TZOB                                     WWW.tzob.org.tr
   Türkiye Ziraat Odaları Birliği
 
                         

                             

Ziraat Odaları 

Web & E-Posta Adresleri

                             

 

BASIN TOPLANTISI

28 Aralık 2008

 

Yaş Meyve ve Sebze ihracatı 1.5 Milyar Dolara Ulaştı

Tarladan Sofraya Ürünler İzlenecek

AB’nin Yasakladığı İlaçları Türk Çiftçisi Kullanmayacak

Zirai İlaçta Reçeteli Dönem Başlıyor

Kiriz Meyve Sebzeyi’de vurdu

 

Sayın Basın Mensupları

Bu gün sizlere “Yaş Meyve ve Sebze” sektör raporumuzla ilgili bilgi vermek istiyorum.

Diğer sektör raporlarımız gibi, bu raporun hazırlık çalışması amacıyla düzenlediğimiz toplantımıza, ilgili tüm tarafları davet ettik. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı, Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, TÜBİTAK, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi, Sera Yatırımcıları ve Üreticileri Birliği, Türkiye Sebze Meyve Komisyoncuları Federasyonu, Tohumluk Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği gibi kuruluşlar ile Ziraat Odalarımızın temsilcileri toplantımıza katılarak katkıda bulunmuşlardır.

Bu temsilcilerin görüş ve düşünceleri de dikkate alınarak, Birliğimizce hazırlanan “Yaş Meyve ve Sebze” Sektör Raporumuz, Birliğimizin İnternet adresine (www.tzob.org.tr) konulmuştur. Ben burada sözkonusu raporumuzu özetlemek ve medyamız kanalıyla yaş meyve ve sebze sektörümüzle ilgili önemli sorunları ve bu sorunların çözümüne ilişkin önerilere dikkat çekmek istiyorum.

Tarım gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tüm ülkeler için stratejik öneme sahip vazgeçilmez bir sektördür. Tarımın insanların beslenmesi ve istihdamı, sanayiye ham madde sağlaması, çevrenin korunması, kaliteli üretim ile yaşam kalitesinin artırılması gibi pek çok işlevi bulunmaktadır.

Bu bakımdan genelde tarım, özelde yaş sebze ve meyve ülkemiz için de hayati öneme sahip bir sektördür. Günümüzde sağlıklı beslenmeye yönelik ürünlerin tüketimi de hız kazanmıştır. Bu açıdan baktığımızda yaş sebze ve meyve yüksek oranda su, yaşam için önem arz eden mineraller,  düşük oranda protein, karbonhidrat ve yağ içermeleri nedeniyle sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası haline gelmektedir. Ayrıca bünyelerinde antioksidanlar, bitkisel kimyasallar, diyet lifi gibi yararlı bileşenleri içermeleri nedeniyle de kronik hastalıklara karşı koruyucu özellik taşımakta, vücudumuzun zararlı maddelerden temizlenmesini sağlamaktadır.

Yaş sebze ve meyvenin bu özellikler nedeniyle talebindeki artışlarla birlikte ülkemizdeki üretimi de artış göstermektedir. Ancak tarımda üretimin artırılması her zaman tarımsal gelirlerin yükseltilmesi için yeterli olamamaktadır. Üretimin doğru yönlendirilmemesi halinde pazarlama ve değerlendirme sorunu ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde özellikle yaş meyve ve sebzede, patates ve soğanda zaman zaman bu sorun gündeme gelmektedir.

Ülkemizde etkin bir pazarlama sistemi ve organizasyonun kurulamamış olması, mevcut sistemin ise aracılar tarafından kontrol edilmesi, hem ürün kayıplarına neden olmakta hem de üretici ve tüketicilerin yararına olmayan bir ortam oluşmaktadır. Birliğimizin her ay yaptığı ürün ve gıda fiyatlarıyla ilgili aylık değerlendirmeler bunu çok açık biçimde ortaya koymaktadır. Bir ürünün fiyatı üreticiden tüketiciye ulaşıncaya kadar 5-6 kat artabilmektedir.

Hasat döneminde çok miktarda ürünün pazara çıkması, depolama ve finansman yetersizlikleri fiyatların düşmesine ve üreticilerimizin önemli gelir kayıplarına neden olmaktadır.

Türkiye, yaş sebze meyve üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer almaktadır. Ülkemiz ekolojik yapısı ve iklim özellikleri bakımından bazı tropik meyveler dışında birçok meyve ve sebzenin yetiştirilmesine elverişli olduğu için önemli bir potansiyele sahiptir.

Ülkemizde tarımsal üretim yapılan alan içerisinde meyve, sebze, bağ ve zeytin alanlarının toplam payı %14’dür. Ülkemizde halen 44 milyon ton yaş sebze ve meyve üretiminin 14 milyon tonunu meyveler, 30 milyon tonunu ise sebzeler oluşturmaktadır. Yapılan tespitlere göre ülkemiz sebze tarımında son 20 yılda ekim alanlarında % 35, üretim miktarında % 88 ve verimde % 39’luk artış olmuştur.

Ülkemiz sebze ve meyvede ihracatı açısından şanslı ülkelerden birisidir. Ancak toplam yaş sebze ve meyve üretimimizin yaklaşık %5’i ihraç edilmektedir.

2007 yılı itibarıyla toplam 1,5 milyar dolarlık ton yaş sebze meyve ihracatımızın ürünler bazında dağılımına baktığımızda öne çıkan ilk beş ürün: Domates (% 22), limon (%13), mandarin (%11), kiraz-vişne (%10) ve üzüm (%9), dür.

Yaş sebze meyve ihracatımızın ülkeler bazında dağılımına baktığımızda en önemli pazarlar olarak karşımıza çıkan ülkeler: Rusya Federasyonu  (% 34), Almanya (%11), Romanya (%9), Ukrayna (% 7), Suudi Arabistan (% 5) dır.

Türkiye'de yaş sebze ve meyve üretimi miktar itibariyle oldukça önemli olmasına karşın, ihracatın üretime oranı çok düşüktür. İhracata konu olan sebze ve meyve çeşitlerinin uluslararası piyasalarda talep edilen çeşitlere uygun olmayışı, üretimden tüketime miktar ve kalite kayıplarının yüksekliği bu yapının en önemli nedenleri arasındadır. İhracat imkanları artırılması bakımından üretimde dış pazar talepleri dikkate alınmalıdır.

Artık Dünya ticaretinde gıda güvenliği ve kalitesi gibi unsurların önemi gün geçtikçe artmakta hatta ticaret yapabilmenin ön koşulu haline gelmektedir. Ülkemizin sahip olduğu potansiyelin en iyi şekilde değerlendirilmesi, dış pazarlarda rekabet üstünlüğü sağlayarak, dünya pazarından aldığı payın yükseltilmesi bakımından izlenebilirlik, gıda güvenliği ve kalitesini sağlamaya yönelik sistemlerin devreye sokulması çok önemli hale gelmiştir.

Ülkemizde yaş sebze ve meyve üretimini etkileyen önemli sorunlar bulunmaktadır.

Bitkisel üretimde verim ve kaliteyi doğrudan etkileyen faktörlerden en önemlerinden birisi tohumluktur. Tohumluğun verim ve üretim artışındaki payı ortalama % 25-40 lar düzeyinde olabilmektedir. Ancak Ülkemizde domates, salatalık, biber, karpuz ve kavun olmak üzere hibrit sebze tohumlukları ile patateste sertifikalı tohumluklarının yurt içi üretimleri çok yetersizdir.

Ülkemizde örtü altında yapılan sebze üretiminde kullanılan hibrid tohumların tamamına yakını İsrail, Hollanda, ABD ve Fransa’dan ithal edilmektedir. Araştırma Enstitülerimiz tarafından 30 civarında F1 hibrit sebze çeşidi geliştirilmiş bulunmaktadır. Ancak, bu çeşitlerimizin toplam tohumluk kullanımındaki payları halen % 2 civarındadır.

Yerli tohumculuk endüstrisi geliştirilebilirse, tohum fiyatlarının yüksekliği nedeniyle maliyetleri artan ve rekabet etmekte zorlanan çiftçimize ve ülkemize önemli faydalar sağlanabilir.

Bu nedenle, yeni çeşit geliştirmek için araştırma ve geliştirmeye yönelik çalışmaları hızlandırmalıyız.

Ülkemiz koşullarında enerji fiyatlarının oldukça yüksek oluşu nedeniyle seralarda ancak dondan korunacak düzeyde ısıtma yapılabilmektedir.

Seraların ısıtılmasında ucuz enerji sağlandığı takdirde, normal bir çiçek tozu oluşturabilmek için bitkinin ihtiyacı olan sıcaklık düzenli bir şekilde sağlanacaktır. Isıtma ile birlikte seralarda bombus arılılarının kullanımı daha yaygınlaşacaktır.  Üretim maliyetlerinin düşürülmesi bakımından seralara da indirimli tarifeden elektrik verilmelidir.

Ülkemiz seracılığı büyük bir gelişme içerisindedir. Zaman zaman medyada yer alan asılsız haberlerin aksine üretici bilinci her geçen gün artmaktadır. Artan üretici bilinci ile seralarda bombus arılarının kullanımı artmakta ve “İyi Tarım Uygulamaları (GLOBAL-GAP)” gibi uygulamalar giderek yaygınlaşmaktadır. “Kontrollü Örtü Altı Üretimin Uygulamasının üreticilerimiz tarafından yerine getirilmesiyle daha bilinçli ve sağlıklı bir üretim gerçekleştirilmektedir.

Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de tarımsal üretimde yabancı ot, hastalık ve zararlılara karşı kimyasal mücadele yapılmaktadır. Ancak sağlığı, çevreyi korumak ve dış ticaretimizi geliştirebilmek için tarım ilacı kullanımının bilinçli ve kontrollü yapılması gerekmektedir.

Günümüzde AB ve ABD’de gibi ülkeler çevreyi ve sağlığı olabildiğince az etkileme potansiyelindeki “düşük riskli” pestisitlere yönelmektedir. Bu gelişmeler doğrultusunda Avrupa Birliğinde kullanılmayan ancak Ülkemizde kullanılan aktif maddelerden 75 adedinin 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren imali ve ithali yasaklanmış, 2009 yılı sonunda 6 aktif madde, 2010 yılı sonunda ise geriye kalan 54 aktif madde de yasaklanacaktır. AB’nin yasakladığı ilaçları Türk çiftçisi de kullanmayacaktır.

Kontrollü Örtü Altı Üretimin yaygınlaştırılması ve “Bitkisel Üretimde Kullanılan Kimyasalların Kayıt Altına Alınması ve İzlenebilirlik Projesi”nin uygulanmaya başlanması ile güvenilir ürünlerin üretiminde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca 2007 yılında “Pestisit Kalıntı Denetim ve İzleme Programı” kapsamında, pestisit kalıntıları ile ilgili olarak alınan 15.921 numunenin analiz edildiği ve elde edilen analiz sonuçlarına göre limitin üzerinde kalıntı tespit edilen örnek oranının %1,7 olduğu ifade edilmiştir. Bu oranın AB ülkelerinde %4-6 arasında değiştiği belirtilmektedir. Görüldüğü gibi üreticimiz gereken yayımın yapılması ve desteklenmesi halinde halk sağlığına ve çevreye karşı çok duyarlıdır.

Tarladan sofraya gıda güvenliği politikası doğrultusunda, Antalya İli Kumluca İlçesi pilot bölge olarak seçilmiş, “Tarımsal Ürünlerdeki İlaç Kalıntılarının Önlenmesi” amacıyla bir proje uygulamaya konmuştur. Proje sonucunda bölgede yapılan analizlerde ilaç kalıntılarına rastlanmamış, 250 dekar olan kontrollü üretim alanı 1500 dekara ulaşmıştır. Sektörde kaydedilen ilerlemenin görülmesi açısından proje oldukça güzel bir örnektir. Artık tarladan sofraya ürünler izlenecektir.

Yapılan projelere ve analiz sonuçlarına bakıldığında ülkemiz sanıldığının aksine oldukça iyi bir durumdadır. Görüldüğü üzere ülkemizde kalıntı sorununu çözümü ve sağlıklı ürünlerin üretiminde oldukça önemli bir mesafe kaydedilmiştir. Yapılan çalışmaların kalıcılığının sağlanması, sürdürülebilir bir üretimin gerçekleştirilmesi için üreticilerin eğitimine gereken önem verilerek, eğitimin kesintisiz bir şeklide devam etmesinin yanı sıra piyasa denetimlerinin düzenli bir şekilde yapılması sağlanmalı, analiz laboratuarları sayı ve nitelik bakımından yeterli hale getirilmelidir.

Ülkemizde yaş sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi 552 sayılı Yaş Meyve ve Sebze Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye göre yapılmaktadır.

552 sayılı yasada belirtilen hedeflerin tam olarak gerçekleştirilmemesi ve günün ihtiyaçlarına cevap verememesi neticesinde mevcut yasanın yeniden düzenlenerek “Sebze Ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi Ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Tasarısı” Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanmıştır.

Tasarıdaki en önemli değişiklik toptancı hale bildirimde bulunmak kaydıyla hal dışında alım satım yapılabilmesinin sağlanmasıdır.

Fatura veya müstahsil makbuzu ile doğrudan üreticilerden satın alınan mallar için halihazırda yürürlükte olan hal yasasına göre %15 belediye rüsumu tahsil edilirken, tasarıda bu oran %2’ye düşürülmüştür. Ayrıca toptancı halde satılan mallar için bu oranın %1 olarak uygulanması öngörülmüştür.

Halde satılan ürün bedellerinden yapılan kesinti oranın düşmesine bağlı olarak üreticilerimizden tahsil edilen tutar azalacağından yasa değişikliği üreticilerimiz açısından olumlu karşılanmaktadır.

Bu değişiklik, üretici ve tüketici arasındaki fiyat açıklığının azaltılmasına katkı sağlamakla birlikte, bu durumun daha da iyileştirilmesi güçlü üretici birliklerinin varlığı ile mümkün olacaktır. AB’de sebze ve meyve üretiminin yaklaşık %40’ı, 1400 civarında üretici örgütü kanalıyla pazarlanmaktadır. Belçika ve Hollanda’da tüm sebze meyve üretiminin yaklaşık %70’i üretici örgütleri kanalıyla pazarlanırken bu oran İtalya’da %30, İspanya’da %50, Fransa’da % 55’dir.

Üreticilerimizi mağdur eden bir diğer husus ise girdi fiyatlarında yaşanan artıştır. En önemli maliyet unsurları olan tarımda kullanılan elektrik fiyatlarının %50, gübre fiyatlarının %180’lere kadar arttığı bir ortamda üretici üretimini sürdürebilecek geliri elde edememektedir. Son bilgilere göre ülkemizde gübre kullanımı %30 azalmıştır. Çiftçi ekim döneminde yeterli gübre kullanamamıştır. Fiyatlardaki bu istikrarsızlık; çiftçilerimize ve tarımsal üretime zarar verecek, kullanılamayan gübre, üretim ve verimde azalmaya yol açacaktır.

Bu sorunların yanı sıra üretici, iç piyasada düşen fiyatlar nedeniyle de ayrıca mağdur olmaktadır. Geçen yıl ortalama 90 kuruştan satışa sunulan limonun fiyatı bu sezon 40 kuruşa kadar gerilemiştir. Mandalina da ise hasadın sonuna gelinmiştir. Hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesinin ardından gelen yağışlar nedeniyle mandalinada fire oranı %50’ye ulaşmıştır. Sezon başında 50 kuruştan satılan mandalina 25 kuruşa kadar düşmüştür. Ürün fiyatlarının düşüşünde, yaşanan krize bağlı olarak talepteki daralma da önemli ölçüde etkili olmuştur. Ayrıca hava sıcaklılarının mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor olmasının narenciye tüketimini olumsuz etkilediği, bunun da fiyata yansıdığı düşünülmektedir.

Benzer durum portakal, elma ve ayva için de geçerlidir. Geçen yıl 75 kuruş olan ve bu sezonda 55 kuruştan satışa sunulan ayvada ise talep durma noktasına gelmiştir. Elmada ise meyve suyu fabrikaları stoklarının arttığı gerekçesi ile alım yapmak istememektedir. Geçen yıl 25 kuruştan fabrikalara satılan elmanın fiyatı 8 kuruşa kadar gerilemiştir.

Fiyat düşüşleri görülen bir diğer grup da sebzelerdir. Nitekim sebzelerden en önemli ihraç ürünümüz olan domateste geçen yıl 58 kuruş olan fiyat bu yıl 40 kuruşa, 74 kuruş olan biber fiyatı 54 kuruşa, 50 kuruş olan salatalık fiyatı 30 kuruşa, 60 kuruş olan patlıcan fiyatı 40 kuruşa gerilemiştir.

Yaşanan ekonomik kriz halkın alım gücünü önemli ölçüde etkilemektedir. İç ve dış talepte meydana gelen daralma sektörümüzü olumsuz etkilemektedir.

Sorun sadece ekonomik değildir. Halkımızın sağlığı da tehdit altındadır. Dar gelirli insanlarımızın bu ürünlere ulaşması giderek zorlaşmaktadır.

Yaş sebze meyve yapısı gereği hasattan sonra kısa sürede pazara sunulması gerekmektedir. Hasat ve pazarlama döneminde yaşanan en ufak bir olumsuzluk üreticilerimizin yanı sıra bu sektörden ekmek yiyen tüm kesimleri etkilemektedir.

Rusya Federasyonu’nun 2005 yılının Mayıs ayında “Akdeniz Meyve Sineği”ni gerekçe göstererek ithalatı durdurmasının ardından, 7 Haziran 2008 tarihinde de zirai ilaç kalıntısı gerekçesi ile ithalatı durdurmasının faturası ülkemiz ve üreticilerimiz açısından oldukça ağır olmuştur.

Başta üreticilerimiz olmak üzere ambalajcı, nakliyeci, ihracatçılar gibi sektörde faaliyet gösteren ilgili tüm taraflar bu durumdan ciddi olarak zarar görmüştür. Nitekim iç piyasada domates fiyatları 2 kuruşa kadar gerilemiştir.

Yaşanan bu krizle birlikte kalıntı sorunu tekrar gündeme gelmiş, izlenebilirliğin ve denetimin ne denli önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Sorunun kalıcı olarak çözümü amacıyla “Bitkisel Üretimde Kullanılan Kimyasalların Kayıt Altına Alınması ve İzlenmesi Hakkında Yönetmelik” 4 Kasım’da yürürlüğe girmiştir. Yönetmelikle birlikte üretim aşamasında kullanılan bitki koruma ürünü ve diğer kimyasallar için kayıt tutma zorunluluğu getirilmiş; kayıt sisteminin kurulması, ürün kimliği olmayan ürünlerin satışa sunulamayacağı hükme bağlanmıştır.

Biz üreticilerimizin aklanması için izlenebilirlikten yanayız.

Hedefimiz güvenilir ürünlerin piyasaya sunulmasıdır.

Çalışmaları devam eden bir diğer konuda zirai mücadele ilaçlarının reçete ile satışıdır.  Kalıntıyı önlemek, ruhsatlı ilaç kullanımını artırmak, daha az ilaç kullanımını sağlamak amacıyla zirai mücadele ilaçlarının reçeteli satılması öngörülmektedir. Tarımsal ilaç kullanımında reçeteli döneme gidilmektedir.

 

Sayın Basın Mensupları

Son olarak yaş meyve ve sebze sektörümüzün sorunlarının çözümü için önerilerimize özet olarak değinmek istiyorum.

·                  Üreticilerimizin diğer ülkelerin çiftçileri ile eşit koşullarda rekabet edebilmesi ve ihracatımızı artırabilmemiz için girdilerin daha uygun fiyatla temin etmesi sağlanmalı; gübre, mazot, elektrik gibi temel girdilerde KDV oranları düşürülmeli, düşük faizli kredi imkanları artırılmalıdır.

·                  Depolama yardımı yapılmalı, depolama kapasitesinin artırılması için daha fazla teşvik verilmelidir.

·                  Türkiye'de yaş sebze ve meyve üretimi miktar itibariyle oldukça önemli olmasına karşın, ihracatın üretime oranı çok düşüktür. İhracatın artırılması bakımından ihracat iadeleri yeterli miktarda ve düzenli olarak verilerek, yeni pazarlara ulaşım sağlanmalıdır.

·                  İç ve dış pazarlarda ürünlerin rekabet şansını artıran en önemi unsurlardan biri de ambalajdır. Ambalaj malzemelerinde standardizasyon sağlanmalı, ambalaj malzemeleri uygun fiyata temin edilmelidir.

·                  Yerli tohumculuk endüstrisi geliştirilmeli, bu konuda dışa bağımlılık azaltılmalıdır, Tohumculuk sektörünün sürekli dışarıdan tohum ithal etmek yerine yeni çeşit geliştirmek için araştırma ve geliştirme çalışmaları artırılmalıdır.

·                  Ülkemizde akredite olmuş rezidü laboratuarının yeterli olmaması ürünlerimizin ihracat yapılan ülkeden geri dönmesine sebep olmaktadır. Laboratuarlarımız sayı ve nitelik olarak yeterli hale getirilmelidir.

·                  Pazar taleplerine uygun miktar ve kalitede üretim yapılması için Kamu ve özel sektör işbirliği ile araştırma ve geliştirme çalışmalarına ağırlık verilmeli, araştırma sonuçlarının uygulamaya aktarılması mutlaka sağlanmalı, eğitim faaliyetlerine gereken önem verilmelidir.

·                  Yaş meyve sebzeyi kayıt altına alınmak ve kaçakları önlenmek üzere yapılan denetimlerde üretici gereksiz yere zora sokulmamalı, denetimler etkinleştirilmeye çalışılırken üreticilerimiz mağdur edilememelidir.

·                  Yaş meyve sebzede üreticiden tüketiciye kadar uzanan pazarlama zincirinin kısaltılması için üretici birlikleri geliştirilmelidir.

·                  “Sebze Ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi Ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Tasarısı” bir an önce yasalaşmalıdır.

 

 

Ş.ŞEMSİ BAYRAKTAR

       GENEL BAŞKAN

 

 

2007 Yılı İtibarıyla Yaş Meyve Sebze Üretimi

Meyveler

Üretim(Ton)

% Pay

Sebzeler

Üretim(Ton)

%Pay

Üzüm

3.612.781

25,2

Domates

9.945.043

33,2

Elma

2.457.845

17,2

Patates

4246207

14,2

Portakal

1.426.965

10,0

Karpuz

3.796.680

12,7

Zeytin

1.075.854

7,5

Soğan (Kuru)

1.859.442

6,2

Mandalina

744.339

5,2

Hıyar

1.674.580

5,6

Limon

651.767

4,6

Kavun

1.661.130

5,6

Kayısı

557.572

3,9

Patlıcan

863.737

2,9

Şeftali

539.435

3,8

Biber (Sivri)

727.190

2,4

Fındık

530.000

3,7

Biber (Salçalık)

674.788

2,3

Kiraz

398.141

2,8

Havuç

641.953

2,1

Armut

356.281

2,5

Fasulye

519.968

1,7

Çilek

250.316

1,7

Lahana (Baş)

464.645

1,6

Erik

240.874

1,7

Biber (Dolmalık)

357.246

1,2

İncir

210.152

1,5

Kabak (Sakız)

267.142

0,9

Muz

189.107

1,3

Pırasa

256.397

0,9

Vişne

180.917

1,3

Ispanak

235.731

0,8

Ceviz

172.572

1,2

Marul (Göbekli)

226.723

0,8

Greyfurt

162.621

1,1

Soğan (Taze)

185.140

0,6

Nar

106.560

0,7

Marul (Kıvırcık)

140.808

0,5

Ayva

95.015

0,7

Turp (Kırmızı)

138.615

0,5

Antep Fıstığı

73.416

0,5

Karnıbahar

135.145

0,5

Dut

61.665

0,4

Lahana (Kırmızı)

101.649

0,3

Kestane

55.100

0,4

Bezelye

87.743

0,3

Badem

50.753

0,4

Lahana (Yaprak)

79.990

0,3

Zerdali

32.160

0,2

Sarmısak (Kuru)

74.290

0,2

Trabzon Hurması

23.713

0,2

Balkabağı

70.740

0,2

Kivi

15.242

0,1

Marum (Aysberg)

60.528

0,2

Yenidünya (Malta Eriği)

12.415

0,1

Barbunya

58.710

0,2

Keçiboynuzu

12.097

0,1

Maydonoz

48.972

0,2

Kızılcık

9.722

0,1

Bakla

43.273

0,1

İğde

4.324

0,0

Bamya

36.992

0,1

Muşmula

4.217

0,0

Enginar

33.807

0,1

Turunç

2.972

0,0

Kabak (Çerezlik)

31.262

0,1

Ahududu

2.103

0,0

Acur

24.358

0,1

Avakado

931

0,0

Sarmısak (Taze)

23.905

0,1

 

 

 

Mantar (Kültür)

23.426

0,1

 

 

 

Brokoli

17.360

0,1

 

 

 

Turp (Bayır)

17.196

0,1

 

 

 

Kereviz (Kök)

15.348

0,1

 

 

 

Börülce

14.101

0,0

 

 

 

Nane

9.376

0,0

 

 

 

Pancar (Kırmızı)

8.564

0,0

 

 

 

Pazı

6.497

0,0

 

 

 

Semizotu

3.311

0,0

 

 

 

Dereotu

2.637

0,0

 

 

 

Roka

2.557

0,0

 

 

 

Kereviz (Sap)

2.068

0,0

 

 

 

Tere

1.952

0,0

 

 

 

Şalgam

1.628

0,0

 

 

 

Lahana (Brüksel)

1.394

0,0

 

 

 

Yerelması

66

0,0

 

 

 

Kuşkonmaz

11

0,0

Toplam Meyve

14.319.944

100,0

Toplam Sebze

29.922.021

100,0

Kaynak:TÜİK

 

Yıllar İtibarıyla Yaş Sebze ve Meyve İhracatı

 

2005

2006

2007

 

Miktar

(Ton)

Değer

(1000$)

Miktar

(Ton)

Değer

(1000$)

Miktar

(Ton)

Değer

(1000$)

Sebze

563.070

272.988

694.768

340.828

1.007.837

553.063

Meyve

1.238.631

694.368

1.414.805

810.336

1.186.777

918.520

Toplam

1.801.700

967.356

2.109.572

1.151.164

2.194.614

1.471.583

 

 
 
Detaylı TZOB Rapor İçin Tıklayınız >>>

 

www.tzob.org.tr

Açılış Sayfam Olsun

 

Resmi Gazete’de Tarımla İlgili Yayınlanan Kanun, Karar, Yönetmelik  ve Tebliğler

 

 

Tarım Takvimi

 

 

 

 

 

 

GMK Bulvarı No:25 Demirtepe 06440 ANKARA
Telefon: +90 321 231 63 00 Faks: +90 312 231 76 27

ziraatodalari@tzob.org.tr