|
BASIN TOPLANTISI
27 Nisan 2008
TZOB Genel
Başkanı Ş. Şemsi BAYRAKTAR’ın
Konuşması
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE
KURAKLIK
KESİNLEŞTİ HASAR TESPİT
KOMİSYONLARI
BİRAN ÖNCE ÇALIŞMALARA
BAŞLAMALI
Değerli Basın Mensupları,
Çiftçilerimiz,
Bu Yıl da Kuraklıktan Zarar Gördü
2007 yılında
ülkemizde yeterli yağışın olmaması sebebiyle başlangıçta belirlenen
meteorolojik kuraklık daha sonra tarımsal kuraklığa dönüşmüş, bu nedenle
çiftçilerimiz bir çok üründe çok önemli zararlarla karşı karşıya
kalmışlardır. Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgeleri dışında tüm
bölgelerimizde kuraklığın etkisiyle bir çok üründe önemli üretim
azalmaları meydana gelmiştir. Birliğimizin tahminine göre kuraklığın
tarıma verdiği zarar 5 Milyar YTL’ye ulaşmış, tarımda %7,3 oranında bir
küçülme meydana gelmiştir.
Bu yıl ise
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünden (DMİ) alınan ilk veriler
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kuraklığın yaşanmakta olduğunu
göstermektedir. DMİ’nin Kümülatif Yağış Raporu’na göre 1 Ekim 2007-31
Mart 2008 tarihlerini kapsayan 6 aylık dönemde normale göre en fazla
yağış azalması %44 oranı ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinde
gerçekleşmiştir. Aynı dönemde yağışlar Doğu Anadolu Bölgesinde %18,
Akdeniz Bölgesinde %15 oranında azalmıştır.
Kuraklığın İl
bazındaki etkilerini tespit etmek amacıyla Ziraat Odalarımızla
gerçekleştirilen bir çalışma sonucunda Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır,
Batman, Hakkari, Muş, Siirt, Şırnak, Gaziantep, Elazığ illerinde
buğday, arpada zarar oranlarının %90’ı, kırmızı mercimekte %60’ı
bulduğu belirtilmektedir. Ayrıca, bağlarda verim azalmaları
beklendiği, özellikle Elazığ’a özgü şaraplık üzüm çeşitlerinden
öküzgözü ve boğazkerede yanma olduğu ilk tespitlere göre %30’lara varan
verim azalmalarının beklendiği belirtilmektedir. Bölgede ayrıca
meraların yeşermemesi sebebiyle hayvancılığın da sıkıntıda olduğu
ifade edilmektedir.
Bölgede
kuraklık meralarda otlama imkanını ortadan kaldırdığı için
çiftçilerimiz hayvanlarını satmaya başlamışlardır.
Değerli Basın Mensupları,
İşsizlik ve
göçün önemli bir sorun teşkil ettiği bölgede geçimini büyük ölçüde tarım
ve hayvancılıktan sağlayan üreticiler için yaşanan bu kayıp telafi
edilmez ise, bu sorunlar daha da ağırlaşacak, kuraklık Güneydoğuda
göçü artıracaktır. Çünkü bu bölgemizde ekonomik faaliyet tarım
ağırlıklıdır. Halkımızın büyük bir kısmı geçimini tarımdan
sağlamaktadır. Tedbir alınmadığı takdirde bölgede ekonomik hayat felç
olacaktır.
Güneydoğu
Anadolu bölgesinde yaşanan kuraklığın, yağışların olmaması durumunda
önümüzdeki günlerde Doğu Anadolu ve Akdeniz Bölgesinin bazı
yörelerini de kapsamına almasından endişe edilmektedir.
Hatay İlinde
ise
yağış miktarında görülen azalmanın yanı sıra, Amik ovasını sulayan Asi
nehrinden Suriye’nin su tutması sebebiyle sularının azalması ovadaki
çoğunlukla buğday, pamuk ve mısır yetiştirilen 700.000 dekar tarım
alanını sıkıntıda bıraktığı bilinmektedir. Önümüzdeki günlerde yeterli
yağışın olmaması ve Suriye’nin suyu tutmaya devam etmesi halinde İldeki
buğday, pamuk ve mısırdaki kayıpların ciddi boyutlara ulaşacağı tahmin
edilmektedir.
Türkiye kayısı
üretiminin %58’ini gerçekleştiren Malatya İlinde kayısıların dondan ve
sıcaklıklardan zarar gördüğü, kayısılarda %60’a varan ürün kaybı
olduğu bildirilmiştir. Kayısılarını don riskine karşı sigorta yaptıran
üreticiler, eksperlerin bölgede don görülmediğini belirttikleri, bu
sebeple zararlarının sigorta kapsamına alınmadığını ifade etmektedirler.
Ziraat Odaları Birliği olarak bir temsilcimizin de içinde yer aldığı
Tarım Sigortaları Havuzu Yönetim Kuruluna konu iletilmiş olup,
üreticilerimizin zararlarının karşılanması için gerekli çalışmalar
yapılmaktadır.
Bu bölgelerde
önümüzdeki günlerde yağış olmaması durumunda su kaynaklarının daha da
azalacağı ve sulu tarım yapılan ürünlerde de su yetersizliği sebebiyle
verim azalmalarının yaşanabileceği belirtilmektedir. Yağışların yetersiz
olması ile su kaynaklarının azalması durumunda bahsedilen ürünler
dışında mısır, pamuk, şekerpancarı gibi ürünlerde de önemli
miktarlarda kayıplar yaşanabilecektir.
Değerli Basın Mensupları,
Bölgede Buğday, Arpa, K.Mercimek Üretimi Önemli Oranda
Azalabilir
Ziraat
Odalarımızdan alınan bilgilere göre, hububat ve baklagil hasadının
başlamasına bir ay kala Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hasat yapılacak
buğday, arpa ve k.mercimeğe rastlamanın çok zor olacağı anlaşılmaktadır.
Bu bölge
yaklaşık olarak Türkiye buğday üretiminin %13’ünü, arpa üretiminin
%16’sını, kırmızı mercimek üretiminin ise %86’sını
gerçekleştirmektedir.
Güneydoğu
Anadolu Bölgesinde buğday ve arpa tarımı çoğunlukla kuru koşullarda
gerçekleştirilmektedir. Türkiye buğday üretiminin 2,8 milyon tonunu
gerçekleştiren Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görülecek %90 azalma ile
Türkiye buğday rekoltesinde 2,5 milyon ton azalma beklenmektedir.
Türkiye arpa
üretiminin 1,55 milyon tonunu gerçekleştiren Güneydoğu Anadolu
Bölgesinde görülecek %90 azalma ile Türkiye arpa rekoltesinde 1,4
milyon ton azalma beklenmektedir.
Benzer şekilde
Türkiye k.mercimek üretiminin %86’sını gerçekleştiren Bölgede görülecek
%60 azalma ile Türkiye k.mercimek rekoltesinde 250 bin ton azalma
beklenmektedir.
Değerli Basın Mensupları,
Kuraklıkla
İlgili Aşağıdaki Önlemler Alınmalıdır
2007 yılında
yaşanan kuraklıktan gereken dersler alınmalı, zarar gören
çiftçilerimizin kayıplarının telafi edilmesi için bugünden gereken
tedbirler alınmalıdır.
v
Zarar Gören Üreticilerimize Yardım Yapılmalıdır.
Öncelikle
Ziraat Odalarımızın da içinde yer aldığı hasar tespit komisyonları
oluşturulmalıdır.
Çiftçilerimizin zararları ürün bazında tespit edilerek, tüm
üreticilerimizin zararları en kısa zamanda karşılanmalıdır.
v
Çiftçilerimizin Kredi Borçları Ertelenmelidir.
2007 yılında
kuraklık başta olmak üzere tarımdan yeterli geliri elde edemeyen
üreticiler üretime devam edebilmek için kullandığı kredinin borcunu
ödeyememiştir. Bu yılda kuraklığa bağlı 40 ilde 4 ürün baz alınarak
yapılan borç ertelemesi çiftçilerimiz için yeterli olmamıştır. Bu
sebeple 2007 ve 2008 yılında kredi borcunu ödeyemeyen tüm üreticilerin
kredi borçları faizsiz ertelenmelidir.
v
Kuraklık da dikkate alınarak elektrik sorunu çözülmelidir
Bilindiği
üzere 2007/2008 üretim dönemin kapsayan süreçte girdi fiyatlarının
önemli oranlarda artması tarım ürünlerinin maliyetlerini de olağanüstü
artırmıştır. Bitkisel ve hayvansal üretimde kullanılan önemli
girdilerden biri de elektrik enerjisidir. Üreticilerimiz maliyet içinde
önemli bir girdi kalemini teşkil eden elektrik bedellerini ödemede büyük
sıkıntılar yaşamaktadır. Bu nedenle elektrik borçlarından dolayı
sayaçları kapanan üreticiler sulama yapamadığı gibi icralık da
olmuşlardır.
Kuraklığın
etkisini kısmen azaltabilmek için üreticilerin sulama yapabilmesi çok
önemlidir. Buna rağmen elektrik borçlarından dolayı sayaçları kapanan
üreticiler sulama yapamamaktadır.
Üreticilerimizin içinde bulunduğu bu darboğazdan çıkabilmeleri,
borçlarını ödeyebilmeleri, üretimden kopmamaları ve verimli bir şekilde
üretime devam edebilmelerinin sağlanması bakımından;
Kesik
elektrikler acilen açılmalı,
İcralar
durdurulmalı ve
Elektrik
borçları yeniden yapılandırılmalıdır.
v
GAP en kısa zamanda tamamlanmalıdır
Kuraklıkla
mücadelede en önemli önlem olan sulama imkanlarımızı sonuna kadar
kullanmalıyız. Güneydoğu Anadolu bölgemiz ve Ülkemiz için bu konuyu ele
aldığımızda GAP’ın en kısa sürede bitirilmesinin ne kadar önemli olduğu
açık olarak görülmektedir
Ülkemizde
sulamaya açılabilecek 3.5 milyon hektar alanın, 1.5 milyon hektara yakın
kısmı bu proje ile gerçekleşecektir.
Değerli Basın Mensupları,
Pirinçteki Sıkıntının K.Mercimekte de Yaşanmaması İçin
TMO Mercimek Alımı İle Piyasayı Düzenlemeli
Ülkemizde
üretimi gerçekleştirilen 8 çeşit baklagiller arasında en fazla üretilen
ürünler nohut, kuru fasulye ve mercimektir.
Türkiye
baklagil üretiminde 2003-2007 döneminde %14 azalma olmuştur. Bu yıllarda
k.mercimek ve bezelye üretimi artarken, diğer ürünlerde azalma olduğu
görülmektedir. 2007 yılında yaşanan kuraklıktan baklagillerde
etkilenmiş, ürünlerde kayıplar yaşanmıştır. 2007 yılında baklagiller
içerisinde en fazla kayıp, %36,6 oranı ile y.mercimekte görülürken,
k.fasulyede %21,2, k.mercimekte %12,3, nohutta ise %8,4 oranında ürün
kaybı gerçekleşmiştir.
Türkiye Baklagil Üretimi (ton)
|
Yıllar |
Nohut
|
K.
Merc. |
Y.Merc. |
Fasulye |
Bakla |
Bezelye
Börülce |
Toplam
|
|
2003 |
600.000 |
485.000 |
55.000 |
250.000 |
33.000 |
5.900 |
1.428.900 |
|
2004 |
620.000 |
480.000 |
60.000 |
250.000 |
30.000 |
5.800 |
1.445.800 |
|
2005 |
600.000 |
520.000 |
50.000 |
210.000 |
28.000 |
6.100 |
1.414.100 |
|
2006 |
551.746 |
580.000 |
42.326 |
195.970 |
21.316 |
7.310 |
1.398.668 |
|
2007 |
505.366 |
508.378 |
26.803 |
154.243 |
21.043 |
5.348 |
1.221.181 |
Kaynak: TUİK
Türkiye
k.mercimek üretiminin %86’sı Güneydoğu Anadolu bölgesinde
üretilmektedir. Bu bölgedeki %60 oranındaki ürün kaybı Türkiye
k.mercimek rekoltesinin %50 oranında azalmasına sebep olabilecektir.
Bu sebeple ihracatçı olduğumuz k.mercimekte ortalama 340.000 ton olan
Türkiye mercimek tüketimini karşılayacak üretimi dahi gerçekleştirme
imkanımız ortadan kalkabilir.
Türkiye
K.Mercimek Üretim, İhracat ve İthalatı (Ton)
|
Yıllar |
2003 |
2004 |
2005 |
2006 |
2007 |
|
Üretim |
485.000 |
480.000 |
520.000 |
580.000 |
508.378 |
|
İthalat |
35 |
3.704 |
56.276 |
51.590 |
11.222 |
|
İhracat |
215.184 |
169.779 |
113.252 |
301.033 |
184.978 |
|
Türkiye Kullanımı |
269.816 |
313.925 |
463.024 |
330.557 |
334.622 |
Bu yıl
pirinçte olduğu gibi %100 oranını geçen ani fiyat artışlarının
mercimekte de yaşanmaması için tedbirlerin erken alınması gerekmektedir.
Bilindiği üzere, pirinçteki fiyat artışlarında piyasayı regüle etmekle
görevli olan TMO eleştirildi. Pirinçte en azından muhatap bulundu,
baklagillerin muhatabı da yok. Baklagillerde fiyatlar tamamen piyasanın
yönlendirmesi ile oluşmakta, piyasayı düzenleyebilecek herhangi bir
kurum bulunmamaktadır.
2007 yılında
k.mercimek üretimi tüketimi karşılarken bile ürün yok gerekçesiyle
fiyatlar son beş ayda %33 oranında artış göstermiştir.
Benzer artışlar diğer baklagil ürünlerinde de görülmektedir. Ancak bu
artışlar ürününü hasat döneminde pazarlayan üreticiye bir fayda
sağlamamıştır.
Baklagiller Market Satış Fiyatları (YTL/Kg)
|
Ürünler |
Üretici |
Tüketici Fiyatları (YTL/Kg) |
|
31.10.2007 |
27.03.2008 |
5 ayda
tüketici fiyatı % Artış |
|
K.Fasulye |
1,30 |
2,89 |
4,08 |
41,2 |
|
Nohut |
1,00 |
2,7 |
2,94 |
8,8 |
|
Y.Mercimek |
1,10 |
2,51 |
2,99 |
19,1 |
|
K.Mercimek |
0,75 |
1,95 |
2,60 |
33,3 |
Üreticinin
hasat döneminde 0,75 YTL/Kg’a sattığı k.mercimek perakende de %246
fazlasıyla 2,60 YTL/Kg’a satılmaktadır. Görüldüğü üzere diğer ürünlerde
görülen vurgun baklagillerde de yaşanmaktadır.
Bu vurgunun
ürün yok gerekçesiyle 2008 yılında da devam etmemesi için,
TMO güçlü bir müdahale kurumuna dönüştürülmelidir.
Pazarlama
sıkıntılarına ek olarak k.mercimek üreticilerimiz bu yıl yaşadığı
kuraklık ile daha da zor durumda kalmıştır. K.mercimek üretimimizde
sürekliliğinin korunması için üretici desteklenmeli ve TMO eskiden
olduğu gibi baklagil alımı yaparak hem üreticiyi hem tüketiciyi
korumalıdır.
Değerli Basın Mensupları,
Pirinç Fiyatları Arttı Ama Çeltik Üreticisinin Alım Gücü
% 50 Azaldı
Ülkemizde
yaklaşık 25.000 üretici çeltik tarımı ile uğraşmakta, yaklaşık 150.000
kişi ise çeltikten geçimini sağlamaktadır.
Bilindiği
üzere son aylarda Ülkemizde stratejik öneme sahip ürünlerde fiyatlar
artmış, bu artış son olarak pirinç fiyatlarında bir ayda %100’ e
ulaşmıştır. Artan ürün fiyatları çeltik üretimini artırmamız
gerekliliğini çarpıcı şekilde ortaya koymuştur.
Ürün
fiyatlarında görülen bu artış binbir emekle ürünü üreten çiftçileri
nasıl etkilemektedir?
Çeltik
üretimini artıracak potansiyel ülkemizde mevcuttur. Henüz sulama imkanı
olmayan 3.5 milyon hektar alanın sulamaya açılması ve bu alanların
%5’nin çeltiğe ayrılması halinde, mevcut üretimi üçe katlamamız
mümkündür. Halen 550-600 bin ton olan tüketimi göz önüne aldığımızda
ithalat ihtiyacı kalmayacağı gibi ihracatçı ülke konumuna da
gelebiliriz.
Peki bu
üretimi gerçekleştirecek olan çiftçi çeltik üretmek istiyor mu? Çiftçi
tarımdan gelir elde ettiği, hatta aldığı kredi borcunu geri ödeyebildiği
sürece tarım yapar.
2008 yılı
başından itibaren pirinç fiyatları artarken, 2007/2008 üretim sezonunda
çeltik üreticisi çeltikten geçimini sağlayacak geliri elde edebilmiş
midir? 2007 yılında üretici 1 kg çeltiği 0,82 YTL/Kg’a maliyetle
üretmiştir. Fiyatlara bakıldığında ise TMO’nun uzun dane çeltik alım
fiyatı 0,75 YTL/Kg’dır. Piyasa fiyatları ise 2007 yılında ortama 0,70
YTL/Kg olarak gerçekleşmiştir.
2007 yılında
çeltik üreticisi ürününü maliyetinin %15 altında satabilmiştir. Son bir
yılda gübre fiyatları (DAP) %109, mazot fiyatları %23 artmıştır.
Yeni üretim döneminde çiftçinin gübre alım gücü %50
oranında azalmıştır.
Bilindiği
üzere pirinç fiyatları son aylarda ani şekilde arttı. Son açıklarımızdan
sonra yapılan çalışmalar neticesinde pirinç fiyatlarında gerileme
görülmektedir. 25 Nisan 2008 tarihi itibariyle marketlerde ortalama
pirinç fiyatları ortalama 3,16 YTL/Kg’a kadar gerilemiştir. Ancak
üretici fiyatlarını ve %0 gümrük vergi oranı ile getirilen pirinçleri
dikkate aldığımızda pirinçteki vurgunun azalmasına rağmen halen devam
ettiği görülmektedir. Bu sebeple fiyatların önümüzdeki günlerde daha da
düşmesini bekliyoruz.
Değerli Basın Mensupları,
Sütteki Vurgun
24 Nisan 2008
tarihinde Birliğimizde yaptığımız basın toplantısında da belirttiğimiz
gibi, Pirinçteki fiyat spekülasyonunu tartışırken,
sütteki spekülatörler gözden kaçtı.
2007 yılında
perakende fiyatlar toptan fiyatlara göre daha fazla artmıştır.
Özellikle süt sanayicileri, halkımızın en çok tükettiği süt ürünü olan
peynir fiyatlarında %32,9 artış yapmışken
perakendeciler %90 civarında artış yapmışlardır.
Buna karşılık
ülkemizde 2007 yılında bir önceki yıla göre; arpa %34,8, kepek %57,8,
ayçiçeği tohumu küspesi %120, süt yemi ise %37,5 artmışken süt
fiyatlarında yaşanan artış %25 ile yem fiyatlarının gerisinde kalmıştır.
Yem fiyatlarının çiftçi fiyatlarından daha fazla yükselmesi nedeniyle
bazılarının söylediğinin aksine üreticilerimiz bu durumdan kazanç
sağlamamıştır.
Sütte de
pirinçte olduğu gibi fiyatlarda spekülasyon görülmektedir.
Örneğin 2007
yılında perakendeciler, halkımızın en çok tükettiği beyaz peyniri
toptancıdan 5,66 YTL’ye alırken, tüketicilere 9,46 YTL’ye satmıştır.
Aradaki kar marjı %67’dir. Türkiye’de kim bu kadar yüksek kar marjı
ile çalışmaktadır merak ediyoruz.
Tüketici süt
ürünleri fiyat artışları ve vurguncuların kar marjı 2008 yılında da
artarak devam etmektedir. 2008 yılının ilk 3 ayında halkımızın en çok
tükettiği süt ürünü olan beyaz peynirde kar marjının %67’nin üzerine
çıktığı görülmektedir. Bu vurgun tereyağına da sıçramış, %50’lere
ulaşmıştır.
Üreticilerimizin sattığı çiğ sütün fiyatı %15 oranında düşmüşken
tüketici fiyatlarındaki bu artışı anlamak mümkün değildir
Bu
spekülasyonlar devam ettiği takdirde 12,9 milyon yoksul insan
sayısı daha da artacaktır.
Bu kesimler
sanayicileri de sindirmişlerdir. Sanayiciler fahiş fiyat artışı yapan ve
ciddi karlar elde eden bu kesimlerden rahatsız olmalarına ve bize destek
verip teşekkür etmelerine rağmen, malımızı satmazlar diye çekinmekte ve
direnememektedirler.
Halkımızın,
özellikle dar gelirli vatandaşlarımızın temel gıda maddelerine ulaşması
artık daha da zorlaşmıştır. Meyve ve sebzede bu vurgunu yaşıyoruz,
pirinçte yaşıyoruz, baklagillerde yaşıyoruz, süt ürünlerinde yaşıyoruz.
Çiftçimiz yüksek yem, mazot ve gübre fiyatları altında ezilirken,
ürününü ancak maliyet fiyatına satarken bu aracılar oturdukları yerden
vurgun vuruyorlar.
Geçen basın
toplantısında başlattığım mücadelem, bu spekülasyonları önleyene kadar
devam edecektir. Bu mücadelede Ticaret Odaları ve Tüketici Derneklerini
de işbirliğine çağırıyorum.
Yüzyılımızda
petrolün yerini alacak flaş sektör gıdadır. Gıda sektörü en önemli
yatırım aracıdır. Ekonomik büyüme de ve yoksulluğun azaltılmasında
önemli ve öncelikli sektördür. Türkiye tarımsal üretime çok daha fazla
önem vermek zorundadır. Birçok ülkede kıtlık olmadığı halde
spekülatörler stok yapıyor.
Dünyada artık
kıtlık kaygıları ile spekülatif davranışlar artacak. Hükümetler buna
önlem almak zorunda kalacaklardır. Türkiye’de de birçok spekülatif
davranışları yaşayabiliriz. Hükümetimiz bunu öngörerek tedbirlerini
almalıdır.
Bu toprakların
sahibi Türk çiftçisidir. Üretilen gıdaların da sahibi Türk çiftçisidir.
Türkiye gıda güvencesinde sorun yaşadıkça Türk çiftçisi manşetlerden
inmeyecek görünüyor. Halbuki bizim amacımız manşetlerde görünmek değil
üretmektir. Türkiye’nin ve Avrupa’nın gıda güvencesini sağlamaktır.
Çiftçi
sorunlarının çözümlenmesinde, spekülatörlerin oyunlarının bozulmasında
medyamız önemli rol oynamaktadır. Pirinç fiyatları aşağıya nasıl
düşmüştür? Yazılı ve görsel medya marifetiyle deşifre edildiler.
Spekülatif davranışları önlemek için medyanın gücünü kullanmaya devam
edeceğiz. Medya olmadan başaramayız.
Medya
siyasilerimize de sivil toplum örgütlerimize de özetle halkımıza
lazımdır. TZOB Genel Başkanı olarak 20 milyon tarımdan geçinen
nüfusumuzun sorunlarının çözümünde medyamızdan yararlandığımızı
düşünüyorum. Ben tarımsal sorunlara ve halkımızın sorunlarına
gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ediyorum.
Ş.Şemsi BAYRAKTAR
Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Genel Başkanı
|