TZOB                                     WWW.tzob.org.tr
   Türkiye Ziraat Odaları Birliği
 
                         

                             

Ziraat Odaları 

Web & E-Posta Adresleri

                             

 

BASIN TOPLANTISI

13 Mart 2008

 

TZOB, BUĞDAY RAPORUNU AÇIKLIYOR

 

Çiftçilerimizin %85’i Buğday Üreticisi

Dünya Buğday Stokları Azalıyor, Fiyatlar Hızla Artıyor

Türkiye, Buğday Üretimini Artırmalı

 

 

Sayın basın mensupları;

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, her ürün ve ürün grubu için dünyadaki ve Ülkemizdeki gelişmeleri takip edip değerlendirmek, sorunlara çözüm yolu bulmak amacıyla “sektör toplantılarına” yeniden başlamış bulunuyoruz.

Son zamanlarda gündemden hiç düşmeyen ve temel besin kaynağımız ekmeğin hammaddesi olan Buğday, ilk sektör toplantımızın konusu olarak ele alınmıştır.

Toplantıya Üniversite, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı-Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü, Tarımsal Ekonomi Araştırma Enstitüsü, TMO, Borsa, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, TİGEM, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Un Sanayicileri, Makarna Sanayicileri, Yem Sanayicileri, Ziraat Mühendisleri Odası, Türk TED, Birliğimiz ve Ziraat Odalarımızın temsilcileri katılmışlardır.

Üreticiden, tüccara, üniversiteden, kamuya ve ürünün sanayicisine kadar sektörün tüm taraflarıyla 13 Şubat 2008 de gerçekleştirilen toplantıda; buğday için Dünyada ve Ülkemizde uygulanan üretim, tüketim, pazarlama politikaları ve buğday piyasalarındaki gelişmeler değerlendirilmiş, bu ürünle ilgili sorunlar ve çözüm önerileri üzerinde durulmuştur.

Sayın basın mensupları;

2007 yılında Dünya buğday üretiminin 603 milyon ton, tüketiminin ise 613 milyon ton olacağı tahmin edilmektedir.

Dünya buğday üretiminde söz sahibi olan Ülkeler; başta Çin olmak üzere Hindistan, ABD, Rusya ve Fransa’dır. Bu ülkeler dünya buğday üretiminin yaklaşık %50’sini gerçekleştirmektedir.

Dünyada tüketimin üretimden daha fazla artması sonucu 2002/2003 döneminde 165 milyon ton olan dünya buğday stokunun 2007/2008 döneminde 110 milyon tonla son 30 yılın en düşük seviyesine inmesi, buğday fiyatlarının hızla yükselmesine sebep olmuştur.

Dünya buğday tüketiminde AB %25’lik pay alarak ilk sırada yer almakta, AB’yi, Çin, Hindistan ve Rusya izlemektedir.

Dünya buğday tüketimindeki artışlar; Hindistan ve Çin’in büyüyen ekonomilerine paralel olarak tüketim alışkanlıklarının buğdaya kayması, biyoyakıt üretiminde buğdayın da kullanılması ve yemlik buğday kullanımındaki artışlardan kaynaklanmaktadır.

Dünya’da üretim, tüketim dengesindeki bu bozulma ile dünya piyasalarında buğday fiyatlarındaki son bir yıllık artış yaklaşık %85’e ulaşmıştır.

Şubat ayının son haftasında Kazakistan, Rusya ve Arjantin gibi ihracatçı ülkelerin buğday ihracatını sınırlandırması yönünde karar aldığı, bu gelişme sonrasında bir günde Dünya borsalarındaki buğday fiyatlarında %25’e yakın artış olduğu basında da yer almıştır.

Uzmanlar, tarım ürünleri ve gıda fiyatlarındaki artışın önümüzdeki yıllarda da sürebileceği görüşünde birleşmektedir.

Birleşmiş Milletler, artan gıda fiyatlarından dolayı gıda yardımlarının azalabileceği ve açlık tehlikesinin artacağı uyarısında bulunmuştur.

Sayın basın mensupları;

Dünyada buğday üretiminde ve tüketimde dengeler değişirken, Ülkemizde de bu durumu dikkate alan tedbirleri geliştirmemiz gerekmektedir.

Bugün ülkemizde ekili, dikili tarım alanların yaklaşık % 50’sinde hububat, üçte birinde de sadece buğday üretilmektedir. Son 20 yılda buğday ekim alanları 9-9,4 milyon hektar arasında iken 2006 yılında 8,5 milyon hektara gerilemiştir.

Buğday’daki bu daralmanın yarısının başka ürünlere kaymadan diğer yarısının da üretimden tamamen kopmadan kaynaklandığı söylenebilir.

Son yıllarda destekle birlikte sertifikalı tohum kullanımı arttığından buğdayda belirli bir verim artışı sağlanmıştır.

Ülkemizde dekara buğday veriminin 209 Kg’dan 236 Kg’a yükselmesinde sertifikalı tohumluk kullanımının önemli etkisi olmuştur.

2007/2008 üretim sezonunda sertifikalı buğday tohumluk bayi talebi 500 bin tona ulaşmış ancak Eylül ayı itibariyle çiftinin tohumluk taleplerinde düşüş yaşanmıştır. 2007 yılında dağıtımı yapılan sertifikalı tohumluk miktarı 179 bin ton dur. Sertifikalı tohumluk talebindeki düşüşün en büyük sebebi tohumluk desteklerindeki belirsizliktir. Desteğin olmaması halinde, çiftçi alım gücünün yetersizliği sertifikalı tohumluk kullanımına imkan vermemektedir. Sertifikalı tohumluk desteği üretimin vazgeçilmez unsurlarından birisidir. Dolayısıyla verilecek desteğin önceden belirlenip tohumluk alım zamanında ödenmesi gerekir.

Sertifikalı tohumluğun kullanımında diğer önemli nokta ise bölgelere göre uygun çeşitlerin kullanılması ve verilecek destekte bu durumun göz önünde bulundurulmasıdır.

Sayın basın mensupları;

Üretim ve kaliteyi etkileyen bir diğer unsur da iklim koşullarıdır. 2007 yılında yaşanan kuraklık sonucu özellikle kıraç arazilerde verim %50-60’a varan oranlarda düşmüştür. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün tespitlerine göre, 2007/2008 üretim sezonunda ilk 5 ayda (1 Ekim 2007-29 Şubat 2008) yağışları kümülatif olarak Ülke genelinde normalinden %6,9 az ve geçen yıl yağışından ise %13,5 fazla olmuştur. Buğday üretiminde bundan sonraki Mart hatta Nisan ayı yağışları çok önemlidir. Mart ve nisan ayları yağışlarının miktarı ve dağılımı buğday rekoltesini önemli ölçüde belirleyecektir.

Ülkemizdeki buğday üretiminin büyük bir çoğunluğu kıraç arazide gerçekleştirilmektedir. 2007 yılında yaşanan kuraklık ve önümüzdeki dönemde küresel ısınma tehdidi dikkate alınarak, buğdayda kuru şartlarda daha iyi verim elde etmek üzere kuraklığa dayanıklı tohum ıslah çalışmalarına ağırlık verilmelidir.

Sayın basın mensupları;

Bu yıl buğday iç piyasada fiyat yönünden oldukça hareketli bir süreç yaşamaktadır.

Buğday piyasasının ana aktörleri üretici, TMO, borsalar ve tüccarlardır.

Hububat sektöründe kamunun eli olan TMO, 1999 sonrası dönemde, görev ve alım politikasında öngörülen değişiklikler sonucu yeniden yapılanma sürecine girmiştir. TMO’nun yeniden yapılanma sürecinin bir diğer etkeni ise AB’dir.

TMO’nun, AB ülkelerinde olduğu gibi güçlü bir müdahale kurumuna dönüştürülmesi yönünde gerekli çalışmalar yapılmaktadır.

Bu bağlamda, Haziran 2009’dan itibaren uygulamaya konulacak olan Hububat Alım ve Satış Esaslarına İlişkin Uygulama Yönetmeliği TMO Yönetim Kurulu tarafından kabul edilmiştir. Söz konusu yönetmelikte TMO’nun asgari alım miktarı 3 tonla başlayıp 80 tona, müdahale başlangıç tarihi ise 1 Haziran’da başlayıp 1 Ağustos’a çekilmek üzere 2017-2018 sezonuna kadar AB ile uyumlu hale getirilecek şekilde düzenlenmiştir.

Ülkemizde işletmelerin çoğunluğunun küçük olması, çiftçilerin %70’inin 20 tona kadar üretim yapmaları, piyasaların gelişmediği yerlerde TMO’nun küçük çiftçiyi koruyucu durumda olması, çiftçinin hasat sonrası nakit ihtiyacından dolayı ürünü bir an önce satmak zorunda kalması gibi sebepler, TMO’yu sektörün vazgeçilmez bir parçası haline getirmiştir.

AB’ne uyum kapsamında yürürlüğe giren Hububat Alım ve Satış Esaslarına İlişkin Uygulama Yönetmeliğine göre tam uyum için gerekli olan asgari alım miktarı ve dönemi için geçiş süresi öngörülmüştür. Bu yönetmeliğin buğday çiftçisine ve üretimine olumsuz yansımaması için sektörün, başta örgütlenme olmak üzere arazi toplulaştırması, verimlilik gibi alt yapı sorunlarının da bu zaman zarfında çözülmesi gerekmektedir.

Sayın basın mensupları;

Çiftçilerimizin %85’inin hububat üreticisi olduğu, nüfusumuzun beslenmesinde buğdayın önemli bir yeri bulunduğu dikkate alındığında buğdayın ülkemiz için stratejik önemi açık olarak görülmektedir.

Ülkemizde buğday ithalatı uzun yıllar kalite sorununu çözmek için yapılmıştır. Özellikle 2004 ve 2005 yıllarındaki süne mücadelesi ve sertifikalı tohumluk kullanımının yaygınlaştırması buğdayda kalite sorununu belli oranda çözmüştür. Bununla birlikte ihraç kaydıyla ithalatta buğdaya özel uygulanan sistem (ihraç kaydıyla buğday ithal etmek isteyenlere TMO’nun ithal ürün fiyatından ürün tedarik etmesi) 2005 ve 2006 yıllarında Türkiye’nin buğday ithalat miktarını oldukça azaltmıştır. 2007 yılında ise yaşanan kuraklık sonucu, uzun yıllar sonrasında üretim açığını kapatmak için 2,1 Milyon ton buğday ithalatı yapılmıştır.

Dünya fiyatlarındaki aşırı yükseliş karşısında 23 Şubat tarihinde yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararıyla buğday gümrük vergisi Mayıs 2008’e kadar sıfırlanmıştır.

Buğday ithal izni verilmesine rağmen dünya fiyatlarındaki artış sebebiyle iç piyasa fiyatlarında herhangi bir düşme gerçekleşmemiştir. Ancak şunu belirtmek gerekir ki iç piyasada buğday fiyatlarındaki yükseliş ekim ayından sonra daha fazla gerçekleşmiştir. Bu aylarda üreticinin elinde ürün kalmaması sebebiyle fiyat artışından üreticimiz faydalanamamıştır. İç piyasa fiyatları ise halen yükselmeye devam etmektedir. Borsa fiyatları 60 Ykr/kg’a ulaşmış, hatta geçmiştir.

Son günlerde Basında Ülkemizdeki buğday fiyat artışlarını, TMO’nun yanlış ithalat politikalarına bağlayan görüşler açıklanmaktadır. Buğdaydaki fiyat artışlarının ithalatla değil, dünya piyasalarındaki artışlarla ilgisi vardır. İhtiyaçtan fazla ithalat yapılırsa, yaklaşan hasat dönemi de dikkate alındığında, buğday üreticimize zarar göreceği için bu konuda dikkatli olunması gerekmektedir.

Sayın basın mensupları;

Buğday fiyatlarındaki bu yükselişten dolayı ekmeğe yapılmak istenen zam konusuna da kısaca değinmek istiyorum.

Bilindiği üzere ekmeğe 1 Kasım 2007 tarihinde %20’lik bir zam yapılmıştır. Bu günlerde basında yeni bir zam konusu tartışılmaktadır.

Ekmek maliyeti içinde buğday bedelinin oranı %20-25 arasında değişmektedir. Ekmek maliyetinin içinde buğdayın dışında, enerji ve işçilik de önemli bir paya sahiptir.  

Ekmeğe yapılacak yeni zam için buğday fiyatları gerekçe olmamalıdır. Uncular ve fırıncılar arasına girmek istemiyoruz. Ekmek zammında buğdayın günahı yoktur. Uncular ve fırıncılar, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı hakemliğinde anlaşsınlar.

Sayın basın mensupları;

Günümüzde dünyada tarımsal ürünler en önemli yatırım araçları arasına girmiş bulunmaktadır. Öyle görünüyor ki özellikle Asya ülkelerinde tüketim alışkanlıklarının değişmesi sonucu bazı ürünlere karşı taleplerin artması ve biyoyakıtlara olan talep önümüzdeki yıllarda tarımsal ürünlerin dünya pazarlarında değerinin yükselmeye devam edeceğini göstermektedir.

Amacımız, Ülkemizin üretim potansiyelini kullanarak sadece yurt içi tüketimi karşılamak değil, gelişen dünya tarım ürünleri pazarından daha fazla pay almak olmalıdır.

Bilindiği üzere AB de dünya’daki bu değişimden yararlanmak ve fırsatları değerlendirmek amacıyla 20 Kasım tarihinde “Ortak Tarım Politikası Sağlık Taramasına Hazırlık” başlıklı bir bildiri yayınlamıştır. Bu bildiriye göre; toprakların ekim dışı bırakılması (set-aside) zorunluluğunu ortadan kaldırılacak yeni tedbirler oluşturulması öngörülmüştür. AB, bu bildirideki açıklamalarını 2008 yılı sonuna kadar uygulamaya koyacaktır.

Türkiye de üretimi artırma yönünde tedbirlerini bir an önce almalıdır. Dünyada buğday üretiminde ve tüketimde dengeler değişirken. Ülkemizde de bu durumu fırsata çevirecek tedbirleri almamız gerekmektedir.

Bilindiği üzere tarım destekleme sisteminin ana aracı olan doğrudan gelir desteği uygulaması 2008 yılında yürürlükten kaldırılacaktır. Son yıllarda DGD, buğday çiftçisinin aldığı desteklerin üçte birini oluşturmaktadır. 2008 yılında DGD’nin kaldırılması halinde, yeni oluşturulacak destekleme sisteminde, bu durum mutlaka dikkate alınmalıdır.

Bu hususta üretim maliyetlerinin büyük bir bölümünü oluşturan gübre, tohum, mazottaki destek miktarı artırılmalıdır.

Çiftçinin buğday üretimine yönelmesi, üretiminden para kazanmasıyla mümkün olacaktır. Üretimde en önemli girdilerden birisi olan gübrede son bir yılda (Şubat 2007- 2008) fiyat artışı %100’lere ulaşmıştır. Üretim maliyetlerimiz düşürülmediği takdirde üretimi artırmak zor görünmektedir.

Türkiye, bulunduğu jeopolitik konumu gereği uluslararası buğday ticaretinde de kilit ülke olabilir. Ancak bunun için gerekli alt yapının ve depo sistemi ile future (vadeli) piyasaların bir an önce oluşturulması gerekmektedir.

“Dışarıda daha ucuz, ithal edelim” zihniyetinde olanlara şunu hatırlatmak gerekir, tarımsal ürünler artık dünyada da pahalıdır. Daha önemlisi değişen ve gelişen bir pazar vardır. Türkiye üretim kapasitesiyle bu pazarda yerini almalıdır. Aksi halde, gıdaya erişim çok yüksek maliyetlere mal olacağı gibi, kolay da bulunamayacaktır.

Dünya’da özellikle büyük sermayenin de ilgi duyduğu tarımsal ürün pazarlarında Türkiye, alt yapı sorunlarını tamamlamış tarım sektörü ve örgütlü bir çiftçiyle yerini almalıdır.

Sayın basın mensupları;

Buğday, temel gıda maddelerimizden birisidir. Bu bakımdan ülkemiz için stratejik bir üründür.

Mevcut durum dikkate alındığında görünen o ki, Türkiye’nin buğday üretimini artırması günümüzde daha önemli bir hedef haline gelmiştir.

Türkiye, buğday üretim potansiyelini daha iyi değerlendirmek üzere, öncelikle üreticilerin gelir istikrarını koruyacak bir hububat piyasa düzenini oluşturmak zorundadır.

DGD’yi dışlayacak yeni destekleme sisteminde, destekler, üretimi teşvik edici ve girdi maliyetlerini azaltıcı yönde ağırlık kazanmalıdır.

Verimin artırılmasında çok önemli etkisi olan sertifikalı tohumluk kullanımı daha fazla yaygınlaştırılmalıdır.

Kuraklığa dayanıklı tohum çeşitlerinin üretim ve dağıtımı sağlanmalıdır.

Küresel ısınma ve Kuraklık riski düşünüldüğünde, tarımsal sulama yatırımlarının hızlandırılması büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle, sulama randımanları yüksek basınçlı sulama sistemlerinin kredilendirilmesi yönündeki uygulamalar da genişletilmelidir.

 

 

 

  

EK TABLOLAR

Dünya Buğday Üretim Tüketim ve Stok (milyon Ton)

 

2002/03

2003/04

2004/05

2005/06

2006/07

2007/08

Üretim

566

556

628

620

592

603

Tüketim

601

594

616

624

610

611

Stok

165

129

141

138

120

113

Kaynak:TMO

Dünya Borsa Fiyatları Değişim (her yılın aralık ayı fiyatıdır)($/ton)

 

2004

2005

2006

2007

Son Bir Yıllık Fiyat Artışı

(%)

ABD HRW

159,68

174,01

213,75

387,3

81

Fransız Buğdayı

146,44

133,84

200,04

369,2

84,5

Kaynak:TMO

Türkiye Buğday Ekim Alanı, Üretim ve Verimi

Yıllar

Ekim Alanı

(1000 Ha)

Üretim

(1000 Ton)

Verim

 (Kg/Da)

2000

9.400

21.000

223

2001

9.350

19.000

203

2002

9.300

19.500

210

2003

9.100

 19.000

209

2004

9.300

21.000

226

2005

9.250

21.500

232

2006

8.490

20.010

236

2007*

-

17.340

-

Kaynak: TUİK

·         TUİK II.Tahmin

 

Türkiye'nin Buğday İthalatı

   Yıllar

Miktar (Ton)

Değer (1000$)

1999

1.613.025

185.897

2000

963.668

126.143

2001

346.827

49.621

2002

1.116.575

150.471

2003

1.846.283

277.542

2004

1.050.873

219.313

2005

135.596

25,031

2006

234.723

514.764

2007

2.147.000

570.390

Kaynak: İGEME, TMO, TUİK, DTM

 

2007 yılı Buğday Borsa Fiyatları(Ykr/kg)

 

Temmuz

Ağustos

Eylül

Ekim

Kasım

Aralık

Konya

45,27

45,56

46,83

48,99

51,20

50,70

Polatlı

49,46

49,07

51,71

53,89

55,45

57,19

 

2007-2008 Şubat Ayı Buğday Fiyatı Değişimi

 

2007

2008

Artış%

Konya Borsası

46,00

57.24

24

Polatlı Borsası

48,71

60.16

23

Borsa fiyatlarında Hazır Müstahsil Satışlar alınmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

Ürün ve Girdi Fiyatlarının Enflasyonla Karşılaştırılması

Yıllar

Buğday Fiyatı

Girdi Fiyatı*

Enflasyon

Yıllık Değişim(%)

Endeks

Yıllık Değişim(%)

Endeks

Yıllık Değişim(%)

Endeks

1998

61

100

35,4

100

54,3

100

1999

51

151

55,2

155,2

62,9

163

2000

28

193

62,4

252

32,7

216

2001

61

311

122,2

559,4

88,6

407

2002

40

435

12,9

631,5

30,8

532

2003

41

613

24,3

784,9

13,9

606

2004

14

699

20,3

941,8

13,8

690

2005

-6

657

5,3

991,7

2,66

709

2006

7

703

14

1130,5

11,58

791

2007

13

794

34

1514

5,94

838

*Girdi Fiyatları % Artış: Gübre ve Mazot fiyat artışlarının ortalaması alınmıştır.

 

 

 Ayrıntı Rapor İçin Tıklayınız

 

 

 

www.tzob.org.tr

Açılış Sayfam Olsun

 

Resmi Gazete’de Tarımla İlgili Yayınlanan Kanun, Karar, Yönetmelik  ve Tebliğler

 

 

Tarım Takvimi

 

 

 

 

 

 

GMK Bulvarı No:25 Demirtepe 06440 ANKARA
Telefon: +90 321 231 63 00 Faks: +90 312 231 76 27

ziraatodalari@tzob.org.tr