|
BASIN BÜLTENİ
01
Haziran 2008
Türkiye
Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın
konuşması
Sayın Basın Mensupları,
Bugün burada iki konuyla
ilgili bazı görüş ve değerlendirmelerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Görüşmek istediğimiz konular:
Sizlerin de tahmin edebileceğiniz gibi, bölgede yaşanan kuraklık afeti
ve GAP Eylem planı’dır.
Önce, bölgemizde bu yıl
meydana gelen kuraklık afetiyle ilgili durum ve bu konuda
alınması gereken önlemler, çiftçilerimizin beklentileri konusunda bazı
açıklamalarda bulunmak istiyorum.
Biz aslında, bölgede yaşanan
kuraklık ve alınması gereken önlemler hakkında, bir ay önce Basınımız
kanalıyla kamuoyunu ve yetkilileri bilgilendirdik. Bugün burada tekrar
açıklama yapmamızın sebebi, bu konuda yetkililerce yapılan açıklamalar
ve bölgemiz için çok önemli olan yeni GAP eylem planıdır.
Bölgede yaşanan kuraklığın
boyutları hakkında kısa bilgi vermem gerekirse şunları söyleyebilirim:
Devlet Meteoroloji İşleri
Genel Müdürlüğünden (DMİ) alınan veriler Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bu
yıl ileri derecede bir tarımsal kuraklığın yaşanmakta olduğunu
göstermiştir. DMİ’nin Kümülatif Yağış Raporu’na göre 1 Ekim 2007-31 Mart
2008 tarihlerini kapsayan ve üretim dönemi için çok önemli olan 6 aylık
dönemde normale göre en fazla yağış azalması %44 oranı ile
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde gerçekleşmiştir. Bu oran bölgedeki bazı
illerimizde çok daha yüksek düzeylere çıkmaktadır. Aynı dönemde yağışlar
Doğu Anadolu Bölgesinde %18, Akdeniz Bölgesinde %15 oranında azalmıştır.
Kuraklığın İl bazındaki
etkilerini tespit etmek amacıyla bölgedeki Ziraat Odalarımızla gerçekleştirilen
bir çalışmanın sonucunda, özellikle hububat ve mercimekte önemli
zararlar olduğu görülmüştür.
Bu çalışmaya göre, Mardin,
Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Hakkari, Muş, Siirt, Şırnak, Gaziantep,
Elazığ illerinde buğday ve arpada zarar oranları %90, kırmızı
mercimekte %60 olarak belirlenmiştir.
Bu rakamlar hububat ve
baklagil hasadının başlamasına bir ay kala Güneydoğu Anadolu Bölgesinde
hasat yapılacak buğday, arpa ve k.mercimeğe rastlamanın çok zor
olacağını göstermektedir.
Bu bölge yaklaşık olarak
Türkiye buğday üretiminin %13’ünü, arpa üretiminin %16’sını, kırmızı
mercimek üretiminin ise %86’sını gerçekleştirmektedir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde
buğday ve arpa tarımı çoğunlukla kuru koşullarda gerçekleştirilmektedir.
Türkiye buğday üretiminin 2,8 milyon tonunu gerçekleştiren Güneydoğu
Anadolu Bölgesinde görülecek %90 azalma ile Türkiye buğday
rekoltesinde 2,5 milyon ton azalma beklenmektedir.
Türkiye arpa üretiminin 1,55
milyon tonunu gerçekleştiren Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görülecek
%90 azalma ile Türkiye arpa rekoltesinde 1,4 milyon ton azalma
beklenmektedir.
Benzer şekilde Türkiye
k.mercimek üretiminin %86’sını gerçekleştiren Bölgede görülecek %60
azalma ile Türkiye k.mercimek rekoltesinde 250 bin ton azalma
beklenmektedir.
Kuraklık Bölgede sadece
bitkisel üretimi değil, hayvancılığa da zarar vermiştir. Kuraklık
nedeniyle meralarda otlar da yetişmemiş veya kurumuş olduğundan
hayvanları otlatma, besleme imkanı kalmamıştır. Bu durumda hayvancılık
yapan üreticilerimizin bir kısmı hayvanlarını satmış, imkan bulabilenler
hayvanlarını kuraklık olmayan illerdeki yaylalara götürmüşlerdir.
Kuraklık, Güneydoğuda hayvancılığı da vurmuştur. Buğday, arpa ve
yem bitkisi üretimleri olmayan üreticiler, ellerinde kalan hayvanlarını
nasıl besleyeceklerdir? Kuraklık zararı belirlenirken, bu durum da
dikkate alınmalı, bu konuda da üreticilerimize yardım yapılmalıdır.
Bunları hatırlatmak amacıyla
burada tekrar belirtmek istedim.
Bildiğiniz gibi, yaşanan bu
kuraklık afetine karşılık Hükümet yetkilileri, Güneydoğu Anadolu
Bölgesinde yer alan 9 ilde çiftçilerin bu yıl kuraklıktan
kaynaklanan gelir kayıplarının telafisi amacıyla yardım yapılacağını
açıklamışlardır.
Ziraat Odalarımızdan alınan
bilgilere göre, Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışında da kuraklıktan
zarar gören iller bulunmaktadır. Bazı örnekler vermemiz gerekirse;
Elazığ’da üzüm, İzmir’de kiraz, Konya, Muş’ta, Polatlı’da ve Çankırı’da
hububat, Adıyaman’da hububat ve baklagil, Malatya’da kayısı, Mersin’de
bazı meyveler kuraklıktan önemli oranlarda zarar görmüştür.
Bu sebeple; alınacak yardım
kararının amacına ulaşabilmesi için, kararnamede il ve ürün
sınırlaması yapılmamalıdır.
Kuraklık zararlarının
belirlenmesi il ve ilçe seviyesinde kurulan Hasar Tespit Komisyonlarınca
yapılmaktadır. Zarar söz konusu değilse, o ürün ve çiftçilerin
hazırlanacak raporlarda yer alması zaten mümkün değildir. Ürün
belirtildiği takdirde diğer ürünleri zarar gören üreticiler destekten
faydalanamamaktadır.
Kuraklık yardımı ile ilgili
kararnamede sadece TC Ziraat Bankası ve Tarım Kredi
Kooperatiflerine olan borçlarının ertelenmesi ve tohumluk yardımı
yapılması yeterli değildir.
Çiftçilerin tarımsal
faaliyetlerine yönelik tüm borçları faizsiz olarak ertelenmelidir.
Bu çerçevede TC Ziraat
Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri ile özel bankalardan alınan
tarımsal kredi borçları da faizsiz ertelenmelidir.
Özellikle Güneydoğu Anadolu
Bölgesinde ziraat bankası şubeleri çiftçiden 5’e kadar varan sayılarda
memur, emekli kefil istemekte, ipotek olarak talep edilen kredi
tutarının 3-5 katı kadar ev, arsa, vb. talep etmektedir. Bu sebeple çoğu
çiftçiler ziraat bankasından kredi kullanamamaktadır. Alınan bilgilere
göre bölgede ziraat bankasından kredi kullanan çiftçilerimizin oranı
%10-20 dolayındadır. Ziraat Bankasından kredi alamayan çiftçiler
özel bankalardan tarımsal kredi kullanmıştır. O nedenle özel
bankalara olan tarımsal kredi borçları da ertelenmelidir.
Çiftçilerimizin tarımsal
sulama amacıyla kullandıkları elektrik borçları ve Bağkur borçları
faizsiz ertelenmelidir.
Ziraat Bankası,
yeni üretim döneminde
üretimlerini sürdürebilmeleri için borçları yapılandırılarak ertelenen
üreticilere yeniden kredi vermelidir.
Tohumluk yardımları
ihtiyacı karşılayacak
düzeyde belirlenmelidir.
Bölgedeki hayvan
üreticilerimize verilecek yem desteği artırılmalıdır.
Yardımı hak eden üreticilerin
ödemeleri en kısa sürede yapılmalıdır.
Sulu tarım
yapılan alanlarda su
sıkıntısı mevcuttur. Çiftçiler su sıkıntısı sebebiyle sulama
yapamamakta, sulanan alanlarda da kuraklık etkisini göstermektedir. Bu
sebeple sulanan alanlarda dikkate alınmalıdır.
Sayın
Basın Mensupları,
Kuraklık afetiyle ilgili
çiftçilerimizin bu talepleri yanında 27 Mayıs günü sayın Başbakan’ın
açıkladığı GAP Eylem Planıyla ilgili kısa bir değerlendirmemizi
ifade etmek istiyorum.
Yapılan açıklamalara göre,
GAP Eylem Planı ile, 2008 – 2012 yılları arasında projelerin
hızlandırılarak yatırımların ivme kazanması, GAP Projesinin 26.7 milyar
YTL Bütçe ile 5 yılda bitirilmesi öngörülmüştür.
GAP’a toplam kamu
yatırımlarından aktarılan pay ortalama % 7 iken, yeni eylem planı
ile bu pay % 12’ye çıkarılarak projeye bu yıl 1 milyar YTL ek ödenek
sağlanacak olması, bu planın uygulanması yönündeki kararlılığı göstermek
için atılan önemli bir adım olarak görülebilir.
GAP eylem planı 4 ana
eksen çerçevesinde 73 eylem planından oluşmaktadır.
·
Ekonomik
kalkınmanın
gerçekleştirilmesi - cazibe merkezleri, teşvik politikaları, KOBİ
destekleri ve kümelenme, teknoparklar, kültür-turizm, doğal kaynaklar ve
yenilenebilir enerji ile tarım alt konularını kapsamaktadır.
·
Sosyal gelişme
- eğitim, istihdam, sağlık, sosyal hizmet ve yardımlar ile kültür,
sanat, spor alanlarında yapılacak yatırımlardan oluşmaktadır.
·
Altyapının
iyileştirilmesi -
sulama, enerji, ulaştırma, sosyal ve fiziki alt yapı yatırımları
bulunmaktadır.
·
Kurumsal
kapasitenin
geliştirilmesi – yerel idareler ve bölgesel kuruluşlara yapılacak
harcamalar yer almaktadır.
GAP Eylem Planı’yla; 1
milyon 62 bin hektar alanın sulanması, yılda 27 milyar kilovat-saat
elektrik üretimi, kişi başına gelirde % 209 artış ve 3,8 milyon kişiye
istihdam olanağı hedeflenmiştir.
Bu durumda, daha önce
sulanması planlanan 1.8 milyon hektar alanın 740 bin hektarını
sulanması mümkün olmayacaktır.
GAP’a 2007 sonuna kadar
yapılan harcama 25,6 milyar YTL ile nakdi gerçekleşme oranı % 62,2
düzeyine ulaşmıştır. Proje kapsamında tarımda 2007 yılı sonu tahmini
harcama tutarı 3,3 milyar YTL olarak gerçekleşmiş ve buna göre tarımda
nakdi gerçekleşme oranı yüzde 27,1 olmuş ve sadece 272 bin hektar alan
sulamaya açılabilmiştir.
Eylem planında sulama
yatırımlarının bitirilmesinin önemi vurgulanarak, yeni dönemde yapılacak
olan su dağıtım sistemleri tamamen kapalı sistem olacak ve
basınçlı sulama sistemlerinin (yağmurlama ve damla) kullanımı
GAP, DAP ve KOP’ta yaygınlaştırılacaktır. Bu sayede aşırı sulama sonucu
meydana gelen tuzlanma ve çoraklaşmanın da önlenmesi planlanmaktadır.
Ayrıca 1649 km’lik sulama kanalı, Ilısu barajı ve Cizre barajlarının
tamamlanması yönündeki atılacak adımlar önemlidir.
Yağmurlama ve damlama
sulamasının GAP bölgesinde her üründe ve her yörede, teknik ve ekonomik
nedenlerle yaygın uygulanabilmesi mümkün görülmemektedir. Bu nedenle
bölgede sulama yatırımları ile birlikte drenaj çalışmalarına da
mutlaka önem verilmelidir. Geçtiğimiz dönemde bazı yörelerde sulama
uygulamaları ile birlikte drenaj sitemleri açılmadığı için 67 bin
hektarda çoraklaşma sorunu ile karşı karşıya kalmıştır.
Diğer taraftan, Maliye
Bakanlığı sorumluluğunda Kilis, Mardin, Ş.Urfa sınırı boyunca uzanan 30
bin hektarlık mayınlı alanın temizlenmek suretiyle organik tarıma
açılacak olması da önemlidir. Ancak bu alanlar temizlendikten sonra
kamulaştırılmadan önceki hak sahiplerine ve araziye yakın yerleşim
birimlerindeki “topraksız çiftçilere” verilmelidir.
Yeni eylem planındaki olumlu
adımlardan birisi de, bölgenin sorunlarını daha yakından takip
edebilecek olması nedeniyle GAP İdaresinin Ankara'dan bölgeye
taşınacak olmasıdır. GAP İdaresi her üç ayda bir faaliyet raporu
hazırlayarak, GAP Yüksek kuruluna sunacaktır. Kurulunda düzenli olarak
kamuoyuna bilgilendirme yapması projenin denetiminin yapılması
bakımından önemlidir.
Sonuç
Açıklanan eylem planlarının,
finansman kaynağının belirlenmesi ve somut bir takvime bağlanarak
uygulanacak olması, Projenin bitirileceğine dair ümitleri
güçlendirmiştir.
Sulama alanlarının
genişletilmesiyle bölgede tarımsal üretimde önemli artışlar yanında
sulama öncesi bölgede yetiştirilmeyen soya, yer fıstığı, yağlı tohumlar
ve yem bitkileri üretimleri ile tarıma dayalı sanayinin gelişmesi de
sağlanabilecektir.
Umuyoruz, bu büyük proje
artık tamamlanabilecektir.
Teşkilatımız ve çiftçilerimiz
bu projenin gerçekleşmesi konusunda ortaya konulan Eylem Planı’nı
memnunlukla karşılamıştır.
GAP Eylem Planında sulama
yatırımlarında basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması
öngörülmüştür. Bu sistemin bilinçli bir şekilde kullanımı konusunda
Birliğimiz ve bölgedeki ziraat odalarımız, çiftçilerimizin
bilinçlendirilmesi konusunda eğitim çalışmalarına hız verecektir.
Bu eylem planı ile
sulanabilecek 1 milyon hektara karşılık, GAP bölgesinde sulanması
gereken 1.8 milyon hektar alanın tamamının sulamaya açılmasının mümkün
olmayacağı anlaşılmaktadır. Gerek bu alanın, gerekse bu bölge dışında
mevcut olan 2 milyon hektara yakın alanın sulama imkanlarına
kavuşturulması Ülkemiz açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu eylem planı çerçevesinde
Konya Ovası Sulama Projesi ve Doğu Anadolu Projesi de bir an önce
bitirilmelidir.
Küresel iklim değişikliği ve
küresel gıda krizi göz önüne alındığında, Ülkemizin gıda
güvencesinin sağlanması ve dünyanın içinde bulunduğu bu konjonktürden
ihraç edilecek tarım ürünleriyle yararlanabilmesi için kaybedecek
zamanımız kalmamıştır. Böyle bir ortamda bu eylem planın açıklanması
isabetli olmuştur. Ancak, bu güne kadar açıklanan programların
akıbetine uğramaması için planda öngörülen finansman kaynaklarının kağıt
üzerinde veya sözde kalmaması gerekir. Eylem planını destekliyoruz.
Dileriz, plan, aksatılmadan uygulansın.
GAP Eylem Planı açıklaması
bölgedeki üreticilerimizi memnun etmekle birlikte, kuraklıktan
zarar gören çiftçilerimize yapılacak yardımlarla ilgili açıklamalar
üreticilerimizi tatmin etmemiş, memnun bırakmamıştır. Bu konudaki
eksiklilerin giderilmesi, önerilerimiz doğrultusunda ek tedbirlerle
üreticilerimizin tarımsal üretim faaliyetlerini sürdürebilecekleri bir
ortamın hazırlanması gerekmektedir. |