|
BASIN TOPLANTISI
17
Kasım 2008
Hayvancılıkta çeşitli
nedenlerle yaklaşık 13 milyar YTL israf olmaktadır
Konut konforundaki hayvan
barınakları için yapılan harcamalar büyük bir israfa neden olmaktadır
Hayvancılık işletmeleri
piyasada yaşanan istikrarsızlık nedeniyle sermaye birikimi
sağlayamamaktadır
Hayvancılık sektöründe yaşanan
israf konusu hakkında açıklamalar yapan Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’nin hayvansal üretimde hem üretim
kaynakları hem de ürünler bakımından ciddi bir ekonomik kayıp
yaşandığını belirterek, “Ayrıca; kaçakçılığa dayalı vergi kayıpları ile
bulaşıcı hayvan hastalıklarının yol açtığı zararların önlenememesinden
kaynaklanan kayıplar da söz konusudur.
Türkiye’nin kaynaklarını
değerlendirmedeki yanlış politikalar ve buna bağlı olarak ortaya çıkan
olumsuzluklar yukarıda belirtilenlerden ibaret değildir. Bunlara ek
olarak hem üretim potansiyelinin yeterince kullanılamaması hem de elde
edilen ürünün kalitesinin düşük olmasına bağlı kayıplar da söz
konusudur.
Örneğin;
·
Hayvan sağlığı
konusundaki yetersizlikler,
·
Elde edilen sütün
öngörülen süre ve hızda soğutulamaması,
·
Et üretiminde erken
ya da geç kesimin devam etmesi,
·
Nitelikli damızlık
üretimi ve kullanımında arzulanan seviyeye gelinememiş olması,
·
Finans
kaynaklarının, üreticilerin sermaye eksikliğini giderecek ve rekabet
gücünü artıracak şekil ve düzeyde olmaması gibi hususlar da üretimde
ülkesel boyutta kayba neden olan unsurlar olarak görülebilir” dedi.
Bayraktar kayıp kaynaklarından
biri olan “Nitelikli damızlık üretimi ve kullanımının
yaygınlaştırılamaması” sorununun her zaman gündemde olduğunu
belirterek, şunları söyledi: “Ancak bu konuda bugüne kadar ülkesel bazda
ve belirli bir programa dayalı projeler uygulamaya konulamamıştır.
İlgili Bakanlık tarafından belli dönemlerde bölgesel ve yöresel bazda
bazı uygulamalar olmuşsa da istenen sonuç alınamamıştır. Siyasi
hükümetler sorunun aşılması için bazen ithalat yoluna gitmiş ancak,
yeterli destekler verilemediğinden istenilen gelişmeler sağlanamamıştır.
Son 3-4 yılda özellikle
sığırcılıkta damızlık üretme fikri yine ihmal edilmeye başlanmış, iş
tamamen gebe düve dağıtma noktasına getirilmiştir. Bu uygulama, yani
gebe düve dağıtımı gittikçe hızlandırılmıştır. Öyle ki; bir süre sonra
dağıtım için istenilen sayıda ve nitelikte hayvan bulunamadığı ileri
sürülerek gebe düve ithalatı tekrar gündeme taşınmıştır. Bilindiği üzere
yakın zamanda Avustralya, Uruguay ve en son olarak da ABD’den yapılan
ithalatın gerekçelerinden biri de bu olmuştur.
Günümüzde özellikle sığır
yetiştiriciliği konusunda uygulanan 2x100 ve 4x50 olarak bilinen
projelerde, gerekçelerindeki iyi niyete rağmen sonuçları itibariyle
beklenen yararı yeterince sağlayamamıştır. Çünkü bu projeler ile
genellikle iyi koşullarda üretilmiş hayvanlar daha kötü koşullara
taşınmaktadır. Üstelik bu yapılırken hem dar gelirli insanlar
borçlandırılmakta hem de kamu kaynaklarından ek harcama yapılmaktadır.”
İşletmelerin küçük ölçekli
olmasından kaynaklanan kayıpların da söz konusu olduğunu belirten
Bayraktar, şunları dile getirdi:
“Kurulu işletmelerin küçük ölçekli olmasından kaynaklanan temel
kayıplar, bunların pazarlık gücünün düşük olması, üretimde kullanılacak
bilgi ve teknoloji bedelinin ödenememesinden kaynaklanmaktadır. Bu
eksikliklerin büyük bir kısmı uygun örgütlenme ile giderilebilir ancak,
bir yandan kurulu işletmelerin küçüklüğünden şikayet ederken, diğer
yandan da kişi başına iki veya dört baş gebe düve vermek için kurdurulan
kooperatifleri küçük işletmelerin dezavantajlarını ortadan kaldıracak
örgütlenmeler olarak görmemek gerekir. Çünkü, ne kadar özen gösterilirse
gösterilsin kurdurulan işletmelerin büyük bir bölümü bu nitelikte bir
üretimi sürdürecek imkanlara sahip işletmeler olamamaktadır.
Bunun dışında işletmelerde ekonomik kayba neden olan en
önemli hususlardan birisi de “sermaye”dir.
Türkiye’de işletmelerin pek çoğu piyasada yaşanan istikrarsızlık
gibi nedenlerle sermaye birikimi sağlayamamaktadırlar.
Sermaye yetersizliği, mevcut ve şikayet edilen üretim sisteminin
iyileştirilebilmesini engelleyen temel unsurlardan birisidir. Sermaye
eksikliğinin yol açabileceği olumsuzluklardan ilk akla gelenlere
bakıldığında;
·
Hayvanları yetersiz beslemek,
·
Sağım makinesi vb. ekipmanı
kullanamamak,
·
Sütü soğutamamak,
·
Barınak ve ekipmanı
iyileştirememek,
·
Kaliteli hizmet satın alamamak,
düşük nitelikli sperma kullanmak,
·
Karma yeme ayıracak sermaye
olmadığından veya diğer üretim dallarına kaynak yaratmak için başta kuzu
ve buzağı olmak üzere üretim hayvanı satarak bunların getireceği katma
değerden mahrum kalmak,
·
Vadeli almak zorunda kaldığı
üretim girdileri için aşırı faiz ödemek.
Ülkemizde kaynak israfına yol açan
bir diğer unsur ise “Hayvan Barınakları”dır. Türkiye’de kümesler
dışında kalan hayvan barınaklarının büyük çoğunluğu hem hayvanlar hem de
insanlar için uygun yapılar değildir. Çünkü; barınakların çok büyük bir
bölümü ile insanların yaşam alanı iç içedir, barınakların önemli bir
kısmı kapalı ve havasızdır, gübre çıkarma, yemleme vb. hizmetlerin
sunulması oldukça zahmetlidir, özellikle konutlarla iç içe olan
barınaklarda herhangi bir iyileştirme yapma imkanı hemen hemen yoktur.
Son yıllarda inşa edilenler de
dahil, uygun barınak sahibi olma isteğiyle yapılan barınakların önemli
bir bölümü oldukça pahalı yapılardır. İşletme sahiplerinin zaten
yetersiz olan parasal varlıklarının büyük bir bölümünü barınak için
harcamaları ve barınak tamamlandığında işletme sermayesi bulamamaları
sık karşılaşılan bir durumdur. Bu olumsuzluğu ortadan kaldırmak için hem
kamu hem de üretici örgütleri farklı yörelerde işletmeye özel hayvan
barınakları projeleyebilecek unsurlara sahip olmalıdır. T.C. Ziraat
Bankası’nın bir dönem başlattığı ve yazılı doküman haline getirdiği
çalışmaların geliştirilerek sürdürülmesi bu amaca hizmet edebilir. Bu
çalışmalarda hedef türe uygun ve ekonomik barınaklar yapmak olmalıdır.
Türkiye’nin pek çok bölgesinde
örneğin sığırların açık veya yarı açık ahırlarda barındırılabileceği
düşünülürse, konut konforundaki barınaklar için yapılan harcamaların ne
büyük bir israf ve kayıp olduğu daha kolay anlaşılabilir.”
Bayraktar, hayvancılıkta kayba
neden olan unsurların yol açtığı tahmini rakamsal maliyetlerle ilgili
şunları söyledi:
Hayvan Hastalıklarının yol açtığı
kayıp
Hayvansal üretimi olumsuz
etkileyen temel unsurlardan birisi hastalıklardır. Türkiye hemen her
türde hayvan sağlığı problemini yaşamaktadır. Üstelik hastalık ve
zararlılarla mücadele konusunda var olan yetersizlikler gün geçtikçe
büyümekte, aşı ve biyolojik madde üretiminde dışa bağımlılık
artmaktadır. Öyle ki; hayvan sağlığına ilişkin sorunlar hayvan ve
hayvansal ürünler ihracatının önündeki temel engel olarak görülmektedir.
Bu olumsuzluklar hayvan kayıplarının artması ve hayvansal üretimin
düşmesine yol açmakla kalmamakta, insan sağlığını da olumsuz
etkilemektedir.
Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı şap, bruselloz, çiçek, kuduz, koyun-keçi vebası,
tüberküloz, şarbon hastalıkların kontrol altına alınamamasından dolayı
meydan gelen yıllık ekonomik kaybın, süt ve et üretimimizin yaklaşık
yüzde 25'ine eş değer olduğunu ifade etmektedir.
Buna
göre bu ürünlerle ilgili kaybın değeri yaklaşık 2,7 milyar YTL'ye
ulaşmaktadır.
Süt ve Et Kaybı
Tarafımızdan yapılan bir
değerlendirmeye göre; ülkemizde kültür ırkı süt hayvanından gerekli
bakım şartları oluşturulabilirse ortalama süt verimleri yıllık 6 tona
kadar çıkarılabilir ve bu suretle toplam süt üretiminde kültür ırkı
olarak yaklaşık 1,9 milyon ton bir artış sağlanabilir.
Diğer taraftan kültür melezi süt
hayvanından uygun bakım ve besleme şartları ile hayvan başına ortalama
3,5 tonluk bir süt elde edilebilir. Böylece toplam süt üretiminde de
yaklaşık 1,4 milyon tonluk bir artış sağlanabilir.
Sonuç olarak, uygun bakım ve
besleme koşullarında kültür ve melez hayvanlardan yaklaşık 3,3 milyon
ton dolayında bir süt üretim artışı elde edilebilir.
Bunun değeri de yaklaşık 2 milyar
YTL’ye tekabül etmektedir.
Ülkemizde kesilen kültür
hayvanından uygun şartlar sağlandığı takdirde verim artışı ile yaklaşık
23.000 ton daha fazla et üretilebilir.
Bunun yanında melez besi
hayvanından uygun şartlarla mevcut üretime ek olarak yaklaşık 36.000 ton
daha fazla et üretilebilir. Sadece kültür ve melez besi hayvanlarına
uygun bakım ve besleme şartları oluşturulabilirse yaklaşık 59 bin tonluk
bir ek et üretimi gerçekleştirilebilir.
Bunun da değeri yaklaşık olarak
567 milyon YTL’ye tekabül etmektedir.
Özellikle hayvanlarımızın
genetik kapasitesinden yeterince yararlanamama sonucu ortaya çıkan et ve
sütte kayıplar ve hastalıklardan kaynaklanan kayıpların toplamı yaklaşık
olarak 5,3 milyar YTL ulaşmaktadır.
Mera Alanındaki Kayıplar
Bilim adamlarımız ülkemizde mevcut
12,3 milyon hektar meramızın ıslah edildiğini varsayarsak 18 milyon ton
ek ot verimi elde edilebileceğini, üretim artışı olarak alınacak 18
milyon ton kuru otun değerinin 1,8 milyar YTL olup; ete ve süte
dönüştürülmesi durumunda yaklaşık 8 milyar YTL tutarında bir ek gelir
elde edilebileceğini belirtmektedirler.
Mera alanlarındaki kayıpla
birlikte hayvancılıktaki toplam kaybımız yaklaşık 13,3 milyar YTL yi
aşmaktadır.
Sonuç olarak hayvancılıkta
tamamını hesaplayamasak da tahmin üzerinden gidildiğinde ciddi
denilebilecek bir kaybın olduğu görülmektedir. Bu kayıpları minimum
düzeye indirebilmek için;
·
Sınırlardan kaçak
hayvan girişleri engellenmeli,
·
Hayvan
hareketleri kontrol edilmeli,
·
Bulaşıcı hayvan
hastalıkları ile mücadele için gerekli teknik ve personel altyapı
oluşturulmalı, mücadeleye yeterli bütçe ayrılmalı,
·
Damızlık hayvan
üretimini teşvik edici politikalara ağırlık verilmeli,
·
Et ve süt
piyasasında fiyat istikrarı sağlayarak, işletmelerin sermaye
birikimlerine imkan tanınmalı,
·
Mera Kanunu
çalışmaları bir an önce tamamlanarak üreticilerin hizmetine sunulmalı,
ıslah edilmiş alanların sürdürülebilirliğini sağlayacak tedbirler
alınarak kaynak israfının önüne geçilmeli,
·
Türkiye’nin pek
çok bölgesinde sığırları açık veya yarı açık ahırlarda barındırılabilmek
mümkündür. Bu nedenle konut konforundaki barınaklar için yapılan
harcamaların ne büyük bir israf ve kayba yol açtığı düşünülerek, hedef
türe uygun ve ekonomik barınaklar yapılması teşvik edilmeli,
·
Olumsuz bakım ve
besleme şartlarından kaynaklanan kayıpları önlemek amacıyla eğitim
çalışmalarına ağırlık verilmelidir.
Basın ve Halkla İlişkiler
Müdürlüğü
|