|
BASIN TOPLANTISI
23 Kasım 2008
Krizle
İlgili Önerilerimiz Dikkate Alınmalıdır
Bu Krizde
Tarım Sektörünün Reel Sektör Olduğu Unutuldu
Hazırlanacak Pakette Tarım Unutulmasın
Mısırda
Uygulanan Yanlış Politika Üreticiyi Mağdur Etmiştir
Türkiye
Önümüzdeki Yıllarda Mısırda İthalatçı Ülke Olmaya Devam Edecektir.
TZOB
Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın konuşması
Sayın Basın
Mensupları
Bugün bir
ürünümüzle-mısırla- ilgili sektör raporumuzu sizlerle paylaşmak
istiyorum. Ancak bu konuya geçmeden önce artık ülkemizi de daha fazla
etkisi altına almaya başlayan “küresel kriz”in tarım sektörüne,
çiftçilerimize yansımaları hakkında düşüncelerimizi tekrar ifade etmeye
ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Çünkü tarım sektörü krizde ıskalanıyor,
tarımı kimse ağzına almıyor. Fabrikalar nasıl üretim yapıyor ve istihdam
sağlıyorsa, biz de tarlalarımızda üretim yapıyor, istihdam sağlıyoruz.
Ayrıca ülke sanayisine kaynak aktarıyor, gıda güvenliğini temin
ediyoruz.
Aslında krizle
ilgili görüş ve taleplerimizi Kasımın ilk haftasında yapılan basın
toplantımızda ve Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda dile getirdik. Fakat bu
çabalarımızın karşılığı olarak, alınmış somut bir önlem göremiyoruz.
Sadece, bazı medya kuruluşlarımızca çiftçilerimize 2009 Bütçesiyle büyük
destekler veriliyormuş intibaı uyandıran haberler yayımlanmıştır.
Ortaya konulan
Bütçeyi bu şekilde değerlendirmek yanlıştır. Bir cümleyle ifade etmemiz
gerekirse, tarıma, çiftçilerimize verilen destekler son yıllarda giderek
azalmıştır ve oluşturulan bu 2009 bütçesi de ihtiyacı karşılamaktan çok
uzaktır. 2002 yılında tarımı desteklemek için milli gelirin
%0,65’i ayrılırken 2009’da bu oran %0,49’a düşmüştür.
Onun için biz
bir defa daha uyarmaya çalışıyoruz: Küresel mali krizin tarıma ve
çiftçilerimize 2001 sonrasında olduğu gibi yeniden bir darbe daha
vurmasına göz yumulamaz. Sektörün sesine kulak verilmelidir.
Zaten çok
önemli sorunlarla karşı karşıya bulunan çiftçilerimiz üretime devam
edebilir hale getirilmelidir. Bu, sadece çiftçilerimiz için değil,
ülkemiz için de zorunludur.
Tarımı ayakta
tutarak halkımızın gıdaya ulaşımını garanti altına alabilmeliyiz. Bu
şekilde hiç olmazsa insanlarımızdaki krizden kaynaklanan moral
bozukluğunu azaltabiliriz.
Gıdaya ulaşım
kadar işsizlikle mücadele de günümüzde çok önemlidir. Halen istihdamın %
28’ini tarım sektörü oluşturmakta, 6.3 milyon kişi tarımdan ekmeğini,
hayatını kazanmaktadır. İçinde bulunduğumuz dönemde, bu istihdam yükü
tarım için çok fazladır yaklaşımını gösterme lüksümüz yoktur. Çünkü
ülkemizde krizin de etkisiyle işsizlik giderek artmakta, bazı
sektörlerde işçi çıkarmaları devam etmektedir. Krizde tarımı ihmal
edersek tarımdan kopuş büyük şehirlerimizde yeni işsizler yaratacaktır.
Dünkü
yazısında sayın Yılmaz Özdil bir değerlendirme yapmış: Sayın Başbakanın
TOBB’dan istihdam konusunda elini taşın altına koyması, 1.3 milyon
kişiye istihdam sağlaması isteğinden söz ederek, TESK’in 2.5 milyon,
TZOB’nin 4 milyon üyesi olduğunu işaret etmiştir. Sayın Başbakanın
bizden böyle bir istekte bulunması mümkün değil. Bizim 4 milyonun
üzerinde üyemiz bulunduğu doğrudur. Ancak tarımda çözülme devam
etmektedir. Bundan rahatsız olduğumu kendisine defalarca ifade ettim.
Birkaç yıl içinde bunun yarısını kaybedebiliriz. Tarımda zaten aşırı bir
istihdam yükü vardır. Bu durumda bizden böyle bir talebin yapılması
beklenemez. Bunu sayın Özdil’in bir esprisi olarak değerlendiriyoruz.
Tarımı sadece
gıda temin eden ve istihdam deposu bir sektör olarak görenler, tarımın
bu görevini yapabilmesi için desteğe ihtiyacı olacağını unutmamalıdır.
Önümüzdeki dönemde tarımda mevcut sorunlar devam ederse, sektör bu
istihdam yükünü taşımaya devam edemez. 2001 krizinden sonra 5 yıl içinde
tarımsal istihdam 2.3 milyon kişi azalmıştır. İçinde bulunduğumuz
koşullarda artan işsizlere bir de tarımı terk edenlerin katılmasına mani
olunmalıdır.
Önceki kriz
döneminde (1999-2002) tarım fiyatları, çiftçilerimizin satın aldığı
sanayi mallarının fiyatları karşısında dört yıl içinde %39 gerilemiştir.
Son yıllarda artan girdi maliyetleri çiftçilerimizin satın alma
gücündeki azalmayı daha büyük boyutlara ulaştırmıştır.
Mevcut durumda
da yaşanan sorunlar ve artan fiyatlar çiftçilerimizin tarımda kullanmak
üzere girdi ve makine taleplerinin düşürmüş bulunmaktadır. Nitekim daha
şimdiden gübre tüketimi, traktör satışları azalmış bulunmaktadır. Önceki
yılın aynı dönemine göre 2008 Ocak–Ağustos Döneminde gübre tüketimi % 12
oranında azalmış, traktör satışları 2008 Ocak-Eylül döneminde % 28
oranında azalmıştır. Bir kısım çiftçilerimiz gübre kullanmadan
ekimlerini yapmışlardır. Bu durum 2009 üretimini olumsuz etkileyecektir.
Mevcut koşullarda çiftçilerimiz, bankalara 10 milyar YTL’yi aşan
borcunu nasıl ödeyeceğini düşünmektedir.
Ülkemizde
tarım kesimi özellikleri itibariyle krizlerden kendini koruma araçlarına
sahip değildir. Güçlü ekonomik organizasyonlara sahip olmadığı için,
ürün fiyatlarını, girdi fiyatlarını belirleme veya etkileme gücü ve
inisiyatifi de yoktur. Diğer kesimler bu durumu zaman zaman istismar
edebilmektedirler.
Bilenler için
tüm zamanlarda tarım önemliydi.
Şimdi de önemli ve aynı zamanda avantajlı bir sektör konumunda.
Artık, tarımı
bilmeyen IMF bile Türkiye’de tarımın önümüzdeki dönemde “en avantajlı
sektör” olduğunu söylüyor. Geçmişte Türk tarımına destek verilmesini
engel olan IMF’nin bu açıklaması, IMF’nin Türk Tarımını öğrenmeye
başladığını göstermektedir.
Tarımın önemli,
avantajlı sektör olduğunu görmek için IMF’nin bu konudaki
açıklamasına ihtiyacımız olmaması gerekir. Aslında, TZOB olarak her
vesileyle bu konuyu vurgulamaya çalıştık.
Ülkemizde,
toplumun krizden korunmasında “tarım”dan yararlanılabilir.
Tarım önümüzdeki dönemde sosyal sorunların ağırlaşmasını
engelleyebilir.
Ülkemizi idare
edenlerin de bu gerçeği görmesi, ona göre hareket etmesi, yaşanan
krizin etkilerini asgari düzeyde tutmak ve belki de fırsata dönüşmek
için gerekli hale gelmiştir.
Krizle ilgili
alınacak önlemlerde Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda
söylediklerimiz önemsenmeli ve dikkate alınmalıdır.
Tarımı ayakta
tutabilmek üzere 3 Kasım günü yapılan toplantıda
Hükümetin dikkatine sunduğumuz konulardan başlıcalarını
hatırlatmamız gerekirse şunları belirtebiliriz.
Açıklanacak
pakette yer almasını istediğimiz ve krize karşı tarımı ve çiftçilerimizi
korumak için alınması gereken önlemler:
1.
Girdi fiyatlarındaki artışlar frenlenmeli veya telafi edilmelidir.
Gübrede gümrük vergisi aşağıya çekilmeli, KDV’ler %1’e düşürülmeli veya
iade edilmelidir.
2.
Çiftçilerimiz borçlarını ödemede zorlanmaktadır. Elektrik borçları,
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine çiftçilerimizin borçları
yeniden yapılandırılmalıdır.
3.
Kredi kullanımında kısıntı olmamalı ve yükselen faizler telafi
edilmelidir. Bankalar kredi verilmesinde çiftçilerimize zorluk çıkarmaya
başlamışlardır. Kredilerin yenilenmesinde isteksiz davranmaktadırlar.
Daha önce faizini ödemek suretiyle yapılan yenileme işlemleri
yapılmamaya başlanmıştır.
4.
Tarımsal destekleme bütçesi ihtiyaca uygun büyüklükte belirlenmeli ve
kısıntıya gidilmemelidir.
Son iki yıldır
tarım destek bütçesi her yıl ancak %1,9 oranında artırılmıştır. Bütçe
giderleri %14 artırıldığı halde, tarım için ayrılan kaynağın % 1.9
artırılmasının sebebi anlaşılamamıştır.
2009 dahil
sekiz yıllık süreç incelendiğinde tarım destek bütçesinin Milli Gelire
oranı zamanla giderek düşmektedir. Tarımı desteklemek için 2009’da milli
gelirin %0,49’u ayrılmıştır. Halbuki Tarım Kanunu’na göre bu oran asgari
%1 olması gerekmektedir.
Dünya
pazarlarıyla rekabete hazırlanan ve girdi maliyetleri olağanüstü artış
gösteren sektörümüz için en azından Tarım Kanunu’na uyularak tarım
destek bütçesinin oluşturulması gerekmektedir.
Bu dönemde
primlerin de erken ödenmesi önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir.
5.
Artırılacak Bütçe çerçevesinde oluşturulacak bir fonla, stratejik
ürünler için TMO’nun gerektiğinde müdahale alımları yapması
sağlanmalıdır.
Böyle bir fon
oluşturulmadığı için TMO ürün bedellerini taahhüt ettiği 25 günlük
süreye rağmen yaklaşık 45 gün geciktirmiştir.
Krizlerde en
büyük tehlike halkın gıdaya ulaşmasındaki zorluklardır. Halkın moralini
yüksek tutmak için gıdaya ulaşması temin edilmelidir. Bunun için de
tarımsal üretimi planlı olarak artırmak ve üretim maliyetlerini düşürmek
zorundayız.
Bunu
yapabilirsek, krizden daha az etkilenme şansını yakalar, gıda
güvencemizi sağlamlaştırmanın yanında tarım ürünleri ihracatımızı büyük
oranda artırabilir, tarımda istihdamı koruyarak işsizliğin büyümesini
sınırlayabiliriz. Bunu başaramazsak ve son yıllarda olduğu gibi tarımdan
kaçış hızlanırsa şehirlere göçün önüne geçilemez.
Aslında
Ülkemizde tarım sektörü sosyal açıdan olduğu kadar ekonomik açıdan da
önemli bir sektördür. Ancak bu krizde tarımın bu özelliği, üreten bir
sektör, reel sektör olduğu unutuldu. Tarımın milli gelir, ihracat ve
istihdamdaki önemi Hükümet ve Medyamızca iyi değerlendirilmedi. Biz
üretmezsek krizin etkileri artabilir. Kamuoyu ve Hükümet bunun farkında
olmalıdır. Küresel ekonomik kriz için
hazırlanacak pakette tarım unutulmamalıdır.
Sayın Basın
Mensupları,
Şimdi de mısır sektör raporumuzu
özetlemek istiyorum
Bu yıl mısırda
uygulanan yanlış fiyat ve destekleme politikası üreticiyi mağdur
etmiştir.
TMO fındıkta
olduğu gibi mısırda da piyasayı düzenleyememiştir.
2008 yılı ilk
8 ayda 1 milyon tonun üzerinde mısır ithalatı yapıldıktan sonra Gümrük
Vergi Oranları artırıldı.
Zamanında
artırılmayan vergi oranları üreticiyi koruyamamıştır.
Mısır
Üreticisi 2008 yılında %29 zararla ürün pazarlamıştır. Seneye mısırdan
kaçış olacaktır.
Bildiğiniz
gibi Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, önemli ürünler için
dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeleri takip edip değerlendirmek,
sorunlara çözüm yolu bulmak amacıyla sektör toplantıları
düzenlemekteyiz.
Birliğimiz
Danışma Kurulu Üyeleri ve Birliğimiz uzmanlarınca mısır sektör raporu
hazırlanmıştır.
Mısır sektör
raporu hazırlanırken, Birliğimizde yapılan toplantıya katılan Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Tarım
ve Köyişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı, Toprak
Mahsulleri Ofisi, Türkiye İstatistik Kurumu, Dış Ticaret Müsteşarlığı,
Ziraat Mühendisleri Odası, TÜRKTED, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği ve
mısır üretiminin yoğun olarak gerçekleştirildiği ilçelerden katılan
Ziraat Odalarımızın görüşleri alınmıştır.
Bu görüşler de
dikkate alınarak hazırlanan Raporumuzu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Dünya Mısır
Üretimi Tüketimi Karşılamıyor
Yem sanayi
başta olmak üzere, biyoyakıt sanayi, nişasta bazlı şekerler sanayi,
bitkisel yağ sanayi, gıda tüketimi gibi birçok alanda tüketilen mısırda
dünya üretimi her geçen yıl artmasına rağmen tüketimi karşılamakta
zorlanmaktadır.
Son 5 yılda
%25 oranında artış gösteren dünya mısır üretiminde 2008 yılında bir
önceki yıla göre %2 oranında azalma beklenmektedir. 2008 yılında
üretimde azalma görülürken, tüketimde %3 oranında artış beklenmektedir.
Dünya Mısır Üretimi
|
Yıllar |
Ekilen Alan
(milyon Ha) |
Üretim
(milyon Ton) |
Verim
(ton/ha)
|
|
2003/2004 |
142,3 |
627,6 |
4,4 |
|
2004/2005 |
145,1 |
715,8 |
4,9 |
|
2005/2006 |
146,0 |
699,0 |
4,8 |
|
2006/2007 |
149,3 |
713,1 |
4,8 |
|
2007/2008 |
158,8 |
788,8 |
5,0 |
|
2008/2009 |
158,2 |
775,3 |
4,9 |
Kaynak: FAS USDA 2008/2009 Temmuz ayı tahmini
Son yıllarda
mısırın yakıt olarak da kullanılması mısıra olan ilgiyi artırmaktadır.
Kullanım
alanlarının fazlalığı ve özellikle son yıllarda dünyada biyoetanol
üretiminde mısırın hammadde olarak kullanılması mısıra olan ilginin
artarak devam edeceğini göstermektedir.
ABD 2007
yılında 334,4 milyon ton olan mısır üretiminin 81 milyon tonunu
biyoetanole ayırmıştır. ABD’nin biyoetanol üretim hedefleri önümüzdeki
yıllarda biyoetanol için daha fazla mısır kullanacağını göstermektedir.
Türkiye Mısır
Üretiminde İstikrar Sağlanamıyor!!
Ülkemizde ise
mısır üretimi uzun yıllar yurtiçi tüketimi karşılayamamış, ihtiyaç
gerçekleştirilen ithalatla karşılanmıştır. 2004 yılında mısırın primle
desteklenmeye başlaması ile ekim alanları ve üretimde önemli artışlar
gerçekleşmiş ve üretim açığı 2005 yılında kapanmıştır.
Türkiye Mısır Üretimi
|
Yıllar |
Ekim
alanı
(Ha) |
Üretim
( Ton) |
Verim
(Kg/da) |
|
1980 |
583.000 |
1.240.000 |
212 |
|
1985 |
567.000 |
1.900.000 |
335 |
|
1990 |
515.000 |
2.100.000 |
407 |
|
1995 |
515.000 |
1.900.000 |
368 |
|
2000 |
555.000 |
2.300.000 |
414 |
|
2003 |
550.000 |
2.800.000 |
509 |
|
2004
|
545.000 |
3.000.000 |
550 |
|
2005 |
600.000 |
4.200.000 |
700 |
|
2006 |
536.000 |
3.811.000 |
711 |
|
2007 |
536.000 |
3.535.000 |
659 |
|
2008* |
|
4.185.000 |
|
Kaynak: TMO *1.Tahmin
Mısır
üreticisinin beklediği geliri elde edememesi 2006 yılı üretim miktarını
doğrudan etkilemiştir. 2005 yılında artan ekim alanları %11 oranında
gerileyerek üretimin 2006 yılında 3,8 milyon tona 2007 yılında ise 3,5
milyon tona düşmesine neden olmuştur. 2008 yılında ise özellikle
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde pamuk üretiminden vazgeçen üreticilerin
mısıra yönelmesi ile mısır üretimi tekrar artarak 4,1 milyon tona
yükselmiştir.
Türkiye mısır
tüketimi yem sanayinin artan talebine paralel olarak son yıllarda artış
göstermiştir.
Yıllara göre
değişmekle birlikte Türkiye mısır üretiminin %75’i yem sanayi tarafından
kullanılmaktadır.
2007 yılında
mısır tüketimi 2002 yılına göre %29 artarak 4.2 milyon tona ulaşmıştır.
Mısır
üreticisini sevindiren prim uygulaması amacına ulaşmıyor, üreticinin
kaybını telafi etmiyor!!
2004 yılına
kadar 5 üründe uygulanan prim desteğine 2004 yılı ürününe verilmek üzere
dane mısır da eklenmiştir.
Üretici gelir
elde edeceği ürünü üretmektedir. 2004 yılında 2,5 YKR/Kg primle
desteklenmeye başlanması mısır üretiminin artmasında etkili olan
faktörlerin başında yer almaktadır. Bu gerçekten yola çıkarak 2007 yılı
ürüne verilen 2 YKR/Kg prim ile 2008 yılı ürüne verilen 4 Ykr/Kg prim
desteği, mısır üretiminde istenen artışın ve üretimde sürekliliğin
sağlanması bakımından yeterli değildir.
Yıllar itibariyle Mısır Prim Miktarları
|
Yıllar |
Mısır Prim Miktarı (YKR/Kg) |
% Artış |
|
2004 |
2,5 |
- |
|
2005 |
5,0 |
100 |
|
2006 |
6,7 |
34 |
|
2007 |
2,0 |
-70 |
|
2008 |
4,0 |
100 |
Üreticinin
2008 yılında aldığı destek toplamı 5,5 YKr/Kg’dır.
2008 yılında
mısır üreticisi DGD, prim desteği, gübre ve mazot desteği almıştır. 2008
yılında mısır üreticisi dekar başına 14,5 YTL destek almıştır. 2008 yılı
970 Kg olan mısır verimi dikkate alınarak yapılan hesaba göre 2008
yılında mısır üreticisi 5,5 YKR/Kg destek almıştır.
2008 yılında
Mısır Ürünü İçin Uygulanan Destekler
|
|
Destek Miktarı
|
|
|
(YTL/da) |
(YKR/Kg) |
|
DGD |
7 |
0,73 |
|
Gübre Desteği |
4,25 |
0,44 |
|
Motorin desteği |
3,25 |
0,33 |
|
Prim desteği |
|
4,0 |
|
Toplam Destek Miktarı |
14,5 |
5,5 |
Yapılan
hatalar sonucunda 2007 yılında yeniden 1,1 milyon ton mısır ithal
edilmiştir. Hata devam etmekte 2008 yılı ilk 8 aylık ithalat tutarı 1
Milyon tonun üzerinde.
Artan girdi
fiyatları karşısında üretim aşamasında zorlanan, açıklanan fiyat ile
pazarlama sezonuna zararla giren çiftçi birde gerçekleştirilen ithal
mısır ile mağdur edilmektedir.
Ülkemizin
mısır dış ticaretine baktığımızda 2000-2004 yılları arasında ortalama
1.329.000 ton mısır ithal edildiği görülmektedir. Mısır üretiminde
gerçekleşen artışa paralel olarak mısır ithalatı da 2005 ve 2006 yılında
azalmıştır. Ancak 2006 ve 2007 yıllarında yeterli geliri elde edemeyen
üreticilerin mısır üretiminden vazgeçmeleri ayrıca kuraklığa bağlı
olarak verimde görülen azalma ile üretim miktarı yeniden azalmıştır.
Yapılan
hatalar Türkiye’yi 2007 yılında gerçekleştirilen 1,11 milyon ton ithalat
ile yeniden mısır ithalatçısı ülke konumuna düşürmüştür.
2008 yılında
ise mısır üretiminin ihtiyacı karşılayacak düzeyde olmasına karşın
Ocak-Ağustos döneminde gerçekleştirilen 1,12 milyon ton ithalat
anlaşılır değildir. Bu ithalat rakamı ile şu an piyasada ürün fazlası
oluşmuş ikinci ürün mısır fiyatları 25 Ykr/Kg gerilemiş hatta Şanlıurfa
ve Karaman’da üretici alıcı bulamamaktadır.
Dünya mısır
fiyatları Haziran ayından itibaren gerilemeye başlamıştır. Gerileyen
fiyatlara rağmen üreticinin ürününü en yoğun pazarladığı dönemlerde
gümrük vergi oranları %50 olarak uygulanmıştır. Hasadın önemli bölümünün
gerçekleştiği 12 Kasım 2008 tarihinde gümrük vergi oranı %130’a
artırılmıştır. Gümrük vergi oranlarının bu tarihte artırılması çiftçiye
fayda sağlamamaktadır. Gerçekten mısır üretimi ve mısır üreticisi
düşünülse idi mısır hasadının başlamasına en az iki ay kala artırılması
gerekirdi.
Gümrük vergi
oranlarının zamanında artırılmaması, gerçekleştirilen ithalat Ülkemizin
başta ABD çiftçileri olmak üzere yabancı çiftçileri desteklemekte
olduğunun açık göstergesi olmuştur.
2007-2008
arasında gübrede %180, motorinde %40 oranında artış gerçekleşmiştir.
2007 yılında
ülkemizde girdi fiyatlarında ciddi artışlar gerçekleşmiştir. Bu artışlar
2008 yılı mısır maliyetinde de artışa sebep olmuştur. Son bir yılda
gübrede %180, motorinde %40 oranında artış gerçekleşmiştir. Gübrede
gerçekleşen fiyat artışı mısır maliyeti içerisinde masraflardan %23 pay
alan gübrenin payını %37’ye yükseltmiştir.
2008 yılında
artan gübre ve motorin fiyatları mısır maliyetinin 2007 yılına göre %20
oranında artarak 45 YKR/Kg’a çıkmasına sebep olmuştur. 2008 yılında
mısır üreticisinin yeterli geliri elde edebilmesi için üretici eline
geçen fiyat 50 YKR/Kg olması gerekmekte idi.
Üretici Eline
geçen fiyat 50 YKR/Kg olması gerekirken TMO fiyatı 43 YKR/Kg, piyasada
mısır fiyatları 25 YKR/Kg kadar geriledi.
2008 yılı
mısır ürünü için TMO tarafından açıklanan 43 YKR/KG fiyat
üreticilerimizin maliyetini dahi karşılamamaktadır. Ayrıca, önemli olan
husus TMO’nun alım fiyatı olarak açıklanan TMO’nun alım yaparken
uygulayacağı en yüksek fiyatıdır. TMO üreticinin getirdiği mısırı 43 YKR/KG
dan almamaktadır. TMO Mısırdaki nem oranına, yabancı madde oranına ve
hektolitreye bakarak fiyat düşürmektedir. Özellikle 2. ürün mısır
üretiminde nem oranları yüksek olmaktadır. Bu sebeple ikinci ürün mısır
fiyatları özellikle Marmara Bölgesinde 25 YKR/Kg’a kadar gerilemiştir.
2008 Yılı Mısır Üretici Fiyatları
|
İlçe
|
Nem Oranı (%) |
Ürün Fiyatı (Ykr/Kg) |
|
Sakarya (Merkez) |
27-30 |
29,0-27,0 |
|
Kaynarca
|
30 |
25 |
|
Akyazı |
30 |
25 |
|
Yüreğir |
16-17 |
36,0 |
|
Tarsus |
15-16 |
37,5-38,5 |
|
Aydın (Merkez) |
24-28 |
35,0-25,0 |
|
Söke |
15-20 |
32,0-30,0 |
|
Denizli (Merkez) |
13 |
38,0 |
|
Osmaniye (Merkez) |
14 |
38,0 |
|
Hendek |
30 |
25,0 |
|
Söğütlü |
30 |
25,0 |
|
Şanlıurfa |
20 |
25,0 |
|
Harran |
20 |
25,0 |
|
Akçakale |
26 |
25,0 |
|
Karaman |
25 |
27,0 |
Kaynak: Ziraat Odaları
Rakamlar mısır
üreticisinin içinde bulunduğu durumu açıkca ortaya koymaktadır. 45 YKR/Kg
maliyeti olan mısırı üretici ortalama 30 Ykr/Kg ancak
pazarlayabilmiştir. Daha öncede belirtildiği gibi fiyatlar özellikle
ikinci ürün mısırda 25 Ykr/Kg kadar gerilemiştir. TMO’nun verdiği 43 Ykr/Kg
fiyat ve prim olduğu halde mısır fiyatlarının düşmesi engellenememiştir.
Seneye mısırdan kaçış olacaktır.
2008 yılı Mısır Üreticisi Kar Zarar Bilançosu (YKR/Kg)
|
Mısır maliyeti |
45,0 |
|
Çiftçi Eline geçmesi
gereken Fiyat |
50,0 |
|
Ortalama mısır fiyatı |
30,0 |
|
Toplam prim desteği |
5,5 |
|
Üretici eline geçen
tutar |
35,5 |
|
Mısır üreticisi
Maliyetine göre % kar/Zararı |
-21 |
|
Çiftçi Eline Geç.
Ger. Fiyata Göre % Kar/Zararı |
-29 |
Verilen
destekler dahi eklendiğinde 2008 yılında üretici maliyetini
karşılayamamış %21 zarar etmiştir. Zarar oranı üretici eline geçmesi
gereken 50 Ykr/kg fiyat dikkate alınarak yapıldığında %29’e çıkmaktadır.
2008 yılında
zarar eden üretici birde ürün bedellerini alamamıştır. TMO üreticinin
mısır bedellerini ödemeyi taahhüt ettiği süreden yaklaşık 1 ay sonra
ödemiştir. Çiftçi borcunu 1 ay geciktirince faiz öderken ürün
bedellerini 1 ay geç alan üreticiye faiz eklenmemektedir.
Görüldüğü
üzere 2008 yılında mısır üreticisi gerçekleşen kesintilerle
cezalandırılmış, ürün bedellerini geç almış, ithal mısırla rekabet etmek
zorunda kalmıştır.
Mısırda bu yıl
uygulanan fiyat ve destekleme politikaları 2009 yılında Türkiye’nin
yeniden mısır ithalatçısı olabileceğini göstermektedir.
Türkiye,
yıldan yıla artan mısır talebini karşılayacak potansiyele sahiptir.
Üretimin artırılması ve sürekliliğin korunması üreticilerin elde edeceği
gelire bağlıdır. Üretici, üreteceği ürünün kararını ürüne verilen
desteklere ve pazarlama döneminde oluşan fiyat durumuna göre
vermektedir.
Görüldüğü
üzere 2008 yılında TMO maliyetin altında fiyat açıklamış, mısır
üreticisi gerçekleşen kesintilerle cezalandırılmış, ürün bedellerini geç
almış, ithal mısırla rekabet etmek zorunda kalmıştır.
Dünyada ve
Türkiye’de mısırın durumu ortadadır. Türkiye artık kendi ihtiyacını
karşılayacak mısırı üretmek zorundadır. 2007 yılında dünyada gıda
fiyatlarında yaşanan gelişmeler tarımın önemini ortaya koymuştur. Artık
tarımsal üretimde artış ihtiyacı kaçınılmaz görülmektedir.
Bu sebeple
2008 yılında beklenen üretim artışının gelecek yıllarda da korunması
hatta daha da artırılması sağlanmalıdır. Bu amaçla mısırda etkin bir
müdahale kurumuna ve destekleme politikalarına ihtiyaç vardır.
Ş.Şemsi BAYRAKTAR
Genel Başkan
|