|
BASIN BÜLTENİ
12 Haziran
2008
Toplumu kaosa sürüklemeye
kimsenin hakkı yok
İnsanımızın sağlığı her
şeyin üzerindedir
Türkiye’den Rusya’ya yapılan
domates, patlıcan, patates, üzüm ve limon ihracatımız zirai ilaç
kalıntısı nedeniyle Rusya Federasyonu tarafından 7 Haziran 2008
tarihinden itibaren durdurulmuştur. Bilindiği üzere Rusya, başta domates
olmak üzere yaş meyve sebze ihracatımızda oldukça önem taşıyan bir
ülkedir. Nitekim 2007 yılında yaklaşık 1,5 milyar dolarlık yaş
sebze-meyve ihracatımızın 500 milyon dolarlık bölümü Rusya’ya yapılmış
olup, ihracatımızda %34’lük paya sahiptir.
Konuyla ilgili açıklama yapan
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,
Rusya’nın ülkemizden ihracatı durdurması sonucunda, başta üreticilerimiz
olmak üzere ambalajcı, nakliyeci, ihracatçılar gibi sektörde faaliyet
gösteren konu ile ilgili tüm tarafların bu durumdan ciddi olarak zarar
gördüğünü belirterek, “Nitekim yasaktan önce kilogramı 35 kuruş olan
domatesin fiyatı 2 kuruşa kadar düşmüştür. Tarımsal mücadelede kültürel
önlemler, biyolojik mücadele gibi yöntemlerle başarılı uygulamalar
yapılsa da kimyasal preperatların kullanım zorunluluğu bulunmaktadır.
Kaliteli ve bol ürün almak; ürün kayıplarını minimuma indirmek için
zirai mücadele yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde ortalama ürün
kayıpları %10 ile %30 arasında değişmekle birlikte bu oran %100’e kadar
çıkabilmektedir.
Rusya, AB ve bir çok gelişmiş
ülkeye ciddi ölçülerde tarım ürünü dış satımımızın sürdüğü günümüzde,
pestisitlerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini en az
seviyeye indirmek, dış ticaretimizi koruyabilmek amacıyla, tarım ilacı
kullanımı gelişmiş ülkeler standartlarında, çok bilinçli ve kontrollü
yapılması gerekmektedir. Bilinçli ve kontrollü bir kullanım yanında
entegre zararlı yönetimi (entegre mücadele), tarımsal girdi
uygulamalarının zararlarının minimum düzeyde tutulmasını sağlamaya
yönelik entegre ürün yönetimi gibi sistemlerinde devreye sokulması ve
yaygınlaştırılması gerekmektedir.
Ülkemizin sahip olduğu
potansiyelin en iyi şekilde değerlendirilmesi ve ülkemizin için dış
pazarlarda rekabet üstünlüğü sağlayarak, dünya pazarından aldığı payı
yükseltmesi dolayısıyla ihracat imkanlarının artırılabilmesi, yaşanan
problemlerin kalıcı olarak çözümlenmesi bakımından izlenebilirlik, gıda
güvenliği ve kalitesini sağlamaya yönelik sistemler devreye sokulmalı,
bu kapsamda üretim yapılması gerekmektedir.
Her geçen gün artan üretici
bilinci ile “İyi Tarım Uygulamaları (GLOBALGAP-EUREPGAP)” gibi
uygulamalar giderek yaygınlaşmakta; “Kontrollü Örtü Altı Üretimin
Uygulamasına İlişkin Yönetmelik” hükümlerinin üreticiler tarafından
yerine getirilmesiyle de daha bilinçli ve sağlıklı bir üretim
gerçekleştirilmektedir.
Ayrıca Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı tarafından kullanılan ilaç, uygulama dozu, zamanı ve hasat
tarihi ile ilgili bilgilerin kaydedileceği bir kayıt defterin çiftçilere
dağıtılmaya başlanmış olup, üretici kayıt numarasının verildiği ve bu
uygulamanın ülke genelinde yaygınlaştırılacağı belirtilmiştir. Bu amaçla
da Koruma Ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından sebze ve meyvede
ilaçların, teknik talimatlar doğrultusunda kullanımını sağlamak ve ilaç
kalıntısını önlemek amacıyla “Taze Sebze Ve Meyve Üretiminde Bitki
Koruma Ürünü Kalıntısının Önlenmesi Hakkında Yönetmelik Taslağı”
hazırlanmış, 5 Haziran 2008 tarihinde web sayfalarına konarak görüşe
açılmıştır. Yönetmelik taslağında üreticilere bir kayıt tutma
zorunluluğu getirilmesinin yanı sıra her üreticiye bir barkod verilmesi
de öngörülmektedir.
Görüldüğü üzere ülkemizde kalıntı
sorununu çözümü ve sağlıklı ürünlerin üretiminde oldukça önemli bir
mesafe kaydedilmiştir. Yapılan çalışmaların kalıcılığının sağlanması,
sürdürülebilir bir üretimin gerçekleştirilmesi için üreticilerin
eğitimine gereken önem verilerek, eğitimin kesintisiz bir şeklide devam
etmesinin yanı sıra piyasa denetimlerinin düzenli bir şekilde yapılması
sağlanmalıdır. Ayrıca tüketicilerimizin de konu ile ilgili doğru
bilgilendirilmesi, konunun uzmanı olmayan kişilerce yalan yanlış yapılan
açıklamalarla boş yere tedirgin edilmemesi gerekmektedir.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca
2007 yılında “Pestisit Kalıntı Denetim ve İzleme Programı” programı
kapsamında, pestisit kalıntıları ile ilgili olarak alınan 15.921
numunenin analiz edildiği ve elde edilen analiz sonuçlarına göre limitin
üzerinde kalıntı tespit edilen örnek oranının %1,7 olduğu ifade edilmiş
olup, bu oranın AB ülkelerinde %4-6 arasında değiştiği belirtilmektedir.
Verilerden de görüldüğü üzere ülkemiz sanıldığının aksine oldukça iyi
bir durumdadır.
2005 yılında Rusya ile yaşanan
krizin ardından sektörde konunun kalıcı olarak çözümüne yönelik
çalışmalar artmış, Tarım Bakanlığı tarafından limitin üzerinde tespit
edilen ürünlerle ilgili olarak gerekli tedbirler alınmasına karşın
tüketicilerimiz boş yere tedirgin edilmiş, üreticilerimiz de haksız yere
zan altında bırakıldığı gibi düşen fiyatlar nedeniylede ayrıca mağdur
olmuştur.
Hal böyle iken gerçek sorun ne
ise Tarım Bakanlığı ve Rus Yetkilileri tarafından açıklanması
gerekmektedir. Bu sektörden ekmek yiyen binlerce kişi zan altında
bırakıldığı gibi, bu ürünleri tüketen milyonlarca insansımız şüpheye
sevk edilmiştir.
İnsanımızın sağlığı her şeyin
üzerindedir.
Rusya’ya yapılan ihracatta
yaşanan sorunda suçlu kim açıklanmalıdır. Hiçbir üretici satamayacağı
ürün için, itibarının zedelenmesi için, malının elinde kalması, ürünün
fiyatının düşmesi için üretim yapmaz. Üreticiler olarak bizler
üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye hazırız.
Sorun eğitim yetersizliğinden,
sorun denetim yetersizliğinden, sorun laboratuar eksikliklerinden
kaynaklanıyorsa gerekli önlemler acilen alınmalıdır.
Hali hazırda devam eden, Ziraat
Odalarımız ve Tarım Bakanlığı ile birlikte yürütülen eğitim
çalışmalarına daha fazla katkı sağlamaya hazırız.
Yok eğer sorun siyasi ise
Ülkeler arası kurulacak diyalogla, ikili ilişkilerle sorun bir an önce
çözümlenmeli, üreticimiz haksız yere zan altında bırakılmamalı,
tüketicilerimiz de boş yere tedirgin edilmemeli, Ülke itibarımız
zedelenmemelidir. Akdeniz Bölgesi üreticilerini perişan eden bu sorunun
Ege ve diğer bölgelerdeki üreticilerimizi de etkilemesi önlenmelidir.
Sorun firmadan kaynaklanıyorsa, tüm ülkeye yasak uygulamak yerine
firmaya yaptırım uygulanmalıdır.
Yaş meyve sebze ihracatından
ülkemiz yılda yaklaşık 1,5 milyar dolar gelir elde edilerek dış
ticaretimizi oldukça önemli bir yere taşımış, ülkemiz ekonomisine büyük
katkılar sağlamıştır. Son dönemde artan gıda fiyatları ile birlikte
tarımın ne denli önemli ve vazgeçilmez bir sektör olduğu bir kez daha
ortaya çıkmış bulunmaktadır. Ülkemizin sahip olduğu potansiyelden gereği
gibi faydalanılması, bu sektörün ülke ekonomisine ve üreticilere
katkısının artırılması, ülke itibarının zedelenmemesi, dış piyasaya
olduğu kadar iç piyasaya da güvenilir ürünlerin sunulması ve sorunun
kalıcı bir şekilde çözümlenmesi bakımından eğitim faaliyetlerine gereken
önem verilmeli, denetimler etkinleştirilmeli, laboratuarlar sayı ve
nitelik bakımından yeterli hale getirilmeli, izlenebilirlik
sağlanmalıdır” dedi.
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
|