|
BASIN
BÜLTENİ
29
Aralık 2006
Tarımın
2006
yılı Değerlendirmesi
Önemli
bazı ürünlerin üretimleri azalmıştır. Tarımda ilk 9 aylık dönem
için %1.2 gerileme olduğu belirlenmiştir.
2006
yılı on aylık döneminde; tarım ürünleri ithalatı %11 artarken,
ihracatı %1,5 artmıştır.
Tarımdaki
istihdam 2006 yılında da azalmaya devam etmektedir
Tarım
destekleri için ayrılan bütçe yeterli değildir.
Halen
1 milyondan fazla çiftçi, 10 milyon hektara yakın tarım arazisi
desteklerden yararlanamamaktadır.
2006
yılında Nisan ve Mayıs ayları dışındaki aylarda tarım fiyatlarındaki
artışlar enflasyonun altında kalmıştır
Temel
tarım ürünleri fiyatlarında 2006 yılı ortalaması olarak %2.4 artış
olurken girdilerdeki artış ortalama %15.8 olarak belirlenmiştir.
Çiftçinin
başta mazot ve gübre olmak üzere tarımsal girdi alım gücü düşmüştür.
Tarım
Satış Kooperatifleri finans sıkıntısı yüzünden pazarda etkin
olamamıştır.
AB’den
damızlık hayvan ithalatı gündeme getirilmiştir.
2006
yılında meydana gelen don, dolu afetinin çiftçilerimize zararı yaklaşık
382 milyon YTL’dir. Ayrıca sel felaketleri olmuştur.
AB,
Gümrük Birliği ile ilgisi olmayan Tarım ve Kırsal Kalkınma, Balıkçılık
başlıklarını da askıya almıştır.
Milli
gelir-tarımsal katma değer
2006
yılının ilk dokuz aylık döneminde GSMH %5.7 büyümüştür.
Tarımda
ise aynı dönemde %1.2 gerileme görülmüştür.
Hayvancılık
sektöründe %3 dolayında bir üretim artışı hesaplanmıştır. Buna
rağmen başta hububat olmak üzere, önemli bazı ürünlerin, bazı
meyvelerin ve sebzelerin üretimindeki düşmeden dolayı tarımda
gerileme ortaya çıkmıştır.
Bu
durumda 2006 yılında tarımda bir büyüme olması zor görünmektedir.
İstikrarlı
bir gelişme sağlanamadığı için son yedi yılda (1998-2005) tarımda
sadece %3.5 büyüme meydana gelmiştir.
TÜİK’in
2006 yılına ait tahminlerine göre, geçen yıla oranla;
Buğday
üretimi %7 düşmüştür.
Mısır
üretiminde %8,3’lük bir
azalma olmuştur.
Tütün
üretimi %13 düşmüştür.
Şeker
pancarında üretim %4,5’lik bir düşüş göstermiştir.
Pamuk
üretimi %7,14 oranında artarak 2.400.000 tona yükselmiştir
Geçen
yıl 1.200 ton olan kanola üretimini
2006 yılında 13.000 tona yükselmiştir.
Ayçiçeği
rekoltesi %9’luk artışla 975.000 tondan 1.060.000 tona yükselmiştir.
Nisan
ayındaki dondan dolayı üretimler üzümde %4.2, kayısıda %54, armutta
%12, elmada %19 azalmıştır.
Zeytinde
var yılı olduğu için rekoltede %37.5 gibi önemli bir artış
beklenmektedir.
Genel
olarak sebzelerde ürün gruplarına göre artış ve azalışlar olmakla
birlikte çok büyük bir değişim gözlemlenmemektedir.
Çay
üretimi %11 oranında düşerek 1.059.000 tona gerilemiştir
Dış
ticaret
2006
yılı on aylık döneminde;
-
Tarım ürünleri ithalatı %11 artarak yaklaşık 6 milyar dolar olmuştur.
-
Tarım ürünleri ihracatı %1,5 artarak 6.7 milyar dolara ulaşmıştır.
Tarımsal
istihdam
2005
yılında %34’den %29.5’e düşen tarımdaki istihdam 2006 yılında
da azalmaya devam etmektedir. Tarımda çalışanların sayısı Eylül ayında
6 milyon 563 bine (%28.4) gerilemiştir.
Tarımda
destekleme bütçesi
Tarım
destekleri için 2006 yılında ayrılan 4 milyar YTL ihtiyacı karşılamadığı
için ödemelerin 5 milyar YTL’yi yaklaşacağı anlaşılmıştır Buna
rağmen verilen prim, gübre, mazot, kredi destekleri ihtiyacı karşılamaktan
uzaktır. Bu yıl uygulanması gereken prim miktarları pamukta 61Ykr/kg,
ayçiçeğinde 29 Ykr/Kg, zeytinyağında ise 87 Ykr/kg’ken, açıklanan
miktarlar pamukta 29, ayçiçeğinde 20, zeytinyağında ise 11 YKr’tur.
2007
yılında tarım sektörünü destekleme bütçesi, GSMH’nın binde
sekizi kadar bir payla 5,2 milyar YTL olarak belirlenmiştir.
Ülkemizde
tarım destekleri Çiftçi Kayıt Sistemi üzerinden verilmektedir. Ancak
her çiftçi Çiftçi Kayıt Sistemine dahil olamamaktadır. Yıllarca
ecri misil ödeyerek Hazine arazilerini işleyenler ve varislerin bir
araya gelmesi mümkün olamadığından veraset intikalini yaptıramayanlar
bu sisteme dahil olmayıp desteklerden faydalanamamaktadır. Halen tarım
alanlarımızın 16,6 milyon hektarı kayda girmiştir. ÇKS’de kayıtlı
çiftçi sayısı ise 2,77 milyondur. Halbuki Ülkemizde 4.1 milyon çiftçi
ailesi, 27 milyon hektara yakın bir arazide tarım yapmaktadır.
Türkiye
son yıllarda ayırdığı kaynaklarla ne tarımını rekabetçi bir yapıya
kavuşturabilir, ne de müzakere aşamasına geldiği AB’ye uyum sağlayabilir.
Enflasyon
Üretici
fiyatları indeksine (ÜFE) göre 2005 yılında 12 aylık (yıllık)
rakamlara göre tarım fiyatları Aralık ayı hariç tüm aylarda genel
enflasyonun gerisinde kalmıştır.
2006
yılında da durum farklı değildir. Nisan ve Mayıs ayları dışındaki
aylarda tarım fiyatlarındaki artışlar ÜFE’deki artışların altında
kalmıştır. Kasım ayı
itibariyle 12 aylık fiyat artışları tarımsal ÜFE’de % 5.43 iken
toplam ÜFE’deki artış %11.67 olarak gerçekleşmiştir.
Bu
durum gösteriyor ki 2006 yılında çiftçilerimizin sattığı ürünlerin
fiyatları satın aldığı malların fiyatlarından daha az artmış ve
genelde satın alma güçleri gerilemiştir. Başka bir ifadeyle
enflasyonla mücadelede tarım fedakarlık gösteren kesim olmuştur.
Ürün-girdi
fiyatları
Son
yıllarda tarımın, çiftçilerimizin en önemli sorunlarından birisi üretim
maliyetlerinin yüksekliğidir. Özellikle girdi fiyatlarının ürün
fiyatlarına göre daha hızlı artması maliyetlerin artmasına, buna karşılık
çiftçilerimizin gelirlerinin ve satın alma güçlerinin azalmasına yol
açmaktadır.
Temel
tarım ürünleri fiyatlarında 2006 yılı ortalaması olarak %2.4 artış
olmuştur. Bu ürünlerin üretimde kullanılan girdilerdeki fiyat artışı
ise ortalama %15.8 olarak belirlenmiştir.
Tarımın,
çiftçilerimizin feryadının sebeplerinden en önemlisi bu durum, tarımın,
çiftçilerimizin destekleme ihtiyacını artıran sebeplerin başında
gelmektedir. Ürün-girdi fiyatları arasında artan bu açıklığı
azaltıcı politikalar etkin bir biçimde uygulanmalıdır.
Çiftçinin
satınalma gücü
Çiftçinin
iki önemli girdisi olan mazot ve gübreye göre yaptığımız satın
alma gücündeki hesaplara göre 2006 yılında;
Fındıkta
%52, pamukta %1 Şeker pancarında %19,7, buğday’da %4,3, ayçiçeğinde
%13,3 mazot alım gücü düşerken mısırda %20,3 artmıştır.
Gübre
alım gücünde de benzer durum görünmektedir. Fındıkta %54,1,
Pamukta%5,1, şekerpancarında 23,2, buğdayda %8,4, ayçiçeğinde %17 gübre
alım gücü düşerken mısırda %15.1 artmıştır.
Bazı
ürünler
Narenciyede
son üç yıldır üretici, maliyetin altında ürün satmak zorunda kalmıştır.
halen narenciye fiyatları 20 YKr/Kg’a
kadar gerilemiştir.
Bu
yıl hububatta özellikle buğdayda 2005 yılına göre fiyatlarda bir
artış olmuş ancak, bu artışlar, fiyatları sadece 2003 yılı
seviyesine getirmiştir.
Pamukta
bu yıl üretim ve ekim alanlarında bir artış söz konusudur. Ancak özellikle
Ekim sonu ve Kasım ayında yağan yağmur ve arkasından yaşanan sel,
pamukta fiyat düşmelerine sebep olmuştur.
Şeker
pancarında her yıl fiyat ve kota biraz daha düşmektedir.
2006 yılı pancar fiyatları %10 düşürülmüştür. Kamunun elindeki
fabrikalarda kota her yıl biraz daha düşmektedir. 2006 yılında kota
yaklaşık %6,3 oranında azalarak 7,2 milyon tona kadar gerilemiştir. Üreticimizi
haksız rekabetten kurtarmak için şeker kaçakçılığının önlenmesi
gerekmektedir.
Tarım
Satış Kooperatifleri, finans sıkıntısı yüzünden etkin bir
faaliyet gösterememişlerdir.
2005-2006
sezonunda ortalama 752 dolardan ihraç edilen fındık halen 456 dolar
civarındaki bir fiyatla ihraç edilmektedir. Bugünkü durumda fındık
piyasa fiyatları 2.90 - 3.10 YTL’dir. TMO alımlarında üreticinin
eline kilogramda net 3.60 YTL geçmektedir. Fındık tüccarlarının
TMO’yu kendi depoları gibi görerek TMO’nun elindeki fındığa güvenmeleri
piyasaları olumsuz etkilemektedir. Piyasa şartları bu şekilde devam
ederse bu sene yapacağımız fındık ihracatıyla elde edeceğimiz gelir
önceki sezonun yarısı kadar olabilecektir.
Deli
Dana Hastalığı ve Damızlık Hayvan İthalatı
Türkiye
1990 yılında Deli dana hastalığı çıkan ülkelerden her türlü canlı
hayvan ve hayvansal ürün ithalatını yasaklamıştır.
Son
zamanlarda hayvancılık sektöründe büyük ölçekli işletmelerin
kurulmaya başlanması bu yasağın delinmesi girişimlerini de
beraberinde getirmiştir.
Böyle
bir isteğin yerine getirilmesi, gerek ülke hayvancılığını gerekse tüketici
olarak insanlarımızın sağlığını riske sokmak anlamına
gelmektedir.
Bu
nedenle deli dana hastalığı çıkan bir ülkenin herhangi bir yerinden,
hiçbir koşulda damızlık
hayvan ithalatı yapılmamalıdır.
Elektrik
borçları ve fiyatları
Üreticilerimizin
elektrik borçlarının yeniden yapılandırılmış ancak bu uygulamadan
tarımsal sulama abonesi üreticilerimizin %30’u faydalanabilmiştir.
Helen üreticilerimiz sanayicilere göre %11 oranında daha pahalı
elektrik kullanmakta; seralar ile hayvancılık işletmelerinde kullanılan
elektrik enerjisine, ticarethane ve yazıhane tarifesi uygulanmaktadır.
Tarımda kullanılan elektriğe indirimli tarife uygulanmalıdır.
Katma
değer vergisi (KDV)
Çiftçilerimizin
tarımsal üretim için kullandıkları önemli altı girdi için toplam
harcaması 15 milyar YTL’dir. Çiftçilerimizin girdi harcamaları için
ödemiş olduğu Katma Değer Vergisi ortalama 2.1 milyar YTL olmuştur.
Katma
Değer Vergisi (KDV), tüketicilerin ödemiş olduğu bir vergi olmasına
rağmen, üretici kesimler arasında sadece çiftçiler, üretimde kullanmış
oldukları girdiler için Katma Değer Vergilerini kendileri ödemek
zorunda kalmaktadırlar. Bu haksızlığın giderilmesi için ilaç, gübre,
tohum, mazot, elektrik ve yem girdilerinde ödenen Katma Değer Vergisi
oranları düşürülmeli veya çiftçilerimize iadesi sağlanmalıdır.
Doğal
afetler
2006
yılında meydana gelen don, dolu afetinin çiftçilerimize zararı yaklaşık
382 milyon YTL’dir. Ayrıca büyük sel felaketleri olmuştur. Geçmiş
yıllarda yaşanan afetlerden toplam 325 milyon YTL tutarındaki zararlar
da halen ödenememiştir.
Tarımda
meydana gelen doğal afetlerin telafisi 5363 sayılı Tarım Sigortaları
Kanunu ve Tabii Afetlerden zarar gören çiftçilere Yapılacak Yardımlar
Hakkında 2090 sayılı Kanun çerçevesinde mümkün olabilmektedir.
Tarım
sektöründe, doğal afetlerin verdiği zararların telafisinde Tarım
Sigortaları Kanunu ile 2090 sayılı Kanun birbirini tamamlayıcı görev
üstlenecektir. 2090 sayılı kanun değiştirilmelidir. Bu suretle, yardıma
hak kazanmada tüm tarımsal varlık yerine ürün bazındaki zararın
kriter olarak dikkate alınması sağlanmalı, ayrıca kaynak sorunu da
çözülmelidir. Tarım Sigortaları uygulaması da hızlı bir biçimde
genişletilerek, daha çok ürün ve riskin sigorta kapsamına alınması
sağlanmalıdır.
AB
ile ilişkiler
2006
yılı AB ile ilişkiler açısından başarılı geçmemiştir. Çünkü
alınan bir kararla AB Konseyi 8 başlıkta müzakereleri askıya almış,
açılacak diğer başlıkların kapanmasını da şarta bağlamıştır.
AB
bu kararıyla Türkiye’ye haksızlık yapmıştır. Müzakere sürecinin
Kıbrıs sorunu ile ilişkilendirilmesi, bu konunun yeni bir kriter gibi
ortaya konulması, ayrıca 8 başlık içinde Tarım ve Kırsal Kalkınma,
Balıkçılık gibi Gümrük Birliği anlaşmasıyla ilgisi olmayan başlıkların
da askıya alınan konular arasında sayılması çok açık bir halksızlık
ve adaletsizlik örneği olmuştur.
Ş.
Şemsi BAYRAKTAR
Genel
Başkan
|