İnegöl Ziraat Odası
yeni hizmet binası ve çiftçi lokalinin
açılışı gerçekleşti
İnegöl Ziraat Odası hizmet binası ve çiftçi lokalinin açılışına
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ziraat Odası
Başkanları, İlçe Tarım Müdürü Mahmut Doğru, CHP İlçe Başkanı Nemci Demir, MHP
İlçe Başkanı Tuncay Şenol, DSP İlçe Başkanı Recep Doğan, Anavatan Partisi İlçe
Başkanı Mustafa Güden ve çok sayıda çiftçi katıldı.
Açılış konuşmasını yapan İnegöl Ziraat Odası Başkanı Niyazi Özbil,
meyvecilikte Bursa yöresinde yetiştirilen elmanın %25’i, armudun %30’u,
şeftalinin %40’ının İnegöl’de üretildiğini, toplam 16 bin 750 ton kapasiteli 13
adet soğuk hava deposu sayesinde meyveciliğinin alt yapısının oluşup, yurtiçi ve
ihracata ürün arz edildiğini söyledi. İlçe çiftçisinin, Ziraat Odası, Pancar
Kooperatifi, Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifi, Damızlık Sığır
Yetiştiricileri Kooperatifi, Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve Üretici Birlikleri
olmak üzere örgütlenerek tarımsal problemlerin çözümü konusunda birliktelik
gösterdiğine işaret eden Özbil, hayvancılıkta 18 bin 500 adet sığır, 35 bin adet
koyun, 1500 adet keçi, 40 adet manda, 210 bin adet kanatlı hayvan olduğunu,
hayvancılığa yönelik modern işletmelerin sayısının hızla arttığını, İnegöl’de 6
bin 600 civarında yıllık suni tohumlama ile ırk ıslahının sürdürüldüğünü ve
kayıt altına alındığını kaydetti. İnegöl tarımı ile ilgili bilgiler veren ve
Ziraat Odasının 1963 yılından bu güne çiftçilere hizmet verdiğini kaydeden Bursa
Ziraat Odaları Koordinasyon Başkanı Niyazi Özbil, konuşmasının sonunda 1.sınıf
tarım arazilerinin korunması gerektiğinin altını çizdi.
Açılışta konuşan Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı
Şemsi Bayraktar, “Yıllardır söyledik, tarım kapasitemizi, potansiyelimizi çok
akılcı ve rasyonel politikalarla götürelim. Bu potansiyelimizi öyle bir
değerlendirelim ki, sadece Türkiye’deki gıda güvencesini sağlayan ülke değil,
Avrupa’nın da gıda güvencesini sağlayan ülke olsun. Su kaynaklarımızı heba
ediyoruz. Geldiğimiz noktada akarsularımızı kullanamaz hale geldik. Yine yeraltı
sularımızı kaybediyoruz. Avrupa, 2. Dünya Savaşından sonra gıdaya yetişmeyince
önlemini anladı ve tarıma yönelik politikalar geliştirildi. Çiftçilerine çok
önemli destekler verdi. AB sadece kırsal kesim için 50 milyar dolar kullandı.
Ama biz tarımı seçimden seçime hatırladık. Çiftçinin oyunu hedef alan
politikalarla, tarımın sorunlarına çözüm bulmak mümkün değildir” dedi.
Türkiye’de çiftçiye verilen desteklerin dünya destekleri ile
mukayese edilemeyeceğini belirten Bayraktar; “Türkiye’de tarımla uğraşan 20
milyon insan var. Tarım dışı istihdam yaratılamadığı gibi kırsala yatırımda
yapılamadı. Avrupa’da kırsal kesim % 58, tarım nüfusu ise % 3, bizde ise kırsal
kesim % 34, tarım nüfusu yüzde % 23, oda son 4 yılda yüzde 34’lerden 23,2’lere
indi. Bu yıl 527 bin insan tarımdan göç etmiş. Avrupalı kırsaldakini aç bırakıp
şehre göndermemiş. Kırsala yatırım yapmış tarım dışı istihdam yaratmış,
fabrikalar açmış. Kırsalda ki insanlar fabrikalarda çalışırken, akşam gelmişler
evlerinde yatmışlar. Kırsaldan büyük şehre göç vermemiş. Biz ise insanları aç ve
açıkta bırakıyoruz. Tarımdan geçinemeyince büyük şehre gidiyorlar gece kondu
kuruyorlar. İşte siyasilere anlatamadığımız bu” dedi.
Dünyadaki buğday fiyatlarının 600 doları bulduğunu belirten
Bayraktar; “Bu fiyatı Türk çiftçisine ver bakalım, dünya piyasalarındaki yeri
artıyor mu, artmıyor mu? Pirinç için kıvranıyorlar. Bundan aracılar istifade
ediyor. İnşallah bundan sonra Türk çiftçisi istifade eder. IMF ve dünya
bankasının dayatmaları ile aşağıya çekilen buğday fiyatları 600 doları bulunca
çark ettiler. Bu gün 250 bin ton pirinç stoku var. Pirinç fiyatları %50 oranında
arttı. Benim çiftçim pirincini 75 kuruştan sattı. Tarım, üretimi ve ekonomisi
ile bir bütündür. Çiftçi üretmediği müddetçe dünyada gıda bulma şansınız paranız
olsa da yok. Çünkü dünya stokları son 30 yılın en azına inmiş durumda” dedi.
Tarım üretimi pazarlaması ve ekonomisiyle bir bütün olduğunu
belirten Bayraktar; “Bu bütünlük sağlanmadığı takdirde, zincir bozulur ve
dünyaya mahkûm olursunuz. Dünya fiyatları artarken, gübre fiyatları artarken
benim çiftçim sertifikalı tohum bulamazken, Türkiye’de tarımı ileriye götürme
şansımız yok. Tarım sektörü %7,5 ile en fazla küçülen sektör haline gelmiş.
Ekonominin bozulduğu siyasi ortamın belirsizliğe gittiği bir ortamda biz
çiftçimizi kurtarmaya çalışıyoruz. Rekabet şansımızı arttırıcı maliyetleri aşağı
düşürücü tedbirleri alırsak ve 3.5 milyon hektar araziyi sulamaya açtığımız
takdirde yine Avrupa’da gıda satan tarımdan büyük gelir elde eden ülke konumuna
geliriz mücadelemiz bunları sağlayıncaya kadar devam edecektir” dedi.