Mısır alımları..

-Mısır alımları..

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “TMO’nun fazla mesai yaparak mısır alımlarını hızlandırması sevindiricidir”

-“TMO, banka kartı olan üreticilere paralarını 7 gün içinde ödüyor”

-“Üretici elindeki ürününü düşük fiyatla satmasın, TMO’ya teslim etsin”

-“Mısırda, TMO yüzde 28 nem oranına kadar ürün alıyor. Üreticimiz mısırını kurutarak TMO’ya getirmesi gerekir”

-“TMO’nun alımı, bugün itibarıyla 900 bin tonu geçmiştir”

 Ankara – 30.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) alım noktalarını artırdığını, alım yoğunluğuna göre, 2 vardiyayı 3 vardiyaya çıkardığını belirterek, “TMO’nun fazla mesai yaparak mısır alımlarını hızlandırması sevindiricidir” dedi.

Bayraktar, banka kartı olan üreticilere paralarının 7 gün içinde ödediğini belirtti.

Şemsi Bayraktar, 2013 yılı hasat dönemine Eylül ayı başlangıcı itibarıyla Akdeniz Bölgesi’nde başlandığını, halen Akdeniz ve Ege’de devam ettiğini,  diğer bölgelerde de hasada yavaş yavaş başlandığını belirtti.

Bayraktar, şunları kaydetti:

“Görüyoruz ki TMO fazla mesai de yaparak alımları hızlandırmıştır. Fiyat düşüşünün önüne geçmek adına TMO’nun satış fiyatını 16 Eylül 2013 tarihinde 2014 Ocak ayından itibaren tonu 735 lira olarak açıklaması da yerinde bir karar olmuştur. Bu açıklamanın, önümüzdeki aylarda piyasada üretici fiyatlarını artıracağını tahmin ediyoruz. Mısır alımı yapan yem üreticileri ve tüccarın, yüksek satış fiyatlarıyla alım yerine hasat döneminde üreticinin ürününü değerinde almaları hem üretici hem de kendileri için faydalı olacaktır.

TMO, 26 Eylül 2013 tarihi itibarıyla toplam üretimin yüzde 16,6’sına denk gelen 823 bin 340 ton alım yaparak çiftçiden gelen ürünün tamamını almıştır. Rakam bugün itibarıyla 900 bin tonu geçmiştir. Henüz hasat döneminin ilk ayında TMO’nun piyasada düşen fiyatlar karşısında üreticiyi mağdur etmeden bu kadar ürün alması memnuniyet vericidir.”

Bayraktar, TMO’nun hasadın yoğunlaştığı bu günlerde fazla mesai yaparak çiftçiyi bekletmeden mısır alımına devam etmesinin, üreticilerin randevularını kısa zamanda vererek üreticiyi tüccarın insafına bırakmamasının yerinde bir karar olduğunu bildirdi.

 -“Üretici elindeki ürünü düşük fiyatla satmasın”-

 Üreticilerin elindeki ürününü düşük fiyatla satmamaları ve TMO’ya teslim etmelerinin piyasa fiyatlarının da artmasına etki edeceğini belirten Bayraktar, “Üreticilerimiz de özellikle hasadın yoğunlaştığı bu günlerde ürünlerini bekletebildikleri kadar bekletmelidir. Kısa bir zamanda piyasaya yoğun şekilde ürün girmesi fiyatların gerilemesine neden olmaktadır” dedi.

Mısırda nem oranı arttıkça fiyatın fazlaca düştüğünü, TMO’nun yüzde 28 nem oranına kadar ürün aldığını bildiren Bayraktar, bundan dolayı üreticilerin mısırını kurutarak TMO’ya getirmeleri gerektiğini belirtti.

Bayraktar, Türkiye’de mısırın yaklaşık yüzde 31,5’inin Akdeniz Bölgesinde, yüzde 27,5’inin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, yüzde 13’ünün Ege Bölgesi, yüzde 12’sinin de Marmara Bölgesinde üretildiğini vurguladı.                                  

Fatura mağduru çiftçiler için son başvuru


-Fatura mağduru çiftçiler için son başvuru
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Fatura mağduru olan ve prim destekleme ödemelerine yasak konulan çiftçilerden soruşturması sürenlerin, destekleme ödemelerinden yararlanmaları için son başvuru tarihi 1 Ekim 2013’te doluyor”
-“İnceleme ve soruşturması bulunmayan fakat mevzuat uyarınca destekleme ödemesi alamayan ve destekleme ödemelerinden yararlanıp bu ödemeleri sonradan yine mevzuat uyarınca iade eden ve eksik belgeyle destekleme ödemesine başvuran çiftçiler ise son başvuru tarihi 1 Kasım 2013’de sona erecek”
-“Kanuna göre, en geç başvuru tarihlerinin bitiminden 6 ay sonra gerçek üretim yapanlara hak ettikleri destekleme ödemeleri yapılacak”

Ankara – 28.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, fatura mağduru olan ve prim destekleme ödemelerine yasak konulan çiftçilerden soruşturması sürenlerin, destekleme ödemelerinden yararlanmaları için son başvuru tarihinin 1 Ekim 2013’te dolduğunu bildirdi.
Bayraktar, inceleme ve soruşturması bulunmayan fakat mevzuat uyarınca destekleme ödemesi alamayan ve destekleme ödemelerinden yararlanıp bu ödemeleri sonradan yine mevzuat uyarınca iade eden ve eksik belgeyle destekleme ödemesine başvuran çiftçiler ise son başvuru tarihinin 1 Kasım 2013’de sona ereceğini belirtti.
Şemsi Bayraktar, bazı çiftçilerin, gerçekte üretimde bulundukları halde kendi bilgileri dışında geçmişte ortaya çıkan gerçeğe aykırı makbuz, sahte fatura ve diğer belgelerden dolayı, bazı çiftçilerin ise belge eksikliği nedeniyle tarımsal destekleme prim ödemelerinden yararlandırılmadığını veya bu ödemelerden yararlananların destekleme tutarlarını geri ödemek zorunda kaldığını bildirdi.

-Bir grup çiftçinin başvuru tarihi 1 Ekim’de, bir grup çiftçininki 1 Kasım’da doluyor-

Bayraktar, şunları kaydetti: “Gerçek üretimde bulunan, bazı firmalardan aldıkları satış belgeleri yapılan incelemeler neticesinde uygun görülmeyen fakat bu durumdan bilgileri olmayan ve mağdur olan çiftçilerimiz için TZOB olarak girişimlerde bulunduk. Bunun sonucu, bu çiftçilerimizin gerçekten üretimde bulunup bulunmadıklarını tespit ederek, mağduriyetlerin giderilmesi yönünde, çiftçilerin destekleme ödemelerinden yararlandırılmalarını sağlamak üzere, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın görevlendirilmesini düzenleyen ve kamuoyunda torba yasa olarak bilinen 6495 sayılı kanun, 2 Ağustos 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kanunla, 5488 sayılı Tarım Kanunu’na eklenen geçici 3. madde uyarınca, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle devam eden her türlü incelemeler veya idari ve adli soruşturmalar sonuçlanıncaya kadar prim destekleme ödemelerine yasak konulan çiftçilerimizin, 1 Ekim 2013 Salı günü mesai saati bitimine kadar, Çiftçi Kayıt Sistemi kaydının yapıldığı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl ve İlçe müdürlüklerine başvurmaları gerekmektedir.
Yine, 25 Nisan 2006 tarihinden itibaren başvurduğu halde, destekleme ödemelerinden yararlanmak için istenen makbuz, fatura ve diğer belgelerin gerçeğe aykırı usulsüz ve sahte olmasından dolayı destekleme ödemelerini alamayan veya bu ödemeleri aldıktan sonra iade eden ve yine 25 Nisan 2006 tarihinden itibaren meri mevzuat uyarınca desteklemelerden yararlanabilmek için başvuruda bulunan ancak ibrazı öngörülen makbuz, fatura ve diğer belgelerin herhangi birini ibraz edememesi nedeniyle desteklemeden yararlandırılmayan çiftçilerimiz ise 1 Kasım 2013 tarihine kadar Çiftçi Kayıt Sistemi kaydının yapıldığı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı il ve ilçe müdürlüklerine başvuruda bulunmaları gerekiyor.”
Kanun uyarınca üç grup çiftçi tanımlandığını hatırlatan Bayraktar, bunlardan birincisinin, halen soruşturması süren ve bu yüzden ödemelerini alamayan, ikincisinin, inceleme ve soruşturması bulunmayan fakat mevzuat uyarınca destekleme ödemesi alamayan ve destekleme ödemelerinden yararlanıp bu ödemeleri sonradan yine mevzuat uyarınca iade eden, üçüncüsün ise eksik belge ile destekleme ödemesine başvuran çiftçiler olduğunu belirtti.

-“Çiftçilerimizin zaman geçirmeden başvurmaları gerekir”-

Bayraktar, çiftçilerin detaylı bilgi, başvuruda geç kalmamak ve ödemelerini bir an önce alabilmeleri için il ve ilçe müdürlüklerine zaman geçirmeden başvurmaları gerektiğine dikkat çekti.
Şemsi Bayraktar, “çiftçilerin, kanun uyarınca desteklerden yaralanmaları için gerçekten üretimde bulunup bulunmadıkları Gıda, Tarım ve Hayvancılık il ve ilçe müdürlükleri tarafından tespit edilecektir. Aynı kanuna göre, bu müdürlüklerin denetimlerini bitirmelerinin ardından, en geç başvuru tarihlerinin bitiminden 6 ay sonra gerçek üretim yapanlara hak ettikleri destekleme ödemeleri yapılacak” dedi.

Tarımda makine kullanımı…


-Tarımda makine kullanımı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Veriler tarımda makineleşmenin hızla arttığını ortaya koyuyor”

-“2007-2012 döneminde tarımda kullanılan 85 makinenin 10’unda yüzde 50’nin üzerinde artış oldu. 14 makinede yüzde 30 ile yüzde 50, 29 makinede yüzde 10 ile yüzde 30, 12 makinede yüzde 2 ile yüzde 10 arasında artış görüldü”

-“Bu dönemde, 20 makinenin sayısında ise düşüş meydana geldi”

-“En fazla artış, yüzde 1187,2 ile meyve hasat makinesinde görüldü. 2007 yılında 320 adet olan meyve hasat makinesi sayısı, 2012 yılında 4 bin 119 adede çıktı”

-“Artışta meyve hasat makinesini, yüzde 225,8 ile motorlu tırpan, yüzde 204,8 ile yem dağıtıcı römork, yüzde 93,8 ile taş toplama makinesi, yüzde 92,1 ile selektör hariç ürün sınıflandırma makinesi izledi”

-“En fazla düşüş, yüzde 83,6 ile uçakla tarımsal mücadelenin artık yapılmadığı tarımsal mücadele uçağında oldu. Tarımsal mücadele uçağı sayısı 61’den 10’a indi”

-“Düşüşte tarımsal mücadele uçağını, yüzde 57,1 ile hayvanla çekilen hububat ekim makinesi, yüzde 48,2 ile civciv ana makinesi, yüzde 45,9 ile döven, yüzde 41,3 ile karasaban takip etti”

-“Tarımda modern alet ve makinelerinin kullanımının artması verimlilik ve ürün kalitesini artıracak, birim alanda daha fazla ürün alımına, daha verimli girdi kullanımına yol açacak”

 Ankara – 28.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, verilerin tarımda makineleşmenin hızla arttığını ortaya koyduğunu bildirerek, “2007-2012 döneminde tarımda kullanılan 85 makinenin 10’unda yüzde 50’nin üzerinde artış oldu. 14 makinede yüzde 30 ile yüzde 50, 29 makinede yüzde 10 ile yüzde 30, 12 makinede yüzde 2 ile yüzde 10 arasında artış görüldü” dedi.

Bayraktar, bu dönemde 20 makinenin sayısında ise düşüş meydana geldiğini belirtti.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, en fazla artışın, yüzde 1187,2 ile meyve hasat makinesinde görüldüğünü, 2007 yılında 320 adet olan meyve hasat makinesi sayısının 2012 yılında 4 bin 119 adede çıktığını bildirdi.

 -“Motorlu tırpan sayısı 17 bin 400’den 56 bin 693’e çıktı”-

  Artışta meyve hasat makinesini, yüzde 225,8 ile motorlu tırpan, yüzde 204,8 ile yem dağıtıcı römork, yüzde 93,8 ile taş toplama makinesi, yüzde 92,1 ile selektör hariç ürün sınıflandırma makinesi izlediğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“2007-2012 döneminde motorlu tırpan sayısı 17 bin 400’den 56 bin 693’e, yem dağıtıcı römork sayısı 605’den 1844’e, taş toplama makinesi sayısı 416’dan 806’ya selektör hariç ürün sınıflandırma makinesi sayısı 7 bin 163’den 13 bin 763’e, pamuk toplama makinesi sayısı yüzde 82 artışla 500’den 910’a, mısır silaj makinesi  yüzde 66,6 artışla 11 bin 998’den 19 bin 988’e, damla sulama tesisi sayısı yüzde 60,6 artışla 182 bin 991’den 293 bin 967’ye, yer fıstığı hasat makinesi yüzde 60,2 artışla 206’dan 330’a, seyyar süt sağma makinesi sayısı yüzde 55 artışla 164 bin 51’den 254 bin 348’e çıktı.

Ot tırmığı, biçer bağlar makinesi, mısır hasat makinesi, balya makinesi, kulaklı anız pulluğu, ürün kurutma makinesi, kombine patates hasat makinesi, ot silaj makinesi, kombine pancar hasat makinesi, pancar sökme makinesi, traktörle çekilen çayır biçme makinesi, pnömatik ekim makinesi, toprak burgusu ve çiftlik gübresi dağıtma makinesi sayıları bu dönemde yüzde 30 ile yüzde 50 arasında arttı.”

 -“Tarımda kullanılan traktör sayısı yüzde 11,6 arttı”-

 Tarımda kullanılan kepçe, sabit süt sağma makinesi, traktörle çekilen hububat ekim makinesi, anıza ekim makinesi, saman aktarma boşaltma makinesi, derin kuyu pompa, dipkazan, rototiller, sap parçalama makinesi, patates sökme makinesi sayısının yüzde 20 ile yüzde 30 arasında arttığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Kuyruk milinden hareketli pülverizatör, kombine hububat ekim makinesi, toprak frezesi (rotovatör), sap toplamalı saman yapma makinesi, biçerdöver, diskli tırmık (diskaro, goblediks ve benzeri), yağmurlama tesisi, yem hazırlama makinesi, patates dikim makinesi, kimyevi gübre dağıtma makinesi, yer fıstığı harman makinesi, set yapma makinesi, elektrik motorlu motopomp, traktör, kültüvatör, atomizer, ark açma pulluğu, motorlu pülverizatör, santrifüj pompa sayısı yüzde 10 ile yüzde 20 arasında arttı. Tarımda kullanılan traktör sayısı bu dönemde yüzde 11,6 artışla 1 milyon 56 bin 128’den, 1 milyon 178 bin 253’e yükseldi. Artış, tarımda kullanılan su tankeri, merdane, toprak tesviye makineleri, tarım arabası (römork), diskli anız pulluğu (vanvey), kulaklı traktör pulluğu, fide dikim makinesi, sırt pulverizatörü, fındık harman makinesi, diskli traktör pulluğu, kuluçka makinesi ile sabit ve seyyar selektör sayısında yüzde 2 ile yüzde 10 arasında gerçekleşti.”

 -“Karasaban sayısı 50 binin, döven sayısı 16 binin altına indi”-

 Bayraktar, tarım aletleri sayısında 2007-2012 döneminde en fazla düşüşün, yüzde 83,6 ile uçakla tarımsal mücadelenin artık yapılmadığı tarımsal mücadele uçağında olduğunu belirtti. Düşüşte tarımsal mücadele uçağını, yüzde 57,1 ile hayvanla çekilen hububat ekim makinesi, yüzde 48,2 ile civciv ana makinesi, yüzde 45,9 ile döven, yüzde 41,3 ile karasabanın takip ettiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarımsal mücadele uçağı sayısı 61’den 10’a, hayvanla çekilen hububat ekim makinesi sayısı 806’dan 346’ya, civciv ana makinesi sayısı 1644’den 852’ye, döven sayısı 28 bin 855’den 15 bin 612’ye, karasaban sayısı ise 84 bin 304’den 49 bin 453’e indi. Bu dönemde, hayvan pulluğu sayısı yüzde 33,3 düşüşle 181 bin 974’den 121 bin 320’ye, hayvanla çekilen çayır biçme makinesi sayısı yüzde 25 düşüşle 2 bin 48’den 1535’e, tozatar sayısı yüzde 20,4 düşüşle 24 bin 522’den 19 bin 509’a, mısır daneleme makinesi sayısı yüzde 20,4 düşerek 5 bin 447’den 4 bin 336’ya, tınaz makinesi sayısı yüzde 17,8 düşüşle 13 bin 634’den 11 bin 201’e, krema makinesi sayısı yüzde 14,2 düşerek 234 bin 50’den 200 bin 922’ye indi. Bu dönemde, hayvan ve traktörle çekilen ara çapa makinesi, yayık makinesi, sapdöver harman makinesi (batöz), sedyeli pülverizatör-kombine atomizer, orak makinesi, üniversal ekim makinesi, termik motorlu motopomp, dişli tırmık, kombikürüm (karma tırmık) sayılarında ise yüzde 0,2 ile yüzde 7,5 arasında değişen düşüşler görüldü.”

 -“En fazla traktör, römork, traktör pulluğu var”-

 Bayraktar, 85 tarımsal alet ve makinenin toplam sayısı bu dönemde yüzde 9,1 artışla 9 milyon 143 bin 417 adetten 9 milyon 974 bin 583 adede çıktığını bildirdi. Tarımsal alet ve makineler içinde en fazla sayının 1 milyon 178 bin 253 ile tarımda kullanılan traktör sayısında görüldüğünü belirten Bayraktar, “traktör sayısını 1 milyon 98 bin 995 ile tarım arabası (römork), 1 milyon 41 bin 903 ile kulaklı traktör pulluğu, 606 bin 366 ile sırt pülverizatörü, 500 bin 126 ile kültüvatör, 350 bin 968 ile dişli tırmık, 385 bin 149 ile kimyevi gübre dağıtma makinesi, 305 bin 295 ile kuyruk milinden haraketli pülverizatör izliyor” dedi.

Şemsi Bayraktar, tarımda, 293 bin 967 damla sulama tesisi, 254 bin 348 seyyar süt sağma makinesi, 249 bin 449 yayık makinesi, 236 bin 78 yağmurlama tesisi, 229 bin 761 diskli tırmık (diskaro, goblediks ve benzeri), 206 bin 78 tarımda kullanılan su tankeri, 200 bin 922 krema makinesi kullanıldığını bildirdi.

Bayraktar, tarımda modern alet ve makinelerinin kullanımının artmasının verimlilik ve ürün kalitesini artıracağını, birim alanda daha fazla ürün alımına, daha verimli girdi kullanımına yol açacağını vurguladı.   

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) veri tabanında yer alan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kaynaklı verilere göre, 2007 ve 2012 yıllarında tarımsal alet ve makine sayısı ve değişim oranları şöyle:

 

 

 

 

 

 Tarımsal alet ve makine sayısı

2007

2012

 Değişim

(Yüzde)

1

Meyve hasat makinesi

320

4 119

1187,2

2

Motorlu tırpan

17 400

56 693

225,8

3

Yem dağıtıcı römork

605

1 844

204,8

4

Taş toplama makinesi

416

806

93,8

5

Ürün sınıflandırma mak. (selektör hariç)

7 163

13 763

92,1

6

Pamuk toplama makinesi

500

910

82,0

7

Mısır silaj makinesi

11 998

19 988

66,6

8

Damla sulama tesisi

182 991

293 967

60,6

9

Yer fıstığı hasat makinesi

206

330

60,2

10

Süt sağma makinesi (seyyar)

164 051

254 348

55,0

11

Ot tırmığı

70 335

103 940

47,8

12

Biçer bağlar makinesi

5 039

7 409

47,0

13

Mısır hasat makinesi

677

987

45,8

14

Balya makinesi

10 998

15 887

44,5

15

Kulaklı anız pulluğu

28 304

39 834

40,7

16

Ürün kurutma makinesi

587

826

40,7

17

Kombine patates hasat makinesi

608

839

38,0

18

Ot silaj makinesi

2 853

3 917

37,3

19

Kombine pancar hasat makinesi

3 593

4 921

37,0

20

Pancar sökme makinesi

10 845

14 752

36,0

21

Traktörle çekilen çayır biçme makinesi

50 669

68 579

35,3

22

Pnömatik ekim makinesi

22 048

29 377

33,2

23

Toprak burgusu

4 148

5 502

32,6

24

Çiftlik gübresi dağıtma makinesi

1 938

2 519

30,0

25

Kepçe (tarımda kullanılan)

32 314

41 620

28,8

26

Süt sağma makinesi (sabit)

5 749

7 336

27,6

27

Traktörle çekilen hububat ekim makinesi

101 633

128 675

26,6

28

Anıza ekim makinesi

690

860

24,6

29

Saman aktarma boşaltma makinesi

11 520

14 175

23,0

30

Derin kuyu pompa

115 875

142 540

23,0

31

Dipkazan

23 708

29 054

22,5

32

Rototiller

9 584

11 640

21,5

33

Sap parçalama makinesi

14 933

17 968

20,3

34

Patates sökme makinesi

16 802

20 176

20,1

35

Kuyruk milinden haraketli pulverizatör

255 582

305 295

19,5

36

Kombine hububat ekim makinesi

169 695

199 640

17,6

37

Toprak frezesi (rotovatör)

37 604

43 972

16,9

38

Sap toplamalı saman yapma makinesi

12 980

15 062

16,0

39

Biçerdöver

12 775

14 813

16,0

40

Diskli tırmık (diskaro, gobledisk ve benzeri)

198 548

229 761

15,7

41

Yağmurlama tesisi

206 014

236 078

14,6

42

Yem hazırlama makinesi

21 435

24 478

14,2

43

Patates dikim makinesi

13 183

14 970

13,6

44

Kimyevi gübre dağıtma makinesi

339 461

385 149

13,5

45

Yer fıstığı harman makinesi

210

238

13,3

46

Set yapma makinesi

14 146

15 892

12,3

47

Motopomp (elektrik motorlu)

167 050

186 503

11,6

48

Traktör

1 056 128

1 178 253

11,6

49

Kültüvatör

451 214

500 126

10,8

50

Atomizer

103 324

114 435

10,8

51

Ark açma pulluğu

60 475

66 664

10,2

52

Motorlu pulverizatör

71 015

78 151

10,0

53

Santrifüj pompa

98 762

108 665

10,0

54

Su tankeri (tarımda kullanılan)

187 727

206 078

9,8

55

Merdane

75 682

83 033

9,7

56

Toprak tesviye makineleri

16 471

17 943

8,9

57

Tarım arabası (römork)

1 026 389

1 098 995

7,1

58

Diskli anız pulluğu (vanvey)

41 725

44 220

6,0

59

Kulaklı traktör pulluğu

986 291

1 041 903

5,6

60

Fide dikim makinesi

12 900

13 391

3,8

61

Sırt pulverizatörü

587 821

606 366

3,2

62

Fındık harman makinesi

5 315

5 474

3,0

63

Diskli traktör pulluğu

66 491

68 332

2,8

64

Kuluçka makinesi

1 114

1 140

2,3

65

Selektör (sabit veya seyyar)

4 387

4 481

2,1

66

Kombikürüm (Karma tırmık)

24 891

24 840

-0,2

67

Dişli tırmık

355 991

350 968

-1,4

68

Motopomp (termik motorlu)

198 735

194 776

-2,0

69

Üniversal ekim makinesi

62 979

61 702

-2,0

70

Orak makinesi

65 977

63 092

-4,4

71

Sedyeli pulverizatör, kombine atomizer

14 993

14 303

-4,6

72

Sapdöver harman makinesi (batöz)

194 847

185 327

-4,9

73

Yayık makinesi

268 237

249 449

-7,0

74

Hayvan ve traktörle çekilen ara çapa makinesi

146 408

135 428

-7,5

75

Krema makinesi

234 050

200 922

-14,2

76

Tınaz makinesi

13 634

11 201

-17,8

77

Mısır daneleme makinesi

5 447

4 336

-20,4

78

Tozatar

24 522

19 509

-20,4

79

Hayvanla çekilen çayır biçme makinesi

2 048

1 535

-25,0

80

Hayvan pulluğu

181 974

121 320

-33,3

81

Karasaban

84 304

49 453

-41,3

82

Döven

28 855

15 612

-45,9

83

Civciv ana makinesi

1 644

852

-48,2

84

Hayvanla çekilen hububat ekim makinesi

806

346

-57,1

85

Tarımsal mücadele uçağı

61

10

-83,6

 

Toplam

9 143 417

9 974 583

9,1

Tarımda şampiyonluk Batı Akdeniz’e geçti..


 

-Tarımda şampiyonluk Batı Akdeniz’e geçti

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Antalya, Isparta ve Burdur’dan oluşan Batı Akdeniz bölgesi, 2010 yılındaki 4 milyar 971 milyon dolarlık tarımda gayri safi katma değerle birinci olurken, 2008’in şampiyonu Manisa, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak’tan oluşan Zafer bölgesi 4 milyar 732 milyon dolarla ikinci sıraya indi”

-“Bölgeler içinde, sıralamada, Güney Marmara’nın 7., İpekyolu’nun 20., Batı Karadeniz’in 25. ve İstanbul’un 26’ıncı sıradaki yeri değişmedi”

-“Sıralamada, Çukurova ikincilikten üçüncülüğe, Orta Karadeniz 4’üncülükten 5’inciliğe, Mevlana 6’ıncılıktan 8’inciliğe, Doğu Akdeniz 8’incilikten 10’unculuğa, Bursa-Eskişehir-Bilecik 12’incilikten 13’üncülüğe, Trakya 14’üncülükten 16’ıncılığa, Ankara 17’incilikten 18’inciliğe, Fırat 19’unculuktan 22’inciliğe, Kuzey Anadolu 21’incilikten 23’üncülüğe, Kuzeydoğu Anadolu 23’üncülükten 24’üncülüğe geriledi” -“Bölgeler sıralamasında en büyük gerileme 9’unculuktan 15’inciliğe düşen Doğu Karadeniz’de görüldü. Bölgenin ülke tarımındaki payı yüzde 4,5’den yüzde 3,65’e indi”

-“Sıralamada, en fazla basamak atlayan bölgeler Şanlıurfa ve Diyarbakır’dan oluşan Karacadağ ile Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’ten oluşan Dicle bölgelerinde görüldü”

-“2008’e göre 9 basamak atlayan Karacadağ, 15’incilikten 6’ıncılığa, 5 basamak atlayan Dicle 24’üncülükten 9’unculuğa çıktı”

-“Güney Ege, 5’incilikten 4’üncülüğe, İzmir 13’üncülükten 11’inciliğe, Ahiler 15’incilikten 12’inciliğe, Orta Anadolu 16’ıncılıktan 14’üncülüğe, Doğu Anadolu 18’incilikten 17’inciliğe, Serhat 22’incilikten 21’inciliğe yükseldi” 

 Ankara –  29.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda şampiyonluğun Zafer bölgesinden Batı Akdeniz bölgesine geçtiğini bildirerek, “Antalya, Isparta ve Burdur’dan oluşan Batı Akdeniz bölgesi, 2010 yılındaki 4 milyar 971 milyon dolarlık tarımda gayri safi katma değerle birinci olurken, 2008’in şampiyonu Manisa, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak’tan oluşan Zafer bölgesi 4 milyar 732 milyon dolarla ikinci sıraya indi” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, bölgesel gayri safi katma değerde son verilere göre, 2008-2010 döneminde Batı Akdeniz bölgesinin ülke tarımsal gayri safi katma değerinden aldığı payın yüzde 6,56’dan yüzde 8,05’e çıktığını, Zafer bölgesinin payının ise yüzde 8,48’den yüzde 7,66’ya indiğini belirtti.

İkinci sıradaki Adana ve Mersin’den oluşan Çukurova bölgesinin payının yüzde 7,28’den yüzde 6,85’e düştüğünü ve sıralamadaki yerinin üçüncülüğe gerilediğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bölgeler içinde, sıralamada, Balıkesir ve Çanakkale’den oluşan Güney Marmara’nın 7., Gaziantep, Adıyaman ve Kilis’ten oluşan İpekyolu’nun 20., Zonguldak, Karabük ve Bartın’dan oluşan Batı Karadeniz’in 25. ve İstanbul’un 26’ıncı sıradaki yeri değişmedi. Sıralamada, Çukurova ikincilikten üçüncülüğe, Samsun, Tokat, Çorum ve Amasya’dan meydana gelen Orta Karadeniz 4’üncülükten 5’inciliğe, Konya ve Karaman’dan oluşan Mevlana 6’ıncılıktan 8’inciliğe, Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye’den oluşan Doğu Akdeniz 8’incilikten 10’unculuğa, Bursa-Eskişehir-Bilecik 12’incilikten 13’üncülüğe, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli’den oluşan Trakya 14’üncülükten 16’ıncılığa, Ankara 17’incilikten 18’inciliğe, Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli’den oluşan Fırat 19’unculuktan 22’inciliğe, Kastamonu, Çankırı ve Sinop’tan oluşan Kuzey Anadolu 21’incilikten 23’üncülüğe, Erzurum, Erzincan ve Bayburt’tan meydana gelen Kuzeydoğu Anadolu 23’üncülükten 24’üncülüğe geriledi. Bölgeler sıralamasında en büyük gerileme 9’unculuktan 15’inciliğe düşen Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin ve Gümüşhane’den oluşan Doğu Karadeniz’de görüldü. Bölgenin ülke tarımındaki payı yüzde 4,5’den yüzde 3,65’e indi.”

 -Sıralamada üstte tırmanan bölgeler- 

Sıralamada, en fazla basamak atlayan bölgelerin Şanlıurfa ve Diyarbakır’dan oluşan Karacadağ ile Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’ten oluşan Dicle bölgelerinde görüldüğünü belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“2008’e göre 9 basamak atlayan Karacadağ, 15’incilikten 6’ıncılığa, 5 basamak atlayan Dicle 24’üncülükten 19’unculuğa çıktı. Aydın, Denizli ve Muğla’dan meydana gelen Güney Ege, 5’incilikten 4’üncülüğe, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova’dan oluşan Doğu Marmara 10’unculuktan 9’unculuğa, İzmir 13’üncülükten 11’inciliğe, Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir’den oluşan Ahiler bölgesi 15’incilikten 12’inciliğe, Kayseri, Sivas ve Yozgat’tan meydana gelen Orta Anadolu 16’ıncılıktan 14’üncülüğe, Van, Muş, Bitlis ve Hakkari’den oluşan Doğu Anadolu 18’incilikten 17’inciliğe, Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahan’dan oluşan Serhat 22’incilikten 21’inciliğe yükseldi.”

 -Ülke tarımında payını artıran bölgeler-

 Ülke tarımındaki payları açısından bakıldığında, 2008-2010 döneminde, Batı Akdeniz’in payının yüzde 6,56’dan yüzde 8,05’e, Güney Ege’nin payının yüzde 6,15’den yüzde 6,30’a, Karacadağ’ın payının yüzde 4,30’dan yüzde 5,40’a yükseldiğini bildiren Bayraktar, Doğu Marmara’nın payının yüzde 4,43’den yüzde 4,52’ye, İzmir’in payının yüzde 3,74’den yüzde 4’e, Ahiler bölgesinin payının yüzde 3,50’den yüzde 3,85’e,Orta Anadolu’nun payının yüzde 3,47’den yüzde 3,75’e ulaştığını belirtti. Bayraktar, bu dönemde, Doğu Anadolu’nun payının yüzde 2,56’dan yüzde 2,80’e, Ankara’nın payının yüzde 2,59’dan yüzde 2,67’ye, Dicle’nin payının yüzde 1,71’den yüzde 2,63’e, İpekyolu’nun payının yüzde 1,94’den yüzde 2,27’ye, Serhat’ın payının yüzde 1,79’dan yüzde 1,98’e, Kuzey Doğu Anadolu’nun payının yüzde 1,75’den yüzde 1,79’a çıktığını kaydetti.

 -Ülke tarımında payı azalan bölgeler-

 Bu dönemde, Zafer bölgesinin payının yüzde 8,48’den yüzde 7,66’ya, Çukurova’nın payı yüzde 7,28’den yüzde 6,85’e, Orta Karadeniz’in payı yüzde 6,21’den yüzde 5,70’e, Güney Marmara’nın payı yüzde 5,12’den yüzde 5,02’ye gerilediğini bildiren Bayraktar, “Mevlana bölgesinin payı yüzde 5,61’den yüzde 4,75’e, Doğu Akdeniz’in payı yüzde 4,70’den yüzde 4,31’e, Bursa, Eskişehir, Bilecik’in payı yüzde 4,28’den yüzde 3,80’e, Doğu Karadeniz’in payı yüzde 4,50’den yüzde 3,65’e, Trakya’nın payı yüzde 3,71’den yüzde 3,15’e, Fırat bölgesinin payı yüzde 2,16’dan yüzde 1,98’e, Kuzey Anadolu’nun payı yüzde 1,90’dan yüzde 1,80’e indi” dedi.

 -Batı Akdeniz 4,97 milyar dolarla birinci, İstanbul 344 milyon dolarla sonuncu-

 Dolar bazında tarımsal gayri safi katma değerin 2010 yılında, Batı Akdeniz’de 4 milyar 971 milyon, Zafer bölgesinde 4 milyar 732 milyon, Çukurova’da 4 milyar 227 milyon, Güney Ege’de 3 milyar 887 milyon, Orta Karadeniz’de 3 milyar 520 milyon, Karacadağ’da 3 milyar 331 milyon, Güney Marmara’da 3 milyar 98 milyon dolara ulaştığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“2010 yılında, Mevla bölgesinde 2 milyar 932 milyon, Doğu Marmara’da 2 milyar 790 milyon, Doğu Akdeniz’de 2 milyar 662 milyon, İzmir’de 2 milyar 472 milyon, Ahiler bölgesinde 2 milyar 379 milyon, Bursa, Eskişehir, Bilecik bölgesinde 2 milyar 349 milyon, Orta Anadolu’da 2 milyar 314 milyon, Doğu Karadeniz’de 2 milyar 256 milyon, Trakya’da 1 milyar 943 milyon, Doğu Anadolu’da 1 milyar 728 milyon, Ankara’da 1 milyar 648 milyon, Dicle bölgesinde 1 milyar 621 milyon, İpekyolu bölgesinde 1 milyar 400 milyon, Serhat bölgesinde 1 milyar 225 milyon, Fırat bölgesinde 1 milyar 222 milyon, Kuzey Anadolu’da 1 milyar 110 milyon, Kuzeydoğu Anadolu’da 1 milyar 108 milyon, Batı Karadeniz’de 478 milyon, İstanbul’da 344 milyon dolarlık tarımsal gayri safi katma değer üretildi.” 

 -Kişi başına tarımsal katma değer İstanbul’da 26, Güney Marmara’da 1901 dolar-

Bayraktar, kişi başına tarımsal gayri safi katma değerin en az 26 dolarla İstanbul’da, en fazla 1901 dolarla Güney Marmara’da elde edildiğini belirterek, “Güney Marmara’yı 1884 dolarla Batı Akdeniz, 1592 dolarla Zafer, 1585 dolarla Ahiler, 1491 dolarla Kuzey Anadolu, 1427 dolarla Güney Ege, 1312 dolarla Mevlana, 1285 dolarla Orta Karadeniz, 1281 dolarla Trakya, 1137 dolarla Çukurova, 1080 dolarla Serhat, 1054 dolarla Karacadağ, 1040 dolarla Kuzeydoğu Anadolu izliyor” dedi.

Şemsi Bayraktar, bu bölgeleri, 989 dolarla Orta Anadolu, 895 dolarla Doğu Karadeniz, 893 dolarla Doğu Akdeniz, 867 dolarla Doğu Marmara, 857 dolarla Doğu Anadolu, 820 dolarla Dicle, 751 dolarla Fırat, 661 dolarla Bursa-Eskişehir-Bilecik, 632 dolarla İzmir, 586 dolarla İpekyolu, 464 dolarla Batı Karadeniz, 350 dolarla Ankara’nın takip ettiğini bildirdi.

 -Tarımın payı İstanbul’da yüzde 0,2, Serhat bölgesinde yüzde 26,63-

 TZOB Genel Başkanı Bayraktar, tarımın bölge katma değerinden aldığı payın Serhat bölgesinde yüzde 26,63, Karacadağ bölgesinde yüzde 25,31, Ahiler bölgesinde yüzde 23,76, Doğu Anadolu istatistiki bölgesinde yüzde 23,08, Kuzey Anadolu bölgesinde yüzde 22,56, Güney Marmara bölgesinde yüzde 21,97 iken, Doğu Marmara bölgesinde yüzde 7,15’e, İzmir bölgesinde yüzde 5,86’ya, Batı Karadeniz bölgesinde yüzde 5,83’e, Bursa-Eskişehir-Bilecik’te yüzde 5,74’e, Ankara bölgesinde yüzde 2,92’ye, İstanbul bölgesinde ise yüzde 0,2’ye kadar indiğini belirtti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 25 Eylül 2013 tarihinde açıkladığı son bölgesel gayri safi katma değer verilerine göre, 26 istatistiki bölgenin 2010 yılı nüfusları, tarımda gayri safi katma değerleri, kişi başına tarımda gayri safi katma değerleri, 2008 ve 2010 yıllarında ülke tarımından aldıkları pay ve tarımın bölge katma değerinden aldığı pay şöyle:

 

 

 

2010

2010

 

 

 

 

 

 

Tarımda

Kişi

 

 

2010

 

 

 

Gayri

Başına

 

 

Tarımın

 

 

 

Safi

Gayri

2008

2010

Bölge

 

 

 

Katma

Safi

Ülke

Ülke

Katma

 

 

2010

Değer

Katma

Tarımında

Tarımında

Değerinde

 

 

Nüfus

(Milyon

Değer

Payı

Payı

Payı

 

İstatistiki Bölgeler

(Bin)

Dolar)

(Dolar)

(Yüzde)

(Yüzde)

(Yüzde)

1

Batı Akdeniz

2.639

4.971

1.884

6,56

8,05

18,66

2

Zafer

2.973

4.732

1.592

8,48

7,66

19,86

3

Çukurova

3.718

4.227

1.137

7,28

6,85

15,91

4

Güney Ege

2.724

3.887

1.427

6,15

6,30

16,74

5

Orta Karadeniz

2.740

3.520

1.285

6,21

5,70

19,94

6

Karacadağ

3.161

3.331

1.054

4,30

5,40

25,31

7

Güney Marmara

1.630

3.098

1.901

5,12

5,02

21,97

8

Mevlana

2.236

2.932

1.312

5,61

4,75

19,37

9

Doğu Marmara

3.220

2.790

867

4,43

4,52

7,15

10

Doğu Akdeniz

2.981

2.662

893

4,70

4,31

15,60

11

İzmir

3.909

2.472

632

3,74

4,00

5,86

12

Ahiler

1.501

2.379

1.585

3,50

3,85

23,76

13

Bursa-Eskişehir-Bilecik

3.552

2.349

661

4,28

3,80

5,74

14

Orta Anadolu

2.340

2.314

989

3,47

3,75

14,89

15

Doğu Karadeniz

2.521

2.256

895

4,50

3,65

13,23

16

Trakya

1.517

1.943

1.281

3,71

3,15

11,13

17

Doğu Anadolu

2.017

1.728

857

2,56

2,80

23,08

18

Ankara

4.711

1.648

350

2,59

2,67

2,92

19

Dicle

1.978

1.621

820

1,71

2,63

18,09

20

İpekyolu

2.390

1.400

586

1,94

2,27

11,94

21

Serhat

1.135

1.225

1.080

1,79

1,98

26,63

22

Fırat

1.626

1.222

751

2,16

1,98

13,33

23

Kuzey Anadolu

745

1.110

1.491

1,90

1,80

22,56

24

Kuzey Doğu Anadolu

1.065

1.108

1.040

1,75

1,79

17,88

25

Batı Karadeniz

1.031

478

464

0,86

0,77

5,83

26

İstanbul

13.085

344

26

0,68

0,56

0,20

 

Türkiye

73.142

61.748

844

100,00

100,00

9,46

 

Sakaryalıların TZOB Genel Başkanı Bayraktar’ı ziyareti…

-Sakaryalıların TZOB Genel Başkanı Bayraktar’ı ziyareti…

-Bayraktar, TZOB’da, Sakarya’dan AK Parti MKYK Üyesi ve Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Çiğdem Erdoğan Atabek, Sakaryaspor eski başkanları Aydın Zengin ve Erdal Taşkın,bazı oda başkanları, sendikacı ve politikacılarla bir araya geldi.

 Sakarya – 28.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Şemsi Bayraktar, TZOB’da, Sakarya’dan AK Parti MKYK Üyesi ve Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Çiğdem Erdoğan Atabek, Sakaryaspor eski başkanları Aydın Zengin ve Erdal Taşkın, bazı oda başkanları, sendikacı ve politikacılarla bir araya geldi.

Bayraktar, 25 Eylül Çarşamba günü, Sakaryaspor eski başkanlarından Aydın Zengin, politikacı Fikri Aslan, eski sendika yöneticisi Orhan Büyü ile Sakarya eski başkanı Erdal Taşkın, eski milli futbolcu Hakan Şükür’ün babası Sermet Şükür’ü ayrı ayrı kabul etti. 

Şemsi Bayraktar, 26 Eylül Perşembe günü de AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi ve Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Çiğdem Erdoğan Atabek ile Akyazı Ziraat Odası ve Akyazı Ticaret Borsası Başkanı Ali Şener Bayraktar, Akyazı Ticaret Borsası Meclis Başkanı Hüsamettin Şen, Bizim Sakarya gazetesi kurucularından eski politikacı Yaşar Zımba ile ayrı ayrı bir araya geldi.

Kabullerde Sakarya ile ilgili konular ele alındı.

Kurban Bayramı’na doğru…


-Kurban Bayramı’na doğru…
-Türkiye Ziraat Odaları Birliği, çadır kiraları, vekaleten kesim, üreticilerin pazar alanlarındaki ihtiyaçları ve denetim konularında uyarılarda bulundu
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Belediyelerimizin, kurbanlık satış yerlerini kiralarken, buraları gelir getirici bir yer değil, bir kamu hizmeti olarak görmelerini ve kira bedellerini mümkün olduğunca düşük tutmalarını bekliyoruz”
-“Vekâleten kesimde, üreticinin de vekâlet veren vatandaşın da mağdur olmaması için sıkı önlemler alınmalıdır”
-“Hayvanların yaş uygunluğu, gebe olup olmadığı gibi vasıfları yönünden yapılan kontrollerde de titiz davranılması gerekir”

Ankara – 27.9.2013 – Kurban Bayramı yaklaşırken, kurbanlık üreticileri açısından da hareketli günler başlıyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üreticilerin, kurbanlık pazarlarında ödeyecekleri çadır kiraları, vekâleten kesim, pazarların besicilerin sosyal ihtiyaçları açısından da donanımı ve denetim konularında mağduriyetler yaşanmaması için uyarılarda bulundu.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, yaptığı açıklamada, besicilerin, kurbanlıklarını özellikle büyük şehirlere götürme konusunda hazırlıklara başladıklarını belirtti. Kurbanlık satışlarının illere ve bölgelere göre farklılık gösterdiğini, kimi yerlerde canlı kilogram ve et fiyatı üzerinden, kimi yerlerde ise canlı hayvan üzerinden pazarlık yöntemiyle satış yapıldığını hatırlatan Bayraktar, “Birliğimizce, her yıl olduğu gibi bu yıl da hayvanlar pazarlara indirilmeden önce, iller bazında tahmini fiyatlar derlenip, kamuoyuna duyurulacaktır” dedi.

-“Belediyelerin çadır kiraları üreticimizi mağdur etmemeli”-

Kurbanlıkları büyük şehirlerde belediyelerin belirlediği yerlerde satmak isteyen üreticilerin satış süresince hayvanlarını bulunduracakları yerlere ciddi bir kira bedeli ödediklerini kaydeden Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bayramın yaklaşmasıyla birlikte bu tür yerlerin kira bedellerini belirleme çalışmaları da başlamıştır.
Üreticilerimizin yüksek maliyetli üretimleri ve hayvancılığımızın geçtiği süreç de dikkate alınarak, belediyelerimizin bu yerlerin kira bedeli belirlemede daha hassas davranmalarını, kurbanlık satış yerlerini kiralarken, buraları gelir getirici bir yer değil, bir kamu hizmeti olarak görmelerini ve kira bedellerini mümkün olduğunca düşük tutmalarını bekliyoruz. Belediyelerin çadır kiraları üreticimizi mağdur etmemeli. Çünkü üreticilerimiz çadır kirası yanında başka masraflar da yapıyor. Üreticimiz, hayvanların taşındığı mesafeye göre değişmekle birlikte, ciddi bir nakliye ücreti ödüyor; eğer hayvanları satamazsa dönüş için de nakliye parası veriyor, bu da masrafların daha da artmasına neden oluyor.
Ayrıca, hayvanlarını satacakları yere bir, iki hafta önceden giden üreticilerimiz kaldıkları sürede kişisel masrafları için de önemli denebilecek harcamalar yapıyor. Yani pazara kurbanlık sevk eden her üretici nakliye, çadır kirası, yeme, içme gibi harcamalar da dâhil olmak üzere kişi başına ciddi miktarlarda masraf yapıyor.”

-“Vekâleten yapılan kurban kesimleri çok iyi denetlenmeli”-

Belediyelerin hayvan pazarlarında üreticilerin su, tuvalet gibi, kişisel ve sosyal ihtiyaçlarına yönelik alt yapı hizmetlerine de azami özeni göstermesini beklediklerini kaydeden Bayraktar, dernek ve vakıflar aracılığıyla vekâleten yapılan kurban kesimlerinin de çok iyi denetlenerek, önceki yıllarda örneklerine rastlanan mağduriyetlere mahal verilmemesini istedi.
“Vekâleten kesimde, üreticinin de vekâlet veren vatandaşın da mağdur olmaması için sıkı önlemler alınmalıdır” diyen Bayraktar, şunları kaydetti:
“Kurban Bayramı döneminde birçok dernek ve vakıf, hayır işlemeyi düşünen vatandaşlarımızın verdiği vekâletle onlar adına kurban kesmek için faaliyet içine girmektedir. Bilindiği üzere, geçtiğimiz yıllarda yaşanan bazı olumsuzluklar birçok vatandaşımızın mağdur olmasına yol açmıştır. Dernek ve vakıflara yatırılan paraların kurban kesiminde kullanılması ve bunların iyi bir şekilde denetlenmesi çok önemlidir. Aksi takdirde hem halkımızın, hem de üreticilerimizin mağduriyetine neden olunabilecektir. Vekâleten kurban kesmeyi taahhüt eden bu kuruluşların, bu dönemde ne kadar hayvanı nereden aldığının, hangi şartlarda ve nerelerde ne kadar kurbanlık kestiğinin, vekâleti veren kurban sahibinin vekâletinin yerine getirilip getirilmediğinin yetkili kurumlar tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmesi, hem hayır işlemeyi düşünen vatandaşlarımızın hem de üreticilerimizin mağdur olmasını önleyecektir.”

-Kurbanlıkların denetimi-

Bayraktar, hayvan pazarlarında kamu kuruluşlarınca hayvanların sağlık kontrolünden geçirildiğini hatırlatarak, bu kontrollerin yanı sıra hayvanların yaş uygunluğu, gebe olup olmadığı gibi vasıflar yönünden yapılan kontrollerde de titiz davranılması gerektiğinin altını çizdi. Şemsi Bayraktar, “Böylece hayır işleyecek halkımıza gönül rahatlığıyla kurbanlığını seçme imkânı getirilecek ve mağduriyeti önlenecektir” dedi.

TÜRKTOB Başkanı Gencer’in TZOB’u Ziyareti…

-TÜRKTOB Başkanı Gencer’in TZOB’u Ziyareti…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:“ Türkiye Tohum, Tohumculuk, Fide, Fidancılık ve
Teknolojileri Fuarı’na geçen yıl 7 Ziraat Odamız katıldı”
-“Son derece yararlı bir fuar olduğunu gördüm. Bu tür fuarlar, verimliliğe ve ülke tarımına büyük katkılar sağlayacak”

Ankara – 19.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, geçen yıl 7 Ziraat Odasının katıldığı Türkiye Tohum, Tohumculuk, Fide, Fidancılık ve Teknolojileri Fuarı’nın, son derece yararlı olduğunu bildirdi.
Bayraktar, kendisini ziyaret eden Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Gençer’le makamında bir araya geldi.
Yıldıray Gençer’le 10-12 Ocak 2014 tarihlerinde İstanbul Yeşilköy Fuar Merkezi’nde 4’üncüsü düzenlenecek Türkiye Tohum, Tohumculuk, Fide, Fidancılık ve Teknolojileri Fuarı konusunu görüşen Bayraktar, şunları kaydetti:
“‘Gıda güvencesini garanti altına almanın biri de tohumdur. Bu bilinçle ülkemiz tohumculuk sektöründe son yıllarda yaşanan gelişmeler neticesinde tohumluk üretimimiz büyük aşama kaydetmiştir. Sektördeki gelişmelerin başta üreticimiz olmak üzere, tüm aktörlerle paylaşılması açısından benim de üçüncüsüne katıldığım Türkiye Tohum, Tohumculuk, Fide, Fidancılık ve Teknolojileri Fuarı çok önemlidir. Geçtiğimiz yıl 7 Ziraat Odamızla fuardaydık. Bu yıl da Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak fuara desteğimiz sürecek. Bu tür fuarlar, verimliliğe ve ülke tarımına büyük katkılar sağlayacak.’’
Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Yıldıray Gençer de ‘’Başta Türkiye Ziraat Odaları Birliği olmak üzere, ülke tarımının ve tohumculuğunun gelişimine gönül veren tüm meslek kuruluşlarımızın temsilcilerini ve firmalarımızı düzenleyeceğimiz uluslararası ihtisas fuarda görmekten mutluluk duyacağız’’ ifadelerini kullandı.

Mısır fiyatları 43 kuruşa kadar geriledi…


-Mısır fiyatları 43 kuruşa kadar geriledi…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“Hasadın yeni başladığı dönemde, TMO tarafından
64 kuruş olarak açıklanan mısır alım fiyatı, Akdeniz
Bölgesi’nde yüzde 14 nem oranına sahip mısırda 52-57,
Ege Bölgesi’nde 50-55 kuruşa, Karadeniz Bölgesi’nde
yüzde 30 nem oranına sahip mısırda 43 kuruşa kadar
geriledi”
-“Üreticimiz mısırını pazara hızlı sevk etmesin. TMO’ya
versin ya da bekletebileceği kadar bekletsin”
-“TMO, ülke genelinde hızlı alım gerçekleştirsin. Üreticiyi
mağdur etmesin”
-“Tüccara sesleniyorum. TMO, 2014 Ocak ayından itibaren
tonu 735 liradan mısır satacağını açıkladı. Ofis’ten ucuz
mısır alma şansı kalmadı. Çiftçiden uygun fiyatla mısır
almayanlar, yarın TMO’dan pahalı almak zorunda kalacaklar”
Ankara – 26.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, mısır fiyatlarının önemli oranda düştüğünü bildirerek, “Hasadın yeni başladığı dönemde, TMO tarafından 64 kuruş olarak açıklanan mısır alım fiyatı, Akdeniz Bölgesi’nde yüzde 14 nem oranına sahip mısırda 52-57, Ege Bölgesi’nde 50-55 kuruşa, Karadeniz Bölgesi’nde yüzde 30 nem oranına sahip mısırda 43 kuruşa kadar geriledi” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye’de mısırın yaklaşık yüzde 31,5’inin Akdeniz, yüzde 27,5’inin Güneydoğu Anadolu, yüzde 13’ünün Ege, yüzde 12’sinin ise Marmara bölgelerinde üretildiği bildirdi. Şemsi Bayraktar, her yıl olduğu gibi, 2013 yılı mısır hasat ve pazarlama dönemine girildiği Ağustos ayı itibariyle üretici fiyatlarını takip etmeye başladıklarını belirtti.
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO), bu yıl, 7 Ağustos 2013 tarihinde, hasadın yeni başladığı dönemde, mısır alım fiyatını kilogramda 64 kuruş olarak açıkladığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ancak mısır yoğunlaşmaya başladığı bugünlerde piyasalarda mısır fiyatları oldukça gerilemiştir. Üretimin yoğun olarak gerçekleştirildiği Ziraat Odalarından alınan bilgilere göre, yüzde 14 nem oranı sahip mısır kilogram fiyatları, Akdeniz Bölgesi’nde 52-57 kuruş, Ege Bölgesi’nde 50-55 kuruş, yüzde 30 nem oranına sahip mısır kilogram fiyatları Karadeniz Bölgesi’nde ise 43 kuruşa kadar gerilemiştir. TMO’nun alım merkezinin bulunmadığı ilçelerde fiyatlar daha da aşağıda oluşmaktadır.
-“Üretici fiyatların daha da gerilemesinden tedirgin”-
Üreticiler ürün arzının artmasıyla birlikte fiyatların daha da gerilemesinden tedirgin olmaktadır.
Piyasa fiyatlarının gerilemesiyle üreticiler, TMO alım merkezlerine yoğunlaşmıştır. Bu durum randevuların daha geç verilmesine ve üreticilerin zor durumda kalmasına neden olmaktadır. Gerileyen piyasa fiyatları çiftçilerin hasat yapma isteklerini kırmaktadır.”
Bayraktar, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 5,5 milyon ton mısır tüketimi olan Türkiye’nin bu yılki mısır üretiminin, bir önceki yıla göre yüzde 7,6 oranında artarak 4 milyon 950 bin tona ulaşacağını bildirdi.
-“TMO hızlı alım yapmalı”-
Piyasa fiyatlarının düşmesini önlemek amacıyla 16 Eylül 2013 tarihinde TMO tarafından mısır satış fiyatının, 2014 Ocak ayından itibaren ton başına 735 lira olarak açıklandığını belirten Bayraktar, “Üreticimiz mısırını pazara hızlı sevk etmesin. TMO’ya versin ya da bekletebileceği kadar bekletsin. TMO, ülke genelinde hızlı alım gerçekleştirsin. Üreticiyi mağdur etmesin” dedi.
Bayraktar, tüccara da seslenerek, TMO’nun, 2014 Ocak ayından itibaren tonu 735 liradan mısır satacağını açıkladığını, Ofis’ten ucuz mısır alma şansı kalmadığını, çiftçiden uygun fiyatla mısır almayanların, yarın TMO’dan pahalı almak zorunda kalacaklarını vurguladı.
Bayraktar, şunları kaydetti:
“TMO tarafından mısır satışlarının 2014 Ocak ayından itibaren yapılacak olması ve fiyatın 735 lira olarak açıklanması, önümüzdeki aylarda piyasada üretici fiyatlarının gerilemesini önleyeceği beklenmektedir.
2013 yılında mısır üreticisinin zarar etmemesi için TMO’nun piyasada etkili olabilecek şekilde alım yapması gerekir. Alımların daha etkin yapılması için alım merkezlerinin sayısı artırılmalı, verilen randevu süreleri kısaltılmalıdır.
Üretici zararlarının önlenmesi, artan üretim miktarının gelecek yıllarda korunması amacıyla, bu yıl kilogramı 4 kuruş olarak açıklanan prim miktarı artırılmalıdır.
Üreticilerimiz de özellikle hasadın yoğunlaşmaya başlayacağı önümüzdeki günlerde, ürünlerini bekletebildikleri kadar bekletmelidir. Kısa bir zamanda piyasaya yoğun şekilde ürün girmesi fiyatların gerilemesine neden olmaktadır.
Mısırda nem oranı arttıkça fiyat fazlaca düşmektedir. Bu nedenle üreticilerimizin mısırını kurutmadan satmamalıdır.”
Bayraktar, mısır üretiminin artırılması ve üreticinin hak ettiği değeri bulması amacıyla Ziraat Odaları Birliği olarak, fiyatları takip etmeye devam edeceklerini bildirdi.

Fındık bahçeleri acilen yenilenmeli


-Fındık bahçeleri acilen yenilenmeli…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:“Doğu Karadeniz’de, Ordu, Giresun ve Trabzon’da
kaliteli fındık üretilmesine karşın, bölgenin fındık verimi, Türkiye ortalamasının oldukça altında”
-“Bölgede verimin artırılması için 70 ile 100 yaşında, ekonomik ömrünü doldurmuş fındık bahçeleri acilen yenilenmelidir”
-“Doğu Karadeniz bölgesinde fındık işletme büyüklükleri 2-3 dekara kadar düşmüştür. Öyle ki 1 dekarın bile altında fındık bahçelerinden bahsedilmektedir”
-“Bunlar yenilenmezse, fındık bahçelerinde optimal büyüklük sağlanamazsa, fındıkta tehlike çanları çalar. Rekabet şartlarımız zorlaşır”
-“Bu şartlarda üreticimiz para kazanamaz”
-“Bir üretim projeksiyonumuz olmalı”
-“Bu bahçelerle gıda tüketimleri hızla artan Çin’e, Hindistan’a fındık yetiştiremeyiz. Dünya talebine cevap veremeyiz”
-“Bahçeler yenilenirken, üretici desteklenmeli, Mağdur edilmemelidir”

Ankara – 25.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Doğu Karadeniz’de, Ordu, Giresun ve Trabzon’da kaliteli fındık üretilmesine karşın, bölgenin dekarda 60-70 kilogram olan veriminin, yaklaşık dekarda 100 kilogram olan Türkiye ortalamasının oldukça altında kaldığını bildirdi. Bayraktar, “Bölgede verimin artırılması için 70 ile 100 yaşında, ekonomik ömrünü doldurmuş fındık bahçeleri acilen yenilenmelidir” dedi.
Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin dünya fındık üretiminin yüzde 75’ini karşıladığını, özellikle fındık tarımı yapılan Karadeniz Bölgesi’nde yaklaşık 2 milyon üretici nüfusunun geçim kaynağı olduğunu belirtti.
Dünyanın en büyük üreticisi olmasına rağmen, fındıkta özellikle Doğu Karadeniz’de verimlilik konusunun önemli bir sorun olarak ortaya çıktığını bildiren Bayraktar, “Verimlilik yıllara göre önemli dalgalanmalar gösteriyor. Fındık bahçelerinin yaşlanmış olması da en önemli sorun olarak karşımıza çıkıyor” dedi.
Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ülkemiz tarımının da yapısal sorunu olan ve miras hukukundan kaynaklanan tarım işletmelerinin dengesiz, çok parçalı, düzensiz ve dağınık küçük parsellerden oluşması fındık bahçelerinde de görülmektedir. Bu durum üretimi kısıtlamakta, girdi maliyetlerini yükseltmekte, teknolojinin ve modern araçların kullanılmasını güçleştirmekte, üretimden alınan verim ve kaliteyi düşürmektedir.
Nitekim Doğu Karadeniz Bölgemizde fındık işletme büyüklükleri 2-3 dekara kadar düşmüştür. Öyle ki 1 dekarın altında fındık bahçelerinden bile bahsedilmektedir. Bu kadar küçük bahçelerden yeterli gelir elde edilmesi mümkün değildir. Zaten, yeterli gelir elde edemeyen fındık üreticilerinin bir kısmı, fındıklıklarını adeta kaderine terk ederek şehirlere göç etmiştir.”

-“Toplulaştırma yapılmalı, bahçeler yenilenmeli”-

Yöreye uygun bir projeyle fiziken toplulaştırılmaya uygun olan parsellerin, fındık bahçelerindeki optimal işletme büyüklüğü dikkate alınarak, bir an önce toplulaştırılması gerektiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Verim ve kalitenin düşmesine neden olan, ekonomik ömrünü doldurmuş, 70 ile 100 yaşındaki fındık plantasyonları, acilen, bir projeyle kademeli olarak verimli çeşitlerle yenilenmelidir. Bunlar yenilenmezse, fındık bahçelerinde optimal büyüklük sağlanamazsa, fındıkta tehlike çanları çalar. Rekabet şartlarımız zorlaşır. Bu şartlarda üreticimiz para kazanamaz.
Türkiye’nin fındıkta bir üretim projeksiyonu olması gerekir. Dünyada gıda tüketimi artıyor. Fındığa olan talep de artacak. Bu bahçelerle gıda tüketimleri hızla artan Çin’e, Hindistan’a fındık yetiştiremeyiz. Dünya talebine cevap veremeyiz.”
Bayraktar, fındık bahçeleri yenilenirken, projenin uygulama süresinde üreticinin desteklenmesi, mağdur edilmemesi gerektiğine de dikkati çekti.

-“Eğitim çalışmaları kalite ve verimi artırır”-

Türkiye’de fındık üreticilerinin büyük çoğunluğunun, geçimini sağladığı fındık tarımı hakkında bilgilerinin yetersiz olduğunu belirten Bayraktar, üreticiye yönelik eğitim çalışmalarıyla teknik bilgilerin aktarılmasının, kalite ve verimi artıracağını vurguladı.
Üreticinin sağlıklı bir örgütlenme modeline kavuşturulması gerektiğine de dikkati çeken Bayraktar, “Üreticilerin büyük bir kısmının üyesi olduğu Fiskobirlik’in fonksiyonel olması, fındık alımının yanı sıra üreticilerin ürünle ilgili bilgi ve becerilerinin artırılması, geliştirilmesine de katkıda bulunması sağlanmalıdır” dedi.
Bayraktar, dünyanın en kaliteli fındığının üretildiği Doğu Karadeniz Bölgesi’nde verim ve kalitenin artırılmasına yönelik; Avrupa Birliği fonları, Doğu Karadeniz Projesi, kırsal kalkınma projeleri gibi bölgesel olarak uygulanacak projelerin de yörede fındık tarımının sürdürülebilirliği açısından büyük önem arz ettiğini kaydetti.

Ahilik Haftası…


-Ahilik Haftası…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:“Ahilik, dayanışma ve yardımlaşmanın sembolüdür”
-“Çiftçi ve esnafın örgütlenerek dayanışma içinde topluma hizmeti, bugün de esas olmalıdır”

Ankara – 24.09.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel başkanı Şemsi Bayraktar, Ahilik geleneğinin Türk kültürü açısından son derece önemli bir müessese olduğunu vurgulayarak, “Ahilik, dayanışma ve yardımlaşmanın sembolüdür” dedi.
Bayraktar, Ahilik Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, dürüstlüğü, doğruluğu, hizmette mükemmelliği merkeze alan Ahilik kültürüne her zaman olduğu gibi günümüzde de büyük ihtiyaç bulunduğunu belirtti.
Bu sistemin, iyi bir örgütlenmenin, hem mesleki hem de sosyal açıdan topluma nasıl bir katkı sağladığını göstermesi bakımından da çok önemli bir örnek teşkil ettiğinin altını çizen Bayraktar, “Ahilik anlayışı, bir yandan fevkalade önemli mesleki ve toplumsal bir işlev yerine getirirken, bir yandan da mesleki örgütlenmenin ne derece önemli olduğunun da adeta bir simgesidir” değerlendirmesinde bulundu.
“Hizmette mükemmellik” felsefesiyle birliğin ve dayanışmanın çok güzel örneklerini hayata geçiren Ahilik kültürünün, günümüz için de çok değerli ayrıntıları içinde barındırdığını belirten Bayraktar, “Gençlerin iyi yetişmesinden meslek kazanmalarına kadar birçok toplumsal görev üstelenen Ahilik anlayışı, savaş ve afetlerde gösterdiği dayanışma ve beraberlik anlayışıyla da günümüz dünyasına çok önemli mesajlar bırakmıştır.” dedi.
Şemsi Bayraktar, çiftçi ve esnafın örgütlenerek dayanışma içinde topluma hizmetinin bugün de esas olması gerektiğini belirtti. Bayraktar, bu geleneğin günümüzde de yaşatılması ve canlı tutulmasının gerektiğini belirterek, “Esnaf ve sanatkarımızın, Ahilik anlayışının köklerini geçmişten günümüze taşımak, uygulamak ve felsefesini devam ettirmek için yapacağı her çalışmayı Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak bizler de destek olacağımızı belirtiyor; Ahilik Haftası’nı kutluyorum” ifadelerini yer verdi.