|
BASIN BÜLTENİ
21 Mayıs 2008
21 Mayıs Dünya Süt Günü Okul sütü programının tekrar
başlatılması için bir milat olmalıdır…
Süt İçmeyi Sevmiyoruz…
Süt hem sağlık için önemli hem de hayvancılık sektörünün lokomotifi…
2013 yılında 2,5 milyon ton süt açığı olacak…
Süt üretimi artık karlı değil…
21 Mayıs
Dünya Süt günü dolayısıyla Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar’ın açıklaması:
“Sütün faydalarını öğretmek, süt içme alışkanlığının
kazandırılması ve süt tüketiminin artırılmasını sağlamak amacıyla,
Uluslararası Sütçülük Federasyonu'nun 1956 yılında aldığı bir karar
gereğince, her yıl 21 Mayıs günü, Federasyon’a üye tüm ülkelerle
birlikte ülkemizde de “Dünya Süt Günü” olarak kutlanmaktadır.
Yeterli ve dengeli beslenme için günde en az bebeklerin
750 gr., çocukların 300-350 gr., gençlerin 350 gr., yetişkin ve
yaşlıların 250-400 gr., hamile ve emzikli kadınların ise 500 gr. içme
sütü veya aynı miktarlarda süt içeren yoğurt, peynir, ayran gibi süt
ürünleri tüketmesi gereklidir.
Sağlık Bakanlığı tarafından 2006 yılında ankete dayalı
olarak yapılan bir çalışmada; ankete katılan bireylerin sadece üçte
birinin süt tükettiği görülmektedir. Süt tüketmeyenlerin tüketmeme
sebebini “sütü sevmemek” olarak açıkladığı görülmektedir.
Yine aynı anket göstermektedir ki, sütü sevmeme oranının
30 yaş altı bireylerde 30 yaş üzerine göre daha fazladır.
Yani yeni nesil süt tüketiminden gittikçe
uzaklaşmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde süt tüketim rakamları ülkemizle
karşılaştırıldığında; Kişiler Avrupa Birliği’nde ülkemizin 10,7 katı,
Amerika Birleşik Devletlerinde ise ülkemizin 11,8 katı daha fazla içme
sütü tüketmektedir.
Görüldüğü gibi süt tüketimimiz gelişmiş ülkelerle
kıyaslanamayacak derecede düşüktür.
Dünyada birçok ülke bu sorunu çözmek için bireyleri
özendirici ve teşvik edici okul sütü programlarına başvurmaktadır.
Mevcut veriler 60 dan fazla ülkede okul sütü programlarının
uygulandığını göstermektedir. Bu ülkelerin çoğunda da bu programlar yasa
ile garanti altına alınmıştır.
Türkiye’de de bu yönde önemli projeler gerçekleşmiştir.
2001-2003 yılları arasında iki yıl süreyle yaklaşık 1.100.000 öğrenciyi
kapsayan bir proje hayata geçirilmiş ve başarılı olmuştur. Fakat daha
sonra uygulamadan kaldırılmıştır. Günümüze kadar da okul sütüne yönelik
bir faaliyet olmamıştır.
Ülkemizde süt ucuza üretilmesine rağmen tüketici bundan
istifade edememektedir. 2008 yılının ilk 3 ayında halkımızın en çok
tükettiği süt ürünü olan beyaz peynirde kar marjının %67’nin üzerine
çıktığı görülmektedir. Bu vurgun tereyağına da sıçramış, %50’lere
ulaşmıştır. Bilindiği gibi bu ürünlerde perakende kar marjlarının çok
yüksek olması tüketicinin alım gücünü zorlamaktadır. Bu nedenle bu
çarpıklığı giderecek kanallar devreye sokularak, tüketicilerimizin bu
ürünleri ucuza tüketmesi sağlanmalıdır.
Ülkemizde çocuklarımız süt ve süt ürünlerini yeterince
tüketmediğinden sağlıklı beslenememektedir. Bu ürünler özellikle yoksul
aile çocuklarına ulaşamamaktadır. Okul sütü programlarıyla çocuklara süt
içirmek, yoksul aile çocukları başta olmak üzere tüm çocukların sağlıklı
gelişimi için çok önemlidir.
Okul sütü programları aynı zamanda süt hayvancılığında
istikrarı sağlamak ve süt piyasasını düzenlemek için bir araç olarak
kullanılmaktadır.
Süt insanımızın sağlıklı
geleceği için ne kadar önemli ise, hayvancılık sektörünün de en önemli
lokomotif ürünüdür. Bilhassa büyükbaş hayvancılığın ayakta kalabilmesi,
gelişmesi, ancak sütün istikrarlı, yeterli ve güvenceli bir pazara sahip
olması ile mümkündür.
Süt fiyatlarında fiyat
istikrarı ve pazar güvencesi sağlanamadığı takdirde hayvancılığın ayakta
kalabilmesi mümkün değildir.
Bu yıl Dünya Süt Günü
kutlanırken ülkemizde süt üreticileri, en zor dönemlerini
yaşamaktadırlar. Süt fiyatı /yem fiyatı paritesi 1,1’dir. Yani üretici
sattığı 1 kg süt ile ancak 1 kg yem alabilmektedir. Bu oran yaklaşık 3-4
yıldır böyle devam etmektedir. Bilim adamları üreticinin kar edebilmesi
için paritenin 1,5’dan düşük olmaması gerektiğini yani 1 kg süt
sattığında en az 1,5 kg yem alabilmesi gerektiğini söylemektedir.
Üzülerek söylemeliyiz ki, üreticilerimiz uzun
süredir karlı bir üretim yapamamaktadırlar.
Ülkemizde işletme ölçeklerimizin düşük olduğundan
bahsedilmektedir. Ürettiği ürününü değerine satamayan, yarın süt
fiyatının ne olacağını bilmeden istikrarsız bir piyasada üretime devam
etmeye çalışan üretici nasıl olup da işletmesindeki hayvan sayısını
artıracaktır.
Hep söylenir süt üretimimizi artırmamız lazım diye.
Üretici bu yöndeki taleplere cevap vermek için gayret sarf etmektedir.
Fakat şu bir gerçektir ki, üretimde fazlalıkları değerlendirecek
müdahale alımı gibi mekanizmalar ve talebi artıracak okul sütü gibi
programlar hayata geçirilemediği sürece istenilen bu amacın
gerçekleştirilmesi mümkün görülmemektedir. Çünkü ürettiği sütü elinde
kalan, ürününü değerine satamayan üretici ya üretimi kısacak ya da
sektörden kaçacaktır.
Bilindiği üzere 2008 yılında hayvancılık destekleri
değiştirilmiş, sanayiye giden süte verilen teşvik primi ve suni
tohumlama gibi destekler kaldırılarak hayvan başına desteğe dönülmüştür.
Sütün sanayiye teslim şartının olmaması sanayiye gidecek süt oranında
azalmalara, sanayiye giden sütün kaydının tutulmasında sıkıntılara neden
olacak, üretici-sanayi entegrasyonunu bozarak belki de sokak
sütçülerinin piyasada daha aktif olmasına ve sağlıklı sütün tüketiciye
ulaşamamasına neden olacaktır.
Özellikle sütün sanayiye gitmesini ve kayıt altına
alınmasını sağlamak, ayrıca devletin vergi kaybına uğramasını engellemek
için, hayvan başına destek yanında süt teşvik primi desteği de
uygulanmalıdır.
Yapılan projeksiyonlar ülkemizde 2013 yılında yaklaşık
2.5 milyon tonluk bir üretim açığının ortaya çıkacağını göstermektedir.
Yani “ hayvan sayısı korunsa bile üretim
talebi karşılayamayacaktır.” Ancak “hayvan
başına verimler 2004-2013 yılları arasında artırılırsa ve
sığır ve koyun sayısı her yıl %2 artırılırsa”
üretim talebi ancak karşılayabilecektir. Bu nedenle üretimi ve
verimliliği artıracak politikalar en kısa zamanda hayata geçirilmeli,
hayvan başına verimi artırmada etkili olan suni tohumlama destekleri
yeniden hayata geçirilmelidir.
İnsan sağlığı için çok önemli olan bir ürünü üreten süt
üreticileri böylesine önemli bir günü yine buruk kutlamaktadırlar.
Sektörde aydınlık bir gelecek için ; sütte fiyat, kalite, tüketim, gibi
sorunların çözümünü sağlayacak politikalara ihtiyaç vardır. Bu
politikaların en kısa zamanda hayata geçirilmesini umut ediyor, “Dünya
Süt Günü”nün tüm ülkemize hayırlı olmasını diliyoruz.”
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
|