|
BASIN TOPLANTISI
28 Aralık 2008
Yaş Meyve ve
Sebze ihracatı 1.5 Milyar Dolara Ulaştı
Tarladan
Sofraya Ürünler İzlenecek
AB’nin
Yasakladığı İlaçları Türk Çiftçisi Kullanmayacak
Zirai İlaçta
Reçeteli Dönem Başlıyor
Kiriz Meyve
Sebzeyi’de vurdu
Sayın Basın
Mensupları
Bu gün sizlere
“Yaş Meyve ve Sebze” sektör raporumuzla ilgili bilgi vermek istiyorum.
Diğer sektör
raporlarımız gibi, bu raporun hazırlık çalışması amacıyla düzenlediğimiz
toplantımıza, ilgili tüm tarafları davet ettik. Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı, Tarımsal Üretim ve
Geliştirme Genel Müdürlüğü, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Tarımsal
Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, TÜBİTAK, Dış
Ticaret Müsteşarlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi, Sera Yatırımcıları
ve Üreticileri Birliği, Türkiye Sebze Meyve Komisyoncuları Federasyonu,
Tohumluk Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği gibi kuruluşlar ile
Ziraat Odalarımızın temsilcileri toplantımıza katılarak katkıda
bulunmuşlardır.
Bu
temsilcilerin görüş ve düşünceleri de dikkate alınarak, Birliğimizce
hazırlanan “Yaş Meyve ve Sebze” Sektör Raporumuz, Birliğimizin
İnternet adresine (www.tzob.org.tr)
konulmuştur. Ben burada sözkonusu raporumuzu özetlemek ve medyamız
kanalıyla yaş meyve ve sebze sektörümüzle ilgili önemli sorunları ve bu
sorunların çözümüne ilişkin önerilere dikkat çekmek istiyorum.
Tarım
gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tüm ülkeler için stratejik öneme
sahip vazgeçilmez bir sektördür. Tarımın insanların beslenmesi ve
istihdamı, sanayiye ham madde sağlaması, çevrenin korunması, kaliteli
üretim ile yaşam kalitesinin artırılması gibi pek çok işlevi
bulunmaktadır.
Bu bakımdan
genelde tarım, özelde yaş sebze ve meyve ülkemiz için de hayati
öneme sahip bir sektördür. Günümüzde sağlıklı beslenmeye yönelik
ürünlerin tüketimi de hız kazanmıştır. Bu açıdan baktığımızda yaş sebze
ve meyve yüksek oranda su, yaşam için önem arz eden mineraller, düşük
oranda protein, karbonhidrat ve yağ içermeleri nedeniyle sağlıklı
beslenmenin önemli bir parçası haline gelmektedir. Ayrıca
bünyelerinde antioksidanlar, bitkisel kimyasallar, diyet lifi gibi
yararlı bileşenleri içermeleri nedeniyle de kronik hastalıklara karşı
koruyucu özellik taşımakta, vücudumuzun zararlı maddelerden
temizlenmesini sağlamaktadır.
Yaş sebze ve
meyvenin bu özellikler nedeniyle talebindeki artışlarla birlikte
ülkemizdeki üretimi de artış göstermektedir. Ancak tarımda
üretimin artırılması her zaman tarımsal gelirlerin yükseltilmesi için
yeterli olamamaktadır. Üretimin doğru yönlendirilmemesi halinde
pazarlama ve değerlendirme sorunu ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde
özellikle yaş meyve ve sebzede, patates ve soğanda zaman zaman bu sorun
gündeme gelmektedir.
Ülkemizde
etkin bir pazarlama sistemi ve organizasyonun kurulamamış olması,
mevcut sistemin ise aracılar tarafından kontrol edilmesi, hem ürün
kayıplarına neden olmakta hem de üretici ve tüketicilerin yararına
olmayan bir ortam oluşmaktadır. Birliğimizin her ay yaptığı ürün ve gıda
fiyatlarıyla ilgili aylık değerlendirmeler bunu çok açık biçimde ortaya
koymaktadır. Bir ürünün fiyatı üreticiden tüketiciye ulaşıncaya kadar
5-6 kat artabilmektedir.
Hasat
döneminde çok miktarda ürünün pazara çıkması, depolama ve finansman
yetersizlikleri fiyatların düşmesine ve üreticilerimizin önemli gelir
kayıplarına neden olmaktadır.
Türkiye, yaş
sebze meyve üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer
almaktadır. Ülkemiz ekolojik yapısı ve iklim özellikleri bakımından bazı
tropik meyveler dışında birçok meyve ve sebzenin yetiştirilmesine
elverişli olduğu için önemli bir potansiyele sahiptir.
Ülkemizde
tarımsal üretim yapılan alan içerisinde meyve, sebze, bağ ve zeytin
alanlarının toplam payı %14’dür. Ülkemizde halen 44 milyon ton yaş sebze
ve meyve üretiminin 14 milyon tonunu meyveler, 30 milyon tonunu ise
sebzeler oluşturmaktadır. Yapılan tespitlere göre ülkemiz sebze
tarımında son 20 yılda ekim alanlarında % 35, üretim miktarında % 88 ve
verimde % 39’luk artış olmuştur.
Ülkemiz sebze
ve meyvede ihracatı açısından şanslı ülkelerden birisidir. Ancak
toplam yaş sebze ve meyve üretimimizin yaklaşık %5’i ihraç edilmektedir.
2007 yılı
itibarıyla toplam 1,5 milyar dolarlık ton yaş sebze meyve ihracatımızın
ürünler bazında dağılımına baktığımızda öne çıkan ilk beş ürün: Domates
(% 22), limon (%13), mandarin (%11), kiraz-vişne (%10) ve üzüm (%9),
dür.
Yaş sebze
meyve ihracatımızın ülkeler bazında dağılımına baktığımızda en önemli
pazarlar olarak karşımıza çıkan ülkeler: Rusya Federasyonu (% 34),
Almanya (%11), Romanya (%9), Ukrayna (% 7), Suudi Arabistan (% 5) dır.
Türkiye'de yaş
sebze ve meyve üretimi miktar itibariyle oldukça önemli olmasına karşın,
ihracatın üretime oranı çok düşüktür. İhracata konu olan sebze ve
meyve çeşitlerinin uluslararası piyasalarda talep edilen çeşitlere uygun
olmayışı, üretimden tüketime miktar ve kalite kayıplarının yüksekliği bu
yapının en önemli nedenleri arasındadır. İhracat imkanları artırılması
bakımından üretimde dış pazar talepleri dikkate alınmalıdır.
Artık Dünya
ticaretinde gıda güvenliği ve kalitesi gibi unsurların önemi gün
geçtikçe artmakta hatta ticaret yapabilmenin ön koşulu haline
gelmektedir. Ülkemizin sahip olduğu potansiyelin en iyi şekilde
değerlendirilmesi, dış pazarlarda rekabet üstünlüğü sağlayarak, dünya
pazarından aldığı payın yükseltilmesi bakımından izlenebilirlik, gıda
güvenliği ve kalitesini sağlamaya yönelik sistemlerin devreye
sokulması çok önemli hale gelmiştir.
Ülkemizde yaş
sebze ve meyve üretimini etkileyen önemli sorunlar bulunmaktadır.
Bitkisel
üretimde verim ve kaliteyi doğrudan etkileyen faktörlerden en
önemlerinden birisi tohumluktur. Tohumluğun verim ve üretim
artışındaki payı ortalama % 25-40 lar düzeyinde olabilmektedir. Ancak
Ülkemizde domates, salatalık, biber, karpuz ve kavun olmak üzere hibrit
sebze tohumlukları ile patateste sertifikalı tohumluklarının yurt içi
üretimleri çok yetersizdir.
Ülkemizde örtü
altında yapılan sebze üretiminde kullanılan hibrid tohumların tamamına
yakını İsrail, Hollanda, ABD ve Fransa’dan ithal edilmektedir. Araştırma
Enstitülerimiz tarafından 30 civarında F1 hibrit sebze çeşidi
geliştirilmiş bulunmaktadır. Ancak, bu çeşitlerimizin toplam tohumluk
kullanımındaki payları halen % 2 civarındadır.
Yerli
tohumculuk endüstrisi geliştirilebilirse, tohum fiyatlarının yüksekliği
nedeniyle maliyetleri artan ve rekabet etmekte zorlanan çiftçimize ve
ülkemize önemli faydalar sağlanabilir.
Bu nedenle,
yeni çeşit geliştirmek için araştırma ve geliştirmeye yönelik
çalışmaları hızlandırmalıyız.
Ülkemiz
koşullarında enerji fiyatlarının oldukça yüksek oluşu nedeniyle
seralarda ancak dondan korunacak düzeyde ısıtma yapılabilmektedir.
Seraların
ısıtılmasında ucuz enerji sağlandığı takdirde, normal bir çiçek tozu
oluşturabilmek için bitkinin ihtiyacı olan sıcaklık düzenli bir şekilde
sağlanacaktır. Isıtma ile birlikte seralarda bombus arılılarının
kullanımı daha yaygınlaşacaktır. Üretim maliyetlerinin düşürülmesi
bakımından seralara da indirimli tarifeden elektrik verilmelidir.
Ülkemiz
seracılığı büyük bir gelişme içerisindedir. Zaman zaman medyada yer alan
asılsız haberlerin aksine üretici bilinci her geçen gün artmaktadır.
Artan üretici bilinci ile seralarda bombus arılarının kullanımı artmakta
ve “İyi Tarım Uygulamaları (GLOBAL-GAP)” gibi uygulamalar
giderek yaygınlaşmaktadır. “Kontrollü Örtü Altı Üretimin
Uygulamasının üreticilerimiz tarafından yerine getirilmesiyle daha
bilinçli ve sağlıklı bir üretim gerçekleştirilmektedir.
Tüm dünyada
olduğu gibi, ülkemizde de tarımsal üretimde yabancı ot, hastalık ve
zararlılara karşı kimyasal mücadele yapılmaktadır. Ancak sağlığı,
çevreyi korumak ve dış ticaretimizi geliştirebilmek için tarım ilacı
kullanımının bilinçli ve kontrollü yapılması gerekmektedir.
Günümüzde AB
ve ABD’de gibi ülkeler çevreyi ve sağlığı olabildiğince az etkileme
potansiyelindeki “düşük riskli” pestisitlere yönelmektedir. Bu
gelişmeler doğrultusunda Avrupa Birliğinde kullanılmayan ancak Ülkemizde
kullanılan aktif maddelerden 75 adedinin 1 Ocak 2009 tarihinden
itibaren imali ve ithali yasaklanmış, 2009 yılı sonunda 6 aktif madde,
2010 yılı sonunda ise geriye kalan 54 aktif madde de yasaklanacaktır.
AB’nin yasakladığı ilaçları Türk çiftçisi de kullanmayacaktır.
Kontrollü Örtü
Altı Üretimin
yaygınlaştırılması ve “Bitkisel Üretimde Kullanılan Kimyasalların
Kayıt Altına Alınması ve İzlenebilirlik Projesi”nin uygulanmaya
başlanması ile güvenilir ürünlerin üretiminde önemli ilerlemeler
kaydedilmiştir.
Tarım ve
Köyişleri Bakanlığınca 2007 yılında “Pestisit Kalıntı Denetim ve İzleme
Programı” kapsamında, pestisit kalıntıları ile ilgili olarak alınan
15.921 numunenin analiz edildiği ve elde edilen analiz sonuçlarına göre
limitin üzerinde kalıntı tespit edilen örnek oranının %1,7 olduğu
ifade edilmiştir. Bu oranın AB ülkelerinde %4-6 arasında değiştiği
belirtilmektedir. Görüldüğü gibi üreticimiz gereken yayımın yapılması ve
desteklenmesi halinde halk sağlığına ve çevreye karşı çok duyarlıdır.
Tarladan
sofraya gıda güvenliği politikası doğrultusunda, Antalya İli Kumluca
İlçesi pilot bölge olarak seçilmiş, “Tarımsal Ürünlerdeki İlaç
Kalıntılarının Önlenmesi” amacıyla bir proje uygulamaya konmuştur.
Proje sonucunda bölgede yapılan analizlerde ilaç kalıntılarına
rastlanmamış, 250 dekar olan kontrollü üretim alanı 1500 dekara
ulaşmıştır. Sektörde kaydedilen ilerlemenin görülmesi açısından proje
oldukça güzel bir örnektir.
Artık tarladan sofraya ürünler izlenecektir.
Yapılan
projelere ve analiz sonuçlarına bakıldığında ülkemiz sanıldığının aksine
oldukça iyi bir durumdadır.
Görüldüğü üzere ülkemizde kalıntı sorununu çözümü ve sağlıklı ürünlerin
üretiminde oldukça önemli bir mesafe kaydedilmiştir. Yapılan
çalışmaların kalıcılığının sağlanması, sürdürülebilir bir üretimin
gerçekleştirilmesi için üreticilerin eğitimine gereken önem verilerek,
eğitimin kesintisiz bir şeklide devam etmesinin yanı sıra piyasa
denetimlerinin düzenli bir şekilde yapılması sağlanmalı, analiz
laboratuarları sayı ve nitelik bakımından yeterli hale getirilmelidir.
Ülkemizde yaş
sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi 552 sayılı Yaş Meyve ve
Sebze Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnameye göre yapılmaktadır.
552 sayılı
yasada belirtilen hedeflerin tam olarak gerçekleştirilmemesi ve günün
ihtiyaçlarına cevap verememesi neticesinde mevcut yasanın yeniden
düzenlenerek “Sebze Ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi Ve Toptancı
Halleri Hakkında Kanun Tasarısı” Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından
hazırlanmıştır.
Tasarıdaki en
önemli değişiklik toptancı hale bildirimde bulunmak kaydıyla hal
dışında alım satım yapılabilmesinin sağlanmasıdır.
Fatura veya
müstahsil makbuzu ile doğrudan üreticilerden satın alınan mallar için
halihazırda yürürlükte olan hal yasasına göre %15 belediye rüsumu
tahsil edilirken, tasarıda bu oran %2’ye düşürülmüştür. Ayrıca toptancı
halde satılan mallar için bu oranın %1 olarak uygulanması öngörülmüştür.
Halde satılan
ürün bedellerinden yapılan kesinti oranın düşmesine bağlı olarak
üreticilerimizden tahsil edilen tutar azalacağından yasa değişikliği
üreticilerimiz açısından olumlu karşılanmaktadır.
Bu değişiklik,
üretici ve tüketici arasındaki fiyat açıklığının azaltılmasına katkı
sağlamakla birlikte, bu durumun daha da iyileştirilmesi güçlü üretici
birliklerinin varlığı ile mümkün olacaktır. AB’de sebze ve meyve
üretiminin yaklaşık %40’ı, 1400 civarında üretici örgütü kanalıyla
pazarlanmaktadır. Belçika ve Hollanda’da tüm sebze meyve üretiminin
yaklaşık %70’i üretici örgütleri kanalıyla pazarlanırken bu oran
İtalya’da %30, İspanya’da %50, Fransa’da % 55’dir.
Üreticilerimizi mağdur eden bir diğer husus ise girdi fiyatlarında
yaşanan artıştır. En önemli maliyet unsurları olan tarımda kullanılan
elektrik fiyatlarının %50, gübre fiyatlarının %180’lere kadar arttığı
bir ortamda üretici üretimini sürdürebilecek geliri elde edememektedir.
Son bilgilere göre ülkemizde gübre kullanımı %30 azalmıştır.
Çiftçi ekim döneminde yeterli gübre kullanamamıştır. Fiyatlardaki bu
istikrarsızlık; çiftçilerimize ve tarımsal üretime zarar verecek,
kullanılamayan gübre, üretim ve verimde azalmaya yol açacaktır.
Bu sorunların
yanı sıra üretici, iç piyasada düşen fiyatlar nedeniyle de ayrıca
mağdur olmaktadır. Geçen yıl ortalama 90 kuruştan satışa sunulan
limonun fiyatı bu sezon 40 kuruşa kadar gerilemiştir. Mandalina da
ise hasadın sonuna gelinmiştir. Hava sıcaklıklarının yüksek
seyretmesinin ardından gelen yağışlar nedeniyle mandalinada fire oranı
%50’ye ulaşmıştır. Sezon başında 50 kuruştan satılan mandalina 25
kuruşa kadar düşmüştür. Ürün fiyatlarının düşüşünde, yaşanan krize bağlı
olarak talepteki daralma da önemli ölçüde etkili olmuştur. Ayrıca hava
sıcaklılarının mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor olmasının
narenciye tüketimini olumsuz etkilediği, bunun da fiyata yansıdığı
düşünülmektedir.
Benzer durum
portakal, elma ve ayva için de geçerlidir. Geçen yıl 75 kuruş
olan ve bu sezonda 55 kuruştan satışa sunulan ayvada ise talep durma
noktasına gelmiştir. Elmada ise meyve suyu fabrikaları stoklarının
arttığı gerekçesi ile alım yapmak istememektedir. Geçen yıl 25 kuruştan
fabrikalara satılan elmanın fiyatı 8 kuruşa kadar gerilemiştir.
Fiyat
düşüşleri görülen bir diğer grup da sebzelerdir. Nitekim sebzelerden en
önemli ihraç ürünümüz olan domateste geçen yıl 58 kuruş olan
fiyat bu yıl 40 kuruşa, 74 kuruş olan biber fiyatı 54 kuruşa, 50
kuruş olan salatalık fiyatı 30 kuruşa, 60 kuruş olan patlıcan
fiyatı 40 kuruşa gerilemiştir.
Yaşanan
ekonomik kriz halkın alım gücünü önemli ölçüde etkilemektedir. İç ve
dış talepte meydana gelen daralma sektörümüzü olumsuz etkilemektedir.
Sorun sadece
ekonomik değildir. Halkımızın sağlığı da tehdit altındadır. Dar
gelirli insanlarımızın bu ürünlere ulaşması giderek zorlaşmaktadır.
Yaş sebze
meyve yapısı gereği hasattan sonra kısa sürede pazara sunulması
gerekmektedir. Hasat ve pazarlama döneminde yaşanan en ufak bir
olumsuzluk üreticilerimizin yanı sıra bu sektörden ekmek yiyen tüm
kesimleri etkilemektedir.
Rusya
Federasyonu’nun 2005 yılının Mayıs ayında “Akdeniz Meyve Sineği”ni
gerekçe göstererek ithalatı durdurmasının ardından, 7 Haziran 2008
tarihinde de zirai ilaç kalıntısı gerekçesi ile ithalatı durdurmasının
faturası ülkemiz ve üreticilerimiz açısından oldukça ağır olmuştur.
Başta
üreticilerimiz olmak üzere ambalajcı, nakliyeci, ihracatçılar gibi
sektörde faaliyet gösteren ilgili tüm taraflar bu durumdan ciddi olarak
zarar görmüştür. Nitekim iç piyasada domates fiyatları 2 kuruşa kadar
gerilemiştir.
Yaşanan bu
krizle birlikte kalıntı sorunu tekrar gündeme gelmiş,
izlenebilirliğin ve denetimin ne denli önemli olduğu bir kez daha ortaya
çıkmıştır. Sorunun kalıcı olarak çözümü amacıyla “Bitkisel Üretimde
Kullanılan Kimyasalların Kayıt Altına Alınması ve İzlenmesi
Hakkında Yönetmelik” 4 Kasım’da yürürlüğe girmiştir. Yönetmelikle
birlikte üretim aşamasında kullanılan bitki koruma ürünü ve diğer
kimyasallar için kayıt tutma zorunluluğu getirilmiş; kayıt sisteminin
kurulması, ürün kimliği olmayan ürünlerin satışa sunulamayacağı hükme
bağlanmıştır.
Biz
üreticilerimizin aklanması için izlenebilirlikten yanayız.
Hedefimiz
güvenilir ürünlerin piyasaya sunulmasıdır.
Çalışmaları
devam eden bir diğer konuda zirai mücadele ilaçlarının reçete ile
satışıdır. Kalıntıyı önlemek, ruhsatlı ilaç kullanımını artırmak,
daha az ilaç kullanımını sağlamak amacıyla zirai mücadele ilaçlarının
reçeteli satılması öngörülmektedir. Tarımsal
ilaç kullanımında reçeteli döneme gidilmektedir.
Sayın Basın
Mensupları
Son olarak yaş
meyve ve sebze sektörümüzün sorunlarının çözümü için önerilerimize özet
olarak değinmek istiyorum.
·
Üreticilerimizin diğer ülkelerin çiftçileri ile eşit
koşullarda rekabet edebilmesi ve ihracatımızı artırabilmemiz için
girdilerin daha uygun fiyatla temin etmesi sağlanmalı; gübre, mazot,
elektrik gibi temel girdilerde KDV oranları düşürülmeli, düşük faizli
kredi imkanları artırılmalıdır.
·
Depolama
yardımı yapılmalı, depolama kapasitesinin artırılması için daha fazla
teşvik verilmelidir.
·
Türkiye'de yaş sebze ve meyve üretimi miktar itibariyle oldukça önemli
olmasına karşın, ihracatın üretime oranı çok düşüktür. İhracatın
artırılması bakımından ihracat iadeleri yeterli miktarda ve
düzenli olarak verilerek, yeni pazarlara ulaşım sağlanmalıdır.
·
İç ve dış pazarlarda ürünlerin rekabet şansını artıran en önemi
unsurlardan biri de ambalajdır. Ambalaj malzemelerinde
standardizasyon sağlanmalı, ambalaj malzemeleri uygun fiyata temin
edilmelidir.
·
Yerli tohumculuk endüstrisi geliştirilmeli, bu konuda dışa bağımlılık
azaltılmalıdır, Tohumculuk sektörünün sürekli dışarıdan tohum
ithal etmek yerine yeni çeşit geliştirmek için araştırma ve geliştirme
çalışmaları artırılmalıdır.
·
Ülkemizde akredite olmuş rezidü laboratuarının yeterli olmaması
ürünlerimizin ihracat yapılan ülkeden geri dönmesine sebep olmaktadır.
Laboratuarlarımız sayı ve nitelik olarak yeterli hale getirilmelidir.
·
Pazar taleplerine uygun miktar ve kalitede üretim yapılması için Kamu ve
özel sektör işbirliği ile araştırma ve geliştirme çalışmalarına
ağırlık verilmeli, araştırma sonuçlarının uygulamaya aktarılması mutlaka
sağlanmalı, eğitim faaliyetlerine gereken önem verilmelidir.
·
Yaş meyve sebzeyi kayıt altına alınmak ve kaçakları önlenmek üzere
yapılan denetimlerde üretici gereksiz yere zora sokulmamalı,
denetimler etkinleştirilmeye çalışılırken üreticilerimiz mağdur
edilememelidir.
·
Yaş meyve sebzede üreticiden tüketiciye kadar uzanan pazarlama
zincirinin kısaltılması için üretici birlikleri
geliştirilmelidir.
·
“Sebze Ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi Ve Toptancı Halleri Hakkında
Kanun Tasarısı” bir an önce yasalaşmalıdır.
Ş.ŞEMSİ
BAYRAKTAR
GENEL BAŞKAN
2007 Yılı İtibarıyla Yaş
Meyve Sebze Üretimi
|
Meyveler |
Üretim(Ton) |
% Pay |
Sebzeler |
Üretim(Ton) |
%Pay |
|
Üzüm |
3.612.781 |
25,2 |
Domates |
9.945.043 |
33,2 |
|
Elma |
2.457.845 |
17,2 |
Patates |
4246207 |
14,2 |
|
Portakal |
1.426.965 |
10,0 |
Karpuz |
3.796.680 |
12,7 |
|
Zeytin |
1.075.854 |
7,5 |
Soğan (Kuru) |
1.859.442 |
6,2 |
|
Mandalina |
744.339 |
5,2 |
Hıyar |
1.674.580 |
5,6 |
|
Limon |
651.767 |
4,6 |
Kavun |
1.661.130 |
5,6 |
|
Kayısı |
557.572 |
3,9 |
Patlıcan |
863.737 |
2,9 |
|
Şeftali |
539.435 |
3,8 |
Biber (Sivri) |
727.190 |
2,4 |
|
Fındık |
530.000 |
3,7 |
Biber
(Salçalık) |
674.788 |
2,3 |
|
Kiraz |
398.141 |
2,8 |
Havuç |
641.953 |
2,1 |
|
Armut |
356.281 |
2,5 |
Fasulye |
519.968 |
1,7 |
|
Çilek |
250.316 |
1,7 |
Lahana (Baş) |
464.645 |
1,6 |
|
Erik |
240.874 |
1,7 |
Biber
(Dolmalık) |
357.246 |
1,2 |
|
İncir |
210.152 |
1,5 |
Kabak (Sakız) |
267.142 |
0,9 |
|
Muz |
189.107 |
1,3 |
Pırasa |
256.397 |
0,9 |
|
Vişne |
180.917 |
1,3 |
Ispanak |
235.731 |
0,8 |
|
Ceviz |
172.572 |
1,2 |
Marul
(Göbekli) |
226.723 |
0,8 |
|
Greyfurt |
162.621 |
1,1 |
Soğan (Taze) |
185.140 |
0,6 |
|
Nar |
106.560 |
0,7 |
Marul
(Kıvırcık) |
140.808 |
0,5 |
|
Ayva |
95.015 |
0,7 |
Turp
(Kırmızı) |
138.615 |
0,5 |
|
Antep Fıstığı |
73.416 |
0,5 |
Karnıbahar |
135.145 |
0,5 |
|
Dut |
61.665 |
0,4 |
Lahana
(Kırmızı) |
101.649 |
0,3 |
|
Kestane |
55.100 |
0,4 |
Bezelye |
87.743 |
0,3 |
|
Badem |
50.753 |
0,4 |
Lahana
(Yaprak) |
79.990 |
0,3 |
|
Zerdali |
32.160 |
0,2 |
Sarmısak
(Kuru) |
74.290 |
0,2 |
|
Trabzon Hurması |
23.713 |
0,2 |
Balkabağı |
70.740 |
0,2 |
|
Kivi |
15.242 |
0,1 |
Marum
(Aysberg) |
60.528 |
0,2 |
|
Yenidünya (Malta Eriği) |
12.415 |
0,1 |
Barbunya |
58.710 |
0,2 |
|
Keçiboynuzu |
12.097 |
0,1 |
Maydonoz |
48.972 |
0,2 |
|
Kızılcık |
9.722 |
0,1 |
Bakla |
43.273 |
0,1 |
|
İğde |
4.324 |
0,0 |
Bamya |
36.992 |
0,1 |
|
Muşmula |
4.217 |
0,0 |
Enginar |
33.807 |
0,1 |
|
Turunç |
2.972 |
0,0 |
Kabak
(Çerezlik) |
31.262 |
0,1 |
|
Ahududu |
2.103 |
0,0 |
Acur |
24.358 |
0,1 |
|
Avakado |
931 |
0,0 |
Sarmısak
(Taze) |
23.905 |
0,1 |
|
|
|
|
Mantar
(Kültür) |
23.426 |
0,1 |
|
|
|
|
Brokoli |
17.360 |
0,1 |
|
|
|
|
Turp (Bayır) |
17.196 |
0,1 |
|
|
|
|
Kereviz (Kök) |
15.348 |
0,1 |
|
|
|
|
Börülce |
14.101 |
0,0 |
|
|
|
|
Nane |
9.376 |
0,0 |
|
|
|
|
Pancar
(Kırmızı) |
8.564 |
0,0 |
|
|
|
|
Pazı |
6.497 |
0,0 |
|
|
|
|
Semizotu |
3.311 |
0,0 |
|
|
|
|
Dereotu |
2.637 |
0,0 |
|
|
|
|
Roka |
2.557 |
0,0 |
|
|
|
|
Kereviz (Sap) |
2.068 |
0,0 |
|
|
|
|
Tere |
1.952 |
0,0 |
|
|
|
|
Şalgam |
1.628 |
0,0 |
|
|
|
|
Lahana
(Brüksel) |
1.394 |
0,0 |
|
|
|
|
Yerelması |
66 |
0,0 |
|
|
|
|
Kuşkonmaz |
11 |
0,0 |
|
Toplam
Meyve |
14.319.944 |
100,0 |
Toplam
Sebze |
29.922.021 |
100,0 |
Kaynak:TÜİK
Yıllar İtibarıyla Yaş Sebze ve Meyve İhracatı
|
|
2005 |
2006 |
2007 |
|
|
Miktar
(Ton) |
Değer
(1000$) |
Miktar
(Ton) |
Değer
(1000$) |
Miktar
(Ton) |
Değer
(1000$) |
|
Sebze |
563.070 |
272.988 |
694.768 |
340.828 |
1.007.837 |
553.063 |
|
Meyve |
1.238.631 |
694.368 |
1.414.805 |
810.336 |
1.186.777 |
918.520 |
|
Toplam |
1.801.700 |
967.356 |
2.109.572 |
1.151.164 |
2.194.614 |
1.471.583 |
|