TZOB                                     WWW.tzob.org.tr
   Türkiye Ziraat Odaları Birliği
 
                         

                             

Ziraat Odaları 

Web & E-Posta Adresleri

                             

 

BASIN BÜLTENİ

07 Eylül 2008

 

 

TZOB Genel Başkanı Ş. Şemsi Bayraktar’ın

Kanatlı Sektör Raporu ile ilgili konuşma metni

 

 

Değerli basın mensupları,

Birliğimiz Danışma Kurulu Üyeleri ve Birlik uzmanlarımız tarafından Dünyada ve Türkiye’de kanatlı sektöründe yaşanan gelişmeler dikkate alınarak “Türkiye Kanatlı Sektör Raporu” hazırlanmıştır.

Bu rapor hazırlanırken Birliğimizde yapılan toplantıya katılan, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Üniversiteler, Türk Veteriner Hekimler Birliği, Ziraat Mühendisleri Odası, Türkiye Yumurta Üreticileri Merkez Birliği, BESD-BİR, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği ve Ziraat Odalarımızın görüşleri alınmıştır.

Kanatlı Ürünleri Üretimimiz Geçen 16 Yıllık Süreçte Dünya’da ki Ortalama Büyümeyi Geçmiştir

1990-2006 yılları arası incelendiğinde geçen 16 yıllık süreçte ülkemizde kanatlı eti üretiminin yıllık ortalama olarak %5,8 büyüdüğü buna karşılık dünya üretimindeki büyümenin %4,9 ile ülkemizin gerisinde kaldığı görülmektedir.

Yine aynı şekilde yumurta üretimindeki büyüme de dünya ortalamasının üzerinde gerçekleşmiştir. Aynı dönem içinde ülkemizde yumurta üretimi yıllık ortalama %5,4 oranında büyürken dünyada büyüme oranı %3,5 ile ülkemizin gerisinde kalmıştır.

Kanatlı sektörü ülkemizde hızla gelişen bir sektördür. Bu gelişimin dünya ortalamasından daha hızlı gerçekleşmiş olması da sektörün başarısını açıkça göstermektedir.

Ülkemizde Kanatlı Ürünleri Üretimi, 2001 Ekonomik Krizinde ve 2006 Kuş Gribi Krizinde Sekteye Uğramıştır

Ülkemizde kanatlı ürünleri üretimi ciddi bir büyüme gerçekleştirmiş olsa da üretimin, belli dönemlerde sekteye uğradığı görülmektedir. Özellikle ülkemizde ekonomik krizin yaşandığı 2001 yılı ve 2006 yılı kuş gribi dönemi bunlardan birkaçı olarak belirtilebilir.

§   Kuş gribinin ülkemizde yoğun olarak yaşandığı 2006 yılında yumurta üretimi  11,7 milyar adet ile 10 yıl önceki üretimin de altına düşmüş, sektörün toparlandığı dönem olan 2007 yılında ise 12,7 milyar adet  üretimle 10 yıl önceki üretimin biraz üzerine çıkabilmiştir.

§   2006 kuş gribi krizi 2001 ekonomik krizi kadar yumurta sektörüne zarar vermemiştir. 2001 yılında üretim -%21,7 azalmışken, 2006 yılında sadece -%2,6 oranında azalmıştır.

§   Yumurta üretimi 2004 yılında da ciddi bir üretim kaybı (-%12,7 azalış) yaşamış, ilgili yıldaki krizle üretim,  2006 kuş gribi krizinin de altına düşmüştür.

§   Yumurta üretimi 1999 yılında 14 milyar adet ile son on yılın en yüksek üretim rakamına ulaşmıştır.

Kanatlı eti üretiminin ise sürekli bir artış trendi yaşadığı, yumurta üretimine göre krizlere ve şoklara daha dayanıklı olduğu görülmektedir.

§   Kanatlı eti üretiminde sadece 2001 ekonomik kriz ve 2006 kuş gribi krizi dönemlerinde (2001 yılında -%5, 2006 yılında -%4,6 azalış ) düşüş yaşanmıştır. Yani sektör her iki dönemde de hemen hemen birbirine yakın bir oranda küçülmüştür.

§   Kanatlı eti üretimi 2001 krizinde 2 yıl geriye giderken, 2006 yılında ise nerdeyse 3 yıl geriye gitmiştir.

§   Dikkat çekici bir diğer husus ise üretimin 2007 yılında yaklaşık 1 milyon ton ile son 10 yılın en yüksek rakamına ulaşmış olmasıdır.

 

Değerli basın mensupları,

Kanatlı Yeminde Kullanılan Hammaddeler Ağırlıklı Olarak İthal Edilmektedir

Yem sanayi kanatlı yemi üretiminde ağırlıklı olarak mısır, balık unu, tavuk unu, soya fasulyesi, soya fasulyesi küspesi, ayçiçeği tohumu küspesi gibi hammaddeleri kullanmaktadır. Bu ürünlerin de büyük bir kısmını ithal etmektedir.

2007 yılında yem sanayi yaklaşık 1,259 milyon $’lık ithalat yapmıştır. Bu ithalatın %33’ünü sadece soyanın oluşturduğu, bunu %20 ile mısır ve %19 ile de yem katkı maddelerinin izlediği görülmektedir. Yani bu üç kalem toplam olarak ithalatın %72’sini oluşturmuştur.

Türkiye mısır üretimi yıldan yıla artan mısır talebini karşılayacak potansiyele sahiptir. Üretimin artırılması ve sürekliliğin korunması üreticilerin elde edeceği gelire bağlıdır. Üretici üreteceği ürünün kararını ürüne verilen desteklere ve pazarlama döneminde oluşan fiyat durumuna göre vermektedir.

Kanatlı sektörüne ucuz hammadde sağlamanın kalıcı tek yolu; mısır üreticilerinin ucuza girdi temin etmesini sağlamak ve piyasa fiyatları ile üretim maliyetine göre belirlenecek hedef fiyat arasındaki farkı karşılayacak şekilde prim desteği vermektir. Böylece ülke içi üretim artışı kalıcı olabilecek, ihtiyacın içerden karşılanması sağlanabilecektir.

Yine aynı şekilde yem sanayinin kullandığı en önemli hammadde soyadır. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu soya miktarı 1 milyon ton’un üzerindedir. Yani üretim halinde ülkemizde pazar sorunu yoktur. Ülkemizdeki soya üretimi, ticareti ve sanayisi arzulanan düzeyin çok gerisindedir. Ülkede yaklaşık olarak 30,000 ila 40,000 ton civarında düşük hacimli bir soya fasulyesi üretimi vardır Bu nedenle soya üretiminin artırılması milli ve vazgeçilmez bir politika olarak benimsenmelidir. Ayrıca üretimin geliştirilmesi için uygun bir sözleşmeli üretim modeli belirlenmeli, ürün tatminkar ölçülerde desteklenmeli ve çiftçinin soya ekimi teşvik edilmelidir.

Bunun yanında önemli ithal kalemlerimizden biri olan yem katkı maddeleri için de yeni çözümler üretmek gerekmektedir. Örneğin bu ürünleri üreten yerli girişimciler desteklenerek, ihtiyacın ülke içinden daha ucuza karşılanması, böylece her yıl dışarı aktarılan ciddi miktarlardaki dövizin ülke içinde kalması sağlanabilir.

Dünya’da Yem Hammadde Fiyatları Hızla Artmaktadır

Dünya’da birçok yem hammaddesi biyoyakıt üretiminde kullanılmaya başlamış, ülkeler her geçen gün artan talebi karşılamak için üretimlerini artırmaya başlamışlardır. Uluslararası kuruluşlar tarafından yapılan değerlendirme ve projeksiyonlar bu trendin ilerleyen dönemlerde de artarak devam edeceğini göstermektedir.

Kanatlı sektörünün ithalata bağımlı olduğu yem hammaddelerinin yukarıda bahsedilen nedenlerle talebinin artması, dünya fiyatlarını da hızla artmasına neden olmuştur. Örneğin; Dünyada son iki yılda mısır fiyatları %101, soya fiyatları %123 ve  soya fasulyesi küspesi fiyatları da %123 oranında artmıştır. Yani fiyatların kısa vadede düşmesinin beklenmediği de düşünülecek olursa, eskiden olduğu gibi bu ürünleri yakın zamanda ucuza almanın mümkün olmayacağı söylenebilir.

 

Değerli basın mensupları,

Karma Yem Fiyatları da Hızla Artmaktadır

Karma yem fiyat artışları sektörü ciddi olarak tehdit etmektedir. Özellikle son 3 yılda ciddi oranda fiyatların artmış olması durumun vahametini net olarak ortaya koymaktadır. Bunu bağımlı olduğumuz ithal yem hammaddelerin dünya fiyatlarının hızlı bir şekilde artmasına bağlamak mümkündür.

Etlik piliç yemi fiyatları sırasıyla 2006 yılında %1,2  2007’de %30, 2008 yılının ilk üç ayında ise ortalama %16,9 oranında artış gerçekleşmiştir. Sadece son 15 ayda fiyatlar ortalama %47 oranında artmıştır.

Yumurta tavuğu yemi fiyatları da 2006 yılında %3,5 2007’de %27,7 ve 2008 yılının son üç ayında ise ortalama %17 oranında artmıştır. Bu yem fiyatları da son 15 ayda  ortalama %45 oranında artmıştır.

Avrupa Birliği’nin Mevzuatları Uygulandığı Takdirde Üreticiler Ek Maliyet Artışları İle Karşı Karşıya Kalabileceklerdir

AB ülkelerinde hayvan hakları ve hayvan refahı sistemine geçiş üretim maliyetlerinde %10-%15’lik bir artış meydana getirmiştir. Bir de bu maliyetlere Avrupa Birliği gübre atığı, amonyum emisyonu gibi çevre koruma yönetmelikleri eklenince üreticiler iyice sıkıntıya girmiştir.

AB ülkelerinde tavukçuluk sektöründe maliyetleri artıran diğer önemli unsur et-kemik ununun Haziran 2001 tarihinden itibaren yemlere katılımına getirilen yasaklamadır. Bu yasaklama yem sanayini ve çiftlik sahiplerini önemli ölçüde etkilemiştir. Bu yasak ülkemizde de uygulandığı takdirde bu hammaddenin yerine uzun vadede alternatif olarak yağlı tohumlar ve baklagillerin kullanılması gerekecektir. Ülkemizin bu ürünlerde özellikle yağlı tohumlarda %90 oranında ithalata bağımlı olduğu düşünülecek olursa; ya daha fazla ithalat yaparak daha fazla dışarıya döviz ödememiz gerekecek ya da ekim alanlarını ve üretimi artırarak ihtiyacın ülke içinden karşılanması yoluna gidilecektir. Türkiye’nin şimdiden bu konuyla ilgili stratejisini belirlemesi gerekmektedir.

Bunun yanında bu mevzuatların ülkemizde uygulanmadan önce üretimde yol açabileceği ek maliyet yükünün önceden belirlenmesi gerekmektedir. Özellikle sektörün bu konudaki mevcut durumu tespit edilmeli, atılması gereken adımlar belirlenmeli, ek maliyetin finansmanının nasıl sağlanacağı konusunda stratejiler ve tedbirler ortaya konulmalıdır. Aksi takdirde sektör bir anda bu mevzuatların yaptırımıyla karşı karşıya getirilecek olursa büyük sıkıntıların yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

 

Değerli basın mensupları,

Kümeslerde Kullanılan Elektrik Fiyatlarına 2008 Yılında Yapılan Zamlar Üreticileri Sıkıntıya Sokmuştur

Kanatlı kümeslerinde kullanılan elektriğe bilindiği üzere 2005-2007 yıllarında hiç zam yapılmamıştır. Fakat 2008 yılına gelindiğinde biri Ocakta, diğeri ise Temmuzda olmak üzere son yedi ayda toplam %44,8’lik bir zam yapılmıştır. Yedi ayda yapılan bu zamlar üreticileri de ciddi oranda etkilemiştir. 2008 Ekim ayında elektriğe yeniden zam yapılması düşünülmektedir. Eğer bu zam da yapılacak olursa üreticilerin maliyetleri daha da artacaktır.

Sektör, yüksek yem maliyetleri, kenenin yol açtığı talep  daralması ve ihracat sıkıntısı gibi sorunlarla uğraşırken bir de bu sorunun eklenmesiyle iyice sıkıntıya girmiştir.

Bu zamlardan kümeslerin muaf tutulması ve elektriğe uygulanan %18 KDV’de indirim yapılması, üretim maliyetlerinde ciddi artışa neden olan bu sorunun kısa vadede çözümüne katkı sağlayacak ve üreticilerimizi rahatlatacaktır.

Tavuk Eti Üreticilerinin Örgütlenmesi Sağlanarak Kendi Kümeslerinde İşçi Olmaktan Çıkarılmalı, Kendi Üretimlerinin Sahibi Olması Sağlanmalıdır.

Ülkemizde sözleşmeli üretimin yasal altyapısı 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 13. maddesine dayandırılarak çıkarılan “Sözleşmeli Üretim İle İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” ile oluşturulmuştur.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bu yönetmelik hükümlerini yürütmekle yetkili kılınmıştır. Daha yeni olan bu yönetmeliğin henüz tam olarak hayata geçirilemediği görülmektedir. Yönetmelikle hedeflenen amaca ulaşabilmek için;

Öncelikle kanatlı eti üreticilerinin örgütlenmesi sağlanmalıdır. Çünkü ülkemizde sözleşmeli üretimin fason üretime dönmesi üreticilerimizin kendi kümeslerinde işçi konumuna düşmesine yol açmaktadır. Üreticiler işçi olmaktan çıkarılarak, kendi üretiminin sahibi olmalıdır. Bu da ancak üreticilerin örgütlenmesi ile sağlanabilir. Böylece hem üretici işçi olmaktan çıkıp kendi üretiminin sahibi olabilecek hem de çatışı altında toplandığı üretici örgütleri ile sözleşmelerde taraf olabilecek, örgütsüzlükten kaynaklanan mağduriyetlerini önleyerek hak ve menfaatlerini koruyabilecektir. 

Kuş Gribi Döneminde Toptan Fiyatlar Azalırken, Perakende Kanatlı Eti Fiyatları Artmıştır

2004-2006 döneminde toptan fiyatlarda azalma yaşanırken perakende fiyatlarda artışlar olmuştur. İlgili dönemde toptan fiyatlar sırasıyla -%5,9 -%6,7 -%0,4 azalmışken perakende fiyatlar sırasıyla %2,  %2,8 ve %6,3 oranında artmıştır.

İlgili dönemde toptan fiyatların azalması ve perakende fiyatların artması perakende/toptan fiyat farkına da yansımış, 2003 yılında %11 olan fiyat farkı, 2004 yılında %20,7’ye, 2005 yılında %32,9’a 2006 yılında da % 41,8’e yükselmiştir. Böylelikle toptan fiyatlarla tüketiciye yansıyan fiyatlar arasındaki makas gittikçe açılmıştır.

Bu dönemde dikkat çeken bir diğer husus ise; 2006 kuş gribi krizi nedeniyle tüketimin ciddi olarak düştüğü bir dönemde toptan fiyatların düşerek bu durumdan olumsuz etkilendiğini gösterirken perakende fiyatların yükselmesi ve krizden olumsuz etkilenmediğini göstermesidir.

2007 yılında gerek toptan fiyatlar (%35 artış) gerekse perakende fiyatlar (%30 artış) ciddi oranda artmıştır. Toptan fiyatların perakende fiyatlara göre daha fazla artması perakende/toptan fiyat farkının % 36,4’e gerilemesine neden olmuştur.

2008 yılının ilk yedi ayında ise toptan fiyatlar %4,3 azalırken, perakende fiyatlar %0,6 artmıştır. Bu nedenle perakende/toptan fiyat farkı tekrar açılmış, %43,4’e yükselmiştir. Yani tüketici- toptan fiyat arasındaki fark tekrar genişlemiştir.

Sonuç olarak; sektör ne kadar kriz yaşarsa yaşasın perakende fiyatların düşmemesi, perakende sektörünün krizlerden olumsuz etkilenmediğini göstermektedir. Toptancılar ise krizlerden olumsuz etkilenmekte, bu da fiyatlardaki düşüşle kendini göstermektedir.

 

Değerli basın mensupları,

Üretim Maliyetlerinin Yüksekliği Kanatlı Eti İhracatında Rekabeti Zorlaştırmaktadır

Türkiye kanatlı eti ihracatı 2002 ve 2006 yılı hariç sürekli artmıştır. İhracat 2002 yılında %18 oranında azalarak 24 bin tondan 20 bin tona, 2006 yılında ise %14,6 azalarak 47 bin tondan 40 bin tona gerilemiştir. 2006 yılındaki azalış kuş gribi nedeniyle ihracatın yaklaşık 7 ay yapılmasından kaynaklanmıştır. Sektörün 2007 yılında %29 artarak ulaştığı 52 bin tonluk (44 milyon $) ihracat, son sekiz yılın en büyük rakamı olmuştur.

İhracatta büyümeyi ve pazarı genişletmeyi engelleyen önemli sorunlar vardır. Bunlardan en önemlisi ise maliyetlerin yüksek olması ve dış ticarette önemli aktörlerle rekabette zorlanılmasıdır.

Ülkemizde canlı tavuk üretim maliyetleri AB’nin üzerinde, ABD ve Brezilya’nın iki katına yakındır. Yani ülkemiz dış ticarette yarı yarıya daha ucuz üretim yapan aktörlerle rekabet etmek durumunda kalmaktadır.

Tablo.  Kg Başına Canlı Tavuk Üretim Maliyetine İlişkin Karşılaştırma

 

Ülke

 

Kg başına EU cent

 

Kg başına YTL

 

TÜRKİYE

 

76.3

 

1.474

 

*AB

 

71.0

 

1.371

 

*ABD

 

45.7

 

0.883

 

*Brezilya

 

39.6

 

0.765

Kaynak : *P.L.M.van Horne ve  N.Bondt tarafından yapılan çalışmadan ve Türk maliyetleri de Besd-Bir’den alınmıştır

 

Düşük İhracat Destekleri de Dış Ticarette Rekabet Etmemizi Zorlaştırmaktadır

Ülkemizde kümes hayvanları etlerinde uygulanan ihracat iade destekleri sürekli azalmaktadır. 2001 yılında 56,6 $/ton verilen destek, 2002 yılında 51,8 $/ton, 2003 yılında 51 $/ton, 2004-2008 yıllarında ise yarı yarıya düşerek 26 $/ton olarak uygulanmıştır.

Buna karşılık mevcut pazarda rekabet ettiğimiz Avrupa Birliği’nde ise 2005 yılında 283 $/tonla başlayan ihracat desteğinin her yıl arttığı, 2008 yılında 853 $/ton ile 26 $/ton destek veren ülkemizin yaklaşık 33 katına ulaştığı görülmektedir.  Bu şartlarda rekabet etmemiz gerçekten çok zordur. Bu nedenle ihracat destekleri mutlaka tatminkar ölçülerde artırılmalıdır.

Avrupa Birliği’ne İhracat İzninin Bir Türlü Alınamamış Olması Sektörü Sıkıntıya Sokmakta, Önünü Görmesini Engellemektedir

Yıllardır uğraşılmasına rağmen bu izin çeşitli siyasi nedenlerden dolayı hala alınamamıştır. Avrupa Birliği’ne kanatlı ürünleri ihracat izninin neden bu kadar önemli olduğunun sebepleri aşağıda belirtilmektedir;

§   Dış pazarlarda üretim kalitesinin AB tarafından onaylandığını belgeleyerek, ihracatta prestijli bir konuma gelmemiz için,

§   AB pazarlarında piliç göğüs eti fiyatları ve ileri işlem ürünlerin fiyatları dikkate alındığında ülkemizin bu ürünlerde pazara girerek rekabet etmesinin mümkün olduğu görülmekte, bunun için de AB’ye uygunluk onayı alınmasına ihtiyaç duyulmakta,

§   AB’nin piliç eti ithalatı yapabileceği üçüncü ülkeler listesine giremediğimiz takdirde, topluluk üyesi ülkelerden ürünlerimizi transit geçirerek ihracat yapma şansına dahi sahip olamadığımız için (Örneğin AB üyesi komşumuz Yunanistan ve Bulgaristan ürünlerimizin Arnavutluk, Makedonya, Bosna Hersek gibi AB üyesi olmayan ülkelere transit geçişine izin vermediği için o pazarlara ulaşmamız büyük oranda engellenmektedir),

§   İhracat yapmayı hedeflediğimiz ülkelerin birçoğunun  “AB onayını aldınız mı?” sorusuna olumlu cevap veremeyip, ihracat görüşmeleri dahi yapamadığımız için AB’ye ihracat izin belgesi almak bizim için önemlidir.

 

Çevre Kirliliğine Yol Açan Tavuk Gübresinin Değerlendirilmesi İçin Üreticiler Desteklenmelidir

Bir tarım ülkesi olan Türkiye’nin topraklarının %87’si organik madde bakımından fakirdir. Bu eksikliği giderme de önemli bir kaynak olan tavuk gübresi ise ülkemizde yeterince kullanılmamaktadır. Öte yandan tavuk gübrelerinin rasgele depolanması da büyük bir çevre kirliliğine neden olmakta, kümeslerin biyogüvenliğini tehdit etmektedir. Oysa ki, tavuk gübresini bitkisel üretimde kullanmak ya da biyogaz üretmek suretiyle önemli bir gelir kaynağına dönüştürmek mümkündür. Bu kapsamda;

·          Değerli bir organik madde olan ancak işlenmediği takdirde çevre kirliliğine neden olan tavuk gübresini işlemek üzere kurulacak tesislerin tarımsal destekler kapsamına alınması,

·          Tavuk gübresinin bitkisel üretimde kullanımını yaygınlaştırmak için çiftçi eğitim programlarına dahil edilmesi gerekmektedir.

 

Değerli basın mensupları,

Damızlık konusunda dışa bağımlılık Ülkemiz İçin Büyük Risk Oluşturmaktadır Türkiye’nin damızlık konusunda dışa bağımlılığı hala devam etmektedir. Her yıl damızlık yumurta ve civciv ithal edilerek sektörün ihtiyacı karşılanmaktadır. Herhangi bir ticari ambargo uygulanması veya hastalık nedeniyle karantina uygulanan ülkelerden ithalatın yapılamaması gibi durumlarda tavukçuluk sektörünün kısa sürede darboğaza girme olasılığı sektör için önemli bir risk unsurudur. Sektörün karşılaşabileceği bu riskin bertaraf edilmesi için, damızlık üretiminin yurt içinden sağlanmasına yönelik AR-GE yatırımları yapılmalı, bu konuda gerekli destek sağlanmalıdır.

Türkiye Kuş Gribiyle Mücadelede Başarılı Olmuştur, Bundan Sonra da Tedbirler Elden Bırakılmamalıdır

Dünya’da 2003-2008 yılları arasında 48 ülkede, 596 kuş gribi salgını  görülmüş, 340 insan hastalanmış, 209’u ise hayatını kaybetmiştir.

2003-2008 yılları arasında hayvanlarda en fazla salgın 2.490 ile Vietnam’da görülmüş, bunu 1.139 ile Tayland, 1.084 ile Mısır, 286 ile Bangladeş, 261 ile Endonezya ve 219 salgın ile de Türkiye izlemiştir.

Ülkemizde 2006 yılından itibaren ulusal ve uluslar arası kuruluşlarla işbirliği içerisinde yapılan çalışmalar ve yürütülen ortak projeler ve özellikle 2007 döneminde halkın yeterince bilgilendirilmesi sayesinde, önceki salgınlarla (2005 ve 2006’daki) karşılaştırılınca 2007-2008 yıllarında genel kanatlı tüketimi ve turizmin etkilenmediği ve kuş gribinin ekonomik etkilerinin de gözardı edilebilir düzeyde olduğu görülmüştür.

Fakat buna rağmen ülkemiz her zaman kuş gribi riskiyle karşı karşıya olduğu için tedbirlerin elden bırakılmaması, mücadelenin etkin bir şekilde sürdürülmesi gerekmektedir.

 

Değerli basın mensupları,

Kuş Gribi Dünya Kanatlı Ticaretini Etkilememiş, Bilakis Artmasına Neden Olmuştur

Kanatlı ticareti  işlenmemiş ve işlenmiş olmak üzere iki ana kategoriden oluşmaktadır.  Kanatlının uluslar arası ticaretinin büyük bir kısmı işlenmemiş kanatlı ürünlerinden oluşmaktadır. Çoğunlukla dondurulmuş şekilde ticarete sunulan işlenmemiş kanatlı eti pazarının değeri 7 milyar ABD $’dır. Bununla beraber işlenmiş kanatlı ürünlerinin ticareti de hızla artmaktadır. 2006 yılı itibariyle işlenmemiş ürünlerin uluslar arası ticaretteki pazar değeri 3 milyar ABD $’a ulaşmıştır. Canlı kanatlı ticareti ve tavuk yumurtası ticareti daha az değere sahiptir (her biri için yarım milyar ABD$.)

Kuş gribinin dünya ticaret hacmine etkisi çok az olmuştur. Fakat asıl büyük etkisi, uluslar arası ticaretteki aktörlerin değişimine olmuştur. Özellikle Asya pazarlarındaki büyük aktörleri ciddi bir şekilde etkilemiştir.

İşlenmemiş kanatlı ürünleri ticaretinde 2004 öncesine göre 2006 yılında artış vardır.  İşlenmemiş kanatlı eti ticareti 2003 yılında 6,3 milyar tondan (6,1 milyar dolar)  2006 yılında 6,5 milyar tona (7,4 milyar dolar) çıkmıştır. Bu dönemde Japonya ve Hong Kong hariç bütün ithalatçı ülkelerde 2006 yılında 2003 yılına göre artış olduğu görülmektedir. Bu durum göstermektedir ki, kuş gribinin genel ithalattaki etkisi sadece birkaç ülke hariç (Japonya ve Hong Kong) az olmuştur. İşlenmemiş kanatlı eti ithalatı 2006 yılında Japonya hariç tüm ülkelerde 2003 yılı seviyesini aşmıştır.

Kuş gribinin işlenmemiş ürünler ticaretine etkisi ihracatta daha belirgin ortaya çıkmıştır. Bunun sebebi ihracatın kuş gribi olan ülkelerden  olmayan ülkelere doğru ani değişikliğe uğramasından yani yer değişikliğinden kaynaklanmıştır. Bu değişimden en çok Tayland etkilenmiştir. Tayland’ın 2003 yılındaki işlenmemiş et ihracatı 300 milyon ABD$ iken 2006 yılında 21 milyon ABD$ olmuş yani nerdeyse sıfırlanmıştır.

İhracatçı ülkeler arasından kuş gribinden en fazla fayda sağlayan ülke Brezilya olmuştur. Brezilya ihracat pazarında hem yasaklanan Güneydoğu Asya ülkelerin yerini almış hem de ithalatçı ülkelerin artan  talebini karşılayabilmiştir. Brezilya’nın bu başarısında;

§   Büyük arz kapasitesine sahip olması,

§   Kuş gribinden ari ülke olması ve

§   Diğer kuş gribi çıkmayan ülkelere göre kanatlı ürünleri fiyatlarının daha rekabet edebilir seviyede olması itici güç olmuştur.

İşlenmemiş kanatlı ürünleri ticaretinde yukarıda da bahsedildiği gibi en kazançlı ülke Brezilya olmuştur. Brezilya 2001-2003 yıllarında ortalama %61 olan AB Pazar payını 200-2006 yıllarında %75’e, Hong Kong payını %19’dan %36’ya, Japonya payını %24’den %80’e, Rusya Pazar payını %17’den %22’ye, çıkarmıştır.

Kuş Gribinden kazançlı çıkan diğer bir ülke Avrupa Birliği olmuştur. AB 2001-2003 yıllarında %9 olan Hong Kong Pazar payını 2004-2006 döneminde %16’ya çıkarmış, %3 olan Japonya Pazar payını %9’a, %16 olan Rusya Pazarını %22’ye, %23 olan diğer ülkelerdeki Pazar payını ise %30’a çıkarmıştır.

Kuş Gribinden en zararlı çıkan ülke Tayland olmuştur. Tayland 2001-2003 döneminde ortalama %21 olan AB Pazar payını nerdeyse sıfırlayarak %1’e indirmiştir. %38’lik Japonya Pazar payını %2’ye, %2 olan Hong Kong payını sıfırlamış, %4 olan diğer ülkelerdeki Pazar payını ise sıfırlamıştır.

Avrupa Birliği’nin 2014 yılında kanatlı eti ve yumurtada açık vereceği tahmin edilmekte, Türkiye bu fırsatı iyi değerlendirmelidir

AB-27 ülkelerinde 2007-2014 yılları arasında kanatlı eti üretiminin yıllık ortalama olarak %5,1 tüketiminin ise %6,1 oranında  büyüyeceği tahmin edilmektedir. Diğer bir ifadeyle, üretim tüketimi karşılayamayacak, yaklaşık %1’lik bir üretim açığı olacaktır. Bunun sebebini, AB-27’nin geçen süreçte ithalatının sürekli artması, ihracatının ise devamlı azalması, üretim artışının ise tüketimi karşılayacak yeterlilikte olmamasına bağlamak mümkündür.Kısaca  Avrupa Birliği ilerleyen dönemlerde talebi karşılamak için daha fazla ithalat yapmak zorunda kalacaktır.

Yine aynı dönemde yumurta üretiminin %1,4 tüketiminin ise %2,9 oranında büyüyeceği yani %1,5’lik bir açık olacağı görülmektedir. AB-27 yumurta da tüketimin üretime göre daha fazla artmasının sebebi özellikle 2010 yılından itibaren ihracatın azalmaya başlaması ve 2014 yılında sıfırlanması nedeniyledir.

Buna karşılık Türkiye’de 2007-2013 yılları arasında gerek kanatlı etinde gerekse yumurtada üretim talebi karşılayabilecektir.

 Bunun yanı sıra, ihracat kapasitesi yüksek ürünler olan tavuk eti, hindi eti ve yumurtada ülke üretiminin %10 düzeyinde bir ihracatı sağlayacak ek üretimin kolayca yapılabileceği düşünülmektedir. Pazar oluşturulduğunda bu ürünler için bu değerin üzerine çıkabilmek, örneğin ülke üretiminin %20’si kadar ek üretim yapmak da mümkündür. AB ülkelerinin kanatlı etinde ilerleyen dönemlerde ithalatçı bir konuma geleceği de düşünülecek olursa özellikle durumu avantaja çevirmek sektör için çok iyi olacaktır.

Ayrıca Türkiye Kanatlı sektörünün önünde gelişmeye yönelik önemli fırsatlar vardır. Örneğin;

 

                  *  Nüfusun sürekli artması ve kişi başı milli gelirdeki artış, ayrıca kırmızı et üretiminde yaşanan sürekli düşüş kanatlı ürünlerine olan yurtiçi talebin büyümesine neden olabilecektir.

         *  Bunun yanı sıra, Türkiye’nin coğrafi konumu ihraç pazarını geliştirmesine olanak sağlayacak önemli bir faktördür.

          *   Ayrıca Türkiye’de özellikle hazır yemek sektörü ve Süper-hiper market sayılarında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu sektörlerin talepleri pazarın dolayısıyla artan talebe bağlı olarak üretim hacminin de büyümesine katkı sağlayabilecektir.

Bütün bu fırsatların değerlendirilebilmesi ve sektörün istenilen hedeflere ulaşabilmesi önündeki sorunlarını aşabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.

 

 Not:   “Kanatlı  Sektor  Raporunu” internet sitemizde bulabilirsiniz. >>>

 

www.tzob.org.tr

Açılış Sayfam Olsun

 

Resmi Gazete’de Tarımla İlgili Yayınlanan Kanun, Karar, Yönetmelik  ve Tebliğler

 

 

Tarım Takvimi

 

 

 

 

 

 

GMK Bulvarı No:25 Demirtepe 06440 ANKARA
Telefon: +90 321 231 63 00 Faks: +90 312 231 76 27

ziraatodalari@tzob.org.tr