|
1.GİRİŞ
Tarım,
nüfusun temel ihtiyaç maddelerini üreten bir kesim olması nedeni ile
stratejik bir öneme sahiptir ve diğer sektörler içerisinde doğal, ekonomik,
sosyal ve kişisel risklerden en çok etkilenen sektördür. Bundan dolayı tarım
üstü açık fabrikaya benzetilir.
Tarım
makro ekonomik açıdan stratejik olarak desteklenmesi
ve uzun vadeli istikrarlı politikalarla yönlendirilmesi gereken bir
sektördür. Türkiye’de tarım
sektörü uzun yıllar boyunca popülist politikalarla idare edilmiş ve bu
nedenle de asıl sorunlar giderek büyümüştür. Bu sorunlardan birisi de
sigortadır. Tarımda, teknik tedbirler ile önlenmesi mümkün olmayan riskler
sık sık görülmekte ve Ülkemiz gibi gelir düzeyi genellikle çok düşük
olan çiftçiler için her yıl büyük felaketlere neden olmaktadır. Bütün
gelişmiş ve bir çok gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, ancak tarım
sigortaları uygulamasıyla bu felaketlerin neden olduğu zararlar karşılanabilir.
Gelişmiş
ülkelerin yıllar önce başlatmış oldukları “tarımda risk yönetim
teknikleri” uygulamaları ve alt yapı çalışmaları sonucu “doğa”
olayları büyük ölçüde “afet” olmaktan çıkarılmıştır. Bu ülkeler
kendi doğal, sosyal, temel ekonomik yapılarıyla tarım politikaları dikkate
alınarak bilinçlendirilmiş tarım ürün sigorta sistemlerini kurmuşlar ve böylece
çiftçilerinin çok az bir masrafla zararlarını karşılayarak muhtaç
oldukları ekonomik ve sosyal güvence kavuşmaları sağlanmıştır.
Sigortadan amaç sigortalının net varlığında bir azalma meydana gelmesini
önlemektir. Bunun için sigorta sektöründe oluşan yığın hasarları karşılamak
için her ülkede çeşitli şekillerde devlet desteği yapılmaktadır.Ülke
tarımındaki teknolojik gelişmelere karşın kontrol edilmeyen doğal
afetlerin sebep olacağı ürün ve hayvan kayıplarından doğan zararlar tarım
sigortaları vasıtasıyla karşılanabilirler.
2.TÜRKİYE’DE
TARIM SİGORTASI UYGULAMALARI
2.1
Genel Durum ve Yasal Düzenlemeler
Tarım
sigortaları uygulamaları 1957 yılında başlamış olmasına ve risklerin
giderek arttığı bilinmesine rağmen, çiftçinin gelir düzeyinin sürekli düşmesi,
tarım sigortaları için bir devlet politikasının oluşmamış olması,Tarım
ve sigorta sektörlerindeki bilgi ve ilgi eksikliği,daha kolay işlere yönelme
arzusu gibi faktörler tarım sigortalarının diğer tarımsal faaliyetler yanında
daha az gelişmesinde rol oynamışlardır.
1987
yılında Tarım Sigortaları'nın geliştirilmesi için planlı bir çalışma
başlatılmıştır.”Tarım sigortasını tarımcılar yapmalıdır ”başlığıyla
hazırlanan “Türkiye için Tarım Sigortaları'nı Geliştirme Planı” (Tanfer
Dinler-1987) çerçevesinde öncelikle Tarım ve Sigorta Sektörü'ne konunun öneminin
anlatılması, tanıtımı ve çiftçiye götürülen sigorta hizmetlerinin sağlıklı
bir alt yapıya kavuşturulup, yaygınlaştırılmasına çalışılmıştır.
1995
yılına gelindiğinde gelişmenin yeterli olmadığı görülmüş, bunu
engelleyen faktörler ve diğer ülke örnekleri incelenerek, Tarım Sigortaları'nın
ortak bir sistem içerisinde uygulanması için tarım sigortalarına gönül
vermiş kişiler bir araya gelerek, Tarım Sigortaları Vakfı'nı(TSV) kurmuşlardır.
Tarım
Sigortaları branşında faaliyet gösteren resmi ve özel tüm sigorta ve reasürans
şirketlerinin Tarım Sigortaları Vakfına üye olmasından sonra özellikle,
tarım ürünleri hasar tespitinin aynı teknik bilgilerle bağımsız uzmanlar
tarafından belirlenmesini sağlayarak, çiftçinin hasarlarını gerçek değerlerle
ödeme amacıyla ortak hizmet veren bağımsız bir hasar havuzu oluşturulmuştur.
Diğer
taraftan vakıf sigortalı olanların yanı sıra sigortasız ürün ve risklere
ait bütün istatistiksel veriler ayrıca bilgi bankası şeklindeki bir veri
havuzunda toplanmakta ve değerlendirilmektedir. Tüm veriler GIS (Coğrafi
Bilgi Sistemleri) içerisinde ayrı ayrı analiz edilmekte ve prim fiyatlarına
esas teşkil edecek aktüeryal çalışmalar yapılmaktadır.
Planlı
çalışmalardan sonra,Tarım Sigortaları konusu tarım sektöründe de ilgi görmeye
başlamış, 6. Beş Yıllık Kalkınma Planında“ Tarım sigortalarının
gelişmesi için devlet desteğini öngören yasal düzenlemelerin yapılması”
şeklinde yer almıştır. Bu 7. ve 8. Kalkınma Planlarında aynı şekilde
devam etmiştir.
“1.Tarım Şurası Çalışma Belgesi ”nda konuya ayrıntılı bir şekilde
yer verilmiş, ortak hizmetler için TSV tarafından kurulan hasar havuzuna prim
üretim havuzu da eklenmesi ile tarım sigortaları havuzunun kurulması, doğal
afetler ile ilgili Devlet yardımı öneren ancak uygulamada işlerliği olmayan
yasaların kaldırılması Devletin çiftçinin sigorta primine destek olarak doğal
afet sigortalarının başlamasını gerçekleştirecek yasal düzenlemelerin
yapılması da önerilmektedir.
1998
yılı Hükümet programında yer alan “Tarımsal politikalarla ilgili yapısal
değişim projesi” tarım ürünleri sigortası yasasının çıkarılması ve
devlet desteğinin sağlanmasını öngörmektedir.
Bu
proje çerçevesinde ilgili kurumların katılımı ile Hazine Müsteşarlığınca
yürütülen çalışmalarda 3 ayrı yasa taslağı yer almış (Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı, T.Dinler, Hazine Müsteşarlığı) sonuçta Hazine Müsteşarlığı
tarafından “Tarım Sigortaları Teşviki Hakkında Kanun Tasarısı” başlığında
yayımlanmıştır.
2000
yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığının başlattığı Tarım Reformu
Uygulama Projesi (TARUP)-Agricultural Reform Implementation Project (ARİP) çerçevesinde
tarımda devlet destekli doğal afet sigortalarının başlaması öngörülmüştür.
2001
yılında program çerçevesinde tarım sigortalarını engelleyen iki yasadan
biri olan 5254 sayılı yasa yürürlükten kaldırılmıştır. 2090 Sayılı
diğer yasa yürürlükte olmasına rağmen hasar ödemelerine ilişkin fon
iptal edildiği için uygulamada aktif değildir.
Bugün
için Devletin doğal afetler karşısında çiftçiye karşılıksız yardımları
yapmasını sağlayan uygulamaların tamamı kaldırılmış durumdadır. Ancak,
çiftçiye güvence sağlayacak, Tarımda Doğal Afet Sigortaları Yasası da çıkarılmamıştır.
2001 yılında bir taraftan, ARİP Projesinin, Dünya Bankası kredisi ile
desteklenmesi için bir ön çalışma başlatılmış, diğer taraftan yasal düzenlemelere
ilişkin alt yapı çalışmaları yürütülmüştür.
2002
yılı sonunda 58.Hükümetin “Acil Eylem Planı”nda da tarım sigortalarının
geliştirilmesi için bundan sonraki yapılacak uygulamalara esas olacak
hedefler belirlenmiştir. 59. Hükümetin acil eylem planında öngörülen
politikaları benimsemesi ile Tarım Sigortası şu an ki hükümetinde programında
bulunmaktadır.
Bu
plan, Tarımda Devlet Destekli Doğal Afet Sigortası Yasası' nın bir yıl içerisinde
çıkarılmasını ve kuraklık, don, sel sigortaları uygulamalarının esaslarının
belirlenmesi, primlerin devletçe desteklenmesini öngörmektedir.
2.2. Özel
Sigortalar Tarafından Uygulanan Tarım Sigortasında Mevcut Durum
Halihazırda
Ülkemizde 9 Sigorta Şirketi tarafından Tarım Sigortası uygulanmaktadır. Çitçilerin
sigortaya katılımı özel isteğe bağlı olup, şuanda sigortalılık oranı
dolu %0.1, Hayvanda ise %0,5 civarındadır.
Ülkemizdeki
62 özel sigorta şirketinin sadece 9 tanesi tarım sigortası ile uğraşmaktadır.
Bu sigorta şirketleri de Sigorta Kapsamları şu şekildedir;
Tarım
Ürünleri Dolu Sigortası; dolu vuruşunun ürünlerde neden olduğu miktar
eksilmesi,meyve ve sebzelerde ek primle kalite kaybını sigorta kapsamına
almaktadır.
Sera
Sigortası; doğal afetler nedeniyle serada ve içindeki ürünlerde meydana
gelen hasarlar sigorta kapsamına alınmaktadır.
Hayvan
hayat sigortası; ölümler ve yavru atma sigorta kapsamındadır.
Kümes
hayvanları sigortası; Ölümler ve istisna olarak hırsızlık ve esrarengiz
kayıplarda sigorta kapsamına alınmaktadır.
Tarım
Sigortası Sonuçları
Tarım ürünleri sigortası hasar tespitleri ise şu şekilde yapılmaktadır;
Sağlıklı bir hasar tespiti sistemi oluşturmak üzere, Tarım Sigortalar vakfı
bağımsız bir kurum olarak 1995 yılında kurulmuştur. Tarım branşında çalışan
sigorta şirketleri Vakfın üyesidir. Hasar tespitleri, üye şirketlerin
imzalamış oldukları Hasar Tespitleri çalışma esasları çerçevesinde yürütülmektedir.
Vakfın masrafları, sigorta ve reasürans şirketinin yıllık primlerinin
%4’ü oranındaki bağışlarıyla karşılanmaktadır. Sera ve dolu
sigortalarında hasar tespitleri Vakfın bölge koordinatörü vasıtasıyla tarım
uzmanlarına yaptırılmaktadır. Hayvan hayat sigortasında ise hasar
tespitleri için vakıf yerel veterinerleri kullanılmaktadır.
3.TARIM
SİGORTASINDAN ÜRETİCİLERİN BEKLENTİLERİ
Hemen
hemen her ülkede sigorta uygulaması pilot projelerle başlatılıp ve kapsamı
kademeli olarak genişletilmekte, sigorta sistemine üretici, devlet ve sigortacının
katılımı, finansmanı, teminat verilen riskler ve ürünler, sigorta şirketlerinin
çalışma esasları ve organizasyonlar farklılıklar göstermektedir. Ancak
kendi ülkesine uygun gerekli yasal, kurumsal ve teknik alt yapıyı oluşturmuştur.
Bitkisel
ürün sigortalarında 1957 yılından beri uygulanmakta olan geleneksel dolu
sigortalarının yanı sıra kuraklık, don, sel gibi risklere karşı sigorta
yapabilmenin dünya genelinde olduğu gibi bizde de 2 kuralı olduğu
bilinmektedir. Bunlardan birincisi; mevcut dolu sigortalarının alt yapısını
geliştirmek, ikincisi devletin prim desteğini sağlamak.
Çiftçinin ödeyeceği doğal afet sigortaları priminin ABD ve AB ülkelerinin
çoğunda olduğu gibi Türkiye'de de %50'sinin devlet tarafından karşılanacağı
öngörüsü bugün için Tarım, Sigorta ve kredi temin edilen finans kurumları
tarafından da kabul edilebilir görülmektedirler.
Ülkemizde
günlük politik çıkarlardan uzak ülke menfaatlerini uzun vadeli koruyan
politikalara ihtiyaç vardır. Tarım sigortasının öncelikle bu bilinç ile
ele alınması üreticimizin olduğu kadar ülkemizin gıda güvenliği içinde
şarttır. Desteklemenin boyut değiştirdiği günümüzde Türk tarımında
sigorta sistemlerinin geliştirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.
Bu konudaki beklentileri şu şekilde özetleyebiliriz.
·
Devlet tarım sigortalarının primine ve/veya hasarına destek sağlamalıdır.
·
Üreticilerin sigorta bilincinin oluşturulması yönünde eğitim
programları uygulanmalıdır.
·
Üreticilerin sisteme inancı sağlanarak, hasar halinde tatmin
edici düzeyde bir ödeme yapılacağı ortaya konulmalıdır.
·
Primler üreticilerin ürettikleri ürünlerin üretim, risk ve bölge
özellikleri dikkate alınarak tespit edilmelidir.
·
Prim ödemelerinde üreticilerin üretim ve hasat dönemleri
dikkate alınmalıdır.
·
Sigorta hizmetlerinin köylere ulaştırılması sağlamak için
sigorta şirketlerinin acente ağlarını geliştirecek
sistemleri kurmalıdırlar.
·
Tarımsal üretim ve risk değerlerine bağlı kayıtların alındığı
Tarım Sigortaları Vakfı veri bankasında
TZOB kayıtlarının da sisteme entegre edilmesi konusundaki ortak
projeler desteklenmelidir.
·
Üreticinin tek mesleki örgütü olan TZOB, bundan sonra geliştirilecek
tarım sigortaları organizasyonunda sürekli
yer almalıdır.
Kaynaklar:
1.
Tanrıvermiş,H.,1997.Türkiyede Tarım kesiminin Sigorta Sorunu
ve Çözüm Önerileri, Milli Reasürans T.A.Ş.,İSTANBUL
2.
Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği, 2003 ,Tarım
Sigortaları Türkiye Bilgi Notu, İSTANBUL.
3.
Dinler,T.,2003.Tarım Sigortaları Vakfı,İSTANBUL
|