadasa bırakmasının kabul edilebilir bir yanı yok”

-“GAP’ın yanı sıra çok büyük tarım alanlarını barındıran İç Anadolu Bölgemizin de sulama yatırımları tamamlanmalı”

-“Meyveler, içecek ve baharat bitkileri alanında birinci olan Ordu’yu, Aydın, Gaziantep, Manisa, İzmir izliyor”

-“En fazla sebze alanı, 471 bin 602 dekarla Antalya’da. Bu ili 468 bin 336 dekarla Bursa, 463 bin 936 dekarla Ankara, 430 bin 944 dekarla İzmir izliyor”

-“Süs bitkilerinde Sakarya 11 bin 356 dekarla birinci sırada. Sakarya’yı, İzmir, Yalova, Antalya, Bursa, Edirne izliyor” 

Ankara – 09.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, iller içinde Konya’nın toplam bitkisel üretim alanı, ekilen alan ve nadas alanında, Antalya’nın, sebze bahçeleri alanında, Ordu’nun, meyvelik alanında, Sakarya’nın, süs bitkileri alanında birinci olduğunu bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin 237 milyon 949 bin 637 dekar olan toplam bitkisel üretim alanlarının 154 milyon 644 bin 523 dekarının tahıllar ve diğer bitkisel ürün ekili, 42 milyon 861 bin 366 dekarının nadas, 32 milyon 129 bin 886 dekarının meyveler, içecek ve baharat bitkileri, 8 milyon 265 bin 966 dekarının sebze bahçeleri, 47 bin 895 dekarının ise süs bitkileri alanlarından oluştuğunu belirtti.

-Konya’nın toplam bitkisel üretim alanı İsrail’in alanına yakın-

Toplam bitkisel üretim alanlarının yüzde 8’i Konya’da, yüzde 4,85’i Ankara’da, yüzde 4,51’i Şanlıurfa’da, yüzde 3,24’ü ise Sivas’ta bulunduğunu vurgulayan Bayraktar, Konya’nın 19 milyon 44 bin 386 dekar bitkisel alanla açık farkla birinci durumda olduğunu, ilin toplam bitkisel üretim alanının İsrail’in toplam alanına (20,7 milyon dekar) yakın bir alanı kapladığını bildirdi.

Konya’yı 11 milyon 535 bin 471 dekarla Ankara’nın, 10 milyon 720 bin 597 dekarla Şanlıurfa’nın, 7 milyon 702 bin 930 dekarla Sivas’ın, 6 milyon 977 bin 176 dekarla Yozgat’ın, 6 milyon 227 bin 252 dekarla Kayseri’nin, 5 milyon 706 bin 810 dekarla Diyarbakır’ın, 5 milyon 641 bin 764 dekarla Çorum’un, 4 milyon 899 bin 147 dekarla Manisa’nın, 4 milyon 809 bin 968 dekarla Adana’nın izlediği bilgisini verdi. Bayraktar, en az bitkisel üretim alanının ise 394 bin 276 dekarla Hakkari, 389 bin 204 dekarla Artvin, 350 bin 516 dekarla Bingöl ve 127 bin 972 dekarla Yalova illerinde olduğunu belirtti.

-Ekilen alanda Konya birinci, Şanlıurfa ikinci, Ankara üçüncü-

Ekilen alanda sulamanın yetersiz olduğu İç Anadolu illerinin, büyük bitkisel üretim alanlarına rağmen nadas oranının yüksek olması nedeniyle geride kaldığını bildiren Bayraktar, “11 milyon 692 bin 425 dekarla Konya yine birinci oldu ama 6 milyon 768 bin 596 dekar alanını nadasa bırakarak. Daha fazla nadas bırakılan 7 milyon 513 bin 920 dekarla Ankara üçüncülüğe düşerken, Şanlıurfa 7 milyon 861 bin 857 dekarla ikinci, Diyarbakır 5 milyon 165 bin 718 dekarla dördüncü, Yozgat 4 milyon 595 bin 815 dekarla beşinci, Sivas 4 milyon 584 bin 199 dekarla altıncı, Adana 3 milyon 786 bin 339 dekarla yedinci, Afyonkarahisar 3 milyon 661 bin 614 dekarla sekizinci, Kayseri 3 milyon 563 bin 566 dekarla dokuzuncu, Çorum 3 milyon 464 bin 284 dekarla onuncu sırada bulunuyor” dedi.

-“Sulama yetersizliği nedeniyle çok büyük alan nadasa bırakılıyor”-

Türkiye’nin sulama yetersizliği nedeniyle çok büyük bitkisel üretim alanlarını nadasa bıraktığını ve değerlendiremediğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Toplam bitkisel üretim alanının yüzde 18,01’ini, sebze bahçeleri, meyveler, içecek ve baharat bitkileri, süs bitkileri alanlarını dışarıda bıraktığımızda yüzde 21,7’sini nadasa bırakıyor. Nadasa bırakılan alanların yüzde 15,79’u (6 milyon 768 bin 596 dekar) Konya, yüzde 7,58’i (3 milyon 250 bin 485 dekar) Ankara, yüzde 7,19’u (3 milyon 82 bin 787 dekar) Sivas, yüzde 5,34’ü (2 milyon 288 bin 115 dekar) Yozgat, yüzde 5,23’ü (2 milyon 240 bin 907 dekar) Kayseri’de. En fazla nadasa tarla bırakan ilk 5 il de İç Anadolu Bölgemizde. Yine toplam nadas alanlarının yüzde 4,59’unun bulunduğu Çorum’un büyük bölümü de İç Anadolu’da. Nadas alanlarında dokuzuncu olan Eskişehir (toplam nadas alanlarının yüzde 3,14’ü var), onuncu olan Kırşehir (toplam nadas alanlarının yüzde 3,01’i var), onbirinci olan Aksaray da (toplam nadas alanlarının yüzde 2,85’i var) İç Anadolu Bölgemizde bulunuyor. İlk 10 il içinde İç Anadolu Bölgemizde olmayan iki il var. Biri toplam nadas alanlarının yüzde 3,51’i barındıran Şanlıurfa, diğeri ise toplam nadas alanlarının yüzde 3,19’unun bulunduğu Kars. En az nadas alanı ise 1905 dekarla Osmaniye, 1546 dekarla Edirne, 700 dekarla Tekirdağ, 221 dekarla Düzce illeriyle, nadasa tarla bırakılmayan Trabzon ve Rize illerinde.

-Nadasa bırakılan alanların 5’te 3’ü İç Anadolu’da-

İç Anadolu Bölgemiz, 25 milyon 270 bin 509 dekar alanla, toplam nadasa bırakılan alanların yüzde 58,96’sını, 5’te 3’üne sahip durumda. Sulama yatırımları bir an önce bitirilmeli. Gıda ve tarımın bu kadar önemli hale geldiği bir ortamda, Türkiye’nin 42 milyon 861 bin 366 dekar alanı, Hollanda’nın yüzölçümünden daha büyük bir alanını nadasa bırakmasının kabul edilebilir bir yanı yok. Ülkemizin böyle bir lüksü olmamalı. Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) yanı sıra çok büyük tarım alanlarını barındıran İç Anadolu Bölgemizin de sulama yatırımları tamamlanmalı. Devletimiz, bütün olanaklarını bu alana kaydırarak, Konya Ovası Projesi (KOP) gibi projeleri ve sulama yatırımlarını tamamlamalı. Ülkemiz su zengini olmadığı için sulamada modern sulama metotlarına öncelik verilmeli.”

-Meyveler, içecek ve baharat bitkileri alanları-

Türkiye’nin 32 milyon 129 bin 886 dekar meyveler, içecek ve baharat bitkileri alanı bulunduğunu belirten Bayraktar, bu alanlarda büyük fındık alanlarına sahip Ordu’nun 2 milyon 309 bin 93 dekar alanla birinci sırayı aldığını, Ordu’yu, 2 milyon 155 bin 207 dekarla Aydın’ın, 2 milyon 34 bin 32 dekarla Gaziantep’in, 1 milyon 857 bin 213 dekarla Manisa’nın, 1 milyon 425 bin 424 dekarla İzmir’in izlediğini bildirdi. Bayraktar, bu illeri 1 milyon 270 bin 319 dekarla Giresun, 1 milyon 201 bin 107 dekarla Mersin, 1 milyon 162 bin 633 dekarla Muğla, 1 milyon 146 bin 664 dekarla Şanlıurfa, 937 bin 157 dekarla Samsun, 932 bin 310 dekarla Balıkesir illerinin takip ettiği bilgisini verdi. Bu illeri, Denizli, Bursa, Malatya, Hatay, Sakarya, Trabzon, Antalya, Kahramanmaraş, Düzce ve Adana’nın izlediğini bildiren Bayraktar, 8 bin 277 dekarla Muş, 6 bin 854 dekarla Kars, 5 bin 870 dekarla Karabük, 1218 dekarla Ağrı, 639 dekarla Ardahan ve 517 dekarla Bayburt illerinin ise son sıraları paylaştığı bilgisini verdi.

-Sebze bahçeleri alanında Antalya birinci, Kars’ın sebze bahçesi yok-

Sebze bahçeleri alanının Türkiye toplamında 8 milyon 265 bin 966 dekarı bulduğunu, en fazla sebze alanının, 471 bin 602 dekarla Antalya’da olduğunu, Antalya’nın ardından 468 bin 336 dekarla Bursa, 463 bin 936 dekarla Ankara, 430 bin 944 dekarla İzmir illerinin geldiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Hatay, sebze bahçeleri alanında 348 bin 468 dekarla beşinci, Samsun 343 bin 932 dekarla altıncı, Manisa, 337 bin 838 dekarla yedinci, Adana 311 bin 510 dekarla sekizinci, Mersin 310 bin 362 dekarla dokuzuncu, Balıkesir 310 bin 62 dekarla onuncu, Kayseri 270 bin 121 dekarla onbirinci sırada. Bu illeri Tokat, Çanakkale, Muğla, Şanlıurfa, Konya, Diyarbakır, Amasya, Nevşehir, Denizli izliyor. Sebze alanı bulunmayan Kars’ın yanı sıra Tunceli 4 bin 425 dekarla, Rize 3 bin 516 dekarla, Bayburt 1474 dekarla, Ardahan 140 dekarla sebze bahçeleri alanında sonlarda yer alıyorlar.

-Süs bitkileri alanının dörtte bire yakını Sakarya’da-

2011 yılında istatistikleri tutulmaya başlanan süs bitkilerinde Sakarya 11 bin 356 dekarla birinci sırada. Türkiye’nin toplam 47 bin 895 dekar olan süs bitkileri alanının dörtte birine yakını (yüzde 23,71) Sakarya’da. Sıralamada Sakarya’yı 9 bin 688 dekarla İzmir, 9 bin 661 dekarla Yalova, 5 bin 201 dekarla Antalya, 3 bin 173 dekarla Bursa, 2 bin 500 dekarla Edirne izliyor. Toplam 42 ilde süs bitkileri alanı bulunurken, bu alanın yüzde 86,81’i Sakarya, İzmir, Yalova, Antalya, Bursa ve Edirne’den oluşan ilk 6 ilde yer alıyor. İlk 6 ili 808 dekarla Konya, 741 dekarla Manisa, 623 dekarla Samsun, 595 dekarla İstanbul, 454 dekarla Isparta, 428 dekarla Tokat izliyor. Süs bitkileri alanı bulunan 42 il içinde son sıraları 8 dekarla Adıyaman, 6’şar dekarla Afyonkarahisar, Kütahya ve Malatya, 5 dekarla Ordu, 3 dekarla Karaman, 2 dekarla Bartın, 1’er dekarla Giresun ve Erzurum oluşturuyor.”

Medyada Ağustos ayının lideri TZOB


-Medyada Ağustos ayının lideri TZOB…

-Medyada öne çıkan işadamları listesinde de

Ağustos ayında 1225 haberle TZOB Genel Başkanı

Şemsi Bayraktar ilk sırada yer aldı

-TZOB, Ağustos ayında, Temmuz ayında olduğu

gibi meslek kuruluşları, birlik, konfederasyon, odalar

ve dernekler arasında hem tarım, hem de genel

ekonomi haberlerinde birinci oldu

-Yazılı basında Ağustos ayında TZOB kaynaklı

3 bin 84 haber yer buldu

-Ağustos ayında TZOB kaynaklı haberlerin ulaştığı

gazete tiraj toplamı 107 milyon 779 bin 642 oldu

Ankara – 06.09.2013 –  Medya takip ajansı İnterpress’in internet sitesinde bulunan ve ekonomiye yön veren kurum ve kuruluşların haber sayıları ve haberlerin yayınlandığı gazetelerin tirajlarının yer aldığı “analiz” verilerine göre, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), Ağustos ayında, Temmuz ayında olduğu gibi, meslek kuruluşları, birlik, konfederasyon, odalar ve dernekler arasında hem tarım, hem de genel ekonomi haberlerinde birinci sırada yer aldı.

İnterpress’in analiz sonuçlarından yapılan değerlendirmeye göre, medyada Ağustos ayının lideri TZOB oldu. Gazetelerde Ağustos ayında TZOB kaynaklı 3 bin 84 haber yer buldu. Ağustos ayında TOBB kaynaklı 2 bin 377, TESK kaynaklı 1085, KESK kaynaklı 974, Kamu-Sen kaynaklı 900, Eğitim Bir Sen kaynaklı 641, MÜSİAD kaynaklı 582, DİSK kaynaklı 409, Türk-İş kaynaklı 379, TÜSİAD kaynaklı 373, Hak-İş kaynaklı 280, TİSK kaynaklı 28 haber yer buldu.

İnterpress verileriyle, meslek kuruluşları, birlik, konfederasyon, odalar ve dernekler arasında, Ağustos ayında gazetelerde yer alan haber sayılarına göre sıralamaları şöyle: 

 

 

Ağustos

 

Meslek Kuruluşu,

Ayı

 

Konfederasyon,

Haber

 

Birlik, Dernek

Sayısı

1

TZOB

3084

2

TOBB

2377

3

TESK

1085

4

KESK

974

5

Kamu-Sen

900

6

Eğitim Bir-Sen

641

7

MÜSİAD

582

8

DİSK

409

9

Türk-İş

379

10

TÜSİAD

373

11

Hak-İş

280

12

TİSK

28

 

Ağustos ayında TZOB kaynaklı haberlerin ulaştığı gazete tiraj toplamı 107 milyon 779 bin 642 oldu.

İnternet medyasında, TZOB kaynaklı, Ağustos ayında 2 bin 88 haber yayınlandı.

-Basında TZOB Genel Başkanı-

Medya takip ajansı İnterpress’in verilerine göre, Ağustos ayında TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar kaynaklı 1225 haber gazetelerde yer aldı. Şemsi Bayraktar haberlerinin ulaştığı gazete tiraj toplamı 38 milyon 223 bin 863 oldu.

İnterpress’in verilerine göre, Ağustos ayında Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken 862 haberle ikinci, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu 777 haberle üçüncü sırayı aldı.

İnterpress verileriyle, birlik, konfederasyon genel başkanları arasında, Ağustos ayında gazetelerde yer alan haber sayılarına göre sıralamaları şöyle: 

 

Ağustos

 

Ayı

 

Birlik, Konfederasyon

Haber

 

Genel Başkanı

Sayısı

1

Şemsi Bayraktar

1225

2

Bendevi Palandöken

862

3

Rifat Hisarcıklıoğlu

777

 

Medya Takip Merkezi verilerine göre de, medyada öne çıkan işadamları listesinde de Ağustos ayında 1113 haberle TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ilk sırada yer aldı. Listede Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken 812 haberle ikinci, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu 763 haberle üçüncü, Bursa Sanayi ve Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay 729 haberle dördüncü, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı 495 haberle beşinci oldu.

Medya Takip Merkezi verilerine göre, medyada öne çıkan işadamları listesinde ilk 5 sıra şöyle:

 

 

 

Ağustos

 

 

Ayı

 

Medyada Öne

Haber

 

Çıkan İşadamları

Sayısı

1

Şemsi Bayraktar

1113

2

Bendevi Palandöken

812

3

Rifat Hisarcıklıoğlu

763

4

İbrahim Burkay

729

5

Erdem Başçı

495

TZOB’dan Başbakan Erdoğan’a ayçiçeği mektubu


-TZOB’dan Başbakan Erdoğan’a ayçiçeği mektubu

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Başbakan Erdoğan’a gönderdiğimiz mektupta, ayçiçeğinde

içinde bulunulan durumu anlattık, çözüm önerilerimizi sunduk”

-“Sorunun çözümü için yağlık ayçiçeğinde kilogram başına

24 kuruş olan destek artırılmalı, ayçiçeği hasadı döneminde

Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında, ürün ithalatı yapılmamalıdır”

-“Hasat dönemi dışında DİR kapsamında yapılacak

ürün ithalatında kontroller sıkı tutulmalı, ihracat amacıyla

alınan bu ürünlerin, iç piyasada kullanılması engellenmelidir”

-“Yağlık ayçiçeği, ayçiçeği tohumu unu, kaba unlarında tonuna

675 dolar, ayçiçeği tohumu yağına 1500 dolar gözetim

uygulaması belirlenmesi sorunu çözmekten uzaktır”

-“Kanaatimizce bu rakam, üreticiyi korumakta yeterli olmayacaktır”

-“Gözetim uygulaması fiyatının, 850 dolar/tona yükseltilmesi

halinde üreticimizin ucuz ithalata karşı korunmasının mümkün

olabileceğini öngörüyoruz”

-“Üreticimiz dünya fiyatlarından girdi kullanabilmelidir”

-“Ürün fiyatlarında yaşanan gerilemenin önlenmesi amacıyla

2010-2011 yıllarında ayçiçeği, ayçiçeği ürünleri ithalatında

bir yöntem olarak kullanılan tarife kontenjanı, bu yıl da

uygulanmalıdır”

-“Boya sanayisinde, yem ve margarin üretiminde belli oranlarda

kullanılmak üzere yine 0 (sıfır) gümrükle ülkemize giren

ayçiçeği ham yağının kontrolü iyi bir şekilde yapılmalı,

amacına uygun olarak kullanılması sağlanmalıdır”

Ankara – 29.08.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, ayçiçeği konusunda mektup gönderdiklerini bildirerek, “Başbakan Erdoğan’a gönderdiğimiz mektupta, ayçiçeğinde içinde bulunulan durumu anlattık, çözüm önerilerimizi sunduk” dedi.

Bayraktar, sorunun çözümü için yağlık ayçiçeğinde kilogram başına 24 kuruş olan desteğin artırılması, ayçiçeği hasadı döneminde Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında, ürün ithalatı yapılmaması gerektiğini belirtti.

Şemsi Bayraktar, Başbakan Erdoğan’ın, TZOB tarafından gerçekleştirilen bölge toplantılarına katılarak sorunları oda başkanlarından dinlediğini ve anında çözüm getirilmesi için talimat verdiğini, TZOB’un yeni hizmet binası açılış törenine ve tören sonrası Yönetim Kurulu toplantısına katıldığını, Yönetim Kurulu üyelerinin kendi bölgeleriyle ilgili aktardıkları sorunlara yakın ilgi gösterdiğini bildirdi.

-“Ayçiçeği üreticisi büyük sıkıntılarla karşı karşıya”-

Hasat döneminin başladığı bugünlerde ayçiçeği üreticisinin büyük sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını, Başbakan Erdoğan’ın göstereceği irade ve destekle diğer sorunlarda olduğu gibi ayçiçeği üreticisinin sorunlarını da çözeceğine inandıklarını belirten Bayraktar, mektubunda şu görüşlere yer verdi:

“Ülkemizin, hemen hemen her bölgesi yağlı tohumlar üretimine elverişli olmasına rağmen, yağlı tohumlu ürünlerde net ithalatçı ülke konumundayız. Ülkemizde üretilen yağlı tohumlardan elde edilen yağ miktarı 655 bin ton, toplam yağ tüketimimiz ise 2 milyon 145 bin tondur. Yağ ihtiyacımızın sadece yüzde 30,5’i ülkemizde üretilen yağlı tohumlarla karşılanmakta, yüzde 69,5’i ise ithal edilmektedir.

Şöyle ki; 2012 yılında yağlı tohum ithalatı 2 milyon 131 bin ton, bitkisel yağ ithalatı 1 milyon 325 bin ton ve bunların işlenmesi sonucu arta kalan küspelerin ithalatı ise 1 milyon 880 bin ton olmuştur. Bütün bu ithalat kalemlerine ödediğimiz döviz tutarı ise 3,6 milyar doları bulmuştur. Üreticilerimizi adeta boğan ithalatımız, yıllar içinde sürekli artmıştır.

Ülkemizde; ayçiçeği, kanola, pamuk, mısır, fındık ve soya yağı olmak üzere toplam 950 bin ton yemeklik sıvı yağ tüketilmektedir. Halkımız yemeklik olarak sıvı yağ tüketiminde öncelikle ayçiçeğini tercih etmektedir. Toplam 950 bin ton yemeklik sıvı yağ tüketiminin yüzde 80’ini ayçiçeği oluşturmaktadır. Rakamlar göstermektedir ki, ayçiçeği yağı halkımız için olmazsa olmaz gıdalar arasında yer almaktadır.

Yağlı tohumlu bitkilerdeki açığın kapatılmasına yönelik alınan tedbirler ile birlikte en önemli ilerleme ayçiçeği üretiminde yaşanmış, önemli artışlar kaydedilmiştir. Nitekim, 2000 yılında 800 bin ton olan ayçiçeği üretimi, 2012 yılında 1 milyon 200 bin tonu yağlık, 170 bin tonu çerezlik olmak üzere 1 milyon 370 bin tona yükselmiştir. 2013 yılında ise 1 milyon 350 bin tonu yağlık, 150 bin tonu çerezlik olmak üzere toplam 1 milyon 500 bin tona çıkacağı beklenmektedir. Geçen yıla göre, yağlık ayçiçeği üretimimiz yüzde 12,5 artış göstermiştir.”

-Kilogramı 1,5 lira olan ayçiçeği fiyatı, bu sezon 95 kuruşa kadar düştü-

Bu hasat döneminde oluşan ayçiçeği fiyatlarının, geçen yılki fiyatlara göre oldukça düşük düzeyde seyrettiğini bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Ayçiçeği fiyatlarının düşmesinde, dünyadaki gelişmeler de etkili olmuştur. 2012 yılında dünya ayçiçeği üretimi 36,3 milyon ton iken, 2013 yılında 40,3 milyon tona yükselmiştir. Dünya ayçiçeği üretiminin yüzde 25’ini Ukrayna, yüzde 22’sini Rusya, yüzde 20’sini Avrupa Birliği (AB) yapmaktadır. Ukrayna Rusya ve AB, dünya üretiminin yüzde 67’sini gerçekleştirmektedir. Ülkemizin, dünya ayçiçeği üretiminden aldığı pay ise yüzde 3,7’dir. Ayçiçeğinde ithalatçı ülke olmamız nedeniyle, dünya piyasalarındaki fiyat değişimleri ülkemizi doğrudan etkilemektedir. Üretim rakamlarının artması ile dünyada da ayçiçeği fiyatları düşmüştür. 2012 yılında, dünya piyasalarında tonu 700 dolar olan ayçiçeği fiyatı, bu yıl 400 dolara gerilemiştir. Ayçiçeği hasadının Çukurova gibi güney bölgelerimiz dışında yeni başlamasına rağmen, üretici, fiyatlar karşısında hüsrana uğramıştır. Geçen sezon kilogramı 1 lira 50 kuruş olan ayçiçeği fiyatı, bu sezon 95 kuruşa kadar düşmüştür.

Ayçiçeği fiyat düşüşünde etkili olan diğer unsur ise, ihracat amacıyla Dahilde İşleme Rejimi kapsamında ülkemize yüzde 0 (sıfır) gümrükle giren ayçiçeği ve ürünlerinin kontrolünün yeterince yapılamamasıdır.

Ayrıca, boya sanayiinde, yem ve margarin üretiminde belli oranlarda kullanılmak üzere yine yüzde 0 (sıfır) gümrükle ülkemize giren ayçiçeği ham yağının kontrolü iyi bir şekilde yapılmalıdır. Bu şekilde ülkeye girişi yapılan ham yağın ithalat amacına uygun olarak kullanılması sağlanmalı, başka yerlerde kullanılması önlenmelidir.

Ülkemizde ayçiçeği fiyatlarının gerilemesinde önemli diğer bir etken ise ayçiçeği ithalatında uygulanan gümrük vergi oranlarının üreticilerimizi koruyamamasıdır. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına göre, uygulayacağımız en yüksek gümrük vergi oranları, ayçiçeği tohumunda yüzde 27, ham ayçiçeği yağında ise yüzde 36’dır. Bu vergi oranları, üreticilerimizi korumakta yetersizdir. Üreticilerimiz düşük vergi oranları ve yüksek girdi maliyetleri karşısında rekabet etmekte zorlanmaktadır.”

-“Destek miktarı 2010 yılından bu yana sadece 1 kuruş artırıldı”-

Üretimin sürdürülebilmesi için dünya ile rekabet edecek üretim ortamı sağlanması, üreticinin dünya fiyatlarından girdi kullanabilmesi gerektiğini bildiren Bayraktar, “Yağlık ayçiçeğinde kilogram başına destek miktarı 2006, 2007 yıllarında 20, 2008 yılında 18,9, 2009 yılında 21, 2010 ve 2011 yılında 23, 2012 yılında 24 kuruş olarak uygulanmıştır. 2013 yılında da destek miktarı, 2012 yılına göre değiştirilmeyerek 24 kuruş olarak belirlenmiştir. Kilogram başına destek miktarı 2010 yılından bu yana sadece 1 kuruş artırılmıştır. Destek miktarı, üreticimizin dünya fiyatlarıyla rekabet edebilmesi için yeterli değildir. Bu miktarın artırılması soruna kısa vadede çözüm getirecektir” dedi.

Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, düşük fiyat nedeniyle mağdur olan üreticinin önümüzdeki sezon ayçiçeği ekimden vazgeçmesi halinde, ithalat miktarının artacağını ve yağ açığıyla ilgili sorunun daha da derinleşeceğini vurgulayan Bayraktar, bu durumun, sadece yağ sektörünü değil, küspede dışa bağımlılığı da artıracağından hayvancılık açısından önemli bir risk oluşturacağına dikkati çekti.

-Öneriler- 

Bayraktar, ayçiçeği fiyatlarının, üreticileri mağdur etmemesi için alınması gereken acil tedbirler konusundaki önerilerimizi ise şöyle sıraladı:

–              Yağlık ayçiçeğinde kilogram başına 24 kuruş olan destek artırılmalıdır.

–              Ayçiçeği hasadı döneminde Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında, ürün ithalatı yapılmamalıdır.

–              Hasat dönemi dışında Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında yapılacak ürün ithalatında kontroller sıkı tutulmalı, ihracat amacıyla alınan bu ürünlerin, iç piyasada kullanılması engellenmelidir.

–              22 Ağustos 2013 tarihli Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayınlanan Ekonomi Bakanlığı’nın “İthalatta Gözetim Uygulamasına İlişkin Tebliğ (Tebliği No: 2009/8)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği”ne göre, yağlık ayçiçeği, ayçiçeği tohumu unu, kaba unlarında tonuna CIF (mal bedeli, sigorta ve navlun dahil) 675 dolar, ayçiçeği tohumu yağına 1500 dolar gözetim uygulaması belirlemesi sorunu çözmekten uzaktır. Kanaatimizce bu rakam, üreticiyi korumakta yeterli olmayacaktır. Bu amaçla gözetim uygulaması fiyatı, mümkün olan en yüksek seviyeye çıkarılmalıdır. Gözetim uygulaması fiyatının, 850 dolar/tona yükseltilmesi halinde üreticimizin ucuz ithalata karşı korunmasının mümkün olabileceğini öngörüyoruz.

–              Üreticimiz dünya fiyatlarından girdi kullanabilmelidir.

–              Ürün fiyatlarında yaşanan gerilemenin önlenmesi amacıyla 2010-2011 yıllarında ayçiçeği, ayçiçeği ürünleri ithalatında bir yöntem olarak kullanılan tarife kontenjanı, bu yıl da uygulanmalıdır. Tarife kontenjanı ile ihtiyacının bir bölümünü iç piyasadan karşılayan sanayiciye, düşük gümrük vergisi ile ithalat izni de verilmektedir. Bu uygulama ile alıcıların üreticilere yönelmesi sağlanmalıdır.

Boya sanayiinde, yem ve margarin üretiminde belli oranlarda kullanılmak üzere yine 0 (sıfır) gümrükle ülkemize giren ayçiçeği ham yağının kontrolü iyi bir şekilde yapılmalıdır. Bu şekilde ülkeye girişi yapılan ham yağın ithalat amacına uygun olarak kullanılması sağlanmalı, başka yerlerde kullanılması önlenmelidir.

Çeltikte hasat başladı


-Çeltikte hasat başladı

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Geçen yıla göre yüzde 2,3 artışla 900 bin ton

çeltik üretimi bekliyoruz”

-“Çeltikte son 10 yılda, ekim alanında yüzde 83,

verimde yüzde 28,5 artış oldu”

-“Bu dönemde, üretim, yüzde 136 artsa da hala yüzde

27 oranında bir açığımız var”

-“2012 yılında 263 bin 546 ton çeltik, pirinç ve kahverengi

pirinç ithalatı yaptık”

-“Dünya fiyatlarının düşük olması üreticilerimizin

rekabet etmesini zorlaştırıyor”

-“Ek koruma tedbirleri alınmadığı sürece çeltik üretiminde

istikrarlı bir artış sağlamak mümkün değil”

-“Hasat döneminde ithalat kesinlikle yapılmamalıdır”

            Ankara – 05.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Marmara Bölgesinde erkenci çeşitlerde çeltik hasadının başladığını bildirerek, “üretimin 880 bin ton olduğu geçen yıla göre, yüzde 2,3 artışla 900 bin ton çeltik üretimi bekliyoruz” dedi.    

Bayraktar, çeltikte son 10 yılda, ekim alanında yüzde 83, verimde yüzde 28,5 artış olduğunu, bu dönemde, üretim, yüzde 136 artsa da hala yüzde 27 oranında bir açık bulunduğunu vurguladı.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2013 yılı Ağustos ayı itibariyle, bu üretim sezonunda dünyada toplam 712 milyon 800 bin ton çeltik karşılığı 477 milyon 900 bin ton pirinç üretimi beklendiğini belirtti. Şemsi Bayraktar, 2012 yılında 699 milyon 100 bin ton olan dünya toplam çeltik üretiminin, bu yıl yüzde 1,96 oranında artarak 712 milyon 800 bin tona ulaşacağını bildirdi.

Dünya pirinç üretiminin yüzde 52,6’sının Çin ve Hindistan tarafından gerçekleştirildiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“En fazla ekim alanına sahip olan Hindistan, çeltik verimindeki düşüklük sebebiyle üretim bakımından ikinci sırada yer alıyor. Çin, çeltik verimi Hindistan’a göre daha yüksek olduğu için çeltik üretiminde birinci sırada bulunuyor. Dünyada pirinç üreticisi diğer önemli ülkeler ise Endonezya, Bangladeş, Vietnam, Tayland’dır. Türkiye’nin kahverengi pirinç ithalatının en fazla yapıldığı ABD’de ise 5 milyon 779 bin ton üretim yapılıyor.

Dünyada ortalama çeltik verimi dekar başına 439 kilogram. Çeltik üretiminin gerçekleştirildiği önemli üretici ülkeler arasında en fazla verim alan ülkeler, Mısır ve ABD. Çeltik verimi Mısır’da 970 kilogram, ABD’de 834 kilogram. Ülkemizde 735 kilogram olan çeltik verimi, dünya ortalamasının üzerinde bulunuyor. Önemli üretici ülkelerden Çin’de verim ortalama 674 kilogram, Hindistan’da 359 kilogram, Endonezya’da 513 kilogram, Bangladeş’te 292 kilogram düzeyinde.”

-Kişi başına pirinç tüketimi dünyada 53, Türkiye’de 8 kilogram-

Dünyada kişi başı pirinç tüketiminin yıllık 53 kilogram olduğunu bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

“Dünyada kişi başına pirinç tüketimi en fazla 173 kilogramla Bangladeş’te yapılıyor. Çeltik üretiminde ilk sırada olan Çin’de, kişi başı tüketim 76 kilogram,  Hindistan’da 68 kilogram. Kişi başına pirinç tüketimi, Vietnam’da 141 kilogram, Endonezya’da 127 kilogram, Tayland’da 133 kilogramı buluyor. ABD ve Türkiye’de ise kişi başına pirinç tüketimi 8 kilogram düzeyinde.

Dünyada üretimi gerçekleştirilen toplam 477 milyon 900 ton pirincin 38 milyon 657 bin tonu dış ticarete konu oluyor. Dünyada pirinç ithalatı gerçekleştiren ülkelerin başında dünya üretiminde ilk sırada olan Çin geliyor. Bu ülkeyi Nijerya, Endonezya, İran, Irak ve Suudi Arabistan izliyor.

Çeltik üretiminde ikinci sırada olan Hindistan, pirinç ithalatında birinciliği alıyor.

Dünya pirinç ihracatında ikinci sırada olan Tayland, 21 milyon 100 ton olan üretiminin yüzde 38’ini ihraç ediyor. Bu ülkeyi Vietnam, ABD, Pakistan izliyor.”

Bu yıl ülkemizde de iklim koşullarının iyi olmasının çeltik veriminde artışa neden olduğunu bildiren Bayraktar, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ilk tahmin sonuçlarına göre, Türkiye çeltik üretiminin geçen yıla göre yüzde 2,3 oranında artarak 880 bin tondan 900 bin tona ulaşmasının beklendiği bilgisini verdi.

-Çeltik üretiminin yüzde 71,6’sı Marmara Bölgesi’nde-

Son yıllarda verim miktarındaki artışın yanında ekim alanlarının çoğalmasının çeltik üretiminin önemli düzeyde artmasına neden olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Son 10 yılda ekim alanları yüzde 83 oranında artarken, çeltik verimi yaklaşık yüzde 28,5 oranında artış göstermiştir. Ekim alanları ve verimdeki artışla birlikte son 10 yılda çeltik üretimi yüzde 136 oranında arttı.

Çeltik, ülkemizde başta üç tarım bölgesinde yoğunlaşmıştır. Türkiye çeltik üretiminin yüzde 71,6’sı Marmara Bölgesinde, yüzde 17,1’i Karadeniz Bölgesinde yüzde 8,7’si Orta Kuzey Anadolu Bölgesinde yetiştirilmektedir. Edirne, Samsun, Balıkesir, Çanakkale, Çorum ve Çankırı’dan oluşan 6 ilin üretimleri, toplam üretimin yüzde 84’ünü oluşturmaktadır. Bu illerden Edirne, tek başına yaklaşık toplam üretimin yüzde 42’sine sahipken, Samsun yüzde 13, Balıkesir yüzde 12, Çanakkale yüzde 9, Çorum yüzde 6 ve Çankırı yüzde 2’lik bir üretim oranına sahiptir. Kalan yüzde 16’lık kısmını ise Kırklareli, Tekirdağ, Sinop, Diyarbakır, Şanlıurfa, Kırıkkale, Mersin ve Iğdır gibi diğer iller üretmektedir.

Üretim artışına paralel olarak çeltik tüketiminin de hızlı artmasıyla ülkemizde çeltik üretiminde halen yaklaşık yüzde 27 oranında üretim açığı bulunmaktadır. Bu açığın giderilmesi için ithalat devam etmektedir.

2012 yılında çeltik ve çeltik ürünleri olarak toplam 263 bin 528 ton çeltik ithalatı gerçekleştirilmiştir. Toplam ithalatın 227 bin 539 tonu çeltik, 25 bin 110 tonu pirinç, 10 bin 879 tonunu kahverengi pirinç oluşturmaktadır. Türkiye toplam 22 ülkeden çeltik ve ürünleri ithal etmektedir. Çeltik ithalatının yüzde 77’si ABD ve Rusya’dan, pirinç ithalatının yüzde 60’ı İtalya, Hindistan ve Rusya, kahverengi pirinç ithalatının ise yüzde 91’i ABD’den yapıldı.”

-“Gümrük vergi oranları üreticiyi korumaya imkan vermiyor”-

İç piyasaya göre dünyada çeltik ve pirinç fiyatlarının düşük seyrettiğini belirten Bayraktar, dünya fiyatlarının düşük olmasının üreticilerin rekabet etmesini zorlaştırdığına dikkati çekti. Çeltik ve ürünlerinde uygulanan gümrük vergi oranlarının ülke üreticilerinin korunmasına imkan vermediğini bildiren Bayraktar, “Ek korunma tedbirleri alınmadığı sürece çeltik üretiminde istikrarlı bir artış sağlamak mümkün değil. Ülke ihtiyacını karşılayacak seviyeye gelinceye kadar ihtiyaç duyulan ithalatın yapılması kaçınılmazdır. Ancak, özellikle hasat döneminde ithalat kesinlikle yapılmamalı” dedi.

Çeltiğin sulu koşullarda üretimi gerçekleştirilen bir ürün olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Sulama ücretleri, çeltik maliyetinde önemli bir kalemi oluşturmaktadır. Sulama maliyetlerinin düşürülmesi için sulama ücretleri azaltılmalıdır.

Uygulanan destekler olumlu olmakla birlikte, girdi masrafları için verilen destek miktarı yeterli olmamaktadır. Bu sebeple verilen destekler, üretim maliyetleri dikkate alınarak belirlenmelidir.

Sertifikalı tohumluk kullanımının yaygınlaştırılması için prim ödemelerinde sertifikalı tohumluk kullananlara yapılan destek artırılarak devam etmelidir.

Tarımsal üretimde kullanılan gübre, motorin, tarımsal sulamada kullanılan elektrik gibi girdilerde KDV’lerin kaldırılarak birim fiyatlarının düşürülmesi sağlanmalıdır.”

Bu yıl çeltik hasadının eylül ayı itibariyle Marmara Bölgesinde erkenci çeşitlerde başladığını bildiren Bayraktar, “Hasat önümüzdeki günlerde yoğunlaşacaktır. Üretimin geçen yıla göre fazla olması, bu yıl ithalata çok fazla gerek duyulmayacağını göstermektedir. Üreticimize bereketli ve kazançlı bir hasat dilerim” dedi.